white banner

Şef Izu Ani ile GAIA Bodrum ve Akdeniz Mutfağının Geleceği Üzerine

08.07.2026
Şef Izu Ani ile GAIA Bodrum ve Akdeniz Mutfağının Geleceği Üzerine

Yazı Boyutu:

Bodrum’un dikkat çeken gastronomi adreslerinden GAIA’nın arkasındaki yaratıcı isimlerden Şef Izu Ani ile malzemeye saygıyı, Akdeniz sofrasının paylaşım kültürünü, Fransa’dan Japonya’ya uzanan ilham kaynaklarını, Afrika mutfağının zenginliğini ve restoranların geleceğini konuştuk.

Nijerya’da doğup Londra’da büyüyen Şef Izu Ani, Orta Doğu gastronomi sahnesinin en etkili isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Modern Akdeniz ve Fransız mutfağını yalınlık, taze malzeme ve misafirperverlik ekseninde yorumlayan Ani, bugün GAIA ile dünyanın farklı noktalarında Akdeniz sofrasının paylaşım kültürünü yaşatıyor.

GAIA, Haziran 2026’da Mandarin Oriental Bodrum bünyesinde kapılarını açarak Türkiye’deki ilk restoranını hayata geçirdi. Bodrum’un en iyi restoranları arasında yerini alan GAIA Bodrum; doğa, yerel ritüeller ve paylaşım kültürünü bir araya getirerek çok katmanlı bir gastronomi deneyimi sunuyor.

📌 Şef Izu Ani Röportajı Öne Çıkanlar

  • GAIA Bodrum: Şef Izu Ani’nin yaratıcı yaklaşımını taşıyan GAIA Bodrum, Mandarin Oriental Bodrum bünyesinde Akdeniz sofrasını, paylaşım kültürünü ve Bodrum’un kıyı ritmini bir araya getiriyor.
  • Malzemeye Saygı: Şef Izu Ani’nin mutfak felsefesi; yalınlık, taze ürün, doğru teknik ve malzemenin kendi hikâyesini anlatmasına izin verme fikri üzerine kuruluyor.
  • İlham Kaynakları: Nijerya, Londra, Fransa, İspanya, Yunanistan ve Japonya; Şef Izu Ani’nin disiplinini, teknik yaklaşımını ve malzemeyle kurduğu bağı şekillendiren başlıca duraklar arasında yer alıyor.
  • Afrika Mutfağı: Şef Izu Ani, Afrika mutfağının dünyada hak ettiği ilgiyi henüz görmediğini düşünüyor ve paylaşım geleneğiyle öne çıkan bu zengin mutfak kültürünü global sahneye taşımayı hedefliyor.
  • Restoranların Geleceği: Yapay zekâ ve teknolojinin yükseldiği dönemde restoranların asıl gücü; insan bağı, misafirperverlik ve kalpten yapılan yemeğin yarattığı duyguda saklı kalacak.

Şef Izu Ani Kimdir? Kariyeri ve Restoran Projeleri


Nijerya doğumlu ve Londra’da yetişen Şef Izu Ani, Orta Doğu ve özellikle Dubai gastronomi sahnesinin en etkili ve öncü şeflerinden biridir. Modern Akdeniz ve Fransız mutfağını harmanlayan, sadeliğe ve taze malzemelere odaklanan konseptleriyle tanınır.

Sef Izu Ani, koyu renk şapkası, açık renk çerçeveli güneş gözlükleri ve beyazlamış sakalıyla, siyah tişörtü ve bileklerinde çok sayıda renkli bileklikleriyle dikkat çeken, kollarını hafifçe kendine doğru bükerek modern beyaz raflı bir iç mekanda sağa doğru düşünceli bir şekilde bakarken görülüyor.

Kariyeri boyunca Londra ve Fransa’da, iki Michelin yıldızlı Bastide Saint Antoine gibi dünyaca ünlü mutfaklarda çalışan Şef Izu; Dubai’de La Petite Maison ve DIFC’deki Zuma gibi prestijli restoranları kurup yöneterek bölgenin yeme-içme standartlarını yükseltti.

Günümüzde kendi markası olan YSeventy7 altında; GAIA, Carine, Eunoia ve The Guild gibi Dubai, Londra, Monako ve Türkiye’de Bodrum dahil birçok noktada popüler olan restoran konseptlerini yönetmektedir. Şef Izu Ani, yaratıcı danışmanlık ve yönetim ajansı YSeventy7 ile Fundamental Hospitality çatısı altında küresel genişleme hamlesine devam ediyor.

