white banner

Mavi Yolculukta Gerçek İzolasyon: Ege'de Karadan Ulaşamayacağınız 10 Gizli Koy

19.07.2026
Mavi Yolculukta Gerçek İzolasyon: Ege'de Karadan Ulaşamayacağınız 10 Gizli Koy

Yazı Boyutu:

Kalabalıklardan uzak, sadece denizden ulaşılan 10 izole Ege koyunu radara aldık. Koordinatları, yanaşma tüyoları ve gizli rotalarıyla mavi yolculuk rehberi.

Küçük Çatı Koyu (Gökova Körfezi)

Güvertesi brandayla kaplı, kırmızı minderli küçük bir teknenin, gökyüzünü ve kıyıdaki çam ağaçlarını yansıtan berrak, sakin suda ahşap bir iskeleye bağlı olduğu, Ege'nin karadan ulaşımı olmayan bakir koylarından Küçük Çatı'nın huzur dolu bir manzarası.
  • Ulaşım: Sadece deniz yoluyla. (Amazon Mevkii’ne karadan 4 km ama koya iniş yok).
  • İzolasyon Skoru: 5/5 (Elektrik, işletme, sosyal donatı YOK. Mobil sinyal zayıf).
  • En Sakin Dönem: Perşembe – Pazartesi arası. Hafta ortası ticari gulet geçişi olabilir.

Gökova Körfezi’nin en özel saklanma alanlarından biri olan Küçük Çatı, Bördübet Limanı’nın derinliklerinde, Datça ve Marmaris arasında izole bir huzur noktası. Coğrafi korunaklı yapısı sayesinde rüzgarlara kapalı olan bu minik koyun suları, günün her saati adeta bir havuz kadar durgun. Çam ve günlük ağaçlarının denizle birleştiği mikro alanda herhangi bir iskele veya ticari tesis yok. Maksimum iki teknenin aynı anda demirleyebileceği büyüklükte olması, burayı Ege’nin en ayrıcalıklı sessizlik noktalarından biri yapıyor.

Koy, elini denize uzatmış gibi karaya giren özgün bir formda; girişte batı burnuna bağlı bir kaya döküntüsü olduğu için deneyimli kaptanlar demir yerini koyun batıya kıvrılan iç kısmında, 5-6 metre derinlikte tercih ediyor. Karşı yamaçta, girişten yaklaşık 400 metre ileride kalan bölüm ise sığ ve meltem rüzgarına açık olduğundan barınmaya uygun değil.

Demir yerinin hemen arkasında sık bir çam ormanı var; küçük bir tahta iskele, koyu Bördübet bölgesindeki komşu koylara (Büyük Çatı, Çatı Arası, Balıkaşıran gibi) bağlayan doğa yürüyüşü patikasının başlangıcı olarak hizmet veriyor. Bördübet bölgesi genel olarak birinci derece doğa koruma alanı statüsünde olduğu için Küçük Çatı da dahil olmak üzere bölgedeki koylarda yapılaşma kesinlikle yasak. Çevredeki en yakın yerleşim, birkaç kilometre uzaktaki tek bir butik otel ve kamp alanından ibaret.

Bölgenin denizciler arasındaki ünü o kadar köklü ki, Gökova’nın “66 bükü” efsanesinde adı geçen saklı koylardan biri olarak anılıyor. Hafta ortası (salı-çarşamba) ticari gulet gruplarının bölgeye uğradığı günler dışında, koy tamamen sessizliğini koruyor.

Turunç Pınarı Koyu (Fethiye)

Ege kıyılarının bakir koylarından Turunç Pınarı'nda, yemyeşil ormanla çevrili masmavi denizin kucağında, rafine konaklama alanları ve şezlongların sıralandığı kumlu plaj, mavi yolculuk yapanlara huzurlu bir sığınak sunuyor.
  • Ulaşım: Yalnızca deniz yoluyla. Fethiye’den otelin özel teknesiyle 20 dakika.
  • Konsept: Rafine lüks ve sanat. (Yazz Collective).
  • İmkanlar: Tonoz ve iskele hizmeti, plajda şezlong servis butonu, Bali usulü spa.

Göcek ile Fethiye arasındaki mavi yolculuk rotasının en rafine duraklarından biri. Yemyeşil dik bir yamacın eteğine gizlenen koy, adını denizden yüzlerce metre yukarıdaki turunç ağaçlarının arasından süzülüp gelen tatlı su kaynağından alıyor. Çam, zeytin ve defne ağaçlarıyla çevrili koy, zaman içinde doğayla entegre lüksün merkezlerinden birine dönüştü: Koyda konumlanan Yazz Collective dış dünyayla bağını sadece deniz yoluyla kuran, med-cezirle uyumlu bir inziva sığınağı..

