• Arama

Duygusal Zorluklarla Başa Çıkmanın En Etkili Yolları

Son dönemlerde yaşanan kaygı, karamsarlık ve korku duygularından uzak durulması için yapılması gerekenleri SiZe Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı olan Sibel Yücesan’a sorduk. Herkesin evinde kaldığı bugünlerde, dayanıklı olmanın ve duygusal zorluklarla başa çıkmanın yollarını OGGUSTO’ya anlattı. 

SiZe Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı olan Sibel Yücesan, 2016 senesinde Co-Active  Koçluk eğitimini, 2017 senesinde Salveo Partners “Thriving Workplace Culture” danışmanlık sertifikasyonunu tamamlamıştır. 2015’te faaliyete geçen SiZe Bütünsel Yaklaşımı çatısı altında kurumsal zindelik ve çalışan esenliği konularında danışmanlık ve eğitmenlik çalışmalarının yanısıra iş hayatı, kariyer koçluğu ve mentorluğu, mindfulness koçluğu çalışmalarına ve sivil toplum kuruluşlarına aktif destek vermeye devam etmektedir. Sibel Yücesan ayrıca "Mindfulness in Schools Projects”  7-12 yaş eğitmenlik sertifikasyonunu 2019 senesinde tamamlamış, çocuklarla mindfulness çalışmalarına başlamıştır. 

Corona virüs salgının tüm gündemimizi meşgul ettiği bu zor zamanlarda “resilient” olmak ne demek?

Resilience kelimesinin tam Türkçe karşılığı bizde yok.  Biz şirket olarak bu kelimeyi zor zamanlarla baş etme becerisi diye çeviriyoruz. Öncelikle bu bir beceri çünkü hepimiz resilient olmayı öğrenebilir ve geliştirebiliriz. İkincisi, resilient olmada üç temel tema var: Mukavemet (darbeye karşı koyabilmek), esneklik (aynı bir fırtınada ağacın dallarının eğilmesi ama kırılmaması gibi hep dimdik ayakta kalmak değil hacıyatmaz gibi eğilmek ama tamamen düşmemek), zorluklardan öğrenerek büyüyerek çıkmak.

Bunu içinden geçtiğimiz şu zorlayan pandemi sürecine bağlarsak, tıp dünyasının en önemli vurgusunu yineleyerek resilient olmamız öncelikle hasta olmamak için çabalamaktan geçiyor. Resilient olmada bedenin iyiliğini sağlamak ve sürdürmek, beden enerjisini iyi yönetmek çok değerli. Beden kısmı dışında resilient olmak buna kesinlikle dayanmalıyım ayakta ve dimdik sağlam kalmayalım demek yerine bu zor dönemin içinde olumsuz kadar olumlu şeylerin de hayatımızda olduğunu hatırlamak, duygularımızın farkında olmak, kendimize esnemek için alan tanımak ve bu süreci kendimizi tanımak için bir öğrenme fırsatı olarak da görmek.

İnsan olarak bizler özellikle zorlandığımız ve konfor alanlarımızdan çıktığımız zamanlarda büyüyor ve gelişiyor, potansiyellerimizin farkına varıyoruz. Belki de “asla yapamam” dediğimiz şeyleri de yapabildiğimizin farkına varıyoruz. Örneğin asla 15 gün hiç dışarı çıkmadan evde oturamam diye düşünmüş olabiliriz ama bugünlerde onu yapmak zorundayız. Asla yapamam diye bir sınırımız yok gerçekte, çok şeyi yapabiliyor ve katlanabiliyoruz. Yani kendi resilience dünyamızı da keşfediyoruz. Buna da izin verelim.   

Duygusal olarak dayanıklı olmak nedir? Şart mıdır?

Covid-19 bedenimizi vurmadan önce ruhsal duygusal sağlığımızı vurmuş olabilir. Duygusal olarak dayanaklı olmak için öncelikle duyguların farkında olmak gerekiyor. Duygular olumlu olumsuz diye ayrılmıyor. Zorlayan duygularımız olabilir ve muhtemel şimdi o duygularla sarmalanıyoruz. Tüm duyguların bir mesajı var. Kaygı bugünlerin ortak duygusu. Çünkü kontrolümüzün dışında ve bizi etkileyen büyük bir tehdit gibi hissediyor olabiliriz. 

Kaygılıyım, endişeliyim, öfkeliyim, üzüntülüyüm diye kendimizi suçlamayalım. Tüm bu duyguları hissetmemiz hayatımızın tam da merkezinin bir parçası. Bu duyguların amacı bizim hayatımızı sürdürme çabamızla ilgili temel duygular. Bu tür duygularımızı tamamen kontrol etmeye çalışmak yerine, tüm bunları duymanın normal olduğunu hatırlayalım. Duygularımızdan kaçmak değil, durup yüzleşmek ve bize verdikleri mesajları dinlemek önemli. Aşırıya kaçan kaygı ve endişe düzeylerinden eğer hiç başa çıkamadığımızı düşünüyorsak muhakkak bir uzmandan yardım talep edelim.   

Zorluklarla başa çıkmada bize neler engel olacaktır? Bunlar için kullanabileceğimiz kaynaklarımız nelerdir? Nelere dikkat edelim?

