İstanbul Sergi Rehberi: Kasım 2020

İstanbul Sergi Rehberi: Kasım 2020

İstanbul’daki en yeni sanat sergi programlarını takip etmeniz için detaylı bir rehber hazırladık. Sergi takviminizi yapmadan önce, güncel sergilerle ilgili tüm merak ettiğiniz konuların yer aldığı OGGUSTO Kasım Sergi Rehberini mutlaka inceleyin. 

İstanbul sanat şehri olmaya devam ediyor. Birçok yeni sergiye ev sahipliği yapan İstanbul’da hangi sergiye gidilmeli diye düşünüyorsanız, en yeni sergi rehberini mutlaka keşfedin. Arter, Meşher, Pera Müzesi gibi İstanbul’un önemli galerilerinde yer alan sanatçıların en çok merak edilen sergilerini bir araya getirdik.

SALT Beyoğlu, İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde

Osmanlı’nın modernleşme sürecine ve tarih sahnesinden çekilmesine tanıklık eden Köpe ailesinin anılarına dayalı İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde sergisi, II. Meşrutiyet, I. Dünya Savaşı ve mütareke döneminden detaylı arşiv kayıtlarıyla görsel bir anlatı sunuyor. Aile üyelerinin Braşov, İstanbul, Selanik, Edirne ve Konya gibi şehirlerde şekillenen hayatları, itinayla muhafaza edilmiş kişisel belgeler aracılığıyla siyasal, toplumsal ve diplomatik tarihin dönüm noktalarına ışık tutuyor.

İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde, Antoine’in bu arşivden ciltler dolusu anı ve karikatürleri, görüntü ve ses kayıtlarının yanı sıra, büyük bir kısmı ağabeyi Taïb’e ait yüzlerce fotoğraftan bir seçkiyle Osmanlı ve Avusturya-Macaristan diplomatik ilişkilerinin gündelik hayata nasıl yansıdığına bakıyor. Bir aile tarihinden yola çıkarak 19. yüzyıldan 20. yüzyıla, imparatorluktan ulus devlete geçişte sınırların belirsizliğine, kimliklerin değişkenliğine ve hayatların devingenliğine dikkati çekiyor. Sergi, 27 Aralık’a kadar görülebilir.

İstanbul Modern, “Dünya Diye Bir Yer”, Selma Gürbüz

İstanbul Modern, Selma Gürbüz’ü zamandan ve mekândan bağımsız; masallar, mitler, söylencelerle örülü, incelikle işlenmiş yapıtlarıyla Türkiye’de bir müze çatısı altında ilk kez izleyiciyle buluşturuyor.

Sanatçının 35 yıllık sanatsal üretimine tematik duraklar çerçevesinden bakan "Dünya Diye Bir Yer" adlı sergi, Selma Gürbüz’ün dijital çalışmaları da dahil olmak üzere daha önce sergilenmemiş yapıtlarını odağına alıyor.

Selma Gürbüz’ün içinde yaşadığımız dünyadan beslenip, kendine has imge dağarcığıyla buluşturarak yarattığı gizemli ve renkli dünyasında, insanlığa, doğaya, yaşama dair semboller ve hikâyeler hayat buluyor. Sanatçının daha önce sergilenmemiş yapıtlarını odağına yerleştiren sergi, Selma Gürbüz’ün zamandan ve mekândan bağımsız; masallar, mitler, söylencelerle örülü, incelikle işlenmiş yapıtlarını ziyaretçilerle paylaşıyor. Sergide, sanatçının resim, yerleştirme, desen, video ve heykel gibi farklı ifade araçlarıyla ortaya koyduğu yüzden fazla yapıtı yer alıyor. Sergi, 5 Kasım 2020 – 31 Mart 2021 tarihleri arasında gezilebilir.

Base 2020, Tophane-i Amire

Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde kapılarını sanatseverlere açan ‘çok sesli’ ve ‘dinamik’ sanat platformu BASE, Türkiye’nin geleceğine ışık tutan yeni mezun genç sanatçı adaylarının eserlerini aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. 2020 seçkisi için 76 üniversiteden 1194 başvuru alan BASE’te seçici kurul değerlendirmesiyle toplamda 22 şehir, 32 üniversiteden 102 sanatçı yer alacak. BASE, resim, video, heykel, yerleştirme, fotoğraf, seramik, cam ve grafik tasarım gibi pek çok farklı sanat dalından 117 yaratıcı üretimi sanatseverlerle aynı mekanda buluşturacak. BASE 2020, tüm hijyen ve güvenlik önlemlerinin ışığında “Uzak Yakın” temasıyla ziyaretçileri ağırlayacak. Sergi 20-25 Kasım tarihlerinde Tophane-i Amire’de görülebilir

SANATORIUM, Eda Sütunç “Gelecek Tezgahları”

Günümüzün mekanik dünyasındaki insan doğasının özünü ve robotik çağa içsel olarak taşıyacağımız özellikleri araştıran “Gelecek Tezgahları” teknoloji ile geçmiş, günümüz ve gelecekteki ilişkimizin bağını kuran sanatçı işlerinde geleceğe taşımak üzere daha akışkan düşünme biçimleri öneriyor. Kusursuzluğa ulaşmaya çalışırken insana karşı makine ikileminde makineleşme sürecimizi sergileyerek Batılı hümanist düşüncenin doğasında saklı dualite kavramını derinlemesine araştırıyor.

