white banner

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

14.09.2026
Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Yazı Boyutu:

Eylül ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Mozaik Design Shop Kuruçeşme’de kapılarını açtı

Kırmızı halı kaplı zemine ve duvarları boydan boya saran raflı sistemlere sahip modern bir mağaza veya sergi alanında, farklı tasarım objeleri ve heykelsi dekoratif parçalar şık bir şekilde sergilenerek markaların yeni tasarımlarına dikkat çekiliyor.

Mozaik’in tasarım dünyasındaki 35 yıllık birikimini yeni bir mağaza deneyimine taşıyan Design Shop; Patricia Urquiola imzalı vazolardan Eames tasarımı objelere, tasarım tarihine damga vuran ikonik parçalardan çağdaş tasarımcıların güncel işlerine uzanan seçkisiyle Kuruçeşme’de keşfedilmeyi bekliyor.

Vitra, Cassina, Salvatori, Venini, HAY, Audo Copenhagen, Flos, Grau, Davide Groppi ve Bocci gibi uluslararası markaların ürünlerini bir araya getiren mağazada ev ve masaüstü aksesuarları, dekoratif objeler, küçük ölçekli aydınlatmalar ve hediye edilebilecek tasarım parçaları bulunuyor. Farklı bütçelere ve kullanım alanlarına hitap eden seçki, tasarımı gündelik hayatın doğal bir parçasına dönüştürürken mağazanın arka bölümündeki Premium alan daha özel bir alışveriş deneyimi sunuyor.

LOEWE Sonbahar/Kış 2026 Kampanyası Alplerin Zirvesinde

Siyah, hacimli ve krem rengi kürklü astarlı kaban giymiş bir model, neon yeşili rujuyla karlı bir zeminde dinamik bir poz vererek LOEWE'nin bu sezona özel yeni tasarımlarını çarpıcı bir kış ambiyansında sunuyor.
Açık buz mavisi renkte, üstten kulplu ve omuz askılı, Loewe logosu taşıyan zarif bir çanta, yağmur damlalarıyla ıslanmış cam gibi görünen bir yüzey üzerinde dururken, bu fotoğraf eylül ayında öne çıkan markaların yeni tasarımlarından birini yansıtıyor.

LOEWE, Sonbahar/Kış 2026 kampanyasını Mont Blanc Masifi’ndeki Pointe Helbronner’da, 3.470 metre yükseklikte gerçekleştirdi. Talia Chetrit’nin fotoğrafladığı karelerde Julia Garner, Théodore Pellerin, Lil Yachty ve Cosima von Bonin gibi isimler; buz, kar ve granit zirvelerin arasında koleksiyonun parlak renklerini, güçlü silüetlerini ve zanaatkârlık detaylarını taşıyor. Yeni Amazona 180, Puzzle ve Flamenco çantalarının Cosima von Bonin’den ilham alan özel yorumları ile Storm botları, Shield güneş gözlükleri ve shearling parçalar; kampanyanın yüksek irtifa ve keşif duygusunu tamamlıyor.

Eylül ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını ve tüm gelişmelerini konu alan bu yazıyla bağlantılı olarak, karlı, ızgaralı bir zeminde duran, şeffaf sarı renkte ve üst kısmı tüylü detaylara sahip Loewe marka bot giyen bir bacak gösteriliyor.
Sarı kısa saçlı, mavi gözlü bir model, üzerine geçirdiği siyah bir giysi ve omuzlarını saran, kahverengi tonlarında gösterişli tüylü bir aksesuarla kararlı bir ifadeyle doğrudan objektife bakarken, Loewe markasının dikkat çeken sonbahar/kış koleksiyonundan bir yeni tasarımını sunuyor.

Lug Von Siga, “II Silenzio” ile Milano Moda Haftasında

Modanın önemli isimlerinden Gül Ağış, siyah beyaz portre fotoğrafında, omuz hizasındaki dalgalı saçları ve çizgili bir gömleğiyle hafifçe gülümseyerek objektife bakarken zarif duruşuyla dikkat çekiyor.
Gül Ağış
Lug Von Siga’nın Kurucusu ve Kreatif Direktörü

Türkiye’de 16 yıldır kendi tasarım dilini ve üretim anlayışını koruyarak büyüyen Lug Von Siga, bugün uluslararası moda sahnesindeki konumunu güçlendirerek yeni bir büyüme dönemine hazırlanıyor. Marka, 2027 İlkbahar/Yaz sezonu kapsamında hazırlanan “Il Silenzio”yu 23 Eylül’de Milano Moda Haftası’nın resmi takviminde sunacak.

Lug Von Siga’nın Milano’da sunacağı İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu “Il Silenzio”, sessizliği bir yokluk olarak değil, duygunun en yoğun hallerinden biri olarak ele alıyor. Aşk, özlem, arayış, teslimiyet ve görünmeyen bir bağa duyulan inanç etrafında şekillenen koleksiyon; Mevlana ve Şems’in düşünsel ve manevi dünyasında da karşılığını bulan, bazı duyguların kelimelerin ötesinde anlam kazandığı fikrinden besleniyor.

23 Eylül’de Milano’da sunulacak koleksiyon, beyazı ve beyazın farklı tonlarını merkeze alırken transparan dokular, nakışlar ve el işçiliğiyle Lug Von Siga’nın karakteristik zanaat anlayışını daha arınmış bir estetik içerisinde yeniden yorumluyor. Yalın renk paleti ve uzun bir zamana yayılan üretim süreci, içsel bir yolculuğun ve sessiz lüksün görsel karşılığına dönüşürken “Il Silenzio”, sessizlik, sadelik ve derinliğin bir araya geldiği rafine bir estetik anlayışı ortaya koyuyor.

GUESS JEANS’ten The Rolling Stones’a Denim Saygı Duruşu

Uzun siyah saçlı, siyah uzun bir palto, efsanevi Rolling Stones grubunun dil logosu baskılı koyu renk bir tişört, kot pantolon ve açık renk botlar giymiş bir kişi, sade pembe tonlarındaki bir duvara yaslanmış bir şekilde poz veriyor.
Rolling Stones'un ikonik dil logosu ve 'Tour 1978' yazılı yamalarıyla süslenmiş, arkası dönük bir kişinin giydiği mavi denim ceket ve uyumlu kot pantolon, markaların göze çarpan yeni tasarımlarını ve rock 'n' roll ruhunu yansıtan işbirliklerini modern bir estetikle sunuyor.

GUESS JEANS, Sonbahar 2026 sezonunda The Rolling Stones’un 1978 ABD turnesinden ilham alan bir kapsül koleksiyona imza atıyor. Rock & roll’un sahne enerjisini markanın Batı Yakası denim mirasıyla buluşturan koleksiyon; vintage turne grafiklerini oversize tişörtler, sweatshirt’ler, denim parçalar, trucker ceketler, şapkalar ve aksesuarlarla yeniden yorumluyor.

Eskitilmiş baskılar, zincir dikiş nakışlar, kristal taş detaylar, işlemeli armalar ve karakteristik denim yıkamaları koleksiyonun öne çıkan ayrıntıları arasında. İlk kez Pitti Uomo’da tanıtılan GUESS JEANS x The Rolling Stones Capsule Collection, müzik tarihinin en ikonik gruplarından birinin görsel mirasını günlük giyime taşıyor. İlk kez Pitti Uomo’da tanıtılan GUESS JEANS x The Rolling Stones Capsule Collection, müzik tarihinin en ikonik gruplarından birinin görsel mirasını günlük giyime taşıyor. Koleksiyon, eylül ayı itibarıyla dünya genelinde satışta.

Fairmont Quasar Istanbul’a 10 Uluslararası Ödül

Fairmont Quasar Istanbul, Haute Grandeur Global Excellence Awards kapsamında konaklama, gastronomi ve spa kategorilerinde toplam 10 ödüle layık görüldü. Misafir deneyimi ve hizmet kalitesi alanındaki işletmeleri global, kıta ve ülke düzeyinde değerlendiren programda otel, iki global, beş Avrupa ve üç Türkiye ödülü kazandı.

Fairmont Quasar Istanbul otelinin, açık renk mermer duvarda asılı duran altın renkli Haute Grandeur Global Hotel Awards plaketinde 2026 yılı Avrupa'nın En İyi Şehir Oteli ödülünü gururla kazandığı belirtilirken, sol tarafta markanın amblemini taşıyan siyah bir bagaj arabası kısmen görülüyor.

Fairmont Quasar Istanbul, Avrupa’nın En İyi Şehir Oteli seçilirken; otelin Ukiyo Rooftop, Restaurant & Bar’ı Avrupa’nın En İyi Asya Mutfağı ödülünü aldı. Fairmont Spa Managed by JUSPA ise Türkiye’nin En İyi Şehir Spa’sı seçildi. Bu ödüller, otelin konaklamadan gastronomiye, spa deneyiminden İstanbul manzaralı yaşam alanlarına uzanan hizmet anlayışını uluslararası ölçekte görünür kılıyor.



Ağustos Ayında Göze Çarpanlar


Ağustos ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Arcadia Bağları’nda Bağbozumu Zamanı

Geleneksel üzüm hasadının bir parçası olarak, turkuaz başörtülü ve desenli giysili bir kadın, kurak topraklı güneşli bir bağda eğilerek, elindeki makasla olgun mor üzüm salkımlarını özenle kesip portakal rengi kasaya topluyor.

Kırklareli’nde, Istranca Dağları’nın eteklerinde yer alan Arcadia Bağları’nda bağbozumu dönemi başladı. Eylül ayı boyunca devam edecek hasat dönemi, bağ deneyiminden mevsime özel lezzetlere uzanan bir programla karşılanıyor.

Parlak turuncu hasat kasalarının her birinin, parlak güneş ışığı altında taze toplanmış koyu mor renkli, olgun üzüm salkımlarıyla tıka basa dolu olduğu, arka planda bu bağbozumu yoğunluğunu gösteren daha fazla kasayla uzandığı net bir görüntü.

Bağların içinde yer alan doğa ve gastronomi konseptli Bakucha’da 25 Ağustos – 15 Ekim tarihleri arasında konaklayan misafirler, sabah saatlerinde ekiple birlikte üzüm hasadına katılabiliyor. Günün ilk ışıklarıyla başlayan deneyim, üzümün bağdan sofraya uzanan yolculuğunu ve bağcılığın farklı aşamalarını yakından görme fırsatı sunuyor.

Hasat dönemi restoranın menüsüne de yansıyor. Eylül boyunca hazırlanan bağbozumuna özel lezzetler, mevsim ürünlerini bağların atmosferiyle bir araya getiriyor. Sezonun öne çıkan etkinliği ise 19 Eylül Cumartesi günü düzenlenecek geleneksel Bağbozumu Şenliği. Balkan bandosu eşliğinde temsili bağbozumuyla başlayacak program, konser ve sokak yemekleri stantlarıyla devam edecek. Arcadia Bağları, eylül boyunca süren hasat deneyimi ve Bağbozumu Şenliği ile sonbaharı bağların arasında karşılamak isteyenler için gastronomi, doğa ve bağ kültürünü bir araya getiriyor.

KEF LS LUXE ile Kablosuz Hi-Fi’a Yeni Bir Form Kazandırıyor

Koyu renk ahşap bir konsolun üzerinde, modern hatlara sahip siyah oval bir hi-fi hoparlörün bitişiğinde, bir kişi elleriyle kırmızı etiketli siyah bir plağı hassasça pikabın tabağına yerleştirerek yüksek kaliteli müzik dinleme keyfine hazırlanıyor.

Dünyaca ünlü endüstriyel tasarımcı Ross Lovegrove’un heykelsi tasarım anlayışıyla KEF’in akustik mühendisliğini buluşturan LS LUXE, kablosuz Hi-Fi deneyimini estetik ve teknoloji üzerinden yeniden yorumluyor. Türkiye’de ön siparişe açılan sistem, Eylül 2026’da Hifilife üzerinden kullanıcılarla buluşacak.

Açık renkli, modern tasarımlı iki hi-fi hoparlörden biri arka kısmındaki çok sayıda bağlantı noktasını, diğeri ise ön yüzündeki sürücüyü gösterirken, parlak ve dalgalı metalik bir yüzey üzerinde zarif yansımalarla birlikte sergileniyor.

KEF’in Ross Lovegrove ile Muon hoparlörlerine uzanan iş birliğinin yeni ürünü LS LUXE, doğadan ilham alan akıcı çizgileri ve kıvrımlı kabin yapısıyla yüksek kaliteli sesi yaşam alanlarının tasarımına dahil ediyor. Kompakt ve kablosuz formunun arkasında ise markanın ileri akustik teknolojileri yer alıyor.

Sistemin merkezindeki 12. nesil 6,5 inç Uni-Q® sürücü dizilimi sesin daha geniş ve doğal yayılmasını sağlarken, Metamaterial Absorption Technology (MAT™) sürücünün arkasında oluşan istenmeyen sesleri azaltıyor. KEF’in kablosuz hoparlörlerinde ilk kez kullanılan Velocity Control Technology (VECO) ise sürücü hareketlerini gerçek zamanlı izleyerek daha kontrollü bir performans sunuyor. Music Integrity Engine® teknolojisiyle desteklenen LS LUXE, 384 kHz/24-bit’e kadar yüksek çözünürlüklü sesi destekliyor.

Aydınlık ve modern bir oturma odasında, iki kıvrımlı turuncu koltuk, üzerinde kitap ve tepsi bulunan alçak kahve sehpası, duvara monte rafta duran iki zarif gri hi-fi hoparlör ve soyut sanat eserleriyle minimalist bir yaşam alanı sergileniyor.

Apple AirPlay, Google Cast, Spotify Connect, Tidal Connect, Qobuz Connect ve Amazon Music ile uyumlu olan sistem, HDMI eARC üzerinden televizyonlara da bağlanabiliyor. Uluslararası Hi-Fi yayını What Hi-Fi? tarafından 5 yıldızla değerlendirilen LS LUXE; siyah, beyaz ve bej olmak üzere üç farklı renk seçeneğiyle sunuluyor.

The Peninsula Hong Kong, Charlie and the Chocolate Factory’ın Büyülü Dünyasına Dönüşüyor

The Peninsula Hong Kong otelinde bir lüks konaklama deneyimini vurgulayan bu karede, zarif üniformasıyla gülümseyen bir konsiyerj, iki yeşil valizin arkasında şapkalı ve mor ceketli neşeli bir adam ile meraklı gözlerle etrafa bakan çizgili kazaklı bir çocuk asansör kapısında bekliyor.

Hong Kong bu sonbaharda Willy Wonka’nın renkli ve sıra dışı dünyasına kapılarını açıyor. Broadway müzikali Charlie and the Chocolate Factory‘nin 4 Kasım 2026’da Hong Kong Cultural Centre Grand Theatre’da gerçekleştireceği Hong Kong prömiyeri öncesinde The Peninsula Hong Kong, prodüksiyonun Resmî Otel Partneri olarak müzikalden ilham alan özel deneyimler hazırlıyor.

Roald Dahl’ın klasikleşen hikâyesini otelin farklı noktalarına taşıyan iş birliği; temalı gastronomi deneyimlerinden ailelere özel konaklama paketlerine ve sosyal medya sürprizlerine uzanıyor. Böylece Charlie Bucket’ın Altın Bilet’le başlayan Willy Wonka yolculuğu, tiyatro sahnesinden Hong Kong’un en ikonik otellerinden birine taşınıyor.

Lüks ve zarif bir otel salonunda, siyah silindir şapkalı, parlak pembe kadife ceketli bir beyefendi ve örme bereli genç bir çocuk, çeşitli lezzetlerle dolu üç katlı bir ikindi çayı standının çevresinde sohbet ederken, beyefendi elindeki kalemiyle notlar alıyor.

İş birliğinin gastronomi tarafındaki en dikkat çekici deneyimlerinden biri Felix’te düzenlenecek Charlie and the Chocolate Factory Afternoon Tea. The Peninsula Hong Kong’un en üst katında, Victoria Harbour ve Hong Kong silüeti manzarasına karşı konumlanan Felix, 10 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında müzikalden ilham alan özel bir beş çayı menüsü sunacak. Altın Bilet temalı çikolatalardan Wonka’nın dünyasını yorumlayan tatlılara uzanan seçki, hikâyenin fantastik atmosferini masaya taşıyacak.

Otel, deneyimi yalnızca gastronomiyle sınırlı tutmuyor. Ailelere yönelik, Charlie and the Chocolate Factory temalı sınırlı süreli özel bir konaklama paketi de hazırlanıyor. Detaylarının eylül ayında açıklanması planlanan deneyim, otelde geçirilen zamanı Wonka’nın dünyasının bir uzantısına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Altın Bilet fikri sosyal medyada da devam edecek. The Peninsula Hong Kong’un Instagram hesabında müzikalden ilham alan içerikler ve sürprizler paylaşılırken takipçiler, gizli bir Altın Bilet’i keşfederek çeşitli ödüller kazanma fırsatı yakalayacak.

Broadway International Group prodüksiyonuyla Hong Kong’a gelen Charlie and the Chocolate Factory ise Roald Dahl’ın hikâyesini “Pure Imagination”, “The Candy Man” ve “I’ve Got a Golden Ticket” gibi müziklerle sahneye taşıyor. Daniel Plimpton’ın Willy Wonka’yı, Oliver Wong’un Charlie’yi canlandırdığı yapım 4 Kasım 2026’da perdelerini açacak.

Kısacası bu sonbaharda Hong Kong’da Willy Wonka’nın fabrikasına açılan tek kapı tiyatro salonunda olmayacak. The Peninsula Hong Kong, çikolatadan Altın Bilet’e uzanan detaylarla hikâyeyi konaklama ve gastronomi deneyimine dönüştürerek müzikalin büyüsünü perde kapandıktan sonra da devam ettirecek.

Kapalıçarşı’dan Hollywood’a: Sevan Bıçakçı’nın Yeni Durakları

Siyah beyaz portrede, yuvarlak gözlükleri, gür sakalları ve düşünceli bir ifadeyle çenesine dokunan eliyle poz veren Sevan Bıçakçı, parmaklarındaki dikkat çekici özel tasarım yüzükleri ve boynundaki zincir kolyeyle, Ağustos ayındaki yeni tasarımlar ve markaların gelişimleri bağlamında sanatsal duruşunu yansıtıyor.

Sevan Bıçakçı, bu yaz yeni mağaza açılışları ve Hollywood’a uzanan tasarımlarıyla gündemde. Marka, Kapalıçarşı’nın zanaatkârlık geleneğinden beslenen mücevherlerini sezonun öne çıkan destinasyonlarından D Maris Bay’e taşıdı. İmza koleksiyonların yanı sıra doğa ve deniz temalarından ilham alan parçaların da yer aldığı butik, Sevan Bıçakçı’nın taş işçiliği, mine sanatı ve ters mikro oyma gibi farklı teknikleri buluşturan tasarım dünyasını Akdeniz kıyısında yeni bir adresle genişletti.

Markanın mücevherleri temmuz ayında Hollywood’da da dikkat çekti. “Spider-Man: Brand New Day” filminin dünya prömiyerine katılan Michael Mando, canlandırdığı Scorpion karakterine gönderme yapan Sevan Bıçakçı imzalı akrep broşu tercih etti. Altın ve gümüşten hazırlanan tasarımın merkezinde 15,90 karatlık zümrüt yer aldı. Sevan Bıçakçı’nın bir sonraki durağı ise İstanbul olacak: Ekim ayında İstinyePark’ta açılması planlanan yeni mağaza, markanın tek örnek mücevherlerinin yanı sıra tamamlanması yıllar sürebilen obje çalışmalarını da bir araya getirecek.

Spider-Man: Brand New Day filminin dünya prömiyerinde, koyu renk takım elbisesinin yakasında 15,90 karatlık zümrüt taşıyla dikkat çeken Sevan Bıçakçı imzalı akrep broşuyla poz veren Michael Mando, Hollywood'daki yerini pekiştiriyor.

The Bath Factory, Çeşme’de Deneyim Alanı Açtı

Güneşlenen ve şemsiyeler altında dinlenen insanlarla dolu, palmiye ağaçlarıyla bezeli, canlı bir açık hava eğlence merkezinin kuşbakışı görüntüsü, ortasında Bath yazılı, puantiyeli turuncu şemsiyelere sahip, göz alıcı bir bar veya servis noktası bulunuyor.

The Bath Factory, 7–30 Ağustos tarihleri arasında Çeşme Boheme Beach’te “Summer House” adını verdiği geçici deneyim alanıyla yer alıyor.

İki katlı yapıda kurulan alanda ziyaretçiler, markanın duş jelleri, vücut bakım ürünleri ve yeni sezon vücut spreylerini inceleyip deneyimleyebiliyor. Alanda ayrıca ürün deneme ve makyaj tazeleme noktalarının yanı sıra katılımcılara yönelik “Shower & Roller” ve “Key Hunt” gibi ödüllü mini oyunlar ile dinlenme alanları bulunuyor.

Marka, 30 Ağustos’a kadar sürecek etkinlik boyunca Boheme Beach misafirlerine tüm ürünlerinde %50 indirim uyguluyor.

Şehrin Üzerinde Yaz: The Peninsula Hotels’ın En İkonik Rooftop ve Terasları

Şanghay'ın Lujiazui finans merkezinin ikonik gökdelenleriyle, özellikle Oriental Pearl TV Kulesi'yle çevrili nehir manzarasının keyfini sunan, bir görevlinin bulunduğu, kırmızı minderli sandalyelere sahip ahşap zeminli lüks bir çatı teras barı.
Açık bir kemerli pencereden bakıldığında, Paris'in çatıları ve yemyeşil ağaçlarla çevrili bir terasın üzerinde heybetli bir şekilde yükselen Eyfel Kulesi görülüyor; terasta bembeyaz gömlekli bir garson tepsiyle servis yaparken, pencerenin camında bir binanın yansıması beliriyor.

Dünyanın en ikonik metropollerinde lüks konukseverliğin simgesi olan The Peninsula Hotels, yaz aylarında şehir manzaralarını gastronomi, kokteyl ve açık hava deneyimleriyle buluşturuyor. Paris’ten İstanbul’a, Tokyo’dan New York’a uzanan rooftop ve terasları, şehrin ritmini yükseklerden deneyimlemek isteyenler için özel bir yaz rotası sunuyor.

Paris’te The Peninsula Paris’in Le Rooftop’u, Eyfel Kulesi manzarasına karşı gurme salatalar, hafif Fransız lezzetleri ve kokteyllerle akşamüstü aperitiflerine ev sahipliği yapıyor. The Peninsula London, Hyde Park ve Wellington Arch manzarasına karşı Fransız Rivierası esintili Soleil by Claude ile deniz ürünleri, atıştırmalıklar ve imza kokteylleri bir araya getiriyor. İstanbul’da ise The Peninsula Istanbul’un Topside Bar’ı, Tarihi Yarımada ve Boğaz manzarasını, kadim Deniz İpek Yolu rotasındaki limanlardan ilham alan kokteyllerle tamamlıyor.

Beyaz desenli bir masa üzerinde, yaprak şeklinde ve dalgalı kenarlı seramik tabaklarda sunulan, bahar çiçekleriyle süslenmiş taze başlangıçlar, tatlı patates şişler, ince dilimlenmiş şarküteri ve kremsi mini lezzetler gibi çeşitli gurme ikramlar, zarif bir Peninsula ziyafetinin görsel şölenini oluşturuyor.

Asya’da The Peninsula Hong Kong’un Felix’i, Victoria Limanı panoramasına karşı Asya-Avrupa füzyon mutfağını sunarken; The Peninsula Tokyo’nun Peter’ı, Imperial Palace bahçelerine bakan 24. kattaki konumunda modern ızgara menüsüyle öne çıkıyor. The Peninsula Shanghai’daki Sir Elly’s Terrace ise Bund manzarasını modern Avrupa mutfağı ve şarap seçkisiyle buluşturuyor.

Amerika’da The Peninsula New York’un Pen Top’ı, Midtown silüeti eşliğinde kokteyller ve hafif lezzetlerle şehrin enerjisini terasa taşırken; The Peninsula Beverly Hills’in The Roof Garden’ı, kahvaltıdan gün batımına uzanan menüsü, havuz başı kabana alanları ve Los Angeles manzarasıyla gün boyu yaşayan bir açık hava deneyimi sunuyor.

Gastronomi, estetik ve şehir ritmini bir araya getiren The Peninsula Hotels, rooftop ve teraslarını yalnızca manzara izlenen alanlar olmaktan çıkararak yazın şehirde geçirilen anlarını özel bir deneyime dönüştürüyor.

