İstanbul Sergileri - Eylül 2026'da Gezilebilecek Sergiler

01.09.2026
İstanbul Sergileri - Eylül 2026'da Gezilebilecek Sergiler
OGGUSTO CLUB’A ücretsiz üye olarak yazıyı sesli dinleyebilirsiniz.

Yazı Boyutu:

İstanbul’daki güncel sergiler, öne çıkan sergi durakları ve müze programlarını keşfedin. Kültür ve sanatın buluşma noktası İstanbul’da, ay boyunca ziyaret edilmesi gereken tüm sergiler bu rehberde.

Bir Bakışta: İstanbul Sergileri

  • Eylül ayında İstanbul’da görülebilecek güncel sergileri bölge bölge inceleyebilirsiniz.
  • Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Dolapdere, Karaköy, Fatih, Sarıyer, Ataşehir ve Büyükada’daki müze ve galeri programlarına bakabilirsiniz.
  • Her sergi için yer, tarih, ziyaret saatleri ve Instagram bilgilerini hızlıca görebilirsiniz.
  • Öne çıkan sanatçıları, küratörleri ve sergilerin ana temalarını karşılaştırabilirsiniz.
  • Sergi rotanızı yakınlardaki yeme-içme ve mekan önerileriyle birlikte planlayabilirsiniz.

Sanat sezonu 2026 boyunca devam ederken, İstanbul’daki müze ve galeriler sanatseverlere kaçırılmaması gereken sergiler sunmaya devam ediyor.

“Eylül ayında İstanbul’da hangi sergileri görmeliyim?” diyenler için; devam eden, yeni açılan ve ziyaretçilerini bekleyen sergileri OGGUSTO 2026 sergi rehberinde bir araya getirdik. Eylül ayında İstanbul’da gezilebilecek en iyi sergilerle kendinize güncel bir sergi rotası oluşturun.


Beşiktaş’ta Görebileceğiniz Sergiler


Artweeks Istanbul – Collectors Edition

Pencere ve balkon detaylarına sahip açık renkli, kabartmalı klasik bir bina cephesi illüstrasyonu üzerinde, Bilgili tarafından düzenlenen Art Weeks Istanbul Koleksiyoner Baskısı etkinliği duyuruluyor; 16 Eylül - 8 Kasım tarihleri arasında Akaretler Sıraevler A23, A25-27, A43, A45 adreslerinde Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci gibi isimlerin yer alacağı bu sanatsal buluşma için tarihi kaydetmeniz isteniyor.

Artweeks Istanbul, Collectors Edition ile Türkiye’nin önde gelen özel sanat koleksiyonlarından üçünü Akaretler Sıraevler’de bir araya getiriyor. Bilgili Sanat tarafından düzenlenen edisyonda Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin yıllar içinde oluşturdukları koleksiyonlardan seçkiler, A23, A25-27, A43 ve A45 numaralı binalara yayılıyor. Modern ve çağdaş sanattan farklı kuşakları buluşturan sergiler, ziyaretçilere eserlerin yanı sıra koleksiyonerlerin sanatla kurduğu ilişkiyi ve koleksiyonlarının zaman içinde nasıl şekillendiğini görme fırsatı sunuyor.

Edisyon, koleksiyonerliği sanat ekosisteminin önemli bileşenlerinden biri olarak merkeze taşıyor. Sanatçıları uzun soluklu destekleme, eserlerin korunması ve kültürel hafızanın oluşması gibi başlıkları görünür kılan seçki, özel koleksiyonlarda bulunan eserleri daha geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturuyor.

Muse Contemporary – Çakal Düğünü – Canan Savaş

Koyu gri ve açık gri tonlarında, girdaplı bir arka plana sahip, Canan Savaş'ın Çakal Düğünü adlı sergisinin tarih, mekan ve adres bilgilerini beyaz yazılarla içeren bir afiş: 18 Eylül 2026 - 18 Ekim 2026, Muse Contemporary, Aydın Sokak No:12 K:1 Levent, Beşiktaş - İstanbul.

Muse Contemporary, 18 Eylül – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının yeni üretimlerini bir araya getiren sergi, kişisel hafızayı kültürel mirasla buluşturarak doğa, insan ve insan doğası arasındaki ilişkiyi evrensel bir anlatı üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor. Canan Savaş’ın sanat pratiğinin merkezinde, doğa ile insan arasındaki görünmez bağları araştıran bir yaklaşım yer alıyor. “Çakal Düğünü”, sanatçının yıllar önce babasından dinlediği bir hikâyeden yola çıkarak şekillenen ve kişisel belleğin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını sorgulayan güçlü bir anlatı sunuyor.

Küratör Dorothea Strauss’un farklı kuşak ve coğrafyalardan on sanatçıyı bir araya getirdiği “Making Worlds. Systems of Being”, 9 Eylül 2026’da Sevil Dolmacı Gallery’nin İstanbul’daki tarihi mekânı Villa İpranosyan’da açılıyor. Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in eserlerinin yer aldığı sergi, gerçeklik algımızı biçimlendiren görünür ve görünmez sistemleri odağına alıyor. Sergi, 9 Ekim 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

EArt Galeri – Başlangıç Noktası: Boşluk – Y. Bahadır Yıldız

EArt Galeri, yeni sanat sezonunu Y. Bahadır Yıldız’ın “Başlangıç Noktası: Boşluk” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor. 22 Eylül – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında Akaretler Sıraevler No:47’de izleyiciyle buluşacak sergi, sanatçının son dönem heykel ve resim çalışmalarını bir araya getiriyor.

Yıldız’ın ağırlıklı olarak zımpara kâğıdıyla ürettiği heykellerinin yanı sıra kök boya resimleri ve ilk kez kullandığı PVC ile gerçekleştirdiği yeni heykellerin yer aldığı “Başlangıç Noktası: Boşluk”, sanatçının üretim pratiğinde boşluğun biçimin oluşumundaki kurucu rolüne odaklanıyor. Kıvrılan, daralan, genişleyen ve kendi üzerine dönen formlar, çevreledikleri boşluğun yönlendirmesiyle biçim kazanırken; boşluk, formun içinde yer alan ikincil bir unsur olmaktan çıkarak onun kuruluşunu başlatan koşula dönüşüyor.

212 Photography Istanbul

Yüzleri ve elleri dondurmaya bulanmış, neşeyle farklı yönlere bakan iki küçük çocuk, Martin Parr'ın candid bir anı yakalayan bu fotoğrafıyla 212 PHOTOGRAPHY İSTANBUL festivalinin tanıtım görseli olarak, deniz kenarında keyifli bir sahneyi yansıtıyor.

212 Photography Istanbul, 26 Eylül – 11 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek dokuzuncu edisyonunda fotoğrafın 200. yılını dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıları, sergileri ve disiplinler arası etkinlikleri bir araya getiren kapsamlı programıyla kutluyor. Uluslararası sanatçılar ve farklı küratöryel yaklaşımların yanı sıra konuşmalar, sanatçı buluşmaları ve atölyeler de festival programında yer alıyor.

Terakki Vakfı Sanat Galerisi – USTASINDAN SONRA Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar

Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan yirmi iki sanatçının eserini bir araya getiren “USTASINDAN SONRA Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar” adlı sergi, Itır Demir küratörlüğünde 7 Eylül – 24 Ekim 2026 tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde izleyiciyle buluşuyor.

Sergide yer alan sanatçılar: Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Temel, Burhan Uygur, Dinçer Erimez, Erol Deran, Fikret Mualla, Halil Dikmen, Hanefi Yeter, Hüseyin Bilişik, Kainat Barkan Pajonk, Komet, Leyla Gamsız, Malik Aksel, Mehmet Pesen, Memduh Kuzay, Naile Akıncı, Nevin Çokay, Özdemir Altan, Sabri Berkel, Şevket Dağ, Yusuf Katipoğlu, Zehra Aral

Kiff Bebek – Homecoming – Şeyma Türk

Yazın sona ermesiyle birlikte şehre dönüşler başlarken, Şeyma Türk’ün “Homecoming” sergisi 10 Eylül’de Kiff Bebek’te izleyiciyle buluşuyor. Yaz aylarının ardından İstanbul yeniden kendi ritmine dönerken tatiller, kısa kaçışlar ve şehirden uzaklaşma hâli yerini gündelik yaşama bırakıyor.

