white banner

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026

•
05.10.2026
Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026

Yazı Boyutu:

OGGUSTO editörlerinin bu hafta radarına giren yeni adresleri, koleksiyonları, sergileri ve deneyimleri keşfedin. Haftanın öne çıkanlarını bir araya getirdiğimiz seçkimize göz atın.


Haftanın Önerileri: 5 Ekim – 11 Ekim 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Telezzüz’de 5 ve 6 Ekim tarihlerinde Şef Youssef Marzouk ve Şef Bahtiyar Büyükduman’ın yaratıcı dokunuşlarını buluşturan özel menüyü keşfedin.

Beyaz bir tabakta özenle sunulmuş, üzerindeki taze meyveler ve zarif soslarla süslenmiş, renkli ve çekici bir gurme tatlı tabağının yakın çekimi; bulanık arka planıyla damakta bırakacağı eşsiz lezzeti ve keyfi akla getirerek, görsel bir şölen sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Paris gastronomi sahnesindeki önemli mutfaklarda deneyim kazanan Şef Youssef Marzouk’un teknik hassasiyet, yaratıcılık ve zanaata duyduğu saygıyla şekillenen mutfak yaklaşımını; Telezzüz Executive Şefi Bahtiyar Büyükduman’ın yaratıcı yorumlarıyla aynı menüde deneyimlemek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Farklı mutfak geçmişlerine sahip şeflerin yaratıcı yaklaşımlarını keşfetmek isteyenlere, çağdaş gastronomi deneyimlerini takip edenlere ve sınırlı süreli özel menüleri deneyimlemek isteyen gastronomi tutkunlarına.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 5 ve 6 Ekim tarihlerinde. Şef Youssef Marzouk ve Telezzüz Executive Şefi Bahtiyar Büyükduman, iki gece boyunca Telezzüz mutfağında özel bir ortak menü için bir araya geliyor. Önceden rezervasyon yaptırmanız önerilir.

Telezzüz, 5 ve 6 Ekim tarihlerinde Paris gastronomi sahnesindeki önemli mutfaklarda edindiği deneyimi teknik hassasiyet, yaratıcılık ve zanaata duyduğu saygıyla şekillendiren Şef Youssef Marzouk’u ağırlıyor. Telezzüz Executive Şefi Bahtiyar Büyükduman ile bir araya gelen Marzouk, iki şefin farklı mutfak deneyimlerini ve yaratıcı yaklaşımlarını özel olarak hazırlanan ortak bir menüde buluşturuyor.

İki gece boyunca devam edecek bu özel buluşma, şeflerin farklı mutfak geçmişlerini ve gastronomiye yaklaşımlarını aynı sofrada bir araya getiriyor. Paris mutfaklarından edindiği teknik birikimi yaratıcılık ve zanaat odağında ele alan Youssef Marzouk ile Telezzüz’ün mutfak yaklaşımını şekillendiren Bahtiyar Büyükduman’ın iş birliği, sınırlı sayıda konuğun deneyimleyebileceği özel bir gastronomi buluşması sunuyor.

FAMİ’nin Chef Takeover serisinde Maksut Aşkar ve Esen Hünal’ın Todos Los Dias mutfağı için hazırladığı özel menüyü 6 Ekim’de keşfedin.

Güneşin aydınlattığı sıcak bir sabah ortamında, bir anne, baba ve küçük çocuklarından oluşan mutlu bir aile, kahvaltı masasında bir araya gelerek neşeyle sohbet ediyor ve günün ilk keyifli anlarını birlikte geçirerek aile bağlarını güçlendiriyor.

Detaylı Bilgi Alın

  • Neden gidilmeli? Todos Los Dias’ın farklı coğrafyalardan beslenen mutfağını FAMİ için hazırlanan tek gecelik menüyle keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Yeni tatlar keşfetmek isteyenlere, şef buluşmalarını takip edenlere ve gastronomi odaklı etkinliklerden hoşlananlara hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: Maksut Aşkar ve Esen Hünal, Todos Los Dias, paylaşım odaklı özel menü, DJ Aksak

FAMİ’nin farklı şef ve mutfakları ağırladığı Chef Takeover serisinin ikinci edisyonunda mutfak, Todos Los Dias’ın kurucuları Maksut Aşkar ve Esen Hünal’a emanet ediliyor. İkili, farklı coğrafyalardan beslenen mutfaklarını yalnızca bu gece için hazırlanan paylaşım odaklı bir menüyle FAMİ’ye taşıyor.

Başlangıçlardan sıcak tabaklara ve tatlıya uzanan menünün detayları gece boyunca masada keşfedilecek. 6 Ekim saat 19.30’da FAMİ’nin avlusunda gerçekleşecek buluşmaya DJ Aksak setiyle eşlik edecek.

Raffles İstanbul’da 2-30 Ekim tarihleri arasında İsokyo x Long Bar gecelerini deneyimleyin.

Bu yakından çekim, buharda pişmiş, yumuşacık beyaz bir Bao ekmeği içinde, bolca doğranmış taze yeşillikler ve özel bir sos ile servis edilen, iştah açıcı etli bir Bao Bun Sliderı gözler önüne seriyor.
Büyük, sofistike ve loş ışıklı bir uzun barın iç mekanı, klasik ahşap paneller, düzenli sıra halinde şık bar tabureleri ve arkada özenle dizilmiş şişelerle dolu bir raf ile ziyaretçilerini bekleyen zarif bir lüks otel barının sıcak ve davetkar ambiyansını yansıtıyor.
Beyaz dikdörtgen bir servis tabağında, yeşil yosun veya avokado ile sarılmış, üzerinde parlak turuncu balık havyarı, beyaz mayonez bazlı sos ve taze dereotuyla bezenmiş Kelebek Roll sushi parçaları estetik bir şekilde sergileniyor.
  • Neden Gidilmeli? İsokyo’nun Asya mutfağından sevilen lezzetlerini tattıktan sonra Long Bar’ın canlı müzik atmosferine geçmek ve cuma akşamını yemek ile eğlenceyi bir araya getirerek geçirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Gastronomi ve müziği aynı gecede deneyimlemek isteyenlere, cuma akşamlarını arkadaşlarıyla değerlendirmek isteyenlere ve canlı performans eşliğinde uzun bir gece geçirmekten hoşlananlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 9, 16, 23 ve 30 Ekim Cuma günlerinde. Ekim programında Yol Project, Barbaros, Su Soley, Pandami Music ve Emir Ersoy sahne alıyor. Kontenjan ve paket seçenekleri için önceden rezervasyon yaptırmanız önerilir.

Raffles İstanbul’un İsokyo ve Long Bar’ı, ekim ayı boyunca her cuma akşamını gastronomi ve canlı müzikle buluşturuyor. Saat 19.30’da İsokyo’da başlayan program, restoranın sevilen imza lezzetlerinden oluşan özel bir set menüyle devam ediyor. Asya Usulü Dana Tartar, Çıtır Ördekli Salata, Butterfly Roll, Dynamite Karides ve Dana Kaburgalı Bao Bun Slider’ın ardından Soya Glazeli Dana Bonfile servis ediliyor; gece İstanbul–Tokyo tatlısıyla tamamlanıyor.

Akşam yemeğinin ardından saat 22.30’da Long Bar’a geçiliyor. İçecekler, kuruyemiş ve crudité eşliğinde canlı müzik performanslarının yer aldığı gecede, misafirler farklı paket seçenekleri arasından tercih yapabiliyor. İsokyo’da set menü akşam yemeği ve Long Bar’da canlı performansın yanı sıra limitsiz yerli içecek veya meşrubat seçenekleri bulunurken, yalnızca Long Bar’da yemeksiz canlı müzik deneyimi de tercih edilebiliyor. Gecenin stil kodu ise parti şıklığı.

Rezervasyon: +90 533 284 3160
E-posta: [email protected]

Shangri-La Bosphorus, İstanbul’da 1-31 Ekim tarihleri arasında Taste of Shangri-La ile iki farklı gastronomi deneyimini keşfedin.

Yüksek tavanlı ve görkemli bir lüks otel lobisi, parıldayan avizeler, geniş bir halıyla kaplı zemin, zarif koltuk ve kanepelerden oluşan oturma grupları ile sıcak bir atmosfer sunarak konuklarını ağırlıyor.
Shangri-La otelinin zarif ve lüks atmosferini yansıtan bu geniş restoranda, beyaz örtülü şık masalar özenle hazırlanmış, çiçek aranjmanları ve parlak kadehlerle dolu olup, misafirlerin keyifli bir yemek deneyimi için beklediği sıcak ve davetkar bir ortam sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Aynı çatı altında iki farklı mutfak kültürünü deneyimlemek; Şef Şevket Cihan’ın Anadolu ürünlerini çağdaş yorumlarla ele alan yaklaşımını ve Baş Şef Cheng Lu’nun otantik Kanton mutfağını özel tadım menüleri üzerinden keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Anadolu mutfağının modern yorumlarını ve Uzak Doğu mutfaklarını merak edenlere, farklı gastronomi kültürlerini aynı etkinlik kapsamında deneyimlemek isteyenlere ve özel tadım menülerini takip eden gastronomi tutkunlarına.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 1-31 Ekim tarihleri arasında. Taste of Shangri-La, Shangri-La Bosphorus, İstanbul’un IST TOO ve Shang Palace restoranlarında yalnızca ekim ayı boyunca deneyimlenebiliyor. Önceden rezervasyon yaptırmanız önerilir.

Shangri-La Bosphorus, İstanbul, 1-31 Ekim tarihleri arasında üçüncü kez düzenlenen Taste of Shangri-La gastronomi festivaline ev sahipliği yapıyor. Boğaz manzaralı IST TOO’da Executive Şef Şevket Cihan, Anadolu’nun yerel ürünlerini ve mevsimsel lezzetlerini çağdaş yorumlarla ele alırken; Shang Palace’ta Baş Şef Cheng Lu, Kanton mutfağının köklü tekniklerini ve malzemenin özünü koruyan yaklaşımını özel tadım menüleriyle sofraya taşıyor.

IST TOO’nun dört aşamalı menüsünde Yaz Domatesleri Salatası, Balıkesir Kuzu Şaşlık ve Anadolu Dokunuşlu Baked Alaska gibi Anadolu’nun farklı bölgelerinden ilham alan tabaklar öne çıkıyor. Vejetaryen menüde ise yabani mantarlar, siyah trüf, siyah sarımsaklı aioli ve kavrulmuş fındıkla hazırlanan Yabani Mantar Güveci yer alıyor. Festivale özel Bosphorus Harvest ve alkolsüz Golden Orchard da menüye eşlik ediyor.

Shang Palace’ta ise Cheng Lu’nun hazırladığı tadım menüsü, Kanton mutfağının karakteristik lezzet dengesini öne çıkarıyor. Buharda tavuk etli Xiao Long Bao, Acı-Ekşi Deniz Mahsulleri Çorbası, Karabiber Soslu Tavada Kızartılmış Dana Bonfile Küpleri ve Osmanthus Çiçekli Pasta menünün öne çıkan tabakları arasında. Golden Osmanthus, Lychee Blossom, Jade Garden ve alkolsüz Pearl Jasmine ise festivale özel içecek seçkisini oluşturuyor.

TURK FATIH TUTAK’ta 28 Kasım’da Şef Fatih Tutak ve Şef Viki Geunes’in imza dokunuşlarını buluşturan özel menü için şimdiden yerinizi ayırtın.

Ünlü şef Fatih Tutak'ın, modern Türk mutfağının temsilcisi ve TURK Fatih Tutak restoranının kurucusu olarak, kendine özgü stilini yansıtan bir profesyonel portresi, gastronomi dünyasındaki yenilikçi duruşunu sergiliyor.
  • Neden Gidilmeli? İki Michelin yıldızlı TURK’ün Şefi Fatih Tutak ile üç Michelin yıldızlı Zilte’nin Şefi Viki Geunes’in imza tabaklarını, mutfak karakterlerini ve özgün yaklaşımlarını aynı menüde deneyimlemek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Michelin yıldızlı restoranları ve şef iş birliklerini takip edenlere, farklı mutfak kültürlerini aynı menüde keşfetmek isteyenlere ve özel gastronomi deneyimlerinin peşinde olanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 28 Kasım 2026 tarihinde. TURK FATIH TUTAK, Belçika’dan üç Michelin yıldızlı Zilte’yi İstanbul’da ağırlıyor. İki şefin bu özel gece için birlikte tasarladığı menü yalnızca bir gece deneyimlenebilecek.

TURK FATIH TUTAK, 28 Kasım akşamı Belçika’nın üç Michelin yıldızlı restoranı Zilte’nin Şefi Viki Geunes’i İstanbul’da ağırlıyor. İki Michelin yıldızlı TURK’ün Şefi Fatih Tutak ile üç Michelin yıldızlı Zilte’nin Şefi Viki Geunes, bu özel gece için aynı mutfağı paylaşarak birlikte hazırladıkları menüyü sunacak.

Toplam beş Michelin yıldızını aynı sofrada buluşturan özel menü, iki şefin imza tabaklarından, mutfak karakterlerinden ve özgün yaklaşımlarından izler taşıyor. Farklı mutfak deneyimlerini ve gastronomik bakış açılarını aynı menüde bir araya getiren bu özel buluşma, TURK FATIH TUTAK’ın Bomonti’deki mutfağında gerçekleşecek.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Anantara Palais Hansen Vienna Hotel’de Viyana’nın zarif atmosferini, tarihi dokusunu ve çağdaş konforunu bir arada deneyimleyerek şehrin kalbinde konaklayın.

Anantara Palais Viyana'nın yüksek, sanatsal tavanları, zarif sütunları ve pırıltılı avizeleriyle göz kamaştıran, klasik mobilyalarla döşenmiş, konuklarını ağırlamaya hazır tarihi ve lüks ana salon veya lobisi.
  • Neden Gidilmeli? Viyana’nın prestijli bölgelerinden birinde konumlanan otelde, tarihi ve klasik detaylarla modern tasarımın bir araya geldiği atmosferi deneyimlemek; gurme yemekleri ve özenli hizmet anlayışıyla şehirde ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi yaşamak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Viyana’nın kültürel ve tarihi atmosferini konforlu bir konaklamayla birleştirmek isteyenlere, klasik mimari ile çağdaş tasarımı bir arada sevenlere ve şehir merkezinde seçkin bir otel deneyimi arayanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Viyana’yı keşfetmek istediğiniz her dönemde. Şehrin müzelerini, saraylarını ve ikonik rotalarını keşfederken otelin merkezi konumundan yararlanabilirsiniz.
Viyana'daki Anantara Palais Vienna otelinin yüksek tavanlı, avizelerle aydınlatılmış, mermer zeminli ve sanat eserleriyle süslü zarif lobisi, şık kadife koltuklar ve klasik mimari detaylarla misafirlerine görkemli bir lüks konaklama deneyimi vadediyor.
Viyana'daki Anantara Palais otelinin görkemli lobisinde, yüksek tavanlardan sarkan parlak kristal avizeler ve oymalı sütunların çevrelediği mermer zeminin üzerinde yer alan lüks kadife koltuklar, klasik zarafet ve ihtişam sunuyor.

Anantara Palais Hansen Vienna Hotel, Viyana’nın prestijli bölgelerinden birinde, klasik mimariyi çağdaş detaylarla buluşturan zarif tasarımıyla öne çıkıyor. Tarihi dokusunu modern konforla bir araya getiren otel; gurme yemekleri, özenli hizmet anlayışı ve Viyana’nın kendine özgü atmosferiyle şehri keşfetmek isteyenler için konforlu bir konaklama deneyimi sunuyor.

Anantara Palais Hansen Vienna Hotel, Viyana’nın ikonik saraylarını, müzelerini ve kültürel duraklarını keşfetmek isteyenler için de ideal bir başlangıç noktası oluşturuyor.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Caz efsanesi Arturo Sandoval’ın Afro-Küba ritimlerinden caza uzanan repertuvarını 8 Ekim’de 36. Akbank Caz Festivali kapsamında Zorlu PSM’de canlı dinleyin.

Akbank Caz Festivali sahnesinde trompetini tutkuyla çalan usta müzisyen Arturo Sandoval, spot ışıkları altında, müziğin ruhunu yansıtan dinamik bir pozla izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Arturo Sandoval

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Dizzy Gillespie’nin öğrencisi olan Arturo Sandoval’ın trompet virtüözitesini ve Afro-Küba müziğiyle cazı buluşturan repertuvarını geniş bir müzisyen kadrosuyla canlı dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Caz ve Afro-Küba müziğini takip edenlere, trompet virtüözlerini canlı izlemek isteyenlere ve Akbank Caz Festivali programındaki uluslararası isimleri kaçırmak istemeyenlere hitap ediyor.

Arturo Sandoval, 8 Ekim’de 36. Akbank Caz Festivali kapsamında Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde konser veriyor. Dizzy Gillespie’nin öğrencisi olan ve Irakere ile Küba cazının dönüşümünde önemli rol oynayan 10 Grammy ödüllü sanatçı, kariyeri boyunca Stevie Wonder, Frank Sinatra, Celia Cruz ve Alicia Keys gibi isimlerle çalıştı.

İstanbul konserinde Sandoval’a Lisandro Pidre piyanoda, William Brahm gitarda, Daniel Feldman davulda, Maximilian Gerl basta, Michael Tucker saksafonda, Samuel Torres perküsyonda, Keith Fiala trompette ve Larry Bustamante bariton saksafonda eşlik edecek.

Craig David’in canlı vokal ve DJ setini buluşturan TS5 performansını 11 Ekim’de Harbiye Açıkhava’da canlı dinleyin.

Açık mavi bir arka plan önünde, koyu renk gür sakalı ve bukleli saçlarıyla doğrudan kameraya bakan Craig David, üzerinde krem rengi zemin üzerine mavi, turuncu ve siyah tonlarında geometrik desenli yumuşak dokulu bir ceketle UK Garage ve R&B tarzını İstanbul’a getiren canlı performansının enerjisini yansıtıyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Craig David’in UK Garage ve R&B hitlerini canlı vokal ile DJ setini birleştiren TS5 formatında dinlemek ve Commitment albümünden yeni şarkılarını keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? R&B ve UK Garage dinleyicilerine, 2000’ler müziğini sevenlere ve klasik bir konserden farklı DJ-vokal performanslarını takip edenlere hitap ediyor.

Craig David, imza haline gelen TS5 konseptiyle 11 Ekim’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alıyor. İlk olarak 2012’de Miami’de küçük bir radyo yayını olarak başlayan TS5, sanatçının DJ seti ile canlı vokalini aynı akışta buluşturan ve zamanla farklı şehirlerde sahnelenen uluslararası bir performans formatına dönüştü.

“Walking Away”, “Fill Me In” ve “7 Days” gibi parçalarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Craig David, İstanbul konserinde son albümü Commitment’tan şarkılara da yer verecek. R&B, UK Garage, Afrowave ve tropical pop etkilerini taşıyan albümde JoJo, Tiwa Savage ve Louisa Johnson ile yaptığı iş birlikleri de bulunuyor.

Oktoberfest Chalet Garden ile 10 Ekim’de Swissôtel The Bosphorus’ta Alman lezzetlerini keşfedin ve Can Bonomo’nun da yer aldığı canlı performansları dinleyin.

Yeşilliklerle çevrili, açık havada kurulan ahşap bir masanın etrafında toplanmış, çeşitli tatlılar ve içeceklerle dolu tabakların eşlik ettiği keyifli bir sohbet anını gösteren bu kare, haftanın gastronomik önerileri kapsamında değerlendirilebilecek özel bir bahçe festivali atmosferini yansıtıyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Alman sokak lezzetlerini tatmak, gün boyunca canlı müzik dinlemek ve Oktoberfest kültüründen ilham alan açık hava programına katılmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Canlı müzik ve gastronomiyi bir arada sevenlere, arkadaş grubuyla hafta sonu planı yapmak isteyenlere ve Oktoberfest temalı etkinliklere ilgi duyanlara hitap ediyor.
  • Öne Çıkan İsimler: Can Bonomo, Gwen De Lien, Deniz Aral

Oktoberfest Chalet Garden, 10 Ekim’de Swissôtel The Bosphorus’un Chalet Garden alanında gerçekleşiyor. Bavyera’nın Oktoberfest geleneğinden ilham alan etkinlik, Alman sokak lezzetlerini, tematik dekorasyonu ve canlı müzik programını açık havada bir araya getiriyor.

Festival sahnesinde Can Bonomo, Gwen De Lien, Deniz Aral yer alacak. Saat 15.00’te başlayacak program, müzik ve gastronomi etrafında şekillenen bir sonbahar buluşması sunuyor.

Afife Jale’nin sahneye çıkma mücadelesini Beyhan Murphy’nin koreografisiyle buluşturan Afife’yi ekim ayında AKM’de izleyin.

Koyu bir sahnede, beyaz, akıcı bir kostümle ışıklandırılan bir bale sanatçısı, Türk tiyatro tarihinin öncü ismi Afife Jale'nin sahne tutkusunu ve mücadelesini Beyhan Murphy koreografisiyle modern bir bale duruşunda zarifçe canlandırıyor.
  • Neden gidilmeli? Afife Jale’nin yaşamındaki farklı dönemleri dört dansçı üzerinden takip etmek ve Turgay Erdener’in müziğini Beyhan Murphy’nin koreografisiyle buluşturan modern bale yapımını yeni prodüksiyonuyla izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Bale ve çağdaş dans izleyicilerine, Türkiye tiyatro tarihine ilgi duyanlara ve gerçek yaşam öykülerinden hareket eden sahne yapımlarını takip edenlere hitap ediyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Afife‘yi 2026-2027 sanat sezonunda yeni prodüksiyonuyla AKM Türk Telekom Opera Salonu’na taşıyor. Turgay Erdener’in müziği ve Beyhan Murphy’nin libretto ve koreografisiyle hazırlanan iki perdelik eser, Afife Jale’nin sahne tutkusu, karşılaştığı engeller, aşkları ve yalnızlığı üzerinden yaşamının farklı dönemlerine uzanıyor.

İlk kez 1998’de Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen Afife, İstanbul DOB prodüksiyonuyla 10, 14, 15, 17 ve 29 Ekim’de izlenebilecek. Yapımın dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Bahar Korçan, ışık tasarımını Cem Yılmazer, video tasarımını ise Aisha Hajiyeva üstleniyor.

Aziz Nesin’in klasik metninden uyarlanan Tut Elimden Rovni ile gösteri dünyasının ardındaki güç ve ilişki çatışmalarını 7 ve 14 Ekim’de sahnede izleyin.

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Aziz Nesin’in sanat, ego, fedakârlık ve ilişkideki güç dengesini ele alan metnini Kemal Başar’ın rejisiyle izlemek ve ödüllü yapımı sahnede görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Aziz Nesin’in eserlerini sevenlere, karakter ilişkileri üzerine kurulu tiyatro oyunlarına ilgi duyanlara ve fiziksel performansın öne çıktığı yapımları takip edenlere hitap ediyor.

Tut Elimden Rovni, gösterileriyle tanınan Rovni ve Mela çiftinin ilişkisine odaklanıyor. Rovni kendisini gösterinin asıl sanatçısı olarak görürken Mela, tehlikeli gösterilere katılmasına rağmen giderek onun gölgesinde kalıyor. Oyun, çiftin çatışmaları üzerinden sanat, ego, fedakârlık ve güç ilişkilerini ele alıyor.

Kemal Başar’ın reji ve dramaturjisini üstlendiği, müzikleri Can Atilla’nın imzasını taşıyan tek perdelik yapımda Savaş Alp Başar ve Lola Polat rol alıyor. Güney Kore’de Daejeon Uluslararası Tiyatro Festivali programına seçilen yapım, Daegu Uluslararası Tiyatro Festivali’nde Özel Eser Ödülü kazanırken Savaş Alp Başar da performansıyla Yılın Umut Veren Oyuncusu ödülüne değer görüldü.

Türkiye’nin saat kültürüne odaklanan ilk festivali İstanbul Watch Festival’de 30’u aşkın markayı, saat ustalarını ve koleksiyonerleri 10-11 Ekim’de QNB Terminal Kadıköy’de keşfedin.

Canlı sarı bir arka plan üzerinde büyük harflerle Istanbul Watch Festival yazısı, hashtag #IWF26, soyut mavi ve siyah renklerde dişli çarkları andıran geometrik desenler ile QNB Terminal Kadıköy ve 10-11 Ekim 2026 tarih bilgilerinin yer aldığı bu tanıtım afişi, Türkiye’nin saat kültürüne odaklanan önemli bir etkinliği duyuruyor.
  • Neden gidilmeli? Saat mekanizmalarını ve ustalık süreçlerini yakından görmek, yeni modelleri incelemek, koleksiyoner ve saat ustalarının söyleşilerine katılmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Saat meraklılarına, koleksiyonerlere, saatçiliğin zanaat ve mühendislik yönünü keşfetmek isteyenlere ve bu alana yeni ilgi duymaya başlayanlara hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: 30’u aşkın saat markası, mekanizma eğitimleri, canlı saat bakım atölyeleri, koleksiyoner buluşmaları, Tamás Fehér’in canlı çizimleri

Türk Saat Kulübü tarafından düzenlenen İstanbul Watch Festival, 10-11 Ekim’de QNB Terminal Kadıköy’de ücretsiz olarak gerçekleşiyor. Yaklaşık 1.000 metrekarelik alana yayılan festival, saat dünyasını zanaat, tasarım, mühendislik ve koleksiyon kültürü üzerinden ele alıyor.

İki günlük programda mekanizma eğitimleri, başlangıç dersleri, canlı saat bakım atölyeleri, mikro indeks boyama gösterimleri, paneller ve marka deneyim alanları yer alıyor. Macar hiperrealist sanatçı Tamás Fehér de festival boyunca canlı saat çizimleri gerçekleştirecek. Ücretsiz katılım için festivalin internet sitesi üzerinden dijital davetiye oluşturmak gerekiyor.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Genç Brad Pitt, Vahşinin Kalbi filminden bir sahnedeki derin ve düşünceli ifadesiyle, o dönemki sade ve doğal saçlarıyla açık havada çekilmiş bir portre gibi görünüyor; OGGUSTO'nun sinema ve film önerileri listesindeki zamana meydan okuyan klasiklerden birini temsil ediyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Vahşinin Kalbi / Heart of the Beast

David Ayer imzalı Vahşinin Kalbi, emekli özel kuvvetler askeri James Belmont ile bir bacağını kaybetmiş Alman kurdu Odin’in Alaska’nın vahşi doğasındaki hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Brad Pitt’in fiziksel performansı ve Odin’i canlandıran üç bacaklı eski kurtarma köpeği Uber’in etkileyici uyumu sayesinde film, klasik bir maceranın ötesine geçerek savaşın izlerini taşıyan iki gazinin birbirine tutunma ve iyileşme hikâyesine dönüşüyor.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Arzu Kaprol’ün Paris’teki yeni adresini keşfedin.

Bir podyumda yürüyen model, Arzu Kaprol Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonundan yüksek yakalı, fildişi renginde, katmanlı ve akışkan detaylara sahip uzun bir kıyafet içinde, dramatik ışıklandırma altında zarif bir duruş sergiliyor.

Arzu Kaprol, Paris’teki yeni pop-up mağazası ARZU KAPROL PARIS ile Le Marais’de moda tutkunlarıyla buluşuyor. 1 Ekim’de Maison Da’da açılan mağazada, tasarımcının Sonbahar/Kış 2026–27 koleksiyonu Işığın Hafızası / Unearthed Light satışa sunuluyor. Koleksiyon; güçlü formlar, derin dokular ve katmanlı yüzeylerin yanı sıra deri malzemenin kesilerek, delinerek, örülerek ve yeniden yapılandırılarak kullanıldığı tasarımlara odaklanıyor. 8 Ekim’de Arzu Kaprol’ün katılımıyla gerçekleşecek “Meet the Designer” buluşması, Paris’teki pop-up mağazanın öne çıkan etkinliklerinden biri olacak. ARZU KAPROL PARIS, 31 Aralık 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek.

Adres: Maison Da
Adres Bilgisi: 14 Rue du Roi de Sicile, 75004 Paris
Ziyaret Tarihleri: 1 Ekim–31 Aralık 2026
Opening Party: 3 Ekim 2026
Meet the Designer: 8 Ekim 2026

Messika’nın Grand Palais’de ilk kez tanıttığı Terres de Contrastes koleksiyonunu keşfedin.

Messika Yüksek Mücevher Defilesi'nde, ışıkların altında parlayan, zarif bir kıyafetle podyumda yürüyen bir kadın manken, markanın modern çizgileriyle tasarlanmış, büyüleyici ve eşsiz yüksek mücevherat parçalarını ustalıkla sergiliyor.
Messika x Terres de Contrastes Koleksiyonu
Göz Atın
Messika'nın 2026 yüksek mücevher koleksiyonundan göz kamaştırıcı bir detay sunan bu görselde, zengin pırlantalarla süslenmiş zarif bir elin, parmağında birden fazla gösterişli yüzük ve bileğinde uyumlu bir pırlanta bileklik sergilediği görülüyor.
Messika x Terres de Contrastes Koleksiyonu
Göz Atın

Messika, Terres de Contrastes High Jewelry koleksiyonunu Paris Moda Haftası kapsamında Grand Palais’de düzenlediği özel defileyle ilk kez tanıttı. Botswana’nın üç farklı coğrafyasından ilham alan koleksiyon; Okavango Deltası’nın mavi ve yeşil tonlarını, Kalahari Çölü’nün kızıl ve toprak renklerini ve Makgadikgadi Tuz Panları’nın mineral beyazlarını mücevher tasarımına taşıyor. Koleksiyonun en dikkat çekici parçası ise 41,11 karatlık ham elmastan kesilerek 20,46 karatlık bir taşa dönüştürülen Okavango Blue oldu. Defilenin styling’ini Carine Roitfeld üstlenirken, açılışı Adriana Lima, kapanışı ise Okavango Blue elmasını taşıyan Irina Shayk gerçekleştirdi.

  • Neden Tercih Edilmeli? Botswana’nın farklı coğrafyalarından ilham alan renkleri, doğanın kontrastlarını ve 20,46 karatlık Okavango Blue elmasını bir araya getiren özel High Jewelry tasarımlarını keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Doğadan ilham alan hikâyeleri, nadir değerli taşları ve güçlü tasarım anlayışını sevenlere; High Jewelry dünyasında dikkat çekici ve karakterli parçalardan hoşlananlara hitap ediyor.

Haftanın Kitabı

Kazuo Ishiguro’nun Klara ile Güneş kitabını okuyun.

Güneşin altın sarısı ışıklarının sardığı bir sahnede, narin çizgileriyle Klara, içten bir ifadeyle gözlem yapıyor gibi duruyor; bu görsel, onun karmaşık dünyayı anlayış çabasını ve varoluşunun temelindeki güneşe olan bağımlılığını ustalıkla yansıtıyor.

Kazuo Ishiguro’nun Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasının ardından yayımlanan ilk romanı Klara ile Güneş, teknolojinin insan hayatını dönüştürdüğü bir gelecekte sevgi, bağlılık, umut ve fedakârlık üzerine düşündüren bir hikâye anlatıyor.

Olağanüstü bir gözlem yeteneğine sahip yapay zekâ Klara, bir mağazanın vitrininde kendisi gibi “Yapay Arkadaş”ların arasından dış dünyayı gözlemleyerek kendisini seçecek çocuğu bekliyor. Nihayet Josie adında bir kız tarafından seçildiğinde, Klara kendisini yalnızca yeni bir eve değil, insanların duyguları, korkuları ve beklentileriyle şekillenen karmaşık bir dünyanın içinde buluyor.

Klara’nın Josie’ye duyduğu koşulsuz bağlılık, romanın merkezindeki en güçlü duygulardan birine dönüşürken Ishiguro, yapay zekâ üzerinden aslında oldukça insani sorular soruyor: Birini sevmek ne anlama gelir? Bir insanın yerini başka biri ya da başka bir varlık gerçekten doldurabilir mi? İnanç ve umut, sınırları nereye kadar zorlayabilir?


Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Tangle Teezer’ın yeni The Complete Carebrush™ Serisini keşfedin.

Tangle Teezer’ın saç açma deneyimini saç derisi bakımını da içeren daha kapsamlı bir rutine dönüştüren yeni The Complete Carebrush™ serisini keşfedin.

Kompakt oval şekilli, sapı olmayan ve parlak pembe rengiyle dikkat çeken Tangle Teezer saç fırçası, farklı uzunluklardaki esnek dişleri sayesinde saç düğümlerini nazikçe açarken saçın kırılmasını önleyerek sağlıklı ve parlak görünmesine katkıda bulunan özel bir saç bakım aracıdır.
Tangle Teezer
The Complete Carebrush™
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Saçı açarken aynı zamanda pürüzsüzleştirmeye, parlatmaya ve saç derisine masaj yapmaya yardımcı olan The Complete Carebrush™, çapraz yerleştirilmiş çift katmanlı diş yapısıyla öne çıkıyor. Uzun ve oval dişler saç tellerinin pürüzsüzleşmesine yardımcı olurken daha kısa ve üçgen dişler saçın nazikçe açılmasını destekliyor. Böylece günlük tarama, saç derisine de özen gösteren bir bakım adımına dönüşüyor. Güzellik Yayında Tangle Tazeer
  • Kimlere Hitap Ediyor? Saçını açarken aynı zamanda saç derisi bakımını da rutinine dahil etmek isteyenlere hitap ediyor. Seri; düz ve dalgalı saçlar için Straight to Wavy, ince telli saçlar için Fine, kıvırcık ve bukleli saçlar için ise Curly to Coily olmak üzere farklı saç tiplerine yönelik seçenekler sunuyor. Güzellik Yayında Tangle Tazeer
  • En Doğru Zaman Ne? Günlük saç tarama rutininde, saçları nazikçe açarken saç derisine de masaj etkisi sunan bir fırça kullanmak istediğiniz her an. Özellikle saç bakımını saç derisi bakımının devamı olarak görenler için günlük rutine eklenebilecek yeni nesil bir seçenek sunuyor.

Lalive, yeni Lenfatik Yüz Fırçası ve Besleyici Yüz Bakım Yağı ile günlük yüz bakımını iki aşamalı bir ritüele dönüştürüyor. Lalive’den yüz bakımına iki yeni dokunuşu keşfedin.

Lalive yüz bakımı ürün gamından, estetik beyaz kapaklı bir krem kutusu, markanın zarif logosuyla süslenmiş olarak aydınlık bir yüzeyde sergileniyor, cildinize sağladığı pürüzsüz ve nemlendirici etkiyi vurgulayan bir atmosfer yaratıyor.
Lalive
Lenfatik Yüz Fırçası & Besleyici Yüz Bakım Yağı
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? %100 doğal kiraz ağacından üretilen Lenfatik Yüz Fırçası, yüzün doğal hatlarını takip eden hafif ve ritmik hareketlerle nazik bir masaj uygulaması sunuyor. Ardından kullanılan Besleyici Yüz Bakım Yağı ise kuşburnu çekirdeği yağı, C vitamini, Koenzim Q10, E vitamini ve skualan içeren formülüyle cildi beslemeye, nem bariyerini desteklemeye ve daha aydınlık bir görünüme yardımcı oluyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Günlük bakım rutinine nazik bir yüz masajı ve besleyici bir bakım adımı eklemek isteyenlere hitap ediyor. Özellikle mevsim geçişlerinde kuruluk ve matlık hissine karşı cildinin nemini, yumuşaklığını ve doğal ışıltısını korumaya odaklananlar için değerlendirilebilir.
  • En Doğru Zaman Ne? Mevsim geçişlerinde veya cildin kuruluk ve matlığa daha yatkın olduğu dönemlerde rutine eklenebilir. Fırçanın temiz ve kuru ciltte, yüksek baskı uygulamadan kullanılması; ardından 2–4 damla Besleyici Yüz Bakım Yağı’nın yüz, boyun ve dekolteye uygulanması öneriliyor.


Haftanın Önerileri: 28 Eylül – 4 Ekim 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


The World’s 50 Best Bars listesinde 68. sırada yer alan Bar Gabriel’de yaratıcı kokteylleri keşfedin.

Bar Gabriel'in modern ve davetkar tasarımını gözler önüne seren, ahşap dokuların hakim olduğu uzun bar tezgahının, rahat oturma gruplarının ve sıcak atmosferi vurgulayan loş aydınlatmanın harmanlandığı şık iç mekan görüntüsü.
Şık bir Bar Gabriel iç mekanında, loş aydınlatma altında parlayan özenle dizilmiş likör şişeleri, zarif kadehler ve koyu tonlardaki ahşap tezgahın çevresinde konumlanmış modern bar sandalyeleri, mekana sıcak ve davetkar bir kokteyl deneyimi atmosferi katıyor.
  • Neden Gidilmeli? 2026’da The World’s 50 Best Bars’ın 51–100 seçkisinde 68. sırada yer alan Bar Gabriel, İstanbul’un uluslararası kokteyl sahnesindeki görünürlüğünü artıran adreslerden. Suadiye’deki küçük ve samimi atmosferi, yerel malzemelerle hazırlanan özgün kokteylleri ve modern bar mutfağıyla dikkat çekiyor. The Nazar, Künefe, Yuzu ve Tomato gibi imza kokteyllerinin yanı sıra dana sando ve tempura gibi bar atıştırmalıkları da menüde öne çıkıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Kokteyl kültürünü keşfetmek isteyenlere, klasik reçeteler yerine yaratıcı imza kokteylleri denemeyi sevenlere ve samimi, mahalle barı atmosferinde akşam geçirmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Pazartesi–Cuma 17.00–01.00, Cumartesi 15.00–01.30 ve Pazar 15.00–01.00 saatleri arasında açık. Özellikle akşam saatlerinde loş ve samimi atmosferi daha belirgin hâle geliyor.

Suadiye’de konumlanan Bar Gabriel, klasik kokteylleri yerel malzemeler ve alışılmadık sunumlarla yeniden yorumlayan küçük bir mahalle barı. Nazar boncuğu içerisinde servis edilen The Nazar ve fıstık ile fıstıklı votkayla hazırlanan Künefe, mekânın yaratıcı yaklaşımını yansıtan imza seçenekler arasında. Kokteyllere tempura tavuk, karides ve dana sando gibi paylaşmalık atıştırmalıklar eşlik ediyor.

Adres: Suadiye Mah., Turab Sk. No:6A, Kadıköy/İstanbul

Sicilyalı Şef Giovanni Vaccaro’nun hazırladığı yeni menüyle Bellini’de İtalyan mutfağına yeni bir yorumla tanışın.

Şeftali püreleri ve köpüklü prosecco ile özenle hazırlanmış, zarif bir kadeh içerisinde, rengiyle ve ferahlatıcı görünümüyle bu eşsiz Bellini kokteyli, yaz akşamları için ideal bir lezzet sunumunu gözler önüne seriyor.
  • Neden Gidilmeli? Sicilyalı Şef Giovanni Vaccaro’nun yenilenen menüsünü deneyimlemek ve İtalyan mutfağının klasiklerini mevsimsel malzemelerle hazırlanan çağdaş yorumlarıyla tatmak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? İtalyan mutfağını sevenlere, yeni menüler keşfetmek isteyenlere ve Boğaz manzarası eşliğinde özel bir akşam yemeği deneyimi arayanlara hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Şef Giovanni Vaccaro, 13–16 Ekim 2026 tarihleri arasında Bellini’de yeni menünün son hazırlıkları için İstanbul’da olacak. Ekim ayı itibarıyla yenilenen menü deneyimlenebilir.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un İtalyan restoranı Bellini, ekim ayında Sicilyalı danışman şef Giovanni Vaccaro imzasını taşıyan yenilenen menüsünü misafirleriyle buluşturuyor. 13–16 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da olacak Şef Vaccaro, yeni menünün son hazırlıkları için Bellini’nin mutfağında çalışmalarını sürdürecek.

Sicilyalı şefin hazırladığı yeni menü, İtalyan mutfağının klasik lezzetlerini mevsimsel malzemeler ve çağdaş yorumlarla bir araya getiriyor. Bellini’nin sevilen tabaklarına eklenen yeni seçeneklerle menü, sonbahar sezonuna özel bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Çırağan Sarayı’nın içinde konumlanan Bellini; yüksek tavanları, kristal avizeleri, Boğaz manzaralı geniş pencereleri, el boyaması duvarları ve mavi-beyaz dekorasyonuyla klasik İtalyan trattoria atmosferini saray dokusuyla buluşturuyor.

Akira Back İstanbul’da Üç Şeften 6 Hands Dinner: Üç Mutfak Felsefesini Tek Masada Deneyimleyin

Akira filminden unutulmaz bir sahne; geleceğin distopik Tokyo'sunda, siberpunk bir şehirde gece vakti kırmızı ceketli ikonik motosikletiyle hızla ilerleyen genç bir karakter, neon ışıklar altında dinamik bir sürüş sergiliyor.
  • Neden Gidilmeli? Üç farklı şefin mutfak anlayışını tek bir tadım menüsünde deneyimlemek, Japon teknikleriyle Anadolu ürünlerinin buluştuğu özel tabakları keşfetmek ve sınırlı sayıda katılımla gerçekleşen gastronomi deneyiminin parçası olmak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Tadım menülerini, modern Japon mutfağını ve şef iş birliklerini takip eden gastronomi meraklılarına hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 12 Ekim 2026 Pazartesi, 19.00–23.00 saatleri arasında gerçekleşecek. Katılım sınırlı sayıda olduğu için rezervasyon yaptırılması gerekiyor.

Akira Back İstanbul, 12 Ekim akşamı üç farklı şefi aynı mutfakta buluşturan özel bir 6 Hands Dinner deneyimine ev sahipliği yapıyor. JW Marriott Istanbul Marmara Sea bünyesinde yer alan restoranın Executive Chef’i Fatih Alkan, Düsseldorf’un Michelin yıldızlı şefi Yoshizumi Nagaya ve Antalya Ruff Grill & Bar’ın şefi Ender Altundağ, yalnızca bu geceye özel hazırlanan tadım menüsünde bir araya geliyor.

Japon mutfağını Kore kökleri ve modern tekniklerle yorumlayan Fatih Alkan; Japon purizmini Avrupa yüksek mutfak teknikleriyle birleştiren Yoshizumi Nagaya ve açık ateş, Anadolu ürünleri ve yerellik odağında çalışan Ender Altundağ’ın mutfak anlayışları, gecenin özel menüsünde buluşuyor. Menüde Japon teknikleri ile Anadolu ürünlerini bir araya getiren tabakların yanı sıra üç şefin farklı gastronomik yaklaşımlarını yansıtan yaratıcı yorumlar yer alıyor.

14 Eylül’de Antalya Ruff Grill & Bar’da gerçekleşen ilk buluşmanın ardından İstanbul’da düzenlenecek 6 Hands Dinner, üç şefin ortak mutfak deneyimini bu kez Akira Back İstanbul’un modern Japon mutfağı perspektifiyle bir araya getiriyor.

Ulaş Durmaz’ın mevsimsel ürünleri ve Anadolu lezzetlerini yeniden yorumladığı Scalla’nın yeni menüsünü tadın.

Modern ve aydınlık bir yaşam alanında, Scalla koleksiyonunun özgün tasarım anlayışını yansıtan, konforlu bej bir köşe koltuk, zarif bir mermer sehpa ve çağdaş bir sanat eseri detaylarıyla bütünleşen şık bir dekorasyon göz alıyor.
Geniş cam pencerelerden gelen doğal ışıkla aydınlanan, yüksek tavanlı ve açık plan düzenine sahip bu çağdaş iç mekan, modern mimari anlayışını yansıtırken, insanlar sosyal etkileşimler için tasarlanmış şık oturma alanlarında bir araya geliyor.
  • Neden Gidilmeli? MICHELIN Genç Şef Ödüllü Ulaş Durmaz’ın mevsimsel ürünleri ve Anadolu lezzetlerini çağdaş tekniklerle nasıl yorumladığını keşfetmek; Scalla’nın doğayla iç içe konumunda yeni menüsünü denemek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Mevsimsel ve yerel ürünlere odaklanan mutfakları sevenlere, Anadolu lezzetlerinin çağdaş yorumlarını merak edenlere ve İstanbul’da yeni şef menülerini takip eden gastronomi tutkunlarına.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Ulaş Durmaz’ın Ağustos 2026 itibarıyla Scalla’da sunduğu yeni menüyü denemek için restoranı ziyaret edebilirsiniz. Adres ve rezervasyon bilgileri için Scalla ile iletişime geçin.