Sergi, dokumanın bilgisayarların icadı ve sanayi devrimi için katalizör olarak önemini vurguluyor.  Kavramsal bir açıdan dokuma, kadınlarla ilişkilendirilir. Orta Anadolu'da kadınlar tarafından dokunan geleneksel kilimlerde bulunan motifler, bölgenin hakim kültürü ve aile yapısını ortaya koyar. Bu geleneksel ve ataerkil motifleri ikili anlatımları kıran yeni hikayeler dokumak için yeniden yorumlayan sanatçı teknoloji aracılığıyla spekülatif mitler üretiyor. Eda Sütunç’un ilk kişisel sergisi olan “Gelecek Tezgahları” SANATORIUM’da, 6 Kasım – 13 Aralık 2020 tarihleri arasında görülebilir.

Art On İstanbul, Olcay Kuş “Yürüye Yürüye”

2018’de İstanbul’dan Berlin’e taşınan ve çalışmalarını yeni bir şehirde, farklı bir çevrede sürdü-ren sanatçı, sergiyi, kendi geçiş sürecinin bir kaydı gibi ele alıyor.

Olcay Kuş, şehir dokusundan ve sokakların ritminden hareketle üretim yapan bir sanatçı. Bu nedenle bir şehirden başka bir şehre taşınmak, yer değiştirmek, sanatçının işlerini doğrudan etkileyen bir sürece dönüşmüş. Sanatçının İstanbul’da ürettiği çalışmalarda şehrin kaosu ve hızlı ritmi, resim yüzeyindeki katmanlar ve harekette kendini görünür kılıyordu. Çoğunlukla politik gündemler ve medyadaki yansıma biçimleri üzerinden ironik bir bakışla ürettiği işlerde, gazete kâğıdıyla oluşturulan yüzeyler, fotoğraf transferleri, sprey boya, şablon ve yağlı boya gibi malzemelerin yüklendiği bir kurgu var.

“Yürüye Yürüye”, Olcay Kuş’un iki şehir ve iki gündelik hayat pratiği arasında fark edişlerini, yürüyerek anladığı, sindirdiği bir sürecin çıktılarını sunuyor. Serginin, iki şehrin bilinçaltındaki bir kıyaslaması gibi ortaya çıktığını belirten sanatçı, son dönem işleri için şunları söylüyor: “Mimarisinden insanlarına, politikasına, dilinden günlük yaşantısına, sokaklarında, duvarlarında gördüğüm imgelerin geldiğim yer ile kıyaslamasını yapıyorum ve yansıtıyorum.” Olcay Kuş’un yedinci kişisel sergisi” Yürüye Yürüye” 7 Kasım – 5 Aralık 2020 tarihleri arasında Art On İstanbul’da görülebilir.

MIXER, Printed’20

Mixer, gelenekselleşen ve çağdaş sanatın ulaşılabilir olmasını hedefleyerek hayata geçirdiği sergi serisi Printed 2020’de usta sanatçılar ile genç kuşağın dikkat çeken isimlerini bir araya getiren seçkisi ile baskı sanatının tarihine ışık tutuyor.

Sanat dünyasında iş birliğinin gücüne inanan Mixer, bu seneki seçkinin kürasyonu için x-ist'in kurucu ortağı ve The Empire Project’in sahibi ve yöneticisi Kerimcan Güleryüz’ü davet etti. Bu sene seçki, alternatif sanatsal üretim yöntemleri ile kendilerini ifade eden sanatçıların özellikle baskı alanındaki uygulamalarına daha derinlemesine bir bakış sunmayı hedefliyor. Daha önceki edisyonlarında, izleyiciye baskı tekniklerinin olasılıklarını ve çeşitliliğini tanıtmak için bir temel oluşturan Printed sergileri gravür, litografi, linolyum baskı, serigrafi, fotoğrafçılık ve heykel gibi farklı disiplinlerde üretilen çalışmaları izleyici ile buluşturdu. Bu yıl, Printed’20 ile usta sanatçıların eserlerinin yanı sıra yepyeni yeteneklere de yer vererek izleyiciye, sanatçıların üretimlerinde baskı ile kurdukları ilişki ile ilgili derinlemesine bir inceleme fırsatı sunuyor. Özgün eserlerin üretimi ile başlayarak, eserlerin çoğalma süreçlerindeki yolculuğuna izleyiciyi de ortak etmeyi hedefelyen sergi; 7 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında Mixer’de görülebilir.

 

Step İstanbul, Taksim 360

“Sanat herkesin hayatının bir parçası olmalıdır” fikriyle 2019 yılında Contemporary Istanbul ve TOMTOM Designhood iş birliği ile ilk kez düzenlenen Step İstanbul, Ford Otosan sponsorluğunda bu yıl Tarlabaşı Taksim 360 Projesi’nde sıkı Covid 19 önlemleri altında sanat ve sanatçıları, sanat meraklılarını buluşturmaya hazırlanıyor.­

Taksim 360 Projesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında, basın mensupları ile bir araya gelen Çağdaş İstanbul ve Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rabia Bakıcı Güreli, Tomtom Designhood Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kodal, Contemporary Istanbul Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ve Taksim 360 Projesi adına Gap İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Gonca Özgül, Step İstanbul hakkında genel bilgilendirmeler yaptıktan sonra, pandeminin sanat ve sanatçıları nasıl etkilediği ve bu yüzden sanat ve sanatçıları desteklemek için yapılan etkinliklerin önemini vurgulayan açıklamalarda bulundular.