Şeyma Türk’ün “Homecoming” sergisi de bu mevsimsel dönüş hâlinden yola çıkarak yuvaya dönme duygusuna odaklanıyor. Ancak bu dönüş yalnızca bir yere geri gelmek değil; tanıdık olana, gündelik hayatın ritmine ve kişisel hafızada yer eden nesnelere yeniden yaklaşmak anlamına geliyor.


Beyoğlu’nda Görebileceğiniz Sergiler


Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi – Türk Resmini İzlemek

Kırmızı uzun kaftanı, sarığı ve sarı terlikleriyle, desenli mavi çinili duvarların ve kemerli bir kapının önünde duran sakallı bir adam, yerde yeşil yapraklar yiyen birkaç kaplumbağayı aşağı doğru bakarak inceliyor; bu eser, Türk resmi sergisi temasına güzel bir örnek sunuyor.

Türkiye İş Bankası’nın yıllar içinde oluşturduğu sanat koleksiyonundan hazırlanan Türk Resmini İzlemek, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin iki katına yayılan kalıcı sergisi. Prof. Dr. Gül İrepoğlu küratörlüğünde kronolojik, tematik ve kavramsal bir yaklaşımla hazırlanan seçki, 19. yüzyılın sonlarından günümüze Türk resim ve heykel sanatının gelişimini takip ediyor. Serginin beşinci katında Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Hoca Ali Rıza ve Mihri Hanım gibi öncü isimlerden 1914 Kuşağı’na ve Cumhuriyet’in ilk dönem sanatçılarına uzanan eserler yer alıyor.

Dördüncü katta 20. yüzyılın ortalarından günümüze uzanan seçki, d Grubu sanatçılarından Özdemir Altan, Bedri Baykam, Burhan Doğançay, Nazlı Ecevit ve Neş’e Erdok gibi isimlere açılıyor. Deniz Coşkusu, Anadolu Esinlenmeleri, İstanbul’un Resmi, Kadın Portreleri ve Yaşantının Getirdikleri gibi tematik bölümler ise farklı dönemlerden eserler arasında yeni bağlar kuruyor. Cumhuriyet’in 100. yılına armağan olarak 29 Ekim 2023’te ziyarete açılan müzenin temelini oluşturan Türk Resmini İzlemek, Türkiye sanat tarihinin yaklaşık bir buçuk asırlık değişimini tek bir koleksiyon üzerinden takip etme imkânı sunuyor.

Pera Müzesi – Cumhuriyetin Kamera Arkası

1925 İstanbul'da, Sirkeci Garı'ndan hareket eden bir trenin penceresinden gülümseyerek dışarı bakan, takım elbiseli, papyonlu ve geleneksel şapkalı altı kişilik sporcu kafilesi, Cumhuriyetin dinamik ruhunu ve coşkusunu taşıyor.
Sirkeci Garı’nda bir sporcu kafilesi, İstanbul, 1925 öncesi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi, CFA_005594.

Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 20. yıl dönümünü, erken Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun gündelik yaşamına ve basın fotoğrafçılığının görünmeyen yüzüne odaklanan “Cumhuriyetin Kamera Arkası” sergisiyle kutluyor. İdil Çetin ve Ahmet Ersoy’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndaki Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen kareleri bir araya getiriyor. Sergi, 1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan dönemi, dolaşıma girmemiş ya da zaman içinde gözden düşmüş fotoğraflar üzerinden yeniden okumaya davet ediyor.

90 bini aşkın fotoğrafın yer aldığı arşivden hazırlanan seçki; sokaktaki insanlardan yoksullara, mahkûmlardan gündelik hayatın sıradan anlarına kadar resmi anlatıların çoğu zaman dışında kalan farklı toplumsal kesimleri görünür kılıyor. Selahattin Giz ve Namık Görgüç başta olmak üzere dönemin basın fotoğrafçılarının objektifinden çıkan görüntüler, erken Cumhuriyet İstanbul’unun çok katmanlı sosyal yapısına ışık tutuyor. Sergi nostaljik ve tek sesli bir tarih anlatısı kurmak yerine, dönemin çelişkilerini, belirsizliklerini ve çoğulluğunu öne çıkarıyor.

Pera Müzesi – Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle

Frank Bowling'in Kitty adlı 2009 tarihli bu soyut eserinde, parlak pembe bir güneşin veya ayın önünde, turuncu ve mor tonlarında, dikey çizgilerle yansıtılmış gibi görünen, karmaşık detaylara sahip bir şehir silüeti kompozisyonu hakim; alt kısımda ise belirgin bir yeşil halka yer alıyor.

Pera Müzesi, Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Alistair Hicks küratörlüğünde 29 Eylül’de açılacak “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle”, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. Bowling’in ilk kez sergilenecek eserlerinin de yer aldığı seçki, üç ressamın resmin olanaklarına yönelik farklı yaklaşımlarına odaklanıyor.

Sergi, Bowling’in renk, yüzey ve belleği buluşturan üretiminin farklı evrelerini, Francis Bacon ve Victor Willing’in eserleriyle yan yana getiriyor. Üç sanatçı arasında kurulan bu ilişki, benzer sanatsal sorulara verilen farklı yanıtları birlikte düşünmeye imkân tanıyor.

Pera Müzesi – Osman Hamdi Bey

Osman Hamdi Bey, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin (The Met) Orientalism: Between Fact and Fantasy sergisinde yer almasıyla uluslararası sanat gündeminin yeniden merkezine taşınıyor. 12 Haziran 2026 – 28 Şubat 2027 tarihleri arasında düzenlenecek sergi, Oryantalizm kavramını sanat, kültürel karşılaşmalar, kolonyalizm ve modernleşme ekseninde ele alırken, Osman Hamdi Bey’in eserlerini Jean-Léon Gérôme gibi dönemin önemli ressamlarıyla birlikte bir araya getiriyor.

The Met’in Oryantalizm’e odaklanan ilk büyük sergisi olma özelliğini taşıyan bu kapsamlı seçki, sanatçının Batılı Oryantalist gelenek içindeki özgün konumunu yeniden değerlendirmeye açıyor.

Osman Hamdi Bey’in eserlerini yakından görmek isteyen sanatseverler için önemli duraklardan biri ise Pera Müzesi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu kapsamında sergilenen yapıtlar, sanatçının resim pratiğini çok yönlü kişiliğiyle birlikte ele alıyor.

Ressam, arkeolog, müzeci ve eğitimci kimliklerini bir arada taşıyan Osman Hamdi Bey’in sanat anlayışı; figür kurgusu, tarihsel referansları ve Osmanlı modernleşmesine dair yaklaşımıyla öne çıkıyor. Koleksiyonda yer alan Kaplumbağa Terbiyecisi ve İki Müzisyen Kız gibi başyapıtlar, sanatçının üretimini yakından incelemek isteyenler için önemli bir fırsat sunuyor.

Pera Müzesi Koleksiyon Sergilerinde Bir Yolculuk”

Pera Müzesi, koleksiyon sergilerini daha yakından keşfetmek isteyen sanatseverleri ücretsiz rehberli turlarla buluşturuyor

Yapı Kredi Müzesi – Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat

YÜZYILIN İZLERİ sergisinin afişi, Koç Topluluğu ve Sanat temasını vurgulayan, renkli geometrik bloklardan oluşan bir arka plan üzerinde, farklı dönemlere ait üç siyah beyaz fotoğrafı sergiliyor; bu fotoğraflar arasında takım elbiseli erkekler, uçağa uzanan bir kadın ve zarif giyimli başka bir kadın bulunmaktadır.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Koç Topluluğu’nun 100. yılını “Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisiyle kutluyor. Sergi, 8 Nisan 2026 tarihinden itibaren sanatseverlerle buluşuyor.

Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu’nun yüzyıllık yolculuğu, bu sergide kültür ve sanat alanında yaptığı çalışmalar üzerinden ele alınıyor. 1920’lerden günümüze uzanan seçki; sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle zengin bir içerik sunuyor.

