Bir saray eğlencesi olarak başlayan bale, bugün dünyanın en prestijli sahne sanatlarından biri. Balenin tarihini, temel türlerini, klasik eserlerini ve öne çıkan isimlerini keşfedin.
Yüzyıllardır sahnelerde izleyicileri büyüleyen bale, müzik, tiyatro ve dansı aynı potada buluşturan en köklü sahne sanatlarından biri. İtalya Rönesansı’nda başlayan yolculuğu Fransa saraylarından Rus İmparatorluk Balesi’ne uzanan bu sanat dalı, bugün hem klasik eserleri hem de çağdaş yorumlarıyla yaşamını sürdürüyor. Bu rehberde balenin tarihinden temel türlerine, unutulmaz eserlerinden en önemli festivallerine kadar merak edilen tüm detayları bulabilirsiniz.
Bale Sanatının Özeti
- Kökeni: Bale, 15. yüzyılda İtalyan Rönesansı’nda doğdu; Fransa’da XIV. Louis döneminde kurumsallaştı, Rusya’da klasik kimliğine kavuştu.
- Temel türleri: Romantik Bale, Klasik Bale, Neo-Klasik Bale ve Çağdaş Bale; hikâye anlatımı, teknik yaklaşım ve sahne dili açısından birbirinden ayrılır.
- En ünlü eserler: Kuğu Gölü, Fındıkkıran, Uyuyan Güzel, Giselle ve Don Kişot; klasik bale repertuvarının en çok sahnelenen yapıtları arasında yer alır.
- Temel terimler: Plié, Pirouette, Arabesque, Grand Jeté ve Tendu gibi Fransızca terimler, dünyanın tüm bale okullarında ortak teknik dil olarak kullanılır.
Bale Nedir?

Bale, müzik, hareket ve sahne estetiğini bir araya getiren, yüzyıllar boyunca gelişerek günümüze ulaşmış en köklü sahne sanatlarından biridir. Kökeni İtalyanca “dans etmek” anlamına gelen ballare sözcüğüne dayanır. İlk örnekleri 15. yüzyılda İtalyan Rönesansı döneminde saray eğlenceleri kapsamında ortaya çıkan bale, zamanla Avrupa’nın kültürel yaşamında önemli bir yer edinmiş ve disiplinli eğitim gerektiren profesyonel bir sanat dalına dönüşmüştür. Bale sanatını icra eden kadın dansçılara balerin, erkek dansçılara ise balet adı verilir.
İlk yıllarında yalnızca aristokrat çevrelerin izleyebildiği bir saray eğlencesi olan bale, dansın ötesine geçerek müzik, dekor, kostüm ve oyunculuğun bütünleştiği etkileyici bir sahne dili oluşturdu. Bugün dünyanın dört bir yanında klasik eserlerden çağdaş yorumlara kadar uzanan geniş repertuvarıyla sahnelenen bale, teknik ustalık kadar duyguları ve hikâyeleri beden diliyle aktarma gücüyle de öne çıkar.
Bilmeniz Gereken Bale Terimleri
- Plié: Dizlerin kontrollü şekilde büküldüğü temel hazırlık hareketidir.
- Tendu: Ayağın yerden ayrılmadan ileri, yana veya geriye doğru uzatılmasıdır.
- Pirouette: Tek ayak üzerinde yapılan kontrollü dönüş hareketidir.
- Arabesque: Bir bacak geriye doğru uzatılırken vücudun dengede tutulduğu klasik bale pozisyonudur.
- Grand Jeté: Havada büyük bir sıçrayışla iki bacağın açıldığı gösterişli atlayıştır.
- Relevé: Ayak parmak uçlarına veya yarım parmak ucuna yükselme hareketidir.
- Pas de Deux: İki dansçı tarafından birlikte icra edilen klasik bale düetidir.
- Port de Bras: Kolların estetik ve akıcı şekilde kullanıldığı hareket dizisidir.
Balenin Beş Temel Ayak Pozisyonu
- Birinci Pozisyon: Topuklar birleşir, ayak uçları dışa doğru açılır.
- İkinci Pozisyon: Ayaklar omuz genişliğinde açılır, uçlar yine dışa bakar.
- Üçüncü Pozisyon: Bir ayağın topuğu, diğer ayağın orta kısmına yerleştirilir.
- Dördüncü Pozisyon: Ayaklar önde ve arkada olacak şekilde birbirinden ayrılır.
- Beşinci Pozisyon: Bir ayağın topuğu, diğer ayağın parmak uçlarına tamamen hizalanır; klasik balenin en temel duruşlarından biridir.
OGGUSTO Notu: Bale terimlerinin Fransızca olma sebebi, 17. yüzyılda XIV. Louis’nin kurduğu Académie Royale de Danse, bale tekniklerini sistemleştirirken hareketlere Fransızca isimler vermesidir. Bu nedenle bugün Tokyo’dan New York’a kadar tüm bale okullarında aynı terimler kullanılıyor.
Bir Saray Eğlencesinden Sahne Sanatına: Balenin Tarihi

