preloader

Selman Bilal: "Sanatçılar ve Koleksiyonerler Arasında Güvenli Bir Köprü Kurmayı Amaçlıyoruz"

19.01.2023
Selman Bilal: "Sanatçılar ve Koleksiyonerler Arasında Güvenli Bir Köprü Kurmayı Amaçlıyoruz"

Yazı Boyutu:

aaa

Sanata yön veren isimlerden koleksiyoner Selman Bilal ile bağımsız sanatçılar ve koleksiyonerler arasında güvenli bir köprü olma amacıyla yarattıkları monoco.io platformunun detaylarını konuştuk.

Koleksiyonerlik serüveniyle kendinden söz ettiren Selman Bilal bu kez dijital bir platforma imza attı. Blokzincir teknolojisini kullanarak sanatı ve sanatçı haklarını koruma ilkesiyle yola çıkan monoco.io bu yönüyle sanat ve teknolojiyi birleştiriyor. Sanatçıları temsil eden sanat kurumları/temsilcileri, bağımsız sanatçılar ve koleksiyonerler arasında güvenli bir köprü olmayı hedefleyen platform merkezine çağdaş sanatı alarak blokzinciri teknolojisi ile birlikte fiziksel sanat eserlerini güvence altına alıyor.

Sanat profesyonelleri tarafından hayata geçirilen platform temelde üç ana hizmet sunuyor: Dijital ve fiziksel sanat eserlerinin listelendiği “art platform”, eserlerin özgünlük sertifikalarının dijital dönüşüm çözümü için oluşturulan “certification” ve ziyaretçilerini bilgilendirmeyi amaçlayan “journal” yer alıyor.

Bu platformun bir meyvesi olarak ise “New Horizon” isimli bir açık çağrı dikkat çekiyor. Katılım koşulları doğrultusunda dijital sanatı merkezine alan herkesi başvuru yapmaya davet eden monoco.io; bu çağrı ile dört kişilik seçici kurulun değerlendirmeleri sonucu belirlenecek sanatçıya £1500 ödül verecek ve başvurular sonunda ilk 10’a giren sanatçıların işlerinden yapılacak seçki ile Londra ve İstanbul’da eş zamanlı sergi düzenleyecek. Bu yılın seçici kurulunda ise Zeynep Arınç, Selçuk Artut, Esra Özkan ve Bengi Ünsal yer alıyor. Son başvuru tarihi ise 31 Ocak 2023.

Koleksiyoner Selman Bilal ile oluşturdukları bu yeni platformun detaylarını konuştuk:

Monoco.io projesinin çerçevesini biraz anlatır mısınız, tam olarak nasıl bir organizasyon ve neleri kapsıyor?

monoco.io en basit anlatımıyla bir çağdaş sanat platformu. Diğer platformlardan bizi ayıran en büyük özellik ise blokzinciri teknolojisini kullanıyor olmamız. Siteye girdiğinizde dijital ve fiziksel sanat eserlerinin listelendiği “art platform”, fiziksel ve dijital eserlerin özgünlük sertifikalarının dijital dönüşüm çözümü için oluşturulan “certification” ve bunlardan ayrı olarak ziyaretçilerini hem blokzincir teknolojisi hem de çağdaş sanat gelişmeleri hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan “journal” yer alıyor. Yeni yılla birlikte, seçkimizde dijital sanata daha fazla ağırlık verip, aynı zamanda fiziksel sergiler yapmaya başlayarak dijital sanata yeni bir mekân kazandırmayı planlıyoruz.

Projeye ilham veren ilk çıkış noktanız ne oldu ve nasıl gelişti?

Video sanatını merkezine alan ve kâr amacı gütmeyen kurumumuz Bilsart’ta, dijital eserlerin orijinalliğinin kanıtlanması ve korunması bizi hep düşündüren konulardan biriydi. Bunun dışında geçtiğimiz aylarda B3 Koleksiyonu’mda bir sigortalama işi için ulaşmamız gereken fiziksel sertifikaları bulmakta çok zorlandık ve eksikler olduğu gördük. Bu gibi sorunların önüne geçebilmek ve daha kalıcı bir çözüm bulmak üzere düşünmeye başladık. Bu arayış esnasında,kardeşim Süha Bilal’in blokzinciri teknolojisine olan ilgisi ve bu alandaki bilgisi doğrultusunda blokzinciri teknolojisinin yapısı gereği en iyi çözümü sağlayacağı konusunda hemfikir olduk. Ekibimize bir yazılımcı dâhil ederek çalışmalara başladık. Sanatçı hakları konusunda sağlayabildiğimiz imkânlar bizi oldukça heyecanlandırdı. Şirket bünyesinde bulunan tecrübeli IT ekibim ve kreatif ekibin özveri ve uzun süren yoğun çalışma süreci sonucunda Temmuz 2022’de projeyi hayata geçirmiş olduk.

