Han Spaces Sergisi: Oynadığın Sürece

Han Spaces Sergisi: Oynadığın Sürece

Han Spaces ve ArtPick ortak organizasyonuyla gerçekleşen Oynadığın Sürece sergisini, Lisya Tavaşi ve Seza Ünal Özeren’den dinledik.

Lisya Tavaşi ve Seza Ünal

İlk serginiz ‘İnsan Boşluğu, Boşluk İnsanı Şekillendirir’den sonra yeni serginizin temasını nasıl belirlediniz?

İlk sergimizi kurguladığımız zaman mekân ve mekân üzerine kurgulamıştık. Bu sergimizi de oyun ve oyun teoremi üzerine kurguladık. İlk önce mekânın içerisinde biz vardık ve şimdi de mekânın içerisinde oyun oynuyoruz. Mekân ve zamanla oyun oynayan sanatçıları tercih ettik. O yüzden de ismini ‘Oynadığın Sürece’ koyduk.

Pandemi sürecinde sıkılan bizler ve sanatçılar için de mekânlarda oyun oynama isteği belirmesinden mi ortaya bu düşünce çıktı?

Aslında bir bakıma öyle demek mümkün. Ama esas çıkış noktamız Friedrich  Schiller’in oyun kuramından. Schiller oyunla ile sanatın örtüştüğü noktaları belirtir ve oyun ve sanatın ortak noktasının özgürlük olduğunu vurgular. Oyun ve sanat teoremi üzerinden bir ortak nokta olarak zaman öğesidir. Çünkü insan oyun oynarken de zaman mefhumunu kaybeder. Sanatçı da sanat üretimini gerçekleştirirken de zamanın nasıl geçtiğini anlayamaz.

Sanatçı da aslında bir bakıma oyun oynar ve oynama süreci onun için bir tür özgürlüktür. Çünkü en başından itibaren gerek kullandığı malzeme açısından gerekse tarz olarak tıpkı bir oyun gibi sanatçı oyunun kuralllarını da kendi koyar, tekrar da yapar ya da yapmaz, sonuçlarına da kendisi katlanır. Yine sonuç olarak Schindler’in oyun teoremiyle buluşur.

Ali Bilge Akkaya’nın eseriyle sergiye başlamak istedik. Adana’daki bir alt geçitte çekilen 4800 adet fotoğraf karesinden oluşan bir eser. Kamerasını sabit olarak kurup değişik zaman ve ışıklarla süreci kayda geçirip bu kareleri photoshop uygulamadan sanatsal olarak bir araya getiriyor. Her bir fotoğraf karesi farklı ve birbirini tekrar etmiyor. Zamanın geçtiğini ve bu süreçte kaybolma hissini veren bir çalışma. Yaklaşınca da uzaklaşınca da insana farklı anlatımları olan bir eser. Girişte bu eseri koyarak bir başlangıç yapmak istedik.

Erkut Terliksiz ile devam ediyoruz. Erkut’un en önemli özelliği çalışmalarını yaparken buluntu malzemeler kullanması. Yine burada zamansız olarak ne malzeme bulursa onunla üretim yapması ve yine zamanı unutması ve oyun oynaması durumu söz konusu. Aslında yine bir çocuğa benzeme durumu var. Her bulduğu yeni bir malzeme için bir hikaye yaratma durumu. Erkut’un çalışmalarında diğer önemli bir nokta ise ürettiği resimdeki figürleri yapı bozumuna uğratmasıdır. Erkut’un farklı çalışmaları yine sergi boyunca farklı yerlere koyduk.

Serdar Acar çok genç sanatçılardan. Karakter olarak içe dönük bir kişi olduğundan bu çalışması sessizlik serisinden. İçerisi ve dışarısını gösterirken biraz daha duygularıyla hareket ediyor. İç mekandaki huzurla dış mekanın tekinsizliğini vurguluyor. Kullandığı nokta şeklindeki altın vurgulama da sembolik olarak bir ikonu vurgulamak istiyor. Resimde genel olarak hissedilen gerek fırça darbelerinin ince ve pürüzsüz olması gerekse boş kısımlar sanatçının naif karakteriyle de örtüşüyor.

Seda Hepsev’in yapı bozumundan devam eden bir çalışması. Cennet başlıklı bir serisinden. Bunlar da burada Erkut Terliksiz’in işleriyle konuştuğu için tercih ettik. Çocukları ilgilendiren yiyecek ya da belirgin nesneleri kullanarak da oyun sürecine tekrar dahil oluyor.

Ayça Telgeren’in bir çocukluk personası var. İsmi Mirey. Malzemesinde kağıt kullanıyor ve bu kağıtları keserken zaman kavramını yitiriyor. Çocukluğundaki Mirey karakterine geri dönerek çocukluğunu ve oynadığı zamanları konuşturuyor.

