preloader

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

17.06.2022
Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Yazı Boyutu:

aaa

İçindeki seyahat tutkusu, tükenmeyen merak ve keşfetme duygusuyla yola çıkan Four Seasons Hotels Kıdemli Pazarlama Yöneticisi Levent Gürçay, aynı zamanda çektiği harika fotoğraflarla da seyahatlerini unutulmaz kılıyor. Yakın zamanda gittiği Kolombiya’yı OGGUSTO için kaleme aldı.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Levent Gürçay

Seyahat etmek benim için gerçek bir tutku. Ailemle beraber çocuk denecek yaşlardan itibaren Türkiye’yi ve dünyayı keşfederek, sonrasında kendi başıma ve arkadaşlarımla yapılan uzun seyahatlerle bu tutkum başladı. Devamında turizmi bir hayat tarzı olarak benimseyip, dünyanın her köşesine yaptığım sayısız yolculuklar; hayata ve insanlara olan bakış açımı, olayları değerlendirme biçimimi inanılmaz geliştirdi. Yaptığım her fiziksel yolculuk, içsel ve ruhani yolculuğumu da çok olumlu bir şekilde destekledi. Beni daha farkında, kendini ve hedeflerini iyi tanıyan bir kişi haline getirdi. İçimdeki bitmeyen merak ve keşfetme duygusuyla, yıllar içinde değişerek gelişen seyahatlerimi hayatım boyunca sürdürebilmek arzusundayım.

Kolombiya Hakkında İlk Bilgiler

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Cartagena

Dünyanın pek çok ülkesini görmüş ve defalarca değişik kültürleri deneyimlemiş biri olarak henüz gitmediğim, görmediğim yerler ilgimi çekiyor. Kolombiya hakkında, daha önce orayı ziyaret eden kaynaklardan ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Kolombiyalı arkadaşlarımdan pek çok olumlu hikâye duymuştum. Ama yine de tam olarak beni neyin beklediğini çok merak ediyordum.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Bogota Monserrate Tepesi

Coğrafi ve kültürel çeşitliliği çok zengin, her bölgesi birbirinden farklı, tüm zorluklara karşı pes etmeyen, hayatın keyfini çıkarmayı bilen, sımsıcak, konuksever ve cömert insanlarıyla, adeta mozaik gibi bir ülke bulacağımı tahmin ediyordum. Ancak Kolombiya daha 10-15 yıl öncesine kadar uyuşturucu kartelleri ve bitmeyen çete savaşlarından dolayı dünyanın en tehlikeli, pek çok şehrine girilemeyen bir ülkeydi. Son yıllarda durum epey düzelmesine rağmen ziyaret ederken dikkatli olunması gereken bir ülke imajını hala koruyor. Aynı zamanda tüm Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi, İngilizce konuşan pek yok gibi, neredeyse herkes sadece İspanyolca konuşuyor.

Kolombiya ve Güvenlik

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Guatape

Tüm bu gerçekler, Kolombiya’yı “Adventure Travel” kategorisine alıyor ki bu da benim gibi bir gezgin için pozitif manada heyecan verici ve ekstra adrenalin yaratan bir durum. Pek çok seyahatte tadamayacağınız duyguları tatmak ve kanıksadığınız pek çok rutin günlük davranışın farkına vararak değerini bilmek ve şükretmek gibi.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Cartagena

Genelde tüm seyahatlerimin öncesinde değişik Youtube kanallarından o bölge ile ilgili olumlu ve olumsuz görüş bildiren yayınları seyretmeye çalışırım. Kolombiya seyahati öncesinde gördüklerimin beni oldukça endişelendirdiğini; seyahatimin güvenli ve sorunsuz geçmesi için bana yeni birtakım önlemler aldırdığını itiraf etmeliyim. Çalınmaya karşı yanımda yedek bir cep telefonu götürmek, nakit paramı güvenli bir şekilde taşımamı sağlayacak gizli bir bel çantası, düşük limitli bir kredi kartı, tatsız durumlarda ortaya atılarak teslim edilecek eski bir cüzdan gibi. Ancak hemen söyleyebilirim ki bu önlemlerin hiçbirine gerek kalmadı, seyahatim çok keyifli geçti.

