Pera Müzesi’ndeki “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi üzerine serginin küratörü Dr. Özlem İnay Erten ile yaptığımız söyleşi, sanatçının hayatını, resim dünyasını ve dönemin şartlarını yakından ele alıyor.
Pera Müzesi’nde izleyiciyle buluşan “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir dönemde üretim yapan Halil Paşa’yı yeniden gündeme taşıyor. Serginin küratörü Dr. Özlem İnay Erten ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, serginin çıkış fikrini, sanatçının Boğaz kıyılarıyla kurduğu ilişkiyi ve Paris ile Mısır yıllarının resimlerine nasıl yansıdığını konuştuk.
Sohbet, Halil Paşa’nın sanat tarihindeki yerini, sergide öne çıkan eserleri ve Atatürk ile olan anısını daha yakından okumaya da imkân tanıyor.
Halil Paşa’nın “Mevsimler”ine Londra’da Rekor Fiyat

Osmanlı resim sanatının en önemli temsilcilerinden Halil Paşa’nın 1912 tarihli, dört panelli ünlü yapıtı “Mevsimler”, Sotheby’s Londra tarafından düzenlenen açık artırmada beklentilerin çok üzerine çıkarak 537.600 sterline alıcı buldu. Başlangıçta 200 bin ile 300 bin sterlin arasında bir değerle satışa sunulan eser, sanat piyasasında büyük bir ilgi uyandırarak tahmin edilen rakamları neredeyse ikiye katladı.
Türk resminde ışık ve rengin ustası olarak kabul edilen sanatçının bu nadide eserine dair heyecan sürerken, tablonun bir başka versiyonu İstanbul’da sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. “Mevsimler” kompozisyonunun 1900’lerin başına tarihlenen erken bir versiyonu, Pera Müzesi’ndeki “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi kapsamında sergileniyor.
Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı Sergisi Hakkında Bilgiler
- Tarih: 5 Mart – 23 Ağustos 2026
- Yer: Pera Müzesi · Beyoğlu · İstanbul
- Ziyaret Saatleri: Pazartesi kapalı; Salı–Cumartesi 10.00–19.00, Cuma 10.00–22.00, Pazar 12.00–18.00.
- Küratör: Dr. Özlem İnay Erten
“Serginin İsmi Bir Metafor”
Serginin başlığı “Suyun Kıyısında”. Halil Paşa’nın hayatı ve resimleri içinde suyun yeri nedir? Bu metafor nasıl ortaya çıktı?


Halil Paşa Bahçede Kadınlar | Women in the Garden, 1917 © Aksoy Ailesi / Conrad Koleksiyonu | Aksoy Family / Conrad Collection
Halil Paşa 1852 yılında Beylerbeyi’nde bir yalıda doğuyor ve 1939’da yine orada yaşama veda ediyor. Hayatı boyunca su ve kıyı kavramları hep ön planda. Çocukluğundan itibaren ilk gördüğü manzaralar hep Boğaz’ın masmavi güzelliği ve yemyeşil doğası. Yalının bahçesinden de oldukça fazla besleniyor.
Bununla birlikte”suyun kıyısı” kavramını “eşik” manasında bir metafor gibi kurguladık. Kıyının denizle karayı birleştirmesi gibi Halil Paşa’nın da batı ile doğu arasında, Osmanlı Dönemi ile Cumhuriyet Dönemi’ndeki geçiş sürecinde, asker ressamlarla Çallı Kuşağı arasında, izlenimcilikle akademik sanat arasında bir eşik figür. Kıyı vurgusu burada ön plana çıkıyor.
Paris’te aldığı eğitim, İstanbul ve Mısır yılları sanatçının üretiminde farklı izler bırakıyor. Hatta kendisi için “Mısır saraylarına resmi sokan sanatkâr” deniyor. Halil Paşa’nın resim anlayışında bu coğrafyalar nasıl okunabilir?

Halil Paşa’nın sanatı, gezdiği yerlerle şekilleniyor. İstanbul, Paris ve Mısır ekseninde dönüşen bir sanatı var. Gittiği yerlerde yerelleşen bir anlayışı var. Bunu sentezleyebilmesi büyük bir başarı.
İstanbul yıllarında hep Boğaz manzaraları, Marmara kıyıları; mesire yaşantısı, suyun ve ışığın etkilerini görüyoruz. Paris’te akademik eğitim aldığı yıllarda çıplak desenler, portreler ve figürler üzerinde çalışıyor. Mısır’da da Nil kıyıları, piramitler, çarşılar ve sıcak renkler işin içine giriyor.
Halil Paşa’nın Atatürk Anısı
Halil Paşa, Asker Ressamlar kuşağının önemli bir üyesi olarak biliniyor. Peki, Cumhuriyet Dönemi’ne geçişte hayatı nasıl şekilleniyor?

