London Design Festival'da Görülmesi Gereken 10 Sergi ve Enstalasyon

15.09.2026
London Design Festival'da Görülmesi Gereken 10 Sergi ve Enstalasyon

Yazı Boyutu:

V&A’in galerilerinden 13 yıldır kapalı olan eski bir güç istasyonuna, St Paul’s Cathedral önündeki ışık enstalasyonundan Shoreditch’teki malzeme araştırmalarına: London Design Festival 2026’da görülmesi gereken 10 sergi ve enstalasyon.

Bir Bakışta London Design Festival 2026

  • London Design Festival 2026, 12-20 Eylül tarihleri arasında Londra genelinde 300’den fazla etkinlikle gerçekleşiyor.
  • V&A, Barbican, Somerset House, St Paul’s Cathedral ve Shoreditch programın başlıca durakları arasında.
  • Bu yılın programında yapay zeka, geleneksel zanaat, yeni malzemeler, sürdürülebilirlik, ışık ve ses tasarımı öne çıkıyor.
  • Awakenings, MADE x Barbican, Craft x Tech Tokai Project, The Pangolin Shield ve Material Matters seçkinin dikkat çeken projelerinden.

Bir müzede yapay zekayla yeniden yorumlanan Özbek işlemeleri, Strand Aldwych’ta bambudan yükselen dev bir pavyon, eski bir hidrolik santralinde mekânsal ses deneyimi… 12-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen London Design Festival (Londra Tasarım Festivali), bu yıl da Londra’nın farklı noktalarına yayılıyor. 11 tasarım bölgesinde 300’den fazla etkinlik var; sergiler, enstalasyonlar, yeni koleksiyonlar ve malzeme deneyleri aynı programda buluşuyor.

Hepsini birkaç güne sığdırmak zor. Biz de rotayı biraz daralttık, mekânıyla ve hikâyesiyle birlikte görülebilecek işleri seçtik. V&A ve Barbican’dan Somerset House’a, Shoreditch’ten St Paul’s Cathedral’a London Design Festival 2026’da rotanıza ekleyebileceğiniz 10 sergi ve enstalasyonu bir araya getirdik.


1. V&A’de Yapay Zeka ve Zanaat Bir Arada: Awakenings


V&A galerisinde tavandan sarkan, yeşil tonlarda dijital ve bitkisel desenlere sahip kıvrımlı tekstil enstalasyonu; çevresinde beyaz sütunlar, sergi vitrinleri ve iki ziyaretçi.
Aziza Kadyri, “Sender Unknown”. Görsel: Aziza Kadyri

V&A’in galerilerine yayılan “Awakenings”te bir odada yapay zekayla, başka bir köşede seramik, tekstil ya da heykelsi mobilyalarla karşılaşıyorsunuz. Carrie Chan ve Kristian Volsing’in ortak küratörlüğündeki program, teknolojinin gündelik yaşam, kültürel miras ve üretim biçimleriyle kurduğu ilişkiye bakıyor.

Aziza Kadyri’nin “Sender Unknown”u, V&A’in tarihi Suzani koleksiyonundan yola çıkıyor. Orta Asya’nın geleneksel işlemeli tekstilleri yapay zeka ve dijital üretim süreçleriyle yeniden ele alınmış. İşin merkezinde şu soru var: Bir kültürel motif, ait olduğu insanların hikâyesinden ayrıldığında geriye ne kalır? Kadyri’nin odağı, teknolojinin kültürel mirasın aktarımındaki rolü. Henry Svendsen’in “Lovers Hold”u ise insanların yan yana gelme ve oturma biçimleri üzerine heykelsi bir mobilya çalışması.

Festival haftasında tasarımın dışına çıkmak isterseniz, Londra’da görülmesi gereken sergiler seçkimiz şehirdeki güncel müze ve galeri programlarını bir araya getiriyor.


2. Brompton Design District’te Kusurlu Tasarım: Perfectly Imperfect


Açık renk bir duvar önünde sıralanmış yedi renkli sandalye; sırt bölümlerinde daire, üçgen ve kesiklerden oluşan geometrik detaylar.
Rafael Prieto, “Ideal Chairs”. Görsel: Brompton Design District

Her tasarımın arkasında kusursuz ilerleyen bir süreç yok. Denemeler, vazgeçilen fikirler ve malzemenin izin vermediği noktalar da işin parçası. Brompton Design District bu yıl “Perfectly Imperfect” temasıyla bu sürece odaklanıyor. Alex Tieghi-Walker’ın hazırladığı programın merkezi The Lavery.