Otel konsepti, sahibinin İstanbul’da bir sanat galerisi de işletiyor olmasının izlerini taşıyor. Tesis aynı zamanda bir açık hava sergi alanı işlevi görüyor ve konuklara seramik, kâğıt boyama gibi atölyeler sunuluyor. Konaklama birimleri yerel malzemelerle inşa edilmiş, doğayla bütünleşik suit ve villalardan oluşuyor. Hafta sonları gün batımı DJ setleri, açık hava spa (Bali usulü masaj dahil), yoga dersleri ve 4-12 yaş arası çocuklar için etkinlik kulübü de hizmetler arasında. Çakıllı özel plajında şezlong ve yataklara sipariş çağrı düğmesiyle servis yapılıyor. Eğer deniz rotanızda gastronomi deneyimini bir üst seviyeye taşımak istiyorsanız, denizin kıyısındaki diğer gurme noktaları listelediğimiz Mavi Yolculukta Uğramadan Dönmemeniz Gereken En Lezzetli Restoranlar içeriğimiz de tam size göre.

Bölgeyi karadan da keşfetmek ve gizli kalmış diğer rotaları ajandanıza eklemek isterseniz, detaylı Fethiye Gezi Rehberi yazımıza mutlaka göz atın.

Domuz Çukuru Koyu (Datça)

Güneşli bir günde Ege kıyılarının bakir bir koyunda, berrak turkuaz denize ve yeşil tepelere nazır çakıllı plajda, gür dallı zeytin ağacının altında asılı mavi bir hamak, denizden ulaşılabilen bu ıssız cennette huzurlu bir mavi yolculuk kaçamağı vadediyor.
  • Ulaşım: Sadece deniz yolu veya Karia Yolu yürüyüş rotası.
  • İzolasyon Skoru: 5/5 (Altyapı, elektrik, şebeke sinyali ve su kaynağı YOK).
  • Önemli Uyanı: En yakın yeme-içme noktası Hayıtbükü ve Datça merkezinde. İhtiyaçlarınızı yanınızda getirin.

Datça Yarımadası’nın güney kıyısında yer alan Domuz Çukuru, arkasını tamamen dik çam ormanlarına yaslamış gerçek bir kaçış noktası. Araç yolu bağlantısı olmayan koya ulaşım sadece denizden ya da zorlu Karia Yolu patikalarını yürüyerek mümkün. Bölgedeki yaban hayatının ve endemik bitki örtüsünün korunduğu koy, 600 metrelik geniş çakıl plajı ve berrak deniziyle tam bir doğa inziva alanı. Ticari hiçbir işletmenin yer almadığı bu noktada dijital dünyadan tamamen kopmak mümkün.

Koy, Türkiye’nin 2013’te işaretlemesi tamamlanan 850 km’lik en uzun yürüyüş rotası Karia Yolu’nun Datça bölümü üzerinde kilit bir durak. Eski Datça’dan başlayan güzergah yaklaşık 14-15 km sürüyor. Araçla ulaşım imkânı koyun 1,5-3,5 km öncesinde son buluyor, kalan mesafe zorunlu olarak yürünüyor. Palamutbükü yönüne devam eden etap ise 17,5 km’lik, sürekli iniş-çıkışlı ve kayalık geçişleri olan, Datça Yarımadası’nın en zorlu bölümlerinden biri kabul ediliyor. Bu nedenle yürüyüşçülerin yanlarında en az iki günlük su ve yiyecek taşıması öneriliyor.

Koyda eskiden bir konaklama tesisi vardı, ancak altyapı yetersizliği ve bölgenin koruma önceliği nedeniyle bu yapı zamanla kapatıldı ve doğaya bırakıldı. Bugün geriye hiçbir iz kalmadı, bu da koyun güncel “bakir” statüsünü pekiştiren bir detay. Bölgede zaman zaman bulunan bir arazi sahibi dışında sabit bir yerleşim yok. Su kaynağı da olmadığından hem denizden hem karadan gelen ziyaretçiler kendi ihtiyaçlarını yanlarında taşımak zorunda.

Domuz Çukuru gibi izole noktaların ötesinde, yarımadanın kendine has kültürünü, büklerini ve mekanlarını keşfetmek için Datça Gezi Rehberi rehberimizi ajandanıza kaydedin.

