preloader

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Yazı Boyutu:

aaa

Organik kavramının izinden giderek bugün kullandığımız hali ile organik (tarım/ürün) nedir ve ne değildir; organiği gelecekte ne bekliyor, sizin için inceledik.

Kimyagerler tarafından kullanıldığında organik, karbon-karbon veya karbon-hidrojen bağı olan kimyasal bileşenleri işaret ediyor. 1 karbon-4 hidrojen atomunun birleşmesinden oluşan metan, en basit organik bileşenlerden biri. Diğer yandan, bir biyolog kelimeyi canlı organizmalardan elde edilen veya canlı organizma özellikleri taşıyan şeyler için kullanabilir; “Balıklar, kümes hayvanları ve amfibiler, sulak çevrelerdeki organik yaşam formlarıdır,” gibi. Organik kavramının artık kast edilen anlamını açıklamak içinse onun tarihine bakmak gerekiyor.

‘Organik’ Kavramının Hikâyesi Nereden Geliyor?

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

II. Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılmış şehirlerde yaşanan besin kıtlığı, olabildiğince çok gıdayı olabilecek en kısa sürede yetiştirilmesi gerekliliğini doğurdu. Cevap, kimya şirketlerindeydi. Savaş boyunca DDT, dichloro-diphenyl-trichlorethane, hastalık taşıyan böcekleri öldürerek binlerce insanın hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak addedildi. Daha önce Zyklon B gibi gaz bombaları ve kimyasal silahlar üreten I.G. Farben gibi şirketlere yeni bir pazar gerekiyordu.

Bu bir anda müsait hale gelen araçlar, ticari tarımı kolaylaştırdı; pek çok çiftçi, kapasitesini artırmak için daha fazla sentetik zirai ilaç ve gübre gibi kimyasal bileşenler kullanmaya teşvik edildi. Ve bunun miktarı yakın on yıllarda daha da arttı.

Ancak bu esnada, toprağı nasıl beslememiz gerektiği konusunda başka bir fikir daha kökleniyordu. 1943’te organik tarıma olan ilgiyi parlatan kitap olan An Agricultural Testament basıldı ve J.I. Rodale, -şimdiki adı Rodale Institute olan- araştırmalara öncülük edecek bir kuruluş olarak Soil and Health Foundation’ı kurdu. 1962’de, doğal kaynakları koruma yanlısı Rachel Carson, zirai ilaçların çevreye verdiği zararın alarm sesi olarak nitelendirilen Silent Spring’i yayınladı. Buna karşılık, 60’ların ve 70’lerin düzen karşıtı uyanışının bir parçası olarak, toprağa dönüş hareketi başladı.

Karşı kültür hareketinin bir parçası olarak toprağa dönmek, işlenmemiş gıda ile beslenmek ve besinleri herhangi bir kimyasal kullanmadan yetiştirmek demek olmanın yanı sıra bundan çok daha geniş bir anlam barındırıyordu. Hareketin öncüleri çevreci yöneticilik, aile sağlığı ve doğa ile uyumlu bir çizgide yaşama gibi prensiplere sahiptiler. Yetiştiricilerin müşterileri de kendileri ile benzer prensiplere sahip yerel halktı ve besinleri onlardan doğrudan satın aldılar.

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Seneler içinde organik besinlerin üretimlerinin ve satışlarının daha büyük market zincirlerine taşınması, organik hareketinin bir sertifika ile belgelenmesini aciliyetle gerekli kıldı. Ancak hareket, alışveriş yapan insanların organik gıdaları kolayca tespit edebilmesi amacıyla üzerinde anlaşılan standartların, çiftçilerin pratikleri ile örtüşmeyeceğinden endişeliydi. Eyalet düzeyinde ilk yasa 1973’te Oregon’da geçti ve onu Amerika’daki diğer eyaletler izledi. 1990’da ise Kongre, endüstrinin her yanından yükselen anlaşmazlıklara rağmen, Organic Foods Production Act’i geçirdi.

