Londra'nın En İyi Mekanları

02.09.2026
image

Yazı Boyutu:

Zamansız şehir Londra’da gastronomik bir tura çıkıyoruz. Uzak Doğu’dan Güney Amerika’ya, dünya mutfağının en güzel örneklerini bulabileceğiniz bu şehirde sayısız favorimiz içinden en iyi restoranları derledik.

Dünya’nın her yerinden, farklı millet ve kültürlerden insana ev sahipliği yapan, sanat, gastronomi, moda gibi birçok alanda merkez haline gelmiş Londra; lüks, deneyimsel, salaş, yerel her türlü zevke hitap edecek restoran seçenekleriyle kozmopolit ruhunu bu alanda da yansıtıyor. Hem klasikleşmiş restoranları hem de sürekli yenilenen yemek sahnesiyle bu şehir, gastronomi severlerin kalbini çalmayı başarıyor. Uluslararası düzeyde üne kavuşmuş birçok şefin hazırladığı menüleri başka hangi şehirde bir arada bulabilirsiniz? Sadece mideye değil yaratıcılıklarıyla ruha, yüksek tasarım anlayışlarıyla da göze hitap eden, her duyunuzu harekete geçirecek temalarıyla Londra restoranları sizleri dünya turuna çıkaracak. Modern zamana ayak uydurarak yeşil, ekolojik, vegan, glutensiz yeme ve yaşam biçimlerine de uyan seçenekleriyle sizi deneyime açık olmaya davet ediyor.

Londra’nın lezzet duraklarında gurme bir keşfe çıkmak için şimdiden uçak biletinizi alın, şehrin en nefis restoranlarında damak şölenine hazır olun!

Londra’nın En Yeni Restoranları

The Emory Rooftop Bar, Belgravia

Londra'nın En İyi Mekanları
Yuvarlak ahşap bir masada, simit, çilek ve muz dilimli acai kasesi, avokado tost, chia pudingi, rengarenk smoothieler, meyveli yoğurt ve Surrenne adlı bir kitapla birlikte sunulan, zengin ve sağlıklı bir brunch kahvaltı düzenlemesi üstten çekim bir açıyla görülüyor.

Londra’nın en gizli cennetlerinden biri olarak tanımlanan The Emory Rooftop Bar, başkentin panoramik manzaralarını gözler önüne seriyor. Ünlü iç mimar Rémi Tessier’in zarif dokunuşlarıyla tasarlanan mekân, günbatımında şehrin ışıkları eşliğinde kokteyl yudumlamak ya da gece geç saatlerde samimi sohbetlere eşlik etmek için ideal bir atmosfer sunuyor. Şehrin en ayrıcalıklı buluşma noktalarından biri olarak öne çıkan The Emory Rooftop Bar, lüks ve zarafeti bir araya getiriyor.

OGGUSTO’nun The Emory Rooftop Bar Notu: Londra’nın silüetine karşı günbatımını izlemek için terastaki ön masalar kısa sürede doluyor. Özel anlar için en ayrıcalıklı adreslerden biri.

CLAP London, Knightsbridge

Loş ışıklandırmalı, uzun ahşap bir yemek masasının etrafına yerleştirilmiş mor sandalyeler ve zarif masa düzenlemeleriyle dolu, modern ve şık bir iç mekân, arka planda parlak ışıklı bir bar alanı ve dış sokağı gösteren büyük pencerelerin yanı sıra giriş üzerinde parlayan clup KA-RE neon tabelasıyla CLAP London'ın karakteristik atmosferini sergiliyor.
Şık bir restoranda, bir elin taze deniz ürünleri tabağından parlak kabuklu bir istiridyeyi dikkatlice aldığı, yanında yeşillikler, canlı limon dilimleri ve iki farklı sos kasesiyle özenle hazırlanmış lüks bir istiridye servisinin yakın çekimi.

Knightsbridge Estate’in prestijli atmosferinde yer alan CLAP London, özgünlüğü ve yeniliği ustalıkla harmanlayan eşsiz bir gastronomi konsepti sunuyor. 6. kattaki ana restoranda canlı sushi ve robata tezgâhlarının enerjisiyle başlayan deneyim, 7. kattaki bar, lounge ve terasta Londra’nın 180 derecelik manzarası eşliğinde devam ediyor. Terasta hafif atıştırmalıklar ve kokteyllerle başlayan akşam, resident DJ’lerin ritimleriyle sabaha kadar dansa dönüşüyor. Şıklık, enerji ve unutulmaz lezzetleri buluşturan CLAP London, Knightsbridge’in en dikkat çeken yeni adreslerinden biri.

OGGUSTO’nun CLAP London Notu: Günbatımında terasta başlayan kokteyl keyfi, gece ilerledikçe DJ performanslarıyla dinamik bir parti atmosferine dönüşüyor. Londra’nın gastronomi ve gece hayatını aynı çatı altında buluşturan nadir adreslerden biri.

Flute, Broadwick Soho

Altın rengi petek desenli tavanı, birçok şık lambası, zikzak ve çiçek desenli kumaşlarla kaplı gösterişli koltuk takımları, sarı püsküllü tekli koltukları ve güneş ışınlarıyla aydınlanan desenli halısıyla lüks bir salonun zengin detayları.
Canlı renkli, desenli bir masa örtüsünün üzerinde, koyu renkli makarnanın üzerine çıtır ekmek kırıntıları ve taze yeşillikler serpilmiş bir ana lezzet tabağı, arkada sarımsı soslu sebzeli daha açık renkli bir makarna tabağı, kadehte kırmızı şarap ve zarif bir restoran masası düzenlemesi iştah açıcı bir görsellik sunuyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Yenilikçi Kokteyller & Paylaşmaya Uygun Tabaklar
  • Mekân: Soho, Londra – geniş teraslı roof bar; maksimalist dekorasyon detaylarıyla öne çıkıyor.
  • Menü Seçenekleri: İmza kokteyller, yaratıcı içecekler ve atıştırmalık paylaşım tabakları
  • Rezervasyon: Tavsiye edilir; özellikle akşamüstü ve hafta sonları için önceden önerilir
  • Ne Giyilir?: Smart casual
  • Web Sitesi: broadwicksoho.com
  • Adres: 7th floor, 20 Broadwick St, London W1F 8TH, Birleşik Krallık
  • Telefon: +44 20 7047 4000
  • Instagram: Flute

Adını 19. yüzyılda Broadwick Street’te yaşamış ünlü bir flüt yapımcısından alan Flute, Soho’nun en çok sevilen roof barlarından. Otelin çatısını taçlandıran geniş terası, Londra siluetine karşı nefes kesici manzaralar sunarken iç mekânda konfor ve maksimalist bir ışıltı bir araya geliyor. Hayvan desenli döşemeler, mantar kaplı duvarlar, aynalı tavanlar ve palmiye yaprağı desenli halılar, mekâna büyüleyici bir atmosfer kazandırıyor. Oniks bar tezgâhının etrafında usta barmenler tarafından hazırlanan yenilikçi kokteyller, paylaşmaya uygun lezzetlerle birleşerek unutulmaz bir deneyim yaratıyor. Flute, Soho’da hem şıklığın hem de samimiyetin adresi.

OGGUSTO’nun Flute Notu: Londra’nın ışıkları eşliğinde bir kokteyl için terastaki masalar en çok aranan köşelerden. Akşamüstü günbatımında yer bulabilmek için erken gitmekte fayda var.

Alta, Soho

Modern bir restoran iç mekanı, çatlak deseniyle dikkat çeken dokulu açık renkli duvar önünde uzanan turuncu döşemeli bankı, üzerinde kadeh ve peçetelerin bulunduğu iki koyu renkli masayı, siyah sandalyeleri ve tavandan sarkan sarı metalik iki sarkıt lambayı gösteriyor, sağ tarafta ise soyut bir duvar sanatı yer alıyor.
Koyu renkli ahşap bir masanın üzerinde, ortasında kırmızımsı bir sos, etrafı salatalık dilimleri, yeşillikler ve küçük kuruyemişlerle süslenmiş büyük bir beyaz tabak ile ön planda ince dilimlenmiş füme et ve koyu renkli zeytin benzeri parçaların yer aldığı krem rengi bir tabak ve yanında çatal bıçak takımı sergileniyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Bask mutfağı esintileri; açık ateşle pişirme teknikleri; Rob Roy Cameron imzası
  • Mekân: Soho, Londra – iki katlı restoran; modern ve samimi atmosfer
  • Menü Seçenekleri: Rafine başlangıçlar, açık ateşten çıkan güçlü ana yemekler; düşük müdahale şarap listesi
  • Rezervasyon: Tavsiye edilir; özellikle akşam servisinde yoğun ilgi bekleniyor
  • Ne Giyilir?: Smart casual
  • Web Sitesi: altarestaurant.com
  • Adres: Ground Floor, Kingly Ct, Carnaby, London W1B 5PW, Birleşik Krallık
  • Instagram: Alta

Soho’nun kalbinde açılan Alta, eski El Bulli şefi Rob Roy Cameron’un Bask mutfağına olan tutkusunu Londra’ya taşıyor. Kuzey İspanya’da geçirdiği 10 yıllık deneyiminden ilham alan Cameron, açık ateşle pişirme tekniklerini merkeze alarak hem rafine hem de güçlü lezzetler sunuyor. İki katlı mekânın menüsünde beyaz safranlı escabeche içinde ustriceler, kızıl bektaşi üzümlü levrek crudo ve mojo rojo soslu chicharrón gibi yaratıcı başlangıçlar yer alırken ana tabaklarda bütün çipura, kalkan balığı kafası ve 35 gün dinlendirilmiş dana kontrfile öne çıkıyor. Avrupa’nın farklı bölgelerinden düşük müdahaleyle üretilmiş butik şaraplarla zenginleştirilen içecek menüsü ise deneyimi tamamlıyor.

OGGUSTO’nun Alta Notu: Menüdeki 35 gün dinlendirilmiş dana kontrfile ve kalkan balığı kafası, Cameron’un “ateşin gücü” yaklaşımını en iyi temsil eden tabaklar arasında. Şarap listesiyle birleştiğinde Alta, Soho’nun en dikkat çeken yeni adreslerinden biri olmaya aday.

Kudu, Marylebone

Kırmızı zemin katı ve tuğla cephesiyle dikkat çeken köşe binasının altında yer alan, CRAMER STREET W1 tabelalı ıslak kaldırımlı sokakta görünen KUDU adlı restoranın pencerelerinde beyaz yarım perdeler ve üzerinde kırmızı bir tente bulunmaktadır.
Ahşap bir kesme tahtası üzerinde, karamelize edilmiş ananas dilimleriyle dolu ve üzerinde taze yeşil yapraklar bulunan, dışı hafifçe kızarmış yarım ananas tatlısı; etrafında dört adet flüt şeklinde koyu kahverengi canelé tarzı minik kekler, sağ üstte tahta bir kasede ekmek ve sol altta hindistan cevizi parçacıkları ile karabuğday taneleri içeren kaselerle zengin bir sunum görülüyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Güney Afrika Esintileri; Odun Kömürlü Ateşte Et ve Balık
  • Mekân: Marylebone, Londra – sıcak dekor ve zarif atmosfer
  • Menü Seçenekleri: Güney Afrika mutfağından ilham alan yaratıcı tabaklar; et ve balık öne çıkıyor
  • Rezervasyon: Önerilir; özellikle akşam yemekleri için önceden plan yapmak faydalı
  • Ne Giyilir?: Smart casual
  • Web Sitesi: kuducollective.com
  • Adres: 7 Moxon St, London W1U 4EP, Birleşik Krallık
  • Telefon: +44 20 3393 6330
  • Instagram: Kudu

Peckham’ın sevilen restoranı Kudu, 16 Eylül’de Marylebone’da yeni açılan adresiyle Londra’nın gastronomi sahnesinde yeni bir sayfa açıyor. Amy Corbin ve Patrick Williams’ın imzasını taşıyan Kudu, köklerine sadık kalarak Güney Afrika esintili menüsünü şehrin merkezine taşıyor. Odun kömürlü açık ateşte pişirilen et ve balıkların öne çıktığı menü, sofistike ama samimi atmosferle birleşerek misafirlere unutulmaz bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Sıcak dekor detayları ve zarif dokunuşlarıyla Kudu, Londra’da Güney Afrika mutfağını keşfetmek isteyenler için yeni bir adres olmaya aday.

OGGUSTO’nun Kudu Notu: Peckham’da kısa sürede sadık bir müdavim kitlesi edinen Kudu’nun Marylebone’daki yeni şubesi, Londra’nın merkezinde Güney Afrika ruhunu yaşatan en özel adreslerden biri olacak.

Londra’nın İkonik Mekânları

The Princess Royal, Notting Hill

Londra'daki The Princess Royal adlı mekanın, koyu yeşil dış cephesi, mavi ve beyaz çizgili tenteleri, çatısını süsleyen yeşillikleri ve önünde kaldırıma dizilmiş kırmızı masa ve sandalyeleriyle sokak manzarasına hakim, eski tarz bir pub veya restoran atmosferi sunan çekici görüntüsü.
Güneşli bir dış mekan restoranında, mermer masa üzerinde servis edilmiş, portakal soslu ızgara tavuk ve karides tabakları, yanında patates kızartması, taze sebzelerle dolu bir salata, kadehte beyaz şarap ve bira bulunan davetkar bir yemek görünümüyle arka planda bitki örtüsü ve süslü beyaz sandalyeler.

Londra’nın yeni gözde adreslerinden The Princess Royal, şef Ben Tish’in Akdeniz esintili menüsü ve rahat-şık tasarımıyla klasik pub anlayışına modern bir yorum getiriyor. Yeşilliklerle çevrili arka bahçesi, büyük camların ardında gizlenen huzurlu atmosferiyle şehirde nadir bulunan bir açık alan keyfi sunuyor. Notting Hill ve Kensington’un seçkin kitlesini bir araya getiren bu mekân, hem samimi bir buluşma noktası hem de rafine bir yemek deneyimi olarak öne çıkıyor.