Miniatürk Müzesi – Karma Sergi, “İstanbul Tarihi Yarımada Model Sergisi”

Geçmişte dünya tarihini şekillendiren olaylar, şehirler ve medeniyetlerden; gelecekte ise dünyamızı bekleyen yeni yerleşimler ve yaşam dinamiklerinden ilham alan, gerçek yaşamdan 87 kez küçük hareketli teknolojik model sergileri üreten Modelport’un hazırladığı “İstanbul Tarihi Yarımada Model Sergisi”, bir zamanlar Roma İmparatorluğu ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi olan İstanbul’un 400 bin metrekarelik en tarihi bölgesini hareketli modellerle yeniden canlandırıyor.

Siyah beyaz tonlarda, Not Yet Gone başlıklı karma serginin bir davetiyesi veya afişi olan bu görselde, katlanmış kağıtları ve keskin geometrik şekilleri çağrıştıran soyut formlar üst üste binerek dinamik bir kompozisyon oluşturmakta ve Shiva Zahed Gallery'de gerçekleşecek bu grup sergisinin modern sanat estetiğini vurgulamaktadır.

Shiva Zahed Gallery’nin üçüncü sergisi “Not Yet Gone” ile 18 Eylül – 7 Kasım 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Sergide Arya Tabandehpoor, Omid Mehdizadeh, Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Rana Heidarzade ve Alborz Kazemi’nin çalışmaları bir araya geliyor.

“Not Yet Gone” İran’da yaşayan ve imgelerin tek bir anlamla sınırlandırılmasına karşı çıkan üretimlere yönelik ortak ilgi duyan yedi sanatçıyı bir araya getiriyor. Sergide fotoğraf, geçmişin sabit bir kaydı olmaktan çıkarak farklı anların, anıların ve gerçekleşmemiş geleceklerin üst üste geldiği maddi, algısal ve zamansal bir alana dönüşüyor.

Salt Beyoğlu – Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları – Özer Kabaş

Sanatçı, eğitimci ve yazar Özer Kabaş’ın 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimi üzerinden Türkiye kültür ortamının bir dönemine derinlikli bir bakış sunan “Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları” 16 Eylül’de Salt Beyoğlu’nda açılıyor.

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın yeni sergisi “Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları”, sanatçı, eğitimci ve yazar Özer Kabaş’ın (1934 – 1998) 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimini ve Türkiye’nin kültür tarihindeki yerini inceliyor. Kabaş’ın resim, özgün baskı, takı tasarımı, tiyatro ve sinema alanlarındaki üretimlerini arşiv belgeleriyle bir araya getiren sergi, sanatçının Robert Kolej’deki öğrencilik yıllarından Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki akademisyenlik dönemine kadarki süreçte çeşitlenen pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Böylece, Kabaş’ın sanatın farklı disiplinlerine ilgisini, sanat eğitimine yaklaşımını ve kültür ortamına katkılarını ortaya koyuyor.

Beyaz arka plan üzerinde, siyah ve mercan kırmızısı renklerde ÜÇGEN triangle ve BİR DİYALOG a dialogue başlıklarını taşıyan, 19 Eylül - 15 Kasım 2026 tarihleri arasında Rast Gallery'de gerçekleşecek bir serginin afişi; küratörleri, koleksiyonerleri, sanatçıları ve konsept tasarımcısını detaylı olarak sıralıyor.

İstanbul’un çağdaş sanat sahnesine yeni bir model öneren “ÜÇGEN”, bağımsız sanatçılar, küratörler ve koleksiyonerleri özgün bir işbirliği yapısında bir araya getiriyor. 19 Eylül – 15 Kasım 2026 tarihleri arasında rast. GALLERY’de gerçekleşecek sergi, sanat üretiminin üç temel aktörü etrafında şekillenen yıllık bir sergi dizisinin ikinci edisyonu olma özelliğini taşıyor. Projenin kavramsal çerçevesi Derya Yücel tarafından oluşturuldu. Aynı zamanda projenin yürütücülüğünü üstlenen Yücel, bu yapı ile sanatçı, küratör ve koleksiyonerler arasında sürdürülebilir bir diyaloğun ve üretime dayalı bir işbirliği modelinin kurulmasını hedefliyor.

Her “üçgen” bir bağımsız sanatçı, bir küratör ve bir koleksiyonerden oluşuyor. Her bir üçlü, sanatçının üretim pratiği etrafında birlikte düşünüyor, seçiyor, geliştiriyor ve sunuyor. 2026 edisyonunda projede sanatçılar Furkan Öztekin, Merve Mepa ve Şule Nur Alev; koleksiyonerler Ari Meşulam, Öner Kocabeyoğlu ve Zülal Gülçur; küratörler ise Melis Bektaş, Naz Kocadere ve Uras Kızıl yer alıyor.

Galerist – Gönül İşi

Nil Yalter'in sergisinden bir eser olarak, bürokratik belgelerin, pasaport damgalarının ve el yazısı notların, aynalı siyah beyaz bir kadın figürü ile iç içe geçmiş ten rengi bir vücut parçasının yer aldığı katmanlı ve düşündürücü bir kolaj.
Nil Yalter
Skin Story, 2003
Video
5’13”
Ed. 5 + 2 AP
Nil Yalter ve Galerist’in izniyle

İstanbul çağdaş sanat sahnesinin öncü galerilerinden Galerist, 25. yılını kuruluşundan bugüne dek galerinin kimliğini şekillendirmiş 50’ye yakın sanatçıyı bir araya getiren “Gönül İşi” sergisi ile kutluyor. 16 Eylül 2026’da açılacak sergi, galerinin tarihine damga vurmuş önemli yapıtları, sergi için üretilmiş yeni eserlerle bir araya getirerek sanatsal yakınlıkların, uzun soluklu ilişkilerin ve ortak bağlılıkların izini sürüyor.

2001 yılında kurulan Galerist, yıllar içinde farklı kuşaklardan sanatçılarla kurduğu uzun soluklu ilişkiler, düşünsel alışveriş ve sürekliliğe dayalı bir diyalog etrafında şekillenen bir program geliştirdi. Yaklaşık 200 sergi boyunca genç sanatçıların üretimlerine alan açarken, yerleşik pratiklerin gelişimine eşlik etti; sanatçı miraslarını gözetti ve Türkiye çağdaş sanatının uluslararası görünürlüğünü destekledi. Farklı kuşakları, mecraları ve sanatsal yaklaşımları bir araya getiren, eşit cinsiyet temsiline dayalı bu sanatçı odaklı yaklaşım, Galerist’in 25 yıllık hikâyesinin de temelini oluşturuyor.

offgrid art project – Aynı Şehirde – Ci Demi, Hüseyin Güler ve Tibet Oktay Aslan

Açık gri, hafif dokulu bir arka plan üzerinde, kalın, kömür karası bir çizgiyle oluşturulmuş, soyut ve insan figürünü andıran kıvrımlı bir şeklin merkezinde küçük bir nokta bulunan offgrid ART PROJECT sergisi afişi; neon sarısı büyük harflerle Aynı Şehirde başlığını, Ci Demi, Hüseyin Güler, Tibet Oktay Aslan gibi sanatçı isimlerini, 18 Eylül - 25 Ekim tarihlerini ve İstanbul Beyoğlu'ndaki adres bilgilerini net bir şekilde gösteriyor.

offgrid art project, yeni sezonunu İstanbul’un değişen fiziksel ve kültürel katmanlarına odaklanan “Aynı Şehirde” başlıklı grup sergisiyle açıyor. Ci Demi, Hüseyin Güler ve Tibet Oktay Aslan’ın çalışmalarını bir araya getiren sergi, 18 Eylül – 25 Ekim 2026 tarihleri arasında kentin mimarisi ve dönüşen siluetinin yanı sıra hafıza, gündelik hayat ve insan-mekân ilişkilerini farklı sanatçı yaklaşımları üzerinden ele alıyor.

Martch Art Project – Bu Baktığın Son Şey Olabilir – Mustafa Boğa

'Bu Gördüğün Son Şey Olabilir' başlıklı Mustafa Boğa sergisinin duyuru görselinde, koyu bir yüzeye rastgele dağılmış, saydam ve buzlu camı andıran, irili ufaklı bebek başları ve uzuvları gibi figürler yoğun bir şekilde görülüyor, ziyaretçileri 18 Eylül 2026'da Martch Art Project'teki açılışa davet ediyor.

Mustafa Boğa’nın “Bu Baktığın Son Şey Olabilir” başlığını taşıyan yeni sergisi, hepimizin yaşamının bir anında üzerine mutlaka düşündüğü “son” kavramını karanlık ve hüzünlü bir bağlamdan uzaklaştırarak yeni bir başlangıcın ihtimaliyle yan yana getiriyor.