Kolombiya İzlenimleri

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Hotel Casa San Agustin

Belirttiğim endişelerden ve özellikle lisan probleminden dolayı ülkeyi bir seyahat acentesi yardımıyla özel araçlar ve İngilizce konuşan rehberler eşliğinde gezdim. Rehberli gezmek ve günlük yapılan turistik set programlar benim serbest ruhlu keşfedici tarafıma çok uymamasına rağmen bana çok zaman kazandırdı. Ayrıca donanımlı rehberler Kolombiya ve genel yaşam hakkında çok değerli bilgiler edinmemi sağladı.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Filandia

Kolombiya’da genel olarak bize çok benzeyen, son derece konuksever, yardımcı ve dürüst insanlarla karşılaştım. Büyük şehirlerin kaotik yapılarına rağmen trafikte ve günlük yaşamda insanların sakin yapıları beni şaşırttı diyebilirim. Güvelik olarak hiçbir olumsuz koşulla karşılaşmadım, ama konuştuğum Kolombiyalıların hiçbiri aldığım önlemlerin gereksiz olduğunu söylemedi. ‘Don’t show your papaya’ diye ilginç bir deyim öğrendim. Yani sokağa çıkarken fark edilme, değerli eşyanı ve malını gösterme gibi.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Islas de Rosario

Kolombiya’da tüm ülke ve insanlar inanılmaz renkli. Canlı ve coşkulu tavırlarıyla hayatın keyfini çıkarmayı gerçekten seviyorlar. Kahve, iyi yemek, müzik herkesin ortak tutkusu. Aşırı dağlık yapısından dolayı ülke içinde ulaşım bugün bile oldukça kısıtlı. Bu da ülke içinde birbirinden çok farklı değişik bölgeler yaratmış. Geçmişte yoğun olarak yaşanan narkotik trafik ülkenin coğrafi olarak birbirinden kopuk yapısına ve bu durumun yarattığı otorite boşluğuna bağlanıyor.

İlk Kolombiya Durağı Bogota

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Monserrate Tepesi

Kolombiya seyahat programım Bogota ile başladı. Türk Hava Yolları ile İstanbul’dan yaklaşık 13 saatlik uzun ama konforlu bir direkt uçuşla başkent Bogota’ya vardık. Bogota And Dağları’nın eteklerinde 2 bin 640 metrede konumlanmış, rakım olarak dünyanın en yüksek 4’üncü başkenti. Aynı zamanda dokuz milyon nüfuslu bir mega kent. Bu yükseklik durumu alışana kadar çarpıntı ve nefes darlığı şeklinde kendini gösteren ‘altitude sickness’ (yüksek irtifa hastalığı) yaratabiliyor.

Kolombiya’da Konaklama

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Four Seasons Hotel Casa Medina

Bir otelci olarak kaldığım otellere çok önem veririm. Keyifli bir otelin o şehir için keyifli anılar bıraktığına inanırım. Bogota’da ilk kaldığım otel olan Four Seasons Casa Medina, 1945 yıllarından İngiliz döneminden kalan kırmızı tuğlalı sempatik bir yapıydı. 62 odalı otelin içi de tipik kolonyal İspanyol şeklinde dekore edilmiş tam bir ev kıvamındaydı. Civardaki kırmızı tuğlalı tarihi binalar bana İngiltere hissi verirken tüm modern binaların da aynı malzemeden daha yüksek katlı olarak yapılmış olması yarattıkları bütünlük ve uyum açısından çok hoşuma gitti. Her binanın önünde inanılmaz güzel mini bahçeler ve tropik bitkiler var. Bogota, dağ eteklerine kurulan, tropik iklime sahip bir şehir olduğu için hava durumu her gün birbirini tekrar eder şekilde. Genelde sabahları serin ve güneşli oluyor. Öğle saatlerinde hava kapatıp yağmur başlıyor ve sonrasında gri bir hava kalıyor.

