HBO’nun fenomen dizisi The White Lotus’un yeni sezonuyla yeniden radarımıza giren Güney Fransa; Cannes’ın ünlü otellerinden Saint-Tropez’nin göz alıcı sahillerine, Michelin yıldızlı restoranlardan kartpostal güzelliğindeki kasabalara kadar Akdeniz’in en şık rotalarını bir araya getiriyor.
Fransız Rivierası, onlarca yıldır dünyanın en gözde seyahat destinasyonlarından biri. Cannes Film Festivali, Monaco Grand Prix’si, lüks otelleri, beach club’ları ve zamansız Akdeniz estetiğiyle öne çıkan bölge, şimdi de The White Lotus etkisiyle yeniden gündemde.
Dizinin dördüncü sezonunun Cannes ve Saint-Tropez’de çekiliyor olması, zaten popüler olan Fransız Rivierası’nı tekrar seyahat dünyasının merkezine taşıdı. Üstelik bu sezon bir ilke sahne oluyor: Dizi, daha önce Sicilya’daki San Domenico Palace ve Tayland’daki Four Seasons Resort Koh Samui gibi ultra lüks otelleri tamamen kapatarak sete dönüştürmüştü. Ancak bu kez lüksün kalbi Saint-Tropez’de, gerçek hayatla kurgu birbirine karışıyor.
Peki Güney Fransa’ya neden gidilir, nerede kalınır ve The White Lotus’un yeni sezonunda hangi lokasyonları göreceğiz?
Picasso’dan Matisse’e, Edith Wharton’dan Somerset Maugham’a kadar birçok sanatçı ve yazara ilham veren Fransız Rivierası, 1950’lerden itibaren sinema dünyasının da gözdesi haline geldi. Brigitte Bardot’nun başrolünde yer aldığı Et Dieu… créa la femme ile Saint-Tropez’nin ünü tüm dünyaya yayıldı. Bugün ise Jay-Z ve Beyoncé’den Elton John’a kadar birçok ünlünün tercih ettiği Güney Fransa, lüks yaşamın ve Akdeniz zarafetinin en ünlü adreslerinden biri olmaya devam ediyor.
- The White Lotus’un Yeni Sezonu Nerelerde Çekiliyor?
- Güney Fransa’da Ünlüler Nerelere Gidiyor?
- Güney Fransa’ya Neden Gidilir?
- Güney Fransa’ya Nasıl Gidilir? Bölge İçi Ulaşım İpuçları
- Güney Fransa’ya Ne Zaman Gidilir?
- Güney Fransa’da Nerede Kalınır? En Lüks Riviera Otelleri
- Güney Fransa’nın En Güzel Sahilleri & Beach Club’ları
- Güney Fransa’nın En İyi Restoranları & Gece Hayatı
- Güney Fransa’da Mutlaka Görülmesi Gereken Kasabalar
Her sene mayıs ayında Cannes Film Festivali ve ardından Monaco Grand Prix ile başlayan ünlü yağmuruna ve medya ilgisine bu sene bir de Chanel’in Cruise defilesi eklendi. Fransız Rivierası’nın estetiğinden ve Monte Carlo’nun “Kozmopolit plaj şıklığından” esinlenilen koleksiyon, Karl Lagerfeld’in de çok sevdiği Monte Carlo’da sergilendi.
Bu içerikteki tüyolarla bütün şıklığı, sofistikeliği ve tarih kokan sokaklarıyla, ünlülerin izinden Fransız Rivierası’nı gezeceksiniz.
The White Lotus’un Yeni Sezonu Nerelerde Çekiliyor?

Son aylarda Güney Fransa’nın yeniden gündeme gelmesinin en önemli nedenlerinden biri HBO’nun fenomen dizisi The White Lotus. Daha önce Hawaii, Sicilya ve Tayland’da geçen hikâyeleriyle çekildiği destinasyonlarda büyük turizm hareketliliği yaratan dizinin dördüncü sezonu bu kez Fransız Rivierası’na taşınıyor.
Yapımcı David Bernad’ın açıklamalarına göre yeni sezon; şöhret, güç, sanat dünyasının görünmeyen yüzü ve ilgi odağı olma arzusu gibi temaları işleyecek. Kısacası bu sezon yalnızca Fransız Rivierası’nın büyüleyici manzaralarını değil, Cannes’ın gösterişli dünyasının perde arkasını da izleyeceğiz. İşte yeni sezonda öne çıkan ve “White Lotus Etkisi” yaratması beklenen ana lokasyonlar:
- Cannes: Hikâyenin merkezinde Cannes Film Festivali var. Festival için bölgeye gelen oyuncular, yapımcılar ve sinema dünyasının ünlü isimleri sezonun ana karakterlerini oluşturacak.
- Hôtel Martinez: Cannes’ın en ünlü otellerinden biri olan Hôtel Martinez, yeni sezonun en önemli çekim noktalarından biri. Festival döneminin simgelerinden biri haline gelen otel, dizide adeta “White Lotus Cannes” oteline dönüşecek.
- Saint-Tropez: Fransız Rivierası’nın en gözde duraklarından biri olan Saint-Tropez, yeni sezonun lüks ve ihtişam dolu atmosferine ev sahipliği yapacak.
- Château de la Messardière: Saint-Tropez’nin en prestijli tepelerinden birinde yer alan bu masalsı şato, The White Lotus’un 4. sezonuna ev sahipliği yapıyor. Diğer sezonların aksine, otel kapatılmadan, milyoner misafirlerin tatili esnasında yapılan çekimler, otelin gerçek üstü lüks atmosferini doğrudan ekrana taşıyor.
- Fransız Rivierası’nın ikonik sahilleri ve marinaları: Cannes ve Saint-Tropez’nin yanı sıra bölgenin kendine özgü Akdeniz yaşam tarzı, sahil şeridi ve lüks yaşam kültürü de sezonun önemli karakterlerinden biri olacak.
Güney Fransa’da Ünlüler Nerelere Gidiyor?