Güneş Terkol’un 2000’lerden bir çalışmasını koymak istedik. Terkol’un sergide alıştığımız tarzı olan dikiş çalışmalarının dışında farklı malzeme kullanarak yaptığı çalışmaları da kullandık. Sanatçı kendi çevresindeki hikayelerle oyun oynayan bir insan. Kendi çevresini malzeme olarak kullanıyor.

Bekir Sert aslen dilbilimci ve aynı zamanda bir taraftan da anime çizen bir sanatçı. Hikâyelerini de bir film karesi gibi tek sahnede gösteriyor. Bütün bir hikâyede sadece bir parçaya odaklanıyor. Çalışmalarında renkler ve çizimlerin çok canlı ve net olduğu farkediliyor.

 

Bizim buradaki amacımız sanat eserlerinin yaşadığınız ortamlarda sergilemek. Eseri evinize götürdüğünüz zaman da muhtemelen burada sergilendiği şekilde görülebilecek. Bazen galerilerde ve müzelerde bu ortamı hissedemeyebiliyoruz.

Serkan Yüksel  ile Güneş Terkol’un işleri birlikte sergilemek istedik. Her iki sanatçının işlerinde de hem benzerlik hem de aykırılık var. Serkan Yüksel çalışmalarında konu olarak politikayı ele alsa da malzeme olarak annesinin terzi olmasından ötürü moda dergilerindeki patron kağıtlarını kullanıyor. Aynı zamanda Yüksel’in çalışmaları patron kağıtlarını çizmiş olduğu figürlerden dolayı Ayça Telgeren’in işleriyle de benzerlik taşıyor.

Sergiye katılan diğer sanatçılar Efe Önbilgin ve Eser Gündüz

Sergiyi Sidar Baki’nin çalışmalarıyla sonlandırıyoruz. Oyun içerisinde kaybolmak, zamansızlığı ve mekansızlığı vurgulamak için.

Sergiyi genellikle randevu sistemiyle anlatarak gezdirmeyi tercih ediyorsunuz değil mi? Örneğin bu eser bir anlatımdan sonra anlam kazanıyor.

Evet kesinlikle biz de bu yüzden burada olarak izleyiciyi bilgilendirmek istiyoruz. Sonuç olarak broşür de veriyoruz ama bir anlatımın yerini tutmuyor.

Serginizin konseptini belirledikten sonra yeni bir iş üretimi istediniz sanatçılarınız oluyor mu?

Bu sergide başka yerde hiç sergilenmemiş bir fotoğraf çalışmasını sanatçıdan rica ettik. Ama yeni bir üretim için zorlamıyoruz. Hazır çalışmalardan seçmeyi tercih ediyoruz.

Pandemi süresince satışlarınız oldu mu?

Evet satışlardan memnunuz.

Sergideki eserlerin fiyat aralığını nedir?

2000-70000 arasında değişiyor.

Han Spaces’de yer alan ‘Oynadığın Sürece’ başlıklı sergi 30 Ağustos’a kadar görülebilir.

 

Geçmiş Sergi: ‘İnsan Boşluğu, Boşluk İnsanı Şekillendirir’

Han Spaces ve ArtPick ortak organizasyonuyla gerçekleşen İnsan Boşluğu, Boşluk İnsanı Şekillendirir sergisini, Lisya Tavaşi ve Seza Ünal Özeren’den dinledik.

Han Spaces ile sanat başlığı altında çalışmak sizlere ne gibi avantajlar sundu?

Biz ArtPick olarak da mimarlarla çalışıyor ve kağıt üzerinde projeler sunuyoruz. Fakat kağıt üzerinde sunulduğu zaman o işin yaşayan efekti, ışığı ya da dokusu olmuyor. Han ile yaptığımız iş birliğiydi bu yüzden bizlere çok büyük bir fırsat sundu. Bu durumu Beyaz Küp örneğine benzetebiliriz. Yani aslında kilise ya da kathedral etkisinde sanat eserleri formatından arınmış olduk.

Burada aslında insanları sanata dair alım yapma konusunda da teşvik etmiş oluyorsunuz değil mi?

Evet. İnsanlara yaşadıkları ortama benzer mekânlarda sanat eserlerini sunuyoruz.

Duvarlarda sanat eserleri sadece durmasın sergi turlarıyla sanat eserlerini anlatalım istedik. Serginin kavramsal bir metni olsun. Bu metnin etrafında sanatçıları ve işleri seçelim diye düşündük. O yüzden de serginin başlığını ‘İnsan Boşluğu, Boşluk İnsanı Şekillendirir’ olarak koyduk.