Şehrin bölgeleri birbirinden görsel ve yaşam kalitesi olarak inanılmaz farklı. Güvenlik açısından saat kaçta nerede olacağınız, nerede sokağa çıkmamanız dikkat etmeniz gereken önemli bir bilgi. Eski şehrin bulunduğu La Candalera bölgesi müzelerin, tarihi binaların ve tipik dar sokaklı mahallelerin bulunduğu bir bölge.

Bogota’da Görülmesi Gereken Yerler

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Distrito Grafiti Bogota

Bogotalıların bugün yaşadıkları, çalıştıkları mahalleler buralardan oldukça farklı bölgelerde konumlanmış. Şehir kuzey güney aksında, kuzeye doğru daha güvenli ve modern bir şehir olarak gelişmiş. Bogota, 2-3 gün kalıp, Kolombiya’nın havası solumak ve genel ortama alışmak için iyi bir başlangıç. Şehri kuşbakışı görebileceğiniz Monserrate tepesi ve kilisesi, Altın ve Botero Müzeleri, eski bir hapishaneden dönüştürülen Museo National de Colombia, içinde çağdaş sanat yerleştirmeleri ile 17’nci yüzyıldan kalan bir kilise olan Museo Santa Clara ve değişik bölgelerde bitmek bilmeyen Kolombiya’da çok yaygın bir sokak sanatı olan rengarenk graffiti bölgeleri aklımda kalanlar.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Zapaquira Salt Cathedral

Ayrıca, Bogota’dan bir buçuk saat uzaklıktaki Zapaquira’da 1930’lardan kalan ve yerin 190 metre altında eski bir tuz madeninin içine konumlandırılan Salt Cathedral bugüne kadar dünyada gördüğüm en ilginç ve çarpıcı yerlerden biriydi.

İkinci Kolombiya Durağı Medellin

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Salento

Medejin olarak okunan şehir Kolombiya’nın en büyük ikinci şehri. Bir dönem Escobar’ın tüm uyuşturucu trafiğine ev sahipliği yapmış; çeteleri ve içine girilemeyen gettolarıyla dünyanın en korkunç şehirlerinden biriymiş. Ancak son 10-15 senede büyük bir transformasyon geçiren şehir, en tehlikeli yüksek bölgelerin akıllı teleferik hatlarıyla merkeze bağlanmasıyla bugün Latin Amerika’nın en çok turist çeken ve güvenilir şehirlerinden biri olmuş. Tepelerde, dağ eteklerindeki eski gecekondu mahalleleri salaş dokuları korunarak bir turizm merkezi haline gelmiş.

Gecekondular arasında her yerde rengarenk graffiti duvarlar, el sanatları satan sokak satıcıları ve her köşede hünerlerini sergileyip yaşamlarını yaptıkları dans şovlarından kazanan mahalleli genç getto grupları insanın aklını başından alıyor. Çok dik bir yamaçta konumlanan Comuna 13 bölgesi yürüyen merdivenlerle ve daracık yollarla birbirine bağlanmış. Ortam çok gerçek, salaş ve hafif ürkütücü. Ama Medellin’in en önemli turistik bölgesi olmuş. Medellin’de hava her daim bahar. Ondan dolayı bu şehre ‘The City of Eternal Spring’ diyorlar. İnanılmaz yeşil bir şehir. Gece hayatı, restoran ve bar seçkisi de çok geniş. Kaldığımız havalı butik otelin içinde bulunduğu şık muhitte, müzik sesleri sabaha kadar devam ediyordu.

Rengarenk Kolombiya Kasabaları

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Guatape

Medellin’e bir-iki saat uzaklıkta olan küçük, tarihi kasabaları da gezme fırsatımız oldu. Guatape rengarenk evleri, evlerin içinde yaşayanların hayatlarının betimlendiği, Zocalo denilen rengarenk duvar altı resimleriyle, bugüne kadar gördüğüm en masalsı kasabalardan biriydi. Piedra de Penol, etrafına çok büyük bir gölün inşa edildiği, dev kayası ve panoramik manzaraları ile çok etkileyiciydi. Yol boyunca And Dağları’nın arasındaki vadilerde gördüğümüz muazzam manzaralar ve Antioquia bölgesindeki tamamen yöresel öğlen yemeğimiz bizi gerçekten buralara gelmeye değdiğini düşündüren tecrübelerdi.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Guatape