OGGUSTO’nun The Princess Royal Notu: Menüdeki “çiğ balık barı”, portakal aromalı kırmızı karidesler, taze burrata ve Floransa usulü et paylaşım için ideal. Ancak burada yemeğin yıldızı, karamelli puding – Londra’nın en tatlı sürprizlerinden biri.

Chiltern Firehouse, Marylebone

Chiltern Firehouse olarak bilinen, kırmızı tuğlalı, beyaz pervazlı pencereleri ve süslü sivri çatısıyla öne çıkan, zemin katında üç büyük kemerli girişi olan ikonik tarihi bina, masmavi gökyüzü altında dışarıdan çekilmiş geniş açılı bir fotoğrafta yer alıyor.

Londra’nın ve dünyanın jet setinin uğrak noktalarından biri olan Chiltern Firehouse, restoran ve oteliyle ünlülerin yanı sıra Kraliyet Ailesi’nin de favori adreslerinden. Tarihi itfaiye binasında yer alan mekân; sıcak iç mekân dekorasyonu, gün içinde keyifli vakit geçirebileceğiniz İngiliz tarzı bahçesi ve şehrin en sofistike atmosferlerinden birini sunuyor. Şef Richard Foster’ın Amerikan mutfağı esintileriyle hazırladığı çağdaş lezzetleri, burayı yalnızca bir restoran değil, aynı zamanda Londra’nın en prestijli sosyal buluşma noktalarından biri haline getiriyor.

OGGUSTO’nun Chiltern Firehouse Notu: Chiltern Firehouse’da yan masanızda Joan Collins veya Alicia Keys gibi isimlerle karşılaşmanız mümkün. Bu da mekânı yalnızca gastronomi değil, aynı zamanda sosyal deneyim açısından da özel kılıyor.

Not: Geçici olarak kapalı.

Isabel, Mayfair

Isabel'in altın tonlarındaki disklerle süslü tavanı, palmiye ağacı desenli duvar kağıtları, ışıklı raflarında sayısız içkinin sergilendiği görkemli ahşap barı ve çevresindeki şık tabureler ile davetkar bir atmosfer sunan lüks bir iç mekan.
Bir masanın üzerinde taze yeşilliklerle hazırlanan Sezar salatası, mısır, nar ve domatesli mercimek salatası, kırmızı ve sarı pancarlı sebzeler, zeytinler ve ferahlatıcı içeceklerle dolu çeşitli renkli ve çekici meze ve salata kaseleri sergileniyor.

2017’de açıldığından bu yana Londra’nın en tarz mekânlarından biri olan Isabel, Güney Amerika ve Akdeniz mutfağından esinlenen menüsü, yaratıcı kokteylleri ve gösterişli tasarımıyla Mayfair’in en gözde adreslerinden biri. Beaux-Arts etkisindeki tarihi binasında yer alan restoran; altın rengi duvar kâğıtları, bakır avizeleri ve ayna barıyla lüksü Latin sıcaklığıyla birleştiriyor. Mevsimsel malzemelerle hazırlanan menüsü ve gece geç saatlere kadar devam eden enerjik atmosferiyle Isabel, Londra’nın sosyal hayatında farklı bir konuma sahip.

OGGUSTO’nun Isabel Notu: Isabel, yalnızca yemek değil, bir yaşam tarzı sunuyor. Alt kattaki DJ performansları akşam yemeğinden sonra eğlenceyi sürdürmek için ideal. Pazar günleri ise canlı Latin müziği eşliğinde brunch, şehrin en özgün gastronomi ritüellerinden biri haline gelmiş durumda.

Kitty Fisher’s, Mayfair

Kitty Fisher's restoranında, güneşin çizgili gölgeler düşürdüğü mozaik zeminin üzerindeki koyu renk deri bank ve ahşap masanın bir köşesi, aynalı panellerle kaplı duvarda yansıyan diğer misafirler ve tablolarla klasik ve davetkar bir atmosfer sunuyor.
Ahşap bir masanın üzerinde, üstten çekilmiş bu fotoğrafta, latte artlı iki fincan kahve, kızarmış ekmek dilimleri ve cam bir kasede sunulan iki rafadan yumurta ile zengin bir kahvaltı veya brunch çeşitliliği sergileniyor; sol altta et ve Hollandez soslu Benedict yumurtası, sağ altta ise sotelenmiş patates ve et içeren bir hash tabağı üzerinde iki göz yumurta dikkat çekiyor.

18. yüzyılda yaşamış bir hayat kadınından adını alan Fischer’s, Mayfair’in klasikleşmiş adreslerinden biri. Tarihi Shepherd Market’in kalbinde eski bir Londra evinde yer alan restoran, Fransız bistrosunu andıran dekorasyonu, sarı loş ışıkları ve sıcak tabaklarıyla samimi bir atmosfer sunuyor. Londralıların yıllardır favorisi olan Fischer’s, mütevazı havasıyla Mayfair’in şatafatından uzaklaşırken, her tabağında semtin yüksek kalite anlayışını koruyor.

OGGUSTO’nun Fischer’s Notu: Fischer’s, kendinizi evinizde hissettirecek kadar sıcak ama servis ve mutfağıyla Londra’nın zarif dokusunu hissettirecek kadar rafine bir adres. İngiliz mutfağının en başarılı modern yorumlarını tatmak için doğru yer.

Scott’s, Mayfair

Scotts gibi lüks bir restoranda özel bir yemek deneyimi sunan, altın kenarlı zarif kadehler, altın rengi servis tabakları ve gümüş peçete halkalı keten peçetelerle özenle donatılmış, arka planında sanatsal tablolar ve yeşil kadife sandalyeler bulunan şık bir masa düzeni.
Beyaz bir tabağın içinde, çıtır derili kızarmış bir balık filetosu, altında püre, yanında yeşil sebzeler, kırmızı havyar benzeri tanecikler ve yeşilliklerle süslenmiş kremalı bir sos bulunuyor; tabağın kenarında Scott's yazısı ve arka planda mor çiçekler ile buzlu bir içecek görülüyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Deniz Ürünleri ve Balık Ağırlıklı Modern İngiliz Mutfağı
  • Mekân: Mount Street, Mayfair – Londra
  • Menü Seçenekleri: Oyster bar, sashimi, deniz ürünleri tabağı, klasik tatlılar
  • Rezervasyon: Gerekli; özellikle akşam yemekleri için haftalar öncesinden önerilir
  • Ne Giyilir?: Smart
  • Web Sitesi: scottsmayfair.com
  • Adres: 20 Mount St, London W1K 2HE, Birleşik Krallık
  • Telefon: +44 20 7495 7309
  • Instagram: Scott’s

Londra’nın en eski beş restoranından biri olan Scott’s, tartışmasız şehrin en iyi deniz ürünleri ve balık adreslerinden biri. İş insanlarından ünlülere, moda dünyasının ünlülerinden edebiyat tarihine kadar birçok seçkin ismin buluşma noktası olan restoran, büyük şampanya ve oyster barı, zarif deniz esintili dekorasyonu ve Mount Street üzerindeki şık dış mekân masalarıyla öne çıkıyor. Ian Fleming’in meşhur “shaken, not stirred” Martini siparişini bu barda verdiği rivayet ediliyor. Bugün de Scott’s, Londra’nın gastronomi sahnesinin en köklü ve prestijli duraklarından biri.

OGGUSTO’nun Scott’s Notu: Scott’s’ta menüde kararsız kalırsanız paylaşımlık deniz ürünleri tabağını seçin; oyster bar ise Londra’nın en iyilerinden. Yemek sonrası limonlu madeleines kurabiyelerinden paket yaptırıp yanınıza almayı unutmayın.

The River Café, Fulham

The River Cafe'nin yemyeşil bitkilerle çevrili, büyük bir ağacın gölgesindeki açık hava yemek alanı; beyaz örtülü, çatal bıçak takımları yerleştirilmiş yuvarlak bir masa ve turkuaz sandalyelerle davetkar bir görünüm sunuyor, uzakta ise çimenlik ve bir tente seçiliyor.
The River Cafe'nin sunduğu nefis başlangıçlardan biri olan bu karede, beyaz bir tabakta özenle sunulmuş üç farklı lezzetteki kızarmış ekmek dilimi (bruschetta) yer alıyor; biri parlak yeşil bezelye ezmesiyle, diğeri biberiye ve zeytinyağı gezdirilmiş kremalı beyaz bir karışımla, üçüncüsü ise taze fesleğen yaprakları ve zeytinyağı ile taçlandırılmış benzer bir ezmeyle servis ediliyor.

1987 yılında eski bir yağ fabrikasında açılan The River Café, Londra’nın en sevilen İtalyan restoranlarından biri. Thames Nehri kıyısındaki yemyeşil bahçesi, günlük taze ürünlerle değişen menüsü ve ferah atmosferiyle hem turistlerin hem de yerel halkın favorisi. Rose Grey’in vefatından sonra kurucu ortak Ruth Rogers tarafından yönetilmeye devam eden restoran, 1997’de kazandığı Michelin yıldızıyla kalitesini taçlandırdı. Yıllar içinde birçok ünlü şefe ev sahipliği yapmış olan The River Café, Londra gastronomisinin kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

OGGUSTO’nun The River Café Notu: The River Café’de yabani mantarlı risotto, taze peynir ve şarküteri tabakları öne çıkıyor. Mutlaka denemeniz gereken bir diğer lezzet ise kendi yapımları gelato ve sorbeler. Thames kıyısında bu tabaklarla geçen bir öğle ya da akşam, Londra’da unutulmaz bir anıya dönüşüyor.

Londra’nın En Popüler Fine Dine Restoranları

Core by Clare Smyth, Notting Hill

Core by Clare Smyth restoranından, merkezinde parlak turuncu karideslerin taze yeşil bezelye, yapraklar ve zarif yenilebilir çiçeklerle çevrelendiği, beyaz tabak üzerinde açık yeşil ve krem rengi küçük toplardan oluşan dairesel bir halka ile süslenmiş, sanatsal ve göz alıcı bir deniz mahsülü sunumu.
Core by Clare Smyth'in mutfağından çıkan, beyaz bir arka plan üzerinde sergilenen, biri mor çiçekler ve yeşil yapraklarla süslü katmanlı bir terrin, diğeri ise açık renkli bir sos üzerinde duran ve üzerinde yine çiçekler ve yapraklar bulunan narince pişirilmiş pembe renkli bir et yemeği olmak üzere iki ayrı sanat eseri gibi duran gurme tabak.
  • Mutfak Yaklaşımı: Doğal, Sürdürülebilir ve Sebze Odaklı Modern İngiliz Mutfağı
  • Mekân: Notting Hill, Londra
  • Menü Seçenekleri: Yedi tabaklık tadım menüsü ve à la carte seçenekler; geniş şarap listesi
  • Rezervasyon: Kesinlikle gerekli; özellikle akşam yemekleri için haftalar öncesinden önerilir.
  • Ne Giyilir?: Smart casual
  • Web Sitesi: corebyclaresmyth.com
  • Adres: 92 Kensington Park Rd, London W11 2PN, Birleşik Krallık
  • Telefon: +44 20 3937 5086
  • Instagram: Core

Üç Michelin yıldızlı şef Clare Smyth’in imzasını taşıyan Core, Notting Hill’in en zarif gastronomi duraklarından biri. Açıldığı günden bu yana doğal, sürdürülebilir ve sebze ağırlıklı yemek felsefesiyle öne çıkan restoran; İngiltere’nin lokal üreticilerinden elde edilen mevsimsel, organik malzemelerle hazırlanmış menüsü sayesinde kısa sürede dünya gastronomi sahnesinin en parlak yıldızları arasına girdi. Sade ama şık tasarımı, etik değerlerle oluşturulmuş yedi tabaklık tadım menüsü ve geniş şarap koleksiyonu ile Core, Londra’da zarif ve tazeleyici bir fine dining deneyimi sunuyor.

OGGUSTO’nun Core Notu: Clare Smyth’in vizyonunu yansıtan Core, hem gastronomi meraklıları hem de Londra’nın gurme sahnesini keşfetmek isteyenler için unutulmaz bir adres. Özellikle sebze odaklı tabaklarıyla sürdürülebilir haute cuisine anlayışının en rafine örneklerinden birini temsil ediyor.

The Clove Club, Shoreditch

Beyaz bir masa üzerinde, king yengeç kabuğunda sunulan tahıllı ve parlak turuncu süslemeli özel bir yemek ile, salyangoz kabukları ve köfteler içeren kremalı soslu zarif bir tabağın yer aldığı, The Clove Club'ın yaratıcı mutfağını yansıtan zengin bir menü sunumu görülüyor; arka planda çam dalları ve kurutulmuş çiçek aranjmanları modern bir atmosfer yaratıyor.
The Clove Club'dan özenle hazırlanmış, kızarmış bir kuş bacağı, biberiyeli sosis benzeri bir hazırlık, pembe sebzeler, sarı rulo bir ürün ve kırmızı et dilimi içeren modern bir gurme yemek tabağı, altın kenarlı beyaz bir tabağın üzerinde renkli soslar ve garnitürlerle sanatsal bir şekilde sunuluyor.

Shoreditch Town Hall’un tarihi binasında yer alan The Clove Club, şef Isaac McHale’in modern İngiliz mutfağını mevsimsel ürünlerle yorumladığı, Londra’nın en saygın gastronomi adreslerinden. 2013’te açıldığından bu yana The World’s 50 Best Restaurants listesinde yer alan ve Michelin yıldızına sahip restoran, samimi atmosferi, açık mutfağı ve rafine tadım menüleriyle dünya çapında gurme gezginlerin uğrak noktası haline geldi.

OGGUSTO’nun The Clove Club Notu: The Clove Club, cool Shoreditch ruhunu yansıtan rahat ama sofistike ambiyansı ve güçlü şarap eşleşmeleriyle Londra’da modern fine dining deneyimini keşfetmek isteyenler için ideal bir adres.