Avantgarde Refined Yalıkavak’ta Yaz Boyunca Gastronomi Şöleni

Akşamüstü alacakaranlıkta, beyaz masa örtüleriyle şıkça düzenlenmiş yuvarlak masaların ve hasır ile ahşap sandalyelerin yemyeşil çimenlik alana serpiştirildiği, arka plandaki denize uzanan iskele ve sıcak ışık zincirleriyle aydınlatılan huzurlu bir açık hava yemek alanı.

Bodrum’un Küdür Koyu’nda konumlanan Avantgarde Refined Yalıkavak, bu yaz sezonunda Türkiye’nin öne çıkan gastronomi markalarını aynı çatı altında buluşturuyor. MICHELIN Guide Hotels Selection listesinde yer alan otel, ödüllü restoranlarının yanı sıra sezon boyunca düzenleyeceği pop-up etkinlikleriyle gastronomi tutkunlarına zengin bir lezzet programı sunuyor.

Beyaz bir tabağın üzerinde, iç dolgusu hafif yeşilimsi görünen beş adet parlak sarı renkli, fincan şekilli tortellini veya mantı, zengin ve parlak koyu kahverengi bir sosun içinde özenle servis edilmiş, lezzetli bir yakın çekim sunumu.
Beyaz, şık bir dikdörtgen tabakta, üzeri pul biber ve yeşil baharatlarla zenginleştirilmiş, ortadan ikiye ayrılmış, ızgara edilmiş büyük bir karides veya istakoz kuyruğu iştah açıcı bir şekilde duruyor, yanında küçük bir bamya ve ince bir sos çizgisiyle tamamlanan bu Trilye restoranına yakışır deniz mahsulü sunumu adeta bir lezzet şöleni vadediyor.

Yaz boyunca otelde; Hodan Yalıkavak, Sushi Barba, POCO Matcha ve Executive Chef İlker Erdoğan liderliğindeki ACE Restaurant misafirlerini ağırlarken, farklı tarihlerde gerçekleşecek özel gastronomi buluşmaları da programa eşlik ediyor. Şef Çiğdem Seferoğlu imzalı ve MICHELIN Guide ile Gault&Millau Türkiye rehberlerinde yer alan Hodan Yalıkavak, bu sezon da otelin iskelesinde hizmet vermeye devam ediyor. Japon ve Asya mutfağına odaklanan Sushi Barba, sushi ve sashimi seçkileriyle menüye dahil olurken, Türkiye’nin ilk matcha barı POCO Matcha ise sağlıklı yaşam odaklı içecekleriyle yaz deneyimini tamamlıyor.

Hodan temalı bir yazıda yer alan bu görselde, gün batımı ışığında parıldayan beyaz, dalgalı kenarlı bir tabakta narince kızarmış, zeytinyağında dinlenmiş ızgara ahtapot parçaları, yeşil zeytin dilimleri ve incecik portakal kabuğu rendeleriyle iştah açıcı bir şekilde sunuluyor.
Hodan otu ve taze bezelyelerle zenginleştirilmiş, çıtır kaplamalı altın rengi iki adet yuvarlak mücver, mavi kenarlı beyaz bir tabakta güneş ışığı altında, taze yeşilliklerle süslenerek iştah açıcı bir sunumla sergileniyor.

Avantgarde Refined Yalıkavak’ın geleneksel hale gelen “Legends of All Times Turkish Brands Gastronomy Series” kapsamında ise yaz boyunca Türkiye’nin sevilen lezzet markaları Bodrum’da gastronomi meraklılarıyla buluşacak. Ağustos programında Bayramoğlu Döner, pazar günlerine özel brunch konseptiyle 2 ve 16 Ağustos’ta, ZMASH Burger ise 14–15 Ağustos tarihlerinde misafirlerini ağırlayacak.

Serinin devamında, Ankara’nın deniz ürünleri restoranları arasında öne çıkan ve Gault&Millau Türkiye rehberinde bir şapkayla ödüllendirilen Trilye Restaurant, 19–20 Ağustos tarihlerinde iskelede özel bir menü sunacak. 26–27 Ağustos tarihlerinde ise MICHELIN Selected Restaurants seçkisinde yer alan ve Michelin Bib Gourmand ödülüne sahip Fauna, şefler İbrahim Tuna ve Emrah Coşkun’un mevsimsel ve malzeme odaklı mutfağını ilk kez özel bir pop-up deneyimiyle Bodrum’a taşıyacak.

Farklı mutfak anlayışlarını aynı sezonda bir araya getiren Avantgarde Refined Yalıkavak, yaz boyunca düzenlediği gastronomi etkinlikleriyle Bodrum’un dikkat çeken gastronomi duraklarından biri olmaya devam ediyor.

ROKA İstanbul’dan Öğle Saatlerine Özel Yeni Menü: Donburi Express

Kırmızı bir kasede servis edilen, altında beyaz pirinç, üzerinde bol küp doğranmış taze avokado, somon ve ton balığı dilimleri, parlak sarı çiçek yaprakları ve yeşil otlarla süslenmiş iştah açıcı bir Chirashi kasenin yakın çekim görüntüsü.
Manzaralı bir restoranda, Roka Teishoku deneyimi sunan masada, Japon mutfağının özel lezzetlerinden somon, sushi, gyoza ve ızgara tavuk gibi çeşitli yemekler, ferahlatıcı iki kokteyl ile Boğaz'ın eşsiz manzarası eşliğinde zarif bir şekilde sergileniyor.

ROKA İstanbul, öğle saatlerine özel hazırladığı yeni Donburi Express menüsüyle çağdaş Japon mutfağını hızlı ve dengeli bir formatta sunuyor. Her gün 12.30–16.00 saatleri arasında servis edilen ve kişi başı 950 TL fiyatla sunulan set menü, özellikle iş yemekleri ve gün ortası buluşmaları için pratik bir alternatif oluşturuyor.

Menü, Iceberg Sarada No Wafu salatasıyla başlıyor. Ana yemek olarak ise somon, ton balığı ve avokadodan oluşan Chirashi, chili biberi ve susamla hazırlanan Spicy Beef ya da tütsülenmiş tosazu eşliğinde servis edilen Panko Fried Chicken seçeneklerinden biri tercih edilebiliyor. Seçili Japon turşularıyla tamamlanan menü, Japon mutfağının yalın lezzetlerini ROKA’nın modern yorumuyla buluşturuyor.

Kırmızı bir kasenin içinde, beyaz pirinç üzerinde somon, ton balığı, beyaz balık ve avokado küpleriyle zenginleştirilmiş Chirashi yemeği, üzerinde ahşap bir kaşıkla ahşap bir masada dururken, yanında turşu zencefil, wasabi ve sarı turp dilimleri içeren küçük bir servis tabağı yer alıyor.
Deniz manzaralı bir terasın önündeki ahşap masada, çeşitli suşi, sashimi, ızgara balık ve et içeren zengin bir Japon mutfağı Teishoku menüsü, renkli kokteyller ve şık servis takımlarıyla çekici bir şekilde sunuluyor.

Donburi Express’in yanı sıra ROKA İstanbul, öğle ve akşam saatlerinde farklı deneyimler sunan Teishoku menüleriyle de öne çıkıyor. Saat 16.00’ya kadar servis edilen Teishoku Lunch Menüsü, Iceberg salata, dana ve zencefilli gyoza, somon-avokado maki ve robata ızgarasından seçilen ana yemeklerden oluşuyor. Öğle ve akşam servis edilen Teishoku Set Menüsü ise sashimi seçkisi, king crab, karides ve siyah morina gyoza, baharatlı ton balıklı avokado maki ve popcorn karides tempuranın ardından robata ızgarasından seçilen ana yemeklerle daha kapsamlı bir deneyim sunuyor.

Yuzu misoda marine edilmiş siyah morina balığı, Kore baharatlı kuzu pirzola, trüflü yuzu soslu akya sashimi, kemik iliği teriyaki ve karides tempura gibi ROKA’nın imza lezzetlerini de bir araya getiren menüler, Galataport İstanbul’da öğle saatlerinden akşam servisine uzanan çağdaş Japon mutfağı deneyimi sunuyor.

MSA, Bu Yaz da Sia Eli Bodrum’da Gastronomi Deneyimini Yeniden Şekillendiriyor

Koyu renkli dokulu bir zemin üzerinde, açık renkli seramik bir tabakta, altına yerleştirilmiş geniş yeşil bir yaprak üzerinde, kızarmış, baharatlı kahverengi sosla kaplanmış, üzerine sarı bir sos gezdirilmiş ve yeşil otlarla garnitürlenmiş tavuk parçaları; yanında küçük bir kasenin içinde dilimlenmiş turşu salatalıklar ve yarım kesilmiş bir misket limonu ile iştah açıcı bir şekilde duruyor.
Beyaz bir kasede, açık yeşil pürüzsüz bir tabanın üzerinde, ortasında ızgara peynir dilimi bulunan, avokado küpleri, küçük yuvarlak makarna taneleri, taze yeşillikler, narince mor filizler ve çıtır ekmek parçacıklarıyla süslenmiş zengin bir salata dikkat çekiyor.

Mutfak Sanatları Akademisi (MSA), İstanbul’daki eğitim restoranında yıllardır sürdürdüğü özgün gastronomi deneyimini bu yaz da Bodrum Gümüşlük’e taşıyor. Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören MSA Summer Takeover, 2026 sezonunda yeniden Sia Eli’de misafirleriyle buluşuyor.

22 yıldır Türkiye’nin yeme-içme sektörüne donanımlı mutfak ve servis profesyonelleri kazandıran, bugüne kadar 30 bini aşkın mezun veren MSA, dünyanın önde gelen aşçılık okulları arasında gösteriliyor. Akademi, 2017 yılından bu yana Sakıp Sabancı Müzesi içerisinde yer alan MSA’nın Restoranı ile eğitmen şefler, mezunlar ve öğrencilerden oluşan ekibiyle eğitim ve gastronomiyi aynı sofrada buluşturuyor.

Parlak pirinç kulpları olan metal oval servis tabağında, üzerinde fesleğen yaprakları, çıtır ekmek kırıntıları ve caper benzeri koyu tanecikler ile portakal renkli sebze dilimleri bulunan kremalı soslu spagetti yemeği koyu bir zeminde iştah açıcı görünüyor.
Bej oval bir tabağın üzerinde koyu renkli bir zeminde, dikey olarak sıralanmış altı adet avokado kaplı sushi parçası görünüyor. Her sushi rulosunun üzerinde ince bir turp dilimi ve ortasında beyaz bir krema bulunurken, tabağın yanında küçük bir top yeşil wasabi ve bir yığın dilimlenmiş zencefil turşusu yer alıyor.
Siyah arka plan üzerinde beyaz oval bir tabakta, ızgara izleriyle belirginleşmiş ve ince kıyılmış yeşilliklerle süslenmiş, kuyruğu yukarı doğru duran bütün bir ızgara balık, yanında kremalı yeşil püre, karamelize limon dilimi ve taze brokolilerle iştah açıcı bir sunumda servis edilmiş.

Bu deneyim yaz aylarında ise Bodrum’un en özel rotalarından Gümüşlük’te yer alan Sia Eli’ye taşınıyor. Restoranın mutfağından servis operasyonuna kadar tüm yeme-içme deneyimi MSA ekibi tarafından yönetilirken, menüde akademinin imza tabaklarının yanı sıra MSA’ya özel kokteyller ve bar lezzetleri de yer alıyor.

Yerel üreticilerle kurulan iş birlikleri ve mevsimsel ürünler doğrultusunda şekillenen menü; Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen malzemeleri Ege’nin seçkin bağlarından şaraplarla buluşturuyor. MSA, bu projede de kaliteli gastronomiyi erişilebilir fiyat politikasıyla sunmaya devam ediyor.

Eğitim odaklı pop-up restoran modeliyle dikkat çeken MSA Summer Takeover, Gümüşlük’ün dingin atmosferi ve gün batımı manzarası eşliğinde gastronomi tutkunlarına unutulmaz bir yaz deneyimi vadediyor. 2026 yazı boyunca Sia Eli Bodrum, MSA şeflerinin imza lezzetleriyle yaz akşamlarına eşlik etmeyi sürdürüyor.

Temmuz Ayında Göze Çarpanlar

Temmuz ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Cantieri Capelli ve East Marine’den Bodrum’da Özel Buluşma

Bodrum açıklarında, yeşil tepelerin çevrelediği masmavi denizde hızla ilerleyen, gri gövdeli ve turuncu detaylı modern bir Cantieri Capelli Maxi RIB teknede iki kişi keyifli bir seyir yaparken, arkasında belirgin bir beyaz köpük izi bırakıyor.

İtalyan tekne üreticisi Cantieri Capelli ile Türkiye’nin önde gelen denizcilik perakende zinciri East Marine, stratejik iş birliklerini Bodrum’da düzenledikleri özel bir davetle taçlandırdı. Divan Bodrum Palmira Otel’de gerçekleşen etkinliğe Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Capelli Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Apak katıldı.

Sektör profesyonelleri ve deniz tutkunlarını bir araya getiren gecede, markanın öne çıkan modelleri Stradivari 52 ve Tempest 1000 WA yakından incelendi.

East Marine Genel Müdürü Gürhan Günal, 2022’den bu yana süren iş birliğinin markanın Türkiye’deki varlığını her geçen yıl güçlendirdiğini belirterek, hedeflerinin İtalyan zarafetini yerel denizcilik kültürüyle bütünleştirmek olduğunu söyledi.

1974’te İtalya’da kurulan Cantieri Capelli’nin Stradivari 52 modeli, 2025 yılında Maxi RIB kategorisinde Design Innovation Award ödülünü kazanmıştı. East Marine ise 2008’de kurulan, Türkiye’nin tek zincir kurumsal marine marketi olarak 6 mağaza ve online kanallarla hizmet veriyor.

Fullord’dan Renkli Yaz Koleksiyonu: Eden

Cenevre merkezli mücevher evi Fullord, meyvelerin zamansız sembolizminden ilham alan yeni ince mücevher koleksiyonu Eden ile yaz sezonunu karşılıyor. Globus Cenevre’ye geri dönen marka; heykelsi tasarımları, canlı değerli taşları ve 18K RJC sertifikalı altını bir araya getirerek sezonun sıcaklığını ve enerjisini Elma, Limon ve Portakal olmak üzere üç farklı sembol üzerinden sunuyor.

Bir kadının zarif elinde, yüzüne dokunurken, yeşil ve sarı değerli taşlarla bezeli, yaz mevsimini ve Eden temasını çağrıştıran armut biçiminde büyük ve göz alıcı bir yüzük parlıyor.
  • Elma: Yaratılışı, yenilenmeyi ve değişim cesaretini simgeleyen zamansız bir zarafet sunuyor.
  • Limon: Özgüveni ve cesur özifadeyi öne çıkaran taze siluetiyle bireyselliği kutluyor.
  • Portakal: Sıcaklık, canlılık ve bolluğu temsil ederek neşeli anlara ve paylaşılan deneyimlerin zenginliğine saygı duruşunda bulunuyor.

Kolyeler, bilezikler, yüzükler ve markanın imza niteliğindeki pırlanta, safir ile tsavoritlerle süslenmiş sarkıtlarından oluşan koleksiyon, Vicenza’daki entegre imalathanelerde ustalıkla işleniyor. Koleksiyonun en dikkat çekici detaylarından biri ise bileziklerin meyve formunu doğal olarak takip eden ve form ile mekan arasında zarif bir diyalog kuran açık silueti.

Beyaz bir arka plan üzerinde zarifçe duran, FULLORD imzalı pembe altın zincir bileklik, farklı mor tonlarında parlayan çok sayıda küçük değerli taşla kaplı, üst kısmı pürüzsüz ve açık renkli, yaz ruhunu yansıtan şık bir meyve dilimi formunda uca sahiptir.
Rose gold zincirde sallanan, dilimlenmiş gibi duran, bir tarafı kırmızı diğer tarafı sarı değerli taşlarla kaplı, ortası pırlanta çizgili gösterişli bir meyve kolye ucu; yeşil yapraklı bu modern tasarım yaz enerjisini yansıtıyor.

Mücevher ile yüksek mücevheratın kesişim noktasında yer alan Fullord, Eden koleksiyonuyla renkleri, özgün işçiliği ve cesur tarzı bir araya getirerek günlük yaşama eşlik eden heykelsi tasarımlar sunuyor.

Binance TR ve MAC’ten Koşu İş Birliği

Siyah bir bölüme ve turuncu şeritlere sahip stilize bir arka plan önünde, gün batımının altın rengi ışıkları altında ıslak bir köprüde koşan terli koşucular görülüyor; ufukta İstanbul silüeti ve asma köprü kuleleri net bir şekilde belirginleşiyor.

Binance TR ile spor ve yaşam markası MAC, koşu alanında iş birliği yaptığını duyurdu. Anlaşma kapsamında, 10 binin üzerinde üyesi bulunan MACTeam Runners, yeni sezonda “MACTeam Runners Powered by Binance TR” adıyla faaliyetlerine devam edecek.

İş birliği çerçevesinde topluluk, yıl boyunca sabah-akşam koşuları, patika koşuları, yarı maratonlar, maratonlar ve ultra trail yarışları dahil 50’den fazla etkinlikte bir araya gelecek.

Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, iş birliğinin sporun gerektirdiği disiplin ile finansal planlamadaki disiplin arasında paralellik kurduğunu belirtti. MAC Co-CEO’su Mümtaz Demirci ise anlaşmanın topluluğun gelişimine katkı sağlamasını beklediklerini söyledi.

IUMAN’dan Yaz Stiline Modern Bir Yorum

Kumlu plajda ahşap bir tekneye yaslanmış, beyaz açık yakalı gömlek ve desenli deniz şortu giyen, Akdeniz esintili yaz koleksiyonunun rahat tarzını yansıtan bir adam, arka planda parıldayan masmavi deniz ve palmiye ağacıyla dingin bir poz veriyor.

Intimissimi IUMAN, İlkbahar-Yaz plaj koleksiyonu ile erkek plaj giyimini modern tasarımlar ve fonksiyonel detaylarla yeniden ele alıyor. Kampanya çekimlerinde markanın ilk erkek marka yüzü Claudio Marchisio’ya Matteo Robert eşlik ediyor. Koleksiyonun öne çıkan Iconic serisi, pastel yeşili, petrol mavisi ve kırmızı tonlarındaki mayo şortlarını hızlı kuruyan kumaşlar, katlanabilir yapı ve mıknatıslı cep detaylarıyla buluşturuyor. Soft Touch serisi yumuşak dokular ve majolica desenlerinden ilham alırken, çift taraflı modeller, keten mayo tasarımları ve Tech Short serisi yaz boyunca plajdan şehir hayatına uzanan çok yönlü bir stil sunuyor.

Calzedonia’dan Akdeniz Esintili Yaz Koleksiyonu

Akdeniz’in sakin yaşam ritminden ilham alan Calzedonia 2026 Yaz Koleksiyonu, doğal tonlar, ışıltılı dokular ve vücuda uyum sağlayan tasarımlarla sezonun plaj stiline modern bir yorum getiriyor. Geçmiş sezonların sevilen Minimal Fit, Shiny Satin ve Crinkle bikini serileri yeni renk paletleriyle yeniden sunulurken, koleksiyonun yeniliklerinden Exceptional Fit serisi ise destekleyici yapısı ve kompakt polyamid kumaşıyla konfor ile formu bir araya getiriyor. Jakar dokular, altın detaylar, safari esintili desenler ve bohem dokunuşlarla zenginleşen koleksiyon, Akdeniz’in doğal estetiğini çağdaş bir bakış açısıyla buluşturuyor.

OAKBERRY, Türkiye’deki İlk Yılını Güçlü Büyüme ve Global Ödüllerle Tamamladı

Kesilmiş ağaç kütüğü görünümlü ahşap bir tabure üzerinde duran, Oakberry logosu taşıyan iki şeffaf bardak içinde, katmanlı, rengarenk acai kasesi içecekleri bulunuyor; soldaki goji meyveleri, muz dilimleri ve çikolata parçacıklarıyla, sağdaki ise rendelenmiş hindistan cevizi ve fıstık ezmesiyle süslenmiş.

Brezilya Amazonları’nda yetişen açaí meyvesini sağlıklı yaşam tutkunlarıyla buluşturan OAKBERRY, Türkiye’deki ilk yılını güçlü büyüme rakamları ve uluslararası başarılarla geride bıraktı. İstanbul’da başlayan yolculuğunu kısa sürede İzmir ve Antalya başta olmak üzere farklı şehirlere taşıyan marka; Bebek, Nişantaşı, İstinyePark, Emaar, Akasya, Suadiye, City’s, Galataport, The Land of Legends, Çeşme Before Sunset Beach ve İzmir’deki mağazalarıyla büyümesini sürdürürken, yeni lokasyon yatırımlarıyla Türkiye’deki ağını genişletmeye hazırlanıyor.

İlk yılını henüz tamamlamadan Türkiye’de 130 ton açaí tüketimine ulaşan OAKBERRY, sağlıklı ve fonksiyonel beslenmeye yönelik artan ilginin de dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Markanın Türkiye operasyonu, haziran ayında düzenlenen Küresel OAKBERRY Zirvesi’nde “En Hızlı Büyüyen Pazar”, “En İyi Mağaza Açılışı” ve “En İyi Tasarım Uygulama” olmak üzere üç farklı kategoride ödüle layık görüldü.

Oakberry logolu şeffaf bir kapta, katmanlı koyu renkli açai, parlak turuncu meyve püresi ile harmanlanmış, üzerinde taze doğranmış kivi, beyaz hindistan cevizi pulları ve kırmızı goji meyvelerinin bulunduğu, pürüzlü bir taş yüzeyin üzerinde duran sağlıklı bir açai kasesi, arka planda hafifçe bulanık deniz veya göl suyu görülüyor.
Şeffaf bir Oak Berry Açaí Bowls kupasında, koyu mor açaí, fıstık ezmesi benzeri katmanlar ve krema ile hazırlanan, üzerine granola, muz dilimleri ve yaban mersini eklenmiş lezzetli bir açaí kasesi görüyoruz.

Oak Gıda Yönetici Ortağı Mustafa Mert Işık, Türkiye operasyonunun kısa sürede yalnızca ticari performansıyla değil, mağaza deneyimi ve marka uygulamalarıyla da global ölçekte örnek gösterilmesinden gurur duyduklarını belirterek, ilk yılı üç önemli ödülle tamamlamanın gelecek dönem hedefleri için güçlü bir motivasyon sağladığını ifade etti.

Türkiye’de en çok tercih edilen ürün ise markanın imza lezzeti Açaí Bowl Original oldu. Meyve, granola, fıstık ezmesi, kakao nibs ve hindistan cevizi gibi doğal içeriklerle kişiselleştirilebilen bowl’lar, katkı maddesi içermeyen yapısıyla kahvaltıdan antrenman sonrası öğünlere kadar günün farklı saatlerinde tercih ediliyor.

2016 yılında Brezilya’nın São Paulo kentinde kurulan OAKBERRY, bugün 48 ülkede 800’den fazla mağazasıyla faaliyet gösteriyor. Türkiye’deki ilk yılında ulaştığı büyüme performansı ve yeni mağaza yatırımlarıyla marka, ikinci yılına da iddialı hedeflerle giriyor.

Lalive, Yeni Besleyici Yüz Bakım Yağı’nı Yüz Yogası Deneyimiyle Tanıttı

Canlı turuncu çiçekler, arka planı yansıtan siyah dikey aynalar, şeffaf turuncu bir stand üzerinde sıralanmış lalive ürün şişeleri, markanın beyaz kutuları ve kahverengi kurdeleli beyaz havluların düzenli bir şekilde sergilendiği, beyaz masa örtülü bir lansman masası.

Lalive, cildin doğal ışıltısını desteklemek üzere geliştirdiği yeni Besleyici Yüz Bakım Yağını, yüz yogasını odağına alan özel bir davetle tanıttı. Kuşburnu Yağı, C Vitamini, Koenzim Q10 ve Squalane içeren formülüyle cildi beslemeye, yoğun nem sağlamaya ve cilt bariyerini desteklemeye yardımcı olan bakım yağı; hafif, ipeksi dokusu ve hızla emilen yapısıyla öne çıkıyor. Katılımcılar, ürünü yüz yogası eşliğinde deneyimleme fırsatı bulurken, sağlıklı ve doğal ışıltının yalnızca içeriklerle değil, doğru bakım ritüelleriyle de desteklenebileceğini keşfetti.

