white banner

Hafta Sonu İçin İstanbul’a En Yakın Tatil Hissi: Adalar Rehberi

22.09.2025
image

Yazı Boyutu:

İstanbul’un tadını doyasıya çıkaracağınız Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’da ne yapılır, nereye gidilir, ne yenir? Detaylı İstanbul adalar rehberimizi inceleyin.

Advertisement

İstanbul’un temposundan kaçmak isteyenler için, vapura atlayıp kolayca ulaşılabilecek kadar yakın; ama bir o kadar da şehirden uzak hissettiren nadir yerlerden biri İstanbul Adaları. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada, İstanbul’dan bir günlüğüne bile olsa uzaklaşmak, denize girmek, plajlarda serinlemek ya da sadece temiz havada yürüyüş yapmak isteyenler için hâlâ en güzel seçeneklerden.

Tarihi 2000 yıl öncesine dayanan Prens Adaları, Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılsa da zamanla hem yazlıkçıların hem de günübirlik gezi tutkunlarının gözdesi oldu. Adalar, İstanbul’un fethi sırasında 17 Nisan 1453’te Gelibolulu denizci Baltalimanı Süleyman Bey tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. O günden bugüne geçen yüzyıllara rağmen, birçok ada hâlâ tarihi dokusunu, çam ormanlarını ve sakin atmosferini koruyor.

Her mevsimin kendine göre ayrı bir güzelliği var elbette; ama kabul edelim, bahar ve yaz aylarında Adalar’da gezilecek yerler, bisiklet rotaları ve plajlar bambaşka bir enerjiye bürünüyor. Kışın ise adeta kendi içine çekilen bu adalarda, çoğu işletme kapanıyor ve sokaklar yalnızca yerlilere kalıyor.

Biz de bu kapsamlı İstanbul Adalar Rehberi’nde “Adalar’da ne yapılır, nerede denize girilir, hangi plajlar tercih edilir, nerede bisiklet kiralanır, hangi restoranlarda ne yenir içilir?” sorularına yanıt aradık. İster ilk kez gidecek olun, ister her yaz Büyükada veya Heybeliada’ya uğrayan biri olun… Bu rehber, bildiklerinizi tazelemek ve yeni keşifler eklemek için hazırlandı.

Adalarda Neler Yapılır?

İstanbul Boğazı kıyısında yer alan beyaz ahşap yalılar ve yemyeşil yamaçlar, yaz güneşinde parlayan mavi denizle birleşiyor.

Bisiklet kiralayın

Adalar’ın en keyifli aktivitelerinden biri bisiklet turu yapmak. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, serin esintiler eşliğinde çam ağaçlarının gölgesinden geçerek ada yollarında pedallamak bambaşka bir keyif. İster sahil şeridinde hafif bir tur atın, ister yokuşları tırmanarak Büyükada, Heybeliada, Burgazada veya Kınalıada’nın manzaralı tepelerine ulaşın…

Her adada, özellikle iskeleye yakın noktalarda bisiklet kiralama hizmeti veren birçok işletme var. İndiğiniz gibi birkaç adımda kiralayabilir, gün boyu kendi rotanızı oluşturarak İstanbul Adaları’nda bisikletle gezilecek yerleri özgürce keşfedebilirsiniz.

Yaz gününde çiçekli elbise giyen bir kadın, ağaçlarla çevrili sakin bir yolda bisiklet sürüyor.

Tepelere çıkın

Büyükada’daki Aya Yorgi Tepesi, Burgazada’daki Hristos Manastırı çevresi ya da Heybeliada’daki Değirmenburnu Tepesi… Her biri, Marmara Denizi’ne yayılan panoramik İstanbul manzarası eşliğinde günün en güzel saatlerine ev sahipliği yapıyor. Özellikle Adalar’da gün batımı izlemek, manzara kadar anın kendisini de büyüleyici kılıyor.

Yanınıza bir termos kahve ya da bir kitap alın; o anı sadece izleyin ve tadını çıkarın…

Eski evleri görün

Eğer geçmişe kısa bir yolculuk yapmak istiyorsanız, İstanbul Adaları bunun için belki de şehrin en özel duraklarından biri. Ahşap köşkler, cumbalı evler, işlemeli balkonlar ve zamanla rengini alan kapılar… Her biri başka bir hikâyeye açılan pencereler gibi.

Yüzyılı aşkın süredir ayakta duran bu yapılar, özellikle yazlıkçı geleneklerini ve Rum ile Ermeni ailelerin yaşam izlerini hâlâ koruyor. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’nın tarihi sokaklarını yürüyerek keşfetmek, İstanbul’un çok kültürlü geçmişine de dokunmak anlamına geliyor.

Dondurma yemeye gidin

Bir dondurmacı, fıstık ve fındık parçalarıyla kaplı külah içinde yeşil ve beyaz top dondurmayı müşteriye uzatıyor.

Adalar’da ne yenir? Bu sorunun en keyifli yanıtlarından biri kesinlikle dondurma! Her adanın kendine özgü, müdavimi bol dondurmacıları var ve yaz sıcağında serinlemenin en tatlı yolu buradan geçiyor. Sakızlıdan karamellisine, fıstıklısından vişnelisine kadar birçok el yapımı seçeneği bir külaha sığdırabilirsiniz.

Özellikle Büyükada’daki ünlü dondurmacılar, Burgazada veya Heybeliada sokaklarındaki salaş tezgâhlarla yarışıyor. Her bir adanın ayrı ayrı güzel Adalar dondurmacıları var; yaz mevsiminde serinlemek için bu lezzet duraklarını mutlaka deneyin.

Zeytinyağlı sos ve limon eşliğinde servis edilmiş beyaz etli balık filetosu, yanında rendelenmiş peynirli makarna ile bir restoranda sunuluyor

Deniz kenarında balık yiyin

Adalar, zengin mutfağıyla da büyülüyor. Özellikle deniz kenarında kurulmuş balık restoranları, sizi İstanbul’dan çok uzakta, Ege sahillerindeymişsiniz gibi hissettirebilir. Taze mezeler, limonlu roka salatası, ızgara kalamar ve buz gibi bir içecek eşliğinde gün batımına karşı balık yemek, İstanbul Adaları’nda yapılacak en keyifli aktivitelerden biri.

Büyükada’da Ayayorgi yolu üzerindeki salaş lokantalardan, Heybeliada sahil restoranlarına kadar birçok seçenek var. İster şık bir akşam yemeği planlayın, ister dostlarla keyifli bir öğle sofrası… Canınız hem deniz havası hem de taze balık yemek isterse, soluğu Adalar balık restoranlarında alın.

{26455}

Adalara Ulaşım

Adalara ulaşım, 1846 yılından beri olduğu gibi hâlâ en keyifli şekilde vapurla sağlanıyor. İstanbul’un Kadıköy, Bostancı, Beşiktaş ve Kabataş iskelelerinden Adalar’a vapur seferleri düzenli olarak kalkıyor. Bu sayede şehri kısa süreliğine ardınızda bırakıp bambaşka bir atmosfere geçiş yapabiliyorsunuz.

Özellikle yaz aylarında seferler saat başı düzenleniyor; ancak dönüş saatlerine dikkat etmekte fayda var. Çünkü Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada vapur seferleri genellikle gece yarısına kadar sürüyor.