Gauthier, Soho

Gauthier Soho restoranının zarif sunumunu yansıtan bu karede, beyaz bir tabağın ortasındaki beyaz kasenin içinde adaçayı yaprakları ve rendelenmiş peynirle zenginleştirilmiş sarı-turuncu renkli kremalı bir çorba veya püre, etrafında mevsimin ruhunu yansıtan çam dalları ve iki bütün kestane ile göz alıcı bir şekilde servis edilmiş.
Beyaz bir tabakta servis edilen, koyu kahverengi mousse halkasının ortasında parlak sarı bir küre bulunan, etrafı turuncu meyve yapraklarıyla güneş şeklinde süslenmiş ve altın varak dokunuşlarıyla zarifçe tamamlanmış bu sanatsal tatlı, Gauthier Soho'nun menüsünden unutulmaz bir lezzet deneyimi sunuyor.

Dünyanın ilk Michelin yıldızlı vegan tadım menüsüne sahip restoranı olan Gauthier, Londra’da deneyimsel gastronomi yaklaşımıyla öne çıkıyor. Şef Alexis Gauthier, Fransız mutfağını hayvansız ürünlerle yeniden yorumlarken misafirlerini hem lezzet hem de felsefi bir yolculuğa davet ediyor. Mevsimsel ve yerel ürünlerle şekillenen menüde kömür havyar, pırasa kroket ve çiçek domates gibi sıra dışı tabaklar, klasik et ürünlerinin eksikliğini fazlasıyla dolduruyor. Soho’nun kalbinde yer alan restoran, zarif dekorasyonu ve vizyoner yaklaşımıyla Londra’nın en yenilikçi fine dining adreslerinden biri.

OGGUSTO’nun Gauthier Notu: Gauthier Soho, sadece yemek değil, bir vizyon sunuyor. Vegan haute cuisine yaklaşımıyla gastronomi dünyasında bir ilk olmasının yanı sıra, her tabak konuklarına sürdürülebilir bir geleceğin de mümkün olduğunu gösteriyor.

Hakkasan, Mayfair

Hakkasan restoranındaki kırmızı duvarlı, koyu ahşap panelli, altın renkli avizeli özel yemek odası, masada zarif çiçek düzenlemeleri ve eksiksiz servis takımlarıyla lüks ve davetkar bir atmosfer sunuyor.
Karanlık ve şık bir masada, taze kuşkonmazdan özel olarak braize edilmiş etlere, taptaze deniz ürünleri salatalarına ve pilavlara uzanan zengin bir seçkide, özenle hazırlanmış birçok modern Uzak Doğu lezzeti sergilenirken, konuklar kadehlerindeki beyaz şaraplarla bu benzersiz yemek deneyiminin keyfini çıkarıyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Modern Çin Mutfağı; Geleneksel Tekniklerle Çağdaş Dokunuş
  • Mekân: 8 Hanway Place, Mayfair – Londra W1T 1HD
  • Menü Seçenekleri: Michelin yıldızlı tadım menüsü, à la carte seçenekler, geniş kokteyl listesi
  • Rezervasyon: Gerekli; özellikle akşam saatleri için haftalar öncesinden önerilir
  • Ne Giyilir?: Smart chic
  • Web Sitesi: hakkasan.com
  • Adres: 17 Bruton St, London W1J 6QB, Birleşik Krallık
  • Telefon: +44 20 7907 1888
  • Instagram: Hakkasan

İstanbul ve Bodrum’daki şubelerinden de tanıdığımız dünyaca ünlü Hakkasan zincirinin doğduğu adres, Londra Mayfair’deki Michelin yıldızlı restoranı. Zarafet, enerji ve inovasyon mottosuyla öne çıkan Hakkasan; geleneksel Çin mutfağı tekniklerini çağdaş dokunuşlarla harmanlayarak benzersiz bir deneyim sunuyor. Menüde kullanılan yüksek kaliteli malzemeler, modern sunumlarla birleşerek şehrin en iddialı Asya mutfaklarından birini ortaya çıkarıyor. Uzak Doğu esintilerini modernizmle buluşturan iç tasarımı, özenle seçilmiş DJ playlistiyle birleştiğinde akşam yemeği gerçek bir deneyime dönüşüyor.

OGGUSTO’nun Hakkasan Notu: Hakkasan Mayfair, atmosfer ve enerjisiyle de unutulmaz bir akşam vadediyor. Özellikle modern Çin mutfağına farklı bir bakış açısı arayanlar için Londra’da vazgeçilmez bir adres.

Londra’nın En Popüler Brunch Mekânları

Granger & Co, Chelsea/ Nothing Hill/ Clerkenwell/ King’s Cross

Sarı bir bluz giymiş ve siyah ojeli tırnakları olan bir kişi, kırmızı bir masanın üzerindeki sarı çizgili beyaz bir tabakta bulunan iştah açıcı kremalı çırpılmış yumurtayı, iki dilim kabuklu ekmeği ve taze ıspanakları bıçak ve çatal ile keserek kahvaltının tadını çıkarıyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Avustralya Esintili Bitkisel ve Modern Kahvaltı
  • Mekân: Notting Hill, Clerkenwell, King’s Cross, Chelsea
  • Menü Seçenekleri: Ricotta Hot Cakes, çırpılmış yumurta, mısır mücveri, taze kahveler
  • Rezervasyon: Alınmıyor (Erken gidilmesi tavsiye edilir)
  • Ne Giyilir?: Casual
  • Web Sitesi: grangerandco.com
  • Adres: Notting Hill, Clerkenwell, King’s Cross, Chelsea
  • Instagram: Granger& Co

Avustralyalı şef Bill Granger’ın memleketinin güneşi, bonkörlüğü ve mütevaziliğinden esinlenerek yarattığı Granger & Co, hafta sonları önünde bitmeyen sıralar göreceğiniz, hem lokallerin hem de turistlerin favorisi olan bir adres. Huzurlu, sakin ve mütevazı havasına eklenen lezzet bombası bitkisel ağırlıklı tabakları, burayı brunch ve kahvaltı için ideal bir lokasyon haline getiriyor.

OGGUSTO’nun Granger & Co Notu: Hafif tatlılığı ve yumuşak dokusuyla Ricotta Hot Cakes ve sadeliğinden gelen lezzetiyle çırpılmış yumurta, masanızda mutlaka yer alması gereken klasiklerden.

Apple Butter Cafe, Seven Dials / Langham Place

Apple Butter Cafe'deki bir masada, çatalıyla yeşillik, tavuk parçaları ve soslu büyük bir salata yiyen bir el ile akışkan sarılı yumurtalı gözlemeyi kesen başka bir elin görüldüğü, yanında granola ve taze meyvelerle süslenmiş parlak sarı smoothie kasesi ve latte artlı kahvelerle dolu, zengin bir brunch sofrası sergileniyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Modern Avrupa Brunch ve Zanaatkar Kahveler
    Mekân:
    Seven Dials, Langham Place
  • Menü Seçenekleri: Ekmek üstleri, smoothie kaseleri, sandviçler, iddialı tatlılar
  • Rezervasyon: Tavsiye edilir
  • Ne Giyilir?: Smart Casual
  • Web Sitesi: applebuttercafe.com
  • Adres: Seven Dials, Langham Place
  • Instagram: Apple Butter Cafe

İki ayrı konumda bulunan Apple Butter Cafe, alışılmışın dışındaki sunumlarıyla Londra’nın en bilinen brunch mekânları arasında yer alıyor. Klasik brunch lezzetlerini farklı bir bakış açısıyla yorumlayan mekân, zengin ve iddialı menüsüyle görsel bir şölen sunuyor.

OGGUSTO’nun Apple Butter Cafe Notu: Seven Dials veya Langham Place yakınlarındaysanız, rengarenk smoothie kaselerine ve zengin ekmek üstü seçeneklerine mutlaka şans vermelisiniz.

Tomtom Cafe, Belgravia

Tomtom Cafe'de siyah yuvarlak bir masanın üzerinde, poşe yumurta ve kızarmış ekmekler, peynirli ve çıtır üstlü bir tost, sebzeli kremalı bir kase ile kırmızı ve mor renkli içecekler içeren zengin bir kahvaltı veya brunch sunumu görülüyor.

Elizabeth Caddesi’nin köşesinde konumlanan Tomtom Cafe, en iyi kahve çekirdeklerinden hazırladığı kahveleri kadar sağlıklı brunch lezzetleriyle de iddialı. Menüsündeki tüm ürünlerin doğal ve sağlıklı alternatiflerden oluşması, burayı hafif ama doyurucu bir başlangıç arayanların favorisi yapıyor.

OGGUSTO’nun Tomtom Cafe Notu: Gün boyu erişebileceğiniz menüden yeşil omlet ve avokado tost, tazeleyici bir Londra sabahı için mükemmel bir ikili.

De Behavoir Deli, Islington

De Beauvoir Deli'nin menüsünden olduğu anlaşılan, bol malzemeli ve ortadan ikiye kesilmiş bu iştah açıcı sandviçte, kalın kahverengi ekmek dilimleri arasında bolca dilimlenmiş hindi, çıtır pastırma, taze yeşillikler ve koyu kırmızı kızılcık sosu katmanları göz alıcı bir şekilde sergileniyor.

Daha çok taze fırın ürünleriyle ünlenmiş olsa da olağan dışı lezzetleriyle oldukça geniş bir menüye sahip olan De Beauvoir Deli, Islington’da taptaze ve keyifli bir brunch deneyimi sunuyor. Biri gel-al, diğeri ise oturma alanına sahip iki farklı konseptle misafirlerini ağırlıyor.

OGGUSTO’nun De Beauvoir Deli Notu: Zengin menüsü aklınızı çelebilir ancak bizim önerimiz, kesinlikle imza tost ve sandviçlerine bir şans vermeniz yönünde.


Sunday in Brooklyn, Notting Hill

Bir Pazar brunch masasında, ortasında domates soslu fırınlanmış iki yumurta, haşlanmış yumurtalı salata, sütlü kahve, çırpılmış yumurta, biftek, fırın patates ve kızarmış ekmek gibi çeşitli lezzetler ile baharatlı bir içecek sunuluyor.

Londra’nın ortasında gerçek bir Amerikan brunch deneyimi yaşamak isteyenlerin adresi Sunday in Brooklyn. Amerikanvari porsiyonları ve geniş kahvaltı seçenekleriyle dikkat çeken mekân, New York ruhunu Notting Hill sokaklarına taşıyor.

OGGUSTO’nun Sunday in Brooklyn Notu: Sokağın başına kurulup Londra’nın dinamik atmosferini izlerken iddialı ekmek üstü seçeneklerinin ve imza kokteyllerinin tadını çıkarın.

The Buttery, Belgravia

Ahşap bir masanın üzerinde, The Buttery'nin zengin kahvaltı menüsünden çilek ve yaban mersini ile süslenmiş pankekler, çıtır pastırmalı diğer pankekler, parlak altın rengi bir kruvasan, taze karışık meyve kasesi ve bir bardak içecekle dolu, iştah açıcı bir sofra düzeni görülüyor.

Şehrin karmaşasından uzakta, butik bir otelin gizli bahçesine saklanmış rustik-şık bir vaha olan The Buttery, tam bir İngiliz stili yansıtıyor. Mekânın sakinleştirici ortamı, İngiliz kahvaltı geleneklerine sadık kalınarak tasarlanmış zengin menüsüyle kusursuz bir uyum içinde.

OGGUSTO’nun The Buttery Notu: Belgravia’nın kalbindeki bu gizli bahçede, klasik İngiliz kahvaltı tabağını sipariş ederek sakin ve sofistike bir sabah ritüeli yaşayabilirsiniz.

Feya, Marble Arch

Mermer bir masada özenle hazırlanmış avokadolu waffle, kızarmış çıtır atıştırmalıklar, üzerinde yumurta bulunan pankekler ve yeşilliklerle sunulan quiche benzeri bir yemek dahil olmak üzere iştah açıcı çeşitli lezzetler görülürken, arka planda palmiye ağaçları, renkli bir duvar resmi ve şık kadife koltuklarla dolu modern, canlı bir kafe ortamı yer alıyor.

Feya, sunduğu rengarenk atmosferi ve görsel şölen niteliğindeki tabaklarıyla Londra’nın en çok fotoğraflanan brunch adreslerinden biri. Bildiğimiz brunch seçeneklerini farklı ve estetik uyarlamalarla sunan mekân, özellikle vegan ve yenilikçi alternatifleriyle dikkat çekiyor.

OGGUSTO’nun Feya Notu: Sosyal medyada viral olan Londra içeceklerini ve New York stili özel dolgulu kruvasanlarını mutlaka deneyimlemelisiniz.

The Friends of Ours, Islington

Friends of Ours kafesinde, mavi tonlarda bir masanın üzerinde özenle düzenlenmiş, çeşitli lezzetlerle dolu bir brunch ziyafeti sunuluyor: poşe yumurtalı ve rendelenmiş peynirli tost, kırmızı meyveler ve krema ile süslenmiş tatlı ekmek, pestolu ve taze yeşillikli somun ekmekler, pudra şekerli kızarmış hamur işleri ve avokadolu küçük bir meze tabağı. Yanında sıcak kahve, serinletici içecekler ve güneş gözlüğü ile keyifli bir öğün deneyimini yansıtan zengin bir görsel.

Londra’nın kalbinde sokak stili konseptiyle hizmet veren The Friends of Ours, sıcak ve samimi atmosferiyle güne başlamak için ideal. Eşsiz renkli tabakları, yumurtalı seçenekleri ve zanaatkar kahveleriyle salaş ama bir o kadar da lezzetli bir durak.

OGGUSTO’nun The Friends of Ours Notu: Günün her saatinde uğrayabileceğiniz bu mekânda, özel hazırlanmış ekmek üstü lezzetleri görsel olarak da damak tadı olarak da çok tatmin edici.

