preloader

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

01.06.2022
Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

Sürdürülebilir seyahatten temiz gıdaya, etik modadan yerel üretime farklı alanlarda iklim kriziyle mücadelenin yollarını, çevre adına önemli adımlar atan girişimcilere sorduk. Kerimcan Akduman, Kıvılcım Kocabıyık, Murat Germen gibi isimlerden iklim krizinin farklı noktalarını öğrenin.

İklim bilimciler önümüzdeki on ila otuz yıllık dönemde, değişen iklimle bağlantılı fiziksel bozulmaların daha fazla olacağına kesin gözüyle bakıyor. Fakat farklı bir dünya yaratmanın mümkün olduğunu hatırlatmak istiyoruz! İklim kriziyle mücadelenin yollarını, çevre adına önemli adımlar atan isimlerden öğrenin…

Temiz gıda ve sürdürülebilir tarımı Urban Garden’ın Kurucusu Beyhan Uzunçarşılı anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Gıdanın ana kaynağı topraktır. İster kara toprağı olsun ister deniz toprağı, çıkan ürünler canlıları besler. Yani önce toprağın sağlıklı olması gerekir. Gereksiz yere kimyasallarla öldürülmüş canlılığını yitirmiş bir materyalden zorlayarak, sağlıklı besin elde etmek ve sağlıklı nesiller yetiştirmek ne kadar sağlıklıdır sorgulamak gerekiyor. Tohum konusuna gelirsek gerçek genleri beğenmeyip kendi isteğimize göre oynanmış şekli kokusu dokusu değiştirilmiş üstelik toprağınızı da kirleten bu elemanlardan uzaklaşmak gerekiyor. Bugün dünyanın gıdasının yüzde 85’ini hala küçük üreticiler karşılıyor, yani dünyayı doyuramıyoruz… Endüstriyel tarımsız olmaz diyenler, işe sadece ticari yönden yaklaşıyor. Gıda güvenliliğini sağlamanın en temel ilkesi; “doymak için mi?” ve “beslenmek için mi?” olmalıdır.”

Esmiyor’un kurucuları Derin Altan ve Utku Güven podcastlerle iklim krizini farklı bakış açılarıyla aktarıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Farkındalık kesinlikle artan bir şekilde devam ediyor. Bunu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Ancak dünyada 8 milyara yakın insan var. Milyonlarda şirket var. 200’e yakın ülke var. İklim krizi ile mücadele kolektif bir efor, ve bu kolektif eforun içerisinde tüm oyuncuların bir rolü, bir görevi var. Buradaki bizim kafamıza takılan asıl soru, ‘iklim krizine sebep olan etkileri önleyebilecek hızda farkındalık kazanabiliyor muyuz ve bu farkındalık aksiyona dönüşebiliyor mu?’

Sürdürülebilir moda endüstrisini Fashion Revolution’ın Türkiye koordinatörü İrem Yanpar Coşdan anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Hzlı-moda markaları her sezon on binlerce ürün üretiyor ve bu aşırı üretimlerini “müşteri talebi” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Kimse markalardan daha çok ürünü daha ucuza mal edebilmeleri için toksik kimyasallarla nehirleri kirletmelerini, çocuk işçi çalıştırmalarını veya pamuk tarımında çalışan işçilerin hayatlarını tehlikeye atmalarını talep etmedi. Çevresel bilincin artmasıyla şimdi de yeşil tüketiciliği kullanan bu zihniyet hala sorumluluğu sisteme değil bireylere yüklüyor. Evet, moda endüstrisi gelecekte sürdürülebilir ve etik olabilir ancak bunu geri dönüştürülmüş polyester içeren binlerce ürün üreterek değil; üretim ve tüketim hızımızı azaltarak, sektörün pratiklerini gözden geçirip yeni bir sistem oluşturularak başarabiliriz.”

Sürdürülebilir ve etik seyahati 15 ayda dünya turunu tamamlayan Kerimcan Akduman anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Etik seyahat bir akımdan ziyade bir ihtiyaç olmaya başladı günümüzde. İnsanlar neyse ki hızlıca bu duruma adapte oldular. En basitinden yanında termos veya su şişesi taşıyan sayısı gözle görünür oranda arttı. Mobilite arttıkça insanlar bu konuda daha çok görüp, daha çok bilgi sahibi olup eyleme geçecekler. Nasıl eskiden uçaklarda sigara içilmesi şu anda bize komik geliyorsa, etik seyahat dışında kalan birçok eylem kısa süre sonra seyahat edenlere komik hatta ayıp gelmeye başlayacak. İnsanları bilinçlendirmenin en iyi yolunun örnek olmaktan geçtiğine inanıyorum. Birine bir şeyi söylerseniz unutabilir ama insan gördüğünü daha zor unutur. Üstelik iyi örnek sahiplenilir, taklit edilir.”

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakışİklim kriziyle mücadelenin yollarını Yuvam Dünya Derneği’nin kurucusu Kıvılcım Kocabıyık anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“İlk başta şunu belirtmek gerekiyor ki iklim krizi, en temelde bir kuşaklararası adalet sorunu. Yani bizden önceki kuşakların ve biz yetişkinlerin, hayat tarzları, tüketim alışkanları, üretim tercihleri ve dünyaya bakışları, bugün büyümekte olan kuşakları tehdit ediyor. Ve ne yazık ki onlar, bu büyük tehdidi yaratmadılar. Buna karar vermediler, bu konuda bir tercih şansları yok. Biz onlara büyük bir kriz miras bırakıyoruz. Hiç istemesek de böyle…”

Sürdürülebilirliği fotoğraflarla ifade eden sanatçı Murat Germen iklim krizinde sanatın yerini anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Beni en çok etkileyen Grönland’daki Ilulissat kasabasının hemen dışındaki Ilulissat Buzfiyordu’nda gördüğümüz devasa buzdağları oldu. Derin bir sessizlik ortamında denizin ortasında hiç görmediğim büyüklükte kütlelerin yan yana durup geçici bir coğrafya oluşturmaları o kadar muhteşem bir manzara idi ki, fotoğraf çekmeye başlamadan önce dakikalarca durup bakakaldık. Arada büyük buz parçalarının kopup denize düşmesinden kaynaklanan su sıçraması sesleri ise bu biricik anı daha da büyüleyici kılıyordu, hipnotize bir şekilde tanık olmak yüzünden ses kaydı alamadığımıza yanıyorum.”

Yerel üretimin iklim krizi mücadelesindeki önemini Local Makers kurucusu Yağmur Çoban anlatıyor

Dünya Çevre Günü’ne Özel: İklim Krizine Farklı Açılardan Bakış

“Kitlesel üretim ve tüketimin altın çağını yaşıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz ya da duyduğumuza inandığımız her şey; elimizin altında ve kolay ulaşılabilir. Madalyonun bir yüzü aşırı tüketimse diğer yüzü; yetersiz tüketim. Sürdürülebilir tüketim kavramı bu nedenle “gelişmiş” ve “gelişmekte olan – az gelişmiş ülkeler” için farklı anlamlara geliyor. Bu ne demek; dünyanın bir bölümü tüm kaynakları kayıtsız bir şekilde tüketirken; bir taraf ise temel gereksinimlerini bile karşılayamıyor demek. Dünya genelinde 820 milyondan fazla kişi açlıkla mücadele ederken 670 milyonu aşkın yetişkin ve 120 milyonu aşkın 5 ila 19 yaş arası çocukta obezite görülüyor demek… Sürdürülebilir tüketimin gayesi ise; bu eşitsizliği gidermek.”