Türkiye’deki gastronomi severler için en güncel gelişme, dünyaca ünlü Yunan-Akdeniz restoranı GAIA’nın kapılarını Mandarin Oriental Bodrum‘da açmış olması. Şef Izu, Bodrum projesinin doğa, yerel ritüeller ve paylaşım kültürünü bir araya getiren çok katmanlı bir deneyim sunduğunu belirterek şu sıralar bu yeni lokasyonun başarısına odaklanıyor.


Malzemeye Saygı ve Şef Izu Ani’nin İmza Lezzeti


Kendi restoranlarınızdan birine bir misafir gibi girseydiniz, menüye bile bakmadan sipariş edeceğiniz tek yemek hangisi olurdu?

Hiç tereddüt etmeden, Çipura Carpaccio.

Beyaz, balık şeklinde bir tabakta sunulan kılçıksız çipura carpaccio dilimleri, baş ve kuyruk kısımları, yanında buz dolu kasede şişelerde zeytinyağları, bir kaşık deniz tuzu ve yarım limonla birlikte şık bir sunum oluşturuyor.

Benim için bu tabak, mutfağın en saf ifadesini temsil ediyor. Bir malzemeyi başka bir şeye dönüştürmeye çalışmak yerine, onu anlamak ve ona saygı duymak üzerine kurulu bir yemek. Güzelliği bu yalınlığında saklı. Ayrıca yemeğin yıldızından, yani balığın kendisinden asla rol çalmadan deneyimi zenginleştirecek farklı unsurlar eklemenize de olanak tanıyor.

Samimi, zarif ve zamansız.


Nijerya’dan Fransa’ya: Şef Izu Ani’nin Damağını Şekillendiren Rotalar


Nijerya, Londra, Dubai ve daha birçok yerde yaşayıp çalıştınız. Damağınızı ve mutfak vizyonunuzu en çok hangi yer şekillendirdi?

Nijerya’da doğdum ama Londra’da büyüdüm ve profesyonel kariyerime orada başladım. Londra bana disiplini ve şef olmanın temellerini kazandırdı.

Sonrasında Fransa’ya taşındım ve beş yılı aşkın süre boyunca bir, iki ve üç Michelin yıldızlı mutfaklarda çalıştım. Yemek yapmaya gerçekten âşık olduğum yer Fransa oldu. Bu basitçe bir meslekten ibaret kalmadı, bir yaşam biçimine dönüştü. Bana felsefeyi, disiplini, saygıyı ve her tabağın güzellik ile duygu ifade etmesi gerektiğini öğretti.

Ardından Londra’ya döndüm, sonrasında İspanya’ya taşındım. Orada moleküler gastronomiyi; tutarlılık, hassasizet ve tekniğin ardındaki bilimi keşfettim. Yunanistan ise malzemelerle kurduğum ilişkiyi tamamen değiştirdi. Bana malzemenin başrolde olduğunu öğretti. Onlara sahip değiliz, onlarla ortaklık kuruyoruz. Bizim rolümüz, onların kendi hikâyelerini anlatmalarına yardımcı olmak.

Japonya’nın da üzerimde çok derin bir etkisi oldu. Hassasiyet, zanaatkârlık, tevazu ve mükemmellik arayışı, her ziyaretimde bana ilham vermeye devam ediyor.

Beni en çok şekillendiren tek bir yer seçmem gerekirse, bu Fransa olurdu. Çünkü yemek yapmak orada bir iş olmaktan çıkıp hayatımın tutkusuna dönüştü.

Çocukluğunuzdan bugün yemek yapma tarzınıza, mutfağınıza hâlâ ilham veren bir yemek var mı?

Tek bir yemekten çok bir lezzet, bir tat diyebilirim. Annem baharatlarla yemek yapardı. Baharatsız yemeğin tamamlanmış sayılmayacağına inanırdı ve o tatlar kimliğimin bir parçası hâline geldi.

Gaia Bodrum'da sunulan bu ağız sulandırıcı trüf mantarlı makarna tabağı, kalın boru makarnaların kremsi sosla kaplandığı, üzerine bolca ince dilimlenmiş siyah trüf, çıtır soğan halkaları ve ince kıyılmış Frenk soğanı serpilmiş halini gösteriyor.