Samsung, Yapay Zekâ Destekli 2026 TV Serisini Türkiye’de Tanıttı

Samsung Electronics Türkiye, yapay zekâ destekli 2026 TV serisini Türkiye’de tanıttı. Yeni ürün ailesinde Micro RGB, OLED, Neo QLED, Mini LED ve Crystal UHD modellerine yer veren marka; görüntü ve ses kalitesinden içerik keşfine, kişiselleştirilmiş önerilerden bağlantılı yaşam deneyimine kadar televizyon kullanımını daha akıllı bir noktaya taşıyor.

Modern ve minimalist bir oturma odasında, 2026 TV serisinden bir Samsung TV duvara sanat eseri gibi entegre edilmiş, üst kısmı dalgalı gri alt kısmı mercan rengi fırça darbelerinden oluşan soyut bir tablo sergiliyor.

Yeni serinin merkezinde yer alan Vision AI Companion teknolojisi, kullanıcıların televizyonla daha doğal şekilde etkileşim kurmasına ve izleme alışkanlıklarına göre şekillenen önerilere ulaşmasına imkân tanıyor. One UI Tizen platformuyla desteklenen deneyim, 7 yıla kadar yazılım güncelleme desteği ve Samsung Knox güvenlik altyapısıyla tamamlanıyor.

Parlak ışıklarla aydınlatılmış gri bir duvarda sergilenen, sanat eseri gibi duran iki Samsung yapay zeka TV: soldaki çerçeveli model canlı çiçek ve meyve desenleri gösterirken, sağdaki model soyut bir tabloyu yansıtarak Samsung'un 2026 AI TV serisinin estetik ve teknolojik yeniliklerini gözler önüne seriyor.

2026 ürün ailesinin dikkat çeken yeniliklerinden Micro RGB; gelişmiş arka aydınlatma mimarisi, renk doğruluğu, siyah performansı ve yapay zekâ destekli görüntü işleme teknolojileriyle öne çıkıyor. R95H ve R85H modellerinden oluşan seri, 55 inçten 115 inçe uzanan ekran seçenekleriyle sinema, spor ve oyun deneyimini daha detaylı ve sürükleyici hale getirmeyi amaçlıyor.

Samsung’un yeni TV yaklaşımında OLED modellerde oyun performansı, The Frame’de sanat ve tasarım deneyimi, The Movingstyle’da ise daha esnek ekran kullanımı öne çıkıyor.

Pomellato, Paris’teki İlk Sergisini Açtı ve Yeni Yüksek Mücevher Koleksiyonunu Tanıttı

Hande Erçel, açık renk saten, derin V yaka askılı zarif elbisesiyle, ışıltılı bir sütuna yaslanmış halde durarak, üzerinde dikkat çekici yeşil taşlı Pomellato kolyesi ve yüzüğüyle lüks bir takı sergisinde veya etkinliğinde objektiflere poz veriyor.

Pomellato, Paris’teki ilk sergisi “Pomellato, Le Joaillier Révolutionnaire” ile Avrupa’nın en büyük çağdaş sanat merkezlerinden Palais de Tokyo’da kapılarını açtı. Alba Cappellieri küratörlüğünde hazırlanan sergi, markanın 1967’den bu yana mücevher tasarımına getirdiği yenilikçi yaklaşımı arşiv parçaları, ikonik tasarımları ve unutulmaz kampanyalarıyla gözler önüne seriyor. Açılış gecesinde markanın global elçileri arasında yer alan Hande Erçel’in yanı sıra Catherine Deneuve, Kerry Washington, Carla Bruni, Philippine Leroy-Beaulieu ve Benedetta Porcaroli gibi isimler de davetliler arasındaydı.

Hande Erçel ve diğer dünya starlarının Cannes Film Festivali boyunca taktıkları büyüleyici mücevherleri keşfedin.

Karanlık bir arka plan önünde yer alan aydınlık bir vitrin içinde, zarif bir büstün üzerinde pembe altın tonlarında pırıltılı taşlarla bezeli, kalın bir kolye ve altında ise karmaşık desenlere sahip iki geniş, dokulu manşet bileklik sergileniyor.

Gece aynı zamanda Pomellato’nun yeni High Jewelry koleksiyonu Stile Libero’nun dünya lansmanına da ev sahipliği yaptı. Milano’nun özgür ruhundan ilham alan 65 parçalık koleksiyon; cesur taş kullanımı, heykelsi formları ve markanın imza niteliğindeki altın işçiliğiyle yaratıcı özgürlüğü çağdaş bir mücevher anlayışıyla yorumluyor.

Getir Verilerine Göre Çikolata Keyfinin Favori Zamanı Cumartesi Akşamı

Koyu mor renkli düz bir arka planın önünde, parlak kahverengi süt çikolatası tabletinin üç belirgin blok halinde ortadan dinamik bir şekilde kırıldığı ve çevresine çeşitli boyutlarda ufak çikolata parçacıklarının dağıldığı çarpıcı bir görsel.

Getir, Dünya Çikolata Günü kapsamında 2026 yılının ilk yarısına ait çikolata sipariş verilerini paylaştı. Verilere göre kullanıcıların favorisi yine sütlü çikolata olurken, onu bitter ve beyaz çikolata takip etti. Kaplamalı gofretler en çok tercih edilen ürün grubu olmayı sürdürürken, çikolata siparişlerine en sık gazlı içecekler ve doğal maden suyu eşlik etti.

Veriler, çikolata keyfinin en çok hafta sonlarında yaşandığını da ortaya koyuyor. Kullanıcılar en fazla cumartesi günü saat 21.00’de sipariş verirken, yılın en yoğun çikolata siparişi trafiği Sevgililer Günü’nden bir gün önce, 13 Şubat’ta gerçekleşti. Rekor siparişlerde ise dikkat çekici rakamlar öne çıktı: Getir’de tek seferde verilen en yüksek sipariş Batman’dan 325 adet olurken, GetirBüyük’te İstanbul’da bir kullanıcı tek seferde 360 adet çikolata sipariş etti.

M Chocolate, Dünya Çikolata Günü’nü Özel Lezzetlerle Kutluyor

Farklı renklerde parlak sırlarla kaplanmış, bazıları altın benekli veya beyaz çikolata süslemeli, özenle hazırlanmış çeşitli bitter ve sütlü çikolatalar, taze ahududu ve nane yaprakları eşliğinde adeta bir lezzet koleksiyonu sunarak Temmuz ayının yenilikçi tasarımlarını yansıtıyor.
Gri bir zemin üzerinde özenle düzenlenmiş, farklı şekil, renk ve dokulara sahip, bazıları ikiye bölünmüş ahududulu pembe ve bitter çikolatalı trüfler, kakao tozu, fıstık, taze ahududu ve eritilmiş çikolata detaylarıyla zengin bir lezzet koleksiyonunun göz alıcı tasarımı.

M Chocolate, Dünya Çikolata Günü’nü 35 yıllık çikolata ustalığını yansıtan özel seçkisi ve güne özel hazırladığı sürprizlerle kutluyor. Truffle, pralin, ruby, madlen ve lokum çeşitlerinden oluşan el yapımı koleksiyon, klasik çikolata lezzetlerini yaratıcı reçeteler ve özenle seçilen malzemelerle yeniden yorumluyor.

Lezzeti yalnızca bir tat değil, bir deneyim olarak ele alan marka; yıllardır sürdürdüğü el işçiliği geleneğini modern dokunuşlarla buluşturmaya devam ediyor. Dünya Çikolata Günü kapsamında hazırlanan bu özel seçki, çikolatayı kutlamak ve kendine küçük bir mola vermek isteyenler için keyifli bir alternatif sunuyor.

Haziran Ayında Göze Çarpanlar

Haziran ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Shangri-La Bosphorus İstanbul’da IST TOO’nun Yeni Menüsü Şef Şevket Cihan İmzası Taşıyor

Shangri-La Bosphorus Istanbul Executive Şefi Şevket Cihan, şef üniforması ve beyaz şapkasıyla güneşli bir açık havada, etrafı destek çubuklu domates bitkileriyle çevrili bir bahçede taze fesleğen yapraklarını nazikçe ellerinde tutuyor.
Beyaz bir tabakta servis edilen, yeşil bezelyeler, parlak turuncu püre, açık sarı sos ve küçük mantarlarla özenle süslenmiş balık veya beyaz et yemeğini çatal bıçakla kesen eller; arka planda bulanık görünen diğer gurme yemeği ve kırmızı şarap kadehi ile lüks bir akşam yemeği deneyimi sunuluyor.

Shangri-La Bosphorus, İstanbul’un Boğaz manzaralı restoranı IST TOO, Executive Chef Şevket Cihan imzasını taşıyan yeni farm-to-table menüsüyle misafirlerini Anadolu’nun mevsimsel lezzetlerini keşfetmeye davet ediyor. Yerel üreticilerle kurulan iş birlikleri ve sürdürülebilir gastronomi anlayışıyla hazırlanan menü, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen ürünleri çağdaş yorumlarla buluşturuyor.

Beyaz bir masa üzerinde, kabarcıklı kenarlara sahip şık beyaz bir tabakta kremalı soslu, üzerine ince dilimlenmiş trüf mantarı ve yeşillikler serpilmiş bir makarna yemeği görülüyor; bir elin çatalıyla yemeğe uzandığı bu anın sağ üst köşesinde taze ekmek, küçük bir kasede zeytinyağı ve bir kadeh kırmızı şarap, bu kaliteli restoran ortamının zenginliğini vurguluyor.
Beyaz şapkalı bir şef, loş ışıklı bir ortamda, metal bir maşa yardımıyla orta az pişmiş et dilimlerinin üzerine özenle portakal rengi sebzeler ve yeşillik ekleyerek tabaktaki yemeğin estetik sunumunu tamamlıyor.
Şef Şevket Cihan, Shangri-La'nın mutfağında, beyaz üniforması ve metal cımbızlarıyla ızgara balık filetosu, kırmızı sos, kremsi püre ve taneli bir garnitür içeren zarif sunumlu bir tabağa dikkatlice yeşil biber yerleştiriyor.

Üç kuşaktır mutfak geleneğini sürdüren Şef Şevket Cihan’ın yaklaşımı; ürünün kökenine, üreticinin emeğine ve mevsimselliğe duyulan saygı üzerine kuruluyor. Ayvalık erken hasat zeytinyağı, Urla enginarı, Çanakkale kuşkonmazı, Kars gravyeri ve Balıkesir kuzusu gibi yerel ürünler; Urla Enginarlı Yedikule Salatası, Geleneksel Tirit Ekşi Mayalı Pide, El Yapımı Dana Kaburga Mantı, Kuzu Şaşlık ve Ege Deniz Levreği gibi tabaklarda hayat buluyor.

Otel bahçesinde yetiştirilen aromatik otlar, domates, biber ve çilekler de menünün mevsimsel karakterini güçlendirirken, tatlılarda Bodrum mandalinası, Antep fıstığı, Maraş dondurması ve karadut gibi Anadolu’nun köklü tatları modern yorumlarla sunuluyor.

Şef Şevket Cihan’ın sözleriyle, “Farm-to-table bizim için bir trend değil, bir sorumluluk.” IST TOO’nun yeni menüsü de bu anlayışla, Boğaz manzarası eşliğinde yalnızca bir yemek deneyimi değil; Anadolu’nun üreticilerine, mevsimlerine ve zengin gastronomi mirasına uzanan lezzet dolu bir yolculuk vadediyor.

Belgrad Ormanı’nda Yeni BMW iX3 ile Elektrikli Sürüş Deneyimi

Siyah renkli Yeni BMW iX3 elektrikli SUV, güneşli bir açık hava etkinliğinde, büyük bir BMW logosu ve bilgilendirme paneli eşliğinde, yeşil bitki örtüsüyle çevrili şık bir terasta sergilenerek dikkat çekiyor.
Koyu renkli, modern hatlara sahip bir BMW yeni model sedan, ormanlık alandaki virajlı asfalt yolda, güneş ışınlarının ağaç yaprakları arasından süzülerek yolu aydınlattığı bir anında ilerliyor; öndeki özel tasarımlı aydınlatmalı ızgarası ve keskin LED farları belirgin.

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW, Neue Klasse vizyonunun ilk seri üretim modeli Yeni BMW iX3 için Belgrad Ormanı’nda özel bir sürüş deneyimi düzenledi. Laurel İstanbul’da başlayan rota boyunca katılımcılar, modelin elektrikli sürüş performansını doğayla iç içe bir atmosferde deneyimledi.

Ormanlık bir alanda, bir ağacın yanında şarj edilen gümüş rengi Yeni BMW iX3 elektrikli SUV, etrafında ahşap paletlerden yapılmış bir kafe, hasır balyaları ve BMW logolu şezlonglarla donatılmış, doğayla iç içe bir tanıtım alanında sergileniyor.

Sürüş sırasında verilen kahve molasında, Yeni BMW iX3’ün çift yönlü şarj teknolojisi kullanılarak araçtan sağlanan enerjiyle kahveler hazırlandı. Katılımcılar ayrıca dar alanlarda manevrayı kolaylaştıran Geri Sürüş Asistanı teknolojisini de test etme fırsatı buldu.

BMW’nin yeni nesil Neue Klasse mimarisi üzerine geliştirilen Yeni BMW iX3; altıncı nesil eDrive teknolojisi, 805 kilometreye varan WLTP menzili, 800 volt batarya altyapısı ve yalnızca 10 dakikalık hızlı şarjla yaklaşık 372 kilometreye kadar menzil kazanabilmesiyle dikkat çekiyor. Model, BMW Panoramic iDrive ve Heart of Joy gibi yeni nesil dijital sürüş teknolojileriyle markanın elektrikli mobilite vizyonuna da yön veriyor.

Sushi & Spice Maltepe Park’ta Açık Büfe Konseptiyle Yeni Bir Deneyim

Siyah uzun bir tabakta sunulan, önde somon ve salatalık dolgulu, susam serpilmiş, kremalı ve kahverengi soslarla zenginleştirilmiş altı adet uramaki sushi rulosu, yanında bir tutam turşulu zencefil ve arkada çıtır turuncu ipliklerle süslenmiş, farklı tatlar sunan diğer sushi çeşitleri, odak dışında bir kase soya sosuyla birlikte gri, mermer desenli bir masa üzerinde sergileniyor.
Kızarmış tavuk parçaları, tatlı ekşi soslu büyük karides veya tavuklar, edamame fasulyesi, sotelenmiş erişte ve çıtır mısır tempurası içeren, Asya mutfağının zenginliğini yansıtan dolu dolu bir tabak gri mermer bir masanın üzerinde önden görülüyor.
Bir restoranda, omzundan görünen bir kadın elinde Sushi yazılı bir menüye bakarken, masada erişte, edamame, mısır ve çeşitli sebzelerle hazırlanmış Asya mutfağına özgü baharatlı lezzetler dolu zengin bir tabak ve arka planda başka yemekler belirginleşiyor.

Uzak Doğu mutfağını modern bir yorumla sunan Sushi & Spice, Maltepe Park şubesinde başlattığı sınırsız açık büfe konseptiyle sushi severleri zengin bir lezzet deneyimine davet ediyor.

Tek fiyatla sunulan açık büfe, taze hazırlanan sushi çeşitlerinden sıcak başlangıçlara, noodle alternatiflerinden özel soslarla hazırlanan lezzetlere ve tatlılara uzanan geniş bir seçkiyi bir araya getiriyor. Böylece hem klasik favorilerini yeniden keşfetmek isteyenler hem de Uzak Doğu mutfağını ilk kez deneyimleyecek olanlar için farklı tatları aynı sofrada buluşturan kapsamlı bir deneyim sunuluyor.

Arkadaş buluşmalarından aile yemeklerine kadar farklı buluşmalara eşlik eden bu yeni konsept, paylaşım odaklı yapısıyla öne çıkıyor. Özenle hazırlanan tabaklar, renkli sunumlar ve sınırsız lezzet seçeneğiyle Sushi & Spice Maltepe Park, yalnızca bir öğün değil, keyifli vakit geçirmeye odaklanan sosyal bir gastronomi deneyimi vadediyor.

Esora’dan Denizden İlham Alan Yeni Koleksiyon: Lost At Sea

Esora, üçüncü koleksiyonu Lost At Sea ile çocukluğun sahilde deniz kabukları ve küçük hazineler toplama ritüelinden ilham alan bir hikâye anlatıyor. Kolye, küpe, yüzük ve charm’lardan oluşan seçki; deniz kabukları, yıldızlar ve deniz kızı figürleri etrafında şekilleniyor.

Koyu bronz, parlak payetli maksi etek ve ona uygun, fırfır detaylı büstiyer giymiş, uzun dalgalı saçlı genç bir kadın, başını eline yaslamış düşünceli bir ifadeyle poz vererek, SUUD'un Ege esintili yeni yaz koleksiyonu Before Evening'in dingin ve ışıltılı ruhunu gözler önüne seriyor.

925 ayar gümüş, 14 ayar altın kaplama ve pirinç seçenekleriyle sunulan koleksiyonda, deniz kabuğunun organik formundan ilham alan “Venus Shell Ring” ve “Venus Shell Chain Necklace” öne çıkan parçalar arasında yer alıyor. Deniz kızı figürlü “Venus the Mermaid” ve çocukluk anılarından ilham alan “Listening Shell Earring” ise koleksiyonun hikâyesini güçlendiren tasarımlar olarak dikkat çekiyor.

SUUD'un Before Evening yaz koleksiyonundan bir model, rüzgarda dalgalanan kızıl saçları, boynunda deniz kabuğu kolyesiyle, dantel detaylı pudra pembe askılı elbisesi ve üzerinde uçuşan şeffaf hırkasıyla, Ege akşamüstlerinin dinginliğini ve koleksiyonun hafif kumaşlarla sunduğu rahat silüetleri yansıtan doğal bir zarafetle, mavi tonlarındaki bulanık arka plan önünde poz veriyor.

Doğadan ilham alan detayları çağdaş bir tasarım diliyle yorumlayan Lost At Sea, yazın hafif ruhunu Esora’nın zamansız mücevher anlayışıyla buluşturuyor.

Koton x Sibil Çetinkaya ile Yazın Trend Haritası

Koton, Sibil Çetinkaya ile hazırladığı yeni koleksiyonunda sezonun öne çıkan yaz trendlerini bir araya getiriyor. Akdeniz kıyılarından, yaz bahçelerinden ve Riviera estetiğinden ilham alan koleksiyon; mavi-beyaz renk paleti, meyve motifleri, pötikare desenler, brode detaylar ve romantik çiçek baskılarıyla dikkat çekiyor.

Ege esintili Before Evening yaz koleksiyonu tanıtım görselinde, deniz kenarında sarı beyaz çizgili şezlongda uzanmış, uzun koyu saçlı bir kadın, pembe ve turuncu çiçek desenli bikinisinin üzerine giydiği açık pembe pareosuyla rahat ve şık bir duruş sergiliyor; arka planda mavi deniz, kırmızı şemsiye ve açık hava hissi, koleksiyonun dingin yaz ruhunu yansıtıyor.

Amalfi, Cherry Baby, Seaside Market ve Lucky Garden temaları etrafında şekillenen seçkide mini ve midi elbiseler, etek-bluz takımları, hafif gömlekler, geniş paça pantolonlar, mayo ve bikini grupları öne çıkıyor. Kiraz ve limon desenli aksesuarlar, hasır şapkalar ve plaj parçaları ise koleksiyonun yaz ruhunu tamamlıyor.

Güneş gözlüklü, dalgalı saçlı genç bir kadın, denize nazır konumda, üzerinde SUUD Yaz Koleksiyonu Before Evening’den açık sarı bikini üstü ve çizgili eteğiyle, elinde bir limonu tutarken saçlarıyla oynuyor.
Ege esintili SUUD Before Evening yaz koleksiyonundan bir parçayı tanıtan model, ıslak bukleli saçları ve büyük altın halka küpeleriyle, fırfırlı bağlamalı büstiyer ve transparan uzun etekten oluşan dantel beyaz bir takımla duvara yaslanmış zarif bir poz veriyor.

Pera Palace’ta Bir Keşif Gecesi: H Society’den Özel Buluşma

Sahne ortasında beyaz elbisesiyle mikrofon tutan, keyifli görünen bir kadın şarkıcı, arkasında akordeon, gitar ve kontrbas çalan müzisyenlerin yer aldığı orkestra ile kırmızı perdeler ve çiçeklerle süslü bir sahnede Pera 77 Pop-Up konserlerinin yaz sezonu atmosferini yansıtıyor.

H Society, 17 Haziran akşamı Pera Palace Hotel’de düzenlediği özel davette iş, sanat, kültür ve yaşam stili dünyasından isimleri ağırladı. “Discover Another” yaklaşımından ilham alan buluşma, müzik, gastronomi ve tasarımı bir araya getirerek konuklarına çok duyulu bir deneyim sundu.

Pera Palace’ın tarihi atmosferinde gerçekleşen gecede Manuş-u Ala ve Solanche de la Rosa sahne alırken, özenle kurgulanan gastronomi deneyimi ve sürpriz detaylar etkinliğin keşif odaklı ruhunu tamamladı. Farklı disiplinlerden isimleri aynı masada buluşturan H Society gecesi, yeni fikirlerin, bağlantıların ve yaratıcı karşılaşmaların öne çıktığı bir buluşma olarak dikkat çekti.

Gymy Kids ve Bonus Parkorman İşbirliğiyle “Family Club” Hayata Geçiyor

Güneşli bir ortamda, koyu mavi minderli hasır sandalyelerle çevrili mermer desenli bir masada omlet, sucuklu yumurta, zengin peynir tabağı, reçeller, zeytin ve taze sıkılmış portakal sularıyla dolu bir Türk kahvaltısı sofrası, yöresel lezzetlerle dolu bir gastronomi yolculuğunu çağrıştırıyor.

Gymy Kids ve Bonus Parkorman, aileler ile çocukları doğayla buluşturmayı hedefleyen yeni işbirliği projeleri “Family Club”ı tanıttı. 6 Haziran’da düzenlenen özel bir lansmanla duyurulan proje, yaz ayları boyunca çocuklara yönelik spor, sanat ve doğa odaklı etkinlikler sunarken, ebeveynler için de şehir merkezinde alternatif bir sosyal alan yaratmayı amaçlıyor.

Yaz dönemi boyunca haziran, temmuz ve ağustos aylarında belirli periyotlarla devam edecek program kapsamında, yetişkinler için kahvaltı ve brunch buluşmaları organize edilirken, çocuklar için de yaş gruplarına özel atölyeler düzenlenecek. Yaklaşık üç saat sürmesi planlanan ve sınırlı kontenjanla yürütülecek bu etkinliklerde, çocukların hareket etmesi, üretkenliklerini artırması ve açık havada zaman geçirmesi hedefleniyor. Program takvimine ilerleyen süreçte klasik müzik hikayeleri eşliğinde gerçekleştirilecek brunch deneyimleri gibi farklı içeriklerin de dahil edilmesi planlanıyor.

SUUD'un Ege esintili yeni yaz koleksiyonu Before Evening'in dingin ruhunu yansıtan bu görselde, mavi beyaz kareli piknik örtüsü serili masada portakal suyu, zeytin, menemen ve çeşitli meyvelerle dolu kahvaltı sofrası, yanında oturan pelüş panda ve kozalaklı sepet, huzurlu bir yaz sabahı sahnesini oluşturuyor.

Projenin yaz sezonundaki bir diğer aşamasını ise ebeveynsiz katılım modeline dayalı tam gün yaz okulu programı oluşturuyor. 10.00-17.00 saatleri arasında günlük kayıt sistemiyle esnek katılım imkanı sunacak olan bu program; spor aktiviteleri, sanat çalışmaları ve doğa keşiflerini içeriyor. Öğle yemeği ve ikindi atıştırmalığının da dahil edildiği yaz okulu, şehirde kalan çocuklara doğayla iç içe bir alternatif sunmayı amaçlıyor.

Yaz boyunca sürecek bu etkinlik serisinin ardından, projenin asıl büyük dönemi eylül ayında gerçekleştirilecek kapsamlı bir açılış şenliğiyle başlayacak. Doğuş Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Bonus Parkorman’ın çok katmanlı yaşam alanı modelini güçlendirmeyi hedefleyen Family Club, Gymy Kids’in çocuk odaklı saha uzmanlığını uzun vadeli bir platform yapısıyla kalıcı hale getirmeyi hedefliyor.

Marvis, Türkiye Rotalarını Galataport İstanbul’daki Deneyim Alanıyla Bir Araya Getirdi

Marvis Travel Set etiketiyle, birinde rengarenk gömlekler ve küçük boy kişisel bakım ürünleri, diğerinde ise şezlong ve şemsiyeli canlı bir plaj çizimi görünen, üstünden renkli balonlar yükselen iki mor tekerlekli açık bavul, markanın Haziran ayındaki yeni tasarımlarını ve gelişmelerini vurguluyor.

