white banner

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler 

08.09.2025
Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler 

Yazı Boyutu:

Nasıl İstanbul şu sıralar sanat etkinlikleri olarak yoğun bir döneme giriyorsa dünyadaki metropol şehirleri de aynı şekilde sanat alanında yüksek bir tempoya sahip.

SEOUL Neden Asya’da Çağdaş Sanatın Merkezi Oldu? – Frieze Sanat Fuarı

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Sanat rotamızı ilk olarak Seoul’a çevirelim. Ünlü Art Frieze Sanat Fuarı’nın dördüncüsü yine Kore’nin ünlü şehri Seoul’da gerçekleşti. Bu fuara Asya ve ötesinden 100’den fazla galeri katıldı. Bu fuar sadece çağdaş sanat eserlerine ev sahipliği yapmıyor, aynı zamanda “Frieze Masters” bölümü 20. yüzyıla ait eserleri kapsıyor.

Frieze Sanat Fuarı’nın Seoul şehrini seçmesi ise tesadüf değil. Bu zamana kadar Asya sanat pazarına hakim şehir Hong Kong iken neden Seoul? Çünkü Kore’nin sanat koleksiyonerleri Asya’nın en aktif gruplarından biri; Asya’da son 20 yılda hızlıca büyüyen bir özel koleksiyonculuk kültürü var. Bu pazarın oluşmasının en önemli nedenlerinden biri de, tıpkı Medici Ailesi gibi sanata destek veren Samsung Ailesi’nin varlığı. Leeum Samsung Museum of Art isimli kurum da bu ailenin gücünün göstergesi.

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Herhalde Kore dalgası (Hallyu)’nı popüler bir kültür bilgisi olarak duymuşsunuzdur. Bu dalga sadece K-pop, dizi ve moda ile sınırlı değil; görsel sanatlara da büyük ilgi çekiyor. Seoul’de her yıl sayısı artan müzeler, sanat kurumları ve bienaller var (Seoul Mediacity Biennale gibi).

Seoul ayrıca genç ve dinamik bir sanatçı topluluğuna sahip.

Kısacası Seoul, Frieze döneminde inanılmaz aktif bir şehre dönüşüyor. Gece geç saate kadar açık galeriler, yan etkinlikler… Eğer bu şehri ziyaret etmek istiyorsanız belki de doğru zaman Frieze Fuarı zamanı olabilir.

JAPONYA’da Trienal: “Aichi Triennale”- 13 Eylül-30 Kasım

Hazır rotamız Asya kıtasındayken ikinci durağımız Japonya olsun. Sanat izleyicisi olarak bienal terimine iki senede bir gerçekleşen Venedik Bienali sayesinde biraz daha aşinayız. Ancak “trienal” kavramına belki çok alışık olamayabiliriz.

Size önereceğim bu sanat rotası Japonya’nın Aichi şehrinde Aichi Triennale,” 13 Eylül-30 Kasım tarihleri arasında gerçekleşiyor. Bu seneki başlık “Time Between Ashes and Roses”. Bu sanat etkinliğinin küresel ölçekte oldukça dikkat çekici bir trienal olduğunu söylemek mümkün. Trienalde çağdaş sanat ve mekân bazlı projeler yer alacak. Peki neden bu trienal Japonya’nın Aichi şehrinde yapılıyor derseniz… çünkü Aichi, Japonya’nın seramik üretim merkezlerinden biri ve Seto Şehri “Setomono” olarak bilinen seramik geleneğiyle öne çıkıyor. Triennalenin teması gereği de bu yerel mirastan besleniyor. Kül ve gül temalarını, sanayi çevre ilişkisini ve tarihsel izleri yeniden düşünmeye açıyor.

Yaklaşık 60 sanatçı/grup, 22 ülkeden çeşitlilik; performanslar, görsel sanatlar ve dijital işler yer alacak. Görsel sanatların yanı sıra performans sanatı, eğitim, yerel işbirlikleri ve hareketli sergilerle zenginleştirilmiş bir içerik sanat izleyicisiyle buluşacak.

NEW YORK: Koloniyal Bellek: MOMA – 14 Eylül 2025-17 Ocak 2026

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Üçüncü sanat durağımız New York şehri ve MOMA olsun. 14 Eylül’de başlayacak ve 17 Ocak 2026 yılına kadar devam edecek olan “New Photography 2025: Lines of Belonging” isimli bir sergi başlıyor. Bu sergide Johannesburg, Katmandu, New Orleans ve Mexico City gibi şehirlerden 13 sanatçının işlerindeki kişisel ve çevresel temalar bir arada. Bu sergi aynı zamanda müzenin ünlü New Photography serisinin 40. yıldönümüne denk gelen özel bir edisyon olma özelliği taşıyor.