Fransız Rivierası yalnızca masmavi koyları ve lüks otelleriyle değil, yıllardır dünyanın en ünlü isimlerinin tercih ettiği adresleriyle de dikkat çekiyor. Brigitte Bardot’dan Elton John’a, Jay-Z ve Beyoncé’den Leonardo DiCaprio’ya kadar birçok isim yaz aylarını Güney Fransa’da geçiriyor. İşte ünlülerin en sık tercih ettiği gizli adresler:
- Saint-Tropez: Brigitte Bardot’nun 1950’lerde dünyaya tanıttığı Saint-Tropez, bugün hâlâ Fransız Rivierası’nın en gözde destinasyonlarından biri.
- Le Club 55: Saint-Tropez’nin en ünlü beach club’larından biri olan Le Club 55, yıllardır Elton John, Bono ve moda dünyasının önde gelen isimlerini ağırlıyor.
- Hotel Byblos, Saint-Tropez: Mick Jagger’dan Grace Kelly’ye kadar birçok ünlü ismin konakladığı bu efsanevi otel, hâlâ bölgenin en prestijli adreslerinden biri.
- Hôtel Martinez, Cannes: Cannes Film Festivali boyunca Hollywood yıldızlarının adeta ikinci evi haline gelen otel, kırmızı halıya birkaç dakika uzaklıkta yer alıyor.
- La Guérite, Cannes: Sadece tekneyle ulaşılabilen restoran, yaz boyunca ünlü isimlerin öğle yemekleri ve kutlamaları için tercih ettiği adreslerden biri.
- Cap Ferrat: Avrupa’nın en pahalı gayrimenkullerinden bazılarının bulunduğu Cap Ferrat, yıllardır aristokratların, iş insanlarının ve dünya jet-setinin gözdesi.
- Villa Ephrussi de Rothschild, Cap Ferrat: Belle Époque döneminin ihtişamını yansıtan yapı, bölgenin neden bu kadar prestijli olduğunu anlamak için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.
- Monaco & Monte Carlo: Formula 1 hafta sonu boyunca sporcular, oyuncular ve iş dünyasının önemli isimleri Monaco’ya akın ediyor. Lüks yatlar ve gösterişli partiler ise Monte Carlo’nun vazgeçilmezleri arasında.
OGGUSTO’nun Notu: Güney Fransa’da ünlüleri görmek için kırmızı halıya ihtiyacınız yok. Saint-Tropez’den Cap Ferrat’ya kadar uzanan bu rotada şık bir öğle yemeği veya gün batımı aperitifi sırasında yan masanızda dünyaca ünlü bir yıldızla karşılaşmanız an meselesi!
Güney Fransa’ya Neden Gidilir?

- Akdeniz’in En Ünlü Sahil Kasabalarını Keşfetmek İçin: Cannes, Saint-Tropez, Nice ve Antibes; kartpostal güzelliğindeki manzaralarıyla Fransız Rivierası’nın en popüler durakları arasında yer alıyor.
- Lüks Yaşam Kültürünü Deneyimlemek İçin: Dünyaca ünlü oteller, beach club’lar, marinalar ve butiklerle Güney Fransa, Avrupa’nın en şık destinasyonlarından biri olarak öne çıkıyor.
- Michelin Yıldızlı Restoranları Keşfetmek İçin: Bölge, deniz ürünlerinden Fransız mutfağının klasiklerine kadar uzanan güçlü gastronomi sahnesiyle dikkat çekiyor.
- Sanat ve Kültürle İç İçe Olmak İçin: Picasso, Matisse ve Chagall gibi sanatçıların izlerini sürebileceğiniz müzeler ve galeriler bölgenin kültürel zenginliğini yansıtıyor.
- The White Lotus Dünyasını Yaşamak İçin: Dizinin çekimlerinin gerçekleştirildiği Cannes ve Saint-Tropez, bu yıl seyahat dünyasının en çok konuşulan destinasyonları arasında yer alıyor.
Güney Fransa’ya Nasıl Gidilir? Bölge İçi Ulaşım İpuçları

