Sanat dünyası oldukça hareketli bir yıla hazırlanıyor. Londra’dan Paris’e, New York’tan Amsterdam’a uzanan bu büyük sergi takvimi, dünyadaki sergiler arasında gezmeye değer olanları bir araya getiriyor.
2026 sergileri, dünya çapında kültürle kurulan seyahat alışkanlıklarını yeniden şekillendiriyor. Büyük müzeler, bienaller ve küratöryel projeler bu yıl Londra, Paris, New York, Amsterdam ve daha pek çok şehirde gerçekleşecek. Bu dosya, dünyadaki sergiler arasında öne çıkanları, 2026 sanat etkinlikleri içinden ayıklanmış bir kürasyonla bir araya getiriyor. Amacımız, gerçekten kaçırılmaması gereken sergileri tek bir çatı altında buluşturmak ve yıl boyunca devamlı güncel tutmak olacak.
OGGUSTO’nun Seçimi: Constantinople to Istanbul

Victoria and Albert Museum’da açılacak Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires, İstanbul’un yaklaşık 1.600 yıllık kültürel mirasını 200’den fazla eser eşliğinde yeniden okumaya davet ediyor. Birleşik Krallık’ta bu ölçekte ilk kez düzenlenecek sergi, 2026’nın öne çıkan kültür duraklarından biri olmaya aday. Tarih, bilet bilgileri ve sergiye dair tüm detaylar için bu yazımızı Londra bölümüne göz atabilirsiniz.
Basel Sergileri
Art Basel 2026 (Basel)

- Tarih: 18–21 Haziran 2026 (Ön izleme: 16–17 Haziran)
- Yer: Basel (Messe Basel)
- Detaylı bilgi ve bilet: Art Basel
Art Basel, 18–21 Haziran 2026 tarihleri arasında uluslararası sanat dünyasını bir kez daha Basel’de buluşturuyor. Ön izleme günleriyle birlikte bir haftaya yayılan etkinlik, dünyanın önde gelen galerilerini, koleksiyonerlerini, müzelerini ve sanat profesyonellerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. Bu yıl 43 ülke ve bölgeden 290 galerinin katıldığı fuar, 20. yüzyıl başyapıtlarından günümüzün en güncel üretimlerine uzanan geniş bir seçki sunuyor. Solo sunumlar, tarihsel eserler, yükselen sanatçıların yeni işleri ve büyük ölçekli projeler, fuarın farklı bölümlerinde ziyaretçilerle buluşuyor.
2026 edisyonunun öne çıkan başlıkları arasında, VIP günlerinde ilk kez görücüye çıkacak eserleri bir araya getiren yeni Basel Exclusive bölümü ile Ruba Katrib küratörlüğünde gerçekleşen Unlimited yer alıyor. Enstalasyon, heykel, performans ve film projelerini kapsayan Unlimited, bu yıl 59 projeyi bir araya getirirken; Parcours, Kabinett, Premiere, Feature, Statements ve Edition bölümleri de fuarın çok katmanlı yapısını güçlendiriyor. Art Basel haftası boyunca düzenlenen kamusal sanat projeleri, konuşmalar ve şehir geneline yayılan etkinlikler sayesinde Basel, çağdaş sanatın küresel buluşma noktalarından birine dönüşüyor.
Bu etkinlik kimler için ideal?
Çağdaş sanatın güncel yönelimlerini tek bir haftada takip etmek isteyenler, uluslararası galeri programlarını yakından izleyenler ve Avrupa sanat takvimini seyahat planlarıyla birleştirenler için vazgeçilmez bir durak.
OGGUSTO’nun Art Basel 2026 Notu: Müze ölçeğindeki enstalasyonlar, performanslar ve mekâna özgü projeler sayesinde Unlimited, fuarın en çok beklenen bölümlerinden biri olmayı sürdürüyor. Büyük ölçekli çağdaş sanat üretimlerini bir arada görmek isteyenler için başlı başına bir ziyaret nedeni. Ayrıca, Art Basel yalnızca fuar alanıyla sınırlı kalmıyor. Müzeler, vakıflar, bağımsız sanat mekânları ve kamusal alan projeleriyle birlikte Basel’in tamamı bir hafta boyunca sanat etrafında şekilleniyor.
Berlin Sergileri
Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam


- Tarih: 10 Şubat – 19 Temmuz 2026
- Yer: Berlin (James-Simon-Galerie)
- Detaylı Bilgi
Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam sergisi, 10 Şubat – 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında Berlin’de James-Simon-Galerie’de izleyiciyle buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzeleri’ne bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan sergi, Şanlıurfa Müzesi’nden seçilen 89 eser ve 4 replikayı bir araya getirirken, Isabel Muñoz’un Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflarla arkeolojik çerçeveyi çağdaş bir görsel perspektifle tamamlıyor. İlk kez 2023’te Pera Müzesi’nde sergilenen ve ardından Ankara ile İspanya’da izleyiciyle buluşan bu fotoğraflar, Neolitik Çağ’da yerleşik hayata geçiş sürecini, ortak üretim ve inanç pratiklerini güçlü bir kompozisyon diliyle ele alıyor. Berlin ayağı, bu uluslararası yolculuğun en kapsamlı duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Göbeklitepe ve Taş Tepeler üzerine güncel arkeolojik bulguları görmek isteyenler, Neolitik Çağ’ın toplumsal dönüşümünü sanat ve tarih kesişiminde okumak isteyenler ve Berlin’de kültür odaklı bir rota planlayanlar için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Toplumun Keşfi Sergisi Notu: Müze koleksiyonundan gelen eserler ile Muñoz’un fotoğrafları yan yana geldiğinde, tarihsel veri ile sanatsal yorum arasında güçlü bir diyalog kuruluyor.
Zeynep Bastık’ın OGGUSTO’ya özel verdiği Berlin önerilerine göz atın.
Çekya Sergileri
Lidice Sanat Koleksiyonu Galerisi – NHK Collection for Lidice