Kişisel olarak hayatımızda kontrol edemeyeceğimiz ve edeceğimiz alanlar var.  Şu sırada mesela Corona virüsünün salgın hızını bireysel olarak kontrol edemiyoruz. Medyada paylaşılan olumsuz asılsız haberleri kontrol edemiyoruz. Bunları paylaşmak, konuşmak, bunların içinde kaybolmak bizim engellerimizden biri. Panik havası büyüyebilir, bizde bunun içinde daha büyük dalgalanmalara maruz kalabiliriz. Arkadaşımız, aile üyemiz bizden daha çok paniğe kapılan biri bizi tetikleyebilir. Bugünlerde dijital dünya hem zehir hem panzehir. Burada en büyük kaynağımız kişisel farkındalığımız, düşüncelerimizi, duygularımızı, bedensel tepkilerimizi, kontrol edip edemeyeceklerimizi görmek anlamak ve buna göre hareket etmek. Bireysel olarak kendi zindeliğimizi ne kadar iyi yönetebilirsek, ailemize çevremize ve topluma o kadar faydalı olabiliriz. Öncelikle kontrol edemeyeceğimiz alanları belirleyelim. Bazı şeyleri kontrol edemeyeceğimizi ve değiştiremeyeceğimizi kabul edelim. Dünya Covid-19 salgını süreci içinden geçiyor. Bunun neden şimdi, çok zamansız, çok gereksiz, kimin hatası, kim bulaştırır vs. gibi düşüncelerinden uzaklaşmak ve kendi etki alanımıza odaklanmak bizi iyi tutar.

Hayatımızda kontrol edebileceğimiz alanları belirleyelim. Neleri kontrol edebileceğimizi bilmek daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır. Ne kadar olumsuz olsa da gündemimizi, ne yiyeceğimizi, kimi arayacağımızı, neleri ifade edeceğimizi, neye evet neye hayır diyeceğimizi, davranışlarımızı kontrol edebilir, önceliklerimiz hakkında kararlarımızı verebiliriz. 

En önemli kaynağımız kendi irademiz, motivasyonumuz, olumlu tutumumuz, mizah anlayışımız, aile içi dayanışma yeteneğimiz, sevgimiz ve şefkatimiz olacaktır.

Eve kapandığımız bu günlerde dayanıklılık adına neleri yapmamızı tavsiye edersiniz?

Bedenimizi güçlü tutmak, beden enerjisini iyi yönetmek çok önemli. Uyku, beslenme, su, sağlıksız alışkanlıklardan uzak kalmak bunların başında geliyor ve tabii doktorların bize tavsiye ettiği diğer önlemlere dikkat etmemiz gerekiyor.

Duygusal açıdan onları yok saymadan sağlıklı bir biçimde dışarı dökmenin farklı yollarından yararlanabiliriz. Mesela, her gün 6 dakika veya 3 sayfa duygularımız hakkında içimizden geldiği gibi yazı yazalım. Günlük tutmak, duyguları düşünceleri not etmek terapi etkisi yaratır. Sanat ile müzik ile ifade etmek de bir yöntem olabilir. Kısaca onların bir şekilde akmasına izin verelim. 

Her gün bize iyi geleceğini düşündüğümüz birkaç aktivite planlayalım. Kitap okumak, olabiliyorsa açık havada yürüyüş, meditasyon, kısa uykular, şarkı söylemek, resim çizmek, yap boz, mandala, duş almak, ilgimizi çeken konularda online eğitimler almak. Kısa da olsa bu tür aktiviteleri hayatımıza katalım. Sosyal mesafelendirme hayatımıza girdi bu uzun sürerse bize iyi gelmeyecektir. Bu açıdan muhakkak sevdiğimiz insanlarla telefon konuşmaları yapmak, haberleşmek, olumlu şeylerden bahsetmek ruhsal zindeliğimiz için önemli olacaktır.

Şükür en güzel ruhsal ilaç! Şükür listesi yapalım. Akşam yatarken o güne ve genel olarak hayatımıza odaklanarak şükür edecek en az üç  tane maddeyi bir deftere ya da kağıda yazarak günü kapatalım. Bu listemizi sabah kalktığımızda da okuyup güne bu motivasyonla başlayabiliriz. Ruhumuza iyi gelenleri hayatımıza ekleyelim mesela dua etmek gibi.

Hayatın komik taraflarını görmeye gayret edelim. Hayatın uzun vadede sunacağı esprileri, eğlence alanlarını anımsamak, çevremizdeki olaylara, kişilere biraz mizah penceresinden bakmak da psikolojik iyi olma halimizi destekler.

Başkası için güzel bir şey yapalım. Ne zaman davranışlarımız olumlu olursa, duygularımız da olumlu oluyor. Birine iyilik yapmak, anında o kişinin yüzünde gördüğümüz gülümseme, içten bir bakış ile bizde mutluluk hissi yaratıyor. Başkası için güzel bir şey yapmamıza engel olacak hiçbir şey yok. Bir bardak su getirmek de olabilir, bir teşekkür maili atmak da, telefon edip hayatınızdaki anlamını paylaşmak da olabilir. Olasılıklarımız düşündüğümüzden çok olabilir.

Meditasyon, mindfulness ve nefes gibi tekniklerden yaralanabiliriz. Zihin olumsuz düşüncelere çok kolay saplanır. Felaketleştirme senaryolarımızı fark edelim. Ve böyle anlarda sakin bir köşeye çekilip, basit nefes ve mindfulness teknikleri uygulayabiliriz. Basit diyorum çünkü bu tip bilim temelli nefes ve mindfulness tekniklerini öğrenebileceğimiz pek çok eğitim, kitap ve app’ler var. Çok uzun zaman ayırmamıza gerek yok. Her sabah her akşam ve aralarda ihtiyaç duydukça 10 dakika ayırmamız dahi yeterli olabiliyor. 

İnsanın Anlam Arayışı kitabının yazarı Viktor Frankl’ın dediği gibi: Başımıza gelen olayları seçemeyebiliriz ama bu olaylara nasıl tepki vereceğimizi seçme özgürlüğü her zaman elimizde.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.