İstanbul Boğazı’nda yolcu taşıyan Şehir Hatları vapuru, güvertesinde yolcular ve dalgalanan Türk bayrağıyla mavi sularda ilerliyor.

Gece Adalar’da konaklamayacaksanız, son vapuru kaçırmamaya özen göstermelisiniz. Ancak beklenmedik durumlar için her an ulaşabileceğiniz bir alternatif de mevcut: deniz taksi hizmeti. Diğer ulaşım yöntemlerine göre daha maliyetli olsa da, günün her saati kullanılabiliyor ve özellikle acil durumlarda hayat kurtarıcı olabiliyor.

Vapur seferleri için tıklayın.

Vapur saatlerine bağlı kalmadan daha esnek bir rota planlamak isteyenler için Adalar’a özel tekneyle ulaşım, özellikle yaz aylarında hem konforlu hem de alternatif bir ulaşım seçeneği sunuyor.

Adalar’ın Tarihteki Diğer İsimleri

Adalar’ın ünü, onlara verilen farklı isimlerden de anlaşılabilir. Aristoteles tarafından “Kadıköy Adaları”, Thomas Allom tarafından “Ruh Adaları”, ünlü tarihçi Hammer tarafından “Evliya Adaları”, Deiher tarafından “Keşiş Adaları”, Scarlatos Byzantios tarafından “Bahtiyar Adaları”, Bizanslılar tarafından “Papaz Adaları”, Grekler tarafından “Devler Adaları” olarak anılmış. Halk arasında bilinen en eski ad ise Cin Adaları.

Osmanlı döneminde ise toprak renginden dolayı “Kızıladalar” denildiği, başka bir kaynakta ise coğrafi konumu itibarıyla “Halka Adaları” olarak da adlandırıldığı biliniyor. Ancak Batı’da en çok kullanılan isim Prens Adaları olmuş; ayrıca tarihî kayıtlarda “Pityusa” adı da geçiyor.

Bu farklı isimler, İstanbul Adaları’nın tarih boyunca kültürel çeşitliliğini ve şehrin belleğindeki özel yerini gösteriyor.

Adalara Gitmeden Okunacak Kitaplar

Adalara gitmeden önce, biraz tarihine, kültürüne ve hikâyelerine dokunmak isterseniz okunacak harika İstanbul Adaları kitapları var. Bu kitaplar sizi o sokaklarda daha bilinçli, daha duyarlı bir gezgin yapıyor.

Listenin başında, Gustavo Schlumberger’in Prens Adaları kitabı geliyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan bu kaynak, Bizans’tan 19. yüzyıla uzanan dönemde adalara sürgün edilen imparatorlardan ada vapurlarına kadar geniş bir tarihsel panorama sunuyor. Akıcı dili sayesinde hem bilgilendirici hem de keyifli bir okuma sağlıyor.

İkinci sırada ise Joachim Sartoris’in, Everest Yayınları’ndan çıkan Prens Adaları kitabı var. Bu eser, daha çok mimari dokular, ada köşkleri ve Prens Adaları’nın gündelik yaşamı üzerine detaylar içeriyor. Fotoğraflarla desteklenmiş olması, İstanbul Adaları’nın geçmişine görsel bir pencereden bakmayı da mümkün kılıyor.

Açık bir kitabın üzerine bırakılmış pembe şakayık çiçekleri ve yanında duran siyah seramik fincanda kahve.

Üçüncü önerimiz ise özellikle Burgazada’yı yakından tanımak isteyenler için: Bercuhi Berberyan’ın Burgazada Sevgilim adlı kitabı. Burgazada’da doğup büyüyen yazar, bu eserde çocukluğundan bugüne adanın dönüşümünü, mahalle ruhunu ve Madam Martha Koyu gibi simge noktaların hikâyelerini duygusal bir dille aktarıyor.

Büyükada Rehberi

Tarihte Büyükada

İstanbul tarihinin ayrılmaz bir parçası olan Adalar, özellikle Büyükada (eski adıyla Prinkipo) yüzyıllardır farklı uygarlıkların, inançların ve toplulukların izlerini taşıyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra, Prens Adaları’ndaki manastırlar kapatıldı ve yerleşim büyük ölçüde boşaltıldı.

1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile birlikte, Adalar yeniden yerleşime açıldı. Bu dönem, Büyükada ve diğer İstanbul Adaları’nın tarihindeki önemli bir kırılma noktası. Ada köşkleri ve manastırlar o günden sonra yeniden canlanmaya başladı.

Ege Denizi kıyısında, marinasında yatlar demirlemiş bir sahil kasabası ve açıkta demirleyen büyük bir kruvaziyer gemisi.

Bu yeni dönemde bölgeye özellikle Fransızlar ve farklı Avrupa kökenli Levanten aileler yerleşmeye başladı. Ardından Rum, Ermeni ve Türk aileler de adalara taşınarak, İstanbul Adaları’nın bugünkü çok kültürlü yapısının temellerini attılar. Hâlâ bir arada yaşamın mümkün olduğu nadir İstanbul semtlerinden biri olarak, bu çeşitlilik Adalar’a bambaşka bir ruh katıyor.

Büyükada, Prens Adaları arasında hem yüzölçümü hem de tarihî açıdan en öne çıkan ada. Antik Dönem’e kadar uzanan geçmişi, Bizans döneminde inşa edilmiş manastırları ve sürgün hikâyeleriyle katmanlı bir yapıya sahip. Bugün hâlâ Aya Yorgi Manastırı ve Rum Yetimhanesi gibi tarihî yapılar, bu zengin geçmişin sessiz tanıkları olarak ziyaretçilerini karşılıyor.

Büyükada’da Ne Yapılır?

Büyükada’da, mavi gökyüzü ve bulutların altında yer alan tarihi ahşap köşk, ağaçların arasından görünüyor.

Büyükada’da kalabalıktan uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak istiyorsanız, rotanızı mutlaka Aya Yorgi Tepesi’ne çevirin. İskeleye indikten sonra Lunapark Meydanı’na kadar bisikletle ya da faytondan dönüştürülen elektrikli araçlarla ulaşabilirsiniz. Buradan sonrası ise kısa ama dik bir yürüyüşle çıkılıyor. Zirveye ulaştığınızda İstanbul ve Marmara Denizi’nin panoramik manzarası sizi bekliyor olacak.

Ada genel olarak iki bölgeye ayrılır: Nizam ve Maden. Nizam tarafı, sahil boyunca sıralanan restoran ve kafeleriyle dikkat çekerken; Maden tarafı, Büyükada’nın köşkleri ve sessiz sokaklarıyla öne çıkar. Her iki bölgede de yürüyüş yaparken, tarihle doğanın nasıl uyum içinde kaldığını gözlemlemek mümkün.

Büyükada’nın tarihî ruhunu yaşatan mekânlardan biri de, Atatürk’ün de zamanında ziyaret ettiği Büyükada Anadolu Kulübü. Hâlâ hizmet veren bu zarif mekan, hem mimarisi hem de denize nazır atmosferiyle özel bir yemek yemek isteyenler için ideal bir adres.

{26058}

Môa markasına ait, üç fitilli cam kavanozda tasarlanmış ‘Ada Çamı’ kokulu soya mumu.

Büyükada Esintili Hatıralar
MôA Shop

Evinize, stilinize ya da vereceğiniz hediyelere ada esintili dekorasyon ürünleri ve özgün tasarımlar katmak isterseniz, MôA Shop’un online mağazasını mutlaka keşfedin.