- Tarih: 9 Haziran 2026 – 7 Mart 2027
- Yer: Lidice Sanat Koleksiyonu Galerisi, Lidice, Çekya
- Detaylı Bilgi ve Bilet
NHK Collection for Lidice, 9 Haziran 2026 – 7 Mart 2027 tarihleri arasında Çekya’daki Lidice Sanat Koleksiyonu Galerisi’nde izleyiciyle buluşuyor. Nahit & Huma Kabakcı Koleksiyonu’ndan bağışlanan 65 eseri bir araya getiren sergi, Türkçe konuşulan coğrafyalardan sanatçıları Lidice’nin hafıza ve dayanışma eksenindeki kültürel mirasıyla buluşturuyor. Volkan Aslan, İpek Duben, Işıl Eğrikavuk, Babi Badalov, Sabina Şıxlinskaya ve Ara Güler gibi isimlerin yer aldığı seçki; göç, kimlik, aidiyet, hafıza ve toplumsal dönüşüm gibi temaları farklı disiplinler üzerinden ele alıyor.
Lidice Anıtı bünyesinde faaliyet gösteren koleksiyon için son yılların en kapsamlı katkılarından biri kabul edilen proje, bağışlanan eserlerin ilk kez kamuyla paylaşılması açısından da ayrı bir önem taşıyor. Sergi, Türkiye ile Orta Avrupa arasında yeni bir kültürel diyaloğun kapısını aralayan kapsamlı bir buluşma niteliği taşıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Doğu Avrupa’daki alternatif sanat rotalarını keşfetmek isteyenler, Türkiye merkezli çağdaş sanat üretimlerinin uluslararası bağlamdaki karşılığını görmek isteyenler ve hafıza, göç ile kültürel kimlik ekseninde şekillenen sergilere ilgi duyanlar için güçlü bir durak.
Floransa Sergileri
Rothko in Florence – Palazzo Strozzi

https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/
- Tarih: 14 Mart – 23 Ağustos 2026
- Yer: Palazzo Strozzi · Floransa
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Rothko in Florence, Mark Rothko’nun İtalyan sanatıyla kurduğu özel ilişkiyi merkeze alan, Floransa için özel olarak tasarlanmış kapsamlı bir sergi. Christopher Rothko ve Elena Geuna küratörlüğündeki seçki, sanatçının erken dönem figüratif işlerinden 1950’ler ve 60’larda geliştirdiği büyük renk alanlı soyut resimlerine kadar uzanıyor.
Fra Angelico ve Michelangelo’dan ilhamla şekillenen bu üretim süreci, Palazzo Strozzi’nin mimarisiyle güçlü bir diyalog kuruyor. MoMA, Tate ve Centre Pompidou gibi önemli kurumlardan gelen eserlerle sergi, Rothko’nun mekân, renk ve duygu ilişkisini bütünlüklü biçimde ele alıyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Soyut resimle mekân ilişkisine ilgi duyanlar, Rothko’nun renk alanlarını tarihsel bağlam içinde okumak isteyenler ve sanatçının Avrupa sanat geleneğiyle kurduğu bağı merak edenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Rothko in Florence Sergisi Notu: Palazzo Strozzi’nin mimarisi serginin deneyiminin önemli bir parçası olduğu için eserleri hızlıca geçmek yerine salonlar arasında durarak gezmek, Rothko’nun mekân algısını daha iyi hissettiriyor.
Hamburg Sergileri
Maria Lassnig and Edvard Munch: Flow of Paint = Flow of Life – Hamburger Kunsthalle

- Tarih: 27 Mart – 30 Ağustos 2026
- Yer: Hamburger Kunsthalle · Hamburg
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Flow of Paint = Flow of Life, Maria Lassnig ve Edvard Munch’u ilk kez kapsamlı bir çift sergide bir araya getiriyor. Yarım yüzyılı aşan bir zaman farkına rağmen, iki sanatçının renk kullanımı ve içsel deneyimleri resme taşıma biçimleri arasında şaşırtıcı paralellikler kuruluyor.
Sergi, yas, aşk, yalnızlık, korku, sevinç ve bedensel duyumlar gibi duyguları merkeze alarak, resmin her iki sanatçı için de bir ifade aracından öte bir kendini ve dünyayı sorgulama biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 180’i aşkın eser; resimler, kâğıt üzeri çalışmalar, filmler, fotoğraflar ve bir heykel aracılığıyla sanat ile yaşam arasındaki akışkan ilişkiyi işliyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Duygusal yoğunluğu yüksek resimlerle ilgilenenler, beden ve bilinç ilişkisini sanat üzerinden okumak isteyenler ve farklı kuşaklardan sanatçıları karşılaştırmalı biçimde keşfetmeyi sevenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Flow of Paint = Flow of Life Sergisi Notu: Bu sergide iki sanatçıyı ayrı ayrı değil, yan yana düşünerek izliyorsunuz. Lassnig ve Munch’un renk ve beden üzerinden kurduğu bağlantılar arasında gidip gelmek, resmin duygusal gücünü daha yoğun hissetmenizi sağlıyor.
OGGUSTO’nun Hamburg Restoran Önerisi: Jacobs Restaurant
Jacobs Restaurant, Michelin yıldızlı şef Thomas Martin’in önderliğinde modern ve klasik unsurları birleştiren yaratıcı bir menüye sahip. Hem deniz ürünleri hem de et yemekleri oldukça lezzetli. Elbe Nehri’ne karşı uzanan manzarası ise unutulmaz akşam yemeklerine davetiye çıkarıyor.
Londra Sergileri
Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires (Londra)