Yapıldığı ilk yılda yılın en iddialı ve ilgi gören sanat etkinliklerinden biri olan Step İstanbul, Covid-19 için alınan sıkı önlemler doğrultusunda Sağlık Bakanlığı Yönetmeliği Çalışma rehberine uygun olarak 16-17 Kasım 2020 tarihlerindeki ön izleme günlerinin ardından 18-22 Kasım tarihleri arasında Taksim 360 Projesi’nde sanatseverlere kapılarını açıyor.

Galeri Selvin, Giacinto Bosco & Antonio Sannino “Fly On”İki ünlü İtalyan sanatçının da en karakteristik eserlerini bir araya getiren sergi, sanatçıların penceresinden izleyicilerin de dünyayı görebildiği bir keşif anına davet ediyor. Giancinto Bosco’nun 5 heykel ve Antonio Sannino’nun 9 resminin bulunduğu ‘’Fly On’’ sergisi, sanatseverleri İtalyan sanatçıların iç dünyalarında bir yolculuğa çıkarıyor. Her iki sanatçı da tanık oldukları, yaşadıkları her şeyi derinlemesine irdeleme ihtiyacı duyuyor ve eserlerinde bu hislerini sanatsal olarak ifade ediyor.

İnsan doğasına yönelik keskin gözlemleriyle tanınan Bosco’nun eserleri, en güzel aşk öykülerinin romantiklikleriyle sardığı gibi, ziyaretçileri gökyüzüne çıkarıyor. Bosco’nun eserlerinde aşıklar mahrem anlarda, her şeyin bambaşka bir perspektiften görüldüğü zamansız uzamlarda sergileniyor.

İlhamını doğa ve şehir peyzajlarından alan Sannino, deniz eserlerini, suyun elle tutulamaz bir dokuya bürünürken oluşturduğu en özgün renkleriyle ortaya koyuyor. Şehir eserlerinde ise, şehrin enerjisi, ışıkları ve kaosu tüm yoğunluğuyla hissediliyor. Giacinto Bosco ve Antonio Sannino’nun ortak sergisi “Fly on”,  5 Kasım-5 Aralık 2020 tarihleri arasında Abdi İpekçi Caddesi No:38  Nişantaşı'nda ziyaret edilebilir.

Mamut Art Project, Yapı Kredi bomontiada

Zelal Özkan

Mamut Art Project’in 2020 edisyonu, pandemi koşullarına uygun olarak tasarlanan yeni yapısıyla fiziksel ve çevrimiçi olmak üzere, 27 Ekim – 8 Kasım tarihleri arasında, iki farklı platformda sergileniyor. Türkiye genelinde 8 yıldır kesintisiz olarak bağımsız yeteneklere sergi alanı sunmanın yanı sıra, portfolyo günleri, sağladığı süresiz danışmanlık ve iletişim desteği ile sanatçılarını sanat profesyonelleriyle buluşturan Mamut Art Project’te bu yıl ​49 sanatçının ​eserleri bulunuyor.

49 sanatçının 400’e yakın eserinden oluşan zengin seçki, Mamut’un internet sitesi ve sosyal medya kanalları üzerinden birbirinden farklı formatlarda sanatçıları ve sanatseverleri bir araya getiriyor. Aynı zamanda Mamut sanatçılarıyla ilgili kaynak oluşturacak olan ​mamutartproject.com​, yenilenen yüzüyle Mamut 2020’de yer alan eserleri çevrimiçi platformuna taşıyor. İlgilenenlere ücretsiz sanat danışmanlığı hizmeti verecek olan platform, önümüzdeki dönemde içeriğini genişleterek Mamut sanatçılarını dünyanın her yerinden sanatseverlerle buluşuyor.

Artweeks@Akaretler

Bilgili Holding ve Sabiha Kurtulmuş organizasyonu ile düzenlenen Artweeks@Akaretler Akaretler Sıraevler’de kapılarını açtı. Farklı disiplinlerden sanat yapıtlarını bir araya getiren Artweeks@Akaretler’in 4. edisyonuna; Anna Laudel, The Empire Project, Ferda Art Platform, Gama, Martch Art Project, Merkur, Mine Sanat, Pi Artworks, Pilevneli ve x-ist galerileri katılıyor.

Ara Güler Müzesi özel bir seçki ile 35 numaralı binada yer alıyor. Ekrem Yalçındağ küratörlüğünde Volkan Demirel-Baha Toygar koleksiyonundan bir seçki 37-39 nolu binada, Şerife Ercantürk Bilgili’nin kişisel sergisi de 55 numarada sanatseverlerle buluşuyor.

Uzun bir aradan sonra Artweeks@Akaretler; sanatçılara ve galerilere sanatseverlerle bir araya gelme fırsatı sunuyor. Pandemi nedeniyle sağlık önlemlerinin hassasiyetle uygulanacağı Artweeks@Akaretler; Akaretler Sıraevler’ de 25 – 27, 35, 37 – 39 ve 55 numaralı binalarda ücretsiz olarak 8 Kasım’a kadar ziyaret edilebilir.