Ayvalık’ta başlayan mutfak yolculuğunu İstanbul’da sürdüren Ulaş Durmaz, Ağustos 2026 itibarıyla Acarkent’teki Scalla’nın Executive Chef’i oldu. 2024 yılında MICHELIN Genç Şef Ödülü’ne layık görülen Durmaz, yeni menüsünde mevsimsel ürünleri, Anadolu’nun tanıdık tatlarını ve dünya mutfaklarından aldığı ilhamları bir araya getiriyor. Beykoz’un yeşil dokusu içinde konumlanan restoran, şefin yeni mutfak anlayışıyla farklı bir gastronomi dönemine giriyor.

Durmaz’ın mutfak yaklaşımında yerel üretim, mevsimsellik ve teknik öne çıkıyor. Anadolu’dan tanıdık lezzetleri farklı pişirme yöntemleriyle yeniden yorumlayan şef, Scalla’nın dalga ve rüzgârdan ilham alan mimarisini de tabakların hikâyesine dahil ediyor. Böylece restoranın doğayla iç içe konumu, mimarisi ve mutfak anlayışı aynı deneyimde buluşuyor.

Tek Kebapçı’da kebap ve ocakbaşı lezzetlerini, Etiler’in yeşillikler içindeki bahçesinde keşfedin.

Ahşap bir masa üzerinde, özenle hazırlanmış, üzeri hafif kararmış sulu et dilimlerinden oluşan bir kebap tabağı görülüyor; yanında tane tane pilav, közlenmiş domates ve sivri biberler ile kırmızı renkli baharatlı bir sos sunulmuş, bu görüntü Etiler'deki Tekkebabçı restoranının iddialı lezzetlerinden birini yansıtıyor.
Beyaz bir seramik tabakta, kenarları hafifçe kızarmış ve sulu görünen ızgara et parçalarının, taze sumaklı kırmızı soğan, yeşillikler, közlenmiş sivri biber, domates ve bir dilim limonla zenginleştirildiği, Tekkebabçı Etiler'in lezzetini yansıtan özenle hazırlanmış bir kebap tabağı.
  • Neden Gidilmeli? Şaşlık, Adana kebap ve lahmacun gibi ocakbaşı klasiklerini, geleneksel ve farklı yorumlanan mezelerle bir arada tatmak; Etiler’de yeşillikler içindeki açık hava restoranında yemek keyfi yaşamak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Kebap ve ocakbaşı mutfağını sevenlere, arkadaşlarıyla ya da kalabalık gruplarla meze paylaşarak yemek yemeyi tercih edenlere ve açık havada, bahçe atmosferinde vakit geçirmek isteyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Her gün 09.00-00.00 saatleri arasında açık. Özellikle havanın güzel olduğu günlerde bahçede yemek yemek için öğle ya da akşam saatlerinde uğrayabilirsiniz.

Etiler’de açılan Tek Kebapçı, kebap ve ocakbaşı mutfağını yemyeşil bahçesiyle buluşturuyor. Şaşlık, Adana kebap, lahmacun ve ciğer gibi klasiklerin öne çıktığı menüde, kebaplara eşlik eden mezeler de dikkat çekiyor.

Geleneksel mezelerin yanı sıra Yeşil Elmalı Semizotu ve Pestolu Girit gibi farklı yorumlara da yer veren restoran, açık havada kebap ve meze keyfi yapmak isteyenler için yeni bir alternatif. Zeytin ağaçları ve yeşil bitki örtüsüyle çevrili bahçesi, özellikle arkadaşlarla uzun bir öğle ya da akşam yemeği için tercih edilebilir.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Paris’in Latin Mahallesi’nde yaratıcı tasarımı ve yeşil atmosferiyle öne çıkan Hôtel Le Jardin de Verre by Locke’da konaklayın.

John Locke'un beyaz peruğu, kahverengi uzun ceketi ve zarif yakalığıyla düşünceli bir ifadeyle resmedildiği, Aydınlanma Çağı'nın önemli düşünürlerinden birini anlatan detaylı bir yağlıboya portre tablosu.
Uzun beyaz peruklu, dikkatli bakışlı, klasik resim tarzında yapılmış John Locke portresi, Batı felsefesinin ve modern düşüncenin temellerini atan bu önemli düşünürün zihinsel derinliğini ve felsefi mirasını görselleştiriyor.
  • Neden Gidilmeli? Latin Mahallesi’nin karakteristik atmosferini çağdaş tasarımla buluşturan Hôtel Le Jardin de Verre by Locke; restore edilmiş barok detayları, cam atriumu ve tropikal bitkilerle çevrili iç avlusuyla Paris’te farklı bir konaklama deneyimi sunuyor. Eski bir tiyatro sahnesini andıran ortak alanları, coworking alanları ve sanat odaklı tasarımı otelin yaratıcı ruhunu yansıtıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Tasarım ve mimariye ilgi duyanlara, klasik otel anlayışından farklı alternatifler arayanlara ve Paris seyahatinde konaklamayı şehrin yaratıcı kültürünün bir parçası hâline getirmek isteyenlere hitap ediyor. Özellikle genç ve yaratıcı gezginler için dikkat çekici bir seçenek.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Paris’i keşfetmek için yılın her dönemi uygun olsa da, otelin yeşil iç avlusu ve açık hava alanlarından yararlanmak için ilkbahar ve yaz ayları öne çıkıyor. Latin Mahallesi’nin hareketli atmosferini deneyimlemek ve şehrin önemli kültür duraklarına kolayca ulaşmak isteyenler için de konumu avantaj sağlıyor.

Hôtel Le Jardin de Verre by Locke, 5. arrondissement’daki Latin Mahallesi’nde, restore edilmiş tarihî bir yapının içinde hizmet veriyor. Yüksek tavanlı stüdyo süitler ve loft odalarla farklı konaklama seçenekleri sunan otelin tasarımında endüstriyel dokular, yumuşak tekstiller ve çağdaş sanat eserleri bir araya geliyor. Cam atrium ve bitkilerle çevrili iç avlu ise otelin en karakteristik alanları arasında yer alıyor.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Türkiye’nin ilk saat festivali İstanbul Watch Festival’de, 10–11 Ekim’de saat dünyasının zanaat, tasarım ve koleksiyon kültürünü keşfedin.

Haftanın Önerileri listesindeki özel etkinliklerden biri olan İstanbul Saat Festivali'nde, koyu renk kadranı ve açık renk deri kayışıyla tasarlanmış zarif bir kol saati, bir kişinin elinde incelikle tutulurken dikkat çekici detaylarıyla göz alıyor.
  • Neden Gidilmeli? Saatçiliğin zanaat ve mühendislik boyutunu yakından görmek, koleksiyonerler ve saat ustalarıyla bir araya gelmek ve farklı saat markalarının yeni modellerini keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Saat koleksiyonerlerine, mekanik saatlere ilgi duyanlara, tasarım ve zanaat kültürünü takip edenlere ve saat dünyasına yeni adım atan meraklılara hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Festival, 10 Ekim 09.00-11 Ekim 20.00 tarihleri arasında iki gün boyunca QNB Terminal Kadıköy’de ziyaret edilebilir. Atölye ve söyleşilere katılmak isteyenlerin festival programını önceden incelemesi öneriliyor.

Türkiye’nin saat kültürüne odaklanan ilk festivali İstanbul Watch Festival, 10-11 Ekim 2026 tarihlerinde QNB Terminal Kadıköy’de gerçekleşiyor. Türk Saat Kulübü tarafından düzenlenen festival, 30’u aşkın marka, koleksiyoner ve saat ustasını bir araya getirerek saat dünyasını zanaat, tasarım, mühendislik ve koleksiyon kültürü ekseninde ele alıyor.

Yaklaşık 1.000 metrekarelik alana yayılan festival, saat meraklılarının yanı sıra bu dünyayı yeni keşfetmeye başlayan ziyaretçilere de açık ve ücretsiz olarak gerçekleşiyor. İki günlük program; atölyeler ve eğitimler, paneller ve söyleşiler, eğlence ve kültür ile marka deneyim alanlarından oluşuyor.

Mekanizma eğitimleri, başlangıç dersleri, canlı saat bakım atölyeleri ve mikro indeks boyama gösterimleriyle saatçiliğin teknik yönüne yakından bakılırken; koleksiyonerler, ustalar, tasarımcılar ve marka kurucularının katıldığı panellerde saat kültürünün dönüşümü ve koleksiyonerlik üzerine sohbetler gerçekleştirilecek.

Festivalin kültür ve eğlence programında ise Macar hiperrealist sanatçı Tamás Fehér’in iki gün boyunca gerçekleştireceği canlı saat çizimleri, yarışmalar, sergiler, ödül oylaması ve Dünya Saatçilik Günü kutlaması yer alıyor. 30’u aşkın marka da mevcut koleksiyonlarının yanı sıra yeni modellerini ve festivale özel yeniliklerini ziyaretçilerle buluşturuyor.

İsterseniz Yiyin Onu’nu okuyun.

Hafif buğulu bir cam tabağın içinde özenle sunulmuş, üzerindeki taze baharatlarla zenginleştirilmiş, her bir detayıyla iştah açan bu özel lezzet, başlıktaki yiyin çağrısına adeta yanıt veriyor ve damaklarda unutulmaz bir iz bırakmak için hazır bekliyor.

Jean Teulé’nin gerçek bir tarihsel olaydan yola çıkarak kaleme aldığı İsterseniz Yiyin Onu, 1870 yılında Fransa’nın Hautefaye kasabasında yaşanan akıl almaz bir toplumsal cinneti anlatıyor. Tek bir yanlış anlaşılmanın söylentiler, korku ve dönemin gergin atmosferiyle birleşmesi, sıradan insanların giderek büyüyen bir infialin parçasına dönüşmesine neden oluyor.

İnsanların bir söylentinin peşinden sürüklenerek nasıl kolektif bir öfkeye kapılabildiğini anlatan roman, şiddetin adım adım tırmanışını ve kalabalığın içinde bireysel düşüncenin nasıl silikleştiğini gözler önüne seriyor. Teulé, gerçek bir trajediyi kara mizah ve grotesk anlatımla ele alırken, yaşananların absürtlüğü ile sonuçlarının ağırlığı arasındaki çarpıcı tezatı da ortaya koyuyor.

İsterseniz Yiyin Onu, geçmişte yaşanmış bir kitlesel histeri hikâyesini anlatmanın ötesine geçerek söylentilerin gücü, kalabalık psikolojisi ve toplumsal infial üzerine düşündürüyor. İnsanların duydukları bir sözün peşinden sorgulamadan sürüklenebildiğini gösteren roman, tarihin karanlık bir anını günümüzün linç kültürüyle birlikte düşünmek için de çarpıcı bir zemin sunuyor.

Haftanın Dizisi

Vizyona yeni giren filmlerden dijital platformların dikkat çeken dizilerine, her hafta izleme listenize ekleyebileceğiniz yapımları bir araya getiriyoruz. Güncel keşifler ve farklı türlerden öneriler için Haftanın Dizi ve Film Önerileri seçkimize göz atın.

Cennetin Doğuşu dizisinden bir sahne: Loş, sıcak ışıkla aydınlanmış, rustik bir iç mekanda, orta yaşlı, sakallı bir adam, kahverengi üst giysisiyle derin bir ifadeyle ekrana bakıyor, bu haftanın dizi ve film önerileri arasında yer alan dramatik yapımı görselleştiriyor.

Bu haftanın öne çıkan dizisi: Cennetin Doğusu / East of Eden

John Steinbeck’in kuşaklara yayılan başyapıtı Cennetin Doğusu, bu kez yedi bölümlük bir Netflix mini dizisi olarak ekranlara geliyor. Florence Pugh’un edebiyatın en unutulmaz anti-kahramanlarından Cathy Ames’i canlandırdığı uyarlamayı, 1955 tarihli James Dean’li filmin yönetmeni Elia Kazan’ın torunu Zoe Kazan hazırlıyor. Romanın geniş hikâyesine ve Cathy’nin dünyasına daha fazla alan açan “East of Eden”ın tüm bölümleri 1 Ekim’de Netflix’te.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Moda dünyasının gündemini OGGUSTO ile takip edin. Moda dünyasında gündemi yalnızca yeni koleksiyonlar değil, köklü markalarda yaşanan yaratıcı değişimler de belirliyor. İşte kaçırmış olabileceğiniz dört gelişme:

Donatella Versace yeni bir marka kuruyor: Donatella Versace, Revolve Group ile moda ve güzelliği buluşturacak yeni bir girişime hazırlanıyor. İlk ürünleri 2027’de çıkacak markanın, Donatella’nın Versace isminden bağımsız kültürel gücünü de sınaması bekleniyor.

Glenn Martens Diesel’e veda etti: Altı yıl boyunca Diesel’i yeniden moda gündeminin merkezine taşıyan Glenn Martens, İlkbahar/Yaz 2027 defilesiyle markaya veda etti. Tasarımcı bundan sonra tamamen Maison Margiela’ya odaklanacak.

McQueen yeniden köklerine dönüyor: McQueen, mağaza ağını küçültüp defilelerini Londra’ya taşıyarak terzilik, gece kıyafetleri ve zanaata yeniden ağırlık veriyor. Moda evi, daha fazla ürün yerine daha güçlü bir kimliğe yatırım yapıyor.

Armani dışarıdan bir kreatif direktöre kapı açtı: Dario Vitale, Emporio Armani ve Giorgio Armani aksesuarlarının kreatif direktörlüğüne getirildi. Armani ailesi dışından bu ölçekte yaratıcı sorumluluk üstlenen ilk tasarımcı olan Vitale, moda evinin yeni dönemine yön verecek.

Piano Jewellery, Mondrian’ın Renklerini Mücevhere Taşıyor

Kültür ve sanat dünyasından bir öneri olarak, Piet Mondrian'ın karakteristik soyut sanat stilini yansıtan geometrik ana renk blokları ve kalın siyah çizgilerle dekore edilmiş parlak siyah bir piyano dikkat çekiyor.

Piano Jewellery, Composition Collection 2026 ile Piet Mondrian’ın ana renkler, siyah çizgiler ve geometrik formlardan oluşan görsel dünyasını mücevhere taşıyor. Kolye, yüzük, küpe ve bilekliklerden oluşan koleksiyonda kare ve dikdörtgen renk blokları; altının sıcaklığı, renkli mineler ve pırlantalarla yeniden yorumlanıyor. Tuvalden kişisel stile uzanan tasarımlar, modern sanatın grafik ve mimari dilini günlük yaşamın parçasına dönüştürüyor.

  • Neden Tercih Edilmeli? Piet Mondrian’ın ikonik renk ve geometrilerini altın, renkli mine ve pırlantalarla buluşturan; modern sanatı kişisel stilin parçasına dönüştüren tasarımları keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Grafik formları, güçlü renkleri ve sanattan ilham alan mücevherleri sevenlere; stilinde alışılmışın dışında, dikkat çekici parçalara yer açmak isteyenlere hitap ediyor.

Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Beymen Beauty Studio seçkisinde yerini alan Kore cilt bakımının nem uzmanı belif’i keşfedin.

Mavi-beyaz renklere sahip, ön yüzünde belif Moisturizing Eye Bomb etiketi bulunan büyük bir göz kremi kavanozu, yanında daha küçük bir ürünle birlikte sergileniyor ve göz çevresi nemlendirme bakımı için özel olarak formüle edildiğini gösteriyor.
belif
The True Cream Moisturizing Bomb
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Kore cilt bakımının nemlendirme konusundaki uzmanlığını bitkisel içeriklerden aldığı ilhamla bir araya getiren belif, şimdi Beymen Beauty Studio seçkisinde yer alıyor. Markanın öne çıkan The True Cream Aqua Bomb ve The True Cream Moisturizing Bomb ürünleri, farklı cilt tiplerinin nem ihtiyacına yönelik iki alternatif sunuyor. Hafif jel dokusuyla Aqua Bomb, daha yoğun nem desteği arayanlar için geliştirilen Moisturizing Bomb ise daha zengin yapısıyla öne çıkıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Cilt bakım rutininde nemlendirmeyi merkeze alan, farklı cilt ihtiyaçlarına uygun ürünler arayanlara hitap ediyor. Özellikle karma ve yağlı ciltler hafif dokulu Aqua Bomb’ı, kuru ciltler ise daha yoğun yapılı Moisturizing Bomb’ı değerlendirebilir. Göz çevresi bakımını rutine eklemek isteyenler için Aqua Bomb Eye Gel ve Moisturizing Eye Bomb da alternatifler arasında yer alıyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Cildin nem dengesini destekleyen bir bakım rutini oluşturmak ve günlük bakımda nemlendirme adımını güçlendirmek istediğiniz her an. Özellikle mevsim geçişlerinde veya cildin kuruluk ve nem kaybına daha yatkın olduğu dönemlerde rutine eklenebilecek seçenekler sunuyor.

Véronique Gabai ve Kelly Rutherford’dan kadınlara adanmış Rose Première‘i koklayın.

Veronique Gabai markasının Akdeniz esintileri taşıyan rafine parfümlerini sergileyen, güneş ışığıyla aydınlanmış şeffaf ve zarif şişelerin bulunduğu bir kompozisyon; markanın lüks ve doğal koku felsefesini incelikle yansıtarak duyusal bir deneyim vaat ediyor.
Véronique Gabai
Rose Première
Göz Atın


  • Neden Tercih Edilmeli? Parfüm tasarımcısı Véronique Gabai ve stil ikonu Kelly Rutherford’un dostluğundan ilham alan Rose Première, Fransız Rivierası’nın ışığını ve zarafetini yansıtan sofistike bir koku sunuyor. Kompozisyonun merkezinde Grasse’ın nadir Rose de Mai gülü yer alırken mandalina ve bergamotun ışıltılı açılışı; yeşil notalar, misk, amber, odunsu dokular ve hafif praline dokunuşuyla tamamlanıyor. İlk 2.000 şişesi Kelly Rutherford’un ismini taşıyan limitli edisyon, kadınların enerjisini ve birlikte üretmenin gücünü kutluyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Gül notasını klasik ve romantik yorumların ötesinde, daha modern ve sofistike bir karakterle kullanmayı sevenlere hitap ediyor. Ferah açılışı, çiçeksi kalbi ve sıcak odunsu tabanı sayesinde zarif ancak karakterli bir imza koku arayanlar için öne çıkıyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Gül notasının zarif ve ışıltılı yorumunu günün her anında kullanmak, özellikle özel buluşmalarda ve davetlerde sofistike bir koku izi bırakmak istediğiniz zamanlar için ideal. Limitli edisyon oluşuyla parfüm koleksiyonuna özel bir parça eklemek isteyenlere de hitap ediyor.

Caudalie’den saç dökülmesine karşı patentli VineOxyl™ teknolojisini keşfedin.

Caudalie'nin yenilikçi saç bakım teknolojisini simgeleyen sofistike tasarımlı bir ürün şişesi, pürüzsüz yüzeyi ve zarif detaylarıyla dikkat çekerek markanın ileri formülasyonlarına dair görsel bir ipucu sunuyor.
Caudalie
Saç Dökülmesine Karşı Serum & Dolgunluk ve Hacim Veren Şampuan
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Altı yıllık araştırmanın ardından geliştirilen yeni Caudalie saç bakım serisi, saç derisinden saç tellerine uzanan iki adımlı bir bakım sunuyor. Serinin öne çıkan Saç Dökülmesine Karşı Serumu, üzüm çekirdeğinden elde edilen patentli VineOxyl™ teknolojisini chia ve bezelye peptitleriyle bir araya getiriyor. %99 doğal kaynaklı ve vegan formülüyle serum, düzenli kullanım sonucunda saç dökülmesinde %53 azalma, saç kalınlığında %87, hacimde %39 ve yoğunlukta %37 artış gözlemlenen bir bakım sunuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Mevsim geçişleri, stres, yaş alma ve doğum sonrası dönemlerde artabilen saç dökülmesine karşı bakım arayanlara hitap ediyor. Saç tellerinin daha güçlü, yoğun ve hacimli görünmesini isteyenler için serum ve şampuan birlikte tamamlayıcı bir rutin oluşturuyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Saç dökülmesine yönelik düzenli bir bakım rutini oluşturmak ve saçların daha dolgun görünmesini desteklemek istediğiniz dönemlerde kullanılabilir. Serumun ilk üç ay boyunca her gün, sonrasında ise bakım amacıyla haftada iki kez uygulanması öneriliyor. Dolgunluk ve Hacim Veren Şampuan ise günlük bakım adımı olarak kullanılabiliyor.

Haftanın Önerileri: 21 Eylül – 27 Eylül 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Anadolu mutfağını çağdaş yorumlarla keşfetmek için rotanızı Çırağan Palace Kempinski’deki Rüya İstanbul’a çevirin.

Rüya İstanbul'un zarif iç mekanında, beyaz örtülü masaların özenle hazırlandığı, rahat ve şık sandalyelerin eşlik ettiği, öğle yemeği için huzurlu ve davetkar bir ambiyans sunan aydınlık bir yemek alanı.
  • Neden Gidilmeli? Cannes ve Dubai’nin ardından İstanbul’da Çırağan Palace Kempinski bünyesinde açılan Rüya İstanbul, Travel + Leisure’ın yeni otel restoranlarına odaklanan The 25 Best Hotel Restaurants in the World seçkisinde dünyanın öne çıkan 25 restoranı arasında gösteriliyor. 17 ülkeden 120 aday arasından seçilen listede Türkiye’den yer alan tek restoran olan Rüya İstanbul, Anadolu’nun farklı bölgelerinden ilham alan lezzetleri çağdaş yorumlarla sunuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Anadolu mutfağının geleneksel lezzetlerini modern bir restoran deneyimi içinde keşfetmek isteyenlere, gastronomi tutkunlarına ve İstanbul’daki yeni restoranları deneyimlemeyi sevenlere hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? İstanbul’da yeni gastronomi duraklarını keşfetmek, Anadolu mutfağının farklı bölgelerinden ilham alan çağdaş yorumları denemek ve Boğaz atmosferi eşliğinde bir yemek deneyimi yaşamak için.

Çırağan Palace Kempinski’de yer alan Rüya İstanbul, Anadolu gastronomisinin farklı katmanlarını çağdaş bir restoran deneyimi içinde buluşturuyor. Türkiye coğrafyasından ilham alan menüsü; farklı bölgelerin klasiklerini modern dokunuşlarla yeniden yorumlarken, restoranın Boğaz’daki konumu da deneyime İstanbul’a özgü bir atmosfer katıyor.

  • Adres: Yıldız, Çırağan Cd. No:32, 34349 Beşiktaş/İstanbul
  • Telefon: +90 212 326 46 20

Michelin yıldızlı Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul’a özel hazırladığı tadım menüsünü Vakko L’Atelier Nişantaşı’nda deneyimleyin.

Kolları sıyrılmış beyaz bir gömlek ve koyu gri bir önlük giymiş, orta yaşlı, kısık gözleriyle kameraya hafifçe gülümseyen Şef Kanji Kobayashi, karanlık ve bulanık bir iç mekanın önünde duran, samimi bir portre fotoğrafında yer alıyor.
  • Neden Gidilmeli? İki Michelin yıldızlı Şef Kanji Kobayashi’nin Japon mutfak kültürü ile İtalya’da şekillenen üretim anlayışını nasıl bir araya getirdiğini, İstanbul’a özel hazırlanan sınırlı süreli bir tadım menüsü üzerinden keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Michelin yıldızlı şefleri takip eden gastronomi tutkunlarına, Japon mutfağına farklı bir perspektiften yaklaşmak isteyenlere, ürün ve mevsimsellik odaklı mutfakları sevenlere ve İstanbul’daki özel şef buluşmalarını kaçırmak istemeyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 23-25 Eylül tarihleri arasında. Kanji Kobayashi’nin Vakko L’Atelier için hazırladığı özel tadım menüsü yalnızca bu üç gün boyunca servis edileceği için önceden rezervasyon yaptırın.

Japonya’daki iki Michelin yıldızlı ve Michelin Green Star ödüllü villa aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, 23-25 Eylül tarihleri arasında Vakko L’Atelier Nişantaşı’na konuk oluyor. Üç günle sınırlı gastronomi buluşmasında şef, İstanbul için özel olarak hazırladığı tadım menüsünü misafirlerle buluşturacak.

İtalya’da geçirdiği yıllarda benimsediği, bulunduğu coğrafyanın ürünleriyle üretmeye dayanan “campanismo” yaklaşımını Japon mutfak kültürüyle birleştiren Kobayashi, zaman içinde kendi mutfak anlayışını “Agrigastronomy” kavramıyla tanımladı. villa aida’nın çevresindeki tarlalarda yetiştirilen ürünlerden beslenen bu yaklaşım; toprağı, mevsimselliği ve yerel malzemeyi tabağın merkezine taşıyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


İstanbul’un tarihî dokusunun kalbinde, üç Michelin Key ile ödüllendirilen Four Seasons Hotel Sultanahmet’te şehrin geçmişiyle iç içe bir konaklama deneyimi yaşayın.

Tarihi Yarımada'nın kalbindeki Sultanahmet Meydanı'ndan çekilmiş, İstanbul'un eşsiz kültürel ve mimari mirasını sergileyen, heybetli cami minarelerinin gökyüzüne uzandığı, şehrin derin geçmişini ve ruhunu yansıtan büyüleyici bir manzara.
  • Neden Gidilmeli? MICHELIN Guide’ın 2026 Michelin Key seçkisinde üç anahtarını koruyan Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet, Türkiye’nin bu en yüksek dereceye sahip tek oteli olmayı ikinci yıl üst üste sürdürüyor. Tarihi Yarımada’nın kalbinde, Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ne birkaç adım mesafedeki otel; tarihî mimarisi, avlu bahçesi, çatı manzaraları ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla İstanbul deneyimini konaklamanın bir parçasına dönüştürüyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? İstanbul’u yalnızca gezmek değil, şehrin tarihî ve kültürel dokusuyla iç içe bir konaklama deneyimi yaşamak isteyenlere; lüks otelleri, mimariyi ve gastronomiyi seyahatlerinin önemli bir parçası olarak görenlere hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? İstanbul’un Tarihi Yarımada’sını keşfetmek için yılın her dönemi uygun olsa da, şehrin açık havada daha uzun vakit geçirmeye elverişli olduğu ilkbahar ve sonbahar ayları özellikle keyifli. Otelin Ayasofya, Sultanahmet Camii ve çevresindeki tarihî noktalara yakın konumu sayesinde kültür ve şehir keşfi odaklı bir İstanbul seyahati için de ideal bir başlangıç noktası sunuyor.

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet 1918-1919 yılları arasında inşa edilen neoklasik bir yapıda hizmet veriyor. Tarihî karakterini koruyan otel, özgün mimari detaylarını çağdaş konfor ve Four Seasons’ın kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla bir araya getiriyor. Avlu bahçesi ve Tarihi Yarımada’ya uzanan çatı manzaraları ise otelin bulunduğu çevreyle kurduğu bağı güçlendiriyor.

  • Adres: Sultanahmet, Tevkifhane Sk. No:1, 34122 Fatih/İstanbul
  • Telefon: 90 (212) 402 30 00

Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunda 24 ülkeden 70’in üzerinde galeriyi 24-27 Eylül’de Tersane İstanbul’da keşfedin.

Kırmızı ve beyaz duvarların, tuğla kemerli pencerelerin olduğu bir çağdaş sanat sergi alanında, İstanbul'un kültürel etkinliklerine zenginlik katan metal heykeller ve büyük tablolar arasında ilgiyle dolaşan çok sayıda ziyaretçi görülüyor.
Fotoğraf: AWC Contemporary

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Türkiye’den ve dünyadan galerilerin temsil ettiği çağdaş sanatçıları aynı fuarda görmek, yeni üretimleri keşfetmek ve güncel sanat ortamını yakından takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanatı takip edenlere, koleksiyonerlere, sanat profesyonellerine, yeni sanatçılar ve galeriler keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: 70’in üzerinde galeri, 24 ülkeden katılımcılar, uluslararası ve yerel sanatçılar, koleksiyoner buluşmaları

Contemporary Istanbul, 21. edisyonuyla 24-27 Eylül tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşiyor. 24 ülkeden 70’in üzerinde galerinin katılacağı fuar, 2025 edisyonuna göre yüzde 40’ın üzerinde büyüyerek galerileri, sanatçıları, koleksiyonerleri ve küratörleri İstanbul’da bir araya getiriyor.

Fuarın VIP ön izlemesi 23 Eylül’de gerçekleşirken genel ziyaret 24 Eylül’de başlıyor. Contemporary Istanbul, 24-26 Eylül tarihlerinde 11.00-19.00, son gün olan 27 Eylül’de ise 11.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Lin Fanglu’nun Bai kadınlarının geleneksel tekstil tekniklerinden ilham alan She’s Bestowed Love enstalasyonunu 24 Eylül’den itibaren The Peninsula Istanbul’da keşfedin.

  • Neden gidilmeli? Geleneksel Bai tekstil zanaatını çağdaş sanatla buluşturan enstalasyonu görmek ve Lin Fanglu’nun kadınların emeği, sevgisi ve gücü üzerine geliştirdiği çalışmasını İstanbul’daki ilk gösteriminde keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanat ve tekstil sanatıyla ilgilenenlere, geleneksel zanaatların güncel yorumlarını merak edenlere ve Contemporary Istanbul haftasında farklı sanat duraklarını keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.

Çinli sanatçı Lin Fanglu’nun She’s Bestowed Love adlı enstalasyonu, The Peninsula Hotels’in global sanat programı Art in Resonance ve Contemporary Istanbul iş birliği kapsamında İstanbul’a geliyor. Dr. Xiaoxin Li küratörlüğünde sunulan eser, Çin’in güneybatısında yaşayan Bai kadınlarının geleneksel tekniklerinden ilhamla hazırlanan kırmızı tekstillerden oluşuyor ve kadınların kuşaklar boyunca aktardığı emek, bilgi ve yaratıcılığa odaklanıyor.

İlk kez Mart 2025’te The Peninsula Hong Kong’da sergilenen, ardından Londra’daki Victoria and Albert Museum (V&A) ve The Peninsula London’a taşınan She’s Bestowed Love, 24 Eylül’den itibaren Ekim ayı boyunca The Peninsula Istanbul’un tarihi Yolcu Salonu binasındaki The Lobby’de görülebilecek. İstanbul’daki gösterim, Contemporary Istanbul’un 21. edisyonundaki Focus Asia programı kapsamında gerçekleşiyor.

Gabi Flares’ın 40’tan fazla gerçek hikâyeden beslenen Deluge gösterisini 25 Eylül’de Zorlu PSM’de izleyin.

DELUGE başlıklı bir gösteriden alınan bu görselde, topuz saçlı, omuzları açık, üzerinde kırmızıya çalan lekeler olan beyaz pilili bir elbise giymiş kadın sanatçı, elleri bir elektronik piyanonun tuşlarında hafifçe izleyiciye dönük ciddi bir ifadeyle duruyor; arkasında koyu renk perdeler ve sağında merdiven benzeri açık mavi bir sahne öğesi, bir Fringe Festivali performansının atmosferini yansıtıyor.
  • Neden gidilmeli? Kayıp ve yas gibi ağır temaların mizah, fiziksel tiyatro ve büyülü gerçekçilikle nasıl sahneye taşındığını görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş performans ve fiziksel tiyatroyla ilgilenenlere, gerçek hikâyelerden beslenen yapımları ve alışılmışın dışında sahneleme biçimlerini merak edenlere hitap ediyor.

Gabi Flares tarafından yaratılan ve sahneye taşınan Deluge, “Keder çevrenizdeki her şeye yayıldığında ne olur?” sorusundan hareket ediyor. Sosyal medyada yapılan bir çağrıyla toplanan 40’tan fazla gerçek hikâyeden beslenen yapım, kayıp ve yasla baş etmenin beklenmedik yollarını mizahla ele alıyor.

8. Istanbul Fringe Festival kapsamında sahnelenecek gösteride bir kadının iç dünyası, merdivenlerden Komodo ejderlerine ve bin kilo reçele uzanan sıra dışı imgelerle şekilleniyor. Andrea Maciel yönetmenliğindeki Deluge, 25 Eylül saat 20.30’da Zorlu PSM %100 Studio’da sahnelenecek.

Çocuklar için Caz ve Çocuklar için Beatles konserleriyle 27 Eylül’de Zorlu PSM’de çocukları caz ritimleri ve The Beatles şarkılarıyla tanıştırın.

The Beatles tarzı saç kesimlerine ve klasik siyah takım elbiselere sahip dört çocuk, eski bir kütüphane atmosferinde bir müzik kitabının önünde ciddi bir ifadeyle poz veriyor; ön plandaki çocuk küçük bir elektro gitar tutarken, çocuklar için caz ve Beatles temasını vurguluyor.

Beatles: Bilet Al
Caz: Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Çocukların şarkılara eşlik edip ritim tutabileceği caz konserine katılmak ve The Beatles’ın sevilen parçalarını çocuklara özel bir programla dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çocuklarını farklı müzik türleriyle tanıştırmak isteyen ailelere, caz ve The Beatles dinleyen ebeveynlere ve interaktif çocuk konserlerini sevenlere hitap ediyor.

Polka Music Production yapımcılığında gerçekleşen program, aynı gün iki farklı konseri Zorlu PSM %100 Studio’ya taşıyor. Saat 13.30’daki Çocuklar için Caz konserinde çocukların bildiği şarkılar caz düzenlemeleriyle yorumlanırken minikler şarkılara eşlik ederek, ritim tutarak ve dans ederek programa katılabilecek.

Saat 16.00’daki Çocuklar için Beatles konserinde ise The Beatles repertuvarı çocuklarla buluşuyor. “Hey Jude”, “Let It Be” ve “All You Need Is Love” gibi grubun en bilinen şarkılarının yer aldığı konserin kapıları saat 15.30’da açılıyor.

Royal Philharmonic Orchestra’yı Vasily Petrenko yönetiminde 25-27 Eylül’de İstanbul ve Ankara’da canlı dinleyin.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Royal Philharmonic Orchestra’yı Liya Petrova ve Elisabeth Leonskaja gibi solistlerle dinlemek, Sibelius’tan Çaykovski’ye ve Beethoven’dan Richard Strauss’a uzanan iki farklı konser programını takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzik ve senfoni orkestrası konserlerini takip edenlere, büyük ölçekli orkestral yapıtları canlı dinlemek isteyenlere ve Liya Petrova ile Elisabeth Leonskaja’nın performanslarını merak edenlere hitap ediyor.

Royal Philharmonic Orchestra, müzik direktörü ve şefi Vasily Petrenko yönetiminde Türkiye’de üç konser veriyor. 25 Eylül’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’ndaki Petrova ile Romantizmin Derinlikleri konserinde keman virtüözü Liya Petrova solist olarak sahneye çıkıyor. Programda Tcherepnin, Sibelius ve Çaykovski’nin eserleri yer alıyor.

Orkestra, 26 Eylül’de piyanist Elisabeth Leonskaja ile Beethoven’ın 5 No’lu Piyano Konçertosu “İmparator” ve Richard Strauss’un Ein Heldenleben eserlerini seslendiriyor. Türkiye programı, 27 Eylül’de CSO Ada Ankara’da gerçekleşecek konserle tamamlanıyor.

Bu hafta sona eren 6. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin kapanış konserinde Alliage Quintett’i 24 Eylül’de Süreyya Operası’nda canlı dinleyin.

Bir sahnede koyu renk kıyafetler içinde, biri piyano ve üçü saksafon olmak üzere dört Alliage oda müziği sanatçısı, enstrümanlarını çalarken performans sergiliyor, sahne ışıkları altında zarif bir atmosfer oluşturuyor.
  • Neden gidilmeli? Üç haftaya yayılan festivalin kapanışını iki Echo Klassik ödüllü Alliage Quintett konseriyle yapmak ve oda müziğinin uluslararası yorumcularını Süreyya Operası’nda dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Oda müziği ve klasik müzik dinleyicilerine, uluslararası solistleri ve toplulukları takip edenlere, festivalin kapanış konserini kaçırmak istemeyenlere hitap ediyor.

Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, 6 Eylül’de başlayan altıncı edisyonunun son haftasına girdi. Festival boyunca uluslararası solistler, Türkiye’den oda müziği toplulukları ve genç müzisyenler Kadıköy Süreyya Operası’nda bir araya geldi.

Festival, 24 Eylül’de iki Echo Klassik ödüllü Alliage Quintett’in konseriyle sona erecek. Saksafon dörtlüsü ve piyanodan oluşan topluluğun vereceği konser, 6. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin üç haftalık programını tamamlayacak.

İstanbul Oktoberfest ile 26-27 Eylül’de LifePark’ta Bavyera’nın festival kültüründen ilham alan iki günlük programı keşfedin.

Canlı turuncu tonlardaki İstanbul Oktoberfest görselinde, Galata Kulesi ve Boğaz Köprüsü fonunda, üzerinde sevimli bir kedinin oturduğu ahşap bir fıçı ile şerbetçiotu, buğday, pretzel ve müzik aletleri, Bavyera'nın canlı festival ruhunu İstanbul'a taşıyor.
  • Neden gidilmeli? Oktoberfest geleneğinden ilham alan yeme-içme seçeneklerini, canlı müzik performanslarını ve gün boyu devam eden festival aktivitelerini bir arada keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Arkadaş grubuyla hafta sonu planı yapmak isteyenlere, açık hava festivallerini sevenlere ve Oktoberfest kültürünü İstanbul’da keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: Canlı müzik, Oktoberfest lezzetleri, oyunlar, yarışmalar, kortejler, mini lunapark

İstanbul Oktoberfest, Bavyera’nın köklü Oktoberfest geleneğinden ilham alan programıyla 26-27 Eylül’de LifePark‘ta gerçekleşiyor. Uzun paylaşım masaları ve geleneksel lezzetlerin yanı sıra gün boyunca canlı müzik performansları, oyunlar ve yarışmalar festival alanına yayılıyor.

Programda kortejler, interaktif etkinlik alanları ve mini lunapark da yer alıyor. Gündüz başlayıp gece boyunca devam eden İstanbul Oktoberfest 2026, Bavyera festival kültürünün öne çıkan unsurlarını iki günlük bir açık hava buluşmasında bir araya getiriyor.

Eskişehir’de, OMM’un yeni sergisi Yeryüzü Yankıları ile farklı coğrafya ve kuşaklardan 70’i aşkın eseri 26 Eylül’den itibaren keşfedin.

Yeryüzünün yankılarını fısıldayan, gün batımının kızıl ve turuncu tonlarıyla aydınlanmış, devasa kayalıkların ve derin vadilerin oluşturduğu etkileyici bir jeolojik oluşum manzarası.
  • Neden gidilmeli? Resim, fotoğraf, heykel, seramik, tekstil ve video yerleştirme gibi farklı tekniklerde üretilen eserler üzerinden imgelerin ve hikâyelerin kültürler, coğrafyalar ve kuşaklar arasında nasıl dönüşerek aktarıldığını görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanatla ilgilenenlere, doğa, tarih, sanat ve mitoloji arasındaki ilişkileri merak edenlere ve farklı kuşaklardan sanatçıların üretimlerini bir arada görmek isteyenlere hitap ediyor.

OMM – Odunpazarı Modern Müze, küratörlüğünü Defne Casaretto’nun üstlendiği Yeryüzü Yankıları sergisini 26 Eylül’de ziyarete açıyor. Üç kata yayılan sergi, farklı zaman ve coğrafyalardan figürleri, imgeleri ve sembolleri doğrusal olmayan bir yerleşimle bir araya getirerek hikâyelerin aktarım sırasında geçirdiği değişimlere odaklanıyor.

Alev Ebüzziya Siesbye, Belkıs Balpınar, Burçak Bingöl, Canan Tolon, Erol Akyavaş, Hüsamettin Koçan, Imran Qureshi, Selma Gürbüz, Serkan Özkaya ve Tavares Strachan sergide eseri bulunan isimler arasında. ETİ’nin ana desteğiyle gerçekleşen Yeryüzü Yankıları, 12 Eylül 2027’ye kadar OMM’da ziyaret edilebilecek.

Rüzgâr Adımı Biliyor’u okuyun.

Açık bir alanda, rüzgarın zarifçe uçurduğu beyaz elbisesiyle bir kadın, doğal bir akış içinde adımlarını atarken rüzgarın ritmini takip ediyor gibi görünüyor, hareket özgürlüğünü ve dinginliği bir araya getiriyor.

Samuel Adler, 1938 yılında Viyana’dan İngiltere’ye gönderilen altı yaşında bir Yahudi çocuktur. Annesinden koparılarak bindirildiği trende yalnızca kemanını ve çocuk yaşta taşıdığı ağır bir yalnızlığı vardır. Yıllar sonra, 2019’da Arizona’da anne babasından ayrılarak bir göçmen kampında tek başına kalan yedi yaşındaki Anita Díaz’ın hikâyesiyle Samuel’in geçmişi kesişir.

Savaş, göç ve zorunlu yerinden edilme ekseninde ilerleyen Rüzgâr Adımı Biliyor, seksen yıl arayla benzer kaderleri paylaşan iki çocuğun hikâyesini bir araya getiriyor. Viyana’dan El Salvador’a, Arizona çöllerinden günümüz Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanan roman; hafıza, aidiyet, aileden kopuş ve köklerini yeniden bulma arzusunu kuşaklar üzerinden ele alıyor.

Her iki dönemin toplumsal ve siyasi gerçekliklerini çocukların dünyasından anlatan roman, savaş ve göç gibi büyük meseleleri kişisel hikâyeler üzerinden görünür kılıyor. Rüzgâr Adımı Biliyor, yerinden edilmenin insanlar ve kuşaklar üzerinde bıraktığı izleri, tüm kayıplara rağmen aidiyet ve umut arayışının nasıl devam ettiğini anlatan dokunaklı bir hikâye sunuyor.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Yorgun ve düşünceli bir ifadeyle kameraya bakan, kırmızı ibiği ve gerdanı olan beyaz bir tavuk kostümünün içindeki yetişkin bir birey, loş ve sahne arkasını andıran dağınık bir ortamda, sinema dünyasının farklı ve eğlenceli karakterlerine gönderme yapıyor gibi görünüyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Tavuk / Hen

Macar yönetmen György Pálfi’nin sıra dışı filmi Tavuk / Hen, doğduğu çiftlikten kaçan kara bir tavuğun özgürlük, hayatta kalma ve yumurtalarını koruma mücadelesini takip ediyor. Yolculuğu onu insan kaçakçılarının faaliyet gösterdiği bir Yunan tavernasına götürürken; bu küçük karakterin dünyası, insanlığın açgözlülüğünü ve doğaya karşı duyarsızlığını bambaşka bir yerden görünür kılıyor.

Dijital efekt yerine sekiz farklı Macar tavuğuyla çekilen filmde kamera da çoğu zaman tavuğun boy hizasında ilerliyor. Yer yer komik, yer yer huzursuz edici bu özgün sinema deneyimi, alışılmış anlatıların dışına çıkmak isteyenler için.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Tiffany & Co., Blue Book 2026: Hidden Garden’ın sonbahar yorumuyla doğanın görünmeyen dünyasını yüksek mücevher sanatına taşıyor. Nathalie Verdeille ve Tiffany Tasarım Stüdyosu imzasını taşıyan koleksiyon; hayali bahçeleri, olgunlaşmış meyveleri ve serpilip gelişen sarmaşıkları olağanüstü değerli taşlar ve heykelsi formlarla yorumluyor.