İtalyan ağız bakım markası Marvis, seyahat boyu ürünleri ve yeni seyahat setinin tanıtımı kapsamında Galataport İstanbul’da çok duyulu bir etkinlik serisi başlattı. 10-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyon, klasik bir ürün lansmanının ötesine geçerek ziyaretçileri Türkiye’nin farklı turistik destinasyonlarından ilham alan interaktif bir keşif rotasıyla buluşturdu. Hareket özgürlüğü ve seyahat kültürü odağında şekillenen etkinlik, markanın aromalarını mekansal tasarımlarla birleştirdi.

Bir elin, üzerinde Marvis markasının logosu ve WHEREVER YOU GO MARVIS GOES WITH YOU yazısı ile çeşitli seyahat ve ürün illüstrasyonları bulunan bir broşürü tuttuğu görülüyor; mor bir zeminin üzerinde havada duran bir mühür de markaların yaratıcı gelişmelerini ve yeni tasarımlarını gösteriyor.

Etkinlik alanında yer alan ve uçak formunda tasarlanan kabinler, ziyaretçileri Kapadokya’dan Ayvalık’a uzanan coğrafi bir yolculuğa çıkardı. Her bir kabin, temsil ettiği aromanın karakterine uygun olarak farklı renk, ses, koku ve duyusal detaylarla optimize edilmişti. Tarçın ve nane aromalı kabinde Kapadokya’nın atmosferi kontrollü sıcaklık artışı ve tarçın kokusuyla canlandırılırken, yasemin aromalı alanda Bozcaada’nın yaz esintisi çiçek dokularıyla ziyaretçilere aktarıldı.

Deniz kenarında, canlı renklerde tasarlanmış, valiz şekilli standlar ve Marvis markasının Marvel Your Routine yazılı yuvarlak yapılarla dikkat çeken bir pop-up etkinliği, bir markanın yeni gelişimi olarak ziyaretçileri ağırlıyor.

Keşif rotasının diğer bölümlerinde ise coğrafi semboller ve interaktif oyunlar öne çıktı. Göbeklitepe’nin gizemli yapısından esinlenen meyan kökü kabininde ziyaretçiler düşük ışıkta el fenerleriyle arama yaparken, Bodrum ve Kaş destinasyonları ise deniz dalgası sesleri ve ışık efektleriyle ferahlık hissini pekiştirdi. Yolculuk, Ege’nin sofra kültürüne atıfta bulunan ve anason notalarıyla şekillendirilen Ayvalık temalı alanla sona erdi.

Güneşli bir dış mekanda, Türkiye'nin popüler tatil destinasyonları Gökova, Bodrum ve Alaçatı temalı, Marvis markasına ait renkli ve yenilikçi üç adet tanıtım standı sergileniyor; arkalarındaki mavi kemerde Wherever you go, Marvis goes with you yazısı ve zeminde büyük M logosu, markanın Haziran ayındaki göze çarpan yeni tasarımlarını ve gelişmelerini vurguluyor.

Seyahat estetiğinin fiziksel unsurlarla desteklendiği etkinlikte, alana giriş yapan ziyaretçilere sembolik pasaportlar verildi ve rotanın tamamlanmasının ardından bu pasaportlar damgalandı. Alanda konumlandırılan büyük ölçekli valiz enstalasyonu ise mobilite vurgusunu görsel olarak destekliyordu. Türkiye pazarında Burmino Kozmetik tarafından temsil edilen marka, bu organizasyonla günlük bakım rutinlerini çok boyutlu bir deneyim modeline dönüştürmeyi hedefliyor.

The Marmara Bodrum’da Pera 77 Pop-Up Konserleri Devam Ediyor

Pera 77 Pop-Up konserleri yaz sezonunda yeniden Bodrum’a geliyor. Haziran boyunca pazar akşamları düzenlenecek konser serisinde 14 Haziran’da Seran Bilgi, 21 Haziran’da İpek Dinç ve 28 Haziran’da Dilek Sert Erdoğan sahne alacak. Temmuz ayından itibaren ise program çarşamba ve pazar günleri olmak üzere haftada iki güne çıkacak. Caz müziğin farklı yorumlarını Bodrum’un yaz atmosferiyle buluşturan konserler, sezon boyunca devam edecek.

Sinoz, Yeni Nesil Mineral Filtreli Güneş Koruma Serisini Yenilenen Ambalajlarıyla Sundu

Üç farklı renk ve cilt tipine özel, yeşil, pembe ve beyaz ambalajlı Sinoz SPF 50+ güneş kremleri, koyu, açık-buğday ve normal ciltler için tasarlanmış farklı renk tonlarındaki krem örnekleriyle birlikte bir yüzeyde sergileniyor.

Dermokozmetik markası Sinoz, 50 SPF+ koruma faktörlü yeni nesil mineral filtreli yüz güneş kremi serisini fonksiyonel ambalaj tasarımlarıyla güncelledi. Kullanıcı deneyimini artırmak ve ürün israfını azaltmak amacıyla çalkalanabilir, son damlaya kadar verimli kullanım sağlayan yeni formata geçen seride, farklı cilt tiplerine ve tonlarına yönelik üç alternatif yer alıyor.

Serinin öne çıkan ürünü Sinoz Pink Touch Anında Ton Eşitleyici Sıvı Güneş Kremi, açık ve buğday tenliler için aydınlatıcı ve ton dengeleyici bir formül sunarken; koyu ten tonları için geliştirilen Sinoz Pure Cica Tiger Grass, yeşilden ten rengine dönüşen yapısıyla kızarıklık ve ton eşitsizliklerini hedefliyor.

Serinin renksiz alternatifi olan Sinoz Daily Sun Protection ise tüm cilt tiplerinin günlük kullanımına uygun bir yapı sergiliyor. Üretim süreçlerinde PETA onaylı cruelty-free (hayvanlar üzerinde test edilmeyen) standartları uygulayan marka, Ar-Ge odaklı bu yeni serisiyle güneş korumasını cilt tonuna göre kişiselleştirme trendine odaklanıyor.

The Bath Factory, İki Yeni Koku Tasarımını Portföyüne Ekledi

Kozmetik markası The Bath Factory, ürün seçkisini Poudre Cloud vücut spreyi ve Liberty Eau de Parfum (EDP) ile genişletti. Pudralı ve çiçeksi karakteriyle öne çıkan Poudre Cloud vücut spreyinin formülünde; bergamot, gül, iris ve yasemin notalarına sandal ağacı, paçuli ile misk eşlik ediyor. Markanın diğer yeni ürünü Liberty EDP ise narenciye ve floral tonları oryantal elementlerle birleştiriyor; içeriğinde Tunus portakalı, Fransız lavantası, Madagaskar vanilyası, amber ve beyaz misk barındırıyor. Gün boyu kalıcılık ve farklı kullanım senaryolarına uyum sağlama hedefiyle geliştirilen her iki koku, modern koku profilleriyle markanın güncel tasarım çizgisini yansıtıyor.

Gant’tan Babalar Günü İçin Şık ve Kalıcı Hediyeler

Babalar Günü yaklaşırken, şıklığı ve işlevselliği bir araya getiren hediye alternatifleri de radarımıza giriyor. GANT, bu özel güne yönelik seçkisinde polo tişörtlerden keten gömleklere, yarım fermuarlı üstlerden yazlık pantolonlara uzanan zamansız parçaları bir araya getiriyor. Kaliteli kumaşları, sade çizgileri ve uzun ömürlü tasarımlarıyla öne çıkan koleksiyon, farklı stil anlayışlarına hitap eden seçenekler sunuyor.

SUUD'un Ege esintili yeni 'Before Evening' yaz koleksiyonundan bir karede, doğal dokulu ve hafif kumaşlardan üretilmiş beyaz gömlek ve bej pantolon giyen gülen bir adam ile açık mavi çizgili gömlek ve beyaz bol pantolonlu gülen bir kadının, zeytin ağaçları ve yeşil tepeler manzaralı güneşli bir terasta samimi bir an paylaştığı görülüyor.

Özellikle yaz aylarına uygun hafif keten gömlekler, nefes alabilen dokular ve konfor odaklı tasarımlar koleksiyonun dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor. Hem günlük kullanımda hem hafta sonu kombinlerinde değerlendirilebilecek seçki, Babalar Günü için klasik ama her zaman iyi hissettiren bir hediye alternatifi arayanlara ilham veriyor.

Gökhan Yavaş’ın “Armored Silence” Koleksiyonu Antalya Moda Haftası Podyumunda

Moda dünyasındaki yeni tasarımları yansıtan bu karede, tasarımcı Gökhan Yavaş'ın podyumda modelleriyle birlikte durduğu görülüyor, arka plandaki ekranda GOKHANYAVAS yazısı belirirken modellerin giydiği gösterişli ve koyu renkli Sonbahar/Kış 2027 koleksiyonundan parçalar dikkat çekiyor.

Gökhan Yavaş, Antalya Moda Haftası kapsamında tanıttığı 2026-2027 Sonbahar-Kış koleksiyonu “Armored Silence” ile sezonun dikkat çeken sunumlarından birine imza attı. Tasarımcı, ilhamını Güney Kore’deki Naejangsan Dağı’nın katmanlı manzaralarından alırken, koleksiyon boyunca sert ve mimari formlar ile akışkan detayları bir araya getiriyor. 80’lerin İstanbul’u ve Seul’ü arasında hayali bir köprü kuran koleksiyon, sessizlik, direnç ve bireysel özgürlük temaları etrafında şekilleniyor.

Siyah, üzerinde kiraz çiçekleri ve geleneksel ev motifleri bulunan geniş kesim bir tişörtü, şeffaf siyah dantel etek ve kol detaylarıyla kombinlemiş bir model, SUUD'un Before Evening yeni yaz koleksiyonundan bir parçayı beyaz podyumda sergiliyor.

21 erkek ve 6 kadın görünümünden oluşan koleksiyonda sisli griler, orman hakisi, kuru akçaağaç kahvesi ve sakura pembesi gibi tonlar öne çıkarken; mat dokularla ışığı yansıtan yüzeyler arasındaki kontrast güçlü bir anlatı yaratıyor. Antalya Moda Haftası’nın öne çıkan defilelerinden biri olarak dikkat çeken “Armored Silence”, Gökhan Yavaş’ın doğa, mimari ve duygusal hafıza arasında kurduğu yaratıcı diyaloğu podyuma taşıyor.

SUUD, Ege Esintili Yeni Yaz Koleksiyonu “Before Evening”i Tanıttı

SUUD, Ege yazlarının ve akşamüstü rutinlerinin dingin atmosferinden ilham alan yeni yaz koleksiyonu “Before Evening”i sundu. Doğal dokulu hafif kumaşlar ile rahat silüetlerin ön plana çıktığı seçkide, turkuaz ve amber tonları ağırlıklı bir renk paleti tercih edildi. Geçici trendler yerine uzun ömürlü ve zamansız tasarımlara odaklanan marka, bu koleksiyonla gösterişten uzak, fonksiyonel ve karakterli bir yaz gardırop anlayışı sergiliyor. Tasarımlar, günün farklı saatlerine adapte olabilen yapılarıyla modern bir giyim konsepti oluşturuyor.

Bakucha Vineyard Hotel’de Anadolu’nun Nadir Peynirleriyle Gastronomi Yolculuğu

Bir Peynir Eşleme ve Şarap atölyesinde, elinde küçük bir peynir tutan neşeli bir kadın konuşmacı, arkasında Peynir Eşleme & Şarap yazılı projeksiyon ekranı ve özenle hazırlanmış peynir sunumlarının bulunduğu masanın önünde, şarap kadehleri dolu masalarda oturan ilgili dinleyicilere hitap ediyor.

Bakucha Vineyard Hotel, gastronomi meraklılarını Türkiye’nin nadir peynirlerini keşfe çıkaran özel bir deneyimde buluşturuyor. Antre Gourmet kurucuları ve yemek kültürü araştırmacıları Berrin Bal ile Neşe Biber iş birliğinde düzenlenen “Mayalanmanın Üç Hali: Peynir, Ekmek, Şarap” tadım atölyesi, 6 Haziran’da gerçekleşecek.

Trakya bağ rotasının merkezinde yer alan Bakucha Vineyard Hotel’de düzenlenecek etkinlik, katılımcılara yalnızca bir tadım deneyimi değil; Anadolu’nun üretim hafızasını, mayalanma kültürünü ve yerel gastronomi mirasını keşfetme fırsatı sunacak. Yaklaşık iki saat sürecek atölyede Türkiye peynirlerinin köklü geçmişi, kültürel yolculuğu ve bölgesel karakterleri ele alınırken, özenle seçilmiş nadir peynirler de katılımcılarla buluşacak.

Bir masada, çeşitli yerel peynirler (Kargı Tulum ve Tabak Peynir gibi), ceviz, üzüm ve kuru incirlerle zenginleştirilmiş şık bir siyah arduvaz sunum tabağından bir parça almak üzere uzanan bir elin görüldüğü bu yakın çekimde, bir tadım etkinliğinin sıcak ve samimi atmosferi vurgulanıyor.
Kırmızı bir perdenin önünde, Balıkesir'in peynir, zeytin ve ekmek mirasını vurgulayan Antre Gourmet kitapları ve yöresel peynir çeşitlerinin sergilendiği, armutlar ve bitkisel süslemelerle donatılmış rustik bir masanın arkasında üç kadın içtenlikle gülüyor.

Berrin Bal ve Neşe Biber’in anlatımı eşliğinde gerçekleşecek deneyimde, peynirlerin aromaları, dokuları ve üretim hikâyeleri kadar ait oldukları coğrafyaların gastronomi kültürü de konuşulacak. Tadım boyunca peynirlere özel hazırlanan ekmekler ve şarap eşleşmeleri eşlik edecek. Böylece sofrada yalnızca lezzetler değil; yerel üretim kültürü, gastronomik miras ve duyusal hafıza da bir araya gelecek.

Etkinliğin ardından dileyen misafirler, Arcadia Bağları’nda düzenlenecek rehberli bağ yürüyüşüne katılarak bağcılık kültürünü ve doğayla iç içe üretim süreçlerini yakından deneyimleme imkânı bulacak.

2000 yılında kurdukları Antre Gourmet ile Türkiye’nin yerel ve geleneksel peynirlerini görünür kılmaya yönelik çalışmalar yürüten Berrin Bal ve Neşe Biber, peynir kültürü, yerel üretim ve gastronomi mirası üzerine yaptıkları araştırmalar, kitapları ve eğitimleriyle Türkiye gastronomisinin gelişimine katkı sunmayı sürdürüyor.

Bazaart, 15 Yıllık Sanat Yolculuğunu Retrospektif Sergiyle Kutluyor

Türkiye’nin çağdaş sanat sahnesinde önemli bir yer edinen Bazaart, 15 yıllık birikimini özel bir retrospektif sergi ve kitap lansmanıyla sanatseverlerle buluşturuyor. “15 Yıllık Yolculuk: Bazaart Retrospektif Sergisi”, 9–13 Haziran tarihleri arasında İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Modern ve geniş bir sanat fuarı veya bazaart sergi alanında, siyah panellerdeki çok sayıda tablonun ve beyaz kaidelerdeki heykellerin yanı sıra arka planda parlak sarı bir klasik otomobil ile yarış arabası parçalarının da yer aldığı, mimari ışıklandırmasıyla dikkat çeken, hareketli bir görüntü.

2011 yılından bu yana Bazaart bünyesinde ödüle değer görülen sanatçıları bir araya getiren sergi, platformun sanatsal hafızasını kapsamlı bir seçkiyle gözler önüne seriyor. Toplam 112 sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide; resim, heykel, cam, video art, baskı, fotoğraf, seramik ve yerleştirme gibi farklı disiplinlerden çalışmalar izleyiciyle buluşacak.

Bazaart’ın yıllar içinde benimsediği sürdürülebilir üretim anlayışını yansıtan retrospektif, sanatçıların üretim süreçlerini ve platformun genç sanatçılara sunduğu desteği görünür kılmayı amaçlıyor. Farklı dönemlerden eserleri bir araya getiren sergi, aynı zamanda kolektif hafızaya ve sanatsal sürekliliğe odaklanıyor.

Koyu gri zemin üzerine metalik bakır rengi Bazaart logosu ve 2011-2026 15 Yıllık Yolculuk yazısı ile geometrik çizgilerin yer aldığı, Bazaart'ın önemli bir dönüm noktası olan 15. yılını kutlayan bir sert kapaklı kitap.

Sergiyle eş zamanlı olarak hazırlanan “15 Yıllık Yolculuk: Bazaart Retrospektif” kitabı da 9 Haziran’da düzenlenecek lansmanla ilk kez tanıtılacak. Kitap, Bazaart’ın 15 yıllık serüvenini belgelemekle birlikte, sanatçılarla kurduğu üretim ilişkilerini, yarattığı etki alanını ve yıllar içinde oluşan kolektif hafızayı aktarıyor. Sanatçıların deneyimlerine ve üretim süreçlerine yer veren yayın, aynı zamanda genç sanatçıların gelişim yolculuklarına ve Bazaart’ın sürdürülebilir destek modeline ışık tutuyor.

Yeniköy Rotary Kulübü Sanat Komitesi tarafından hayata geçirilen ve kâr amacı gütmeyen bir sanat platformu olan Bazaart, sanat öğrencileri ile genç sanatçıları koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşturmayı hedefliyor. Platform bünyesinde yer alan birçok sanatçı, sonraki yıllarda ulusal ve uluslararası sanat organizasyonlarında kendine yer bulmaya devam ediyor.

JETEVEUX’den Yeni Sezon

JETEVEUX, SS26 sezonunda modanın sınırlarını zorlayan yeni koleksiyonu Ornate Rebellion ile karşımıza çıkıyor. Yazın sıcaklığından ilham alan seçki; özgür, ışıltılı ve sınır tanımayan yeni bir kimliğin ifadesi olarak tanımlanıyor. Kontrol ile özgürlük arasındaki ince gerilim hattında şekillenen koleksiyon, ihtişamı geçmişin katı kurallarından sıyırarak akışkan, bükülen ve dönüşen bir forma eviriyor.

Gücün zarafetle buluştuğu dinamik anlatıda, silüetler akışkan ve formlar sezgisel. Barok estetiğin izlerini çağdaş bir yorumla yeniden hayata döndüren koleksiyonda, desenler ten üzerinde ışık gibi değişirken, kumaşlar hareketle birlikte nefes alıyor. Ornate Rebellion, bildiğimiz kusursuzluk fikrini geride bırakarak tamamen “var olma” halini merkeze alıyor.

Her parça, dkkat çekmek için çaba harcamayan, sadece varlığıyla iz bırakan bir tavrı temsil ediyor. Tanımlara sığmayan, sınırları kabul etmeyen ve kendi stil dilini yaratanlar için elektrikli ve unutulmaz bir gardırop alternatifi.

Sunglass Hut, “Own Your Moment” Kampanyasıyla Yazın Enerjisini Küresel Ölçekte Kutluyor

Melanie C, uzun dalgalı saçları ve tarz sahibi koyu renk güneş gözlükleriyle, profesyonel kayıt stüdyosunda, önündeki karmaşık miksaj konsoluna düşünceli bir şekilde bakarken, bir elini çenesine dayamış rahat bir pozda oturuyor; arkasında kuyruklu piyano ve diğer müzik aletleri dikkat çekiyor.

Lüks güneş gözlüğü sektörünün küresel perakende destinasyonu Sunglass Hut, 2025 yılında başlattığı ve güneş gözlüğünü sadece bir aksesuar olmaktan çıkarıp bir özgüven ve dönüşüm aracı olarak konumlandıran “Own Your Moment” platformunu, 2026 yazında yüksek enerjili bir küresel kampanya serisiyle bir adım ileriye taşıyor. Kültür, spor, müzik ve eğlence dünyasını aynı çatı altında buluşturan marka; bu yaz sezonu için ABD, Birleşik Krallık ve İspanya’dan jenerasyonlara yön veren üç güçlü isimle bir araya geliyor.

Bir genç kadın, pembe atleti ve açık renk pantolonuyla, kumlu bir manejde kahverengi bir atın yanında duruyor, beyaz kedi gözü gözlükleri ve hafif gülümsemesiyle kameraya bakarken nazikçe atın yularına dokunuyor ve atla olan doğal bağlarını sergiliyor.

Kampanyanın global yüzleri olarak karşımıza çıkan olimpiyat sporcusu ve New York Liberty basketbol yıldızı Breanna Stewart, efsanevi Spice Girls grubu üyesi Melanie C ve uluslararası başarılarıyla tanınan İspanyol oyuncu María Pedraza, kendi pazarının kültürel kodlarını ve stil anlayışını yansıtan özel hikayelerle projenin başrolünü üstleniyor.

Fotoğraf ve video serileriyle desteklenen dijital medya kampanyasının yanı sıra, her elçinin kendi stilini yansıtan ve Sunglass Hut e-ticaret platformu ile belirli mağazalarda satışa sunulacak özel ürün seçkileri de yaz gardıroplarına dinamik bir dokunuş sunmayı hedefliyor.

Mavi basketbol sahasında, sarı gömlek ve şort giymiş, güneş gözlüklü bir kişi dinamik bir duruşla basketbol topunu elinde tutuyor; arkasında palmiye ağaçları, basketbol potası ve şehir silüeti görünüyor.

Güneşli bir günde, dalgalı saçlı ve siyah yelek giyen bir kadın, kendinden emin bir ifadeyle, üzerinde Sunglass Hut yazan mağazanın önünde durmuş, şık güneş gözlükleriyle objektife bakıyor.

Yaz boyunca devam edecek bu özel seçkilerde; Ray-Ban, Oakley, Burberry, Prada, Versace gibi dünyanın en prestijli moda markalarının sezonluk tasarımları ve yalnızca Sunglass Hut’a özel üretilen modeller öne çıkıyor. Ayrıca bu küresel iş birliği, her pazarın kendi dinamiklerine uygun olarak kurgulanacak influencer buluşmaları, DJ performansları ve interaktif kişiselleştirme deneyimlerine sahne olacak özel yaz etkinlikleriyle taçlandırılacak.

Mayıs Ayında Göze Çarpanlar

Mayıs ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Dünya Arı Günü’nde Balparmak’tan “Arılar Varsa Gelecek Var” Mesajı

Yeşil pelerinli sevimli bir çizgi film arısı, üzerinde Çevreci Arı yazan ahşap kovada minik bir fidan taşırken, Balparmak, Migros ve TEMA iş birliğiyle gerçekleşen Doğa İçin Arı Gibi Düşün projesini ve kapsamında dikilecek 10 bin fidanı duyuran bu reklam, çocukları resim yarışmasına katılmaya çağırıyor.

“Arılar Varsa Gelecek Var” mesajıyla öne çıkan etkinlikte; iklim krizi, yanlış tarım uygulamaları ve yaşam alanlarının azalmasının arı popülasyonları üzerindeki etkisi vurgulanırken, Balparmak’ın sürdürülebilir arıcılığı destekleyen bilimsel çalışmaları ve “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında çocukların doğa ve arılar üzerine hazırladığı resimler için fidan bağışı yapılması hedefleniyor.

Etkinlikte ayrıca Balparmak’ın sürdürülebilir arıcılık odağında yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları ve kalite yaklaşımı da öne çıktı. Şirketin APİLAB bünyesinde farklı bölgelerden gelen arı ürünlerini detaylı analiz süreçlerinden geçirerek doğal ve izlenebilir ürünler geliştirdiği aktarılırken, Balparmak Arıcılık Akademisi ile kadın ve genç arıcıları destekleyen eğitim programlarına da dikkat çekildi.

Bilimsel yaklaşımı merkeze alan marka, arı ürünleri sektöründe kalite ve sürdürülebilirlik odağını güçlendiren projeleriyle Dünya Arı Günü’nde doğa ve yaşam arasındaki güçlü bağı yeniden hatırlattı.

Migros'ta Dünya Arı Günü etkinliğinde, Balparmak'ın sürdürülebilir arıcılığı destekleyen bilimsel çalışmalarını ve Arılar Varsa Gelecek Var mesajını vurgulayan bir panelde, mikrofonlu bir kadın ve bir erkek konuşmacı arı temalı sahnede oturuyor.

