Karbon Ayak İzinizi En Aza İndirmenin Yolları

Karbon Ayak İzinizi En Aza İndirmenin Yolları

İlk kez 1990’ların başında kısmen de olsa telaffuz edilen ‘karbon ayak izi’ kavramı nedir, bireysel karbon ayak izimizi nasıl en aza indirebiliriz? Tüm bu soruların yanıtlarını sizin için derledik.

“Karbon ayak iziniz ne boyutta?” diye soruyor, reklamın yayınlandığı tarih olan 2003’te toplam 18.700 benzin ve servis istasyonuyla dünyanın ikinci en büyük petrol şirketi olan British Petroleum. İklim değişikliği konusuna kişisel etki ve onun ölçümü üzerinden yaklaşmayı tercih eden bu firma, 2010 senesinde tarihin en büyük endüstriyel felaketine neden olarak 49 milyon varil petrolün Meksika Körfezi’ne sızmasından da sorumludur.

Karbon ayak izi nedir?

Karbon ayak izi, bir kişinin veya bina, şirket, şehir gibi tüzel kişinin gerçekleştirdiği tüm aktivitelerle ilişkili karbondioksit salınımı miktarına deniyor. Yani yaptığımız tercihler sonucunda havaya metan veya karbondioksit gazları bırakılıyor; karbon ayak izi, bu gazların ortaya çıkardığı sera gazı miktarının toplamına denk geliyor. Bu tercihler listesi yediğimiz yemekten alışveriş yaptığımız markete, evde yaktığımız gaz ve elektrikten aracımızda kullandığımız fosil yakıta kadar uzayıp gidiyor.

Kavram, 1990’ların başında Kanadalı ekolojist William Rees ve İsveç-doğumlu bölge planlamacı Mathis Wackernagel tarafından University of British Columbia’da ekolojik ayakizi, ecological footprint adı altında icat edilen konsept üzerinden köklendi. Ekolojik ayak izi, bir aktiviteyi veya topluluğu sürdürülebilir kılmak için gereken toplam arazi alanına ve/veya doğal kaynağa referansla kullanıldı. Burada su kullanımından, besin üretimi için gereken alan gibi çevresel etkilerden bahsediliyordu. Aksine, karbon ayak izi, tonla veya yıllık karbondioksit miktarı gibi ağırlık ölçü birimleri ile ifade ediliyor.

 

“Avustralya’da kişi başına düşen karbon emisyonu 17 ton iken Amerika Birleşik Devletleri’nde 16.2 tona ve Kanada’da 15.6 tona karşılık geliyor. Bu rakamlar kişi başı ortalamanın 4.8 ton olduğu 2017 senesinin neredeyse 3 katı.”

 

Üretimle ilişkilendirilen sera gazı emisyonundan ziyade karbon ayak izi tüketim ile el ele yürüyor. Bir ülkeye ithal edilen ürünlerde, eğer ürün başka bir ülkede üretildi ise, emisyon hesabına ürünün uluslararası taşımacılığı ve ulaşımı dahil ediliyor. Sonuç olarak o ülkedeki karbon ayak izi yükselirken emisyon oranı pekala düşebiliyor. Zaten ortalama bir bireyin bir senede ortaya çıkardığı karbondioksit oranı da ülke bazında belirleniyor; her ülkenin toplam emisyonunun nüfusa bölünmesi ile hesaplanıyor. Bu da, yaşam standardı yüksek zengin ülkelerin yüksek karbon ayak izi, yaşam standardı düşük fakir ülkelerin düşük karbon ayak izi olur, kriterini doğuruyor.

2017 senesinde popülasyonun düşük, üretimin majör olarak petrol olduğu Orta Doğu ülkelerinden Katar’da kişi başı ölçüm 49 ton iken Trinidad ve Tobago’da 30 ton, Kuveyt’te 25 ton, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 25 ton, Brunei’de 24 ton, Bahreyn’de 23 ton ve Suudi Arabistan’da 19 ton olarak ölçüldü.

Popülasyonu ve yaşam standardı yüksek olan gelişmiş ülkelerde ise -denklemi haklı çıkaran- bir denge var; Avustralya’da kişi başına düşen karbon emisyonu 17 ton iken Amerika Birleşik Devletleri’nde 16.2 tona ve Kanada’da 15.6 tona karşılık geliyor. Bu rakamlar kişi başı ortalamanın 4.8 ton olduğu 2017 senesinin neredeyse 3 katı.

