preloader

Neslihan Yeldan: "Sanat Bir Toplumun Oksijeni"

23.01.2023
Neslihan Yeldan: "Sanat Bir Toplumun Oksijeni"

Yazı Boyutu:

aaa

Sezona iddialı bir giriş yapan Zorla Güzellik Olmaz oyununun başrol oyuncusu Neslihan Yeldan ile sahneye koydukları bu distopik komedinin detaylarını ve temas ettiği noktaları konuştuk.

Neslihan Yeldan:
Neslihan Yeldan

Hayali bir gelecekte, kadınların genetiğinin değiştirilmek istendiği distopik bir dünya düşünün. Bu genetik değişikliğiyle birlikte sadece erkeklerin düşüncelerine onay veren kadınlar oluşuyor ve buna karşı çıkan bir kuaförde buluşan sadece bir avuç kadın var. ‘Zorla Güzellik Olmaz’ oyunu baskıcı bir sistemin içinde sıkışmış kadınları ve sıradan bir kadının sisteme baş kaldırmasıyla nelerin değişebileceğini komik bir üslupla sahneye taşıyor. Yönetmenliğini Celal Tak’ın üstlendiği, Erkan Ersezer’in kaleme aldığı ‘Zorla Güzellik Olmaz’ın oyuncu kadrosunda ise Neslihan Yeldan, Sinem Uslu, Fatma Toptaş, Gümeç Alpay, Gülçin Hatıhan, Kayra Sır, Melisa Bostancıoğlu, Ayhan Bozkurt, Aytek Önal gibi isimler yer alıyor.

Yapımını BKM’nin üstlendiği, kadın hakları ve cinsiyet eşitsizliği üzerine sözü olan distopik komedi oyunu ‘Zorla Güzellik Olmaz’ı farklı karakterler ve hayat amaçlarına sahip kadınları ‘ZOGO’ Güzellik Merkezi’nde toplayan Müzeyyen karakterine hayat veren Neslihan Yeldan ile konuştuk.

Kadınların genetiğinin değiştirilmek istendiği distopik bir dünya kuruyor Zorla Güzellik Olmaz oyunu ve buna karşı yükselen itirazı resmediyor. Oyunun çerçevesini ve temas ettiği noktaları siz nasıl tanımlarsınız…

Yaşadığımız ülkede de dünyada da kadınlar hep daha zayıf, daha güçsüz, daha başarısız olan cinsiyet olarak görülüyor. Daha az para kazanıyorlar. Maddi manevi daha çok yıpratılıyorlar. Özellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde durum hep böyle. Dünyada birçok örneğini maalesef şu anda da görüyoruz. Oyunda kadınlar her yerde olduğu gibi sisteme ve genetiklerinin değiştirilmesine karşı çıkıyorlar. Aslında hala, hayatta, işte, evde, anne olarak, iş kadını, vatandaş, eş, bekar kadın olarak mücadelemize devam ediyoruz.

Gerçekten erkeklerin hayal ettikleri kadın prototipi her düşündüğünü yerine getiren mekanikleşmiş bir organizma mı sizce? Oyuna ilhamını veren hayali çatışmayı nasıl yorumlarsınız?

Eminim erkeklerin çoğu; -tabii eğitimli, feminist erkeklere hep güveniyorum- hayatlarını kolaylaştıran, yemeklerini temizliklerini yapan, gömleklerini ütülü hazır tutan kadınlardan vazgeçmek istemezler ama bu artık çok geride kalmış bir bakış açısı değil mi? Kadınlar hayatın her alanında birçok işi aynı anda yapabilmeleri ile becerikli olmalarıyla, yetenekleri ile öne çıkmıyorlar mı? Benim annem hem ev kadını hem çalışan kadındı. Babamın ona hiç yardım ettiğini görmedim. Ama ben kendi evliliğimde bunu kabul edemezdim. Kimsenin de kabul etmesini istemem. Hayat eşittir. Bu feminizm değil hümanizmdir.

