Menopoz belirtileri nelerdir? Kaç yaşında başlar? Hormon tedavisi güvenli mi? Uzman görüşleriyle menopoz rehberi.
Menopoz dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor? Sıcak basmaları mı? Ruh hali dalgalanmaları mı? Yoksa sessizce geçiştirilmesi gereken bir dönem mi? Kadın sağlığının birçok evresi gibi, menopoz da yıllarca tabu duvarlarıyla çevrili bir konu oldu. Oysa bu her kadının yaşam yolculuğunun bir parçası.
Menopoz elbette ki zorluklarla gelir, ancak tek bir şey fark yaratabilir: Desteklenmiş hissetmek. Farkındalığın devam etmesi için, bilimsel temellere dayanan güvenilir kanıtlara ve kadınların hormonal yolculuğunun tamamını kapsayan bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç var.
Menopoz, ortalama olarak 51 yaşında başlar; bazı kadınlarda perimenopozal geçiş 10 yıl kadar sürebilir. Bu nedenle, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını erkenden edinmek büyük fark yaratır. Daha bilinçli ve dengeli bir yaşam tarzı, daha az dramatik ve daha pozitif bir hormonal geçiş anlamına gelir.
Gelin, menopozu yeni bir bakış açısıyla ele alalım…
- Menopoz Nedir? Kaç Yaşında Başlar?
- Menopozda Beslenme Nasıl Olmalı?
- Kaliteli Uykuya Destek Bitkiler
- Menopozda Egzersiz Neden Önemli?
- Menopozda Hormon Tedavisi Güvenli mi?
- Uzman Görüşü: 40 yaşından sonra her kadın kontrol edilmeli
- Menopoz Belirtileri Nelerdir?
- Uzman Görüşü: Menopoz sürecinde kadınların cinselliği değişir ama yok olmaz
- Uzman Görüşü: Adet görmeyen 40 yaş altındaki kadınlar dikkat etmeli
- Uzman Görüşü: Menopozdan önce başlayan geçiş dönemi gözden kaçabiliyor
- Uzman Görüşü: Menopozu hızlandıran en önemli üç etken…
Menopoz Nedir? Kaç Yaşında Başlar?

Menopoz bedeninizle, sağlığınızla ve kendinizle yeni bir uyum yakalama fırsatıdır. Bu süreci bilinçli ve sağlıklı geçirmek için her yaşta yapabilecekleriniz var. Küçük ama etkili adımlarla, hormonal değişimlere daha iyi hazırlanabilir ve bu süreci daha güçlü bir şekilde yönetebilirsiniz.
20’li Yaşlar: Temelleri Sağlam Atın
Bu dönem, uzun vadeli sağlık alışkanlıkları oluşturmak için mükemmel bir fırsat. Metabolizmanızı desteklemek, hormonal dengeyi korumak ve hücresel sağlığınızı güçlendirmek için besleyici bir diyet benimseyin. Günlük tutarak hedeflerinizi takip edin, egzersiz yaparak bedeninizi güçlendirin.
30’lu Yaşlar: Stresi Yönetin, Bedeninizi Dinleyin
Aile, kariyer ve sosyal hayat arasında denge kurmak zor olabilir. Stres yönetimi bu dönemde en önemli konuların başında gelir. Düzenli uyku, meditasyon ve farkındalık pratikleri ile ruh halinizi dengeleyin. Vücudunuzun verdiği sinyalleri dinleyerek sağlığınıza özen gösterin.