Bugün dünyanın en prestijli sahne sanatlarından biri kabul edilen balenin bu noktaya ulaşması birkaç yüzyıl sürdü. Avrupa saraylarında düzenlenen gösterilerle başlayan bu yolculuk, Fransa’da kurumsal kimlik kazandı, Rusya’da ise teknik ve sanatsal açıdan zirveye ulaştı. Bu dönüşümün en önemli mimarlarından biri ise tarihe “Güneş Kral” olarak geçen XIV. Louis oldu.
Balenin Tarihindeki Dönüm Noktaları
| Yıl | Olay | Önemi |
|---|---|---|
| 15. yüzyıl | İtalya Rönesansı’nda ilk saray dansları ortaya çıktı. | Bale sanatının temelleri atıldı. |
| 1533 | Catherine de’ Medici’nin Fransa sarayına gelmesiyle İtalyan dans kültürü Fransa’ya taşındı. | Bale Fransa’da gelişmeye başladı. |
| 1653 | 14. Louis, Ballet de la Nuit eserinde Güneş rolünü oynadı. | 14. Louis “Güneş Kral” ünvanını aldı ve baleyi siyasi bir güç gösterisine dönüştürdü. |
| 1661 | 14. Louis, Académie Royale de Danse‘ı kurdu. | Dünyanın ilk resmî bale akademisi açıldı. |
| 17. yüzyıl | Pierre Beauchamp beş temel ayak pozisyonunu sistemleştirdi. | Modern klasik balenin teknik altyapısı oluştu. |
| 19. yüzyıl | Rusya’da Petipa ve Çaykovski dönemi başladı. | Klasik bale altın çağını yaşadı. |
Güneş Kral’ın Baleyi Değiştiren Hamlesi

Balenin tarihçesinde en dikkat çekici isimlerden biri hiç kuşkusuz XIV. Louis’dir. Dans etmeyi yalnızca bir hobi olarak görmeyen Fransız kralı, genç yaşlarından itibaren saray gösterilerinde sahne aldı. 1653 yılında sergilenen Ballet de la Nuit eserinde Güneş’i canlandırması, ona “Güneş Kral” unvanını kazandırırken balenin de sembolü hâline geldi. O dönem bale, bir dans gösterisinin ötesinde kralın gücünü, düzeni ve otoritesini halka göstermenin etkili yollarından biri olarak kullanılıyordu.
14. Louis, balenin kalıcı olması için yalnızca sahneye çıkmakla yetinmedi ve 1661 yılında kurduğu Académie Royale de Danse ile bale eğitimini resmîleştirdi, Pierre Beauchamp’ın teknik çalışmalarıyla bugün hâlâ kullanılan beş temel ayak pozisyonunun standartlaşmasına öncülük etti. Fransızca bale terminolojisinin evrensel dil hâline gelmesi de bu dönemin en önemli miraslarından biri oldu.
Bale Sanatının Temel Akımları ve Türleri