Bozukkale Koyu (Marmaris)

Ege'nin eşsiz bakir koylarından Bozukkale'de, pırıl pırıl turkuaz sulara uzanan ahşap bir iskeleye bağlı üç yelkenli teknenin göründüğü bu havadan çekim, kayalık ve yeşil tepelerle çevrili huzurlu bir mavi yolculuk durağında dinginliğin tadını çıkaran bir anı yakalıyor.
  • Ulaşım: Deniz yolu (Serçe Limanı’ndan yerel teknelerle) veya Taşlıca üzerinden zorlu bir yürüyüş.
  • Tarih: M.Ö. 7. yüzyıl Antik Loryma kenti kalıntıları.
  • İmkanlar: İskeleli birkaç özel restoran var (Enerji jeneratörle, su taşımayla sağlanıyor).

Marmaris’in güney ucunda, tarihin coğrafyayla kesiştiği antik bir liman: Bozukkale. Adını kıyıda yükselen ve M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen antik Loryma kalıntılarından alıyor. Merkezî şebeke elektriğinin ve suyunun olmadığı koyda, restoranlar ihtiyaçlarını jeneratör ve taşıma su ile karşılıyor. Özellikle mavi yolculuk teknelerinin geceleri demirlemek için tercih ettiği en stratejik korunaklı limanlardan biri.

Loryma, adını Luvi ve Karya dillerinden alan ve antik kaynaklarda Rodos’un “karşı yaka ülkesi” olarak geçen tarihi bir Dor yerleşimiydi. Bölge, Rodos’taki Dor uygarlığıyla yakın ticari ve kültürel bağ kurmuştu.

Kentin en iyi korunmuş yapısı, körfez girişini denetlemek için ulaşılması güç bir tepeye inşa edilen 120 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde bir kale. Çevresinde ise akropolis, üç büyük sarnıç, nekropol ve Zeus Atabyrios’a adanmış olduğu düşünülen bir Apollon kutsal alanı yer alıyor. Bölgede ilk arkeolojik kazılar 1995’te başladı.

Loryma’nın stratejik önemi antik çağa dayanıyor. Kayıtlara göre Atina donanması M.Ö. 1412’de burada konaklamış, M.Ö. 395’teki Knidos deniz savaşı öncesinde de donanma toplanma noktası olarak kullanılmış. Kente kıyıdan ulaşmak isteyenler için yürüyüş genellikle bir saati aşıyor ve büyük ölçüde tırmanış gerektiriyor.

Marmaris’in sadece saklı koylarını değil, tüm tarihi ve modern duraklarını içeren kapsamlı bir rota için Marmaris Seyahat Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz

Kızılkum Koyu (Marmaris)

Kızılkum Koyu'nda berrak turkuaz sularla çevrili, yeşil ağaçlarla kaplı tepelerin arasında demirlemiş çok sayıda tekne ve iki direkli büyük bir yelkenlinin uzanan sığ kırmızı kum patikasının yanında görüldüğü, güneşli bir havada çekilmiş nefes kesici kuşbakışı manzara.
  • Ulaşım: Sadece deniz yoluyla. (En yakın karayolu Orhaniye köyü, oradan tekneyle kısa geçiş).
  • Durum: Herhangi bir tesis veya işletme yok. Doğal demirleme alanı.
  • Özelliği: Popüler Kızkumu Plajı’nın tam karşısında ama sadece denizden ulaşıldığı için hep sakin.

Marmaris Adaköy sınırlarında, Orhaniye Körfezi’nin huzurlu coğrafyasında saklanan Kızılkum Koyu, turkuvazın en saf tonu ile körfeze rengini veren kızıl kumların birleşimi. Popüler Kızkumu Plajı’nın tam karşısında yer almasına rağmen, sadece denizden ulaşılabilir olması sayesinde yaz aylarının en yoğun dönemlerinde bile şaşırtıcı bir sakinliğe sahip. Sahildeki eski kale kalıntıları ve çam ağaçlarının gölgesi, burayı günübirlik kalabalıklardan uzaklaşmak isteyen denizciler için gizli bir sığınak yapıyor.