- Tarih: 7 Kasım 2026
- Yer: Londra (V&A South Kensington)
- Detaylı bilgi: Victoria and Albert Museum
Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires, Kasım 2026’da V&A South Kensington’da açılarak Birleşik Krallık’ta ilk kez İstanbul’un yaklaşık 1.600 yıllık sanat ve tasarım tarihini bu ölçekte ele alacak. MS 330 yılından 1922’ye uzanan sergi, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları’nın başkenti olan şehrin kültürel sürekliliğini yeni bir perspektifle inceliyor. İnce ipekler, mozaikler, mücevherler, heykeller, mimari parçalar ve resimler dâhil olmak üzere 200’den fazla eser, Konstantinopolis’ten İstanbul’a uzanan dönüşüm hikâyesini sanat ve tasarım üzerinden anlatıyor. V&A’nın bugüne kadarki en iddialı tarih sergilerinden biri olmaya aday olan proje, dünyanın en katmanlı şehirlerinden birini farklı dönemleriyle yeniden okumaya davet ediyor.
Bu sergi kimler için ideal?
İstanbul’un çok katmanlı tarihine ilgi duyanlar, Bizans ve Osmanlı sanatını aynı anlatı içinde görmek isteyenler ve Londra’daki büyük ölçekli müze sergilerini takip edenler için kaçırılmayacak bir durak.
OGGUSTO notu: İstanbul’un küresel kültür tarihindeki yerini yeniden değerlendiren bu proje, hem Türkiye’den ziyaretçilerin hem de uluslararası sanat izleyicisinin radarına girmeye aday. Londra seyahatini sonbahara planlayanlar için güçlü bir ziyaret nedeni.
Tracey Emin: A Second Life – Tate

- Tarih: 27 Şubat – 31 Ağustos 2026
- Yer: Tate · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Tate Modern’de açılan Tracey Emin: A Second Life, sanatçının kırk yıla yayılan üretimini yaşamındaki dönüm noktaları üzerinden ele alan en kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyor. 1990’lardan bugüne uzanan seçki; erken dönem yerleştirmelerden ilk kez sergilenen yeni resim ve bronz heykellere kadar 90’dan fazla eseri bir araya getiriyor.
Sergi, Emin’in itirafçı anlatım dilini; aşk, travma, beden, hastalık ve iyileşme temaları etrafında katmanlı bir biçimde izliyor. Margate ile kurduğu derin bağ, sanatçının kişisel tarihini tekrar tekrar nasıl dönüştürdüğünü gösterirken, Tate Modern’in iç ve dış mekânlarına yayılan işler sergiyi güçlü bir yüzleşme alanına dönüştürüyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Otobiyografik sanat, beden politikaları ve kişisel deneyimin kamusal alana taşınışıyla ilgilenenler ile çağdaş sanatın sınırlarını duygusal dürüstlük üzerinden takip edenler için çarpıcı bir durak.
OGGUSTO’nun Tracey Emin: A Second Life Sergisi Notu: Sergi, kronolojik bir retrospektiften çok Emin’in hayatındaki kırılma anlarını izlemeye odaklandığı için, eserleri yaşam olaylarıyla birlikte düşünerek gezmek deneyimi derinleştiriyor.
Schiaparelli: Fashion Becomes Art (Londra)

- Tarih: 28 Mart – 8 Kasım 2026
- Yer: Londra (V&A South Kensington)
- Detaylı Bilgi
Schiaparelli: Fashion Becomes Art, 28 Mart – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında Londra’daki Victoria and Albert Museum’da, 20. yüzyıl modasının en radikal isimlerinden Elsa Schiaparelli’nin dünyasını kapsamlı bir sergiyle ele alıyor. Birleşik Krallık’ta Schiaparelli’ye adanan ilk büyük sergi olan proje, moda ile sanat arasındaki ilişkiyi merkeze alarak tasarımcının 1920’lerden günümüze uzanan etkisini inceliyor.
Sergi, couture tasarımları, aksesuarlar, fotoğraflar, arşiv belgeleri ve sanat eserlerinden oluşan 200’den fazla objeyi bir araya getiriyor. Salvador Dalí, Jean Cocteau ve Man Ray gibi sanatçılarla yapılan sürrealist iş birlikleri, Schiaparelli’nin moda dilini sanat dünyasıyla nasıl iç içe geçirdiğini ortaya koyuyor. Skeleton Dress, Tears Dress ve ünlü “shoe hat” gibi ikonik tasarımlar da serginin merkezinde yer alıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Moda tarihinin sanatla kurduğu ilişkiyi görmek isteyenler, sürrealist estetiğin couture üzerindeki etkisini merak edenler ve Londra’daki büyük ölçekli moda sergilerini takip edenler için güçlü bir durak.
Queen Elizabeth II: Her Life in Style – The King’s Gallery, Buckingham Palace

- Tarih: 10 Nisan – 18 Ekim 2026
- Yer: The King’s Gallery, Buckingham Palace · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Queen Elizabeth II: Her Life in Style, Britanya’nın en uzun süre tahtta kalan hükümdarının hayatını, kıyafetler üzerinden kronolojik bir şekilde ele alıyor. Yaklaşık 200 parçadan oluşan ve yarısına yakını ilk kez sergilenen bu kapsamlı seçki; çocukluk yıllarından kraliçeliğe, gündelik binicilik ceketlerinden devlet törenlerine uzanan bir stil yolculuğu sunuyor.
Mücevherler, şapkalar, ayakkabılar ve diplomatik semboller taşıyan aksesuarlar; eskizler, mektuplar ve kumaş örnekleriyle birlikte, Kraliçe’nin giyimi kişisel bir tercih kadar kamusal bir dil olarak da kullandığını gösteriyor. Sergi, aynı zamanda 20. yüzyıl Britanya modasının geçirdiği dönüşümü de bu gardırop üzerinden izlemeye olanak tanıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Moda aracılığıyla güç, temsil ve süreklilik kavramlarını okumak isteyenler; kraliyet tarihini kişisel detaylar ve semboller üzerinden takip etmeyi sevenler için güçlü bir durak.

