İstanbul Sergi Rehberi: Aralık 2020

İstanbul Sergi Rehberi: Aralık 2020

İstanbul’daki en yeni sanat sergi programlarını takip etmeniz için detaylı bir rehber hazırladık. Sergi takviminizi yapmadan önce, güncel sergilerle ilgili tüm merak ettiğiniz konuların yer aldığı OGGUSTO Aralık Sergi Rehberini mutlaka inceleyin. 

İstanbul sanat şehri olmaya devam ediyor. Birçok yeni sergiye ev sahipliği yapan İstanbul’da hangi sergiye gidilmeli diye düşünüyorsanız, en yeni sergi rehberini mutlaka keşfedin. Arter, Meşher, Pera Müzesi gibi İstanbul’un önemli galerilerinde yer alan sanatçıların en çok merak edilen sergilerini bir araya getirdik.

SALT Beyoğlu, İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde

Osmanlı’nın modernleşme sürecine ve tarih sahnesinden çekilmesine tanıklık eden Köpe ailesinin anılarına dayalı İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde sergisi, II. Meşrutiyet, I. Dünya Savaşı ve mütareke döneminden detaylı arşiv kayıtlarıyla görsel bir anlatı sunuyor. Aile üyelerinin Braşov, İstanbul, Selanik, Edirne ve Konya gibi şehirlerde şekillenen hayatları, itinayla muhafaza edilmiş kişisel belgeler aracılığıyla siyasal, toplumsal ve diplomatik tarihin dönüm noktalarına ışık tutuyor.

İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde, Antoine’in bu arşivden ciltler dolusu anı ve karikatürleri, görüntü ve ses kayıtlarının yanı sıra, büyük bir kısmı ağabeyi Taïb’e ait yüzlerce fotoğraftan bir seçkiyle Osmanlı ve Avusturya-Macaristan diplomatik ilişkilerinin gündelik hayata nasıl yansıdığına bakıyor. Bir aile tarihinden yola çıkarak 19. yüzyıldan 20. yüzyıla, imparatorluktan ulus devlete geçişte sınırların belirsizliğine, kimliklerin değişkenliğine ve hayatların devingenliğine dikkati çekiyor. Sergi, 27 Aralık’a kadar görülebilir.

İstanbul Modern, “Dünya Diye Bir Yer”, Selma Gürbüz

İstanbul Modern, Selma Gürbüz’ü zamandan ve mekândan bağımsız; masallar, mitler, söylencelerle örülü, incelikle işlenmiş yapıtlarıyla Türkiye’de bir müze çatısı altında ilk kez izleyiciyle buluşturuyor.

Sanatçının 35 yıllık sanatsal üretimine tematik duraklar çerçevesinden bakan "Dünya Diye Bir Yer" adlı sergi, Selma Gürbüz’ün dijital çalışmaları da dahil olmak üzere daha önce sergilenmemiş yapıtlarını odağına alıyor.

Selma Gürbüz’ün içinde yaşadığımız dünyadan beslenip, kendine has imge dağarcığıyla buluşturarak yarattığı gizemli ve renkli dünyasında, insanlığa, doğaya, yaşama dair semboller ve hikâyeler hayat buluyor. Sanatçının daha önce sergilenmemiş yapıtlarını odağına yerleştiren sergi, Selma Gürbüz’ün zamandan ve mekândan bağımsız; masallar, mitler, söylencelerle örülü, incelikle işlenmiş yapıtlarını ziyaretçilerle paylaşıyor. Sergide, sanatçının resim, yerleştirme, desen, video ve heykel gibi farklı ifade araçlarıyla ortaya koyduğu yüzden fazla yapıtı yer alıyor. Sergi, 5 Kasım 2020 – 31 Mart 2021 tarihleri arasında gezilebilir.

Virtual Contemporary İstanbul

Contemporary Istanbul’un 15. Edisyonu Akbank Ana Sponsorluğu’nda 19-20 Aralık ön gösterim, genel izleme olarak 21 Aralık – 6 Ocak tarihleri arasında virtual.contemporaryistanbul.com üzerinden online olarak yapılacak.

Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Co. ile ortaklaşa oluşturulan ve test edilen dijital platform www.virtual.contemporaryistanbul.com, ziyaretçilerin, galerilerin ve sanatçıların gerçekten sürükleyici bir deneyim için birbirleriyle etkileşimde bulunmasına imkan veren  ve hatta gerçek zamanlı olarak uzaktan satın alma çalışmaları yapabileceği bir yapı sunmakta. Bu simbiyotik, deneyimsel platformun lansmanı, teknoloji ve sosyal ağın günlük hayatımıza etkilerinin daha net anlaşıldığı, 2020'nin küresel zorlukları küresel iletişim ve bağlantının öneminin vurgulandığı bir zamanda yapılıyor. Platform, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, sanat hayranlarının ve meraklılarının sanat etkinliğinin keyfini çıkarmasına ve çevrimiçi özel içeriklere erişmesine olanak tanıyacak. Contemporary Istanbul, evrimi boyunca sanal sunumunu küresel, dijital ve kültürel yıllık etkinlik takviminde bir fikstür haline getirmeye kararlı olup, bu yıl ilk kez 19 Aralık – 6 Ocak tarihleri arasında sanatseverlerle çevrimiçi buluşacak.