Açık bej süet kumaştan yapılmış büyük bir tote çanta ve uyumlu küçük cüzdan, beyaz kazak giyen bir kişi tarafından tutuluyor.

Büyükada’da Ne Yenir?

Büyükada’da lezzetli bir mola vermek isteyenler için seçenekler çeşitli. Sahil boyunca sıralanan restoranlar arasında en bilinenlerden biri Prinkipo Restoran. Adalıların “Fıstık Ahmet’in yeri” olarak andığı bu klasik meyhane, özenle hazırlanan mezeleriyle ünlü.

Eylül ve ekim aylarında barbunya, çipura, kılıç, levrek, lüfer ve tekir gibi Büyükada sezon balıkları taze taze sunuluyor. Özellikle gün batımında deniz kenarında rakı-balık keyfi yapmak isteyenler için ideal bir adres. Yaz döneminde kalabalıklar biraz azalsa da, gitmeden önce Büyükada restoranları arasında rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

Mısır, mantar, et şiş ve deniz tarağı gibi çeşitli yiyeceklerin mangalda közlenerek pişirildiği dumanlı bir barbekü sahnesi.

Güne huzurlu bir başlangıç yapmak isteyenler için Büyükada kahvaltı mekânları arasında öne çıkan adreslerden biri Sinek Cafe. İki kız kardeşin işlettiği bu sıcak mekân, ev yapımı reçelleri, taze ürünlerle hazırlanmış kahvaltı tabakları ve samimi atmosferiyle dikkat çekiyor. Dilerseniz çayınızı alıp uzun uzun oturabilir, güne sakin bir tempo ile başlayabilirsiniz.

Biraz daha içeride, köşklerin gölgesinde kalmış eski bir adres arıyorsanız Akasya Restoran’a uğrayabilirsiniz. Girit mezeleri, zeytinyağlılar ve taş fırın balıklarıyla nostaljik bir akşam yemeği sunan bu mekân, ada müdavimleri arasında özel bir yere sahip. Benzer şekilde, sakinliği ve doğallığıyla öne çıkan Eski Bağ Restoran, kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için birebir. Bol ağaçlı bahçesi, taş binası ve klasik müzikleriyle adeta bir Ege kasabasındaymış hissi verirken, et ağırlıklı menüsüyle deniz ürünü tercih etmeyenler için de iyi bir alternatif oluşturuyor.

Mermer masa üzerinde hasır servislikte sunulmuş, beyaz peynir parçaları ve bulgurla hazırlanmış taze yeşil salata kasesi.
Mermer masa üzerinde servis edilen sucuklu pizza, yanında beyaz şarap kadehi ve çatal bıçak takımıyla güneşli bir ortamda sunulmuş.
Akasya Büyükada
Hasır servis üzerinde gri tabakta sunulmuş, roka, çilek, keçi peyniri ve ince dilimlenmiş pancarla hazırlanmış taze salata.

Daha modern bir meyhane atmosferi arayanlar için By Şükrü, Büyükada’da tercih edilebilecek en keyifli adreslerden biri. Ada iskelesine yakın konumuyla ulaşımı kolay olan mekânda, geleneksel meze çeşitleri modern dokunuşlarla sunuluyor. Canlı müzik eşliğinde geçen akşamlarında, sosyal ve enerjik bir ortam sizi bekliyor.

Öğle saatlerinde hızlı ama özel bir şeyler yemek isteyenler için Secret Garden harika bir seçenek. Köşklerin arasında saklı kalmış bu bahçede taş fırından çıkan pizzalar hem lezzetli hem de doyurucu. Ayrıca vejetaryenler için de uygun pizzalar ve hafif atıştırmalık alternatifler var.

Splendid’O Cafe Bar’ın önünde, mermer masada servis edilmiş Aperol Spritz ve yanında kavrulmuş kuruyemişler.
Splendid’O Cafe Bar’da servis edilen, kurutulmuş portakal dilimiyle süslenmiş pembe kokteyller ve yanında küçük atıştırmalık kaseleri.
Splendid’O
Büyükada’daki Splendid’O Cafe Bar’ın önünde, ahşap oturma alanı ve hasır sandalyelerle düzenlenmiş zarif bir açık hava oturma bölümü

Splendid Palace Hotel’in giriş katında konumlanmış zarif bir pastane ve kafe olan Coco White, Belçika çikolatası kullanılarak hazırlanan artizan pastalarıyla tanınıyor. Özellikle profiterol, cheesecake, çikolatalı pastalar, dondurma, rokoko, ekler ve meyveli tart gibi tatlılarıyla öne çıkıyor. Ada geziniz sırasında tatlı bir mola vermek isterseniz, Coco White’ın atmosferinde kahvenizi yudumlayabilir, tatlılarının tadını çıkarabilirsiniz.

Splendid’O, yine Splendid Palace Hotel’in içinde yer alan şık bir kafe ve lounge bar olarak hizmet veriyor. Gün boyunca özel kahve, çay ve hamur işleri sunan bu mekân, öğle saatlerinde havuz kenarında keyifli bir öğle yemeği imkânı sağlıyor. Öğleden sonra ana salonda geleneksel bir beş çayı içebilir, akşam saatlerinde ise romantik bir akşam yemeği için tercih edebilirsiniz. Günün ilerleyen saatlerinde lobideki lounge barında özel kokteyller eşliğinde dinlenmek de mümkün.

İster Büyükada’da tarihi bir sofrada rakınızı yudumlayın, ister sakin bir kahvaltı masasında güne başlayın; ada, her ruh haline ve her damak zevkine hitap eden mekânlarıyla unutulmaz bir gün vadediyor.

Detaylı Büyükada gastronomi rehberi için tıklayın.

Büyükada’da Nerede Kalınır?

Büyükada’daki Sergüzeşt Otel’in yemyeşil bahçesi, modern masa ve sandalyelerle düzenlenmiş huzurlu bir açık hava alanı.
Büyükada’daki Sergüzeşt Otel’in yemyeşil bahçesi

Büyükada’nın sessiz sokaklarında, 1932’de inşa edilmiş tarihi bir Rum konağından özenle restore edilen Sergüzeşt Otel, modern konforu adanın nostaljik dokusuyla buluşturuyor. 2016’dan bu yana misafirlerini ağırlayan otel, iskeleye 500 metre uzaklıkta; şehir gürültüsünden uzak, doğanın içinde dingin bir Büyükada konaklama deneyimi sunuyor.

Butik konseptli 10 odası, her biri farklı şekilde dekore edilmiş; standart, deluxe, junior suit ve suit seçenekleri var. Deniz ve bahçe manzaralı balkonlar, özel günler ve romantik kaçamaklar için öne çıkıyor.

Otelin bahçesinde yer alan Sermest Restoran, günün her saati için adanın en samimi buluşma noktalarından biri. Akdeniz mutfağından esinlenen menüsü; taze deniz ürünlerinden hazırlanan salatalara, özel tatlılardan seçkin kahve çeşitlerine kadar geniş bir yelpazeye sahip. Romantik akşam yemekleri, dost sohbetleri veya doğum günü ve yıldönümü kutlamaları için unutulmaz bir ambiyans sunuyor. 40 kişilik kapalı ve 75 kişilik açık alanıyla, butik düğünlerden ekip toplantılarına kadar farklı etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Büyükada’da tarihi mimarisi ve ışıklandırmasıyla dikkat çeken zarif bir otel, yemyeşil ağaçlar arasında gün batımı ışığında parlıyor.
Princes’ Palace Resort

Büyükada’da bir gece geçirmek, adanın ruhunu tam anlamıyla yaşamak için en iyi önerilerden biri. Adanın yeni sayılabilecek otellerinden Princes’ Palace Resort, hem dinlenmek hem de konforlu bir şekilde ağırlanmak için tercih edebileceğiniz adreslerden.

