preloader

Sanatla İyileşmenin Yolları

01.09.2022
Sanatla İyileşmenin Yolları

‘Sanat, umudun en yüksek biçimidir’ Gerhard Richter.

Sanat genellikle kişilerin içsel dünyalarını anlamlandırmasının en güzel yoludur; duygu ve düşünceleri ortaya çıkartan bir dışavurum yöntemi. Hissedilebilen, görülebilen ve duyulabilen bir iletişim çeşidi olan sanat, bütün kültürlerde ortak bir dil olarak kullanılmanın yanı sıra psikolojik ve fiziksel acıların iyileştirici bir aracı olarak imgenin bilinç dışına ve hafızaya inerek, ruhsal değerleri güçlendirmesi ve kaybı telafi etmesi içinde kullanılır.

Sanat artık günümüzde bilimsel olarak Amerikan Sanat Terapisi Derneği tarafından bir ruh sağlığı mesleği olarak da tanımlanmaktadır. Her yaştan bireyin zihinsel, fiziksel ve duygusal varlıklarını iyileştirmek ve geliştirmek amacıyla sanat yapması ruh sağlığına iyi gelmektedir.

Sanatın iyileştirme gücü sadece görsel sanatlarda değil, müzik, dans, tiyatro, film ve edebiyat gibi farklı alanlarda da görülür. Müzik terapisinin ızdırabı ve anksiyeteyi azaltmada etkisi olduğu, dans terapisinin eğlencenin ötesinde bir iletişim ve ifade biçimi olarak tanımlandığı, filmlerin sorunun çözümünü bulmada bize yol gösterdiği, edebiyatın ise bilinçaltının keşfinde kullanılabileceği birçok bilimsel çalışmada ortaya konmuştur.

Görsel sanatlar kişilerin iç dünyalarına olan yolculuklarının çizgiler ve renklerle gözler önüne konmasına olanak sağlayan bir alandır. Görsel sanatların bu işlevsel boyutu sağlık alanında kurulmuş bir köprüdür.

Sanatla Tedavi Ne Zaman Başladı?

Sanatla İyileşmenin Yolları

Görsel sanatların pozitif gücüne inanan birçok uzman, sağlık ve sanatı iç içe kullanmaya başladı. 1912’den önce Avrupalı psikiyatristler Emil Kraepelin ve Karl Jaspers hastaların çizimlerinin psikolojik rahatsızlıklarını ifade ettiklerini gözlemlediler. Bu gözlem insan ruhunu ve iç dünyasını sanatsal dışavurumla anlamanın yolunu oluşturdu. Freud aynı zamanda sanatsal kavramları klinik çalışmaların içine aldı.

Resim terapisi yöntemi de diğer tüm terapi yöntemleri gibi hastalık tanısı, öncesi, sonrası gibi süreçlerde uygulandı ve gözlemlendi. Bu sayede alınan olumlu neticeler netliğinde geliştirilmeye ve uygulama sahaları arttırılmaya çalışıldı.

Resim sanat terapisi yoluyla, yaratıcı sürecin fiziksel ve ruhsal sağlıkta iyileşme ve gelişme yarattığı ve aktivite seviyesinde artma sağladığı ileri sürülmektedir. 55 kanser hastası üzerinde yapılan bir araştırmada sanat terapisi seansları sonrasında ağrıda, yorgunlukta ve kaygı düzeyinde anlamlı azalma olduğu tespit edilmiştir. Şehirde yaşayan 300 kişi üzerinde yapılan diğer bir araştırmada sanat terapisi gruplarına katılan bireylerde daha az doktora gittikleri daha az ilaç kullandıkları ve sanat terapisi almayan gruba göre daha az depresif bulgu gösterdikleri ve kendilerini daha iyi hissettikleri saptanmıştır.

Sanatla Terapinin İki Örneği: Yayoi Kusama ve Frida Kahlo

Acaba sanatın iyileştirme gücünü kullanan ünlü sanatçılar var mı? Herhalde en çok eserleri tüm dünyada bilinen, hakkında en çok yazılan ve sıra dışı yaşamları filme uyarlanan iki kadın sanatçıdan biri Yayoi Kusama diğeri ise Frida Kahlo’dur. Kusama daha çok ‘noktaların yaratıcısı’ olarak tanınırken Kahlo da ‘acıların kadını’ olarak bilinir.

Kusama gerek yaşamıyla gerekse sanat üretimiyle Japonya’nın en ünlü ve en şahsına münhasır sanatçılarının başında gelir. Belki birçok sanatçı eserlerinde noktalar kullanmıştır ama hiç şüphe yoktur ki Kusama’nın noktaları en çok konuşulan ve en fazla popüler olandır. Sanatçıya bu noktaları yaptıran elbette tesadüfler değildir. On yaşından itibaren noktalar görmesine neden olan halüsinasyonlar ailesel ilişkilerden kaynaklanır. Annesinin zorlamasıyla babasının çapkınlıklarını takip eden bir ajan olması onu hayatı boyunca travmatik bir kişiliğe dönüştürmüştür. Kusama’yı bu kötü psikolojiden kurtaran ise sanattır. Zihnindekileri temizlemek için sürekli çizmeye başladığı noktaları ve dalgalı çiçekleri onun hem sanatı hem de ilacı olmuştur.

Meksika’lı ünlü sanatçı Kahlo ise önce fiziksel daha sonra ise ruhsal sıkıntıları nedeniyle sanata sığınır. Önce kendi yaşamının içinden anları tuvale aktarırken geçirdiği kaza nedeniyle yatağa bağımlı hale gelmesiyle resmetme eylemi onun için zaruri bir harekete dönüşür. Bu sefer tuvallerde hep kendisi vardır. Defalarca çizmiş olduğu oto portreleri gerçeklikle düşler dünyasına bağlantı kurmaya çalışırken onu rahatlatır ve sakinleştirir. Eşi Diego tarafından birçok kez aldatılmış olması, çok istemesine rağmen çocuk sahibi olamaması gibi yaşamış olduğu tüm ruhsal sıkıntılarını yine portrelerle tuvaline aktarmıştır. Kahlo, sanatı dışavurum aracı olarak kullanarak içsel yaşamında yaşadığı duygu oluşumunu dışa aktararak bir anlamda boşalmış ve arınmıştır.

Umudun en yüksek biçimi olan sanatın sadece estetik ve güzellik amacı dışında kullanılmış olduğunu bilmek ve bunun somut sonuçlarını sanatçılar arasında da görebilmek ne kadar ümit verici değil mi?

İyileşmenin yolunu sanatta da arayalım.