Ödüllü Yönetmen Emir Mavitan ile Sinema Üzerine

Ödüllü Yönetmen Emir Mavitan ile Sinema Üzerine

Parıldayan İncinin Tuhaf Hikayesi filmiyle, uluslararası festivallerde birçok ödül alan genç yönetmen Emir Mavitan ile sinema dünyası üzerine sohbet ettik.

Emir Mativan

Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Emir Mavitan?

9 senedir sinema ve reklam sektöründeyim, neredeyse en başından beri kendi filmlerimi yapıyorum. 21 yaşında MUG Production’ı kurdum ve onun bünyesinde henüz 23 yaşındayken yazıp, yönettiğim, ortak yapımcılığını da üstlendiğim TRT yapımı; zamansız, distopik bir dünyada yer alan ‘Göçebe’ adlı ilk uzun metrajımı hayata geçirme fırsatına sahip oldum. Birçok reklam kampanyası için reklam filmi çektim ve hepsinin  sinematografik projeler olmasına dikkat ettim. Fakat bunca zaman ne ben kendime yönetmen diyebildim ne de başkası bana bu şekilde hitap ettiğinde bu kelimenin ağırlığını kolaylıkla sindirebildim.

Kendime yönetmen diyebilmem için önümde inanılmaz uzun bir yolculuk var. Bir senaristin, yönetmenin dünyayı ve hayatın çeşitli olasılıklarını bilen, bunların farklı anlamlarını keşfetmiş, birçok insanın hayatını gözlemlemiş olması gerektiğine inanırım ki salonda yüzlerce insana hikayenizi anlatırken sizin yarattığınız dünyaya onları inandırıp, etkileyecek anlar yaşatabilesiniz. Dolayısıyla hiç öyle kolay bir yolculuktan bahsetmiyorum.

 

“Bambaşka kültürden, bambaşka kökenlerden gelen insanların sizin kendi coğrafyanızda anlattığınız hikâye sayesinde ortak duyguda buluşması ve bunu takdir etmesi gerçekten muazzam.”

 

2018 yılında da Mug Digital’i kurdum. Bu çatı altında özellikle e-ticaret yapan markalara yeni nesil ajans hizmetleri sunuyoruz. Ne demek yeni nesil? Dijital pazarlama, sosyal medya yönetimi, tasarım, kreatif ajans hizmetleri ve içerik üretimi. Üretilen içerikler artık çok hızlı tüketiliyor. Dijital mecralarda bir içeriğin ömrü 48 saat bile değil. Dolayısıyla markaların durmadan ve eskiye kıyasla bütçesel anlamda nispeten daha uygun ve hızlı içerik üretmesi gerekiyor. Biz bu içerikleri sağlayıp, bunları da dijital reklamlar aracılığıyla kitlelere ulaştırıyoruz. 20 kişilik profesyonel bir ekibimiz var. Önümüzdeki süreçte enerjimizi buraya da yoğunlaştırıyoruz.

2021’in son gelişmesi ise YoTtube platformu olacak; mugTV. Eğlence kanalı olacak bu platform, şubat ayının ilk günlerinde formatların çekimlerinin başlamasıyla birlikte hayata geçecek. Şu anda hazırlanan 6 adet program formatımız mevcut. 3’ü ile bir aksilik olmazsa Şubat ayında yayındayız!

 

Parıldayan İncinin Tuhaf Hikayesi filmiyle birçok festivalde öl aldınız… Ödül haberleri geldikçe neler hissettiniz?

Biliyorsunuz bu sene tüm festivaller internet üzerinden organize edildi. Ödül törenleri canlı olarak yine bu internet platformları aracılığıyla yayınlandı. Dünya çapında 20’ye yakın festivale seçildi filmimiz. Her bir festivale vakit ayırabildiğim kadarıyla katılıp, bulundukları şehirleri gezmek, insanlarla tanışmak, birçok farklı kültürden doğmuş hikayeleri izlemek bu işin en keyifli ve öğretici deneyimi esasen. Fakat bu senenin öğretisi çok başka oldu hepimiz için. Yaşadığımız, atlattığımız bunca badire, zorluk ve insanlığın göğüs germesi gereken acıları düşününce esasen ödüller de biraz anlamını yitirdi. Diğer bir açıdan da umutsuzluğa kapıldığım birçok anda bana umut oldular. Yüzlerce şahane filmin arasından sıyrılıp, “en iyi film”, “en iyi yönetmen” gibi en prestijli ödülleri almak umduğum ama beklemediğim bir olasılıktı. Bambaşka kültürden, bambaşka kökenlerden gelen insanların sizin kendi coğrafyanızda anlattığınız hikâye sayesinde ortak duyguda buluşması ve bunu takdir etmesi gerçekten muazzam. Sinemanın hizmet etmesi gerektiği nokta da tam olarak bu sanki; insanları, kültürleri ve duyguları ortak noktada birleştirebilmek.

