Kapsamlı Roma gezi rehberi ile şehri keşfedin! Roma’da gezilecek yerler, en iyi pizza, makarna ve gelato mekanları, konaklama önerileri ve lokal ipuçları.
Avrupa’nın ve belki de dünyanın en sanat dolu şehri olan aynı zamanda enfes lezzetlere de imza atan Roma’yı keşfetmeye hazır mısınız? Sadece sokaklarında gezinerek bile büyük keyif alacağınız Roma’nın, tarihini koklayarak zamanda yolculuk edebilirsiniz. Tarihi ve yaşadığınız anı aynı zamanda hissetmek istiyorsanız Roma bunun için harika bir seçenek…
Güncelleme Notu: Yazımız, Roma’da yaşayan Art50.net kurucusu Güliz Özbek Collini’nin içeriden ipuçları ve lokal rota önerileriyle genişletildi!
Roma’ya Neden Gidilir?

Tarihin, sanatın ve yaşamın aynı sokakta buluştuğu şehirlerden biri Roma. Taş sokaklarında yürürken bir anda Antik Roma’ya, birkaç adım sonra Rönesans’ın zarafetine, köşeyi döndüğünüzde ise modern İtalyan yaşamının canlı ritmine karışıyorsunuz.
Roma’ya gitmenin ilk nedeni kuşkusuz tarih. Colosseum, gladyatörlerin, imparatorluk gücünün ve antik dünyanın en güçlü anlatılarından biri. Hemen yanında yer alan Roman Forum ise bir zamanlar politik ve sosyal hayatın merkeziyken bugün geçmişin güçlü bir sahnesi gibi duruyor. Pantheon ise hâlâ ayakta kalmayı başaran mimari kusursuzluğu ile şehrin en etkileyici duraklarından biri.
Şehir aynı zamanda sanatın da merkezi. Vatikan içinde yer alan Sistine Şapeli, Michelangelo’nun tavan freskleriyle neredeyse nefes kesiyor. Vatikan Müzeleri ise tek bir ziyarette bitmeyecek kadar zengin bir koleksiyona sahip. Şehrin farklı noktalarında karşınıza çıkan Barok detaylar, Roma’nın sanatı günlük yaşamın içine nasıl yerleştirdiğini gösteriyor.

Bir diğer güçlü sebep ise şehir ruhu. Roma’da zaman acele etmiyor. Trevi Çeşmesi önünde dilek tutarken kalabalığın içinde bile kendinize ait bir an yaratabiliyorsunuz. İspanyol Merdivenleri, günün her saati yaşayan bir buluşma noktası; oturup insanları izlemek bile başlı başına keyifli. Akşamları ise Campo de’ Fiori, hem yerel hayatı hem de şehrin enerjisini en iyi hissettiren alanlardan biri.
Ve elbette semtler… Trastevere, taş sokakları ve küçük trattorialarıyla daha bohem ve sıcak bir ruh taşırken; Monti, vintage dükkânları ve daha lokal hissiyle Roma’nın sakin yüzünü gösteriyor.

Gastronomi tarafında ise Roma, sadeliğin gücünü hatırlatıyor. Cacio e pepe, carbonara ve amatriciana gibi klasikler, birkaç malzemeyle nasıl derin bir lezzet yaratılabileceğini gösteriyor. Sokakta yenen bir supplì ya da küçük bir espresso molası bile burada bir ritüele dönüşüyor.
Roma’ya Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Roma’ya seyahat etmek için kullanılan en yaygın ve hızlı ulaşım hava yolu. İstanbul’un her iki havalimanından da farklı hava yollarının Roma’ya yaklaşık 2 saat 15 dakika süren direkt uçuş seçeneği var. Diğer şehirlerden Roma’ya gitmek içinse ya İstanbul’dan ya da Avrupa’nın diğer şehirlerinden aktarma yapmak gerekiyor.
Roma’da iki havalimanı var. Biri Fiumicino – Leonardo da Vinci Havalimanı, diğeri Ciampino Havalimanı. İstanbul’dan kalkan uçakların hepsi Fiumicino Havalimanı’na gidiyor. Buradan şehir merkezine gitmek içinse taksi, transfer (çoğu otelin servisi var), otobüs ya da tren seçilebilir. Roma planınızı yapmaya başladıysanız, uçak biletinizi önceden alabilirsiniz!
Taksi her zaman bulunamadığı için otobüs ya da trenlerle şehre ulaşım en sık tercih edilen seçeneklerden. Otobüsler bir saatte şehre varırken trenler ise 30 dakika içinde ulaşıyor.
Roma seyahatinizde uzun uzun yürümeye hazır olun. Şehirde sadece bazı ana yollar trafiğe açık ve geri kalan yerler araç trafiğine kapalı. Taksiyle ya da toplu taşımayla belli bir yere kadar gittikten sonra yürümeniz gerekiyor.
Roma’ya Ne Zaman Gidilir?