OGGUSTO’nun Queen Elizabeth II: Her Life in Style Sergisi Notu: Sergi, Kraliçe’nin stilinin gösterişli olmaktan ziyade, bilinçli ve kontrollü bir iletişim biçimi olduğunu fark ettiriyor. Renkler, kesimler ve semboller, asla rastlantısal değil çünkü her biri bir mesaj taşıyor.
Görsel: Royal Collection Trust Basın Ofisi, Fotoğrafçı: Jon Stokes
Henry Moore: Monumental Nature – Kew Gardens

- Tarih: 9 Mayıs 2026 – 31 Ocak 2027
- Yer: Kew Gardens · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Henry Moore: Monumental Nature, Henry Moore’un bugüne kadar düzenlenen en kapsamlı açık hava sergisi olarak Kew Gardens’ın peyzajına yayılıyor. 30’u anıtsal ölçekte olmak üzere 100’ün üzerinde heykel, Moore’un doğayla kurduğu güçlü bağı kemik, taş ve peyzaj formları üzerinden anlatıyor.
Bahçenin farklı noktalarına yerleştirilen heykeller, Moore’un, heykeli, çevresiyle birlikte var olan bir form olarak ele alışını öne çıkarıyor. Shirley Sherwood Gallery’de yer alan çizimler, maketler ve küçük ölçekli işler ise bu anıtsal üretimin arkasındaki düşünsel süreci tamamlıyor. Sergi, Wakehurst’teki paralel seçkiyle birlikte Moore’un mirasını doğayla diyalog içinde ele alan çift mekânlı bir deneyim sunuyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Heykel, peyzaj ve doğa ilişkisine ilgi duyanlar, modern heykelin kamusal alandaki etkisini deneyimlemek isteyenler ve müze dışına taşan sergi kurgularını sevenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Henry Moore: Monumental Nature Sergisi Notu: Uzun süreli sergi takvimi sayesinde Moore’un heykellerini farklı mevsimlerde, değişen ışık ve doğa koşullarıyla birlikte deneyimleyebilir; aynı formun zaman içinde nasıl başka duygular yarattığını birebir hissedebilirsiniz.
Marilyn Monroe: A Portrait – National Portrait Gallery

- Tarih: 4 Haziran – 6 Eylül 2026
- Yer: National Portrait Gallery · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Marilyn Monroe’nun 100. doğum yılına özel hazırlanan Marilyn Monroe: A Portrait, Hollywood yıldızının yaşamını ve kültürel mirasını portreler üzerinden ele alıyor. Andy Warhol, Pauline Boty, Marlene Dumas ve Audrey Flack gibi sanatçıların işleriyle birlikte, Cecil Beaton’dan Richard Avedon’a uzanan geniş bir fotoğrafçı seçkisi sergide bir araya geliyor.
Monroe’nun yalnızca bir ikon olarak değil, kendi imajının üretiminde aktif bir figür olarak nasıl rol aldığı serginin ana eksenini oluşturuyor. Kişisel eşyalar, senaryolar ve kostümler ise kamera önündeki imgenin ardındaki kadına dikkat çekiyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Popüler kültür, portre fotoğrafçılığı ve yıldız imgesiyle sanat arasındaki ilişkiye ilgi duyanlar ile Marilyn Monroe’yu sinema tarihinin ötesinde bir kültürel figür olarak okumak isteyenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Marilyn Monroe: A Portrait Sergisi Notu: Sergi, çok sayıda fotoğraf ve görsel üretimi bir arada sunduğu için tempolu gezildiğinde yorucu hissedebilir; seçili portreler üzerinde durarak ilerlemek deneyimi daha anlamlı kılıyor.
Project a Black Planet: The Art and Culture of Panafrica

- Tarih: 11 Haziran – 6 Eylül 2026
- Yer: Barbican Art Gallery · Londra
- Detaylı bilgi
Görsel: Abdias Nascimento, Simbiose Africana nº 3, 1973. Museu de Arte Negra [Black Art Museum], IPEAFRO Collection. Project a Black Planet, Barbican Centre Spring/Summer 2026 kapsamında.
Project a Black Planet: The Art and Culture of Panafrica, 11 Haziran – 6 Eylül 2026 tarihleri arasında Barbican Art Gallery’de Pan-Afrikanizm’in sanat ve kültür üzerindeki etkisini kapsamlı bir çerçevede ele alıyor. Yirminci yüzyılın başında şekillenen bu düşünsel ve politik hareket, sergide yalnızca tarihsel bir arka plan olarak kalmıyor; sanatçıların kolektif gelecek tahayyüllerini nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyan üretimler üzerinden yeniden değerlendiriliyor.
Afrika, Brezilya, Karayipler, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’dan 300’ü aşkın işi bir araya getiren sergi; resim, yerleştirme, afiş, dergi ve film gibi farklı mecraları tek bir kavramsal eksende buluşturuyor. Panafrica’yı sabit bir coğrafya olarak tanımlamak yerine, özgürleşme ve dayanışma fikirlerinin kesiştiği düşünsel bir alan olarak ele alması, sergiyi 2026 yaz sezonunun en kapsamlı projelerinden biri haline getiriyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Sanat ile politik düşünce arasındaki ilişkiyi takip etmek isteyenler, küresel modernizmin farklı coğrafyalardaki yansımalarını görmek isteyenler ve Londra’da kapsamlı bir tematik sergi arayanlar için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun “Project a Black Planet: The Art and Culture of Panafrica” Notu: Panafrica kavramı, sergide özgürleşme ve dayanışma fikirlerinin kesiştiği bir düşünsel alan olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, sanatın toplumsal hayal gücüyle kurduğu bağı öne çıkarıyor.
Frida: The Making of an Icon – Tate