Türkiye’de birçok şeyi ilk kez topluma ve sanat dünyasına sunan CI’ın gene bir başka yeniliği olarak; online fuar virtual.contemporaryistanbul.com, 19-20 Aralık tarihlerinde ön gösterim, 21 Aralık - 6 Ocak tarihleri arasında ise genel ziyaretçiye açık olarak yapacak. Fiziksel fuar ise tüm dünya üzerinde etkili olan Covid - 19 pandemisi nedeniyle İç İşleri Bakanlığı tarafından açıklanan yeni önlem paketine uygun olarak 2021 ilkbaharında yapılacak.

SANATORIUM, Eda Sütunç “Gelecek Tezgahları”

Günümüzün mekanik dünyasındaki insan doğasının özünü ve robotik çağa içsel olarak taşıyacağımız özellikleri araştıran “Gelecek Tezgahları” teknoloji ile geçmiş, günümüz ve gelecekteki ilişkimizin bağını kuran sanatçı işlerinde geleceğe taşımak üzere daha akışkan düşünme biçimleri öneriyor. Kusursuzluğa ulaşmaya çalışırken insana karşı makine ikileminde makineleşme sürecimizi sergileyerek Batılı hümanist düşüncenin doğasında saklı dualite kavramını derinlemesine araştırıyor.

Sergi, dokumanın bilgisayarların icadı ve sanayi devrimi için katalizör olarak önemini vurguluyor.  Kavramsal bir açıdan dokuma, kadınlarla ilişkilendirilir. Orta Anadolu'da kadınlar tarafından dokunan geleneksel kilimlerde bulunan motifler, bölgenin hakim kültürü ve aile yapısını ortaya koyar. Bu geleneksel ve ataerkil motifleri ikili anlatımları kıran yeni hikayeler dokumak için yeniden yorumlayan sanatçı teknoloji aracılığıyla spekülatif mitler üretiyor. Eda Sütunç’un ilk kişisel sergisi olan “Gelecek Tezgahları” SANATORIUM’da, 6 Kasım – 13 Aralık 2020 tarihleri arasında görülebilir.

Pilevneli, Ziya Tacir, “Işığı Aramak”

Mimari yapıları fotoğrafladığı anıtsal kareleriyle tanınan sanatçının galerideki bu ilk kişisel sergisi Japonya serisini sunuyor. Tacir, alışık olduğumuz kurgusal eserlerinin aksine bu serisinde manzarayı ve doğayı ön plana çıkarıyor. Tıpkı Japon estetiğinde olduğu gibi incelik ve sadeliği benimseyerek doğanın ihtişamını vurguluyor.

Adeta bir 19. yüzyıl fotoğrafçısının lirik bakış açısına sahip olan Tacir, keşfettiği şiirsel ve yalın mekanların sanatsal öykülerini bize sunarken bakış açımızı değiştiriyor; fotoğrafladığı manzaraları adeta bir hatıraymışçasına hafızamıza yerleştiriyor.

Bu seri için Japonya’nın tenha bölgelerinde zaman geçiren Tacir, yaşamın sadeliğini ve saflığını fotoğraflarına yansıtıyor. Çalışmalarında basit ve boş alan kullanımı, sessizlik ve yalnızlıkla elde edilen netlik ve de güzelliği daha derin bir şekilde takdir etmeye neden olan doğanın ‘sade ama çarpıcı’ çekiciliği ön plandayken ele aldığı yalın formlar, izleyiciyi zamanı sorgulamaya yönlendiriyor. Sergi 9 Ocak tarihine kadar Pilevneli’de görülebilir.

Ziya Tacir, sadece kalıcı ve zamansız olanı değil aynı zamanda şaşırtıcı şekilde sadece bir anlığına var olabilen ya da sonsuza dek kaybolan geçici anları hatırlatıyor.

Art On İstanbul, Olcay Kuş “Yürüye Yürüye”

2018’de İstanbul’dan Berlin’e taşınan ve çalışmalarını yeni bir şehirde, farklı bir çevrede sürdü-ren sanatçı, sergiyi, kendi geçiş sürecinin bir kaydı gibi ele alıyor.

Olcay Kuş, şehir dokusundan ve sokakların ritminden hareketle üretim yapan bir sanatçı. Bu nedenle bir şehirden başka bir şehre taşınmak, yer değiştirmek, sanatçının işlerini doğrudan etkileyen bir sürece dönüşmüş. Sanatçının İstanbul’da ürettiği çalışmalarda şehrin kaosu ve hızlı ritmi, resim yüzeyindeki katmanlar ve harekette kendini görünür kılıyordu. Çoğunlukla politik gündemler ve medyadaki yansıma biçimleri üzerinden ironik bir bakışla ürettiği işlerde, gazete kâğıdıyla oluşturulan yüzeyler, fotoğraf transferleri, sprey boya, şablon ve yağlı boya gibi malzemelerin yüklendiği bir kurgu var.