Feels Like June, Canary Wharf

Haziran sıcaklığını çağrıştıran bu şık ve modern barda, kavisli bar tezgahının arkasındaki çok katlı raflarda dizili sayısız şişe ve yemyeşil bitkilerle süslenmiş, rahat oturma grupları davetkar bir atmosfer oluşturuyor.

Canary Wharf’ta yer alan Feels Like June, “Cali Vibes” tasarımıyla kendinizi bir anlığına güneşli California’da hissetmenizi sağlıyor. Tüm gün açık olan bu enerji dolu mekân, ferah atmosferi ve zengin kokteyl eşleşmeleriyle klasik bir brunch’ı adeta bir sahil partisine dönüştürüyor.

OGGUSTO’nun Feels Like June Notu: Yemeklerin yanında servis edilen renkli ve imza kokteyller, brunch deneyimini öğleden sonra keyfine bağlamak için harika bir bahane.

Popina, Soho

Tahta bir masanın üzerinde sergilenen zengin bir kahvaltı sofrasında; menemen benzeri bir tavada yumurta, sosis, sucuk, domates, mantar ve fasulye içeren bir İngiliz kahvaltısı tabağı, füme somonlu ve poşe yumurtalı ekmekler, yoğurtlu yumurta ve latte art'lı bir fincan kahve ile portakal suyu dikkat çekiyor.

Mayfair’ın zarif sokaklarında konumlanan Popina, konseptini tamamen “tüm gün kahvaltı ve brunch” üzerine kurmuş nadir mekanlardan. Hem iç mekânının şıklığı hem de keyifli dış oturma alanlarıyla uzun ve tembel hafta sonu kahvaltıları için biçilmiş kaftan.

OGGUSTO’nun Popina Notu: Mayfair sokaklarının ritmini izlerken zengin Eggs Benedict seçeneklerinin ve kusursuz Fransız tostunun tadını çıkarın.

White Mulberries, London Bridge

Ahşap bir masanın üzerinde, taze çilekler, böğürtlenler, ahududular ve yaban mersinleriyle süslenmiş yulaf ezmesi kasesi, meyve soslu Fransız tostu, avokado ve somonlu yumurta tabağı, latte ve buzlu kahve gibi birçok rengarenk ve zengin kahvaltı çeşidi çiçeklerle doğal bir şekilde sunulmuş, sıcak ve davetkar bir atmosfer oluşturuyor.

“Bir brunch yapalım ama manzaramız da olsun” diyenler için St Katharine Docks marinasında konumlanan White Mulberries, suyun huzur veren mavisini önünüze seriyor. Şehrin koşuşturmasından uzaklaşıp kaliteli kahvenizi yudumlayabileceğiniz ödüllü bir kahve dükkanı ve brunch noktası.

OGGUSTO’nun White Mulberries Notu:Önünüzdeki yat manzarasına karşı eşsiz kahvelerini yudumlarken, hafif tatlı başlangıçlar için Fransız tostunu sipariş etmeyi unutmayın.

26 Grains, Soho

Ellerinde kına desenleri bulunan ve çizgili önlük giyen bir aşçı, kızarmış ve erimiş peynirli iç dolgusuyla dikkat çeken, üstünde turşu salatalık ve arpacık soğanının bulunduğu ikiye ayrılmış, buğday veya çavdar gibi tahıl ekmeğinden yapılmış lezzetli bir ızgara sandviçi sergiliyor.

Renkli Neal’s Yard avlusuna gizlenmiş 26 Grains, alışılmış brunch mekanlarından ayrılarak tabaklarını özel şeflerin ellerinden gastronomik birer esere dönüştürüyor. İskandinav mutfağının rahatlatıcı sadeliğini İngiliz malzemeleriyle harmanlayan mekan, farklı tatlara açık olanlar için ideal.

OGGUSTO’nun 26 Grains Notu: Mekanın imza lezzeti olan yaratıcı porridge (yulaf lapası) kaseleri ve şefin dönemsel spesiyalleri, brunch anlayışınızı değiştirecek nitelikte.

Bill’s, Soho

Mor panel duvarın önünde, yemyeşil bir bitki gölgesinde duran, üzerine çikolata sosu ve bal gezdirilmiş, vanilyalı dondurma, taze çilekler ve nane yapraklarıyla süslenmiş göz alıcı bir pankek kulesi, yanında köpüklü bir içecek kadehi ve turkuaz bir fincanla zengin bir kahvaltı veya brunch sofrası sunumu.

Soho’nun dinamizmine ayak uyduran renkli ve sıcak dekorasyonuyla Bill’s, misafirlerini tam bir görsel şölene davet ediyor. Güne zengin bir klasik İngiliz kahvaltısıyla başlamak ya da tatlı bir kaçamak yapmak isteyenler için gün boyu kesintisiz servis sunuyor

OGGUSTO’nun Bill’s Notu: Burası ikonik pankekleriyle ünlü. Eğer yolunuz düşerse, kat kat ve çeşit çeşit hazırlanan o meşhur pankeklerini denemeden masadan kalkmayın.

Milk, Bedford Hill

Rustik ahşap bir masada servis edilen, füme etli poşe yumurtalar, bolca rendelenmiş peynirle kaplı çıtır patatesler ve çeşitli içeceklerin yer aldığı, süt ürünlerinin de bulunduğu zengin bir kahvaltı tabağı, güne keyifli bir başlangıç sunuyor.

Tam bir yol ayrımının ortasında yer alan Milk, adı gibi tatlı ve butik bir işletme olmanın getirdiği samimi bir atmosfere sahip. Minimal ortamında özenle hazırlanmış taze ve farklı lezzet kombinasyonları sunarak güne yumuşak bir başlangıç vadediyor.

OGGUSTO’nun Milk Notu: Menüdeki lezzetli ekmek üstü varyasyonlarını taze smoothie’lerle eşleştirerek semtin lokal ruhunu hissedebilirsiniz.

Raw Press, Chelsea

Raw Press adlı sağlıklı yiyecek ve içecekler sunan bir mekanın, vitrininde BOWLS WELLNESS DRINKS SALADS yazan krem rengi ön cephesi ve önündeki kaldırıma yerleştirilmiş, canlı sarı renkteki dış mekan masaları ve sandalyeleriyle hoş bir görüntü sunuluyor.

Chelsea’de yer alan Raw Press, adından da anlaşılacağı üzere tamamen sağlıklı yiyecek ve içeceklere odaklanan yeni nesil bir kahvaltı noktası. Kendi tatlı kasenizin (Bowl) içeriklerini dilediğiniz gibi belirleyebilme özgürlüğü sunarak, formuna dikkat edenler ve güncel tatları arayanlar için favori duraklardan oluyor.

OGGUSTO’nun Raw Press Notu: Kendi yaratıcılığınızı konuşturduğunuz taze bir Bowl kase hazırlatın ve son dönemin favorisi Matcha Latte ile güne enerji dolu bir başlangıç yapın.

Pear Tree Cafe, Chelsea

İç kısmı camlarla çevrili, dış tabelasında Pear Tree Cafe yazan modern bir kafe binası, yemyeşil ağaçların ve piknik masalarının bulunduğu doğal bir park ortamında yer alıyor ve önünde welcome to pear tree cafe yazılı bir karşılama panosu bulunuyor.

Londra’da üç farklı lokasyonu bulunmasına rağmen en çok Battersea Park içindeki şubesiyle kalpleri çalan Pear Tree Cafe; eşsiz Thames Nehri manzarasıyla yeşili ve maviyi buluşturuyor. Doğanın içinde, göl kenarında huzurlu bir brunch keyfi sunuyor.

OGGUSTO’nun Pear Tree Cafe Notu: Suyun ve yeşilliğin huzurlu birleşimine karşı oturup, taze kahveniz eşliğinde özenle hazırlanmış tost ve pankeklerinin tadını çıkarın.

Egg Slut, Fitzrovia / Portobello Road / Shoreditch / Victoria / Stratford

Bir elin tuttuğu, kahverengi kağıda sarılı, bol ve kabarık çırpılmış yumurtalı, üzerinde koyu renkli sos veya et parçacıkları ile taze yeşil otlarla süslenmiş iştah açıcı bir yumurtalı sandviç, arka planda bulanık bir kafe ortamında lezzetli bir kahvaltı anını yansıtıyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Yenilikçi Yumurta Odaklı Sokak Lezzetleri
  • Mekân: Victoria, Portobello Road, Fitzrovia, Shoreditch, Stratford
  • Menü Seçenekleri: Sosis-yumurta-peynir sandviçleri, trüflü yumurta spesiyalleri
  • Rezervasyon: Alınmıyor (Hızlı servis)
  • Ne Giyilir?: Casual
  • Web Sitesi: eggslut.com
  • Adres: Victoria, Portobello Road, Fitzrovia, Shoreditch, Stratford
  • Instagram: Egg Slut

Los Angeles’ta bir sokak arabasında başlayan serüvenini Londra’nın en popüler noktalarına taşıyan Egg Slut, yumurtanın her halini konforlu ve inanılmaz lezzetli bir formda sunuyor. Tempolu Londra hayatına hızlı ama gastronomik açıdan tatmin edici bir başlangıç yapmak isteyenlerin bir numaralı adresi.

OGGUSTO’nun Egg Slut Notu: İkonik sosis, yumurta ve peynir sandviçleri kapıda sıra beklemenize değecek kadar başarılı. Kalabalıktan kaçınmak için Portobello Pazarı’nın olmadığı günleri tercih edebilirsiniz.

Nobu, Shoreditch [konum-19]

Nobu restoranında ahşap bir masa üzerinde, zarif suşi ruloları, çıtır soğanlı uzun bir meze tabağı, trüf mantarlı zengin bir ana yemek, diğer başlangıçlar ve kırmızı şarap kadehinin yer aldığı, Japon mutfağının özel lezzetlerini sergileyen davetkar bir ziyafetin kuşbakışı görüntüsü.

Shoreditch’te lüks otel konseptiyle bütünleşen Nobu, pazar günleri sunduğu eşsiz açık büfe brunchlarıyla standartları zirveye taşıyor. Modern Japon tasarımı ve açık mutfağıyla dingin bir atmosfer sağlarken; klasik kahvaltıların çok ötesinde deniz ürünleri ağırlıklı, yüksek kalitede bir gastronomi serüveni vadediyor.

OGGUSTO’nun Nobu Notu: Alışılmışın dışındaki sushi ve ceviche büfesinin yanı sıra, sıcaklardan miso soslu siyah morina ve çırpılmış yumurta donburi’yi denemelisiniz. Sınırsız kokteyl (“bottomless”) opsiyonuyla pazar gününüzü taçlandırın.

NoMad London, Covent Garden

Beyaz bir tabağın üzerinde üst üste dizilmiş, üzeri kremalı, koyu renkli yaban mersinleriyle ve mor meyve şurubuyla zenginleştirilmiş üç adet pankekin üzerine küçük bir sürahiden altın rengi akçaağaç şurubunun nazikçe döküldüğü, NoMad London'da sunulan lezzetli bir kahvaltı tabağı.

Tarihi Magistrates Court binasının büyüleyici cam tavanlı avlusunda yer alan NoMad, New York’un o çok sevilen, ikonik Manhattan brunch kültürünü Londra’nın kalbine taşıyor. Şef Ashley Abodeely imzalı eklektik hafta sonu menüsü ve lüks ambiyansı, burayı Covent Garden’ın en çok arzu edilen mekanlarından biri yapıyor.

OGGUSTO’nun NoMad London Notu: İmza cam tavanların altında, hafta sonlarına özel hazırlanan görkemli burritolar ve tazeleyici kokteyl sürahileriyle Sex and The City sahnelerini aratmayacak bir brunch deneyimi yaşayabilirsiniz.

Londra’nın Kahve ve Tatlı Mekânları

Creme, Soho / Nothing Hill

Gri beton zeminde duran, üzerinde altın rengi CREME LONDON yazılı pembe bir kapta, bolca çikolatalı kurabiye ve karamelize fındık parçacıklarıyla süslenmiş, beyaz ve kremsi bir dondurma tatlısı, içinde açık renkli bir kaşıkla oldukça çekici görünüyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Fransız Esintili Zanaatkar Kurabiye ve Dondurma
  • Mekân: Soho, Notting Hill, Londra
  • Menü Seçenekleri: Dev ve akışkan dolgulu kurabiyeler, taze dondurma, filtre kahve
  • Rezervasyon: Alınmıyor (Take-away ağırlıklı)
  • Ne Giyilir?: Casual
  • Web Sitesi: cremelondon.com
  • Adres: Soho, Nothing Hill
  • Instagram: Creme

Creme, Londra’nın tatlı mekânlarının en bilinenlerinden ve şu an en trend noktalarından biri. Henüz duymamış olanlar için burası, akışkan dolgulu dev kurabiyeleri ve taze dondurmalarıyla ünlü bir lezzet durağı. Birbirinden çeşitli fırından yeni çıkmış kurabiyeleri, serin ve pürüzsüz dondurma ile birlikte servis etmesi birçok insanın vazgeçilmez durağı olmasını sağlıyor. Londra’nın üç farklı bölgesinde yer alan mekan, kaliteli bir kahve eşliğinde tatlı krizi yaşayanların kurtarıcısı.

OGGUSTO’nun Creme Notu: Sıcacık ve akışkan çikolatalı kurabiyenizi, mekanın imzası olan taze sade dondurma ile birleştirerek kontrast bir lezzet şöleni yaratın.

