preloader

Tekstil Sanatında "Geleneği Gelecekle Dokumak"

17.11.2022
Tekstil Sanatında "Geleneği Gelecekle Dokumak"

Yazı Boyutu:

aaa

Muse Contemporary’nin kadın tekstil sanatçılarının üretimlerine odaklanan “Geleneği/Geleceği Dokumak” adlı sergisini, küratör Ayşe Pınar Akalın ile konuştuk.

Tekstil Sanatında
Ayşe Pınar Akalın

Sekiz farklı ülke ve kültürden gelen kadın sanatçıları aynı çatı altında buluşturan ve tekstil sanatının çağdaş ve öncü yorumcularını bir araya getiren “Geleneği/Geleceği Dokumak” sergisi Ankara’dan sonra İstanbul’daki ziyaretçilerini bekliyor. Muse Contemporary’nin “Başkent Kültür Yolu” kapsamında Finlandiya, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç ve İtalya Büyükelçilikleri ve Kültür Ateşeleri iş birliğiyle Cermodern Ankara’da gerçekleşen ve 15,000 kişinin ziyaret ettiği sergisi bu kez İstanbul’da Muse Contemporary Sanat Galerisi’nde 17 Kasım – 17 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Sergideki sanatçılar el emeğiyle ortaya çıkarttıkları eserlerini kadınlık ve gelenek temaları üzerine güçlü ifadeler iletmek için bir araç olarak kullanıyor. Muse Contemporary bu bağlamda kadını güçlendiren bir sanat dalını öne çıkartarak gündeme getirmeyi hedefliyor. Farklı kültür ve ülkelerden gelen sanatçıların çağdaş yorumlarını buluşturan serginin küratörü Ayşe Pınar Akalın ile “Geleneği/Geleceği Dokumak” başlıklı serginin detaylarını konuştuk.

Tekstil sanatının geçmişi ve başlangıcı nereye dayanıyor?

Tekstil sanatının başlangıcını dokumacılığın başlangıcı olarak görebiliriz. Bazı araştırmacılar Neolitik çağda koyun yetiştirilen Orta Asya’da başladığını savunurken; diğerleri keten, pamuk tarımının yapıldığı Antik Mısırı dokumacılığın merkezi olarak almıştır. Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda çıkan bulgular dokuma sanatının M.Ö. 6000’lerde Anadolu’da bilindiğini somut olarak kanıtlamaktadır.

Tekstil Sanatında

Bu tarz çalışmalar uzun süre zanaat olarak kabul edildi ve artık bienallerde, müzelerde ve galerilerde çok sık karşımıza çıkıyor, bunun arkasındaki sebepler neler?

Yakın geçmişe kadar tekstil geçerli bir sanat ortamı olarak geniş kitleler tarafından kabul görmemiştir. Kısmen formun işlevselliğinden kaynaklanan bu durum onun sanatsal bir çabadan ziyade bir zanaat olarak kabul edilmesine yol açmaktadır. Ancak tekstilin sanat dünyasında ciddiye alınmasını engelleyen en büyük sebep cinsiyete dayalı bir şekilde üstlenilmesidir. Çeşitli kültürlerde tarih boyunca dokuma, örgü, dikiş ve nakış gibi tekstil sanatları “kadın işleri” olarak görülmüş ve dolayısıyla büyük ölçüde kenara itilmiştir.

Örneklerine git gide daha çok rastladığımız bu sanat formu için okullarda özel bölümler var ve dünyada bu dalda bienal ve fuarlar düzenleniyor. Bugün tekstil sanatçıları sanat formunu çevreleyen ön yargıları ve bu form ile ilişkin peşin hükümleri yok ederek, güçlü ifadelerle medyumu yeniden kullanarak ona sahip çıkıyorlar.

Tekstil Sanatında

“Geleneği / Geleceği Dokumak” sergisi ile amacınız neydi, sanatçıları ve eserleri nasıl belirlediniz?

Muse Contemporary olarak kadını güçlendiren bir sanat dalını öne çıkararak gündeme getirmeyi hedefledik.

Sergideki sanatçılar eserlerini kadınlık ve gelenek temaları üzerine güçlü ifadeler iletmek için bir araç olarak kullanıyor. Jenny Ymker (Hollanda), goblene ördüğü fotoğraflarda, gerçeklik içinde kendi hayal dünyasını yaratıyor. Kimathi Mafafo (Güney Afrika), büyükannesinin dokuma ve nakış konusundaki öğretilerini anımsayarak, mirasını sürdürüyor. Lithian Ricci (İtalya) Türk kadın zanaatkârları ile dokuttuğu kilimlerde kadın iş birliğini teşvik ediyor. Lotta-Pia Kallio (Finlandiya) çalışma sürecini kullanılan ve kırılanın şekil değiştirdiği ve başka biçimlere doğduğu bir ritüel olarak görüyor. Maria Munoz (İspanya) geri dönüştürülmüş ipek ipliklerden oluşan nakış parçalarıyla pandemi sonrası mahrum kaldığımız yaşam zevkine atıfta bulunuyor. Petra Hultman (İsveç) büyük ölçekli dantel enstalasyonlarıyla sayısız saatler boyunca örülen kilometrelerce ipliği bir araya getiriyor. Stephanie Laleuw (Fransa) coşkulu renkler kullandığı nakış, tığ işi ve süslemelerinde, toplama öğelerin yanısıra, kendi imal ettiği parçalara hayat verirken; Suzan Batu (Türkiye), Sümerbank kumaşlarından yapılmış tanrıçalarıyla erkek egemen dünyasındaki kadının yerine dikkat çekiyor.

Tekstil Sanatında

Bu sanatçılar geçmiş ile gelecek arasında bir köprü görevi üstleniyorlar. Gelenekleri ve gelenekseli sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm gibi güncel temalar merceğinde yeniden yorumlayarak, emeğin önemini vurguluyorlar. Yitirilmiş değerlerin çağdaş arşivlerini oluşturarak, onların bir sonraki nesillere aktarılmasını sağlıyorlar.