Güney Fransa’ya ulaşmanın en kolay yolu uçak yolculuğu. Seyahat planınıza göre Nice, Marsilya veya Toulon havalimanlarını tercih edebilir, ardından tren ya da araç kiralama seçenekleriyle Fransız Rivierası boyunca dilediğiniz rotayı oluşturabilirsiniz.
- Nice Côte d’Azur Havalimanı (NCE) En Popüler Nokta: İstanbul’dan direkt uçuşlarla ulaşabileceğiniz havalimanı; Nice, Cannes, Antibes, Monaco ve Saint-Jean-Cap-Ferrat gibi popüler destinasyonlara en mantıklı giriş kapısı.
- Cannes’a Ulaşım: Nice Havalimanı’ndan Cannes’a araçla yaklaşık 30 dakika, trenle ise 40 dakika içinde ulaşabilirsiniz.
- Saint-Tropez İçin Araç Kiralama: Nice Havalimanı’ndan araçla yaklaşık 1,5 saatte ulaşmak mümkün. Yaz aylarında trafik yoğun olabileceği için sabah erken saatlerde yola çıkmak avantaj sağlar.
- Trenle Riviera Turu (TER): Fransız Rivierası boyunca çalışan TER trenleri; Nice, Cannes, Antibes, Monaco ve Villefranche-sur-Mer arasında trafik stresi olmadan, harika Akdeniz manzaraları eşliğinde kolay ulaşım sağlar.
OGGUSTO’nun Notu: Eğer ilk kez Güney Fransa’ya gidiyorsanız, Nice’i üs olarak seçmek işinizi çok kolaylaştırır. Sabah Monaco’da kahvenizi içip öğleden sonra Villefranche-sur-Mer’de denize girebilir, ertesi gün Cannes’a geçebilirsiniz.
Güney Fransa’ya Ne Zaman Gidilir?


| Dönem | Seyahat Amacı / Konsept | Öne Çıkan Özellikler |
| Mayıs – Ekim | Deniz, Güneş & Beach Club | Saint-Tropez ve Cannes sahillerinin en canlı, hareketli olduğu dönem. |
| Haziran Başı & Eylül | Sakin Riviera Deneyimi | Kalabalıklardan uzak, sıcak havanın ve denizin tadını çıkarmak için ideal. |
| Nisan, Ekim & Kasım | Kültür, Sanat & Gastronomi | Müzeleri gezmek, sakin kasabaları keşfetmek ve restoran rezervasyonu bulmak için en rahat aylar. |
| Temmuz | Provence Lavanta Dönemi | Provence bölgesindeki ünlü mor lavanta tarlalarının en fotojenik dönemi. |
Editor’ün Notu: Güney Fransa’nın en büyüleyici zamanı bize göre Haziran. Hava tam kararında, deniz yüzülecek kadar sıcak, sokaklar hareketli ama bunaltıcı kalabalıklar henüz ortada yok. Saint-Tropez’de uzun öğle yemekleri ve Provence’ta lavanta kokuları eşliğinde Haziran ayını listenizin başına yazın.
{462}
Güney Fransa’da Nerede Kalınır? En Lüks Riviera Otelleri
Hotel Barrière Le Majestic, Cannes

Cannes Film Festivali’yle özdeşleşmiş art deco tarzdındaki ünlü bina, her yıl onlarca ünlüye festival süresince ev sahipliği yapıyor. Sahil şeridi (La Croisette) üzerinde yer alan otel, dünyaca ünlü isimlerle karşılaşacağınız havuz başı ve özel plajıyla gerçek bir Cannes deneyimi sunuyor.
Hotel Barrière Le Majestic Cannes’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Lüks şehir oteli
- Lokasyon: La Croisette, Cannes
- Konaklama: Deniz manzaralı oda ve süitler
- Öne Çıkan Yönler: Cannes Film Festivali atmosferi, özel plaj, açık havuz
- Atmosfer: Zarif, ikonik ve Riviera şıklığında
- Yeme İçme: Restoranlar, barlar ve sahil kulübü
- Kimler İçin Uygun: Cannes deneyimini en merkezi noktada yaşamak isteyenler
- Adres: 10 Boulevard de la Croisette, Cannes, Fransa
- Instagram: Hotel Barrière Le Majestic
OGGUSTO’nun Hotel Barrière Le Majestic Notu: Eğer ilk kez Cannes’a gidiyorsanız La Croisette manzaralı bir oda tercih etmeye çalışın. Sabah kahvenizi Akdeniz’e karşı içmek ve gün batımında sahil boyunca yürüyüş yapmak, Cannes deneyiminin en keyifli anlarından biri. Otelin özel plajı yaz aylarında oldukça popüler olduğu için şezlong rezervasyonlarını önceden yaptırmakta fayda var. Ayrıca akşamüstü Le Majestic’in terasında bir aperitif molası vererek Riviera atmosferini doyasıya yaşayabilirsiniz.
Hôtel Martinez, Cannes (The White Lotus Oteli)