Haftanın Önerileri başlığını yansıtan bu görselde, bir yaşam tarzı dergisinden fırlamış gibi görünen, beyaz bir yüzey üzerinde özenle yerleştirilmiş çeşitli ürünler, okuyuculara yeni keşifler ve deneyimler için ilham veriyor.
Tiffany & Co.,
Blue Book 2026: Hidden Garden Fall Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Doğanın renk, doku ve hareketinden ilham alan koleksiyon; peteklerden dallara, meyvelerden çiçeklere uzanan motifleri yüksek mücevher işçiliğiyle yeniden yorumluyor. Fancy Yellow elmaslar, yakutlar, safirler, tsavoritler ve farklı renklerdeki değerli taşlar; platin ve 18 ayar sarı altınla buluşarak çok boyutlu kompozisyonlara dönüşüyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Yüksek mücevher sanatını yalnızca değerli taşlar üzerinden değil; zanaatkârlık, doğadan gelen hikâyeler ve Tiffany & Co.’nun tasarım mirası üzerinden keşfetmek isteyenlere hitap ediyor. Jean Schlumberger’nin arşiv tasarımlarına yapılan göndermeler, koleksiyona markanın geçmişiyle bağ kuran ayrı bir katman kazandırıyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Tiffany & Co.’nun yüksek mücevher dünyasındaki güncel yaklaşımını keşfetmek ve Blue Book 2026’nın ilkbahardan yaza, oradan sonbahara uzanan doğa yolculuğunun son bölümünü görmek için şimdi. Hidden Garden’ın sonbahar yorumu, doğanın gelip geçici güzelliğini zamansız mücevherlere dönüştürüyor.

OSCARMORRIS, kuruluşunun 10. yılını FW26/27 sezonu için hazırladığı La Nuit koleksiyonuyla kutluyor. Kadın ve erkek giyim, ayakkabı, aksesuar ve home kategorilerinden oluşan koleksiyon gün batımından gecenin en etkileyici saatlerine ve şafağın ilk ışıklarına uzanan tek bir geceyi, dramatik formlar ve çağdaş bir lüks anlayışıyla sunuyor.

Oscar Morris'in mücevher sanatındaki özgün yaklaşımını yansıtan, gümüşün parlak dokusunu ve minik değerli taşların zarif ışıltısını birleştiren modern bir yüzük, modelin zarif parmağında tüm detaylarıyla öne çıkarken, odak dışı bırakılmış lüks bir ortamın ambiyansı fotoğrafın derinliğini artırıyor.
Moda dünyasının dikkat çeken isimlerinden Oscar Morris'in, kendine özgü estetik anlayışını ve zarif tasarım felsefesini yansıtan, karakteristik giyim tarzıyla kameralara poz verdiği etkileyici bir portre.

Gece giyiminin köklü kodları, yeni koleksiyon ile modern bir perspektiften yeniden yorumlanıyor. Akışkan yüzeyler, yumuşak deri, narin dantel, ışıltılı payetler ve lüks kürk dokuları; rafine ayakkabı ve aksesuarlarla bir araya gelerek koleksiyonun çarpıcı ve sofistike dünyasını tamamlıyor. OSCARMORRIS’in 10. yılına özel hazırlanan La Nuit, geçmiş dönemlerin görkeminden beslenirken bugünün özgür, cesur ve kendi varlığının bilincinde olan karakterine sesleniyor; her tasarım, gün doğduktan sonra bile hafızalarda yer edecek güçlü bir iz bırakmak üzere yaratılıyor.

Golden Goose, HAUS Istanbul’ın açılışını Contemporary Istanbul 2026 kapsamında sanat ve zanaatla buluşturuyor.

HAUS-Istanbul'un çağdaş yaşam alanlarından birini gösteren bu geniş ve aydınlık oturma odasında, bej tonlarındaki konforlu bir kanepe, yuvarlak bir sehpa ve büyük pencereden gelen doğal ışık minimalist tasarımın şıklığını vurguluyor.
Golden Goose
HAUS Istanbul Açılışı
Göz Atın
  • Neden Gidilmeli? İtalyan moda markası Golden Goose’un Contemporary Istanbul 2026 kapsamında gerçekleştireceği HAUS Istanbul açılışı; çağdaş sanatı, Türk ve Venedik zanaat geleneklerini ve markanın kişiselleştirme kültürünü aynı deneyimde bir araya getiriyor. Tersane İstanbul’da gerçekleşecek program, Golden Goose’un moda anlayışını sanat ve zanaat perspektifiyle keşfetmek için farklı bir alan açıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Çağdaş sanat ve moda arasındaki kesişimle ilgilenenlere, zanaat kültürünü keşfetmeyi sevenlere ve Golden Goose’un kişiselleştirme yaklaşımını daha yakından görmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 23–27 Eylül 2026 tarihleri arasında, Contemporary Istanbul 2026 programı kapsamında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek HAUS Istanbul açılışı sırasında.


Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Tom Ford’un yeni Ombré Leather Reserve parfümü, Amerikan Batısı’nın vahşi ve uçsuz bucaksız ruhunu ikonik siyah deri akoruyla buluşturuyor. Gümüş ardıç, pinon ağacı, servi, karabiber ve sıcak odunsu notalarla zenginleşen koku, Ombré Leather’ın daha yoğun ve güçlü bir yorumunu sunuyor.

Parlak gümüş renkli silindirik kapağı ve mat siyah dikdörtgen şişesiyle Tom Ford Ombré Leather Reserve parfümü, üzerinde ürün adının yazılı olduğu koyu renkli bir etiketle beyaz fon önünde sergileniyor.
Tom Ford Beauty
Ombre Leather Reserve
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Amerikan Batısı’nın yüksek çöl arazilerinden ve vahşi coğrafyasından ilham alan koku; gümüş ardıç, pinon ağacı ve servi gibi aromatik ve odunsu notaları derin siyah deri akoruyla bir araya getiriyor. Cypriol, labdanum ve çam katranının oluşturduğu deri akoru, Texas sedirinin dumanlı nüansları ve sandal ağacının kremsi karakteriyle kompozisyona güçlü ve dokunsal bir derinlik kazandırıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Deri ve odunsu notaların belirgin olduğu, karakterli ve yoğun parfümleri tercih edenlere hitap ediyor. Amerikan Batısı’nın vahşi coğrafyasından ilham alan kompozisyon, klasik Ombré Leather imzasını daha derin ve güçlü bir yorumla deneyimlemek isteyenlere sesleniyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Odunsu ve deri ağırlıklı karakteriyle özellikle sonbahar ve kış aylarında güçlü bir imza koku arayışında olanlar için öne çıkıyor. Gümüş ardıcın canlı aromatik açılışından sıcak odunsu notalara ve derin siyah deri akoruna uzanan yapısıyla günün ilerleyen saatlerinde ve özel anlarda kullanılabilir.

ghd’nin yeni ghd sculpt™ şekillendiricisi, yapay zekâ destekli Heat-Adapt teknolojisiyle saç şekillendirmeye yeni bir yaklaşım getiriyor.

Siyah beyaz bir fotoğrafta, bir moda çekiminin sahne arkasında, heykelsi bir tasarıma sahip kıyafet giyen bir model hafifçe gülümseyerek kameraya bakıyor, profesyonel bir ekibin çekim hazırlıklarını gösteriyor.
ghd
ghd sculpt™
Göz Atın


  • Neden Tercih Edilmeli? Saç sıcaklığını gerçek zamanlı olarak algılayıp buna göre ısıyı ayarlayan ghd Heat-Adapt Teknolojisi ile çalışan ghd sculpt™, kişiselleştirilmiş saç şekillendirme deneyimi sunuyor. INFINITY™ plakaları ve ultra ince, hafif tasarımıyla %90’a kadar daha fazla parlaklık, 2,5 kat daha az kabarma, üstün bukle belirginliği ve 5 kat daha hızlı şekillendirme vadediyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Saçını düzenli olarak ısıyla şekillendiren, şekillendirme süresini kısaltmak isteyen ve saçın doğal yapısını korumaya odaklananlara hitap ediyor. Yapay zekâ destekli teknolojisi sayesinde farklı saç tipleri ve stilleri için ısıyı interaktif biçimde ayarlıyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Günlük saç şekillendirme rutinini daha hızlı ve kontrollü hale getirmek, parlak ve belirgin sonuçlar elde etmek istediğiniz her an. Özellikle sık ısıyla şekillendirme yapanlar için teknoloji odaklı bir alternatif olarak öne çıkıyor.


Haftanın Önerileri: 14 Eylül – 20 Eylül 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Willem Hiele ve Mustafa Otar’ın Kuzey Denizi’nin tuzu ile Pera’nın ateşini buluşturduğu tek gecelik four-hands deneyimini kaçırmayın.

Willem Hiele ve Mustafa Otar'ın WHERE THE SEA MEETS FIRE temalı özel bir gastronomi buluşmasını duyuran bu davetiye afişinde, dış mekanda beyaz bir kumaşla görünen Hiele ve mutfakta yemek hazırlayan Otar'ın siyah beyaz portreleri, Kontuar Pera'da 15 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşecek etkinliğin detaylarıyla birlikte dikkat çekiyor.
  • Neden Gidilmeli? The World’s 50 Best Restaurants 2025 sıralamasında 62. sırada yer alan ve 2026 MICHELIN Guide Belgium & Luxembourg seçkisinde bir MICHELIN Yıldızı taşıyan Willem Hiele ile Kontuar Pera’nın şefi Mustafa Otar’ın yalnızca bir gece için hazırlayacağı four-hands menüyü deneyimlemek için. Gecenin odağında Kuzey Denizi ürünleri, açık ateş, fermantasyon, yerellik ve zaman var.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Konuk şef buluşmalarını takip edenlere, çağdaş Avrupa gastronomisine meraklı olanlara, açık ateş ve fermantasyon tekniklerini sevenlere ve İstanbul’da yalnızca bir gece gerçekleşecek gastronomi deneyimlerini kaçırmak istemeyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 15 Eylül 2026 Salı, saat 20.00. Etkinlik tek gecelik olduğu için rezervasyonunuzu önceden yaptırmanızda fayda var.

Belçika’nın Kuzey Denizi kıyısında balıkçı bir ailenin içinde büyüyen Willem Hiele, 15 Eylül’de Kontuar Pera’nın şefi Mustafa Otar ile aynı mutfağa giriyor. Oudenburg’daki restoranıyla The World’s 50 Best Restaurants 2025 listesinde 62. sırada bulunan Hiele’nin mutfak dili; deniz, yerel ürünler, fermantasyon, doğadan toplama ve yavaş olgunlaştırma teknikleri etrafında şekilleniyor. Ekşi mayalı ekmekten sardalya garumuna ve mürver çiçeği sirkesine kadar pek çok ürünü kendi mutfağında hazırlayan şef, Polders coğrafyasını ağırlıklı olarak balık ve kabuklu deniz ürünleri üzerinden anlatan neo-Flaman yaklaşımıyla tanınıyor.

SEA / FIRE: Willem Hiele x Mustafa Otar gecesi ise iki şefin tabaklarını sırayla sunduğu klasik bir konuk şef organizasyonundan farklı kurgulanıyor. Kuzey Denizi’nin tuzlu ve fermente tatları, Kontuar’ın açık ateş, köz ve duman etrafında gelişen mutfak diliyle buluşacak; iki farklı coğrafya birlikte tasarlanmış tek bir menü üzerinden anlatılacak.

Şef Damien Duviau ve Michael De Jesus’un bir araya geldiği Nobu Istanbul’da, cooking class’tan Four Hands Omakase’ye uzanan özel bir gastronomi deneyimi yaşayın.

Nobu İstanbul'un Baş Aşçısı Michael De Jesus, şık ve modern restoranın ahşap detaylarla bezeli barında, üzerinde Nobu logosu ve adının yazılı olduğu beyaz şef ceketini ve dövmeli kollarını sergileyerek kameraya içten bir gülümsemeyle bakıyor.
Nobu İstanbul restoranının modern ve şık iç tasarımı, uzun ahşap bir suşi barı, koyu teal rengi geometrik desenli duvarları, ahşap masa ve sandalyelerin yanı sıra tavandan sarkan sıcak ışıklı silindirik lambalarıyla göz alıcı bir atmosfer sunuyor.
Orta yaşlı, koyu saçlı Şef Damien Duviau, Nobu logosu ve adının işlendiği beyaz aşçı ceketini giymiş, koyu bir masanın başında ellerini kenetlemiş, sol bileğinde bileklik ve sağ bileğinde saat varken kameraya doğrudan bakıyor.
  • Neden Gidilmeli? Nobu mutfağını yalnızca masada deneyimlemek yerine şeflerle birlikte mutfağa girerek tekniklerini, malzeme seçimlerini ve sunum yaklaşımını yakından keşfetmek için. Akşam servis edilen Four Hands Omakase ise Damien Duviau ve Michael De Jesus’un mutfak yaklaşımlarını aynı menüde buluşturuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Nobu müdavimlerine, Japon mutfağı ve omakase deneyimlerini sevenlere, profesyonel şeflerle birebir cooking class deneyimi yaşamak isteyenlere ve İstanbul’da sınırlı süreli gastronomi etkinliklerini takip edenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 12-15 Eylül tarihleri arasında. Cooking class sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştiği için önceden rezervasyon yapmak önemli. Four Hands Omakase için de bu dört günlük özel programı değerlendirin; etkinliğin ardından aynı menü “Istanbul Omakase” adıyla servis edilmeye devam edecek.

Nobu Istanbul, 12-15 Eylül tarihleri arasında Nobu Afrika ve Orta Doğu Bölgesi Kurumsal Şefi Damien Duviau ile Nobu Istanbul Baş Şefi Michael De Jesus’u iki aşamalı özel bir gastronomi programında buluşturuyor. Gündüz sınırlı katılımcıyla gerçekleşen cooking class ile başlayan deneyim, akşam iki şefin birlikte hazırladığı yedi aşamalı Four Hands Omakase menüsüyle devam ediyor.

Michelin yıldızlı Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul’a özel hazırladığı tadım menüsünü Vakko L’Atelier Nişantaşı’nda deneyimleyin.

Kolları sıyrılmış beyaz bir gömlek ve koyu gri bir önlük giymiş, orta yaşlı, kısık gözleriyle kameraya hafifçe gülümseyen Şef Kanji Kobayashi, karanlık ve bulanık bir iç mekanın önünde duran, samimi bir portre fotoğrafında yer alıyor.
  • Neden Gidilmeli? İki Michelin yıldızlı Şef Kanji Kobayashi’nin Japon mutfak kültürü ile İtalya’da şekillenen üretim anlayışını nasıl bir araya getirdiğini, İstanbul’a özel hazırlanan sınırlı süreli bir tadım menüsü üzerinden keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Michelin yıldızlı şefleri takip eden gastronomi tutkunlarına, Japon mutfağına farklı bir perspektiften yaklaşmak isteyenlere, ürün ve mevsimsellik odaklı mutfakları sevenlere ve İstanbul’daki özel şef buluşmalarını kaçırmak istemeyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? 23-25 Eylül tarihleri arasında. Kanji Kobayashi’nin Vakko L’Atelier için hazırladığı özel tadım menüsü yalnızca bu üç gün boyunca servis edileceği için önceden rezervasyon yaptırın.

Japonya’daki iki Michelin yıldızlı ve Michelin Green Star ödüllü villa aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, 23-25 Eylül tarihleri arasında Vakko L’Atelier Nişantaşı’na konuk oluyor. Üç günle sınırlı gastronomi buluşmasında şef, İstanbul için özel olarak hazırladığı tadım menüsünü misafirlerle buluşturacak.

İtalya’da geçirdiği yıllarda benimsediği, bulunduğu coğrafyanın ürünleriyle üretmeye dayanan “campanismo” yaklaşımını Japon mutfak kültürüyle birleştiren Kobayashi, zaman içinde kendi mutfak anlayışını “Agrigastronomy” kavramıyla tanımladı. villa aida’nın çevresindeki tarlalarda yetiştirilen ürünlerden beslenen bu yaklaşım; toprağı, mevsimselliği ve yerel malzemeyi tabağın merkezine taşıyor.

İzmir’in enerjisini bar, lezzet ve sosyalleşmeyle buluşturan Moxy İzmir’de günün ritmine kendinizi bırakın.

Modern bir Moxy otel odası, büyük bir deniz manzarası sunan cam kapıya bakan, üzerinde hasır şapka ve güneş gözlüğü bulunan beyaz çarşaflı konforlu bir yatakla dolu; sol duvarda ise renkli bir şal ve televizyon ünitesiyle birlikte şık bir depolama alanı dikkat çekiyor.
  • Neden Gidilmeli? Klasik otel yeme-içme deneyiminden daha sosyal ve rahat bir alternatif arayanlar için. Barda check-in ile başlayan deneyim, günün 24 saati kullanılabilen Grab&Go alanı ve kokteyl odaklı barıyla konaklama ile şehir hayatı arasındaki sınırları kaldırıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? İzmir’de enerjik ve sosyal bir konaklama deneyimi arayanlara, seyahat ederken otelin ortak alanlarında vakit geçirmeyi sevenlere ve katı servis saatleri yerine günün kendi programına göre şekillendiği esnek bir yeme-içme deneyimini tercih edenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Moxy İzmir’in yeme-içme konsepti günün her saatine göre farklı bir deneyim sunuyor. Kahvaltı için sabah saatlerini, barın sosyal atmosferini ve kokteyl seçkisini deneyimlemek için ise akşam saatlerini tercih edin. 24/7 Grab&Go alanı sayesinde geç saatlerde otele dönenler için de yeme-içme seçenekleri devam ediyor.

Moxy İzmir, Marriott Bonvoy’un lifestyle markası Moxy Hotels’in “Play On” yaklaşımını şehrin sosyal hayatıyla buluşturuyor. 186 akıllı odaya sahip otelde klasik resepsiyon anlayışının yerini bar merkezli bir karşılama alıyor; misafirler check-in işlemlerini doğrudan barda gerçekleştirirken Moxy’nin imza karşılama kokteyli “Got Moxy” ile karşılanıyor. Böylece bar, yalnızca içki içilen bir alan değil, otelin gün boyunca yaşayan sosyal merkezi hâline geliyor.

Moxy İzmir otelinin geniş, modern lobisi, deri banketler ve eklektik sandalyelerle çevrili büyük orta masa gibi farklı oturma alanları, dışarıyı gösteren yüksek pencereler ve tavandaki borular ile dairesel neon lambalarla aydınlatılmış şık endüstriyel tasarımıyla canlı bir atmosfer sunuyor.

Yeni yeme-içme konsepti de bu özgür ve dinamik anlayış etrafında şekilleniyor. Yaratıcı kokteyller, yerel craft biralar ve şarap seçkisinin yanı sıra 24 saat açık Grab&Go alanı, günün herhangi bir saatinde atıştırmalık, sıcak-soğuk içecek ve taze ürünlere ulaşmayı mümkün kılıyor. Kahvaltıda ise sıcak seçeneklerden kruvasanlara, Moxy’nin imzası pembe glazürlü donutlardan kişiselleştirilebilen Cereal Station’a uzanan daha eğlenceli ve esnek bir servis anlayışı öne çıkıyor.

Murat Bozok’un sosları başrole taşıdığı yeni nesil fried chicken adresi CHIKKA CHICKEN’ı keşfedin.

Sarı beyaz çizgili kağıt serili metal tepsideki parlak kırmızı soslu kızarmış tavuk parçalarının üzerine, yemeğe son dokunuşu katmak için bir el tarafından özenle susam taneleri serpiştiriliyor, bu görüntü iştah açıcı bir lezzet vaat ediyor.
Bir elin tuttuğu, kağıt kaplı bir tabakta, üzeri eritilmiş turuncu sosla kaplı çıtır tavuklu ve parlak kızarmış ekmekli bir burger ile yanında bol miktarda altın sarısı patates kızartması sergileniyor; arka planda bulanık yeşil harflerle Chikka Chicken markası okunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Şef Murat Bozok’un kızarmış tavuk deneyimini dünyanın farklı şehirlerinde keşfettiği soslardan aldığı ilhamla yorumladığı yeni konseptini denemek için. CHIKKA CHICKEN’da iyi malzeme, doğru kızartma tekniği ve mutfakta hazırlanan el yapımı soslar merkeze alınıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Fried chicken ve chicken burger sevenlere, klasik fast food yerine şef dokunuşu taşıyan fast-casual adresleri tercih edenlere ve özellikle farklı sos kombinasyonlarını denemekten hoşlananlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Hızlı bir öğle yemeği, arkadaşlarla rahat bir buluşma ya da Etiler’de günün herhangi bir saatinde fried chicken molası vermek istediğinizde.

Şef Murat Bozok’un yeni projesi CHIKKA CHICKEN, kızarmış tavuğu özellikle soslar üzerinden yeniden yorumlayan yeni nesil bir fried chicken adresi. Bozok’un dünyanın farklı şehirlerinde edindiği sos deneyimlerinden yola çıkan konseptin merkezinde iyi malzeme, doğru kızartma tekniği ve mutfakta el yapımı hazırlanan soslar bulunuyor.

Menüde dışı çıtır, içi sulu kalacak şekilde hazırlanan kızarmış tavukların yanı sıra nugget, farklı chicken burger seçenekleri ve Sando Chicken yer alıyor. Ancak burayı benzerlerinden ayıran asıl detay soslar. Farklı soslarla aynı kızarmış tavuk deneyiminin karakterini değiştirebilmeniz, CHIKKA CHICKEN’ın eğlenceli taraflarından biri.

OGGUSTO’nun CHIKKA CHICKEN Notu: Buraya giderken odağı yalnızca kızarmış tavuğa değil, soslara verin. Konseptin çıkış noktası Murat Bozok’un farklı şehirlerde yıllar içinde biriktirdiği sos deneyimleri olduğu için aynı tavukları farklı el yapımı soslarla denemek, CHIKKA CHICKEN’ın fikrini anlamanın en iyi yolu. İlk siparişinizde ise markanın öne çıkan ürünlerinden Sando Chicken’ı masaya ekleyin.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Dealu Mare bağlarının ortasında şarap, gastronomi ve wellness’ı buluşturan romantik bir kaçış için Casa Timiș’e rotanızı çevirin.

Casa Timis'in lüks ve geleneksel bir tarzda dekore edilmiş, tüm duvarları ahşap panellerle kaplı, ortasında boynuz avizeli, ekose desenli berjerler ve Chesterfield kanepe ile döşenmiş, satranç masaları ve klasik resimlerle dolu sıcak ve davetkar salonu.
Casa Timis'in alacakaranlıkta ışıklarıyla aydınlanan, beyaz duvarlı, geleneksel kırmızı kiremit çatılı ve yüksek kemerli pencereli görkemli binası; önündeki bakımlı yeşil çimler, taş döşeli kavisli yol ve etrafını çevreleyen olgun ağaçlarla zarif bir kır malikanesi atmosferi sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Romanya’nın ünlü Dealu Mare şarap bölgesini keşfederken tarihi bir malikânede konaklamak; şarap tadımlarını gastronomi ve spa deneyimiyle bir araya getirmek için. Bağ manzaralı infinity pool ve Embrace Holistic Healing Spa da burada geçirilen zamanı yalnızca bir şarap seyahatinin ötesine taşıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Romantik bir hafta sonu planlayan çiftlere, bağ otellerini sevenlere, şarap ve gastronomi odaklı seyahat edenlere ve Bükreş rotasına birkaç günlük sakin bir kırsal kaçış eklemek isteyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Bağların en canlı olduğu ilkbahar sonundan sonbahara uzanan dönem özellikle keyifli. Eylül ve ekim ayları, bağ bozumu atmosferini hissetmek ve Dealu Mare’nin şarap kültürünü seyahatin merkezine almak isteyenler için öne çıkıyor.

Romanya’nın yalnızca şatolar ve Orta Çağ kentlerinden ibaret olmadığını gösteren adreslerden biri Casa Timiș Wellness & Spa Resort. Dealu Mare bağlarının ortasında bulunan tesis, tarihi bir Romanya malikânesini şarap, gastronomi ve wellness etrafında şekillenen sakin bir konaklama deneyimine dönüştürüyor.

Malikânenin Brâncovenesc mimarisinden beslenen karakteri korunurken el boyaması mobilyalar, romantik detaylar ve bağ manzaraları mekâna daha yumuşak bir aristokrat hava kazandırıyor. Tarihi Mansion’ın oda ve süitlerinde geçmişin izleri daha belirginken, geniş bungalow seçenekleri daha çağdaş bir resort deneyimi sunuyor. Şarap tadımları, yemek eşleşmeleri ve wellness ritüelleri ise Casa Timiș’te konaklamanın önemli parçaları arasında.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Paris’te vintage alışverişi bir adım ileri taşıyıp Chanel’den Hermès’e moda tarihinin peşine düşmeye ne dersiniz?

Pudra pembesi duvarlar ve halıyla kaplı, sofistike bir Paris vintage mağazasının iç görünümü; duvara monte dört rafta sergilenen çeşitli topuklu ayakkabılar ve botlar, ortada mercan pembesi, yumuşak bir koltuk takımı ile sağda yansımalı aynada görünen designer kıyafet askılığı ile adeta bir moda galerisi atmosferi sunuyor.

Paris’te vintage alışveriş, yalnızca geçmiş sezonlardan parçalar bulmaktan çok daha fazlası. Arşiv Chanel ceketlerden Hermès çantalara, 90’lar Jean Paul Gaultier tasarımlarından Yves Saint Laurent ve Dior parçalarına uzanan seçkileriyle şehrin vintage mağazaları, Paris’in moda tarihini yakından görmenin en keyifli yollarından birini sunuyor.

Le Marais’den Saint-Germain-des-Prés’ye uzanan rotada, özenle kürate edilmiş lüks vintage butiklerinden koleksiyonerlerin peşine düştüğü arşiv mağazalarına kadar birbirinden farklı adresler bulunuyor. İkonik moda evlerinin artık üretilmeyen tasarımlarını bulmak, dönem parçalarının peşine düşmek ya da Paris’ten gardırobunuza gerçekten özel bir parça eklemek istiyorsanız, doğru adresleri bilmek alışveriş deneyimini tamamen değiştiriyor.

Siz de Paris’te “En iyi vintage mağazaları hangileri?”, “Lüks ikinci el Chanel ve Hermès nereden alınır?” ve “Arşiv tasarım parçaları için hangi butiklere gidilmeli?” sorularının peşindeyseniz, Paris’in En İyi 10 Vintage Mağazası: Lüks ve Arşiv Rehberi yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Yasmine El Meleegy’nin The Corrupting Sea sergisinde Akdeniz’in mozaik geleneğini porselen ve kırık ev eşyaları üzerinden yeniden yorumlayan işlerini 18 Eylül’den itibaren Ferda Art Platform’da keşfedin.

Kumlu bir zemin üzerine yerleştirilmiş, farklı boyut ve desende seramik parçalarından oluşan, göz, burun ve dudak detaylarına sahip stilize bir kadın figürünün canlandırıldığı, canlı renkler ve çiçek motifleriyle dolu bu mozaik sanat eseri, bozulan deniz temasını düşündürüyor.
  • Neden gidilmeli? Akdeniz’in tarihsel mozaik geleneğiyle seramik ve porselen üretim kültürünü buluşturan, kırık ve kullanılmış nesneler üzerinden hafıza ve bütünlük fikrini ele alan işleri görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanat, heykel ve seramikle ilgilenenlere, malzeme odaklı üretimleri takip edenlere ve Akdeniz kültürü üzerine çalışan sanatçılara ilgi duyanlara hitap ediyor.

Ferda Art Platform, Mısırlı disiplinlerarası sanatçı ve heykeltıraş Yasmine El Meleegy‘nin The Corrupting Sea başlıklı kişisel sergisini 18 Eylül’de açıyor. Kahire’de yaşayan ve çalışan sanatçının eserleri Victoria and Albert Museum ve MOCA Yinchuan gibi kurumların yanı sıra farklı özel koleksiyonlarda yer alıyor.

Sergide kullanılan porselenler, Fathy Mahmoud porselen takımları ile geçmişte kullanılmış ve kırılmış ev eşyalarından oluşuyor. El Meleegy, her parçanın kendi desenini ve geçmişten taşıdığı izleri korurken bu farklılıkların bir araya gelişinden yeni bir bütün kuruyor. Böylece Akdeniz’in binlerce yıllık mozaik geleneğini güncel bir üretim pratiğiyle ilişkilendirirken seramik ve porselen endüstrisinin tarihine de odaklanıyor.

Amadeus’u Veda Turnesi kapsamında 14 Eylül’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda son kez izleyin.

Amadeus oyununda, altın sarısı işlemeli uzun dönem kostümü, beyaz fırfırlı gömleği ve dönem stili gri saçlarıyla Salieri karakterine hayat veren Selçuk Yöntem, karanlık sahneden sağ elini yukarı kaldırarak güçlü bir ifadeyle izleyiciye sesleniyor.
  • Neden gidilmeli? Yedi sezonda 500 bini aşkın seyirciye ulaşan yapımı Selçuk Yöntem, Tansu Biçer, Dilan Çiçek Deniz ve Özlem Öçalmaz’ın performanslarıyla son kez sahnede görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Tiyatroseverlere, Mozart’ın yaşamı ve müziğine ilgi duyanlara, büyük prodüksiyonları takip edenlere ve ödüllü yapımları kaçırmak istemeyenlere hitap ediyor.

Peter Shaffer imzalı Amadeus, Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri arasındaki hayranlık, rekabet, kıskançlık ve tutku eksenindeki ilişkiyi Işıl Kasapoğlu rejisiyle sahneye taşıyor. Başrollerde Selçuk Yöntem, Tansu Biçer, Dilan Çiçek Deniz ve Özlem Öçalmaz yer alıyor.

Yedi sezon boyunca kapalı gişe temsillere imza atan yapım, 70 kişilik kadrosu, dönem kostümleri, sahne tasarımı ve Mozart’ın müzikleriyle bugüne kadar 500 binden fazla seyirciye ulaştı. Afife Tiyatro Ödülleri ve Direklerarası Seyirci Ödülleri dahil farklı organizasyonlardan ödüller kazanan Amadeus, Veda Turnesi kapsamında 14 Eylül’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahneleniyor.

Snarky Puppy’nin caz, funk, fusion ve soul arasında dolaşan repertuvarını 18 Eylül’de Volkswagen Arena’da canlı dinleyin.

Beş Grammy ödüllü Snarky Puppy grubunun üyeleri, siyah beyaz bir fotoğrafta takım elbiseleri içinde, neşeli ve enerjik halleriyle bir araya gelmiş, samimi gülümsemelerle objektife bakıyor.
  • Neden gidilmeli? Beş Grammy ödüllü grubun farklı dönemlerinden parçaları ve türler arasında geçiş yapan güçlü canlı performansını İstanbul’da dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Caz, funk, fusion ve soul dinleyicilerine, enstrümantal müziği sevenlere ve Michael League liderliğindeki Snarky Puppy’yi canlı izlemek isteyenlere hitap ediyor.

Basçı ve besteci Michael League tarafından kurulan Snarky Puppy, caz temelli sound’unu yıllar içinde funk, rhythm & blues, hard rock, gospel, soul ve fusion etkileriyle genişletti. Kolektif yapısıyla farklı müzisyenleri bir araya getiren grup, ritmik ve katmanlı müziğiyle uluslararası ölçekte geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.

Topluluk, 2025’te Metropole Orkest ile yeniden bir araya gelerek Somni projesini yayımladı. 22 yılı aşkın kariyerinde müzikal çizgisini sürekli geliştiren Snarky Puppy, İstanbul konserinde farklı dönemlerinden parçaları Volkswagen Arena sahnesine taşıyacak.

İstanbul Cocktail Festival ile 19-20 Eylül’de LifePark’ta Zeynep Bastık’tan Büyük Ev Ablukada’ya uzanan konserleri, kokteyl barlarını ve gastronomi programını keşfedin.

İstanbul Cocktail Festival'inde gün batımının sıcak ışıkları altında çimlerde oturan büyük bir kalabalık, müziğin ve kokteyl kültürünü keşfetmenin keyfini çıkarırken şehrin sosyal hayatına canlı bir enerji katıyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? İki güne yayılan konser programını takip etmek, İstanbul’un farklı kokteyl barlarının imza reçetelerini denemek ve gastronomi ile atölyeleri aynı festivalde keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Canlı müzik, kokteyl kültürü ve gastronomiyi sevenlere, şehir festivallerini takip edenlere ve hafta sonunu LifePark’ta geçirmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Zeynep Bastık, Büyük Ev Ablukada, Bedük, Jakuzi, Emir Yargın “Klas Pop”, Bekiro, Cem Pilevneli, Kardelen

İstanbul Cocktail Festival, 19-20 Eylül’de LifePark’ta bu yılın ikinci edisyonunu düzenliyor. 10 yılı aşkın süredir devam eden festival, ALL STAR temasıyla geçmiş yıllarda öne çıkan sanatçıları, markaları ve kokteyl barlarını yeniden bir araya getiriyor.

Müzik programında Zeynep Bastık, Büyük Ev Ablukada, Bedük, Jakuzi, Emir Yargın “Klas Pop”, Bekiro, Cem Pilevneli ve Kardelen sahne alıyor. Festival alanında ayrıca 11 Kadıköy, Agata, Bias, Birdy Cihangir, Blok Mekan, Pint, Secúlar ve Tiny gibi barlar imza kokteyllerini sunarken gastronomi durakları ve yaratıcı atölyeler de iki günlük programa eşlik ediyor.

Good Days Yoga Festivali ile 20 Eylül’de Festival Park Maltepe’de yoga pratiklerine katılın ve 2.000 kişilik Guinness Dünya Rekoru denemesine eşlik edin.

Turuncu kıyafet giymiş, gri duvar önünde tek bacak üstünde poz veren gülümseyen Çetin Çetintaş.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? Farklı yoga pratiklerine katılmak, Ayurveda ve satsang buluşmalarını takip etmek ve 2.000 kişinin aynı anda Savaşçı 2 pozu vereceği Guinness Dünya Rekoru denemesine eşlik etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Yoga ve iyi yaşamla ilgilenenlere, farklı pratikleri aynı gün içinde deneyimlemek isteyenlere ve topluluk buluşmalarını sevenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan İsimler: Çetin Çetintaş, Nihan Yaman, Tuğba Moripek

Good Days Community Yoga Fest, 20 Eylül’de Festival Park Maltepe’de gün boyu sürecek yoga ve iyi yaşam programıyla gerçekleşiyor. Saat 15.00’te Tuğba Moripek ile Ayurveda sohbeti, 16.45’te Nihan Yaman ile Yin Yoga ve 17.30’da Çetin Çetintaş rehberliğinde yoga pratiği yapılacak.

Festivalin öne çıkan anlarından biri saat 18.45’te gerçekleşecek Guinness Dünya Rekoru denemesi olacak. 2.000 kişinin aynı anda Savaşçı 2 pozu vermesi hedeflenirken program, 19.15’te Çetin Çetintaş’ın satsang buluşmasıyla devam edecek. Gün boyunca workshop’lar, farklı etkinlik alanları, konserler ve DJ performansları da festival programında yer alacak.

6. İstanbul Çocuk Festivali ile 19-20 Eylül’de Tepe Nautilus’ta tiyatrodan atölyelere uzanan aile programını keşfedin.

İstanbul Çocuk Festivali kapsamında düzenlenen bir atölyede, başörtülü bir kadın ve çeşitli yaştaki çocuklar, masada duran renkli yapım bloklarıyla bir mekanizma üzerinde yoğunlaşmış, eğlenerek öğrenmenin keyfini çıkarıyorlar.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? Çocukların tiyatro, oyun ve atölyelere katılabileceği, ebeveynlerin ise uzman söyleşilerini takip edebileceği iki günlük aile programını değerlendirmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çocuklu ailelere, hafta sonu için kapsamlı bir etkinlik arayanlara ve eğlence ile öğrenmeyi bir araya getiren programları tercih edenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: Çocuk tiyatroları, müzikaller, eğitici atölyeler, oyun alanları, maskot buluşmaları, ebeveyn söyleşileri

İstanbul Çocuk Festivali, altıncı edisyonuyla 19-20 Eylül’de Tepe Nautilus AVM Açık Hava Etkinlik Alanı’nda gerçekleşiyor. Programda çocuk oyun alanları, müzikaller, çocuk tiyatroları, eğitici atölyeler ve sevilen maskot karakterlerle buluşmalar yer alıyor.

Festivalde ebeveynler için uzman konukların katıldığı söyleşi ve paneller de düzenlenecek. Her iki gün 10.30-18.30 saatleri arasında devam edecek etkinliğin konser, lisanslı tiyatro gösterileri ve diğer program detayları ise ilerleyen günlerde açıklanacak.

Susan Choi’den El Feneri’ni okuyun.

Susan Choi'nin El Feneri romanının kapak görselinde, mavi ve turkuaz tonlarındaki geniş bir deniz fonunda, arkadan görünen bir yetişkin ve bir çocuğun sahilde denize doğru yürüdüğü; üstte yazarın adı, romanın başlığı ve Booker Ödülü ile Women's Prize gibi önemli finalistlik bilgileriyle sunuluyor.

2025 Booker Ödülü ve 2026 Women’s Prize Yılın Romanı finalisti olan El Feneri, bir çocuğun yıllar önce kaybolan babasının izini sürerken aile geçmişi, hafıza ve kimlik arasındaki karmaşık bağları keşfetmesini anlatıyor.

On yaşındaki Louisa, bir yaz gecesi babasıyla sahilde yürüyüşe çıktıktan sonra kumsalda ölümün eşiğinde bulunuyor; babasından ise geriye hiçbir iz kalmıyor. Yıllar içinde o geceye dair hatıraları bulanıklaşırken Louisa’nın gerçeğe ulaşma çabası, babasının Japonya işgali altındaki çocukluğuna, ailesinin Kuzey Kore’ye göçüne, annesinin Amerika’dan kaçıp dünyaya açılan gençliğine ve hayatlarına sonradan giren üvey kardeşi Tobias’a uzanıyor.

Büyük bir kaybın ardından hayatlarına devam etmeye çalışan Louisa ve annesinin ortak yasını da odağına alan El Feneri, aile tarihini dünya tarihinin çalkantılarıyla bir araya getiriyor. Geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini, hatıraların gerçeği nasıl dönüştürebildiğini ve yıllar sonra bile cevaplanmamış soruların peşinden gitmenin ne anlama geldiğini merak edenler için çok katmanlı bir roman.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Açık renk saçlı, koyu renk kapüşonlu bir genç kadın, başını omzuna yaslamış sakallı bir adamı şefkatle kucaklarken, arka planda yemyeşil bitki örtüsü ve eski bir taş duvarın belirdiği bu dokunaklı sahne, İçimdeki Yabancı filmindeki insan doğasının karmaşık katmanlarına dair derin bir bakış sunuyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: İçimdeki Yabancı / L’Inconnue

“Bir Düşüşün Anatomisi”nin Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari’nin yönettiği “İçimdeki Yabancı”, bir partide karşılaştığı gizemli kadının peşinden giden fotoğrafçı David Zimmerman’ın, birkaç saat sonra kendisini o kadının bedeninde bulmasıyla başlayan hikâyeyi anlatıyor. Léa Seydoux ve Niels Schneider’in başrollerini paylaştığı film, kimlik ve beden üzerine soruları gerçeklikle fantastik arasındaki sınırda ele alıyor. 2026 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan yapımı sinemalarda izleyebilirsiniz.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Miu Miu, yeni Kolej Klasikleri seçkisinde klasik kolej stilini ve okula dönüş ruhunu kendi özgün tasarım kodlarıyla yeniden yorumluyor. Üniforma anlayışından ilham alan seçkide, markanın ikonik loafer’ları bu kez hırkalar, sade V yaka trikolar, ekose etekler ve diz üstü çoraplarla bir araya geliyor.

Pembe deri bir kanepede oturan, Miu Miu'nun okula dönüş kampanyası için okul üniformasından ilham alan kıyafetler giymiş iki modelden, açık tenli olan lacivert gömlek, şort ve beyaz çoraplarla, koyu tenli olan ise bej kazak, beyaz etek ve çizgili gri çoraplarla şık bir duruş sergiliyor.
Miu Miu
Kolej Klasikleri Seçkisi
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Miu Miu’nun karakteristik kontrastlarını kolej stilinin klasik parçalarıyla buluşturan seçki, geleneksel üniforma kodlarını daha bireysel ve modern bir görünüme taşıyor. Özellikle loafer’ların farklı deri, süet ve yüzey seçenekleri koleksiyona çeşitlilik katıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Klasik kolej stilini modern ve karakterli parçalarla yorumlamak isteyenlere hitap ediyor. Loafer, ekose etek ve diz üstü çorap gibi zamansız parçaları günlük stiline dahil etmek isteyenler için öne çıkıyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Sonbahar sezonuna geçişle birlikte kolej estetiğini gardırobuna taşımak için ideal. Özellikle triko, etek ve loafer kombinasyonlarıyla mevsimin preppy ruhunu yakalamak mümkün.

Swarovski’nin yeni Classica koleksiyonu, günlük mücevher kullanımına sade ve çağdaş bir yorum getiriyor. Giovanna Engelbert imzasını taşıyan 29 parçalık seçkide kolye uçları, bileklikler, yüzükler ve küpeler yer alıyor.

Siyah boğazlı bir kazak giyen Ariana Grande, zarifçe elini yüzüne dayamış, parıltılı kristal taşlarla süslü gümüş renkli Classica takılarını ve aynı tasarıma sahip bir Swarovski kalemini kameraya bakarak sergiliyor.
Swarovski
Classica Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Kala çiçeğinin akıcı ve kıvrımlı formundan ilham alan koleksiyon, yumuşak hatları dengeli geometrik detaylarla buluşturuyor. 925 ayar gümüş ve 18 ayar altın dokunuşların Swarovski zirkonyasının ışıltısıyla birleştiği parçalar, sade ama etkileyici bir görünüm sunuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Günlük stilinde minimal, zamansız ve farklı kombinlere kolayca uyum sağlayabilecek mücevherleri tercih edenlere hitap ediyor. Koleksiyondaki parçalar tek başına kullanılabileceği gibi birbiriyle katmanlanarak da yorumlanabiliyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Günlük kombinlere zarif bir dokunuş eklemek veya sonbahar stilini sade ama dikkat çekici mücevherlerle tamamlamak için ideal. Classica’nın farklı kullanım şekillerine uyum sağlayan tasarımları, gündüzden akşama kolayca taşınabiliyor.


Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Rhode’un Alexandra Leclerc iş birliği, günlük makyaja ışıltılı ve eğlenceli bir dokunuş getiriyor. Sınırlı sayıdaki koleksiyonun öne çıkan ürünü Alexandra’s Set; seçilebilir tonda Pocket Pearl, Sweet Apple Peptide Lip Tint, Flutter Charm ve rhode Carabiner’dan oluşuyor.

Yüzünün bir kısmını kaplayan koyu renk, rüzgarda uçuşan saçları ve neşeli gülümsemesiyle dikkat çeken, siyah ince askılı üst giymiş, sağ elinde çanta askıları tutan, yüzük ve küpe takmış, ışıltılı tenli bir kadın.
Rhode x Alexandra Leclerc
Alexandra’s Set
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Alexandra Leclerc ile hazırlanan koleksiyon, rhode’un ikonik makyaj ürünlerine daha ışıltılı bir yorum getiriyor. Setin merkezindeki mini Pocket Pearl, nemlendirici krem allık formülünü yansıtıcı ışıltıya sahip üç yeni tonla buluşturuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Minimal makyajını küçük ama dikkat çekici ışıltı dokunuşlarıyla tamamlamak isteyenlere hitap ediyor. Pocket Pearl’de şeker pembe Gemini, kayısı tonlu Monet ve terracotta tonlu Monaco seçenekleri bulunurken, Sweet Apple dudaklara şeffaf ve katmanlanabilir altın kahve bir renk veriyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Günlük makyajda taze ve ışıltılı bir görünüm yaratmak ya da çantada taşınabilecek pratik ürünlerle makyajı gün içinde tazelemek için ideal. Pocket Pearl’ün Flutter Charm veya rhode Carabiner’a takılabilmesi de seti güzellik ürününden küçük bir aksesuara dönüştürüyor.

Victoria Beckham Beauty’nin beşinci parfümü ve markanın ilk Extrait de Parfum’ü olan Hotel Portofino, 9 Eylül’de koleksiyona katılıyor. Victoria Beckham’ın Portofino’ya duyduğu kişisel bağdan ilham alan koku, İtalyan Rivierası’nın güneşli ve sofistike atmosferini yoğun bir parfüm yorumuyla buluşturuyor.