- Tarih: 25 Haziran 2026 – 3 Ocak 2027
- Yer: Tate · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Frida: The Making of an Icon, Frida Kahlo’nun nasıl küresel bir kültürel ikon hâline geldiğini çok katmanlı şekilde ele alıyor. Sergi, Kahlo’nun “birden fazla Frida”sını; entelektüel kimliğini, politik duruşunu, özel hayatını ve sanatsal üretimini birlikte düşünmeye davet ediyor.
130’dan fazla eser; resimler, arşiv belgeleri, fotoğraflar ve kişisel objeler aracılığıyla Frida’nın kendini nasıl inşa ettiğini ve nasıl sahiplenildiğini gösteriyor. Sergi aynı zamanda kadın sanatçıların 20. yüzyıldaki dönüştürücü rolünü ve Frida etrafında oluşan hayranlık kültürünü de mercek altına alıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Frida Kahlo’yu mitin ötesinde, çok katmanlı bir figür olarak okumak isteyenler; sanat, kimlik ve popüler kültür arasındaki ilişkiye ilgi duyanlar için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Frida: The Making of an Icon Sergisi Notu: Bu sergide Frida’yı tek bir imgede sabitlemek yerine, onun farklı kimlikleri arasında dolaşarak tanıyacaksınız. Arşiv belgeleri ve kişisel objeler, Frida’nın nasıl bir sanatçıya ve neden bu kadar güçlü bir sembole dönüştüğünü adım adım hissetmenizi sağlayacak.
The 90s – Tate

- Tarih: 8 Ekim 2026 – 14 Şubat 2027
- Yer: Tate · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Londra’daki bu sergi, 2026 sergileri içinde popüler kültür ile çağdaş sanatı aynı anlatıda buluşturan nadir örneklerden biri. The 90s, Britanya’da 1990’ların yarattığı kültürel kırılmayı; sanat, moda, müzik ve fotoğrafın birbirine karıştığı bir dönem olarak ele alıyor.
Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve ekonomik toparlanmayla birlikte ortaya çıkan özgürlük ve deneme isteği, bu on yılda güçlü bir görsel dile dönüşüyor. Edward Enninful küratörlüğündeki sergi; Juergen Teller, Nick Knight, David Sims ve Corinne Day’in fotoğraflarını, Damien Hirst, Gillian Wearing ve Yinka Shonibare’in işleriyle yan yana getiriyor. Vivienne Westwood, Alexander McQueen ve Hussein Chalayan’ın tasarımları ise 90’ların estetik cesaretini tamamlıyor.
Sergi, yüksek sanat ile popüler kültür arasındaki sınırların çözüldüğü bu dönemin bugüne uzanan etkisini görünür kılıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
1990’ları nostaljik bir dönem olarak değil, bugünün estetik ve ifade biçimlerini şekillendiren bir kırılma anı olarak görmek isteyenler; moda, fotoğraf ve çağdaş sanatın kesişim alanlarına ilgi duyanlar için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun The 90s Sergisi Notu: Bu sergi, 90’ları hatırlatmaktan çok, o dönemin özgüvenini ve cesaretini yeniden yaşatmayı amaçlıyor ve gezerken tempoyu hiç düşürmemeyi vadediyor.
Wes Anderson: The Archives – Design Museum

- Tarih: 21 Kasım 2025 – 26 Temmuz 2026
- Yer: Design Museum · Londra
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Wes Anderson’ın 30 yıla yayılan kişisel arşivine açılan bu sergi, yönetmenin dünyaları nasıl adım adım kurduğuna işaret ediyor. Storyboard’lardan el yazısı notlara, maketlerden kuklalara uzanan 700’ün üzerinde obje, Anderson’ın estetik evreninin arkasındaki düşünme biçimini ortaya koyuyor.
Margot Tenenbaum’un Fendi paltosu, The Darjeeling Limited için Marc Jacobs imzalı valizler ve The Grand Budapest Hotel’in detaylı maketi serginin öne çıkan parçaları arasında. Sergi, sinema ile moda ve tasarım arasındaki sınırların nasıl iç içe geçtiğini net biçimde gösteriyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Wes Anderson sinemasını yakından takip edenler, film kostümleri ve set tasarımına ilgi duyanlar ve yaratıcı üretim süreçlerini perde arkasından görmek isteyenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun “Wes Anderson: The Archives” Sergisi Notu: Sergi, vitrin ve detay odaklı olduğu için kalabalık saatlerde gezmek yorucu olabilir; mümkünse hafta içi ve sakin saatlerde planlamak, objelerle daha yakından vakit geçirmeyi kolaylaştırıyor.
Los Angeles Sergileri
Fashioning Chinese Women: Empire to Modernity – LACMA

Tarih: 14 Haziran – 25 Ekim 2026
Yer: Los Angeles County Museum of Art (LACMA) · Los Angeles
Detaylı Bilgi ve Bilet
Instagram
Fashioning Chinese Women: Empire to Modernity, Çinli ve Çinli Amerikalı kadınların giyim üzerinden kurduğu kimliği yaklaşık yüz yıllık bir dönüşüm hattı üzerinden ele alıyor. Geç Qing Hanedanlığı’nın bol kesimli, işlemeli kaftanlarından 1930’ların qipao siluetlerine, 1960’larda küresel bir ikon hâline gelen cheongsam’a uzanan bu yolculuk; kadınların değişen toplumsal rolleriyle birlikte modanın nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Shanghai, Hong Kong ve ABD’den gelen 70’ten fazla kıyafet; renk, doku ve el işçiliği üzerinden zanaatkârlığın sürekliliğini vurguluyor. Jason Wu tarafından sergiye özel tasarlanan mankenler ise giysileri tarihsel nesnelerden çok, yaşayan bedenler gibi hissettiriyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Moda tarihini Batı merkezli anlatıların ötesinde okumak isteyenler; kadın kimliği, kültürel dönüşüm ve giyim arasındaki ilişkiye ilgi duyanlar için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Fashioning Chinese Women: Empire to Modernity Sergisi Notu: Sergi, Çin ile Batı arasındaki etkileşimi dramatize etmeden, doğal bir alışveriş gibi sunarak kimliğin nasıl çoğul hâle geldiğini düşündürüyor.
OGGUSTO’nun Los Angeles Restoran Önerisi: Spago Beverly Hills
Şef Wolfgang Puck’ın imzasını taşıyan Spago, modern Kaliforniya mutfağının en klasik ve güvenilir adreslerinden biri. Yerel ve mevsimsel ürünler ön planda.
Meksika Sergileri
Ali Kazma: Mürekkep Zanaatları (Meksiko)