Roma’yı adım adım gezmek ve şehrin tadını çıkarmak için en güzel zaman ilkbahar ve sonbahar. Nisan ve haziran ayları arasında çiçeklerle süslü parklar, bahar festivalleri ve az turist yoğunluğu ile Roma keyifli bir atmosfere sahip oluyor. Eylül ve ekim ayları da 20°C-25°C arası sıcaklığı ile Roma’nın tarihi mekânlarını keşfetmek için uygun zamanlardan.
Roma’nın en çok turist ağırladığı mevsim yaz. Temmuz ve ağustos aylarında sıcaklık 30°C’nin üzerine çıkabiliyor ve Roma sokaklarında adım atmak bunaltıcı olabiliyor. Eğer yaz aylarında Roma’ya gidecekseniz öğle saatlerinde dinlenebileceğiniz planlar yapmalı ve güneş koruyucu ekipmanlarınızı yanınıza almalısınız. Roma’nın yakıcı güneşinden korunmak için En İyi Güneş Koruyucular rehberimize göz atın.
Roma’yı sakin zamanında görmek ve Romalıların yaşam tarzını anlamak isterseniz kış aylarında da seyahat edebilirsiniz. Kışın Roma’da ılıman bir iklim hakim ve mevsime göre giyindikten sonra gezmek zor değil. Sadece bazı günler çok yağmurlu olabiliyor. Turist yoğunluğu diğer aylara göre az olduğu için de restoranlarda daha rahat yer bulunabiliyor. Ancak turistik dönem olmadığından bazı yerlerin kapalı olma ihtimali var.
Roma’da Nerede Kalınır?
Roma, dünyanın en çok turist çeken kentlerinden biri olduğundan fazlasıyla otel seçeneğine sahip. Tarihi binalarda tarihi doku içinde sunulan konaklama seçeneklerinin yanı sıra lüks arayanlar için de seçenekler mevcut. Tercihiniz ne yönde olursa olsun merkeze yakın olmanızı öneririm. Çünkü Roma’da nerdeyse her yeri yürüyerek keşfedeceksiniz.

Konforu tercih eden ziyaretçiler için ilk önerim, şehir merkezindeki Hotel de Russie. Spor merkezinden spa seçeneğine kadar her türlü imkânı bulabileceğiniz otelde harika bir şehir manzarası var. Aynı zamanda lezzetli akşam yemeği seçenekleri de mevcut.

Vatikan’a yakın bir konumda bulunan The St. Regis Rome, zengin tarihi dokusu ile tanınıyor. Geniş odaları, spa olanakları ve üst düzey hizmetiyle lüks bir konaklama vaat ediyor.

Şehrin merkezinde, iç mimarisi ile dikkat çeken şirin ve konforlu bir otel. Yemek salonu ve bekleme alanlarının her köşesinde ayrı ayrı fotoğraf çekilmek isteyeceğiniz bu otel, İspanyol Merdivenleri’ne de 5 dakika yürüme mesafesinde.

Aşk Çeşmesi ve birçok yerel restorana yürüme mesafesinde olan otel, tarihi bir binada yer alıyor. Turistik kullanıma uygun otelin, adını aldığı sahibesi çok tatlı ve ilgili. Küçücük ve temiz odanızda kendinizi evinizde hissedeceksiniz. Sabah uyandığınızda kahvaltı için yemek salonunu aramayın çünkü önceden belirttiğiniz saatte ve önceden seçtiğiniz zengin içerikle lezzetli kahvaltınız kapınıza geliyor. Vakit kaybetmeden odanızda kahvaltı keyfini yaşayıp, kendinizi Roma sokaklarına atabilirsiniz.
Roma’da Gezilecek Yerler
Roma’da her köşe başı tarihle bezeli. Şehrin büyüsünü hissetmek için bir rotaya bağlı kalmanıza gerek yok. Bu rehberde, Roma’nın en etkileyici tarihi yapıları, meydanları ve mutlaka görülmesi gereken müzelerini bir araya getirdik. Antik kalıntılardan Rönesans saraylarına, dünya mirası bazilikalardan efsanevi çeşmelere uzanan bir gezi sizi bekliyor.
Kolezyum (Colosseo)

Antik Roma’nın en görkemli yapılarından biri olan Kolezyum, gladyatör dövüşlerinin, tiyatro gösterilerinin ve devasa halk eğlencelerinin merkeziydi. M.S. 70–80 yılları arasında inşa edilen amfitiyatro, 80 bin kişilik kapasitesiyle Roma İmparatorluğu’nun hem mimari hem de toplumsal gücünü simgeliyor. Bugün hâlâ ayakta kalan etkileyici yapısıyla şehrin sembol yapılarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu tarihi yapıyı yakından keşfetmek isterseniz, sesli rehberli Colosseum ve Roma Forumu bileti, uzman rehber eşliğinde detaylı bir tur ya da arena ve yeraltı bölümlerini de kapsayan özel ziyaret seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz.
Ayrıca Mamertinum Zindanı’nı da içeren genişletilmiş tur ile Roma tarihine daha derinlemesine bir bakış atabilir, Rome Tourist Card ile şehirdeki diğer önemli yapıları da avantajlı şekilde gezebilirsiniz.
Kolezyum’u yerinde görmek için Roma planınızı yapmaya başladıysanız, uçak biletinizi önceden alabilirsiniz!
Pantheon

