Pandemi Sürecine Sanatsal Bakış

Türk sanat dünyasının başarılı sanatçıları, küratörleri ve galeri sahipleri pandemi sürecini ve geleceğin sanat dünyasını OGGUSTO'ya anlattı.

“Sanat, zor zamanlar içindir.” denir; geçirdiğimiz bu sıra dışı ve özel dönemin her alana olduğu gibi sanata da çok farklı etkileri oldu. Bulunduğumuz bu dönem boyunca Frieze, Art Basel ve Masterpiece Fair gibi birçok sanat fuarı, müzayede ve sanat etkinlikleri dijital platformlarda gerçekleştirilmeye devam etti. Sotheby’s tarafından yayımlanan 2020 satış raporlarına göre, online satış rakamları $285 milyon olup 2019 senesine kıyasla üç kat artmış durumda. Sanat dünyasının merkezi olarak kabul edilen New York, Londra, Paris, Cenevre ve Hong Kong’da, 44 farklı kategoride 250’nin üzerinde online müzayede gerçekleştirildi. Bu müzayedelerdeki satış oranı %80’i bulurken, teklif verenlerin ve alıcıların %30’u 40 yaşının altındaydı.

Gelecek dönemlerde de online sanat fuarı ve müzayedelerinin eskisinden daha fazla gerçekleştirileceği ve tüm sektörlerde olduğu gibi, bulunduğumuz bu dönemin sanat dünyasını da çok farklı açılardan şekillendireceği düşünülüyor. Bu kapsamda, Türkiye’nin başarılı sanatçı, küratör ve galeri sahiplerine pandeminin sanat dünyasına olan etkilerini sorduk.

Aslı Özok, Aslı Özok Studio

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

Egon Schiele’nin resimleri bu süreci çağrıştırıyor. Çünkü Schiele’nin resimlerinde çok fazla ekspresyoniz var. Schiele insanların ruh halinin dışavurumunu güzel betimliyor. Her ne kadar tablolarındaki insanlar mutsuz gözükse de aslında bu görünüm, içe dönük halimizin resmidir. Korkuları olan insanlar korkularıyla, obsesyonları olan insanlar obsesyonlarıyla yüzleşti. Bu süreçte içe döndüğümüz için her anlamda kendimiz ile barıştık. O yüzden Egon Schiele’nin eserleri diyorum. Hatta sadece insan resimleri değil, ağaçlarla yaptığı tabiat çalışmalarını da bu sürece dahil edebilirim. Çünkü kendi çalışmalarımda da ağaçlarla insanları sembolik olarak çok birleştiririm. Yani kısaca gözümün önüne bir Egon Schiele sergisi geldi.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?  

Aslında bu süreçte çok fazla bir şeyler yapmak istemedim ama bir online sergim oldu. Bu sergiyle ilgili de çok güzel geri dönüşler aldım ve güzel satışlar da oldu.

Tamamen pandemi üzerine bir iş çıkardım. Bu süreçten önce yeni bir seriye geçmiştim. Zaten benim çalışmalarım değişebilen işlerdir. Gittiğim şehir, yaşadıklarım benden süzülerek tuvale yansıyor. O yüzden pandemi sürecinde yeni çalışmaları bıraktım, bunların değişebileceğini düşünüyorum. Bu yaptığım seri tüm dönemin yani pandeminin sergisi olacak. Bu serginin nerede hayata geçeceği konusunda hiç fikrim yok. Duruma göre ya İstanbul ya da Londra’da olabilir.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Benim için pandeminin rengi yeşil. Hem virüsün yeşil renkle sembolize olması hem şifalanmanın yeni enerjisi hem de doğaya hasret kalmak... Kırmızı renk ise benim için pandemi sonrası. Hem yeşilin karşıt rengi olması hem de dikkat ve uyaran sembollerle bize ‘stay alert’ demesi. Kırmızının coşkun enerjisi ile dikkatli olarak yeni normale geçiyoruz.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz? Özellikle siz yurt dışında müzayedelerde yer alan bir sanatçı olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müzayedeler şu anda devam ediyor ve sanat eserlerinin satın alımlarında hiçbir problem yok. Müzayedeler online’dı ve o şekilde de devam ettiler. Zaten koleksiyonerler de genellikle kendileri gitmez, bir art dealer orada yer alır. Yani pandemi sürecinde müzayedeye bir şey olmaz.

Ama çıkış yapan yani markette yerini alan sanatçılar için biraz problem var. Çünkü ekonomik anlamda bir güvensizlik mevcut. Sanatçı kendini sergilerle, fuarlarla, galerilerdeki duruşuyla gösterir. Gerçi son dönemde, bunlar bireyselleşmiş ve sanatçılar atölyelerinden çalışmalarını gösterir olmuşlardı. Fakat uluslararası bir sanatçının bazı platformlarda yer alması ve izleyiciyle buluşması gerekiyor. Şimdi bu imkan online’a dönünce durumlar biraz değişti. Ben de online sergi yaptım ama benim bir koleksiyonerim var. Yani ben izleyicisiz kalmadım. Ama benden sonraki jenerasyonun kendilerini gösterecekleri galeriler, fuarlar ekonomik olarak sıkıntıya düştükleri için dolayısıyla onlar da sıkıntıya düştü. Aynı zamanda genç koleksiyonerlerin de bu dönemde sıkıntıya düşmeleri yine genç sanatçıları olumsuz yönde etkiledi.

Ayşe Topçuoğulları, Galeri/Miz

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

Pandemiden önce de resimlerini hayranlıkla takip ettiğim İspanyol ressam Cinta Vidal’in eserlerinden herhangi birisi diyebilirim. Evimizde geçirdiğimiz süre boyunca, aynı ressamın resimlerindeki gibi çok benzer insan hallerine büründük diye düşünüyorum.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?  

