İstanbul Adalar Rehberi

İstanbul Adalar Rehberi

İstanbul’un tadını doyasıya çıkaracağınız Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada'da ne yapılır, nereye gidilir, ne yenir? Detaylı İstanbul adalar rehberimizi inceleyin.

İstanbul’da yaşayanların şehrin kalabalığından ve trafiğinden kaçmak, üstüne bir de denize girmek istediklerinde şansları var. Vapurla ulaşabilecekleri ve kendilerini tatilde hissedebilecekleri dört güzel ada mevcut. Batı kaynaklarında Prens Adaları olarak bilinen adalar, 2000 yıllık bir tarihe sahip. Adalar İstanbul Kuşatması sırasında Gelibolu’lu balıkçı reisi Baltaloğlu Süleyman Bey tarafından 17 Nisan 1453’te fethedilmiş ve hala eski dokusunu korumasıyla da her gideni daima büyülüyor.

Evlere kapandığımız günlerin ardından, göz açıp kapayıncaya dek geçen yaza güzel bir veda için adalar yine tercih edilebilir. Çünkü kışın adalarda yerlisi hariç kalan olmuyor ve birçok yer kapanıyor. Bu yüzden ekim ve kasım ayı ada gezisi için pek ideal. OGGUSTO olarak adalarda ne yenir, içilir araştırdık ve neler yapılır hem bilmeyen hem de bilip hatırlamak isteyenler için kaleme aldık. Bu yazıyı pekala vapurda da okuyabilirsiniz. Erken yola çıkarsanız sırasıyla tüm adaları gezebilir ya da birinde konaklayabilirsiniz.

Adalarda Neler Yapılır?

Bisiklet kiralayın

Özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında tüm adaları bisiklet ile gezmek ayrı bir keyif… Her adada bisiklet kiralanacak bir nokta oluyor. İskeleden inince ilk iş sorabilirsiniz.

Tepelere çıkın

Tüm şehri ve İstanbul’un diğer adalarını izlemek için mutlaka tepelere çıkın ve mutlaka gün batımını izleyin. Gün batımında size eşlik edecek en güzel şarkılar için tıklayın.

Eski evleri görün

Geçmişe doğru bir yolculuk yapmak isterseniz, adalar çok doğru bir adres! Ada mimarisi hala tarihi dokusunu koruduğu için adaların sokaklarında gezmek ve eski evleri görmek sizi geçmişe götürecek.

Dondurma yiyin

Adalarda ne yenir sorusu için aklımıza gelen ilk cevap, tabii ki dondurma. Her bir adanın ayrı ayrı güzel dondurmacıları var, yemeden sakın dönmeyin deriz.

Deniz kenarında balık yiyin

Adaların her birinde, sizi adeta Ege sahillerinde hissetirecek çok güzel restoranlar var. Canınız biraz deniz havası biraz da balık yemek isterse, soluğu deniz kenarındaki restoranlarda alabilirsiniz.

 

Adalara Ulaşım

1846 yılından itibaren ilk vapur seferleri düzenlenmeye başlanan adalara ulaşım hala vapurla gerçekleşiyor. Saat başı olan vapurlar, gece bir saate dek olduğu için, kalmıyorsanız, ulaşım saatlerini iyi ayarlamanız gerekiyor. Ancak acil bir durum olursa biraz pahalı olmak şartıyla her saatte deniz taksi de mevcut. 


Adalar’ın Tarihteki Diğer İsimleri

Adalar’ın ünü, onlara verilen farklı isimlerden de anlaşılabilir. Aristoteles tarafından “Kadıköy Adaları”, Thomas Allom tarafından “Ruh Adaları”, ünlü tarihçi Hammer tarafından “Evliya Adaları”, Deiher tarafından “Keşiş Adaları”, Scarlatos Byzantios tarafından “Bahtiyar Adaları”, Bizanslılar tarafından “Papaz Adaları”, Grekler tarafından “Devler Adaları” olarak adlandırılmış. Halk arasında bilinen en eski adı ise Cin Adaları. Osmanlı döneminde de toprak renginden dolayı “Kızıladalar” denilmişliği var ve bir diğer kaynakta coğrafi konumu itibari ile “Halka Adaları” olarak bile anılmış. Ancak batıda bilenen adı Prens Adaları olup, en çok bu isim kullanılmakta ve bir diğer tarihsel adı “Pityusa” olarak geçmektedir