“Yürüye Yürüye”, Olcay Kuş’un iki şehir ve iki gündelik hayat pratiği arasında fark edişlerini, yürüyerek anladığı, sindirdiği bir sürecin çıktılarını sunuyor. Serginin, iki şehrin bilinçaltındaki bir kıyaslaması gibi ortaya çıktığını belirten sanatçı, son dönem işleri için şunları söylüyor: “Mimarisinden insanlarına, politikasına, dilinden günlük yaşantısına, sokaklarında, duvarlarında gördüğüm imgelerin geldiğim yer ile kıyaslamasını yapıyorum ve yansıtıyorum.” Olcay Kuş’un yedinci kişisel sergisi” Yürüye Yürüye” 7 Kasım – 5 Aralık 2020 tarihleri arasında Art On İstanbul’da görülebilir.

 

MIXER, Printed’20

Mixer, gelenekselleşen ve çağdaş sanatın ulaşılabilir olmasını hedefleyerek hayata geçirdiği sergi serisi Printed 2020’de usta sanatçılar ile genç kuşağın dikkat çeken isimlerini bir araya getiren seçkisi ile baskı sanatının tarihine ışık tutuyor.

Sanat dünyasında iş birliğinin gücüne inanan Mixer, bu seneki seçkinin kürasyonu için x-ist'in kurucu ortağı ve The Empire Project’in sahibi ve yöneticisi Kerimcan Güleryüz’ü davet etti. Bu sene seçki, alternatif sanatsal üretim yöntemleri ile kendilerini ifade eden sanatçıların özellikle baskı alanındaki uygulamalarına daha derinlemesine bir bakış sunmayı hedefliyor. Daha önceki edisyonlarında, izleyiciye baskı tekniklerinin olasılıklarını ve çeşitliliğini tanıtmak için bir temel oluşturan Printed sergileri gravür, litografi, linolyum baskı, serigrafi, fotoğrafçılık ve heykel gibi farklı disiplinlerde üretilen çalışmaları izleyici ile buluşturdu. Bu yıl, Printed’20 ile usta sanatçıların eserlerinin yanı sıra yepyeni yeteneklere de yer vererek izleyiciye, sanatçıların üretimlerinde baskı ile kurdukları ilişki ile ilgili derinlemesine bir inceleme fırsatı sunuyor. Özgün eserlerin üretimi ile başlayarak, eserlerin çoğalma süreçlerindeki yolculuğuna izleyiciyi de ortak etmeyi hedefelyen sergi; 7 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında Mixer’de görülebilir.

Mixer, Hilal Polat “Arzu Kadar Kadim”

Mixer, Hilal Polat'ın kendi kurgusal mitolojisinden hareketle hikayeleştirdiği ve deneyimsel bir mekâna dönüştürdüğü Arzu Kadar Kadim başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, sanatçının farklı alanlardaki pratik ve deneyimlerini hayal gücü ile birleştirdiği ve kendi düşünsel meseleleri ekseninde yorumlayarak sanatsal pratiği ile bütünleştirdiği bir yapıyı izleyiciye sunuyor.

Arzu Kadar Kadim, Hilal Polat’ın düşüncelerini, nakış, heykel, minyatür ve ışık gibi formlarla sentezleyerek çok boyutlu yerleştirmeler içeren teatral bir mekan tasarımı oluştururken, sanatçının mekansal algı yaratma üzerine kurguladığı sanatsal üretimlerine yeni bir pencere açıyor. Sergi kurgusunda, farklı form ve özgün özellikleri ile yer alan canlılar izleyici ile etkileşim kurarken kendi dillerini, hikayelerini ve yaşamsal haklarını gösterme yollarını arıyor.

Doğanın ve insanın varoluşsal durumunun belirli normlara indirgenen anlamlarına karşı güçlü bir başkaldırı niteliğindeki sergi, temsiller aracılığıyla izleyicinin şu soruyu sormasını amaçlıyor: Mutlak doğru ve güzel olmadan bir dünya nasıl mümkün olur? Sergi 6 Şubat 2021 tarihine kadar Mixer’de görülebilir.

Arter

Dinleyen Gözler İçin, Dick Higgins Albüm Sayfası

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ve küratörlüğünü Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin üstlendiği Dinleyen Gözler İçin başlıklı sergi, çoğu müzikle güçlü bir bağ kuran yirmi üç yapıtı bir araya getiriyor. Ziyaretçiler, galeri alanına hakim olan sessizliğin içinde yapıtlardan yükselen “sesleri” keşfetmeye ve hayal etmeye davet ediliyor. Sergi, 25 Nisan’a kadar görülebilir.

David Tudor tarafından tasarlanan ve Composers Inside Electronics, Inc. tarafından gerçekleştirilen Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) başlıklı etkileşime açık yapıt ise “Sesli Dizi”nin dördüncü sergisi olarak yine Melih Fereli’nin küratörlüğüyle Karbon’da deneyimlenebilecek. Dinleyen Gözler İçin ve Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) sergileri birbiriyle yakından ilişkilenerek ses ve sessizlik kavramları üzerinden tek bir sergi gibi de işliyor. Yağmur Ormanı V, 7 Şubat’a kadar görülebilir.

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ve küratörlüğünü Kevser Güler’in üstlendiği Gökcisimleri Üzerine başlıklı grup sergisi, yaşamsal bir biraradalık düzleminin bugün yeniden düşünülebilir ve inşa edilebilir olmasına dair sorulara odaklanıyor. Yirmi sekiz sanatçının yapıtlarını kapsayan sergi, var olanların bir araya gelme ve dağılma biçimlerini, ilişki kurma tarzlarını, birbirlerine mesafe alma ve yakınlaşma yollarını birlikte düşünmeye davet ediyor. Sergi, 7 Mart’a kadar görülebilir.