Bale, yüzyıllar boyunca farklı sanat anlayışlarıyla şekillenerek birbirinden ayrılan akımlar geliştirdi. Her dönem, sahne dili, hikâye anlatımı, kostüm anlayışı ve teknik özellikleriyle baleye yeni bir kimlik kazandırdı.
| Tür | Dönem | Öne Çıkan Özellik |
|---|---|---|
| Romantik Bale | 19. yüzyıl | Duygusal hikâyeler, doğaüstü karakterler, pointe ayakkabısının yükselişi |
| Klasik Bale | 19. yüzyıl sonu | Güçlü teknik, büyük prodüksiyonlar, simetrik koreografi |
| Neo-Klasik Bale | 20. yüzyıl | Daha sade sahne tasarımı, soyut anlatım, modern hareket dili |
| Çağdaş Bale | Günümüz | Klasik tekniği modern dansla buluşturan özgür yaklaşım |
Romantik Bale
1832 yılında sahnelenen La Sylphide, bale tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir. Başrolde yer alan Marie Taglioni’nin parmak ucunda dans etmesi, seyircilerde adeta yerçekimine meydan okuyan, gerçeküstü bir karakter izliyormuş hissi yarattı. Böylece bugün balenin simgelerinden biri kabul edilen pointe tekniği yaygınlaşırken, romantik balenin estetik anlayışı da şekillenmeye başladı.
19. yüzyılın ilk yarısında gelişen Romantik Bale, teknik mükemmeliyet kadar duygulara ve hayal gücüne odaklandı. Periler, ruhlar, hayaletler ve ulaşılması güç aşk hikâyeleri bu dönemin en sık işlenen temaları arasında yer aldı. Uzun, hafif tütüler ve zarif sahne tasarımları da karakterlerin gerçek dünyadan çok düşsel bir atmosferde yaşadığı hissini güçlendirdi. Kadın dansçıların sahnedeki ağırlığı bu dönemde belirgin şekilde artarken, Giselle ve La Sylphide romantik balenin en önemli eserleri arasında yerini aldı.
Klasik Bale
Romantik balenin duygusal ve düşsel atmosferi, 19. yüzyılın ikinci yarısında yerini daha güçlü teknik altyapıya ve görkemli sahne prodüksiyonlarına bıraktı. Bu dönüşümün merkezinde ise koreograf Marius Petipa vardı. Rus İmparatorluk Balesi’nde çalışan Petipa, klasik balenin kurallarını sistemleştirerek bugün hâlâ sahnelenen birçok başyapıtın koreografisini hazırladı.
Klasik Bale; kusursuz teknik, simetrik koreografiler, büyük toplu dans sahneleri ve müzikle kurduğu güçlü ilişkiyle öne çıkar. Bu dönemde hareketlerin kesinliği, denge ve disiplin en önemli unsurlar hâline gelirken, balenin anlatım gücü de daha büyük prodüksiyonlarla desteklendi. Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel ve Fındıkkıran gibi Pyotr İlyiç Çaykovski’nin bestelediği eserler, Marius Petipa’nın koreografileriyle birleşerek klasik balenin en güçlü temsilcileri arasında yer aldı. Günümüzde dünyanın önde gelen bale topluluklarının repertuvarında yer alan bu eserler, klasik balenin zamansız mirasını yaşatmaya devam ediyor.