Avrupa’da ise enerji seçimleri -ülkeler arasında yaşam standartları benzer de olsa- aradaki farkta büyük rol oynuyor. Zira 2015 senesindeki ölçümlere göre Fransa’nın elektrik üretiminin sadece %6’sı fosil yakıt kaynaklı iken Almanya’da bu oran %55’ti. Bu da Fransa’da kişi başına düşen emisyon miktarı 5.8 ton iken neden Almanya’daki miktarın 8.56 ton olduğunu açıklıyor.

Sahra-altı Afrika, en düşük karbon emisyonu miktarına sahip ülkelere ev sahipliği yapıyor. Ortalama ayak izi yaklaşık 0.1 ton ile çoğu fakir bu ülkeler, Amerika’nın veya Kanada’nın 160 kat altında ve ortalama bir Amerikalı veya Kanadalı sadece 2.3 günde ortalama bir Malili’nin veya Nijeryalı’nın senede tükettiği miktarı tüketiyor.

Bireysel karbon ayak izimiz ve gezegene olan çevresel etkimiz

Birleşmiş Milletler, global hava sıcaklığındaki kritik 2 santigrat derecelik yükselmenin önüne geçmek adına, bireysel karbon emisyonunun birey düzeyinde 2 ton azaltılması için kritik eşik olarak 2050 senesini işaret ediyor. Zira BM’ye bağlı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) raporu sayesinde sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece artmasını engellemenin artık mümkün olmadığı ve küresel sıcaklığın 2018’de öngörülenden on yıl önce, 2030’a kadar 1,5 santigrat derece artacağı gerçeğiyle yakın zamanda yüzleştik. Hal böyle olunca, evet gerçek bir ilerleme görmek için devletlerin ve şirketlerin gerçek anlamda değişim ve dönüşüm sağlayacak radikal kararlar almaları ve bu kararları uygulamaları şart fakat, küçük bireysel hesaplar dahi büyük adımlar atılmasına ve kolektif olarak harekete geçilmesine şüphesiz ön ayak olacak.

Gelişmiş ülkelerde ulaşım ve ev içi enerji kullanımı, bireysel karbon ayak izi miktarının en büyük bileşeni. Örneğin, 21. yüzyılın ilk on yılında Amerika’daki toplam emisyonun %40’ı bu kaynaklardan geliyor. Bu tip, bireylerin üzerinde doğrudan kontrolünün olduğu emisyonlar, bireylerin ‘birincil’ karbon ayak izi olarak nitelendiriliyor. Geriye kalan, ürünlerin ve hizmetlerin tüketimi ile alakalı emisyonların tamamı ise, ‘ikincil’ karbon ayak izi olarak kategorilendiriliyor. Besin üretiminde ortaya çıkan karbon ayak izi ikincil kategoriye giriyor. Sebze ve tahıl üretiminden daha fazla enerji ve kaynak tüketilmesini gerektiren et ve uzun mesafelerden taşınan besinler bu kümeye dahil. Keza tüketici ürünlerinin üretimi ve taşınması da ikincil ayak izine katkıda bulunanlardan. Örneğin, bir şişe suyun karbon ayak izine başlı başına şişenin üretimi ve tüketiciye ulaştırılması da dahil ediliyor. Faktörler ve kapladıkları alan özelinde detaylandıracak olursak; doğalgaz, petrol, kömür ve diğer yakıtlar %15, tatil ve eğlence %14, elektrik tüketimi %12, kamusal alandaki faaliyetler %12, bireysel araç kullanımı %10, temel ev eşyaları %9, araç imalatındaki pay %7, seyahat aracı %6, yiyecek ve içecek tüketimi %5, giyecek tüketimi %4, toplu taşıma kullanımı %3 ve finansal hareketler %3 olarak dağılıyor.

Günlük hayatta karbon ayak izi nasıl azaltılır?

Günlük hayatınızda, tabii ki, tüm karbon ayak izinizi sıfıra indirmeniz -şayet ısıtmasız bir evde yaşamıyor veya tüm besinlerinizi bahçenizden karşılamıyorsanız- mümkün değil. Yine de kendi hayatımızın çevresel sorumluluğunu kendi elimize almak seçimlerimizle alakalı.