Victoria Beckham'ın Hotel Portofino serisinden, dikey yivli dokuya sahip, parlak altın rengi dikdörtgen bir parfüm şişesi, ön yüzündeki turkuaz etikette ürünün adını net bir şekilde gösteriyor.
Victoria Beckham Beauty
Hotel Portofino Extrait de Parfum
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Victoria Beckham Beauty’nin parfüm koleksiyonunda yeni bir dönemi temsil eden Hotel Portofino, markanın ilk Extrait de Parfum formülü olmasıyla öne çıkıyor. Daha yoğun ve kalıcı bir koku deneyimi sunarken Portofino’nun sıcak, duyusal ve zarif atmosferinden ilham alıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Parfümü yalnızca tamamlayıcı bir güzellik ürünü değil, kişisel stilinin bir parçası olarak görenlere; sofistike, karakterli ve daha yoğun kokulardan hoşlananlara hitap ediyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Yazın son günlerinden sonbaharın ilk haftalarına geçerken Akdeniz hissini sürdürmek için ideal. Özellikle akşam planlarında ve özel davetlerde daha belirgin, kalıcı bir koku imzası arayanların radarına girebilir.

Kérastase, farklı saç ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği serum ve bakım yağlarıyla günlük saç bakımını kişiselleştirilmiş bir ritüele dönüştürüyor. Dökülmeye eğilimli saçlardan kuruluğa, mat görünümden elektriklenmeye kadar farklı ihtiyaçlara yönelik seçenekler sunuluyor.

Sydney Sweeney, uzun dalgalı sarı saçları ve pembe askısız elbisesiyle beyaz bir fonda dururken, ellerinde Kerastase'ın pembe tonlarında şampuan, saç kremi ve yağdan oluşan saç bakım ürünlerini sergiliyor ve bu işbirliğiyle ilgili bir kampanyanın yüzü olarak kameraya gülümsüyor.
Kérastase
Kişiselleştirilmiş Saç Bakım Ritüelleri
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli? Saçın ihtiyacına göre farklı bakım seçenekleri sunan seçkide; dökülmeye karşı Genesis Sérum Anti-Chute Fortifiant, kuru saçlar için Nutritive 8H Magic Night Serum, parlaklık için Elixir Ultime L’Huile Originale ve elektriklenmeye karşı Gloss Absolu Glaze Drops öne çıkıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Saç bakımını tek bir ürün yerine saçının mevcut ihtiyacına göre şekillendirmek isteyenlere hitap ediyor. Kuru, mat, elektriklenen veya güçsüz saçlar için farklı formüller arasından seçim yapılabiliyor.
  • En Doğru Zaman Ne? Mevsim geçişinde değişen saç ihtiyaçlarına göre bakım rutinini yeniden düzenlemek için ideal. Özellikle sonbaharla birlikte kuruluk, elektriklenme ve parlaklık kaybına karşı daha hedefli bir bakım rutini oluşturmak isteyenler için öne çıkıyor.


Haftanın Önerileri: 7 Eylül – 13 Eylül 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Londra’dan İstanbul’a uzanan ikonik burger ve ıstakoz buluşmasını deneyimlemek için Burger & Lobster’a uğrayın.

Modern ve şık bir restoranın iç mekanında, uzun bir bara dizili içki şişeleri, on iki kişilik kırmızı bir yemek masasının üzerindeki kırmızı ıstakoz figürlü avize ve duvardaki büyük mavi beyaz ıstakoz sanatı dikkat çekmekte olup, mekana özel bir atmosfer katmaktadır.
  • Neden Gidilmeli? Burger ve ıstakozu aynı menünün iki başrolü haline getiren ikonik konsepti İstanbul’da deneyimlemek için. Burger & Lobster, kaliteli malzemeyi daha rahat ve ulaşılabilir bir servis anlayışıyla buluşturan “feel-good dining” yaklaşımıyla klasik fine dining deneyiminden ayrılıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Burger ve deniz ürünü sevenlere, global restoran markalarını takip edenlere, Zorlu Center’da öğle veya akşam yemeği için yeni bir adres arayanlara ve şık ancak fazla resmi olmayan restoranlardan hoşlananlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Öğle yemeğinden akşam buluşmalarına kadar tercih edilebilir. Yeni açılış döneminde özellikle akşam ve hafta sonu için rezervasyon durumunu önceden kontrol etmek iyi fikir.

2011 yılında Londra’da doğan Burger & Lobster, Brighton, New York, Jakarta, Kuveyt ve Bangkok gibi farklı şehirlerin ardından İstanbul’a geldi. YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda yatırımıyla Zorlu Center’da açılan restoran, markanın dünya genelindeki 20. lokasyonu olurken Avrupa’daki ilk lokasyonu olma özelliğini taşıyor.

Markanın merkezinde, adından da anlaşılacağı gibi burger ve ıstakoz var. Yüksek kalite standartlarını daha rahat, sıcak ve tekrar gelme isteği uyandıran bir atmosferle bir araya getiren Burger & Lobster, İstanbul’daki adresinde de “ulaşılabilir lüks” ve “feel-good dining” yaklaşımını sürdürüyor. Zorlu Center’daki yeni restoran, özellikle İstanbul’da dünyaca tanınan gastronomi konseptlerini takip edenlerin radarına girecek yeni açılışlardan.

Viyana’da kuralları biraz unutup yaratıcı bir fine dining deneyimine teslim olmak için Mraz & Sohn’u deneyin.

Dokulu gri bir zemin üzerinde, dikdörtgen bir seramik tabakta kızarmış çıtır bir atıştırmalık, kanatlı kase içinde sarı soslu ve otlarla süslenmiş bir ana yemek parçası ile küçük dökme demir tavada havuçlu pirinç pilavı şık bir sunumla görülüyor.
Tuğla duvarlı bir iç mekanda, açık bej zemin üzerine eskiz tarzı çizgilerle çizilmiş büyük gözlü çocuksu bir hayvan figürü ile sağında Campari yazısı hafifçe görünen, parlak kırmızı renkli, konik bir şişeyi tasvir eden ekspresyonist bir tablo, altında koyu renkli bir bank ve önünde beyaz masa üzerinde buruşturulmuş peçetelerle dikkat çekiyor.
Dokulu gri bir zeminde, beyaz ve turuncu soslarla süslenmiş, üzeri koyu renkli parçacıklar ve yeşil otlarla zenginleştirilmiş uzun kızarmış bir yiyeceğin yer aldığı rustik bir tabak, yanında kahverengi bir tepside iki adet altın sarısı kızarmış yuvarlak hamur işi ve turkuaz renkli küçük bir kapta ince pembe turşu dilimlerinin bulunduğu, özenle düzenlenmiş çeşitli yiyeceklerin genel görünümü.
  • Neden Gidilmeli? Geleneksel Avusturya mutfağını yaratıcı ve beklenmedik yorumlarla deneyimlemek, klasik fine dining kalıplarından uzaklaşan tabakları keşfetmek ve Viyana’nın gastronomi sahnesinin daha özgür tarafını görmek için. Mraz & Sohn’da yemek yalnızca tabaklardan değil, sürprizlerden ve eğlenceli bir servis anlayışından oluşan bütünlüklü bir deneyim.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Fine dining deneyimlerini sevenlere, seyahatlerinde Michelin seçkisindeki restoranlara mutlaka yer ayıranlara, klasik Avusturya mutfağından sonra daha yenilikçi bir adres denemek isteyenlere ve uzun tadım menülerinden keyif alanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Akşamınızı tamamen Mraz & Sohn’a ayırabileceğiniz bir gün tercih edin. Uzun ve sürprizlere açık bir yemek deneyimi olduğu için öncesine ya da sonrasına sıkışık bir program koymamak ve rezervasyonu önceden yapmak en iyisi.

Viyana’nın Brigittenau bölgesindeki Mraz & Sohn, Mraz ailesinin yaratıcı mutfak anlayışıyla şehrin klasik gastronomi kimliğine bambaşka bir perspektiften yaklaşıyor. Avusturya mutfağından ve mevsimsel ürünlerden beslenen restoran, tanıdık lezzetleri birebir tekrar etmek yerine özgün teknikler, alışılmadık eşleşmeler ve şaşırtıcı sunumlarla yeniden ele alıyor.

Burada klasik bir à la carte akşamından çok, mutfağın yön verdiği bir gastronomi yolculuğu söz konusu. Tabakların yanı sıra servis biçimi ve deneyimin sürprizli ilerleyişi de Mraz & Sohn’un karakterinin önemli bir parçası. Viyana’da şnitzel, tafelspitz ve tarihi kahvehanelerle şekillenen klasik lezzet rotasına çağdaş bir kontrast eklemek isteyenler için özellikle iyi bir seçim.

Amsterdam’ın tarihini yalnızca görmek değil, masada da hissetmek için d’Vijff Vlieghen’i listenize ekleyin.

Koyu renk ahşap panellerle kaplı duvarları, duvarda asılı oval çerçeveli iki tarihi portresi, kalp şeklindeki sırt dayanaklarına sahip ahşap sandalyeleri ve beyaz servis setleriyle donatılmış masalarıyla, loş ışıklandırmalı, sıcak ve geleneksel bir restoran iç mekanı görünümü.
  • Neden Gidilmeli? 17. yüzyıldan kalma tarihi yapısı, antikalarla çevrili salonları ve klasik atmosferi içinde Amsterdam’ın geçmişini farklı bir deneyimle keşfetmek için. Altın kaplama deri duvarlardan antik haritalara uzanan detayları sayesinde burada yemek, klasik bir restoran akşamından çok zamanda yolculuk hissi veriyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Tarihi restoranları sevenlere, Amsterdam’da romantik ve karakterli bir akşam yemeği planlayanlara, klasik dekorasyondan hoşlananlara ve şehrin modern adreslerinin yanında köklü bir restoran deneyimi yaşamak isteyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? d’Vijff Vlieghen’in loş ve tarihi atmosferini en iyi deneyimlemek için akşam yemeğini tercih edin. Özellikle Amsterdam’ın kanallarını ve tarihi merkezini gezdiğiniz bir günün finaline eklemek için iyi bir adres.

Spuistraat’ta yer alan d’Vijff Vlieghen, Amsterdam’ın tarihini restoran deneyiminin merkezine taşıyan en karakterli adreslerden biri. Geçmişi 1939’a uzanan restoran, 17. yüzyıldan kalma tarihi yapıların içerisinde; altın kaplama deri duvarlar, antik haritalar ve 17. ile 19. yüzyıllar arasından eserlerle çevrili salonlarıyla misafirlerini ağırlıyor.

Restoranın kurucusu Nicolaas Kroese’nin misafirperverlik anlayışını yaşatmayı sürdüren d’Vijff Vlieghen’de atmosfer en az yemekler kadar deneyimin parçası. Birbirinden farklı tarihi salonlarda ilerlerken Amsterdam’ın geçmişinden izlerle karşılaşıyor; yemeğinizi özenle seçilmiş şaraplar eşliğinde tamamlayabiliyorsunuz. Biraz gizemli, biraz teatral ve yer yer Hogwarts’ı hatırlatan havasıyla özellikle atmosferi güçlü restoranlardan hoşlananların listesine eklemesi gereken adreslerden.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Roma’da bir otelden çok aristokrat bir sarayın hikâyesine dahil olmak için Residenza Ruspoli Bonaparte’de konaklayın.

Roma'daki tarihi bir otel odasının iç mekanı, gösterişli kristal avizesi, yaldızlı ve mermer görünümlü duvar panelleri, desenli tavan freskleri, büyük işlemeli yatağı, lüks mavi kadife koltukları ve ahşap parke zemini ile zengin bir ambiyans sunuyor.
Romalı bir otelin, zengin fresklerle süslü tonozlu tavanı, altın varak detaylı aynaları ve duvar süslemeleriyle dikkat çeken, yeşil kadife kanepelerle döşenmiş, geometrik ahşap parke zeminli ve gösterişli kristal avizeli görkemli salonu.
  • Neden Gidilmeli? 16. yüzyıldan kalma Palazzo Ruspoli’nin içinde, yalnızca birkaç süitten oluşan son derece özel bir konaklama deneyimi yaşamak için. Tarihi freskler, dönem mobilyaları ve görkemli mermer merdiven, burayı Roma’daki standart lüks otellerden tamamen ayırıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Roma’nın tarihini konakladığı yerde de yaşamak isteyenlere, mahremiyete önem veren çiftlere, aristokrat mimari ve dönem dekorasyonuna ilgi duyanlara ve büyük oteller yerine karakteri olan küçük adresleri tercih edenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Roma’nın yürüyerek keşfetmeye en elverişli olduğu ilkbahar ve sonbahar ayları özellikle keyifli. Campo Marzio’daki merkezi konumu sayesinde İspanya Merdivenleri, Via Condotti ve Roma’nın tarihi merkezini yürüyerek keşfetmek isteyenler için de iyi bir başlangıç noktası.

Via dei Condotti ile Via del Corso’nun kesiştiği noktaya yakın konumlanan Residenza Ruspoli Bonaparte, mimar Bartolomeo Ammannati imzalı 16. yüzyıl Palazzo Ruspoli içerisinde yer alıyor. Hollanda Kraliçesi Hortense de Beauharnais’in, geleceğin Fransa İmparatoru III. Napolyon ile birlikte yaşadığı bu tarihi yapı, bugün Prenses Maria Pia Ruspoli’nin özel konutunun bir bölümünde misafirlerini ağırlıyor.

Yalnızca birkaç süitten oluşması buradaki deneyimi klasik bir otelden çok tarihi bir Roma palazzosunda özel misafir olmaya yaklaştırıyor. Dönem mobilyaları, freskler ve sarayın gösterişli mermer merdiveni geçmişin izlerini hâlâ taşırken; Roma’nın merkezindeki konumu da şehri yürüyerek keşfetmeyi kolaylaştırıyor. Ancak restoran, oda servisi ve klasik otel olanaklarından çok tarih, atmosfer ve mahremiyet arayanların tercih etmesi gereken bir adres.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Kopenhag’da güne tereyağı ve kakule kokusuyla başlayıp şehrin en iyi kahvelerinin peşine düşmeye ne dersiniz?

Kopenhag'daki modern bir bakery'nin vitrininde, beyaz krema, taze ahududu, çikolata veya fıstık yeşili soslarla özenle süslenmiş, altın rengi, katmanlı ve taze pişmiş kruvasanlar ile farklı hamur işleri, arkada ise ekşi mayalı ekmekler sergileniyor.

Kopenhag’ın gastronomi dünyasındaki ünü artık yalnızca fine dining restoranlarıyla sınırlı değil. Sabahın erken saatlerinde kuyrukların oluştuğu bakery’ler, tereyağlı kruvasanlar, cardamom bun’lar, uzun fermantasyonlu ekşi mayalı ekmekler ve kendi çekirdeğini kavuran specialty coffee adresleri, şehrin günlük yaşamının en keyifli parçalarından biri haline gelmiş durumda.

Andersen & Maillard, Juno the Bakery, Hart Bageri, Sct. Peders Bageri, BUKA ve Lille Bakery gibi adreslerin yer aldığı seçkide, Noma mutfağından gelen şeflerin kurduğu modern fırınlardan geçmişi 17. yüzyıla uzanan klasiklere kadar Kopenhag’ın farklı bakery kültürleri bir araya geliyor. Cardamom bun’dan frangipane dolgulu kruvasanlara, fastelavnsboller’den sourdough ekmeklere uzanan rehber, şehri lezzet durakları üzerinden keşfetmek isteyenler için iyi bir başlangıç noktası.

Siz de Kopenhag’da “En iyi kruvasan nerede yenir?”, “Hangi bakery’ye sabah erken gitmeye değer?” ve “İyi kahve için hangi adreslere uğramalı?” sorularının peşindeyseniz, Kopenhag’ın En İyi Kahvecileri ve Bakery’leri yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında ile modern ve çağdaş sanatın farklı dönemlerinden eserleri 8 Eylül’den itibaren keşfedin.

Kalın ve dokulu fırça darbeleriyle oluşturulmuş bu soyut tabloda, koyu lacivertten açık gökyüzü mavisine uzanan zengin tonlardaki mavinin egemen olduğu bir kompozisyonda, parlak sarı bir dikdörtgen ve yatay altın rengi bir şerit dinamik bir kontrast yaratarak, aynı mavinin altında buluşan renklerin harmonisini yansıtıyor.
Âbidin Elderoğlu, 1901-1974
Kompozisyon, 1969 (detay)
Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu
İstanbul Modern Sanat Müzesi / Uzun süreli ödünç
  • Neden gidilmeli? İstanbul Modern Koleksiyonu’ndan 1940’lardan günümüze uzanan eserleri tarih, kimlik, kent, göç, hafıza ve doğa gibi başlıklar etrafında bir arada görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Modern ve çağdaş sanata ilgi duyanlara, Türkiye sanatının dönüşümünü takip etmek isteyenlere ve İstanbul Modern Koleksiyonu’nu yeni bir seçkiyle görmek isteyenlere hitap ediyor.

İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında, Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner küratörlüğünde hazırlanıyor. Adını denizleri, ufuk çizgisini, özgürlüğü ve ortak gökyüzünü çağrıştıran mavi renkten alan sergi, Türkiye ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların yapıtlarını müzenin farklı katlarında bir araya getiriyor.

Serginin ilk bölümü 1940’lardan 2000’lere Türkiye’de modern sanatın dönüşümüne, ikinci bölümü ise 2000 sonrası üretimlere odaklanıyor. Resim, video, fotoğraf, heykel ve yerleştirmelerin yer aldığı Aynı Mavinin Altında, 8 Eylül 2026 – 31 Aralık 2027 tarihleri arasında İstanbul Modern’de ziyaret edilebilir.

2024 Pulitzer Drama Ödülü’nü kazanan Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi oyununu 8 Eylül’de Paribu Art’ta izleyin.

Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi tiyatro oyununun tanıtım görselinde, teal ve kırmızı zemin önünde dört karakter konumlanmış: ortada bankta düşünceli bir ifadeyle oturan sakallı bir adamın önünde içecekler, arkasında yarı şeffaf kolları bağlı bir figür, sağda elinde tepsiyle neşeyle gülümseyen bir kadın ve solda takım elbiseli belge tutan ciddi bir adam, oyunun karmaşık ve olasılıklarla dolu hikayesini anlatıyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? Eboni Booth’un ödüllü metnini Yelda Baskın’ın yönetimi ve Berker Güven, Hare Sürel, İbrahim Arıcı ile Tayfun Erarslan’ın performanslarıyla sahnede izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş tiyatroyu takip edenlere, karakter odaklı oyunları sevenlere ve yalnızlık, kırılganlık ve yeniden başlama temalarını ele alan yapımlara ilgi duyanlara hitap ediyor.

Eboni Booth imzalı oyun, küçük bir kasabada yaşayan Kenneth’in yıllardır çalıştığı kitapçının kapanmasıyla değişen hayatını merkezine alıyor. Yeni bir iş ararken karşılaştığı insanlar Kenneth’i alıştığı rutinin dışına çıkarırken en yakın dostu Bert hakkında öğrendiği gerçek de onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyor.

Yelda Baskın yönetmenliğindeki yapım, yalnızlık, kırılganlık ve yeniden başlama ihtimalini Kenneth’in değişen dünyası üzerinden ele alıyor. Oyuncu kadrosunda Berker Güven, Hare Sürel, İbrahim Arıcı ve Tayfun Erarslan yer alıyor.

Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil ile Çaykovski’nin klasik eserinin çağdaş bale yorumunu 11-12 Eylül’de AKM’de izleyin.

Çağdaş Fındıkkıran balesinin dramatik bir sahnesinde, sahnenin ön planında el ele tutuşarak geriye doğru esnemiş, başlarını yukarı kaldırmış, sepya tonlarında kostümleri ve üstsüz bedenleriyle yaklaşık on beş dansçı, arka plandaki canlı orkestra eşliğinde bir bütünlük ve direniş çağrıştıran güçlü bir çember oluşturuyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? Çaykovski’nin müziğinin canlı seslendirildiği çağdaş Fındıkkıran yorumunu Pavel Glukhov’un koreografisi, dekor, kostüm ve video tasarımlarıyla sahnede görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Bale ve klasik müzik tutkunlarına, Fındıkkıran‘ın farklı yorumlarını merak edenlere ve çağdaş dans yapımlarını takip edenlere hitap ediyor.

Moskova’daki Novaya Opera/Balet Moskva tarafından sahnelenen Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil, Pavel Glukhov yönetmenliği ve koreografisiyle klasik esere farklı bir yaklaşım getiriyor. Şubat 2026’da Moskova’da prömiyer yapan yapımda Çaykovski’nin müziği kesinti veya tempo değişikliği yapılmadan canlı olarak seslendiriliyor.

Hikâye, Birinci Dünya Savaşı’ndan dönen genç asker Nataniel’in anıları ve Clara ile kurduğu bağ etrafında şekilleniyor. İki perde, prolog ve epilogdan oluşan yaklaşık iki saatlik yapım, 11 ve 12 Eylül saat 20.30’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahneleniyor. Gösteri 12 yaş ve üzeri izleyicilere açık.

Lang Lang’ın özel piyano resitalini 7 Eylül’de Shangri-La Bosphorus’ta gastronomi eşliğinde canlı dinleyin.

Dünyaca ünlü piyanist Lang Lang, Shangri-La Bosphorus, İstanbul'da gerçekleşecek özel Lang Lang performans ve gastronomi gecesi için, loş ışıklarla aydınlatılmış, duvarında zarif Çince karakterlerin yer aldığı lüks bir restoranda siyah takım elbisesiyle piyano çalarken kameraya dönük şekilde oturuyor.

Rezervasyon: (0212) 275 8888 veya [email protected]

  • Neden gidilmeli? Lang Lang’ın sınırlı sayıda konuğa özel 15 dakikalık piyano resitalini dinlemek ve geceyi Şef Cheng Lu’nun hazırladığı Kanton menüsüyle tamamlamak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzik ve piyano tutkunlarına, Lang Lang’ı yakından dinlemek isteyenlere ve müzik ile gastronomiyi bir araya getiren özel etkinliklere ilgi duyanlara hitap ediyor.

Shangri-La Bosphorus, 7 Eylül akşamı dünyaca ünlü piyanist Lang Lang‘ı sınırlı katılımla gerçekleşecek özel bir gecede ağırlıyor. Saat 19.30’da kokteyl davetiyle başlayan programda Lang Lang, etkinliğe özel 15 dakikalık piyano resitali sunuyor.

Resitalin ardından Shang Palace’ın Çinli Baş Şefi Cheng Lu tarafından hazırlanan çok aşamalı Kanton menüsü servis ediliyor. Dileyen konuklar geceyi konaklama ve ertesi sabah IST TOO’da kahvaltıyı kapsayan paketle tamamlayabiliyor. Rezervasyonlar Shangri-La Bosphorus üzerinden gerçekleştiriliyor.

6. Burgazada Caz Günleri ile 12-13 Eylül’de Kalpazankaya’dan dönüş teknesine uzanan caz programını dinleyin.

Burgazada'nın yemyeşil yamaçlarında sıralanmış, kırmızı kiremitli çatılı evlerin masmavi Marmara Denizi ile buluştuğu panoramik manzarada, denizde ilerleyen tekneler ve ufukta yükselen İstanbul silüeti belirgin bir şekilde görülüyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? Burgazada’da deniz ve plajla başlayan günü canlı performanslarla sürdürmek, dönüş yolunda ise DJ ve perküsyon setlerini dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Caz ve alternatif müzik dinleyicilerine, ada etkinliklerini sevenlere ve konser programını İstanbul’dan başlayan tekne yolculuğuyla birleştirmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: No Land, Okay Temiz, Leyanner, Metin Kesik, AfroClave

Burgazada Caz Günleri, altıncı yılında 12-13 Eylül’de Kalpazankaya’da gerçekleşiyor. Katılımcılar organizasyona özel tekneyle Kabataş ve Kadıköy’den alınarak Burgazada’ya ulaşıyor. 12 Eylül’de Metin Kesik ve No Land, 13 Eylül’de ise Leyanner ve Okay Temiz sahne alıyor. Okay Temiz, kendi tasarımı elektrik berimbau ile Leyanner’a eşlik ediyor.

Program adadaki konserlerle sona ermiyor. Her iki akşam saat 22.30’da Burgazada’dan hareket eden dönüş teknesinde AfroClave, DJ ve perküsyon performansıyla müziği İstanbul’a kadar sürdürüyor.

Festibağ ile 12-13 Eylül’de Swissôtel The Bosphorus’ta müzikten gastronomiye uzanan iki günlük festival programını keşfedin.

Festibağ festivalinin doğayla iç içe atmosferini yansıtan bu sahne, bağ bozumu ve sanat temalı rengarenk tablolar, #BAĞIMIZVAR yazılı yastıklar, geleneksel kil testiler ve işlemeli bir şarap fıçısıyla zenginleştirilmiş, etrafı ağaçlarla çevrili bir alanda sergileniyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? İki güne yayılan konser programını takip etmek, gastronomi buluşmalarına katılmak ve kokteylden kokuya farklı yaratıcı atölyeleri keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Canlı müzik, gastronomi ve yaratıcı atölyeleri sevenlere, farklı kuşaklardan sanatçıları aynı festivalde dinlemek isteyenlere ve İstanbul’daki şehir festivallerini takip edenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Dolu Kadehi Ters Tut, Çelik, Yeni Türkü, Ferda Anıl Yarkın, Ümit Sayın, Mansur Ark, Yonca Evcimik, Deniz Özdoğru

Festibağ, dördüncü edisyonuyla 12-13 Eylül’de Swissôtel The Bosphorus Sultanpark – Chalet Garden’da gerçekleşiyor. İlk gün Dolu Kadehi Ters Tut, Deniz Özdoğru, Soul Grinders, Doğu Civicik ve Doğa Aydeniz sahne alıyor. İkinci gün ise Çelik, Ferda Anıl Yarkın, Ümit Sayın, Mansur Ark, Yonca Evcimik ve Yeni Türkü gibi isimlerin yer aldığı daha geniş bir program sunuluyor.

Festivalde konserlere Anadolu Hazineleri tadımı, kokteyl, mum yapımı, koku, şişe boyama ve nail art atölyeleri eşlik ediyor. Festival makyajı ve dövme sanatı gibi etkinlikler de iki günlük programın farklı durakları arasında yer alıyor.

İstanbul Coffee Festival ile 10-13 Eylül’de Tepe Nautilus’ta kahveden workshop’lara ve konserlere uzanan dört günlük programı keşfedin.

İstanbul Kahve Festivali atmosferinde, Türk Telekom Prime logosu ve İstanbul Coffee Festival yazılı yeşil bir kahve kupasını kameraya doğru uzatan, gülümseyen genç bir kadın; arka planda ise festivalin canlı müzik ve atölyeler gibi etkinliklerine ev sahipliği yapan devasa bir sahne ve kalabalık bir etkinlik alanı belirginleşiyor.

Bilet Alın

  • Neden gidilmeli? 162 kahve markasını keşfetmek, farklı kahveleri tatmak, demleme ve kavurma üzerine workshop’lara katılmak ve günün sonunda konserleri dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Kahveseverlere, yeni nesil kahve kültürünü takip edenlere, farklı demleme yöntemlerini merak edenlere ve gastronomi festivallerini sevenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Poizi, Pinhani, Burak Kut, Oğuzhan Koç

Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival, 12. yılında 10-13 Eylül tarihleri arasında Tepe Nautilus’ta gerçekleşiyor. Festival, 162 markayı bir araya getirirken dört gün boyunca kahve tadımları, yeni nesil demleme yöntemleri, workshop’lar, söyleşiler, gastronomi buluşmaları ve marka aktiviteleri sunuyor.

Programda kahve demleme tekniklerinden kavurma süreçlerine, sürdürülebilir üretimden yeni tüketim trendlerine kadar farklı konular ele alınıyor. Festival sahnesinde ise 10 Eylül’de Poizi, 11 Eylül’de Pinhani, 12 Eylül’de Burak Kut ve 13 Eylül’de Oğuzhan Koç konser veriyor.

Cheong Ye’den Portakal ve Ekmek Bıçağı’nı okuyun.

Mavi bir zemin üzerinde, dilimleri hafifçe dağılmış, üstünde yaprakları olan bir portakalın sanatsal illüstrasyonunun yer aldığı Portakal ve Ekmek Bıçağı adlı kitabın kapağı, Cheong Ye'nin bu eserinin estetik dünyasını yansıtıyor.

Cheong Ye’nin toplumun birey üzerindeki baskısını ve uyum sağlama zorunluluğunu gerilimli bir anlatıyla ele aldığı Portakal ve Ekmek Bıçağı, kusursuz görünmenin ardında biriken öfkeyi ve kişinin kendi benliğiyle yüzleşmesini konu alan tekinsiz bir roman.

Herkesin birbirine benzediği, toplumsal kurallara uymanın zorunluluk hâline geldiği bir düzende yaşayan öğretmen Oh Yeong-a, yıllardır bastırdığı duygular ve beklentiler arasında sıkışıp kalıyor. Bu tıkanmışlıktan kurtulmak için dört haftalık bir duygu düzenleme programına başvurduğunda ise hayatı beklenmedik biçimde değişiyor.

Toplumun dayattığı idealleri sorgularken özgürlük ile kontrol arasındaki sınırı da bulanıklaştıran Portakal ve Ekmek Bıçağı, bireyin kendisi olma arzusunun ne kadar ileri gidebileceğini merak edenler için sarsıcı bir okuma deneyimi sunuyor.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Bir dağın dik yamacında, uzaklara uzanan dağ manzarasına karşı, iki kadın ölümcül bir tırmanış macerasında hayatta kalma mücadelesi veriyor; biri dar bir tahta platformda otururken diğeri kaya yüzeyine tutunmuş vaziyette, bu sahne vizyondaki film Ölümcül Tırmanış'ın gerilimini yansıtıyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Fall 2: Ölümcül Tırmanış / Fall 2: Deadpoint

Michael ve Peter Spierig’in yönettiği “Fall 2: Ölümcül Tırmanış”, hayatını kaybeden kız kardeşinin yarım kalan hayalini gerçekleştirmek isteyen Jax’in, Luce ile birlikte Tayland’daki Kwan Dağı’na doğru yola çıkmasını konu alıyor. Şiddetli bir heyelanın ardından binlerce metre yükseklikte mahsur kalan ikilinin hayatta kalma mücadelesini anlatan filmde Harriet Slater, Arsema Thomas ve Tom Brittney başrolleri paylaşıyor. Nefes kesen manzaraları baş döndürücü bir gerilimle buluşturan yapımı sinemalarda izleyebilirsiniz.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


1968’de doğan Alhambra koleksiyonu, dört yapraklı yoncadan ilham alan ikonik motifiyle yıllar içinde Van Cleef & Arpels’in şans sembolüne dönüştü. Günümüzde ise Van Cleef & Arpels, Alhambra Koleksiyonu paletini yeni Pembe Mine modeli ile zenginleştiriyor.

Siyah zarif bir kıyafet giyen ve rüzgarda hafifçe savrulan saçlara sahip genç bir kadın, boynunda, bileğinde ve parmağında Van Cleef & Arpels'in ikonik kırmızı yonca motifli Alhambra mücevher setini sergiliyor, zarafeti ve şıklığı vurguluyor.
Van Cleef & Arpels
Alhambra Koleksiyonu
Göz Atın

Koleksiyon, Maison’un atölyelerinde yıllar süren araştırma ve geliştirme çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan, canlı ve yarı saydam pembe emayenin eklenmesiyle yeni bir kimlik kazanıyor. 17. yüzyıldaki “gold-ruby” tekniğinden ilham alınarak elde edilen yoğun pembe ton, pigmentler yerine malzemenin içindeki ince altın parçacıkları sayesinde oluşuyor. Sarı altın ve guilloché sarı altınla bir araya gelen yeni Vintage Alhambra ve Magic Alhambra tasarımlarında, minik kabarcıklarla zenginleşen transparan yüzeyler motife derinlik ve ışıltı katarken, kavisli formlar ışığı yakalayarak koleksiyonun zamansız karakterini yeniden yorumluyor.


Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Huda Beauty ve Cardi B.’nin güzellik anlayışını buluşturan Ultra Snatched koleksiyonu, pembe ve lila tonlarıyla daha aydınlık, pürüzsüz ve “snatched” bir cilt görünümü sunuyor. Easy Bake ailesinin yeni yorumu olan koleksiyon, sabitleme ve aydınlatma etkisini lifting görünümüyle bir araya getiriyor.

Huda Beauty'nin Ultra Snatched kampanyasında, solda sarı at kuyruklu saçları ve geometrik desenli mor elbisesiyle pembe makyaj pudrası tutan Cardi B ile sağda koyu at kuyruklu saçları, pembe çizgili elbisesi ve kürk bir aksesuarı olan Huda Kattan, pürüzsüz ten makyajlarıyla kameraya bakıyor.
Huda Beauty, Cardi B.
Ultra Snatched Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Easy Bake ailesinin imza niteliğindeki sabitleme, aydınlatma ve pürüzsüzleştirme etkisini yeni pembe ve lila tonlarıyla yeniden yorumlayan Ultra Snatched, ciltte daha aydınlık ve yukarı kaldırılmış bir görünüm hedefliyor. Koleksiyonda iki farklı tonda sunulan Easy Bake Duos ve Easy Bake Pressed pudralar yer alıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Makyajında aydınlık, pürüzsüz ve filtrelenmiş bir görünüm arayanlara hitap ediyor. Farklı cilt tonlarına yönelik Cherry Lilac ve Pink Ube seçenekleriyle kişisel makyaj rutinine uyarlanabiliyor.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Gün boyunca pürüzsüz ve sabit bir makyaj görünümü isteyenler için günlük rutinde kullanılabileceği gibi, daha belirgin ve kalkık bir görünümün öne çıktığı özel makyajlarda da tercih edilebilir. Easy Bake Duo’nun ardından Easy Bake Pressed uygulanarak Ultra Snatched görünümü tamamlanabiliyor.

YSL Beauty’nin yeni BLACK OPIUM Pink Glaze parfümü, ikonik çiçeksi kahve akorunu doğal çilek özüyle buluşturarak BLACK OPIUM dünyasına meyvemsi ve enerjik bir yorum getiriyor. Canlı çilek, yasemin, siyah kahve, vanilya ve amber ağacı notalarıyla şekillenen koku, genç ve cesur bir karakter sunuyor.

Koyu renk dalgalı saçlara sahip, siyah tişört giyen ve yüzü kameraya dönük bir kadın, göğsünde YSL markalı, pembe camlı zarif bir parfüm şişesi tutarken, sağ kolunda parlak gümüş bir bilezik takılı olarak koyu ahşap panelli bir arka planın önünde duruyor.
YSL Beauty
BLACK OPIUM Eau de Parfum Pink Glaze
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    BLACK OPIUM’un karakteristik çiçeksi kahve imzasını koruyan Pink Glaze, doğal çilek özünün canlı ve gurme dokunuşuyla bu ikonik kokuyu yeniden yorumluyor. Yasemin ve Bourbon vanilya absolüsü sıcak ve duyusal bir yapı oluştururken, odunsu amber notaları kokunun etkisini tamamlıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Çiçeksi ve gurme kokuları, enerjik ve dikkat çekici parfüm yorumlarını sevenlere hitap ediyor. Özellikle klasik bir koku imzasının daha meyvemsi ve modern bir versiyonunu arayanlar için öne çıkıyor.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Eğlence ve gece atmosferinden ilham alan karakteriyle özellikle akşam saatlerinde ve özel buluşmalarda tercih edilebilir. BLACK OPIUM’un cesur ve çekici ruhunu daha canlı bir yorumla taşımak isteyenler için dikkat çekici bir seçenek.

Haftanın Önerileri: 31 Ağustos – 6 Eylül 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Asmalı Mescit’in enerjisinden İstanbul manzarasına uzanan bir akşam için Tone’a şans verin.

Uzun saçlı bir kişinin karanlık bir masada, derisi kızarmış balık filetolarının kapari, çam fıstığı ve taze otlarla zenginleştirilmiş incik kuskus üzerinde servis edildiği ana yemeğini çatal bıçakla kestiği görülüyor; bu lezzetli tabağa ek olarak, pembe renkli büyük buz küplü bir kokteyl ve marul, kruton içeren bir salata da şık bir ortamda sunulan bu keyifli yemek deneyimini tamamlıyor.
Gün batımının altın rengi ışıklarıyla aydınlanan, şık mermer bir masanın üzerinde konumlanmış kırmızı daktilo ve iki adet vitray lamba ile bir askılık ve saksı bitkisi, Beyoğlu'nun eşsiz manzarasına sahip bir odada nostaljik bir atmosfer yaratıyor.
  • Neden Gidilmeli? İstanbul’un çatılarına ve Galata Kulesi’ne uzanan manzarası, paylaşmaya uygun menüsü ve yemek sonrası planını başka bir adrese taşımadan devam ettirebileceğiniz rooftop barı için. Özellikle gün batımından gece saatlerine geçiş, Tone’un farklı atmosferlerini aynı akşamda yaşamak için ideal.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Manzaralı restoranları sevenlere, arkadaş grubuyla paylaşmalı bir akşam yemeği planlayanlara, date night için Asmalı Mescit çevresinde alternatif arayanlara ve yemeğin ardından kokteyl içerek geceye devam etmek isteyenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Tone’un manzarasından en iyi şekilde yararlanmak için rezervasyonunuzu gün batımından biraz önceye denk getirin. Böylece İstanbul’u gün ışığında izleyip akşam yemeğinin ardından rooftop barın gece atmosferine geçebilirsiniz.

RUZ Hotels’in terasında yer alan Tone, İstanbul’un panoramik manzarasını restoran ve rooftop bar konseptiyle bir araya getiriyor. İstiklal Caddesi’nin hemen yanı başındaki mekân, gün içinde daha sakin bir buluşma noktasıyken gün batımıyla birlikte hareketlenen atmosferi sayesinde akşam yemeğinden geceye uzanan planlara hitap ediyor.

Mutfağında paylaşma kültürü öne çıkarken klasik tatlar modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor. Izgara Enginar Kalbi, Mücver, İsli Labne & Pancar, Dynamite Shrimp, Mini Fish Sando ve Brisket & Corn menüde öne çıkan seçenekler arasında. Yemeğin ardından ise terasa geçip rooftop barda kokteyller eşliğinde geceye devam edebilirsiniz.

Kopenhag’ın güçlü fırın ve kahve kültürüyle buluşmak için Andersen & Maillard’a uğrayın.

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026
Açık renkli bir zeminde dikey olarak dizilmiş, her biri parlak kırmızı ravent şeritleri, bembeyaz krema, ince çekilmiş antep fıstığı ve narin mavi çiçek yapraklarıyla bezeli dört adet dikdörtgen Andersen kruvasanı üstten bir perspektiften iştah açıcı bir şekilde sergileniyor.
  • Neden Gidilmeli? Kopenhag’ın çağdaş fırıncılık anlayışını iyi kahveyle birlikte deneyimlemek için. Katmanlı hamur işleri, kendi kavurdukları kahveler ve sezon boyunca değişen ürünleri sayesinde klasik bir kahve molasından fazlasını sunuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Kruvasan ve hamur işi konusunda iddialı adresleri keşfetmeyi sevenlere, specialty coffee meraklılarına ve Kopenhag’da sade, rahat ve şehirli bir kahvaltı ya da kahve molası arayanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Sabah saatlerinde ya da öğleden önce uğramak en iyi seçenek. Özellikle popüler ve sezonluk ürünleri denemek istiyorsanız güne erken başlayıp vitrinin daha geniş olduğu saatleri tercih edin.

Kopenhag’ın farklı noktalarındaki şubeleriyle Andersen & Maillard, modern fırıncılığı specialty coffee kültürüyle aynı çatı altında buluşturuyor. Nørrebro, Nordhavn ve Indre By gibi farklı lokasyonlarda karşınıza çıkan mekânın öne çıkan taraflarından biri, kahve çekirdeklerini kendi bünyesinde kavurması. Bu sayede fırından yeni çıkan hamur işlerine temiz, dengeli ve aromatik profilde kahveler eşlik ediyor.

Fırın tarafında ise cardamom croissant ve brunsviger öne çıkan klasiklerden. Daha deneysel bir seçim için sürpriz dolgulu cube croissant tercih edilebilir. Menü sezonlara göre değiştiğinden hot cross buns ve siyah frenk üzümlü fastelavnsboller gibi dönemsel ürünlerle karşılaşmak da mümkün.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Grand Hotel Continental Siena’da, Siena’nın tarihi merkezindeki 16. yüzyıldan kalma bir sarayın görkemli atmosferinde konaklayın.

Bu resim, Siena'daki tarihi bir yapının ya da lüks bir konaklama biriminin, altın varaklı ve freskli yüksek tavanları, mermer zeminleri, iki büyük kristal avizesi ve gösterişli duvar süslemeleriyle bezeli, yeşil kadife kanepeler ile altın sarısı koltukların yer aldığı ihtişamlı bir salonunu detaylandırıyor.
Siena'daki bu tarihi lüks süit, fresk ve sütun motifleriyle bezeli yüksek tavanlı duvarları, pırıl pırıl kristal avizesi, renkli desenli perdeleri, rahat yatağı ve şık oturma grubuyla göz alıcı bir konaklama deneyimi sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Siena’nın tarihi atmosferini yalnızca sokaklarında değil, konakladığınız otelde de hissetmek için. 16. yüzyıldan kalma saray mimarisi, freskli salonları ve tarihi şarap mahzeni özellikle klasik Avrupa otellerini sevenler için öne çıkıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Romantik bir Siena seyahati planlayan çiftlere, özel günlerini Toskana’da geçirmek isteyenlere ve modern tasarımdan çok tarihi karakteri güçlü, klasik ve görkemli otelleri tercih edenlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Siena’yı yürüyerek keşfetmek için ilkbahar ve sonbahar ayları tercih edilebilir. Otelin merkezi konumu sayesinde gün içinde şehri gezip dilediğiniz zaman otele dönmek oldukça kolay.

Grand Hotel Continental Siena, şehrin tarihi merkezinde yer alan beş yıldızlı bir şehir oteli. Fresklerle bezeli salonları, kristal avizeleri, dönem detaylarını koruyan iç mekânları ve klasik dekorasyonuyla Siena’nın geçmişini konaklama deneyiminin bir parçası hâline getiriyor. Oda ve süitlerde de tarihi dokuyu devam ettiren freskler ve klasik tasarım öğeleri öne çıkıyor.

Konumu ise otelin en güçlü taraflarından biri. Siena’nın simge noktaları Piazza del Campo ve Duomo’ya yürüyerek ulaşılabilmesi, şehri yürüyerek keşfetmek isteyenler için önemli bir avantaj sağlıyor. Tarihi şarap mahzeni de yapının karakterini tamamlayan detaylar arasında.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Kraliyet ailesinin gözlerden uzak tatil rotalarını keşfetmeye ne dersiniz?

Prens William ve Kate Middleton, kraliyet ailesinin gözlerden uzak favori tatil rotalarından birinde, yeşillikler arasında safari aracından çevreye bakarken birbirlerine gülümseyerek doğal ve neşeli bir an paylaşıyorlar, Kate'in elinde meşhur safir yüzüğü dikkat çekiyor.

Kraliyet Ailesi’nin seyahatleri yalnızca resmi ziyaretlerden ve protokol turlarından ibaret değil. Karayipler’deki özel adalardan İsviçre Alpleri’nin kayak merkezlerine, İskoçya’daki kır evlerinden Afrika’daki safari rotalarına uzanan tatil haritalarında mahremiyet, doğa ve yıllar boyunca aynı adreslere geri dönme alışkanlığı öne çıkıyor.

Prenses Margaret’ın yıllarca inzivaya çekildiği Mustique, Prenses Diana’nın sevdiği Nevis ve Mallorca, Kraliçe II. Elizabeth ile özdeşleşen Balmoral, Kral Charles’ın yıllardır tercih ettiği Klosters ve William ile Kate’in balayı için seçtiği Şeyseller bu rotalardan yalnızca birkaçı. Üstelik bazı destinasyonlar nesilden nesile aktarılıyor; böylece kraliyet ailesinin yaklaşık yarım yüzyıllık seyahat alışkanlıkları kişisel hikâyelerle iç içe geçen ayrı bir seyahat haritası oluşturuyor.

Siz de Windsorların favori kaçış noktalarını, gizli rotalarını ve bu destinasyonların ardındaki hikâyeleri merak ediyorsanız, Kraliyet Ailesinin Favori Tatil Yerleri ve Gizli Rotaları yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Making Worlds. Systems of Being ile 9 Eylül’den itibaren Villa İpranosyan’da gerçeklik, kimlik ve teknoloji üzerine çalışan on sanatçının eserlerini keşfedin.