Halil Paşa Bursa, Atatürk Heykeli | Atatürk Statue, Bursa © Köksal Kızılca Koleksiyonu | Collection

Halil Paşa ve Mehmet Akif Ersoy (sağ başta), Mekteb-i Harbiye önünde Halil Paşa and Mehmet Akif Ersoy (on the right front), in front of Mekteb-i Harbiye © Sözel Ailesi Koleksiyonu
Halil Paşa 35 yıl boyunca askeri okullarda resim eğitimi veriyor. Harbiye’de, Kuleli Askeri Lisesi’nde çalışıyor ve müfredata önemli dokunuşları oluyor. Taş baskı yerine öğrencilerini açık havada tabiat odaklı çalıştıran, objelere ve modele bakarak resim yapılması konusunda çabaları var. Hatta bu yüzden eleştiriler alıyor.
Askerlikten gelen müthiş bir düzen ve disiplin anlayışı var. Resim çalışırken de bundan vazgeçmiyor, ara vermeden çalışıyor. Yaklaşık 1000 tane resmi olduğunu biliyoruz.
Hatta şöyle bir Atatürk anısı var: 1923 yılında Ankara başkent olduğunda burada ciddi sanat çalışmaları yapılıyor çünkü Atatürk, sanatı, modernleşmenin önemli bir ayağı olarak görüyor. Halil Paşa da Ankara’daki ilk karma sergiye katılıyor. Burada bazı eserleri satılırken bazıları satılamıyor.
Bunu gören Atatürk, “Bunlar neden satılmadı? Buraya gelen resimler geri gitmez” diyerek bir kısmını kendisi alıyor; bir kısmını da yakın çevresine aldırtıyor. Akabinde, Halil Paşa, “Hayatımda böyle bir şey görmedim, ilk kez tüm resimlerim satıldı. Çok mutluyum” diyor. Atatürk’ün o ekonomik zorluklarda sanata ve sanatçıya böyle bir destek verdiğini görüyoruz.
“Bu Eser Devrin Değiştiğinin Simgesi”
Bu sergiyi gezen biri için mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir eser ya da bölüm var mı?
Dört önemli detayın altını çizeyim:
Halil Paşa’nın aile koleksiyonundan çıkan iki tane otoportresi var. Siyah beyaz olanda fesli olduğunu fark ettik. Cumhuriyet Dönemi’ne geçişten sonra fesini silerek resmetmiş ve fesin hafif izi kalmış. Bu, bizim sergideki odağımızı belirleyen unsurlardan biriydi. Bu, adeta bir devrin kapanıp bir başka devrin açıldığının simgesi.


Recaizade Mahmut Ekrem ile yakın ilişkileri var ve “Araba Sevdası” romanının resimlerini Halil Paşa çiziyor. Edebiyatımızın ilk resimli romanıdır aynı zamanda.
Osmanlı’nın resim alanında uluslararası ilk başarılarından birini elde eden “Madam X” tablosu görülmeli. Bu çalışma, 1898 yılında Paris Evren Sergisi’nde bronz madalya kazanıyor. Biz burada yeniden üretilen versiyonunu sergiledik ve orijinali de Sabancı Müzesi’nde sergileniyor.
Görsel: Halil Paşa – Araba Sevdası – “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” Sergisi


Versace koleksiyonundan çıkan “Süvari” çalışması çok dikkat çekici. Halil Paşa’ın imzası silinip İtalyan bir ressama aitmiş gibi Versace’ye satılıyor ama gerçek daha sonra ortaya çıkıyor. Türk-Yunan savaşını betimleyen bir çalışma ve Servet’i Fünun dergisinde yayımlanıyor. Recaizade Mahmut Ekrem, bu resim için dergiye bir yazı yazıp resmi anlatıyor.
Görsel: Halil Paşa Süvari | Cavalryman, 1898 © Köksal Kızılca Koleksiyonu
“Halil Paşa Cesur ve Kararlı Biri”
Bu sergiyi gezen birinin aklında nasıl bir Halil Paşa kalmasını istersiniz?

Halil Paşa, sanatla ilgilenen belli bir kuşak tarafından zaten tanınıyor. Ama genç bir izleyicinin onunla ilk kez tanıştığını varsayarsak sanatın; kararlılık, süreklilik ve cesaret istediğini görmelerini isterim.
Halil Paşa, sadece güzel İstanbul manzaraları çizen biri değil; döneminin aydınlarından. Çok iyi okullardan mezun olmuş, yurt dışında eğitim görmüş ve yaşamış bir sanatçı. Onu, Osmanlı ve Cumhuriyet modernleşmesinin içinde bir yere koymak istedim.
Ayrıca, Halil Paşa, birçok tabuyla yüzleşiyor: İnsanlar figür resmine mesafeli, kurumlar yok, sanat piyasası yok. Yalıda doğmuş bir paşa çocuğu olmasına rağmen, sanat için konfor alanını terk ediyor ve hayatına başka bir yerden devam ediyor. Bu bir duruş ve büyük bir adanmışlık. Sanatçıların, sanatın dönüşümünde nasıl etkili olduğunu göstermesi açısından çok şey söylüyor.
Kapak Görseli: Halil Paşa’nın 1898 yılında Servet-i Fünûn’un kapak sayfasında yayımlanan, Beylerbeyi’ndeki atölyesinde çekilmiş fotoğraf, No: 368