Hjem, Kensington

Koyu yeşil cepheli Hjem Kensington dükkanının önünde, fayans döşeli kaldırımda, ahşap bir bank, iki küçük masa, bir çöp kutusu ve üzerinde TAKEAWAY QUEUE yazan bir tabela bulunurken, vitrinde çeşitli ürünler sergileniyor ve bir güvercin kaldırımda yürüyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Danimarka Esintili Artisan Kahveci
  • Mekân: Kensington, Londra
  • Menü Seçenekleri: Taze fırın ürünleri, İskandinav tarzı tostlar, sandviç, kek ve tartlar
  • Rezervasyon: Alınmıyor
  • Ne Giyilir?: Casual
  • Adres: 3 Launceston Pl, London W8 5RJ, Birleşik Krallık
  • Instagram: HJEM

Koyu yeşil, canlı dış cephesiyle yoldan geçenleri içine çeken HJEM, sizi Londra’nın göbeğinden alıp kısa bir Danimarka yolculuğuna çıkarıyor. Kensington lokallerinin rutin sabah kahvelerini aldıkları bu uğrak mekan, taze kahve çekirdeklerinin yanı sıra günlük olarak çıkarılan artizan lezzetleriyle de ünlü. Tost, sandviç, kek, tart ve birçok fırın ürününü taptaze olarak bu küçük, sıcak Danimarka kahve dükkanında bulabilirsiniz.

OGGUSTO’nun HJEM Notu:İskandinav sadeliğini yansıtan atmosferinde, taze demlenmiş filtrenizin yanına güne özel çıkan meyveli tartlardanmutlaka sipariş edin.

Maison Bertaux, Soho

Bir pastane vitrininde, çileklerle süslü bireysel tatlılar, çikolatalı eklerler, kat kat dizilmiş büyük pastalar, çeşitli kişler ve kruvasanlar gibi iştah açıcı yüzlerce farklı hamur işi özenle sergileniyor, bu da zengin bir menüyü işaret ediyor.

Soho’da 1871’den bu yana varlığını sürdürmüş olan Maison Bertaux, Londra’nın en eski Fransız pastanesi unvanını gururla taşıyor. Dışarıdan ikonik lacivert tenteleriyle hemen dikkatinizi çeken mekan, içeri girdiğiniz anda sizi Paris sokaklarında bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Soho’nun bu köklü fırınında birbirinden güzel, tamamen el yapımı taze Fransız pastane ürünleri ve tatlıları deneyimlemek gerçek bir Londra ritüeli.

OGGUSTO’nun Maison Bertaux Notu:Taptaze kremasıyla hazırlanan klasik eklerleri ve meyveli tartları, mekanın asırlık ruhunu en iyi yansıtan lezzetler arasında.

Le Deli Robuchon, Soho / Picadilly / King’s Road

Le Deli Robuchon atmosferini yansıtan bu karede, solda ince kesilmiş sandviçler ve minik kekler, sağda ise kremalı, çikolatalı ve meyveli küçük pastacıkların yer aldığı iki beyaz servis tabağı ile arkada Robuchon logolu karton kahve bardağı bir arada zarifçe sunuluyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Lüks Fransız Patisserie ve Tüm Gün Restoran (Fine Patisserie)
  • Mekân: Piccadilly, King’s Road, Londra
  • Menü Seçenekleri: İmza hamur işleri, özel tatlılar, rafine öğle yemekleri
  • Rezervasyon: Tavsiye edilir
  • Ne Giyilir?: Smart Chic
  • Web Sitesi: robuchonlondon.co.uk/le-deli
  • Adres: Piccadilly, King’s Road
  • Instagram: Le deli Robuchon

Dünyaca ünlü efsanevi şef Joël Robuchon’un mirasını taşıyan Le Deli Robuchon, bir fırından çok “fine patisserie” ve butik bir restoran olarak tanımlanabilir. Buradaki en büyük fark, sipariş ettiğiniz kruvasanın veya tatlının, yüksek gastronomi kurallarına uygun özel bir sunum ve kusursuz bir teknikle önünüze gelmesi. Tüm gün yemek seçenekleri bulunan mekânda, lüks ve zarif bir atmosferde zaman geçirebilirsiniz.

OGGUSTO’nun Le Deli Robuchon Notu: Sosyal medyada sıkça karşınıza çıkan küp formundaki özel kruvasanlarını (Le Cube) denemeden Londra’dan ayrılmayın.

Host Cafe, St. Mary Aldermary

Ahşap bir masada dizüstü bilgisayar, gözlük, kahve ve kruvasan bulunurken, arka planda yüksek kemerli tavanlara, zarif işlemelere ve büyük gotik pencerelere sahip eski bir kiliseden dönüştürülmüş, modern oturma alanları ve bir bar tezgahı içeren geniş ve ferah bir kafe iç mekanı yer alıyor.

“Londra’da kahve içmek istiyorum fakat sıradan yerlerden sıkıldım” diyenler için Host Cafe, benzersiz bir deneyim sunuyor. Adından da anlaşılabileceği gibi bu kahveci, misafirlerini tarihi St. Mary Aldermary Kilisesi’nin tam içinde karşılıyor. Muazzam gotik tavan mimarisi ve vitray pencerelerin altında konumlanan mekan; gelen geçeni izlemek, mimariye kapılmak ve şehrin tam ortasında huzur içinde oturmak isteyenler için eşsiz bir ambiyans yaratıyor.

OGGUSTO’nun Host Cafe Notu: Kahvenizi yudumlarken kafanızı kaldırıp kilisenin göz alıcı gotik tavan detaylarını incelemek, bu mekanın sunduğu en büyük lüks.

Jolene Bakery, Mayville

Jolene Fırın'ın sade ve endüstriyel tasarımlı iç mekanında, brüt beton duvarlar ve tavana sahip geniş bir alanda gri yüzeyli masalar ile açık renk ahşap sandalyeler düzenli bir şekilde yer alıyor; sol taraftaki beyaz tuğla duvarda asılı büyük kara tahta menü, mumlar ve kuru dallarla süslenmiş masalar samimi bir ambiyans sunuyor.

Jolene, tarımcılık ve hayvan refahına öncelik veren yenileyici gıda yetiştiricileri ve küçük üreticilerle çalışan son derece bilinçli bir işletme. Mekânın iç tasarımındaki endüstriyel doku, menüsündeki ve yaklaşımındaki doğal samimiyeti mükemmel şekilde dengeliyor. Sürdürülebilir tarım destekli günlük hazırladığı ürünleriyle müşterilerine her gün farklı bir menü sunan Jolene, gerçek ve işlenmemiş lezzetler arayanların radarında olmalı.

OGGUSTO’nun Jolene Notu:Endüstriyel fırınlardan yeni çıkmış olan, menüde o güne özel hazırlanan artizan ekmek üstü lezzetlerini mutlaka sormalısınız.

Rose Bakery, St. James’s

Paslanmaz çelik bir tezgahın üzerinde, bir Rose Fırını'nın sunduğu zengin açık büfe tarzı sergide, üzeri beyaz kremalı muzlu mascarpone kek dilimleri, alt sıradaki gevrek hamurlu mini sosis ruloları, çeşitli küçük tatlı ve tuzlu atıştırmalıklar ile yeşil bir sos yatağında özenle dizilmiş rezene ve limonlu sosis topları dikkat çekiyor.

Dover Street Market’in en üst katında konumlanan Rose Bakery, ikonik endüstriyel tasarımıyla sizi karşılıyor. Dışarıda çalışmak isteyenler veya yorucu bir alışverişin ardından mola vermek isteyenler için son derece samimi ve “evdeymiş” hissiyatı veren bir ortam sağlıyor. Günlük olarak hazırlanan taze fırın ürünleri ve kaliteli içecekleriyle, St. James’s bölgesinin en şık saklanma noktalarından biri.

OGGUSTO’nun Rose Bakery Notu: Moda ve sanatın iç içe geçtiği bu alanda mola verirken, ünü Londra sınırlarını aşan efsanevi havuçlu keklerini denemenizi kesinlikle öneriyoruz.

Blank Street Coffee, Marylebone / Chelsea / Soho

Tuğla cepheli eski bir binanın zemin katında yer alan, açık yeşil tonlarındaki BLANK STREET COFFEE dükkanının camlı girişi ve geniş vitrinleri önünden bir kişinin yürüdüğü, canlı bir sokak görünümü.
  • Mutfak Yaklaşımı: Yeni Nesil Hızlı ve Kaliteli Kahve Barı
  • Mekân: Marylebone, Chelsea, Soho, Londra
  • Menü Seçenekleri: Özel seçki kahveler, imza Matcha Latte, taze hamur işleri
  • Rezervasyon: Alınmıyor (Take-away ağırlıklı)
  • Ne Giyilir?: Street Style / Casual
  • Web Sitesi: blankstreet.com
  • Adres: arylebone, Chelsea, Soho
  • Instagram: Blank Street

New York’tan Londra’ya hızlı bir giriş yapan Blank Street, şu an şehrin en çok bilinen ve tercih edilen yeni nesil kahve duraklarından biri. Dış mekânda kullandığı ilgi çekici turkuaz rengiyle önünden geçenleri adeta bu dinamik ortama davet ediyor. Özellikle Matcha spesiyalleri ile ünlenen mekânda, mevsime özel soğuk ve sıcak içeceklere, tatlı-tuzlu fırın atıştırmalıkları eşlik ediyor.

OGGUSTO’nun Blank Street Notu: İkonik turkuaz bardaklarıyla Matcha Latte’nizi alıp, Soho veya Chelsea sokaklarında yürüyüşe çıkmak tam bir Londra ritüeli.

Chesnut Bakery, Covent Garden / Belgravia

Ahşap bir masada üstten çekilmiş bu fotoğrafta, biberiyeli focaccia ekmekleri, susamlı ve haşhaşlı bagel, domatesli tost, sandviç, zeytinyağı, turşu, kalpli matcha latte ve yapraklı latte gibi çeşitli fırın ürünleri ve kahvaltılıklar özenle sergileniyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Ödüllü Artisan Pastane ve Brunch
  • Mekân: Covent Garden, Belgravia, Londra
  • Menü Seçenekleri: Tost, sandviç, bagel, ödüllü kruvasanlar, tüm gün brunch
  • Rezervasyon: Hafta sonları önerilir
  • Ne Giyilir?: Smart Casual
  • Web Sitesi: chestnutbakery.com
  • Adres: Covent Garden , Belgravia
  • Instagram: Chesnut Bakery

2023 yılında “Londra’nın en iyi kruvasanı” ödülünü kucaklayan Chestnut Bakery, hamur işi konusunda şehrin tartışmasız en iyilerinden. Günlük taze fırın ürünleriyle misafirlerini ağırlayan bu pastane, sadece bir kahve durağı olmanın ötesinde tüm gün brunch seçeneğiyle zengin bir menü sunuyor. Tost, sandviç, bagel ve ödüllü pastane içerikleriyle yüksek kaliteli bir mekan deneyimi yaşatıyor.

OGGUSTO’nun Chestnut Bakery Notu: Buraya gelip ödüllü kruvasanlarını (özellikle bademli veya çikolatalı olanları) denememek büyük kayıp olur.

Acai Berry Foods, Kensington / Kingsroad / Marylebone

Acai berry markalı şeffaf kaplarda sunulan çeşitli içecekler ve üstü meyveli, granolalı iki büyük açai kasesinin, arka planda Amazon temalı neon bir yazı ve tropikal bitkilerle modern bir kafenin masasında iştah açıcı bir şekilde durduğu, sağlıklı beslenmeyi çağrıştıran çekici bir görüntü.
  • Mutfak Yaklaşımı: Sağlıklı ve Enerji Veren Amazon Lezzetleri
  • Mekân: Kensington, Marylebone, King’s Road, Londra
  • Menü Seçenekleri: Taze Acai Bowl, smoothieler, taze meyve kupları
  • Rezervasyon: Gerekli değil
  • Ne Giyilir?: Sporty Chic
  • Web Sitesi: acaiberryfoods.co.uk
  • Adres: Kensington, Marylebone, Kingsroad
  • Instagram: Acai Berry Foods

Son yılların en büyük sağlıklı beslenme trendi olan Acai’nin Londra’daki ana temsilcilerinden biri: Acai Berry Foods. Amazon ormanlarındaki palmiyelerde yetişen ve süper gıda olarak bilinen bu mucizevi meyve; burada özenle seçilip taze meyvelerle süslenmiş Acai kâseleri (Bowl) formunda servis ediliyor. Enerji dolu, hafif ve sağlıklı bir mola için en iyi adreslerden.

OGGUSTO’nun Acai Berry Foods Notu: Kendi zevkinize göre modifiye edebileceğiniz, taze granola ve orman meyveleriyle zenginleştirilmiş imza Acai Bowl’ları tam bir enerji deposu.

Londra’da Geleneksel 5 Çayı İçebileceğiniz İkonik Yerler

Art Afternoon Tea at The Rosewood, Holborn

Rosewood otelinin şık bir pencere kenarı masasında, güneş ışığı alan ortamda altın renkli üç katlı stand üzerinde sanatsal görünümlü pastalar, çikolatalar ve kekler ile birlikte sandviçler, çörekler, şampanya kadehleri ve porselen bir demlik ile özenle hazırlanmış bir öğleden sonra çayı servisi göz alıcı bir şekilde sergileniyor.

Holborn’da yer alan prestijli The Rosewood Hotel’in efsanevi Aynalı Odası’nda (Mirror Room), geleneksel beş çayı konsepti yüksek sanatla buluşuyor. Pasta Şefi Mark Perkin tarafından şehirdeki güncel sergilerden esinlenilerek tasarlanan Art at Afternoon Tea, şefin sanatsal dokunuşları sayesinde Salvador Dali’den Yayoi Kusama’ya uzanan sürprizlerle dolu bir menü sunuyor. Klasik-modern dekorasyonda uzun sohbetler edebileceğiniz büyüleyici bir deneyim.

OGGUSTO’nun The Rosewood Notu: Gitmeden önce otelin internet sayfasından güncel sergi/sanatçı temasını kontrol etmeyi ve bu eşsiz tasarım tatlıların fotoğraflarını çekmeyi unutmayın.

Claridge’s, Mayfair

Claridge's otelinde lüks bir öğleden sonra çayı deneyimi sunan masada, pastel mavi çizgili porselen takımlar, zarif şampanya kadehleri, çeşitli atıştırmalıklar ve tatlılarla dolu tepsiler, arka planda görkemli iç mekan detayları yer almaktadır.