- Tarih: 2026 – 30 Ağustos 2026
- Yer: Meksiko (Franz Mayer Müzesi)
- Detaylı bilgi: Franz Mayer Museum
Ali Kazma’nın Mürekkep Zanaatları başlıklı sergisi, Meksika’nın önemli kültür kurumlarından Franz Mayer Müzesi’nde izleyiciyle buluşuyor. Müzenin kurucusu Franz Mayer’in kitaplara ve yazılı kültüre duyduğu ilgiden hareketle kurgulanan sergi, yazma eyleminin ardındaki üretim süreçlerine odaklanıyor. Kazma’nın edebiyat, bilgi üretimi ve hafıza üzerine uzun yıllardır sürdürdüğü araştırmaların bir uzantısı olan seçki; Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk ve yazar-kitap tarihçisi Alberto Manguel etrafında şekillenen video çalışmalarını bir araya getiriyor.

Serginin merkezinde yer alan Sumi adlı çalışma, sanatçının Japonya’nın Nara kentindeki yaklaşık altı yüz yıllık bir mürekkep atölyesinde gerçekleştirdiği çekimlerden oluşuyor. Mürekkep Evi, Sentimental ve Alberto Lizbon’da gibi yapıtlarla birlikte ele alındığında sergi; kitapların, arşivlerin ve yazılı kültürün görünmeyen emek süreçlerini görünür hâle getiriyor. Mürekkep Zanaatları, Ali Kazma’nın bilgi üretimi, kayıt tutma ve hafıza mekanizmaları üzerine geliştirdiği uluslararası ölçekteki en kapsamlı araştırma alanlarından birini Meksiko’da yeniden bir araya getiriyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Edebiyat ve çağdaş sanat arasındaki ilişkiye ilgi duyanlar, kitap kültürü ve arşiv kavramları üzerine çalışan sanatçıları takip edenler ve Meksiko’daki müze programlarını keşfetmek isteyenler için güçlü bir durak.
Melbourne Sergileri
Cartier – National Gallery of Victoria

- Tarih: 12 Haziran – 4 Ekim 2026
- Yer: National Gallery of Victoria · Melbourne
- Detaylı Bilgi ve Bilet
National Gallery of Victoria’da gerçekleşen Cartier sergisi, markanın 20. yüzyıl başından günümüze uzanan mirasını 300’ün üzerinde parça üzerinden ele alıyor. Taçlar, kolyeler, broşlar, saatler ve tarihi mücevherlerden oluşan seçki; Cartier’nin zanaatkârlık, tasarım ve temsil dili arasındaki sürekliliği vurguluyor. Panther broş, Mystery Clock ve Tank saat gibi ikonik tasarımlar, arşiv çizimleriyle birlikte sunularak üretim sürecine dair nadir bir bakış açısı sunuyor.
V&A iş birliğiyle hazırlanan sergi, kraliyet figürlerinden pop ikonlarına uzanan geniş bir kültürel etki alanını tek bir çatıda buluşturuyor. Elizabeth Taylor’dan Kraliçe II. Elizabeth’e, Prenses Margaret’ten Rihanna’ya uzanan sergi sizi bekliyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Mücevher tasarımı, lüks markaların tarihsel dönüşümü ve zanaatkârlık süreçleriyle ilgilenenler ile Cartier’nin lüks bir marka olmanın yanında, kültürel bayrak taşıyıcısı yönünü görmek isteyenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO’nun Cartier Sergisi Notu: Kraliyet mücevherleriyle çağdaş pop ikonlarına ait tasarımların aynı sergi içinde yer aldığına dikkatinizi çekecektir: Bu, Cartier’nin farklı dönemlerde nasıl evrensel bir temsil dili kurduğunu gösteriyor.
New York Sergileri
Raphael: Sublime Poetry – Metmuseum

- Tarih: 29 Mart – 28 Haziran 2026
- Yer: The Metropolitan Museum of Art · New York
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Raphael: Sublime Poetry, Rönesans’ın en etkili sanatçılarından Raphael’in yaşamını ve üretimini bütünlüklü biçimde ele alan, ABD’deki ilk kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyor. 200’den fazla çizim, resim, duvar halısı ve dekoratif sanat eserinin yer aldığı sergi, sanatçının bugüne dek düzenlenen en geniş retrospektiflerinden biri olmaya aday.
Urbino’daki erken döneminden Floransa’da Leonardo da Vinci ve Michelangelo ile kurduğu diyaloga, Roma’daki papalık sarayında geçen son yıllarına uzanan bu seçki, sanatçının kısa ama yoğun kariyerini kronolojik bir sırayla sunuyor. Resimler, çizimler ve duvar halılarıyla zenginleşen sergi, Raphael’in şiirsel anlatımı ile entelektüel derinliğini bir arada ele alıyor. Kadın figürlerine yaklaşımı ve son yıllarda yapılan bilimsel analizler de serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Rönesans sanatıyla yakından ilgilenenler, Raphael’i Leonardo ve Michelangelo ile birlikte okumak isteyenler ve klasik sanatın düşünsel arka planını merak edenler için önemli bir durak.
OGGUSTO’nun Raphael: Sublime Poetry Sergisi Notu: Raphael’i çağdaşlarıyla birlikte düşünmek isteyenler için sergi, Met koleksiyonundaki diğer Rönesans salonlarıyla birlikte gezildiğinde daha anlamlı bir bağ kuruyor.
OGGUSTO’nun Manhattan Restoran Önerisi: Le Bain
Manhattan’ın muazzam manzarasına karşı içeceğinizi yudumlayarak gün batımını izleyebileceğiniz ve şehrin ışıkları altında gecenin tadını çıkarabileceğiniz yerlerden biri. Şehrin tam kalbinde bir çatı katında bulunan mekan, New York’un gece hayatının simgesi. Bir yanda Empire State Building’in ışıkları, bir yanda Brooklyn Köprüsü’nün silueti… Bu şehirde yukarıya doğru çıktıkça hayatın ne kadar hızlı aktığını gözlemliyorsunuz.
Paris Sergileri
Matisse 1941–1954 – Grand Palais