Evet birçok resim çalışmaları yaptım. Sosyal medyadan haberleştiğim ya da takip ettiğim çocukları gözlemledim. Pandemi biz büyükler için bile alan kısıtlaması oluştururken çocukların okula, parka, arkadaşlarına gidip gelme alanı bir anda yok oldu. Resimlerimden bir tanesi çocukların oyun oynama alanı ile ilgili bir resim. Adı “Covid-19 hatırası”. Bu resimde süresiz ve belirsiz bir bekleyişi imgeleyen bir çocuk ortaya çıktı.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Pandemi rengi ilk başta siyahtı benim için, ama daha sonra sarı renge döndü. Siyah olmasının nedeni, pandeminin bana belirsizlik ve ölümün çok yakın olduğunu hissettirmiş olması. Bu süreçte eşim ile birlikte ailelerimizden, arkadaşlarımızdan hep uzak durduk ve bu da çok büyük bir yoksunluk yarattı benim için. İnsanlarla temas halinde olmayı, oturup bir şeyler paylaşmayı her zaman sevmişimdir. Sergi ve müze gezmek birebir eserleri yakından incelemek benim için bir besin kaynağıdır. Bu besin kaynağından da uzak kalmak beni renksiz kıldı. Sanat olmazsa yaşam kaynağım biter gibi hissediyorum. Ancak ilk baharın gelmesi ve tabii iyileşen hasta sayısı ile birlikte içimdeki renk sarıya, sıcak bir renge dönüştü. Farklı bir dünyaya adım attığımızı göz ardı etmeyerek, yine gelecek ile ilgili umutlanmaya başladım. Sanat hep var olsun.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrası sanatçıyı besleyen bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum. Sanatçıların eserleri için önce ve sonra diye ayırdıkları bir süreç oldu ve tabii daha çok sanata bağlanarak hayatı farklı gözlerle bakmamızı sağladı bu pandemi... Ayrıca insanların evde oldukları süreçte boş duvarlara değil, sanatçıların eserlerine bakıp pandemi sürecini biraz olsun hafifletmek istediklerini gözlemlemiş olduk. Sanatın hayata tutunma ve ruhsal motivasyon için ne kadar değerli olduğunu daha güçlü gözlemledik diye düşünüyorum. Tarihi bir dönemi yaşarken, sanatın hem dijital platformda hem de sergi mekanlarında seçim alanını açması izleyiciler ve koleksiyonerler için başka olanaklar sundu ve sunuyor. Dilerim koleksiyonerler daha çok sanatçıya ulaşır.

Ayşegül Arayıcı, Galeri/Miz Kurucusu ve Direktörü

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“The Family”, Egon Schiele (1918)

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Bu sergi teması Covid-19 ile mi ilgiliydi? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

Pandemi sürecine girmeden önce galeride henüz açılmış Aşkın Akman’ın ‘Jüt’ isimli sergisi vardı. O dönemi bu serginin tanıtımına ağırlık vererek geçirdik. Arada diğer sanatçılarımızın eserlerini ve bazı sanat bilgilerini ‘kıvamlı’ şekilde paylaştık. ‘Biz hala buradayız’ paniği ile takipçilerimizi bunaltmamaya çalıştık.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

“We Overcome Many Difficulties”, Tatsuya Tanaka

Japon sanatçısı Tatsuya Tanaka’nın ‘we overcome many difficulties’ isimli eseri dikkatimi çekti. Çalışmaları genelde minyatür tarzında. Eser, maskenin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu tekrar hatırlatıyor.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Sanat; hayatta kalma, tutunabilme formudur. Bu dönemde hayata anlam katan sanatın önemi, bir kez daha ortaya çıktı. Dolayısıyla, sanata inancı tazeleyip, yeni sanat ekosistemi oluşturmak durumundayız. Bu dönem ise tarihsel bir bellek oluşturarak gelecekte yerini alacaktır. Sergilerin çevrimiçi, çevrimdışı iç içe geçecek bir düzen ile devam edeceğini düşünüyorum.

Bana göre yapıtla karşı karşıya kalan izleyici ancak onunla gerçek bir ilişki kurabilir. Sanat eseri ile fiziki karşılaşmanın büyüsü hep biricik olacaktır. Yapıt her karşılaşmada onunla sonsuz ilişki kurabilmeyi sağlar. Bu yüzden sanatın pandemi sonrasında sadece online olabileceğini düşünmüyorum. Yapıtla izleyicinin karşılaşmasını sağlamak için yeni sergileme biçimlerini düzenlemek hiç zor değil. Kalabalık sergi açılışları olmayabilir ama randevu alınarak yapılan ziyaretlerin çoğalacağını düşünüyorum.

Bengisu Bayrak

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“Medusa'nın Salı” (The Raft of The Medusa), Théodore Géricault

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Salgın süresinceki "yavaşlamış zaman" bugüne kadar yaptığım ve yapmak istediğim yapıtlarla ilgili düşünmek için bana konsantre bir zaman vermiş oldu. Ancak sanatıma doğrudan bir etki yaptığını söyleyemem. 

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Sarı ve mavi. Sarı bana van Gogh'un ruhsal dengesizliklerini ve genel anlamda hastalıklı olan şeyleri çağrıştırıyor. Mavi ise, bazen depresif bazen de umut verici olabiliyor. 

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrasında dijital ve çevrimiçi olanakların artacağını, sanatla ilgili her tür etkinliğe erişimin kolaylaşacağını ve bununla paralel olarak insanların sanata daha fazla ilgi göstereceğini düşünüyorum. Ancak erişimin kolaylaşmasının ve ilginin artmasının yarattığı pozitif ortamın tersine, ekonomik belirsizlikler nedeniyle sanatın alım-satımında birkaç sene sürecek ciddi bir düşüş bekliyorum.