KP Brehmer, Gri Skalasi (Göz), 1966

Arter, yeni sezonda Alman sanatçı KP Brehmer’in (Berlin 1938–Hamburg 1997) kapsamlı bir retrospektifine de yer veriyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği KP Brehmer: Büyük Resim başlıklı sergi, sanatçının otuz yılı aşkın üretiminden geniş bir seçkiyi bir araya getiriyor. Sergi, Arter’in Neues Museum Nürnberg (Almanya), Hamburger Kunsthalle (Almanya) ve Kunstmuseum DenHaag (Hollanda) ile birlikte, Kulturstiftung des Bundes’ın (Almanya Federal KültürVakfı) mali desteğiyle gerçekleştirdiği; küratoryal çerçevesini bu kurumlar adına Eva Kraus, Petra Roettig, Daniel Koep ve Selen Ansen’in belirlediği; üç yıla yayılan bu ortak yapım projesinin son aşaması olma niteliğini taşıyor. Sergi, 24 Ocak’a kadar görülebilir.

Alev Ebüzziya Siesbye’nin, Arter’de gerçekleşecek Tekerrür başlıklı kişisel sergisi sanatçının son dönemde ürettiği yeni yapıtlarını bir araya getiriyor. Arter ekibinden Eda Berkmen’in küratörlüğünü üstlendiği sergide seramik sanatçısı Siesbye’nin tekrar kavramından yola çıkarak ve tek bir malzemeye, yönteme ve biçime odaklanarak gerçekleştirdiği üretim, yeni bir bağlamda sunuluyor. Sergi, 24 Ocak’a kadar görülebilir.

Kalyon Kültür, “Bir de Buradan Bak”

Günümüz kültür ve sanat üretiminin geçmişle kurduğu bağlarla beslendiği, bir buluşma mekânı olarak yaşamına devam eden Kalyon Kültür, Her Yerde Sanat Derneği ile birlikte gerçekleştirdiği Bir de Buradan Bak sergisine ev sahipliği yapıyor.

Mardin’de yaşayan yerli ve mülteci çocuklara sanatsal bir buluşma alanı sunma amacıyla kurulan Her Yerde Sanat Derneği, sirk sanatlarına odaklanan Sirkhane, müzikal çalışmalara odaklanan Müzikhane ve fotoğraf çalışmalarına odaklanan DARKROOM projelerini 2012’den beri sürdürüyor. Bir De Buradan Bak sergisi, fotoğrafçı Serbest Salih tarafından yürütülen DARKROOM projesinde farklı yaşlardan ve etnik kökenlerden gelen, çoğunluğu mülteci olan çocukların çektikleri analog fotoğraflara odaklanıyor.

Kalyon Kültür’ün tarihi binasının iki katına yayılan Bir De Buradan Bak, çocukluk dönemini ve çocukların bakışını yine çocukların gözünden, olduğu gibi sergi mekânına taşırken; izleyicilerine ev, yabancı, ortasında ve bir arada temaları üzerinden kurgulanan yeni bir deneyim alanı sunuyor.

“Geçmişe ya da geleceğe gitmeden anda kalmayı en iyi çocukken beceririz. Zamanın en çocuksu hali şimdiki zamandır sanki. Bu büyülü aralıkta hayaller ve gerçekler kolaylıkla bir araya gelebilir. Çocukluğumuzdan kalan bir oyuncağın anılarımızdaki yeri, henüz küçükken duyduğumuz bir şarkı, aynada kendimizi gördüğümüz bir an ve belki bir rüya gibi başını sonunu hatırlayamadığımız parça parça anların hepsi kağıt üzerinde anlam bakımından eşitlenirken, her birimiz için bambaşka anlamları yüklenirler. Kalabalıkların ortasında ama biriciktirler.”

Küratörlüğünü Sezgi Abalı ve Sinan Eren Erk’in üstlendiği Bir De Buradan Bak, 30 Ekim 2020 ile 3 Ocak 2021 tarihleri arasında, Pazartesi hariç her gün 11:00-19:00 saatleri arasında Kalyon Kültür’de gezilebilir. 

 

Anna Laudel, Anke Eilergerhard, “Resilience”

Anna Laudel, yeni sezona Berlinli sanatçı Anke Eilergerhard’ın kendine has bir teknikle ürettiği, sadece görme değil aynı zamanda dokunma, tat ve koku alma duyularımızı harekete geçiren özgün heykellerinin yer aldığı “Resilience” sergisiyle giriyor. 24 Eylül Perşembe günü kapılarını açılan sergide sanatçının “pigmented polyorganosiloxan” isimli özel bir silikon malzeme ve porselen kullanarak ürettiği hipnotize edici heykel serisi yer alıyor. Anke Eilergerhard’ın büyüleyici görsellikteki eserleri bolluk ve bereketi çağrıştırırken, aynı zamanda en iyi bildiğimiz objeleri daha önce hiç görülmemiş bir şekilde sunuyor. Silikon katmanlarını bir pasta hamuru gibi şekillendiren sanatçı, dünyaca bilinen mutfak objelerini alışılmış normlarının dışında, adeta yerçekimine meydan okuyarak gizemli bir simetriyle üst üste diziyor. Sergi, 27 Aralık’a kadar görülebilir.