Festivalin gerçekleştiği Palais des Festival’in hemen karşısında yer alan, Cannes’ın bir diğer ironik oteli Martinez,1929’dan beri lüksün simgesi haline geldi. İki Michelin yıldızı restoranı La Palme d’Or ve misafirlerine özel Croisette üzerindeki plajı ile her yaz adından bahsettiriyor. Dünyaca ünlü iç mimar Pierre-Yves-Rochon tarafından 2018 yılında tekrar renove edilen otelde, art deco ve lüks modern öğeler iç içe geçiyor. Cannes Film Festivali’nin simgelerinden biri olan Hôtel Martinez, yeni sezonun en önemli çekim noktalarından biri.
Art Deco mimarisi, Croisette üzerindeki konumu ve yıllardır ağırladığı Hollywood yıldızlarıyla tanınan otel, çekimler sırasında adeta “White Lotus Cannes” oteline dönüşmüş durumda. Festival dönemlerinde zaten oda bulmanın oldukça zor olduğu Hôtel Martinez, The White Lotus etkisiyle daha da fazla ilgi görmeye başladı.
Hotel Martinez Cannes’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Lüks şehir oteli
- Lokasyon: La Croisette, Cannes
- Konaklama: Deniz manzaralı oda ve süitler
- Öne Çıkan Yönler: Tarihi art deco mimari, özel plaj, Riviera atmosferi
- Atmosfer: Zarif, ikonik ve sofistike
- Yeme İçme: Restoranlar, sahil kulübü ve barlar
- Kimler İçin Uygun: Cannes’ın klasik lüksünü deneyimlemek isteyenler
- Adres: 73 Boulevard de la Croisette, Cannes, Fransa
- Instagram: Hotel Martinez
OGGUSTO’nun Hotel Martinez Notu: Cannes’ın en ikonik fotoğraf karelerinden bazıları bu otelin önünde çekiliyor. Eğer Riviera deneyimini tam anlamıyla yaşamak istiyorsanız, gününüzün bir bölümünü otelin özel plajında geçirebilir, ardından La Croisette boyunca yürüyüş yapabilirsiniz. Gün batımında deniz manzaralı bir aperitif ise Hotel Martinez deneyiminin vazgeçilmezlerinden biri. Ayrıca otelin tarihi lobisi ve art deco detayları da keşfetmeye değer.
Château de la Chèvre d’Or, Ezè Village



Bir tepeye kurulmuş klasik bir orta çağ şehri olan Ezè Village, deniz kenarından ayrılıp farklı bir Fransız Riviearası deneyimi için ilginç bir destinasyon. Hiç bozulmamış ara sokaklarından tepeye doğru çıktığınızda ise karşınıza ünlü Château de la Chèvre d’Or çıkıyor. Önceleri özel mülk olarak planlanan bu otel, 950’lerde gurme bir restorana daha sonrasında da özel tekli odalardan oluşan bir konaklama yerine dönüşüyor. Tepenin içine yerleştirilmiş odalar, yeşillik alanlarla birleşiyor ve Fransız Rivierası’na tepeden bir izleme alanı oluşturuyor. Otelin bünyesinde manzaraya karşı oturabileceğiniz ve iki Michelin yıldızlı, özenle hazırlanmış yemeğinizin tadını çıkarabileceğiniz bir restoran da bulunuyor. Bu büyüleyici otel ve şehir size kendinizi yüzyıllar öncesine ışınlanmış gibi hissettirecek.
Château de la Chèvre d’Or’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Lüks butik otel
- Lokasyon: Èze Village, Fransız Rivierası
- Konaklama: Tarihi yapılar içine dağılmış oda ve süitler
- Öne Çıkan Yönler: Panoramik Akdeniz manzarası, Michelin yıldızlı restoran, orta çağ atmosferi
- Atmosfer: Romantik, tarihi ve sakin
- Yeme İçme: Michelin yıldızlı restoran ve manzara terasları
- Kimler İçin Uygun: Balayı çiftleri, gastronomi tutkunları ve romantik kaçamak arayanlar
- Adres: Rue du Barri, Èze Village, Fransa
- Instagram: Château de la Chèvre d’Or
OGGUSTO’nun Château de la Chèvre d’Or Notu: Eğer yalnızca bir gece konaklayacaksanız bile gün batımını mutlaka otelin teraslarından izleyin. Èze Village’ın dar taş sokaklarında sabah erken saatlerde yürümek, bölgeyi kalabalıklar gelmeden keşfetmenin en güzel yolu. Rezervasyon sırasında deniz manzaralı bir oda tercih etmeye çalışın; Fransız Rivierası’nın en etkileyici manzaralarından biri doğrudan pencerenizin önünde olacak. Ayrıca Michelin yıldızlı restoranda akşam yemeği için önceden rezervasyon yaptırmayı unutmayın.
Columbus Hotel, Monte Carlo