Neo-Klasik Bale
20. yüzyılın başlarında bazı koreograflar, klasik balenin güçlü tekniğini korurken geleneksel hikâye anlatımını ve gösterişli dekorları geride bırakmaya başladı. Bu yaklaşım, Neo-Klasik Bale akımının doğmasını sağladı. Akımın öncüsü kabul edilen George Balanchine, 1928 yılında sahnelenen Apollo adlı eseriyle klasik baleye daha sade, hızlı ve soyut bir yorum kazandırdı.
Neo-Klasik Bale’de odak noktası çoğu zaman hikâyeden çok hareketin kendisidir. Dekor ve kostümler sadeleşirken dansçıların teknik becerisi ön plana çıkar. Daha hızlı koreografiler, uzun çizgiler, beklenmedik geçişler ve müzikle kurulan güçlü ilişki bu akımın ayırt edici özellikleri arasında yer alır. Klasik balenin disiplinini modern bir estetik anlayışıyla buluşturan neo-klasik yaklaşım, günümüzde pek çok bale topluluğunun repertuvarında önemli bir yer tutuyor.
Çağdaş Bale
Bale gelişimini sürdürdükçe modern dansın etkisiyle yeni ifade biçimleri de ortaya çıktı. Çağdaş Bale, klasik bale tekniğini korurken dansçılara hareket konusunda çok daha özgür bir alan tanır. Bu nedenle günümüzde sahnelenen birçok çağdaş eserde çıplak ayak dans etmek, farklı müzik türleri kullanmak veya alışılmışın dışında sahne düzenleri görmek mümkündür.
Çağdaş Bale’de belirli kurallardan çok duygunun ve yorumun ön plana çıkması hedeflenir. Hikâye anlatımı tamamen soyut olabilir ya da güncel toplumsal konular sahneye taşınabilir. Twyla Tharp, William Forsythe, Jiří Kylián ve Nacho Duato gibi koreograflar, klasik bale tekniğini modern dans anlayışıyla birleştirerek bu akımın dünya çapında tanınmasına katkı sağladı. Bugün çağdaş bale, geleneksel balenin sınırlarını genişleten ve yeni nesil izleyicilerle güçlü bağ kuran en dinamik bale türlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Dünyanın En Ünlü Bale Eserleri
Klasik bale repertuvarı; lanetler, imkânsız aşklar, büyülü yolculuklar ve özgürlük arayışları üzerine kurulan unutulmaz eserlerle şekillendi. Çaykovski, Adolphe Adam ve Ludwig Minkus gibi bestecilerin müzikleriyle hayat bulan bu yapıtlar, teknik güç gerektiren koreografileri kadar karakterleri ve sahne dünyalarıyla da bale sanatının uluslararası simgeleri hâline geldi.
| Eser | Besteci | İlk sahnelenme | Temel konusu |
|---|---|---|---|
| Kuğu Gölü | Pyotr İlyiç Çaykovski | 1877 | Büyücü tarafından kuğuya dönüştürülen Prenses Odette ile Prens Siegfried’in trajik aşkı |
| Fındıkkıran | Pyotr İlyiç Çaykovski | 1892 | Clara’nın canlanan bir fındıkkıranla çıktığı masalsı yolculuk |
| Uyuyan Güzel | Pyotr İlyiç Çaykovski | 1890 | Lanetlenen Prenses Aurora’nın yüz yıllık uykusu ve kurtuluşu |
| Giselle | Adolphe Adam | 1841 | Aldatılan genç Giselle’in ölümün ardından bile koruduğu aşk |
| Don Kişot | Ludwig Minkus | 1869 | Kitri ve Basilio’nun kavuşma çabasını merkezine alan canlı bir aşk ve macera öyküsü |
Kuğu Gölü