Boğa’nın sergideki çalışmaları izleyiciyi önce kurduğu etkileyici görsel dille kendine çeker. Bu görsel dil, popüler kaygıların ötesine geçerek yaşama dair daha içsel, kişisel ama bir o kadar herkesin aşina olduğu bir sorgulamanın ipuçlarını taşır. Sanatçı, her işin kendi içindeki sembolleri bir araya getirerek çözülmesi gereken bir bulmaca sunar. İzleyiciler ise bu tanıdık ama çok kişisel bulmacayı çözerken sadece sanatçının geçmişini değil, kendi yaşamından parçaları da hatırlamaya başlar. İşlerin ilk izlenimi bilinçli olarak yanıltıcıdır; fakat formların ve katmanların içinde kayboldukça akıntıya karşı yaşanan bir hayatın izleri ortaya çıkar. İzleyici sanatçıya yaklaştıkça, onun işlerinde bıraktığı düğümleri kendi eliyle çözmeye başlar.

Simbart Projects – Akışkan Korku – Vahid Danaiefar

Vahid Danaeifar'ın Akışkan Korku sergisinin afişi; sağ tarafta mavi ve beyaz tonlarında soyut bir tablo, sol tarafta ise çizgili mavi bir tasarım ile 11 Eylül - 31 Ekim 2026 tarihleri arasında Simbart Projects, İstanbul'da gerçekleşecek olan etkinliğin detaylarını duyuruyor.

Simbart Projects, İran asıllı sanatçı Vahid Danaiefar’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Akışkan Korku”yu 11 Eylül – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında ağırlıyor. Resim, video ve yerleştirmeleri bir araya getiren sergi, korkunun görünür bir tehditten ziyade gündelik hayatın içine sessizce yerleşen ve tanıdık olana duyulan güveni aşındıran bir duyguya dönüşmesini inceliyor.

Zygmunt Bauman’ın Akışkan Korku kitabı ile Freud’un tekinsiz kavramından beslenen sergide gündelik nesneler, mekânlar ve figürler küçük kaymalarla yabancılaşıyor. Danaiefar, alışıldık görüntüleri küçük müdahalelerle yeniden kurgulayarak korkuyu belirli bir olaya bağlamak yerine belirsizlik, güvensizlik ve gündelik deneyimin dönüşümü üzerinden ele alıyor.

PİLOT – Eve Dönüş – Hamra Abbas, Ece Ağırtmış, Atıf Akın, Tufan Baltalar, Melih Çebi, Uğur Cinel, Emir Erkaya, Zeren Göktan, Halil Altındere, Ali Miharbi, M.K. Perker, Murat Şahinler, Constantinos Taliotis, İrem Tok ve Gözde Mimiko Türkkan

Emir Erkaya'nın Rüyalarda Buluşuruz adlı tablosu, kırmızı perdeli bir sahnede, üstte birçok ünlü Türk yüzünün portreleri, altında ise at üzerinde bir kadın, altın kostümlü bir şovmen, drag performansı, oryantal dansçı, iki orkestra ve iki kraliçe figürünün bulunduğu, çeşitli sahne sanatlarını bir araya getiren zengin bir kompozisyon sunuyor.
“Rüyalarda Buluşuruz / We Meet in Dreams”, Emir Erkaya, 2026. Tuval üzerine yağlıboya, 160 × 200 cm. Unique.

PİLOT, “Eve Dönüş” ile 12 yılın ardından Sıraselviler 83 numaradaki mekânına geri dönüyor. 17 Eylül 2026’da açılacak grup sergisi, galerinin uzun yıllar boyunca birlikte çalıştığı sanatçıların çoğunluğu sergi için üretilmiş yeni dönem çalışmalarını bir araya getiriyor.

Sergide Hamra Abbas, Ece Ağırtmış, Atıf Akın, Tufan Baltalar, Melih Çebi, Uğur Cinel, Emir Erkaya, Zeren Göktan, Halil Altındere, Ali Miharbi, M.K. Perker, Murat Şahinler, Constantinos Taliotis, İrem Tok ve Gözde Mimiko Türkkan’ın yapıtları yer alıyor.

Zilberman İstanbul – Rû Bi Rû – Fatoş İrwen

Fatoş İrwen sergisinden bir eserin yakından çekilmiş bu detayında, gri ve beyaz tonlardaki keskin, sivri dikenler, karanlık bir boşluğun etrafında lifli ve ağsı bir dokuyla iç içe geçerek karmaşık ve soyut bir yüzey oluşturuyor.

Zilberman İstanbul, Fatoş İrwen’in “Rû Bi Rû” başlıklı kişisel sergisini 15 Eylül – 21 Kasım 2026 tarihleri arasında ağırlıyor. “Rû Bi Rû”, Fatoş İrwen’in iktidar temsilleri, devlet politikaları, gelenek ve inanç sistemleri karşısında bireyin özgürlük mücadelesi etrafında şekillenen pratiğini yüzleşme düşüncesi üzerinden ele alıyor.

“Rû Bi Rû”nun önerdiği yüzleşme yalnızca hatırlamakla sınırlı kalmıyor; inkâr edilmiş olanla yüz yüze gelmeyi, karşısında durmayı ve onun bakışına maruz kalmayı gerektiriyor. Fatoş İrwen’in bastırılarak görünmez kılınan, kaydı tutulamamış ve sözlü aktarımla bugüne ulaşmış gerçekliklerle kurduğu ilişki, sergideki yüzleşmenin zeminini oluştururken izleyiciyi de sanatçının kendi dilinde inşa ettiği alana davet ediyor.

Art On İstanbul – Patina – Oddviz

Koyu gri zemin üzerinde, katmanlı eski şehir surlarına veya kalelere benzeyen, parçalı, dokulu beyaz yapıların ve aralarına yerleşen büyük siyah Oddviz ile kırmızı Patina yazılarının öne çıktığı, Oddviz'in Patina Retrospektif Envanter sergisini tanıtan bir afiş.

Art On İstanbul, Oddviz’in on yıllık üretimini bir araya getiren kapsamlı retrospektif sergisi “Patina”ya 12 Eylül – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında Piyalepaşa’daki mekânında ev sahipliği yapıyor. Sergi, sanatçı kolektifinin son on yıldır fotogrametri aracılığıyla farklı kentlerin kamusal yüzeylerini dijital olarak arşivlediği pratiğine ve bu üretimin yıllar içindeki dönüşümüne odaklanıyor.

Envanter serisinde tekil sokak mobilyalarının belgelenmesiyle başlayan üretim; zaman içinde mimari cephelere, kıyı şeritlerine ve bütüncül kentsel dokulara uzanarak kentlerin maddi hafızasını kaydeden kapsamlı bir görsel arşive dönüştü.

Dirimart Pera – Sessiz Mevcudiyet – Ebru Duruman

Ebru Duruman'ın vahşi doğayla bütünleşen varlıkları betimlediği bu sürreal tabloda, karanlık mavi gökyüzünün altında kırmızı çalılıklar ve yeşil bitki örtüsüyle çevrili, büyük bir ayak ve organik formlar doğal unsurlarla iç içe geçmiş, insan ve doğa arasındaki dönüşümü vurguluyor.
“Becoming Wild”, Ebru Duruman, 2026. Tuval üzerine yağlı boya | Oil on canvas, 140 × 180 cm.

Dirimart, Ebru Duruman’ın galeriyle ikinci kişisel sergisi “Sessiz Mevcudiyet”i ağırlıyor. Sanatçının yeni resimlerini bir araya getiren sergi, benliğin değişen sınırlarına ve kimliğin deneyimler aracılığıyla sürekli yeniden şekillenen doğasına odaklanıyor.