Tarihi dokusuyla öne çıkan Splendid Palace Hotel, kendi restoranıyla hizmet veriyor. Türk, dünya ve Büyükada mutfağı lezzetlerini menüsünde harmanlayan restoran, keyifli bir ambiyansa sahip. Beş çayı severlerin de uğrayabileceği bu otelde pazar günleri zengin bir brunch büfesi hazırlanıyor.

Adanın yenilerinden olan Triada Hotel, yer aldığı tarihi köşk ve mini evleriyle misafirler tarafından çok sevilen alternatiflerden biri. Doğayla iç içe, huzurlu bir Büyükada konaklama deneyimi arayanlar için cazip bir seçenek.

Büyükada’da, havuzlu terası ve rengarenk begonvillerle çevrili lüks bir butik otel, yaz akşamı ışığında üstten görüntülenmiş.
Hillora Hotel

Büyükada’nın nostaljik atmosferine çağdaş bir yorum katan Hillora Hotel, adada konaklama planlayanlar için öne çıkan adreslerden biri. Sade ve zarif detaylarla tasarlanmış odaları, doğayla uyumlu yapısı ve huzurlu atmosferiyle hem romantik bir kaçamak hem de sessiz bir hafta sonu için ideal bir seçenek.

Otelin bünyesinde yer alan Vista Kitchen & Cocktail, dışarıdan gelen ziyaretçilere de açık. Geniş ve ferah terasında, Akdeniz mutfağından esinlenen tabakları ve yaratıcı kokteylleriyle günün her saatinde keyifli vakit geçirebilirsiniz. Gün batımı eşliğinde akşam yemeği, sakin bir içki arası ya da arkadaşlarla paylaşılan tatlı bir sohbet için Vista mutlaka listenizde olmalı.

Büyükada seyahatinizi unutulmaz kılacak bir konaklama ve yeme-içme arıyorsanız, Hillora Hotel & Vista Kitchen & Cocktail, ada gezinizde uğramanız gereken duraklardan biri.

Atilla Güner’in Büyükada Önerileri

Büyükada’da doğup büyüyen ve hayatına hâlâ burada devam eden Atilla Güner, adanın tadını çıkarmak isteyenlere özel ipuçları veriyor. Az bilinen ama Büyükada’nın kimliğini yansıtan bu öneriler sayesinde ada geziniz çok daha keyifli ve anlamlı bir deneyime dönüşecek.

Kınalıada’da asma yaprakları arasından sarkan taze yeşil üzüm salkımı, güneş ışığında parlıyor

Üzüm Bayramı’na Katılın

Önce karakolun yanındaki Lalahatun Caddesi’ni bulun. Sonuna kadar yürüyün, Karadağ’ı geçin, futbol sahasını görünce sağdaki tepeye yönelin. İşte İsatepe Manastırı’na ulaştınız.

Eğer takvimler 6 Ağustos’u gösteriyorsa şanslısınız; çünkü bu tarihte manastırda özel bir gelenek yaşatılıyor. Din adamları yılın ilk üzümlerine dualar okur ve Ortodoks cemaat, ayin sonrası üzüm yer. Bu ritüel, Metamorfoz Bayramı’nın bir parçası olarak Büyükada’nın kültürel zenginliğini yansıtır.

İstavrit Yiyin

Adalar’da tadılacak balıklar arasında istavrit adeta bir demirbaş. Eğer mevsimindeyseniz, Büyükada, Heybeliada veya Burgazada’daki balık restoranlarında taze istavritin tadına mutlaka bakmalısınız.

Adalar’daki balık restoranlarının vazgeçilmezi olan taze istavritler, parlak pullarıyla tezgâhta sergileniyor.
Büyükada Nizam Mahallesi’nde yer alan, zarif mimarisiyle dikkat çeken tarihi Agasi Efendi Köşkü beyaz cephesiyle güneş ışığında parlıyor.

Agasi Efendi Köşkü’nü Görün

Nizam Mahallesi’nde, Müjde, Zühre ve Peltek sokaklarını mutlaka arşınlayın. Burada yer alan Agasi Efendi Köşkü (diğer adıyla Necmeddin Molla Köşkü) Büyükada’nın en etkileyici tarihi yapılarından biri. Neyzen Tevfik’ten İbrahim Çallı’ya, Adnan Menderes’ten Fatin Rüştü Zorlu’ya kadar pek çok ünlü isim bu köşkte konaklamış.

Adalar Müzesi

Ahmet Tanrıverdi’nin Büyükada’nın Solmayan Fotoğrafları ve Hafıza Çekmecemde Biriktirdiklerim, Adalar hakkında bilgiler sunan ve okuması keyifli kitaplar arasında. Ayrıca Büyükada hakkında derinlemesine bilgi edinmek isteyenler için Akillas Millas’ın Büyükada (Prinkipo, Ada-i Kebir) kitabı, ada tarihini ve kültürel dokusunu anlamak için değerli bir kaynak.

Moshe Aelyon’un Büyükada Önerileri

Büyükada’nın yerlilerinden, kreatif direktör ve danışman Moshe Aelyon, adadaki favori lezzet köşelerini ve mutlaka deneyimlenmesi gereken Büyükada kültürünü paylaştı.

