preloader

İstanbul'a Yakın Hafta Sonu Kaçamakları

15.08.2022
İstanbul'a Yakın Hafta Sonu Kaçamakları

Yazı Boyutu:

Şehrin stresinden uzak, yeni yerler keşfedebileceğiniz huzur dolu bir hafta sonu geçirebileceğiniz destinasyonları keşfedin!

Sadece iki gün deyip geçmeyin! İki gün bile olsa şehirden uzak, sevdiklerinizle beraber veya yalnız kalıp doğayla bütünleşmek istemez misiniz? Bunun için fazla uzaklaşmanıza gerek kalmadan, şehre yakın en güzel hafta sonu kaçamak yerlerini sizler için derledik.

İğneada

Suların ormanlara yerleşmesiyle oluşan longozlardan dünyada sadece dört farklı yerde bulunuyor ve bunlardan bir tanesi de Kırklareli’ndeki İğneada’da. İstanbul’a üç saat mesafede yer alan İğneada, longoz ormanlarıyla ve bu alanlara kurulmuş doğayla bütün konaklama imkanlarıyla tanınıyor. Sakin ve yeşillikler içerisinde, tertemiz bir havada güne başlamak için en ideal yerlerden biri olan İğneada adeta gizli kalmış bir cennet gibi.

Polonezköy

Polonezköy, İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı hem tarihi ile hem de şehrin içinde sizi şehirden uzak hissettirecek doğasıyla ilgi çekici bir köy. İster ev kiralayıp isterseniz doğayla bütünleşebileceğiniz otelleri tercih edip mükemmel bir hafta sonu geçirebilirsiniz. Gezinize ilk olarak Polonezköy Kültür Evi‘nden başlayıp köyün adını aldığı Polonya’nın kültürünü de yakından inceleyebilir, Kültür Evi’nin önündeki alanda sergilenen ağaç heykelleri de görebilirsiniz.

Gün ortası yorulduğunuzda piknik yapabileceğiniz alanlar da mevcut. 1914 yılında tekrar yapılan Meryem Ana Kilisesi’nin 1. Dünya Savaşı sırasında Türk Ordusu’nun karargahı olarak kullandığı bilinmekte. Polonezköy’ün girişinde görebileceğiniz kilise zaman zaman müzik dinletilerine ve festivallere de ev sahipliği yapıyor. Polonezköy’e gelip doğa sporlarıyla uğraşmak isterseniz; trekking, bisiklet turları, doğa yürüyüşleri gibi bir çok aktivite de yapabilirsiniz.

Tekirdağ

Hem tarihi hem doğal güzellikleriyle Marmara Bölgesi’nin en önemli turistik bölgelerinden biri olan Tekirdağ’a aracınızla iki saat içinde ulaşmanız mümkün. Yaz aylarında denize girebileceğiniz en iyi plajlara sahip olan Tekirdağ’da adrenalin tutkunları içinse yamaç paraşütü yapabileceği Ganos Dağı’nın yamaçları bulunuyor! Her mevsimde açık olan Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ne mutlaka uğramalısınız. Müzede Tekirdağ ve çevresinde bulunan, çok uzun yıllar öncesinden günümüze kadar gelen bütün eserleri inceleyip, çok şey öğrenebilirsiniz. “Vatan Şairi” olarak andığımız ülkemizin en önemli yazar ve şairlerinden Namık Kemal’in bir dönem yaşadığı ve sonradan müzeye dönüştürülen evini de ziyaret ederek tarihte yolculuk yapabilirsiniz. Bunlar dışında şarap tadımı yapabilir, Tekirdağ’da bulunan bağ evlerine ziyarette bulunabilirsiniz. Bizim önerimiz ise; Barbaros Bağ Evi!

Sapanca

Mis gibi havası, tepeleri ve gölü ile İstanbulluların favori kaçamak noktalarından biri olan Sapanca’da, şehrin stresinden uzak huzur dolu bir hafta sonu sizi bekliyor! Özellikle Sapanca Gölü ve çevresi bisiklet, koşu ve yürüyüş için farklı yollara bölünmüş. Bu şekilde istediğiniz her saatte yürüyüş yapabilir, bisiklet kiralayıp spor yapabilir, sandal kiralayıp gölde keyifli bir gezintiye çıkabilirsiniz. 1864 yılında bölgeye gelen Çerkezlerin kurduğu ilk yerleşim alanı Kırkpınar’da şelale ve derelerle beraber muhteşem bir doğayla karşılaşacaksınız.

