Duygularını Yönetebilen Çocuklar Nasıl Yetiştirilir?

Duygularını Yönetebilen Çocuklar Nasıl Yetiştirilir?

“Çocuklar duygularını yönetmekte neden zorlanırlar?” Birçok ebeveyn tarafından sorulan bu sorunun yanıtlarını klinik psikolog Dilay Celasun Aksöz sizler için kaleme aldı. 

Dilay Celasun Aksöz

Konumuz duygular ve onları yönetebilmek. Kimi zaman, bizler yetişkinler olarak kendi duygularımızı yönetmekte oldukça zorlanabiliyoruz. Bazen uzunca süre duygularımızı içimizde tutuyor bazen en ufak bir durumdan tetiklenip parlayabiliyor bazen de inişli çıkışlı bir tempoda duygularımızla temas halinde olabiliyoruz. İç dünyamızın, yani içimizde olup bitenlerin yansıması olan duygularımızla kurduğumuz bağ çocukluk hatta bebeklik yıllarımıza dayanmakta. Dünyaya yeni gelmiş bir bebek iken de mutlu olabiliyor, üzülebiliyor, kızabiliyorduk. Peki sonucunda nasıl tepkiler geliyordu? Duygularımız görülüyor, anlaşılıyor ve ebeveynlerimiz tarafından anlamlı bulunuyor muydu? Ya da yalnızca olumlu duygularımıza mı yer vardı? Mesela ağlayınca, üzülünce ya da kızınca değil de mutlu olunca, heyecanlanınca mı kucağa alınıyorduk?

İşte tüm bu noktalar, büyüme sürecimiz boyunca duygularımızı ne şekilde ifade etmemiz gerektiği konusunda bizlere rehber oldu. Sonucunda ya bastırılan duygular ya patlayıcı ve yıkıcı dışavurumlarla dolu duygular ya da sağlıklı kanallarla ifade edilen duygular bizi tanımlar oldu. Burada “sağlıklı” olan, duygunun ifade edildikten sonra ruhsal dünyada rahatlama sağlaması ve bu ifade yolunun işlevsel olması. Çocukların, duygularını yönetebilen bireyler haline gelebilmesi için önce duygularının farkında olmaları ve duygularını ifade edebilmeleri gerekir. Böylece yüklü duyguların altında kalıyormuş gibi hissetmezler. 

Bebeklik döneminden okul öncesi döneme kadar, çocuklar zor duygularla baş edebilmek için ebeveyn desteğine ihtiyaç duyarlar. Örneğin; çocuk acıktığında ancak ebeveyni açlığını giderdiğinde rahatlayabilir. Ağladığında yine ebeveyni tarafından şefkatle kucaklandığında sakinleşebilir. Kendi duygularının “çaresine” bakamaz. 

Yaş ilerledikçe, çocuktan yavaş yavaş kendi duygularını fark edebilmesi ve kendi duygularının yöneticisi olması beklenir. Buna kısaca kendi kendini regüle etmek de denilebilir. Regülasyonun ilk basamağı, içimizden gelen duygu bizi daha sonra pişmanlığa sürüklemeden önce, kendimize “Dur, bekle!” diyebilmektir. 

Regülasyon becerisi gelişmiş çocuklar, duygularına sakince göğüs gerebilirler. Duyguları regüle etmek, duyguları hissetmemek değildir. Duyguları hissetmemek ya da bastırmak uzun vadede çok daha büyük patlamalara neden olabilir. Duyguları kabul etmek ve kendine, başkalarına veya ilişkilere zarar vermemesi şartıyla duyguların ifade edilmesine izin vermek gerekir. Aksi takdirde, iç dünyada biriken toksik duygular beden aracılığı ile dile gelmeye başlarlar. Somatik şikayetler başladığında, yani beden konuştuğunda, dile dökülemeyen duygular adeta ifade bulmaya başlar. Baş ağrısı, mide bulantısı, bağışıklık sistemiyle alakalı rahatsızlıklar… Her türlü fiziksel yakınmanın kaynağında ifade edilmemiş ya da bilinç dışı bir şekilde bastırılmış duygu ya da duygular olabilir. Neye üzüldük de dilimiz yerine bedenimiz bize anlatmaya çalışıyor? Niye fıtık olduk? Hangi yorgunlukla mücadele etmektense bedenimiz “dur ve dinlen” diyerek bizi hasta etti? Elbette her hastalık dinlenerek geçebilecek kadar şanslı bir yerden çıkmıyor karşımıza. Çokça biriken duygular insanı bazen öyle bir hasta ediyor ki, ölümcül bile olabiliyor sonuçlar.