Bugün bale sanatının en tanınan eserlerinden biri olan Kuğu Gölü, sahne yolculuğuna beklenen başarıyla başlayamadı. Çaykovski’nin ilk bale müziği olan eser, 1877’de Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda Julius Reisinger’in koreografisiyle sahnelendi ve sınırlı ilgi gördü. Eserin kaderi, bestecinin ölümünün ardından değişti. Lev Ivanov’un 1894’te hazırladığı ikinci perde büyük başarı kazanınca Marius Petipa ve Ivanov, baleyi 1895’te yeni bir koreografiyle sahneye taşıdı. Günümüzde kullanılan pek çok yapımın temelini de bu versiyon oluşturdu.
Hikâye, kötü büyücü von Rothbart tarafından gündüzleri kuğuya dönüşmeye mahkûm edilen Prenses Odette ile Prens Siegfried’in aşkını konu alır. Siegfried’in Odette’e verdiği sadakat sözünü, ona tıpatıp benzeyen Odile yüzünden bozması eseri trajik sona taşır. Odette ve Odile’in çoğu yapımda aynı başdansçı tarafından canlandırılması, rolü klasik bale repertuvarının en zorlu sınavlarından biri hâline getirir.
Fındıkkıran

Çaykovski’nin müziğini bestelediği Fındıkkıran, ilk kez 1892’de St. Petersburg’daki Mariinski Tiyatrosu’nda sahnelendi. Marius Petipa’nın hazırlık sürecinde rahatsızlanmasının ardından ilk yapımın koreografisini Lev Ivanov tamamladı. Bale ilk gecesinde güçlü bir iz bırakmasa da zaman içinde, özellikle yılbaşı döneminin en çok sahnelenen yapıtlarından biri oldu. Çaykovski de ilk gösterinin ardından seyircinin esere karşı ilgisiz kaldığını düşündüğünü yazmıştı.
Eser, bir Noel kutlamasında Drosselmeyer’den fındıkkıran bebeği alan Clara’nın gece yarısı başlayan düşsel yolculuğunu izler. Canlanan oyuncaklar, Fareler Kralı’yla yapılan savaş, Kar Taneleri Ülkesi ve Şekerler Ülkesi, eserin sahne dünyasını oluşturur. Şeker Perisi’nin Dansı, Çiçeklerin Valsi ve Rus Dansı, Fındıkkıran’ın en tanınan müzikleri arasında yer alır.
Uyuyan Güzel

Charles Perrault’nun masalından uyarlanan Uyuyan Güzel, Çaykovski’nin müziği ve Marius Petipa’nın koreografisiyle 1890’da Mariinski Tiyatrosu’nda ilk kez sahnelendi. Eserin yaratıcı sürecinde koreografi ile müzik yakın biçimde planlandı; Petipa sahnelerin temposunu, hareket yapısını ve dramatik geçişleri ayrıntılı olarak belirledi. İlk yapım, büyük dekorları ve kostümleriyle Rus İmparatorluk Balesi’nin görkemli prodüksiyon anlayışının başlıca örneklerinden biri oldu.
Prenses Aurora’nın doğum kutlamasına davet edilmeyen kötü peri Carabosse, genç prensesi bir iğne yüzünden ölüme mahkûm eder. Leylak Perisi laneti hafifleterek ölümü yüz yıllık uykuya çevirir. Aurora’nın büyüyüp kehanetteki iğneye dokunmasının ardından saray derin bir uykuya dalar; Prens Désiré’nin gelişiyle büyü sona erer. Birinci perdedeki Gül Adajyosu, Aurora rolünü üstlenen dansçının denge, kontrol ve müzikalitesini gösteren en önemli klasik bale bölümlerinden biridir.
Giselle

Romantik balenin başyapıtlarından Giselle, Adolphe Adam’ın müziğiyle 1841’de Paris’te ilk kez sahnelendi. Jean Coralli ve Jules Perrot’nun koreografisini hazırladığı eser, doğaüstü karakterleri ve iki perde arasındaki belirgin atmosfer değişimiyle Romantik dönemin temel özelliklerini taşır. İlk yapımda başrolü Carlotta Grisi üstlendi.
Giselle, kendisini köylü Loys olarak tanıtan Kont Albrecht’e âşık olur. Albrecht’in gerçek kimliği ve başka bir kadınla nişanlı olduğu ortaya çıkınca Giselle yaşadığı sarsıntının ardından hayatını kaybeder. İkinci perdede genç yaşta aldatılarak ölen kadınların ruhları Wililer ortaya çıkar. Giselle, Wililerin Albrecht’i sabaha kadar dans ettirerek öldürmesini engellemeye çalışır. Böylece eserin merkezindeki aşk, ihanetten bağışlamaya uzanan trajik bir boyut kazanır.
Don Kişot