Her ne kadar ‘organik tarımın prensipleri çerçevesinde dünya çapında benimsenmiş ekolojik, sosyal ve ekonomik sistem kurma ve işletme’ misyonu ile ilerlese de günümüzde organik kavramı, üzerine yüklendiği ‘sağlıklı’ veya ‘doğaya yakın’ gibi anlamlarla ufkunu genişletti. Peki organik, bugün kullandığımız hali ile nedir?

Organik Ürün Nedir?

Tohumdan hasata, hasattan son kullanıcıya ulaşıncaya kadar olan bütün aşamalarında, insana ve ekosisteme zararlı kimyasal girdi, katkı maddesi ve işlem/yöntem kullanılmadan üretilen, kontrollü ve sertifikalı ürünler, organik ürün olarak adlandırılıyor.

Organik, farklı dillerdeki kullanım biçimleri nedeniyle ekolojik ya da biyolojik olarak da adlandırılabiliyor. Örneğin, İngiltere’de organik, organic, Almanya’da ekolojik ve biyolojik, ökologisch, Fransa’da biyolojik, biologique kelimeleri kullanılıyor. Bunlar genel olarak birbirleriyle eşanlamlı olarak kabul ediliyor.

Organik gıda ürünlerinin Avrupa Birliği’ndeki pazar payı 2008-2018 arasındaki 10 senede iki katı artış gösterdi ve organik gıdaya olan talep giderek büyüyor. Dünya genelinde 2018 yılı verilerine göre toplam tarım alanının %1,5’inde organik tarım yapılıyor. Türkiye’de ise toplam tarımsal alan içerisinde organik tarım yapılan alan, 2019 yılı verilerine göre %2,2 seviyelerinde bir paya sahip. Yine de kavramın altını nelerin doldurduğuna dair her zaman bir çelişki ve kafa karışıklığı söz konusu. Doğal mıdır? Zirai ilaçtan arınmış mıdır? Lokal olarak mı üretilmiştir? Aslında tam olarak değil…

Sentetik Gübre Yoktur

Kompost ve yosun türevleri gibi doğal gübreler, üretken ve sağlıklı bir toprak için elzemdir. Dolayısıyla organik ürünler, endüstriyel tarımdaki gibi nitrojen bileşenleri, fosfor ve potasyum içeren sentetik gübrelerle değil, bu gübrelerle yetiştirilmelidir.

Zira organik tarım toprağın yapısını, kalitesini ve biyolojik çeşitliliği artırıyor. Çalışmalar, organik tarım yapılan arazilerin %30 daha fazla biyo-çeşitlilik sunduğunu gösteriyor.

Genetiğiyle Oynanmamıştır

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Bir besinin ‘organik’ olarak etiketlenmesi için üretiminde genetiğiyle oynanmış mahsul kullanılmamış olması gerekiyor. Kural, organik etler ve canlı hayvan gıdaları için de geçerli. Ayrıca bu hayvanların da %100 organik yem ile yetiştirilmesi gerekiyor.

Nitrat Seviyeleri Genellikle Yüksektir

Organik olarak yetiştirilen ürünlerde daha düşük nitrat seviyeleri gözlendi. Öyle ki çalışmalar, bu oranın %30’larda olduğunu söylüyor.

Yüksek nitrat seviyeleri belirli tipte kanser türlerinin riski ile ilişkilendiriliyor. Aynı zamanda vücudun oksijen taşımasını önleme gibi etkilere sahip bir hastalığın nedenleri ile de örtüştürülüyor.

Antibiyotikler Son Çıkış Kapısıdır

Yediğimiz veya ürünlerini tükettiğimiz hayvanların hastalıktan uzak tutulması gerekiyor. Endüstriyel çiftçilerin çoğu, hastalıkları önlemek için düzenli olarak hayvanlarına antibiyotik kullandırıyor. Ancak bunların besin zinciri boyunca taşınması endişe veriyor.

Ölçüsüz antibiyotik kullanımı hem insan hem de hayvan sağlığı açısından sakıncalı; çünkü bakteri üretimine yardımcı oluyorlar. Antimikrobiyal direnç ise global bir endişe. Her sene Avrupa Birliği’nde yaklaşık 33.000 insan, antibiyotik-dirençli bakterilere bağlı enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor.