Adalara Gitmeden Okunacak Kitaplar

Madam Martha ve Martha Koyu

Adalara gitmeden ilgili kitaplar okumak istiyorum, bilgi sahibi olup öyle gitmek istiyorum diyenler için onlarca kitap kaynağı var. Dilleri bakımından en akıcı okunabilecekleri sıralarsak birinciliği, İletişim Yayınları’ndan Gustavo Schlumberger’in Prens Adaları alır. Adalara sürgün edilen Bizans imparator ve imparatoriçelerinden 19. yüzyılın ada vapurlarına kadar pek çok bilgiyi bu kitapta okuyabilirsiniz. Yine Prens Adaları ismiyle Joachim Sartoris’in Everest Yayınları’ndan çıkan kitabı ikinci iyi kaynak. Son olarak üçüncü sırada, Burgazada Sevgilim kitabı var. Kendisi de Burgazada’lı olan Bercuhi Berberyan tarafından kaleme alınmış bu kitap, yine Burgazada’nın eski halini okumak isteyenler için doğru kaynak. Meşhur Madam Martha Koyu’nun hikayesini de tüm detaylarıyla bu kitapta bulabilirsiniz.

Tarihte Büyükada

Adalar İstanbul tarihinde çok önemli. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden sonra, manastırlar kapatılıp Adalar üzerindeki yerleşim yerleri boşaltılmış. Yerleşim yeri olarak kullanılmaya 1839 Tanzimat Fermanı ile tekrar başlanıyor; o zamanların yerli halkını ise Fransızlar oluşturuyor. Tam bir kültür mozaiği olan adalara sonradan farklı mezheplerden birçok aile taşınıyor ve hala yıllardır Rumlar, Ermeniler, Türkler burada bir arada yaşıyor. Özellikle Prens Adalarının en büyüğü ve en çok ziyaret edileni olarak bilinen, tarihteki ismi Prinkipo olan Büyükada’nın nüfusu diğer adalardan daha kalabalık ve tarihi Antik Dönem’e dek uzanıyor. Burada hala Bizanslıların inşa ettiği manastırlar bulunuyor.

 

Büyükada’da Ne Yapılır?

@bizevdeyokuz

Büyükada’da doğayla baş başa kalmak istediğinizde Aya Yorgi’ye çıkmak iyi bir tercih. Lunapark adı verilen meydandan tepeye doğru tırmanıyorsunuz. Buradan tüm adaya ve İstanbul’a bakabilirsiniz. Büyükada Nizam ve Maden olarak ikiye ayrılıyor. Maden tarafında daha çok köşkler varken, Nizam’da yemek yemek için daha çok yer bulabilirsiniz. Büyükada Anadolu Klübü tarihi doku içinde yemek yemek isteyenlere tavsiye. Atatürk’ün Büyükada ziyaretleri sırasında uğradığı denize karşı bu mekanda Cavidan öncesi çok güzel milonga geceleri de yapılıyordu.

Ne Yenir?

Sahildeki balıkçılara uğrarsanız, Prinkipo en iyi restoranlardan biri. Prinkipo zaten Büyükada’nın tarihteki diğer adı. Adalılar tarafından “Fıstık Ahmet’in yerine gidiyoruz.” diye yerel bir söylemle tanınan bu mekanda zengin bir meyhane kültürü bulabilirsiniz. Mevsiminde taze balık yiyebilirsiniz (eylül ve ekim ayları için barbunya, çipura, kılıç, levrek, lüfer, tekir öneririz). Pandemi dolayısıyla eski yoğunluk olmasa dahi gitmeden rezervasyon yaptırmak da fayda var.  Kahvaltıda ise iki kız kardeşin açtığı Sinek Kafe’deki kahvaltı menüsü deneyebilirsiniz.