Bengü Gün, Mixer Galeri Direktörü

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“Patience” (Patientia), Pieter van der Heyden (1557)

Pandemi çok yayılmadan önce Şubat ayında Brüksel’deydim. Çin’deki salgın konuşulmaya başlanmıştı fakat henüz Avrupa’da bu kadar büyük bir etkisi yoktu. Brüksel’de Bruegel sergisini gezerken gördüğüm Patientia eseri bana büyük bir salgını anımsatmıştı.

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Bu sergi teması Covid-19 ile mi ilgiliydi? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

Bu süreçte iki tane online sergi yaptık. İlki, 2015 yılından beri her sene yaptığımız Printed sergi serisinden bir seçki idi- Printed Re-visited. Covid-19 öncesi üretilen işlerden oluşuyordu ve farklı temaları ele alıyordu. Daha çok özgün baskı tekniklerine odaklandığımız bir seçki oldu.

Diğeri ise hala devam etmekte olan Art on Screen sergisi. Sadece bilgisayarlar kullanılarak ve ekran ara yüzünü bir sergileme alanı olarak gören işlerin yer aldığı bir sergi yaptık. Türkiye’den 6 sanatçının yurt dışından 6 sanatçıyı önermesi ile oluşturduğumuz bir seçki oldu. Amacımız hem video sanatının farkı yönlerini izleyiciye sunmak hem de farklı coğrafyalarda benzer bir süreç yaşayan sanatçıları bir araya getirmek, diyalog için bir zemin oluşturmaktı. Covid-19 bu serginin de ana teması olmasa bile yaptığımız dijital etkinliklerde konuştuğumuz ana konulardan biri oldu.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

Meltem Şahin’in bu süreçte başlattığı #myquarantinefriend projesi çok hoşuma gitti. Tam olarak tanımlayamadığımız endişeyi ve izolasyonun yarattığı yalnızlık hissini biraz olsun azaltmak için başlattığı proje, bence çok güzeldi. Aynı zamanda sosyal medya sayesinde birçok kişiye de bu konuda ilham oldu ve üretimi tetikledi. Özellikle izolasyon zamanlarında uzaktan da olsa kişiler arası güzel bir paylaşım sağladığına inanıyorum.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Hayatımızdan etkileri pek silinemeyecek bir süreç geçirdik ve geçiriyoruz. Belirsizlikler her zaman vardı ama bu kadar hayatımızın temelinde yer almıyordu. Bu kadar belirsizliğe ve gelecek kaygısına rağmen üretmeye ve sesimizi çıkartmaya devam edeceğiz fakat bunun için alternatif yollar arayacağız gibi görünüyor. Dijital artık tüm sanat dünyasının kabullendiği ve daha çok üzerine düşüneceği şekilde hayatımızın bir parçası oldu. Önümüzdeki süreçte, sanat alanında aktif olan aktörlerin daha fazla yakınlaşacağı, birlikte üretme ve var olma yöntemleri üzerine konuşacakları bir dönem öngörüyorum.

{773144}

Beyza Boynudelik

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“Office in a Small City”, Edward Hopper (1953)

Her ne kadar Bruegel’in 1559 tarihli “The Battle Between Carnival and Lent” veya 1562 tarihli “The Fall of the Rebel Angels” isimli kaotik ve kalabalık figürlü resimleri, bana sokağa çıkma yasağı günlerinin hemen öncesinde marketlerde panikle alışveriş yapmaya çalışan kalabalıkları çağrıştırsa da büyük ölçüde ilişki kurabildiğim yapıt, Edward Hopper’dan 1953 tarihli “Office in a Small City” oldu. Uzunca süre evlerde izole kalan bizlerin etrafındaki sessizliği, yalnızlığı ve geçmek bilmeyen zamanı oldukça sade ama güçlü bir şekilde anlatıyor. Bu arada bizler “maskeli hale” geldikten bir süre sonra sürekli hatırladığım bir diğer iş ise Paulus Fuerst’ün 17.yy’daki kuş gagası maskeli bir veba doktorunu betimlediği bakır gravürü.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?  

İzole olmak, ev, evin belleği ve kişisel tarih, kolektif bilinç, içeri-dışarı kavramları, günlük rutinler, değişen öncelikler, tektipleşme, maskeli olma hali gibi başlıklar üzerinden gittiğim seriler yapmaya başladım. Tüm bu kavramlar Covid-19 ile yakından veya dolaylı olarak ilgili. Üretimlerimin çoğunu fotoğraf ile gerçekleştirdim ancak desen ve fotoğraf gibi görsel notlarımın yanı sıra sadece yazı ve ses ile ortaya çıkan üretimlerim de var. Yukarıdaki görsel, daha önce yaptığım “günlük rutin” serilerine ek olarak koruyucu tulum ile ev içinde otoportre çekimlerimi yaptığım mini bir fotograf serisinden süregelen, üretim pratiğime dair doneler içeren bir görsel.