  • Aile evi kapanalı beri artık Splendid Hotel ikinci adresim. Biz küçükken sadece yaşını almış aile büyükleri bu otelde yazı geçirirken sevgili Serra Taşkent ve ekibinin yeni Splendid’i bana iyi geliyor. Özellikle mevsim dışı en büyük keyfim, odamın balkonunun panjurlarını açıp adayı seyretmek.
  • Denize girmek için çocukluğumun Anadolu Kulübü halen favorim. Zira hem deniz ve hem de havuz opsiyonum olması harika bir lüks.
  • Sabahları mutlaka büyük tura çıkmak her zaman vazgeçilmez ritüelim.
  • Turumun sonunda en büyük keyfim ise kahvaltımı Bahçede Sinek Kafe’de yapmak. İşletmecileri Nilay, Nilgün ve Osman ailem gibi. Şahsi favorim harika bir macchiato ve sinek kahvaltı. Böyle bir sunum böyle bir lezzet yok. Ben ara sıra ev yemeği için akşam da uğrarım. Mesela Nilay’ın dolması akıllara ziyandır.
  • Harika bir deniz plaj deneyimi için Elio Sedef Beach’i tavsiye ederim. Harika servis, kokteyller ve her türlü konfor için keyifli bir gün. Ayrıca merdivenlerden yukarı çıkınca süper bir Büyükada manzarasına nazır bir restauranta öğle yemeğine bayılıyorum. İnanın adete Capri, İtalya gibi bir konum.
  • Akşam üstü ritüelim ise yine Splendid Hoteli’nin bahçesinde Chocowhite. Herkes onların profiterolüne aşık ama benim bağımlılığım Budapeşte pastaları. Yaz meyveli her gün değişen bu tatlı için Büyükada’ya gitmek mümkün.
  • Dondurmaya gelince ben doğma büyüme sokaklarımızı dolaşan Dondurmacı Yunus‘tan gül şeklinde dondurmadan iyisini dünyada bilmem. Artık birden fazla arabası ama Anadolu Kulübü’nün önünde mutlaka bulmanız mümkün.
  • Güneşi batırmak için adanın tepeleri önemli destinasyonlar. Eskibağ bunun için ideal bir mekan. Meze ve rakı severler için de ideal.
  • Biraz spor, biraz dua ve dilek tutmak için Ayayorgi tepesi ve kilisesi eski bir adalı ritüelimiz. Her sene, sezon sonu mum yakıp, “Allah’ım bu sene de sınıfımı geçeyim” duası ederdim.
  • Balık sevenler için iskelede belki iki düzine mekan mevcut. Benim son senelerdeki favorim Ali Baba. Her daim çok taze.
  • Gece hayatını sevenler için Prinkipo Meyhanesi Fıstık Ahmet uğramaya değer. Mütevazi gibi görünse de İstanbul sosyetesinin halen vazgeçilmez durağı.
  • Şehre dönmeden ise 2 ayrı olmazsa olmaz durağım şöyle: Büyükada Pastanesi’nden tatlı ve tuzlularımı almadan vapura binmiyorum. Özellikle sakızlı lokumlu börekleri denemeniz lazım. Adadan İstanbul’a dönerken de son durağım ise Yalovalı Kardeşler Şarküteri. Bu doğduğumdan beri uğramazsam mutsuz olduğum bir işletme. Patates kroket akşam üstü sıcak sıcak yenilmeli. Ama ben mortadellalı ve turşulu sandviçim ile vapura binip, kolamı yudumlarken Ada’ma el sallıyorum. En kısa zamanda da dönmek en büyük dileğim oluyor her daim.

Heybeliada Rehberi

Tarihte Heybeliada

Kınalıada’da denize açılan dar bir sokak, rengârenk çiçekler ve mavi gökyüzü eşliğinde yaz havası sunuyor.

Halky (Halki olarak okunur) adıyla da bilinen Heybeliada, doğal güzelliği ve çekiciliğiyle dikkat çeker. Birçok kaynakta, doğal bitki örtüsü bakımından İstanbul Adaları arasında en zengin olanı olarak bahsedilir. Adanın her yanı, iç kısımlara doğru uzanan koylarla çevrilmiş ve bu koyların sahipleri her yerde ormanlarla süslenmiştir.

Heybeliada tarihindeki en önemli yapılardan biri, burada bulunan ünlü Ruhban Okulu. Ada aynı zamanda Türkiye’nin ilk pandemi hastanesine de ev sahipliği yaptı. Yaklaşık yüzde 62’si çam ağaçlarıyla kaplı olan ve kuşbakışı heybeye benzediği için adı “Heybeli” olan bu güzel ada, temiz havası sayesinde uzun yıllar boyunca birçok tüberküloz (verem) hastasının tedavi edildiği bir merkez olarak da bilindi.

Heybeliada’da Ne Yapılır?

Heybeliada, yeşilin gökyüzüyle buluştuğu, oksijeni bol ve kalabalığın görece az olduğu bir İstanbul kaçamağı. Sessizliği, doğal güzellikleri ve nefes aldıran yürüyüş rotalarıyla, özellikle kafa dinlemek isteyenler için ideal bir adres.

Eğer günübirlik geldiyseniz, yapmanız gereken ilk şey denize girmek olmalı. Çünkü Heybeliada plajları, çeşitlilik açısından diğer İstanbul Adaları’na kıyasla daha fazla seçenek sunuyor.

Büyükada’da çam ağaçlarının arasından görünen tarihi bir yapı ve Marmara Denizi manzarası.

En bilinen duraklardan biri, çam ormanlarıyla çevrili doğal atmosferiyle Çam Limanı Koyu’nda yer alan Ada Beach Club. Hemen yanı başındaki Değirmenburnu Tabiat Parkı içerisinde konumlanan Değirmenburnu Plajı ise doğayla iç içe yüzmek isteyenler için keyifli bir alternatif. Eğer çocuklarla geliyorsanız, Cevahir Aqua Heybeliada’yı değerlendirebilirsiniz. Renkli kaydıraklara sahip aquaparkı, yetişkin ve çocuk havuzları, kum plajı ve restoranıyla ailece vakit geçirilecek konforlu bir alan.

Adanın ruhunu anlamak için biraz tarihle baş başa kalmak yeterli. İskeleye yaklaşırken gözünüze çarpan o büyük yapı, 1773’te kurulmuş ve uzun yıllar boyunca Deniz Harp Okulu’na öğrenci yetiştirmiş olan Heybeliada Deniz Lisesi. 2016 yılında kapatılması, adadaki esnaf için ekonomik bir kırılma noktası oldu. Yine de bu tarihi binayı dışarıdan görmek, Heybeliada’nın geçmişine dair bilgi edinmek isteyenler için ilginç bir durak.

Heybeliada, doğası ve geçmişiyle İstanbul’un biraz uzağında ama fazlasıyla “orada” hissi veren ender yerlerden biri. Kimi zaman sadece yürüyüş yapmak bile, adanın sunduğu huzuru hissetmek için yeterli.

Büyükada iskelesi önünde bekleyen at arabası ve sürücüsü, yazlık ada atmosferini yansıtıyor.

Heybeliada’da Ne Yenir?

Heybeliada’da gün batımına karşı kurulmuş bir masa, taze mezeler, deniz kokusu ve hafif bir esinti… Akşam yemeği için adanın sevilen mekânlarından biri olan Barbayani Restoran, bu atmosferi doyasıya yaşamak isteyenler için doğru adres. İskeleye yürüme mesafesindeki bu kıyı restoranında, iskorpit kavurma, fesleğen soslu levrek ve Kars kaşarından yapılan kroketler sıkça tercih ediliyor. Mezeler çeşitli ve her biri taze malzemelerle hazırlanıyor.

Zeytinyağı ve baharatlarla hazırlanmış ahtapot salatası, servis edilmek üzere masaya konuluyor.

Daha özgün bir lezzet arayışındaysanız, Zehra Heybeliada mutlaka uğramanız gereken adreslerden biri. Ege ve Girit mutfağını temsil eden bu küçük ve sıcak restoran; radika, cibez, şevketi bostan gibi Ege otlarıyla hazırlanan tabakları ve günün taze balığıyla zenginleşen menüsüyle dikkat çekiyor. Ada mutfağını modern dokunuşlarla sunan bu mekân, samimi servisiyle de adalı ruhunu yansıtıyor.

Heybeliada sabahlarında ya da yürüyüş molalarında klasik bir pastane ararsanız, Meltem Pastanesi imdadınıza yetişiyor. Ada sakinlerinin yıllardır vazgeçemediği bu nostaljik pastanede, sıcacık börekler, poğaçalar ve ev yapımı pastalar sizi bekliyor. Özellikle sabahları çay eşliğinde lorlu börekle yapılan hafif bir kahvaltı, Heybeliada ruhuna yakışan harika bir başlangıç olabilir.

Renkli şekerlemelerle kaplı külah içinde, yeşil ve kırmızı top dondurma tutan el.