40’lı Yaşlar: Koruyucu Sağlığa Öncelik Verin
Bu yaşlar, sağlığınıza proaktif bir yaklaşım benimsemek için kritik bir dönem. Doktor kontrollerinizi aksatmayın, kemik yoğunluğunuzu takip edin ve hormonal değişimlerinizi destekleyecek besinleri artırın, hücresel sağlığınızı güçlendirin.
50’li Yaşlar: Değişimi Kucaklayın
Menopoz artık bir gerçeklik haline gelir. Kilo dalgalanmaları, uyku sorunları veya cilt değişiklikleri yaşayabilirsiniz. Bilinçli olmak ve kendinize iyi bakmak bu süreci kolaylaştırır. Akdeniz tarzı beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi, kaliteli uyku ile bu geçişi daha sağlıklı hale getirebilir.
60’lı Yaşlar ve Sonrası: Zihinsel ve Fiziksel Canlılığınızı Koruyun
Bu dönem, hayatın tadını çıkarmak ve sağlıklı yaş alma sürecini desteklemek için harika bir fırsat. Fiziksel olarak aktif kalmak, zihinsel keskinliği korumak ve sosyal hayatınızı güçlendirmek için yeni hobiler edinin. Yaratıcı yönünüzü keşfetmek ve kendinizi geliştirmenin yollarını aramak, ruhsal ve fiziksel sağlığınızı destekler.
Menopozda Beslenme Nasıl Olmalı?

Menopoz dönemi, bağırsak sağlığıyla ilgili bazı zorluklar getirebilir.
Ancak beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız değişikliklerle, hormonal dengesizliklerin etkilerini hafifletebilir ve bu süreci daha sağlıklı ve dengeli geçirebilirsiniz.
Menopozal değişimler kaçınılmaz ama doğru yaklaşımla bu dönemi rahat atlatabilirsiniz.
1- Kompleks Karbonhidratlar İle Güçlenin
Bağırsak mikrobiyomu, vücudun genel sağlığı için kritik bir rol oynar. Sindirim sisteminizin sağlığını destekleyen karbonhidratları tüketmek, enerji seviyelerinizi yükseltirken bağırsak dengenizi korumanıza yardımcı olabilir.
Bağırsak dostu ve enerji veren karbonhidratlar
Tatlı patates: Yüksek lif içeriği ile uzun süreli enerji sağlar.
Elma: Lif ve doğal şekerler sayesinde dengeli enerji sunar.
Havuç: Beta-karoten, antioksidanlar ve sindirimi destekleyen lif içerir.
Pancar: Nitrik oksit üretimini artırarak dolaşımı ve enerji seviyelerini destekler.
Balkabağı: Lif, beta-karoten ve düşük glisemik indeksli karbonhidratlar içerir.
Muz (hafif olgunlaşmış olanlar): Bağırsak dostu dirençli nişasta içerir.
Kinoa: Tam protein kaynağı olmasının yanı sıra bağırsak dostu lifler içerir.
Yeşil muz veya plantain (pişmiş olarak): Dirençli nişasta içererek bağırsak bakterilerini besler.
2- Liflerle Destekleyin
Bağırsak sağlığınız için en önemli besin ögelerinden biri lifler.
Lif, sindirim sistemini düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda Tip 2 diyabet riskini azaltmaya, kolesterol seviyelerini iyileştirmeye ve kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

Lif açısından zengin besinler:
Turpgiller sebzeleri: Brokoli, lahana, brüksel lahanası ve karnabahar.
Meyveler: Elma, armut, böğürtlen ve ahududu.
Çiğ kuruyemişler ve tohumlar: Badem, ceviz, keten tohumu ve chia tohumu.
Baklagiller: Mercimek, nohut, fasulye ve börülce.
3- Fermente Besinleri Ekleyin

Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca bakteri, sindirim sistemimizin dengesini korumada ve enerji seviyelerimizi düzenlemede kritik bir rol oynar. Fermente besinler, doğal probiyotikler içererek bu dost bakterileri besler ve bağırsak sağlığını destekler. Fermente besinleri beslenmenize yavaş yavaş eklemek, bağırsak sağlığınızı korurken enerji seviyelerinizi dengede tutmanıza yardımcı olabilir.
Fermente besinler:
Ev Yapımı Yoğurt: Doğal probiyotikler ve protein içerir.
Kefir: Yoğurttan daha fazla probiyotik içerir ve bağırsak sağlığını iyileştirir.
Lahana turşusu: Lif ve probiyotikler açısından zengindir.
Kimchi: Bağırsak dostu bakteriler ve antioksidanlar içerir.
Miso: Fermente soya ezmesi, bağırsak sağlığına katkıda bulunur.
Tempeh: Fermente edilmiş soya fasulyesi, probiyotikler ve protein açısından zengindir.
Kombucha: Probiyotik açısından zengin fermente çay, sindirimi destekler.
4- Kemik Suyu İçin
Menopoz döneminde vücutta kolajen üretimi azalır. Kemik suyu, kolajen açısından zengin olmasının yanı sıra, vücudun kendi kolajen üretimini destekleyen glisin ve prolin amino asitlerini içerir. Ayrıca kemik suyundaki glisin, sağlıklı serotonin seviyelerini destekleyerek daha derin ve dinlendirici uyku sağlayabilir.
5- Sağlıklı Hormonal Denge İçin Bitkilerden Destek Alın

Menopoz sürecinde östrojen ve progesteron seviyeleri düştüğünde, bazı bitkiler hormonal dengenizi korumaya yardımcı olabilir. Hormonal değişimler, birçok kadın için menopoz sürecini zorlayıcı hâle getirebilir. Doğru beslenme ve doğal desteklerle bu süreci daha sağlıklı ve dengeli geçirmek mümkün.
Doğal Hormon Dengeleyici Bitkiler
Maca Kökü: Enerji seviyelerini artırır ve hormonal dengeyi destekler.
Kırmızı Yonca: Doğal östrojen benzeri bileşikler içerir.
Çuha Çiçeği Yağı: Hormon dalgalanmalarına bağlı belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir.
Ashwagandha: Stres seviyelerini azaltarak hormonları dengeleyebilir.
Adaçayı: Sıcak basmalarını hafifletmeye yardımcı olabilir.
Reishi Mantarı: Bağışıklık sistemini destekler ve stresi azaltabilir.
Kaliteli Uykuya Destek Bitkiler

Menopoz sürecinde kaliteli uyku, ruh halini ve zihinsel sağlığı korumanın temel taşlarından biri.
Menopoz dönemindeki kadınların yaklaşık yüzde 75’i uyku problemleri yaşadığını bildiriyor.
İyi bir uyku için karayılan otu, mimoza, çarkıfelek ve sarı kantaron gibi bitkiler destekleyici olabilir.
Karayılan Otu: Araştırmalara göre, sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olur.
Mimoza: Gevşetici etkileriyle bilinir ve uyku kalitesini artırabilir.
Çarkıfelek: Sinir sistemini yatıştırarak derin uykuya geçişi kolaylaştırabilir.
Sarı Kantaron: Ruh halini dengeleyici etkisiyle uykusuzluk sorunlarını hafifletebilir.
Menopozda Egzersiz Neden Önemli?

Egzersizin genel yaşam süresi, zihinsel sağlık, metabolizma ve daha fazlası için faydaları var. Menopoz sürecinde de fiziksel ve zihinsel sağlığı destekleyerek bu dönemi rahat geçirmeye yardımcı olabilir. Menopoz döneminde kardiyo, ağırlık antrenmanı ve esneklik odaklı hareketleri bir araya getirmek, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekler. Kendinize uygun egzersizleri belirlerken, semptomlarınıza ve hedeflerinize göre bir plan oluşturmalısınız.
Vücut Sıcaklığını Düzenlemek İçin: Kardiyo

