preloader

Sanatçı Sohbetleri: Belmin Pilevneli

03.05.2024
Sanatçı Sohbetleri: Belmin Pilevneli

Yazı Boyutu:

Sanat hayatına Londra’da devam eden ve eserlerinde doğanın organik formları ve şiirden ilham alan sanatçı Belmin Pilevneli ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Kendinizden ve işlerinizden bahsedebilir misiniz?

1990 yılında İstanbul’da her alanda sanatla ilgilenen bir aileye doğdum. Şu anda Londra’da yaşıyorum. Sabancı Üniversitesi Görsel İletişim’i bitirdikten sonra 2016’da Londra’da University of Arts London, London College of Communication’da Master’s programını tamamladım. Bu dönemde işlerimi sergilemeye başladım ve o zamandan beri uluslararası alanda sergi, bienal ve fuarlara katılmaktayım. Bu sene Londra’daki atölyemde düzenli olarak resim ve yaratıcılık dersleri vermeye başladım. Mesleğim dışında yoga, dans, sinema ve şiir hayatımda hep vardır.

Şu ana kadar Galeri Miz, Galeri Fe, Casa 22 ve Shipton Street Gallery’de kişisel sergiler açtım. Eserlerimin yer aldığı bazı fuarlar arasında London Art Fair 2024, Art On Paper New York 2023, Contemporary İstanbul, 10th Dali International Photography Exhibition, Dali, China, 11th International Printmaking Biennial of Douro 2023, Paper Ink Print Festival London 2023, Hybrid Art Fair Madrid, 2023 ve The 4th International Localized Image Festival, Shenyang, China, 2023 yer alıyor.

Çeşitli teknikleri bir araya getirdiğim resimlerimde ilişkiler, aidiyet, dağılma, tekrar yapılanma, şifalanma, hayat ve doğadaki döngüler ile doğa-insan ikişkisi gibi konuları işliyorum. İşlerimle bir huzur duygusu uyandırma arzusundayım.

Sanatçı Sohbetleri: Belmin Pilevneli

İllüstrasyon ve grafik tasarım geçmişim ve buna bağlı olarak özgün baskı teknikleri konusundaki bilgimden dolayı resimlerimde teknik ve görsel olarak illüstrasyon ve grafiğin etkisini görmeniz mümkün. Mesela işlerimde genelde benim için saflığı sembolize eden kağıdı ve kabartma tekniği olan gofrajı ön plana çıkarmayı seviyorum. Daha sonra bu kabartmalarıma mürekkep, akrilik, kara kalem, kuru boya gibi tekniklerini bir arada dahil etmeyi seviyorum. Keza bu çeşitlilik sanırım benim aile geçmişimle de ilişkili.

Sanatla uğraşmaya nasıl başladınız?

Sanatçı bir ailenin içine doğdum. Annem Pemra Pilevneli ve babam Yavuz Pilevneli’nin seramik atölyesi ve dedem Mustafa Pilevneli’nin resim atölyesi arasında büyüdüm. Hatta annemin sanat ve seramik derslerine ben de kardeşimle birlikte katılırdım. Onlar sayesinde küçük yaşta seramik ve resim yapmayı ve farklı teknikleri bir arada kullanmayı öğrendim. Aslında tüm aile fertlerimin sanat ve tasarım konusundaki tutkuları ve bilgileri ışığında büyüdüm diyebilirim. Ben zamanla resme yöneldim ama kardeşim Cem Pilevneli müziğe yöneldi.

Çalışmalarınızda hangi bakış açılarını ön plana çıkarıyorsunuz?

Dünyada yaşanan olaylara, ve bazen de kişisel olarak yaşadığımız psikolojik karmaşalara, çıkmazlara ya da aşk gibi güçlü duygulara yumuşak ve saf bir açıdan bakmayı seçiyorum. Halbuki yaşadığımız karmaşayı aslında dağılanın tekrardan düzene girebilmesi için oluşmuş fırsatlar olarak göstermeyi hedefliyorum.

Genelde işlerime bakıldığında resmettiğim formlar, kullandığım malzemeler ve renk paleti belli bir arınma hissini, sakinlik ve huzuru öne çıkarıyor. Yaptığım işlerde sivri ve keskin şekillerden kaçınıyorum. Bitkilerden ilham alarak çoğunlukla organik, amorf ve akışkan şekilleri döngüsel bir kompozisyonla işlemeyi seviyorum. Ya oldukça düzenli ya da patlama halinde hareket içindedirler. Bu kompozisyonların ortak anlamı aslında hayatın hep bir döngü içinde olmasıdır. Arada patlamalar, düzensizlikler olsa da düzene tekrar kavuşulur. Bu döngüler hücrelere, tomurcuğun çiçeğe dönüşüm hikâyesine, suyun topraktan yağmura dönüşümüne, göçmen kuşların yolculuğuna, gezegenlerin orbit üzerindeki dönüşü gibi doğadaki kaçınılmaz düzenlere benzetilebilinir. Biz insanların kendi dünyasındaysa zaman zaman yükselirken, iyi hissederken, zaman zaman da düşeriz. Hayat çekilinmez bir hale gelir. Mesela bazen aşık olup paramparça olur ama daha sonra sirkelenip kendimize geliriz. Kısacası işlerimle hem doğadaki hem de bizim içimizdeki o düzene/parçalanmaya yani dönüşümleri ön plana çıkarmaya gayret ederim.

Çalışmalarınızı hazırlarken ilham aldığınız noktalar nelerdir?