Mayfair’in lüks ve şık hayatının sembolü olan Claridge’s Hotel’den daha ikonikleşmiş bir beş çayı ritüeli düşünülemez. Art Deco ambiyansı, ortadaki devasa çiçek aranjmanı ve canlı yaylı çalgıların eşlik ettiği The Foyer & Reading Room, adeta bir saray odasını andırıyor. Geleneksel İngiliz ritüeline ünlü Fransız pastacılığının zarafeti dokunuyor ve klasik sandviçlerden mevsimsel “petit-four”lara uzanan kusursuz bir ziyafet ortaya çıkıyor.

OGGUSTO’nun Claridge’s Notu:Ortamın saray ihtişamına uyum sağlamak için şık giyinmeyi ve servis edilen sıcak İngiliz scone’larının üzerine bolca clotted cream (kaymak) sürmeyi ihmal etmeyin.

The Diamond Jubilee Tea Salon at Fortnum and Mason, Piccadilly

Çok katlı gümüş bir standda renkli tatlılar, pudra şekerli scone'lar ve parmak sandviçler sergilenirken, masada pembe bir vazoda karanfiller, reçel kavanozları ve kadehlerde içecekler bulunan bu zarif sunum, Fortnum and Mason'ın Diamond Jubilee Çay Salonu'ndaki lüks öğleden sonra çayı deneyimini yansıtıyor.

Çay deyince, Londra’da 300 yılı aşkın süredir hizmet veren bu zamansız salondan bahsetmemek olmaz. Fortnum & Mason’ın ikonik turkuaz rengiyle bezenmiş The Diamond Jubilee Tea Salon, içeri girdiğiniz an arka plandaki piyano tınılarıyla kendinizi Buckingham Sarayı’nda hissettiriyor. Yüksek sunumlarda hazırlanan mini sandviçler, ünlü İngiliz muffinleri ve günlük değişen kek masasıyla kraliyet standartlarında bir klasik.

OGGUSTO’nun Fortnum & Mason Notu: Çay seremonisinin ardından mutlaka alt kattaki mağazaya inin ve deneyimlediğiniz özel harman kraliyet çaylarından evinize götürmek üzere paket yaptırın.

The Zetter Townhouse, Marylebone

Geniş bir pencerenin önünde konumlanmış ahşap bir masada, mavi desenli porselen çay takımları, taze sandviçler, kremalı çörekler ve çeşitli tatlıların bulunduğu üç katlı zarif bir servis standıyla bezenmiş, geleneksel bir ikindi çayı deneyimi sunuluyor.

The Zetter Townhouse, 1700’lerde büyük partilere ev sahipliği yapmış eski bir klasik Londra şehir evinin (townhouse)eklektik ruhunu bugüne taşıyor. Girişteki şömineli salonda, sanki şık ve asil bir akrabanıza misafirliğe gitmişsiniz gibi sıcak ve samimi bir ambiyans var. Klasik desenli İngiliz porselenlerinde sunulan küçük sandviçler, İngiliz usulü tuzlu kişler ve scone’lardan oluşan menüye, mekanın imza kokteylleri veya bir kadeh şampanya harika eşlik ediyor.

OGGUSTO’nun The Zetter Townhouse Notu: Yağmurlu bir Londra öğleden sonrasında, şömine başındaki kadife koltuklardan birini kaparak şampanya eşliğinde çay saatinin tadını çıkarın.

Londra’da Dünya Mutfağından Esintiler

Din Tai Fung, Covent Garden

Din Tai Fung restoranında, Çin fenerleri ve kırmızı süslemelerle dekore edilmiş pencere kenarındaki bir masada, kişiler ellerinde çeşitli renklerde kokteyllerle kadeh kaldırırken, bambu buharda pişirme sepetlerinde yeşil mantılar, dim sumlar, kızarmış pilav ve farklı lezzetler sergileniyor.

Tayvan mutfağının dünya çapındaki en güçlü temsilcisi Din Tai Fung, Asya ve ABD’den sonra Londra’daki şubesiyle de gastronomi dünyasında adından söz ettiriyor. 1947 yılında Çin’den Tayvan’a göç eden kurucusunun küçük bir dükkândan küresel bir imparatorluğa dönüştürdüğü bu marka, el emeği ve büyük bir ustalıkla hazırlanan lezzetler sunuyor.

OGGUSTO’nun Din Tai Fung Notu: Mekanın küresel bir fenomene dönüşmesini sağlayan, incecik hamuru ve içindeki sıcak suyuyla imza niteliği taşıyan buharda pişmiş ünlü mantılarını (Xiao Long Bao) denemek bir zorunluluk.

Yauatcha, Soho

Yauatcha'nın menüsünden şık bir sunumla beyaz mermer bir masada üstten görüntülenen bu fotoğrafta, bambu bir buharda pişirici içinde göz alıcı dim sum çeşitleri, yanında bol yeşillikli ve greyfurtlu bir salata, güveçte baharatlı tofu yemeği, soya soslu pirinç erişte ruloları ve serinletici içecekler yer alıyor.

Avrupa fırın ürünlerine “fine dining” yaklaşımıyla yaklaşan ve Kanton mutfağını modern bir dille yorumlayan Yauatcha, Michelin yıldızı da dahil olmak üzere pek çok ödüle sahip. Soho’da Çin mutfağının en rafine ve modern yüzünü temsil eden mekan; Dim Sum çeşitleri, yaratıcı kokteylleri ve nadide Uzak Doğu çaylarıyla misafirlerini hızla müdavime dönüştürüyor.

OGGUSTO’nun Yauatcha Notu: Hem göze hem damağa hitap eden menüden Trüflü Deniz Mahsullü Dim Sum ve tatlı bir kapanış için Venoise Puff bizim tartışmasız favorilerimizden.

Cicchetti, Piccadilly/ Covent Garden

Mermer bir masada, domates ve roka yapraklarıyla zenginleştirilmiş iki dilim bruschetta, bir kadeh beyaz şarap, zeytin, zeytin ezmesi, altın rengi kızarmış arancini ve üzerinde peynir topu ile fıstıklar bulunan bir başka meze gibi çeşitli iştah açıcı İtalyan Cicchetti ve aperatifleri sergileniyor.
  • Mutfak Yaklaşımı: Venedik Usulü Paylaşımlı İtalyan (Tapas)
  • Mekân: Piccadilly, Covent Garden, Londra
  • Menü Seçenekleri: Cicchetti’ler (minik atıştırmalıklar), taze makarna, deniz ürünleri
  • Rezervasyon: Tavsiye edilir
  • Ne Giyilir?: Smart Casual
  • Web Sitesi: sancarlocicchetti.co.uk
  • Adres: Piccadilly, Covent Garden
  • Instagram: Cicchetti

İtalyancada ekmek üzerinde servis edilen minik atıştırmalıklara verilen isim olan “Cicchetti”, bu şık mekanda bir gastronomi konseptine dönüşüyor. İtalyan rahatlığını yansıtan sıcak dekorasyonuyla size Venedik usulü cicchetti’leri sunan restoran, dost meclisleri için birebir. Kalabalık masalarda uzun sohbetlere eşlik edecek sayısız küçük tabak sipariş edebilirsiniz.

OGGUSTO’nun Cicchetti Notu: İtalyan ruhunu tam anlamıyla yaşamak için masanın ortasına paylaşımlık birden fazla tabak söyleyin ve bu zengin tadım deneyiminin keyfini çıkarın.

Meraki, Marylebone

Bir masa üzerinde, ızgara tavuk parçaları, patates, zeytinyağlı salata, yoğurtlu köfte, humusun yanı sıra domates soslu karides gibi birçok farklı Akdeniz ve Orta Doğu yemeğinin sunulduğu çeşitli kaplar ve tabaklar görülüyor.

Tazeleyici ve hafif lezzetleriyle Meraki, Londra’nın tam ortasında sofistike bir Ege molası sunuyor. Deniz mahsulü ve sebze ağırlıklı menüsüyle damaklara kazınacak lezzetler sunan mekan, kahve tonlarındaki loş ve şık atmosferiyle dikkat çekiyor. İlerleyen saatlerde başlayan DJ performansları eşliğinde akşam yemeğiniz ritmik bir eğlenceye dönüşüyor.

OGGUSTO’nun Meraki Notu: Yaratıcı kokteyller eşliğinde, mekânın yıldız tabaklarından deniz tarağı ceviche ve iç baklalı ahtapotu mutlaka tadın.

Dinings SW3, Chelsea

Dinings SW3 restoranının bambu ağaçlarının göründüğü pencere kenarında, ahşap bir masanın üzerinde şık bir sunumla taze ton balığı, deniz tarağı ve farklı balık türlerinden oluşan çeşitli nigiri sushi parçaları ile beyaz şarap dolu bir kadeh sergileniyor.

Chelsea’nin sessiz bir ara sokağında, mütevazı bir köşede sizi bekleyen Dinings SW3; sadece lezzetiyle değil, Şef Masaki’nin içeri giren herkese sunduğu iç ısıtan Japon misafirperverliğiyle klasik Londra restoranlarından ayrılıyor. “Home from home” (Evden uzaktaki ev) mottosunu benimseyen mekanın yeşilliklerle çevrili gizli arka bahçesi, özenle hazırlanmış bir yemek ve kokteyl deneyimi için kusursuz.

OGGUSTO’nun Dinings SW3 Notu: Klasik masalar yerine doğrudan Sushi Bar’da oturmayı tercih edin; şeflerin ustalık gerektiren o zarif bıçak hareketlerini ve sunumlarını hayranlıkla izlemek paha biçilemez.

Saffet Emre Tonguç’un Londra’daki Favori Restoranları

Tarihçi ve Profesyonel Rehber Saffet Emre Tonguç Londra’da en beğendiği mekânları şöyle sıralıyor:

Londra'nın En İyi Mekanları
Saffet Emre Tonguç

Michelin Yıldız Tecrübesi Yaşamak İçin

Beyaz masa örtülü bir restoranda, parlak soslu koyu renkli, özenle hazırlanmış bir et yemeği ve yanında rendelenmiş kereviz salatası tabağı, solunda çatal bıçak takımı, arka planda ise bir şişe ve kadeh kırmızı şarap ile biber değirmeni şık bir sunumla duruyor.
St. John
Beyaz porselen bir tabakta özenle sarılmış beyaz balık filetosu, üzerinde zarif bir fırça şeklinde çıtır garnitür ile yanında siyah havyar, minik beyaz çiçekler, yeşillikler ve çıtır yuvarlak dilimlerle süslenmiş uzun, sarımsı bir sebze rulosu, bu şık ve detaylı gurme sunumu iştah açıcı bir görünüm sunuyor.
Petrus
Barrafina restoranının menüsü ve sofradaki çatal bıçak eşliğinde, beyaz bir tabakta duran, ortadan ikiye ayrılmış ve sıcak, akışkan patatesli iç harcı görünen, üzerinde iri tuz taneleri parlayan iştah açıcı bir İspanyol tortilla.
Barrafina
  • St John: Smithfield Market bölgesinde eski İngiliz tarzı 1 Michelin yıldızlı.
  • Story: Tom Seller`in 2 Michelin yıldızlı harika lokantası 6 veya 10’luk tadım menüsünden seçebilirsiniz.
  • Brat: 1 Michelin yıldızlı, rustik tarzda, İspanyol Bask mutfağı ağırlıklı lokanta.
  • Petrus: Gordon Ramsay`in 1 Michelin yıldızlı, modern Fransız lokantası.
  • Barrafina: 1 yıldızlı efsane tapas lokantası.
  • Hakkasan: Alan Yau’nun kurduğu ünlü Uzak Doğu lokantası. Dünyanın en iyi 50 restoranı listesinde 30. sırayı alan 1 Michelin yıldızlı restoranda servis çok iyi. İstanbul’dan gidenlerin ilk tercihi. Türk bir görevli tarafından karşılanırsanız şaşırmayın. Restoranın İstanbul ve Bodrum’da da şubeleri var.
  • Umu: Özel günleriniz için 1 yıldızlı Sushi lokantası.
  • River Café: 25 seneyi aşmış, nehir kenarında ünlü İtalyan lokantası. Oldukça rahat, keyifli bir lokantadır. Özellikle yaz aylarında, açık hava bölümünde keyifli bir yemek için tavsiye edilir.
  • Endo at the Rotunda: Londra’da masa bulması en güç restoranlardan biri olan, harika manzaralı Japon lokantası.
  • Heston Blumenthal: Michelin yıldızlı Heston Blumenthal’ın Mandarin Oriental Hoteli içindeki ünlü lokantası. 1500’lü yıllara kadar uzanan bir dönemi araştırarak İngiltere kraliyet mutfağından örneklerle oluşturulmuş menü bir lezzet şöleni. Tatlı olarak masanızın yanında size özel, nitrojenle soğutularak yapılan dondurmayı ve sunumunu görmeniz lazım.
  • Le Gavroche: Londra’nın 1967’den beri açık olan şık ve ağır, ünlü Fransız lokantası. 2 Michelin yıldızı var.
  • Restaurant Gordon Ramsay: Dünyaca ünlü Şef Gordon Ramsay’in amiral gemisi olan lokanta. 1998’de kuruldu ve 3 Michelin yıldız sahibi.
  • Alain Ducasse at the Dorchester: Alain Ducasse`ın ünlü Dorchester Oteli içindeki şık Fransız lokantası. 3 Michelin yıldızlı.
  • Gymkhana: Mayfair’de bulunan 1 Michelin yıldızlı ünlü Hint lokantası.
  • Decimo: Michelin yıldızlı şef Peter Sanglez’in Londra’da ilk lokantası. Meksika ve İspanya lezzetlerinin füzyon olarak denendiği lokanta oldukça başarılı oldu. Kings Cross bölgesinde yer alıyor.

