preloader

Başka Bir Tarım Mümkün

Başka Bir Tarım Mümkün

Yazı Boyutu:

aaa

Sürdürülebilir tarım yöntemleri ile hem gıda sistemini iyileştirebilir hem de iklim değişikliğinin yıkıcı hızını azaltabiliriz.

Tarım, iklim değişikliği ile alakalı toplumsal tartışmalara gireli çok olmadı, ve bu giriş çoğunlukla olumsuz yönü ile oldu. Geçtiğimiz son birkaç yılda et ve süt ürünlerinin, ekilebilir arazi açmak için ormansızlaştırmanın, ve kimyasal ilaçlar ile gübrelerin ekosistem ve su yolları üzerindeki hasar verici etkilerinin doğayı tahrip etmesi üzerine daha fazla şey duyar olduk. Oysa tarımın iklim değişikliğine dair bir çözüm olma kapasitesi çok az ilgi çekti. Peki ama nasıl? İklim değişikliğinin nedenlerinden birisi olan gösterilen tarım, onun için nasıl bir çözüm sunabilir? Tabii ki, sağlıklı yaşayan bir toprak üreterek ve onun devamlılığını sağlayarak.

Ve Sahnede, Toprak

Yeryüzündeki toprak, 2.500 milyar ton karbon yani atmosferdeki mevcut karbondan üç kat daha fazla karbon içeriyor. Ve toprak, daha fazlasını tutma kapasitesine sahip!

Başka Bir Tarım Mümkün

Modern tarım pratikleri toprağı rahatsız edip atmosfere karbon salınmasına neden olurken iklim değişiklini de tetikliyor. Oysa basit birkaç değişiklik ile besin yetiştirdiğimiz alanları dünyanın karbon havuzlarına dönüştürmemiz mümkün. Araştırmalar, daha iyi arazi yönetimi pratikleri ile ekin alanlarındaki karbon depolama oranının artarak yıllık 1,89 milyar ton karbona ulaşmasının sağlanabileceğini söylüyor. İyi haber, sürmeden ekme, ekin rotasyonu, ekin çeşitliliği ve dönüşümlü otlatma gibi basit pratikler ile besin değeri daha yüksek gıdalar ve ekosistemi daha dirençli kılacak sonuçlar elde edilebilecek olması.

On yıllardır besinimizin büyük kısmını -her sene aynı ekini ekip, toprağa, havaya, suya ve iklime zarar veren ciddi oranda kimyasal gübre ve ilaç kullanan büyük çiftlikler tarafından domine edilen sistem olan- endüstriyel tarımdan elde ettik. Ancak bağımlı olduğu kaynakları israf eden ve değersizleştiren bu sistem, sonsuza kadar işleyemez.

Başka bir yol ise mümkün.

Artan sayıda inovatif çiftçi ve bilim insanı çevresel, ekonomik ve sosyal anlamda daha sürdürülebilir olan bir tarım sistemine geçiyor. Bu, her çaptan çiftliği içinde barındırabilen, çok çeşitli besin üretimini kucaklayan, yerel koşullarla birlikte işleyen bir sistem. Üretkenliği ve karı maksimize ederken çevresel etkisini en aza indiren son teknolojileri ve bilim-temelli pratikleri kullanıyor. Sürdürülebilirlik, çiftçilerin çoktan deneyimlediği kuraklık, su baskınları ve iklim değişikliğinin diğer etkilere karşı tüm bir sistemi daha dirençli kılmaya muktedir. Bu tip bir sisteme geçmek, ilk etapta maliyetli görünse de, akılcı kamusal politikalarla çiftçilerin dönüşüme dahil edilmesi pekala kolaylaştırılabilir.

En iyi yanı ne mi? Artan boyutta bilimsel kanıt, daha sürdürülebilir bir modelin zaman geçtikçe daha üretken ve kazançlı olacağını ve uzun vadede ihtiyaçlarımızı daha sağlıklı şekilde karşılayacağını gösteriyor.

Başka Bir Tarım Mümkün

Sürdürülebilir Tarım 101

Evet, sürdürülebilir tarım geleceğin akımı olarak gösteriliyor. Peki bu, tam olarak ne demek?

Sürdürülebilirliğin pek çok yönü var. Çevresel sürdürülebilirlik, örneğin, tarımın dayandığı doğal sistemlerinde kaynakların iyi yönetimi demek. Buna sağlıklı bir toprak inşa etmek ve erozyonu önlemek, suyu aklıcı şekilde yönetmek, hava ve su kirliliğini en aza indirmek, çiftliklerde karbon depolamak, ekstrem hava koşullarına karşı direnç geliştirmek ve biyoçeşitliliği savunmak dahil.

Ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir tarım sistemi her ölçekten çiftliğin kar edebilmesini ve yerel ekonomilerine katkıda bulunmasını sağlar. Böyle bir sistem gelecek nesil çiftçilerini destekler, çalışanları ile adil anlaşmalar kurar, ırksal eşitliği ve adaleti savunur, herkes için sağlıklı besine ulaşma imkanı yaratır, ve insanlar ile toplulukların çıkarlarını şirketlerin çıkarlarına karşı önceler.

Bu amaçlara ulaşmak için kendini adamış bütün bir araştırma alanı mevcut; çiftlikleri birer ekosistem olarak yönetme bilimi, agroekoloji. Doğaya karşı değil onunla birlikte çalışarak çiftliklerin üretkenlikten veya kardan feragat etmeden çevresel etkilerini azaltır. Çevresel, ekonomik ve sosyal faktörlerin karşılıklı bağlılıklarını işaret eden bilimi önceleyerek gerçekten sürdürülebilir bir sistem yaratılabileceğini savunur.

