white banner
En İyi James Bond Filmleri: Kronolojik İzleme Sırası

Yazı Boyutu:

James Bond serisine başlamak isteyenler için tüm filmleri kronolojik sırasına göre bir araya getirdik.

Bir Bakışta: James Bond Filmleri

  • Seri, 1962’den bugüne 6 farklı oyuncuyla toplam 25 resmi filmden oluşuyor: Sean Connery, Roger Moore, Timothy Dalton, Pierce Brosnan ve Daniel Craig.
  • Filmleri kronolojik izleme sırasıyla takip etmek zorunlu değil, ama serinin dönemsel değişimini görmek için baştan başlamak öneriliyor.
  • Daniel Craig’in No Time to Die (2021) ile veda etmesinin ardından yeni Bond filmi, Bond 26, Denis Villeneuve yönetiminde çekilecek.
  • Yeni 007 oyuncusu henüz resmi olarak açıklanmadı; Callum Turner, Jacob Elordi ve Jack Lowden gibi isimler son aşamada değerlendiriliyor.
  • Bond 26’nın 2027’de çekimlere başlaması, 2028’de vizyona girmesi bekleniyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın iki ayrı bloğa bölünmesi; özgür Batı, totaliter Doğu rejimleri arasında gittikçe büyüyen Soğuk Savaş, Berlin Duvarı’nın inşası, Küba Füze Krizi, Kennedy’nin suikastinin ardından komplo teorilerine olan merakın artması, Hitchcock’un Gizli Teşkilatı, 20. yüzyılın ortalarında bir film türünün popülerleşmesine neden olmuştu: Casus filmleri.

Aralarından en ünlüsü, hiç izlememiş olsanız bile müziğine mutlaka denk geldiğiniz James Bond serisiydi ve Ian Fleming’in romanlarından uyarlanarak sinemaya kazandırılmıştı. Hepsini sırayla izlemeniz gerekmiyor olsa da bu evrenin yıllar içindeki dinamizmini görmek, bu filmlerin ait oldukları dönemin politik atmosferini, önemli sosyal olayların nasıl yansıttığına tanık olmak için bu seri en başından izlenebilir. Şimdi gelin, hep birlikte James Bond serisinin tüm filmlerine yakından bakalım.

007’nin Yeni Filmi: Bond 26 ve Denis Villeneuve Dönemi

Daniel Craig'in canlandırdığı dikkatli James Bond, lambayla aydınlatılmış bir masada çıkartmalarla dolu dizüstü bilgisayarında yoğunlaşmış bir şekilde çalışan genç adamın (Ben Whishaw'ın canlandırdığı Q) omuzunun üzerinden merakla bakıyor ve bu görüntü, En İyi James Bond Filmleri serisinin vazgeçilmez teknolojik uzmanlığını ve casusluk dünyasını vurguluyor.

James Bond serisinin 26. filmini (şimdilik resmi bir adı olmayan, kamuoyunda “Bond 26” olarak bilinen yapım) Denis Villeneuve yönetecek. Incendies, Arrival, Blade Runner 2049 ve Dune gibi filmlerle tanınan yönetmen, Amazon MGM çatısı altında çekilecek ilk James Bond filminin yönetmeni olarak 2025 yazında duyurulmuştu. Filmin senaryosunu Peaky Blinders‘ın yaratıcısı Steven Knight kaleme alıyor, yapımcılığını Amy Pascal ve David Heyman üstleniyor.

Daniel Craig’den sonra 007 rolünü kimin devralacağı henüz resmi olarak açıklanmadı. Yapımcılar, tanınmış isimler yerine genç ve nispeten “bilinmeyen” bir İngiliz oyuncu arayışında olduklarının sinyalini vermişti. Buna rağmen son aşamada değerlendirildiği öne sürülen isimler arasında Callum Turner, Jacob Elordi, Aaron Taylor-Johnson, Harris Dickinson ve Jack Lowden yer alıyor. Variety’ye göre Louis Partridge’e de ilgi gösterildi, Tom Francis’in ise seçmelere katıldığı iddia ediliyor. Amazon MGM, adaylar hakkında herhangi bir açıklama yapmayı şimdiye kadar reddetti.