Arter

Dinleyen Gözler İçin, Dick Higgins Albüm Sayfası

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ve küratörlüğünü Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin üstlendiği Dinleyen Gözler İçin başlıklı sergi, çoğu müzikle güçlü bir bağ kuran yirmi üç yapıtı bir araya getiriyor. Ziyaretçiler, galeri alanına hakim olan sessizliğin içinde yapıtlardan yükselen “sesleri” keşfetmeye ve hayal etmeye davet ediliyor. Sergi, 25 Nisan’a kadar görülebilir.

David Tudor tarafından tasarlanan ve Composers Inside Electronics, Inc. tarafından gerçekleştirilen Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) başlıklı etkileşime açık yapıt ise “Sesli Dizi”nin dördüncü sergisi olarak yine Melih Fereli’nin küratörlüğüyle Karbon’da deneyimlenebilecek. Dinleyen Gözler İçin ve Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) sergileri birbiriyle yakından ilişkilenerek ses ve sessizlik kavramları üzerinden tek bir sergi gibi de işliyor. Yağmur Ormanı V, 7 Şubat’a kadar görülebilir.

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ve küratörlüğünü Kevser Güler’in üstlendiği Gökcisimleri Üzerine başlıklı grup sergisi, yaşamsal bir biraradalık düzleminin bugün yeniden düşünülebilir ve inşa edilebilir olmasına dair sorulara odaklanıyor. Yirmi sekiz sanatçının yapıtlarını kapsayan sergi, var olanların bir araya gelme ve dağılma biçimlerini, ilişki kurma tarzlarını, birbirlerine mesafe alma ve yakınlaşma yollarını birlikte düşünmeye davet ediyor. Sergi, 7 Mart’a kadar görülebilir.

KP Brehmer, Gri Skalasi (Göz), 1966

Arter, yeni sezonda Alman sanatçı KP Brehmer’in (Berlin 1938–Hamburg 1997) kapsamlı bir retrospektifine de yer veriyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği KP Brehmer: Büyük Resim başlıklı sergi, sanatçının otuz yılı aşkın üretiminden geniş bir seçkiyi bir araya getiriyor. Sergi, Arter’in Neues Museum Nürnberg (Almanya), Hamburger Kunsthalle (Almanya) ve Kunstmuseum DenHaag (Hollanda) ile birlikte, Kulturstiftung des Bundes’ın (Almanya Federal KültürVakfı) mali desteğiyle gerçekleştirdiği; küratoryal çerçevesini bu kurumlar adına Eva Kraus, Petra Roettig, Daniel Koep ve Selen Ansen’in belirlediği; üç yıla yayılan bu ortak yapım projesinin son aşaması olma niteliğini taşıyor. Sergi, 24 Ocak’a kadar görülebilir.

Alev Ebüzziya Siesbye’nin, Arter’de gerçekleşecek Tekerrür başlıklı kişisel sergisi sanatçının son dönemde ürettiği yeni yapıtlarını bir araya getiriyor. Arter ekibinden Eda Berkmen’in küratörlüğünü üstlendiği sergide seramik sanatçısı Siesbye’nin tekrar kavramından yola çıkarak ve tek bir malzemeye, yönteme ve biçime odaklanarak gerçekleştirdiği üretim, yeni bir bağlamda sunuluyor. Sergi, 24 Ocak’a kadar görülebilir.

Cam Galeri, Gülfem Kessler “Gaipten Sesler”

Gülfem Kessler'in İstanbul'daki 5. kişisel sergisi “Gaipten Sesler” Cam Galeri'de izleyicilerle buluşuyor. 5 Nisan'daki açılışı pandemi nedeniyle ertelenen bu sergi, yeni eserlerin de katılımıyla zenginleşiyor ve değişen dünyamızı geçmiş, bugün, gelecek bağlamında yeniden yorumluyor.

Gaip... TDK sözlüğüne göre farklı anlamlara sahip olan bu kavram; kayıp, bilinmeyen ve göz önünde olmayan şeyler için kullanıldığı gibi 'görünmez' bir aleme de atıfta bulunuyor.Sergisine Gaipten Sesler adını koyan Gülfem Kessler "Sezgilerim bu döneme hazırlık yapıyormuş" diyor. Zira Kessler'in 5 Nisan'da 'açılamayan' sergisi için hazırladığı tüm eserler, hali hazırda pandemi sonrasındaki dertlerimize de tercüman olabiliyor. Başka bir deyişle, birkaç ayda topyekün değişen dünyamıza da dokunuyor.

Gülfem Kessler'in “Gaipten Sesler” adlı sergisi, kağıt üzerine kömür işlerin yanı sıra onlarla tezat oluşturan renkli, ümitli ve yeni çalışmaların da eklenmesiyle kaçırılmaması gereken bir ziyafete dönüşmüş: "Senin düşün bana kabus", "Erkek olarak Özçekim", "Çılgın aşık", "Tarifsiz yuva", "Beyaz yakanın asimilasyonu", "Tüm yalanların inkarcısı" ya da "Alo, alo, alo" gibi isimler taşıyan 22 eser, sanki Louise Bourgeois'in da bir cümlesine göz kırpmakta: "Sanat, delirmemenin garantisidir!" (Elbette yaratıcısı kadar izleyicisi için de öyledir.). Sergi 15 Kasım’a kadar Cam Galeri’de görülebilir.