Roma’nın en iyi korunmuş antik yapılarından Pantheon, mimari dehası ve tarihî önemiyle şehirde mutlaka görülmesi gereken anıtlardan. M.S. 126 yılında Roma İmparatoru Hadrian tarafından inşa ettirilen görkemli yapı, adını Yunanca’da “tüm tanrılar” anlamına gelen Pantheon kelimesinden alıyor. Aynı konumda daha önce iki farklı tapınağın bulunduğu düşünülüyor; bu da yapının tarihsel katmanlarını daha da derinleştiriyor.
Kubbesi, iç çapı ile yüksekliği eşit olacak şekilde tasarlanmış olup hâlâ dünyanın en büyük beton kubbelerinden biri olma özelliğini koruyor. Ortasında yer alan ve okülüs adı verilen dairesel açıklık, içeriye doğal ışık girmesini sağlarken aynı zamanda yapıya metafizik bir anlam da katıyor. Pantheon, Roma’nın antik mühendisliğinin ve mimari zekâsının bir anıtı niteliğinde.
Bu etkileyici yapıyı daha derinlemesine keşfetmek isterseniz, hızlı giriş biletiyle uzun kuyrukları atlayabilir, sesli rehberli ziyaretle detaylı bilgi alabilir ya da uzman rehber eşliğinde yapılan tur ile yapının tarihine farklı bir gözle bakabilirsiniz.
Trevi Çeşmesi (Fontana di Trevi)

Roma denince akla ilk gelen simgelerden biri olan Trevi Çeşmesi, Barok mimarisinin en zarif örneklerinden biri. 18. yüzyılda kentin antik su yollarını sonlandıran bir nokta olarak inşa edilen etkileyici yapı, yaklaşık 30 yıllık bir çalışmanın ürünü. Deniz tanrısı Neptün’ün üç dişli mızrağıyla ortada yükseldiği kompozisyonda, deniz atları ve Triton figürleri çeşmeye mitolojik bir anlatı kazandırıyor. Mermer ve taş işçiliğiyle göz kamaştıran detaylar, özellikle tenha saatlerde büyüleyici bir izlenim bırakıyor.
Efsaneye göre, sağ elinizle sol omzunuzun üzerinden Trevi’ye bir madeni para atarsanız Roma’ya tekrar dönersiniz. Her gün yaklaşık 3 bin euro’nun atıldığı bu havuzdan toplanan paralar, şehirdeki ihtiyaç sahiplerine yardım eden Katolik derneği Caritas’a bağışlanıyor. Peki çeşmenin nasıl temizlendiğini ve toplanan paranın nasıl sayıldığını merak ediyor musunuz? Cevap basit: Tartarak. Video aşağıda.
Trevi Çeşmesi’ni daha kapsamlı keşfetmek isterseniz, yer altı bölümlerini de kapsayan rehberli turlara katılabilir, Pantheon ve Piazza Navona’yla birleştirilmiş kısa yürüyüş turları ile tarihi dokuyu birlikte yaşayabilir ya da Domitian Stadyumu’nun altındaki kalıntıları gezerek Roma’nın yüzeyinin altında kalan hikâyelere ulaşabilirsiniz. Dilerseniz daha uzun keşif için Trevi çevresindeki yer altı Domus gezisini tercih edebilirsiniz.
İspanyol Merdivenleri (Scalinata di Trinità dei Monti)

Roma’nın en ünlü meydanlarından biri olan Piazza di Spagna’da yer alan İspanyol Merdivenleri, İtalyanca adıyla Scalinata di Trinità dei Monti için “Roma’nın buluşma noktası” diyebiliriz. İspanyol Büyükelçiliği’nin hemen yanında yer aldığı için bu adı alan merdivenler 18’inci yüzyılda inşa edilmiş ve toplamda 135 basamaktan oluşuyor.
İtalyan mimar Francesco de Sanctis tarafından tasarlanan ve Roma’nın simgelerinden olan bu merdivenlerde her zaman kalabalık göreceksiniz. Burada otururken bir şey yemek yasak. Ayrıca Roma’daki en ünlü mağazalar bu alana açılan sokaklarda yer alıyor. Merdivenin üzerinde Trinita dei Monti Kilisesi ve Aziz Francis heykeli yer alıyor. Villa Medici’nin bahçeleri de bu merdivenlerin üst tarafında bulunuyor.
Navona Meydanı (Piazza Navona)

Barok mimarinin kalbinde yer alan Piazza Navona, Roma’nın en canlı ve estetik meydanlarından biri. Antik Roma döneminde Domitian Stadyumu üzerine inşa edilen meydan, tarihsel kökenlerini koruyarak günümüzde sanatla iç içe bir buluşma noktasına dönüşmüş durumda. Bernini’nin ünlü Dört Nehir Çeşmesi’nin ortasında yükseldiği bu alan, hem mimari hem de atmosfer açısından büyüleyici.
Navona Meydanı sokak müzisyenleri, ressamlar ve gösteri sanatçılarıyla günün her saati yaşayan bir sahne gibi. Çevresindeki kafe ve restoranlarda bir espresso molası verip meydanı izlemek bile başlı başına bir keyif. Özellikle gün batımında meydanın taş dokusuna düşen ışık, burayı daha da etkileyici kılıyor.
Meydanın altına inerek bu bölgenin antik geçmişine göz atmak isterseniz, Domitian Stadyumu’nun altındaki yer altı kalıntılarına giriş biletiyle antik Roma’yla doğrudan bağlantı kurabilir, özel rehberli turlarla daha kapsamlı bir keşfe çıkabilirsiniz.
Dilerseniz Roma’nın ünlü meydan ve çeşmelerini kapsayan yürüyüş turu ile Piazza Navona’yı şehirdeki diğer simgelerle birlikte deneyimleyebilirsiniz.
Vatikan