Londra’nın Üyelikli Gece Kulüpleri / Restoranlar

Annabels'in sıcak ve büyüleyici iç mekanında, mum ışığıyla aydınlatılmış, büyük bir kadın tablosu ve gösterişli şömine ile süslenmiş yemek masaları, misafirleri ağırlamak üzere lüks bir atmosfer sunuyor.
Annabel’s
The Arts Club'ın zengin dekorasyonlu barında, altın rengi dallar ve bordo süs toplarıyla bezenmiş tavandan sarkan gösterişli düzenlemenin altında, arkasında bir barmenin hareket ettiği ışıklı içki şişeleriyle dolu üç kemerli raf ve önünde şık bar sandalyeleri yer alıyor.
The Arts Club
  • Annabel’s: Londra’nın 50 yılı aşan, en ünlü sadece üyelerin veya üye biriyle beraber girilebilen restoran, bar, gece kulübünü içinde barındıran bir yer. Londra gece hayatının mihenk taşlarından. Belli bir yaşın üstüne hitap etmekle beraber her yaştan rağbet gören mekana erkekler ceketsiz giremiyor. Ceketsiz giderseniz nazikçe kapıdan çevriliyorsunuz. Özellikle puro sevdalıları için ideal, üst katındaki puro odası görülmeye değer. Kraliçenin bile gittiği kulüp olarak biliniyor.
  • Harry’s Bar: Takım elbise ve kravat giymenin şart olduğu İtalyan lokantası. Kasım ayında Alba’dan gelen trüf mantarı ile hazırlanan menü muhteşem.
  • The Arts Club: Geçmişi 1863 yılına dayanan, üyeleri arasında Shakespeare’in de bulunduğu, daha çok sanat camiasının rağbet gösterdiği gece kulübü/otel/restoran. Açıldığı yıldan beri Londra’nın en seçkin kulüplerinden. Türk müşterilerin çok rağbet ettiği kulüp 2012 yılında renove edildiğinden beri en gözde mekânlardan. Esasında sanatçılara yönelik olmakla beraber geniş bir yelpazeden üyeleri mevcut.
  • George: Harika terasında her mevsim yemek yiyebileceğiniz İtalyan ağırlıklı bir menüsü olan lokanta.
  • 5 Hertford Street: Rıfat Özbek’in dekorasyonunu yaptığı Londra jet setinin gözdesi kulüpte İtalyan ve Japon lokantaları ve gece kulübü bulunuyor. Yazın avlusunda isteyene yemek, isteyene puro içmek bir zevk.

Londra’nın En İyi ve En Ünlü Mekânları

Berners Tavern'ın lüks ve sanatsal atmosferini yansıtan bu iç mekanda, duvarlar tavanlara kadar uzanan heykelsi kabartmaların altında, çiçek resimleri ve manzaralar dahil olmak üzere farklı boyutlarda onlarca altın varaklı çerçeveli tabloyla dolu, loş ışıklandırmalı bir ortamda şık bar ve yemek masaları dikkat çekiyor.
Berner’s Tavern
Lüks bir restoranda, canlı mavi ortancalar ve çeşitli güllerle süslenmiş gösterişli bir çiçek aranjmanının önünde, bir elin zarifçe bir Riesling şarabını kadehe doldurduğu, Scott's logolu masa kartlarının bulunduğu şık masa düzeni.
Scott’s
Bluebird restoranının iç mekanı, kırmızı metal kirişlerden sarkan yemyeşil bitkilerle çevrili, koyu kahverengi deri kapitone yarım daire koltuk ve zarifçe hazırlanmış yuvarlak bir masa ile botanik bir ambiyans sunuyor.
Bluebird
  • Chiltern Firehouse: Dünyaca ünlü pek çok otele imzasını atmış Andre Balazs’ın eski bir itfaiye binasında yarattığı mekân, otel ve restoran olarak hizmet veriyor. Londra’nın en havalısı. Dünyanın en ünlülerinin uğrak yeri.
  • Berner’s Tavern: Edition Hotel’in içindeki brasserie tarzı, yüksek tavanlı çok şık restoran. Tablolarla dolu duvarlarda kendinizi bir müzede hissedebilirsiniz.
  • Scott’s: Mayfair’de bulunan ünlü balık lokantası. İstiridye barı ile ünlü. İş yemekleri ve özel yemekler için ideal. 2014 Ocak başında Nigella Lawson ile Charles Saatchi’nin boşanmasına yol açan kavgaya sahne olmasıyla magazin dergilerinde adı bolca geçti.
  • Bluebird: Chelsea bölgesinde bulunan şehrin en ünlü mekânlarından biri. Bahçesinde yemek yerken canlı Wimbledon izlemek için günler önceden rezervasyon yapmanızı tavsiye ederim.
  • Colbert: Sloane Square’de metro durağının kösesinde olan brasserie. Her daim dolu ve popüler.
  • Ronnie Scott’s: Jazz dinleyip yemek yiyebileceğiniz çok keyifli bir mekân.
  • Petersham Nursery: Richmond bölgesinde yer alan, çiçekler içindeki masalar, şehrin rezervasyon yapması en güç mekânlarından.
  • Rules: Londra’nın en (ama en) eski lokantası. 1798 yılından beri hizmet veriyor.
  • Wolseley: Piccadily’deki ünlü Ritz Oteli’nin hemen yakınında yer alan ve kahvaltıdan gece yarısına kadar açık olan, brunchlaryla ünlü mekan iş toplantıları için de ideal. Burayı 5 çayı için de düşünebilirsiniz. Kıyafet kodu bulunmuyor ama gelenler hep şık.
  • Spring: Somerset House içinde yer alan harika bir lokanta. Kışın buz pateni pistinde kaydıktan sonra keyifli bir yemek yiyebilirsiniz.
  • Novikov: Ünlü Rus lokantacı Novikov’un Mayfair’deki kalesi. Şehrin en ünlü barlarından. İtalya ve Asya lokantaları mevcut. İstanbul’da da açıldı.
  • My Old Dutch Pancake: Hollanda asıllı pancakeleri ile meşhur olan kafe, 1958 yılından beri sevenlerine hizmet veriyor. Türlü türlü pancakeleri kadar salataları ve tatlıları da meşhur.
  • Granger&Co.: Sydney’de kurulan bu zincir restoran Londra’da 4 farklı noktada hizmet veriyor. Modern iç mimarisi ve rahat ortamı ile misafirlerini sıcak bir şekilde ağırlamakta. Kahvaltı saatlerinde daha çok tercih edilen mekanda rezervasyon alınmadığı için biraz uzun bekleyebilirsiniz.
  • The Ivy Collection: 1917 yılında kurulmuş olan ünlülerin tercihi Ivy, son yıllarda şehrin bir çok yerinde açıldı. Bu restoran zinciri her zaman popüler ve kalabalık.
  • Trivet: Ünlü Master Sommelier Isa Bal`in bir dönem dünyanın en iyi ikinci lokantası seçilen Fat Duck’daki şef arkadaşı Jonny Lake ile açtığı şehrin yeni restoranlarından.

Londra’nın En İyi Pub’ları

  • Builders’ Arms: Güzel bir pub’a gidip değişik biralar deneyerek lezzetli bir yemek isteyenler için ideal.
  • The Phene: Chelsea bölgesinde yer alan şehrin en eski ve ünlü publarından biri. Bahçesi bir efsane.

Londra’da En İyi İtalyan Mutfağı

Beyaz bir Scalini tabağında, bir çatalın özenle kaldırdığı, parlak turuncu somon parçaları ve ince kıyılmış taze yeşilliklerle bezenmiş kremalı tagliatelle makarnası, zarif bir yemek deneyimi vaat ediyor.
Scalini
Beyaz masa örtüsü üzerinde, domates sosu ve kiraz domateslerle süslenmiş tabağın ortasında yer alan lezzetli ravioli, arka planda Masso Vivo Vermentino Frescobaldi beyaz şarap şişesi ve kadehi ile İtalyan mutfağının enfes bir deneyimini gözler önüne seriyor.
Ristorante Frescobaldi
Beyaz bir tabakta servis edilmiş, tereyağlı veya kremalı hafif sosla kaplanmış, üzerinde birkaç taze adaçayı yaprağı ve karabiber taneleri serpiştirilmiş, iştah açıcı görünen sarı renkli, dolgulu İtalyan makarna veya ravioli porsiyonu, arka planda hafif bulanık bir kadeh beyaz şarap ile koyu renk bir masa üzerinde duruyor.
Padella
  • Scalini: Ailenizin İtalyanı. Her zaman kalabalık, güler yüzlü servis ve harika lezzet.
  • Aglio e Olio: Fulham Road’da küçük, mahallenin lokantası hissi veren bir mekân. Istakozlu spagettisi Londra’nın en iyilerinden.
  • Ristorante Frescobaldi: Toscana bölgesinin şarap üreticilerinden Frescobaldi Ailesi’nin Londra’daki tek restoranı. Pandemi sonrasında büyüyen avlusunda harika bir İtalyan yemeği yiyebilirsiniz.
  • Bocca di Lupo: Çok geniş bir şarap menüsüne sahip, Soho`da muhteşem yemekleri ile ünlü İtalyan lokantası. Karşısındaki şarküteriden alacağınız Trüf mantarını yemeklerinize eklemeniz mümkün.
  • Padella: Meşhur Borough Market’in hemen yanında taze yapılmış makarna ve soslar ile karnınızı doyurmaya ne dersiniz? Sıra beklemeye önceden kendinizi hazırlayın.
  • Cecconi’s: Mayfair’in göbeğindeki ünlü İtalyan lokantası. Hem yemekleri hem ambiyansı ile her daim popüler. Uzun öğle yemeklerinin vazgeçilmez adresi. İstanbul’da da bir şubesi olan lokanta gerçekten önemli bir adres.

Londra’nın En İyi Pizzacıları

Bir Franco Manca restoranında çekilen bu karede, masanın merkezinde iştah açıcı, bol peynirli, zeytinli, kaparili ve ançuezli ekşi mayalı pizza dururken, etrafında arkadaşlarıyla keyifli bir yemek deneyimi yaşayan insanların elleri ve içecekleri görülüyor.
Franco Manca
Siyah ahşap bir masada beyaz bir tabakta duran, üzeri taze domates sosu, erimiş mozzarella peyniri, yeşil fesleğen yaprakları ve parlak kırmızı biber dilimleri ile zenginleştirilmiş, kenarları odun ateşinde kızarmış lezzetli pizzadan bir dilimi kaldıran eller ve arka planda baharatlı yağ şişesi bir pizza deneyimini gösteriyor.
Pizzeria da Michele
  • Pizza Metro: Londra’nın en uzun ve en lezzetli pizzası. Battersea Rise’da yer alan lokanta İtalyanların favorisi, metreyle pizza servis ediliyor.
  • Pizzeria da Michele: Dünyanın en ünlü pizzası olarak bilinen, Napoli`deki lokantanın orijinal Londra şubesi.
  • Franco Manca: Kısa sürede Londra’nın bircok yerinde açılan, nispeten ucuz ve iyi pizza için tercih edilen restoran zinciri.
  • Made in Italy & Napule: Rivayete göre Pizza Metro’dan ayrılan çalışanların açtıkları, yine iyi pizza için çok popüler restoranlar. Bu gruptan Santa Lucia oldukça keyifli Hollywood Road üzerinde. Hemen karşısındaki Brinkley’s Wine Bar ise Hugh Grant’in uğrak yeri olarak biliniyor.

Londra’nın En İyi Asya Mutfağı

Gösterişli bir avize, geleneksel Çin motifleriyle işlenmiş ahşap paneller ve altın detaylı sütunlarla bezeli, beyaz örtülü şık yuvarlak masaların ve zarif sandalyelerin bulunduğu, konuklarına lüks bir yemek deneyimi sunmaya hazır, görkemli bir China Tang restoranı iç mekanı.
China Tang
Mr. Chow restoranının kemerli tavanı ve dalgalı dokulu duvarlara sahip şık iç mekanında, tavandan sıra halinde asılı duran metalik sarkıt lambaların aydınlattığı, beyaz örtülü uzun masalar özenle hazırlanmış olup, sol önde parlak kırmızı çileklerle dolu büyük bir servis tabağı göze çarpıyor.
Mr. Chow
Bir el, beyaz bir tabağın üzerindeki iki parlak pirinç noodle rulosuna (cheung fun) özenle koyu kahverengi sos dökerken, arka planda bambu buharda pişiricideki çeşitli dim sumlar ve masadaki diğer Çin lezzetleri iştah açıcı bir sunum oluşturuyor.
Yauatcha
  • Dinings: Marylebone’daki Japon lokantası. Tapas konsepti ile sunulan yemekler muhteşem.
  • Yauatcha: Hakkasan Grubu’na ait olan lokanta 2019 yılında Michelin yıldızını kaybetmiş ama Dimsum sevenler için hâlâ ilk tercih edilenlerden.
  • Mr. Chow: Beverly Hills’deki ünlü Çin lokantasının Knighstbridge şubesi.
  • Good Earth: Londra’nın en iyi Pekin ördeğini burada yiyebilirsiniz.
  • Zuma: Barıyla ünlü Londra’nın her daim popüler sushi lokantası. İstanbul’da da şubesi var.
  • Nobu: Ünlü şef Master Nobu`nun Park Lane`deki ünlü sushi lokantası
  • Jugemu: Londra’nın gizli ve küçük sushi mabedi. Mutlaka uğrayın.
  • Busaba: Londra’da değişik yerlerde 9 şubeye ulasan zincir Tay mutfağı sunuyor. Çabuk ve lezzetli bir yemek için her zaman iyi bir adres.
  • China Tang: Ünlü Dorchestrer Oteli’nin içindeki Çin lokantası Cantonese mutfağının şehirdeki en önemli temsilcisi.Ambiyansı, yemekleri ve barı ile Sir David Tang’in Londra sosyetesine armağanı olan lokanta sizi savaş öncesi Shangay ortamına götürüyor bir anda.
  • Dishoom: Bombay’dan sevgilerle. Yemekler harika! Hatta Kensington şubelerinde canlı müzik gecesine denk gelirseniz kendinizi bir film sahnesinde hissedebilirsiniz.
  • Namlong: American Psycho filmindeki ünlü içki Flaming Ferrari’nin doğum noktası olan Vietnam lokantası.
  • Park Chinois: Londra’nın en lükslerinden Asya lokantası. 1960’ların Shangai’ını ziyaret etme hissi yaşatan bir mekân.
  • Sexy Fish: Açıldığı zaman büyük sansasyon yaratan bu restoran şehrin en şık lokantalarından. Ünlü Berkeley Square’de yer alıyor. Michelin Plate sahibi olan restoranın oldukça etkileyici bir dekorasyonu var.
  • Hunan: Bir mühendis olan Mr. Foo`nun kendi zevki icin açtığı Hunan lokantasında yemekleri sipariş verme işini kendisine bırakabilirsiniz.