 

Pilevneli Gallery Dolapdere, Hans Op de Beeck “Drifting/Süzülme

Monoton, gri ve figüratif heykellerinden tanıdığımız Belçikalı sanatçı Hans Op de Beeck’in “Süzülme” adlı kişisel sergisinde daha önce Türkiye’de sergilenmemiş eserleri yer alıyor. Sanatçının “Süzülme” adlı sergisi insanın hayatın içinde adeta süzülüşüne; daha iyiye, kadere, kontrol edemediklerine teslim olmasına ve gün içinde kurduğu hayallere dalma duygusuna odaklanıyor. Sanatçı tarafından uyku ile özdeşleştirilen “süzülme” hali, gerçek dünyayı terk edip rüya alemine geçişle; eninde sonunda ise ebedi intikal yani “ölüme” işaret ediyor. Hans Op de Beeck’in eserlerinde uyumak ve rüya görmek sıkça karşılaşılan temalar. “Süzülme” sergisinde ise sanatçı yine bunları ele alıyor ve izleyicinin hayal gücünü harekete geçirerek kendi rüyalarında bir yolculuğa çıkarma amacı güdüyor. Sergi, Pilevneli Gallery Dolapdere’de 22 Kasım’a kadar görülebilir.

Pilevneli Gallery Dolapdere, Tayfun Serttaş “Undetectable/Saptanamayan”

Pilevneli Gallery Tayfun Serttaş’ın “Undetectable/Saptanamayan” başlıklı son sergisine ev sahipliği yapıyor. Bir kişinin özgür olabilmesi için en az iki kişi gerekir. Bu bağlamda özgürlük; ne salt bir ideoloji, ne de salt önermedir. Bireyselleşme tek başına özgürlükle mükâfatlandırılamaz. Özgürlüğün çekirdeği, topluma rağmen toplumsal ilişkideki asimetriye dayanır. Undetectable (Saptanamayan) mikrobiyoloji literatüründe karşımıza çıkan bir olgunun, toplumsal alana çekilmesiyle şekillenen bir dizi olasılığa işaret eder. Veriler, istatistikler, rakamlar ve polemikler arasında geçirdiğimiz dönem, sanatçı açısından kamusal katmanlar arasındaki saptanamamazlığın iz düşümüdür. Virüs kamu düzeniyle oyun oynamaktadır ve ortaya çıkan tablo, öznesi birey olan sosyal bilimlerin süregelen krizini alabildiğine derinleştirmiştir…

Undetectable; geçirdiğimiz aylar boyunca sistematik nefret kampanyalarına maruz kalan Türkiye LGBT+ topluluğuna ithaf edilmiştir. Sergi, Pilevneli Gallery Dolapdere’de 22 Kasım’a kadar görülebilir.

Büyükdere35, Beyza Boynudelik “Merhaba Yabancı!”

Beyza Boynudelik, “Merhaba Yabancı!” ismini verdiği yeni solo sergisinde, son yıllarda üzerine düşündüğü kentli bireyin, bugünün dünyasında kendisiyle, “öteki”yle ve doğayla kurduğu ilişkilere dair kurgusal bir evren yaratıyor. İnterdisipliner bir tavırla ele aldığı sergide, bu dönemin gerçeği haline gelen gözetleme ve gözetlenme olguları, yabancı olma meselesi, muğlak iletişim ve temas konuları, serginin kavramsal altyapısını oluşturuyor.

Sanatçıya göre ironik bir şekilde temas, artık ancak bir arayüzün öte tarafından “öteki”ni gözlemekten geçiyor.  Bu çelişki dahil, eş zamanlı var etmeye soyunduğu karşıtlıkları da ele almak adına farklı tarihlerde ürettiği işleri sergiye dahil eden sanatçı, zaman üstü bir anlayışın da peşinden gidiyor. Sanatçı sonuç olarak şu soruya varıyor: “Tek başına da olsa “yabancı”, deneyim ve tanıklıkları üzerinden “temas”ı yeniden tanımlarken, her şeye ve herkese ne kadar yabancı kalabilmektedir ki?”. Sergi, 22 Ekim – 21 Kasım 2020 tarihleri arasında Büyükdere35’in yeni adresinde görülebilir.

Kalyon Kültür, “Bir de Buradan Bak”

Günümüz kültür ve sanat üretiminin geçmişle kurduğu bağlarla beslendiği, bir buluşma mekânı olarak yaşamına devam eden Kalyon Kültür, Her Yerde Sanat Derneği ile birlikte gerçekleştirdiği Bir de Buradan Bak sergisine ev sahipliği yapıyor.

Mardin’de yaşayan yerli ve mülteci çocuklara sanatsal bir buluşma alanı sunma amacıyla kurulan Her Yerde Sanat Derneği, sirk sanatlarına odaklanan Sirkhane, müzikal çalışmalara odaklanan Müzikhane ve fotoğraf çalışmalarına odaklanan DARKROOM projelerini 2012’den beri sürdürüyor. Bir De Buradan Bak sergisi, fotoğrafçı Serbest Salih tarafından yürütülen DARKROOM projesinde farklı yaşlardan ve etnik kökenlerden gelen, çoğunluğu mülteci olan çocukların çektikleri analog fotoğraflara odaklanıyor.