Selman Bilal:

Blokzincir teknolojisinin gelişimi açısından nasıl bir işlev sunuyor bu proje, tam olarak nasıl bir amaç güdüyorsunuz?

Blokzinciri teknolojisi sayesinde sanatçıları temsil eden sanat kurumları/temsilcileri, bağımsız sanatçılar ve koleksiyonerler arasında güvenli bir köprü olmayı hedefliyoruz. Fiziksel hayatta yaşanılan önemli sorunların bu teknoloji sayesinde ortadan kalkabileceğini biliyoruz. Daha şeffaf bir ortamda eserin serüvenini izlenebilir kılarken, sanatçının telif hakları konusunda yaşadığı sorunları da merkeziyetsiz bir ortamda çözüm getirebiliyoruz.

Bunlar dışında dijital dünyanın getirilerinden biri olan “sınırsızlığı” öncelikle Türkiye çağdaş sanatı adına da kullanıp sanatçıların daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasını, bilinirliğinin artmasını amaçlıyoruz. Arka planda ise yabancı sanatçıların da Türkiyeli izleyici ile buluşabilmesi adına çalışmaya devam ediyoruz. Düzenlediğimiz açık çağrı ile hedeflerimizin ilk adımını atmış olduk. Açık Çağrı sonucunda, sanatçıları hem İstanbul, hem de Londra’da eş zamanlı bir sergi yapma imkânı sunuyoruz.

Selman Bilal:

Bir koleksiyoner gözüyle yeni gelişen teknolojinin ve trendlerin çağdaş sanat üzerine olabilecek sonuçlarını nasıl yorumlarsınız?

Teknoloji sayesinde sanatın daha da ulaşılabilir olması benim de koleksiyonumu oluştururken en çok dikkat ettiğim unsurlardan biri. Her eserin görünebilir olması, sanat izleyicisinden kopartılmaması gerektiğine inanıyorum. Blokzinciri gibi teknolojilerin de bu bağlamda çok daha şeffaf bir alan yaratması, eserin her daim izlenebilir olmasına imkân vermesi ve sanatçı haklarını koruyabiliyor olması en öne çıkan özelliklerinden bazıları. Sanatçı telif haklarını saklı tutuyor olması sayesinde bu alanla ilgisi olmayan sanatçıların bile bu teknolojiye ilgi duyacağına inanıyorum. Tüm bu imkânlar pek çok olumlu olasılıklar doğuruyor. Teknolojilerin kullanımın yaygınlaşacağını ve daha pek çok yeni olumlu getirilere vesile olacağını düşünüyorum.

Biraz da koleksiyonerlik yönünüzü konuşmak istiyoruz. Koleksiyonerlik serüveninizi paylaşır mısınız, beğenilerinizi oluştururken özellikle kendinizi yakın hissettiğiniz bir üslup var mı?

Mimari ve sanata olan ilgim zaman içerisinde beni bu alanlara dair daha çok okumaya ve sanatı yoğun olarak takip etmeye teşvik etti. Aldığım ilk eser İlhan Koman’ın “İsimsiz” minik bir bronz heykeliydi.

Koleksiyonun başlangıcı ise mimar Han Tümertekin’le birlikte başlayan bir ev dizisine dayanıyor. Koleksiyonerliği ve eser satın alımını sorguladığım bir dönem, yaşamakta olduğum ve aynı zamanda koleksiyona ismini veren B3 Evi’nin yapıldığı döneme denk geliyor. Koleksiyonun ilk adımları B3 Evi inşaatı ile eş zamanlı olarak Ayşe Erkmen’in “Rengarenk” isimli seramik karo işi bahçeye yerleşti ve zaman içinde eklenen 51 sanatçıdan 80 eserle beraber mimari ve sanata olan ilgimin harmanlandığı bir yaşam alanı oluşturduk. Koleksiyonu öne çıkan belli ana unsurları var; tüm işlerin evde görünür olması, Türkiyeli sanatçılardan oluşması ve işlerin çoğunun eve özgü olarak yerleşmesi. Bunlar dışında koleksiyonda yer alan iş seçimlerimde bir dönem, konu ya da üslup etkin bir rol oynamıyor. Eserle kurduğum duygusal bağ ve mekânla kurduğu ilişki bir eseri satın alırken ana motivasyonum oluyor. Eserin geçirdiği hisle beraber, sanatçının üretim süreci, malzemesi ve ardındaki düşüncesiyle ilgileniyorum.