Monako’nun ironik Belle Epoqué tarzındaki oteli Hotel Hermitage’ı hepimiz biliyoruz. Fakat dünya jet-setinin daha genç ve daha dinamik yeni bir tercihi var; Columbus Hotel. Riviera hayat stilini yansıtan bu butik otel şehrin ruhuna da paralel olarak ünlü F1 sürücüsü David Coulthard tarafından kuruldu. Otelin müşterilerine vermek istediği, geleneksel Monaco hayatından çıkıp, daha modern, daha sade ve daha şehirli lüks bir deneyim…
Columbus Hotel Monte-Carlo’ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Butik lüks otel
- Lokasyon: Fontvieille, Monaco
- Konaklama: Marina ve şehir manzaralı oda ve süitler
- Öne Çıkan Yönler: Modern tasarım, sakin konum, butik atmosfer
- Atmosfer: Şehirli, çağdaş ve rahat
- Yeme İçme: Restoran, bar ve teras alanları
- Kimler İçin Uygun: Klasik Monaco lüksüne alternatif arayanlar, genç gezginler ve çiftler
- Adres: 23 Avenue des Papalins, Monaco
- Instagram: Columbus Hotel
OGGUSTO’nun Columbus Hotel Notu: Monaco’nun daha sakin yüzünü keşfetmek istiyorsanız Fontvieille bölgesi oldukça keyifli bir seçenek. Sabah yürüyüşünüzü Prenses Grace Gül Bahçesi’nde yapabilir, ardından liman çevresindeki kafelerde vakit geçirebilirsiniz. Formula 1 tutkunları için de otelin David Coulthard bağlantısı ayrı bir detay. Şehrin merkezindeki yüksek fiyatlı ve yoğun otellere kıyasla daha rahat bir atmosfer sunan Columbus Hotel, Monaco’yu yerel ritmine daha yakın deneyimlemek isteyenler için ideal.
Hotel Byblos, St. Tropez



1967’de açılan bu otel yıllardır adeta ünlüler geçidi gibi. Mike Jagger’dan Eddy Barkley’e birçok ünlünün St. Tropez’deki evi haline gelmiştir. Otel, Fransız-Beyrutlu bir iş adamı tarafından, Brigitte Bardot’a olan hayranlığını Binbir Gece Destanı kadar destansı bir şekilde anlatmak üzere inşa ediliyor. Adı gibi açılış hikâyesi de bir mit üzerine olan bu otel mimarisiyle hâlâ bizi büyülemeye devam ediyor. Antoine Chevanne, otel grubunun sahibi, misafirlerin yaşayacağı deneyimi “Işıldayan ve rahatlatan, gizli ve seçilmiş, şık ve mütevazi” olarak özetliyor. Otel olanakları içinde ünlü Pampelonne plajı üzerindeki Byblos Beach ve Alain Ducasse şefliğini yaptığı Cucina Byblos var.
Hôtel Byblos Saint-Tropez’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: İkonik lüks resort otel
- Lokasyon: Saint-Tropez merkez
- Konaklama: Oda, süit ve özel villa seçenekleri
- Öne Çıkan Yönler: Efsanevi tarihi, ünlü misafirleri, Byblos Beach erişimi
- Atmosfer: Şık, seçkin ve zamansız Riviera lüksü
- Yeme İçme: Cucina Byblos, restoranlar ve barlar
- Kimler İçin Uygun: Saint-Tropez’nin ikonik yaşam tarzını deneyimlemek isteyenler
- Adres: 20 Avenue Paul Signac, Saint-Tropez, Fransa
- Instagram: Hotel Byblos
OGGUSTO’nun Hôtel Byblos Notu: Saint-Tropez deneyimini tek bir otelde özetlemek gerekirse, bu otel büyük ihtimalle Byblos olurdu. Sabahları avluda kahvaltı yapmak, öğleden sonrayı Pampelonne Plajı’nda geçirmek ve akşamüstü Saint-Tropez limanına yürüyerek ulaşmak burada konaklamanın en keyifli ritüelleri arasında. Yaz sezonunda oldukça yoğun olduğu için özellikle temmuz ve ağustos aylarında rezervasyonunuzu aylar öncesinden yapmanızda fayda var. Ayrıca otelin mimarisi ve avluları, Fransız Rivierası’nın en fotojenik köşelerinden bazılarını sunuyor.
{131893}
Güney Fransa’nın En Güzel Sahilleri & Beach Club’ları
Palais Stéphanie Beach, Cannes

Cannes’ın ünlü sahil şeridi Croisette üzerinde yer alan plaj, ahşap ağırlıklı şık dekorasyonu, her gün canlı performans sergileyen DJ’leri ve Akdeniz-Japon füzyon mutfağı sunan restoranıyla Cannes’ın en popüler gündüz duraklarından biri.
OGGUSTO’nun Notu: Güneşin yumuşadığı öğleden sonra saatlerinde gitmenizi ve gün batımına karşı özel kokteyllerini denemenizi öneririz.
La Guérite, Ile Sainte Marguerite

1902’den beri herkesi kendine hayran bırakan La Guérite, Cannes yakınlarında Sainte Marguerite adasında yer alıyor. Burada serin sulara atlayıp Fransız Rivierası’nı uzaktan izleyebilirsiniz. Sadece denizden ulaşım olan bu plaj-restoranda klasik Akdeniz mutfağının en güzel örneklerini tadabilirsiniz. Ayrıca yemek sırasında yükselen parti sesleri kesinlikle unutulmaz bir gün yaşamanızı sağlayacak.
OGGUSTO’nun Notu: La Guérite’nin en güzel yanı yalnızca yemekleri değil, oraya ulaşma şekli. Tekneyle adaya yaklaşırken gördüğünüz turkuaz sular, günün geri kalanının nasıl geçeceğine dair küçük bir ipucu veriyor. Rezervasyonunuzu öğle saatlerine yapın ve dönüş için acele etmeyin.
Club Dauphin, Cap Ferrat