Kalyon Kültür’ün tarihi binasının iki katına yayılan Bir De Buradan Bak, çocukluk dönemini ve çocukların bakışını yine çocukların gözünden, olduğu gibi sergi mekânına taşırken; izleyicilerine ev, yabancı, ortasında ve bir arada temaları üzerinden kurgulanan yeni bir deneyim alanı sunuyor.

“Geçmişe ya da geleceğe gitmeden anda kalmayı en iyi çocukken beceririz. Zamanın en çocuksu hali şimdiki zamandır sanki. Bu büyülü aralıkta hayaller ve gerçekler kolaylıkla bir araya gelebilir. Çocukluğumuzdan kalan bir oyuncağın anılarımızdaki yeri, henüz küçükken duyduğumuz bir şarkı, aynada kendimizi gördüğümüz bir an ve belki bir rüya gibi başını sonunu hatırlayamadığımız parça parça anların hepsi kağıt üzerinde anlam bakımından eşitlenirken, her birimiz için bambaşka anlamları yüklenirler. Kalabalıkların ortasında ama biriciktirler.”

Küratörlüğünü Sezgi Abalı ve Sinan Eren Erk’in üstlendiği Bir De Buradan Bak, 30 Ekim 2020 ile 3 Ocak 2021 tarihleri arasında, Pazartesi hariç her gün 11:00-19:00 saatleri arasında Kalyon Kültür’de gezilebilir. 

 

Ferda Art Platform, Rabia Kalyoncuoğlu “Kayboluşun Eşiğinde Varoluş”

Sanatçının ilk kişisel sergisi “Kayboluşun Eşiğinde Varoluş” değişen toplum yapısı üzerine kişisel bir sorgulama sunuyor. Kültürel ve toplumsal farklılaşmaların daha küçük ölçeklerde hissedilen yansımaları üzerine bir düzenleme sunan Kalyoncuoğlu geleneksel malzemelere modern bir yorum katarak yeniden yapılandırıyor.

Sanatçı ailesinde jenerasyonlardır aktarılan çeyizlik kumaşların üzerine çizdiği görsellerle unutulmuş ve çeyiz sandıklarında yıllardır bozulmaya bırakılmış malzemeleri değerlendiriyor. Kalyoncuoğlu’nun geçmişi ve şimdiyi aynı malzemede bir araya getirmeyi amaçladığı “Kayboluşun Eşiğinde Varoluş” serisi yüzyıllardır süregelen çeyiz geleneğinin yeniden ele alınması olarak izleyiciye sunuluyor. Sergi  Ferda Art Platform’da 14 Kasım’a kadar görülebilir.

Ferda Art Platform, Gizem Çeşmeci “Hiç Yer-Yok”

Sanatçının ilk kişisel sergisi Hiç Yer-Yok, kent dokusu, mekân olarak ev ve bağlanma hisleri üzerine bir sorgulama sunuyor. Bu sorgulama neredeyse distopik bir şehir betimlemesi yaparken bir yandan da günümüz şehirlerinin artan yapılanmasını eleştirme görevi de üstleniyor.

Sergide yer alan çeşitli medyumlarda üretilmiş işler, sanatçının kentsel bellek algısını ele alış biçimlerini değişik katmanlardan izleyiciye aktarıyor. Sanatçı değinmek istediğini ev kavramının kent içinde varlığını şu sözlerle özetler, ‘’Tarihsel ve kimliksel tanımı yapılabilen bu mekânlar yaşadığımız kentlerin içinde yer alan ancak mekândan bağımsız nesneler gibi yer yer boşluğa konumlandırılmış haliyle sanki kent bağlamında görünmez hallerdedirler.’’

Hiç Yer-Yok serisi Çeşmeci’nin unutulmuş, vazgeçilmiş ve göz ardı edilmiş isimsiz ve tanımsız yapıları geçmiş, günümüz ve gelecek zamanlarda sorgulamasına tanıklık eder. Yıllardır süregelen ‘’ev’’ algısının sorgulamasına bir kez daha davet sunan Çeşmeci ‘’evlerimizin’’ ne olduğunu, toplumda ve fiziksel kent dokusunda neler ifade ettiğini Hiç Yer- Yok adlı sergisinde sorguluyor. Sergi  Ferda Art Platform’da 14 Kasım’a kadar görülebilir.

Galeri 77, Zeynep Akgün “Ruhun Kabuğu”

Sanatçının yeni serisi insanın beden-ruh dikotomisi ve bunun toplumdaki yerimizi şekillendirmedeki etkisini ele alıyor. Bu resimler bilinenle bilinmeyeni ve de görülenle görülmeyeni birbirine bağlamak için gerçeklik ve gerçeküstücülük arasında gidip geliyor.

Resimlerin estetiği, barok ve klasisizmle birlikte çağdaş sanattan bildiğimiz eklektik kompozisyon kavramına da uygunluk gösteriyor. Resimlerin parça parça karakteri, objelerin çatışması ve semboller; bir rüyayı andıran atmosferle birleşince, gerçekliğin sürrealist yorumuna yakınsıyor. Nihayetinde Akgün’ün yaklaşımı bilinen üsluplar ve akımların arasında duran güçlü bir pozisyonu formüle eden bireysel bir yaklaşım. Bu yüzden Akgün kendi resimsel stratejisini kurguluyor; bu strateji çoğulcu karakteri sebebiyle çağdaş bir estetik açığa çıkarmakla kalmayıp, aynı zamanda günümüz dünyasındaki varoluşsal mücadelemize atıfta bulunan kavramsal bir anlam ediniyor. Sergi 14 Kasım’a kadar Galeri 77’de ve çevrim içi ortamlarda görülebilir.