Ara Güler Müzesi, “Aynı Rüyanın İçinde”

Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan Ara Güler Müzesi’nin yeni sergisi “Aynı Rüyanın İçinde”, tarihin entelektüel hafızası Ahmet Hamdi Tanpınar ile tarihin görsel kayıt ustası Ara Güler’i İstanbul’un hikayesinde bir araya getiriyor. 28 Şubat 2021’e kadar ziyaret edilebilecek sergide, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın metinleriyle, Ara Güler’in fotoğrafları buluşuyor. Kendilerini kaybolmuş güzellikleri estetize etmeye adamış nostalji tutkunu bu iki flânörün İstanbul rüyası, gelecekte onları okuyan ve izleyenlerin belleğinde, değişenin değişmeyenle birlikteliği olarak devam edecek.

Swissôtel The Bosphorus, İstanbul, Artnet50.net, “Nocturnes”

Filiz Piyale Onat, Cem Onat ve Haydar Akdağ’ın eserlerinin bir araya geldiği “Nocturnes” sergisi, geceye adanan ya da geceden ilhamını alan sanat eserlerinin yarattığı duygu zenginliğine odaklanıyor. Cem Onat’ın bedensel hareketi temel alan işlerinden yükselen dinamik ritim, Haydar Akdağ’ın incelikli renk ve desen kullanımının yarattığı enerjik melodiler ve Filiz Piyale Onat’ın eserlerine hakim olan gecenin dingin tasvirleri bir tema olarak serginin temelini oluşturuyor. Temanın yarattığı zemin, ritmin oluşturduğu hareketlilik ve melodinin kazandırdığı çeşitlilik ile oluşan harmoniden yayılan sesler “Nocturnes” sergisi kapsamında Swissôtel The Bosphorus’ta yankılanıyor.

Dokunduğu her şeyi kendisine dahil eden gece, ana dair heyecanlar ve ertesi güne dair umutlar barındırıyor. Aynı zamanda Frederic Chopin’in kimi zaman hüzünlü ancak engin duygular ile dolu  ve geceden ilham alan müzikal kompozisyon anlamına gelen “Nocturnes”leri, Vincent Van Gogh’un rüya ile gerçeğin birleştiği noktayı resmettiği “Yıldızlı Geceler”i, Edward Hopper’ın sakin, yalnız ancak dingin “Gece Kuşları” ve Jim Jarmusch’un gecenin sonsuz olasılıklarını ekrana taşıdığı “Dünyada Bir Gece” isimli filmi gecenin ne denli büyük bir esin kaynağı olduğunun kanıtlar nitelikte. Art50.net ve Swissôtel The Bosphorus, İstanbul iş birliğiyle hazırlanan ‘Nocturnes’ sergisi, 5 Mart 2021 tarihine kadar Swissôtel The Bosphorus, İstanbul’da görülebilir.

Ferda Art Platform, Ahmet Duru “Büyü ya da Yok Ol”

Sanatçının beşinci kişisel sergisi Büyü ya da Yok Ol, insanoğlunun doğa ile olan imtihanını makro ve mikro ölçekte doğa betimlemeleriyle ele alıyor. Sanatının odağına her zaman doğayı koymuş olan Duru’nun Büyü ya da Yok Ol adlı sergisi bir kez daha her birimizin doğayla olan iletişimini sorgulatıyor.

Sergide yer alan birden fazla medyumla üretilmiş işler sanatçının çok yönlü üretim tarzını vurgularken bir yandan da doğayla iletişimimize farklı bir yön vermeyi amaçlıyor. Yoğun boya katmanlarıyla resmettiği bitki örtüleri, incelikle işlenmiş karakalem çiçeklerle yan yana bütünlüklü bir doğa yansıması oluşturuyor.

Büyü ya da Yok Ol, Ahmet Duru’nun izleyiciyi doğadan uzak bir mekânda doğa ile bir araya getirdiği küçük bir ekosistem olma görevini görüyor. Sanatçının üç senelik üretimini yansıtan sergide her izleyici doğada kendi ile bağdaştırdığı bir yansıma bulabilecek. Ahmet Duru’nun, Büyü ya da Yok Ol adlı sergisi 7 Ocak 2021’e kadar Ferda Art Platform’da izlenebilir.

Ferda Art Platform, Selim Köroğlu “Mertebe”

Sanatçının ilk kişisel sergisi Mertebe, Köroğlu’nun yaşadığı dönemsel kriz, arınma ve yenilenme süreçlerinin beraberinde oluşan lirik güncelerden oluşuyor.

Sanatçının ilk kişisel sergisi oldukça çeşitli bir renk paletine başvurduğu geometrik soyut form ve sembollerle oluşturduğu işlerinden bir araya geliyor. Köroğlu’nun eserleri sanatçının bireysel metafizik yolculuğunun ilk takdimi olma özelliğini taşıyor. Mertebe sergisinde eserleri ilk kez bir arada görülecek sanatçının duygusal ve ruhani süreci izleyicilerle buluşacak. Selim Köroğlu’nun, Mertebe adlı sergisi 7 Ocak 2021 tarihine kadar Ferda Art Platform’da izlenebilir.

