Fonksiyonel Tıp Doktoru Mark Hyman Kaliteli Yaşamın Sırlarını Veriyor

Mark Hyman

Amerikan Hastanesi, fonksiyonel tıp alanında dünyaca ünlü bir isim olan Dr. Mark Hyman’ı Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de ağırladı. Biz de kendisine fonksiyonel tıp ve beslenme üzerine merak ettiklerimizi sorduk. Yaşam süresini iyileştirmek için neler yapılabileceğini ve beyin sağlığının vücutla olan ilişkisini öğrenin!

Dr. Mark Hyman

Fonksiyonel tıp uygulamalarının kişisel yaşamınızı ve sağlığınızı nasıl değiştirdiğini anlatır mısınız? Yaşadığınız en dikkat çekici şeyler nelerdi ve fonksiyonel tıp öncesi hayatınız nasıldı?

Fonksiyonel tıbbın hem kendi iyileşmemde hem de profesyonel hayatımda büyük önemi var. 36 yaşından itibaren civa zehirlenmesi kaynaklı kronik yorgunluk sendromu yaşıyordum. Fonksiyonel tıbbı keşfedene kadar buna bir çare bulunamamıştı; sonra kendi sağlığım üzerinde geriye mühendislik yöntemiyle çalışmaya ve bedenimi yepyeni bir şekilde algılamaya başladım. Fonksiyonel tıbbı bir tür “sağlık oluşturma bilimi” olarak algılamaya ve kök sebeplere inmeye başladığımda artık bunu hastalarıma da uygulamaya karar verdim. Hastalarımın hayatının tam anlamıyla bir dönüşüm geçirdiğini görünce artık fonksiyonel tıbbın sonsuz savunucusu olmam gerektiğini biliyordum. Bunu eğitim, uygulama ve araştırmalarla yapmalıydım, nitekim öyle oldu; bu konuda eğitimler verdim, Fonksiyonel Tıp Enstitüsü’nün başkanlığını yaptım, Ultra Wellness Center ve Cleveland Clinic’te Fonksiyonel Tıp merkezleri açtım. Hem kendi hastalığımda hem de otoimmün hastalıklarda, otizm, Alzheimer, diyabet gibi geleneksel tıbba karşı direnç gösteren rahatsızlıklarda, fonksiyonel tıp ile yaşanan olağanüstü dönüşümleri birebir görmek müthiş bir deneyimdi.

 

“Nişasta ile şekeri azaltarak ve lifli işlenmemiş gıdalar tüketerek kronik hastalıkları durdurabilir, tersine çevirebiliriz.”

 

Yediklerimiz iltihabı, kronik ağrıyı ve hastalığı nasıl etkiler? Beslenme şeklimizi değiştirerek iltihabı ortadan kaldırmak mümkün mü?

Elimizi kestiğimizde, boğazımız ağrıdığında, bileğimiz burkulduğundaki inflamasyonu hepimiz biliriz. Ama bir de gizli inflamasyon var ki; bunlar kalp hastalıkları, Alzheimer, diyabet, obezite, kanser gibi kronik hastalıkların, hatta otizm, dikkat eksikliği, depresyon, alerji ve otoimmün hastalıkların ve neredeyse bütün kronik Batı hastalıklarının sebebini oluşturuyor. Fotokimyasallardan, vitaminlerden, minerallerden, kaliteli protein, yağ ve karbonhidrattan yoksun, şeker, rafine yağ ve işlenmiş gıdalardan oluşan inflamatuar diyetin inflamasyonun tek başına en büyük sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeme alışkanlığının yerine nişasta ve şekerin azaltıldığı, bol fotokimyasallı, lifli işlenmemiş gıdalar içeren anti-inflamatuar diyet konulduğunda bedenimizdeki inflamasyon miktarını büyük ölçüde azaltabilir, böylece kronik hastalıkları durdurabilir, tersine çevirebiliriz.

Beynimizi korumanın yolları neler? Alzheimer veya Demantia, Beyin Sisi önlenebilir mi?