Kışın tadı en güzel kar yağdığında çıkar. Eğer siz de kış sporlarına ilgiliyseniz, Sapanca Gölü manzaralı Kartepe’de kar ve spor keyfi yapabilirsiniz. Sapanca’da zaman geçirirken mutlaka uğramanız yerlerden biri de Maşukiye. Fotoğraf çekmeye doyamayacağınız, yemyeşil bir çevre ve Osmanlı döneminden kalma yapılarla dikkatinizi çekecek Maşukiye’de ATV turlarına katılabilir veya ata binerek keşif yapabilirsiniz.

Büyükada

Vapur yolculuğuyla Büyükada’ya ulaşım kolay olduğu kadar keyifli de. Kadıköy, Maltepe, Bostancı, Beşiktaş, Kabataş ve Avcılar gibi semtlerden bir vapur mesafesinde olan Büyükada’ya yolculuk kalkış noktasının farklılığına göre ortalama 1-1,5 saat sürüyor. İlk vardığınızda sizi sımsıcak bir ada, küçük ve yıllardır hizmet veren yerel dondurmacılar karşılıyor. Bize kalırsa, adayı dolaşırken bir bisiklet kiralamak en mantıklı şeylerden biri. Bu şekilde gitmek istediğiniz bütün rotalara kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Büyükada’da dolaşırken üç katlı, pembe pervazlı bir ev görürseniz bilin ki o en ünlü yazarlarımızdan biri olan Reşat Nuri Güntekin’in evi. Eve giriş mümkün değil fakat önünde bir hatıra fotoğrafı mutlaka çektirebilirsiniz. Restoranların, kafelerin tadını çıkarabileceğiniz Büyükada’da geniş piknik alanları da bulunuyor.

Adanın en dikkat çekici yerlerinden olan Aya Yorgi Kilisesi’ni görmeden dönmek olmaz. “Aya Yorgi’ye nasıl giderim?” diye sorarsanız yaklaşık 25 dakika süren ve bisiklet dahil hiçbir aracın giremediği dik bir yokuşu çıkmanız gerekecek.

Burgazada

Burgazada, Prens Adaları’nın üçüncü büyük adası olarak biliniyor. İstanbul’un bazı semtlerinden vapurla ulaşımı kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Maksimum bir saatlik bir deniz yolculuğu ile hafta sonu keyfinizi çıkaracağınız Burgazada’ya ulaşabilirsiniz. Müze gezmeyi sevenler için; ünlü öykü yazarlarımızdan Sait Faik Abasıyanık’ın yaşadığı evi gezebilirsiniz. Vefatının ardından Sait Faik’in annesinin müze olması için bağışladığı evin içerisinde yazarın yaşamına dair güzel detaylar görülebiliyor. İçeride gezerken ünlü yazarımızla daha çok yakınlaşmak isterseniz ona mektuplar da yazabileceğiniz bir alan da bulunmakta.

Her zaman açık olmasa da Pazar günleri kesinlikle açık olan Rum Ortodoks Aya Yani Kilisesi’ne ziyarette bulunabilirsiniz. Eğer güzel bir havada gittiyseniz, hem deniz kenarında oturup keyif yapmak için hem de sıcak havalarda denize girmek için Madam Martha Koyu’na gidebilirsiniz. İskeleden çıktıktan sonra sağa doğru yaklaşık 1.5 km gittiğinizde Madam Martha Koyu’na varabilirsiniz. Ada’da daha hızlı ve keyifli dolaşmak isterseniz bizim önerimiz ise bisiklet kiralamanız.

Kınalıada

Dört büyük adanın en küçüğü olan ve İstanbul’a en yakın olan ada Kınalıada erguvanlarıyla, beyaz ve ahşap evleriyle meşhur. Geçtiğiniz her sokakta tarihin izlerini görürken bir yandan da kendinizi bir dizi setinde gibi hissediyorsunuz. Küçük ama sevimli Kınalıada’nın bir ucundan diğer ucuna yürüyerek sadece 30 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Eğer ki hafta sonunuzu sakin ve huzurlu bir adada geçirmek istiyorsanız birinci tercihiniz kesinlikle Kınalıada olmalı.