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Sergide sergilenen eserlerdeki ortak olan tema aidiyet, toplum ve kimlik kavramları. Sanatçılar çalışmalarında bu temaları incelerken kişisel hikâyelerini toplumsal, çevresel ve koloniyal bağlamlarla harmanlıyor. Görsel anlatım aracılığıyla daha geniş tarihsel anlatıları sorguluyor ve yeniden yorumluyorlar. 13 uluslararası sanatçı dört özgün şehirden geliyor: Mexico City, Johannesburg, Katmandu ve New Orleans. Sergi aynı zamanda arşiv, toplumsal belleğe ait anlatı parçaları ve geleceğe dair yeniden kurgular üzerinden görsel düşünceyi tetikliyor.

PARİS: Virgil Abloh’un Kişisel Sergisi-30 Eylül-10 Ekim

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

New York’tan sonra biraz Avrupa’ya moda ve sanatın şehri Paris’e gidelim. Hepinizin çok iyi bildiği Paris Moda Haftası sırasında ünlü mekân Grand Palais’de bir de sanat sergisi gerçekleşecek. 30 Eylül-10 Ekim tarihleri arasındaki sergi, sanatçı Virgil Abloh’a ait. Sanatçının doğum günü 30 Eylül olmasından ötürü de böyle sembolik bir açılış yapılıyor.

Virgil Abloh’un sergisinin ismi “The Codes”. Sanatçının birçoğumuzun da bildiği gibi ilginç bir eğitim geçmişi var. Ganalı göçmen bir ailede doğan Abloh, lisans eğitimini inşaat mühendisliğinde, yüksek lisansını ise mimarlık alanında tamamlıyor. 30 Eylül’de başlayacak serginin içeriğinde Virgil Abloh Arşivi’nden seçilen yüzlerce obje (prototipler, çizimler, fotoğraflar, kişisel eşyalar) ve kütüphanesiyle bütünsel bir retrospektif sunacak. Arşiv toplam 20.000 objeden oluşuyor. Serginin kürasyonu Chloe Sultan ve Mahfuz Sultan tarafından yapılmış. Sergide sadece moda değil; mimari, müzik, reklam ve performans alanındaki yaratıcı “kodlar” ortaya çıkarılıyor.

Son olarak bu serginin sanatçı için “evine dönüş” anlamını taşıdığını söyleyebiliriz. Farklı disiplinleri bir araya getiren serginin moda haftasıyla birlikte çok ilgi çekebileceğini düşünüyorum.

ROMA: Gauguin’in Günlüklerinden Çıkan Bir Retrospektif-6 Eylül 2025-25 Ocak 2026

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Avrupa’dayken bir de eylül ayında İtalya’nın başkenti Roma’ya gidelim. Bu şehirde de sizlere üç sergi önerim olacak. İlki post empresyonist ressam Gauguin hayranları için: Museo Storico della Fanteria’da 6 Eylül 2025-25 Ocak 2026 tarihleri arasında “Gauguin: The Noa Noa Diary” and Other Adventures” isimli sergi başlayacak. Serginin isminden de anlaşılacağı üzere sanatçının günlüğünden ortaya çıkan âdeta retrospektif niteliğinde bir sergi.

Tahiti adalarından yaşamayı ve orada ölmeyi seçen sanatçının eserleri her zaman hem dönemi hem de bugün için sıra dışı ve zamansızdır. Ancak bu sergide Gauguin’i farklı üretimleriyle tanıma ve yorumlama imkânı bulacaksınız. Sergi, sanatçının Noa Noa Günlüğü’nden ilham alınarak hazırlanmış.

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Gauguin1893 yılından Tahiti dönüşü sonrasında metinler yazıyor ve illüstrasyonlar çiziyor. Yağlı boya eserlerinde Tahiti içerikleriyle birlikte sanatçının bu yöreyi anlattığı folklorik ve biraz da spiritüel etkisini hep hissetmişizdir, aynı etki şimdi de Xilografiler’de görülüyor. Xilografi ahşap baskı anlamına geliyor ve sanatçının günlüğünü süsleyen 23 nadir ahşap baskı eser sergide yer alıyor. Bu baskılar Daniel de Monfreid tarafından basılmıştır.