Evet, hatta bu konuda ‘The Ultra Mind Solution’ adında bir kitabım var. Beyni iyileştirmek için önce bedeni iyileştirmek gerektiğini anlatıyorum. İnsanların bu kitabı okumasını, ayrıca “Benim Güzel Bozuk Beynim” belgeselini de izlemesini öneririm. Herkesin şunun farkına varmasını isterim; beyniniz de tıpkı bedeninizin diğer parçaları gibidir, yeme alışkanlıklarınıza, yaptığınız egzersize, stres seviyenize, uyku düzeninize, hayat tarzınıza, aldığınız besinlere ve gıda takviyelerine göre farklılık gösterir. O yüzden de şekerli yiyecekler ve işlenmiş gıdalardan yani inflamatuar diyetten uzak durarak, egzersiz, meditasyon yaparak ve uyku saatlerinizi artırarak, D vitamini, balık yağı gibi nöro gıda takviyeleri alarak beyninizin zarar görmesini engellemeniz gerekir. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; demans ya da Alzheimer sadece tedavi edilebilir değil aynı zamanda tersine çevrilebilir hastalıklardır.

Şeker bağımlılığı çok ciddi bir problem mi? Eğer öyleyse, bu konuda ne yapılabilir? Yaşam tarzındaki bazı küçük değişiklikler yeterli mi, yoksa daha kapsamlı bir disiplin mi gerekli?

Kan Şekeri Diyeti (The Blood Suger Solution 10-Days Detox Diet) adlı bir kitabım var. Kitapta şeker bağımlılığının arkasındaki bilimsel gerçekleri anlatıyorum. Şekerin, eroin ve kokainin beynin ödül merkezinde aktive ettiği aynı bağımlılık alanlarını aktive ettiği aşikar. Dolayısıyla insanlar aşırı şeker ya da işlenmiş karbonhidrat tüketimini bırakmakta güçlük çekiyorlar. Bu bağımlılıktan odaklı bir yaklaşımla kurtulmak mümkün. Kitabımda şeker bağımlılığından kurtulabilmek için 10 günlük bir detoks programı anlatıyorum; bu diyette yağ ve kaliteli protein tüketimi artırılırken, şeker ve işlenmiş gıda diyetten tamamen çıkartılıyor, böylece şeker bağımlılığını tetikleyen sinir sistemi sıfırlanıp yenilenmiş oluyor. İnsanlar şeker bağımlılığı yüzünden kilo alıyor veya obez, diyabet, Alzheimer gibi hastalıklara yakalanıyorlar.

 

Demans ya da Alzheimer sadece tedavi edilebilir değil aynı zamanda tersine çevrilebilir hastalıklardır. İşlenmiş gıdalardan uzak durarak, egzersiz yaparak ve uyku saatlerinizi artırarak beyninizin zarar görmesini engelleyebilirsiniz. 

 

Süt ürünleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar neler? İnsanları, özellikle gençleri bu konuda nasıl eğitmeliyiz?

David Ludwig ve Walter Willett’ın New England Journal of Medicine’de yayınlanan “Süt ve Sağlık” başlıklı harika bir makaleleri vardı. Bu konuyla ilgili ayrıca ben de bir tüketici bloğunda çok sayıda yazı yazdım. Buradaki asıl mesele, atalarımızın tükettiği süt ürünleriyle bizim bugün tükettiklerimiz aynı şeyler değil. Artık inekler belirli tipte daha fazla süt versin diye melezleştirildiler. A1 beta kazein içeren bu sütler inflamosyonu artırıyor ve otoimmün hastalıklara, diyabete, kansere ve sindirim problemlerine yol açıyor. Homojenize ve pastörize edilmişler. Homojenleştirme sütün kalitesini ve özelliklerini değiştirir, kolesterolle birlikte başka şeyleri de tetikler.

Bizim bildiğimiz süt kemikleri güçlendirir, kemik erimesi olanlar için birebirdir ama veriler bunun artık doğru olmadığını gösteriyor, aksine diyabete, kansere, alerjiye yol açıyor. A2 beta kazein ise daha iyi tolere edilir; koyun ve keçi peyniri daha iyi alternatiflerdir. Süt kesinlikle ihtiyacımız olan bir besin değildir, insanlar sütten kesildikten sonra süt içmeye devam eden tek canlı türüdür.

“Daha Az Yiyin ve Daha Çok Egzersiz Yapın” kötü bir tavsiye mi? 