Bu görsel ise, pandemi döneminde 5 sanatçı arkadaşımla beraber yarattığımız, Instagram üzerinden işleyen bir oluşum olan @cevrimici40dakika için ürettiğim bir eserin görseli.@cevrimici40dakika için ürettiğim fotoğraf, adı geçen platform için yaptığım tüm farklı işlerle beraber, diğer bir sanatçının ürettiği işe ve duyguya reaksiyon vermek adına üretim skalama kattığım bir iş. Bu işleri üretirken yola, pandemi sürecindeki deneyimlerimizi sanat ve deneysellik üzerinden kayıt altına almak adına çıkmıştık.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Sanırım hem pandemi süreci hem de sonrası gri. Bu iki süreç geçerken mevsim değişti, hava, yaşadığımız olaylar, psikolojik durumlarımız, beklentilerimiz, endişelerimiz, önümüzdeki belirsizlik hep bir halden başka bir hale evrildi. Yaşadığımız şok, gerginlik, belirsizlik ve panik içeren birkaç aydan ötürü pandemi sürecini sıcak bir gri olarak adlandırabilirim. Sonrası ise sakinliği, alışılmışlığı ama yine endişeyi barındırdığı için biraz daha soğuk bir gri.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrası süreç, aslında tüm dünyadaki sanat kurumlarının ve sanat profesyonellerinin bir süredir halihazırda evrildiği online yapılanmayı daha da artırdı. Pandemi ve izolasyon süreçlerinde hepimiz oldukça yoğun bir şekilde internet üzerinden iletişim kurduk, hatta belki her zamankinden daha fazla temas halindeydik. Yorucu ama verimli bu sürecin hız azaltsa da devam edeceğini ama yavaştan fiziksel dünyamıza da döneceğimizi düşünüyorum. Çoğu kişinin “sanat dünyasının sonu gelecek” endişesini paylaşmıyorum. Sanatçılar düşünmeye ve üretmeye devam ettiği müddetçe sanat izleyicisi ve alımlayıcısı da varlığını sürdürecek. Belki kurumlar bazında yapısal değişiklikler olabilir, ama her halükarda sanal ve fiziksel ortam kol kola gidecek gibi görünüyor.

Fırat Neziroğlu, Anna Laudel Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“The Family”, Egon Schiele (1918)

Egon Schiele'nin İspanyol gribinden ölen hamile eşi ve doğmamış çocuğuyla birlikte kendini de resmettiği “The Family" beni çok etkiler.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Bu süreçte eve kapandım ve sürekli dokudum. İki çalışma bitirdim. Biri “İzole" isimli çalışmam. Yüzümü alnıma kadar boğazlı kazağımla kapattığım, saçlarımın göründüğü bir iş. Arkamda da sukulent yapraklarından oluşan bir zemin. Az su, az güneş, az toprakla yaşayan bu çiçekleri daha iyi anlamaya başladım bu dönemde. Bu işi dokunduktan sonra uzayan saçlarımı 1 numaraya kısalttım.

Diğeri de henüz ismini netlestirmedigim, geçmişi düşünen ve geriye doğru bakan, sakin ve huzurlu bir içe dönüş portresi.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Çok ilginç. Eserlerimden yola çıkarsam, pandemi öncesi benim için toprak ve ten rengi tonları, pandemi süreci pembe ve altın. Pandemiden önce daha çok doğaya özlem duyuyordum. Şimdi de biraz hareket ve coşkuya.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Sanat her zaman vardı. Dünya zamanı için bu geçirdiğimiz süreç aslında 1 saniye bile değil. Tiyatro, performans gibi yüzyüze hissedilen alanların dijitalleşeceğini düşünmüyorum. Zira tiyatro savaşlar, pandemiler gördü ve sonrasında hep izleyici ile canlı, kanlı buluştu. TV'den, bilgisayardan bize online açılan pek çok klasik ve çağdaş oyunu izledim, o sahnede olmanın yarattığı hissi alamadım. Bu sahne ve performans sanatları için çok küçük, kısa ve geçici bir süreç.

Öte yandan şimdi hatırı sayılır bir karma sergi daveti aldım. Onun için hazırlanıyorum. Birkaç sanatçı eğer dijital bir iş varsa sergiye katılmayacaklarını bildirdiler. Teknolojiye karşı değilim, ama hislerimizi yine insan elinden çıkan “hata”lı çizgilerin harekete geçireceğini düşünüyorum. Dolayısıyla sanatçının bilfiil kendi yorumunu, çizgisini, duygusunu kendi elinden çıkardığı işler yükselecek gibi geliyor. Zaten doğa da aynı şekilde yükselmiyor mu?

Ferhat Yeter, Anna Laudel Gallery Direktörü

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Basel Dance of Death”, Johann Rudolf Feyerabend (1806)

Johann Rudolf Feyerabend’ın 1806 tarihli “Basel Dance of Death” eserini seçerim. Herkes hasta oluyor, resme baktığınız zaman krallar, din adamları ve yaşayan herkesin hastalandığını bu resim gösteriyor. Aslında bu hastalık kimseyi es geçmiyor, bu nedenle sanat tarihinden bu resmi seçtim.

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Bu sergi teması Covid-19 ile mi ilgiliydi? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

Anna Laudel olarak pandemi sürecinde amacımız kaliteli içerik ve malzeme sunmak oldu. Öncelikli olarak pandemi nedeniyle açılışını ertelemek durumunda kaldığımız Mehmet Sinan Kuran’ın “Posthumous” isimli kapsamlı kişisel sergisine hazırlandık. Dijital içerik olarak sanatçılarımızla pandemi sürecindeki çalışmalarını ve sonrası için gerçekleştirmek istedikleri planlarını sorduğumuz internet sitemizde yer verdiğimiz röportajlar gerçekleştirdik. Ayrıca, pandemi nedeniyle  fiziksel ortamda gerçekleşemeyen, Art Dubai ve Art Paris uluslararası sanat fuarlarının çevrimiçi görüntüleme odalarında sanatçılarımızı temsil etmeye devam ettik. Art Dubai ve Art Paris Digital’de sergilediğimiz eserleri incelemek isteyenler Anna Laudel’in Artsy hesabını ziyaret edebilirler.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