Bugün baharatı daha ölçülü kullanıyorum çünkü her malzemenin kendi sesine sahip olmasını istiyorum. Ama yine de baharatın çok önemli bir rol oynadığına inanıyorum. Damağı uyandırır, merak yaratır. Sizi bir lokma daha almaya ve yeni bir şey keşfetmeye davet eder.

Bu felsefe kariyerim boyunca benimle kaldı. Yemek asla sıkıcı olmamalı, sizi sürekli keşfe çağırmalı.


Şef Izu Ani’nin Lezzet Rotaları: Mutfak İlhamları ve Sokak Lezzetleri


Kişisel olarak mutlaka deneyimlemek istediğiniz restoranlar listenizin hâlâ en üst sırasında hangi restoranlar var?

Beyaz, oval bir tabakta servis edilen, parlak turuncu soslu makarnanın üzerinde, kırmızımsı turuncu bir istakozun pençesi ve kuyruk kısmı ile taze yeşil fesleğen yaprakları bulunuyor ve bu enfes istakozlu makarna yemeği Bodrum'un lüks mutfağından bir sunum olabilir.

Henüz gitmediğim restoranları sıralamak yerine, bana her seferinde yeniden ilham verdikleri için dönmekten hiç vazgeçmediğim üç restoran söyleyebilirim: Japonya’daki Kitcho, Marbella’daki Los Marinos José ve Londra’daki TAQ.

Her biri bana gerçek mükemmelliğin yalınlıktan, tutarlılıktan ve malzemeye duyulan derin saygıdan geldiğini hatırlatıyor.

Kusursuz bir gastronomi seyahati planlasaydınız, nereye gider ve ne yerdiniz?

Hiç şüphesiz Japonya’ya giderdim. Benim için Japonya bir yemek cenneti. Dünyada kötü bir yemek bulmanın gerçekten zor olduğu nadir yerlerden biri. Michelin yıldızlı bir restoran da olabilir, küçücük bir ramen dükkânı, bir tempura tezgâhı ya da aile işletmesi bir mahalle restoranı da… Her yerde mükemmelliğe karşı sarsılmaz bir bağlılık var.

Yolculuk eder, yer ve öğrenirdim. Suşi, ramen, yakitori, tempura… her şey. Japonya bana mükemmelliğin en küçük detaylarda saklı olduğunu sürekli hatırlatıyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde denediğiniz ve bugün hâlâ aklınızdan çıkmayan bir sokak lezzeti var mı?

Kesinlikle iyi yapılmış bir Yunan gyros’u ya da souvlaki’si. Japon ramen’i de çok yakın bir ikinci olurdu.

İyi bir gyros ya da souvlaki’de büyülü bir şey var. Güzelce ızgaralanmış et, taze domates, soğan, iyi bir tzatziki ve sıcak pita… Hiçbir şey fazla çabalamıyor: iyi malzemelerle yapılmış, samimi bir yemek.

Japon ramen’i ise bana farklı bir nedenle ilham veriyor. Lezzetin derinliği, zanaatkârlık ve et suyundan eriştesine kadar gösterilen inanılmaz detay hassasiyeti, onu dünyanın en güçlü insana huzur, güven ve iyi hissettiren comfort food örneklerinden biri yapıyor.

Harika yemek karmaşık olmak zorunda değil, samimi olması yeterli.


Afrika Mutfağı, Paylaşım Geleneği ve Masanın Birleştirici Gücü


Sizce bugün hak ettiğinden çok daha az ilgi gören bir mutfak var mı?

Beyaz bir tabakta servis edilen, yanında limon dilimi, kızarmış yeşil biberler ve kırmızı biber dilimleriyle tamamlanmış çıtır kızarmış kalamar tabağı, Şef Izu Ani'nin Akdeniz sofrasına olan yalın ve malzemeye saygılı yaklaşımını yansıtırken, ayrı bir kasede sunulan özel sosuyla lezzetli bir GAIA yorumu sunuyor.

Hiç şüphesiz, Afrika mutfağı. Kıta genelindeki çeşitlilik olağanüstü. Her bölgenin kendine ait bir kimliği, lezzetleri ve gelenekleri var.

Hayallerimden biri, Afrika’yı hakkıyla kutlayan bir restoran yaratmak. Batı Afrika ve Nijerya’dan başlayıp Kuzey, Doğu, Orta ve Güney Afrika’yı keşfeden bir restoran. Olasılıklar sonsuz ve dünyanın bu mutfağın henüz sadece yüzeyini gördüğüne inanıyorum.