Tüm kaloriler birbirinin aynı olsaydı bu soruya evet cevabını verebilirdik ama bu doğru değil. Kalori bilgi içerir. Gıdalar bilgi içerir. Sadece enerji değildir, içerdiği bilgiler biyolojimizde iyi ya da kötü değişikliklere yol açabilirler. 1000 kalorilik brokoli 1000 kalorilik gazlı içecekten farklıdır. Laboratuvar ortamında birbirlerine eşit gözükeceklerdir, aynı enerjiyi üreteceklerdir, ama siz yediğinizde metabolizmanız tarafından işlendiklerinde hormonlarınızı, beyin kimyanızı, mikrobiyomunuzu, bağışıklık sistemi gibi pek çok biyolojik sisteminizi etkileyeceklerdir, o yüzden kalitenin çok şey değiştirdiğini kabul etmek gerekir. Önemli olan ne kadar yediğiniz değil, ne yediğinizdir.  Şeker ve nişasta içeriği yüksek gıdaların insülini tetiklediği ve organ yağlanması ve bel bölgesi yağlanmasına yol açarak kilo almaya sebep olduğu kanıtlanmıştır; bu da pek çok kronik hastalığın tetikleyicisidir. Düşük miktarda şeker-nişasta, kaliteli, iyi yağ, yeterli protein ve bolca sebze yemek, diyetinizin %75’inin bu besinlerden oluşması en ideal olanıdır, bu şekilde otomatik olarak kilo kaybedersiniz.  

Glutenin sağlıksız olduğunu söyleyebilir miyiz? Gluten kimler için daha zararlı? Glutenin zararları yeni mi keşfedildi yoksa sadece modern bir dünya sorunu mu?

Gluten tamamen kötüdür diyemeyiz, ancak protein, lif ve fitokimyasal oranı yüksek, glikoproteinleri düşük atalık buğday tohumlarımızı bugün cüce buğdaya dönüştürmüş durumdayız. Cüce buğdaydaki amilopektin adı verilen nişasta içeriği, kan şekerini sofra şekerinden çok daha fazla artırır. İçeriğinde, inflamosyonu artıran ekstra glikoprotein barındırır. Hasat zamanı kuruması için üstüne glifosat atılır ki işlenmesi kolay olsun; bu da mikrobiyomu tahrip eder ve potansiyel bir kanserojendir. İçine kalsiyum propiyonat eklenir, bu da adeta zehirdir, hiperaktivite, otizm gibi davranış bozuklukları ile ilişkilendirilebilir.

Tüm bunların yanı sıra yemek yeme alışkanlıklarımız değişti, antibiyotik kullanımı arttı, emzirme süreleri azaldı; tüm bunlar bağırsakları etkiledi, geçirgen bağırsak sendromunun sebebi büyük ihtimalle glutendir, ki bu da sistemik inflamasyonu tetikler. Önerim, gluten hassasiyetinizi ölçtürüp, gerekliyse bir süre gluteni kesmek. Çölyak olmayan gluten hassasiyetiniz de olabilir. 3 haftalık eleme diyeti ile deneyerek glutene hassasiyetiniz olup olmadığını anlayabilirsiniz. Sonuç olarak hayatımızı çok ciddi şekilde etkilemiyorsa bile bu hassasiyetin farkında olmak önemli, çünkü pek çok kronik hastalığın ve otoiümün hastalığın tetikleyicisi olabilir.

Dr. Mark Hyman Kimdir?

Uluslararası fonksiyonel tıp ve beslenme alanlarında tanınmış ve kabul görmüş bir lider ve konuşmacı olan Dr. Mark Hyman, bireylerin optimal sağlığı keşfetmesine ve kökü ele almasına yardımcı olmaya yönelik çalışmalar yürütmektedir. The UltraWellness Center'ın kurucusu ve yöneticisi, Cleveland Clinic Center for Functional Medicine'in Kıdemli Danışmanı, 14 kez en çok satan “New York Times” yazarı ve The Institute for Functional Medicine için Klinik İşlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı olan Dr. Hyman, önde gelen sağlık Podcast'lerinden biri olan The Doctor’s Farmacy’nin de sunucusudur. Dr. Hyman, CBS This Morning, Today, Good Morning America, The View ve CNN dahil olmak üzere, çeşitli televizyon programlarına ve kanallara tıbbi danışman olarak düzenli katkıda bulunmaktadır.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.