Beauty İstanbul 2026’da İtalyan Kozmetik Endüstrisi Öne Çıktı

Kozmetik dünyasının uluslararası ölçekte en önemli buluşmalarından biri olan Beauty İstanbul 2026, bu yıl da sektörün önde gelen markalarını ve profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirdi. Italian Trade Agency organizasyonuyla fuarda yer alan 100’e yakın İtalyan marka; inovasyon odaklı yaklaşımı, sürdürülebilir üretim anlayışı ve rafine “Made in Italy” estetiğiyle organizasyonun dikkat çeken katılımcıları arasında yer aldı.

Parlak pembe halılarla döşeli, İtalyan markalarına ait stantların öne çıktığı kalabalık bir fuar alanında, ziyaretçiler Mayıs ayındaki göz alıcı yeni tasarımları ve iş birliklerini ilgiyle inceliyor.

Cilt bakımından saç bakımına, profesyonel kozmetikten wellness kategorisine uzanan geniş ürün seçkisiyle öne çıkan İtalyan pavilyonu; distribütörler, yatırımcılar ve perakende dünyasının yoğun ilgisini görürken, Türkiye’nin güzellik ve kişisel bakım sektöründeki bölgesel gücünü de bir kez daha ortaya koydu.

Fuar boyunca gerçekleştirilen B2B görüşmelerde özellikle distribütörlük anlaşmaları, premium perakende iş birlikleri ve yeni pazarlara açılma stratejileri öne çıkarken; Türkiye’nin gelişmiş lojistik ağı, genç tüketici kitlesi ve dinamik beauty pazarı dikkat çekti. Organizasyonda sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil güzellik anlayışı da güçlü şekilde hissedildi.

7-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek olan 7. Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Temizlik, Private Label, Ambalaj ve Ham Madde Fuarı Beauty Istanbul'un açılışında, bir konuşmacı dinleyiciler önünde pembe bir pankartın önünde podyumda konuşma yapıyor, markaların bu Mayıs ayındaki yeni gelişmelerini ve iş birliklerini öne çıkarıyor.

Vegan içerikler, biyoteknolojik aktifler, çevre dostu ambalaj çözümleri ve wellness odaklı ürünler sektör profesyonellerinin odağındaydı. Italian Trade Agency Türkiye Direktörü Marco Pintus ise yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yalnızca büyük bir tüketim pazarı değil; aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya açılan önemli bir ticaret merkezi olduğunun altını çizdi.

Kuşadası’nda Çocuk Dostu Yeni Bir Durak: Bloom and Play

Kuşadası Marina’da kapılarını açan Bloom and Play, çocuklar ve ebeveynler için tasarlanmış yeni nesil bir yaşam alanı sunuyor. Deniz manzarası eşliğinde konumlanan mekân, yalnızca bir kafe deneyimiyle sınırlı kalmayıp çocukların gelişimini destekleyen yaratıcı içerikleri ve ebeveynlere sunduğu huzurlu atmosferle dikkat çekiyor.

Bloom & Play Happy Kids House sahnesinde prenses, peri ve Batman gibi çeşitli kostümler giymiş neşeli çocuklar enerjik bir şekilde dans edip eğlenirken, arkalarındaki Bloom & Play logosu ve yandaki bordo perdeler bu keyifli etkinliğin canlı atmosferini tamamlıyor.

Kadın girişimcilerin annelik deneyimlerinden ilham alarak hayata geçirdiği Bloom and Play, çocukların güvenle vakit geçirebildiği, ebeveynlerin ise kendilerine alan bulabildiği bütünsel bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Mekânın merkezinde ise çocukların doğal yollarla öğrenmesini destekleyen etkinlikler yer alıyor.

Bloom and Play’in en dikkat çeken deneyimlerinden biri olan “English Playdate” etkinliklerinde çocuklar, yalnızca İngilizce konuşulan bir ortamda oyun oynayarak dile doğal bir şekilde maruz kalıyor. Filipinli oyun ablası eşliğinde gerçekleşen bu buluşmalar, kısa sürede ailelerin yoğun ilgisini görmüş durumda.

Açık yeşil bir tezgahın başında samimi bir şekilde gülümseyen iki kadın, modern ve aydınlık bir iç mekanda poz veriyor; soldaki kadın beyaz kolsuz bir bluz ve bej-kiremit renkli, pilili bir etek giyerken, sağdaki kadın dantel detaylı beyaz bir elbise ve canlı pembe topuklularla dikkat çekiyor, arka planda bitkilerle süslü raflar, bir buzdolabı ve rahat bir oturma alanı seçiliyor.

Çocukların farklı alanları keşfetmesini hedefleyen marka, düzenlediği meslek atölyeleriyle de deneyimini zenginleştiriyor. Mimar Selin Eriş ile gerçekleştirilen mimarlık atölyesi ve şef Kaan Yiğit eşliğinde düzenlenen hamburger workshop’u, çocuklara üretmenin keyfini deneyimleme fırsatı sundu. Atölye serisi, ekmek yapımı üzerine uzmanlaşmış Azime Davas Yıldırım ile devam edecek.

Bloom and Play yalnızca çocuklara değil, ebeveynlere yönelik içerikleriyle de dikkat çekiyor. Bloom’s Talk adıyla hayata geçirilen söyleşi serisi kapsamında her hafta farklı uzmanlar ailelerle bir araya geliyor. Çocuk sağlığı ve ebeveynlik üzerine gerçekleşen interaktif buluşmalar, ebeveynlerin merak ettiği konulara rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Aydınlık ve ferah bir iç mekanda, çocukların rol yapma becerilerini geliştirebileceği; içinde mini market, doktor kliniği ve pembe renkli küçük kafe gibi çeşitli temalı oyun evleri ile oyuncak yiyeceklerle dolu bir masa bulunan, eğitici ve eğlenceli bir oyun alanı görülüyor.

Mekânda kullanılan doğal ve ahşap oyun materyalleri, çocukların duyusal gelişimini desteklerken ekranlardan uzak, daha sade ve üretken bir deneyim sunuyor. Deniz manzarasıyla bütünleşen sakin atmosfer ise ebeveynlerin de keyifli vakit geçirebilmesine olanak tanıyor.

Kadın girişimciliği odağında şekillenen Bloom and Play, kadın istihdamına öncelik veren yapısıyla yerel dayanışmayı destekleyen bir model de ortaya koyuyor. Bugün Bloom and Play, Kuşadası’nda yaşayan aileler ve bölgeyi ziyaret edenler için çocukların özgürce gelişebildiği, ebeveynlerin ise nefes alabildiği ilham verici bir yaşam alanı olarak konumlanıyor.

İtalyan Zarafeti Denizle Buluşuyor: Cantieri Capelli ve East Marine’den Güçlü İş Birliği

Güneşli berrak bir havada, Capelli marka iki dıştan takma motorlu sürat teknesi, yüksek kayalık, yemyeşil kıyıların önünde, mavi-turkuaz renkte parıldayan denizde arkasında köpüklü dalgalar bırakarak hızla ilerliyor ve dümende bir kişi duruyor.

İtalyan tekne üreticisi Cantieri Capelli ile Türkiye’nin önde gelen denizcilik perakende markalarından East Marine, Türkiye pazarındaki iş birliklerini özel bir lansmanla güçlendirdiklerini duyurdu. Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleşen davet, denizcilik sektörünün profesyonellerini ve deniz tutkunlarını bir araya getirdi. Etkinliğe Rahmi M. Koç da katıldı.

Yaklaşık 50 yıllık geçmişe sahip Cantieri Capelli, performans odaklı mühendisliği ve İtalyan tasarım diliyle global denizcilik dünyasının öne çıkan markaları arasında yer alıyor. Markanın özellikle Tempest serisi, güvenlik, performans ve estetik yaklaşımıyla sektörün referans modellerinden biri olarak kabul edilirken; son dönemde geliştirilen Stradivari serisi ise lüks segmentte dikkat çekiyor. Serinin öne çıkan modeli Stradivari 52’nin 2025 yılında aldığı Design Innovation Award ödülü, markanın uluslararası tasarım gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.

Şık bir iç mekanda, tavandan sarkan model uçaklar ve büyük cam pencerelerle çevrili bir etkinlikte, ön planda oturan beyaz saçlı yaşlı bir beyefendi, pembe blazer ceketli bir kadın ve lacivert kruvaze ceketli başka bir beyefendinin de dahil olduğu, takım elbiseli ve zarif kıyafetli on bir kişilik bir grup fotoğraf için poz veriyor.

Lansmanda konuşan Capelli Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Apak, markanın bugün Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ya kadar geniş bir coğrafyada deniz tutkunlarıyla buluştuğunu belirterek, Capelli’nin yalnızca bir tekne markası değil, aynı zamanda güçlü bir denizcilik vizyonunu temsil ettiğini vurguladı. Apak, Türkiye’de East Marine ile kurulan iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inandıklarını ifade etti.

Capelli CEO’su Umberto Capelli ise markanın yaklaşık yarım asırlık deneyiminin bugün güvenilirlik ve yüksek performans olarak karşılık bulduğunu dile getirirken, Türkiye pazarının marka için stratejik önem taşıdığını söyledi.

2008 yılında kurulan East Marine ise bugün farklı lokasyonlarda bulunan mağazaları, online satış kanalları ve geniş ürün gamıyla Türkiye’nin en güçlü marine perakende markalarından biri konumunda. Tekne ekipmanlarından su sporlarına, bakım ürünlerinden aksesuarlara uzanan geniş bir yelpazede hizmet veren marka, deniz kültürünü yaygınlaştırmayı da temel hedeflerinden biri olarak görüyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

East Marine Genel Müdürü Gürhan Günal, Cantieri Capelli ile başlayan iş birliklerinin 2022’den bu yana büyüyerek devam ettiğini belirterek, İtalyan zarafetini ve performans anlayışını Türkiye’deki deniz severlerle buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Türkiye’nin gelişen marina altyapısı, uzun kıyı şeridi ve büyüyen denizcilik kültürü ise bu iş birliğini daha da stratejik hale getiriyor. Cantieri Capelli’nin mühendislik ve tasarım gücü ile East Marine’in Türkiye’deki deneyimini bir araya getiren ortaklık, lüks denizcilik segmentinde yeni bir dönemin sinyallerini veriyor.

Türk Meşe Balına Dubai’den Üçüncü Altın: Doğanın Ritmine Sadık Bir Başarı Hikâyesi

Açık renk ve hafif gölgeli bir arka planın önünde, üzerinde HOUSE & HUNNY markası ile Ham Meşe Balı etiketi bulunan 500 gramlık cam kavanozun üzerine yerleştirilmiş ahşap bal kaşığından parlak altın rengi bal damlayarak zeminde küçük bir birikinti oluşturuyor.

Gastronomi dünyasının önde gelen uluslararası değerlendirme platformlarından Dubai Uluslararası Tat Ödülleri (DITA), bu yıl da farklı ülkelerden seçkin üreticileri bir araya getirdi. Türkiye’yi temsil eden House of Hunny, 2025 meşe balı hasadıyla “Altın Kalite Ödülü”ne layık görülerek uluslararası başarısını bir kez daha tescilledi.

Bu ödülle birlikte marka, meşe balı kategorisinde üçüncü altın ödülünü kazanmış oldu. House of Hunny daha önce Londra ve Paris’te düzenlenen prestijli bal yarışmalarından da altın ödülle dönmüştü.

Tat, aroma, doku ve genel duyusal deneyim kriterleri üzerinden yapılan değerlendirmeleriyle bilinen DITA, kör tadım yöntemi sayesinde ürünleri tamamen tarafsız bir jüri sürecinden geçiriyor.

Ödüllü meşe balının hikâyesi ise İznik’in Derbent köyünde, 41,5 dönümlük bir çiftlikte başlıyor. Çevresi meşe ormanlarıyla kaplı bu alanda, lavanta ve aronya gibi bitkilerin oluşturduğu doğal flora içinde üretim yapılıyor. Arılara müdahale edilmeden sürdürülen süreçte bal, ısıtma ya da filtreleme işlemi görmeden, tamamen el işçiliğiyle kavanozlanıyor.

Koyu bronz kapaklı, House of Hunny markalı, yerli üretim doğal ham meşe balı içeren cam kavanoz, arı figürleriyle süslenmiş buruşuk beyaz ambalaj kağıdının üzerinde koyu kahverengi ahşap bir yüzeyde, siyah bir arka planın önünde fotoğrafın merkezinde yer alıyor.

House of Hunny, üretimin her aşamasında doğallığı, arı sağlığını ve etik üretim prensiplerini merkezine alıyor. Kovanlar yerinden oynatılmıyor, ekosisteme müdahale edilmiyor ve hasat sınırlı sayıda gerçekleştiriliyor.

Yeşil bitki örtüsüyle dolu bir dış mekanda, kırmızı blazer ceketli ve desenli gömlekli, gülümseyen, uzun dalgalı saçlı bir kadın, elleriyle özenle House Hunny markalı, üzerinde Ham Meşe Balı yazan koyu renk bir bal kavanozu sergiliyor.

Markanın kurucusu Balca Alper Picht, alınan ödülle ilgili, “Doğanın ritmine müdahale etmeden üretim yapmak bizim için en temel değer. Arılar neye ihtiyaç duyuyorsa üretim biçimimizi ona göre şekillendiriyoruz. Londra ve Paris’in ardından Dubai’den gelen üçüncü altın ödül, bu yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok değerli” diyor.

House of Hunny’nin bu son başarısı, markanın doğaya saygılı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının uluslararası platformlarda istikrarlı biçimde takdir edildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Şehir Hayatına Adapte Olan Yeni Nesil Stil: Hibrit Gardırop

Modern yaşamın hızla değişen temposu, moda dünyasında “hibrit” yaklaşımları öne çıkarıyor. Suud’un yeni koleksiyonu Hibrit Gardırop, günün farklı saatlerine ve mekanlarına tek bir stil ile uyum sağlamayı hedefleyen işlevsel parçalara odaklanıyor.

Koleksiyonun temel stratejisi, az parçayla çok sayıda görünüm elde edebilmek üzerine kurulu. Geçiş dönemlerinin belirsiz hava koşulları ve yoğun şehir trafiği göz önüne alınarak hazırlanan tasarımlarda şu noktalar öne çıkıyor:

  • Fonksiyonellik: Ofis şıklığından akşam aktivitelerine zahmetsiz geçiş sağlayan formlar.
  • Net Çizgiler: Karmaşadan uzak, rahat ama profesyonel bir duruş sergileyen silüetler.
  • Esnek Yapı: Birbiriyle kolayca kombinlenebilen, gardırop kalabalığını önleyen sürdürülebilir bir gardırop anlayışı.

Foxy x Quedubon: Paris Bistrosu ile Anadolu Teruarı Aynı Masada

Paris’in en özgün bistrolarından Quedubon, İstanbul’da Foxy’nin mutfağına konuk oluyor. İki farklı şehir, tek bir ortak dil: iyi ürün, doğal şarap ve tavizsiz bir mutfak yaklaşımı.

Siyah beyaz bir çizim olan bu etkinlik posteri, Paris ve İstanbul'un kültürel buluşmasını neşeli bir şekilde tasvir ediyor; yüzünde Fransız ve Türk bayrakları motifleri bulunan, elinde özenle hazırlanmış bir yiyecek tutan şef figürü, arka planda Boğaziçi Köprüsü ve minare ile çevrili. Mayıs 2026'da gerçekleşecek Paris Meets İstanbul temalı bu özel gecede Quedubon ve Foxy Restaurant şefleri Ollie Clarke ile Ramazan Kurt'un bir araya geleceği bilgisi kurdeleler üzerinde belirtiliyor.

Şef Maksut Aşkar ve şarap uzmanı Levon Bağış’ın vizyonuyla şekillenen Foxy, açıldığı günden bu yana Anadolu’nun yerel üzümlerini ve küçük üreticilerini odağına alan, doğal şarap kültürünü İstanbul’da güçlü bir şekilde temsil eden bir adres. Mevsimselliğe, toprağa ve minimal müdahaleye dayalı bu yaklaşım, Foxy’nin karakterini belirliyor.

Paris tarafında ise Şef Ollie Clarke ve Marc-Antoine Surand’ın yönettiği Quedubon, ürün odaklı mutfağı ve doğal şarap seçkisiyle kısa sürede güçlü bir kimlik oluşturdu. Özellikle sakatatı merkezine alan “nose-to-tail” yaklaşımı, hem Fransız bistro geleneğine hem de Anadolu mutfağının köklü pratiğine doğal bir köprü kuruyor.

İstanbul’daki bu özel buluşmada Quedubon, imza tarzını Foxy’nin sıcak ve dinamik atmosferine taşıyor. Fransız bistro tekniği ile Anadolu’nun ürün hafızası aynı menüde buluşurken, Foxy’nin seçkisi ve Quedubon’un doğal şarapları geceye özel eşleşmelerle deneyimi tamamlıyor. Sınırlı süreli bu pop-up, Paris ile İstanbul arasında kurulan gastronomik bir diyaloğu aynı masada bir araya getiriyor.

Scorpios Bodrum: Ritüeller, Müzik ve Bütünsel Bir Yaz Deneyimi

Ahşap panjurlardan süzülen sıcak gün batımı ışığında, gözleri kapalı ve bir eli alnında, turuncu desenli straplez bir takım giyen kadının Bodrum'daki huzurlu ve estetik anı, hafif bulanık yansımasıyla birlikte yakalanmış.

Scorpios Bodrum, Göltürkbükü ve Cennet Koyu çevresinde konumlanan seçkin beach club’lar arasında yalnızca bir yaz mekânı değil; ritüel, topluluk ve yaşam tarzını bir araya getiren çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor. Mikonos’ta doğan Scorpios’un “ritüel ve kültürel etkileşim” etrafında şekillenen yaklaşımı, Bodrum’da müzik, tasarım, gastronomi ve well-being ekseninde yeniden yorumlanıyor.

Sezon 22 Mayıs’ta Dixon’ın performansıyla açılırken, &ME ve Adriatique gibi uluslararası sahnenin güçlü isimleri yaz boyunca programda yer alıyor. Lannka ve Jean Claude Ades kürasyonundaki müzik seçkisi, gün batımını deep house ve melodik elektronik tınılarla kolektif bir ritüele dönüştürüyor.

Bodrum'daki Scorpios'un huzurlu tapınak benzeri bir mekanında, iki kadın kahverengi tonlarındaki geniş odanın ortasında, tavandaki geometrik açıklıklardan süzülen doğal ışığın aydınlattığı bej yoga minderleri üzerinde gözleri kapalı bir şekilde derin meditasyon yapıyorlar.
Scorpios Bodrum sahnesinde akustik gitar çalan müzisyenler ve DJ setup başında bir kişi, etraflarındaki kalabalık ile birlikte, mekana yayılan sıcak altıgen ışıkların altında dinamik bir canlı müzik performansı sergiliyor.

Mekânın en güçlü alanlarından biri olan Ritual Space ise yoga, nefes çalışmaları, sound healing ve meditasyon gibi bütünsel pratiklerle gün boyu süren bir denge alanı yaratıyor. Sauna, cold plunge ve dinlenme alanlarıyla desteklenen bu yapı, Scorpios’un beden-zihin uyumuna odaklanan yaklaşımını güçlendiriyor.

Mayıs–Eylül 2026 boyunca devam eden Agora Experience ise topluluk, paylaşım ve kültürel etkileşim ekseninde şekillenen buluşmalarla Scorpios Bodrum’u yalnızca bir beach club olmaktan çıkarıp, yazın ritmini belirleyen bütünsel bir yaşam deneyimine dönüştürüyor.

Nisan Ayında Göze Çarpanlar

Nisan ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.


Cream Co’nun Şişelenmiş Aura’sı ile Tanışın

Yakından çekilmiş fotoğrafta, parlak tenli genç bir kadın, yeni nesil güzellik ürünleri arasında yer alan, beyaz küresel kapaklı pembe renkli bir parfüm şişesini yüzüne yakın tutuyor ve bu özgün tasarım, COMMUNITÉ gibi deneyim odaklı alışveriş alanlarında sunulan niş parfüm seçeneklerini yansıtıyor.

Cream Co’nun ilk parfümü “Aura”, Aura Eau de Parfum, çok katmanlı yapısıyla ciltle bütünleşen ve kişiye özgü bir iz bırakan yeni nesil bir imza koku olarak öne çıkıyor. Kremsi vanilyanın sıcak ve pudralı dokunuşu, şekerin zarif tatlılığı ve pembe biberin ışıltılı notalarıyla açılış yaparken; zengin kaşmir ağacı ve pürüzsüz sandal ağacının dengeli karakteriyle derinleşiyor.

Üst notalarda şeker, pembe biber ve kırmızı elma; orta notalarda kaşmir ağacı, yasemin ve zambak; alt notalarda ise vanilya, benzoin, sandal ağacı ve ud yer alıyor. Katman katman gelişen bu kompozisyon, tende uzun süre kalıcı ve sofistike bir etki bırakıyor.

Ciltle uyum sağlayacak şekilde tasarlanan Aura Eau de Parfum, vegan ve cruelty-free formülüyle dikkat çekiyor.

Yeni Nesil Güneş Koruması: Bakım, Işıltı ve Yüksek SPF Tek Formülde

İki adet parlak limon yeşili ve beyaz renkli, yuvarlak uçlu, üzerinde Cream Co. Everyday Pink SPF 50, UVA + UVB ibareleri, 8 çeşit Hyaluronik Asit, Niasinamid, Peptitler ve Seramidler gibi içerik bilgileri yazan, 40 ml'lik güneş koruma ürünü şişeleri, cilt sağlığı için geliştirilen yeni tasarımları ve pratik çözümleri temsil ediyor.

Yeni nesil güneş koruyucu serisi, yüksek güneş korumasını günlük cilt bakımıyla bir araya getiriyor. SPF 50 PA++++ ile UVA ve UVB ışınlarına karşı geniş spektrumlu koruma sunan seri, su bazlı hafif dokusu ve akışkan likit yapısıyla ciltte ağırlık hissi yaratmadan hızla emiliyor. Beyazlık bırakmayan, non-komedojenik formülü sayesinde suya ve tere dayanıklılık sağlarken yağlı ya da yapışkan bir his bırakmıyor.

Cildi korumanın yanında nemlendiren, aydınlatan ve cilt bariyerini destekleyen seri, iki farklı seçenek sunuyor. Everyday SPF, görünmez formülüyle doğal ve nemli bir cilt görünümü sağlarken; Everyday Pink SPF, pembe tonu sayesinde cilt tonunu eşitleyerek daha aydınlık bir görünüm kazandırıyor.

Beyaz bir yüzeyde ters duran, üzerinde Cream Co. Everyday Pink SPF 50 yazan parlak yeşil bir tüpten dışarı akan açık pembe güneş koruyucu kremin dalgalı çizgiler oluşturduğu bu görsel, nisan ayındaki yenilikçi tasarımlar ve taşınabilir güneş koruması çözümlerini öne çıkarıyor.

Makyaj bazı olarak da öne çıkan her iki ürün, vegan formülleriyle günlük bakım rutininde pratik ve etkili bir alternatif sunuyor.

Avusturya’dan Gelen Taze Bakım: Ağız Hijyeninde “Yağ ve Balm” Dönemi

Nisan ayındaki marka yeniliklerini öne çıkaran bir görselde, Ringana'nın doğal ağız bakımı serisinden, üzerinde FRESH tooth balm yazan opak beyaz bir şişe ile FRESH tooth oil yazan şeffaf sarı bir şişe, yanlarında ahşap bir diş fırçasıyla aydınlık bir yüzeyde, yumuşak gölgeler eşliğinde dikkat çekiyor.

Geleneksel ağız bakım rutinleri, yerini doğal içeriklerin bilimsel formüllerle birleştiği daha bütüncül yöntemlere bırakıyor. Avusturya merkezli taze kozmetik markası RINGANA, diş macunu alışkanlığını değiştiren “diş yağı” ve “diş balmı” ikilisiyle Türkiye pazarındaki yerini sağlamlaştırıyor. Marka, yapay koruyucu içermeyen vegan formülleriyle ağız florasını dengelemeyi vaat ediyor.

Diş Temizleme Yağı: FRESH Tooth Oil

Ağız çalkalama suyuna doğal bir alternatif olarak öne çıkan FRESH Tooth Oil kürünün odak noktası, ağız boşluğunu mikroplardan arındırırken nemli bir his bırakmak.

  • İçerik Gücü: Manuka yağı ve zerdeçal özü hijyen sağlarken; nane ve okaliptüs ferahlık veriyor.
  • Kullanıcı Deneyimi: 10 günlük kullanım testine katılanların %96’sı ürünü başkalarına tavsiye edebileceğini belirtiyor.

Çok Yönlü Koruma: FRESH Tooth Balm

Klasik diş macunlarından krem dokusuyla ayrılan FRESH Tooth Balm, diş minesi ve diş eti sağlığını bir arada sunuyor.