Piedra de Penol’de yaptığımız tekne turunda Escobar ve ekibinin eski malikanelerini, oyun alanlarını denizden yakinen gördük. Escobar’ın 1994’te son zamanlarını geçirdiği, bombalanarak yanan malikanesinin enkazı aynı şekilde duruyor. Medellin’den ayrılmadan son durağımız 2 saat mesafede bulunan Sante Fe adlı yine harika bir kasabaydı. Tüm küçük kasabalarda olduğu gibi kilise meydanı, önünde konumlanan Kolombiya’ya ve bölgeye özgürlüğü getiren Simon Bolivar meydanı ve rengarenk biblo gibi evleriyle, Santa Fe’de mutlaka görülmesi gereken huzur dolu bir kasaba.

Kolombiya genelde doğa olarak çok güzel, zengin ve her an yeşilin bin bir türünü görebileceğiniz bir ülke. Güzel bir tesadüf ki dünyanın en zengin ve kaliteli zümrüt madenleri de burada. Yani hem yerde hem gökte her yer yeşil bu ülkede.

Kolombiya’nın Kahve Bölgesi

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Cocora Vadisi

Medellin’den heyecan içinde 20 kişilik pır pır uçaklarımıza binip, kahve bölgesine ulaşmak üzere Pereira şehrine uçarken, hem hayatımda adını bile duymadığım bir şehre gideceğim için meraklı hem de dünyada sadece Cocora Vadisi’nde görülebilen anormal uzun palmiye ağaçlarını tanıyacağım için çok heyecanlıydım.

Uçaktan indiğimizde bizi Yvovanni adında inanılmaz bilgili, duygusal zekâsı muhteşem yüksek, bugüne kadar tanıdığım en iyilerinden diyebileceğim rehberimiz tarafından karşılandık. Beraber geçirdiğimiz iki gün boyunca, kendisinden makro fotoğraf çekme tekniklerinden tutun Kolombiya’da yaşama kadar geniş bir spektrumda muazzam bilgiler edindik. Çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

2011 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası listesine dahil edilen Cocora Vadisi’nde geçirdiğimiz gün unutulmazdı. Yaptığımız doğa yürüyüşü ve dağlarda trekking sırasında, dünyada sadece orada bulunan ikonik Quindo Wax Palm’ları tanıdık. Uzun zamandır bu kadar değişik kelebek, yabani orkide, bitki ve çiçeği bir arada, doğal ortamlarında gözlemlememiştim. Bu bölgedeki minik kasabalar Salento ve Filandia da harikaydı. Kasabaların rengarenk sokakları, evleri, dükkanları hiç aklımdan çıkmayacak. Renk skalasında yer alan her rengi, inanılmaz yoğun bir şekilde, bir arada gördüğüm başka bir bölge hatırlamıyorum. Aynı zamanda, rengarenk sosyal medya paylaşımlarıma gelen yüzlerce tepki, aslında renklere ruhlarımızın ne kadar ihtiyacı olduğunu teyit eder şekildeydi. Kolombiya’nın en önemli el işçiliklerinden biri olan değişik bir teknikle örülerek yapılan bin bir renkteki macondo çantalarından, onlarca sipariş aldım.

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Coffee Region’daki son günümüzde gerçek bir kahve çiftliğini gezdik. Kahvenin çiçekten çekirdeğe ve sonrasında masamıza olan yolculuğunu tüm aşamalarıyla deneyimledik. O kadar keyifli ve doğal kurgulanmış; bizi tüm kahve hikayesinin içine çeken bir yolculuktu ki memleketim Ayvalık’ta zeytinimizin yolculuğunu neden bu kadar etkileyici ve doğal bir şekilde anlatamıyoruz diye hayıflandım.

Kolombiya bulunduğu konum ve bunu yaratığı coğrafi şartlardan dolayı 12 ay boyunca kahve hasadı yapılabilen dünyadaki tek ülke. Bu da dünyanın en iyi kahvelerinin Kolombiya’dan çıkmasını sağlıyor. Brezilya üretimde miktar olarak daha önde olmasına rağmen Kolombiya üretimde kalite olarak açık ara fark atıyor. Çiftlikte beyaz zarif bir çiçeğin nasıl kahve çekirdeğine dönüştüğünü gördük. Bu çekirdekleri topladık, kavurduk, öğüttük ve içtik. Aynı zamanda jungle gibi bir ortamda çok keyifli bir doğa yolculuğu yaptık.