Detaylı Büyükada gastronomi rehberi için tıklayın.

Nerede Kalınır?

Splendid Palace Hotel’de bir gece kalmadan dönmeyin. Adanın en büyüleyici oteli olan Splendid Palace, kendi restoranıyla hizmet veriyor. Türk, dünya ve Büyükada’nın lezzetlerini menüsünde harmanlayan restoranın, oldukça keyifli bir ambiyansı var. Beş çayı severlerin de uğrayabileceği otelde pazar günleri oldukça geniş bir brunch büfesi de hazırlanıyor.

 

Tarihte Heybeliada

Halky (Halki diye okunur.) olarak bilinen Heybeliada, doğal güzelliği ve çekiciliği ile dikkat çeker. Birçok kaynakta doğal bitki örtüsü bakımından en zengin olarak bahsi geçer. Adanın her yanı, iç kısımlara doğru girmiş koylarla sarılmış ve bu koyların sahipleri her yerde ormanlarla süslüdür. Heybeliada tarihindeki en önemli yapı buradaki Ruhban Okulu’dur. Aynı zamanda ada, Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi olarak bilinir. Yaklaşık %62’si çam ağaçlarıyla kaplı olan ve kuşbakışı heybeye benzediği için adı “Heybeli” olan bu güzel ada, temiz havası nedeniyle yakın zamana kadar birçok tüberküloz (verem) hastasını tedavi etmiştir.

Heybeliada’da Ne Yapılır?

İçinde bulunduğumuz dönemde, yeşile, oksijene ve biraz daha kafa dinlemeye ihtiyacı olanlar için mantıklı bir durak olabilir. Güzel bir gün için muhakkak yüzün. Çünkü Heybeliada, plajları bakımından diğer adalardan daha çok seçeneğe sahip. Ama en popülerleri, Çam Limano Koyu’nda çam ormanlarıyla çevrili çok güzel bir ortamda hizmet veren Ada Beach ve tabiat parkı içerisindeki Değirmenburnu Plajı.

Ada Senatoryumu dışında gezilecek bir diğer tarihi yapı 1773’te kurulmuş ve Deniz Harp Okulu’na birçok öğrenci yetiştirmiş askeri lisedir. Vapur iskeleye yaklaştığında sizi ilk olarak bu bina karşılar. 2016 yılında kapanması ile ada esnafının, gelen giden azaldığı için biraz zorlanmaya başladığı söylenmektedir. Burayı da gezebilirsiniz.

Nerede Kalınır?

Konaklamak isterseniz, ada mimarisi örneği bulabileceğiniz birçok yer mevcut. İçlerinden en bilineni Perili Köşk. En köklülerinden olduğu için, dolu olması takdirinde başka butik otelleri de buradan sorabilirsiniz.

 

Tarihte Burgaz Ada

Antigoni olarak bilinen Burgazada’ya ilkçağlarda Panormos denilirmiş. Rumlar tarafından kullanılan ve Yunanca kule anlamına gelen Pyrgos kelimesi, Türkler tarafından zamanla Burgaz’a dönüşmüş. Kulaktan kulağa oynarken değişmiş bir isim gibi.

Burgazada’da Ne Yapılır?