  • Neden gidilmeli? Farklı kuşak ve coğrafyalardan on sanatçının gerçekliği şekillendiren kültürel, toplumsal ve dijital sistemlere nasıl yaklaştığını aynı sergide görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanatı takip edenlere, kimlik, kültürel hafıza, teknoloji ve dijital gerçeklik üzerine çalışan sanatçılara ilgi duyanlara hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Nilbar Güreş, Serkan Özkaya, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Tobias Pils, Natasza Niedziółka, Maria Ceppi, Beat Zoderer

Sevil Dolmacı Gallery, küratör Dorothea Strauss imzasını taşıyan Making Worlds. Systems of Being sergisini 9 Eylül’de Villa İpranosyan’da açıyor. Sergi, arzu ve hafızadan kültürel kodlara, toplumsal rollerden teknoloji ve algoritmalara uzanan sistemlerin gerçeklik algımızı nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor. Villa İpranosyan’ın tarihi ve mimarisi de küratöryel kurgunun bir parçası olarak sergiye eşlik ediyor.

Sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer farklı sanatsal yaklaşımlarla bir araya geliyor. Beden ve kimlikten özgünlük ve yeniden üretime, kültürel hafızadan yapay zekâ ve dijital platformlara uzanan başlıkları ele alan sergi 9 Ekim 2026’ya kadar ziyaret edilebilir.

Privia ile Tarabya’da Açık Hava Sineması’nda Pride & Prejudice ve Top Gun: Maverick filmlerini eylül ayında Panorama Teras’ta izleyin.

The Grand Tarabya'nın Bosphorus'a nazır terasında, açık hava sineması etkinliği için sıralanmış yüzlerce gri minderli ahşap şezlong, arkasında kırmızı şemsiyeler altında ikram standları ve lüks yatların demirli olduğu deniz manzarası.
  • Neden gidilmeli? Romantizmden aksiyona uzanan iki sevilen filmi The Grand Tarabya’nın Panorama Teras’ında açık havada izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Açık hava sinemasını sevenlere, Pride & Prejudice ve Top Gun: Maverick filmlerini yeniden izlemek isteyenlere ve İstanbul’daki film gösterimlerini takip edenlere hitap ediyor.

Privia ile Tarabya’da Açık Hava Sineması, eylül ayında iki filmle devam ediyor. The Grand Tarabya’nın Panorama Teras’ında gerçekleşen programın ilk gösteriminde 5 Eylül’de Pride & Prejudice seyirciyle buluşuyor.

Programın ikinci filmi ise 27 Eylül’de Top Gun: Maverick. Romantik dönem sinemasından aksiyona uzanan iki farklı yapımı buluşturan gösterimlerin her ikisi de saat 20.00’de başlıyor.

Fazıl Say Jazz Quintet’in caz ve klasik müziği buluşturan yeni eserlerini 2 ve 3 Eylül’de Harbiye Açıkhava’da ilk kez canlı dinleyin.

Fazıl Say'ın ortada gülümseyerek oturduğu, bir saksafoncu, flütçü, davulcu Ferit Odman ve bir perküsyoncu kadından oluşan Fazıl Say Jazz Quintet'i, klasik müzik ile cazı buluşturma temasını yansıtan bir pozda, arka planda neon yeşili grafiklerle siyah beyaz çekilmiş olarak görülüyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Fazıl Say’ın cazın doğaçlama yapısından beslenen yeni projesini, bu proje için bestelediği eserler ve beş kişilik müzisyen kadrosuyla Harbiye Açıkhava’da dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Fazıl Say dinleyicilerine, caz ve klasik müziği takip edenlere, doğaçlamaya dayalı performansları sevenlere ve yeni besteleri ilk kez canlı dinlemek isteyen müzikseverlere hitap ediyor.

Fazıl Say, “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” projesi kapsamında Fazıl Say Jazz Quintet ile sahneye çıkıyor. Pozitif Müzik organizasyonuyla gerçekleşen turnede sanatçı, klasik konser formundan ayrılan kesintisiz bir repertuvar sunarken proje için bestelediği yeni eserleri de dinleyiciyle ilk kez buluşturuyor.

Sahnede Fazıl Say’a vokalde Ezgi Alaş, flütte Aslıhan And, saksafonda Serdar Barçın ve davulda Ferit Odman eşlik ediyor. Doğu ile Batı arasındaki müzikal bağlardan güncel meselelere uzanan repertuvar, 2 ve 3 Eylül’de iki gece üst üste Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda seslendiriliyor.

Istanbul Fringe Festival ile 19-26 Eylül’de İstanbul’un farklı noktalarında tiyatro, dans ve performans sanatlarının güncel örneklerini keşfedin.

Istanbul Fringe Festival'in getirdiği bir araya gelme temasını yansıtan bu geniş açılı görselde, farklı yönlere ilerleyen bireysel figürlerin uzun gölgeleri arasında toplanan bir grup insanın yarattığı belirgin insan profili gölgesi, performans sanatlarının ortak ruhunu ve buluşmaların zenginliğini dinamik bir şekilde betimliyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıların tiyatro, dans ve performans çalışmalarını İstanbul’un farklı mekanlarında takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş tiyatro ve dansı takip edenlere, performans sanatlarına ilgi duyanlara ve bağımsız sahnenin yeni üretimlerini keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Etkinlikler: Experimental Breakdown, Self-As-Other-Trainings, A Tangible Blue, MONDO, Clown Jam, ARD Fringe Repertoire

Istanbul Fringe Festival, sekizinci edisyonuyla 19-26 Eylül tarihleri arasında İstanbul’a dönüyor. Festival programı gösterilerin yanı sıra atölyeler, söyleşiler, sanatçı buluşmaları ve partilerle dokuz güne yayılan bir seçki sunuyor.

Programda Experimental Breakdown, Self-As-Other-Trainings, A Tangible Blue, MONDO, Clown Jam ve ARD Fringe Repertoire gibi yapımlar yer alıyor. Festival, yerel ve uluslararası sanatçıları farklı disiplinlerden üretimlerle İstanbul’un çeşitli noktalarında seyirciyle buluşturuyor.

Taste and the City ile 5-6 Eylül’de Beykoz Kundura’da gastronomiden müziğe uzanan iki günlük programı keşfedin.

Gastronomi buluşması Taste and the City'de, fıstıklı, çikolatalı ve farklı dolgularla zenginleştirilmiş beş lezzetli kadayıf rulosunun tadım ve paylaşım anını yansıtan, katılımcıların ellerinde tuttuğu tabakların yakın çekimi.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Farklı mutfaklardan lezzetleri tatmak, şef ve üreticilerle buluşmak, atölyelerden konserlere uzanan programı iki gün boyunca takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Gastronomiye ilgi duyanlara, yeni lezzetler keşfetmeyi sevenlere, yerel üreticileri ve butik markaları takip edenlere ve yeme içme odaklı festivalleri sevenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: Dünya mutfağı, sokak lezzetleri, şef buluşmaları, atölyeler, söyleşiler, konserler, Lokal Market

Taste and the City, 5-6 Eylül’de Beykoz Kundura Fabrikası’nda gastronomi, müzik ve şehir kültürünü buluşturuyor. Dünya mutfağından seçkiler ve sokak lezzetlerinin yer aldığı festivalde şefler, üreticiler ve yaratıcı isimler atölye ve söyleşilerle mutfak kültürünün farklı yönlerini ele alıyor.

Festivalin Lokal Market Alanı ise yerel üreticileri, butik markaları ve zanaatkârları bir araya getiriyor. Gün boyunca söyleşi, konser ve farklı etkinliklerin düzenleneceği Taste and the City için tüm gün, sabah ve akşam seansı seçenekleri bulunuyor.

İş Vapur’un eylül programında sinemadan İstanbul tarihine uzanan seminer ve sohbetleri Galataport’ta keşfedin.

Galataport iskelesinde demirlemiş beyaz İş Vapur'un önünde, mavi çapa ve vapur logosu taşıyan altı beyaz küpün sergilendiği bu canlı görüntü, İş Sanat'ın yetişkinler ve çocuklara yönelik İş Vapur etkinlikleri için sanatsal programların başladığını müjdeliyor.
  • Neden gidilmeli? Sinema, tarih ve İstanbul kültürünü farklı alanlardan uzmanların katıldığı seminer ve sohbetlerle yakından keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Sinemaya, tarihe ve İstanbul kültürüne ilgi duyanlara, kentin geçmişine farklı başlıklar üzerinden bakmak isteyenlere ve kültür sanat programlarını takip edenlere hitap ediyor.

İş Sanat’ın öğrenme programları kapsamında düzenlenen İş Vapur Eylül Etkinlikleri, farklı disiplinlerden konuşmacıları ay boyunca Galataport’ta ağırlıyor. Sinema programında Mehmet Kırali ve Kadir Kaymakçı, Londra’nın beyazperdedeki yansımalarını üç film üzerinden incelerken Figen Ayhan, Woody Allen’ın Maç Sayısı filmi üzerinden Verdi operalarının sinemadaki kullanımına odaklanıyor.

Tarih ve İstanbul kültürü buluşmalarında Sunay Akın, “Ali Vapura Koş” ile İstanbul Boğazı’nın hafızasını ele alıyor. Cengiz Özdemir ve Prof. Dr. Erman Gören Anadolu destanlarına, Levent Erden İstanbul’un diplomatik geçmişine, Nilay Örnek ise Boğaz’daki evlere ve onların izlerine odaklanıyor.

Teknede Kahve Festivali ile 5-6 Eylül’de İstanbul Boğazı’nda nitelikli kahvelerden DJ performanslarına uzanan programı keşfedin.

Bir el, üzerinde Teknede Kahve Festivali logosu bulunan kahverengi bir kağıt bardağı tutuyor; arka planda bulanık bir İDO arabalı vapuru ve iskele detayı, deniz üzerindeki bu eşsiz kahve festivali deneyimini vurguluyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Farklı kahve markalarını keşfetmek, nitelikli kahveleri tatmak ve İDO Arabalı Vapuru’nda düzenlenen atölye ve DJ performanslarına katılmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Kahve kültürüne ilgi duyanlara, yeni kahveler keşfetmeyi sevenlere, tadım ve atölyeleri takip edenlere ve farklı festival formatları arayanlara hitap ediyor.
  • Öne Çıkanlar: Nitelikli kahveler, kahve tadımları, atölyeler, workshoplar, DJ performansları

Teknede Kahve Festivali, 5-6 Eylül’de Sirkeci İDO İskelesi’nden hareket edecek İDO Arabalı Vapuru’nda kahveseverleri ağırlıyor. İki güne yayılan festival, farklı kahve markalarını ve nitelikli kahveleri İstanbul Boğazı’nda bir araya getiriyor.

Program boyunca kahve tadımları, atölyeler, workshoplar ve DJ performansları düzenleniyor. Vapur yolculuğunu kahve festivali formatıyla birleştiren etkinlik, katılımcılara farklı kahveleri tatma ve kahve kültürünü yakından keşfetme fırsatı sunuyor.

Ben Lerner’dan Transkripsiyon’u okuyun.

Ben Lerner'ın Transkripsiyon adlı romanının kapağında, koyu yeşilimsi mavi bir zemin üzerinde, kırılmaları onarılmış gibi duran altın rengi ve kızıl kahverengi dalgalı çizgiler dikkat çekiyor; bu modern tasarım, eserin içeriğine dair ipuçları sunarak okuyucuyu romanın dünyasına davet ediyor.

Ben Lerner’ın çağdaş dünyaya, teknolojiye, zamana ve insan ilişkilerine dair katmanlı anlatısıyla şekillenen Transkripsiyon, gerçeklik ile kurmaca, kayıt ile hatırlama arasındaki sınırları sorgulayan, şiirsel ve düşündürücü bir roman.

Üniversitedeki hocası da olan ünlü sanatçı Thomas’la söyleşi yapmak üzere onun yaşadığı kente gelen isimsiz anlatıcının hikâyesini odağına alıyor. Ancak söyleşiden kısa süre önce akıllı telefonunun bozulmasıyla anlatıcı kendisini beklenmedik bir durumun içinde buluyor. Thomas’ın çağrışımlarla ilerleyen konuşması; tarih, sanat ve edebiyat arasında kurduğu şaşırtıcı bağlantılarla görüşmeyi sıradan bir röportajın çok ötesine taşıyor.

Söyleşi ilerledikçe anlatıcının Thomas ve onun oğlu Max’le kurduğu karmaşık ilişki, romanın merkezindeki baba-oğul meselesini daha da derinleştiriyor. Covid salgını, teknolojinin hayatlarımız üzerindeki etkisi, kolektif hafıza ve kayıt cihazlarının sakladığı anılar üzerinden ilerleyen Transkripsiyon; zaman, mesafe, hafıza ve insan ilişkileri üzerine farklı bir okuma deneyimi arayanlar için çarpıcı bir seçenek.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Parıltılı, dekolteli bir elbise giymiş bir kadın, market rafının önünde kolları bağlı duran ve ileriye bakan bir erkeğe derin bir ifadeyle bakarken, Davet filminin modern evlilikteki ilişkisel sorunlara odaklanan konusu, izleyicilere bu hafta izleme listelerine ekleyebilecekleri önemli bir film önerisi sunuyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Sadece Bir Gece / One Night Only

Will Gluck’ın yönettiği “Sadece Bir Gece”, evlilik öncesi ilişkilerin yılın yalnızca bir gecesinde serbest olduğu kurgusal bir New York’ta, yeni terk edilen Owen ile aşka inancını koruyan Allie’nin yollarının kesişmesiyle başlayan karmaşık geceyi takip ediyor. Travis Braun’un senaryosundan uyarlanan yapım, Monica Barbaro ve Callum Turner’ı başrollerde buluştururken Maya Hawke, Julia Fox ve Nicholas Braun gibi isimleri de kadrosunda ağırlıyor. Aşkı, arzuyu ve bağlanma arayışını alışılmadık bir toplumsal kural üzerinden ele alan romantik komediyi sinemalarda izleyebilirsiniz.


Moda

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


1934’ten bu yana tasarım anlayışıyla öne çıkan Vakko, VAKKO ICONS ile marka mirasını güncel bir perspektifle yeniden yorumluyor. Zamansız tasarımları seçkin malzeme ve kusursuz işçilikle buluşturan seri, Vakko’nun geçmişiyle bugünü arasında yeni bir bağ kuruyor.

Siyah beyaz fotoğrafta, açık renk bir blazer ceket, açık renk bir pantolon ve koyu bir kemerle şık bir kombin giymiş, elinde güneş gözlüğüyle hafifçe alnına dokunarak kameraya gülümseyen karizmatik bir adam görülüyor; bu görünüm, Vakko Icons koleksiyonundan haftanın önerileri için modern ve zarif bir erkek stilini mükemmel bir şekilde yansıtıyor.
VAKKO
VAKKO ICONS Eyewear Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Zamansız çizgileri modern detaylarla buluşturan VAKKO ICONS gözlükler, sofistike görünümleri tamamlayan güçlü bir aksesuar olarak öne çıkıyor. Klasik stilin sınırlarından çıkmadan karakterli bir dokunuş arayanlar için ideal.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Aksesuar seçiminde sade ama dikkat çekici tasarımları tercih edenlere hitap ediyor. Klasik parçaları modern yorumlarla kullanmayı sevenler için güçlü bir seçenek.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Günlük şehir stilinden hafta sonu planlarına kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor. Özellikle mevsim geçişlerinde minimal kombinlere son dokunuşu yapmak için tercih edilebilir.

Off-White™’ın ilk saat koleksiyonu TIME, dünya genelinde ilk kez Türkiye’de tanıtılıyor. Moda ve tasarım dünyasının ikonik kodlarını saat tasarımlarına taşıyan koleksiyon, ülkemizde yalnızca Saat&Saat distribütörlüğünde saatseverlerle buluşuyor.

Sol profilden görünen siluet bir kişi, sol bileğinde şeffaf bantlı ve mavi beyaz desenli dikdörtgen kadranlı bir saat takarken, yüzünün önünde parlak kırmızı bir antoryum çiçeği duruyor; kişi hafifçe düşünceli bir ifadeyle elini çenesine yakın tutmuş ve haftanın önerileri arasında yer alabilecek stil sahibi Off-White ceketiyle dikkat çekiyor.
Off White, Saat&Saat
TIME Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Off-White’ın moda dünyasındaki karakteristik kodlarını saat tasarımına taşıyan TIME, klasik saat anlayışına çağdaş bir soluk getiriyor. Güçlü ve özgün detaylarıyla görünümün tamamlayıcısı olmaktan öteye geçiyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Aksesuar seçiminde klasik çizgilerin dışına çıkmayı ve stiline karakter katmayı sevenlere hitap ediyor. Moda ile saat tutkusunu bir arada taşımak isteyenler için dikkat çekici bir seçenek.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Günlük görünümlerden özel planlara uzanan farklı kombinlere eşlik edebilecek bir tasarım. Özellikle sade bir görünümü tek bir güçlü aksesuarla hareketlendirmek istediğiniz anlarda öne çıkıyor.


Güzellik

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


La Beauté Louis Vuitton’un ilk beauty iş birliği, Dame Pat McGrath ve Nicolas Ghesquière’in uzun yıllara dayanan yaratıcı diyaloğunu makyaj koleksiyonuna taşıyor. Monogram’ın 130. yılından ilham alan sınırlı sayıdaki koleksiyon, Monogram Dune ve Monogram Infrarouge olmak üzere iki farklı güzellik dünyası sunuyor.

Uzun, hafif dağınık sarı saçları, açık yeşil gözleri ve doğal güzellik makyajıyla dikkat çeken bir kadın, izleyiciye doğrudan bakarken, altın fermuarlı bej renkli, Louis Vuitton monogramlı küçük bir makyaj çantasını tutuyor ve haftanın önerilerini yansıtıyor.
Dame Pat McGrath, Nicolas Ghesquière
La Beauté Louis Vuitton Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Louis Vuitton için bir ilk olan bu iş birliği, Maison’un kadın koleksiyonları sanat direktörü Nicolas Ghesquière ile kozmetik kreatif direktörü Dame Pat McGrath’in podyum arkasında yıllardır süren yaratıcı ortaklığını güzellik dünyasına taşıyor. Koleksiyonda sıcak nude ve bej tonlarıyla sakin bir ifade sunan Monogram Dune ile siyah ve canlı kırmızı kontrastıyla daha cesur bir görünüm vadeden Monogram Infrarouge olmak üzere iki farklı makyaj yaklaşımı bulunuyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Makyaj koleksiyonlarında yalnızca renk ve formül değil, tasarım ve moda dünyasının yaratıcı hikâyesini de arayanlara hitap ediyor. Doğal ve sofistike görünümlerden güçlü, yüksek kontrastlı makyajlara uzanan seçenekleriyle farklı güzellik ifadelerine eşlik ediyor.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Günlük makyajda zamansız ve aydınlık bir görünüm yaratmak isteyenlerden özel davetlerde daha çarpıcı bir ifade arayanlara kadar farklı anlara uyarlanabilir. Özellikle makyajı kişisel stilin bir devamı olarak görenler için dikkat çekici bir koleksiyon.


Mücevher

Yeni koleksiyonlar, tasarımlar, keşfetmeniz gerekenler


Melis Goral ve 2Wins Make-up iş birliğinden doğan Étoile, lip gloss’u boyunda taşınan çağdaş bir mücevhere dönüştürüyor. Güzellik ritüeli ile mücevher estetiğini bir araya getiren tasarım, işlevselliği zarif bir aksesuar anlayışıyla buluşturuyor.

Parlak beyaz zeminde, üst yarısı altın, alt yarısı gümüş rengi metalden oluşan, dikey çizgilerle hareketlendirilmiş yüzeylerinde kırmızı, yeşil, sarı, siyah ve şeffaf yıldız kesim değerli taşlar barındıran, zarif altın zinciriyle tamamlanmış, haftanın öne çıkan mücevher önerilerinden modern bir kolye ucu.
Melis Goral, 2Wins Make-up
Étoile
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Étoile, günlük güzellik rutinini stilin bir parçasına dönüştüren özgün tasarımıyla öne çıkıyor. Boyunda taşınan kolye formu, 2Wins Make-up Pink Cloud Lip Gloss’u yalnızca bir makyaj ürünü olmaktan çıkarıp çağdaş bir güzellik objesine dönüştürüyor. Hafif ve yapışkanlık hissi bırakmayan formülü ise dudaklara parlak ve dolgun bir görünüm kazandırıyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Mücevher ve güzellik ürünlerini kişisel stilinin bir parçası olarak kullanmayı sevenlere hitap ediyor. Günlük bakım ve makyaj rutininde işlevsel olduğu kadar dikkat çekici tasarımlara yer vermek isteyenler için özgün bir seçenek sunuyor.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Güzellik rutinine küçük ama etkili bir dokunuş katmak istediğiniz her an kullanılabilir. Özellikle sade görünümleri tek bir mücevherle tamamlamak veya makyaj ürünlerini stilin doğal bir uzantısına dönüştürmek istediğinizde öne çıkıyor.


Haftanın Önerileri: 24 Ağustos – 30 Ağustos 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Viyana’da iki Michelin yıldızlı Şef Konstantin Filippou’nun deniz ürünleri odağında şekillenen yaratıcı mutfağını deneyin.

Karanlık ve dokulu bir yüzey üzerinde üst üste duran iki adet beyaz, fırfırlı kenarlı kasenin içinde, koyu renkli parlak bir sosun ortasında zarifçe spiral şeklinde kıvrılmış, dilimlenmiş, kırmızımsı kahverengi bir ahtapot bacağı dikkat çekiyor, üzerindeki küçük yeşil ot parçacıklarıyla modern ve estetik bir yemek sunumu oluşturuyor.
Loş ışıklarla aydınlatılmış, koyu renklerin ve modern tasarımın hakim olduğu bu sofistike restoranda, yuvarlak masalarda mumlar ve zarif çiçekler dikkat çekerken, uzun deri koltuklar ve parlak bar alanı şık bir ambiyans sunuyor.
Koyu ahşap zemin üzerinde, altın kenarlı ve zarif dokulu siyah bir servis tabağının merkezinde, altın rengi mühürlenmiş balık filetosu, yanında koyu renkli bir püre ve hafif, kar beyazı köpük ile minimalist ve çağdaş bir sunum sergileniyor.
  • Neden Gidilmeli? İki Michelin yıldızlı Şef Konstantin Filippou’nun Avusturya ve Yunan köklerinden beslenen özgün mutfak dilini keşfetmek, balık ve deniz ürünlerini merkeze alan çok aşamalı tadım menüsünü deneyimlemek ve Viyana’nın en iddialı fine dining restoranlarından birinde gastronomi odaklı bir akşam geçirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Michelin yıldızlı restoranları takip edenlere, yaratıcı fine dining deneyimlerinden hoşlananlara, balık ve deniz ürünleri ağırlıklı menüleri sevenlere ve Viyana seyahatinde gastronomiye özel bir akşam ayırmak isteyenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Akşam servisi, restoranın 7, 8 veya 9 aşamalı tadım menüsünü yaklaşık üç buçuk saate yayılan sakin bir tempoda deneyimlemek için en doğru zaman. Restoran pazartesi ile perşembe-cumartesi günleri öğle ve akşam servisi veriyor; rezervasyonlar altı ay öncesine kadar açılıyor.

Viyana’nın merkezinde, Dominikanerbastei’de yer alan Konstantin Filippou, Şef Konstantin Filippou’nun Avusturya ve Yunan köklerini çağdaş bir gastronomi anlayışıyla bir araya getirdiği iki Michelin yıldızlı restoranı. Michelin Rehberi tarafından modern ve yaratıcı mutfak kategorisinde değerlendirilen restoranın minimalist, siyah ve gri tonların hâkim olduğu yemek salonundan açık mutfağı izlemek mümkün. Ana salon yalnızca 35 misafir ağırlıyor; ayrıca 16 kişilik özel bir yemek odası bulunuyor.

Filippou’nun güncel mutfak yaklaşımının merkezinde ise su ve deniz ürünleri bulunuyor. Şef, yeni menüsünü tamamen balık ve deniz ürünleri üzerine kurarken tatlı su balıklarından sardalya, midye ve kırmızı karidese uzanan farklı ürünleri aynı gastronomik anlatıda buluşturuyor. Kendisini yarı Yunan, yarı Avusturyalı olarak tanımlayan Filippou, her iki kültürün izlerini tabaklarına incelikli biçimde yansıtıyor.

Akşamları 7, 8 veya 9 aşamalı tadım menüsü servis edilirken öğle saatlerinde daha kısa ve haftalık değişen bir menü tercih edilebiliyor. Şarap eşleşmelerinin yanı sıra alkolsüz içecek ve Champagne eşleşmeleri de sunulması, deneyimi farklı tercihlere göre şekillendirmeyi mümkün kılıyor. Restoran, Michelin Guide 2026’da iki yıldız, Gault&Millau 2026’da ise 19 puan ve 5 toque sahibi.

Suadiye’de rafine mutfağı, güçlü bar kültürünü ve analog müziği bir araya getiren Manzé İstanbul’a uğrayın.

Benekli turkuaz bir masanın üzerinde özenle sunulmuş üç farklı gurme yemeği: ızgara kuzu pirzola yanında yeşillikler ve soslar, parlak sarı sos içinde ahtapot bacağı ve taze dereotlu rezene salatası, oval tabakta ise badem ve dereotu ile süslenmiş minik kalamarlar veya deniz tarağı gibi deniz ürünleri, lüks bir restoran atmosferini yansıtıyor.
Doğal ışıkla aydınlanmış, bol bitki örtüsüyle çevrili şık bir kafe veya restoranın iç mekanı, desenli mermer zemini ve modern masa sandalye düzenlemeleriyle sıcak bir atmosfer sunarken, ön plandaki yemyeşil yapraklar derinlik ve tazelik katıyor.
Beyaz bir tabağın üzerinde kırmızı meyve sosuyla süslenmiş, üzerinde bütün pikan cevizleri ve vişneler bulunan, biri benekli bej diğeri krem rengi iki adet uzun ve zarif tatlı şık bir şekilde sunulmuştur.
  • Neden Gidilmeli? Şef İbrahim Tunç danışmanlığında şekillenen, mevsimsellik ve yerel ürünleri odağına alan mutfağı keşfetmek; kömür ateşi ve çağdaş tekniklerle hazırlanan lezzetleri güçlü bar programı ve hi-fi analog müzik deneyimiyle bir arada yaşamak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Ürün odaklı çağdaş mutfağı sevenlere, iyi yemek kadar kokteyl ve müziğe de önem verenlere, Suadiye’de öğle yemeğinden geceye uzanan sosyal bir buluşma noktası arayanlara ve samimi ama özenli restoranları tercih edenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Öğle buluşmalarından aperitif saatlerine kadar günün farklı zamanlarında tercih edilebilir. Manzé’nin bar ve müzik tarafını da deneyimlemek için akşam saatlerinde gidin; özellikle vinyl DJ performanslarının olduğu günleri takip edin.

Suadiye’de konumlanan Manzé İstanbul, gastronomiyi bar ve müzik kültürüyle buluşturan yeni nesil bir restoran anlayışı sunuyor. Kurucu ortak Serkan Temel’in müdavimlik kültürü etrafında şekillendirdiği mekân, rafine restoran deneyimini yalnızca özel günlere ayırmak yerine günün farklı saatlerinde ulaşılabilir ve samimi bir buluşmaya dönüştürmeyi hedefliyor. Öğle yemeklerinden aperitif saatlerine, akşam yemeğinden geceye uzanan ritmi de bu yaklaşımın önemli bir parçası.

Mutfak, Michelin Green Star ve Bib Gourmand sahibi Şef İbrahim Tunç yönetiminde şekilleniyor. Mevsimsellik ve yerel üreticilerle kurulan bağın merkezde olduğu menüde, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen coğrafi işaretli ve yerel ürünler çağdaş tekniklerle yorumlanıyor. Kömür ateşi ve dry-age uygulamaları mutfağın karakterini belirlerken sürdürülebilirlik de üretim sürecinin bir parçası olarak ele alınıyor. Balık kılçıklarının garum yapımında kullanılması ve sebzelerin farklı bölümlerinin yeniden değerlendirilmesi, mutfağın atıksız üretime yaklaşımını gösteren detaylardan.

Manzé’nin sosyal tarafında ise bar ve müzik önemli bir rol üstleniyor. Klasiklerden nadir içkilere ve imza reçetelere uzanan bar seçkisi yemek öncesinden geceye eşlik ederken, vinyl DJ performanslarında jazz, soul, funk, disco ve house türleri mekânın gün içinde değişen ritmini tamamlıyor. Doğal dokular, sıcak tonlar, yumuşak aydınlatmalar ve daha mahrem oturma alanlarıyla tasarlanan atmosfer de Manzé’nin uzun akşam buluşmalarına uygun karakterini destekliyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Paris’in bohem ruhunu Grand Pigalle Experimental’da stil sahibi bir konaklamayla keşfedin.

Grand Pigalle Experimental'ın karakteristik demir balkonundan, Paris'in süslü Haussmann binalarına nazır bir şekilde, yemyeşil bitkiler arasında serinletici bir kadeh beyaz şarap ve lezzetli dürümlerle şehrin mahalle hissini ve romantizmini doyasıya yaşamak mümkün.
Grand Pigalle Experimental otelinin özgün tasarım detaylarını gözler önüne seren bu karakterli odada, koyu lacivert duvarlar, yatak başının arkasındaki soyut desenli duvar kağıdı, pirinç detaylı aplik ışığı, tertemiz beyaz yatağın ayak ucundaki lacivert kadife bank ve yemyeşil bitkilerle dolu, küçük bir masanın bulunduğu özel balkona açılan çift kanatlı Fransız kapıları, misafirlere Paris’in kendine has bohem ruhunu yansıtan sıcak ve samimi bir konaklama deneyimi sunuyor.
Grand Pigalle Experimental otelinin restoranı Frenchie Pigalle'dan, Dorothée Meilichzon imzalı iç mekân tasarımıyla dikkat çeken, modern ahşap masalar, kırmızı minderli beyaz banklar, siyah tabureler, turuncu duvar ve raflarda sıralanmış şarap kadehleri ile samimi bir akşam yemeği atmosferi sunan bir kare.
  • Neden Gidilmeli? Paris’in en karakterli mahallelerinden South Pigalle’ın merkezinde konaklamak, Dorothée Meilichzon imzalı tasarımı keşfetmek ve Michelin yıldızlı şef Gregory Marchand’ın Frenchie Pigalle restoranıyla gastronomiyi seyahatin bir parçasına dönüştürmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Paris’te klasik büyük oteller yerine tasarım odaklı butik adresleri tercih edenlere, gastronomi ve kokteyl kültürüne ilgi duyanlara, Montmartre çevresini yürüyerek keşfetmek isteyenlere ve romantik bir Paris kaçamağı planlayan çiftlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Paris’i yürüyerek keşfetmek için ilkbahar ve sonbahar ayları en keyifli dönemler. Pigalle’ın canlı gece hayatını ve mahalle atmosferini deneyimlemek isteyenler için yıl boyunca tercih edilebilecek merkezi bir adres.

Paris’in 9. arrondissement’ında, South Pigalle’ın hareketli sokaklarında konumlanan Grand Pigalle Experimental, klasik Paris mimarisini çağdaş ve bohem bir tasarım anlayışıyla buluşturan dört yıldızlı bir butik otel. Montmartre, Sacré-Cœur, Moulin Rouge ve Rue des Martyrs gibi şehrin karakteristik noktalarına yürüme mesafesinde bulunan otel, Paris’i mahalle kültürü üzerinden keşfetmek isteyenler için oldukça avantajlı bir konuma sahip.

Klasik Haussmann tarzı bir binada yer alan otelin 37 odasının iç tasarımı Fransız tasarımcı Dorothée Meilichzon’a ait. Çatı katına yerleşen süitlerden Paris sokaklarına açılan balkonlu odalara kadar farklı seçeneklerde; pirinç detaylar, desenli duvar kâğıtları, özgün şömineler ve sıcak renkler Pigalle’ın bohem geçmişinden izler taşıyor. Odalardaki minibarların Experimental’ın imza kokteylleriyle tamamlanması ise grubun bar kültürünü konaklama deneyimine taşıyan hoş detaylardan biri.

Gastronomi tarafında otelin giriş katında Michelin yıldızlı Şef Gregory Marchand’ın Frenchie Pigalle restoranı bulunuyor. Şefin dünyanın farklı noktalarına yaptığı seyahatlerden ilham alan menü, bistro tarzı tabakları özgür ve modern bir yaklaşımla yorumluyor; restoran kahvaltıdan akşam yemeğine kadar hizmet veriyor. Pazar günleri sunulan brunch da otelin hafta sonu ritüellerinden biri.

Grand Pigalle’ın konumu da deneyimin önemli bir parçası. Otelden çıktığınızda Rue des Martyrs’nin kafeleri, barları ve butiklerine karışabilir; yaklaşık 10 dakikalık yürüyüşle Sacré-Cœur’e, 5 dakikada Moulin Rouge’a ulaşabilirsiniz. Akşam saatlerinde ise Pigalle’ın kokteyl barları ve hareketli gece hayatı otelin hemen çevresinde.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Lezzetin peşinden yola çıkıp Türkiye’nin en iyi gastronomi otellerini keşfetmeye ne dersiniz?

Alacakaranlıkta Kapadokya'nın eşsiz coğrafyasında yer alan Museum Hotel'in, taş kemerli yapıları, ambiyans ışıklarıyla aydınlatılmış dış mekan oturma alanları ve yeşilimsi ışıklarla parıldayan mozaik desenli havuzuyla sunduğu büyüleyici genel görünüm.

Artık bazı seyahatlerin rotasını gidilecek şehirden çok, rezervasyon yapılacak restoran belirliyor. Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılan gastronomi otelleri; Michelin yıldızlı restoranları, ödüllü şefleri, mevsimsel tadım menüleri, yerel üreticilerle kurdukları bağ ve sürdürülebilir mutfak anlayışlarıyla konaklamayı başlı başına bir lezzet yolculuğuna dönüştürüyor.

Urla’nın bağ ve zeytinliklerinden Şile’nin yemyeşil doğasına, Kapadokya’dan Çanakkale’ye uzanan seçkide; Michelin Yıldızı ve Yeşil Yıldız sahibi mutfaklardan çiftlikten sofraya deneyimlere kadar birbirinden farklı gastronomi rotaları bir araya geliyor. Od Urla, Teruar Urla, Casa Lavanda ve Narimor gibi adreslerin de yer aldığı rehber, tatil planını iyi yemek etrafında şekillendirmek isteyenler için ilham verici alternatifler sunuyor.

Siz de bir sonraki seyahatinizi gastronomi etrafında planlamak istiyorsanız, Türkiye’nin En İyi Gastronomi Otelleri: Michelin Yıldızlı Rotalar yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Müzede Sahne, 10. yılında “Oyunlarla Dönüşüm” temasıyla 27-30 Ağustos’ta Sakıp Sabancı Müzesi’ne dönüyor. Dört güne yayılan tiyatro, performans, söyleşi ve atölye programını keşfedin.

Sakıp Sabancı Müzesi'nin Boğaz manzaralı Fıstıklı Terası'nda, Oyunlarla Dönüşüm temalı Müzede Sahne etkinliği için sahne ışıkları ve ses sistemleriyle donatılmış metal bir iskelenin altında seyirci koltuklarının sıralandığı, yeşil tepeler ve denizin görüldüğü açık hava performans alanı.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Onur Ünsal’ın sahnelediği Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümlerinden Begüm Erciyas imzalı Attika’dan Mektuplara uzanan programı, Sakıp Sabancı Müzesi’nin farklı mekânlarına yayılan etkinliklerle takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Tiyatro ve performans sanatlarını takip edenlere, disiplinler arası üretimlere ilgi duyanlara, söyleşi ve atölyelere katılmak isteyenlere ve İstanbul’un açık hava kültür-sanat programlarını keşfedenlere hitap ediyor.

Sakıp Sabancı Müzesi tarafından Sabancı Vakfı desteğiyle 10 yıldır düzenlenen Müzede Sahne, Ayşe Draz’ın sanat yönetmenliğinde bu yıl “Oyunlarla Dönüşüm” teması etrafında şekilleniyor. Müzenin bahçesine ve farklı alanlarına yayılan program, Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisiyle de bağ kurarak tiyatro, dans, performans, söyleşi ve katılımcı üretimlerini bir araya getiriyor.

Dört günlük programda Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri, Attika’dan Mektuplar, Yıldız, Şatonun Altında ve 9/8’lik Kıyamet gibi yapımların yanı sıra Fuayede Karşılaşmalar söyleşileri, Mitolojik Hikâyeler kukla tiyatrosu, Yakın Zamanın Kaybı performansı ile çocuklara ve yetişkinlere yönelik farklı atölyeler yer alıyor.

David Garrett, Millennium Symphony turnesiyle 29 Ağustos’ta Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’na geliyor. Pop ve rock hitlerinin senfonik yorumlarını keman virtüözünden canlı dinleyin.

Klasik müzik ile pop ve rock dünyasını buluşturan crossover müziği temsilcisi David Garrett, sarı topuzlu saçları ve sol kolundaki dövmesiyle, siyah ceketi içinde kemanını tutarken doğrudan izleyiciye bakıyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? David Garrett’ın Beyoncé, Rihanna, Taylor Swift, The Weeknd ve Ed Sheeran gibi isimlerin hit parçalarını keman ve senfonik düzenlemelerle yeniden yorumladığı Millennium Symphony projesini canlı dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzikten pop ve rock’a uzanan geniş bir repertuvarı sevenlere, crossover müziği takip edenlere, keman virtüözlerine ilgi duyanlara ve Harbiye Açıkhava konserlerini kaçırmak istemeyenlere hitap ediyor.

Otuz yılı aşan kariyeri boyunca klasik repertuvarı çağdaş müzikle buluşturan David Garrett, crossover müziğin dünya çapındaki en tanınan temsilcileri arasında yer alıyor. Virtüöz tekniği ve farklı türler arasında kurduğu bağla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, İstanbul konserinde son projesi Millennium Symphony ile sahne alıyor.

Garrett, Millennium Symphony kapsamında son 25 yılın öne çıkan pop şarkılarını senfonik düzenlemelerle yeniden yorumluyor. Beyoncé, Rihanna, Taylor Swift, The Weeknd ve Ed Sheeran’ın hitlerinden oluşan seçki, sanatçının keman yorumuyla Harbiye Açıkhava’ya taşınıyor.

Ormanda Caz & Piknik, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Life Park’ta caz, piknik ve açık hava programıyla altıncı kez gerçekleşiyor. Zuhal Olcay’dan Kerem Görsev Quartet’e uzanan konserleri kaçırmayın.

LifePark'taki Ormanda Caz & Piknik etkinliğinde, gün batımının altın rengi ışıkları altında, ormanlık alanda kurulan devasa sahnede caz müzisyenlerini izleyen binlerce kişilik coşkulu kalabalık, doğayla iç içe açık hava festivalinin enerjisini yansıtıyor.

Bilet Al

  • Öne Çıkan Sanatçılar: Zuhal Olcay, Kerem Görsev Quartet, Alp Ersönmez – Cereyanlı, Leyanner Chibas Duporte
  • Neden gidilmeli? Zuhal Olcay, Kerem Görsev Quartet ve farklı kuşaklardan müzisyenleri aynı gün dinlemek, kendi piknik sepetiniz ve kamp sandalyenizle Life Park’ta müzik dolu bir 30 Ağustos geçirmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Caz dinleyicilerine, açık hava festivallerini sevenlere, ailece katılabilecek bir hafta sonu etkinliği arayanlara ve evcil hayvanıyla festivale gelmek isteyen müzikseverlere hitap ediyor.

Life Park’ın gelenekselleşen etkinliklerinden Ormanda Caz & Piknik, altıncı yılında 30 Ağustos Zafer Bayramı‘na özel programıyla geri dönüyor. Katılımcıların kendi piknik sepetlerini ve kamp sandalyelerini getirebildiği festivalde çocuk oyun alanı ve farklı yeme-içme noktaları da yer alıyor.

Program saat 14.00’te Küba kökenli müzisyen Leyanner Chibas Duporte ile başlıyor. Ardından Alp Ersönmez – Cereyanlı ve Kerem Görsev Quartet sahne alırken günün kapanışını saat 19.00’da Zuhal Olcay yapıyor.

Gianrico Carofiglio’dan Sabahın Üçü’nü okuyun.

Gianrico Carofiglio'nun Sabahin Üçü adlı kitabının kapağı, yatay renk şeritleriyle oluşturulmuş soyut bir deniz ve gökyüzü manzarasını, denize doğru yürüyen şapkalı bir yetişkin ile genç bir figürü ve uçuşan martıları gösteriyor, bu kitap önerisi için sakin ve düşündürücü bir atmosfer sunuyor.

Gianrico Carofiglio’nun incelikli ve psikolojik derinliği yüksek kalemiyle şekillenen Sabahın Üçü, baba-oğul ilişkisi, büyüme sancıları, kabulleniş ve hayatın beklenmedik kırılma noktaları üzerine son derece samimi bir hikâye sunuyor.

Yıllardır birbirinden uzak kalmış bir baba ile on sekiz yaşındaki oğlu Antonio’nun, zorunlu bir tıbbi süreç sebebiyle Marsilya’da geçirmek zorunda kaldıkları üç günü ve özellikle o “uykusuz” geceleri odağına alıyor.

Geçmişin keşkeleri, konuşulmamış kırgınlıklar ve geleceğin belirsizliği arasında mekik dokuyan Sabahın Üçü, karakterlerin içsel dönüşümünü ve birbirlerini yeniden keşfetme sürecini zamansız bir atmosferde işliyor. Melankolik ama bir o kadar da umut dolu bir tona sahip olan roman; bağ kurmak, bağışlamak ve hayatın ritmine teslim olmak üzerine içten ve unutulmaz bir anlatı arayan okurlar için son derece etkileyici bir seçenek.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Bir film karesinde, sol önde sarı saçlı bir kadın meraklı ve tedirgin bir ifadeyle doğrudan izleyiciye bakarken, sağ önde koyu saçlı bir kadın şaşkınlıkla ağzı aralık ve kaşları havada, elinde kırmızı şarap kadehi tutuyor, arkada ise iki erkek figürü loş bir iç mekanda kadehlerle duruyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Davet / The Invite

Olivia Wilde’ın yönettiği Davet, evlilikleri monotonlaşan Joe ve Angela’nın üst kat komşuları Pina ve Hawk’ı akşam yemeğine çağırmasıyla değişen dengelere odaklanıyor. 2020 yapımı İspanyol filmi The People Upstairs’ın Amerikan uyarlaması olan yapım, Seth Rogen, Olivia Wilde, Penélope Cruz ve Edward Norton’ı bir araya getiriyor. Modern evlilik, arzu ve ilişkiler üzerine kurulu yetişkin komedisini sinemalarda izleyebilirsiniz.


Haftanın Önerileri: 17 Ağustos – 23 Ağustos 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Inari Omakase’de Japon mutfağının modern ve yaratıcı yorumlarını keşfedin.

Bir şefin dövmeli elleri, omakase deneyimi için çeşitli somon, orkinos ve beyaz balık dilimlerini içeren bir tabaktaki taze malzemelerle özenle nigiri hazırlarken, arka planda küçük bir kapta pirinç ve diğer mutfak gereçleri görülüyor.
Beyaz bir tabağın üzerinde, parlak sarı, pürüzsüz bir sosla kaplanmış, somon benzeri taze balık dilimlerinin, ince kırmızı biber iplikleri ve yeşil Frenk soğanı ile zarifçe süslendiği, koyu renkli sos damlalarıyla derinlik katılan bu özel omakase yemeği, görsel bir şölen sunuyor.
Özenle hazırlanmış bir omakase yemeğinde, şefin ince dilimlenmiş ve parlak sarı garnitürle zenginleştirilmiş etin üzerine son dokunuşları yaparken tazeleyici tuz veya baharat serptiği an görülüyor; bu zarif sunum, bambu hasır üzerinde yeşil bir yaprakta, yanında sos ve deniz tuzu ile tamamlanıyor.
  • Neden Gidilmeli? Japon ve Uzak Doğu mutfağının modern yorumlarını tatmak, sushi ve sashimi çeşitlerinden yaratıcı sıcak tabaklara uzanan geniş bir menüyü keşfetmek ve Kuruçeşme’de şık ama hareketli bir akşam geçirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Sushi ve Japon mutfağı tutkunlarına, Uzak Doğu lezzetlerini modern yorumlarla keşfetmeyi sevenlere, şık bir akşam yemeği planlayanlara ve Kuruçeşme’de gastronomi ile sosyal atmosferi bir arada arayanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Akşam saatleri, Inari Omakase’nin hem mutfağını hem de Kuruçeşme atmosferini yaşamak için en keyifli zaman. Özellikle hafta sonu akşamları için önceden rezervasyon yaptırmak iyi bir fikir olabilir.