  • Mikrobiyom Desteği: İçeriğindeki lactobacillus fermenti ve inülin, ağız içindeki yararlı bakterileri koruyarak doğal florayı dengeliyor.
  • Çürük Karşıtı: Sodyum florür ve altın başak özü ile plak oluşumunu en aza indirmeyi hedefliyor.

K-Beauty’den Pratik Çözüm: Çantada Taşınabilir Güneş Koruması

Şeftali rengi bir havlu üzerinde hasır şapka, güneş gözlüğü ve palmiye yaprağı gölgeleriyle birlikte duran Korecos Cica+Hyaluronic Acid SPF 50+ Matte Sun Stick, markaların Nisan ayındaki yeni tasarımları ve güzellik alanındaki gelişmelerini temsil ediyor.

Güzellik dünyasında yükselen K-Beauty akımı, güneş korumasını zahmetli bir adım olmaktan çıkarıp günlük rutinin pratik bir parçası haline getirmeye odaklanıyor. Bu anlayışın son örneklerinden biri olan Korecos Matte Sun Stick, özellikle gün içinde tazeleme sorununa odaklanan stick formuyla dikkat çekiyor.

Geleneksel güneş kremlerinin yarattığı yapışkan his ve beyaz tabaka sorunu, yeni nesil formüllerde yerini şeffaf ve mat bitişlere bırakıyor. Kolmar iş birliğiyle üretilen ürün, içeriğindeki CICA ve Hyaluronic Acid sayesinde cildi korurken aynı zamanda nem dengesini korumayı hedefliyor.

Öne Çıkan Özellikler:

  • Makyaj Üstü Uygulama: Stick formu sayesinde el sürmeden, makyajı bozmadan tazeleme imkanı sunuyor.
  • Parlama Kontrolü: Yağlı his bırakmayan yapısı, gün içindeki parlamayı dengeleyen mat bir bitiş sağlıyor.
  • Hafif Doku: Cilt bariyerine saygılı, ağırlık yapmayan “görünmez” koruma katmanı oluşturuyor.

Tüketici alışkanlıklarının “tek seferlik uygulama”dan “sürdürülebilir koruma”ya evrildiği bu dönemde, bu tür taşınabilir formatlar güneş korumasını her an erişilebilir kılıyor.

Lorenzo Antinori İstanbul’da: The Townhouse’ta Tek Gecelik Kokteyl Deneyimi

İstanbul’un gastronomi takviminde nadir rastlanan buluşmalardan biri, 15 Nisan akşamı Suadiye’de gerçekleşiyor. The Townhouse, uluslararası kokteyl sahnesinin en dikkat çekici isimlerinden Lorenzo Antinori’yi ağırlamaya hazırlanıyor.

Turuncu-kahverengi bir arka plan üzerinde, silindir şapkalı, papyonlu ve önlüklü iki stilize edilmiş aslanın zeytinli martini kadehleri ile kadeh kaldırdığı görselde, Bar LEONE'nin sunduğu Kokteyller ve Yiyecekler ile The Townhouse Restoran & Bar yazıları yer alıyor.

Hong Kong merkezli Bar Leone’nin kurucu ortağı olan Antinori, klasik kokteyl kültürünü yalın ama karakterli dokunuşlarla yeniden yorumlayan yaklaşımıyla tanınıyor. “Cocktail popolari” felsefesiyle, kokteyli ulaşılabilir ama bir o kadar da rafine bir deneyime dönüştüren Antinori, bu özel gecede yalnızca İstanbul’a özel hazırladığı dört kokteyl ile konukların karşısına çıkacak.

Gece, sadece bar tarafıyla değil, mutfak kurgusuyla da dikkat çekiyor. The Townhouse mutfağı, Bar Leone’nin bar odaklı yemek yaklaşımından ilham alarak hazırladığı menüyle deneyimi tamamlıyor. Mortadella Sando’dan Lobster Roll’a, Smoked Mascarpone Dip’ten paylaşım tabaklarına uzanan seçki, kokteyllerin estetiğiyle uyumlu bir bütünlük sunuyor.

Deneyimi farklı kılan detaylar ise atmosferde saklı. Yarı The Townhouse, yarı Bar Leone imzalı bardak altlıkları, İtalyan ve Roma esintileri taşıyan servis detayları ve geceye özel tasarlanan sunumlar, bu buluşmayı yalnızca bir davet değil, çok katmanlı bir deneyime dönüştürüyor.

Perakendede Yeni Dönem: COMMUNITÉ ile Deneyim Odaklı Alışveriş Yaklaşımı

Boyner Grup imzasını taşıyan yeni nesil deneyim alanı COMMUNITÉ, Nisan ayında radarımıza giren en güçlü perakende dönüşümlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Koyu ahşap panelli duvarlar ve tavanın hakim olduğu geniş, modern bir mağazada, beyaz podyumlarda sergilenen çeşitli markaların yeni tasarımlarını giyen mankenler ile Communite giriş alanı görülürken, bu görüntü markaların Nisan ayındaki gelişmeleri ve iş birliklerini temsil ediyor.

İstinyePark’ta açılan ve kısa süre içinde Galataport İstanbul ile Bağdat Caddesi’ne yayılacak bu çok katmanlı konsept, klasik çok markalı mağaza anlayışını geride bırakarak hikâye odaklı kürasyon, beklenmedik ürün eşleşmeleri ve keşif duygusu etrafında şekilleniyor; moda ile sanat kitaplarını, sneaker ile tasarım objelerini, niş parfüm ile analog kamerayı aynı deneyim kurgusunda buluşturuyor.

Modern mağaza içinde, ahşap kutu desenli uzun bir tezgahın üzerinde sergilenen sarı Winnie the Pooh oyuncağı, kitaplar, şık çantalar ve dekoratif eşyalar gibi çeşitli markaların yeni ürünlerini içeren, ferah bir alışveriş ortamı.

400’ün üzerinde markayı, büyük ölçüde Türkiye’de ilk kez erişilebilir kılan seçkisi; Comme des Garçons’tan JW Anderson’a uzanan güçlü moda evlerini, yükselen bağımsız tasarımcıları ve yerel markaları aynı çatı altında toplarken, La Mer’den Goop’a uzanan beauty & wellness katmanı ve Gusina Pizza Bar gibi sosyal buluşma noktalarıyla alışverişi bir yaşam alanına dönüştürüyor. Kısacası COMMUNITÉ, yalnızca bir mağaza değil; kültür, stil ve topluluk fikrini yeniden tanımlayan dinamik bir ekosistem.

Cem Boyner, modern bir perakende alanında, arkasında sergilenen Ann Demeulemeester ve Simon Miller gibi markaların yeni tasarımları olan ayakkabılar eşliğinde, bir marka gelişimleri veya özel iş birliği etkinliğinde konuşma yaparken diğer katılımcılar onu dinliyor.
Soldan sağa: Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, COMMUNITÉ Üründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sebla Refiğ Devidas, COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal

The Clumsies İstanbul’da: Lucca ile Global Kokteyl Deneyimi

İstanbul'daki popüler mekan Lucca'da ustalıkla hazırlanan kırmızı renkli, parçalanmış buzlu ve kiraz garnitürlü bir kokteylin, parlak bir shakerdan özel kadehe doldurulduğu an; barmenin eli ve hareketli içecek görüntüsüyle dikkat çekiyor.
Şeffaf bir kadehte, berrak sıvı tabanı üzerinde canlı kırmızı bir katman bulunan ve üzerinde LUCCA yazılı büyük kare bir buz küpüyle servis edilmiş serinletici bir kokteyl görünüyor, kadehin kenarına gümüş bir boncukla süslenmiş tek bir koyu renk üzüm şişlenmiş, tüm bunlar Lucca İstanbul'daki atmosferi yansıtan hafif bir arka plan üzerinde duruyor.
Açık renkli bir yüzey üzerinde, büyük kare buz küpleri ve portakal kabuğuyla süslenmiş, Lucca'nın özel sunumunu yansıtan canlı kırmızı bir kokteylin yakın çekimi; arka planda şık bir menü ve kavisli bir dekoratif obje seçiliyor, İstanbul'un dinamik atmosferini çağrıştırıyor.

İstanbul’un ikonik buluşma noktalarından Lucca, dünyanın en prestijli kokteyl barlarından Atina merkezli The Clumsies ile eşsiz bir iş birliğine imza atıyor. The World’s 50 Best Bars listesinde uzun yıllardır üst sıralarda yer alan The Clumsies, yaratıcı reçeteleri ve deneyim odaklı servisiyle global kokteyl sahnesinin öncü isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

17 Nisan’da Lucca İstanbul’da gerçekleşecek tek gecelik takeover’da, The Clumsies’e özgü kokteyller, Lucca’nın enerjik atmosferiyle birleşerek şehre nadir rastlanabilecek bir deneyim sunacak. Serinin ikinci ayağında ise 29 Nisan’da Lucca ekibi, Atina’da The Clumsies’in sahnesini devralarak iki şehrin karakterini aynı deneyimde buluşturacak.

Bu özel etkinlik, İstanbul ve Atina arasında yaratıcı bir köprü kurarken, kokteyl tutkunlarına sadece içki değil, iki farklı şehrin ruhunu aynı bardakta deneyimleme fırsatı sunuyor. The Clumsies ve Lucca buluşması, sezonun en çok konuşulacak bar etkinliklerinden biri olmaya aday.

CoinTR’den İlham Veren Buluşma: Arda Güler ve Rüya Takımı Bir Araya Geldi

Genç yeteneklerin hayallerini gerçeğe dönüştürmek amacıyla yola çıkan CoinTR, Real Madrid ve Türkiye A Milli Takımı’nın yıldızı Arda Güler ile “Rüya Takımı” projesinde buluştu. Projede, 1.000 başvuru arasından özenle seçilen 11 kişi, CoinTR ve Arda Güler ile bir araya gelerek unutulmaz bir deneyim yaşadı.

CoinTR x Arda Güler ve Rüya Takımı Buluşması yazılı, genç futbolcu Arda Güler'in büyük bir portre fotoğrafının da yer aldığı beyaz ve yeşil renkli bir pankart önünde, takım elbiseli bir yetkili ile Arda Güler gülümseyerek samimi bir şekilde el sıkışıyor.

“Her hamlede hız, her adımda güven” mottosuyla başlatılan proje, farklı yaş ve alanlardan gençlerin başarı hikâyelerini paylaşabilecekleri bir platform olarak tasarlandı. Spor, sanat, girişimcilik, kişisel gelişim, finans ve sosyal sorumluluk gibi pek çok alandan katılımcılar, hayallerine attıkları ilk adımı CoinTR’ye iletti. Başvurular arasından seçilen 60 hikâye halk oylamasına sunuldu, en çok oy alan 30 hikâyeyi ise Arda Güler bizzat değerlendirerek 11 kişilik “Rüya Takımı”nı belirledi.

CoinTR’nin marka yüzü Arda Güler, Rüya Takımı ile buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bu hikâyeleri okuduğumda her birinde kendimden bir şeyler buldum. Hayallerinin peşinden giden ve zorluklardan yılmayan insanların hikâyeleri beni çok etkiledi. Bu projenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Sekiz ayakta duran ve bir tekerlekli sandalyede oturan toplam dokuz genç, arkalarında CoinTR logosu, Arda Güler'in başının hafifçe göründüğü büyük bir fotoğrafı ve Rüya Takımını Bulma etkinliği yazılarının yer aldığı beyaz pankartın önünde kameraya gülümseyerek poz veriyor.

Toplantıda CoinTR CEO’su Ali Eşelioğlu, projenin amacını şöyle özetledi: “Arda’nın sahadaki başarısını, hayatın her alanında gençlere ilham verecek bir projeye dönüştürmek istedik. ‘Rüya Takımı’ sadece bir iletişim çalışması değil, gençlerin başarı hikâyelerini görünür kılan bir platform.” Rüya Takımı üyeleri, FODER Başkanı Zekeriya Öztürk’ten finansal okuryazarlık eğitimi aldı ve CoinTR, önümüzdeki dönemde farklı konu başlıklarını kapsayan bir eğitim programı da hazırlayacak.

“Rüya Takımı” projesi, sadece Arda Güler ile buluşmakla kalmayıp, gençlerin hayallerini keşfetmelerine ve bu yolculukta desteklenmelerine olanak tanıyor. CoinTR, bu proje ile hem finansal teknoloji alanındaki güvenilirliğini pekiştiriyor hem de toplumsal etkisi yüksek bir vizyon ortaya koyuyor.

Mart Ayında Göze Çarpanlar

Mart ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, iş birliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.


S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması’nın Yeni Dönemi Başlıyor


Mavi bir arka planda, beyaz şef ceketli birinin açık ellerinden yükselen ve göğsünde dünya haritası oluşturan beyaz parçacıklar, S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması 2026-2027 duyurusunu ve kırmızı yıldız logosunu dinamik bir şekilde sergiliyor.

Gastronomi dünyasının en prestijli platformlarından biri olan S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması, 7. edisyonuyla genç şefler için küresel sahneyi yeniden açıyor. 16 Şubat 2026 itibarıyla başlayan başvuru süreci, 30 yaş altı şefleri uluslararası arenada kendilerini göstermeye davet ediyor.

Yalnızca bir yarışma olmanın ötesine geçen S.Pellegrino Young Chef Academy, genç yeteneklere yaratıcılıklarını geliştirme, kendi mutfak kimliklerini oluşturma ve global gastronomi sahnesinde görünürlük kazanma fırsatı sunuyor. Mentorluk programları, uluslararası şef ağı ve farklı ödül kategorileriyle katılımcıların çok yönlü gelişimini destekleyen platform, kariyer yolculuklarına güçlü bir ivme kazandırıyor.

Başvurular, dünyanın farklı bölgelerini kapsayan uluslararası sistem üzerinden alınırken; ön elemeden geçen adaylar bölgesel finallerde yarışıyor ve kazananlar büyük finalde uluslararası jüri karşısına çıkıyor. Teknik beceri ve yaratıcılığın yanı sıra sosyal sorumluluk ve mutfak mirası gibi kriterler de değerlendirme sürecinde önemli rol oynuyor.

Bu yıl öne çıkan yeniliklerden biri olan mentorluk programı ise genç şeflere yarışma sonrasında da gelişim fırsatı sunarak Academy deneyimini daha da ileri taşıyor.

Türkiye’den genç şeflerin de davetli olduğu yarışma için başvurular 9 Haziran 2026’ya kadar devam ediyor. S.Pellegrino, yeni nesil şefleri bu global platformda yer almaya ve gastronominin geleceğinde söz sahibi olmaya davet ediyor.


Avantgarde Refined Kapadokya TIME Listesinde


Doğal kaya oluşumlarına ustaca entegre edilmiş, avangart mimarisi ve zarif tasarımıyla dikkat çeken, çok katlı taş binalardan oluşan, teraslar ve kemerli pencerelerle süslü, Kapadokya'ya özgü lüks bir tesisin geniş bir görüntüsü.

Avantgarde Refined Kapadokya, dünyanın en saygın yayınlarından TIME’ın “2026 World’s Greatest Places” listesine dahil olarak Türk turizmi adına önemli bir uluslararası başarıya imza attı. Kapadokya’nın tarihsel dokusunu çağdaş lüks ve sanatsal bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan proje, bölgenin özgün karakterine saygılı mimari yaklaşımıyla öne çıkıyor.

Mimar Efe Aydar imzasını taşıyan tasarımda, mağara dokusu korunarak minimalist ve rafine bir estetik anlayışı benimseniyor. Doğaya müdahale etmek yerine onunla uyum içinde ilerleyen bu yaklaşım, yapının zamansız ve özgün kimliğini güçlendiriyor.

Gün ışığında, kaya oyma mimarisiyle dikkat çeken, çok katlı bir yapının önünde uzanan geniş ve şık bir avlu gözüküyor; bu avangart dış mekanda açık renkli modern koltuklar, masalar ve sonbahar tonlarındaki ağaçlarla çevrili, rafine ve davetkar bir dinlenme alanı yaratılmış.

Kayalık tepelerin eteğinde, ışıl ışıl aydınlatılmış bir köy manzarasının önünde, uzun bir yemek masası ile etrafına serpiştirilmiş küçük oturma grupları, üzerlerindeki mumlar ve asılı peri ışıklarıyla zarif ve rafine bir açık hava ziyafeti sunuyor.

Avantgarde Refined Kapadokya, yalnızca bir konaklama deneyimi sunmakla kalmayıp; sanat, gastronomi ve iyi yaşamı bir araya getiren çok katmanlı bir deneyim alanı olarak konumlanıyor. Bu yönüyle, Kapadokya’nın küresel ölçekte artan cazibesini yansıtan güçlü bir temsil noktası haline geliyor.

Uluslararası alanda artan ilgi ve görünürlükle birlikte Kapadokya, kültürel mirasını koruyarak sürdürülebilir turizm anlayışıyla öne çıkmaya devam ederken; Avantgarde Refined Kapadokya’nın TIME listesine dahil edilmesi, Türkiye’nin bu alandaki konumunu daha da pekiştiriyor.

Görselde, benzersiz taş mimariye sahip bir otelin avlusunda, modern ve rafine tasarım anlayışıyla düzenlenmiş, oturma alanları, zarif aydınlatmalar ve doğal unsurlarla bezeli, akşamüstü ambiyansında lüks bir dış mekan yaşam alanı görülmektedir.


Lucca Bodrum’da Yeni Bir Dönem Başlıyor


Lüks yatların demirli olduğu berrak turkuaz sulara sahip sakin bir koyun kıyısında, şemsiyeli kum plajı, yeşil çimenlik alanı, açık hava oturma yerleri ve modern bir yapının da bulunduğu, yoğun Akdeniz bitki örtüsüyle kaplı tepelerin göründüğü büyüleyici bir sahil tesisi manzarası.

Lucca Bodrum, Haziran 2026 itibarıyla Demirbükü Koyu’ndaki yeni lokasyonunda, yenilenen konseptiyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. Restoran ve beach club deneyimini bir araya getiren bu yeni adres, Bodrum’un en dikkat çeken yaz destinasyonlarından biri olmaya aday.

Çam ormanları ve turkuaz denizle çevrili konumunda; gastronomi, beach deneyimi, wellness ve sosyal yaşamı bir arada sunan Lucca Bodrum, çok katmanlı bir deneyim vadediyor.

Lucca Beach tabelasının asılı olduğu beyaz lambrili bir duvarın önünde yeşil yapraklı bitkiler ve hafif pembe çiçekler belirginleşirken, arka planda güneşli bir kumsalda yer alan şemsiyeler ve berrak denizi gösteren bulanık bir plaj manzarası dikkat çekiyor.
Beyaz, organik şekilli bir tabağın merkezinde, kabukları kısmen soyulmuş, başı ve kuyruğu belirgin, iri ve parlak turuncu-kırmızı renkte bir karides, altındaki zengin kırmızımsı sos havuzunda, üzerinde mor ve yeşil mikro filizlerle zarif bir şekilde sunuluyor.

Akdeniz Mutfağının Rafine Yorumu, Güçlü Bir Gastronomi Deneyimi

150 kişilik restoranında Akdeniz ve Ege mutfağını rafine bir yaklaşımla sunan mekân; taze deniz ürünleri, zeytinyağlılar ve paylaşım tabaklarıyla öne çıkarken, imza kokteylleriyle deneyimi tamamlıyor.

Yeni Nesil Bir Plaj Deneyimi

200 şezlong kapasiteli beach alanı gün boyu hizmet verirken; kahvaltıdan gün batımına uzanan bir ritim sunuyor. Yoga, fitness ve padel gibi aktivitelerle desteklenen alan, aynı zamanda çocuk ve evcil hayvan dostu yapısıyla dikkat çekiyor.

Beyaz kumlarla kaplı lüks bir plajda, dalgalı kenarlı beyaz şemsiyelerin gölgesindeki konforlu sarı puf minderler ve ahşap şezlonglar dinlenmeye çağırırken, ön plandaki bulanık pembe çiçekler, hasır mat üzerindeki zarif beyaz sehpa ve oturma puflarıyla modern bir sahil keyfi atmosferi sunuyor.
Yeşil agav yapraklarının önünden bakıldığında, kumsalda duran ahşap şezlongların üzerinde kurumaya bırakılmış havluların görüldüğü, dingin turkuaz denizde demirli beyaz yatların ve ufukta uzanan dağların eşlik ettiği masmavi bir gökyüzünün altında huzur veren bir yaz manzarası.

Kara ve Denizden Konforlu Ulaşım

Kara ve deniz yoluyla kolay ulaşım imkânı sunan Lucca Bodrum, yaz sezonunun en iddialı ve çok konuşulacak adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.


Pg Art Gallery: Yayın Programının İlk Kitabı
Cansu Sönmez 2013–2025


Siyah beyaz portrede, saçları iki örgü yapılmış genç bir kadın, üzerinde soyut yüz figürleri ve Cansu Sönmez yazısı olan bir sanat kitabını ve altındaki benzer kitap yığınını kucaklarken doğrudan kameraya ciddi bir ifadeyle bakıyor; bu yeni kültürel gelişme Mart ayı dikkat çekenleri arasında yer alıyor.

Pg Art Gallery, yayın programının ilk kitabı olan Cansu Sönmez 2013–2025 başlıklı monografiyi duyurdu.

Editörlüğünü ve sunuş metnini Derya Yücel’in, tasarımını Vahit Tuna’nın üstlendiği yayın, sanatçı Cansu Sönmez’in 2013–2025 yılları arasındaki üretimini bir araya getiriyor. 12 yıllık bir dönemi kapsayan kitap, sanatçının pratiğinde öne çıkan kavramsal yaklaşımları ve üretim sürecindeki dönüşümleri kapsamlı bir seçki üzerinden ele alıyor. Yayında Uğur Ugan ile gerçekleştirilen bir söyleşinin yanı sıra Ceylan Önalp, Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar tarafından kaleme alınan inceleme yazıları yer alıyor.

Kitap, sanatçının üretimine dair kapsamlı bir arşiv sunarken Pg Art Gallery’nin sanat üretimine ve sanatçıların uzun soluklu pratiklerine eşlik etmeyi amaçlayan araştırma ve yayın faaliyetlerinin de başlangıcını işaret ediyor.


Korecos: Cilt Bariyeri Odaklı Üç Temel Bakım


Yeni nesil K-Beauty temsilcisi Korecos, minimalist ve cilt bariyeri odaklı üçlü serum koleksiyonunu tanıttı. Vegan, hayvan dostu ve parfümsüz formüllerle geliştirilen seri; “daha az ürün, daha akıllı içerik” felsefesini benimsiyor. Korecos’un yeni koleksiyonu; ışıltı, denge ve ton eşitliği olmak üzere üç farklı ihtiyaca yönelik spesifik çözümler sunuyor:

Glow Serum: Aydınlatıcı ve Antioksidan Etki

Parlak sarı bir arka planda, Korecos C+Glow Yuzu Serum yazılı, sarı etiketli damlalıklı şişe, cilde aydınlık bir görünüm vadeden Yuzu Meyve Özü ve Stabil C Vitamini içeren yenilikçi bir cilt bakımı gelişmesini temsil eden şeffaf sarı kürelerin üzerinde eğik duruyor.

Donuk ve yorgun cilt görünümünü hedefleyen bu serum, stabil C vitamini ve Yuzu meyve ekstresi içeriyor. Formülündeki bisabolol sayesinde aydınlatıcı etkisini cildi yatıştırarak sunuyor. Çevresel faktörlere karşı koruma sağlayarak doğal ışıltıyı geri kazandırıyor.

Relief Serum: Hassasiyet ve Akne Eğilimi Kontrolü

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Hassas ve akneye eğilimli ciltler için kurutmadan dengeleme vaat eden bir formüle sahip. Derma Clera™ kompleksi ve bitkisel Aqua PhytoPlex™ formülü ile kızarıklık görünümünü yatıştırmayı hedefliyor. Squalane ve çapraz bağlı hyaluronik asit ile cildin nem dengesini koruyor.

Brighten Serum: Ton Eşitliği ve Pürüzsüzlük

Pembe etiketli ve beyaz damlalıklı kapağı olan Korecos brighten Boost Serum şişesi, Postbiotic Ferment, Niasinamid ve Squalane içeren formülüyle cilde yönelik yeni ürün ve gelişmeler arasında dikkat çeken parlak pembe kürelerin arasında eğik duruyor.