Burgaz halkının çoğu Klüp’te denize giriyor. Ama dışarıdan gelenlerin Marta Koyu’nda ve Kalpazankaya’da da denize girmeleri mümkün. Bilmeyenler için Marta Koyu’nun üzücü bir hikayesi var. Marta ismini 1920 yılında dünyaya gelen Ermeni asıllı balerin Marta’dan alır. Osmanlı Bankası Müdürü olan babasının tayini üzerine çocuk yaşta İstanbul'a geldi. Liseyi bitirdikten sonra ilk bale okulunu açan Lydia Krassa Arzumanova'nın öğrencisi olur ve Türkiye'nin ilk balerinlerinden biri olarak tanınır. Evlenip Burgazada'ya yerleştikten sonra kendisini doğaya ve denize adar. Marta'nın evi aslında Aya Nikola meydanındadır ancak vaktinin çoğunu sonradan ismini alan bu koyda eski bir kulübede geçirir. Söylenilenlere göre de, tüm koyu kendisi temizlerdi. Denizden topladığı taşlardan çocuklara kolyeler yapardı. O zamanlar henüz moda bile değilken; uzun saçlarına alından sıkma bandanalar bağlar, tahta bilezikler, kocaman halka küpeler takar, ayak bileğini halhallarla süslerdi. Her akşam rengarenk elbiselerle iskeleye inip eşini karşılardı. Ancak kendisinin bu tarzı, ada sakinleri tarafından dedikodu malzemesi olur ve ölümü de bu dedikoduların etkisine bağlanır.

Ünlü edebiyatçılarımızdan, Garip akımının öncülerinden Sait Faik Abasıyanık da bir dönem Burgaz’lı olanlardan. Yazarın 1939’dan ölümüne dek yaşadığı Çayır Sokak’taki köşk artık bir müze ve geziliyor. Listenize kesin ekleyin.

Ne Yenir?

Burgazada’nın sahili Büyükada ve Heybeliada’ya göre çok ufak. Birbiri ile yan yana birkaç balıkçı bulunuyor sahilde. Hepsi birbirinden hoşsohbet işletmeciler olan bu balıkçıların hangisinde yer bulursanız bulun, aynı lezzeti bulacağınızın garantisini verebiliriz size. Atıştırmalık bir şeyler arıyorsanız adanın unlu mamullerini sakın es geçmeyin. Özellikle iskelenin karşısındaki pastanede pudra şekerli börekler çok lezzetli. Bir de kışın tek açık yer olan Burgaz Cafe’de kahvaltı ve öğle yemeği için seçenekler bulabilirsiniz.

Tarihte Kınalıada

Tarihteki adıyla Proti, İstanbul’a en yakın adadır. Aynı zamanda en küçük olanıdır. Öyle ki adanın bir ucundan diğerine 30 dakikada yürüyebilirsiniz ya da bisiklet turu yapabilirsiniz. Kınalıada’da İstanbul’un fethinden önce ele geçiriliyor. 1846’da Adalar’a ilk vapur kullanımının başlamasıyla da Rumlar taşınmaya başlıyor. Rumlar tarafından Proti ve Akoni olarak isimlendirilen Ada İstanbul’a en yakın olanı. Vapur yolculuğu uzun geldiyse ilk durakta kendinizi atabilirsiniz yani. Şehre bu kadar yakın olması Bizans döneminde sürgün adası olarak kullanılmasına da neden olmuş. Burada yemek yemek için sadece Jash Restaurant’ı seçin. Envai çeşit mezesi, deniz kenarında doyabilir, motorla sık sık geçen dondurmacıdan ev yapımı dondurma ile yemeğinizi sonlandırabilirsiniz.

Kınalıada’da Ne Yapılır?

Eskiden beri faytonu olmayan bu adada dört plaj var ve hepsi birbirine yakın olduğu için plajlar arası rahatlıkla yürünüyor. Kumluk Plajı, Ayazma, Ülker Restaurant ve İskele Plajı bu listede. Giriş ücreti olan bu plajlarda artık Covid önlemleri de olduğu için önceden telefon etmekte fayda var. Giriş ücretlerini buradan öğrenebilirsiniz. Yürümek isteyenler için batıda Çınar Tepesi ve hemen yanında Teşvikiye Tepesi var. Kınalıada’da bir de manastırlar var. Bir diğer tepe olan Hristo Tepesi’ne ismini veren de burada bulunan Hristo Manastırı.

Prens Adalar’ı dokuz adadan oluşuyor ama yerleşim dört adada olduğu için böyle bir sıralama yaptık. Keyifli geziler...

Bir de unutmadan, Covid sebebi ile gideceğiniz yerleri önceden arayıp, rezervasyon yapmanızı öneririz.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.