Doğadaki düzen-düzensizlik, organik formlar, farklı kültürlerin patternlerinden, insanlardan, hissettiğim duygular ve şiirlerden ilham alıyorum.

Hangi sanat akımı sizi daha iyi tanımlar?

Aslında belli bir sanat akımına dahil olduğumu düşünmüyorum. Ancak, günümüze ait olduğundan çağdaş, soyut-yarı soyut kompozisyonlarımdan dolayı soyut, duygularımı dışa vurumu olduğundan da ekspresyonist sanat akımlarına daha yakınım.

Sanatçı Sohbetleri: Belmin Pilevneli

Yaptığınız bütün işler arasında en heyecan verici ve özel işiniz hangisi?

Kabarttığım kağıt resimlerimden olan‘Dance of East and West No:1’ ve tuval işim olan ‘İstanbul’ en heyecan verici ve özellerinden…

Bir de şu an çok heyecan duyduğum ‘All Things Come Back Together’ isimli yeni bir seri üzerinde çalışıyorum. Çok yakında websitemde ve çalıştığım galerilerde paylaşacağım!

Uzun yıllardır İngiltere Londra’da yaşıyorsunuz. İlk yaşamaya başladığınızda, yeni bir kültüre ve sanat ortamına adapte olurken, yaratıcılığınızı nasıl beslediniz ve geliştirdiniz?

Londra’da yaşamak beni öyle çok etkileyip heyecanlandırmıştı ki, kimlik, aidiyet ve bir yandan kültürel farklılıkları ve birlik kavramını vurguladığım resimler yapmaya başladım. Çünkü bu şehirde bir sürü kültür bir arada yaşıyor.

Farklı diller, desenler, yiyecekler, etik kuralları ile çevrelenmiş bu şehirde ben de ekspat olduğum için kendi kültürümü, kimliğimi ve kendimin bu çok kültürlü yerin içindeki etkisini sorgularken buldum. Ve bunlar haliyle işlerimi de etkiledi.

Sanatınızı Londra’da tanıtmak için hangi stratejileri kullandınız ve hangi platformlar size en çok yardımcı oldu?

Kendimi tanıtma sürecimde İlk etapta üniversitem (UAL) fayda sağladı daha sonra da ‘network’ümün faydalarını gördüm. Onun dışında çeşitli ‘open call’lara yani galeri veya fuarların başvurularına başvurup, grup sergilerinde, fuar ve bienallerde yer aldım.

Sanatçı Sohbetleri: Belmin Pilevneli

İlk başlarda sanat ve tasarım pazarlarına daha uygun bütçeli işlerimi müşerilere bizzat kendim anlatarak sergilemeye ve satmaya başladım. İnsanlarla kurduğum ilişkilerin sonucunda solo sergilere, fuarlara da katıldım. Portfolyo hem de online galeri olarak kullandığım kendi kurduğum websitemle ve Instagram ile de resimlerimi satıyorum. En son Galeri Miz’le birlikte London Art Fair’de, sonrasında da Mayfair’de Gallery Marquess’de yaptığımız bir sergi ile izleyicilere ulaşma fırsatı buldum.

Şu anda üzerinde çalıştığınız veya çalışmayı planladığınız işlerden bahsedebilir misiniz?

Şu anda ‘All Things Come Back Together’ (‘Her Şey Eninde Sonunda Bir Araya Gelir’) isimli resim serisi üzerinde çalışıyorum. Kabartma resimlerimden oluşan bu serinin belli bir kısmını ilk etapta kendi online platformumda sergileyeceğim. Daha sonra birlikte çalıştığım galerilerde fiziksel olarak da satılacaklar.

Güncel sergileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Galeri Miz ile önümüzdeki sene bir solo sergimiz olacak. Onun öncesinde de yaz başında Londra’da Nottinghill’de bir mücevher markası ile ortak bir sergi hazırlayacağız. Bir de sene sonuna doğru Make Space Studios’da “Open Studios” etkinliğinde resimlerimi çalışma ortamımızda sanatseverler ile buluşturacağız!

POP QUIZ

Sanatınızı üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?

Akışkan, yumuşak, huzurlu.

İmkânınız olsa tanışmak istediğiniz sanatçı kim olurdu?

Louise Bourgeois, Tracy Emin, Mona Hatoum.

Tüm zamanların en önemli sanat eseri hangisidir?

Bunun hiçbir zaman cevabı olmayacak, en azından benim için.

Türkiye ve dünyadaki galeri ve müzelerden en sevdikleriniz hangileri?

Müze olarak Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Tate Britain, Royal Academy of Arts, Victoria and Albert Museum, Museo MAXXI, MoMa, Solomon R. Guggenheim Museum. Galeri olarak White Cube Gallery, Hales Gallery, Rabley Gallery, Perrotin Gallery, Hayward Gallery, Türk galerilerden de Galeri Miz, Galeri Fe ve Pi Artworks.

Evinizde hangi sanat eserinin olmasını isterdiniz?

Boticelli’den “The Birth of Venus” ve “Primavera”.

Hangi şehir size ilham veriyor?

İstanbul, Mardin, Roma, Londra yani galiba her yerde ilham bulabilirim aslında!

En son ziyaret ettiğiniz üç sergi hangileriydi?

Design Museum’da “Enzo Mari”, Saatchi Gallery’de “Rong Bao”, Hayward Gallery’de “When Forms Come Alive” grup sergisini ziyaret ettim.

Sanatçı olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?

Yazar, psikoloji ve sanat konusunda araştırmacı ya da dansçı olmayı tercih ederdim.

{254576}

Sinem Genç
Sinem Genç Tüm Yazıları