Ormanlar, nehirler ve taşlarla birleşiyor bedenler; peyzajlar insan bedeninin içinden büyüyor; figürler birbirine dolanıyor; yüzler tekrarlanıyor, parçalanıyor ve kayboluyor. İnsana ve doğaya ait biçimlerin birbirine karıştığı bu resimlerde beden, bellek ve peyzaj arasındaki ayrım giderek belirsizleşiyor.

x-ist – Beyond the Familiar – Gülin Hayat Topdemir

Bu sergide tanıdığımız bir dünyanın içinden geçiyoruz. Hayvanlar, kadın figürleri, çiçekler, oyuncaklar, maskeler, balonlar, kanatlar, iplikler ve gündelik nesneler… Hepsi bize tanıdık geliyor. Fakat resme biraz daha uzun baktığımızda bu tanıdıklık bozulmaya başlıyor. Figürler yer değiştiriyor, bedenler dönüşüyor, hayvanlar insanlara yaklaşıyor, insanlar hayvansı ya da masalsı bir kimliğe bürünüyor. Gerçek ile düş arasındaki sınır giderek siliniyor.

“Beyond the Familiar”, tam da bu eşikte ortaya çıkan bir dünyayı anlatıyor: Bildiğimiz şeylerin hemen ötesinde başlayan, tanıdık imgelerin başka bir kimliğe dönüştüğü bir dünya. Gülin Hayat Topdemir’in resimlerinde figürler hiçbir zaman yalnızca kendileri değildir. Bir kadın aynı anda bir masal kahramanı, mitolojik bir varlık, bir oyuncak figür ya da çağdaş bir ikon olabilir. Hayvanların bedenlerinde ise içgüdü, hafıza, korku, oyun ve bilinçdışı dolaşır.


Şişli’de Görebileceğiniz Sergiler


Maçka Sanat Galerisi – Kameranın Ölümü – Alkan Avcıoğlu

Alkan Avcıoğlu'nun Kameranın Ölümü adlı sergisinin tanıtım görseli, yoğun yapılaşma ve köprülerle katmanlanmış, altından akarsuyun geçtiği fütüristik, karmaşık bir şehir manzarasını kuşbakışı sunuyor.

Dünyada yapay zekâ sanatının öncü isimlerinden Alkan Avcıoğlu’nun Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Kameranın Ölümü” (The Death of the Camera), Maçka Sanat Galerisi’nde izleyiciyle buluşuyor. Lumen Ödülü 2026 finalisti Avcıoğlu’nun dünyayı görme ve gösterme biçimlerimize dair yerleşik alışkanlıklarımızı sorgulayan yenilikçi sergisi, Türkiye çağdaş sanat tarihinin en köklü ve prestijli kurumlarından Maçka Sanat Galerisi’nin 50. yılında yeni sezonun açılışını yapıyor. 20 büyük ölçekli baskının yer aldığı sergi, 15 Eylül – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

Ara Güler Müzesi – CANNES!

Ara Güler'in 1959 Cannes sergisi fotoğrafında, zarif siyah elbisesiyle kalabalık bir partide neşeyle gülümseyen Sophia Loren, çevresindeki konuklarla birlikte canlı bir anın merkezinde, bar masasının yanında objektife poz veriyor.
Sophia Loren, 1959

Ara Güler Müzesi, foto muhabirliği ve fotoğraf sanatının ulusal ve uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcilerinden biri olan Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nde farklı yıllarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan CANNES! başlıklı yeni sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.

Ara Güler arşivinden ilk kez gün ışığına çıkan fotoğrafların yer aldığı sergi, sinemanın en parlak ve yenilikçi yıllarına odaklanıyor. CANNES! 22 Nisan – 11 Ekim 2026 tarihleri arasında Ara Güler Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.


Dolapdere’de Görebileceğiniz Sergiler


Arter – Seni Sevmek Çok Zor! – Mehtap Baydu

Şeftali rengi üst ve lacivert alt bölümlerden oluşan bir sergi afişinde, merkezde parlak, pul pul altın rengi dudaklar belirgin bir şekilde yer alıyor, bu görsel sanatçı Mehtap Baydu'nun Arter'de yer alan Seni Sevmek Çok Zor! başlıklı sergisini duyuruyor.

Arter, Mehtap Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi Seni Sevmek Çok Zor!‘u ağırlıyor.

Sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılan sergi, beden ile nesnenin etkileşime girdiği çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor.

Baydu, yeni üretimlerini yakın dönem eserlerinden bir seçkiyle bir araya getiren sergi kapsamında, 2019’da Berlin’de kamusal alana açılan vitrinli bir mekânda gerçekleştirdiği Nefes (Atem) performansını Arter’deki sergi mekânına uyarlayarak icra edecek.

Arter – Yapım Aşamasında

Mavi ve beyaz geometrik formların kademeli bir yapı oluşturduğu, YAPIM AŞAMASINDA | WORK IN PROGRESS başlıklı serginin afişi; Arter logosu, Tüpraş ve Vehbi Koç Vakfı sponsorluk bilgileri ile küratör Emre Baykal ve sergi tarihleri 01.04.2026-14.03.2027 detaylarını içeren bir tanıtım posteridir.

Yapım Aşamasında sergisi, kurumun son 15 yılda gerçekleştirdiği sergiler kapsamında desteklediği ve bir kısmını koleksiyonuna kattığı üç yüzü aşkın yapıt arasından seçilenleri, bu sergiye özgü yeni üretimlerle bir araya getiriyor.

Koç Topluluğu’nun 100. yılında, Koç Holding’in katkılarıyla Arter’de hayata geçirilen sergide 27 sanatçının 39 yapıtı bulunuyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği sergi, Arter’in yaratıcı süreçlere alan açan üretim tarihini görünür kılıyor.

Arter’in geçmiş sergilerine üretim odaklı bir çerçeve içinden geriye dönük bakan Yapım Aşamasında, bir araya getirdiği yapıtları mekânla ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler yoluyla yeniden yorumlamaya açıyor.

Sergide Murat Akagündüz, Volkan Aslan, Can Aytekin, Fatma Bucak, Aslı Çavuşoğlu, Nermin Er, Cevdet Erek, Ayşe Erkmen, İnci Furni, Babak Golkar, Deniz Gül, Eric Hattan, Emre Hüner, Gözde İlkin, Ahmet Doğu İpek, Šejla Kamerić, Esen Karol, Ali Kazma, Lucia Koch, Hans Peter Kuhn, Nuri Kuzucan, Füsun Onur, Yasemin Özcan, Sarkis, Serkan Taycan, Canan Tolon, VOID’un yapıtları yer alıyor.

Artopol Sanat Galerisi – EŞİK’26

Beyaz zeminde, ARTOPOL tarafından Metropol için küratörlüğü yapılan EŞİK '26 Genç Sanatçılar Seçkisi sergi afişi; mor, kahverengi ve gri tonlarda mermer desenli büyük EŞİK yazısı, altında genç sanatçı seçkisini belirten metin, kırmızı bir daire, dinamik çapraz çizgiler ve Bugünün Keşifleri, Yarının İmzaları sloganıyla, yetenekli gençlerin geleceğe ışık tutan eserlerini 27 Temmuz - 7 Eylül 2026 tarihleri arasında duyuruyor.

Artopol Sanat Galerisi’nin genç sanatçıların güncel üretimlerini bir araya getirdiği “EŞİK’26”, 27 Temmuz – 7 Eylül 2026 tarihleri arasında Polat Piyalepaşa Çarşı’daki galeride ziyaret edilebiliyor. Yaklaşık 100 başvuru arasından yapılan seçki, 45 eseri resim, heykel, yerleştirme ve farklı malzeme deneyleri üzerinden bir araya getirerek yeni kuşağın çağdaş sanata yaklaşımına yakından bakma fırsatı sunuyor.

Geleneksel malzemelerin dışına çıkan üretimlerin dikkat çektiği sergide elek, kömür teli, şimşir ağacı, mermer, kâğıt ve füzen gibi farklı malzemeler sanatçıların özgün ifade biçimleriyle buluşuyor. Kâğıt üzerine füzen çalışmalarından bant ve iplikle gerçekleştirilen yerleştirmelere uzanan seçki, bireysel hafıza ile kolektif deneyim arasındaki ilişkiyi farklı disiplinler üzerinden araştırıyor.

Şeymanur Akgül, Bahadır Yavuz Aydın, İrem Büyükböcek, Fatma Tuzluca Canbulat, Mevsim Çağan, Umay Özlem Çeri, Metin Katırcılar, Şahin Latifeci, Esra Marangoz, Halil Özaşır, Fevziye Özocak, Batınay Ünsür, İldem Ünver, Yusuf Can Sadık, Barışcan Seval ve Elif Su Yıldız’ın üretimlerini buluşturan “EŞİK’26”, geleceğin sanat diline dair farklı yaklaşımları bugünden keşfetmeye davet ediyor.