 

Evin Sanat Galerisi, Setenay Alpsoy, “Saydam Şehrin İçinden”

İkibinli yılların başından beri şehir peyzajı konusunda bir bellek yaratan yapıtlar üreten Setenay Alpsoy, kentin değişen yapısının hem geçmişinin hem de şimdisinin nabzını tutmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl yapıtlarıyla uluslararası platformda elde ettiği başarıların ardından yeni kişisel sergisiyle izleyici ile buluşuyor. 

Bu sergide “şehir” ile Alpsoy’un resimleri tek bedende bir araya geliyor. Şehre ait unsurlar, fiziki varlıklarıyla resimlere dahil oluyorlar. Gerçek bir ahşap pencere; bir resmin çerçevesi mi, yoksa resim pencereden gözüken şehrin betimlemesi mi? Kuşkusuz ikisi de... Setenay Alpsoy’un resimlerine kattığı objeler, şehir hayatı içinde kesintisiz bir arayış içinde olduğu ve sanatçı gözüyle hayatı devamlı taradığını gözler önüne seriyor. Kimi rüzgardan, fırtınadan, kimisi de artık takatsizlikten yerinde tutunamayan önceki jenerasyona ait minik duvar mozaikleri; Alpsoy’un resimlerinde yeni birer anlam kazanıyorlar. 

Son dönem yapıtlarında kullandığı şehrin dokusunu yansıtan yenilikçi malzemeler, Alpsoy’un tuvallerinde görmeye alışık olduğumuz dokularla bir araya gelerek, “Saydam Şehrin İçinden” sergisini oluşturuyor.

“Saydam Şehrin İçinden” isimli sergi 28 Kasım 2020 tarihine dek Evin Sanat Galerisi’nde görülebilir.

Anna Laudel, Anke Eilergerhard, “Resilience”

Anna Laudel, yeni sezona Berlinli sanatçı Anke Eilergerhard’ın kendine has bir teknikle ürettiği, sadece görme değil aynı zamanda dokunma, tat ve koku alma duyularımızı harekete geçiren özgün heykellerinin yer aldığı “Resilience” sergisiyle giriyor. 24 Eylül Perşembe günü kapılarını açılan sergide sanatçının “pigmented polyorganosiloxan” isimli özel bir silikon malzeme ve porselen kullanarak ürettiği hipnotize edici heykel serisi yer alıyor. Anke Eilergerhard’ın büyüleyici görsellikteki eserleri bolluk ve bereketi çağrıştırırken, aynı zamanda en iyi bildiğimiz objeleri daha önce hiç görülmemiş bir şekilde sunuyor. Silikon katmanlarını bir pasta hamuru gibi şekillendiren sanatçı, dünyaca bilinen mutfak objelerini alışılmış normlarının dışında, adeta yerçekimine meydan okuyarak gizemli bir simetriyle üst üste diziyor. Sergi, 27 Aralık’a kadar görülebilir.

Ara Güler Müzesi, “Aynı Rüyanın İçinde”

Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan Ara Güler Müzesi’nin yeni sergisi “Aynı Rüyanın İçinde”, tarihin entelektüel hafızası Ahmet Hamdi Tanpınar ile tarihin görsel kayıt ustası Ara Güler’i İstanbul’un hikayesinde bir araya getiriyor. 28 Şubat 2021’e kadar ziyaret edilebilecek sergide, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın metinleriyle, Ara Güler’in fotoğrafları buluşuyor. Kendilerini kaybolmuş güzellikleri estetize etmeye adamış nostalji tutkunu bu iki flânörün İstanbul rüyası, gelecekte onları okuyan ve izleyenlerin belleğinde, değişenin değişmeyenle birlikteliği olarak devam edecek.

 

Baksı Müzesi, Karma Sergi, “Maske/Çağrışımlar”

Baksı Müzesi, “Maske/Çağrışımlar” sergisine yer veriyor. 20 sanatçı ve tasarımcının “maske” yorumlarını bir araya getiren sergi, açık kaldığı süre boyunca eşzamanlı olarak müzenin web sitesinde çevrimiçi izlenebiliyor. Beklenmedik bir biçimde günlük yaşantımızı kontrol altına alan, hayatımızın merkezine taşınan maskeler, bu kez sanatçı ve tasarımcıların yorumlarına konu ediliyor, yarattığı farklı çağrışımlarla ele alınıyor. “Maske/Çağrışımlar” sergisini, 25 Eylül 2020 - 15 Mayıs 2021 tarihleri arasında hem Baksı Müzesi’nin çatısı altında, hem de baksi.org web sitesinde görebilirsiniz.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi,“Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik”

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” adlı yeni süreli sergisini sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Artan Shabani küratörlüğündeki sergi, 20. yüzyılın ikinci yarısında Arnavutluk görsel sanatlarına egemen olan komünist ideolojinin etkilerini resim, afiş ve çizimler aracılığıyla mercek altına alıyor. Eserlerin içeriğinde belirleyici olan bu ideolojiyi yansıtan seçki, uzun süre dünyanın geri kalanından yalıtılmış bir hayat süren Arnavutluk halkının kültürünü ve kimliğini daha yakından tanıma fırsatı veriyor. Sergi 15 Kasım’a kadar görülebilir.