Gün içinde serinlemek isteyenler için Tadım Roma Dondurmacısı, Heybeliada’nın vazgeçilmez lezzet duraklarından biri. 1960’lardan bu yana hizmet veren bu nostaljik dondurmacının özellikle limonlu ve fıstıklı dondurması bir klasik hâline gelmiş durumda. Dondurmanızı alıp sahilde yürümek, adada geçirilen bir günü tamamlayan küçük bir mutluluk anı gibi.

Modern bir kahve molası arıyorsanız, Ezop Cafe, üçüncü dalga kahve seçenekleri ve sakin ambiyansıyla öne çıkıyor. Üst katındaki küçük balkonda ada manzarasına karşı kahvenizi yudumlayabilir, kısa bir mola verebilirsiniz. Daha nostaljik bir atmosfer arayanlar ise, vintage dekorasyonuyla dikkat çeken Luz Cafe’de ev yapımı keklerin tadına bakabilir ve Heybeliada kafeleri arasında keyifli bir keşif yapabilir.

Heybeliada’daki Ezop Cafe’nin dış cephesi, sokak üzerine yerleştirilmiş renkli sandalyeler ve yuvarlak masalar

Daha salaş bir seçenek arayanlar için Farklı Bi Yer, mezgit balığıyla hazırlanan balık ekmeğiyle ünlü. Hızlı ve lezzetli bir öğle yemeği için tercih edilebilecek bu adres, Heybeliada’da balık ekmek denince akla gelen ilk noktalardan.

Doğayla iç içe bir durak arayanlarsa, Sandal Cafe’ye uğrayabilir. Çam Limanı’na yakın konumuyla huzurlu bir mola sunan mekânda ev yapımı köfte ve patates gibi samimi tabaklar var.

Heybeliada, İstanbul’a bu kadar yakın olup da hâlâ bu kadar gerçek, bu kadar yavaş ve lezzetli kalabilen ender yerlerden biri. Buradaki her lokma, adanın karakterini yansıtıyor.

Heybeliada’da Nerede Kalınır?

Heybeliada’da konaklama seçenekleri, adanın huzurlu atmosferi ve tarihi dokusuyla uyumlu, samimi ve özgün mekânlardan oluşuyor. Eğer adada kalmayı planlıyorsanız, aşağıdaki öneriler size rehberlik edebilir:

Perili Köşk Concept Hotel, adanın en bilinen ve köklü butik otellerinden biri. Tarihi bir binada hizmet veren bu otel, deniz manzaralı odaları ve nostaljik atmosferiyle dikkat çekiyor. Eğer burada yer bulamazsanız, otel personeli size alternatif butik konaklama seçenekleri konusunda yardımcı olabilir.

Heybeli Butik Hotel, merkezi konumu ve şık tasarımıyla öne çıkıyor. Marina manzaralı bu otel, teras ve bahçe gibi olanaklarıyla misafirlerine keyifli bir deneyim sunuyor. Sadece yetişkinlere yönelik hizmet veren L’isola Guesthouse ise sakin ve huzurlu bir konaklama arayanlar için ideal. Deniz manzaralı odaları ve ortak mutfağıyla, ev konforunda bir deneyim sağlıyor.

{26125}

Burgazada Rehberi

Tarihte Burgazada

Tarihte “Antigoni” adıyla bilinen Burgazada, geçmişte Panormos olarak da anıldı. Zamanla adanın hâkimiyetinin değişmesiyle birlikte isim de farklılaştı; Yunanca’da “kule” anlamına gelen Pyrgos kelimesi, halk arasında söylene söylene bugünkü hâline, yani “Burgaz” adına evrildi. Adeta bir fısıltı oyunundaki gibi şekillenen bu isim, adanın çok katmanlı tarihine işaret ediyor.

Antikçağlardan günümüze, Rumlardan Türklere uzanan bu serüven, Burgazada’nın köklü kimliğini ve İstanbul Adaları’nın tarihindeki önemli yerini en güzel şekilde yansıtıyor.

Burgazada’da Ne Yapılır?

“Kınalıada’da sakin bir sokak, renkli sarmaşıklarla çevrili evler ve arka planda Aya Todori Kilisesi’nin kubbesi.

Burgazada’da gün denize girerek başlar; ada halkının çoğu Burgaz Ada Kulübü’nde yüzmeyi tercih eder. Ancak dışarıdan gelenlerin favorisi genellikle Marta Koyu ya da Kalpazankaya olur. Özellikle Marta Koyu, arkasında yatan hüzünlü ama etkileyici hikâyesiyle de akılda kalır.

Marta, 1920 yılında doğan Ermeni asıllı bir balerin. Osmanlı Bankası müdürü olan babasının tayiniyle çocuk yaşta İstanbul’a gelir ve bale eğitimi almaya başlar. Türkiye’nin ilk balerinlerinden biri olarak anılan Marta, evlendikten sonra Burgazada’ya yerleşir; kendini doğaya, denize ve sade yaşama adar. Aya Nikola’daki evinden çok, bugün kendi adını taşıyan koyda zaman geçirir. Denizden çıkardığı taşlarla çocuklara kolyeler yapan, rengârenk elbiseleri, tahta bilezikleri ve başına sardığı bantlarıyla dönemin çok ilerisinde bir figür olan Marta, ne yazık ki ada halkının dedikodularına maruz kalır. Ölümü de bu kırgınlığın izlerini taşır.

Ama bugün, onun adıyla anılan Marta Koyu, hâlâ güzelliğiyle olduğu kadar ruhuyla da varlığını sürdürür; Burgazada plajları arasında hem hikâyesi hem de atmosferiyle benzersizdir.

Kınalıada’nın yamaçlarındaki beyaz ve turuncu çatılı evler, arka planda Aya Todori Kilisesi’nin kubbesi ve masmavi gökyüzü.

Adanın edebî ruhunu ise Sait Faik Abasıyanık yaşatır. Garip akımının öncüsü olan usta yazar, 1939’dan ölümüne kadar Burgazada’daki Çayır Sokak’taki köşkünde yaşadı. Bugün müze olarak ziyarete açık olan köşk, Türk edebiyatının önemli bir dönemine de tanıklık etmenizi sağlar.

Adada yürürken, yazarın satırlarının izini her köşede hissedebilir; Sait Faik Abasıyanık Müzesi’ni ziyaret ederek Burgazada’nın kültürel dokusuna dair unutulmaz bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Burgazada’da Ne Yenir?

Kınalıada sahilinden görünen beyaz ve pastel renkli evler, minaresiyle dikkat çeken cami ve ön plandaki turkuaz denizde demirlemiş tekneler.

Burgazada’nın sahili, Büyükada ve Heybeliada’ya göre çok daha ufak. Sahilde, yan yana dizilmiş birkaç küçük balıkçı var. Hepsi birbirinden hoşsohbet işletmecilere sahip olan bu balıkçılardan hangisinde yer bulursanız bulun, aynı taze lezzeti bulacağınızın garantisini verebiliriz.

Atıştırmalık bir şeyler arıyorsanız, adanın unlu mamullerini es geçmeyin. Özellikle iskelenin karşısındaki pastanede pudra şekerli börekler lezzetli. Bir de kış aylarında tek açık yer olan Burgaz Cafe, kahvaltı ve öğle yemeği için keyifli seçenekler sunuyor.

Burgazada’da deniz manzarasına karşı gün batımı, ön planda masa ve sandalyelerin olduğu bir restoran terası.
Deniz kenarında gün batımına karşı kurulu, meze ve peynir tabaklarıyla donatılmış uzun bir akşam yemeği masası.