Yine de evinizde olabildiğince enerji tasarrufu yapmak iyi bir başlangıç noktası. İngiltere’de evlerdeki enerji tüketimi ülkenin toplam karbon emisyonunun %14’ünü oluşturuyor. Ampullerinizi tasarruflu LED olanlarla değiştirmek, cihazlarınızın kullanmadığınız zamanlarda kapalı veya fişten çekili olduğundan emin olmak, çamaşırlarınızı düşük ısıda yıkamak ve kurutma makinası kullanmamak gibi günlük pratikleri alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Evdeki su tüketiminizi de kontrol altına alarak karbon ayak izinizi azaltabilirsiniz. Banyo yapmadan önce küveti kullanmanın duşa oranla 5 kattan daha fazla su tüketimine neden olduğunu anımsayabilirsiniz. Dişlerinizi fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatarak da su tasarrufu yapabilirsiniz.

 

Kullandığımız cihazların, internetin ve onları besleyen sistemlerin global sera gazı emisyonu pastasındaki payı yaklaşık %3.7 ve bu oranın 2025’te ikiye katlanması bekleniyor.

 

Kısıtlamalar nedeniyle enerjiye olan küresel talebin bir anda düşmesi ile, COVID-19 salgınının başladığı dönem itibariyle, 2020 senesinde karbon emisyonu %5.8’lik rekor bir düşüş yakalamasına rağmen bu rakam 2021 senesinde %5 oranında artmasına rağmen zirveyi gördüğü son dönem olan 2019’un emisyon oranının %1.2 altında kalmayı başardı. Ve fakat evde kalmanın bireysel karbon ayak izini azalttığı düşüncesi ne yazık ki bir illüzyon; zira kullandığımız cihazların, internetin ve onları besleyen sistemlerin global sera gazı emisyonu pastasındaki payı yaklaşık %3.7 ve bu oranın 2025’te ikiye katlanması bekleniyor.

Tükettiğiniz besinlerin farkında olmak, karbon ayak izinizi azaltma konusunda başarı elde edebileceğiniz bir diğer başlık. BM’ye göre küresel sera gazı emisyonunun üçte birinden besin üretimi sistemleri sorumlu.

BM benzer noktada et tüketiminin azaltılmasını da öneriyor. Öyle ki yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli araçlar normalleşse dahi sadece besin üretiminden kaynaklı çevresel zararlar tek başına iklim krizi için bir tehdit. Öte yandan et tüketimi bireysel düzeyde azalsa ve vejetaryenlik ve veganlık giderek yaygınlaşsa da et endüstrisi herhangi bir yere gidecek gibi görünmüyor. Hatta açılan bu ‘yeni pazar’ ile yeni ürünlerin ve farklı menülerin yine sistem içinde oluşturulmasının önü açılıyor. Tarım alanlarının kullanımı üzerinde de alışılmışın dışında baskılara neden olan yeni nesil beslenme alışkanlıkları, ekosistemi sekteye uğratması noktasında en hararetli tartışmaların odak noktasında yer alıyor (bu başlı başına ve başka bir yazının konusu).

Bakılması gereken bir diğer alan, seyahat. Daha az uçmak ve otomobiliniz ile çıktığınız yolculuk sayısını azaltmak karbon ayak izinizi azaltmanın en kolay yollarından. Zira, örneğin, Paris ve Roma arasından yapılan bir uçak yolculuğu tren ile seyahat etmeye göre 23 kat daha fazla karbon salınımına neden oluyor. Dolayısıyla etik seyahati yeni bir düşünme biçimi olarak yaşam pratiklerinize dahil edebilirsiniz.

Kıyafetler ve ev eşyaları için alışveriş yapmak pek çoğumuzun hayatında büyük yer kaplıyor, yine de tüketiciliğin modern formları sıra dışı bir hava kirliliğine neden olmanın yanı sıra doğal kaynakların sürdürülemez oranda kullanımına bağlı. Peki insanlık yaşam kalitesinden ödün vermeden nasıl daha az alışveriş yapabilir? Öncelikle ‘yaşam kalitesi’ kavramını ve ahlaki değerlerinizi tanımlamakla başlamak gerekiyor. Eğer tüm insanların -hangi koşulda olursa olsun- eşit haklara sahip olduğuna inanıyorsanız, bu; alışveriş yaparken aklınızın bir kenarında bulundurmanız gereken bir pusula. Ahlaki çalışma koşullarını yakalamış sürdürülebilir firmalardan alışveriş yapmak, daha kaliteli ürünler satın aldığınız; bu da onları çok sık yenileri ile değiştirmenize gerek olmadığı anlamına gelir. Yaşam kalitenizi ve ahlaki değerlerinizi gerçekten tanımlayarak ve seçimlerinizi bu doğrultuda yaparak size sürekli ve aciliyetle satın almanızı söyleyen şirketlerden, pazarlamacılardan ve sosyal medya hesaplarından da uzak durabilirsiniz.