 

Galeri Selvin Nişantaşı, Uğural Gafuroğlu “Zaman Tüneli” Camlaltı Sergisi

Cam altında resim yapma geleneği kimin tarafından ve nasıl başladığı bilinmemekle beraber, bu resimler bir dönemin kahvehanelerinde, berber dükkanlarında, gelin kızların çeyiz aynalarında canlı coşkulu renkleriyle yer almıştır. Gelenekler devamlı olarak yeni aracılarla geleceğe taşınmaktadır.

Uğural Gafuroğlu bu sergisinde de hem bu geleneği sürdürüyor hem de kendi geliştirdiği tekniklerle ve ünlü ustalara atıflarda bulunarak renkli ve zengin bir dünyaya bizleri götürecek.

Camaltı resim sanatının en belirgin özelliği, camın arka yüzeyinin boyanması. Uzaktan bakıldığında kâğıt ya da tuvale yapılan resimlere benzese de, çalışma yöntemi bu resimlerin tam tersine işliyor. Yaygın resim sanatından tek farkı, desenlerin camın arka yüzüne yapılması değil. Aynı zamanda çizim ve boyama sıralaması da tam tersine yapılıyor. Yaygın resim sanatında ayrıntılar en sona bırakılırken, camaltı sanatında ise resmi yapmaya desenden ve en belirgin ayrıntılarla başlanıyor. İmza ve tarihi en başta koymak gerekiyor. Daha sonra çizgiler arasındaki yüzeyler ve en son olarak da fonda görünen renkler çalışılıyor. Bunun nedeni, yapılan bir motifi silmenin, rötuş yapmanın ve sonradan motif eklemenin neredeyse imkânsız olması. Camaltı resim tekniği, bu yönüyle ve tersten çalışılmasıyla, yağlı boya gibi diğer resim sanatlarından daha zor. Ustalık ve sabır gerektiriyor. Sergi 5 Ocak 2021 tarihine kadar Galeri Selvin Nişantaşı’nda görülebilir.

Piramid Sanat, Oganaki “Fısıldayan Kutular”

“Oganaki’nin üç boyutlu, minyatür ötesi yapıtlarıyla göz göze gelir gelmez bir girdaba yakalanır; bir Lilliput katmanının zaman tünelinde safariye çıkarsınız. Nostaljik tur bittiğinde ‘küçük’ ve ‘detay’a sempatiniz artacak; sanatçının yaratıcılığı ve emeğine saygı duyacaksınız.” -Selçuk Altun

Fısıldayan Kutular, sanatçıyı “ehlileşmek” üzerine bir yolculuğa çıkarıyor. Dioramaların incelikli detayları, eserlerin ihtiyacı olan zaman, sanatçının aceleci ve sabırsız kişiliğini dönüştürmek için hayatına giriyor. Fısıldayan Kutular, sanatçı için bir meydan okuma… Bizler içinse, derinlere attığımız anıları tetikleyecek, bir yandan da bize inanılmaz keyif verecek bir sergi. Bu üç boyutlu büyülü işler bizi kah bir berber dükkanına, kah bir kütüphaneye, kah bir benzin istasyonuna, kah bir araba tamirhanesine, kah bir sanatçı atölyesine çekiyor…

“Oganaki’nin işleri bizi mutlu ediyor. Onların içine, rahat bir eldivene yerleştiğimiz gibi girebiliyoruz! Bu çok ani olduğu kadar, yoğun bir deneyim. “Fısıldayan Kutular” geçmişimizi, özlemlerimizi, unuttuğumuz şarkıları, yaşanmışlıklarımızı canlandırıyor. Bazen akar zamanın kaybedilmiş, geride kalmış topraklarının kokusu bize erişilmezlikleriyle acı verse de, bundan bir nevi keyif de alıyoruz. İster sanat dünyasının bir gediklisi olalım, ister bu işleri tesadüfen gören bir postacı veya çiçekçi… Bu kutular herkesi etki alanına mıknatıs gibi çekiyor ve onlarla diyaloğa girmemek mümkün değil.”

Serginin küratörü Bedri Baykam, katalog yazısında Oganaki’nin eserleriyle ilk karşılaşma anını anlattığı cümlelerinde, aynı zamanda vuruculuklarının da sosyal kodlarımızı aştığını belirtiyor. Sergi 31 Ocak’a kadar Piramid Sanat’ta görülebilir.

Galeri 77, Sedat Girgin “Abartılar Diyarı”

Sanatçı, Galeri 77’deki üçüncü kişisel sergisi olma özelliğini taşıyan ve tümü 2020 yılında üretilmiş resimlerden oluşan bu yeni serisiyle gösteri toplumu eleştirisine odaklanırken özellikle pandemi sürecinde daha da önem kazanan sosyal medya üzerindeki yapmacık kimlikleri ve sahte algıları sorguluyor.