Dirimart – the sun and the mountain – Ugo Rondinone

Ugo Rondinone'nin The Sun and The Mountain adlı çağdaş sanat eserinde, gri bir kaide üzerinde dengede duran, en altta parlak turuncu, ortada gümüşi gri ve en üstte limon sarısı renkte üç pürüzlü, yontulmamış kaya parçası dikey olarak üst üste dizilmiş, sanatsal bir dağ silüeti oluşturuyor.
Ugo Rondinone'un The Sun and the Mountain adlı eserinde, sade gri beton bir kaide üzerinde dengeyle duran, canlı mavi, parlak sarı, derin siyah ve vurgulu mor renklere boyanmış dört adet büyük, doğal kaya parçası, sanatçının özgün yorumuyla modern bir dağ figürü olarak sergileniyor.

Dirimart, Ugo Rondinone’nin hem galeriyle gerçekleştirdiği hem de İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “the sun and the mountain”ı sunuyor. Sanatçının uluslararası ölçekte tanınan Mountain serisinden yirmi yeni heykeli ile gündoğumu / günbatımı temalı on dört suluboya eserini bir araya getiren sergi, galeri mekânını dağ, deniz ve gökyüzünün temel formlarının şekillendirdiği tefekküre açık bir manzaraya dönüştürüyor.


Karaköy’de Görebileceğiniz Sergiler


İstanbul Modern – Aynı Mavinin Altında

Kalın ve dokulu fırça darbeleriyle oluşturulmuş bu soyut tabloda, koyu lacivertten açık gökyüzü mavisine uzanan zengin tonlardaki mavinin egemen olduğu bir kompozisyonda, parlak sarı bir dikdörtgen ve yatay altın rengi bir şerit dinamik bir kontrast yaratarak, aynı mavinin altında buluşan renklerin harmonisini yansıtıyor.

İstanbul Modern, onuncu koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında ile Türkiye ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların yapıtlarını ortak bir anlatı içinde buluşturuyor. Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner küratörlüğünde hazırlanan sergi, adını denizleri, ufuk çizgisini, özgürlüğü ve ortak gökyüzünü çağrıştıran mavi renkten alıyor. Müzenin farklı katlarına yayılan seçki, İstanbul Modern Koleksiyonu’nu tarihsel ve tematik bağlamlar üzerinden yeniden yorumlayarak, modern ve çağdaş sanat arasında yeni ilişkiler kuruyor.

Serginin ilk bölümü, 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte Türkiye’de modern sanatın dönüşümünü ve farklı estetik yaklaşımları ele alırken; ikinci bölüm, 2000 sonrası üretimlere odaklanıyor. Resim, video, fotoğraf, heykel ve yerleştirme gibi farklı mecralardaki eserler; kimlik, kent, göç, hafıza ve doğa gibi güncel meseleler etrafında bir araya geliyor. Türkiye’den sanatçılar ile uluslararası isimler arasında kurulan diyalog sayesinde Aynı Mavinin Altında, İstanbul Modern Koleksiyonu’na yeni okuma biçimleri öneren kapsamlı bir sergi deneyimi sunuyor.

Sabancı Üniversitesi KASA Galeri – Symbolic Vault: Entanglements of Human, Nature, Machine – Ecem Dilan Köse, Rebecca Najdowski ve Paulo Arraiano

Koyu renkli bir zeminde, parlak ve dijital ışık noktacıklarından oluşan SYMBOLIC VAULT başlığı ile öne çıkan bu afiş, Art Voyage Bienali kapsamında Kasa Galeri'de düzenlenecek İnsan, Doğa, Makine Arasındaki İlişkiler temasını işleyen bir sergi duyurusu.

Sabancı Üniversitesi KASA Galeri, 19 Eylül – 24 Ekim 2026 tarihleri arasında Art Voyage Biennial CIC işbirliğiyle, Tima Jam küratörlüğündeki “Symbolic Vault: Entanglements of Human, Nature, Machine” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Ecem Dilan Köse, Rebecca Najdowski ve Paulo Arraiano’nun yeni üretilen ve mekâna özgü çalışmalarını bir araya getiren sergi, hareketli görüntü, ses, heykel ve yerleştirme aracılığıyla insan, doğa ve teknoloji arasındaki değişen ilişkileri araştırıyor. İnsan ve insan-olmayan zekâ biçimleri arasındaki sınırların giderek geçirgenleştiği günümüzde Symbolic Vault, dijital teknolojilerin ve ekolojik sistemlerin algı, hafıza ve bilgi üretme biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğü sorusundan hareket ediyor.

Galeri Bosfor – Zemin – Erman Özbaşaran

Erman Özbaşaran'ın Zemin adlı sergisini duyuran posterde, koyu bir zemin üzerinde, yüzeyi yoğun benekli ve pürüzlü görünen, toprak tonlarında devasa bir daire ile alt kısmında ufuk çizgisi hissi veren yatay koyu bir bantın yer aldığı soyut bir resim sergilenmektedir.

Erman Özbaşaran’ın dördüncü solo sergisi “Zemin”, üzerinde yaşadığımız coğrafyada bıraktığımız izleri, mimari detayları ve manzara imgelerini renk, minimal müdahaleler ve yalın geometrinin hâkim olduğu resimlerinin katmanlarında açığa çıkarıyor. Sergi, 10 Eylül – 10 Ekim tarihleri arasında Galeri Bosfor’da ziyaret edilebilir. Resimde “zemin”, boyanın üzerine yerleştiği ilk katmandır. Görüntü henüz yoktur; yalnızca onun üzerinde gerçekleşeceği yüzey vardır. Erman Özbaşaran’ın yeni sergisi bu teknik terimi, yalnızca resmin fiziksel zemini olarak değil resmin düşünme biçimi olarak yeniden ele alıyor.

İstanbul Modern – Panorama: Hayaller ve Yerler

Türkiye’deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, İstanbul Modern’de 19 Şubat – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor. Sergi, İstanbul Modern’in yeni müze binasının açılışından bu yana fotoğraf sergilerinin sponsoru olan Burgan Bank’ın dijital bankacılık markası ON Dijital Bankacılık desteğiyle gerçekleştiriliyor.

İstanbul Modern’in yeni binasında fotoğraf alanındaki ilk grup sergisi “Panorama: Hayaller ve Yerler”, farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan itibaren ürettiği yapıtları kapsamlı bir seçkiyle sunuyor. Müzenin birinci katındaki galerileri bir araya getiren sergi; düşsel manzaralar, kurgusal portreler ve alternatif mekân tahayyülleri aracılığıyla, dünyayla kurduğumuz ilişkileri yeniden düşünmeye davet ediyor.

İstanbul Modern – Tüm Renklerin Aryası – Semiha Berksoy

Semiha Berksoy'un 1999 tarihli 'Hapishanede Ziyafet' adlı eserinde, geniş siyah şapkalı, yeşil elbiseli ve yanaklarında kırmızı benekler olan merkezi bir kadın figürünün yanı sıra, sarı saçlı ve bıyıklı erkek figürleriyle teatral bir kompozisyon kırmızı arka plan üzerinde sunularak, Nisan 2026 İstanbul Sergileri kapsamında sanatseverlere operatik bir anlatı sunuluyor.
Hapishanede Ziyafet, 1999
Semiha Berksoy'un Tüm Renklerin Aryası sergisinde yer alan 1975 yapımı La Tosca'nın Temsili adlı bu eserinde, Puccini ve Carl Ebert'e atıfta bulunan yazılarla çevrili, dramatik mavi göz makyajlı ve allıklı, geniş kızıl saçlı, beyaz elbiseli, ellerinde kırmızı detaylı bir nesne tutan stilize bir kadın figürü kırmızı arkalıklı bir koltukta oturuyor; bu çarpıcı görsel, Nisan 2026 İstanbul Sergileri'nin öne çıkan parçalarından.
La Tosca’nın Temsili, 1975

İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi ve Türkiye modern tarihinin en önemli kadın sanatçılarından Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimlerini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı sergisini Flormar sponsorluğunda 22 Ocak 2026’da izleyicilerle buluşturdu.