- Tarih: 24 Mart – 26 Temmuz 2026
- Yer: Grand Palais · Paris
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Matisse. 1941–1954, Henri Matisse’in kariyerinin son yıllarında geliştirdiği kâğıt kesme tekniğini merkeze alarak sanatçının üretiminde açılan yeni bir görsel dili ele alıyor. Resim, çizim, kesme guajlar, kitaplar ve vitraylardan oluşan 230’dan fazla eser, Matisse’in bu dönemde disiplinler arası bir yaklaşım geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Jazz albümü, Intérieurs de Vence serisi ve Chapelle de Vence için hazırlanan çalışmalar, serginin öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Sergi, sanatçının atölyesini andıran bir kurgu içinde, Matisse’in geç döneminde ulaştığı renk, mekân ve hareket anlayışını bütünlüklü biçimde sunuyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Matisse’in geç dönem üretimini derinlikli biçimde görmek isteyenler, kâğıt kesmelerle resim arasındaki ilişkiyi takip edenler ve sanatçının dekoratif diliyle ilgilenenler için önemli bir durak.
OGGUSTO’nun Matisse 1941–1954 Sergisi Notu: Sergi, kronolojik akışı takip ederek gezildiğinde Matisse’in bu dönemde nasıl yeni bir görsel dile ulaştığını daha açık biçimde gösteriyor.
OGGUSTO’nun Paris Restoran Önerisi: L’Oiseau Blanc
Ünlü şef Davit Bizet’in 2 Michelin yıldızlı restoranı L’Oiseau Blanc, The Peninsula Hotel’in çatısında konumlanmış etkileyici bir mekân. İsmini Kuzey Atlantik’i ilk kez geçen uçağın isminden alan restoranda, uçağın gerçek boyutlu bir kopyası da bulunuyor. Zengin menüleri, Eyfel Kulesi’ni ve Sacre Coeur Bazilikası’nı gören muhteşem manzarasıyla kesinlikle denemeniz gereken restoranların başında olmalı.
Calder. Rêver en Équilibre – Fondation Louis Vuitton
- Tarih: 15 Nisan – 16 Ağustos 2026
- Yer: Fondation Louis Vuitton · Paris
- Detaylı Bilgi ve Bilet
Fondation Louis Vuitton, Alexander Calder’in Fransa’ya gelişinin 100. yılı vesilesiyle sanatçının üretimini kapsamlı bir retrospektifle ele alıyor. Yaklaşık 300 eserden oluşan sergi, Cirque Calder performanslarından kamusal alanı dönüştüren anıtsal heykellere uzanan yarım yüzyıllık bir üretimi bir araya getiriyor.
Mobil ve stabile heykellerin yanı sıra tel portreler, ahşap figürler, çizimler ve takılar, Calder’in heykeli hareket, denge ve zaman üzerinden yeniden tanımlayan yaklaşımına dikkat çekiyor. Frank Gehry imzalı mimariyle kurulan ilişki ise sergiyi, koreografisi olan bir deneyime dönüştürüyor.
Bu Sergi Kimler İçin İdeal?
Heykelin sınırlarını genişleten üretimlerle ilgilenenler, hareket ve mekân ilişkisini sanat üzerinden okumak isteyenler ve 20. yüzyıl avangardının çok disiplinli yapısını merak edenler için güçlü bir durak.
OGGUSTO Calder. Rêver en Équilibre Sergisi Notu: Sergi, heykeli yalnızca mekânla değil zamanla da ilişkilendirdiği için, Calder’in üretimini “dördüncü boyut” fikri üzerinden düşünerek gezmek deneyimi derinleştiriyor.
Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir
25. Sidney Bienali, Avustralya

- Tarih: 14 Mart – 14 Haziran 2026
- Yer: Sydney (birden fazla mekân: White Bay Power Station, Art Gallery of New South Wales, Chau Chak Wing Museum, Campbelltown Arts Centre, Penrith Regional Gallery vb.)
- Detaylı Bilgi ve Bilet
25th Biennale of Sydney: Rememory, çağdaş sanatın en önemli uluslararası etkinliklerinden biri olarak 14 Mart – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Sydney’de gerçekleşiyor. Bienalin başlığı ve teması, yazar Toni Morrison’ın rememory kavramından esinlenerek, hatırlama ile unutma arasındaki kırılgan alanı gündeme getiriyor.
Bu bakışla sanatçılar belleğin kişisel, ailevi ve kolektif katmanlarını yeniden ziyaret ediyor, yeniden kuruyor ve geçmişin bastırılmış, silinmiş veya görmezden gelinmiş hikâyelerini gün yüzüne çıkarıyor. Rememory, kimlik, aidiyet ve topluluk kavramlarını yeniden düşünmeye çağırırken, özellikle İlk Ulus topluluklarına ve göçmen diasporalarına dokunuyor.
Etkinlik ücretsiz olarak düzenleniyor ve Sydney’in kültürel mekânlarını geniş bir çağdaş sanat ağı içinde buluşturuyor.
Bu Bienal Kimler İçin İdeal?
Hatıra ve tarih arasındaki ilişkiyi, kişisel ve kolektif hikâyeler üzerinden düşünmek isteyenler, çağdaş sanatın sınırlarını disiplinlerarası anlatılarla deneyimlemek isteyenler ve hakim kültürlere alternatif bakış açıları arayanlar için önemli bir durak.
OGGUSTO’nun 25. Sidney Bienali Notu: Rememory, özellikle İlk Ulus toplulukları ve göçmen diasporalarına değiniyor. Bu sayede sanatın yanında geçmişin unutulmuş seslerini bugünle buluşturan deneyimlere de şahit olabilirsiniz.
2026 Venedik Bienali: Biennale Arte 2026: In Minor Keys, İtalya