Londra’nın En İyi Fransız Mutfağı

La Petite Maison: Bir dönem İstanbul’da da şubesi olan samimi bir Fransız lokantası.
Relais De Venice: Kendinizi bir an Paris’de hissetmenin en hızlı yolu. Menüsünde sadece salata, Café de Paris soslu et ve Fransız usulü kızarmış patates var ve hepsi çok lezzetli.
Balthazar: New York`daki ünlü Fransız tarzı brasserienin Londra şubesi. Covent Garden’da tiyatro/operaya gitmeden önce ideal.

Londra’nın En İyi Meksika Mutfağı

Bodega Negra'da bakır rengi bir masada, iki elin tacoları hazırladığı ve yediği, mor mısır tortillalı tacolar, bol guacamole'li cipsler, taze ceviche ve margarita gibi zengin Meksika mutfağı lezzetlerinin üstten çekim sunumu.
Bodega Negra
Şık bir cam kasede sunulan, pembe karidesler, beyaz deniz ürünleri ve kırmızımsı bir sos içeren, kıvrık sarı muz cipsleri ve taze yeşilliklerle süslenmiş lezzetli bir kokteyl, altında yeşil muz yaprağı ve yanında kızarmış muz dilimi olan beyaz bir tabakta iştah açıcı görünüyor.
Café Pacifico
  • Bodega Negra: Soho’da bulunan margaritalarıyla ünlü, New York stili Meksika lokantası.
  • Mestizo: Meksikalıların uğrak yeri. İçeride kendinizi bir anda Meksika’ya gitmiş gibi hissedeceksiniz. Yemekler çok lezzetli.
  • Café Pacifico: Covent Garden’daki ünlü, turistik ve keyifli Meksika lokantası. Değişik tekilalar deneyebilirsiniz.
  • Taqueria: Notting Hill civarında Meksika’dan taco isterseniz.

Londra’nın En İyi Hint ve Ortadoğu Mutfağı

Mint Leaf restoranında sunulan, tandoori tavuk, zengin köri, baharatlı pilav, nan ekmeği, çeşitli mezeler ve nane yaprağı süslemeli ferahlatıcı kokteyllerle dolu, Hint mutfağının göz alıcı ve iştah açıcı bir ziyafet masası görüntüsü.
Mint Leaf
Bir ahşap masa üzerinde kuşbakışı sergilenen çeşitli Hint ve Pakistan lezzetleri; ortada kızarmış soğan ve taze yeşilliklerle zenginleştirilmiş büyük bir mercimek yemeği, yanında çıtır bir samosa, taze salata, parlak kırmızı soslu et yemekleri, yoğurtlu sos ve baharatlı güveçler ile dolu, iştah açıcı bir sofra görüntüsü.
Tayyab’s

Hindistan’da yiyebileceğinizden daha iyi Hint yemeklerini Londra’da bulursanız şaşırmayın!

  • Tamarind: Mayfair’de bulunan bu Hint lokantası denemeye değer. İş yemekleri için de ideal.
  • Mint Leaf: Oldukça modern ve hoş bir ortamda Hint yemeği yemek isterseniz ideal.
  • Tayyab’s: 1972 yılından beri hizmet veren aile işletmesi Hindistan’ın meşhur Punjabi yöresinin yemeklerini sunuyor.
  • Alounak: İran mutfağının Londra’daki en eski temsilcilerinden biri.
  • Lahore Kebap House: Biranızı köşedeki marketten alıp kendinize Pakistani tarzı kebap ziyafeti verebileceğiniz efsane lokanta. Oldukça hesaplı bir seçenek.

Londra’nın En İyi İspanyol Mutfağı

Bir grup insanın yuvarlak mermer bir masa etrafında oturarak, kavrulmuş sebzeler, zeytinler, kızarmış deniz ürünleri ve çeşitli soslu yemekler gibi Brindisa'nın Akdeniz lezzetleriyle dolu tapaslarını paylaştığı keyifli bir yemek sahnesi.
Brindisa
Beyaz oval bir tabakta, ortadan ikiye kesilmiş, altın sarısı kızarmış ve içinde kremsi peynirli ıspanak dolgusu bulunan iki adet pane lezzet, üzerlerine gezdirilmiş koyu renkli sos ve yanında radika ağırlıklı taze salata ile mermer desenli zeminde iştah açıcı bir şekilde sunuluyor.
Sabor
  • Tendido Cero: Londra’daki İspanyolların tercih ettiği tapas lokantası.
  • Brindisa: Bridget Jones’un mahallesi olarak da bilinen, Londra Borough Market’deki lokanta pek çok özgün lezzete ev sahipliği yapıyor. Gökdelen Shard’a yürüme mesafesinde olan bu tapasçıyı yolunuz düşerse mutlaka deneyin. Orijinal mekâna ilave olarak şehrin farklı yerlerinde de şubeleri açıldı.
  • Sabor: Andalucia’nın lezzetlerini Londra’da tatmak isteyen tapas tutkunlarına güvenle tavsiye edilir.

Londra’nın En İyi Ege ve Akdeniz Mutfağı

Siyah dökme demir bir kase içinde sunulan, közlenmiş balkabağı veya tatlı patates dilimleri, ortasında sarımsı bir dondurma topu, etrafında susamlı çıtırlar, ceviz parçacıkları, koyu renkli meyveler ve kremalı sos damlalarıyla süslenmiş, taze beyaz bir papatya çiçeği ve yeşil nane yaprağıyla tamamlanmış zarif bir gurme tatlı tabağı.
Rüya
Koyu renkli bir sosluktan parlak sarı renkteki yoğun sosun, çıtır derili ızgara balık filetosunun ve altındaki koyu yeşil sebzelerin üzerine zarifçe akıtıldığı bu şık tabak, Hovarda restoranının özenli mutfağını ve sunumunu vurguluyor.
Hovarda
Nopi restoranının özgün sunumlarından biri olan bu görselde, çıtır derili kızarmış somon filetosu, parlak yeşil ve acı kırmızı sosların içinde, taze turp dilimleri, yeşillikler ve bolca susamla zenginleştirilmiş garnitürle seramik bir kasede servis ediliyor.
Nopi
  • Rüya: Londra`daki en şık Türk/Osmanlı lokantası. Misafirlerinizi gururla götürebilirsiniz.
  • Hovarda: Üst katında en ünlü djleri dinleyebileceğiniz Ege mutfağından esinlenilmiş lokanta özellikle house müziği sevenlerin ve gençlerin tercihi.
  • Nopi: Popüler yemek kitapları yazarı Yotam Ottolenghi’nin mutfağından çıkan Akdeniz esintili lezzetleri tatmak için gitmelisiniz.
  • Mazi : Yunancada “Beraber” anlamına gelen Mazi, klasik Yunan mutfağına modern bir yaklaşımla çok lezzetli bir menü sunuyor.

Londra Peru Mutfağı

  • Coya: Son yıllarda oldukça popülerleşen Peru mutfağının en güzel ve lüks temsilcisi.

Londra Rus Mutfağı

  • Marivanna: Knightsbridge bölgesinde yer alan Rus lokantası. Sek votka içmeye cesaretiniz varsa tavsiye ediyoruz.

Londra’nın En İyi Et Lokantaları

Beyaz bir tabağın üzerinde, bol kahverengi sosla kaplanmış, sulu, orta-az pişmiş bir parça rosto etin yanında çıtır fırınlanmış patatesler, dilimlenmiş havuçlar ve üzerinde karamelize elma parçaları olan kabarık bir Yorkshire pudingi görünüyor; arka planda benzer Pazar kızartması tabakları bulanıkça seçiliyor.
Hawksmoor
Koyu renkli oval bir tabağın ortasında, göz alıcı ızgara izleriyle pişirilmiş kalın bir biftek dilimi, sol kenarda kısmen görünen bir kadeh kırmızı şarap ve arka planda patates kızartması ile yeşil sebzelerden oluşan garnitürlerle zengin bir ana yemek sunumu.
Gaucho
  • Goodmans: Çok beğenilen et lokantası zinciri.
  • Hawksmoor: Spitalfields şubesi özellikle tavsiye edilir.
  • Gaucho: Birçok şubesi olan Arjantinli et Lokantası zinciri. Londra’nın eskilerinden.
  • Guinea Grill: 1952’den beri Mayfair’de hizmet veren bu restoran/pub kesinlikle gitmeye değer. Old school tarzı olan mekan pie larıyla da ünlü.
  • Big Easy: Kalori ihtiyacınız varsa doğru yerdesiniz. Amerikan diner tarzı etler ve ıstakozlar büyük porsiyonlar sevenler için ideal. Chelsea şubelerinde alt katta canlı country müzik dinlenebiliyor.

Londra’nın En İyi Burger Restoranları

Susamlı çörekler arasında erimiş sarı peynir, bol kırmızı biber dilimleri ve iki katmanlı, karamelize yüzeyli köfteleriyle iştah açıcı görünen, markalı bir ambalaj kağıdı üzerinde duran, büyük ve karşı konulmaz bir hamburgerin yakın çekim görüntüsü.
Meat Liquor
Bir restoranda kırmızı deri koltukların önünde, ana yemek olarak siyah mermer desenli büyük bir tabakta servis edilmiş bütün bir pişmiş ıstakoz, yanında çubuk batırılmış susamlı ekmekli bir burger, metal kaplarda bolca çıtır patates kızartması ve taze yeşilliklerden oluşan bir salata iştah açıcı bir şekilde görülüyor.
Burger and Lobster
  • Meat Liquor: Şehrin en lezzetli burgerlerini tatmak için doğru adres. Duvarlardaki değişik resimlerle farklı bir hava yaratılmış. Kapıdaki kuyruğa dikkat. Hanımların topuklu ayakkabı tercih etmemelerini tavsiye ederim.
  • Burger and Lobster: Sadece burger ve ıstakoz bulacağınız harika bir restoran/kokteyl bar. Brioche arası ıstakoz bizim balık-ekmek ikilisinin Avrupalı ve pahalı versiyonu. Boğaz’ın kenarında balık ekmeğin lezzeti ile hiçbir şey kıyas edilmese de yolunuz düşerse deneyin. Ünlü mağaza Harvey Nichols’un üst katında da bir şube açtılar.
  • Bleecker Burger: Londra’da bulabileceğiniz en güzel burger restoranlarından biri. Amerikan stili burgeri ve işletmeye özel patatesleri kaçırmamalısınız.

Londra’nın En İyi Balık Restoranları

  • Milos: İstanbul’daki balıkçı lokantalarına en yakın tavsiye edebileceğimiz Yunan balık lokantası.
  • Chicama: Yeni açılmasına rağmen oldukça başarılı olmuş bir balık lokantası.

Top 5 Türk Restoranı

  1. The Counter
  2. Zahter
  3. Sofra
  4. Ruya
  5. Yamabahçe

Ve Diğerleri

  • St Moritz Restaurant: Fondü tutkunları sizleri unutmadık.
  • Amazonico: Madrid’de kendini kanıtlamış olan bu restoran Mayfair’de yer alıyor. Tropikal Latin Amerika mutfağı ile Asya ve Akdeniz’i birleştiren bir menü sunuyorlar. Dekorasyonu çok etkileyici.

Londra’nın gastronomi sahnesi keşfedilmeyi bekleyen sayısız adresle dolu. Restoranların devamı ve daha fazlası için Jules Verne rehberine göz atmayı unutmayın!

Kapak Fotoğrafı: isabelmayfair

Londra Mekan Haritası

-map-

white banner
Popüler Yazılar
Sıkça sorulan sorular
Londra'daki popüler restoranlara rezervasyon yaptırmak şart mı?

Özellikle akşam yemekleri ve şık mekanlar için (örneğin Chiltern Firehouse, Core by Clare Smyth, Nobu) haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmanız kesinlikle önerilir. Ancak Granger & Co, Egg Slut, 26 Grains gibi çoğu popüler brunch ve kahve mekanı rezervasyon kabul etmemekte; misafirlerini "ilk gelen oturur" (walk-in) mantığıyla ağırlamaktadır.

Londra restoranlarında bahşiş vermek (tipping) zorunlu mu?

Londra'daki restoranların büyük bir kısmı (özellikle orta ve üst segment mekanlar), adisyona genellikle %12.5 oranında isteğe bağlı bir servis ücreti (discretionary service charge) ekler. Eğer bu ücret hesaba dahil edilmişse, ekstra bir bahşiş bırakmanıza gerek yoktur. Hesaba servis ücreti eklenmediği durumlarda ise %10-15 arasında bir bahşiş bırakmak genel bir nezaket kuralı olarak kabul edilir.

Londra'daki lüks restoranlarda genel kıyafet kuralı (dress code) nasıldır?

Londra'nın fine-dining restoranlarında ve popüler otel barlarında (özellikle Mayfair, Chelsea ve Soho bölgelerinde) genellikle "Smart Casual" veya "Smart Elegant" kıyafet kuralı uygulanır. Aşırı spor kıyafetler, parmak arası terlikler, eşofmanlar veya kısa şortlar bu tarz mekanlara kabul edilmeyebilir. Özellikle akşam rezervasyonları için özenli ve şık bir stil tercih etmeniz her zaman garanti bir yoldur.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için