Evsel atıklarınızın yönetimini elinize almanız da karbon salınımınızı azaltmanızı sağlar. Evsel atıklarınızdan geri dönüştürülebilir olanları ayrıştırarak onları belirlenmiş atık noktalarına bırakabilir, organik atıklarınızı ise kompost yapımında kullanabilirsiniz.

Bireysel karbon ayak izi nasıl ölçülür?

Evinizde kullandığınız elektrikten gaza enerji tipleri üzerinden ölçümler girebileceğiniz; uçakla, otomobille, motosikletle ve trenle yaptığınız seyahatlerin gezegen üzerinde nasıl bir çevresel etki bıraktığını görebileceğiniz; yaptığınız beslenme, giyim kuşam, mobilya, otel, banka ve hatta eğitim seçimlerinizle gezegen üzerine yıllık bazda ne oranda yük bindirdiğinizi ölçebileceğiniz detaylı hesaplama yöntemleri ile Karbon Hesaplayıcı iyi bir rehber.

İnsanı önceleyen organizasyon Concern Worldwide da yakın zamanda yayınladığı karbon ayak izi hesaplayıcı ile hayatınızın hangi noktalarında değişim yapmanız gerektiğini gösteren veriler edinmenizi sağlıyor. Seyahat, beslenme, yaşam alanları gibi faktörler üzerinden sizi global ortalama üzerinden bir değerlendirmeye tabi tutuyor.

Kâr amacı gütmeyen uluslararası çevre örgütü WWF de yönelttiği doğrudan sorularla gündelik hayatınızdaki seçimlerinizi ve alışkanlıklarınızı değerlendirerek size karbon ayak izinizi nasıl düşürebileceğinize dair öneriler sunduğu bir hesaplayıcıya sahip.

Bir diğer yöntem, Giki Zero uygulamasını indirmek. Yaşam şeklinizi başarılabilir adımların izinden giderek değiştirmenize yardımcı olabilecek uygulama alışveriş yaparken satın aldığınız ürünleri sürdürülebilirlik oranlarına göre değerlendirmenize de yardımcı oluyor. https://giki.earth/

Arzu ederseniz BP’nin hesaplama araçlarını kullanabilirsiniz.

 

İklim krizi ve adaletsizliğin diğer formları

Derinleşen iklim krizi ve onunla bağlantılı çevresel felaketler, toprak deformasyonlarına katkıda bulunuyor ve özellikle kuraklıkla burun buruna gelen bölgelerde açlık seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Göçün ve yersizleşmenin majör dürtülerinin başında da küresel çapta yaşanan iklim krizi geliyor.

Tıpkı diğer büyük krizler gibi bu denli büyük krizlerin olumsuz etkilerini yine en kırılgan -ve eşitsizliğin en şiddetli hali ile karşı karşıya kalmış- olanlar yaşıyor. Bu cephede de en yoğun saldırıya uğrayanlar, karar alma süreçlerine katılımları ve kaynaklara erişimleri olmayan kadınlar. Ancak iklim krizi, gelir seviyesi veya sosyal statüsü düşük olanlar ile azınlık olarak görülen ırka veya etnisiteye mensup olanlar, yaşlılar ve genç çocuklar için daha eşitsiz bir ortam yaratıyor.

Özcümle iklim krizi kendi eşitsizliğini yaratıyor. Mevcut krizde en az payı ve sorumluluğu olan ülkeler, krizin etkilerini en çok yaşayanlar aynı zamanda. Chad’da, örneğin, karbon emisyonu son derece düşük olmasına rağmen kuraklık ve öngörülemeyen sağanaklar yaşanıyor.

Biz bireylere, kendi yaşam döngümüzün gezegeninki ile benzer ritme oturmasını sağlayacak seçimler yaparken bir yandan da fosil yakıt şirketleri, enerji şirketleri, ulaşım sistemleri, plastikler ve daha niceleri ile mücadele etmek düşüyor.

OGGUSTO Sürdürülebilir Yaşam Editörü Zeynep Özar Berksü’nün diğer yazılarını okumak için tıklayın.

Dünyadan en yeni haberleri ilk bilen olmak için OGGUSTO’nun haftalık e-bültenine kaydolun.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.