 

“Sevgi belki de bütün boyutları aşabilecek tek kavram olabilir ve aslında her an bizi hiç bilmediğimiz bir güzellik, bir mucize bekliyor olabilir.”

 

Eski hayatımız artık neredeyse yok, kim bilir ne kadar süre daha birbirimize gönül rahatlığıyla sarılamayacağız. Birçoğumuz sevdiklerini kaybetti, ne yazık ki doğru düzgün cenaze töreni dahi düzenleyemedi. “İnci” sırf bu yüzden de benim için hep çok özel bir film olarak kalacak. İki genç kız kardeşin vefat eden büyük annelerine, büyülü bir inci vesilesiyle ulaşma hikayesi. Bu inci doğru zaman ve doğru yerde kardeşlerden birinin göz yaşıyla birleştiğinde evrenler arasında bir geçit oluşturur ve kız kardeşler, büyük anne ve babalarını bu başka evrende mutlu, hala birbirlerine aşık, dans ederlerken görür. İncinin büyüsü birkaç saniye sürer ve bu mutluluk imajı hafifçe dağılarak yok olur. Sevgi belki de bütün boyutları aşabilecek tek kavram olabilir ve aslında her an bizi hiç bilmediğimiz bir güzellik, bir mucize bekliyor olabilir. Bende yarattığı duygu; “Her şey güzel olacak, merak etme!”  olan bu film 2020 senesi boyunca bana da aynı cümleyi defalarca tekrar etti.

Film, ilhamını nereden alıyor?

“İnci” iki formatta çekildi; reklam kampanya filmi ve kısa film. İlhamını ise Caged Bird Design markasının meşhur inci kolyesinden aldı. Çıkış noktamız, bu incinin büyüsünü gözler önüne sermekti. Kısa film kalitesini, reklam filminin dinamik anlatımıyla birleştirmek beni çok heyecanlandırdı.

 

Oyuncu seçiminde ne gibi faktörler etkili oldu?

Evrensel bir film yapıyorduk ve bunu yansıtacak en önemli kriterlerden biri kesinlikle oyuncu seçimiydi. Hem filmin atmosferine hem de anlatımına uyması ilk kriterimdi. Bu noktada aslında kendiliğinden, biraz da rastlantılar sonucuyla oluşan castımız hep söylediğim gibi, rüya takımı oldu. Perihan Savaş, Erhan Yazıcıoğlu gibi Türk sinemasının efsaneleriyle Yağmur Ün, Almila Ada gibi müthiş özverili ve çalışkan, genç yeteneklerinin birleştiği ilk anda anladım ki şahane bir projeyi hayata geçirebilecektik. Usta oyuncular ile çalışmak benim gibi genç yönetmenler için hem bir ödül hem de her seferinde farklı zorlukları olan bir sınav.

 

“Koca bir salonda komik bir sahneye bir kişinin gülmesi, geri kalan herkesin de gülmesine vesile olabilir veya tam tersi. Dediğim gibi sinema insanları birbirine bağlar, kenetler...”

 

Hem sektör bilgilerine ve deneyimlerine yetişmek hem de hayat görüşlerini anlayıp, onlarla bir ahenk oluşturmak sorumluluk gerektiren bir nokta. Dersinize çalışmalısınız ve onların yönlendirmelerine de her zaman açık olmalısınız. Ustalara neden usta deniyor zaten kısa bir sürede anlıyorsunuz. İkisinin de ilk söyledikleri; sana ve projene inanıyoruz, bizi istediğin gibi yönlendir. Bu projenin benim için özel bir yeri olmasının en büyük nedenlerinden biri de aslında ustalarımızla kurabildiğimiz bu ilişkileri deneyimlemektir.

Artık pek çok dijital platform sayesinde evimizin konforunda pek çok filme rahatça erişebiliyoruz. Bu platformlar izleyici alışkanlıklarını ve sinemayı nasıl etkiliyor?