Grand-Hôtel du Cap-Ferrat, A Four Seasons Hotel’in bünyesindeki Club Dauphine, 1930’lardan beri Fransız Rivearası’nın ikonikleşmiş plajlarından biri. Dünya jet-setinin ve ünlülerin uğrak noktası olmuş ve olmaya da devam ediyor. Misafir listesi Winston Churchill’den Elizabeth Taylor’a kadar ulaşan plaj şu anda da en popüler noktalardan biri. Otelin en ünlü simgelerinden biri haline gelmiş, tuzlu suyla doldurulmuş infinity havuzuna girip şezlongunuzdan Akdeniz’in mavilerinin tadını çıkarabilirsiniz. İşletmecisi Johann Burgos ise kesinlikle “Club Spritz” sipariş etmenizi söylüyor.
OGGUSTO’nun Notu: Eğer Cap Ferrat’da yalnızca birkaç saatiniz varsa, onu Club Dauphin’in meşhur infinity havuzunda geçirin. Akdeniz’in mavisiyle neredeyse birleşen bu havuz, Fransız Rivierası’nın en ikonik manzaralarından birine sahip. Şezlongunuza yerleştikten sonra ise Johann Burgos’un tavsiyesine kulak verin ve bir Club Spritz sipariş edin. Bazı manzaralar gerçekten yavaş yavaş tadını çıkarınca daha güzel.
Loulou Plage & Restaurant, St. Tropez

“Lüks bir bohemlik” mottosuyla 1950’lerin Saint Tropez ruhunu yaşamak istiyorsanız bu plaja kesinlikle uğramalısınız. Kendilerini “Riviera’nın kokusu” olarak tanımlarken, misafirlerini özgür ruhu, hayata olan hedonist yaklaşımı ile cezbediyor. Paris ve Val d’Isère’deki mekanlarıyla da her sezonun “it” mekânı olmayı başarıyorlar. Renkli dekorasyonu sizi Capri’ye ışınlarken menüsüyle de İspanya’dan alıp İtalya’ya ve tabii ki Fransa sahillerine uçuracak.
OGGUSTO’nun Notu: Loulou’ya giderken en şık keten gömleğinizi ya da favori yaz elbisenizi bavula atmayı unutmayın. Çünkü burası sadece denize girilen bir beach club değil; Saint-Tropez’nin o zahmetsiz ama kusursuz görünen stilini en iyi yansıtan adreslerden biri. Uzun bir öğle yemeği, soğuk bir rosé ve fonda çalan müzik eşliğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamayabilirsiniz.
Le Club 55, St. Tropez

Ve tabii ki Saint Tropez diyince efsanevi Le Club 55’e uğramazsak olmaz! Hâlâ kurucuları tarafından işletilen bu plaj, yıllardır “it” mekân ünvanını taşıması ve ünlülerin ilk tercihi olmasına rağmen oldukça mütevazı ve samimi bir işletme modeli sürdürüyor. Bütün bu lüksün içinde kendinizi bir arkadaşınızın evinizde gibi hissediyorsunuz. Otantik, Fransız Riviera’sı tarzında dekore edilmiş bu mekanda oldukça basit, ve yine otantik yemekleri, organik, ev yapımı şarapları tadabilirsiniz. Öğle yemeği saatinde ise yan masanızda Elton John ve ya Bono’yu görürseniz şaşırmayın.
OGGUSTO’nun Notu: Le Club 55 için rezervasyonunuzu mümkünse öğle saatlerine yapın ve masadan kalkmak için kendinize bir saat sınırı koymayın. Çünkü burası tam da uzun öğle yemeklerinin, ikinci kadeh şarabın ve uzayan sohbetlerin değer gördüğü yerlerden biri. Saint-Tropez’nin yıllardır değişmeyen ruhunu hissetmek istiyorsanız, gününüzün en keyifli birkaç saatini burada geçirebilirsiniz.
{58539}
Güney Fransa’nın En İyi Restoranları & Gece Hayatı
La Petite Maison, Nice