2016 yılında Kuruçeşme’de kapılarını açan Inari Omakase, Japon ve Uzak Doğu mutfağını modern teknikler ve yerel dokunuşlarla bir araya getiren İstanbul’un öne çıkan gastronomi adreslerinden biri. Kurucusu Aycan Akdağ’ın Uzak Doğu mutfağına duyduğu ilgiden doğan restoran, adını Japon kültüründe bereket ve pirinçle ilişkilendirilen Inari’den alıyor. Sushi ve sashimi çeşitlerinden sıcak tabaklara uzanan menüsüyle klasik Japon mutfağının sınırlarını yaratıcı yorumlarla genişletiyor.

Kuruçeşme’nin hareketli atmosferinde konumlanan Inari Omakase’de sushi deneyiminin yanı sıra ceviche, tataki ve Asya esintili sıcak tabaklar da menünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. Omakase yaklaşımı ise şefin seçimine alan açarak misafirlere farklı tatları bir arada keşfedebilecekleri daha bütünsel bir deneyim sunuyor.

Aşeka’da mevsimsel lezzetler, yaratıcı kokteyller ve sanatla çevrili bir akşamın tadını çıkarın.

Ortada, kemikli kuzu pirzolalarının kan kırmızısı bir sos üzerinde servis edildiği, yanında parlak sarı püre, yeşil bezelye ve koyu renkli mantarların eşlik ettiği, ahşap bir masa üzerindeki tabakta zarifçe sunulmuş bir ana yemek görünüyor.
Ortadaki kahverengi tabakta, üç adet fındıkla süslenmiş parlak karamel rengi dikdörtgen bir tatlı, kıtır bir taban üzerinde duran bembeyaz bir top dondurma ve akışkan açık sarı bir sos yer alıyor; fotoğrafın ön planında bulanık halde bir espresso fincanı ve kadeh varken, arka planda hasır bir sandalye dikkat çekiyor.
Ahşap geometrik desenli bir duvarın önünde yer alan, modern tasarımlı yuvarlak bir masada çeşitli yemeklerin ve boş tabakların yanı sıra altın rengi şık bir masa lambası bulunuyor, hasır detaylı iki sandalyeyle tamamlanan bu iç mekan, rahat bir akşam yemeği atmosferi sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Şef Deniz Erinç’in mevsimsel ürünlerden yola çıkan modern mutfağını keşfetmek, Karaköy’de tarihi bir binanın atmosferinde sakin ve özenli bir akşam geçirmek ve yemeği sanat, müzik ve kokteyllerle tamamlamak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Şef restoranlarını takip edenlere, mevsimsel ve modern mutfağı sevenlere, sakin ama karakterli mekânları tercih edenlere, gastronomi kadar tasarım ve atmosfere de önem verenlere ve Karaköy’de özel bir akşam yemeği planlayanlara.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Aşeka’nın loş atmosferini ve barını da deneyimlemek için akşam servisini tercih edebilirsiniz. Restoran pazartesi günleri kapalı; salı akşamları, çarşamba-cumartesi öğle ve akşam, pazar günleri ise öğleden sonra ve akşam servis veriyor.

Karaköy’de 100 yıllık tarihi bir binada 2022 yılında kapılarını açan Aşeka, Şef Deniz Erinç’in yönetimindeki modern ve mevsimsel mutfağıyla öne çıkıyor. Her sezon yenilenen menüsünde mevsimin en iyi ve taze ürünlerini odağına alan restoran, modern ve klasik tatları alışılmışın dışında yorumlayarak sade ama karakterli tabaklara dönüştürüyor.

Aşeka’da deneyim yalnızca mutfakla sınırlı değil. Loş aydınlatması, koyu tonların hâkim olduğu dekorasyonu, dönemsel olarak değişen sanat eserleri ve barıyla mekân, akşam yemeğini bütünsel bir deneyime dönüştürüyor. Michelin Rehberi’nde de tavsiye edilen restoran; à la carte seçeneklerin yanı sıra yaratıcı set menüleri, güçlü sosları ve baharat kullanımıyla dikkat çekiyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


MŌLA Cunda’da adanın hareketli ruhuna yakın, doğayla iç içe sakin ve stil sahibi bir tatil yaşayın.

Yeşil çimler üzerinde konumlanmış koyu renk sehpada, buzlu meyve dilimli iki bardak ve bir sürahi limonata serinletici bir görüntü oluştururken, arka planda mavi bir havuz ve beyaz şezlonglar Cunda'nın dinlendirici tatil atmosferini yansıtır.
Cunda'da konaklama imkanı sunan otelin havuzlu avlusuna bakan ahşap bir masada, tavandan sarkan hasır avizenin altında, özenle hazırlanmış çeşitli yemekler, kırmızı ve beyaz şaraplar eşliğinde, yemyeşil bitki örtüsü ve beyaz balkonlu odalarla çevrili dinlendirici bir açık hava yemeği deneyimi.
Cunda'da tatil keyfini çağrıştıran bu manzarada, havuz merdiveninin önünden görünen berrak turkuaz havuz sularında yansıyan zeytin ağacı ve iki çizgili şezlonglar dikkat çekerken, arkada balkonlu ve zarif beyaz renkli bir konaklama tesisi yükseliyor.
  • Neden Gidilmeli? Cunda merkezine yakın olmanın avantajını yaşarken doğayla iç içe sakin bir atmosferde konaklamak, havuz ve plaj keyfini yoga, açık hava sineması ve gün batımı kokteylleriyle birleştirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Butik ve tasarım odaklı otelleri sevenlere, Cunda’yı yürüyerek keşfetmek isteyenlere, sakinlikten vazgeçmeden sosyal bir tatil arayanlara ve romantik bir ada kaçamağı planlayan çiftlere.
  • Ne Zaman Gidilmeli? Mayıs-Ekim dönemi, MŌLA Cunda’nın açık hava alanlarından, havuzundan ve plaj deneyiminden yararlanmak için en keyifli zaman. Daha sakin bir Cunda deneyimi için haziran başı ve eylül aylarını; happy hour etkinlikleri ve daha hareketli bir atmosfer için ise yaz aylarındaki hafta sonlarını tercih edebilirsiniz.

Cunda merkezine yürüme mesafesinde konumlanan MŌLA Cunda, taş mimarisi, geniş bahçesi ve dingin atmosferiyle adanın keyifli butik otellerinden biri. Farklı konseptlerde tasarlanan odaları sade ve şık detayları bir araya getirirken; merkeze yakın olmasına rağmen doğayla çevrili konumu, kalabalıktan uzak ve huzurlu bir konaklama deneyimi sunuyor.

Açık havuzu, özel plaj servisi, yoga alanı ve açık hava sinemasıyla konaklamayı farklı deneyimlerle tamamlayan otelde güne yöresel ve doğal ürünlerden oluşan Ege kahvaltısıyla başlayabilirsiniz. Gün içinde Bahçe Restoranı’nın snack menüsünü tercih edebilir, akşam saatlerinde ise Cunda değirmeni formunda tasarlanan deniz manzaralı barda kokteyllerin tadını çıkarabilirsiniz. Hafta sonları düzenlenen happy hour etkinlikleriyle hareketlenen MŌLA Cunda, sakinlikle sosyalliği aynı tatilde buluşturmak isteyenler için keyifli bir alternatif.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Yazı biraz daha uzatıp sonbaharda güneşe ve denize doymaya ne dersiniz?

Maldivler'de berrak turkuaz okyanusun üzerinde yükselen, ortasında büyük bir açık hava restoranı veya sosyalleşme alanı bulunan ve kavisli bir hat boyunca sıralanmış lüks deniz üstü bungalovlarını gösteren bu etkileyici manzara, uzaklardaki yeşil adacıklarla bütünleşerek sonbahar tatil rotası arayanlara yazı uzatma imkanı sunan Maldivler'in eşsiz güzelliğini vurguluyor.

Yaz tatiline eylül ayında veda etmek istemeyenler için dünyanın farklı noktalarında güneşli günler devam ediyor. Dubai’den Maldivler’e, Phuket’ten Bali’ye, Saint Lucia’dan Barbados’a uzanan rotalar; berrak denizleri, beyaz kumlu plajları, beach club’ları ve dikkat çeken gastronomi adresleriyle sonbaharda da yaz atmosferini yaşamak isteyenlere birbirinden farklı alternatifler sunuyor.

Tropikal bir adada deniz ve spa odaklı sakin bir kaçış, Bangkok ve Singapur’da kültürle iç içe hareketli bir seyahat ya da Karayipler’de gün batımı eşliğinde romantik bir tatil… OGGUSTO seçkisinde Dubai, Maldivler, Singapur, Bangkok, Saint Lucia, Barbados, Phuket ve Bali için plajlardan restoranlara, rooftop barlardan keşif noktalarına uzanan öneriler bir araya geliyor.

Siz de yazı biraz daha uzatmak ve sonbahar rotanızı güneşli destinasyonlara çevirmek istiyorsanız, Sonbaharda Yaz Tatili Yapabileceğiniz En Güzel Rotalar yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Derinden Gelen Sesler, 22-23 Ağustos’ta Şerefiye Sarnıcı’nda iki özel opera konseriyle müzikseverleri ağırlıyor.

Sırtı dönük, koyu renk elbiseli bir kadın kemancı, Şerefiye Sarnıcı'nın görkemli ve antik sütunlarla çevrili, sıcak ışıklarla aydınlatılmış tarihi atmosferinde, sıralar halinde oturan kalabalık bir dinleyici kitlesine büyüleyici bir konser veriyor.
  • Neden gidilmeli? Opera repertuvarının sevilen eserlerini Şerefiye Sarnıcı’nın kendine özgü akustiğinde, solistler ve piyano eşliğinde dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Opera ve klasik müzik dinleyicilerine, tarihi mekânlarda düzenlenen konserleri takip edenlere ve İstanbul’da farklı müzik programları keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.

Yaklaşık 1600 yıllık geçmişe sahip Şerefiye Sarnıcı, “Derinden Gelen Sesler” konser serisinin “Perde Açılıyor: Opera” programına ev sahipliği yapıyor. İki güne yayılan programda opera repertuvarından seçilen eserler, sarnıcın tarihi mimarisi ve güçlü akustiği eşliğinde seslendiriliyor.

22 Ağustos’ta “Bir Opera Gecesi” konserinde solistler Dilara Ataibiş ve Kaan Mert Özbelen, piyanist Gizem Dalkılıç ile sahne alıyor. 23 Ağustos’taki “Opera Başyapıtları” konserinde ise solist Berk Dalkılıç‘a piyanoda yine Gizem Dalkılıç eşlik ediyor. Her iki konser de saat 20.30’da başlıyor. Biletler Şerefiye Sarnıcı’nın müze girişindeki kiosklardan temin edilebiliyor.

Nati Yoga’nın ücretsiz açık hava yoga buluşmasına 23 Ağustos’ta Zorlu PSM’de katılın ve pazar sabahına yoga ile başlayın.

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026

Bilgi Al

  • Neden gidilmeli? Nati Yoga eğitmenleri eşliğinde ücretsiz bir açık hava seansına katılmak, güne hareket ve nefes çalışmalarıyla başlamak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Yogaya yeni başlayanlara, düzenli yoga pratiği yapanlara, açık hava etkinliklerini sevenlere ve pazar sabahını hareketle değerlendirmek isteyenlere hitap ediyor.

Nati Yoga ve Zorlu PSM iş birliğiyle düzenlenen açık hava yoga buluşmaları, yaz boyunca her pazar sabahı ücretsiz seanslarla devam ediyor. Nati Yoga eğitmenlerinin yönettiği buluşmalarda yoga hareketleri, nefes ve farkındalık çalışmaları bir araya geliyor.

Nati Yoga’nın “Yogaya Davet” yaklaşımıyla düzenlenen etkinlik, farklı seviyelerden katılımcılara açık. 23 Ağustos saat 10.00’da gerçekleşecek buluşmaya katılmak için yoga matınızı yanınızda getirmeniz yeterli.

Babylon Soundgarden ile 22-23 Ağustos’ta Bonus Parkorman’da Jack White, TOMORA, Wet Leg ve daha birçok ismi canlı dinleyin.

Babylon Soundgarden festivalinde, güneşli bir günde yeşil Parkorman alanında çimlere yayılmış binlerce müzikseverin, kurulan renkli çadır ve stantların keyfini çıkardığı, ağaçlık tepelerin çevrelediği geniş bir açık hava atmosferi.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Jack White’tan Wet Leg’e, TOMORA’dan Islandman’e uzanan uluslararası ve yerli line-up’ı iki gün boyunca Bonus Parkorman’ın farklı sahnelerinde takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Alternatif rock, indie, post-punk ve elektronik müzik dinleyicilerine, yeni gruplar keşfetmeyi sevenlere ve İstanbul’un büyük açık hava müzik festivallerini takip edenlere hitap ediyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Jack White, TOMORA, Wet Leg, Islandman, The Kills, Vendredi Sur Mer, Rikas, Radio Free Alice, Lin Pesto

Babylon Soundgarden, 22-23 Ağustos’ta Bonus Parkorman’a dönerek farklı müzik türlerinden yerli ve uluslararası sanatçıları iki günlük programda buluşturuyor. Festivalin bu yılki öne çıkan isimleri arasında alternatif rock’ın önemli figürlerinden Jack White, AURORA ile The Chemical Brothers’tan Tom Rowlands’ın yeni projesi TOMORA ve İngiliz indie rock grubu Wet Leg yer alıyor.

22 Ağustos’ta TOMORA, Islandman, Vendredi Sur Mer, Rikas ve Lin Pesto; 23 Ağustos’ta ise Jack White, Wet Leg ve The Kills gibi isimler sahne alıyor. Gün boyunca farklı sahnelere yayılan programıyla Babylon Soundgarden, yazın son bölümünde İstanbul’un öne çıkan müzik festivallerinden biri olarak Bonus Parkorman’da müzikseverleri ağırlıyor.

Christopher Nolan’ın bilim kurgu klasiği Yıldızlararası’nı 22 Ağustos’ta AKM Açık Hava Sineması’nda yıldızların altında izleyin.

Şeffaf vizörlü bir uzay kaskı ve beyaz uzay giysisi giymiş Cooper'ın, koyu ve çizgili, hız hissi veren bir arka plan önünde, ağzı hafif açık, şaşkın veya hayranlık dolu yüz ifadesi, Yıldızlararası filmindeki gibi uzayın derinliklerinde yaşanan keşif veya kritik bir anı vurguluyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Christopher Nolan’ın uzay, zaman ve insanlığın geleceğini konu alan modern bilim kurgu klasiği Yıldızlararası‘nı açık havada yeniden izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Bilim kurgu ve macera filmlerini sevenlere, Christopher Nolan takipçilerine, kült filmleri yeniden beyaz perdede görmek isteyenlere ve açık hava sineması programlarını takip edenlere hitap ediyor.

AKM Açık Hava Sineması, 22 Ağustos programında Christopher Nolan’ın 2014 yapımı Yıldızlararası (Interstellar) filmini sinemaseverlerle buluşturuyor. Dünya’nın kuraklık ve kıtlık nedeniyle yaşanamaz hale geldiği bir gelecekte geçen film, eski NASA pilotu Cooper’ın insanlık için yeni bir yaşam alanı bulmak üzere çıktığı uzay yolculuğunu konu alıyor.

169 dakikalık film, solucan delikleri ve farklı galaksiler arasında ilerleyen hikâyesini zaman, aile bağları ve insanlığın geleceği gibi temalarla birleştiriyor. Yıldızlararası, 22 Ağustos Cumartesi saat 20.00’de AKM Açık Hava Sineması’nda gösterilecek.

Kapanış haftasına giren “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisini 23 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde görün.

Alt text: Halil Paşa imzalı kadın portresi; çiçekli şapka takan genç kadın koyu yeşil fon önünde pembe elbiseyle ayakta duruyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Türk resim sanatının öncü isimlerinden Halil Paşa’nın üretimini Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kapsamlı bir seçki üzerinden yakından tanımak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Türk resim tarihine ilgi duyanlara, Halil Paşa’nın eserlerini yakından görmek isteyenlere, sanat tarihi meraklılarına ve Pera Müzesi’nin güncel sergilerini takip edenlere hitap ediyor.

Pera Müzesi’nde son günlerine giren “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”, modern Türk resminin öncü isimlerinden Halil Paşa’nın sanatını kapsamlı bir seçkiyle ele alıyor. Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğündeki sergi, Asker Ressamlar Kuşağı’nın en üretken isimlerinden olan sanatçının akademik disiplin ile izlenimci yaklaşımı buluşturan eserlerine odaklanıyor.

Halil Paşa’nın açık hava resim geleneğine katkısını ve sanatındaki dönüşümü farklı dönemlerden eserlerle izlemeye olanak tanıyan sergi, 23 Ağustos’ta sona eriyor. Pera Müzesi ayrıca koleksiyon sergilerini daha yakından keşfetmek isteyen ziyaretçiler için “Pera Müzesi Koleksiyon Sergilerinde Bir Yolculuk” başlıklı ücretsiz rehberli turlar düzenliyor.

OGGUSTO’nun Halil Paşa Sergisi Küratörü Özlem İnay Erten röportajını okumak isteyebilirsiniz.

Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin, 23 Ağustos’ta güçlü oyuncu kadrosuyla Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da sahneleniyor; aile ilişkilerini mizahla buluşturan bu oyunu kaçırmayın.

Koyu renk saçlı, orta yaşlı bir kadın, kendisini saran iki genç kadınla birlikte neşeyle gülümsüyor; bu sahne, sıcak bir aile provası anını ya da samimi bir tiyatro oyunu sahnesini canlandırıyor, üçü arasındaki güçlü bağı ve mutluluğu vurguluyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Aile ilişkilerini sert, komik ve tanıdık durumlar üzerinden ele alan oyunu güçlü oyuncu kadrosuyla açık hava sahnesinde izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş yerli tiyatroyu takip edenlere, aile ilişkilerini mizahla ele alan oyunları sevenlere ve güçlü oyuncu kadrolarını sahnede izlemek isteyenlere hitap ediyor.

BKM yapımı Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin, Figen’in kendini yeniden bulma çabasını ailesiyle kurduğu karmaşık ilişkiler üzerinden sahneye taşıyor. Annesinin gidip gelen hafızası, ablasıyla arasındaki mesafe ve geçmişten taşınan bağlar, oyunun mizahla hüznü buluşturan hikâyesinin merkezinde yer alıyor.

Devin Özgür Çınar, Fatih Özkan, Hasibe Eren, Sacide Taşaner, Süleyman Kara ve Ümit Beste Kargın‘ın rol aldığı tek perdelik oyun, 90 dakika sürüyor. Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin, 23 Ağustos saat 21.00’de Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da sahneleniyor.

2024 Strega Ödülü sahibi Kırılgan Çağ‘ı okuyun.

Donatella Di Pietrantonio'nun haftanın kitap önerisi Kırılgan Çağ adlı eserinin kapağında, açık renkli bir gökyüzü fonunda aşağıdan yukarıya doğru görünen, detaylı ve mor-mavi tonlarda dallara sahip ağaçların arasında, kanatlarını açmış turuncu bir kuş yukarıya doğru süzülüyor ve kapağın sağ üst köşesinde 2024 Strega Ödülü ibaresi bulunuyor.

Donatella Di Pietrantonio’nun güçlü ve çarpıcı anlatımıyla hayat bulan Kırılgan Çağ, geçmişin izleri, aile bağları, aidiyet ve kırılganlık üzerine etkileyici bir hikâye. Otuz yıl önce yaşanan korkunç bir gecenin ardından hayatına devam etmeye çalışan Lucia’nın, kızı Amanda’nın beklenmedik dönüşüyle geçmişiyle yeniden yüzleşmesini konu alan roman, anne-kız ilişkisini merkeze alıyor.

Gerçek bir trajediden esinlenen Kırılgan Çağ, cevaplanmayan soruların ve yıllarca saklanan sırların insan hayatında bıraktığı izleri incelikle ele alıyor. Lucia’nın kızına ulaşmaya çalışırken kendi geçmişinin kapılarını yeniden aralaması, roman boyunca giderek artan bir gerilim yaratırken karakterlerin iç dünyasını da derinleştiriyor.

Geri Verilen Kız ile uluslararası başarı kazanan Donatella Di Pietrantonio’nun kaleme aldığı ve 2024 Strega Ödülü’ne layık görülen Kırılgan Çağ, aile, travma, aidiyet ve geçmişle hesaplaşma temalarını güçlü bir atmosfer eşliğinde işliyor. Duygusal derinliği ve gizem unsurlarını bir arada sunan roman, karakter odaklı ve sarsıcı hikâyelerden hoşlanan okurlar için öne çıkan eserlerden biri.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Oak Caddesinin Sonu adlı filmin bu sahnesinde, kaza geçirmiş gibi görünen çatlak bir ön camın önünde, endişeli ve kocaman açılmış mavi gözleriyle korku içinde ileri bakan bir erkek ile yanağından süzülen gözyaşıyla dehşete kapılmış bir kadının araba içindeki yakın çekim görüntüsü yer alıyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Oak Caddesi’nin Sonu / End of Oak Street

David Robert Mitchell imzalı Oak Caddesi’nin Sonu, evlilikleri çatırdayan Denise ve Greg ile çocuklarının, mahallelerini tarih öncesi çağlara taşıyan kozmik bir olayın ardından verdikleri hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Anne Hathaway ve Ewan McGregor’u buluşturan film, Steven Spielberg sinemasını hatırlatan nostaljik atmosferini aile dramı ve dinozorlarla dolu sürükleyici bir macerayla birleştiriyor. Filmi sinemalarda izleyebilirsiniz.


Mücevher

Yeni koleksiyonlar, trendler, keşfetmeniz gerekenler


Bu sezon sade şıklığıyla dikkat çeken mücevherler, görünümlerinizin tamamlayıcısı olarak öne çıkıyor. Günün ve hayatın her anına uygun kombinlerinizi DeFacto’nun yeni Gerçek Pırlanta Koleksiyonu’ndan özel parçalarla tamamlayabilirsiniz.

Yakın planda, yüzünün yarısını kapatan elinde küçük, parlak taşlı bir yüzük ve aynı taş detaylı bileklik takıları sergileyen, mavi gözlü genç bir kadın göz alıcı bir şekilde poz veriyor.
DeFacto
Gerçek Pırlanta Koleksiyonu
Göz Atın
  • Neden Tercih Edilmeli?
    Sade ama zarif yapılarıyla abartıya kaçmadan şıklığı yakalamak isteyenler için ideal tercihler. Tek taş detayına sahip yüzük ve bileklik, sade estetikleriyle birçok kombine kolayca uyum sağlarlar.
  • Kimlere Hitap Ediyor?
    Minimalist, klasik ve sofistike takı kullanımını benimseyenlere. Özellikle günlük kombinlerde küçük ama etkili aksesuar detayları kullanmayı sevenler için uygun seçimler.
  • En Doğru Zaman Ne?
    Günlük kullanımdan ofis stiline, kahve buluşmalarından akşam yemeklerine pek çok durumda tercih edilebilirler. Yüzük ve bileklik birlikte kullanıldığında her kombini zarafetle tamamlayan şık bir görünüm elde edilir.


Haftanın Önerileri: 10 Ağustos – 16 Ağustos 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Josephine Cookies’ta Fransız pastacılığından ilham alan el yapımı cookie’leri deneyimleyin.

Joséphine Cookies & Inspirations yazılı bej bir önlük giyen beyaz şef önlüklü bir kişinin tuttuğu tepside, damla çikolatalı, antep fıstıklı, beyaz çikolatalı, karamelli ve limon kabuğu rendesiyle süslenmiş çok çeşitli lezzetli gurme kurabiyeler estetik bir düzenle sergileniyor.
Bir fırın tepsisinde, üzerinde Josephine logosu bulunan fırın kağıtları üzerine özenle yerleştirilmiş; karamel soslu bütün pekann cevizli, beyaz çikolata ve gül yaprağı süslemeli misket limonu kabuklu, badem dilimli, portakal kabuklu, çikolata parçacıklı ve yaban mersinli gibi birçok farklı ve lezzetli kurabiye çeşidi.
Açık havada beyaz bir masanın üzerinde, tabağın içinde Josephine çikolatalı kurabiyelerinden biri ısırılmış halde iki adet kurabiye, yanında bir top vanilyalı dondurma ve Bon Appétit yazılı bir kart bulunuyor; önde ise bir kişi elinde koyu renk kahve fincanı tutarken, arka planda yeşil bitkilerle çevrili bir bahçe ortamı görülüyor.
  • Neden Gidilmeli? Fransız pastacılığından ilham alan artizanal cookie’leri tatmak, günlük ve taze üretim anlayışıyla hazırlanan premium lezzetleri deneyimlemek ve Bağdat Caddesi’nin en sevilen tatlı duraklarından birinde keyifli bir mola vermek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Cookie severlere, kaliteli malzeme ve el yapımı üretime önem verenlere, kahve yanında iyi bir tatlı molası arayanlara ve gurme hediye alternatifleri arayanlara.
  • Ne Zaman Gitmeli? Günün her saatinde keyifli bir kahve molası için ideal. Cookie’leri en taze haliyle deneyimlemek isteyenler için öğle saatleri ve öğleden sonra ziyaretleri öne çıkıyor.

Bağdat Caddesi’nde yer alan Josephine Cookies, Fransız pastacılığından ilham alan artizanal yaklaşımıyla klasik cookie deneyimini daha rafine bir yorumla sunuyor. Marka, adını Napoléon’un ilham perisi Joséphine’den alırken; tamamen doğal ve premium malzemelerle hazırlanan el yapımı cookie’leriyle kısa sürede İstanbul’un en sevilen adreslerinden biri hâline geldi.

Her gün taze olarak hazırlanan cookie’ler; dışı hafif kıtır, içi yumuşak dokusuyla öne çıkıyor. Menünün vazgeçilmezleri arasında Chocolate Chip, Chocolate Pistachio, Brownie Cookie, Salted Caramel Pecan, Key Lime Pie Cookie ve rafine un ile şeker kullanılmadan hazırlanan Granola Cookie yer alıyor. Kurabiyelerin yanı sıra özel kutu seçenekleri ve kurumsal hediye alternatifleri de sunan Josephine Cookies, kaliteli malzeme ve el işçiliğini merkeze alan üretim anlayışıyla dikkat çekiyor.

Pantheon Kuruçeşme’de unutulmaz bir akşamın keyfini çıkarın.

Kurucesme'deki Pantheon restoranının iç mekanında, klasik motiflerle süslü fresk tavanı, zengin desenli turkuaz halısı, kırmızı duvarları ve içkilerle dolu şık dairesel barı ile lüks ve sanatsal bir atmosfer görülüyor.
Kuruçeşme'nin şık mekanlarından birinden olduğu düşünülen bu göz alıcı kokteyl, canlı kırmızı rengi, üzerinde yeşil bir yaprak ve minik mor çiçek garnitürüyle, parlak kırmızı-kahve mermer bir zemin üzerinde zarifçe duruyor; arka plandaki bulanık altın ve bordo tonları lüks bir atmosferi tamamlıyor.
  • Neden Gidilmeli? Ege ve Akdeniz mutfağını modern dokunuşlarla deneyimlemek, etkileyici mimarisi ve şık atmosferinde keyifli bir akşam geçirmek, paylaşım tabakları ve imza kokteyller eşliğinde Boğaz’ın en özel gastronomi duraklarından birini keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Romantik bir akşam planlayan çiftlere, şık restoran deneyimi arayanlara, kokteyl ve şarap eşleşmelerine ilgi duyanlara, arkadaş buluşmaları ve özel kutlamalar için farklı bir atmosfer arayanlara.
  • Ne Zaman Gitmeli? Akşam saatleri, Pantheon’un loş ışıklandırması ve canlı atmosferini deneyimlemek için en ideal zaman. Özellikle hafta sonu gitmeyi planlıyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir.

Kuruçeşme’de yer alan Pantheon, Ege ve Akdeniz mutfağını Asya ile Latin Amerika dokunuşlarıyla buluşturan yaratıcı menüsü ve etkileyici atmosferiyle Boğaz’ın dikkat çeken gastronomi adreslerinden biri. Kubbe mimarisi, yüksek tavanları ve loş ışıklandırmasıyla öne çıkan mekân, hem romantik akşam yemekleri hem de özel kutlamalar için zarif bir ambiyans sunuyor.

Paylaşım kültürünü odağına alan menüsünde deniz ürünleri, mevsimsel lezzetler ve modern yorumlarla hazırlanan tabaklar öne çıkarken, özenle hazırlanan imza kokteyller ve geniş şarap seçkisi deneyimi tamamlıyor. Gün batımından itibaren hareketlenen atmosferiyle Pantheon, gastronomiyi şık bir sosyal deneyime dönüştüren Kuruçeşme’nin en sevilen buluşma noktalarından biri olarak öne çıkıyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Yazz Collective’de doğayla iç içe, izole ve stil sahibi bir tatil yaşayın.

Yemyeşil bambu ağaçlarıyla çevrili, dağların ve masmavi gökyüzünün eşlik ettiği huzurlu bir doğa kaçamağı sunan, önünde ışıldayan bir özel havuz ve konforlu şezlongların yer aldığı, içerideki yatak odasının kapısından göründüğü lüks bir tatil konaklama biriminin sakin dış mekan görüntüsü.
Havadan çekilmiş bu görüntüde, berrak turkuaz renkteki denize uzanan uzun bir beyaz iskele ve iskeleye bağlı lüks yatlarla dolu bir koy, şezlonglar ve şemsiyelerle donatılmış kumlu bir sahil ile çevrili yemyeşil ağaçlık alanlar gözüküyor.
  • Neden Gidilmeli? Sadece deniz yoluyla ulaşılabilen izole bir koyda konaklamak, bohem lüks anlayışını sanat, wellness ve yüksek gastronomiyle buluşturan farklı bir tatil deneyimi yaşamak ve Fethiye’nin en özel butik otellerinden birini keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Lüks ve sakin bir tatil arayanlara, doğayla iç içe konaklamayı tercih edenlere, gastronomi ve wellness deneyimlerine önem verenlere, sanat odaklı yaşam tarzını sevenlere ve romantik bir kaçamak planlayan çiftlere.
  • Ne Zaman Gitmeli? Mayıs-Ekim dönemi, denizin, açık hava etkinliklerinin ve gün batımı atmosferinin keyfini çıkarmak için en ideal zaman. Daha sakin bir konaklama deneyimi isteyenler için hafta içi ziyaretleri öne çıkıyor.

Fethiye’nin yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen Turunç Pınarı Koyu’nda konumlanan Yazz Collective, bohem lüks anlayışını sanat, gastronomi ve wellness deneyimleriyle buluşturan seçkin bir butik otel. Karadan ulaşımın olmaması sayesinde doğayla baş başa, sakin ve ayrıcalıklı bir konaklama sunan tesis; sınırlı sayıdaki süitleri, doğal çevreyle bütünleşen mimarisi ve rafine atmosferiyle klasik resort anlayışından ayrılıyor.

Misafirlerini otele özel sürat teknesiyle karşılayan Yazz Collective, yalnızca konaklamaya değil, bütünsel bir yaşam tarzı deneyimine odaklanıyor. Açık hava sanat galerisi, Atelier Yazz kapsamında düzenlenen yaratıcı atölyeler, gün batımı DJ performansları, açık hava spa alanı, yoga dersleri ve doğayla iç içe spor aktiviteleri konaklamayı zenginleştirirken; yaratıcı gastronomi anlayışıyla hazırlanan menüler de deneyimin önemli bir parçasını oluşturuyor. Turkuaz denizi, huzurlu plajı ve sosyal ama rafine atmosferiyle Yazz Collective, Fethiye’nin en özel kaçış noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

5 Ağustos’ta yeniden kapılarını açan Noma’nın yeni dönemini keşfetmeye ne dersiniz?

Alacakaranlıkta, Kopenhag'daki Noma restoranının farklı çatı dokularına ve büyük pencerelerinden sızan sıcak ışıklarla aydınlanan modern binaları, sakin göl yüzeyine yansıyarak çevresindeki koyu yeşil ağaçlarla huzurlu bir atmosfer oluşturuyor ve restoranın yeni döneme dönüşünü vurguluyor.

Gastronomi dünyasının son 20 yılına yön veren restoranlardan biri olan Noma, uzun süren aranın ardından 5 Ağustos’ta Kopenhag’da yeniden misafirlerini ağırlamaya başladı. Ancak bu kez yalnızca menüsü değil; yönetim yapısı, çalışma kültürü ve geleceğe bakışı da değişiyor. “Noma 3.0” olarak adlandırılan yeni dönem, dünyanın en çok konuşulan restoranlarından birinin kendisini yeniden tanımlama sürecine işaret ediyor.

Yeni liderlik ekibi, farklı operasyon modeli ve “12 mevsim” yaklaşımıyla şekillenecek menü anlayışıyla Noma, yeniden gastronomi dünyasının gündeminde. René Redzepi yaratıcı direktör olarak yoluna devam ederken, günlük mutfak operasyonlarında yeni bir ekip görev alıyor. Modern İskandinav mutfağını mevsimsellik, yerellik ve araştırma odaklı yaklaşımıyla yeniden yorumlayan restoranın bu dönüşü, yalnızca Kopenhag’da değil tüm gastronomi dünyasında merakla takip ediliyor.

Siz de gastronomi dünyasının en önemli restoranlarından birinde başlayan yeni dönemi yakından keşfetmek istiyorsanız, “Noma Kopenhag’da Yeniden Açılıyor: Yeni Dönemde Neler Değişiyor?” yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


16 Ağustos’ta kapanacak Edward Burtynsky sergisini ajandanıza alın.

  • Yer: Borusan Contemporary – Sarıyer
  • Tarih: 20 Eylül 2025 – 16 Ağustos 2026
  • Ziyaret Saatleri: Sadece Cumartesi ve Pazar günleri 10.00 – 19.00, Son Giriş Saati: 18.00
  • Instagram: borusancontemporary
  • Neden gidilmeli? Edward Burtynsky’nin endüstriyel dönüşümü odağına alan büyük ölçekli fotoğraflarını, Türkiye’deki ilk kapsamlı kişisel sergisinde son kez görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Fotoğraf sanatına ilgi duyanlara, çağdaş sanat sergilerini takip edenlere, çevre ve insan ilişkisini ele alan üretimlere ilgi duyanlara ve Borusan Contemporary’nin güncel programını keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.

Görmek için son şans. Borusan Contemporary’de devam eden Edward Burtynsky: Dönüşen Yeryüzü, 16 Ağustos’ta sona eriyor. Perili Köşk’te düzenlenen sergi, Kanadalı sanatçının endüstriyel faaliyetlerin doğa üzerindeki etkisini ele alan büyük ölçekli fotoğraflarını Türkiye’deki ilk kapsamlı kişisel sergisinde bir araya getiriyor.

Petrol sahalarından madenlere, kuruyan nehir yataklarından Türkiye’de çekilen Beypazarı fotoğrafına uzanan seçki, insanın yeryüzünde bıraktığı izleri güçlü bir görsel dille inceliyor. Sergi, yalnızca cumartesi ve pazar günleri Borusan Contemporary’de ziyaret edilebiliyor.

Picnic & Gathering: Afterglow ile 15 Ağustos’ta The Roof at The Ritz-Carlton İstanbul’da Bob Moses Club Set performansını kaçırmayın.

Bob Moses'ın Club Set performansı sırasında, yeşil ve mor ışıklarla aydınlanmış DJ kabininin önünde elleri havada dans eden coşkulu bir kalabalıkla dolu, Afterglow elektronik müzik festivali atmosferi.
  • Neden gidilmeli? Grammy ödüllü Bob Moses’ın Club Set performansını sınırlı katılımlı bir rooftop etkinliğinde izlemek, Beiz.ila, Konuralp ve Nisa’nın performanslarıyla gece boyunca elektronik müziğin ritmini takip etmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Elektronik müzik dinleyicilerine, Bob Moses takipçilerine, rooftop etkinliklerini sevenlere ve yaz sezonunun öne çıkan DJ performanslarını kaçırmak istemeyenlere hitap ediyor.

Yedi yıldır dünyanın farklı müzik kültürlerinden ilham alan organizasyonlara imza atan Picnic & Gathering, yeni etkinlik serisi Afterglow ile ilk kez müzikseverlerle buluşuyor. The Roof at The Ritz-Carlton İstanbul’da gerçekleşecek organizasyon, elektronik müziği şehrin merkezindeki özel bir açık hava buluşmasıyla bir araya getiriyor.

Programın başrolünde Grammy ödüllü elektronik müzik ikilisi Bob Moses, özel Club Set performansıyla sahne alıyor. Beiz.ila, Konuralp ve Nisa da gece boyunca line-up’a eşlik ediyor. Sınırlı kapasiteyle düzenlenen Afterglow, yazın öne çıkan elektronik müzik etkinlikleri arasında yer alıyor.

Color Fest Beach Camp ile 14-16 Ağustos’ta San Diego Beach Şile’de müzik, kamp ve açık hava aktiviteleriyle dolu üç gün geçirin.

Gün batımında, sahilde kurulmuş bir kamp alanında renkli çadırlar, kalabalık bir müzik festivali sahnesi önünde coşkuyla dans eden insanlar ve havaya saçılan renkli toz bulutları ile Color Fest'in canlı atmosferi görülüyor.
  • Neden gidilmeli? Canlı müzik, DJ performansları, Color Fest Boya Savaşı, yoga, açık hava sineması ve kamp aktivitelerini aynı organizasyonda bir arada yaşamak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Kamp yapmayı sevenlere, beach festival atmosferi arayanlara, arkadaş grubuyla hafta sonu kaçamağı planlayanlara ve müzikle açık hava aktivitelerini bir arada isteyenlere hitap ediyor.

Şile’deki San Diego Beach’te düzenlenen Color Fest Beach Camp, iki gece üç gün süren programıyla müzik, spor ve kamp kültürünü aynı çatı altında buluşturuyor. Kendi çadırıyla katılan ziyaretçiler, gün boyunca farklı etkinliklere katılırken akşam saatlerinde canlı müzik ve DJ performanslarıyla eğlenceye devam ediyor.

Programda Color Fest Boya Savaşı, karaoke gecesi, voleybol turnuvası, yoga, ateş başı buluşmaları, şaman dansı ve açık hava sineması yer alıyor. Yaz sezonunun dikkat çeken kamp organizasyonlarından biri olan etkinlik, deniz kenarında hareketli ve sosyal bir hafta sonu geçirmek isteyenlere hitap ediyor.

Blackout Symphony ile 14 Ağustos’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde klasik müziği karanlığın içinde dinleyin.

Karanlık bir fonda, deseniyle dikkat çeken siyah bir göz bandı, arkasından yayılan altın rengi dikey ışık huzmesi ve yatay ses dalgası motifleri arasında konumlanıyor; altında ise zarif altın harflerle BLACKOUT SYMPHONY başlığı, görme duyusunun karartıldığı zengin bir senfoni deneyimini vurguluyor.
  • Neden gidilmeli? Işıkların tamamen kapandığı sahnede yaylı çalgılar, piyano ve soprano performansını görsel unsurlardan bağımsız olarak yalnızca müziğe odaklanarak dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzik dinleyicilerine, farklı konser formatlarını keşfetmek isteyenlere, oda müziğine ilgi duyanlara ve duyulara odaklanan performanslardan hoşlananlara hitap ediyor.

Blackout Symphony, ışığın tamamen ortadan kalktığı özel sahne düzeniyle klasik müziği farklı bir dinleme biçimiyle buluşturuyor. İki keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, piyano ve soprano yorumundan oluşan topluluk, müziğin her ayrıntısını daha yakından hissettirmeyi amaçlayan bir konser sunuyor.

Sahnede Aylin İdil İrey, Serra Demiray, Aslı Elif Özer, Alim Ardacan Ekmekçi, Senanur Bayrak, Şamhal İsmail ve Betül Memik Görgülü yer alıyor. Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde gerçekleşecek performans, klasik müziği alışılmış konser düzeninin dışında dinlemek isteyenler için dikkat çekici bir alternatif.

İstanbul Kitapçısı Terasta Sinema ile 14 Ağustos’ta Bulutsuzluk Özlemi’nin 40. yılına özel Yaşamaya Mecbursun gösterimini izleyin.

İstanbul Kitapçısı Kadıköy terasında, gün batımının turuncu tonları altında, deniz manzarası eşliğinde ışıklarla süslenmiş bir açık hava sinema gösteriminde, çok sayıda kişi rahat koltuk ve masalarda oturmuş büyük bir ekranda siyah beyaz bir filmi keyifle izliyor.
  • Neden gidilmeli? Bulutsuzluk Özlemi’nin 40. yılına özel hazırlanan Yaşamaya Mecbursun gösterimini açık havada ve deniz manzarası eşliğinde izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Açık hava sinemalarını sevenlere, müzik belgesellerine ilgi duyanlara, Bulutsuzluk Özlemi dinleyicilerine ve yaz akşamlarını kültür etkinlikleriyle değerlendirmek isteyenlere hitap ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından düzenlenen İstanbul Kitapçısı Terasta Sinema programı, yaz boyunca İstanbul Kitapçısı Kadıköy’ün terasında sinemaseverleri ağırlıyor. Deniz manzarasında gerçekleşen gösterimlerde klasik ve çağdaş yapımların yanı sıra özel seçkiler de izleyiciyle buluşuyor.

14 Ağustos programında, Bulutsuzluk Özlemi’nin 40. yılına özel hazırlanan Yaşamaya Mecbursun gösterimi yer alıyor. Etkinliğe katılım için Radar Türkiye uygulaması üzerinden ücretsiz kayıt yaptırılması gerekiyor.

Wings ile Müzede Yoga etkinliğiyle 12 Ağustos’ta Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras’ta güne yoga ve meditasyonla başlayın.

Boğaz'ın muhteşem manzarasına karşı, Sakıp Sabancı Müzesi'nin yeşil bahçesinde, yüzlerce kişi rengarenk yoga matları üzerinde rahatlama ve denge arayışıyla açık hava yoga etkinliğine katılmış durumda.
  • Neden gidilmeli? Sakıp Sabancı Müzesi’nin Fıstıklı Teras’ında yoga ve meditasyonu açık havada bir araya getirerek güne keyifli bir başlangıç yapmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Yoga yapanlara, açık hava wellness etkinliklerini sevenlere, hafta içi sabahlarını hareketle değerlendirmek isteyenlere ve kültür-sanat mekânlarında düzenlenen etkinliklere ilgi duyanlara hitap ediyor.

Sakıp Sabancı Müzesi ile Cihangir Yoga iş birliğinde on yılı aşkın süredir düzenlenen Wings ile Müzede Yoga, yaz boyunca her çarşamba sabahı katılımcıları Fıstıklı Teras’ta buluşturuyor. Yoga ve meditasyon seansları, müzenin açık hava atmosferinde güne enerjik bir başlangıç yapma fırsatı sunuyor.

29 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında devam eden programda tek ders, aylık ve üç aylık katılım seçenekleri bulunuyor. Wings kart sahipleri ise etkinlikten %15 indirim avantajıyla yararlanabiliyor.

3 Dalda Goodreads Okur Ödülleri finalisti Muhabbet‘i okuyun.

Virginia Evans'ın Muhabbet adlı romanının kapağında, tahta bir çit üzerinde karşılıklı duran iki kızılgerdan kuşu yer alıyor; bu Goodreads Okur Ödülleri finalisti ve New York Times çoksatanı kitap, okuma listeleri için ilgi çekici bir öneri sunuyor.