Günümüzün dijital-görsel kültürüne şekil veren Instagram ve Facebook gibi mecralarda oluşturulan basmakalıp profiller meselesinden yola çıkan Girgin, sosyal medyadaki yapmacıklığı dolaylı biçimde ele alırken, konformizm ve özentiliğin yarattığı kişisel ve toplumsal değer çatışmalarının insan psikolojisinde yarattığı tahribatı gözler önüne seriyor. Resimlerinde kendileri dışında her şeyden izole figürlerin iç hesaplaşmalarını yansıtan sanatçı, sahnede olma, görme ve görülme arzusunun arkasında yatan yalnızlık hissine odaklanıyor. Portrelerin parçalı anlatımı konu edilen özneleri anonimleştirirken, karakterlerin sahneyi andıran mekanlardaki performatif eylemleri, sosyal medyada verilen pozları ve Instagram story’lerini andırıyor. Ancak Girgin’in resimleri görselliğin ötesine geçip izleyiciyi yoğun bir duygulanıma ve iç gözleme yönlendiriyor. Böylece beğeni ve takipçi sayısı beklentilerinin yerini “kendilik endişesi” alıyor.

Sosyal yaşantımızdan feragat etmek zorunda kaldığımız bu zor ve sıkıntılı izolasyon sürecinde bizlere kendilik etiğinin önemini hatırlatıyor Sedat Girgin. Hayallere dalma, fikir ve kavramlara yoğunlaşma, düşünce dünyasına girme anlamında bir içe dönüşü salık veriyor. 3 boyutlu sanal tur deneyimi imkanı da sunan sergi 19 Aralık 2020 Tarihine kadar Pazartesi – Cumartesi günleri arasında Galeri 77’de görülebilir.

Baksı Müzesi, Karma Sergi, “Maske/Çağrışımlar”

Baksı Müzesi, “Maske/Çağrışımlar” sergisine yer veriyor. 20 sanatçı ve tasarımcının “maske” yorumlarını bir araya getiren sergi, açık kaldığı süre boyunca eşzamanlı olarak müzenin web sitesinde çevrimiçi izlenebiliyor. Beklenmedik bir biçimde günlük yaşantımızı kontrol altına alan, hayatımızın merkezine taşınan maskeler, bu kez sanatçı ve tasarımcıların yorumlarına konu ediliyor, yarattığı farklı çağrışımlarla ele alınıyor. “Maske/Çağrışımlar” sergisini, 25 Eylül 2020 - 15 Mayıs 2021 tarihleri arasında hem Baksı Müzesi’nin çatısı altında, hem de baksi.org web sitesinde görebilirsiniz.

Faar Art & Design, Berna Narmanlı Arpacı “Benlik”

Çukurcuma’nın yeni sanat alanı Faar Art & Design, Berna Narmanlı Arpacı’nın ‘Benlik’ isimli beşinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Serginin tasarımını ve mekan yerleştirmesini mimar Fahrettin Aykut kurgularken, küratörlüğünü ise Mehmet Kahraman üstleniyor.

Berna’nın ‘Benlik’ sergisinde, son dönem yaptığı soyut resim çalışmaları izleyici ile diyaloğa geçiyor. Her bir resimde yüzeydeki renksel değişim ve ritim, izleyici ile kurduğu ilişki ile bireysel bir deneyime dönüşüyor.

Bireysel olarak karşılaştığımız imgeler, zihinsel ve duygusal dünyamızın belleğini şekillendirmektedir.  

Günümüzde kimi zaman karşımızdakini bile gerçek anlamda duyma yetisine sahip olmadığımızı düşünen sanatçı, ancak içimizdeki o sayısız koruma kalkanlarını, özenle dizdiğimiz süslü kapıları kaldırdığımızda ortaya çıkan gerçekliği kabul edip barıştığımızda, dış dünyayla gerçek anlamda iletişime geçebileceğimize dikkat çekiyor. 

Kendi iç sesini duymakla işe başlayan kişinin, çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağını savunan sergiye kulak vermek isteyenler için sergi 30 Aralık’a kadar Faar Art & Design’da görülebilir.

Online Sergileri Evinizden Gezin

Artcrowdistanbul Online Galeri, Kezban Arca Batıbeki, “Yolda II”

Kezban Arca Batıbeki’nin, Yolda II (On The Road II) isimli solo sergisi Artcrowdistanbul Online Galerisi’nde başlıyor. 16 Eylül tarihinde açılan ve 2 ay süreyle çevrimiçi olarak izlenebilecek sergi, yaşadığımız Pandemi zamanlarında ‘yol’a duyduğumuz özlemi dile getiren özel bir seçki ile izleyici karşısına çıkıyor. Online sergide; Kezban Arca Batıbeki' nin, geçmiş dönemde hiç görülmemiş ve pandemi sürecinde, sergiye özel ürettiği 28 dijital fotoğraf-kolaj eseri yer alıyor.  Kezban Arca Batıbeki "On The Road II" başlıklı solo sergisinin çıkış noktasını; “Toplumca evde oturduğumuz pandemi döneminde, hemen herkesin yolculuklarda çekilen fotoğraflarını; sosyal medyada, sanki o günleri bir daha yaşayamayacakmış gibi içlenerek paylaştıkları dönemden esinlendim. Çektiğim binlerce yolculuk fotoğrafı arasından bana ilham verenlerini seçip ve tabii kendi üslubumdanuzaklaşmadan yeniden yorumlayarak bir seri oluşturdum.” sözleriyle aktarıyor.