Daniel de Monfreid 1856–1929 yılları arasında yaşamış bir Fransız ressam, oymacı ve koleksiyonerdir, aynı zamanda Paul Gauguin’in yakın dostu ve sırdaşıdır. Monfreid yalnızca koleksiyoner kimliğiyle değil, eleştirmen ve sanatçı kimliğiyle de tanınır. Özellikle gravür ve çizim alanında da üretimler yapmış bir isimdir. Gauguin’in Tahiti ve Marquesas Adaları’na gidişinden sonra, Paris’te onun en önemli temsilcisi olmuştur. Gauguin’in mektuplarını düzenli olarak almış, yazışmalarını saklamış ve sanat dünyasına tanıtmaya çalışmıştır.

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Gauguin’in ölümünden sonra, eserlerinin Avrupa’da tanınması ve koleksiyonculara ulaşmasında çok büyük rol oynamıştır. Gauguin’in biyografisinin ilk versiyonlarından birini de o yazmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, Daniel de Monfreid olmasaydı Gauguin’in sanatı belki de ölümünden sonra bu kadar hızlı tanınıp değer kazanamayacaktı.

ROMA: Caravaggio Sergisi Uzatıldı: 30 Eylül 2025’e Dek

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Roma’da ikinci sergi önerim, “The Conversion of Saul (Caravaggio)” sergisi olacak. Bu sergi Palazzo Barberini’de ve çok beğeni almasından ötürü 30 Eylül’e kadar uzatıldı. Caravaggio’nun tek bir eserinden ilham alınarak hazırlanmış sergide, yerleştirmeler ve ışıklandırmayla izleyiciye farklı kareler sunuluyor. Sergi salonundaki dramatik gölge oyunları ve izleyiciyi içine çeken mekân söylemi oldukça etkileyici.

Orijinal panel üzerine yapılmış diğer ismiyle “Odescalchi Altarpiece”, nadir görülen bir Caravaggio başyapıtıdır. Klasik Cerasi Şapeli’nde yer alan kanvas versiyona ait ultra yüksek çözünürlüklü bir kopya da sergiye dahil edilmiştir. Bu karşılaştırma izleyiciye sanatçının tarzındaki evrimi ve yöntemsel dönüşümü görsel olarak sunar. Sergide ayrıca 2006 restorasyonu sırasında elde edilen “infraruj reflektografi” (infrared görüntüleme) sonuçları da sunuluyor. Caravaggio’nun çalışma sürecine dair alt çizgiler, revizyonları ve pigment seçimleri gösteriliyor.

Panelden kanvasa geçişte, Caravaggio’nun daha sade ve duygusal yoğunluğu yüksek anlatı diline evrildiği, figür yerleşimi ve renk tercihlerindeki farklar özellikle dikkat çekmektedir.

ROMA’da Bir Türk Sanatçının Sergisi: Ahmet Güneştekin-28 Eylül’e dek

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Son olarak Roma’da yaz döneminde açılan bir Türk sanatçının sergisinden bahsetmek isterim. “Yoktunuz” isimli sergi GNAM (Galleria Nazionale d’Arte Moderna e Contemporanea)’de 28 Eylül tarihine kadar devam ediyor. GNAM, Roma’nın en büyük modern ve çağdaş sanat müzesidir. Müzenin koleksiyonunda Klimt, Van Gogh, De Chirico gibi isimler yer alır. Ahmet Güneştekin’in burada sergi açması, Türkiye’den bir sanatçı için önemli bir uluslararası görünürlük adına oldukça önemli. Ayrıca Güneştekin’in iki eseri (Sarcophaguses of Alphabet ve Seven-Eyed Sun 2G) artık müzenin kalıcı koleksiyonuna dahil edildi.

Sanatın Sonbaharı: Eylül 2025’te Dünyada Öne Çıkan Sergiler

Serginin küratörlüağünüSergio Risaliti & Paola Marino gerçekleştirdi. Sergiye adını veren “Yoktunuz” adlı enstalasyon, Antonio Canova’nın “Herkül ile Lika” eserinin sergilendiği büyük neoklasik salonda yer almakta ve klasik sanatla günümüzün hafıza ve izlekleri arasında güçlü bir diyalog kurmaktadır. Hem estetik hem de politik anlamda güçlü olan bu sergiyi kaçırmamanızı öneririm.

Feride Çelik
Feride Çelik Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için