Kulis: Oscar ödüllü oyuncu Gary Oldman, Slow Horses dizisindeki rol arkadaşı Jack Lowden’ın yeni Bond olarak seçildiğini iddia etti; Oldman’a göre karar verilmiş ancak henüz resmen duyurulmamış durumda. Bu, doğrulanmamış bir iddia olup Amazon MGM veya yapım ekibi tarafından teyit edilmedi.

Yapımcı Amy Pascal, oyuncu açıklamasının 2026 yılı bitmeden gelmesinin “iyi bir ihtimal” olduğunu belirtti. Senarist Steven Knight ise Eylül 2026’da filmin ilk taslağını tamamladığını duyurdu. Villeneuve’ün Dune: Bölüm Üç‘ü tamamlamasının ardından çekimlerin 2027’de başlaması, filmin ise 2028 yılında vizyona girmesi bekleniyor.


Efsaneyi Başlatan Sean Connery Dönemi


İlk göz ağrımız Sean Connery birçok sinefile göre gelmiş geçmiş en iyi Bond. Connery’nin oynadığı filmler sonraki filmlere göre daha basit casusluk durumlarına ve olay örgüsüne sahipti.

Dr. No (1962)

Siyah beyaz fotoğrafta, açık renk polo yaka tişörtü ve saatli bileğiyle tropik bir arka planda sağa doğru hafifçe gülümseyerek bakan, efsanevi ilk James Bond oyuncusu Sean Connery, En İyi James Bond Filmleri serisinin başlangıcını temsil ediyor.

Genelde bu tarz seri filmlerde ilk film bir başlangıç öyküsünü anlatsa da Doktor No’da durum böyle değil. Bu filmde Bond’u, hikâyenin tam ortasında izlemeye başlıyoruz ve sonraki filmlerde de sürekli karşımıza çıkacak kurgusal terör örgütü SPECTRE ile tanışıyoruz.

From Russia with Love (1963)

James Bond filmleri serisinin efsanevi ilk Bond'u Sean Connery, eski dönem casusluk filmlerinin ruhuna uygun olarak, yanındaki kişiyle birlikte üzerinde detaylı bir çizim olan mavi bir planı dikkatle inceliyor ve gizemli bir operasyonun veya kilit bir mekânın sırlarını çözmeye çalışırken, izleyiciyi serinin heyecan dolu dünyasına çekiyor.

Serinin ikinci filmine geldiğimizde ise SPECTRE eylemlerine devam ediyor ve bir önceki filmde planlarını bozan Bond’dan intikam almak için çeşitli planlar yapıyor. Bu filmde, Bond’un peşindeki azılı suikastçi Donald Grant’ı ünlü Jaws filminden de tanıdığımız Robert Shaw canlandırıyor.

Goldfinger (1964)

Siyah beyaz fotoğrafta, dağlık bir yol kenarında ikonik Aston Martin marka otomobiline yaslanmış, takım elbiseli, ciddi bakışlı Sean Connery, birçok sinefile göre gelmiş geçmiş en iyi Bond olan karaktere hayat vererek James Bond filmleri evrenine casusluk ruhunu katıyor.

Goldfinger kendinden sonraki tüm Bond filmlerinin formülünü belirleyen bir yapımdı. Egzotik mekânlar, cinsel çekim ve karmaşık ilişkiler. Bond, bir altın kaçakçılığı operasyonunun peşine düşüyor ve sonunda Fort Knox’ta bir soygun girişimine neden oluyor. Bu filmde açılış jeneriğinde ikonik tema müziğinin üzerine ilk kez vokal bindirildiğini duyuyoruz ki bu sonraki filmler için de bir klasik haline gelecekti.