Yazarın sıcak ve samimi anlatımıyla hayat bulan Muhabbet, dostluk, aile bağları, aşk ve gündelik yaşamın küçük ama unutulmaz anlarını merkeze alan etkileyici bir roman. Mizah ile duygusallığı dengeli bir şekilde harmanlayan eser, karakterlerinin iç dünyasını incelikle işlerken okuru hem düşündürüyor hem de gülümsetiyor.

Akıcı dili ve güçlü karakterleriyle öne çıkan Muhabbet, sıradan görünen hayatların içinde saklı büyük hikâyeleri keşfe çıkıyor. İnsan ilişkilerine dair tanıdık hisleri, kayıpları, umutları ve yeniden başlamanın mümkün olduğunu hatırlatan roman, her sayfasında okuruyla güçlü bir bağ kuruyor.

2026 Goodreads Okur Ödülleri’nde üç farklı kategoride finale kalan Muhabbet, geniş okur kitlesinden gördüğü ilgiyle yılın en çok konuşulan kitaplarından biri olmayı başardı. Sıcak, duygu yüklü ve karakter odaklı romanlardan hoşlananlar için kaçırılmaması gereken eserlerden biri.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Gri dalgalı saçlı, gözlüklü yaşlı bir kadın, arabanın ön yolcu koltuğunda oturmuş, sürücüye doğru dikkatle bakarken, sağ tarafta sakallı, uzun saçlı sürücü direksiyon başında sağa dönmüş; bu yakından çekim film sahnesi, içten bir sohbetin veya gerilimli bir durumun başlangıcını düşündürüyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: O da Bir Şey mi

Adana Film Festivali’nden sekiz ödülle dönen Pelin Esmer imzalı O da Bir Şey mi, Söke’de yolları kesişen yönetmen Levent ile otel çalışanı Aliye’nin hikâyesini anlatıyor. Timuçin Esen ve Merve Asya Özgür’ü buluşturan film, gerçekle kurgu arasındaki sınırları incelikle sorgularken hikâye anlatmanın iyileştirici gücünü beyaz perdeye taşıyor. Filmi Prime Video’da izleyebilirsiniz.


Haftanın Önerileri: 3 Ağustos – 9 Ağustos 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Ruins Luxury Resort’ta, Michelin yıldızlı şef Paco Roncero’nun hazırladığı özel tadım menüsüyle unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşayın.

Deniz kenarındaki taş mimarili lüks bir tesiste, güneşin parladığı dingin denize nazır uzun bir yüzme havuzu, şezlonglar, şemsiyeler, açık hava yemek masaları ve yemyeşil ağaçlarla çevrili geniş teras alanı, huzurlu bir tatil atmosferi sunuyor.
Alacakaranlıkta çekilmiş bu büyüleyici görselde, eski bir yapıyı andıran taş duvarlı, kemerli pencereleri ve çatısındaki beşik tonozlarıyla dikkat çeken restore edilmiş bir otel veya konaklama yeri, önündeki sakin yüzme havuzuna yansıyarak adeta bir rüya atmosferi sunuyor; havuz kenarındaki şezlonglarda dinlenen ve dış mekanda akşam yemeği yiyen misafirlerle dolu bu huzurlu ortam, sıcak ışıklandırmasıyla göz alıcı bir davet sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? İki Michelin yıldızlı şef Paco Roncero’nun imza tadım menüsünü deneyimlemek, çağdaş İspanyol mutfağını yaratıcı yorumlarla keşfetmek ve Bodrum’da sınırlı süreyle gerçekleşen prestijli bir gastronomi etkinliğine katılmak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Fine dining deneyimlerini takip eden gastronomi tutkunlarına, Michelin yıldızlı şeflerin mutfağını deneyimlemek isteyenlere, özel tadım menülerine ilgi duyanlara ve Bodrum’da seçkin gastronomi etkinlikleri arayanlara.
  • En Doğru Zaman Ne? 7-8-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek bu özel gastronomi etkinliği boyunca. Özellikle Michelin yıldızlı bir şefin imza menüsünü sınırlı süreyle deneyimlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

Bodrum’da gastronomi deneyimini farklı bir seviyeye taşıyan Ruins Luxury Resort, 7-8-9 Ağustos tarihlerinde modern İspanyol mutfağının öncü isimlerinden, iki Michelin yıldızlı şef Paco Roncero‘yu ağırlıyor. Sözen Hospitality ve Gastromasa iş birliğiyle gerçekleşecek bu özel etkinlikte, Roncero’nun Miraj Restaurant için hazırladığı altı course’luk tadım menüsü gastronomi tutkunlarıyla buluşacak.

Madrid’deki Paco Roncero Restaurante ile iki Michelin yıldızına sahip olan ve İspanya Kraliyet Gastronomi Akademisi tarafından Ulusal Gastronomi Ödülü’ne layık görülen Paco Roncero, geleneksel İspanyol mutfağını çağdaş teknikler ve yaratıcı sunumlarla yeniden yorumlayan yaklaşımıyla tanınıyor. Gastronomiyi yalnızca lezzet odaklı değil; görsel, işitsel ve duyusal unsurlarla bütünleşen çok katmanlı bir deneyime dönüştüren şef, aynı zamanda gastronomi dünyasının dikkat çeken projelerinden Sublimotion‘ın da yaratıcısı.

Ruins Luxury Resort’taki bu özel buluşmada misafirler, Miraj Restaurant’ta sunulacak altı course’tan oluşan özel tadım menüsüyle Paco Roncero’nun çağdaş İspanyol mutfağına getirdiği özgün yorumu deneyimleme fırsatı yakalayacak. Her course, şefin yaratıcı vizyonunu ve ürün odaklı mutfak anlayışını yansıtan özel bir gastronomi anlatısı sunuyor.

Dünyaca ünlü COYA’nın imza lezzetleri ve kokteylleriyle buluşmak için rotanızı Fenix Bodrum’a çevirin.

Koyu renkli, yansımalı bir yüzey üzerinde konumlandırılmış, pembe tonlarında düzensiz şekilli bir Himalaya tuz bloğu üzerinde, dört adet özenle hazırlanmış, ince kıyılmış et tartarından oluşan, üzerleri siyah havyar ve altın varak ile süslenmiş küçük kanepeler zarifçe sergileniyor.
Gece vakti, tuğla kemerli bir geçitten bakılan bu şık mekanda, zemini aydınlatan modern kafes lambaları, yemyeşil bitki örtüsü ve uzakta görünen sıra dışı şemsiye şeklindeki ışıklandırmalarla davetkar ve sıcak bir atmosfer oluşturulmuş.
  • Neden Gitmeli? Dünyanın en tanınan yaşam stili ve gastronomi markalarından biri olan COYA’yı Türkiye’de ilk kez deneyimleme fırsatı sunuyor. Peru mutfağından ilham alan imza ceviche ve tiraditolar, kömür ateşinde hazırlanan tabaklar, ödüllü kokteyller ve DJ performanslarıyla gastronomiyi müzik ve atmosferle buluşturan bütünsel bir deneyim vadediyor.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Yeni gastronomi deneyimleri keşfetmeyi sevenlere, Latin Amerika mutfağına ilgi duyanlara, Bodrum’da farklı bir pop-up deneyimi yaşamak isteyenlere ve dünya çapında ses getiren restoran markalarını yakından deneyimlemeyi tercih edenlere hitap ediyor.
  • En Doğru Zaman Ne? COYA deneyimini gün batımından itibaren yaşamak, hem imza kokteyllerini hem de DJ performanslarıyla öne çıkan akşam atmosferini deneyimlemek için ideal.

Londra’dan Bodrum’a uzanan dünyaca ünlü gastronomi markası COYA, sınırlı süreli pop-up deneyimiyle bu yaz ilk kez Türkiye’de gastronomi tutkunlarıyla buluşuyor.

Londra’da doğan ve bugün Dubai, Monako, Marbella, İbiza, Barselona, Doha ve Riyad gibi dünyanın önde gelen destinasyonlarında hizmet veren COYA, 5-16 Ağustos tarihleri arasında Fenix Bodrum’da misafirlerini ağırlayacak. Yapı Kredi Crystal iş birliğiyle hayata geçirilen bu özel deneyim, markanın Peru kökenli çağdaş Latin Amerika mutfağını, ödüllü kokteyllerini ve enerjik atmosferini ilk kez Türkiye’ye taşıyor.

Fenix Bodrum‘un eşsiz atmosferinde gerçekleşecek bu pop-up deneyim boyunca misafirler, COYA’nın dünya çapında tanınan gastronomi anlayışını, gün batımından geceye uzanan DJ performanslarını ve Latin Amerika’dan ilham alan yaşam stili yaklaşımını keşfetme fırsatı yakalayacak. Sadece 12 gün sürecek bu buluşma, Bodrum yazının en dikkat çekici gastronomi etkinliklerinden biri olmaya hazırlanıyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


Nice’in tarihi merkezinde, 17. yüzyıldan dönüştürülen Hôtel du Couvent’ta zamansız bir lüks deneyimi yaşayın.

Yeşil masa örtüsü üzerinde parlak güneş ışığı altında duran beyaz bir tabakta, taze kırmızı ve sarı domates dilimlerinin, koyu renkli baklaların ve yeşil fesleğen yapraklarının zeytinyağı ile harmanlandığı, çekici ve doyurucu bir Akdeniz salatası iştah açıcı bir şekilde sergileniyor.
Yeşil ağaçlar ve gür bitki örtüsü arasından görülen bu geniş şehir manzarasında, kiremit çatılı binalar ve arka planda dağlarla çevrili sisli bir şehir silueti uzanırken, özellikle kemerli pencereleri ve zemin katındaki kemerli girişleriyle dikkat çeken zarif bir eski manastır binası veya benzeri tarihi bir yapı öne çıkıyor.
Manastır yaşamının huzurlu atmosferini yansıtan bu odada, ahşap başlık ve beyaz nevresimli sade bir yatak, yanında beyaz abajurlu bir komodin lambası, kiremit rengi panelli ve beyaz çerçeveli bir paravan ile terakota zeminde duran koyu renkli ahşap bir dolap göze çarpıyor.
  • Neden Gidilmeli? 17. yüzyıldan günümüze uzanan tarihi bir manastırda konaklamak, Roma hamamlarından ilham alan wellness deneyimini yaşamak ve Nice’in tarihi merkezinde doğa, gastronomi ve mimariyi bir araya getiren özgün bir otel keşfetmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Tarihî yapılarda konaklamayı sevenlere, tasarım otellerine ilgi duyanlara, wellness odaklı bir tatil planlayanlara, gastronomi tutkunlarına ve Fransız Rivierası’nı farklı bir perspektiften deneyimlemek isteyenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? İlkbahar ve sonbahar ayları, bahçelerin ve açık alanların keyfini çıkarmak için en ideal dönem. Yaz aylarında ise Nice’in hareketli atmosferini deneyimlerken otelin sakin avluları ve bahçeleri huzurlu bir kaçış sunuyor.

Eski Nice’in dar sokakları arasında konumlanan Hôtel du Couvent, 1604 yılında Clarisse rahibeleri için inşa edilen tarihi bir manastırın özenle restore edilmesiyle hayat bulan özgün bir yaşam alanı. Geçmişin ruhunu koruyan mimarisi; taş avluları, Akdeniz’e bakan bahçeleri ve sade tasarım anlayışıyla birleştirerek Fransız Rivierası’nda alışılmış lüks otel anlayışına farklı bir yorum getiriyor. 88 oda ve süitten oluşan otel, tarihî dokuyu modern konforla buluştururken misafirlerine dinginlik odaklı bir konaklama sunuyor.

Otelin deneyimi yalnızca konaklamayla sınırlı kalmıyor. Roma hamamlarından ilham alan spa alanı, hareket stüdyosu, kendi fırını, şifalı bitkiler bahçesi, doğal ürünlerle hazırlanan restoranları ve otelin çiftliğinden gelen mevsimsel ürünlerle şekillenen mutfağı dikkat çekiyor. Le 1604, La Guinguette, Le Bistrot des Serruriers ve avluda konumlanan barıyla günün farklı anlarına eşlik eden Hôtel du Couvent, Old Town’ın canlı atmosferine birkaç adım uzaklıkta olmasına rağmen sakinliğiyle öne çıkıyor.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Bağ bozumu dönemi yaklaşırken, Türkiye’nin en keyifli bağ otellerini keşfetmeye ne dersiniz?

Geniş üzüm bağlarının arasında, geleneksel mimariye sahip bir yapının yemyeşil ağaçlar ve arkasındaki heybetli dağlarla çevrili olduğu bu manzara, bir bağ otelinin sakin ve doğal güzelliğini yansıtıyor.

Bağların arasında yavaşlayan zaman, özenle hazırlanan şaraplar ve doğayla iç içe lüks konaklama deneyimi… Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılan bağ otelleri; gurme mutfakları, butik atmosferleri ve bağbozumu ruhunu yaşatan deneyimleriyle şehirden uzaklaşmak isteyenler için benzersiz bir kaçış sunuyor. Urla’dan Trakya’ya, Kayseri’den Çanakkale’ye uzanan bu seçki; şarap kültürü, sürdürülebilir gastronomi ve doğayla bütünleşen konaklama anlayışını bir araya getiriyor.

Siz de rotanızı bağların huzurlu atmosferine çevirmeyi planlıyorsanız, Türkiye’nin En Keyifli Bağ Otelleri yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.

Urla’nın üzüm bağları arasında, KeyUrla’nın mimari ve gastronomiyi buluşturan dünyasında konaklayın.

Doğal ahşap panelli bir duvar ve eğimli tavana sahip modern bir yatak odasında, zeytin yeşili yastıklar ve bej bir örtüyle düzenlenmiş büyük bir yatak, üzerinde gri tonlarda soyut bir tablo, başucunda şık lambalar, kahverengi deri koltuk ve saksı bitkisiyle Urla'nın huzurlu atmosferini yansıtan konforlu bir iç mekan.
Urla'nın doğal güzellikleri içinde yükselen, modern mimariye sahip, yerel taşlarla kaplı bu iki katlı konut, balkonu ve dairesel penceresiyle dikkat çekerken, çam ağaçlarının gölgesinde huzurlu bir yaşam alanı sunuyor.
Urla'nın huzurlu atmosferini yansıtan bu modern oturma odasında, yanan şömineli taş duvar, zarif bej bir kanepe, ahşap orta sehpa, doğal ışık alan pencereler ve tavandan sarkan renkli avizelerle konforlu bir yaşam alanı sunulmaktadır.
  • Neden Gidilmeli? Urla’nın bağları arasında doğayla bütünleşen villalarda konaklamak, An Urla’nın mevsimsel fine dining deneyimini keşfetmek ve bağ yürüyüşlerinden spa ritüellerine uzanan bütüncül bir kaçış yaşamak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Bağ otellerini sevenlere, gastronomi odaklı seyahat planlayanlara, doğayla iç içe lüks bir konaklama arayanlara, wellness deneyimlerine ilgi duyanlara ve sakin bir Ege kaçamağı yapmak isteyenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? İlkbahar ve sonbahar ayları, Urla’nın bağlarını ve doğasını en keyifli hâliyle deneyimlemek için ideal dönem. Özellikle bağ bozumu sezonunda, şarap tadımları ve bağ deneyimleriyle bölgenin atmosferi çok daha özel bir hâl alıyor.

Urla Bağ Yolu üzerinde konumlanan KeyUrla, bağların ve çam ormanlarının arasında, doğayla uyumlu mimarisiyle öne çıkan lüks bir butik otel. Han Tümertekin imzasını taşıyan proje, coğrafyanın doğal dokusunu koruyan yaklaşımıyla klasik otel anlayışının ötesine geçiyor. Bağ manzarasına açılan 24 villa, modern tasarımı sanat eserleriyle buluştururken, özel havuzlu ve bahçeli seçenekleriyle sakin ve konforlu bir kaçış sunuyor.

KeyUrla’nın gastronomi deneyiminin merkezinde ise mevsimsellik ve yerel üretim yer alıyor. An Urla, Seray Öztürk danışmanlığında hazırlanan rafine menüsüyle bölgenin ürünlerini modern bir yorumla sofraya taşıyor. Wellness alanı UVA Spa, üzüm çekirdeği yağları ve aromatik bitkilerle hazırlanan bakım ritüelleriyle dikkat çekerken; bağ yürüyüşleri, şarap tadımları, yoga seansları ve atölyeler konaklamayı bütüncül bir deneyime dönüştürüyor.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Premium Concert Series: Candle Experience ile 8 Ağustos’ta Kırım Anglikan Kilisesi’nde mum ışığı eşliğinde klasik müzik dinleyin.

Sveti Stefan Kilisesi'nin görkemli iç mekanında, yüzlerce mumun yaydığı sıcak ve loş ışıklar altında, tarihi atmosferi ve özel bir konser deneyimini vurgulayan, seyirci koltuklarının ve sahne alanının özenle düzenlendiği etkileyici bir görüntü.
  • Neden gidilmeli? Tarihi bir kilisenin etkileyici akustiğinde, yüzlerce mumla aydınlatılan atmosferde canlı klasik müzik konseri izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzik dinleyicilerine, tarihi mekânlarda düzenlenen kültür etkinliklerini takip edenlere, farklı konser atmosferleri arayanlara ve İstanbul’un özel performanslarına ilgi duyanlara hitap ediyor.

Premium Concert Series, klasik müziği İstanbul’un tarihi yapılarıyla buluşturan konser serisine Candle Experience ile devam ediyor. Kırım Anglikan Kilisesi’nde gerçekleşecek performans, mum ışığıyla aydınlatılan sahnesi ve tarihi atmosferiyle izleyicilere etkileyici bir akşam sunuyor.

Gotik mimarisi, vitray pencereleri ve 19. yüzyıldan günümüze ulaşan tarihi orguyla öne çıkan Kırım Anglikan Kilisesi, konserin atmosferini tamamlayan en önemli unsurlardan biri oluyor. İki farklı seansta gerçekleşecek etkinlik, klasik müziği tarihi bir mekânda dinlemek isteyenler için yaz sezonunun dikkat çeken konserleri arasında yer alıyor.

Nocturne at DeCamondo ile 8 Ağustos’ta Adahan DeCamondo Pera’da Bosphorus String Quartet’ın canlı performansını dinleyin.

Adahan DeCamondo Pera'nın tarihi ve şık iç mekanında, Bosphorus String Quartet'in dört üyesi, keman, viyola ve çellolarıyla zarif siyah kostümleri içinde oturarak Nocturne at DeCamondo etkinliğindeki klasik müzik performansları için poz veriyor.
  • Neden gidilmeli? Pera’nın tarihi atmosferinde Bosphorus String Quartet’ın canlı klasik müzik performansını dinleyerek hafta sonuna keyifli bir başlangıç yapmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik müzik dinleyicilerine, butik konserleri sevenlere, Pera’daki kültür etkinliklerini takip edenlere ve canlı müzik eşliğinde sakin bir akşam geçirmek isteyenlere hitap ediyor.

Adahan DeCamondo Pera’da her cumartesi düzenlenen Nocturne at DeCamondo, klasik müziği tarihi Pera atmosferiyle buluşturuyor. Bosphorus String Quartet’ın canlı performansıyla gerçekleşen program, yaylı çalgıların eşlik ettiği seçkin repertuvarıyla müzikseverleri ağırlıyor.

Rezervasyonla katılım sağlanan etkinlik, samimi atmosferi ve düzenli konser programıyla hafta sonunu canlı müzikle değerlendirmek isteyenler için ideal. Rezervasyon için 0 501 705 85 31 numaralı telefon üzerinden iletişime geçilebiliyor.

Derinden Gelen Sesler Konserleri ile 7-8 Ağustos’ta Şerefiye Sarnıcı’nın tarihi atmosferinde canlı müzikle buluşun.

Şerefiye Sarnıcı'nın derinliklerinde, zarif sütunların ve tuğla kemerlerin loş ışıklarla aydınlatıldığı, su yansımalarıyla zenginleşen tarihî atmosferinde Derinden Gelen Sesler konser serisine ev sahipliği yapan ahşap bir platform görünüyor.
  • Neden gidilmeli? Şerefiye Sarnıcı’nın etkileyici akustiğinde iki farklı akşamda gerçekleşecek canlı performansları tarihi bir atmosferde dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Akustik konserleri ve vokal performanslarını sevenlere, tarihi mekânlarda düzenlenen kültür etkinliklerini takip edenlere ve İstanbul’da farklı konserler arayan müzikseverlere hitap ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından düzenlenen Derinden Gelen Sesler konser serisi, Şerefiye Sarnıcı’nın tarihi dokusunu canlı müzikle buluşturuyor. Barok müzikten operaya, klasik Türk musikisinden akustik performanslara uzanan program, yaz boyunca farklı sanatçıları ağırlıyor.

7 Ağustos’ta Ezgi Barhan, Suyun Sesine Karışan Şarkılar konseriyle sahne alırken, 8 Ağustos’ta Doa, Sarnıçta Akustik Bir Akşam performansıyla dinleyicilerle buluşuyor. Tarihi atmosferi ve benzersiz akustiğiyle Şerefiye Sarnıcı, bu iki konser için İstanbul’un en özel müzik duraklarından. Konserlerin biletleri 900 TL’den satışa sunuluyor. Biletler, müze girişindeki kiosklardan temin edilebiliyor.

Seçkin Pirim’in “Dün ile Bugün” sergisini 31 Ağustos’a kadar Şerefiye Sarnıcı’nda ziyaret edin.

Antik bir Bizans sarnıcının loş atmosferinde yükselen görkemli taş sütunlar arasında, Seçkin Pirim'in parlak kırmızı ışıklı, modern soyut heykelleri, geçmişin derinliğiyle bugünün sanat anlayışını bir araya getirerek dün ile bugün arasındaki çarpıcı bir tezatlığı ve uyumu sergiliyor.
  • Neden gidilmeli? Seçkin Pirim’in neominimalist eserlerini, Şerefiye Sarnıcı’nın 1600 yıllık tarihi atmosferi ve etkileyici mimarisi içinde keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Çağdaş sanatı takip edenlere, Seçkin Pirim’in üretimlerine ilgi duyanlara, tarihi mekânlarda düzenlenen sergileri sevenlere ve İstanbul’daki güncel sanat etkinliklerini keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’ye bağlı Şerefiye Sarnıcı, çağdaş sanatın önemli isimlerinden Seçkin Pirim‘in “Dün ile Bugün” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sarnıcın içinde ve önünde konumlanan eserler, ışık, su ve yansımalarla sürekli değişen görünümleriyle tarihi mekânla güçlü bir bağ kuruyor.

Pirim’in tekrar eden ve katmanlanan formlar üzerine kurulu yapıtları; düzen, dönüşüm ve kırılganlık kavramlarını odağına alırken, insanın özüne dönüşü ve yenilenme temalarını da ele alıyor. Tarihsel mimari ile çağdaş sanatı buluşturan sergi, 31 Ağustos’a kadar Şerefiye Sarnıcı’nda görülebilir.

Kız Kıza Padel Pilates Brunch ile 9 Ağustos’ta Casa Kilyos Padel Club’da sporu ve keyifli bir brunch buluşmasını bir araya getirin.

Pembe kortta, çevresi yeşil bitkiler ve çiçeklerle süslü zarif bahçelerle çevrili bir alanda, dört kadın yoga matları üzerinde pilates yaparken, ortada belirgin beyaz harflerle Padel Pilates Brunch yazan, Casa Kilyos'taki kadınlara özel bu etkinliğin neşeli ve hareketli atmosferini yansıtan yukarıdan çekilmiş bir görüntü.
  • Neden gidilmeli? Mat pilates, padel eğitimi, takımlı maçlar ve brunch’tan oluşan programla güne hareketli ve sosyal bir başlangıç yapmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Padel sporunu keşfetmek isteyen kadınlara, pilates yapanlara, açık hava spor etkinliklerini sevenlere ve arkadaşlarıyla keyifli bir hafta sonu planlayanlara hitap ediyor.

Casa Kilyos Padel Club’da gerçekleşen etkinlik, kortta mat pilates seansıyla başlıyor. Ardından düzenlenen Pink Padel konseptli brunch, katılımcıları bir araya getirirken program mini padel eğitimi ve takımlı maçlarla devam ediyor.

Katılımcılar hem padel sporunu yakından tanıma fırsatı buluyor hem de gün boyunca eğlenceli aktivitelerle vakit geçiriyor. Pink & White dress code’u ile düzenlenen etkinlik, spor ve sosyal buluşmaları bir araya getiren yaz organizasyonlarından biri.

SaatProgram
08.00–09.00Kortta Mat Pilates
09.00–10.00Pink Padel konseptli brunch
10.00–11.00Mini Padel Eğitimi
11.00–12.00Takımlı Maçlar

Paint in the Dark – Karanlıkta Resim ile 8-9 Ağustos’ta İstanbul Diyalog Müzesi’nde neon ışıklar altında kendi tablonuzu yaratın.

Karanlık bir stüdyoda mor tonlu neon ışıklar altında, bir kişi Diyalog Müzesi'ndeki Paint in the Dark atölyesinde şövaledeki tuvale canlı floresan boyalarla soyut desenler çizerek yaratıcılığını özgürce ifade ediyor.
  • Neden gidilmeli? Floresan boyalar ve neon ışıklar eşliğinde klasik resim atölyelerinden farklı, yaratıcılığı öne çıkaran eğlenceli bir sanat etkinliğine katılmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Sanat atölyelerini sevenlere, arkadaşlarıyla farklı bir etkinlik arayanlara, resim yapmayı denemek isteyenlere ve yaratıcı aktivitelerden hoşlananlara hitap ediyor.

İstanbul Diyalog Müzesi’nde düzenlenen Paint in the Dark, katılımcıları karanlık bir ortamda neon ışıklar ve floresan boyalar eşliğinde resim yapmaya davet ediyor. Herhangi bir resim deneyimi gerektirmeyen atölye, katılımcılara özgürce üretme ve kendi eserlerini oluşturma fırsatı sunuyor.

Işık ve renklerin öne çıktığı atmosferiyle dikkat çeken etkinlik, bireysel katılımların yanı sıra arkadaş grupları için de keyifli bir alternatif. Paint in the Dark, sanatla eğlenceyi buluşturan sıra dışı bir hafta sonu etkinliği olarak öne çıkıyor.

2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti Geriye Kalan Kadın’ı okuyun.

Rene Karabash'ın Geriyə Kalan Kadın adlı kitabının kapağı; yaşları farklı, kimisi çocuk, kimisi yaşlı üç kadının siyah beyaz portre parçalarını, karlı bir dağı ve mavi desenli bir paneli bir araya getiren etkileyici bir kolaj sunarak, hayatın farklı evrelerinden ve kalıcı izlerinden bahseden derin bir hikayeye işaret ediyor.

Bulgar yazar Rene Karabash, bu sarsıcı romanında okuru Arnavutluk’un dağ köylerinde yüzyıllardır süregelen “yeminli bakire” geleneğinin içine davet ediyor. Zorla evlendirilmemek için kadın kimliğinden vazgeçerek erkek olarak yaşamayı seçen Bekià’nın hikâyesi; kimlik, özgürlük, beden ve aidiyet kavramlarını şiirsel ama çarpıcı bir anlatımla sorguluyor.

Parçalı anlatısı ve güçlü atmosferiyle öne çıkan Geriye Kalan Kadın, yalnızca toplumsal cinsiyet rollerine değil, geleneklerin birey üzerindeki yıkıcı etkisine de odaklanıyor. Masalsı bir dille ilerleyen roman, hafıza, aşk ve kayıp temalarını iç içe geçirirken okuru uzun süre etkisinden çıkamayacağı bir yolculuğa çıkarıyor.

2026 Uluslararası Booker Ödülü kısa listesinde yer alan roman, eleştirmenler tarafından yılın en güçlü çevri edebiyat eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Kimlik ve özgürlük üzerine düşündüren, kısa hacmine rağmen yoğun bir okuma deneyimi sunan bu eser, çağdaş dünya edebiyatının dikkat çeken romanları arasında yer alıyor.

Conrad İstanbul Bosphorus Açık Hava Sineması’nda Eat, Pray, Love gösterimini izleyin.

Conrad İstanbul Bosphorus'un Aura Garden'ındaki açık hava sinemasında, Boğaz'ın ve uzakta Kız Kulesi'nin görüldüğü yemyeşil ağaçlarla çevrili terasta beyaz bir perde önünde film izlemek için düzenlenmiş çok sayıda sandalye ve şezlong yer alıyor.
  • Neden gidilmeli? Boğaz’a yakın, yemyeşil bir bahçe atmosferinde klasikleşmiş bir filmi yıldızların altında izleme deneyimi sunan etkinlik; yaz akşamlarını sıradan bir sinema seansının ötesine taşıyor. Romantik atmosferi ve merkezi konumuyla hem keyifli bir kaçamak hem de farklı bir şehir deneyimi vadediyor.
  • Kimlere hitap ediyor? Açık hava sineması deneyimini sevenlere, romantik filmlerden hoşlananlara, arkadaşlarıyla veya partneriyle farklı bir yaz akşamı planlamak isteyenlere ve İstanbul’da şehirden uzaklaşmadan butik etkinlikler keşfetmeyi seven sinemaseverlere hitap ediyor.

8 Ağustos’ta Conrad İstanbul Bosphorus’un Aura Garden’ında gerçekleşecek açık hava gösteriminde, Julia Roberts’ın başrolünde yer aldığı Eat, Pray, Love yıldızların altında sinemaseverlerle buluşuyor. Şehrin merkezinde, Boğaz’a yakın konumuyla öne çıkan Aura Garden, yaz akşamlarına nostaljik bir açık hava sineması deneyimi katıyor.

Zarif bahçe atmosferinde düzenlenen etkinlik, açık havada film izlemenin keyfini sosyal bir yaz buluşmasına dönüştürüyor. Şehirden uzaklaşmadan farklı bir akşam planı yapmak isteyenler için Conrad İstanbul Bosphorus’un ev sahipliğinde gerçekleşen gösterimler, sinema tutkunlarına yazın en keyifli etkinliklerinden birini sunuyor.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Mavi ışıklarla aydınlatılmış bir sahnede, enerjisiyle gülümseyen Paul Rudd sol tarafta dururken, sağda düşünceli bir ifadeyle alnına dokunan Nick Jonas, enstrümanlar ve mikrofon önünde izleyicilerle buluşarak sinema ve müzik dünyasından keyifli bir sahne sunuyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Hayatımın Şarkısı (Power Ballad)

24 Temmuz’da vizyona giren, John Carney’nin sıcak ve müzik dolu yeni filmi “Hayatımın Şarkısı”, yıllar önce yarım kalan bir bestenin beklenmedik şekilde dünya çapında hit olmasının ardından geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir müzisyenin hikâyesini anlatıyor. Paul Rudd ve Nick Jonas’ı buluşturan film, müziğin kuşaklar arasında kurduğu bağı samimi ve keyifli bir dille beyaz perdeye taşıyor.


Haftanın Önerileri: 27 Temmuz – 2 Ağustos 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Sokak sushi konseptini İstanbul’a taşıyan Suimaki’de, Push-Pop sunumlarıyla hazırlanan yenilikçi sushi deneyimini keşfedin.

Parlak metal bir yüzey üzerinde, üzeri siyah beneklerle kaplı ve beyaz iç dolgulu altı adet maki rulo suşi, dikdörtgen seramik bir tabakta servis ediliyor; yanında turşu zencefil, wasabi, küçük bir porselen sos tabağında soya sosu, koyu renkli küçük bir demlik ve zarif ahşap çubuklar, Nişantaşı'ndaki Suimaki'nin şık sunumunu ve minimalist ambiyansını vurguluyor.
Dikey çekimde, Suimaki Nişantaşı'nın modern, koyu renkli dış cephesi ve turuncu tabelası net bir şekilde görülürken, açık kapıdan içeride yemek hazırlayan bir şef ile üst kat penceresinden dışarıya bakan bir kişi fark ediliyor.
  • Neden Gidilmeli? Klasik sushi deneyimine farklı bir yorum getiren Push-Pop sunumlarını denemek, sosyal medyada ilgi gören sokak sushi konseptini İstanbul’da deneyimlemek ve hızlı ama kaliteli bir sushi molası vermek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Sushi tutkunlarına, yeni lezzet trendlerini takip edenlere, pratik ama özenli bir öğün arayanlara ve al-götür konseptini tercih eden şehir yaşamına uyumlu lezzet avcılarına.
  • En Doğru Zaman Ne? Öğle arasında hızlı bir mola vermek veya akşamüstü hafif bir öğün tercih etmek için ideal. Günün her saatinde taze hazırlanan roll’ları deneyimleyebilirsiniz.

Teşvikiye’de hizmet veren Suimaki, klasik sushi deneyimine modern ve eğlenceli bir yorum getiriyor. “Sushiyi sokağa taşıyoruz” mottosuyla yola çıkan marka, sosyal medyada ilgi gören global sushi trendlerini İstanbul’a uyarlarken, özellikle Push-Pop adı verilen silindir kutulu sunumlarıyla fark yaratıyor. Minimal tasarımı, hızlı servisi ve pratik konseptiyle uzun bir restoran deneyiminden çok şehir temposuna uyum sağlayan keyifli bir sushi molası sunuyor.

Klasik roll çeşitlerinin yanı sıra Push-Pop sushi serisi, Truffle Ebi Roll, California Roll, Karides Tempura ve şef seçkileriyle zenginleşen menü, hem ilk kez deneyenlere hem de sushi tutkunlarına hitap ediyor. Al-götür konseptine uygun yapısıyla günün her saatinde pratik ve lezzetli bir alternatif arayanların uğrak noktalarından biri.

Seul çıkışlı kahve kültürünü Paris’e taşıyan Oats Coffee’de, modern Kore kahve anlayışıyla tanışın.

Oats yazılı şeffaf bardakta, soğuk yulaf sütü ve yoğun kahve katmanlarının üzerine bir elin kaşıkla kalın beyaz köpük eklediği bu görsel, lezzetli bir içeceğin hazırlanış anını yakalıyor.
Siyah giyimli birinin elinde, OATSLIFE logosu işlenmiş metal bir tepside, her ikisi de beyaz köpük ve üzerinde #oats yazılı ahşap kaşıklarla servis edilen, biri katmanlı karamel renkli kahve, diğeri ise canlı yeşil renkte matcha olmak üzere iki farklı yulaflı içecek fincanı görünüyor.
  • Neden Gidilmeli? Seul çıkışlı üçüncü nesil kahve kültürünü Paris’te deneyimlemek, markanın imza lezzeti Einspanner başta olmak üzere özenle hazırlanan specialty kahveleri tatmak ve minimalist atmosferinde keyifli bir kahve molası vermek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Üçüncü nesil kahve tutkunlarına, farklı kahve kültürlerini deneyimlemek isteyenlere, sakin ve modern bir kafede vakit geçirmek isteyenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Günün her saatinde kahve molası için ideal olsa da, sabah saatlerinde daha sakin bir atmosferde kahvenizin keyfini çıkarabilir; öğleden sonra ise tatlı eşlikçileriyle uzun bir mola verebilirsiniz.

İlk olarak 2014 yılında Seul’de doğan Oats Coffee, bugün Paris’in 1. arrondissement’ındaki Rue Sainte-Anne’de kahve tutkunlarını ağırlıyor. Kore’nin çağdaş kahve anlayışını minimalist bir atmosferle buluşturan mekân, özellikle özenle hazırlanan specialty kahveleri ve imza içecekleriyle kısa sürede şehrin yeni favorileri arasına girmeyi başardı. Modern tasarımı ve sakin atmosferiyle hem hızlı bir kahve molası hem de günün temposuna ara vermek isteyenler için keyifli bir durak sunuyor.

Menünün yıldızları arasında markanın en çok tercih edilen Einspanner ve Matcha Einspanner bulunuyor. Bunların yanı sıra espresso bazlı kahveler, filtre kahve seçenekleri ve mevsime göre değişen tatlı eşlikçileri de kahve deneyimini tamamlıyor.

Dünya çapında beğeni kazanan Yunan-Akdeniz konsepti GAIA’nın Türkiye’deki ilk adresi Mandarin Oriental, Bodrum’da, Ege kıyısında unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşayın.

Şeffaf, desenli bir cam tabakta servis edilen, kremalı sosla kaplı boru makarnanın üstten yakın çekim görüntüsü; üzeri ince dilimlenmiş siyah trüf mantarları, küçük, kıvrımlı ve altın rengi kızarmış soğan halkaları ve ince kıyılmış yeşil frenk soğanı ile zengin bir şekilde süslenmiş olup, tabağın sağ tarafında beyaz bir masa örtüsü görülmektedir.
  • Neden Gidilmeli? Dünyaca ünlü GAIA deneyimini Türkiye’de ilk kez yaşamak, Chef Izu Ani ve Chef Orestis Kotefas imzalı modern Yunan-Akdeniz mutfağını tatmak ve Bodrum’un en prestijli deniz kenarı restoranlarından birinde gün batımına karşı uzun yaz sofralarının keyfini çıkarmak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Akdeniz mutfağına ilgi duyanlara, gastronomi tutkunlarına, şık yaz restoranlarını keşfetmek isteyenlere, özel kutlamalar planlayanlara ve Bodrum’da seçkin bir yemek deneyimi arayanlara.
  • En Doğru Zaman Ne? Yaz sezonu boyunca özellikle gün batımına yakın saatler, Cennet Koyu manzarası eşliğinde akşam yemeği ve imza kokteyllerin tadını çıkarmak için en ideal zaman. Özellikle gün batımından geceye uzanan saatlerde restoranın canlı atmosferi ve resident DJ performansları deneyimi tamamlıyor.

Dubai, Monaco, Londra, Doha, Marbella ve Miami gibi dünyanın önde gelen gastronomi destinasyonlarında misafirlerini ağırlayan GAIA, Haziran 2026 itibarıyla Türkiye’deki ilk restoranını Mandarin Oriental, Bodrum’da açıyor. Markanın aynı zamanda ilk gerçek deniz kenarı lokasyonu olma özelliğini taşıyan restoran, Cennet Koyu’nun eşsiz manzarası eşliğinde Yunan-Akdeniz mutfağını modern bir bakış açısıyla yorumluyor. Chef Izu Ani ve Orestis Kotefas imzasını taşıyan menü; paylaşım kültürünü odağına alan yaklaşımı, mevsimsel ürünleri ve rafine sunumlarıyla öne çıkarken, Bodrum yazının uzun öğle yemeklerinden gün batımı aperitiflerine uzanan en özel buluşma noktalarından biri olmayı hedefliyor.

Beyaz, uzun bir servis tabağında çaprazlamasına sıralanmış, kızarmış ekmek dilimleri üzerindeki ince doğranmış pembe ton balığı tartarları, pul biber ve yeşilliklerle süslenmiş, tabağın kenarlarına sızan zeytinyağı damlacıklarıyla sunulan lezzetli bir başlangıç tabağı.
Beyaz yaprak tabakta özenle sunulan, başı ve kuyruğu yerinde bırakılmış, ince dilimlenmiş çiğ çipura filetoları, yanında yarım limon dilimi, üzerinde iri tuz bulunan bir kaşık ve buz dolu kapta renkli soslar içeren üç küçük şişe ile sergilenen modern bir deniz mahsulü sunumu.

Menüde Seabream Carpaccio, Greek Salad ve bal, kuru yemiş ile dondurulmuş yoğurtla hazırlanan Pagoto Giarti gibi imza lezzetler dikkat çekiyor. Santorini Spritz ve SIRENE Spritz gibi özel kokteyller deneyimi tamamlarken, günlük seçilen taze deniz ürünlerinin buz üzerinde sergilendiği Ice Market, GAIA’nın dünya çapında ilgi gören ritüellerinden birini Bodrum’a taşıyor. Sezon boyunca performans sergileyen resident DJ’ler ise mekânın enerjisini gün batımından geceye taşıyan atmosferi tamamlıyor.


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lerimiz ve unutulmaz rotalar


İbiza’nın kuzey kıyısında, sürdürülebilir lüks anlayışını bütünsel wellness deneyimiyle buluşturan Six Senses Ibiza’da Akdeniz’in en ayrıcalıklı konaklamalarından birini yaşayın.

Gün batımının parlayan ışıkları altında denize nazır konumlanan lüks bir tek yatak odalı süit terası, ahşap pergolası, konforlu şezlongları, yemek ve oturma alanlarıyla huzurlu bir kaçış noktası sunuyor.
Geniş ve yüksek tavanlı modern bir mekanda, ortada duran kırmızı bir traktörün etrafına özenle sergilenmiş bol taze sebze ve meyvelerle, çok sayıda şık masa ve sandalyelerle dolu bu restoran alanı, ziyaretçilere otantik bir çiftçi pazarı deneyimi sunuyor.
  • Neden Gidilmeli? Akdeniz’in en prestijli wellness otellerinden birinde konaklamak, sürdürülebilir lüks anlayışını deneyimlemek ve biohacking ile kişiselleştirilmiş sağlık programlarını tatille buluşturmak için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Lüks ve sakin bir tatil arayanlara, wellness tutkunlarına, gastronomi deneyimine önem verenlere, doğayla iç içe konaklamayı tercih edenlere ve romantik bir kaçamak planlayan çiftlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Mayıs-Ekim dönemi, denizin ve açık hava deneyimlerinin tadını çıkarmak için en ideal zaman. İlkbahar ve sonbahar ayları ise daha sakin atmosferi ve wellness odaklı programlarıyla öne çıkıyor.

2021 yılında kapılarını açan Six Senses Ibiza, Xarraca Körfezi’ne hakim konumuyla doğayla iç içe, sakin ve rafine bir tatil deneyimi sunuyor. Balear Adaları’nın ilk BREEAM sertifikalı resortu olan otel, sürdürülebilir mimarisi, doğal malzemelerle tasarlanan ferah yaşam alanları ve 137 oda ile süitiyle öne çıkıyor. Özellikle denize karşı konumlanan Sea View Cave Suites, gün doğumu ve gün batımı manzaralarıyla misafirlerine unutulmaz bir konaklama vadediyor.

Sağlıklı yaşam odağını lüks konaklamayla bir araya getiren tesisin 13.000 metrekarelik spa alanında biohacking uygulamaları, infrared sauna, nefes terapileri ve kişiye özel wellness programları sunuluyor. Gastronomi tarafında ise ünlü şef Eyal Shani imzasını taşıyan North restoranı Akdeniz mutfağını modern yorumlarla buluştururken, deniz kenarında konumlanan The Beach Caves gün batımı eşliğinde kokteyl ve akşam yemeği için adanın en keyifli adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

2026 Avrupa Gastronomi Bölgesi seçilen Girit’in lezzet rotasını keşfetmeye ne dersiniz?

Mavi sularıyla ve renkli binalarıyla Girit'in tarihi bir liman şehrinin kuşbakışı görünümü, birçok popüler restoranın bulunduğu sahil şeridi ve arka plandaki karlı dağlarla canlı bir atmosfer sunuyor.

Akdeniz diyetinin doğduğu topraklar, binlerce yıllık mutfak mirası ve zeytinyağı kültürüyle Girit, International Institute of Gastronomy, Culture, Arts and Tourism (IGCAT) tarafından 2026 Avrupa Gastronomi Bölgesi seçildi. Geleneksel tavernalardan Michelin yıldızlı şeflerin modern yorumlarına uzanan ada mutfağı; sürdürülebilir gastronomi anlayışı, yerel üreticileri ve özgün reçeteleriyle Avrupa’nın en dikkat çeken lezzet destinasyonlarından biri hâline geliyor. Hanya, Kandiye ve Resmo’daki en iyi restoranlardan gurme alışveriş duraklarına uzanan bu rehber, Girit’i keşfetmenin en lezzetli yolunu sunuyor.

Siz de rotanızı bu yaz Girit’e çevirmeyi planlıyorsanız, 2026 Avrupa Gastronomi Bölgesi Girit: En İyi Restoranlar ve Gurme Rehberi yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.

Amsterdam’ın kalbinde, yalnızca 16 süitiyle kişiselleştirilmiş lüks konaklama deneyimi sunan Hotel TwentySeven’da şehrin en ayrıcalıklı adreslerinden birinde konaklayın.