İçeride tek bir sergi yok, işler odalara yayılmış. The Reading Room, queer tasarım, sanat ve kültür üzerine kitapları mobilyalarla birlikte geçici bir okuma alanında topluyor. Tai Ping, “Icons Underfoot” için 70 yıllık arşivinden yedi halıyı seçkiye taşımış. Rafael Prieto’nun altı sandalyesi güneşin konumlarından yola çıkıyor; Studio Iron’ın seçkisinde moda, mobilya ve sanat aynı çatı altında. The Lavery’yi oda oda gezmek gerekiyor.


3. Wapping Hydraulic Power Station’da Ses Enstalasyonu: The Art of Sound


Wapping Hydraulic Power Station’ın yüksek tavanlı tarihi iç mekânında sarı ve yeşil tonlardaki eski hidrolik makineler, tavandan gelen spot ışıkları altında.
Wapping Hydraulic Power Station. Fotoğraf: Philippa Gedge

1890 yılında inşa edilen Wapping Hydraulic Power Station’ın eski makineleri hâlâ yerinde. 13 yıldır halka kapalı olan Wapping Hydraulic Power Station, “The Art of Sound” ile yeniden kültürel etkinliklere açıldı.

Max Cooper’ın 20 dakikalık “Feeling is Structure” çalışması, mekânsal sesle yapının ölçeğini hissettiriyor. Chris Watson’ın “Trent Falls”u Humber halicinden kaydedilen su, kuş ve rüzgâr seslerini Wapping’a taşıyor. Eski makineler ve yapının akustiği, iki çalışmanın da doğrudan parçası.

Festival rotası Londra’nın birçok semtine yayıldığı için ulaşımı ve çevredeki durakları birlikte planlamak isteyebilirsiniz. Londra gezi rehberi şehirde görmek isteyebileceğiniz diğer adresleri topluyor.


4. Barbican Arşivinden İlham Alan Tasarımlar: MADE x Barbican


Ahşap panelli dar bir alanda bej ve zeytin yeşili döşemeli iki koltuk; arka planda Barbican’ın beton mimarisi.
MADE x Barbican. Fotoğraf: Mark Cocksedge

Barbican’ın beton yüzeyleri, geometrik planları ve konut iç mekânları uzun süredir tasarımcıların referans aldığı detaylar arasında. MADE, Barbican Archive’dan seçilen malzeme ve görselleri 23 parçalık bir ev koleksiyonuna taşıyor.

Level G Hub Space’teki yerleştirmede koltuklar, aydınlatmalar, tekstiller ve aksesuarlar arşiv görüntüleriyle yan yana sergileniyor. Koleksiyonun önemli referanslarından biri, Barbican konutlarının ilk iç mekânlarında çalışan Miriam Howitt. Howitt’in işlev odaklı ve ölçülü yaklaşımının izleri yeni parçalarda belirgin. Koleksiyonun aynı yapı içinde sergilenmesi sayesinde renk, form ve malzeme kararlarının kaynakları da okunabiliyor.


5. Japon Zanaatlarının Yeni Yorumları: Craft x Tech Tokai Project


Mavi bir stand üzerinde ve tavandan asılı pembe, yeşil, turuncu ve petrol mavisi tonlarında katlanmış, boyanmış tekstil parçaları.
Bethan Laura Wood x Hiroyuki Murase, “Kataginu”. Fotoğraf: Masayuki Hayashi

“Craft x Tech Tokai Project”, Japonya’nın Tokai bölgesindeki zanaatkârları uluslararası tasarımcılarla eşleştiriyor. Shibori, Mino Washi, seramik, cloisonné ve örgü gibi kuşaklardır aktarılan teknikler; aydınlatma, mobilya ve heykelsi objelerde yeni biçimler kazanıyor.