Bölgenin kızıla çalan kumu, yöre halkı arasında yüzyıllardır anlatılan bir aşk efsanesine dayanıyor: Bybassos Kralı’nın kızı olan prenses ile bir balıkçı arasındaki gizli aşk, kralın askerlerince fark edilince prenses kaçmaya çalışır. Ayak bastığı her yer kuma dönüşürken peşindeki askerler denize gömülür. Ancak bir ok yanlışlıkla prensesi vurur ve deniz onun kanıyla kızıla boyanır. Karşı kıyıdaki Kızkumu’nu ikiye bölen 600 metrelik doğal sığlık da aynı efsanenin parçası olarak anlatılır.

Koyu çevreleyen kale kalıntılarının, körfezin ortasındaki küçük adacık üzerinde yükselen ve bölgedeki antik Bybassos yerleşimine ait olduğu düşünülen yapılarla bağlantılı olduğu tahmin ediliyor. Günün ilk ışıklarında çarşaf gibi durgun olan deniz, gün batımında kızıl kumla birleşerek koyu adeta alev rengine büründürüyor.

Gebekse Koyu (Marmaris)

Kadın, Ege kıyılarının bakir koylarından birinde, turkuaz renkteki berrak sularda sırtüstü yüzüyor, arka planda ağaçlarla kaplı kayalık kıyıya demirlemiş bir tekne görülürken bu huzurlu ve doğal güzellik, eşsiz bir mavi yolculuk deneyimini betimliyor.
  • Ulaşım: Sadece deniz yoluyla. Çiftlik Koyu’ndan tekneyle 10-15 dakika.
  • Durum: Tesis ve yapılaşma yasak.
  • Ekipman: Sualtı görüş mesafesi olağanüstü. Şnorkel ve serbest dalış takımlarınızı kesinlikle yanınıza alın.

Marmaris Çiftlik Koyu’nun hemen yakınında, Kadırga ve Akyar burunları arasında korunan bu turkuvaz koy, Türkiye’nin en zengin şnorkel ve serbest dalış noktalarından biri. Kristal berraklığındaki sularında Caretta caretta’lar ve zengin Akdeniz faunası size eşlik edecek. Kıyıya çıktığınızda ise çam ağaçlarının arasına gizlenmiş antik kilise ve yerleşim kalıntıları göreceksiniz.

Yerel halk arasında asıl adıyla “Gebekse” olarak bilinen koy, kıyıdaki Bizans dönemine ait kilise kalıntısı nedeniyle “Gebe Kilise Koyu” olarak da anılıyor. Rivayete göre kilise, 11. yüzyılda bölgedeki bir yerleşimin yakılıp yıkılmasının ardından, Rodos Şövalyeleri tarafından mağdur halka destek amacıyla inşa edilmiş. Bir başka anlatıya göre ise, çocuk sahibi olamayan kadınların dua etmek için geldiği bir ibadet noktasıymış. Yapının “hamile” bir kadın silüetini andıran mimarisi de adını buradan alıyor.

Koy, denize doğru ince bir kara şeridiyle uzanan İnceburun Yarımadası’nın koruması sayesinde meltem rüzgarına kapalı. Zemini girişte yosunlu, plaja yaklaştıkça bembeyaz kuma dönüşüyor. Zeytin ağaçlarıyla kaplı yamaçları ve rengi zaman zaman dünyaca ünlü Meksika kıyılarıyla kıyaslanan turkuaz suyuyla tanınıyor. Gündüz saatlerinde Marmaris’ten kalkan günübirlik tur tekneleriyle hareketlenen koy, saat 16.00’dan sonra yeniden sakinliğine kavuşuyor.

Gökgemile Koyu (Dalaman)

Dalaman'daki Kapıdağ Yarımadası'nda, yemyeşil ağaçlarla kaplı dik yamaçların çevrelediği turkuaz ve lacivert tonlarındaki berrak denize sahip, bakir koylarından biri olan Gökgemile Koyu'nun kuşbakışı görüntüsü, ortasında küçük bir tekneyle sakinliği ve doğayla iç içe huzurlu bir Ege deneyimini gözler önüne seriyor.
  • Ulaşım: Karadan araç yolu yok. Denizden veya Kapıdağ yürüyüş rotalarından (Hamam Koyu üzerinden) ulaşım.
  • Durum: Endüstriyel avcılığa kapalı koruma bölgesi. İşletme, iskele veya tonoz yok.
  • Diğer Adı: Güngörmez Koyu.

Kapıdağ Yarımadası’nın vahşi doğasında saklı bir cennet. Diğer adıyla Güngörmez Koyu olarak bilinen bu bölge, endüstriyel avcılığa kapalı koruma alanı sınırları içerisinde yer alıyor. Hiçbir iskele, tonoz veya işletmenin yer almadığı koyda sadece doğanın kendi sesi hakim. Karadan sadece yarımadanın zorlu yürüyüş patikalarıyla geçilebilen bu nokta, gerçek anlamda bir izolasyon vadediyor.