Dünyada daha fazla insanın bilmesini istediğiniz bir Afrika yemek geleneği nedir?

Paylaşma geleneği. Afrika kültürünün en güzel yanlarından biri, yemeğin hiçbir zaman sadece onu yiyen kişiyle ilgili olmamasıdır; masanın etrafındaki herkesle ilgilidir. Ortada bir tabak yemek ve on kişi varsa, herkes o tabağı paylaşır. Aile, arkadaş ya da yeni tanıştığınız biri bile olmanız fark etmez, birlikte yemeye davetlisinizdir.

Afrika misafirperverliğinin ruhu budur. Aile gibi yeriz, birlikte kutlarız. İnsanları yemek aracılığıyla karşılarız ve herkesin masada bir yeri vardır.

Eğer herkesin mutlaka denemesini isteyeceğim tek bir yemek olsaydı, o da Jollof Pilavı olurdu. Afrika’nın en ikonik lezzetlerinden biri olan bu yemek, Afrika mutfağının zenginliğinden ve derinliğinden küçük bir kesit sunuyor.

Bizim için yemek; sevgiyi, cömertliği ve topluluk duygusunu ifade etmenin bir yoludur.


Misafirperverlik Felsefesi ve GAIA Bodrum’da Özel Bir Akşam Yemeği


Misafirperverliğin size yıllar içinde öğrettiği en önemli şey nedir?

Misafirperverlik bana yemeğin mutluluğu aktarma gücüne sahip olduğunu öğretti. Yemekler anılar yaratır. Ruh hâlini değiştirir. İnsanları bir araya getirir ve birbirimize bağlar.

Beyaz, oval bir servis tabağında, parlak kırmızı renkteki ince dilimlenmiş domatesler özenle üst üste dizilmiş, üzerine bolca altın sarısı zeytinyağı gezdirilmiş, taze yeşil fesleğen yaprakları ve hafif karabiber serpilmiş, iştah açıcı ve ferahlatıcı bir Bodrum domates salatası sunumu görülüyor.

İnsanların müşteri olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Onlar evimizin misafirleri. Biri evinize geldiğinde, doğal olarak ona en iyisini sunmak istersiniz. En iyi yemeği, en güzel tabakları ve kendinizin en iyi hâlini ortaya koyarsınız; çünkü geldiklerinden daha mutlu ayrılmalarını istersiniz.

GAIA Bodrum’da özel bir akşam yemeği düzenleyebilseydiniz, masada kimler olurdu ve ne servis ederdiniz?

Nelson Mandela orada olurdu; insanlığı ve insanları birleştirme yeteneği nedeniyle. Michael Jordan, zihniyeti ve mükemmellik arayışındaki kararlılığı nedeniyle. Ve annem, çünkü o olmasaydı bugün olduğum şef ya da insan olmazdım. Dördüncü bir misafir davet edebilseydim, bu Barack Obama olurdu.

Menü abartıdan uzak, samimi ve paylaşmak için tasarlanmış olurdu: Çipura Carpaccio, Yunan salatası, saganaki, musakka, güzelce ızgaralanmış balık, ağır ateşte pişmiş oğlak, mevsim sebzeleri, karamelize cevizli frozen süzme yoğurt ve son olarak tam olgunluğunda yaz meyveleriyle hazırlanmış güzel bir sepet.

Şef Izu Ani’nin hazırladığı romantik bir akşam yemeği nasıl olurdu?

Gösterişten uzak. Deniz kenarında, doğayla çevrili, her şeyin sakin ve telaşsız hissettirdiği bir yerde.

Yemekler karmaşık tekniklerden çok güzel malzemeleri öne çıkarırdı. Taze deniz ürünleri, mevsim sebzeleri, sıcak ekmek, olağanüstü zeytinyağı ve paylaşmak için tasarlanmış tabaklar… En romantik kısım yemek değil; yemeği paylaştığınız kişidir. Yemek, birlikte güzel bir anı yaratmanın arka planına dönüşür.

İdeal yavaş yaz kahvaltınızı nasıl tarif edersiniz?

Kusursuz bir espresso, taze sıkılmış portakal suyu, mevsim meyveleri, bal ile keçi peyniri ya da karpuz ile feta, yumuşak çırpılmış yumurta, sıcak bir ıspanaklı börek ve son olarak bal ve bol kuruyemişle süzme yoğurt. Yalın, taze ve lezzet dolu.