Miguel de Cervantes’in romanından esinlenen Don Kişot, Ludwig Minkus’un müziği ve Marius Petipa’nın koreografisiyle 1869’da Moskova’da sahnelendi. Bale, romanın tamamını aktarmak yerine Kitri ile Basilio’nun aşkına odaklanan bir bölüm üzerinden ilerler. Don Kişot ve yardımcısı Sancho Panza ise bu öyküye eşlik eden karakterler olarak sahnede yer alır.
Kitri’nin babası, kızını varlıklı Gamache ile evlendirmek ister; Kitri ise berber Basilio’ya âşıktır. Genç çiftin kavuşabilmek için hazırladığı oyunlar, meydan sahneleri, han bölümü ve Don Kişot’un düş sahnesi eserin hareketli yapısını oluşturur. İspanyol danslarından beslenen koreografi; hızlı dönüşler, güçlü sıçrayışlar ve teknik açıdan zorlayıcı varyasyonlarla öne çıkar. Son perdedeki Kitri ve Basilio pas de deux’sü, gala programlarında da sıkça sahnelenen klasik bale bölümleri arasındadır.
En Önemli Bale Festivalleri
Dünyanın farklı kentlerinde düzenlenen bale festivalleri, klasik repertuvarın önemli eserlerini güncel yorumlarla buluştururken uluslararası toplulukları, koreografları ve dansçıları aynı sahnede bir araya getiriyor. Bu organizasyonlar, bale sanatının gelişimine katkı sunuyor ve izleyicilere farklı ekolleri, sahne yaklaşımlarını ve yeni yapımları yakından takip etme fırsatı veriyor.
- Prix de Lausanne (İsviçre): 1973 yılından bu yana İsviçre’nin Lozan kentinde düzenlenen Prix de Lausanne, dünyanın en prestijli uluslararası genç bale yarışmalarından biridir. 15-18 yaş arasındaki yetenekli dansçılara açık olan organizasyon, dereceye giren katılımcılara dünyanın önde gelen bale okulları ve topluluklarında eğitim bursu ile kariyer fırsatları sunar. Günümüzde birçok uluslararası yıldız dansçı kariyerine Prix de Lausanne sayesinde adım atmıştır.
- Jacob’s Pillow Dans Festivali (ABD): ABD’nin Massachusetts eyaletinde düzenlenen ve dünyanın en prestijli dans festivallerinden biri olarak kabul edilen organizasyonlardan biridir. Bale, modern dans ve çağdaş dans topluluklarını bir araya getiren festival, uluslararası sanatçılara ve yeni koreografilere ev sahipliği yapmasıyla tanınır.
- Benois de la Danse (Rusya): 1991 yılında kurulan Benois de la Danse, bale dünyasının en saygın ödülleri arasında yer alır ve sık sık “balenin Oscar’ları” olarak anılır. Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda düzenlenen organizasyonda yılın en başarılı balerinleri, baletleri, koreografları ve yapımları ödüllendirilir. Etkinlik, dünyanın önde gelen bale topluluklarını ve sanatçılarını aynı sahnede buluşturmasıyla öne çıkar.
- World Ballet Festival (Japonya): Japonya’nın başkenti Tokyo’da yaklaşık üç yılda bir düzenlenen World Ballet Festival, dünyanın en önemli bale organizasyonlarından biri kabul edilir. İlk kez 1976 yılında gerçekleştirilen festival, farklı ülkelerin önde gelen bale toplulukları ve yıldız dansçılarını aynı programda buluşturur. Gala geceleri ve klasik repertuvardan seçilen eserlerle festival, uluslararası bale dünyasının en prestijli buluşmalarından biri olarak görülür.
Uluslararası Bodrum Bale Festivali (Türkiye)