Thunderball (1965)

Gri renkli, klasik bir Aston Martin DB5 araba, sağ ön planda dururken, sol arka planda büyük bir şatonun önündeki yolda üç kişi bir aksiyondan kaçınır gibi yerde sürünüyor, ikonik James Bond filmlerinin atmosferini yansıtıyor.

Connery’nin Bond’u bu filmde de SPECTRE’a karşı savaşmıştı. Bond’u sigara içerken görmediğimiz ilk 007 filmi olan Thunderball ünlü yönetmen Alfred Hitchcock’un da yönetmek istediği bir yapımdı. Ayrıca bu filmde ilerleyen yıllarda filme sponsor olan Aston Martin’in bu seri ile özdeşleşen DB5 modelini gördük.

You Only Live Twice (1967)

Efsanevi James Bond oyuncusu Sean Connery ve bir Bond kızı, You Only Live Twice filminden bir sahnede, yemyeşil dağların ve ormanlık alanların yer aldığı geniş bir manzaraya karşı çimenlerin arasına gizlenmiş, dikkatle etrafa bakarken görülüyor.

Bir Bond filminin ilk kez Japonya’da geçtiği bu filmde Bond’un uzun zamandır düşmanı olan SPECTRE lideri Ernst Stavro Blofeld arasındaki çatışmanın nihai sonucunu öğrendik. Sean Connery’nin yavaş yavaş seriye veda ettiği bu film aynı zamanda sarı planör sahneleriyle de zihinlere kazındı.

Diamonds Are Forever (1971)

En İyi James Bond Filmleri serisinin efsanevi aktörü Sean Connery, geceleyin parlak pembe, sarı ve mavi neon ışıklarla aydınlatılmış The Mint gibi bir kumarhane veya otelin önünde, karizmatik bir duruşla izleyiciye bakıyor.

Sean Connery’nin son kez yer aldığı bu filmde eşi Tracy’nin ölümünün intikamını almak isteyen Bond’un öyküsünü izliyoruz. Elmas kaçakçılığında çalınan elmaslarla bir lazer silahı icat eden Blofeld ile Bond arasındaki gerilimi, Majestelerinin Gizli Servisinde‘nin yaşattığı hayal kırıklığından sonra büyük bir hevesle izlemiştik.


İkinci Bond: Roger Moore Dönemi


Connery seriden gerçek anlamda ayrıldığı zaman, prodüksiyon şirketi EON, İngiliz casus dizisi The Saint‘in tanınan yıldızı Roger Moore’u yeni Bond olarak seçmişti.

Live and Let Die (1973)

Live and Let Die filminden Roger Moore'un canlandırdığı James Bond, kolu metal bir aparatla sabitlenmiş halde sandalyede otururken, beyaz takım elbiseli iri bir adam tarafından sorgulanmakta, arkada kırmızı takım elbiseli ikonik düşman Baron Samedi ve altın rengi elbiseli bir kadın bu gergin casusluk sahnesini dikkatle izlemektedir.

Bond’un Karayipler’e kadar uzanan maceralarını izlediğimiz Roger Moore’lu ilk yapım. Sweet Sweetback’s Baadasssss Song, Shaft, Trouble Man gibi filmlerle bilinen “Blaxploitation” türünün esintilerini görebileceğimiz ilk Bond filmi. Filmde ayrıca serinin en popüler şarkılarından birini (Live and Let Die – Paul McCartney) duyuyoruz ve ikonik düşman Baron Samedi’yi görüyoruz.

The Man with the Golden Gun (1974)

Roger Moore'un canlandırdığı James Bond, klasik siyah tabancasıyla, arka planda yemyeşil tropik adaların yükseldiği bir su yolunda, sırtı dönük vaziyette, efsanevi suikastçı Scaramanga'nın altın kaplamalı silahını tutarken gergin bir anı gösteriyor; bu sahne En İyi James Bond Filmleri listesindeki önemli yapımlardan biri olan Altın Tabancalı Adam filminden bir kesit.