Dünyanın en küçük bağımsız devleti olan Vatikan, Katolik dünyasının ruhani merkezi olmasının yanı sıra, sanat ve mimarlık tarihinde de eşsiz bir yere sahip. Yüksek duvarlarla çevrili şehir devleti, Papa’nın ikametgahı olmasının ötesinde, Michelangelo’dan Rafael’e uzanan sanatçıların başyapıtlarını barındıran bir hazine niteliğinde.
Vatikan Müzeleri, Sistine Şapeli ve Aziz Petrus Bazilikası; Vatikan’ı ziyaret etmek için en önemli sebepler. Michelangelo’nun tavan freskleriyle süslü Sistine Şapeli, hem sanatsal hem de dini açıdan büyüleyici; Vatikan Müzeleri ise antik eserlerden modern sanat koleksiyonlarına kadar geniş bir yelpazeye sahip. Aziz Petrus Meydanı’ndan başlayan bu keşif, bin yıllık inanç ve kültür tarihine açılan bir kapı niteliğinde.
Ziyaretinizi planlarken sabah saatlerine planlarsanız kalabalıktan kaçabilirsiniz. Öğleden sonra, özellikle 15.00 sonrasında da müzeleri daha sakin gezme şansınız olabilir.
Vatikan Müzeleri’ne ne zaman gitmeli, içeride ne kadar zaman harcamalı? Tüm cevaplar Vatikan Müzeleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler rehberinde.
Vatikan’ı detaylıca keşfetmek isterseniz, hızlı giriş biletiyle uzun kuyrukları atlayabilir, rehberli tur ile eserlerin ardındaki hikâyeleri öğrenebilir ya da kombine bilet seçeneğiyle Vatikan’ın tüm zenginliğini tek bir rota altında keşfedebilirsiniz.
The Gardens of Ninfa (Giardino di Ninfa)

İtalya’nın Lazio bölgesinde Latina şehri yakınlarında yer alan botanik bahçesi, dünyanın en güzel botanik bahçelerinden biri olarak kabul ediliyor. Roma’ya arabayla 1 saat uzaklıkta yer alan Latina şehrine, Termini tren istasyonundan bineceğiniz trenle de ulaşabilirsiniz. Botanik bahçelerine bayılıyorsanız Dünyanın En Güzel Bahçeleri listemiz tam size göre.
12. yüzyılda kurulan bir manastırın kalıntıları üzerine inşa edilmiş olan The Gardens of Ninfa, farklı türden bitkilere ev sahipliği yapıyor. Ziyaret için en iyi tarih bahar ayları.
Roma’da Nerede, Ne Yenir?
Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Roma’da, İtalyan mutfağına doyacaksınız. Orijinal reçetesiyle hazırlanan pizza, makarna, gelato ve tiramisu’ları denemek için seyahat planınızda mutlaka yer açın.
Michelin Yıldızı’na sahip birçok restoranın bulunduğu şehirde, hemen her restoran damağınızda iz bırakacak lezzette olacak. Hangi restorana gideceğinize karar vermekte zorlanıyorsanız Roma’nın En İyi Restoranları rehberimiz size yol gösterebilir. Michelin yıldızlı mekanlardan yerel tratoryalara kadar en iyi adresler burada.
Roma stili pizza ya da lokallerin pizza Romana dedikleri dilim dilim satılan, kare kesilmiş pizzaların tadına bakmayı unutmayın!

Fine dining konusunda iddialı olan Roma’da bu tarz bir restoran deneyimlemek isterseniz Ad Hoc ilk önceliklerinizden olmalı.
Via di Ripetta, 43, 00186 Roma RM, İtalya

Roma lezzetli etleriyle de tanınıyor ve Bufalero da bu konuda çok beğenilen bir restoran. Kendi teknikleriyle hazırladığı etleri var. Denediğiniz her şey çok lezzetli olacak!
Via Passo del Turchino, 18 A/B, 00139 Roma RM, İtalya

Roma usulü pizzalar, taze makarnalar ve harika antipasti tabaklar hazırlayan Pizza in Trevi tadı damakta kalan lezzetler sunuyor. Şehrin meşhur uzun, dilimlenerek satılan pizzalarını da burada tadabilirsiniz.
Via di S. Vincenzo, 30/30A, 00187 Roma RM, İtalya

Kendi çekirdeklerini üreten Roma’nın en iyi kahve dükkanlarından biri olan Sant’ Eustachio II Caffe, Pantheon’a çok yakın bir konumda yer alıyor. Mekânın espresso’su önce kokusu sonra zengin aromasıyla size İtalya’da olduğunuzu hissettirecek.
Piazza di S. Eustachio, 82, 00186 Roma RM, İtalya

Bu şirin, küçük restoranı mutlaka ziyaret edin. Dilediğiniz menüyü seçerek, kendi yapımları olan şarapları eşliğinde keyif yapabilirsiniz. Emin olun tadı damağınızda kalacak ve yemek yediğiniz atmosfer hafızanızdan silinmeyecek.
Via del Boschetto, 41, 00184 Roma RM, İtalya