Fransız Disiplini ve GAIA’nın Küresel Akdeniz Sofrası


La Maison Ani, Fransız kültürüne duyduğunuz sevgiden ilham aldı. Fransa’nın size yemek ve misafirperverlik hakkında öğrettiği en büyük ders neydi?

Fransa bana disiplini öğretti: la rigueur. Mükemmelliğin tutarlılık ve her detaya duyulan saygı ile inşa edildiğini gösterdi.

Parlak beyaz, oval bir servis tabağında, narince kızarmış ekmek dilimlerinin üzerine özenle yerleştirilmiş, taze çekilmiş ton tartar porsiyonları kırmızı pul biber ve ince kıyılmış yeşil soğanla süslenmiş olarak güneşin keskin ışığı altında iştah açıcı bir şekilde duruyor.

Fransa’da yemek, sadece yenilecek bir şey değildir; günlük yaşamın ve kültürün bir parçasıdır. Sabah bir baget almak da, öğle yemeği masasının etrafında saatler geçirmek de insanların yaşam biçimine işlenmiştir.

Bu tutku ve gurur beni derinden etkiledi ve bugün misafirperverliğe yaklaşımımı şekillendirmeye devam ediyor.

GAIA, dünyanın en bilinen Akdeniz restoran markalarından biri hâline geldi. Sizce insanlar GAIA ile açıldığı her yerde neden bağ kuruyor?

Çünkü samimi. Yemek tanıdık, cömert ve insanların bildiği, anladığı malzemeler etrafında şekilleniyor.

GAIA’da malzemelere sahip olmaya çalışmıyoruz; onlarla ortaklık kuruyoruz. Onlara saygı duyuyor, doğal lezzetlerinin öne çıkmasına izin veriyoruz. Onları olmadıkları bir şeye dönüştürmeye çalışmıyoruz. GAIA sadece yemekle ilgili değil; aile ve arkadaşların aynı masa etrafında bir araya geldiği anlar yaratmakla ilgili.


GAIA Bodrum’un Ritmi: Kıyı, Malzeme ve Rahat Akdeniz Yaşamı


Bodrum’un kendine ait ritmi ve kültürü GAIA Bodrum’u nasıl etkiledi?

Bodrum’un kendisi doğal olarak abartıdan uzak bir yaklaşımı teşvik ediyor. Deniz ürünleri olağanüstü, ürünler çok güzel ve hayat daha yumuşak bir tempoda akıyor.

Gaia Bodrum'a özgü, beyaz kenarları desenli bir tabakta sunulan, odun fırınında narince kızarmış, kırmızımsı tonlardaki iri karidesler, kararmış baharat izleri, sarımsak dilimleri ve taze yeşil otlarla zenginleştirilmiş parlak sarı bir sos içinde iştah açıcı görünüyor.

Bodrum’u değiştirmeye çalışmak yerine, GAIA’nın oraya aitmiş gibi hissettirmesini istedik; kıyı şeridini, taze malzemeleri ve rahat Akdeniz yaşam biçimini kutlayan bir yer olmasını sağladık.

Yeni bir şehirde restoran açarken yerel kültür hakkında anlamaya çalıştığınız ilk şey nedir?

İnsanların ne yediğini sorarak başlamam. Nasıl yaşadıklarını sorarak başlarım. Nasıl kutladıklarını, aileleriyle nasıl vakit geçirdiklerini. Masa etrafında ne kadar süre kaldıklarını. İnsanların nasıl yaşadığını anlarsanız, restoranınızın onların hayatının bir parçası hâline nasıl gelebileceğini de doğal olarak anlarsınız.


Şef Izu Ani’ye Göre Restoranların ve Misafirperverliğin Geleceği


Sizce önümüzdeki yıllarda insanlar restoranlarda ne arayacak? Restoranların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İnsanların, teknolojinin asla yerini alamayacağı bir şeyi arayacağına inanıyorum: Gerçek insan bağı.

Yapay zekâ birçok sektörü dönüştürüyor ve inanılmaz şeyler yapmaya devam edecek. Ama yapay zekânın asla yerini alamayacağı bir şey var: Bir insanın başka bir insan için yemek yapmasının ardındaki duygu.