Başka Bir Tarım Mümkün

Sürdürülebilir Tarım Pratikleri

Teori ve pratikle geçen on yılları göz önünde bulundurunca, özellikle birlikte çalıştırıldıklarında, sürdürülebilir olmayı başaran tarım pratiklerine göz atalım.

Dönüşümlü ekin ve çeşitliliği kucaklamak. Çok çeşitlilikte ekin ekmek, toprak sağlığı ve zararlı böcek kontrolü gibi pek çok faydaya sahip. Birlikte ekim (aynı bölgede karma ekin yetiştirmek) ve birden çok yılı kapsayan kompleks ekin rotasyonları gibi pratikler bu açıdan dikkate değer.

Örtü bitkileri ve çok yıllık bitki ekmek. Yonca, çavdar veya tüylü fiğ gibi örtü bitkileri, aksi halde toprağın çıplak kalacağı sezon dışı dönemlerde ekilirken çok yıllık bitkiler toprağı kaplar ve yaşayan köklerin sene boyunca toprakta kalmasını sağlar. Bu ekinler erozyonu önleyerek, gübre ve ilaç ihtiyacını azaltarak toprağı korur ve toprak sağlığının gelişmesini sağlar.

Toprağı sürmeyi azaltmak veya ortadan kaldırmak. Geleneksel pulluklama tarlayı ekime hazırlarken ve yabani ot oluşumunu engellerken toprak kaybı yaşanmasına da neden olur. Tohumların bozulmamış toprağa doğrudan ekildiği sürülmemiş veya az sürülmüş ekim yöntemleri ile erozyonun azaltılması ve toprak sağlığının artırılması sağlanır.

Birleşik zararlı organizma denetimi (integrated pest management, IPM) uygulamak. Mekanik ve biyolojik kontrolleri da içine alan pek çok yöntem, kimyasal ilaçların kullanımını en aza indirirken zararlı organizma popülasyonunu sistematik olarak kontrol altında tutmak için uygulanabilir.

Başka Bir Tarım Mümkün

Hayvanları ve ekinleri entegre etmek. Hayvanların besinlerinin yetiştiği alanlardan uzakta yaşadığı ve ekinlerin gübreden uzakta yetiştirildiği endüstriyel tarım, bitki ve hayvan üretimini ayrı tutma eğilimindedir. Oysa artan sayıda kanıt, bitkilerin ve hayvanların akılcı bir şekilde entegre edildiği çiftliklerde verimliliğin ve karın daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Tarımsal ormancılık pratiklerini benimsemek. Çiftçiler ağaçları veya fundaları operasyonlarına dahil ederek bitkilerini, hayvanlarını ve su kaynaklarını koruma altına alırken olası meyve veya yemiş hasadından da gelir elde edebilir.

Topyekun sistemler ve araziler yönetimi yapmak. Sürdürülebilir çiftlikler işlenmemiş veya daha az işlenmiş alanlara da kendi toprakları gibi davranır. Örneğin, akarsular boyuncaki doğal bitki örtüsü veya arazilerin etrafındaki çayır bitkileri erozyonu önlemeye, besleyici öğelerin kaybını azaltmaya, ve arıları ve diğer polen taşıyıcıları desteklemeye yardımcı olur.

Özcümle, çiftlik toprağını korumak ve canlı organizmalarla bir takım gibi çalışmak, endüstriyel tarım ile ilişkilendirilen tüm sorunların çözülmesini sağlayabilir. Sağlıklı, canlı bir toprak sağlıklı ekinler verir, suyu bir sünger gibi tutar, kirliliği önler ve çiftçiler ile çevrelerinin iyi bir yaşam sürmesini garanti eder.

Başka Bir Tarım Mümkün

Ekonomik, Sosyal ve Politik Düzlemde Sürdürülebilir Tarım

Doğal kaynakların korunması ve üretim pratiklerinin değiştirilmesi stratejilerine ek olarak sürdürülebilir tarım, kamu düzenine, ekonomik kurumlara ve sosyal değerlere bağlılığı gerektirir. Değişim için geliştirilen stratejiler, tarımsal üretim ile çevresindeki topluluk arasındaki kompleks, karşılıklı ve sürekli-değişen ilişkileri göz önünde bulundurmalıdır.

Besin sistemi, çiftliklerin ötesine geçerek bireylerin ve kurumların etkileşimini de kapsar. Çiftçilerin yanı sıra araştırmacılar, tedarikçiler, çiftlik çalışanları, sendikalar, danışmanlar, satıcılar, tüketiciler ve karar alıcılar da kümeye dahildir. Tüm bu aktörler arasındaki ilişkiler yeni teknolojiler ekonomik, sosyal ve politik değişiklikleri beraberinde getirdiğinde yer değiştirir.

Daha sürdürülebilir bir gıda sistemi yaratmak için geniş çeşitlilikte stratejiler ve yaklaşımlar, olmazsa olmazdır.

Başka Bir Tarım Mümkün

Gıda sisteminde sürdürülebilirliği ve güvenliği sağlamanın yolu, büyük ekim alanlarından ve endüstriyel çiftliklerden değil küçük ölçekli çiftçilerin bilgi ve deneyimlerini desteklemekten ve kırsal kalkınmaya katkı vermekten geçiyor.

Zeynep Özar Berksü

Zeynep Özar Berksü