James Bond serisinin dokuzuncu filminde bu kez Bond, efsanevi suikastçı Scaramanga’yı bulmak ve öldürmekle görevlendiriliyor. Altın kaplamalı silahı ile ün kazanan ve rakiplerini öldürerek büyük bir üne sahip olan Scaramanga’nın peşine düşerken, onunla karşı karşıya geliyor ve tehlikeli bir oyuna dahil oluyor.

The Spy Who Loved Me (1977)

Roger Moore, ikonik James Bond karakterini canlandırırken, lacivert balıkçı yaka kazak ve omuzlarında altın apoletli koyu renk bir ceket giymiş, sağ elinde siyah bir tabanca tutarak doğrudan kameraya ciddi bir ifadeyle bakan, casus filmleri atmosferini yansıtan bir görsel.

Çalıntı nükleer denizaltıları ele geçirmeye çalışırken KGB ajanı Anya Amasova ve Ajan Triple X ile bir araya gelen Bond’u izlerken serinin en ikonik kötü karakterlerinden biri olan Jaws’ı da ilk kez bu filmde gördük.

Moonraker (1979)

James Bond serisinin Roger Moore dönemi filmlerinden Moonraker'da, sarı renkli Drax Enterprise Corporation üniformasıyla yukarı doğru dikkatle bakan aktör, casus filmleri efsanesinin uzay temalı macerasını gözler önüne seriyor.

Diğer adıyla “Bond in Space” olan bu filmin böyle adlandırılmasının nedeni, vizyona girdiği yıllarda Star Wars‘un çok popüler olmasıydı. Hatta yapımcı firma bu popülerliği yakalamak için filmi uzay mekiğindeki bir final sahnesiyle bitirme kararı almıştı. Jaws karakterini canlandıran Richard Kiel, ikinci ve son kez bu rolle karşımıza çıkmıştı.

For Your Eyes Only (1981)

Koyu mavi fermuarlı ceketi ve pantolonuyla, Roger Moore'un ikonik James Bond karakteri olarak iki eliyle tabancasını kararlı bir ifadeyle doğrudan hedefe doğrulttuğu, arkasında kaba taş bir sütun ve açık renkli bir dış mekanın görüldüğü bu sahne, casus filmleri serisinin en iyi James Bond filmleri dönemlerinden birini yansıtıyor.

Bu filmde azılı düşman Blofeld karakteri açılış dizisi sırasında Bond tarafından biraz “slapstick” bir üslupla öldürülüyor. Bu sahnenin böyle düzenlenmesinin nedeni ise filmin çekildiği sıralarda Blofeld karakterinin yasal haklarıyla ilgili bir anlaşmazlığın olmasıydı. Filmde genel olarak Bond, nükleer denizaltıları kontrol etmeye yarayan bir cihazın peşine düşüyor.

Octopussy (1983)

For Your Eyes Only filminden bir sahnede, kahverengi süet yelekli ve açık mavi gömlekli Roger Moore'un canlandırdığı James Bond, beyaz saten bir bornoz giyen Carole Bouquet'in canlandırdığı Melina Havelock ile birlikte, ikisi de şampanya kadehleri tutarak sağa doğru ciddi bir ifadeyle bakıyor.

Bu filmin Bond’un bir sirkteki bombayı durdurmak için palyaço kılığına girdiği ikonik sekansı bugün bile en sevilen sahneler arasında. Mücevherle kaplanmış bir Fabergé yumurtasının izini süren 009’un öldürülmesinden sonra, yerine gelen James Bond’un öyküsünü izlediğimiz filmin aksiyonu yüksek sahnelerinin koreografisi de çok başarılıydı.

Never Say Never Again (1983)

En iyi James Bond filmleri listemizin efsanevi yüzlerinden Sean Connery, karanlık ve şık bir iç mekanda siyah smokini ve papyonuyla doğrudan izleyiciye bakarken, casus karakterinin karizmatik ve kararlı duruşunu sergiliyor.