Serpil Yeter’in 2020 tarihli “Mevsimsel Hastalıklarımız Arttıkça Artıyor” dijital sanat eserini çok beğeniyorum. Sanatçı Serpil Yeter, pandemi süresince atölyesine gidemediği için Ipad’inden resim yapmaya başlıyor. Evden çıkamadığı için dijital sanat eseri üreterek kendini ifade ediyor. Bu resim üzerinde yine pek çok farklı hastalıkları görebiliyoruz.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Dünya çapında yaşanan bir salgın söz konusu. Böylesi büyük ve belirsiz bir olayın sanatçıları ve doğal olarak sanat dünyasını etkilememesi mümkün değil. Öncelikle sanatçıların üretimlerinin hem içerik hem de teknik açıdan değişeceğini düşünüyorum. Diğer bir taraftan dijitalleşme süreci çok hızlı bir şekilde ilerliyor, bu da tabii ki sanatçıları ve sanat dünyasını içine çeken bir gelişme. Bu süreç boyunca ve sonrasında birçok sanatçının dijital platformları işlerini sunmak için kullanacaklarına (ki fuarlarla buna şahit olduk), hatta dijital platformları düşünerek işlerini tasarlamaya başlayacaklarına şahit olacağız.

Gökşen Buğra, Art On

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“Empire of The Light”, Rene Magritte (1954)

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Bu sergi teması Covid-19 ile mi ilgiliydi? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

Karantina sonlanınca Ebedi Yaz isimli, 24 sanatçıdan 150 işin yer aldığı gerçek mekanda bir sergi yaptık.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

Gündeme bu hızla cevap veren bir sanat çalışması değil ancak karikatür olabilir.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Dünya yeni bir düzene doğru evriliyor; kuşkusuz sanat çevresi de bu değişime bir biçimde cevap verecek. Hayat olduğu sürece sanat olacak. Tarihin her devrinde güç koşullar altında sanatçı üretmeyi, sanatsever destek olmayı sürdürdü. Zaman zaman bilindik kalıpların kırılması, aksayan, işlemeyen sistemlerin çökmesi, daha iyi çözümler üretmeyi beraberinde getirir. Bu sürecin de böyle sonuçlanmasını ümit ediyorum.

Günnur Özsoy, PG Art Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Bird in Space”, Constantin Brancusi (1923)

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Beyaz mermer, insanlığın bir bütün olduğuna ve birbirleriyle olan bağına dair bir çalışma.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Pandemi rengi, mat beyaz.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrası sanatçıların yeni üretimleri sanat dünyasını belirleyecektir. Bunun için yeni çıkacak işlere bakmak gerekiyor, o yüzden zaman ve sabır lazım.

Günseli Kato

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Study for a Head”, Francis Bacon (1952)

“Painting”, Francis Bacon (1927)

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?  

Pandemi sürecinde sanat çalışması yapamadım.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Korona virüsünü rengi bize sürekli tanımlandığı için onu başka bir renkle düşünmem mümkün olmadı. Bize gösterilen renkler kırmızı ve yeşildi. Ama ben kırmızı ve yeşilin en cart en parlak tonlarını pandemi sürecine uygun buluyorum. Pandemi sonrasında yaşadığımız şu günlerde normale döndük olarak görülse de bir belirsizlik ve tedirginlik var. Bu yüzden de bu belirsizliği kara değil kapkara olarak ifade edebilirim.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrasında sanat dünyasında olumlu ve büyük gelişmeler bekliyorum. Sahtekarların yok olacağı özgünleri ayakta kalacağı bir dönem geliyor. Kopyalama, birbirinden bir şeyler aşırma ve taklit olaylarının hepsi bitecek. Yeni bir vizyon gelecek. Yeni bir Rönesans dönemininde başlayacağını söylemek mümkün.

Hande Şekerciler, Sevil Dolmacı Art Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“The Ship of Fools”, Hieronymus Bosch (1490–1500)

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Karantina sürecinde kendimizle ve “ev” dediğimiz ama aslında yaşamak için yapmak zorunda olduğumuz işlerden dolayı çok az vakit geçirebildiğimiz apartman dairelerimizde alışık olmadığımız kadar uzun zaman geçirmeye başladık. Ve o “ev”lerin her biri, bitki ve hayvanlarımızla paylaştığımız, bir kazazede gibi bizi kurtaracak geminin geçeceği günü beklediğimiz adacıklara dönüştü. “ecstasy:isolated” işte bu içine kapanan, kendini ve doğasını olduğu gibi kabullenerek, ona sığınan kazazedeleri tasvir ediyor.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Gri ve pembe. Hala içinde bulunduğumuz ve daha uzun süre devam edecek belirsizlikleri ifade ettiğini düşündüğüm için gri. Pembe rengin açılımını anlatmaksa ayrıca bir röportaj konusu...

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Zaten bir süredir konuştuğumuz, beklediğimiz dijital/teknolojik dönüşümden dolayı bütün dünyada yaşam tarzlarımızda, iş yapış biçimlerimizde radikal değişimler bekliyorduk. Ne var ki bu dönüşüm görece olarak daha yavaş olacağından, henüz duruma vâkıf olmayanların da hazırlık yapması için kısa bir süre de olsa şansları olacaktı. Fakat Covid-19’la beraber maalesef ki gelecek çok erken geldi. Ve yine üzülerek söylemeliyim ki birçok sanatçı buna hazır değildi ve sudan çıkmış balığa döndüler/dönecekler... Zira sanat pratiklerine dijital teknolojiler daha fazla girecek, online platformlar daha da önemli olacak. Çok olağandışı yetenekleri olanlar dışında bu teknolojilere arkasını dönen sanatçılar, tıpkı diğer meslek dallarında olduğu maalesef yavaş yavaş yok olacaklar.