Cilt tonu eşitsizlikleri ve matlık sorunu için geliştirilen serum, yüksek konsantrasyonlu aktif içerik barındırıyor. %10 Niacinamide ve postbiyotik fermentler içeriyor. Cilt bariyerini squalane ile desteklerken, daha homojen ve pürüzsüz bir cilt yüzeyi oluşturmayı destekliyor.


Golden Rose: Cilt, Kirpik ve Dudak Odaklı Üç Yeni Formül


Golden Rose, makyaj ve bakımı birleştiren yeni nesil üç ürününü satışa sundu. Koleksiyonda hibrit formüllü bir CC fondöten, teknolojik maskara ve yoğun nemlendirici etkili ruj serisi öne çıkıyor. Markanın yeni lansmanı, makyaj rutinlerini pratikleştirmeyi ve cilde bakım yapmayı hedefleyen şu ürünlerden oluşuyor:

Skin Perfector CC Color Correcting Light Foundation

Açık pembe bir zeminde, roze metalik renkli iki Golden Rose Skin Perfector CC Color Correcting Light Foundation SPF50 tüpü havada asılı duruyor; birinden hafif tonda fondöten akıyor ve üzerinde Glow Skin Hydrating, Kollajen, Hibiscus Özü ile C&E Vitamini ibareleri dikkat çekiyor, markanın yeni ürün gelişmelerinden birini temsil ediyor.

Cilt tonu eşitsizliklerini gidermeyi hedefleyen bu yeni nesil CC fondöten, SPF 50 koruma faktörüyle dikkat çekiyor.

  • İçerik: Vegan kolajen, C ve E vitaminleri ile zenginleştirilmiş.
  • Vaadi: Hafif dokusuyla doğal ve aydınlık bir bitiş sunarken cildi çevresel faktörlere karşı korumak.

Longest Lash Tubing Mascara

Açık mor bir arka plan üzerinde, Golden Rose markasının Longest Lash Tubing Mascara yazılı lila renkli tüpü dik bir şekilde konumlanmış; yanındaki aplikatör fırçası yoğun siyah maskara ürünüyle bükülerek yukarı doğru uzanıyor ve tüplerin kapaklarındaki dalgalı desenleri yansıtan estetik bir leke oluştururken, arka planda aynı seriden bir maskara tüpü yatay olarak duruyor.

Geleneksel maskaralardan farklı olarak “Tubing” teknolojisi ile geliştirilen ürün, kirpikleri polimer tüplerle sarıyor.

  • Performans: Akma ve bulaşma yapmadan gün boyu kalıcılık; uzun ve hacimli kirpik görünümü.
  • Temizlik: Makyaj temizleyiciye ihtiyaç duymadan, sadece ılık su ile kirpiklerden kolayca arındırılabiliyor.

Silky Shine Hydrating Lipstick

Golden Rose markasının Silky Shine Nemlendirici Ruj serisinden, siyah gövdeli ve rose-gold detaylı şık ambalajlarıyla öne çıkan, pembe ve kırmızı tonlarında rujların bir araya getirildiği estetik düzenleme, markanın Mart ayındaki yeni tasarımlarını ve renklerini gözler önüne seriyor.

Dudak makyajında nem dengesini ön plana çıkaran seri, 24 farklı renk seçeneğiyle sunuluyor. İpeksi bir his ve parlak bitiş sunarken, dudaklara yoğun nem desteği sağlıyor. Seramid, jojoba ve maracuja yağı içeren vegan formüle sahip.


Ringana: Doğanın Gücü ile Güvenli Güneş Koruması


Yüz İçin Çok Yönlü Koruma: RINGANA FRESH Sunscreen Face SPF 30

Mart ayının yeni kişisel bakım ürünleri arasında yer alan, üzerinde FRESH yazısı ve bitki logosu bulunan, beyaz silindirik Ringana güneş kremi şişesi, cildi yüksek SPF 30 faktörle korumak üzere tasarlanmış modern görünümüyle dikkat çekiyor.

Avusturya merkezli kozmetik markası RINGANA, mineral filtreli güneş koruma serisini tanıttı. COSMOS sertifikalı ürünler, kimyasal filtreler yerine doğal çinko oksit kullanarak UVA ve UVB ışınlarına karşı fiziksel bariyer oluşturuyor. Serinin yüz bölgesi için geliştirilen ürünü, güneş ışınlarını yansıtarak erken yaşlanma belirtilerini önlemeyi hedefliyor. Formülünde öne çıkan bileşenler ve etkileri şu şekilde:

  • Maş Fasulyesi Özü: UV ışınlarının yanı sıra mavi ışık ve kızılötesi ışığa karşı koruma desteği sağlıyor.
  • Meyan Kökü & Bisabolol: Oksidatif stresle mücadele ederek güneş sonrası oluşabilecek kızarıklıkları yatıştırıyor.
  • Astaksantin: Güçlü antioksidan etkisiyle cilt bariyerini serbest radikallere karşı güçlendiriyor.
  • Nemlendirici İçerik: Hyaluronik asit ve skualan ile cildin nem dengesini korurken mat bir bitiş sunuyor.

Vücut İçin Suya Dayanıklı Formül: RINGANA FRESH Sunscreen SPF 25

Açık renkli bir zeminde dikey olarak duran, beyaz kapaklı, üzerinde FRESH sunscreen MEDIUM SPF 25 ve RINGANA logosu yazan bu güneş kremi şişesi, mart ayındaki markaların yeniliklerini ve kişisel bakım alanındaki ürün gelişmelerini vurguluyor.

Tüm cilt tiplerine uygun olarak tasarlanan vücut koruyucu, 3 yaşından itibaren tüm aile bireyleri tarafından kullanılabiliyor.

  • Mineral Filtre: Doğal çinko oksit, cilde nüfuz etmeden ışınları yansıtıyor.
  • Bitkisel Destek: Karanja özü mineral filtreyi güçlendirirken, zerdeçal özü olası tahrişleri azaltmaya yardımcı oluyor.
  • Dayanıklılık: Su geçirmez formülü sayesinde deniz ve havuz aktivitelerinde korumayı sürdürüyor.


The Bath Factory: Yeni Vanilya Serisi


Parlak pembe bir arka plan üzerinde, The Bath Factory'nin Sweet Vanilla serisine ait şeftali tonlarındaki vücut losyonu, duş jeli, vücut spreyi ve peeling ürünleri, zarif vanilya çiçeği desenleriyle dikkat çekiyor; etraflarında süzülen beyaz orkide benzeri çiçekler ve saydam sabun baloncukları ile dinamik, ferahlatıcı bir kozmetik sahnesi oluşturuyor.

Kişisel bakım markası The Bath Factory, doğal vanilya özü ve bitkisel yağlar içeren yeni “Sweet Vanilla” serisini satışa sundu. Dört farklı üründen oluşan seri, cilt temizliği ve nemlendirme aşamalarında bitkisel içerikli formülleriyle öne çıkıyor.

Serinin ürün gamında yer alan vücut peelingi; shea, jojoba, hint ve avokado yağlarından oluşan %100 bitkisel bir formüle sahip. Ölü deriyi arındırma özelliği bulunan peeling, içeriğindeki yağ kombinasyonu sayesinde işlem sonrası ciltte oluşabilecek kuruluk hissinin önüne geçmeyi hedefliyor. Koleksiyon, temizlikten koku tamamlayıcı adımlara kadar şu ürünleri kapsıyor:

  • Duş Jeli: Cildi nazikçe temizleme ve doğal özlerle parlaklık verme özelliği taşıyor.
  • Vücut Peelingi: Bitkisel yağlarla zenginleştirilmiş yapısıyla derinlemesine bakım ve arındırma sağlıyor.
  • Vücut Losyonu: Hızlı emilen yapısı sayesinde yağlı his bırakmadan nemlendirme vadediyor.
  • Vücut Spreyi: Hem vücut hem de saç kullanımına uygun olan ürün, vanilya notalarıyla uzun süreli koku kalıcılığı sunuyor.


Lego: Kız Çocukları İçin Yeni Bir Güç Kaynağı


Bir kız çocuğunun pembe bluzuyla, arkası dönük bir şekilde renkli mercanlar, balıklar ve deniz bitkileriyle dolu bir su altı LEGO sergisinde yaratıcı bir şekilde parçaları düzenleyerek sanatsal üretim süreçlerine katılımını gösteren detaylı bir görüntü.

LEGO Group’un 13 ülkede 13 binden fazla çocuğun katılımıyla gerçekleştirdiği yeni küresel araştırma, evcil hayvanların kız çocuklarının dünyasında yaratıcı özgüven ve duygusal dengenin anahtarı olduğunu kanıtlıyor. Türkiye verileri ise bu bağın ne kadar derin olduğunu somut rakamlarla ortaya koyuyor.

Öne Çıkan Veriler: Patili Bağın Gücü

Araştırmanın Türkiye ayağından çıkan sonuçlar, kız çocuklarının hayvanlarla olan ilişkisinin gelişimsel süreçlerini nasıl şekillendirdiğini gösteriyor:

  • %46: Türkiye’deki kız çocuklarının neredeyse yarısı patili dostlarını “kankası” olarak tanımlıyor.
  • %50: Hayvanlarla vakit geçirmenin doğrudan mutluluk kaynağı olduğunu belirtenlerin oranı.
  • %39: Evcil hayvan bakımı sayesinde erken yaşta sorumluluk bilinci kazanan kız çocuklarının oranı.
  • %38: Oyuncak hayvan figürlerinin, çocukların karmaşık ve yaratıcı hikayeler kurmasında en büyük yardımcı olduğunu söylüyor.

İstinyePark’ta Deneyim Odaklı Bir Kulüp: Patili Dostlar

Büyük bir alışveriş merkezinde, çocuk ve aileler için renkli yapılar ile etkileşimli istasyonlar içeren hareketli bir Lego marka etkinliği, Mart ayında görülen dikkat çekici marka gelişmelerinden birini örnekliyor.

“Kankam, Kendi Eserim” yaklaşımıyla hayata geçirilen LEGO® Patili Dostlar Kulübü, 22 Mart’a kadar İstanbul İstinyePark’ta ziyaretçilerini ağırlıyor. Didaktik bir oyun alanından ziyade, çocukların hayvanların beslenme alışkanlıklarını keşfettiği “Atıştırmalık Kulübesi”, su altı canlıları için yuva tasarladığı “Sualtı Dünyası” ve kendi tasarımlarını oluşturdukları atölyelerle bütünsel bir deneyim sunuluyor.

Deprem Bölgesinde Oyuna Erişim

Alışveriş merkezindeki canlı renkli Lego Patili Dostlar Kulübü etkinliğinde, çocukların yaratıcılıklarını serbestçe ifade etmelerini sağlayan bu yeni tasarım, genç sanat severleri ve geleceğin kadın tasarımcılarını bir araya getiriyor.

Girişimin sadece bir etkinlik alanıyla sınırlı kalmaması dikkat çekici. Contemporary Istanbul’daki sanat projelerinden elde edilen fonlar ve SosyalBen Vakfı iş birliğiyle, Mart ayı itibarıyla Hatay Antakya ve İstanbul’daki çeşitli ilkokullarda LEGO® Oyun Atölyeleri hayata geçiyor. Bu atölyeler, oyuna erişimi kısıtlı olan çocuklara kendi hikayelerini inşa etme fırsatı sunmayı hedefliyor.


MÜYORBİR: 8 Mart’a Özel Buluşma


Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 6 Mart 2026 Cuma günü “Kadın ve Sanat” başlıklı bir etkinlik düzenliyor. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde saat 14.00’te başlayacak program, kadın sanatçıların sektördeki konumunu ve üretim süreçlerini ele alacak.

Program Akışı ve Katılımcılar

Etkinlik, MÜYORBİR Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Şeşen ve Başkan Yardımcısı Nurdan İpek’in açılış konuşmalarıyla başlayacak. Ardından gerçekleştirilecek panel ve müzik dinletisiyle devam edecek:

  • Panel Moderatörü: Dr. Funda Lena (Akademisyen/Müzisyen)
  • Panelistler: Deniz Arcak, Necla Akben, Nurdan Torun ve Yaşar Seyman.
  • Kapanış: Figen Genç tarafından verilecek mini konser.

Ele Alınacak Konular

Panel kapsamında kadınların sanat dünyasındaki üretim süreçleri, sektörel deneyimleri, görünürlük sorunları ve hak temelli mücadeleleri masaya yatırılacak. Kadınların kültürel hayata kattığı değerin odak noktası olduğu etkinlik, tüm sanatseverlerin katılımına açık olacak.

Şubat Ayında Göze Çarpanlar

Şubat ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Water & Dine Serisinin Üçüncü Durağı: Telezzüz’de Bitki Bazlı Gastronomi ve Su Eşleşmeleri

Nestlé Waters & Premium Beverages’ın gastronomide suyun rolüne odaklanan Water & Dine serisinin üçüncü buluşması, Türkiye’nin ilk bitki bazlı fine dining restoranı Telezzüz’de gerçekleşti. 12 Şubat’ta düzenlenen davette, Şef Bahtiyar Büyükduman’ın yerel ürünler ve fermentasyon teknikleriyle kurguladığı özel menü, su eşleşmeleri odağında deneyimlendi. Marka elçisi ve yeme-içme uzmanı Levon Bağış, akşam boyunca farklı tabakların su ile kurduğu denge üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Telezzüz’ün kış menüsünden ilham alan gecede; koji ile fermente pancar tartardan tütsülenmiş mantara, umami yoğun dashi yorumlarından nohut misolu karnabahara kadar bitki temelli tabaklar öne çıktı. Menü, nar ve greyfurt sorbe ile ferah bir geçiş yaparken, beyaz çikolata ve baharat notaları taşıyan tatlı finalle tamamlandı. Etkinlikte ayrıca, 30 yaş altı şeflere yönelik uluslararası S.Pellegrino Young Chef Academy yarışmasının yeni dönem başvurularının başladığı da duyuruldu.

35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması Başlıyor: Geleceğin Menüleri Sahneye Çıkıyor

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Türk mutfağının genç yeteneklerini desteklemek amacıyla düzenlenen 35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması, bu yıl “Geleceğin Menüleri” temasıyla heyecan verici bir platform sunuyor. Unilever Food Solutions sponsorluğunda gerçekleştirilen yarışma, 21-35 yaş arası profesyonel genç şeflere yaratıcı reçetelerini sergileme ve uluslararası gastronomi sahnesinde kendilerini gösterme fırsatı sağlıyor.

Kazanan şef, Hollanda’daki Hive inovasyon merkezinde gıdanın geleceğini şekillendiren eğitimlerle buluşacak. İlk 10 finalist, UFS şefleriyle mentorluk sürecine katılarak tariflerini geliştirecek ve 12 Haziran’daki finalde jüri karşısına çıkacak. Yarışma, genç şefler için yalnızca bir rekabet değil, kariyerlerinde dönüm noktası olacak bir deneyim niteliği taşıyor. Başvurular 2 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında 35yasalti3sef.com üzerinden yapılabiliyor.

Türkiye, Yapay Zekâ Farkındalığında Bölge Lideri

Marketing + Media Alliance Türkiye (MMA Türkiye) ve Kantar Insights iş birliğiyle gerçekleştirilen “MMA Yapay Zekâ Benimseme Araştırması 25” sonuçlarına göre, Türkiye pazarlama dünyasında yapay zekâ farkındalığında MENA ve Güney Afrika’nın önünde yer alıyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Araştırmaya katılan pazarlama ve müşteri deneyimi liderlerinin %72’si yapay zekâ konusunda ileri düzeyde bilgi sahibi olduğunu belirtirken, kurumların %46’sı uygulamaları pilot aşamanın ötesine taşıyarak organizasyon genelinde ölçeklendirmiş durumda. “Henüz başlamadık” diyen kurum oranının %0 olması, yapay zekânın artık deneysel değil, operasyonel bir gerçeklik haline geldiğini gösteriyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Didem Namver
MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı

MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, araştırma sonuçlarını değerlendirirken yapay zekânın kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekti. Veriler, en yoğun kullanım alanının reklam ve medya planlama (%79) olduğunu ortaya koyarken; veri analitiği, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi iyileştirme temel hedefler arasında yer alıyor. Şirket kültürlerinde farkındalık yüksek olsa da, kurumsal stratejiyle tam uyumlu eğitim programlarının sınırlı kalması, dönüşümün sürdürülebilirliği açısından atılması gereken yeni adımlara işaret ediyor.

Dandapani, EO Türkiye Davetiyle Sahneye Çıkıyor

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Global girişimci ağı Entrepreneurs’ Organization (EO) Türkiye, zihinsel ustalık eğitmeni ve dünyanın en çok talep gören konuşmacılarından Dandapani’yi 14 Şubat’ta İstanbul’da ağırlıyor. Entrepreneurs’ Organization Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinlik, Sarıyer’deki Life Park İzoletta’da düzenlenecek.

4 saat sürecek ve İngilizce olarak gerçekleştirilecek atölye, klasik motivasyon konuşmalarından farklı bir yerde konumlanıyor. Katılımcılar; odağı güçlendirme, zihinsel farkındalık geliştirme ve enerjiyi doğru alanlara yönlendirme üzerine somut, günlük hayata uygulanabilir araçlarla çalışacak. Dandapani, zihnin nasıl dağıldığını fark etmekten karar alma süreçlerinde daha net ve sakin bir duruş geliştirmeye kadar pratik yaklaşımlar paylaşacak.

10 yılı aşkın süre Hindu rahibi olarak manastır eğitimi alan ve bugün liderler, girişimciler ve elit sporcularla çalışan Dandapani, zihinsel ustalığın öğrenilebilir bir beceri olduğunu savunuyor.

Tüm ilgililere açık olan etkinlik için biletler Life Park üzerinden temin edilebiliyor.

Grill Prime’da Büyülü Bir Gece

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Modern Restoran Grubu’nun “kusursuz servis ve yüksek ürün kalitesi” anlayışıyla hizmet veren steakhouse markası Grill Prime, özel tadım yemeğinde gastronomi tutkunlarını bir araya getirdi. Açık ateş ustalığının karakterli ürünlerle buluştuğu bu özel deneyim, davetlilere rafine bir lezzet yolculuğu sundu.

2015 yılından bu yana steakhouse konseptiyle güçlü bir misafir memnuniyeti yakalayan Grill Prime, bu özel menüde malzemeye saygıyı merkeze alan bir seçki hazırladı. Farklı pişirme teknikleri ve dengeli dokular üzerine kurgulanan akşamda, Büyülübağ kurucusu Alp Törüner, ada teruarı ile menü arasındaki uyumu aktardı.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Şef Serkan Erdoğan’ın fesleğenli körpe enginar ile yaptığı zarif açılışı; yoğun aromasıyla Bone Marrow ve özel kesim Kuzu Karski izledi. Menü, Grill Prime’ın sade, nitelikli ve özgün steakhouse yaklaşımını güçlü biçimde yansıttı.

Vadistanbul ve Palladium Tower Ataşehir şubeleriyle hizmet veren Grill Prime; modern mimarisi, nitelikli et seçkisi ve dengeli fiyat anlayışıyla hem iş yemekleri hem sosyal buluşmalar için konforlu bir gastronomi adresi olmaya devam ediyor.

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü: Bakliyat Tabanlı Alternatifler Sofrada

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü, bakliyatların bitkisel protein, lif ve sürdürülebilirlik açısından gıda sistemlerindeki rolünü yeniden hatırlatıyor. Bu çerçevede Pastavilla, yalnızca sarı bezelye ve suyla üretilen glütensiz ve vegan Veggipasta ürünüyle bakliyat bazlı alternatifleri makarna alışkanlıklarıyla buluşturuyor.

Uzun soluklu Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen ve Serie Speciale ailesinde yer alan Veggipasta, katkı maddesi içermeyen yapısıyla öne çıkarken, besin değeri yüksek içeriğine rağmen klasik makarna lezzetinden uzaklaşmıyor. 100 gramında 14,1 gram protein ve 5,6 gram lif içeren ürün, farklı beslenme tercihlerine uygun bir seçenek sunuyor.

Pastavilla’nın Serie Speciale serisi; Bronz Kalıp makarnalar, porsiyonlanmış Bundle Spaghetti ve bakliyat bazlı Veggipasta gibi yenilikçi ürünleri bir araya getiriyor. Marka, Dünya Bakliyat Günü vesilesiyle bakliyatların sürdürülebilir beslenmedeki yerine dikkat çekiyor.

1938 ALFA ROMEO 8C 2900B, THE PENINSULA CLASSICS “BEST OF THE BEST” ÖDÜLÜ’NÜ KAZANIYOR

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Dünyanın en prestijli klasik otomobil ödüllerinden biri olan The Peninsula Classics Best of the Best Award, bu yıl 1938 Alfa Romeo 8C 2900B’ye verildi. Seçkin davetlilerin katılımıyla The Peninsula Paris’te gerçekleşen görkemli törende, otomotiv tarihinin en nadide örneklerinden biri “en iyilerin en iyisi” unvanını kazandı. Gecenin konukları arasında dünyaca ünlü oyuncu Nicole Kidman da yer aldı.

Alfa Romeo 8C 2900B, 1930’ların son döneminde üretilmiş en hızlı ve en ayrıcalıklı İtalyan otomobillerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu özel örnek, Formula 1’in ilk dünya şampiyonu Giuseppe “Nino” Farina için ailesinin şirketi Stabilimenti Farina tarafından tasarlanan tek gövdeye sahip olmasıyla öne çıkıyor.

Aynı zamanda Battista “Pinin” Farina’nın stil katkılarını taşıyan otomobil, İtalyan tasarım mirasının en nadir temsilcilerinden biri olarak görülüyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Araç, kapsamlı restorasyonunun ardından Pebble Beach ve Monte Carlo gibi prestijli organizasyonlarda sergilendi; Parade of Elegance ödülünü kazanarak koleksiyon değerini daha da artırdı.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Sahibi Deborah Keller, bu ödülün yalnızca bir otomobile değil, otomotiv tarihinin korunmasına verilen bir onur olduğunu vurgulayarak, 8C 2900B’nin İtalyan mühendisliğinin altın çağını temsil ettiğini ifade etti.

Ödül töreninin ardından kazanan otomobil, 28 Ocak – 1 Şubat 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenen klasik otomobil fuarı Rétromobile’de sergilendi. Finale kalan diğer modeller arasında Ferrari, Mercedes-Benz, Rolls-Royce ve Bentley’nin ikonik tasarımları da yer aldı.

Bu yılın kazananı olan 1938 Alfa Romeo 8C 2900B, hem estetik hem de mühendislik açısından otomotiv dünyasının zirve noktalarından biri olarak bir kez daha tescillendi.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Ocak Ayında Göze Çapanlar

Ocak ayında markaların göze çarpan yeni tasarımlarını, işbirliklerini ve tüm gelişmelerini inceleyin.

Sevgililer Günü’nde Işılda
NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW ile cildiniz aşkla parlasın

NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW ile cildiniz aşkla parlasın

Sevgililer Günü; kendine ayrılan anlara, küçük bakım ritüellerine ve içten gelen ışıltıya adanır. NIVEA, cildin doğal parlaklığını ortaya çıkaran yaklaşımıyla bu özel günde daha aydınlık ve eşit tonlu bir cilt görünümü sunuyor.

Yeni NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW Serisi, cilt bakımında bilimsel uzmanlığı zarif bir dokunuşla birleştirerek anında daha pürüzsüz ve canlı bir görünüm vadediyor.

Serinin yıldız ürünü Skin Glow Anında Aydınlatıcı Serum, 3 günde cilt tonunun daha eşit görünmesine yardımcı olurken, hafif dokusu ve pembe rengiyle bakım rutinine estetik bir görünüm kazandırıyor. Patentli Thiamidol® koyu leke görünümünü azaltmaya destek olurken, Niasinamid gözenek görünümünü iyileştirmeye, Aloe Vera ise ferahlık ve nem hissi sağlamaya yardımcı oluyor.

Bakımın ilk adımında yer alan Peeling Etkili Tonik, %4 AHA ve %1 PHA içeriğiyle cildi nazikçe yeniliyor. Serumla birlikte kullanıldığında daha eşit tonlu, pürüzsüz ve aydınlık bir cilt görünümü sağlıyor.

NIVEA LUMINOUS630® SKIN GLOW ile cildiniz aşkla parlasın

Bu Sevgililer Günü’nde parlaklığınızda fark yaratın.
Çünkü en kalıcı ışıltı, kendiniz için yaptığınız bakımla başlar.

Benji + Lamia x adidas Originals: Türkiye’den Çıkıp Global Raflara Uzanan Bir Hikâye

Benji Tokyo ve Lamia Japan VH x adidas Originals iş birliği kampanya çekimi, desenli sneaker ve yeşil bağcıklı yüksek bilekli bot ile total black stil.