Kapıdağ Yarımadası’nın batı yakasında, ağaçlarla kaplı iki yeşil burun arasında Akdeniz’e doğru uzanan koy, Muğla merkeze yaklaşık 90 km mesafede. Tur teknelerinin pek uğramadığı bu sakin köşe, yalnızlığını çoğu zaman sadece yöredeki balıkçı tekneleriyle paylaşıyor. Karadan en pratik erişim, komşu Hamam Koyu’ndan antik patikalar üzerinden yapılan yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş; deniz yoluyla ise Fethiye veya Göcek’ten kalkan tekne turlarıyla ulaşılabiliyor. Koyun ıssızlığı ve uzun doğa yürüyüşü rotalarına elverişli yapısı, onu özellikle trekking tutkunları için cazip kılıyor. Yakın çevresinde Dalaman’a 12 km mesafedeki Sarsala Koyu, ormanlarla çevrili Ekincik Koyu ve UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki antik Letoon kutsal alanı gibi duraklar da var.

Hamam Koyu (Fethiye / Göcek)

Hamam Koyu'nun kuşbakışı görüntüsü, masmavi berrak sularında demirlemiş çeşitli tekneler, kıyıda kısmen suya gömülmüş antik hamam kalıntıları ve denize uzanan uzun ahşap iskele ile çevrili yemyeşil bitki örtüsünü gözler önüne seriyor.
  • Ulaşım: Araç yolu yok. Denizden veya Sarsala/Kapukargın’dan başlayan 1-1,5 saatlik Likya Yolu patikasından ulaşım.
  • Durum: Antik sit alanı. Kıyıda iskele hizmeti sunan birkaç küçük, sade restoran var.
  • Bilinen Adı: Kleopatra Hamamı veya Manastır Koyu.

Gökgemile Koyu’na antik patikalardan 20 dakikalık yürüyüş mesafesinde yer alan, zeytin ve çam ağaçlarının suyla buluştuğu bir durak. Koyu asıl benzersiz kılan unsur, kıyıda ve suyun altında yarı batık halde bulunan Likya dönemine ait antik hamam kalıntıları. Mavi yolculuk çevrelerinde “Kleopatra Hamamı” olarak da anılır (Marmaris’teki Sedir Adası’ndaki “Kleopatra Plajı” ile karıştırmayın, o başka bir yer). Doğal yapısı korunan koyda büyük ölçekli modern yapılaşma bulunmuyor.

Yerel çevrelerde “Manastır Koyu” olarak da bilinen bu durak, Fethiye-Göcek Körfezi’nin güneybatısında, Domuz Adası ile Tersane Adası arasında konumlanıyor. “Kleopatra” adlandırması, Mısır kraliçesinin Akdeniz kıyılarındaki efsanevi seyahatlerine dayandırılan bir halk anlatısı. Bazı kaynaklar ise bu ismin tarihsel bir dayanağı olmadığını, hamamın aslında dönemin yerel yöneticisi tarafından bir deniz banyosu olarak yaptırılmış olabileceğini belirtiyor.

Suyun altındaki kalıntılar sığ ve taşlık bir zeminde yer aldığından yüzerken deniz ayakkabısı şart; yosunlu ve kaygan taşlara dikkat etmek lazım.

Koyun girişindeki kayalara işlenmiş büyük bir balık figürü dikkat çekiyor ve bölge, batık amforalarıyla Göcek’in en iyi şnorkel noktalarından biri kabul ediliyor. Kıyıda, iskele hizmeti de veren birkaç sade restoran var. Hamam kalıntılarının hemen üzerinden başlayan bir patika ise 30-40 dakikalık bir tırmanışla tepedeki antik Lydae kentine ulaşıyor.

Göcek’in adalarla dolu coğrafyasını adım adım planlamak isterseniz, Göcek Seyahat Rehberi içeriğimiz size rehberlik etmeye hazır.

Dişlice Adası (Hisarönü Körfezi)

Dişlice Adası'nın dişe benzeyen volkanik kayalık yapısının ve yemyeşil bitki örtüsünün turkuaz ve lacivert tonlarındaki Ege sularıyla buluştuğu, berrak deniziyle mavi yolculukta keşfedilmeyi bekleyen bakir bir koyun havadan görünümü.
  • Ulaşım: Kara bağlantısı yok. Sadece tekne, bot veya kanoyla erişim.
  • Durum: Hiçbir yerleşim veya ticari yapı yok.
  • Diğer Adı: Aşk Adası.