Bethan Laura Wood ve Hiroyuki Murase’nin “Kataginu”su serginin renkli işlerinden. 400 yılı aşkın geçmişe sahip Arimatsu Narumi Shibori tekniği burada katmanlı tekstil ve ışıkla kullanılmış. Lanzavecchia + Wai’nin “Grid Unwoven”unda Mino Washi, shoji paravanından alınan yapısal fikri parçalı bir yüzeye taşıyor. Sergi, 12-20 Eylül’ün ardından 24-30 Eylül tarihleri arasında yeniden ziyarete açık olacak.

Londra’daki tasarım gündeminden sonra sanat rotasını İstanbul’da sürdürmek isterseniz, İstanbul sergileri seçkimiz her ay yeni açılışlarla güncelleniyor.


6. Somerset House’ta Çağdaş Zanaat Sergisi: Reviving Craft


Ahşap çerçeveli dört panelli paravan üzerinde koyu zemin, su dalgaları ve dokuz koi balığından oluşan işlemeli kompozisyon.
Yao Jianping, “The Picture of Nine Perfections”. Görsel: Sun Media Group

Somerset House’un salonlarında porselen, ipek, bambu, Xuan kâğıdı ve ramie lifinden yapılmış onlarca iş bir araya geliyor. “Reviving Craft: Reflection of the Mind”, Çin’den ve dünyanın çeşitli bölgelerinden 60’tan fazla zanaatkâr ile tasarımcının yer aldığı geniş bir seçki.

Sergi üç bölümden oluşuyor: “Clear the Mind”, “Nourish the Mind” ve “Refine the Mind”. Yao Jianping’in “The Picture of Nine Perfections”ı, dokuz koi balığının dört panelli bir Suzhou nakışında işlendiği bir kompozisyon. Wu Haoyu’nun “New Stonewear”u taş görünümünü yuvarlak ve organik formlarla yorumlayan bir çalışma. Rosalie Huang’ın sarı işlemeli gelinliği ise geleneksel sembolleri çağdaş moda dili içinde ele alıyor.


7. Strand Aldwych’ta Bambu Enstalasyonu: The Pangolin Shield


London Tasarım Festivali'nde sergilenen Studio Saar ve Atelier One'ın The Pangolin Shield enstalasyonu, bambu strüktür üzerine monte edilmiş yeşil, mavi ve doğal renklerdeki pullu panelleriyle dikkat çekerek, çevresindeki kalabalığı ağırlayan dev bir dış mekân yapısıdır.
The Pangolin Shield. Fotoğraf: Mark Cocksedge / © Studio Saar, Atelier One

Strand Aldwych’ın ortasında pullarla kaplı dev bir kabuk yükseliyor. Studio Saar ve Atelier One’ın “The Pangolin Shield”ı, adını ve formunu pangolinden almış. Yüzeyi oluşturan parçaların kaynağı ise Hindistan’da kullanılan gündelik ve kurumsal nesneler.

Bambu strüktürün üzerinde geleneksel Hint polis kalkanları ve kuzeydoğu Hindistan’da yağmura karşı kullanılan dokuma “knup”lar bulunuyor. Bu parçalar, insanların altında oturabileceği ortak bir gölgelik oluşturacak biçimde yan yana getirilmiş. Pavyon, bambuyu taşıyıcı strüktürün ana malzemesi olarak kullanıyor.

İstanbul dışındaki programlar için Türkiye’de görülmesi gereken sanat sergileri rehberimizde sezonun öne çıkan müze ve galeri programlarını şehir şehir bulabilirsiniz.


8. St Paul’s Cathedral’da Işık Enstalasyonu: The Point of Unity & Soul


St Paul’s Katedrali’nin tarihi mimarisinin önünde, yıldızlı gece gökyüzünün altında, London Design Festival kapsamında sergilenen, mor, mavi ve pembe renklerde parıldayan ve fiber optik ışıklarla yıldızlı bir halkayı andıran dairesel ışık enstalasyonu, çimenlik alana da yansıyan büyüleyici bir görsel şölen sunuyor.
The Point of Unity, Mykola Kabluka / Expolight. Görselleştirme: Expolight

“The Point of Unity”, günün saatine göre değişen bir iş. Gün ışığında aynalı yüzey gökyüzünü ve çevredeki mimariyi yansıtıyor. Hava karardığında 3.500 fiber-optik ışık devrede; dairesel form bu kez yıldızlı bir halka gibi görünüyor.