Ev hanımı, yogist, hizmetçi ve bir kuaför salonununda buluşan diğer kadınlardan ziyade sizin hayat verdiğiniz Müzeyyen karakteri itiraz konusunda diğerlerinden biraz farklılaşıyor, canlandırdığınız karakteri nasıl tasvir edersiniz?

Genetikleri değiştirilmek üzere ilaç verilmek istenen kadınlardan sadece Müzeyyen sistemin karşısında demir gibi duruyor. Diğer kadınlara örnek olmak, rehberlik yapmak istiyor. Başarıyor da. Sistemin kadınları öğütmesine, robot haline getirmesine tahammül edemiyor. Hepimizin kahramanı o.

Neslihan Yeldan:

Size göre genel bir ifadeyle sorsam hem evrensel hem de Türkiye özelinde kadın sorununu nasıl tanımlarsınız ve hem oyunun söylediği çerçevede hem kişisel olarak nasıl bir çözüm mesajınız var?

Son 20 yıldaki sistem Türk kadınını daha dar bir alana soktu. Dekoltesinden söylediği söze, eve geliş saatinden yaptığı işe her şey bazı kesimlere batar oldu. Tecavüzler, cinayetler çoğaldı. Yaşar Kemal’in dediğine geldik: bu ülkede dört şey olmayacaksın; kadın, çocuk, ağaç, sokak hayvanı. Fakat bitmedi, İran’daki devrim gibi kadınların sesinin daha çok olduğu ayaklanmalar göreceğiz. Dünya bizim cinsiyetimizi daha çok dinlemek zorunda kalacak artık. Susmayacağız, ezilmeyeceğiz. Tüm Türk kadınları adına konuşuyorum. Yoksa ben kendimi hiç ezdirmedim, öyle bir ortam olmadı, belki de ben izin vermedim. Ezilen kız kardeşlerimin de hep yanında oldum, olacağım. Birbirimize güç olmaya da devam edeceğiz, ancak böyle büyür sesimiz. Müzeyyen’in oyunda yaptığı gibi.

Oyun, sinema ve televizyon dünyasından da aşina olduğumuz oyuncularla gayet renkli bir cast sunuyor. Cast nasıl belirlendi ve nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz anlatır mısınız?

Castı BKM sanat yönetmeni ve oyunumuzun yönetmeni Celal Tak yaptı. Oyuncuların başka projeleri ve benim önceden planlanmış yurt dışı seyahatlerim yüzünden iki buçuk aya yakın bir prova süreci oldu. Aslında genelde oyunlar beş haftada çıkar. Kalabalık oyunlarda sinerji çok önemlidir. Bu oyun da bir ensemble oyunuydu ve bu uzun süre birbirimizi daha iyi tanımamız için iyi bir fırsat oldu.

Ortaoyuncular ve BKM yapımlarından beri Türkiye’de ses getiren birçok projede yer almış bir oyuncu olarak Zorla Güzellik Olmaz oyunu sizin kariyerinizde nerede duruyor ve sizi takip edenler için gelecek dönemle ilgili bir şeyler söylemek ister misiniz?

Müzeyyen karakter olarak sisteme karşı çıkan, inatçı, güçlü bir karakter. Kendimden çok şey bulduğumu söyleyebilirim. Okuduğum zaman oynamayı çok istedim. Başkası oynasa üzülürdüm belki. Ayrıca 20 yıl sonra BKM sahnesine dönmek benim için çok keyifli. Yuvama kavuştum. Sırada yıllardır planladığım, sahnede ilk kez tek başıma olacağım bir “iyi hissetirme, seyredene mutluluk verme” oyunu var. Yaşadığımız pandemi hepimizi maddi, manevi, zihinsel, psikolojik olarak değiştirdi. Arkasından ekonomik kriz biraz daha sarstı. İnsanların bir yerde artık yüzünün gülmesi lazım. Bunu tek bildiğim form, sanatla, yeni, tek kişilik oyunumla sağlamak için elimden geleni yapacağım. Ve aşkı bir masal formunda anlatacağım. “Aşk Bize Masal Olur”çok yakında sahnede. Herkesi her iki oyunuma da beklerim. Çünkü sanat bir toplumun oksijeni.