Organik çiftliklerde ise antibiyotik kullanımı kat-i biçimde sınırlı. Çiftçiler hastalıkları, yetiştirdikleri hayvanların sayısını sınırlandırarak ve hayvanları için daha iyi beslenme koşulları geliştirerek kontrol altında tutuyor. Antibiyotikler sadece, doğal yöntemler yeterli gelmediğinde, eğer sadece hayvanın sağlığı için gerekliyse veriliyor. Zaten burada amaç, hayvanlar için antibiyotik kullanımına gerek duymayacakları kadar sağlıklı bir ortam sağlamak ve bunu sürdürmek.

Çalışmalar da çiftliklerdeki antibiyotik kullanımının düştüğünü gösteriyor. Avrupa’da bu oran 2008-2018 arasında %34’lerde seyrediyor.

‘Daha İyi Bir Doğa’ İçin Yetiştirilir

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Organik tarım pratikleri hava kirliliğinin azalmasına, suyun muhafaza edilmesine, toprak erozyonunun önüne geçilmesine, toprak üretkenliğinin artmasına ve daha az enerji tüketilmesine ön ayak olur.

Endüstriyel tarım modeli, küresel sera gazı salımının en büyük kaynaklarının arasında gösterilirken ekolojik tarım, hem iklim değişikliğinin etkilerini azaltmayı amaçlar hem de iklim değişikliğine uyum stratejisi sunar.

Organik Ne Değildir?

Lokal Olarak Yetiştirilmiş

Avrupalılar, dünyanın organik tüketen ikinci büyük topluluğu. Lokal üretimin henüz bunu karşılayacak kadar büyük olmaması nedeniyle organik ürünlerin çoğu ithal ediliyor. Organik besin ithalatında Avrupa’nın en büyük ticaret ortakları Çin, Ukrayna, Dominik Cumhuriyeti ve Ekvador.

Amerika’da ise bir gıdanın tarladan tabağa ulaşması için yaklaşık 2500 km yol kat etmesi gerekiyor.

Yine de lokal pazarınızda organik koşullarda yetiştirilmiş ürünler bulmanız da pekala mümkün. Buğday Derneği’nin organik üretimi ve üreticiyi desteklemek, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişmek isteyen tüketicilerle üreticileri buluşturmak için geliştirdiği %100 Ekolojik Pazar şemsiyesi, bu anlamda çok kıymetli bir yapı.

Kurulan bu pazarlarda satış yapan çiftçinin stokları takip ediliyor, depo denetimleri yapılıyor, ürünler belediyeler ve dernek tarafından analize gönderiliyor, derneğin ziraat mühendislerince arazi ziyaretleri yapılıyor.

‘Yeşil’ Paketlenmiş

Bir paketin üzerinde doğal, yeşil veya eko-yazması içindeki ürünün organik olduğu anlamına gelmiyor.

Besin Değeri Yüksek

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Bir ürün ‘organik’ olarak etiketlendi diye besin değeri yüksek anlamına gelmez. Bu ürünlerin bir kısmı yine yüksek oranda kalori içeren, şeker ilaveli ve yağ oranı yüksek ürünler olabilir. Kurabiye, cips, dondurma gibi ürünler organik olsalar da yüksek besin değerine sahip olmayabilirler.

‘Organik’ Sertifikası Nedir?

Organik sertifikalı ürünlerle ilgili ilk mevzuat, 1991’de Avrupa Birliği tarafından çıkarıldı. Ardından ABD’nin NOP ve Japonya’nın JAS gibi yönetmelikleri yayımlandı ve bunları başka ülkelerin yönetmelikleri izledi.

Türkiye’de organik tarım faaliyetleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları Daire Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Bakanlığın kontrol ve sertifikasyon yetkisini devrettiği 24 kuruluş ve üreticiler, organik tarımla ilgili tüm faaliyetlerini “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”e göre yapıyor. Bu kuruluşlar da belirli dönemlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetleniyor.

Organik tarıma başlamak isteyen üretici ya da işletmeciler öncelikle yetkilendirilmiş kuruluşlardan birine başvuruyor. Daha sonra kontrol ve sertifika kuruluşları tarafından kontrole tabi tutuluyorlar. Kontrol işlemi yazılı belgeleri, planları, defterleri, raporları, kayıtları, arazi, işletme ve depo gibi kritik kontrol noktaları ve gözlemleri içeriyor.

Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra üretici veya işletmenin herhangi bir uygunsuzluğu yoksa kontrol ve sertifika kuruluşu tarafından organik tarım müteşebbis sertifikası düzenlenmesine karar veriliyor. Bu, ürünün üretim aşamalarına dair bir sertifika. Ayrıca yönetmelik hükümlerine göre üretilen ürünler için ürün sertifikası düzenlenmesi gerekiyor. Bu uygulamayla birlikte her türlü satış faturayla belgeleniyor ve sertifika kuruluşuna bildiriliyor.

Sertifikalar 12 ay süre ile geçerli kabul ediliyor. Sertifikanın geçerliliği bitmeden belgenin yenilenmesi amacıyla, daha önce yapılan işlemlerin tekrarlanması gerekiyor.

Organik Sertifikasının En Çok Anlam İfade Ettiği Meyveler ve Sebzeler

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

Yüksek oranda böcek ilacı içerme riskine sahip elma, biber, salatalık, kereviz, patates, üzüm, çeri domates, şeftali, ıspanak ve çilek gibi besinlerin organik olarak tercih edilmeleri öneriliyor.

Kuşkonmaz, avokado, mantar, kabak, patlıcan, kivi, mango, soğan, ananas, tatlı patates ve greyfurt ise ‘temiz’ olarak nitelendirilebilecek besinlerden.

Organik Ürün Satın Alma Önerileri

Mevsiminde tüketin: Sebzeler ve meyveler, en taze hallerine mevsimlerinde kavuşurlar. Beslenme şeklinizi o ay çıkan gıdalar ile düzenlemek, daha sağlıklı bir doğanın ve bedenin kapısını aralar.

Civardan alışveriş yapın: Organik ürünlerin marketteki, pazardaki, internetteki ve diğer yerlerdeki fiyatlarını karşılaştırın.

Organiğin her zaman ‘sağlıklı’ anlamına gelmediğini unutmayın: Zira aburcuburların kulağa sağlıklıymış gibi gelmesi, gıda endüstrisinin bir pazarlama hilesidir. Organik olarak pişirilmiş tatlılar ve atıştırmalıklar halen yüksek oranda şeker, yağ, tuz veya kalori içerebilir. Etiketleri doğru okumaya özen gösterin.

Organiğin Geleceği Ne Olacak?

Bir Kavramın İzinde: Organik Ürün Nedir?

‘Organik’, endüstrinin eski topraklarının hükmünün yanı başında usulca büyümeye devam eden ve sonunda ana akıma ulaşmayı başaran bir kavram. Organic Trade Association’a göre organik sertifikalı ürünler, %12,4’lük rekor artışla 2020 senesinde 62 milyar dolar değerine ulaştı ve araştırmalar daha fazla tüketicinin gıda seçimlerinde çevresel etkiyi önemsediğini gösteriyor. Yine de tüketicilerin önüne daha önce olduğundan çok daha fazla organik ürün serilmesi, bu mücadelenin içinde olanlar için daha fazla cephede savaşmak ve savunma yapmak anlamına geliyor.

Bir sistemin sürdürülebilir olması için onun yüzyıllarca dayanabilmesi ve kendini yeniden üretmesi gerekiyor. Konvansiyonel yöntemlerin dünyayı haddinden fazla tüketmesinin bir sonucu olarak iklim krizi, dünyayı iyileştirmemiz gerektiğinin çanlarını çoktan çalmaya başladı. Organik kavramı yanına iyileştirici ve yenileyici yöntemleri de alarak bunun üstesinden gelebilir. Ancak bunun için yaptırım gücü olan kararlar alınması şart.

Avrupa Birliği, 2030’a kadar tüm tarım arazilerinin %25’in organik tarım yapılması hedefini koydu. 2019’da bu oran %8’di. Yine aynı döneme kadar zararlı kimyasalların ve zehirli böcek ilaçlarının kullanımını da %50’ye düşürmeyi planlıyor.

Zeynep Özar Berksü

Zeynep Özar Berksü