Hisarönü Körfezi’nin tam kalbinde yükselen, dişi andıran keskin kaya oluşumlarından meydana gelen minyatür bir ada. Bu görünümü nedeniyle “Aşk Adası” olarak da bilinir. Adanın etrafındaki labirenti andıran kaya yarıkları, kanoyla keşif ve şnorkelle dalış için kusursuz korunaklı alanlar sunar. Kara bağlantısı olmayan bir ada; sadece tekne, bot veya kanoyla ulaşılabiliyor. Hiçbir yerleşim veya ticari yapı yer almıyor.

Zemin yapısı bir insanın alt çene hattını andırdığı için bu ismi alan ada, yıllar içinde biriken sarı-turuncu yosun türleriyle kaplı, renkli bir görünüm kazanmış. Adanın ortasından geçen doğal bir geçit, ziyaretçilere kısa bir keşif imkânı sunuyor; içinde barındırdığı küçük mağara da tekne turlarının uğrak noktalarından biri.

Bencik yönüne bakan arka yüzünde ise dalgasız küçük koylar ve minyatür plajlar var. Ada, Hisarönü ve Selimiye çıkışlı günübirlik tekne turlarının klasik rotasında Kamelya Adası (Bizans dönemi manastır kalıntılarına ev sahipliği yapıyor), Tavşan Adası ve Emel Sayın Koyu gibi duraklarla birlikte yer alıyor. Bu rotalarda genellikle yarım saatle kırk beş dakika arasında yüzme molası veriliyor. Kıyıdaki keskin kayalıklara tırmanmak isteyenlere su ayakkabısı taşımaları öneriliyor, zira zemin çok kaygan olabiliyor.

Fırnaz Koyu (Kaş / Kalkan)

Bir sırt çantalı gezgin, Ege kıyılarının karadan ulaşımı olmayan Fırnaz Koyu’nda, sarp kayalıklar ve yeşil bitki örtüsüyle çevrili berrak turkuaz sulara sahip geniş koyun dingin manzarasını yukarıdan izliyor.
  • Ulaşım: Birinci derece sit alanı. Karadan sadece Likya Yolu’nun dik patikalarından iniliyor. Ana ulaşım Kalkan’dan teknelerle (25 dakika).
  • Durum: Tesis ve yapılaşma kesinlikle yasak.
  • Öne Çıkan Özelliği: Doğal çamur banyoları ve tarihi Delik Kemer su kemeri.

Ege ve Akdeniz’in kesişim çizgisinde, Kalkan yakınlarında yer alan ve sit alanı statüsüyle korunan bir doğa harikası. Karadan dik sarp kayalıklarla izole edilmiş olan Fırnaz, ünlü Likya Yolu’nun en zorlu ve en ödüllendirici deniz duraklarından biri. Koyun dibindeki cildi yenileyen doğal çamur banyoları ve hemen sırtında yükselen Roma dönemine ait tarihi Delik Kemer su kemeri kalıntıları, koya hem şifalı hem de tarihi bir derinlik katıyor.

Yöre halkı arasında “Muğar Kürü” ya da “Muar Kürü” olarak da anılan koy, Kalkan merkeze yalnızca yaklaşık 4 km, deniz yoluyla ise 25 dakika mesafede. Koyu tarihi açıdan öne çıkaran Delik Kemer, aslında Likyalılar tarafından antik Patara kentinin su ihtiyacını gidermek için inşa edilmiş mühendislik harikası bir su kemeri. Dönemin zorlu arazi koşullarına rağmen suyun tepeleri aşarak kente ulaşmasını sağlayan bu yapı, dünyanın ilk su kanalı sistemlerinden biri olarak anılıyor.

Koydaki mineral açısından zengin olduğuna inanılan doğal çamur, cilt için gençleştirici etkisiyle biliniyor. Dolayısıyla ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği aktivitelerden biri.

Fırnaz, aynı zamanda zengin yeraltı yaşamıyla dalış tutkunlarının da tercih ettiği bir nokta. Berrak, yıl boyu değişmeyen turkuaz suyu koyu Kaputaş ve Patara gibi daha bilinen duraklara alternatif bir “gizli mücevher” hâline getiriyor.

Şule Kaya
Şule Kaya Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için