Beklediğiniz sıraya değecek, turistlerin yoğun ilgisini çeken bir restoran. Menüsü çok zengin. Pizzasının yanı sıra, çeşit çeşit sebze ve peynirden oluşan başlangıç tabağına masanızda mutlaka yer verin. Porsiyonları büyük ve doyma garantili! Yemeğinizin eşlikçisi, kendi yapımları olan leziz şaraplar olmalı. Mekânın tasarımı ve samimiyeti de hoşunuza gidecek.
Via del Governo Vecchio, 87, 00186 Roma RM, İtalya

İşte gerçek İtalyan pizzasını yiyebileceğiniz yerel bir restoran. İlk görüşteki salaş tarzı sizi yanıltmasın. Girişte tezgâh üzerinde açılan hamur ve hemen yanındaki fırını size pideci fırınlarını anımsatacak. Rezervasyon yaptırılmıyor ve muhtemelen gittiğinizde sıra bekleyeceksiniz ama hiç pişman olmayacaksınız. Pizzeria Da Baffetto, Navona Meydanı’na açılan sokakların birinde yer alıyor.
Via del Governo Vecchio, 114, 00186 Roma RM, İtalya

İçeri girdiğinizde, camın arkasında yer alan mutfak ve restoranın şık dizayn edilmiş minik masalarını göreceksiniz. Colline Emiliane, seçtiğiniz makarnanın hazırlanışını izleme fırsatı sunuyor. Yemeğinizi heyecanla beklerken diğer seçeneklerden de tatmak isteyebilirsiniz. Porsiyonları ilk bakışta küçük görünse de gayet doyurucu. Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın.
Via degli Avignonesi, 22, 00187 Roma RM, İtalya

İki çeşit makarna çıkaran Pastificio’da oturma alanı yok. Pakette alınan makarnayı İspanyol Merdivenleri’nin kenarına oturup yemek bu bölgenin yazılı olmayan kurallarından biri!
Via Della Croce, 8, 00187 Roma RM, İtalya

Pompi Tiramisu, hem tiramisu çeşitleri hem de pasta ve dondurma seçenekleriyle tanınıyor. Tatlılarını paket olarak veren Pompi’de klasik, çilekli, Antep fıstıklı tiramisu bulabilirsiniz.
Via Della Croce, 88, 00187 Roma RM, İtalya

Roma’nın En İyi Pizzacıları
Roma’nın En İyi Gelato Mekânları

Roma’nın En İyi Makarnacıları
Roma’nın En İyi Tiramisu Mekânları
Roma’dan Ne Alınır?
Roma’da diğer turistik şehirler gibi hediyelik eşya satan birçok mağaza göreceksiniz. Roma’ya özgü hediyelikleri bu mağazalardan seçebilirsiniz. Ziyaretçilerin almayı en çok tercih ettiği hediyelik; üretimi İtalya topraklarında yapılan, dünyaca ünlü, leziz İtalyan şarapları.
İtalyan kahvaltılarının vazgeçilmezi pastane ürünleri, paketlenmiş taze makarnalar, marketlerde bile bulabileceğiniz geleneksel tariflerle hazırlanmış yerel makarna sosları bu gastronomi şehrinden alabileceklerinizden birkaçı.
Şehrin antik dönemine vurgu yapan mini eserler, seramikler ve tasarım ürünler de bu hediyelik eşyalar arasında.
Tabii İtalyan modasını da unutmamak gerek. Dünyaca ünlü moda evlerine sahip olan İtalya’da göz alıcı kıyafet, çanta ve ayakkabılar bulacaksınız.
Güliz Özbek Collini’nin Roma Seyahat Önerileri
Art50.net kurucusu Güliz Özbek Collini, Roma seyahatinizi mükemmelleştirecek ipuçları veriyor.