 

Sakıp Sabancı Müzesi, Monet’nin Bahçesi

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), geçmiş sergilerinden zengin içerikleri kapsamlı seçkilerle dijital kanallarında paylaşıma açmaya devam ediyor. Müzenin kuruluşunun 10. yılında, 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 arasında Sabancı Holding’in katkılarıyla gerçekleştirilen Monet’nin Bahçesi- Musée Marmottan Monet’den Başyapıtlar sergisi çevrimiçine taşındı.

Empresyonizm akımına adını veren Claude Monet’nin eserlerinin yer aldığı sergi, sanatçının dünyadaki en büyük koleksiyonuna sahip olan Musée Marmottan Monet’yle (Paris) işbirliğiyle açılmıştı. Bu koleksiyondan, çiçek ve doğa temalı tabloların ağırlıkta olduğu bir seçki sunan sergi, sanatçının olgunluk döneminin ana teması Giverny Bahçesi’ne yoğunlaşmıştı.

DigitalSSM arşiv kaynaklarıyla hazırlanan ve SSM web sitesi, sosyal medya hesapları ile YouTube kanalından erişilebilen Monet’nin Bahçesi- Musée Marmottan Monet’den Başyapıtlar çevrimiçi sergisi ise, bu seçkiden örneklerle, sanat tarihinde bir dönüm noktası teşkil eden Monet’nin üretimine ayrıntılı bir bakış sunmayı amaçlıyor.

Borusan Contemporary, :mentalKLINIK, “Acı Reçete #02”

Borusan Contemporary, yeni sezonu :mentalKLINIK sanatçı ikilisinin Kovid-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasına acı bir reçete olarak sunduğu Acı Reçete #02 sergisi ile karşılıyor. Borusan Contemporary’nin Perili Köşk’teki ana galeri mekânına kurulan Puff Out yerleştirmesinden oluşan sergi, Borusan Contemporary’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından 7/24 yapılacak canlı yayın aracılığı ile izleyiciyle buluşuyor. Sağlık tedbirleri kapsamında ziyarete kapalı olacak Perili Köşk’teki performatif yerleştirme, hareketli kamera sistemi aracılığı ile koreografik bir video aktarımına dönüştürülerek sanal ortamda tüm dünyadaki sanat izleyicisi ile buluşuyor. 17 Eylül 2020 - 31 Ocak 2021 tarihleri arasında görülebilecek olan sergi, aynı zamanda İstiklal Caddesi’nde bulunan Borusan Müzik Evi binası vitrinine yerleştirilen ekrandan 7/24 yapılan canlı yayın aracılığıyla da görülebilir.

Mixer, Printed 20

Bu yıl, Printed’20 ile usta sanatçıların eserlerinin yanı sıra yepyeni yeteneklere de yer vererek izleyiciye, sanatçıların üretimlerinde baskı ile kurdukları ilişki ile ilgili derinlemesine bir inceleme fırsatı sunuyor. Sergi özgün eserlerin üretimi ile başlayarak, eserlerin çoğalma süreçlerindeki yolculuğuna izleyiciyi de ortak ediyor. Burhan Kum, CANAN, Erol Akyavaş, Edze Ali, Jordan Söderberg Mills, Kaybid, Lale Tara, Mehmet Güleryüz, SENA, Stoya, Ünal Baş, Yekateryna Grygorenko eserlerinin yer aldığı Printed’20 online sergi turuna; serginin küratörü Kerimcan Güleryüz’ün katılımıyla 5 Aralık Cumartesi, saat 15.00'da Zoom üzerinden katılınabilir.

Anna Laudel Düsseldorf’, Ekin su Koç “Altbau”

Adını Türkçe’de “eski apartman” anlamına gelen “altbau” kelimesinden alan sergideki eserler, Berlin’in görsel zenginlik sunan eski apartman motifleriyle, Ayvalık yöresinde yaşayan eski göçebelerin yaptıkları el yapımı kilimleri bir araya getiriyor.

Sanatçı, Türk göçebeleri tarafından işlenmiş tarihi el yapımı kumaşları, Berlin’in tarihi alçı motifleriyle bir araya getirerek sanat tarihiyle bir bağlantı kuruyor; bu ince dengeli kompozisyonları günlük hayatın feminist anlatıları olarak yorumluyor.

Koç, arkeolojik bir buluntu hissi uyandıran alçıların üzerine uyguladığı geleneksel Türk kumaşları ve dekoratif motiflerle, zıt malzemelerin güzelliğini ve estetik gücünü vurguluyor. Aynı zamanda yarattığı bu arkeolojik bulgularla ait oldukları, tüm cinsiyetlerin ve kültürlerin birlikte eşit şekilde yaşadığı ütopik bir dünyaya referans veriyor.

Ekin Su Koç’un 16 Ocak 2021 tarihine kadar Anna Laudel Düsseldorf’ta devam edecek olan kişisel sergisi “Altbau” aynı zamanda çevrimiçi ziyaret edilebilir. 3D teknolojisi kullanarak sergileme alanlarının sanal ortama taşındığı, sanatçının alçı motifleri, resim, kolaj, epoksi ve çizimlerle insan sonrası döneme ait hikayeleri anlattığı kişisel sergisini bu link üzerinden çevrimiçi gezebilirsiniz.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.