Mykola Kabluka’nın işi St Paul’s Cathedral’ın hemen dışında. Katedralin içindeki “Soul” ise aynı sanatçının görsel-işitsel çalışması. Burada ışık, cam, hareket ve ses sabit bir görüntü yerine gösterim boyunca değişen bir kompozisyon kuruyor. Gün batımına yakın saatlerde ziyaret ederek dışarıdaki işi iki ayrı ışıkta da gözlemleyebilirsiniz.


9. Shoreditch’te Malzeme ve Tasarımın Peşinde: Material Matters


Adından da anlaşılabileceği üzere Material Matters’ta odak malzemenin kendisinde. UNLOCKED Shoreditch’in katlarına yayılan seçkide ahşap, metal, doğal lifler, atık malzemeler ve yeni üretim teknolojileri yan yana geliyor.

Matrix Design’ın “Hand, Code, Matter” projesinde sekiz genç mimar çizim, el üretimi ve yapay zekayı aynı süreçte kullanıyor. Only Natural, yün, kenevir, deri ve ahşapla çalışan öğrenci projelerine ayrılmış. Londra’nın nehir çamurundan üretilmiş seramikler, havayla biçim verilen çelik mobilyalar ve kâğıt temelli uygulamalar da seçkinin parçası. Ortak mesele, malzemenin tasarım kararlarını nasıl şekillendirdiği.

Shoreditch’teki sergilerden çıktıktan sonra yemek için bir adres arıyorsanız, Londra’nın en iyi restoranları seçkimizden rotanıza uygun bir masa seçebilirsiniz.


10. Ahşabın Ormandan Tasarıma Yolculuğu: Wood for the Trees


Üç genç tasarımcı, Londra Tasarım Festivali kapsamında Shoreditch Tab Centre'da yer alan Wood for the Trees adlı enstalasyonda, ahşabın ormandan mobilyaya yolculuğunu gözler önüne seren farklı ahşap panellerin ve levhaların oluşturduğu doğal dokulu fonun önünde kameraya bakıyor.
Wood for the Trees. Fotoğraf: Petr Krejčí

“Wood for the Trees”, ahşabın ormandan mobilyaya uzanan yolculuğunu izliyor. American Hardwood Export Council, Mitre & Mondays ve Benchmark tarafından hazırlanan serginin çıkış noktası AHEC’in “Forested Future” belgeseli.

Shoreditch Tab Centre’daki kurulumda mobilyaların yanında levhalar, kesitler ve büyük ahşap yüzeyler de var. Türler arasındaki renk, doku ve damar farklarını yan yana görmek mümkün. Ormanların yenilenme süresi, tür seçimi ve sorumlu ormancılık da serginin anlatısına dahil.

Kapak Görseli: MADE x Barbican. Fotoğraf: Mark Cocksedge

Sıkça sorulan sorular
London Design Festival nedir?

London Design Festival, her yıl Londra’da düzenlenen ve tasarım dünyasından sergileri, enstalasyonları, yeni koleksiyonları, konuşmaları ve özel projeleri bir araya getiren uluslararası bir tasarım festivali. Program; mobilya ve iç mekân tasarımından mimariye, zanaata, malzeme araştırmalarına ve dijital tasarıma kadar farklı alanlara uzanıyor.

London Design Festival ne zaman düzenleniyor?

London Design Festival genellikle her yıl Eylül ayında düzenleniyor. Festival tarihleri ve programı yıldan yıla değiştiği için seyahat planı yapmadan önce güncel takvimi kontrol etmek gerekiyor.

London Design Festival nerede düzenleniyor?

Festival tek bir mekânda gerçekleşmiyor. Etkinlikler Londra’nın farklı tasarım bölgelerine, müzelere, galerilere, showroomlara ve kamusal alanlara yayılıyor. V&A gibi büyük kültür kurumlarının yanı sıra Shoreditch, Brompton ve Bankside gibi bölgelerde de festival kapsamında birçok etkinlik düzenleniyor.

Ezgi Yıldırım
Ezgi Yıldırım Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
white banner
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için