Roma’ya 3 yıl önce taşındık, öncesinde birçok kez iş ve turistik amaçlı bu şehre gelmiştim. Bir şehri turistik olarak birkaç gün içinde, belli listeler ve hedeflerle yaşamak ile yerleşik yaşamak -doğal olarak- epey farklı. Belli başlı tarihi turistik yerler, müzeler, belirli restoranlar bittikten sonra kendi yaşam akışınıza, oturduğunuz yerlere, vaktinize, arkadaşlarınıza ve gerçek ilgi alanlarınıza yönelik yeni rutinler ve tabii yeni listeler belirmeye başlıyor.
Genelde turistik yerlerden kaçınarak -ama tabii bunları da tamamen göz ardı da etmeden- yaptığım bar, restoran, kafe listeleri güncel deneyimlere ve yeni tavsiyelere göre güncelleniyor. Şu anki ‘top’ restoran listemi aşağıda paylaşıyorum:
Roma Restoran Önerileri
Ristorante La Matriciana
Bizi ve götürdüğümüz herkesi en mutlu eden yer! Her zaman orada olan güleryüzlü sahibi ve sempatik garsonları, mevsime göre değişen Roma menüsü, beyaz örtülü masalarla şık ama sıcak dekoru ile hep ilk tercihlerimiz arasında.
Cumartesi hariç her akşam ve pazar günleri özellikle öğle yemeği için popüler. Lazanyası olmazsa olmaz. Enginar sevenler için sezonunda birçok farklı çeşidiyle cennet. Roma Operası’nın tam karşısında olduğundan opera öncesi ya da sonrası için de ideal. Misafirleri de buna göre. Sezonda opera ve bale sanatçılarını da burada görmek mümkün.
Pianostrada Laboratorio di cucina
Roma’da bulabileceğiniz en yaratıcı ve bir o kadar da lezzetli menüye ve şık sunumlara sahip bir kafe/restoran. İçeri girer girmez önünüze çıkan açık mutfak konsepti ve klasik İtalyan lezzetlerine getirdikleri farklı yaklaşımları ile sahibi olan iki kadın şef Chiara ve Paola burada haklı bir popülerliğe sahip.
Campo di Fiori’ye çok yakın ama arka sokakta manzarasız bir konumda olmasına rağmen vintage eşyalı dekoru, ışıkları ve yeşilliklerle kaplı arka bahçesi ile gerçek bir gurme ve keyif mekânı, özellikle öğle yemeği için. Menü genelde değişiyor, hepsi leziz. Siparişinizi verirken Instagram sayfalarına da bakmanızı öneririm. Ne yerseniz yiyin mutlaka bir focaccia çeşidini de paylaşımlı olarak sipariş edin.
Roscioli
Burası da Campo di Fiori’ye yakın, otantik şarap ve şarküteri tadımları ile meşhur ama genelde hiç yer olmuyor. Çünkü fazla turistik ve popüler. Yine de bakması keyifli olan şarküteri tezgahını inceledikten sonra eğer denemek isterseniz hemen çok yakınındaki Forno’suna gitmenizi öneriyorum. Harika topping’leri olan uzun pizza çeşitlerinden biri mutlaka sizin için. İstediklerinizden dilim kestirip sokağa çıkıp ayakta yiyorsunuz. Hem pizzasını hem de eve götürmek için cantucci’lerini tavsiye ederim.
Il Sorpasso
Vatikan’a yakın alışveriş caddesi Cola di Rienzo’yu dik kesen sokaklardan birinde; genelde o çevreden ve Roma içinden insanların geldiği, özellikle akşamüzeri çok popüler bir mekân. Genelde kalabalık sokağa taşıyor. İster aperitivo ister yemek için tercih edilebilir. Turistik sokaklardan uzakta; şarap, şarküteri çeşitleri ve günün her saati popüler ambiyansı ile meşhur. Yemeklerde seçenek az ama en azından klasik Roma menülerinden farklı. Garsonlar da istediğinizi bulmanıza yardımcı oluyor ve sempatikler.
Le mani in pasta
Trastevere’de küçücük bir restoran. Dışarda masası yok ama insanlar yaz-kış içerisini dolduruyor ve çok sıkışık bir ortamda keyifle yemek yiyor. O kadar ki pandemi zamanı bile insanlar aynı şekilde dip dibe burada yemek yiyordu. Garsonlar denemeniz için ikramlarda bulunabiliyor. Özellikle ıstakozlu ve farklı deniz mahsullü makarnaları ve spesiyaliteleri güzel. Yazın da önünde kuyruk oluyor ama ben burası için kışı tercih ediyorum.
Pierluigi
Campo di Fiori civarında Palazzo Farnese yakınında, sadece yayaya açık olan prestijli Piazza de’ Ricci’ye kurulmuş tek restoran olarak keyifli bir ambiyans sunuyor. Deniz mahsulü ağırlıklı menüsü ve kibar garsonlar ile hem deneyim hem fiyat olarak biraz İstanbul Boğazı’ndaki iyi balıkçı restoranları tarzında. Politikacılar, yerli-yabancı VIP’ler ve Roma’nın elit kesimini burada görebilirsiniz. Önemli bir kutlama ya da misafir ağırlama gibi durumlar için gidebileceğiniz ama epey yüksek ücret ödeyeceğiniz bir yer.
Marigold
Türkiye’deki trend, sağlıklı yemek sunan hip tarzı yerlerin bolluğuna alışık olanlara ilginç gelmeyebilir ama burada bizler için adeta bir cennet! Kitlesi de genelde göçmen ve sağlık düşkünü genç kesim. Çünkü diğer restoranlarda bulamadığınız taze organik malzemeler, müthiş ekmekler son derece şık minimalist sunumlar burada mevcut. Testaccio tarafında; sadece sabah ve öğlen açık.
The Sanctuary
Roma’nın “en az İtalyan” mekânı. Gerçekten Uzak Doğu’da bir retreat gibi, ama özellikle yazın bahçesi, havuz başı, bar, restoran ve gece kulübü çok popüler. Roma’da herhalde en geç saate kadar açık olan tek yer. Özellikle genç kitleye öneririm.
Roma Aperitivo Önerileri
Malum tüm İtalya’da akşamüzeri saat 4’ten itibaren başlayan aperitivo saati neredeyse kutsal. O saatten sonra hiçbir bar kahve vermek istemez, makinelerini kapattıklarını söyleyip aperitivo’ya geçmenizi ister. Burada da tabii yıllardır sürekli popülerliğini koruyanların yanı sıra yeni popüler olan barlar devreye giriyor, bir rezervasyon yarışı başlıyor.
Bu barların çoğu açık alanda ve özellikle çatı teraslarında olduğundan en keyifli zamanı eylül-ekim. Çünkü nisan ayında daha açılmamış oluyorlar; mayısta ise hep yağmur riski var. Rezervasyon yapsanız bile gittiğinizde teras kapalı olduğu için iç mekâna buyur ediliyorsunuz. Haziran başı fena değil ama temmuz-ağustos sıcak hava yüzünden terasta oturmak bana göre bir eziyet.
Gittiğiniz yere göre aperitivo saatinde içkinin yanında birçok yiyecek de geliyor. Hem ortamın hem manzaranın hem aperitivo yanındakilerin kalitesine göre benim tercihlerim sırasıyla şöyle:
Bulgari Roof Top
Bulgari Hotel prestijli konumu, dekorasyonu, kalite anlayışı, Bulgari markasının prestiji ve uzun zamandır devam devam eden tanıtım kampanyaları sayesinde artık yeni bir Roma efsanesi.
Otel odaları şehrin en pahalı fiyatlarını verse de herkese açık olan Il Caffe’si ve Rooftop barı diğer otellerden ve hatta İstanbul-Bodrum fiyatlarından daha fazla değil. Gündüz giriş katındaki kafesinde oturup çay – kahve – içki eşliğinde Roma’da göreceğiniz en şık İtalyanları ve Amerikalı turistleri seyredebilirsiniz. Açıkçası biraz fazla marka gösterisi var. Roof top barı ise çok büyük olmasına rağmen bitkiler ve farklı oturma şekilleri ile cosy ve private hale getirilmiş. Huzurlu bir atmosfer, iyi servis, aperitivo eşliğindeki yiyecekler de geleneksel lezzetlerin minimalist modern versiyonları olarak sunuluyor. Doyurmaz ama çok keyifli…
Bar Cielo, Hotel de Ville
Rocco Forte grubuna bağlı meşhur Hotel de Russie’nin kardeşi olan şık otel, İspanyol Merdivenleri’nin tepesinde; çatı terasının manzarası, kırmızı çizgili oturma gruplarının keyfi ve tabii servis kalitesi ile benim favorim. Tabii ki buraya hemen Hotel de Russie’nin avlusundaki Stravinskij Bar’ı de ekleyelim. Tepeden manzarası yok ama bahçenin keyfi ve doyurucu aperitivo menüsü ile favorilerden. Tabii çok da “instagrammable”.
Hotel Locarno
Terası turistlerce daha az tercih edilen ama lokal olarak daha elit bir kitleye hitap eden bir aperitivo mekânı. Hatta havalar çok sıcak olmadığında terasında sabah brunch da yapılıyor. Bloody mary eşliğinde çok keyifli bir brunch menüsü var. Art deco dekorasyonu önce biraz eski moda imajı veriyor ama otelin karakterini iyi tamamlıyor. Ünlüler, entelektüeller ve film ekiplerinin tercih ettiği, önemli röportajların yapıldığı bir yer. Negroni ve ilginç bloody mary çeşitlerini tavsiye ederim.
Terrazza Boromini
Piazza Navona’dan dar bir sokakla ulaşılıyor. Piazza Navona’ya ve tüm tarihi merkeze bakan manzarası ile çok popüler. Oscar ödüllü La Grande Bellezza – The Great Beauty filminin bazı sahneleri burada çekilmiş; bunu da pazarlamalarında epey kullanıyorlar. Çok turistik olmasına rağmen rahat oturumlu keyifli bir aperitivo mekânı.
Roma Kafeleri
Tabii tüm kaynakların, blogger’ların tavsiye ettiği belli başlı kafeler var ama benim kendi deneyimlerimle sürekli olarak gittiğim Roma’nın en beğendiğim kafeleri şöyle:
SciaScia
Geleneksel tarzda, iç kısmı küçük, dışarda cadde üzerinde de masaları olan daha çok semt halkının ya da expat’ların gittiği, yüzyılı aşan tarihi olan basit ama keyifli bir kahve mekânı. Her yerde olmayan tuzlu kahvaltı seçenekleriyle benim damak tadıma uygun. Bardağın dibinde çikolata olan Cafe Excellente’si favorim.
Forno Monteforte