Moore’un dönemine kısa bir parantez açalım. Sean Connery’nin oynadığı son Bond filmi olan Never Say Never Again, birçok yönden öykünün evrenine aykırıydı. Diğer filmlerin prodüksiyon şirketi olan EON tarafından üretilmeyen bu film, Thunderball filminde yaşanan birtakım hukuksal sorunlar nedeniyle yapımın haklarını elinde tutmaya devam eden Kevin McClory tarafından çekilen yeni bir Thunderball denemesiydi.

A View to a Kill (1985)

En İyi James Bond Filmleri serisinden Roger Moore, ikonik Eyfel Kulesi'nin yüksek metal platformunda, elinde küçük bir tabanca tutarak tetikte ve kararlı bir şekilde eğilmiş halde, arkasında Paris şehrinin geniş bir manzarası uzanıyor.

Moore’un son Bond filmi olan Öldürmeye Bakış‘ı severek izlemek için genetiğiyle oynanmış kötü adam karakterini canlandıran Christopher Walken ve Moneypenny karakterine son kez can veren Lois Maxwell yeterli bir sebep; çünkü Maxwell bu rolü Dr. No‘dan beri oynuyordu.


Üçüncü Bond: Timothy Dalton Dönemi


Moore’un vedasıyla yapımcılar başrole Pierce Brosnan’ı düşündüler fakat o sıralarda Brosnan, Remington Steele dizisinde oynuyordu. Bunun üzerine ikinci tercih olan Timothy Dalton smokin giydi ve karaktere Connery’den beri göremediğimiz o ağır duruşu verdi.

The Living Daylights (1987)

James Bond filmleri serisinde karaktere ağırlıklı bir duruş kazandıran Timothy Dalton, koyu gri takım elbisesi, beyaz gömleği ve siyah kravatıyla ciddi bir ifadeyle kameraya bakarken, arkasında flu görünen diğer katılımcılarla birlikte resmi bir toplantı veya dinleme salonunda sandalyelerin önünde oturuyor.

Eski bir Sovyet generalinin (Jeroen Krabbé) Batı’ya kaçmasına yardım etmekle görevlendirilen Bond’un birden bir silah kaçakçılığı operasyonuna karışmasını anlatan film, daha sonra GoldenEye ve Tomorrow Never Dies filmlerinde CIA ajanı Jack Wade’i canlandıran Joe Don Baker’ı da içeriyordu.

Licence to Kill (1989)

Takım elbiseli Timothy Dalton'ın canlandırdığı James Bond ve kısa saçlı Maryam d'Abo, lüks bir kumarhanede masada otururken, önlerindeki oyun fişleri James Bond filmlerinin ikonik casusluk ve gerilim dolu atmosferini yansıtan sahnenin heyecanını artırıyor.

Arkadaşı ve müttefiki Felix Leiter’ın, Sanchez adlı bir uyuşturucu baronu tarafından sakatlanarak ölüme terk edilmesinden sonra Sanchez’i tamamen durdurmak için harekete geçen Bond’u izlediğimiz film, serinin beğenilen yapımlarından.


Gişe Bombardımanı Dördüncü Bond: Pierce Brosnan Dönemi


Brosnan’ın Bond olmasıyla birlikte seri büyük bir dönüşüm geçirdi. Daha büyük setlerde, daha büyük bütçelerle ve gişe rekorları kıran Bond filmleri art arda geldi.

GoldenEye (1995)

Pierce Brosnan, koyu renk takım elbisesiyle bir tankın açık kapağından dışarı doğru bakarken, elinde bir tüfek tutarak objektife kararlı bir ifadeyle bakıyor ve En İyi James Bond Filmleri serisine damga vuran aksiyon sahnelerinden birini çağrıştırıyor.