Ada sakinleri ile ziyaretçilerin gözdesi olan Kalpazankaya Restoran, gün batımı manzarasını en güzel izleyebileceğiniz bir tepede konumlanıyor. Çeşitli mezelerin yer aldığı menüsünde patlıcan tava, muska böreği, tandır kebabı, şiş kebap, köfte ve balık seçenekleri öne çıkıyor. Özellikle yaz aylarında yoğunluk yaşandığı için rezervasyon yaptırmanızı öneririz.

Sahilde, yan yana bulunan küçük balıkçılar arasında en güzel mezeleriyle öne çıkan Fincan Cafe ve geniş balık menüsüne sahip Yasemin Restoran yer alıyor. Tatlı atıştırmalıklar için ise iskelenin karşısındaki, milföylü pastasıyla meşhur olan Ergün Pastane’ye uğrayabilirsiniz. Dondurma için yine iskelede bulunan, sakızlı dondurmalarıyla öne çıkan Sinem Dondurma tercih edilebilir.

Zeynep Selgur’un Burgazada Önerileri

Sportive’in CEO’su; Doğma büyüme Burgazadalı ve ailesi 70 yıldan uzun süredir yazlarını Burgazada’da geçiren Zeynep Selgur Burgazada’nın tadını çıkarmak için bu önerileri veriyor.

  • Burgazada’nın en iyi restoranı adanın en arkasındaki Kalpazankaya. Tekne ile de gidilen lokanta hem Rum mezeleri ve tandırı muhteşem. Çok özel bir güneş batışı da vardır. Bana göre İstanbul’un açık ara en iyi kır lokantası.
  • Adaya gelince ara sokaklarda bulunan Four Little Words‘den özel çekim kahveler eşliğinde, mutlaka dostlarımızla sohbet ederiz.
  • Kahvecinin yolunun devamında harika bir Rum Ortodoks kilisesi Aya Yani var, içi mutlaka görülmeli. Dileyenler mum yakıp dilek de dileyebilir.
  • Kilisenin karşısı ise Sait Faik Abasıyanık Müzesi. Değerli yazar ve Burgazada bütünleşmiştir.
  • Adadaki Sinem Dondurma enfestir. Günlük süt ve meyvelerden yapılan dondurma çok iyidir.
  • Uzun bir yürüyüş turu yapıp adanın tepesi Bayraktepe den geçip tepedeki minik şapele gitmek çok keyiflidir, manzarası muazzamdır.
  • Biz Adanın yerleşik halkı vaktimizin çoğunu üyelik sistemi ile girilen Adalar Su Sporları Kulübü ve Deniz Kulübü’nde geçiririz. Her iki klüp denize girmek, spor yapmak ve sosyalleşmek için idealdir.

Berna Sağlam Naipoğlu’nun Burgazada Önerileri

Bernaylafem’in kurucusu Berna Sağlam Naipoğlu ‘ikinci yaşam alanı’ olarak tanımladığı ve yazlarını geçirdiği Burgazada’ya gelenler ve adada keyifli zaman geçirmek isteyenler için bu önerileri veriyor.

  • Ada öncelikle nefes benim için. Doğası, renkleri, denizi, ada vapurları, dondurmacısı, şahane yürüyüş alanlar ve en önemlisi arkadaşları.
  • Yürümeyi çok severim ve her gün ya sabah ya da akşam iş çıkışı yürürüm. Kısa parkur Kalpazankaya, uzun olanı Burgazada’nın en üst bölgesi Bayrak Tepe. Yokuş yukarı tırmanarak ulaşılır ve büyük ödülü hak edersiniz. Şahane manzara. Doyamazsınız seyretmeye. Hele ki gün batımını.
  • Akşam yemeği için Kalpazankaya Restaurant harikadır. Doğal ortam, tahta sandalyeler, salaş ama balıklar da et yemekleri de yemekler çok lezzetli. Özellikle tandır, patates kroket ve tatlı olarak da çikolata sufle. Gün batımını da içine alacak saatlerde orada olmayı seçin. Tepeden bakan manzaraya inanamayacaksınız.
  • Yasemin Restaurant ise mezeleri ve balıklarıyla suyun hizasında adanın içinde güzel bir balıkçı.
  • Akşam yemek sonrası ve gündüz değişmeyen tat Sinem Dondurma. Yıllardır aynı aile güler yüzleriyle leziz dondurmalara ayrı bir mutluluk katıyorlar.
  • Gündüz ayaküstü fast food yemek isterseniz çok değişik tost ve hamburger çeşitleriyle Anjelik Cafe. Dozer yemenizi tavsiye ederim.
  • 4 Letter Word de güzel bir kahve içip, 3 Things tasarım dükkanına uğramalısınız. Adanın ara sokaklarında tek ve şahane bir tasarım dükkanı. Fincandan takıya, elbiseden gözlüğe, seramiklere kadar çok güzel seçkileri var. Bana o dükkana girmek keyif ve huzur veriyor. Her gün kapısının önündeki minik kara tahtada bir şiir veya hayata dair bir güzel söz yazar. Tebeşirle, özenle ve dükkan sahibinin el yazısıyla.
  • Ve akşamları arkadaşlarımızla buluşma noktamız Burgaz Cafe. İskeleye bakar. Meydandadır. Kahvaltı, yemek, tatlı veya sadece kahve, adaçayı, melissa hepsi var.
  • Ayrıca adamızın çok güzel iki kulübü var. ASSK ve Deniz Kulübü. Yıllardır ada ile özdeşleşmiştir. Üyelik sistemiyle kabul eder ama ama bir üye aracılığıyla restoranlarından rezervasyon yapılabilir. Özellikle ASSK’nın restoranı çok lezizdir.

{35935}

Kınalıada Rehberi

Tarihte Kınalıada

Sonbaharda renklenen ağaçlar arasında ilerleyen nostaljik bir fayton, Büyükada’nın sakin sokaklarından birinde.

Tarihteki adıyla Proti, İstanbul’a en yakın ada. Aynı zamanda Prens Adaları arasında en küçük olanı. Öyle ki adanın bir ucundan diğerine yalnızca 30 dakikada yürüyebilir ya da kısa bir bisiklet turu yapabilirsiniz. Kınalıada, İstanbul’un fethinden önce ele geçirildi ve 1846’da Adalar’a ilk vapur seferlerinin başlamasıyla Rumlar tarafından yerleşim için tercih edilmeye başlandı. Rumlar tarafından Proti ve Akoni olarak adlandırılan ada, İstanbul’a yakınlığıyla dikkat çeker.

Vapur yolculuğu uzun geldiyse ilk durakta kendinizi atabilirsiniz. Şehre bu kadar yakın olması, Bizans döneminde sürgün adası olarak kullanılmasına da neden oldu. Burada yemek için yalnızca Jash Restaurant’ı tercih edebilirsiniz. Envai çeşit mezesinin tadına bakabilir, deniz kenarında keyifli bir sofra kurabilir; motorla sık sık geçen dondurmacıdan alacağınız ev yapımı dondurmayla yemeğinizi sonlandırabilirsiniz.

Kınalıada’da Ne Yapılır?

İstanbul’a en yakın ada olan Kınalıada, diğer adalara göre daha küçük ve sakin bir atmosfere sahip. Ada boyunca hiç fayton olmamış; bu da onu baştan sona yürüyerek keşfetmek isteyenler için ideal kılıyor.