Şehrin göbeğinde ama sakin bir sokakta, klasik kafelere göre daha modern dekorlu, kahveleri, ekmekleri, dilimli pizza çeşitleri ve içerdeki cosy oturma alanlarıyla favorilerimden. Eğer günün uygun saatindeysem kahve yanına Maritozzo söylüyorum. Maritozzo; Roma’da keşfettiğim ve hiç yemeyeceğim bir şey gibi görünürken bir anda tutkum haline gelen bir mini pasta çeşidi!
Caffe Doria
Via del Corso üzerinde, Il Chiostro di Palazzo Doria Pamphilj içinde, biraz formal görüntülü, binanın iç bahçesi içinde kemerlerin altında insanı iyi hissettiren sakin huzurlu bir ortam. Saat 11.00’den sonra açılıyor; hem kahve hem içki hem öğlen yemeği için uygun. Yakınındaki Palazzo Bonaparte’de bir sergi ya da Via del Corso’da alışveriş sonrası iyi bir buluşma noktası.
Roma Müzeleri ve Sanat
Roma tabii sanat tarihi açısından bir hazine ve adeta bir okul ama Art50.net kurucusu ve çağdaş sanat düşkünü olarak Roma’da en büyük derdim çağdaş sanatla ilgili yerler, sergiler ve kaynaklar bulmak oldu. Neyse ki üç senenin sonunda sıkı araştırmalarım, takiplerim ve bazı arkadaşlar sayesinde çağdaş sanata ulaşım konusunda tatmin olacağım bir seviyeye ulaştım.
Maxxi
Tabii ki her sanatseverin bildiği Roma’nın en önemli çağdaş sanat müzesi Maxxi. Zaha Hadid imzalı binanın sırf dıştan görünüşü için bile buranın önünde saatlerce zaman geçirebilirim. Üstelik çok yoğun bir sergi ve etkinlik programı, harika bir kitapçısı ve kafesi var. Kafesi hem oturma ve çalışma alanlarıyla uzun süre zaman geçirebileceğiniz ferah bir mekân hem de öğrencilere de hitap ettiğinden uygun fiyatlı. Şansıma benim evime de çok yakın.
La Galleria Nazionale d’Arte Moderna e Contemporanea
Sanırım Roma’ya gelen sanatseverlerin bildiği bir müze. 1900’lerden itibaren İtalyan ve birçok başka Avrupalı sanatçının eserleriyle modern ve çağdaş sanat akımlarını muhteşem Palazzo delle Belle Arte ambiyansında deneyimleyebileceğiniz bir müze. Girişindeki görkemli merdivenler üzerindeki yerleştirmeler, arkasındaki bahçe içinde kafesi ve sürekli değişen sergileri ile sanatseverler için harika bir uğrak noktası.
Ara Pacis Museum
İçinde öncelikle Ara Pacis anıtını barındıran, Mimar Richard Maier eseri modern minimalist mimarisi ile kendine saatlerce baktıran, içinde birçok moda ve film çekimi, röportaj gerçekleştirilen modern bir müze. Nehir kenarında çok merkezi konumda. Alt sergi katında yılda birkaç kez sergi yapılıyor ve yerinin merkezi olmasından dolayı kolayca gezilebiliyor. Benim favorim, çok büyük olmamasına rağmen müze kitapçısı.
Centrale Montemartini
Şehrin en az bilinen ama bence en etkileyici, en fotojenik müzelerinden. Testaccio bölgesinde, eski Montemarti elektrik fabrikası içinde hidrolik pompalar, metal borular, ısıtma kazanları arasına yerleştirilmiş Musei Capitolini koleksiyonundan tarihi sanat eserleri ile Metropolis filmine dekor olmaya aday bir müze. 1997 yılında açılmış, endüstri-sanat iş birliğine güzel bir örnek. Roma’da birçok şeyi görmüş olup farklı şeyler görmekle ve şehrin yakın tarihi ile ilgilenenlere tavsiye edilir.
Çağdaş sanat meraklıları için tam bir “destination”: Fondazione Alda Fendi – Esperimenti ve Rhynosorus gallery. Circus Maximus, Bocca della Verita yakınında muhteşem bir lokasyonda Roma’nın sanırım en contemporary binası içinde galeri, residence ve sadece gündüz açık olan bir rooftop ile haftanın yedi günü açık olan, residency binasının her katında bir eser ya da sergileme olan bir mekân.
Bir de seyahat zamanına göre Chiostro Bramante, Palazzo Bonaparte, Villa Medici ve Galleria Borghese’de düzenlenen çağdaş sanat sergilerine bakmak ve programa uydurup mutlaka görmek lazım.
Roma Şehir İçinde Görülmesi Gereken Yerler
Quartiere Coppede