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenen, Türkiye’nin ilk ve tek bale festivali Uluslararası Bodrum Bale Festivali, balenin ve dansın en güzel örneklerini sanatseverlerle buluşturuyor. 2026 yılında 31 Temmuz-17 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek festival, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi’nde gerçekleşecek ve birçok ünlü bale eserini ağırlayacak.
23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali Programı
| Tarih | Gösteri | Tür |
|---|---|---|
| 31 Temmuz – 1 Ağustos 2026 | Kuğu Gölü (Swan Lake) | Bale |
| 4–5 Ağustos 2026 | Zorba | Bale |
| 8–9 Ağustos 2026 | Carmina Burana | Bale |
| 12–13 Ağustos 2026 | Bolero / Correr o Fado | Bale |
| 16–17 Ağustos 2026 | Pinokyo.exe | Modern Dans |
Türk Bale Sanatçıları

Meriç Sümen
Türkiye’de de bale sanatının önemli temsilcileri bulunmakta. 1981 senesinde T.C Devlet Sanatçısı unvanını alan Meriç Sümen, Bolşoy Balesi tarihinde başrol üstlenen ilk yabancı baş dansçı oldu. Türkiye’de bale sanatının yaygınlaşmasına öncülük etti. Sümen, kariyeri boyunca birçok uluslararası sahnede performans sergiledi ve Türk balesinin uluslararası tanıtımına katkıda bulundu.
Tan Sağtürk
Tan Sağtürk, sadece bir dansçı olarak değil, aynı zamanda bale eğitimcisi ve koreograf olarak da önemli çalışmalar yaptı. Sağtürk, Türkiye’de bale okulları kurarak genç yeteneklerin yetişmesine ve balenin Türkiye’de tanınmasına katkı sağlamıştır.
Tan Sağtürk, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni olarak görev yapmaktadır.


Beyhan Murphy
Koreograf, sanat yönetmeni, eğitmen Beyhan Murphy Londra Çağdaş Dans Okulu‘ndan (The Place) mezun oldu. Devlet Opera ve Balesi bünyesinde 1993 yılında Ankara’da, 2013 yılında ise, İstanbul’da Modern Dans Topluluğu’nun kurucu üyelerinden biri olmuştur. Beyhan Murphy Modern Dansın Türkiye’de gelişmesinde ve tanınmasında katkıda bulunanların başında gelmektedir.
Dünyaca Ünlü Bale Koreografları

Marius Petipa
Marius Petipa, klasik balenin temel taşlarını oluşturan birçok eserin koreografisini yaptı. “Kuğu Gölü,” “Uyuyan Güzel,” ve “La Bayadère” gibi eserlerle balenin altın çağını yarattı. Petipa, sahneye koyduğu eserlerde mükemmeliyetçiliği ve detaycılığı ile tanınıyor.
George Balanchine
George Balanchine, neoklasik balenin kurucusu olarak kabul edilmekte ve modern bale tekniklerini klasik yaklaşımla harmanladı. Balanchine, Amerika’da New York City Ballet’yi kurarak balenin modernleşmesine büyük katkı sağladı ve “Serenade,” “Agon,” “Jewels” gibi birçok önemli eser yarattı.


Martha Graham
Martha Graham ise modern bale dünyasında çığır açan çalışmaları ile tanınmakta ve bale sanatını daha özgür ve deneysel bir forma taşıdı. Graham, kendi adını taşıyan dans tekniği ile modern dansın temellerini attı ve “Appalachian Spring,” “Lamentation,” “Chronicle” gibi eserlerle sahne sanatlarına yeni bir soluk getirdi.
Kapak Görseli: Béjart Ballet Lausanne