İlkokula başlamalarıyla beraber çocukların kendi duygularını yönetebilmeleri ve toplumsal kurallara uyabilmeleri beklenir. Peki çocuklar duygularını yönetmekte neden zorlanırlar? Bunun bir sebebi çocuğun duygusal olarak olgunlaşamamış olmasıdır. Çocuk, bebeklik dönemindeki gibi duygularının bir yetişkin tarafından yönetilmesine ihtiyaç duyar. Böylece kendisini bir bebek gibi hissetmeye devam eder. Başka bir sebep, zihinde yürütücü işlevlerle ilgili bir zorluk yaşanıyor olmasıdır. Yürütücü işlevler, belirli bir amaca ulaşmak için ihtiyaç duyulan becerilerin tümüdür. Duygu ve ardından gelen davranışların kontrolü de bununla ilgilidir. Bunların dışında, öğrenme güçlükleri veya diğer zorluklar da duyguların yönetilmesini zorlaştıran faktörler olabilir. 

Ebeveynler Çocuklarına Duygularını Yönetebilmeleri Konusunda Nasıl Yardımcı Olabilir?

İşe önce kendimizden başlamalıyız. Çocuklar, gözlem konusunda birer uzman olduklarından, önce öğrenmek için sizleri izleyecekler. Kızdığınızda ya da mutlu olduğunuzda yüzünüzde hangi ifadeler beliriyor, bedeniniz nasıl görünüyor, hangi kelimeler ağzınızdan çıkıyor, davranışlarınız nasıl değişiyor… Ebeveyn olarak zor bir duygunun etkisi altındayken çocuğunuza nasıl bir model oluyorsunuz? Örneğin, hayal kırıklığına uğradığınızda ne tepki veriyorsunuz? Kendinizi bu duygudan nasıl arındırıyorsunuz? Zamanında siz bu duyguları hisseden bir çocukken kim ya da kimler tarafından ne şekilde desteklendiniz ya da sakinleştirildiniz? Ne öğrendiniz, ne öğretiyorsunuz ve ne öğretmek isterdiniz?

Duygularının önemli olduğunu hissedebilmesi için, onların sizin tarafınızdan empatik bir şekilde dinlenmesi, duyulması ve kabul görmesi çok önemli. Beynimizin ön korteksinde bulunan “Ayna nöronlar” sayesinde başkalarının sergilediği eylemleri kodlarız. Bir eylemi biz sergilerken ya da bir başkasının sergilediğini görürken beynimizde aynı bölge aktif olur. Empati gelişimi ayna nöronlarla açıklanmaktadır. Acıktığı için ağlayan bir bebeği, ancak annesi empatik bir şekilde anladığında (yani ayna nöronları aktive olduğunda) sağlıklı bir şekilde ihtiyacını karşılaması mümkün olur. Aynı şekilde bebekler de annelerini ya da babalarını öfkeli bir halde gördüklerinde, nasıl davranışlar sergilediklerini ayna nöronları sayesinde kopyalayıp hafızalarına kaydederler. Gerektiği gün de aynı şekilde kullanıma sunarlar. Ayna nöronlar, hangi davranışları ve ifade kanallarını aynalasın istersiniz?

Çocuğunuzu üzgünken ya da öfkeliyken görmek mutluyken görmekten elbette çok daha zor. O duygunun hemen geçmesini isteyebilir, hızlıca yara bandı işlevi görüp o yarayı iyileştirmek isteyebilir ya da kafasını dağıtmak ve unutturmak için eylemler düşünmeye başlayabilirsiniz. Oysa ki, bazen sadece durmak, dinlemek, sakin kalmak ve çocuğunuzun dalgalı denizleri aşıp yanaştığı güvenli liman olmak yeterli gelir. Sadece orada olmanız, ona o duygu her ne ise onunla baş edebilecek kadar sağlam olduğunuzu yanında kalarak belli etmeniz en önemli ilaç. Bu duygularla tanışması, büyüme yolculuğunda onun çok işine yarayacak ve yavaş yavaş zor duyguları yönetebilme konusunda kendi yetkinliğini geliştirecek.

Duygular kontrol edilemez ve kısıtlanamaz. O yüzden “Üzülme, ağlama, sakin ol” dediğinizde durum pek de değişmeyecektir. Gördüğünüz duyguyu isimlendirin. Biraz o duyguyla kalmasına izin verin. Hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez. En üzgün anınızı düşünün. O da geçti. Çocuğunuzunki de geçecek. Bazen hızlıca bazen de yavaşça.

Zor bir duygu yaşandığında çocuğa şöyle denilebilir: “İçinde bu duygu yükseldikçe mantıklı düşünmek zorlaşabilir. Duygunun etkisi geçene kadar kendini kötü hissedebilirsin. Ama bu duygunun nereden ve ne zamanlarda geldiği, nasıl üstesinden gelebileceğini konuştukça rahatlayacaksın. Bir zaman sonra zor duygular karşısında kendi zihninin patronu olabilirsin. Zor duygunun etkisi altındayken yapabileceğin önemli bir şey, derin nefesler almak. Böylece, zihninin mantıklı düşünen kısmı da devreye girmeye başlayacak.”

Çocuğun yaşına göre ona duygularla ilgili kitaplar okumak, onunla bu örnekler üzerinden konuşmak da çocuğun duygu “okur-yazarlığını” artıracaktır. İçinde hissettiği duygu ve zihni arasında bağlantı kurmak ise çocuğa iyi gelecektir.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.