İtalya’nın Gaudi’si diye de bilinen çılgın mimar Gino Coppedé tarafından inşa edilmiş inanılmaz renkli, süslü bir grup binadan oluşan küçük bir bölge. Art Nouveau Art Deco karışımı binaların mimarisinde Yunan, gotik, barok ve hatta eski çağ mimarisi izleri görülebiliyor. Klasik tur rotalarında olmayan bu bölgeye yeni yeni özel turlar da düzenlenmeye başladı ama kendiniz de Trieste bölgesi tarafından yürüyerek gelebilirsiniz. Mutlaka yürüyerek ve çok yavaş yavaş keşfedilmesi gereken süslü binalar, dış mekânda havadan asılmış avizelerle biraz Alice in Wonderland gibi.
Villa Borghese

İçinde birtakım tarihi binalar, önemli müzeler, bolca sanat eseri ve heykel, hayvanat bahçesi, mini göletler, kafeler, park ve yürüyüş yolları içeren, Roma’nın tam ortasında boydan boya uzanan dev bir park. Şehrin birçok yerinden girişi/çıkışı var. Benim favorilerim içinde, La Galleria Nazionale d’Arte Moderna e Contemporanea tarafından girildiğinde müzenin tepeden görüntüsü, içeri ilerleyince Carlo Bilotti Müzesi, karşı kıyısında sağlık tanrısı Aesculapius’un heykelini içeren tapınağın olduğu ve günün her saati muhteşem yansımalarla fotoğraf cenneti minik gölü, Galleria Borghese, Piazza Popola’ya bakan seyir terasından meydanda neler olduğunu izleme, Piazza Spagna’ya inen tarafında yavaş yavaş meydanın üst kısmına doğru yürüyüp ya meydana inme ya tepedeki barlardan birinde içki keyfi bulunuyor. Bu yürüyüşü gün batımına doğru yapmanızı öneririm.
Roma’ya Yakın Alternatifler
Roma’dan sıkıldığınız ve vaktinizin olduğu bir zamanda, şehir dışı günübirlik alternatifler arasında mutlaka gitmeniz gereken; Roma’ya 40-45 dakika araba mesafesinde olan yerler:
- Castel Gandolfo Gölü ve Ristorante Pagnanelli’de yemek…
- Tivoli – Villa d’Este Gardens gezintisi ve Ristorante Sibilla’da yemek.




