“Tüm Renklerin Aryası”, Semiha Berksoy’un sahne sanatlarından görsel sanatlara, sinemadan edebiyata uzanan üretimini bir araya getiriyor. Sanatçının opera, tiyatro, resim ve edebiyat arasında kurduğu özgün ilişkiler, 200’ü aşkın yapıt aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor.

Depo – Silinmenin Manzaraları – Larissa Araz, Ece Gökalp, Ekin Can Göksoy, Hiwazerê, Zilan İmşik, Marina Papazyan ve Rojda Tuğrul

Silinmenin Manzaraları başlıklı serginin afişi, beyaz zemin üzerinde büyük, kalın ve yuvarlak siyah harflerle yazılmış başlıkları, farklı dillerdeki (Ermenice, İngilizce, Kürtçe, Yunanca) çevirileri, katılımcı sanatçıların isimlerini, 16 Eylül – 26 Kasım 2026 tarihlerini ve Depo | Tütün Deposu'ndaki mekân bilgilerini doğal bir akışla sunmaktadır.

“Silinmenin Manzaraları”, geç Osmanlı dönemindeki modernleşme ve merkezileşme süreçleriyle başlayan, Cumhuriyet döneminde de devlet eliyle sistematik biçimde sürdürülen kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı, Türkiye’nin farklı bölgelerinde araştırma yürüten sanatçıların üretimleri aracılığıyla ele alıyor.

Kimi işler coğrafyanın görünür ve görünmez izlerini takip ederek gizli kalmaya zorlanmış bir hafızaya ulaşmayı denerken, kimileri bu izlerin hangi iktidar mekanizmaları ve araçlarıyla silindiğini araştırıyor.

Merdiven Art Space – Sanatçıyı Beslemeyiniz – Seda Gazioğlu

Seda Gazioğlu'nun Sanatçıyı Beslemeyiniz başlıklı sergisinin afişi, izleyiciye doğrudan bakan, elinde çatal bıçak tutan siyah giysili bir figürü ve önündeki masada açık ağız, kopmuş ayak, gözler, küratör beyni gibi sıra dışı ve ürkütücü öğelerle dolu tabakları gösteren yoğun bir tabloyu tasvir ediyor.

“Sanatçıyı Beslemeyiniz.” Bu uyarı, izlenenle izleyenin yerinin belli olduğu bir düzene aittir. Otorite yazar, ziyaretçi kurala uyar; hakkında karar verilen bedenin ise fikri sorulmaz. Gazioğlu bu talimatı tersine çevirir. Burada uyarı, sanatçıyı korumak için değil, onun adına ve bir tehdit olarak yapılır. Sanatçıya ne verirseniz, sonunda sanat olarak geri döner. Ama hangi biçimde döneceğine artık siz karar veremezsiniz.

Sergi, sanatçının “teslimiyetin kaybı” olarak tarif ettiği bir eşikten yola çıkar: Yargıyı daha gelmeden hesaplamak, verilecek tepkiyi önceden kurmak ve sürekli pozisyon almak, bir noktadan sonra strateji olmaktan çıkar ve karaktere yerleşir.


Fatih’te Görebileceğiniz Sergiler


Zeyrek Çinili Hamam – Karşılaşmalar Atlası – Alex Červený

Alex Červený'nin Zeyrek Çinili Hamam'da düzenlenecek Karşılaşmalar Atlası sergisinin tanıtım posteri, ön planda suya batmış, kollarını kaldırmış sakallı bir adamı, arka planda ise bir adadaki deniz fenerinden yukarıya doğru yükselen alevli bir dumanı betimliyor.

Zeyrek Çinili Hamam, güncel sanat programını Brezilya çağdaş sanatının öne çıkan isimlerinden Alex Červený’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Karşılaşmalar Atlası” ile sürdürüyor. Anlam de Coster küratörlüğündeki sergi, sanatçının İstanbul’la kurduğu ilişkiden ve kentte yürüttüğü araştırmalardan beslenen yeni üretimleri, daha önce izleyiciyle buluşmamış eserlerle bir araya getiriyor.

16. yüzyıldan kalma hamamın altındaki Bizans sarnıcına yayılan 30’dan fazla yapıt; astronomi, mimari, beden ve bellek arasındaki ilişkilerin izini sürüyor. Tarihî el yazmaları ve gravürlere yapılan müdahalelerden tuval resimlerine, geleneksel havlular üzerindeki nakışlardan parşömen heykellere uzanan seçki, sarnıcın çok katmanlı geçmişini Červený’nin kişisel anlatısıyla buluşturuyor. “Karşılaşmalar Atlası”, 24 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.


Sarıyer’de Görebileceğiniz Sergiler


Borusan Contemporary – Zaman Mekân Geometri & Perili | Haunted

Borusan Contemporary kültür-sanat sezonunu 19 Eylül’de iki yeni sergiyle açıyor. İtalyan sanatçı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ile Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan eserleri bir araya getiren “Perili | Haunted”, izleyicileri görme biçimleri, teknoloji, hafıza ve temsil üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Borusan Contemporary’nin yeni sezon sergileri, farklı düşünsel zeminleri ve artistik çizgileriyle, geçmiş ile bugün, gerçek ile kurgu ve insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri çağdaş sanatın farklı ifade biçimleri üzerinden ele alıyor.

Fotoğraf sanatında ölçek, perspektif ve mekân algısını sorgulayan özgün yaklaşımıyla tanınan Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, sanatçının kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, sanatçının üretiminden kapsamlı bir seçkiyle birlikte Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserlerini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor.

Olivo Barbieri antik kentlerden metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanan fotoğraflarında ölçek ve perspektifle oynayarak tanıdık manzaraları beklenmedik ve neredeyse gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Kuşbakışı çekimleriyle mimariyi, doğayı ve kent dokusunu alışılmışın dışında bir bakışla ele alan sanatçı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırları belirsizleştiriyor.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi – Yoko Ono: İçses ve İçyapı

Krem rengi şapkası, küçük yuvarlak siyah güneş gözlükleri ve siyah blazer ceketiyle, hafifçe gülümseyerek doğrudan objektife bakan Yoko Ono, Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılacak Yoko Ono: Insound and Instructure sergisi için çekilmiş bu fotoğrafta, arka plandaki yansımalarla çoğaltılmış görüntüsüyle çağdaş sanatın zamansız bir figürü olarak duruyor.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Studio One, Akbank’ın desteği ve İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle Yoko Ono’nun Türkiye’de bugüne dek gerçekleşen en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor.

25 Haziran’da sanatseverlerle buluşan Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi, kariyerine 1950’lerin sonlarında New York’un avangart sanat çevresinde başlayan Yoko Ono’nun yetmiş yılı aşan sanatsal üretiminden kapsamlı bir seçki sunuyor.

Ono’nun en erken ve en etkili yapıtlarından bazılarını da içeren 67 yapıtı bir araya getiren sergi, erken dönem talimat parçaları ve kavramsal yapıtlardan performans, film, enstalasyon ve katılımcı işlere uzanan geniş bir seçki sunarak sanatçının farklı disiplinlere yayılan öncü pratiğinin kapsamını ortaya koyuyor.

Elgiz Müzesi – Buluşma: Elgiz Koleksiyonu’ndan Bir Seçki

  • Yer: Elgiz Müzesi, Maslak
  • Tarih: Kasım 2026’ya kadar
  • Ziyaret Saatleri: Salı–Cuma 10.00–17.00, Cumartesi 10.00–16.00. Pazar, pazartesi ve resmi tatillerde kapalı.

Elgiz Müzesi’nin Buluşma: Elgiz Koleksiyonu’ndan Bir Seçki sergisi, koleksiyonun farklı dönemlerde edinilen eserlerini yeni katılan yapıtlarla bir araya getiriyor. Farklı kuşaklar, coğrafyalar ve disiplinler arasında kurulan karşılaşmalara odaklanan seçkide Selma Gürbüz, Mimmo Paladino, Candeğer Furtun, Rebecca Horn, Cevdet Erek, Zeki Demirkubuz, Mario Testino, Stephen Dean ve Assume Vivid Astro Focus gibi isimlerin eserleri yer alıyor. Resim, heykel, fotoğraf, tekstil, dijital baskı ve yerleştirmeye uzanan sergi, Elgiz Koleksiyonu’nun yıllar içinde gelişen yapısını ortak bir bağlam içinde görünür kılıyor.