Sanat eserlerini satıyor musunuz?

Evet satış yapıyoruz.

Sergi turlarının ya da bilgilendirmenin satışlarda faydası oluyor mu?

Oldu ve oluyor. Satış yapmamız en güzel geri bildirim zaten. Eserlerin yanlarına QR koduyla da açıklama ve bilgilendirme koyabiliyoruz. Aynı zamanda kavramsal metnimizi de QR koduyla izleyiciler okuyabiliyor. Bu mekan sanat rotasının dışında olmasına rağmen gelip, gören izleyen oluyor. Sergiyi insanların ayağına getirmiş olduk.

 

Sergilerin devamı gelecek mi? Ne kadar sürede sergiler planlıyorsunuz?

3 ayda bir yeni sergi planlıyoruz. Böylece mekânda yaşayan ve yeni eserlere de fırsat vermek istiyoruz.

Karma sergiler yapmanız çok güzel. Sanatın değişik disiplinlerini bir araya getirmiş oluyorsunuz. Performans, video gibi başka sanat alanlarını da devreye sokmayı planlıyor musunuz?

Evet bu alanları da planlıyoruz. Sanat galerileri ve kurumları da açılışımızda davet ettik. Onlarla da iş birliği içerisinde çalışmak istiyoruz.

Buranın han olmasından yola çıkıldı. Hanların nasıl bir mimari ve mekânsal bir yer oluşta içerisinde kültürü barındırmasından yola çıkılarak. Bu sergide buradaki fikir ile düşünülerek inşa edildi. Sanatçıların işlerini de mekân ve mekândaki yaşanmışlıklarla bu yaşanmışlığın mekanda kendini hissettirmesiyle kurgulandı. Sergimizi gezdirirken içerideki koku odasında deneyimleme ile başlıyoruz. Kokuların hafızamızdaki yeri çok kuvvetli ve hemen bizi bir anımıza götürüyor. Bu kokuyla ilgili kişilerin geçmişine ve bizlerin kültürüne götürüyor.

Gabriel Vorgon İspanyol sanatçı mekan ve espas algısını fotoğraf çalışmalarında gösterdiği için sergiye ilk olarak onun çalışmalarıyla başlamak istedik. Kumaş olgusunu da insan bedeninin farklı bölgelerinde sergileyerek anlam derinliği yaratıyor.

Sinan Logie’nin mimari kariyeriyle örtüşen çalışmaları var.

Burçu Perçin’in mermer ocakları gezdiği seriden oluşan çalışmalar. Yaşanmışlıkları mermer eşyalarla bütünleşir. Son dönemlerde antik heykellerle çalışıyor.

Selim Süme fotoğraf seçkisi. Triptik değil ama üçlü olarak koyduk. Mekân algısının yokluğu hissediliyor. Çerçevesiyle bir tezat. Materyal olarak ahşabı seçmesiyle.

İdil İlkin izlenme serisinden. Bir fotoğraf. Dünyanın kalbine bir gönderme. İzlanda’da çekmiş olduğu bir fotoğraf.

Onur Gülfidan sürrealist ve sembolist konuları işleyen bir sanatçıdır. Buradaki otoportresiyle dönemleri sorgular.

Gökhan Balkan bir binanın farklı açılardan fotoğraflayıp, karakalemle müdahale eder.

Suat Akdemir, Nermin Ülker’in heykel çalışmalarıyla sergiye katılır.

Ali Bilge Akkaya genç mekân fotoğrafçısıdır. Mekânda doğru ışığı yakalana kadar bekler, fotoğraflarına photoshop ile müdahale etmez. Çalışmalarının çerçevelerini de fotoğraflarına uygun olarak tasarlar. 

Beste Kopuz Kazıklıköy sergisinden alınan işlerle yer alır. Kent, kentleşme ve yapılaşma onun eserlerinde genellikle kullandığı konulardır.

İspanya’da deneysel fotoğrafçı ve yönetmen olan Blanca Vinas da eserleriyle de sergide yer alırken, Toygun Özdemir kendi resim dilini oluşturduğu renk ve komposizyon çalışmalarıyla sergiye katılıyor.

Bizi şekillendiren yer evler olduğu için sergi ev içerisinden görüntülerle bitiyor.

Ahu Akgün’ün çalışmalarında evin içerisinden kesitler görülüyor. Sanatçı evdeki giysi gibi eşyalarını numaralandırıyor.

OGGUSTO Sanat Editörü Feride Çelik’in diğer yazılarını okumak için tıklayın.

Dünyadan en yeni haberleri ilk bilen olmak için OGGUSTO’nun haftalık e-bültenine kaydolun.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.