Online Sergileri Evinizden Gezin

Artcrowdistanbul Online Galeri, Kezban Arca Batıbeki, “Yolda II”

Kezban Arca Batıbeki’nin, Yolda II (On The Road II) isimli solo sergisi Artcrowdistanbul Online Galerisi’nde başlıyor. 16 Eylül tarihinde açılan ve 2 ay süreyle çevrimiçi olarak izlenebilecek sergi, yaşadığımız Pandemi zamanlarında ‘yol’a duyduğumuz özlemi dile getiren özel bir seçki ile izleyici karşısına çıkıyor. Online sergide; Kezban Arca Batıbeki' nin, geçmiş dönemde hiç görülmemiş ve pandemi sürecinde, sergiye özel ürettiği 28 dijital fotoğraf-kolaj eseri yer alıyor.  Kezban Arca Batıbeki "On The Road II" başlıklı solo sergisinin çıkış noktasını; “Toplumca evde oturduğumuz pandemi döneminde, hemen herkesin yolculuklarda çekilen fotoğraflarını; sosyal medyada, sanki o günleri bir daha yaşayamayacakmış gibi içlenerek paylaştıkları dönemden esinlendim. Çektiğim binlerce yolculuk fotoğrafı arasından bana ilham verenlerini seçip ve tabii kendi üslubumdanuzaklaşmadan yeniden yorumlayarak bir seri oluşturdum.” sözleriyle aktarıyor.

BASE 2020 Online Galeri ve BASE Talks Online

T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi paydaşlığı ve Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi ev sahipliğinde, Kale Grubu ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda ve Digilogue’un dijital sanat partnerliğinde gerçekleşecek olan BASE, sergiyi online ziyaret etmek isteyenler için bu yıl ‘www.base.ist’ adresinden de gezilebilecek. Güzel Sanatlar Fakülteleri’nden yeni mezun genç sanatçı adaylarının farklı bakış açılarıyla ürettiği eserleri hem fiziksel hem de sanal alanda sanatseverlerle buluşturacak olan BASE, sanat dünyasının değerli isimlerini ağırlayacak olan “BASE Talks’’ programını da bu yıl ilk defa online platforma taşıyor, dileyen herkese diledikleri yerden ilham verici konuşmaları dinleme imkanı sunuyor. 20’i aşkın panelde yaklaşık 30 konuşmacıyı ağırlayacak olan “BASE Talks”, canlı olarak takip edilebilecek. 

 

Sakıp Sabancı Müzesi, Monet’nin Bahçesi

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), geçmiş sergilerinden zengin içerikleri kapsamlı seçkilerle dijital kanallarında paylaşıma açmaya devam ediyor. Müzenin kuruluşunun 10. yılında, 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 arasında Sabancı Holding’in katkılarıyla gerçekleştirilen Monet’nin Bahçesi- Musée Marmottan Monet’den Başyapıtlar sergisi çevrimiçine taşındı.

Empresyonizm akımına adını veren Claude Monet’nin eserlerinin yer aldığı sergi, sanatçının dünyadaki en büyük koleksiyonuna sahip olan Musée Marmottan Monet’yle (Paris) işbirliğiyle açılmıştı. Bu koleksiyondan, çiçek ve doğa temalı tabloların ağırlıkta olduğu bir seçki sunan sergi, sanatçının olgunluk döneminin ana teması Giverny Bahçesi’ne yoğunlaşmıştı.

DigitalSSM arşiv kaynaklarıyla hazırlanan ve SSM web sitesi, sosyal medya hesapları ile YouTube kanalından erişilebilen Monet’nin Bahçesi- Musée Marmottan Monet’den Başyapıtlar çevrimiçi sergisi ise, bu seçkiden örneklerle, sanat tarihinde bir dönüm noktası teşkil eden Monet’nin üretimine ayrıntılı bir bakış sunmayı amaçlıyor.

Borusan Contemporary, :mentalKLINIK, “Acı Reçete #02”

Borusan Contemporary, yeni sezonu :mentalKLINIK sanatçı ikilisinin Kovid-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasına acı bir reçete olarak sunduğu Acı Reçete #02 sergisi ile karşılıyor. Borusan Contemporary’nin Perili Köşk’teki ana galeri mekânına kurulan Puff Out yerleştirmesinden oluşan sergi, Borusan Contemporary’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından 7/24 yapılacak canlı yayın aracılığı ile izleyiciyle buluşuyor. Sağlık tedbirleri kapsamında ziyarete kapalı olacak Perili Köşk’teki performatif yerleştirme, hareketli kamera sistemi aracılığı ile koreografik bir video aktarımına dönüştürülerek sanal ortamda tüm dünyadaki sanat izleyicisi ile buluşuyor. 17 Eylül 2020 - 31 Ocak 2021 tarihleri arasında görülebilecek olan sergi, aynı zamanda İstiklal Caddesi’nde bulunan Borusan Müzik Evi binası vitrinine yerleştirilen ekrandan 7/24 yapılan canlı yayın aracılığıyla da görülebilir.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.