Kardiyo egzersizleri, vücut sıcaklığını dengelemeye yardımcı olarak sıcak basmaları ve gece terlemelerini hafifletebilir. Ayrıca bilişsel sağlığı destekleyerek zihinsel performansı artırır ve “beyin sisi” olarak adlandırılan odaklanma sorunlarını azaltabilir. Koşu, popüler bir kardiyo seçeneği olsa da tek seçenek değil. Eğer koşu size uygun değilse, şu alternatifleri deneyebilirsiniz:
• Bisiklete binme
• Tempolu yürüyüş
• Merdiven çıkma
• İp atlama
Stresi Azaltmak ve Uyku Kalitesini Artırmak İçin: Yoga ve Pilates
Denge ve esneklik egzersizleri, stresi azaltarak rahatlamanıza yardımcı olur ve uyku kalitenizi artırır. Eğer hareket içeren ancak rahatlatıcı bir aktivite arıyorsanız, şu egzersizleri rutininize ekleyebilirsiniz:
• Yoga: Nefes ve esneme hareketleriyle hem zihni hem de bedeni rahatlatır.
• Pilates: Kas gücünü ve esnekliği artırırken, bedeni çalıştırır.
• Tai Chi: Yavaş ve kontrollü hareketlerle dengeyi geliştirir ve zihinsel dinginlik sağlar.
Ruh Halini ve Kas Kütlesini Korumak İçin: Ağırlık Antrenmanı
Ağırlık antrenmanları, kas kütlesini ve kemik yoğunluğunu koruyarak osteoporoz riskini azaltır. Ayrıca metabolizmayı destekleyerek menopoz belirtilerinin şiddetini hafifletebilir. Düzenli ağırlık antrenmanı, ruh halini iyileştirmeye de yardımcı olur. Bu egzersizleri rutininize ekleyebilirsiniz:
• Vücut ağırlığı ile yapılan squat, lunge gibi hareketler
• Düşük ağırlıklarla yapılan direnç egzersizleri
• Serbest ağırlıklarla veya direnç bantlarıyla çalışma
Menopozda Hormon Tedavisi Güvenli mi?

Östrojen azalması ile ortaya çıkan semptomların azaltılması veya geçirilmesi amacıyla hormon verilir. Hastanın yakınması varsa, tedavi planı hakkında ayrıntılı bilgilendirildikten sonra uygun tedavi düzenlenir.
Hormon tedavisinin sıcak basması, gece terlemesi, vajinal kuruluk gibi etkilerde düzeltici etkisi olurken, cilt ve fiziksel görünümü de iyileştirir. Kemik yoğunluğunun korunmasını sağlar, osteoporozun ilerlemesinin önler. Ateş ter basmaları olmayan kadınlarda hormon tedavisi kalp hastalıkları riskinin azaltılması amacı ile önerilmez.
Hormon tedavisi, rahim ve meme kanseri ile inme riskini artırır. Rahimi alınmamış kadınlarda hormon tedavisi verilecekse mutlaka östrojen ile birlikte progesteron da verilmeli. Hormon tedavisi kullanımı sonucu meme kanseri riski; alkol kullanımı, aşırı kilo, 30 yaşından sonra yapılan ilk doğum, geç menopoz gibi değişkenlerin getirdiği risklerden daha fazla değil. Göreceli risk artışı yüzde 25 civarında.
Gerçek sayılar üzerinden değerlendirildiğinde hormon tedavisi almayan 1000 kadının 10’nunda meme kanseri görülürken, hormon tedavisi alan 1000 kadının ise 12-13’ünde meme kanseri görülüyor. Tedavinin kesilmesinden 5 yıl sonra oluşan bu minimal risk artışı ortadan kalkar.
Kalp hastalıkları açısından ise menopozdan sonra erken dönemde başlanan hormon tedavisinin koruyucu etkisi görülürken, menopoz başlangıcından 5 yıl sonrasında başlanan hormon tedavisi riski artırır. Libido düşüklüğü olan kadınlarda östrojen faydalı olmadığında testosteron da tedaviye eklenebilir. Uzun dönem testosteron tedavisinin güvenilirliğine dair veri yok.
Hormon tedavisinin başlangıcında ayrıntılı kişisel ve aile öyküsünün alınması, risklerin saptanması amacıyla tam bir fizik muayenenin yapılması ve menopoza bağlı şikayetlerin belirlenmesi uygulanacak tedavinin planlamasında en önemli basamaklardır.