Film vizyona girdiği zaman tarihsel olarak Sovyetler Birliği çökmüştü ve toplumun genelinde olduğu gibi sinemanın da kadınlara bakışı ve imgelemi revize edilmişti. Judi Dench tarafından canlandırılan ve serinin ilk kadın MI6 Gizli İstihbarat Servisi Başkanı olan M, bu dönemdeki değişimi bize net bir şekilde hissettiren bir yenilik oldu. Filmde Bond, eski arkadaşı Alec Trevelyan’ın Londra’yı bir uydu ile yok etmesine engel olmaya çalışıyordu. Bunlara ek olarak GoldenEye, Fleming’in romanına dayanmayan ilk Bond filmiydi.

Tomorrow Never Dies (1997)

James Bond filmlerinin aksiyon dolu sahnelerinden birinde, pilot kaskı ve uçuş tulumu giymiş, kararlı bir ifadeyle uçağının kokpitinden bakan James Bond karakteri, 007'nin en heyecan verici casusluk maceralarından birine hazırlandığını gösteriyor.

Dünya milenyum çağına yakındı, bilgisayar ve iletişim teknolojileri değişiyordu ve elbette yeni Bond filmi de buna göre şekillenecekti. Bu filmde Bond, TV reytinglerini artırmak için yeni bir savaş yaratmayı, dünya politikasını yönlendirmeyi amaçlayan bir medya patronu ile savaşıyordu.

The World Is Not Enough (1999)

James Bond filmlerinden bir sahneyi yansıtan karede, Pierce Brosnan, şehir sokağının üzerinde bir halatla asılı dururken, sol elinde gümüş renkli bir evrak çantası taşıyor; kararlı ifadesi ve aşağıdaki kalabalığın farkında olmaması, casus karakterinin tehlikeli dünyasını gözler önüne seriyor.

Bu filmle birlikte toplam 17 Bond filminde rol alan Desmond Llewelyn’in serideki son filmi The World Is Not Enough, eski bir KGB ajanının kızını korumakla görevlendirilen Bond’un İstanbul’a kadar uzanan uluslararası macerasını anlatıyordu.

Die Another Day (2002)

Siyah smokini, beyaz pilili gömleği ve papyonuyla şık bir görünüm sergileyen Pierce Brosnan, James Bond karakteriyle elinde ikonik martini kadehini tutarken, karizmatik bakışıyla casus filmleri efsanesine damga vuran En İyi James Bond Filmleri dönemini yansıtıyor.

Brosnan’ın Bond olarak çıktığı yoldaki son durağı olan film, görünmez araba, yüz değişimi, gen terapisi teknolojisi, eskrim ve hatta Madonna gibi Bond filmlerinde pek rastlamadığımız popüler dünya gündemine dair detayları içeriyordu. Sonraki yıllarda da popülaritesi devam edecek olan iki isim ilk olarak bu filmde karşımıza çıkmıştı.


Dördüncü ve Son Bond: Daniel Craig Dönemi


Daniel Craig ile birlikte 007 serisi bir kez daha “sıfırdan başlama” dönemine girdi. Bu dönemde, birkaç küçük referans ve “M” rolündeki Judi Dench dışında 2006 yılından önceki hiçbir Bond filmiyle ilgisi olmayan yapımları sırasıyla izledik. Craig’in Bond’u, Connery ve Dalton’un oynadığı filmlerin aksine çok daha ciddi, muzipliğe daha az yer veren casus filmleriydi. 2000’li yılların sinemasına hakim olan iyinin ve kötünün net olarak çizilemediği karakter çalışmaları Bond filmlerinde de kendine yer bulmuştu. Bu dönemde Bond ilk defa eylemi sorgulanabilir, kusurlu bir karakter olarak karşımıza çıktı.

Casino Royale (2006)

Daniel Craig, siyah smokini ve papyonuyla yeşil bir poker masasında oturmuş, önünde kırmızı ve desenli fişler varken ciddi bir ifadeyle ileriye bakıyor, bu sahne En İyi James Bond Filmleri yazısında bahsedilen Daniel Craig dönemindeki casus filmlerinden ikonik bir anı yansıtıyor.