Yemek her zaman bir insandan diğerine aktarılan bir duygu olmuştur. Enerji, özen ve sevgi taşır. Biri kalbiyle yemek yaptığında, insanlar bunu hisseder; nedenini açıklayamasalar bile. Bu, hiçbir makinenin taklit edemeyeceği bir şey

Teknoloji günlük hayatımızın daha büyük bir parçası hâline geldikçe, insanların insani deneyimlere daha fazla ihtiyaç duyacağına inanıyorum. Bir masa etrafında toplanmak, hikâyeler paylaşmak ve kendilerini gerçekten önemseyen biri tarafından hazırlanmış yemekleri yemek isteyecekler.

Misafirperverlik hiçbir zaman sadece yemek servis etmekle ilgili olmadı. İnsanlara bir şey hissettirmekle ilgiliydi. Ve bunun hiçbir zaman modasının geçeceğine inanmıyorum.


Afrika Mutfağını Dünya Sahnesine Taşıma Hayali


Dünyanın farklı yerlerinde restoranlar açtıktan sonra, hâlâ yeni bir şey yaratmak istediğiniz bir şehir ya da destinasyon var mı?

Kesinlikle.

Bana hâlâ ilham veren birçok yer var. Japonya, her ziyaretimde beni zorlamaya ve heyecanlandırmaya devam eden destinasyonlardan biri. Aynı zamanda en büyük hedeflerimden biri, Afrika mutfağını dünya sahnesinde gerçekten hak ettiği şekilde kutlayan bir restoran yaratmak. Afrika’nın henüz tam anlamıyla anlatılmamış en zengin mutfak hikâyelerinden birine sahip olduğuna inanıyorum ve bu hikâyeyi anlatmanın bir parçası olmayı çok isterim.

Restoran açmayı çok isteyeceğim birçok şehir de var. Bunu sadece kendimi zorlamak için değil, her yer bana yeni bir şey öğrettiği için istiyorum. Her kültür bende kendi izini bırakıyor. Düşünme biçimimi değiştiriyor, bakış açımı genişletiyor ve yemek anlayışıma yeni bir katman ekliyor. Bir anlamda yemeğim başka bir dilde konuşmayı öğreniyor.

Güney Amerika beni büyülüyor. New York ise her zaman bildiğinizi sandığınız her şeyi sorgulatan şehirlerden biri oldu. Size ikinci bir şans vermeyen, her gün mükemmellik talep eden bir şehir. Bunu son derece ilham verici buluyorum; çünkü hem bir şef hem de bir insan olarak büyümenize yardımcı olan şey tam da bu tür zorluklar.

GAIA Bodrum’da Akdeniz Sofrasının Yeni Yorumu

Şef Izu Ani’nin mutfak dünyasında iz bırakan yaklaşımı; malzemeye duyulan saygı, kültürler arası öğrenme, paylaşım geleneği ve insanları aynı masa etrafında bir araya getirme fikriyle şekilleniyor. GAIA Bodrum ise bu felsefeyi Bodrum’un kıyı ritmi, Akdeniz’in yalınlığı ve misafirperverliğin sıcak diliyle buluşturuyor.

Sıkça sorulan sorular
Şef Izu Ani kimdir?

Şef Izu Ani, Nijerya doğumlu, Londra’da yetişmiş ve Dubai gastronomi sahnesinin en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen bir şeftir. GAIA, Carine, Eunoia ve The Guild gibi restoran konseptleriyle tanınır.

GAIA Bodrum nerede?

GAIA Bodrum, Mandarin Oriental Bodrum bünyesinde yer alan Yunan-Akdeniz restoranıdır. Bodrum’un kıyı ritmini, paylaşım kültürünü ve Akdeniz mutfağının yalın lezzetlerini bir araya getirir.

GAIA Bodrum ne zaman açıldı?

GAIA Bodrum, Haziran 2026’da Mandarin Oriental Bodrum’da açılarak GAIA markasının Türkiye’deki ilk restoranı oldu.

GAIA nasıl bir restoran?

GAIA, Yunan-Akdeniz mutfağını merkeze alan, taze malzeme, paylaşım kültürü ve sade lezzet anlayışıyla öne çıkan uluslararası bir restoran markasıdır. Menüde deniz ürünleri, Yunan salatası, saganaki, musakka ve paylaşmalık tabaklar gibi Akdeniz lezzetleri yer alır.

Gülce Fidan
Gülce Fidan Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için