Kolombiya’daki Son Durak Cartagena

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Sofitel Santa Clara

Kolombiya’da mozaiğin dördüncü parçası, Karayipler’in tartışmasız en güzel şehri olan Cartagena de Indias’dı. Kısa bir uçuştan sonra derme çatma minik bir açık alandan oluşan havaalanına indiğimizde gözlemlediğim tatlı karmaşa ve deniz kenarı kasabalarında bulduğunuz sakin ve havalı tavırlar önümüzdeki beş günü çok farklı ve keyifli geçireceğimizi hissettiriyordu.

1500’lerden günümüze gelen bu Karayip şehri, 1984’te Unesco tarafından World Heritage Site ilan edildiği için çok iyi korunmuş. Uzun yıllardır turizmin göz bebeği olduğu için sur içindeki tüm binalar çok iyi durumda. Rengarenk kolonyal binalar, kiliseler yan yana dizilmiş biblolar gibi sizi karşılıyor. Sokaklarda atlı arabalar, hayatın tamamen dışarıda geçtiği restoran, kafe, barlar; her an bir yenisi gerçekleşen sokak performansları, sizi bir masal alemine götürüyor. O kadar çok uyarıcı var ki bir an neyin fotoğrafını çekeceğinize şaşırıyorsunuz.

Biraz Küba kıvamında, biraz San Miguel de Alende şıklığında mekânlar, butikler, geçmişten günümüze Kolombiya dizayn kültürü hakkında size harika ipuçları veriyor. Eski Boğa Güreşi Arenası artık kimse gitmediği için olağanüstü güzel bir alışveriş ve yaşam merkezine dönüşmüş. 1800’lerden kalan tiyatro bugün üst düzey düğünlere ev sahipliği yapıyor. Cartagena uzun zamandır turizme açık bir şehir, ama içinde hala otantik günlük yaşam devam ettiği için boyalı bir dekor gibi durmuyor.

Cartagena’da Konaklama

Latin Amerika'nın Çok Renkli Ülkesi Kolombiya

Hotel Casa San Agustin

Mesleğim gereği dünyanın neresine gidersem gideyim, o bölgenin en iyi ve özgün otellerini keşfetmeye çalışırım. Burada da önce Casa San Agustin adında küçük bir butik otelde kaldım. Birkaç tarihi bina birleştirilerek ve eski kolonyal tarz korunarak Kolombiya el sanatları ile harmanlanıp ortaya modern, sade ama çok şık ve kaliteli bir butik otel çıkmış. Yerel kadın haklarını irdeleyen çalışmalarıyla Latin Amerika çağdaş sanat piyasasında kendisine ciddi bir yer edinen Kolombiyalı sanatçı Ruby Rumie’nin çarpıcı fotoğraflarıyla burada tanıştım.

Cartagena’da kaldığım bir diğer otel Sofitel Santa Clara, 1621’den günümüze kalan bir manastırdan dönüştürülen daha büyük bir oteldi. Muhteşem avlusu ve açık plan avlu katları tarihi eserlerle dekore edilmiş koyu bordo renkli Haciendası beni çok etkiledi; bambaşka bir döneme götürdü. Cartagena’ya bayıldığımı söyleyebilirim. Bana her zaman iyi gelen minik tatil şehri havası ve gerçek yaşamların devam ettiği rengarenk binaların yarattığı ruh bende en kısa zamanda geri dönme isteği uyandırdı.

Kolombiya’nın gururu Gabriel Garcia Marquez’de uzun yıllar Cartagena’da yaşamış ve Yüzyıllık Yalnızlığı burada yazmış. Santa Clara’daki odamdan çok rahat görebildiğim, hemen yanımızdaki bu ev yaşamın sokaklarda aktığı Cartagena hayatına tezat bir şekilde, yüksek duvarlarla çevrilmişti.