Karanlık, gölge ve ortak hafıza etrafında kurgulanan Buluşma, farklı malzeme ve üretim biçimlerinin birbirleriyle kurduğu ilişkiyi öne çıkarıyor. Selma Gürbüz’ün mürekkep çalışmalarından Alimi Adewale ve Candeğer Furtun’un heykellerine, Wang Xiaosuang’ın şehir imgelerinden Zeki Demirkubuz’un sinematik sokak karelerine uzanan seçki, Stephen Dean’in renkli cam yerleştirmesi gibi beklenmedik renk müdahaleleriyle hareket kazanıyor. Tim White-Sobieski’nin 2005 yılında koleksiyona katılan video çalışması ise Elgiz Koleksiyonu’nun yeni medya sanatına açılan dönemlerinden birini temsil ediyor.

Elgiz Müzesi – Bağlantılar Kesişmeler

Elgiz Müzesi'nin geniş teras sergi alanında, güneşli bir günde çakıllı zeminde yer alan, ön planda kırmızı organik formlu bir heykelin belirginleştiği, farklı renk ve şekillerde modern sanat eserleri ve arka planda yansıtıcı cam binalarla çevrili şehir manzarası.

Elgiz Müzesi, 25. yılında gelenekselleşen Teras Sergileri’nin 18. edisyonunu “Bağlantılar Kesişmeler” başlığıyla sanatseverlerle buluşturuyor. 25 Haziran – 17 Ekim 2026 tarihleri arasında müzenin iki bin metrekarelik terasında ziyaret edilebilecek sergi, açık çağrıya başvuran 190 sanatçı arasından danışma kurulunun seçtiği 31 sanatçının büyük ölçekli güncel heykellerini bir araya getiriyor.

Zaman, mekân, sınırlar, diyalog ve doğa-insan ilişkileri etrafında şekillenen “Bağlantılar Kesişmeler”, farklılıkların nasıl temas noktalarına dönüşebileceğini araştırıyor. Zıtlıklardan birlikteliklere, teknolojik dönüşümlerden geleceğe uzanan seçki, güncel heykel sanatının farklı üretim biçimlerini ortak bir bağlamda buluştururken; İstanbul silüetine açılan Elgiz Müzesi Terası da yapıtların kent, değişen ışık ve hava koşullarıyla sürekli yeniden ilişki kurmasına olanak tanıyor.

Sergide Arif Yıldız, Aslı İrhan, Ata Arıtürk, Aylin Taslak, A. Elif Aydoğmuş, Beyza Çaylak, Boutheyna Bouslama, Caner Şengünalp, CCK, Ceylan Dökmen Sakin, Derya Kazan, Diren Demir, Emin Çelik, Ezgi İzmen, Fatoş Dikenova İlankut, Fulya Asyalı, H. Şeyma Üstüner Uzunöz, Halil Daşkesen, Kıvılcım Harika Seydim, Mehmet Sinan Yücel, Melis İmrağ, Muhammed Mirac Ceyhan, Muhammet Hanifi Zengin, Muhammet İşçi, Murat Atabek, Okan Ünal, Önder Yağmur, Özgür Turhan, Roben Divarcı, Selen Sustam ve Ulaş Korkmaz’ın yapıtları yer alıyor.

HARA – Canavarların Vaatleri

Canavarların Vaatleri (The Promises of Monsters) sergi afişi, HARA, 01.03.2026-26.07.2026, tipografik siyah-beyaz tasarım

“Canavarların Vaatleri” sergisi 1 Mart 2026 – 28 Şubat 2027 tarihleri arasında, Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, “canavar” olarak görülen, insan ve insan olmayan bedenlerin, hâllerin temsillerini araştıran on sanatçıyı bir araya getiriyor.

Yaşam Şaşmazer, Udağan, 2026, ağaç dalı ve ahşap merdivenle oluşturulmuş yerleştirme, çağdaş heykel enstalasyonu

Heykel, yerleştirme, fotoğraf ve video gibi farklı mecralarda, çoğu sergiye özel üretilmiş eserler, bedenleri ve kimlikleri sabit kategoriler içinde tanımlamak yerine, eşikte ve askıda kalma hâlleri ile ele alıyor. İnsan ile insan-olmayan, canlı ile cansız, doğal ile yapay, işlevsel ile atık, görünür ile bastırılmış olan arasındaki sınırlar bu işlerde sürekli yer değiştiriyor, çözülüyor ya da kasıtlı olarak bulanıklaştırılıyor.

Parçalanmış bedenler, hayalet bitkiler, canavarlaşmış imgeler, işlevsizleştirilmiş formlar ve ritüel kalıntıları, varlıkların vücuda gelme sürecine dikkat çekiyor.

Sanatçılar: Canavar, Hilal Polat, İrem Aydın, Lara Ögel, Ömer Tevfik Erten, Seçil Epik, A. Serkan Aka, Şafak Şule Kemancı, Yaşam Şaşmazer, Zeynep Kılınç.


Ataşehir’de Görebileceğiniz Sergiler


Quick Art Space – Aynı Yerde Yolculuk – Ayşe Kapusuz, Şebnem Keçeli, Ayça Özkaynak, Erinç Seymen ve İrem Tok

Açık bej dokulu bir arka plan üzerinde, ortada büyük harflerle mavi renkte Aynı Yerde Yolculuk sergi başlığı, etrafında dalgalı ve geçişli mavi soyut formlar ile Quick Art Space'in logosu, İrem Tok, Ayşe Kapusuz, Erinç Seymen, Ayça Özkaynak ve Şebnem Keçeli'nin sanatçı isimleri, 29 Eylül - 20 Aralık 2026 tarihleri ve küratör Nergis Abiyeva'nın adının yer aldığı bir sergi afişi.

Maher Holding’in girişimiyle Quick Tower bünyesinde Mayıs 2023’te faaliyete geçen Quick Art Space, beşinci grup sergisini 29 Eylül – 20 Aralık 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriyor. Küratörlüğünü Nergis Abıyeva’nın üstlendiği “Aynı Yerde Yolculuk” başlıklı sergide Ayşe Kapusuz, Şebnem Keçeli, Ayça Özkaynak, Erinç Seymen ve İrem Tok’un sergi için özel olarak üretilmiş ya da mekâna özgü olarak yeniden kurgulanmış farklı türlerdeki yapıtları gösteriliyor.

“Aynı Yerde Yolculuk”, pandemi döneminin düşünme, durma ve yeniden bakma hâli olarak sanat üretiminde nasıl izler bıraktığını araştırıyor. Yakın geçmişe nostaljik bir bakış sunmaktan çok, hâlâ etkileri süren bir kırılmanın sanatsal izdüşümlerini düşünmeye davet ediyor. Sergide bir araya gelen işler, yavaşlamanın yarattığı farkındalık etrafında benzer bir ruh hâlini paylaşırken asıl yolculuğun dışarıya değil, insanın kendi dönüşümüne dair olduğu ve bazen aynı yerde kalarak da uzun bir yol alınabildiği düşüncesinden besleniyor.


Büyükada’da Görebileceğiniz Sergiler


Galerist ve Galeri Nev – Yaz Göğünün O Güzel Adası

Kırmızı kafesli bir duvar önünde, büyük yeşil bir yaprağın arkasından görünen, içerisinde mavi, yeşil, kırmızı kumaş parçaları ve yatan bir bebek figürü barındıran çoklu panelden oluşan sanatsal bir fotoğraf kolajı, Büyükada'daki Splendid Palace gibi tarihi bir mekânın estetiğini yansıtıyor.

Galerist ve Galeri Nev, Büyükada’daki Splendid Palace’da gerçekleşen “Yaz Göğünün O Güzel Adası” başlıklı sergide, Yıldız Moran ve Şahin Kaygun’u bir araya getiriyor. Adını Lord Byron’ın Fair Island of a Summer’s Sky dizesinden alan sergi, Türkiye fotoğrafının birbirinden neredeyse tamamen farklı iki görme biçimini temsil eden sanatçıyı, 18 Haziran – 18 Eylül 2026 tarihleri arasında aynı mekânda buluşturuyor.

Kapak görseli: Şahin Kaygun & Yıldız Moran, Yaz Göğünün O Güzel Adası, Splendid Palace, Büyükada.

Burcu Dimili
Burcu Dimili Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için