GoldenEye‘ın yönetmeni Martin Campbell tarafından yönetilen film, yepyeni bir seriye güçlü bir başlangıç yapmıştı. Bu filme kadar iyi imajı asla bozulmamış, işlediği cinayetlerle hep kahraman bir üslupla anlatılmış Bond karakteri ilk kez kendiyle çelişen, iyi ve kötülüğü bir arada barındıran özellikleriyle gösterilmişti. Keza yardımcı roller de ondan bağımsız, eylemlerini kendi iradelerine göre veren güçlü karakterler haline gelmişti ve sonraki filmlerde de bu böyle gitti.

Quantum of Solace (2008)

Daniel Craig, yüzündeki kan ve kir lekeleriyle, yıpranmış ceketinin içinde çöle benzer bir manzara önünde ciddi bir ifadeyle James Bond olarak dururken, En İyi James Bond Filmleri serisinin aksiyon dolu ve daha gerçekçi anlatımını yansıtıyor.

Film, Casino Royale‘in doğrudan bir devamı niteliğindeydi. Önceki filmin sonunda ölen Vesper Lynd’in intikamını alan Bond, Quantum adındaki SPECTRE benzeri bir organizasyonu araştırmaya başlıyordu.

Skyfall (2012)

Daniel Craig, gri takım elbisesiyle İstanbul Kapalıçarşı'da bir motosikletin üzerinde dururken, etrafındaki kalabalık bir olaya müdahale ediyor ve bu an En İyi James Bond filmlerinden Skyfall'un aksiyon dolu sahnelerinden birini yansıtıyor.

İstanbul’a uğrayan üçüncü Bond filmi olan Skyfall, Amerikan Güzeli filmiyle Oscar alan Sam Mendes tarafından yönetilmişti. Film, Silva adındaki eski MI6 ajanının bir kan davasından ötürü M’i hedef almasıyla gelişen olayları anlatıyordu. Biraz GoldenEye biraz Kara Şövalye havası aldığımız Skyfall‘da Naomie Harris tarafından canlandırılan Moneypenny’i tekrar gördük.

Spectre (2015)

En İyi James Bond Filmleri içeriğimizde Daniel Craig, soğuk ve karlı bir ortamda, hasar görmüş bir helikopterin parçalanmış camlarının arasından ciddi bir ifadeyle dışarıya bakarken serinin yoğun aksiyon dolu sahnelerinden birini yansıtıyor.

For Your Eyes Only filminin açılış sahnesinde yenilgisiyle son kez gördüğümüz Blofeld, bu filmde hikâyeye geri döndü. Christoph Waltz tarafından canlandırılan karakter, yıllarca süren yasal anlaşmazlıklar geride bırakılarak Bond serisine tekrar dahil oldu. Önceki üç filmin tüm kötülüklerinin arkasında SPECTRE’nin olduğunu öğrendiğimiz filmde, Blofeld ile Bond arasındaki ilişki hakkında yeni bilgiler de öğreniyoruz.

Son Bond Filmi: No Time to Die (2021)

James Bond Filmleri serisinden Daniel Craig, yüzünde hafif kir izleriyle ve kararlı, ciddi bir ifadeyle, kahverengi bir ceket ve lacivert bir gömlek giymiş, tarihi taş bir köprüde ilerlerken, arkasında yeşil ağaçlar ve antik bir kale yapısı yükseliyor.

Daniel Craig’in son kez Bond’u canlandırdığı bu film, dünya prömiyerini İngiltere’de Royal Albert Hall’da ve 17. Zürih Film Festivali’nde eş zamanlı olarak gerçekleştirdi. Filmin kadrosunda Craig’in yanı sıra Léa Seydoux, Rami Malek, Ralph Fiennes ve Ana de Armas yer alıyor. Senaryoda imzası olan bir başka İngiliz efsanesi, Fleabag‘in kalemi Phoebe Waller-Bridge. No Time to Die‘ın yönetmenliğini ise True Detective, Jane Eyre gibi yapımlardan tanıdığımız Cary Joji Fukunaga üstlendi.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için