Melis Buyruk, PG Art Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

Personal Values”, Rene Magritte (1952)

Dünyada yaşayan milyarlarca insanın, kendi günlük yaşantısına yabancılaşmasını anlatmak için Rene Magritte/ Personal Values isimli eserini seçerdim.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Bu dönemde yaşadığım dinginlik, sakinlik ve yalnızlık kendi iç dünyama yönelmeme fırsat verdi. Rutinimden ve telaşımdan kopup, nefes aldığım bu bir filizlenme dönemi diyebilirim. Bu sebeple pandemi dönemini “yeşil” olarak tanımlarım. Sonrası ise biraz belirsiz gözüküyor en azından bir süre daha. Her şeyi yoluna koymak ve tekrar özgür olmak belirsiz bir uzaklıkta. Bu belirsizlik dolu dönemiçin de “gri” uygun olacaktır.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi öncesinde de bazı sergileri online olarak izleyebilme fırsatı buluyorduk. Bu dönemde ise online sergiler, fuarlar ve etkinlikler yaygınlaştı ve oldukça gelişti. Her ne kadar yeni bir heyecan olsa da hayatımızda kalıcı olacağına inanmıyorum. Ben bir sanatçı olarak da sanat izleyicisi olarak da eser ile yakından ilişki kurmak istiyorum. Ve birçok eserin de ancak bu şekilde algılanabileceğini düşünüyorum. Sanat alanında da bir süre daha açılışlar, fuarlar, etkinliklere katılım düşük olacaktır ancak tehlike geçtikten sonra sanat dünyasının tekrar eski normaline döneceğini düşünüyorum

Mert Özgen, Galeri Miz

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“La Columna Rota”, Frida Kahlo (1944)

Pademi sürecini düşündüğüm zaman aklıma ilk gelen Frida Kahlo oluyor - belirli bir tablodan ziyade Fridaʼnın bir çok tablosuna konu ettiği, 1925 yılında geçirdiği kazadan sonra, bedenen ve ruhen verdiği mücadeleyi düşünüyorum. Kazadan sonra bütün hayatı hastaneler, hastalıklar, sakatlıklar ve uzun istirahat zorunluklarıyla geçmiş. Evde kaldığımız, sürekli yenilenen günlük Covid-19 raporları, hastanelerin yoğunluğu ve bunlara karşı verdiğimiz toplumsal ve bireysel mücadelelerimiz, bana Fridaʼnın verdiği mücadeleyi anımsattı. Fridaʼnın mücadelesinin bence en belirgin izlerini, kazadan 19 sene sonra resmettiği ‘La Columna Rotaʼ tablosunda tanıklık ediyoruz; resmettiği gözyaşları, kırık omurgası ve gövdesini sıkıca saran korsesiyle hala ne denli kırılgan olduğunu ve hala geçişin acı izlerini taşıdığını görüyoruz. Bizler de seneler sonra 2020ʼyi hatırladığımızda, gördüklerimiz ve yaşadıklarımız içimizi acıtacak. Bir yanımız maalesef hep kırık kalacak.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Bu süreçte odaklanmakta her ne kadar zorluk çeksem de, resim çalışmalarıma devam etmeye çalıştım. Fiziksel olarak sosyalleşmemek, arkadaşlarımdan ve ailemden uzak kalmak, kendimi, düşüncelerimi ve duygularımı daha derinden dinlemeye olanak verdi. Tabii bu durum resmettiğim portrelerde de farklı izlerle kendini belli etmeye başladı - bu izler pandemi süreciyle görsel anlamda doğrudan alakalı değiller. Bu süreçte hazırlıklarına başladığım yeni portre serim, birey olarak deneyimlediğim değişik ruh hallerinin bende uyandırdığı hikayelerle kurguladığım portrelerden oluşuyor.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Yeni hayatımızın elzem bir parçası haline gelen yüz maskeleri ve eldivenlerden ötürü kesinlikle beyaz diyebilirim. Bir de kullandığım dezenfektan şişesi de beyaz. Evden çıkmadan önce yanıma aldığım beyaz renkli bir sağlık kiti!

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Pandemi sonrası sadece sanat dünyası için değil, her alanda daha sabırlı, özgün, yaratıcı, insana, doğaya ve hayvanlara saygılı, değer bildiğimiz bir gelecek umut ediyordum. Maalesef bu haftalarda sıklıkla okuduğumuz kadın ve nefret cinayeti haberleri, hayvan katliamları ve bunlar gibi birçok şiddet içerikli olay, pandeminin toplumda yarattığı farkındalığın anlık olduğunu düşündürdü bana. Maalesef edinimlerimizle uzun süre hareket edilmediğini, sürecin normalleşmesinin ardından yine kötülükle yola devam edildiğini görüyorum.

Keşke salgın boyunca tekrar fark ettiğimiz insan hayatının değerini, doğanın önemini unutmadan, sevgiyle ilerleyebilsek.

Mustafa Horasan

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Soplones”, Francisco Goya (1796-1799)

Sanat tarihinden aklıma ilk gelen Francisco Goya’nın gravürleri oldu. Grotesk yaşamı ya da dramı anlatan şeytanla hesaplaşmayı anlatan bu siyah beyaz gravürler, sanki bugünün insanının duygularına ışık tutmakta.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Bu dönemde rutin çalışmalarıma devam ettim. Boyadığım bir işin üstüne yarın hatıralarda kalması için Covid-19 yazdım.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Ben griyi tercih ederdim, çünkü her rengi grileştirmek mümkün. Herkes bu süreçte kendi grisini oluşturdu.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Dünyada gelişen oluşan her güzel veya kötü şey sanatında beslenme kaynağı olmuştur. Üretim tekniklerinin değişeceği kadar kavramlarında değişeceğini düşünüyorum. Bunun meyvalarını önümüzdeki zamanlarda görücez.