Dünya dijitalleşiyor, insanlar bireyselleşiyor, bunu inkâr edemeyiz. Bu tabii ki de sinemayı da aynı şekilde etkiliyor. Toplumsal bir aktivite olan sinema da git gide bireyselleşiyor. Koca bir salonda komik bir sahneye bir kişinin gülmesi, geri kalan herkesin de gülmesine vesile olabilir veya tam tersi. Daha önce de dediğim gibi sinema insanları birbirine bağlar, kenetler. Koca bir salonu aynı anda ağlatarak düşündürebilir veya farklı dünyalara götürebilirsiniz. Bazısı sinemayı eğlence olarak görür, bazısı bir öğreti, hayat deneyimi. Tabii böyle bir deneyimin bireyselleşmesi yerine toplumsal boyutta kalabilmesi benim için çok daha önemli ama dijitalleşen dünyadan da belli ki uzaklaşmamız çok zor. Sinema insanlara ulaşabildiği sürece var olacak. Öyleyse asıl önemli olan bir şekilde ulaşmasıdır.

 

Dünya ile kıyaslandığında Türk sinema sektörünü nerede görüyorsunuz?

Dünyada milyonlarca insanın yaşamak isteyeceği bir coğrafyadayız, sadece gelip görmeleri yeter. Gelen turistler burada yaşamanın hayalini kuruyor, bir kısmı ise hatta direkt İstanbul’a veya güney kıyılarına taşınıyor. Sadece coğrafi güzelliklerimizi kullanmak bile bizi bu sektöre birçok ülkeden  ayrıştırabilecek bir etmen.

 

“Sinema insanlara ulaşabildiği sürece var olacak. Öyleyse asıl önemli olan bir şekilde ulaşmasıdır.”

 

‘Göçebe’ ve ‘İnci’ filmlerinde yapmak ve vurgulamak istediğim de esasen tam olarak buydu. Biri distopik dünya, diğeri ise paralel evreni anlatıyor. “Bu konuları biz işlersek nasıl bir sonuç ortaya çıkar?” sorusundan yola çıkmıştım. Aynı durumlar esasen sinemamız için de mevcut fakat bugüne kadar dünya sinemasına kıyasla en büyük sorunumuz dil bariyeri oldu. Orijinali İngilizce çekilmemiş bir film dünyada ne oranda dağıtılabilir? Oldukça az sayıda. Dolayısıyla biz ne kadar iyi çeksek de büyük oranla bence bu alanda takıldık. Prodüksiyon kalitemiz gerçekten birçok ülkenin standardına göre çok yüksek, ortaya inanırsak şahane projeler çıkartabiliyoruz ve zaten her bir bölgesi farklı hikayeleri kendiliğinden barındıran bir coğrafyadayız. “İnci” filminin seslendirmesini bu yüzden direkt İngilizce olarak tasarladık çünkü evrensel bir film olmasını, herkesin zorlamadan anlayabilmesini hedefledik. Bir dijital platform aracılığı ile değil de bizim imkanlarımız vesilesiyle dünya çapındaki festivallere ulaşacak olması da bunun başlıca nedenlerinden biriydi. Coğrafyamızı, bilim kurgu konusu olan paralel evren hikayesi ile birleştirip tüm dünyanın rahatça anlayabileceği bir dille çektiğimiz zaman da gördük ki, aslında bütçelerimiz diğer filmlere kıyasla bir hayli az kalsa da “en iyi film” seçilmek imkânsız değil.

 

Son olarak severek takip ettiğiniz yönetmenleri sorsak?

Christopher Nolan kesinlikle çok yakından takip edip, eserlerini incelediğim bir yönetmen. Birçok insanın favorisidir belki de, popüler kültürü ve atmosfer kullanımını çok iyi harmanlayan bir adam. Dürüst olmak gerekirse, sahne sahne, durdurarak hikayeyi nasıl anlattığı, açıları nasıl kullandığını ve duyguları hangi yöntemlerle verdiğini defalarca incelemişimdir. Bir uzay filmini bu kadar duygu barındıran sahneler ile donatmak ve bunu tamamen kurgusal, teori üzerine dayalı bir konuyla beraber yapabilmesi bence takdire şayan.

Mike Cahill hem tarz anlamında hem de genç yaşta başarılı projelere imza atmış olmasıyla yakından takip ettiğim bir yönetmen. Guy Ritchie yine tarzını ve hikâye anlatım dilini çok beğendiğim yönetmelerden biri. Wes Anderson, her ne kadar yarattığı atmosferler ve karakterler benim tarzımdan çok ayrışsa da bu denli farklı yaklaşımlar sunmasıyla da çok saygı duyduğum ve zevkle takip ettiğim yönetmenlerden biri. Nuri Bilge Ceylan ustamızla bir gün oturup, sohbet edebilmenin umudu içerisindeyim. Umarım bir gün onun kadar ülkemizin insanlarını, duygularını, motivasyonlarını anlayıp, coğrafyamızı tanıyabiliriz.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.