İnsanlığın en zor zamanlarında bile sığındığı sanat, özellikle olumsuz dönemlerdeki etkileriyle yeniden hayata tutunmak için bir umut olabiliyor. Peki en zor zamanlarda dahi sanatla iyileşmenin yolları neler?
Sanat kişilerin içsel dünyalarını anlamlandırmasının en güzel yolu; duygu ve düşünceleri ortaya çıkartan bir dışavurum yöntemi. Hissedilebilen, görülebilen ve duyulabilen bir iletişim çeşidi olan sanat, bütün kültürlerde ortak bir dil olarak kullanılmanın yanı sıra psikolojik ve fiziksel acıların iyileştirici bir aracı olarak imgenin bilinç dışına ve hafızaya inerek, ruhsal değerleri güçlendirmesi ve kaybı telafi etmesi için de kullanılır.
Sanat artık günümüzde bilimsel olarak Amerikan Sanat Terapisi Derneği tarafından bir ruh sağlığı mesleği olarak da tanımlanır. Her yaştan bireyin zihinsel, fiziksel ve duygusal varlıklarını iyileştirmek ve geliştirmek amacıyla sanat yapması ruh sağlığına iyi gelir.
Sanatın iyileştirme gücü sadece görsel sanatlarda değil, müzik, dans, tiyatro, film ve edebiyat gibi farklı alanlarda da görülür. Müzik terapisinin ızdırabı ve anksiyeteyi azaltmada etkisi olduğu, dans terapisinin eğlencenin ötesinde bir iletişim ve ifade biçimi olarak tanımlandığı, filmlerin sorunun çözümünü bulmada bize yol gösterdiği, edebiyatın ise bilinçaltının keşfinde kullanılabileceği birçok bilimsel çalışmada ortaya kondu.
Görsel sanatlar kişilerin iç dünyalarına olan yolculuklarının çizgiler ve renklerle gözler önüne konmasına olanak sağlayan bir alan. Görsel sanatların bu işlevsel boyutu sağlık alanında kurulmuş bir köprü.
Sanat, umudun en yüksek biçimidir.
GERHARD RICHTER
{48564}
Sanatla Tedavi Ne Zaman Başladı?

Görsel sanatların pozitif gücüne inanan birçok uzman, sağlık ve sanatı iç içe kullanmaya başladı. 1912’den önce Avrupalı psikiyatristler Emil Kraepelin ve Karl Jaspers hastaların çizimlerinin psikolojik rahatsızlıklarını ifade ettiklerini gözlemlediler. Bu gözlem insan ruhunu ve iç dünyasını sanatsal dışavurumla anlamanın yolunu oluşturdu. Freud aynı zamanda sanatsal kavramları klinik çalışmaların içine aldı.
Resim terapisi yöntemi de diğer tüm terapi yöntemleri gibi hastalık tanısı, öncesi, sonrası gibi süreçlerde uygulandı ve gözlemlendi. Bu sayede alınan olumlu neticeler netliğinde geliştirilmeye ve uygulama sahaları arttırılmaya çalışıldı.
Resim sanat terapisi yoluyla, yaratıcı sürecin fiziksel ve ruhsal sağlıkta iyileşme ve gelişme yarattığı ve aktivite seviyesinde artma sağladığı ileri sürülür. 55 kanser hastası üzerinde yapılan bir araştırmada sanat terapisi seansları sonrasında ağrıda, yorgunlukta ve kaygı düzeyinde anlamlı azalma olduğu tespit edildi. Şehirde yaşayan 300 kişi üzerinde yapılan diğer bir araştırmada sanat terapisi gruplarına katılan bireylerde daha az doktora gittikleri daha az ilaç kullandıkları ve sanat terapisi almayan gruba göre daha az depresif bulgu gösterdikleri ve kendilerini daha iyi hissettikleri saptandı.
{109514}
Sanatla Terapinin İki Örneği: Yayoi Kusama ve Frida Kahlo
Acaba sanatın iyileştirme gücünü kullanan ünlü sanatçılar var mı? Herhalde eserleri tüm dünyada bilinen, hakkında en çok yazılan ve sıra dışı yaşamları filme uyarlanan iki kadın sanatçıdan biri Yayoi Kusama diğeri ise Frida Kahlo. Kusama daha çok “noktaların yaratıcısı” olarak tanınırken Kahlo da “acıların kadını” olarak bilinir.
Kusama gerek yaşamıyla gerekse sanat üretimiyle Japonya’nın en ünlü ve en şahsına münhasır sanatçılarının başında gelir. Belki birçok sanatçı eserlerinde noktalar kullandı ama şüphesiz Kusama’nın noktaları en çok konuşulan ve en fazla popüler olan. Sanatçıya bu noktaları yaptıran elbette tesadüfler değil. 10 yaşından itibaren noktalar görmesine neden olan halüsinasyonlar aile ilişkilerinden kaynaklanır. Annesinin zorlamasıyla babasının çapkınlıklarını takip eden bir ajan olması onu hayatı boyunca travmatik bir kişiliğe dönüştürdü. Kusama’yı bu kötü psikolojiden kurtaran ise sanat. Zihnindekileri temizlemek için sürekli çizmeye başladığı noktaları ve dalgalı çiçekleri onun hem sanatı hem de ilacı oldu.
Meksikalı ünlü sanatçı Kahlo ise önce fiziksel daha sonra ise ruhsal sıkıntıları nedeniyle sanata sığınır. Önce yaşamının içinden anları tuvale aktarırken geçirdiği kaza nedeniyle yatağa bağımlı hale gelmesiyle resmetme eylemi onun için zaruri bir harekete dönüşür. Bu sefer tuvallerde hep kendisi vardır. Defalarca çizdiği oto portreleri gerçeklikle düşler dünyasına bağlantı kurmaya çalışırken onu rahatlatır ve sakinleştirir. Eşi Diego tarafından birçok kez aldatılmış olması, çok istemesine rağmen çocuk sahibi olamaması gibi ruhsal sıkıntılarını yine portrelerle tuvaline aktardı. Kahlo, sanatı dışavurum aracı olarak kullanarak içsel yaşamında yaşadığı duygu oluşumunu dışa aktararak bir anlamda boşalıp arındı.
Umudun en yüksek biçimi olan sanatın sadece estetik ve güzellik amacı dışında kullanılmış olduğunu bilmek ve bunun somut sonuçlarını sanatçılar arasında da görebilmek ne kadar ümit verici değil mi?
İyileşmenin yolunu sanatta da arayalım.
{20913}