Nejat Satı, Sevil Dolmacı Art Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Çocuklarını Yiyen Satürn”, Francisco Goya (1819-1823)

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Ressam olarak uzun süredir resim dışı bir pratikle uğraşmadığımı farkettim. Artık hayatta olmayan bir iş adamının vergi iade evraklarından maskeler yapıp, Nesin Vakfına bağış karşılığı insanlara bu maskeleri yolladım. Döneme eleştirel bir bakış açısı ile yaklaşmaya çalıştım.

Daha sonra “covit-19” resmi yapmaya karar verdim. Bu karar yıllar önce yarım bıraktığım bir resim serisine tekrardan göz atmamı sağladı. ”Organik Soyut” adlı bu seride hemoglobinler, bakteriler ve hücreleri resmediyordum. Ben de hayatımızın bu yeni düzeninde hastalık tanımı ile tekrardan ilgilenmeye karar verdim. Sadece monokrom çalışmalardan yeniden başladım bu seriye. Yuvarlak formu insanın yapı taşı olarak tanımlıyorum. Belki de hayatın… Bu şekilde insanları “hastalık” derecesinde bağlandıkları renklerle buluşturacağım bir sergi yapmaya karar verdim. Umarım kasım aylarında sergi gerçekleşecek.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Pandemi öncesi peki? Ben Pandemi öncesini mavi diye düşünüyorum. Süreci sarı, sonrası için şimdilik diyebileceğim tek şey mor rengi.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Tahminde bulunmak çok zor. Ancak sergi gezme alışkanlıklarımıza eskisi gibi geri döneceğimizi düşünüyorum. Sanal dünyada yaptığım işin, izleyicide kesinlikle aynı etkiyi bırakacağına inanmıyorum.

Onur Hastürk, Anna Laudel Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Cueva de las Manos” (Eller Mağarası), Santa Cruz

Açıkçası benim zihnimde canlanan bir tablodan çok; Arjantin’in güneyinde bulunan, Santa Cruz eyaletindeki “Cueva de las Manos”, Türkçe çevirisiyle Eller Mağarasında bulunan “el izleri” oluyor. Eller Mağarası’ndan günümüze ulaşmayı başaran eserlerin tahminen M.Ö. 11000 ile M.Ö. 7000 yılları arasında yapıldığı, el izleri ve figürlerin tarihinin ise M.Ö. 7300’lü senelere dayandığı karbon testleri sayesinde kanıtlanıyor. Bu sahne bende pandeminin beraberinde getirdiği karantina sürecine, belirsizliğe, sıkışmışlığa ve bilinmezliğin kaygılarına çağrışım yaptı.

Pandemi sürecinde Covid-19 ile ilgili yaptığınız bir çalışma oldu mu? Bu çalışma hakkında kısa bir şeyler söylemek ister misiniz? Varsa bizimle görseli paylaşmanız mümkün olur mu?

Bu süreci ve özellikle karantina zamanını 30 Temmuz’da Anna Laudel Düsseldorf’ta açılacak kişisel sergimin hazırlığıyla geçirdim. Pandemi üzerine bir çalışmam olmadı ama pandemi sürecini çalışmalarıma odaklanarak değerlendirdiğimi söyleyebilirim.

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Pandemi sürecini Lapis Lazuli (Gece Taşı), sonrasını ise Altın rengi olarak ifade edebilirim. Lapis Lazuli renginin kaynağı olan lapis taşı, kırılgan ve geçirgen yapısıyla pandemi sürecindeki ruhsal olarak hassaslaşmamıza ve mavinin, içimde yarattığı umut duygusuna atıfta bulunmasına, sonrasındaki sürecin ise altının görsel ve maddi yapısıyla yaşamlarımızda duygusal, bedensel ve dünyevi değerlerin farkına varışımızın temsili olarak yorumlayabilirim.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Her konuda değişen bir sistem ve süreç içindeyiz. Optimist biri olarak bu durumun da olumlu anlamda bir evrilmeye dönüşeceğine inanıyorum.

Pırıl Güleşçi Arıkonmaz, PG Art Gallery Kurucusu

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“The Scream”, Edvard Munch (1893)

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

Pandemi ilk gündeme geldiğinde Pg Art Gallery’de Ayla Turan ve Pg Basement’ta Ömer Faruk Yaman’ın sergilerinin hazırlık sürecindeydik. Dünyada olup bitenleri gözlemlediğimizde açılış yapamayacağımızı öngörerek sergileri hızla kurup çekimlerini tamamladık ve online açılış yapmaya karar verdik. Duruma hızla uyum sağlamamız ve izleyicilerden aldığımız olumlu geri dönüşler ışığında tamamen online yeni bir sergi açmaya karar verdik.