Adanın doğusunda bulunan, Bizanslı tarihçiler tarafından İmparator V. Leon’un yaşadığı kabul edilen Panayia Kilisesi’sini ziyaret edebilirsiniz. Sahilde yürüyerek güzel havayı içinize çekerken, sahil yolu üzerinde bulunan Prens Adaları içinde bulunan tek Ermeni Kilisesi Surp Krikor Lusovariç Kilisesi’ni mutlaka gezmelisiniz. Eğer manzara izlemek isterseniz Çınar Tepesi’ne, Teşrifiye Tepesi’ne veya Manastır Tepesi’ne çıkarak anın tadını çıkartabilir, çektiğiniz fotoğraflarla da anılarınıza kaydedebilirsiniz!

Bolu-Abant

İstanbul’un kaosundan yorulup arabaya binip maksimum üç saatlik bir yol kat ederek Abant’ta huzurlu bir hafta sonu geçirmeye ne dersiniz? İster kiraladığınız evde veya otelde şömine başında manzaraya karşı keyif yapın, isterseniz Abant’ı keşfetmeye gelmiş olun, her iki şekilde de Abant’a minimum iki gün ayırmalısınız. Abant Dağları üzerinde oluşmuş bir göl olan Abant Tabiat Parkı’nda yapılacak bir çok aktivite bulunuyor. Eğer balık tutmaya meraklıysanız, yılın belirli günlerinde ücret ödeyerek olta ile balık avlayabilirsiniz. Bunun dışında, kamp, doğa yürüyüşü ve Çepni Yaylası’ndan yamaç paraşütü yapmak isteyenler de bu detayları not almalı! Yedigöller Milli Parkı, Seben Kaya Evleri, Örmeci Yaylası, Sinekli Yaylası ile Abant Doğal Yaşam Müzesi rotanıza ekleyebileceğiniz noktalardan.

Şile

Doğası ve temiz havası ve ormanlarıyla bilinen Şile, İstanbul’a sadece 45 dakika uzaklıkta. Kafanıza estiği an gidebileceğiniz Şile’de bir çok otel ve pansiyon da bulunuyor. Eğer ki kendinize macera arıyorsanız, trekking, hiking, paintball ve ATV gibi aktiviteleri Şile’nin birçok yerinde yapabilirsiniz.

Şile’ye kadar gelmişken tarihi alanları da gezmeden dönmek olmaz. Yapıldığı dönemde gelebilecek saldırılara karşı sahil gözetleme kalesi olarak bilinen Şile Kalesi ilçenin sembollerinden biri. Bunun yanında, Türkiye’deki en geniş gövdeli fener olan Şile Feneri müze olarak da ziyaret edilebiliyor. Havalar ısınmaya başladığında ise Şile’nin biraz uzağında Akçakese Köyü’nde sakin bir deniz keyfi yapabilirsiniz. Otomobil ve Motor Sporu ile ilgileniyorsanız antrenman yapabileceğiniz Ulupelit Ralli Parkuru’nu mutlaka not almalısınız!

Ağva

İstanbul’un Şile ilçesinin bir kasabası olan Ağva, Yeşilçay ve Göksu derelerinin arasında yer alan ve hafta sonu kaçamağı denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri. İstanbul’un farklı yerlerinden Kuzey Marmara Otoyolu’nu takip ederek aracınızla maksimum iki saatte ulaşabileceğiniz Ağva’da bir çok otel ve pansiyon bulunuyor, yapabileceğiniz aktiviteler de saymakla bitmiyor.

İlk aktivitelerden biri Göksu nehrinde deniz bisikletiyle nehir turu yapmak. Her ne kadar yorucu olsa da görüceğiniz manzaralar buna değer. Eğer deniz bisikletiyle yorulmayı tercih etmiyorsanız, tekne turlarıyla hem nehirleri hem de koyları gezebilirsiniz. Hafta sonu kaçamağınızda tarihi yerleri ziyaret etmek isterseniz, Cenevizliler tarafından inşa edilmiş Ocaklı Kale olarak da bilinen Şile Kalesi’ni, Ağva’nın sembollerinden biri olan Gelin Kaya’ya -ağlıyormuş gibi bir görüntüye sahip olduğu için Ağlayan Kaya olarak da bilinen tarihi kaya- mutlaka uğramalısınız.