Yaz aylarında denize girmek isteyenler için adada dört adet işletmeli plaj var: Kumluk Plajı, Ayazma Plajı, İskele Plajı ve Ülker Restoran’ın plajı. Bu plajların her biri kısa yürüyüş mesafesinde. Giriş ücretleri ve kontenjanlar mevsime göre değiştiğinden, gitmeden önce telefonla bilgi almakta fayda var. Özellikle hafta sonları erken saatlerde gitmek, kalabalıktan kaçınmak için iyi bir fikir.

Kınalıada İskelesi’nde yanaşan renkli bir vapur ve arka planda adanın yamaçlarına serpiştirilmiş evler.

Adanın doğası da davetkâr. Batı tarafında yer alan Çınar Tepesi ve hemen yanındaki Teşvikiye Tepesi, kısa ve keyifli bir yürüyüş rotası sunuyor. Özellikle gün batımında, İstanbul’un siluetini arkanıza alarak bu tepelere tırmanmak huzur verici.

Tarih meraklıları içinse Hristo Tepesi önemli bir durak. Zirvesinde yer alan Hristo Manastırı, Bizans dönemine uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Ne yazık ki manastır ziyarete kapalı; ancak çevresi, hem manzara hem de sessizlik arayanlar için güzel bir kaçış noktası.

Kınalıada’da iki kişinin yürüdüğü, yeşillikler ve tarihi evlerle çevrili yokuşlu bir sokak

Kınalıada, sanatı ve mimariyi sevenler için de keşfedilmeyi bekleyen detaylarla dolu. Modernist Türk mimarisinin izlerini taşıyan yazlık evler, ada sokaklarında gezinirken gözünüze çarpabilir. Yolunuz düşerse, Aya Todori Kilisesi’ni ziyaret etmeyi ve taş sokaklarda yer alan eski Kınalıada evlerini keşfetmeyi ihmal etmeyin.

Hafta sonu eğlencesi için ada halkının buluşma noktası, Kamo’s Kınalı Ada Su Sporları Kulübü içinde yer alan Kamer’in Kamo’su. Pazar günleri gün batımıyla birleşen happy hour’ları, adada keyifli bir atmosfer sunuyor ve Kınalıada’da eğlence mekânları arayanlar için ideal bir alternatif oluşturuyor.

Kınalıada’da Ne Yenir?

Adanın en eski Rum meyhanesi olan Mimoza Restoran, denize sıfır manzarasıyla akşam yemeği için değerlendirebileceğiniz bir mekân. Menüsünde yer alan ciğer tava, kalamar ve istavrit, öne çıkan lezzetler arasında. Yaz aylarının vazgeçilmez deniz kenarı mekânlarından Myproti ve Teos, özellikle balık severler için keyifli alternatifler sunuyor. Çınaraltı Kuyu Restaurant Salih’in Yeri ise özellikle eylül ayında tercih edilecek en lezzetli adreslerden biri.

Bunların yanında, Kınalıada sahilinde revaçta olan “kendin pişir, kendin ye” mekânları da öne çıkıyor. Özellikle yaz akşamlarında deniz manzarasına karşı, kendi seçtiğiniz taze balığı veya eti ızgarada pişirip sıcak sıcak yemek, adada bambaşka bir keyif yaratıyor.

Taze karides, kalamar ve midyelerle hazırlanan deniz ürünleri paellası, siyah bir tabakta servis edilmiş.

Kahve içmek için uğrayabileceğiniz duraklar arasında, atıştırmalıklarıyla öne çıkan Juju Cafe ve küçük, samimi bir ortamı olan İki Kapı Cafe var. Ayrıca Hina Cafe, Agop’un Kazı ve Madam Kınalıada Mini Fırını, lezzetli molalar için tercih edebileceğiniz diğer adresler arasında.

1968’den bu yana hizmet veren Ömer Usta Dondurmacısı’nın çeşitli doğal dondurmalarını mutlaka deneyin. Buna ek olarak, gül şekli dondurmasıyla arabalarıyla dolaşan Yücel Dondurma ve Burgaz adanın incisi olup Kınalıada’da da şube açan Sinem Dondurma, ada dondurması sevenler için öne çıkıyor.

Kurtuluş’un gözdesi Göreme Muhallebecisi, Kınalıada’da da süt ürünleriyle damakta tat bırakmaya devam ediyor. Ekmek kadayıfı, kaymak ve su muhallebisi tatlı severlerin mutlaka denemesi gereken lezzetlerden.

Ada fırın ve pastaneleri arasında Kınalıada Ekmek Fırını, Harbiye Börekçisi, Sarıyer Börekçisi ve Bahar Pastanesi de yer alıyor.

Kınalıada’da Nerede Kalınır?

Konaklamak için en bilinen ve sevilen otellerden biri olan, Kınalıada’nın plajlarına yürüme mesafesindeki Kınalıada Butik Otel’de adanın mistik havasını soluyabilirsiniz.

-map-

white banner
Popüler Yazılar
Sıkça sorulan sorular
Adalar’a nasıl gidilir?

Adalar’a ulaşım için İstanbul’dan kalkan vapur, deniz otobüsü ve motor seferlerini kullanabilirsiniz. Kabataş, Kadıköy, Bostancı, Beşiktaş ve Avcılar gibi iskelelerden düzenli olarak seferler yapılıyor.

Adalar’da araç trafiği var mı?

Adalar’da motorlu taşıtlar yasak. Ulaşım genellikle bisiklet, elektrikli araçlar ve yürüyüşle sağlanıyor.

Adalar’ı gezmek için en uygun zaman hangisi?

İlkbahar ve sonbahar, kalabalıktan uzak ve keyifli bir atmosfer için en uygun dönemlerdir. Yaz ayları deniz ve güneş için cazip olsa da oldukça yoğun olabilir.

Adalar’da denize girilebilir mi?

Evet, Adalar’da farklı plajlar ve halk plajları bulunuyor. Büyükada, Heybeliada ve Kınalıada’da çeşitli ücretli ve ücretsiz plaj seçenekleri mevcut.

Adalar’da nerede yemek yenir?

Deniz ürünleri restoranları, meyhaneler, kafeler ve butik kahvaltı mekânları oldukça popüler. Büyükada’da meyhaneler, Heybeliada’da sahil restoranları, Kınalıada’da ise denize nazır balık lokantaları öne çıkar.

Adalar’da konaklama imkânı var mı?

Evet, Adalar’da butik oteller, pansiyonlar ve tarihi köşklerden dönüştürülmüş şık konaklama seçenekleri bulunuyor. Özellikle hafta sonları yer bulmak için önceden rezervasyon önerilir.

Adalar’da görülmesi gereken başlıca yerler nereler?

Büyükada’da Aya Yorgi Kilisesi ve tarihi köşkler, Heybeliada’da Ruhban Okulu, Burgazada’da Sait Faik Abasıyanık Müzesi ve Kınalıada’da Aya Todori Kilisesi mutlaka görülmeli.

Adalar’da ne yapılır?

Bisiklet veya yürüyüş turları, sahil boyunca kahve keyfi, deniz ürünleriyle akşam yemekleri, tarihi yapıları gezmek ve plajlarda güneşlenmek başlıca aktiviteler arasında yer alır.

Bahar Ergel
Bahar Ergel Tüm Yazıları
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için