Ocak ayının en dikkat çeken moda anlarından biri, Türkiye merkezli bir tasarım vizyonunun adidas Originals gibi global bir oyuncuyla aynı sahnede buluşmasıydı. Benji + Lamia imzalı bu koleksiyon, sadece yeni bir sneaker yorumu değil; kültürel hafızayı, zanaati ve modern sokak estetiğini tek bir çizgide buluşturan güçlü bir anlatı kuruyor. Üstelik adidas Originals tarafında bu iş birliğini farklı kılan kritik bir detay var: koleksiyon, markanın global ölçekte satışa sunulan ilk Türk lokal tasarım koleksiyonu olmasıyla ayrı bir yere oturuyor.

Koleksiyonda iki ikonik siluet öne çıkıyor: Benji imzalı Tokyo, Anadolu’nun kilim ve halı motiflerinden ilham alan katmanlı yüzey diliyle geçmişle geleceği aynı tasarım çizgisinde buluştururken; Lamia imzalı Japan HI ise Al Sadu dokuma geleneğinden beslenen rafine estetiğiyle öne çıkıyor. Sonuç, nostaljiye sıkışmadan köklerini taşıyan ama bugünün stil dünyasına net bir şekilde yerleşen güçlü bir tasarım dili. Bu iş birliği, Türkiye’den çıkan yaratıcı enerjinin yalnızca yerelde değil, global raflarda da karşılık bulabileceğini hatırlatan en iyi örneklerden biri.

Benji Tokyo x adidas Originals sneaker iş birliği, desenli spor ayakkabı modeli elde tutulurken çekilmiş ürün fotoğrafı.

Kaz Dağları’nda Mevsimin Sofrası: Simurg Inn’de Michelin Yıldızlı Bir Pop-up Deneyimi

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Kaz Dağları’nın ilham veren doğasında konumlanan Simurg Inn, 2026 yılını gastronomi tutkunlarına hitap eden özel bir pop-up deneyimiyle karşılıyor. Michelin yıldızlı şef Buğra Özdemir ile yaratıcı mutfağıyla öne çıkan Erhan Babaç, Kuzey Ege’nin mevsimsel ürünlerini merkezine alan özgün bir menü için Simurg Inn mutfağında bir araya geliyor.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe Köyü’nde, Kaz Dağları’nın dingin atmosferi içinde gerçekleşecek bu özel buluşma, “Mevsimin Kuzey Ege Sofrası” temasıyla hayat bulacak. 30 Ocak’ta düzenlenecek pop-up’ta, gastronominin iki güçlü ismi aynı mutfakta buluşarak doğa ve lezzetin kusursuz uyumunu misafirlerle paylaşacak.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Bu özel akşam için hazırlanan tadım menüsü; Kuzey Ege’nin toprağından, denizinden ve aromatik bitki örtüsünden ilham alıyor. Yerel üreticilerden temin edilen mevsimsel ürünlerle şekillenen tabaklar, iki şefin kişisel mutfak yaklaşımlarını yansıtan rafine ve yalın bir lezzet yolculuğu sunuyor. Doğanın ritmine saygılı, sürdürülebilir gastronomi anlayışıyla kurgulanan bu sofra; tat, hikâye ve coğrafyayı aynı masada buluşturuyor.

Simurg Inn’in doğayla iç içe, sakin ve ilham verici atmosferi ise bu seçkin deneyimin ayrılmaz bir parçası. Yalnızca bir konaklama noktası olmanın ötesine geçen Simurg Inn, farkındalık temelli yaşam anlayışını gastronomiyle birleştiren bütüncül yaklaşımıyla bu pop-up’ta Michelin yıldızlı bir bakış açısını misafirleriyle buluşturuyor.

Sınırlı kontenjanla gerçekleşecek bu özel gastronomi buluşması, Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında, mevsimin ruhunu taşıyan unutulmaz bir akşam vadediyor.

Adres: Ahmetçe Mücavir, No:2, Ahmetçe/Ayvacık/Çanakkale

Telefon: 0536 611 89 29

Hint Mutfağında Lüksün ve Geleneğin Buluştuğu Adres: Madhu’s İstanbul

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Londra’nın en prestijli ve seçkin lokasyonlarında yer alan, Londra dışındaki tek adresiyle Madhu’s, İstanbul’da Swissôtel The Bosphorus bünyesinde misafirlerini ağırlıyor. Özel menüleri, etkileyici ambiyansı ve Cuma–Cumartesi akşamlarına damga vuran dans şovlarıyla Madhu’s, şehrin en gözde gastronomi durakları arasında öne çıkıyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Usta ellerden çıktığında gerçek bir lezzet şölenine dönüşen Hint mutfağının en seçkin örnekleri, Madhu’s’un zengin menüsünde bir araya geliyor. Görkemli iç mimarisi, yüksek standartlı servis anlayışı ve imza tabaklarıyla mekan; Hint kültürünü sofistike bir gastronomi deneyimiyle buluşturuyor.

Group Executive Chef Amaardeep Anand’ın, Swissôtel Executive Şefi Soner Kesgin ile birlikte hazırladığı menü; 4. jenerasyon geleneksel Hint mutfağının en özel yorumlarını sunuyor. Punjabi ve çağdaş Hint mutfağından seçilen imza lezzetlere, 300 çeşitlik zengin şarap menüsü ve Türkiye’nin en büyük humidor dolabı eşlik ediyor.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Şık sunumlar, Hint kültüründen ilham alan tabaklar, geleneksel baharatlar ve ince düşünülmüş detaylar… Madhu’s, yalnızca damaklara değil, tüm duyulara hitap ediyor.

Lezzetin yanı sıra eğlenceyi de merkezine alan Madhu’s’ta, Cuma ve Cumartesi günleri 20.00–23.00 saatleri arasında tempo yükseliyor. Canlı dans şovları eşliğinde, daha önce deneyimlemediğiniz bir gastronomi yolculuğu sizi bekliyor.

Adres: Vişnezade, Acısu Sk. NO 19, Beşiktaş/İstanbul

Telefon: (0212) 326 11 00

Sevgililer Günü’nde Aşkın Ritmi Mum Alevinde Hayat Buluyor

OJO'nun Rhythm of the Heart Koleksiyonu'ndan üç kokulu mum, pembe zemin üzerinde yan yana dizilmiş. Çok renkli kapların üzerinde Love At First Sight, First Kiss ve Date Night isimleri yazıyor.

OJO Candles, Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı “Rhythm of the Heart” koleksiyonu ile aşkın en zarif hâlini duyulara hitap eden rafine bir deneyime dönüştürüyor. Kalbin ritminden ilham alan koleksiyon; tutku, yakınlık ve yeni başlangıçların titreşimini lüks bir atmosfer eşliğinde kutluyor.

İlk bakışın heyecanı, paylaşılan anların sıcaklığı ve unutulmaz duygular… “Rhythm of the Heart”, her biri farklı bir duyguyu temsil eden üç özel kokulu mumdan oluşuyor: Love at First Sight, Date Night ve First Kiss. Çiçeksi, sıcak ve odunsu notaların dengeli birlikteliğiyle tasarlanan bu seçki mekânlara karakter, anlara derinlik katıyor.

Koleksiyonun öne çıkan detaylarından biri de OJO’ya özgü özel kapak sistemi. Alevi söndürmenin ötesinde, kokuyu muhafaza eden ve dumanın zarif hareketini görsel bir ritüele dönüştüren bu tasarım, fonksiyonla estetiği tek bir dokunuşta buluşturuyor. Minimal ambalaj tasarımı ise Sevgililer Günü’nü sıradan bir hediyeden çıkarıp kişisel bir ritüele dönüştürüyor.

Aşkın ritmini yavaşlatmak, zamanı bir anlığına durdurmak ve sadece kalbin sesine kulak vermek isteyenler için “Rhythm of the Heart”, Sevgililer Günü’nün en zarif eşlikçilerinden biri olmaya aday.

MSA ve Dan Giusti’den Kurumsal Toplu Yemeğe Eğitim Odaklı Yeni Bir Bakış

Yakasında mikrofon takılı, kel ve sakallı bir adam, bir sunum sırasında derin bir düşünceyle aşağıya bakıyor. Yüzündeki odaklanmış ifade, konuya olan hakimiyetini ve konsantrasyonunu gösteriyor.

Mutfak Sanatları Akademisi, kurumsal ve toplu yemek alanını şeflik eğitiminin yeni uzmanlık başlıklarından biri olarak ele almaya hazırlanıyor. Dünyanın en iyi restoranlarından Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu Dan Giusti, MSA’nın davetiyle Türkiye’ye gelerek bu alandaki küresel deneyimlerini gastronomi profesyonelleriyle paylaştı.

Fine dining kariyerinin zirvesindeyken mutfağın sosyal etkisine odaklanmayı seçen Giusti, Brigaid modeliyle okul, hastane ve benzeri kurumsal mutfaklarda restoran kalitesinde, besleyici ve sürdürülebilir yemek sistemleri kuruyor. Aynı zamanda bu mutfaklarda çalışan ekipleri eğiterek kalıcı bir dönüşüm yaratıyor.

MSA’daki buluşmada Giusti, büyük ölçekli mutfak operasyonlarının nasıl daha insani, verimli ve sürdürülebilir hale getirilebileceğine dair saha deneyimlerini paylaştı. Ziyaret, toplu yemek hizmetlerinin kalite ve hijyen başlıklarıyla daha fazla tartışıldığı bir dönemde, MSA’nın bu alanı eğitim odağına alma vizyonunun ilk adımı olarak öne çıktı.

Mutfak Sanatları Akademisi'nin modern oditoryumunda, aşçı üniformalı kalabalık bir öğrenci grubu, profesyonel mutfak önünde oturan eğitmenlerin ilham verici konuşmasını dikkatle dinliyor.

BRIGAID logolu sweatshirt giyen şapkalı bir adam, hareketli bir okul yemekhanesinde masada otururken kollarını kavuşturmuş, kameraya kendinden emin bir şekilde bakıyor.

MSA Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Sitare Baras, toplu yemek alanının güçlü bir dönüşüm potansiyeli taşıdığına dikkat çekerek, “Şeflik yalnızca restoran mutfaklarıyla sınırlı değil. Okullar, hastaneler ve büyük kurumsal mutfaklar da aynı derecede anlamlı ve dönüştürücü alanlar. Eğitimle başlayan bir yaklaşım, bu alanda yeni standartlar yaratabilir,” dedi.

Dan Giusti ise MSA iş birliğini şu sözlerle özetledi: “Pek çok kişi Brigaid’i dinliyor ama gerçekten ne yaptığımızı çok az kurum anlıyor. MSA bunu gerçekten kavradı. Şeflerin kurumsal yemek alanında çalışabileceği yeni bir yol mümkün mü, bunu birlikte keşfetmek istiyoruz.”

MSA'nın modern oditoryumunda, üç eğitmen şef, kendilerini dikkatle dinleyen aşçılık öğrencilerine bir seminer veriyor. Ön planda parlak, paslanmaz çelik bir gösteri mutfağı bulunuyor.

MSA, bu vizyon doğrultusunda önümüzdeki dönemde kurumsal toplu yemek alanını, şeflik mesleğinin stratejik kariyer yollarından biri olarak konumlandırmayı ve eğitim temelli yeni projelerle bu dönüşümü yaygınlaştırmayı hedefliyor.

M·A·C, “I Only Wear M·A·C Lipstick” ile Dudak Trendlerini Kutluyor

Ruh halin neyse, dudakların da onu söylesin.

M·A·C Cosmetics, “I Only Wear M·A·C Lipstick” kampanyasıyla dudakları bir ifade alanına dönüştürüyor. Yeni Powder Kiss Hazy Matte, Powder Kiss Lip + Cheek Mousse ve M·A·Cximal Silky Matte koleksiyonları; ruh haline göre şekillenen renkler, dokular ve bitişlerle makyajı kişisel bir dile taşıyor.

Powder Kiss Hazy Matte Lipstick

MAC Hazy Matte koleksiyonunu temsil eden pas kırmızısı ruj, yanında çeşitli nude ve pembe tonlarda kırılmış parçalarla birlikte mat dokusunu ve zengin renk yelpazesini vurguluyor.
Puslu mat kırmızı ruj sürülmüş dudaklar ve beyaz dişlerle gülümseyen bir kadın. Kırmızı ojeli parmağıyla yanağına dokunarak rujun kadifemsi dokusunu ve canlı rengini öne çıkarıyor.

Backstage’den ilham alan ikonik bulanık mat görünüm, şimdi daha nemli, daha hafif ve daha modern. %54 nem sağlayan formülüyle dudak çizgilerini yumuşatıyor, 10 saate kadar kalıcılık ve renk doğruluğu sunuyor. Tek sürüşte dolgun, zahmetsiz bir etki yaratıyor.

Powder Kiss Lip + Cheek Mousse

Beyaz arka plan üzerinde MAC Powder Kiss serisinden stik ve likit ruj. Gül kurusu rengindeki rujlar, mat ve pudramsı dokularını vurgulamak için siyah ambalajları açık şekilde yan yana sergileniyor.
MAC Powder Kiss likit rujun kum saati şeklindeki aplikatörü, ürünün kiremit rengi ve köpüksü dokusunu sergiliyor. Siyah ambalajın üzerinde altın rengi M·A·C logosu görünüyor.

Dudak ve yanaklar için tasarlanan bu çok amaçlı formül, hafif mat dokusu ve kolay uygulanabilir yapısıyla öne çıkıyor. 10 saat nem ve kalıcılık sunan koleksiyon, tek dokunuşla doğal ve dengeli bir görünüm sağlıyor.

M·A·Cximal Silky Matte Lipstick

Esmer tenli model, dudaklarında Powder Kiss rujun kadifemsi dokusunu ve canlı pembe rengini sergiliyor. Yanaklarındaki allık ve ışıltılı cildiyle makyajı tamamlanmış.

Maksimalist renk severler için tasarlanan seri, 49 güçlü ton seçeneğiyle dikkat çekiyor. Plush dokulu, konforlu mat bitiş; 8 saat nem, 12 saat renk performansı ve dağılmayan yapı vadediyor.

Yeni Powder Kiss Hazy Matte, Powder Kiss Lip + Cheek Mousse ve M·A·Cximal Silky Matte koleksiyonları M·A·C mağazalarında ve maccosmetics.com’da satışta.

The Peninsula’da “Live at The Lobby” ile Caz Geceleri

Yeşil ceketli bir piyanist, The Peninsula otelinin şık lobisinde, kuyruklu piyanonun tuşlarına zarafetle dokunarak konuklar için canlı müzik çalıyor.
Geleneksel bir kalabalığı ve merkezi bir figürü tasvir eden büyük bir sanat eseri, şık bir restoranın duvarını süslüyor. Ön planda, beyaz örtülü ve çiçekli masalar zarif bir atmosfer yaratıyor.
Ön planda, takım elbiseli bir müzisyen parlak kırmızı elektro gitarını çalarken, arka planda bulanık bir kadın vokalist mikrofona şarkı söylüyor; sıcak ışıklar sofistike bir atmosfer yaratıyor.

The Peninsula Istanbul, Live at The Lobby serisiyle caz müziğin seçkin isimlerini İstanbul’un kalbinde müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Tarihî Yolcu Terminali’nin zarif izlerini taşıyan The Lobby, müzik ve gastronominin iç içe geçtiği özel bir atmosfer sunuyor.

İstanbul Boğazı kıyısında, Tarihî Yarımada manzarasına karşı gerçekleşen performanslar, 17 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında her Cumartesi cazın büyülü dünyasına davet ediyor. Monika Bulanda, Eylül Ergül, Brenda Berin ve Lisa Olivant, klasikleşmiş caz melodilerinden özgün yorumlara uzanan seçkileriyle sahnede yer alıyor.

Gecelere, Executive Chef Andreas Block ve ekibinin Live at The Lobby’ye özel hazırladığı seçkin menü eşlik ediyor. Yüksek tavanlı, ikonik mekânda gerçekleşen bu özel performanslar, 20.30 – 22.30 saatleri arasında caz ve lezzeti bir araya getiriyor.

Rezervasyon: (0212) 931 28 88

Etkinlik Programı

  • 17 Ocak – Monika Bulanda
  • 24 Ocak – Eylül Ergül
  • 31 Ocak – Brenda Berin
  • 7 Şubat – Lisa Olivant

Hayal Gücü Yarıyıl Tatilinde Akasya’da

Akasya'nın

Sömestir tatilinde Akasya, 17–30 Ocak 2026 tarihleri arasında çocuklar ve ebeveynler için şehirde kalmayı keyifli bir deneyime dönüştürüyor. Küçük Prens Atölyeleri, LEGO Deneyim Alanı ve MINISO özel etkinlikleri, çocukları oyun ve keşif odaklı yaratıcı buluşmalarla bir araya getirirken; Akasya Kültür Sanat (AKS) çatısı altındaki tiyatro programı ve The Little Prince Exhibition, ailece paylaşılabilecek ilham verici bir sömestir atmosferi sunuyor.

Alışverişin ötesine geçen etkinlik kurgusuyla Akasya, sömestir boyunca çocuklara üretme alanları açarken ebeveynler için de şehirde tatil dönemini planlamayı kolaylaştıran güçlü bir buluşma noktası oluyor.

17–25 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen Küçük Prens Atölyeleri, 4–9 yaş arası çocukları yaratıcı çalışmalarla buluştururken; 28 Ocak’ta MINISO’nun karikatürist ve boyama etkinlikleri programa renk katıyor. 29–30–31 Ocaktarihlerinde kurulan LEGO Deneyim Alanı ise 5–9 yaş grubuna yönelik yaparak öğrenme deneyimi sunuyor.

Sömestir programı kapsamındaki tüm etkinlikler Akasya -1. Kat’ta ücretsiz olarak deneyimlenebiliyor.

AKS’de Sömestir Kültür ve Sanatla Derinleşiyor

Top havuzundaki binlerce topun üzerine yansıtılan Küçük Prens çizimi, sürükleyici bir sanat enstalasyonu oluşturuyor. Bir kadın, eserin içinde oturarak bu deneyimin parçası oluyor.
Yerden çıkan devasa kırmızı güllerle dolu, aynalı bir sanat enstalasyonu odası. Tavan, yeşil sarmaşıklar ve çiçeklerle kaplı, bu da sonsuz bir gül tarlası illüzyonu yaratıyor.

AKS, sömestir boyunca The Little Prince Exhibition ile eş zamanlı sahnelenen tiyatro oyunlarıyla çocuklara ve ailelere kültür-sanat odaklı bir deneyim sunuyor. Yenilenen programıyla AKS, sanatı günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirerek İstanbul’un kültür-sanat rotasında öne çıkıyor.

Avalanche Ice: Buzun Lüksle Buluştuğu Nokta

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Türkiye’de ilk kez katkı maddesi içermeyen, kristal berraklığında ve sıfır koku–sıfır tat anlayışıyla üretilen Avalanche buzları, klasik buzun çok ötesine geçen bir deneyim sunuyor. Tamamen temiz su kullanılarak üretilen bu özel buzlar, içeceğin aromasını ve karakterini asla bozmuyor; kokteylin ya da viskinin gerçek lezzetini ilk yudumdan son yuduma kadar koruyor. Avlanache Katalog_compressed

Avalanche’ın en ayırt edici özelliği ise uzun erime süresi. Ortalama 40 dakika boyunca formunu koruyan buz parçaları, yüksek soğutma kapasitesi sayesinde içecekleri ideal sıcaklıkta tutarken sulanmayı geciktiriyor ve tat dengesini muhafaza ediyor. Küp (5x5x5 cm), küre (Ice Ball) ve Collins gibi farklı kesitlerde üretilen buzlar; hem estetik sunum sağlıyor hem de farklı bardak tiplerine kusursuz uyum sunuyor. Özellikle küre formundaki Ice Ball, premium viskiler ve şık kokteyller için zarif bir eşlikçi olarak öne çıkıyor. Avlanache Katalog_compressed

Avalanche Ice’i benzersiz kılan bir diğer unsur ise kişiselleştirilebilirlik ve deneyim odaklı yaklaşımı. Buz damgası ile logolu ya da özel mesajlı buz üretimi mümkün olurken; düğünler, özel davetler, markalı etkinlikler ve lüks otel barları için Ice Bar, Ice Luge, “Frozen” şişe ve ürün sunumları, çiçekli buz tasarımları ve özel üretim buz heykelleri gibi pek çok yaratıcı çözüm sunuluyor. Bar, restoran, kokteyl barları, exclusive oteller, premium marketler ve özel etkinlikler için tasarlanan bu buzlar, içeceği sadece soğutmuyor; onu bir görsel ve duyusal deneyime dönüştürüyor.

Keşfet: Avalanche

Madhu’s’ta 4 Hands Dinner: Özge Şahin ile Atıksız Mutfağın Hint Zarafetiyle Buluşması

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Eylül Ayında Göze Çarpanlar

Swissôtel The Bosphorus bünyesinde yer alan ve Londra’nın en prestijli Hint restoranları arasında gösterilen Madhu’s, konuk şefleri ağırladığı “4 Hands Dinner” serisiyle gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini aynı masada buluşturmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz ay Swissôtel Executive Şefi Soner Kesgin’in, Şef Murat Bozok ile birlikte imza attığı ve büyük ilgi gören bu özel seri, bu ay sürdürülebilir mutfağın ilham veren isimlerinden Özge Şahin’i ağırladı. Gourmand World Cookbook Awards 2025’te Geleceğin Mutfağı adlı kitabıyla “Sürdürülebilirlik” kategorisinde dünya birinciliğine layık görülen Şahin, bu özel gecede Hint mutfağını atıksız mutfak yaklaşımıyla yeniden yorumladı.

Sürdürülebilirliğin rafine bir gastronomi diliyle buluştuğu bu davette, iki usta şefin birlikte hazırladığı tabaklar; Hint mutfağının baharatlı derinliğini, atıksız mutfağın bilinçli ve yaratıcı yaklaşımıyla harmanladı. Madhu’s’un sofistike atmosferinde gerçekleşen 4 Hands Dinner, konuklarına yalnızca bir akşam yemeği değil, çağdaş gastronominin geleceğine dair ilham veren bir deneyim sundu.

15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi Taksim Sanat’ta

Fotoğrafın evrensel dili, bu kez 15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi ile İstanbul’un kalbinde izleyiciyle buluşuyor. Makarna ve irmik sektörünün önde gelen markalarından Arbella, sanata verdiği uzun soluklu desteği bu yıl da uluslararası ölçekte sürdürüyor. Sergi, İBB Taksim Sanat’ta 12 Ocak – 12 Şubat arasında ziyaret edilebilecek.

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Halit Bozkuş, Altın Madalya

Bu yıl yarışmaya 42 ülkeden 763 fotoğrafçı, toplam 6.294 eserle katıldı. Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda; Doğa ve İnsan, Mutfaktan Kareler ve Serbest olmak üzere üç ana kategoride ödül alan çalışmalar belirlendi. Sergide, 3’ü Arbella Özel Ödülü olmak üzere ödül alan 30 eser ile FIAP, GPU ve TFSF mansiyonlarına layık görülen 54 eser, toplamda 84 fotoğraf sanatseverlerle buluşuyor.

Uluslararası Patronaj, Güçlü Prestij

Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması; fotoğraf dünyasının saygın kurumları olan FIAP, GPU ve TFSF patronajlarında düzenlenerek uluslararası alandaki prestijini bir kez daha ortaya koyuyor.

Üç Kategori, Ortak Bir Hikâye

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Gamze Dönmez Maasoglu, FIAP Altın Madalya

Doğa ve İnsan kategorisi, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi uyum, mücadele ve dönüşüm ekseninde ele alırken; Mutfaktan Kareler, farklı coğrafyaların mutfak kültürlerini ve gündelik yaşam pratiklerini fotoğraf aracılığıyla görünür kılıyor. Serbest kategori ise fotoğrafçılara yaratıcılıklarını sınır tanımadan ifade edebilecekleri özgür bir alan açıyor.

Arbella’dan Sanata Uzun Soluklu Destek

Eylül Ayında Göze Çarpanlar
Mahmut Serdar Alakuş, Altın Madalya

Durum Gıda CEO’su Gülçin Arslan Hazar, yarışmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen fotoğraflarla farklı kültürlerin hikâyelerine tanıklık etmek bizim için büyük bir mutluluk. Arbella olarak sanata, kültüre ve toplumsal hafızaya dokunan projeler üretmeyi önemsiyoruz. Bu yarışma, fotoğraf sanatının birleştirici gücünü her yıl daha da görünür kılıyor.”

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için