Uzman Görüşü: 40 yaşından sonra her kadın kontrol edilmeli

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Menopoz, tüm kadınların yaş almasının doğal bir süreci. “Menopoz” terimi, aslında görülen en son adet kanaması olsa da, son adetten hemen önce veya sonra değişiklilerin görüldüğü dönem olarak bilinir. Kadınların çoğunda, kalıcı olarak adet kesilmesinden önce adet araları açılır. Bir grup kadında ise aşırı adet görme şikayeti olur.
Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenir. İlk adet kanaması yaşı, doğum kontrol hapı kullanımı, ırk, eğitim, boy ve emzirme gibi değişkenlerden etkilenmez. Dünya ortalaması 49-51 arasındadır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada menopoz yaşı 49.6 olarak bulundu. 40 yaştan önce menopoza girmek “erken menopoz” olarak tanımlanır.
Yaklaşık 15-29 yaşlarındaki 1000 kadından birinde, 30-39 yaşlarındaki 100 kadından birinde erken menopoz görülüyor. Doğal bir biyolojik süreç olan menopozun engellenmesi mümkün değil ancak şiddetli semptomları hafifletmek için tedavi seçenekleri var.
Menopoz Belirtileri Nelerdir?
- Hormonal, fiziksel ve duygusal değişimler meydana gelir.
- Ateş ter basması, gece terlemesi ve uykusuzluk en sık görülen belirtiler.
- Genital organlarda kuruluk, cinsel isteksizlik, idrar kaçırma, vajinal akıntı gibi şikayetleri doğurabilir.
- Deride incelme olur, kolajen içeriği azalır ve kuruluk, kaşıntı, saç dökülmesi, eklem ağrıları ortaya çıkabilir.
- Menopozdan 1.5 yıl öncesi ile 1.5 yıl sonrası arasında vertebral kemik yoğunluğunun yılda yüzde 2,5 azaldığını gösteren çalışmalar var.
- Koroner kalp hastalıkları, ateroskleroz, hiperkolesterolemi riski artar.
- Kendini kötü, üzgün, ağlamaklı hissetme, isteksizlik, ruh halinde değişiklik, sinirlilik, gerginlik, çabuk öfkelenme hissi, huzursuzluk, panik hissi, genel performansta azalma, hafızada zayıflama, konsantrasyon zorluğu ve unutkanlık görülebilir.
40 yaşından sonra her kadın düzenli aralıklarla kontrol edilmeli. Bu kontrolde detaylı jinekolojik muayene, meme kanseri taraması, kemik mineral yoğunluğu ölçülmesi, kan tetkikleri yapılır. Yaşam şeklinin düzenlenmesi ise bu dönemi sağlıklı geçirmek için esastır. Kötü alışkanlıklardan uzaklaşılması, haftada en az 3 gün, günde en az 30 dakika egzersiz yapılması, beslenme alışkanlıklarının düzenlenip aşırı kalori alımından kaçınılması, kardiyovasküler riskleri ve osteoporozu önemli ölçüde azaltır.
Uzman Görüşü: Menopoz sürecinde kadınların cinselliği değişir ama yok olmaz

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
Bu dönemde kadınlar sıkça duygusal dalgalanmalar yaşayabilir. Sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım, kadınların bu dönemi daha rahat atlatmalarına yardımcı olabilir. Partnerlerin bu süreçte destekleyici bir rol üstlenmesi, huzurlu bir uyku ortamı yaratması ve gerektiğinde profesyonel yardım alınmasını teşvik etmesi önemli.
Menopoz sürecinde kadınların cinselliği değişir ama yok olmaz. Partnerler, bu sürecin doğal bir biyolojik evre olduğunu anlamalı ve kadınların ihtiyaçlarına duyarlı olmalı.
Bu dönemde, empati ve bilgi bir araya geldiğinde cinsel yaşam tatmin edici bir şekilde devam edebilir. Her kadın menopozu farklı şekillerde deneyimler. Bazıları bu süreci hafif semptomlarla geçirirken, diğerleri için daha zorlu olabilir.
Uzman Görüşü: Adet görmeyen 40 yaş altındaki kadınlar dikkat etmeli

Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Erken menopoz tanısı, 40 yaş altındaki kadınlarda adet görmeme ile birlikte yüksek folikül uyarıcı hormon (FSH) seviyelerinin tespit edilmesi ile konulabilir. Seyrek adet gören kadınlarda FSH testi için en uygun zaman adet döngüsünün üçüncü günü. Adet görmeyen kadınlarda ise test herhangi bir gün yapılabilir. Ayrıca, sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi kadınlık hormonu olan östrojen eksikliğine bağlı semptomlar, erken menopoz tanısını düşündüren önemli bulgular. Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi için Anti-Müllerian Hormon (AMH) testi ve ultrasonla folikül sayımı gibi ileri tetkikler de kullanılabilir.
Uzman Görüşü: Menopozdan önce başlayan geçiş dönemi gözden kaçabiliyor

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Kadınlar belirtileri fark etse de bunu menopozla ilişkilendirmeyebiliyor. Oysaki vücut genellikle sürecin başladığını önceden haber verir.
Menopozdan önceki yılları kapsayan perimenopoz dönemi, hormonal dalgalanmaların en yoğun yaşandığı evrelerden. Bu süreçte yumurtalık fonksiyonları yavaşlamaya başlar ve östrojen seviyelerindeki iniş çıkışlar vücutta değişimlere yol açar.
Menopoza yaklaşırken en erken fark edilen değişimlerden biri adet düzenindeki farklılıklar. Daha önce düzenli seyreden döngünün aralıklı hale gelmesi, kanama miktarında artış, azalma ya da bazı aylar adet görülmemesi menopoz geçişinin habercisi olabilir.
Ani sıcak basmaları menopozun en çok konuşulan belirtilerinden olsa da, aslında tablonun yalnızca bir parçası. Genellikle yüz, boyun ve göğüs bölgesinde ani ısı artışı, terleme ve zaman zaman çarpıntı hissiyle ortaya çıkan bu ataklar, özellikle gece yaşandığında uyku kalitesini bozabilir.
Menopoz geçiş döneminde birçok kadının fark ettiği ancak çoğu zaman yoğun tempoya bağladığı bir diğer durum uyku kalitesindeki bozulma. Gece sık uyanma, yüzeysel uyku, sabah yorgun kalkma ve gün içinde enerji düşüklüğü bu dönemde sık görülebilir.
Menopoz, psikolojik değişimleri de beraberinde getirebilir. Nedensiz huzursuzluk, tahammülsüzlük, ani duygu değişimleri, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık hissi bu dönemde bazı kadınlarda belirginleşebilir.
Östrojen seviyesindeki düşüş, vajinal dokuda incelme ve kuruluğa yol açabilir. Bu durum bazı kadınlarda ilişkide rahatsızlık hissi, hassasiyet veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları şeklinde kendini gösterebilir.
Toplumda menopozun tek bir testle hemen anlaşılabileceği düşünülse de, tıbbi tanım daha net. Menopoz, başka bir nedene bağlı olmaksızın 12 ay adet görülmemesi ile geriye dönük değerlendirilir.
Bu nedenle, erken yaşta adet kesilmesi yaşayan kadınların mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerek.
Menopoz kadın yaşamının doğal bir evresi ve doğru bilgiyle yönetildiğinde sağlıklı geçirilebilir. Adet düzeninde değişiklik yaşayan, sıcak basmaları artan veya yaşam kalitesi etkilenen kadınların gecikmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurması, hem sürecin konforlu ilerlemesi hem de olası risklerin erken saptanması açısından önemli.
Uzman Görüşü: Menopozu hızlandıran en önemli üç etken…

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etken. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor.
2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor.
Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.
American Journal of Epidemiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini gösteriyor.
Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktör. 2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildiriyor. 2023’te yayımlanan başka birçok merkezli çalışmada da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor.
Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor. Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.
Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde bazı çevresel toksinler bulunan kadınlarda, menopozun daha erken görülebildiği ortaya konmuş. Bu nedenle, günlük hayatta plastik kullanımını azaltmak, cam ürünlerini tercih etmek ve kimyasal maruziyeti sınırlamak önemli.
Kapak Görseli: iStock