Var olan kaynakları akıllıca kullanıp sanatçılara, her koşulda görünürlük kazandırmaya devam etmemiz gerektiği inancıyla Ahmet Rüstem Ekici tarafından tasarlanan yeni sergi platformumuz Pg Online’ı hayata geçirdik. Pg Basement için planladığımız Hakan Sorar’ın ‘Through the Skin’ adlı sergisinin açılışını yine Instagram üzerinden canlı yayın bağlantısı gerçekleştirerek yaptık. Sanatseverlerin herhangi bir yer ve zamanda telefon, tablet ve bilgisayar ile ziyaret edebilecekleri sergi, VR gözlüklerle de gezilebildi. Bu olağandışı sergileme biçimimize farklı bir boyut katacağını düşünerek sanatsever dostlarımıza VR gözlükler gönderdik.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

Pandemi döneminde beni en çok etkileyen çalışma, Günnur Özsoy’un kamusal alandaki heykellerini yıkadığı ‘Su, Sabun, Ellerim ve Heykellerim’ adlı video performansı oldu. Müze ve galerilerin kapalı olduğu ve sanata erişimin online platformlarla sağlandığı bu dönemde, kamusal alan heykellerine olan ihtiyaç daha da önem kazandı. Özsoy da gündelik hayatta pek çok insanın yanından geçip gittiği belki farkına varmadığı açık alanda bulunan 3 heykelini yıkayıp temizleyerek onlara dikkat çekti ve performansını şu sözlerle özetledi: “Yıkayıp temizlediğimde, şehrin kiri heykellerimin üzerinden kalktı ve tekrar parladılar. Sabunun virüse karşı mucizevi etkisini düşündüğüm için, heykellerimi korona virüsüne karşı koruduğumu hissettim. Su, sabun, ellerim ve heykellerim iç içe geçmiş durumda.”

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Normal hayata dönmeye başladığımız bugünlerde müzeler ve galeriler, yeni saat düzenlemeleri ile kapılarını ziyarete açmaya başladı. Pg Art Gallery olarak biz de belirli kısıtlamalar dahilinde tekrar sanatseverlerle buluşmayı, diğer yandan da dijital platformlardaki etkinliklerimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.‘Yeni normal’ diye tabir ettiğimiz düzenin, ‘hibrit’ bir yapı olduğunun farkındayız ve projelerimizi bu doğrultuda şekillendireceğiz.

Sébastien Shahmiri

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?  

“The Scream”, Edvard Munch (1893)     

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Beyaz ve beyaz. Çünkü benim için beyaz bilinmez olanı temsil ediyor. Pandemi sonrasının neye benzeyeceğini kestirmek zor. 

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

İnsanların pandemi sürecinde düşünmek için ve hayatı gözden geçirmek için daha fazla zamanı oldu. Bu nedenle sanat yapıtlarına daha fazla ilgi gösterileceğini düşünüyorum.

Seyhun Topuz, Sevil Dolmacı Art Gallery

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“The Scream”, Edvard Munch (1893)

Pandeminin ilk günlerinde Pieter Bruegel’in “Körler Körlere Yol Gösteriyor” adlı tablosundaki gibi bilinmez tehlikeler içeren bir yolda, herkes gibi ben de önümü göremez duruma düştüm. Ardından 65 yaş üstünün aylar boyu kısıtlanması. Çok bunaldığım bu süreçte, korku, giderek de isyana dönüşen duygularımı Edvard Munch’ün  “Çığlık”  adlı tablosundaki gibi haykırmak istedim. 

Pandemi sürecini ve sonrasını birer renkle tanımlamak isterseniz hangi renkler en uygun olur? Neden?

Renkleri seviyorum, Pandemi sürecine hiçbirine kıyamam. Sonrası için ise umarım yeniden hepsi ile birlikte oluruz.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Getiri ve götürüleri ile sanal ortamdaki sanat aktiviteleri belki biraz daha yaygınlaşacak. Bugünlerde iyimser olmak için caba harcıyorum. Ümidim, olabildiğince kısa sürede sergi, müze, konser, sinema, tiyatro salonlarında yine bir arada olabileceğimiz günlere dönebilmek.

Sevil Dolmacı, Sevil Dolmacı Art Gallery Direktörü ve Sanat Danışmanı

Pandemi sürecini sanat tarihinden bir tablo ile anlatmak isteseniz hangi tabloyu seçersiniz?

“Aşıklar II”, Rene Magritte (1928)

Pandemi sürecinde kurumunuzda online sergi yaptınız mı? Bu sergi teması Covid-19 ile mi ilgiliydi? Sergi görselini paylaşabilir misiniz?

artsy.net üzerinden Orkide Akkoç ‘Heartcore’ sergisi ve Mehmet Gün’den bir seçkiye online olarak yer verdik. Bunu yanı sıra Alea Pınar Du Pre’nin ‘After the Masters’ serisi için bir online sergi düzenlendi. Genç sanatçılarımızdan Şahin Demir’in son dönem üretimlerinden oluşan bir seçkide online sergilerimiz arasında yer aldı.

Covid-19 ile ilgili olarak çok beğendiğiniz bir sanat çalışması var mı? Görselini bizimle paylaşır mısınız?

“Covit-19”, Nejat Satı (2020)

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz?

Global ölçekte kültür, politika ve ekonomik çehrenin yapısı değişecek, elbette sanat da bu değişimin bir parçası olarak yerini alacak. Çin, Hong Kong, Singapur, Tayvan, Japonya, Kore ve Güneydoğu Asya bugün yaşanan dünya krizinde iki aylık bir karantina ile V shape (kısa süreli kriz ve hızlı iyileşme) bir ekonomik gerileme yaşamış oldu. Karantina sonrası satışların patlaması bu tezi destekleyen en önemli veri. Bu ülkeler toparlanma sürecine girdi ve öncü, güçlü yeni bir pozisyon almakta. Avrupa ve Amerika ise halen salgınla dramatik bir mücadele içinde. Güç dengeleri bu olayla birlikte sanat sektöründe de yer değiştirecek gibi görünüyor. Uzakdoğu sanatta 2000’lerin başından bu yana güçlü bir pozisyon almıştı bugün ise bu pozisyonu öncü konuma taşımak üzere diyebiliriz. Sanatın merkezi olarak görülen, söz sahibi Amerika ve Avrupa ise tahtını en azından bir süreliğine bırakacak gibi görünüyor.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.