Nicole Rubi tarafından açılan İstanbul’da tanıdığımız La Petite Maison, gerçek bir Güney Fransa deneyimi için bir vazgeçilmez. Açıldığından beri ünlülerin, sanatçıların ve hatta politikacıların uğrak noktasına halinde. Bölgenin malzemeleriyle, bölgenin mutfağını tatmak için menüdeki tabakları denemeniz tavsiye edilir. Yemeğin sonunda mekanın işletmecisinin bahçesinden topladığı limonlarla yapılmış limoncelloyu unutamayacaksınız.
- Mutfak yaklaşımı: Güney Fransa & Akdeniz mutfağı
- Mekân: Nice şehir merkezi
- Menü: Deniz ürünleri, Provence esintili tabaklar, mevsimsel sebzeler ve Akdeniz klasikleri
- Rezervasyon: Özellikle yaz aylarında ve akşam servislerinde önceden öneriliyor
- Ne Giyilir?: Smart casual & Riviera şıklığı
- Adres: 11 Rue Saint-François de Paule, Nice, Fransa
- Instagram: La Petite Maison
OGGUSTO’nun La Petite Maison Notu: Nice’te gerçek bir Güney Fransa deneyimi yaşamak isteyenlerin ilk duraklarından biri. Gösterişten uzak ancak son derece rafine yaklaşımı, restoranı yıllardır bölgenin en sevilen adreslerinden biri hâline getiriyor. Menüde yer alan tabaklar, Riviera mutfağının en iyi örneklerini sunarken, yemeğin sonunda servis edilen ve bahçeden toplanan limonlarla hazırlanan limoncello deneyimin unutulmaz detaylarından biri oluyor. La Petite Maison, Fransız Rivierası’nın gastronomik ruhunu en iyi yansıtan klasiklerden biri.
La Palm d’Or, Cannes

Lokal şef Christian Sinicropi’nin yönetimindeki La Palme d’Or ikonik Martinez Hotel’in içinde yer alıyor. Otelin terasındaki masanızdan Akdenizin mavilerini izlerken şefin misafirler için hazırladığı deneyimin tadını çıkarabilirsiniz. Yaşam ve değişim üzerine tasarlanan menü, yemeğin ağızınızda üç farklı katmanda hissedilmesini hedefliyor: Dokuyu hissetmek, değişimine tanık olmak ve tadın ağızdaki yayılışı.
- Mutfak yaklaşımı: Yaratıcı Fransız gastronomisi & Akdeniz mutfağı
- Mekân: Cannes – Hôtel Martinez
- Menü: Tadım menüleri, Akdeniz ürünleri, yaratıcı Fransız tabakları
- Rezervasyon: Önceden rezervasyon öneriliyor
- Ne Giyilir?: Elegant & Riviera şıklığı
- Adres: 73 Boulevard de la Croisette, Cannes, Fransa
- Instagram: Hôtel Martinez
OGGUSTO’nun La Palme d’Or Notu: La Palme d’Or’da yemek, yalnızca bir akşam yemeği değil; şef Christian Sinicropi’nin kurguladığı çok katmanlı bir deneyim. Her tabak, dokudan aromaya ve lezzetin dönüşümüne kadar farklı duyuları harekete geçirecek şekilde tasarlanıyor. Akdeniz manzarası, yaratıcı sunumlar ve Fransız gastronomisinin incelikleri birleşerek Cannes’ın en özel sofralarından birini ortaya çıkarıyor. Burada gastronomi, sanat ve hikâye anlatıcılığı aynı masada buluşuyor.
Bâoli, Cannes

Palmiyelerin altındaki geniş bahçesinde hizmet veren Bâoli, Asya ve Akdeniz mutfağından seçkileri müşterilerine sunuyor. Festival döneminde de her sene ünlülerin ve sektörün önde gelenlerin gecenin tadını çıkarmak için ilk adresleri Bâoli oluyor. Yemekten sonra da geceye içeride dünyaca ünlü DJ’lerin performanslarıyla devam edebilirsiniz.
- Mutfak yaklaşımı: Asya & Akdeniz füzyon mutfağı
- Mekân: Cannes Liman Bölgesi
- Menü: Sushi, deniz ürünleri, paylaşım tabakları ve modern füzyon lezzetler
- Rezervasyon: Özellikle yaz sezonu ve festival dönemlerinde önceden öneriliyor
- Ne Giyilir?: Riviera chic & gece şıklığı
- Adres: Port Pierre Canto, Boulevard de la Croisette, Cannes, Fransa
- Instagram: Bâoli
OGGUSTO’nun Bâoli Notu: Bâoli, Cannes’da gastronomi ve gece hayatının en başarılı şekilde kesiştiği adreslerden biri. Akşam yemeğiyle başlayan deneyim, ilerleyen saatlerde dünyaca ünlü DJ performansları ve yükselen enerjisiyle bambaşka bir atmosfere dönüşüyor. Palmiyelerle çevrili bahçesi, uluslararası kalabalığı ve eğlence odaklı ruhuyla Fransız Rivierası’nın en ikonik yaz klasiklerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bagatelle, St. Tropez

Londra’dan St. Barths’a bir çok farklı yerde de bulunan Bagatelle’den, yemek ve eğlenceyi birleştmek deyince daha iyi bir örnek olamaz. Mottoları ise “Hayattan Fransızlar gibi zevk almak”. Bunu da güzel yemek yiyip güzel şarap içerken enerjiyi ve müziği yükselterek yapıyorlar. Güney Fransa’nın eğlence anlayışını New York’a taşımak için açılan restoran tabii ki de ana topraklarında da popülerliğini sürdürüyor. Menüdeki yemekler de tıpkı eğlence gibi paylaşmak üzerine tasarlanmış.
VIP Room, St. Tropez