Amsterdam'ın hareketli merkezinde yer alan, çarpıcı kubbeli kulesi ve kırmızı tuğlalı dış cephesiyle dikkat çeken Hotel TwentySeven, önünden geçen araçlar ve yayalarla dolu bir caddede güneşli bir günde tüm ihtişamıyla yükseliyor.
Hotel TwentySeven'ın lüks süitinin geniş yaşam ve yemek alanında, tavandan sarkan ışınsal tasarımlı modern avize ve turuncu tavan aydınlatması altında, zebra desenli rahat koltuktan görünen yuvarlak masalı yemek bölümü ve ilerideki yatak odası, zengin dokularıyla göz kamaştırıyor.
Pütürlü beyaz bir tabakta, narince pişirilmiş kırmızı barbun balığı filetosu, canlı turuncu bir sos havuzunda, üzerinde beyaz köpük ve yeşil kabak çiçeği benzeri bir garnitür ile sanatsal bir şekilde sunularak lüks bir otel restoranının mutfak kalitesini gözler önüne seriyor.
  • Neden Gidilmeli? Amsterdam’ın en merkezi noktalarından birinde, kişiye özel tasarlanmış süitlerde konaklamak, Michelin yıldızlı gastronomi deneyimi yaşamak ve şehrin ikonik noktalarına yürüyerek ulaşabileceğiniz ayrıcalıklı bir adresde konforlu bir tatil geçirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Lüks butik otel deneyimi arayanlara, romantik bir Amsterdam kaçamağı planlayan çiftlere, gastronomi tutkunlarına ve şehir merkezinde ayrıcalıklı bir konaklama tercih edenlere.
  • En Doğru Zaman Ne? İlkbahar ve sonbahar ayları Amsterdam’ı keşfetmek için en keyifli dönemler arasında yer alıyor. Kış aylarında ise Dam Meydanı’nın ışıklı atmosferi ve otelin sıcak ambiyansı romantik bir şehir kaçamağı için ideal.

Dam Meydanı’na hakim konumuyla dikkat çeken Hotel TwentySeven, Amsterdam’ın en prestijli butik otelleri arasında yer alıyor. Sadece 16 süitten oluşan tesis, el işçiliğiyle hazırlanan dekorasyonu, Cobra Galerisi’nden seçilen sanat eserleri ve her biri farklı tasarlanan odalarıyla misafirlerine benzersiz bir atmosfer sunuyor. Geniş mermer banyolarında jakuzi, buhar duşu ve yağmur duşu gibi lüks detaylar bulunurken, ses yalıtımlı odalar şehir merkezinin tam ortasında huzurlu bir konaklama vadediyor.

Gastronomi deneyimiyle de öne çıkan otelde, Michelin yıldızlı Restaurant Bougainville, Executive Şef Tim Golsteijn imzasını taşıyan yaratıcı menüsüyle Amsterdam’ın en seçkin restoranları arasında gösteriliyor. Ödüllü kokteyl barı ise klasik reçeteleri modern dokunuşlarla yorumlayan imza kokteylleriyle günün her saatinde keyifli bir buluşma noktası sunuyor.

Simi Adası’na karşı uzanan eşsiz manzarasıyla Sabrinas Haus’ta, Bozburun’un en özel butik otellerinden birinde konaklayın.

Sabrina's Haus Bozburun'daki bu beyaz ve ferah odada, masmavi deniz manzarasına açılan açık kapıdan bir yelkenli gemi görünürken, odanın içinde beyaz dört direkli yatak, iki açık mavi koltuk ve tavandan sarkan zarif altın avize lüks bir tatil atmosferi sunuyor.
Sabrinas Haus Bozburun'da, turkuaz renkli berrak denizin hemen kıyısında, hasır çatılı pavyonlar altında dizili mavi masa sandalyeleriyle misafirlerini ağırlayan ahşap iskeleler ve arka planda ağaçlarla çevrili yamaçta sıralanmış beyaz-mavi binalar görünüyor.
  • Neden Gidilmeli? Yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen özel bir butik otelde konaklamak, Bozburun’un bakir doğasında kalabalıklardan tamamen uzaklaşmak ve Simi Adası manzarası eşliğinde huzurlu bir Ege tatili geçirmek için.
  • Kimlere Hitap Ediyor? Romantik bir kaçamak planlayan çiftlere, balayı tatili arayanlara, doğayla baş başa kalmak isteyenlere, butik otel deneyimini sevenlere ve sakinlik arayan gezginlere.
  • En Doğru Zaman Ne? Mayıs-Ekim dönemi, Bozburun’un berrak denizinin ve tekneyle keşfedilebilen koylarının keyfini çıkarmak için en ideal dönem. Yaz başı ve eylül ayları ise daha sakin atmosferiyle öne çıkıyor.

Bozburun Yarımadası’nın en bakir noktalarından birinde, Simi Adası ve Ada Boğazı manzarasına karşı konumlanan Sabrinas Haus, yalnızca tekneyle ulaşılabilen özel bir butik otel. Sessizlik, mahremiyet ve doğayla baş başa bir konaklama sunan tesis, sınırlı sayıdaki odaları, berrak denizi ve el değmemiş doğal çevresiyle kalabalıktan tamamen uzaklaşmak isteyenler için benzersiz bir kaçış rotası oluşturuyor. Daha otele ulaşırken başlayan tekne yolculuğu, misafirlerini Bozburun’un dingin atmosferiyle buluşturuyor.

Sade ve konforlu bir anlayışla tasarlanan deniz manzaralı odalar, günün büyük bölümünü doğanın ritmine bırakıyor. Otelin denize sıfır restoranında ise günlük hazırlanan mezeler, taze deniz ürünleri ve Ege ile Akdeniz mutfağından ilham alan lezzetler servis ediliyor. Gün içinde yüzme, paddle board ve tekne turlarıyla geçen tatil, akşam saatlerinde Simi Adası’na karşı izlenen gün batımıyla unutulmaz bir deneyime dönüşüyor.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


İngiliz yazar Susie Boyt’un sevgi, aile bağları ve ikinci şanslar üzerine dokunaklı romanı Sevgi ve Özlemle‘yi okuyun.

Susie Boyt'un Sevgi ve Özlemle adlı kitabının kapağında, koyu yeşil bir arka plan önünde, kırmızımsı kahverengi saçlı, yeşil elbiseli bir yetişkinin küçük sarı-yeşil giysili bir çocuğa şefkatle dönerek bakan resmedildiği, iki figür arasındaki derin bağı ve kitaba adını veren sevgi ile özlem temalarını vurgulayan bir illüstrasyon bulunmaktadır.

Madde bağımlısı kızı Eleanor’un bebeği Lily’yi büyütme sorumluluğunu üstlenen emekli edebiyat öğretmeni Ruth’un hikâyesini anlatan Sevgi ve Özlemle, zamanla anneanne-torun ilişkisinin güçlü bir anne-çocuk bağına dönüşmesini konu alıyor. Susie Boyt’un ABD’de yayımlanan ilk romanı olan eser, sıcak anlatımı, ince mizahı ve duygusal derinliğiyle dikkat çekiyor.

Los Angeles Review of Books tarafından “21. yüzyıl klasiği” olarak nitelendirilen Sevgi ve Özlemle, aile ilişkilerini ve aidiyet duygusunu odağına alan etkileyici bir okuma arayanlar için haftanın öne çıkan kitapları arasında yer alıyor.

Satın al: yapikrediyayinlari.com

Kalbin Mührü sergisini görmek için son günler: Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ni 31 Temmuz’a kadar ziyaret edin.

Kalbin Mührü sergisindeki bu büyüleyici sahnede, gösterişli bir sarık ve kürk detaylı elbise giymiş, elinde küçük bir fincan tutan oturur pozisyondaki bir Osmanlı kadınının detaylı tablosu önünde, zarif işlemeli geleneksel kaftanlar ve renkli tekstiller dikkat çekici bir şekilde sergileniyor.
  • Yer: Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Sultanahmet
  • Tarih: 8 Temmuz – 31 Temmuz 2026
  • Ziyaret Saatleri: Her Gün, 09.00-18.45
  • Web Site: muze.gov.tr
  • Neden gidilmeli? Üç yüz yılı aşan bir Osmanlı aile arşivini, yazma eserler, tarihi belgeler ve kültürel miras niteliğindeki objeler eşliğinde ilk kez bütüncül bir seçki içinde görmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Osmanlı tarihi ve yazma eserlerle ilgilenenlere, kültürel miras sergilerini takip edenlere, tarih meraklılarına ve İstanbul’daki müze sergilerini keşfetmek isteyenlere hitap ediyor.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde gerçekleşen Kalbin Mührü sergisi, Osmanlı devlet adamı ve ilim hamisi Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi’nin yazma eser koleksiyonunu ve aile mirasını ilk kez kapsamlı bir seçkiyle bir araya getiriyor. Serginin simgesi olan kalp biçimindeki vakıf mührü, bilgi aktarımı ve kuşaklar arası miras anlayışını odağına alıyor.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı koleksiyonlarından seçilen yazma eserler, aile arşivlerinden belgeler ve kültürel miras niteliğindeki objeler; edebiyat, tarih, şehir kültürü ve su medeniyeti gibi farklı temalar etrafında ziyaretçilerle buluşuyor. 31 Temmuz’da sona erecek sergi, Cubis Art İstanbul’un Anadolu’nun kültürel mirasına odaklanan sergi dizisinin ilk halkasını oluşturuyor.

Beyaz Geceler, 30 Temmuz’da Olden 1545 sahnesinde Dostoyevski’nin unutulmaz aşk hikâyesini tiyatroseverlerle buluşturuyor.

Taş kemerli bir girişten görünen bu büyüleyici tiyatro salonunda, devasa kristal avize ve kırmızı kadife perdeler, Dostoyevski’nin melankolik aşk hikayesinin sahneleneceği gösterişli atmosferi vurguluyor, beyaz örtülü masalar ise izleyicileri bekliyor.
Olden 1545

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Fyodor Dostoyevski’nin edebiyat tarihine geçen eserini, aşk, umut ve bekleyiş temalarını öne çıkaran çağdaş bir sahne yorumuyla izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Klasik edebiyat uyarlamalarını sevenlere, dramatik tiyatro oyunlarını takip edenlere, Dostoyevski okurlarına ve duygusal hikâyelerden hoşlanan tiyatroseverlere hitap ediyor.

Olden 1545’te sahnelenen Beyaz Geceler, Petersburg’un büyüleyici atmosferinde yolları kesişen hayalperest bir genç ile Nastenka’nın birkaç geceye sığan hikâyesini sahneye taşıyor. Oyun, karşılaşmalar üzerinden aşkı, umudu ve bekleyişi etkileyici bir dille ele alıyor.

Dostoyevski’nin insan ruhuna dair güçlü gözlemlerinden beslenen yapım, yalın sahne diliyle klasik esere yeni bir yorum getiriyor. Beyaz Geceler, sezonun öne çıkan edebiyat uyarlamaları arasında yer alıyor.

Collective Kemer Açık Hava Sineması, 1 Ağustos’ta ormanın içinde Ölümlü Dünya gösterimiyle yaz akşamını sinemayla buluşturuyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Ali Atay imzalı Ölümlü Dünya filmini doğayla iç içe açık hava atmosferinde izleyerek yaz akşamına keyifli bir sinema molası vermek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Açık hava sinemalarını sevenlere, Türk komedi filmlerini yeniden izlemek isteyenlere, arkadaşlarıyla farklı bir yaz akşamı planlayanlara ve doğayla iç içe etkinlik arayan sinemaseverlere hitap ediyor.

Collective Kemer, yaz boyunca düzenlediği Açık Hava Sineması gösterimleriyle sinemaseverleri orman atmosferinde ağırlıyor. Farklı türlerden filmleri yıldızların altında izleme fırsatı sunan etkinlik serisi, yaz akşamlarına farklı bir alternatif oluşturuyor.

1 Ağustos gösteriminde Ali Atay’ın yönettiği Ölümlü Dünya beyaz perdeye taşınıyor. Haydarpaşa Garı’nda lokanta işleten Mermer Ailesi’nin gizli kiralık katil kimlikleri etrafında gelişen tempolu hikâyesi, komedi ve aksiyonu bir araya getiriyor.

Pluxee Sinema Günleri kapsamında Phantom Thread, 2 Ağustos’ta Vestel Amfi’de sinemaseverlerle buluşuyor.

Zorlu PSM'de düzenlenen açık hava sinema etkinliğinde, geniş bir ekranda bale benzeri bir sahne gösterisi izleyen kalabalık izleyici topluluğu, sarı minderler ve tabureler üzerinde rahatça otururken, arka planda modern bir binanın cam duvarları ve yürüyen merdivenleri yansıyor.

Detaylı Bilgi Al

  • Neden gidilmeli? Paul Thomas Anderson imzalı, Daniel Day-Lewis’in unutulmaz performansıyla öne çıkan Phantom Thread filmini açık havada izlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Bağımsız sinemayı takip edenlere, Oscar adaylığı bulunan yapımları yeniden izlemek isteyenlere, moda temalı filmlerden hoşlananlara ve açık hava sineması arayan sinemaseverlere hitap ediyor.

Pluxee Sinema Günleri kapsamında gösterilecek Phantom Thread, 1950’lerin Londra’sında geçen etkileyici hikâyesiyle aşk, güç ve kontrol arasındaki hassas dengeyi beyaz perdeye taşıyor. Dönemin seçkin moda tasarımcılarından Reynolds Woodcock ile hayatına beklenmedik şekilde giren Alma’nın ilişkisi, filmin merkezinde yer alıyor.

Paul Thomas Anderson’ın yönetmenliğini üstlendiği yapım, Daniel Day-Lewis’in güçlü performansı, etkileyici görsel dili ve atmosferiyle son yılların en çok konuşulan filmleri arasında gösteriliyor. Gösterim, Zorlu PSM Vestel Amfi’de açık hava sineması keyfi yaşamak isteyenler için yaz sezonunun öne çıkan etkinliklerinden biri olacak.

Central Cee ile 1 Ağustos’ta Festival Park Yenikapı’nda UK drill ve modern rap’in en güçlü performanslarından birine tanıklık edin.

İngiliz rapçi Central Cee, Union Jack desenli beresi, kalın ve işlemeli altın zinciri, parmaklarındaki CAN'T RUSH yazılı yüzükleriyle doğrudan kameraya bakarken, İstanbul Festivali'ndeki yüksek tempolu konser performansı öncesi güçlü ve özgün tarzını yansıtan bir poz veriyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? “Doja”, “Sprinter”, “BAND4BAND” ve “Obsessed With You” gibi dünya çapında ses getiren parçaları canlı dinlemek, İstanbul Festivali’nin açılış gecesinin enerjisini yaşamak ve gün boyu festival alanındaki etkinliklere katılmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? UK drill ve modern rap dinleyicilerine, uluslararası hip hop yıldızlarını canlı izlemek isteyenlere, festival atmosferini sevenlere ve yaz konserlerini takip eden müzikseverlere hitap ediyor.

İngiliz rap sahnesinin son yıllardaki en büyük çıkışlarından biri olan Central Cee, İstanbul Festivali kapsamında Festival Park Yenikapı’nda sahne alıyor. Güçlü sahne performansı ve milyonlarca dinlenmeye ulaşan hit şarkılarıyla sanatçı, yazın en dikkat çeken uluslararası konserlerinden birine imza atacak.

Kapıların 16.00’da açılacağı etkinlikte konser öncesinde festival alanındaki çeşitli aktivite ve etkinlikler de ziyaretçileri bekliyor. Central Cee’nin saat 21.00’de başlayacak performansı, rap müzik ve festival atmosferini aynı gün içinde buluşturacak.

İstanbul Festivali ile 1–16 Ağustos’ta Festival Park Yenikapı’nda pop, elektronik müzik ve K-Pop’un öne çıkan isimlerini aynı sahnede izleyin.

Gecenin karanlığında, İstanbul Festivali'nin Yenikapı'daki büyük konser alanında, havai fişek gösterisiyle aydınlanan sahne önünde toplanmış coşkulu binlerce izleyici ellerini havaya kaldırarak bu muhteşem açık hava etkinliğinin tadını çıkarıyor.

Bilet Al

  • Öne Çıkan Sanatçılar: Tiësto, Argy, Gülşen, Edis, Yıldız Tilbe, Semicenk, Serdar Ortaç, Özcan Deniz, Derya Bedavacı, ATEEZ, MONSTA X, SUNMI, Kwon Eun-bi
  • Neden gidilmeli? Tiësto’dan Argy’ye, Gülşen’den Edis’e, ATEEZ’den MONSTA X’e uzanan geniş konser programını, festival alanındaki çeşitli etkinlikler ve gastronomi noktalarıyla birlikte tek organizasyonda keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Pop, elektronik müzik ve K-Pop dinleyicilerine, uluslararası sanatçıları canlı izlemek isteyenlere, büyük ölçekli açık hava festivallerini sevenlere ve yaz konser takvimini yakından takip eden müzikseverlere hitap ediyor.

İstanbul Festivali, iki hafta boyunca Festival Park Yenikapı’nda Türkiye ve dünyadan birçok sanatçıyı aynı programda buluşturuyor. Festival kapsamında Tiësto ve Argy’nin performansları, Yıldız Tilbe, Semicenk, Gülşen, Edis, Özcan Deniz ve Derya Bedavacı konserleri yazın öne çıkan buluşmaları arasında yer alıyor.

Festival programının dikkat çeken bölümlerinden birini ise iki güne yayılan K-Pop konserleri oluşturuyor. ATEEZ, MONSTA X, SUNMI ve Kwon Eun-bi’nin sahne alacağı organizasyonda konserlerin yanı sıra e-spor etkinlikleri, basketbol turnuvaları, çocuk alanları ve gastronomi noktaları da ziyaretçileri bekliyor.

Festivale ilişkin tüm bilgiler ve bilet detayları için istanbulfestivali.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Anjunadeep Open Air ile 1 Ağustos’ta Life Park’ın orman atmosferinde melodik house ve deep house’un önde gelen isimlerini dinleyin.

Anjunadeep Open Air etkinliğinde, ağaçlarla çevrili bir orman atmosferinde, ahşap ve bitkilerle süslenmiş büyük bir sahnede performans sergileyen DJ'lerin önünde, yüzlerce elektronik müzik tutkunu ellerini coşkuyla havaya kaldırarak bu açık hava deneyiminin tadını çıkarıyor.

Bilet Al

  • Öne Çıkan Sanatçılar: Eli & Fur, Jody Wisternoff, Catching Flies, CEAUS, Dom Donnelly, Erdi Irmak
  • Neden gidilmeli? Anjunadeep’in ilk İstanbul edisyonunda dünya çapında tanınan elektronik müzik sanatçılarını gün batımından geceye uzanan açık hava atmosferinde dinlemek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Melodik house ve deep house dinleyicilerine, Anjunadeep takipçilerine, açık hava elektronik müzik festivallerini sevenlere ve yaz boyunca uluslararası DJ performanslarını kaçırmak istemeyen müzikseverlere hitap ediyor.

Elektronik müziğin dünyaca ünlü markalarından Anjunadeep Open Air, ilk kez İstanbul’a gelerek Life Park’ta gerçekleşiyor. Generic Music iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, orman atmosferinde gün boyu sürecek performanslarla elektronik müzik tutkunlarını bir araya getiriyor.

Line-up’ta Eli & Fur, Jody Wisternoff, Catching Flies, CEAUS, Dom Donnelly ve Erdi Irmak yer alıyor. Gün batımından geceye uzanan programıyla Anjunadeep Open Air, İstanbul yazının öne çıkan elektronik müzik etkinlikleri arasında yerini alıyor.

Burgazada Music Festival ile 1 Ağustos’ta Burgazada Cennet Bahçesi’nde alternatif rock ve elektronik müziği ada atmosferinde keşfedin.

Burgazada'nın yemyeşil yamaçlarında sıralanmış, kırmızı kiremitli çatılı evlerin masmavi Marmara Denizi ile buluştuğu panoramik manzarada, denizde ilerleyen tekneler ve ufukta yükselen İstanbul silüeti belirgin bir şekilde görülüyor.
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Thebes, Dedikodu, Siyah Tavşan, Eriç (Akustik Açılış)
  • Neden gidilmeli? Burgazada’nın doğal atmosferinde alternatif rock, ambient, elektronik ve progresif rock’tan beslenen dört farklı performansı aynı gecede izlemek ve açık havada müzik dolu bir yaz akşamı geçirmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Alternatif rock ve elektronik müzik dinleyicilerine, bağımsız müzik sahnesini takip edenlere, butik festival atmosferini sevenlere ve İstanbul’da farklı açık hava etkinlikleri arayan müzikseverlere hitap ediyor.

Bilet Al

Beşinci edisyonuyla gerçekleşen Burgazada Music Festival, adanın sakin atmosferini güncel müzik sahnesinin dikkat çeken isimleriyle buluşturuyor. Akustik bir açılışın ardından Thebes, Dedikodu ve Siyah Tavşan art arda sahne alarak gece boyunca farklı müzikal türleri aynı sahnede bir araya getiriyor.

Saat 19.00’da kapılarını açacak festival, gün batımından geceye uzanan programıyla Burgazada Cennet Bahçesi’nde açık hava konser keyfi sunuyor. Etkinlik sonrasında ise Bostancı yönüne düzenlenen gece vapur seferleri ulaşımı kolaylaştırıyor.

Sunset Beach Yoga: Party Edition ile gün boyu plajın keyfini çıkarın, gün batımında yoga yapın ve DJ performansıyla yaz akşamını kutlayın.

Güneşin denizin üzerinde batmakta olduğu, pırıl pırıl bir gökyüzünün altında, kumlu plajda oturan bir grup insan, kolları gökyüzüne doğru uzanmış şekilde Sunset Beach Yoga etkinliğinin gün batımı yogası seansını yaparken huzurlu bir anı paylaşıyor.

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Deniz kenarında yoga seansıyla günü karşılayıp DJ performansı, açık büfe ikramlar ve özel konsept detayları eşliğinde yaz akşamını farklı bir atmosferde geçirmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Yoga yapanlara, beach club etkinliklerini sevenlere, wellness odaklı açık hava organizasyonlarını takip edenlere ve müzik eşliğinde sosyal bir yaz günü geçirmek isteyenlere hitap ediyor.

Sunset Beach Yoga: Party Edition, deniz kenarında başlayan programıyla plaj keyfini gün batımında düzenlenen yoga seansı ve akşam saatlerindeki DJ performansıyla buluşturuyor. Gün boyunca devam eden etkinlik, hareket ve müziği aynı program içinde bir araya getiriyor.

Program kapsamında açık büfe atıştırmalıklar, fotoğraf alanları ve etkinliğe özel konsept detayları da katılımcıları bekliyor. “Deniz Kızı” temalı dress code’u ile düzenlenen organizasyon, yaz sezonunun dikkat çeken beach etkinlikleri arasında yer alıyor.

Sip Storia: Mevsim Kokteylleri Yaz Workshop’u ile 2 Ağustos’ta Beatrice Rooftop’ta yaz meyvelerinden ilham alan kokteyller hazırlayın.

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026

Bilet Al

  • Neden gidilmeli? Cem Fırat’ın rehberliğinde mevsime özel üç farklı kokteyli sıfırdan hazırlamak, kendi hazırladığınız tarifleri tatmak ve yazın öne çıkan aromalarını keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Kokteyl meraklılarına, gastronomi workshop’larını takip edenlere, yeni tarifler öğrenmek isteyenlere ve arkadaşlarıyla keyifli bir hafta sonu etkinliği arayanlara hitap ediyor.

Sip Storia, her ay değişen mevsim meyvelerinden hazırlanan özel reçeteleri interaktif bir kokteyl workshop’unda buluşturuyor. Ağustos edisyonunda katılımcılar, Cem Fırat’ın yönlendirmesiyle ayın konseptine özel üç farklı kokteyli adım adım hazırlıyor.

Beatrice Rooftop’ta gerçekleşen etkinlikte hazırlanan kokteyller tadılırken sezonun taze lezzetleri de yakından tanınıyor. Galata Pera’nın merkezinde düzenlenen workshop, yaz akşamına keyifli ve lezzet odaklı bir alternatif sunuyor.

Haftanın Filmi

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan filmleri OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Mavi ışıklarla aydınlatılmış bir sahnede, enerjisiyle gülümseyen Paul Rudd sol tarafta dururken, sağda düşünceli bir ifadeyle alnına dokunan Nick Jonas, enstrümanlar ve mikrofon önünde izleyicilerle buluşarak sinema ve müzik dünyasından keyifli bir sahne sunuyor.

Bu haftanın öne çıkan filmi: Hayatımın Şarkısı (Power Ballad)

24 Temmuz’da vizyona giren, John Carney’nin sıcak ve müzik dolu yeni filmi “Hayatımın Şarkısı”, yıllar önce yarım kalan bir bestenin beklenmedik şekilde dünya çapında hit olmasının ardından geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir müzisyenin hikâyesini anlatıyor. Paul Rudd ve Nick Jonas’ı buluşturan film, müziğin kuşaklar arasında kurduğu bağı samimi ve keyifli bir dille beyaz perdeye taşıyor.


Haftanın Önerileri: 20 Temmuz – 26 Temmuz 2026


Gastronomi

Yeni menüler, açılışlar, şeflerin önerileri ve pop-up’lar


Gerçek İtalyan gelato geleneğini doğal malzemeler ve günlük üretim anlayışıyla buluşturan Lú Gelato’nun en sevilen lezzetlerini deneyin.

Yakın çekimde, açık renk giysili bir kişinin bileklerindeki bilezikleriyle tuttuğu, iki farklı renkte (sarı ve pembe) serinletici jelato toplarını ve beyaz bir kaşığı barındıran, önünde Lu Gelato logosu belirgin olan beyaz bir kağıt bardak görülüyor.
Bir dondurma vitrininde, taze meyve süslemeleri, kurabiyeler, nar taneleri ve soslarla zenginleştirilmiş, beyazdan kırmızıya, yeşilden kahverengiye kadar uzanan göz alıcı renklerdeki birbirinden lezzetli birçok gelato çeşidi, tatlı severleri cezbediyor.
  • Neden gidilmeli?: Gerçek İtalyan gelato kültürünü günlük üretim ve kaliteli hammaddelerle tatmak, hem klasik hem yaratıcı reçeteler (özellikle imza lezzet Double Chocolate) için.
  • Kimlere hitap ediyor?: Otantik gelato arayan tatlı severlere, vegan ve düşük kalorili alternatif arayan misafirlere, İtalyan pastacılığına meraklı olanlara.
  • En doğru zamanı ne? Sıcak yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal olsa da, günlük üretilen taze lezzetleri denemek için yıl boyunca herhangi bir zaman uygun.

Lú Gelato, gerçek İtalyan gelato kültürünü kaliteli hammaddeler ve günlük üretim anlayışıyla sunan şehrin en sevilen duraklarından biri. Gerçek meyve parçalarıyla hazırlanan ferah sorbelerden yoğun çikolatalı reçetelere kadar uzanan geniş menüsünde hem klasik hem de yaratıcı lezzetler yer alıyor. Double Chocolate, Meksika vanilyası ve kırmızı meyve parçacıklarıyla hazırlanan özel reçetesi, müdavimlerin en çok tercih ettiği çeşitler arasında. Vegan ve daha düşük kalorili alternatifleri sayesinde farklı beslenme tercihine sahip misafirler için de seçenekler sunan Lú Gelato, İtalyan pastacılık ürünleriyle de öne çıkıyor.

Paris’in en ünlü fırınlarından biri olan Du Pain et des Idées’de şehrin en iyi kruvasanlarını ve efsaneleşen escargot’larını keşfedin.

Paris'te köşe başında konumlanan, Du Pain et des Idées adını taşıyan, Fabrication Traditionnelle yazılı tabelasıyla geleneksel üretim vurgulayan, mavi detaylı ve süslü vitrinli boulangerie binasının dış cephesi, kaldırımdaki ahşap masa ve banklarla zarif bir görünüm sunmaktadır.
  • Neden gidilmeli?: 1875’ten kalma tarihi dokusunu koruyan, Gault & Millau tarafından “Paris’in En İyi Fırını” seçilmiş bir mekânda uzun fermantasyon ve organik hammaddelerle hazırlanan neredeyse kusursuz ürünleri (özellikle efsanevi Escargot Pistache-Chocolat ve Pain des Amis) tatmak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Otantik Paris fırıncılığına, el işçiliğiyle hazırlanan geleneksel lezzetlere ve kaliteli kahveye meraklı gurmelere hitap ediyor.
  • En doğru zamanı ne? Sabahın erken saatlerinde gidilmeli; taze çıkan ürünler ve oluşan uzun kuyruklar nedeniyle erken varış şart.

2002 yılında fırıncı Christophe Vasseur tarafından yeniden hayata geçirilen Du Pain et des Idées, aslında 1875’ten kalma tarihi bir fırın. Boyaları, aynaları ve tavan süslemeleri korunan dükkân, Paris’in en karakteristik fırınlarından biri olmasının yanı sıra Gault & Millau tarafından “Paris’in En İyi Fırını” seçildi ve yıllar içinde dünyanın en iyi fırınları arasında anılmaya başladı.

Burada her şey uzun fermantasyon, organik hammaddeler ve el işçiliğiyle hazırlanıyor. Menü çok geniş değil; ancak her ürün neredeyse kusursuz. Efsaneleşen Escargot Pistache-Chocolat (Antep fıstıklı ve çikolatalı spiral çörek), Pain des Amis isimli imza ekmeği, tereyağlı kruvasanları, elmalı chausson’u ve mevsim meyveli tartları nedeniyle sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşuyor. Yanında servis edilen Coutume specialty kahvesi de şahane!


Seyahat

Otellerden haberler, yeni açılışlar, favori beach’lermiz ve unutulmaz rotalar


Fas’ın efsanevi otellerinden La Mamounia’da, yüzyılı aşkın zarafeti, ödüllü restoranları ve masalsı bahçeleriyle unutulmaz bir konaklama yaşayın.

Marakeş'teki La Mamounia otelinin göz alıcı lüks mimarisi, gece zengin yeşillikler ve palmiye ağaçları arasında parlayarak önündeki şık terasta keyifle vakit geçiren misafirleri ağırlıyor.
La Mamounia otelinin göz alıcı lüks salonunda, altın yaldızlı duvarlar önünde yer alan U şeklindeki kırmızı kanepeler ve sehpa, geleneksel Fas sanat eserleri ve detaylı tavan aydınlatmasıyla zengin bir ambiyans sunuyor.
  • Neden gidilmeli? 1923’ten bu yana Marakeş’in simgelerinden biri olan, 8 hektarlık tarihi bahçeleri, zellige mozaikleri ve gösterişli riad mimarisiyle dünyanın en prestijli otellerinden birinde konaklamak; Le Marocain, L’Asiatique, L’Italien gibi imzalı restoranlarda ve Pierre Hermé’nin tatlılarıyla öne çıkan çay salonunda gastronomi deneyimi yaşamak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Lüks konaklama ve tarihi atmosfer arayan misafirlere, fine dining meraklılarına, Winston Churchill’den Yves Saint Laurent’e uzanan ünlü konukların izinden gitmek isteyenlere hitap ediyor.
  • En doğru zamanı ne? Bahçeler içinde servis edilen kahvaltı ve ikindi çayı ritüelleri için gün içi erken-öğle saatleri; imza kokteyller için ise akşamüzeri saatleri ideal.

1923 yılından bu yana Marakeş’in simgelerinden biri olan La Mamounia, şehrin en önemli ikonlarından biri. Yaklaşık 8 hektarlık portakal, zeytin ve palmiye ağaçlarıyla çevrili bahçeleri, el işçiliği zellige mozaikleri, gösterişli riad tarzı mimarisi ve zamansız atmosferiyle dünyanın en prestijli otelleri arasında gösteriliyor. Winston Churchill’den Yves Saint Laurent’e kadar pek çok ünlü ismi ağırlayan otel, hala lüks konaklamanın en özel adreslerinden biri.

Kırmızı kadife yatak başlığı, beyaz nevresimleri ve kırmızı şalıyla merkezde duran lüks bir yatağın yer aldığı, Fas mimarisini yansıtan zarif otel odasında, yatağın iki yanında ahşap komodinler, yeşil seramik lambalar ve oymalı kemerli bir kapı dikkat çekiyor.

La Mamounia’nın gastronomi dünyası da en az mimarisi kadar güçlü. Geleneksel Fas mutfağını sunan Le Marocain, Jean-Georges Vongerichten imzalı Asya restoranı L’Asiatique, Simone Zanoni’nin yönettiği İtalyan restoranı L’Italien ve Pierre Hermé’nin tatlılarıyla öne çıkan çay salonu, oteli başlı başına bir gastronomi destinasyonuna dönüştürüyor. Bahçeler içinde servis edilen kahvaltısı, ikindi çayı ve imza kokteylleri ise Marakeş’in en ünlü ritüelleri arasında yer alıyor.

✨OGGUSTO Arşivinden Seçtik

Kalabalıklardan uzak, yalnızca denizden ulaşılabilen saklı koyları keşfetmeye ne dersiniz?

Çam ağaçlarıyla çevrili berrak turkuaz sulara sahip sakin bir koyda, bembeyaz bir motoryat, geleneksel bir gulet ve bir katamaranın demirli olduğu bu büyüleyici manzara, Türkiye'deki en iyi tekne kiralama ve charter deneyimleri için huzurlu bir çağrı sunuyor.

Bazen en güzel rotalar navigasyonda değil, haritaların en sessiz köşelerinde saklıdır. Ege’nin sadece tekneyle ulaşılabilen gizli koyları; turkuaz suları, el değmemiş doğası ve huzur dolu atmosferiyle mavi yolculuğun en özel duraklarını oluşturuyor. Bu hafta rotanızı, kalabalıklardan uzak gerçek bir kaçamağa çevirebilir; Göcek’ten Datça’ya, Marmaris’ten Kaş’a uzanan bakir koylarda doğayla baş başa kalabilirsiniz. Çam ormanlarının çevrelediği berrak sularda yüzmek, yıldızların altında demirlemek ve gün batımını sadece denizin sesini dinleyerek karşılamak isteyenler için bu rotalar tam anlamıyla bir yaz hayali…

Siz de bu yaz mavi yolculuk planlıyorsanız, Karadan Ulaşımı Olmayan En Bakir 10 Ege Koyu içeriğimizi mutlaka okumanızı öneririz.

Ubud’un yemyeşil pirinç tarlaları ve Ayung Nehri’nin arasında konumlanan Mandapa, a Ritz-Carlton Reserve’de Bali’nin en prestijli resort otellerinden biriyle tanışın.

Koyu renk ahşap panellerle kaplı duvarları ve hasır tavanıyla lüks bir yatak odasında, beyaz çarşaflı geniş bir yatak, arkasındaki pencereden yemyeşil tropikal bitki örtüsüyle çevrili doğal bir manzara ve tavandan sarkan büyük, şık bir avize dikkat çekiyor.
Bu lüks oturma odasında, koyu renk ahşap panelli duvarlar ve hasır detaylı mobilyalar arasında, Bali tapınaklarını ve geleneksel kıyafetli insanları betimleyen büyük bir duvar resmi, Mandapa konseptinin zarif bir yansıması olarak öne çıkıyor.
  • Neden gidilmeli? Üç MICHELIN Key sahibi ve The World’s 50 Best Hotels 2025 listesinde yer alan, yağmur ormanları ve kutsal Ayung Nehri ile çevrili bir Balili köyü atmosferinde bütünsel wellness deneyimi yaşamak; Kubu Restaurant’ın bambu kozalarındaki romantik akşam yemeklerinden Sawah Terrace’ın pirinç tarlası manzaralı sofralarına uzanan gastronomi deneyimlerini keşfetmek için.
  • Kimlere hitap ediyor? Doğa ve wellness odaklı lüks tatil arayanlara, yoga-meditasyon ve Melukat gibi ruhani ritüellere ilgi duyanlara, romantik kaçamak planlayan çiftlere hitap ediyor.
  • En doğru zamanı ne? Gün batımı kokteylleri için akşamüzeri Ambar Ubud Bar, romantik akşam yemeği için gece saatleri Kubu Restaurant ideal; wellness ritüelleri ve kültürel deneyimler için ise gün içi herhangi bir zaman uygun.

Bali’nin ruhani başkenti Ubud’da yer alan Mandapa, geleneksel bir Balili köyünden ilham alan, doğa ve wellness odaklı bir yaşam alanı. Yağmur ormanları, pirinç terasları ve kutsal Ayung Nehri ile çevrili resort; 35 süit, 25 özel havuzlu villa, kişiye özel “Patih” (butler) hizmeti ve bütünsel wellness programlarıyla dünyanın en seçkin otelleri arasında gösteriliyor. Üç MICHELIN Key sahibi olan Mandapa, aynı zamanda The World’s 50 Best Hotels 2025 listesinde de yer alıyor.

Gastronomi tarafında ise Bali’nin en lezzetli otellerinden biri. Ayung Nehri’nin kıyısındaki bambu kozalarında romantik akşam yemekleri sunan Kubu Restaurant, sürdürülebilir mutfak anlayışıyla dikkat çekerken; Ambar Ubud Bar gün batımı kokteylleri ve Japon füzyon tabaklarıyla öne çıkıyor. Sawah Terrace ise Balinese ve Endonezya mutfağını pirinç tarlalarına karşı servis ediyor. Yoga, meditasyon, kutsal su arınma ritüelleri (Melukat), spa terapileri ve kültürel deneyimler Mandapa’yı klasik bir resort’tan çok daha fazlasına dönüştürüyor.


Kültür & Sanat

Sergiler, festivaller, unutulmaz etkinlikler


Dünya edebiyatının en önemli destanlarından biri kabul edilen Homeros’un Odysseia eserini keşfedin.

Homer'in klasik eseri Odysseia'nın, Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi kapsamında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan, kenarlarında yeşil yaprak desenli süslemeler bulunan açık renkli kapak görseli.

Troya Savaşı’nın ardından İthaka Kralı Odysseus’un evine dönüş yolculuğunu konu alan Odysseia, tüm zamanların en etkileyici macera anlatılarından biri. Homeros’un MÖ 8. yüzyılda kaleme aldığı düşünülen eser; Kiklop Polyphemos, Sirenler, büyücü Kirke ve deniz tanrısı Poseidon gibi karakterlerle örülü mitolojik hikâyesi sayesinde yüzyıllardır okurları büyülemeye devam ediyor. Modern romanın temellerini atan eserlerden biri olarak gösterilen Odysseia, Christopher Nolan’ın beyaz perdeye uyarladığı The Odyssey filmiyle yeniden gündemde. Film hakkında daha fazla bilgi için The Odyssey Filmi: Konusu, Oyuncuları ve Çekim Yerleri yazımıza da göz atabilirsiniz.

Haftanın Filmleri

Her hafta sinema yazarı ve eleştirmeni Burak Göral, vizyondaki ve dijital platformlardaki öne çıkan yapımları OGGUSTO okurları için seçiyor. Yeni vizyona giren filmlerden platformlarda keşfedilmeyi bekleyen yapımlara uzanan Haftanın Dizi ve Film Önerileri‘ni kaçırmayın.

Ortasında Matt Damon'ın kırmızı tüylü miğferi ve zırhıyla, kılıcı belinde, diğer zırhlı savaşçılarla birlikte sığ deniz suyunda, kumlu bir plajda küçük ahşap bir teknenin yanından karaya doğru yürüdüğü bu epik film sahnesi, izleme listesine eklenebilecek güçlü yapımlardan biri olmaya aday.

Bu haftanın öne çıkan filmi: The Odyssey

Christopher Nolan’ın merakla beklenen yeni filmi “The Odyssey”, 17 Temmuz’da sinemalarda izleyiciyle buluştu. Homeros’un ölümsüz destanını IMAX için yeniden yorumlayan yapımda Matt Damon, Odysseus’a hayat verirken; Tom Holland, Anne Hathaway, Zendaya, Robert Pattinson ve Charlize Theron gibi yıldız isimler de kadroda yer alıyor. Nolan’ın şimdiye kadarki en iddialı epik yapımlarından biri olarak gösterilen film, haftanın en çok konuşulacak vizyon filmleri arasında yer alıyor.

Soundscape Festivali ile 25-26 Temmuz’da Life Park İstanbul’un orman atmosferinde elektronik müzik, doğa ve gastronomiyi bir arada yaşayın.

Haftanın Önerileri: 5 Ekim - 11 Ekim 2026
  • Öne Çıkan Sanatçılar: Monolink, Be Svendsen, Satori (Live), Kerala Dust, Sebastian Leger, TWO LANES (Live), Pandhora (Live), Julia Sandstorm, Pølaroit, Can Aydın, Claxy (Live), Keyrah, Kitsch & SASH, Maria Nocheydia
  • Neden gidilmeli? Uluslararası elektronik müzik sahnesinin öne çıkan isimlerini Life Park İstanbul’un orman atmosferinde dinlemek, üç farklı sahnede gün boyu süren performansları keşfetmek ve gastronomi alanlarıyla zenginleşen festival deneyimini bir arada yaşamak için.
  • Kimlere hitap ediyor? Melodik house, organic house, downtempo ve elektronik müzik tutkunlarına, açık havada festival atmosferini sevenlere, doğayla iç içe uzun saatler müzik dinlemek isteyenlere ve yaz festivallerini takip eden müzikseverlere hitap ediyor.

İki gün boyunca üç farklı sahnede gerçekleşecek festival, uluslararası elektronik müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerini doğayla iç içe bir atmosferde müzikseverlerle buluşturuyor. Main Stage, Nature Stage ve Adventure Stage’te gün boyu devam edecek performanslara gastronomi deneyimleri, seçili markalar ve farklı keşif alanları eşlik ediyor.

30’dan fazla sanatçının sahne alacağı Soundscape Festival, müzik, doğa ve açık hava atmosferini bir araya getirerek yazın dikkat çeken elektronik müzik festivallerinden biri olacak.

Bilet Al: Bubilet

Işık, karanlık ve içsel dönüşüm temaları etrafında şekillenen Be The Sun sergisini keşfedin.

Belirgin fırça darbeleriyle yapılmış, koyu dalgalı saçları ve soluk pembe tonlarındaki yüzünde düşünceli bir ifadeyle yana doğru bakan bir kadının portresi, saçının bir kısmı canlı açık mavi fona karışırken Chi Art Gallery'deki Be The Sun sergisinin içsel dönüşüm ve öz farkındalık temalarına gönderme yapıyor.
Ege Subaşı, Untitled, 2023, Oil on paper, 16.5 x 14 cm

Chi Art Gallery’de sanatseverlerle buluşan Be The Sun, Aziz Çınar, Feyza Çoban, Ekinakis, İrfan Erdal, Erman Gürcüm, Daniel Horoz, Buket Ada Kılıç, Ceren Müftüoğlu, Yunus Özaksu, Cem Öztürk, Loya Kader Öztürkmen, Çiğdem Polat, Ege Subaşı, Ufuk Güneş Taşkın ve Elif Tutka’nın eserlerini bir araya getiriyor. Resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden beslenen seçki; görünür olan ile saklı kalan, umut ile yas, kırılganlık ile dayanıklılık arasındaki ilişkiyi ele alıyor. “Kendi güneşin olmak” fikrinden yola çıkan sergi, izleyiciyi içsel dönüşüm ve öz farkındalık üzerine düşünmeye davet ederken çağdaş sanatın çok katmanlı yapısını güçlü bir küratöryel yaklaşımla buluşturuyor.

Çağdaş sanatın farklı üretim dillerini buluşturan Summer Edition Vol. V sergisini ziyaret edin.

Sema Maskili ve Serenay Gülyağcı'nın kırmızımsı-turuncu tonlarda, akıcı fırça darbeleriyle resmedilmiş, yarı soyut bir figürü gri ve yeşil tonların hakim olduğu arka planda uzanmış olarak gösteren dışavurumcu yağlı boya tablosu.

EArt Galeri’nin gelenekselleşen yaz serisinin beşinci edisyonu olan Summer Edition Vol. V, Büşra Akman, Candan İşcan, Dilara Pak, Mehmet Ali Yıldız, Sema Maşkılı, Serenay Gülyağcı ve Sümeyye Gül’ün eserlerini aynı çatı altında buluşturuyor. Resimden heykele uzanan seçki, farklı ifade biçimleri arasında güçlü bir diyalog kurarken her sanatçının özgün üretim dilini görünür kılıyor. Farklı malzeme ve yaklaşımları ortak bir sergi kurgusunda bir araya getiren Summer Edition Vol. V, çağdaş sanatın çeşitliliğini keşfetmek isteyenler için sezonun öne çıkan karma sergileri arasında yer alıyor.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için