- Tarih: 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 (Ön izleme: 6–8 Mayıs 2026)
- Yer: Giardini · Arsenale · Venedik genelinde çeşitli mekânlar
- Detaylı Bilgi ve Bilet
61. Uluslararası Sanat Sergisi olan Biennale Arte 2026, “In Minor Keys” başlığıyla Venedik’te gerçekleşiyor. Ana sergi, küratör Koyo Kouoh tarafından tasarlanan kavramsal çerçeve doğrultusunda hayata geçiriliyor. Kouoh’un 2025’teki beklenmedik vefatının ardından, bienal onun belirlediği vizyonu ve yapıyı koruyarak sergiyi sürdürme kararı aldı.
Giardini ve Arsenale’deki ana serginin yanı sıra, diğer ülkeden gelen sergiler ve destekleyici etkinlikler, bienali yine küresel çağdaş sanatın en yoğun buluşma alanlarından biri hâline getiriyor. “In Minor Keys”, yüksek sesli temsiller yerine daha kırılgan, içsel ve bastırılmış bir yaklaşım öneriyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in yeni sergisine ev sahipliği yapacak. Sanat pratiğinde şiirsel dili, eleştirel bakışı ve ince mizahı bir araya getiren Güreş, bu sergide kültürel semboller, toplumsal eşitsizlikler ve kimlik tartışmalarını çok katmanlı bir yaklaşımla ele alıyor. Serginin küratörlüğünü ise Başak Doğa Temür üstleniyor.
61. Venedik Bienali: Nilbar Güreş – Gözlerinizden Öperim



- Tarih: 9 Mayıs – 22 Kasım 2026
- Yer: Venedik Bienali – Türkiye Pavyonu
- Detaylı bilgi
61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 tarihleri arasında Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Başak Doğa Temür’ün üstlendiği sergi, sanatçının Venedik Bienali için ürettiği yeni yapıtlarla önceki dönemlerinden seçilen işleri bir araya getiriyor. Fotoğraf, video, kolaj ve tekstil gibi farklı disiplinlerde üreten Güreş’in pratiği son yıllarda heykel ve yerleştirme ölçeğinde genişleyen bir üretim hattına yöneliyor. Türkiye Pavyonu’nda sunulacak sergi, İstanbul’da yürütülen kolektif bir üretim sürecinin sonucunda ortaya çıkan büyük ölçekli heykeller ve mekâna yayılan yerleştirmelerle izleyiciyle buluşuyor.
Sergi, mekânın tamamına yayılan bir kurguyla ilerliyor. Yapıtların bazıları zemine yaklaşırken bazıları duvarlara yaslanıyor, bazıları tavandan sarkıyor ya da kendi ağırlığıyla dengede duruyor. Bu yerleşim, izleyiciyi belirli bir rota boyunca yönlendirmek yerine sergi içinde yavaşlamaya ve bedenin mekânla kurduğu ilişkiye odaklanmaya davet ediyor. Nilbar Güreş’in üretiminde yer alan toplumsal cinsiyet, göç, aidiyet ve yerinden edilme gibi temalar; tekstil, giysi ve gündelik nesneler aracılığıyla kişisel ve kolektif hafızalarla ilişki kuran güçlü bir görsel dil içinde ele alınıyor.
Bu sergi kimler için ideal?
Venedik Bienali’ni takip edenler, Türkiye çağdaş sanatının uluslararası sahnedeki üretimlerini görmek isteyenler ve mekâna yayılan yerleştirmeler üzerinden kurulan sergi kurgularına ilgi duyan izleyiciler için önemli bir durak.
OGGUSTO notu: Türkiye Pavyonu’nun yeni odağı
Nilbar Güreş’in sergisi, Türkiye Pavyonu’nda mekâna yayılan büyük ölçekli yerleştirmelerle izleyiciyi doğrudan fiziksel bir deneyimin içine davet ediyor. Sanatçının pratiğinde giysiler, kumaşlar ve ev içi nesneler kişisel hafızayı taşıyan güçlü sembollere dönüşüyor. Göç, toplumsal cinsiyet ve aidiyet gibi konulara odaklanan işler, Venedik Bienali’nin politik ve toplumsal tartışmalarına önemli bir katkı sunacak.

OGGUSTO’nun Venedik Restoran Önerisi: Osteria alle Testiere
“Günlük olarak taze balık ve deniz ürünlerinden menü hazırlayan, yalnızca 9 masası bulunan Osteria alle Testiere, San Marco’ya yakın ara bir noktada yer alıyor. Bienalin açılış haftası veya Venedik Film Festivali sırasında bu 9 masanın dünya yıldızları ve sanatçılarla dolu olmasına hiç şaşırmayın.”
Kapak Görseli: Frida Kahlo – Hilorama (2017) · Wikimedia Commons · CC BY-SA 4.0 · Görsel kırpılmıştır
https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/