Gösterişli ve ünlü bu gece kulübü gelenlere unutamayacakları bir eğlenceyi vaad ediyor. Saint Tropez’ye gitmiş herkezden duyacağınız VIP Room’un müdavimlerinden biri de Naomi Campbell. Öncesinde içerisinde bulunan Le GIOIA’da sakin Italyan müziği eşliğinde Akdeniz mutfağının tadını çıkarabilirsiniz. Ardından bu ünlü kulübün yüksek enerjisine katılın. Menüdeki kokteyller de geceniz gibi özel ve unutulmaz olmak için tasarlanmış.
Elsa, Monte Carlo

Monte Carlo Beach Hotel’in içinde yer alan Elsa, Ecocert sertifikalı 100% organik ilk Michelin kazanan restorandır. Lokal olarak tedarik edilen mevsimsel malzemelerle hazırlanan menüsüyle şef Mélanie Serre bir gastronomi şölen deneyimlemenizi sağlıyor. Temiz beslenmenin değerinin her gün daha da anlaşılması ile bu restoran daha da popülerleşmeye devam ediyor.
Jimmyz, Monte Carlo

1970’den beri ünlüler gecidi haline gelen bu ünlü gece kulübünde dünyanın en ünlü DJ’lerine dans etme şansınız var. Jimmyz, aynı zamanda Grand Prix partilerine de ev sahipliği yapıyor. Yarıştan sonra pilotlar, streslerini dans pistinde atıyor. Kulübe vardığınızda moda, spor ve film sektörünün önemli isimlerine rastlamanız çok olası.
{5717}
Güney Fransa’da Mutlaka Görülmesi Gereken Kasabalar
Villefranche-sur-Mer


Fransız Rivierası’nın renkli sahil kasabası Villefranche sur Mer, Monaco’dan sadece 15 dakika uzaklaşıp sakince kafa dinlemek ve masmavi Akdeniz sularına kendinizi bırakmak için gitmeniz gereken yerlerden. Sahil şeridi boyunca uzanan renkli evleri ve tepelere doğru uzanan dar sokaklarıyla kendinizi bir film setinde gibi hissedeceksiniz. Kameranızı hazırlamayı unutmayın.
OGGUSTO’nun Notu: Villefranche-sur-Mer’i keşfetmenin en güzel yolu haritayı bir kenara bırakmak. Rengarenk evlerin arasından geçen dar sokaklarda kaybolun, karşınıza çıkan küçük meydanlarda mola verin ve denizi gördüğünüz ilk kafede oturun. Fransız Rivierası’nın o kartpostal gibi manzaralarını en doğal haliyle görebileceğiniz yerlerden biri tam da burası.
Saint-Jean-Cap-Ferrat

Fransız Rivierası’nın incilerinden biri olarak adlandırılan Saint-Jean-Cap-Ferrat, bir balıkçı kasabsıyken ‘Belle Epoque’tan beri dinginliği ve ferahlatıcı sularıyla Avrupa jet-setinin gözde destinasyonlarından biri. Marinası ve marina etrafındaki taptaze deniz ürünleri sunan restoranlarıyla her yıl binlerce turiste Fransız Rivierası’nın hareketli hayatından kaçma fırsatı tanıyor. Ayrıca dünyaca ünlü Paloma Beach’e de ev sahipliği yapmakta.
OGGUSTO’nun Notu: Saint-Jean-Cap-Ferrat, Fransız Rivierası’nın en gösterişsiz ama en etkileyici köşelerinden biri. Buraya geldiğinizde yapılacaklar listenizi bir kenara bırakın ve biraz yavaşlamaya çalışın. Marina boyunca yürüyüş yapmak, deniz kenarında uzun bir öğle yemeğine oturmak ve Paloma Beach’te birkaç saat geçirmek, Cap-Ferrat’ın neden yıllardır dünyanın en seçkin kaçış noktalarından biri olduğunu anlamanız için yeterli olacaktır.
Juan Les Pins

Her yıl dünyanın dört bir yanında insanların akın ettiği Jazz festivalinden tanıdığımız, Antibes’e bağlı sahil kasabası Juan Les Pins, kalabalık ve hareketli sokakları, cadde kenarlarındaki kafeleri ile Fransız Rivierası’ndaki diğer destinasyonlardan daha farklı bir hava solumanızı sağlıyor. Tarih boyunca bir çok ünlüye ev sahipliği ve ilham kaynağı olan Juan Les Pins’de F. Scott Fitzgerald da yaşamıştır. Sokaklarda yürürken kendinizi yazarın Tender is the Night kitabında hayal edebilirsiniz. Şu anda otele çevrilmiş evi Hotel Belles Rives de görülmesi gereken yerler arasında.
OGGUSTO’nun Notu: Juan-les-Pins’e geldiğinizde bir kafede oturup etrafı izlemek için kendinize mutlaka zaman ayırın. Fransız Rivierası’nın diğer duraklarına göre daha enerjik ve daha genç bir atmosfere sahip olan kasaba, özellikle yaz akşamlarında bambaşka bir ruh kazanıyor. Eğer F. Scott Fitzgerald’ın neden buraya âşık olduğunu merak ediyorsanız, gün batımına doğru sahil boyunca yürüyüşe çıkmanız yeterli.
Kapak Görseli: iStock


