white banner

Londra'nın 2026 Sanat Takvimi: Kaçırılmaması Gereken Sergiler

23.07.2026
Londra'nın 2026 Sanat Takvimi: Kaçırılmaması Gereken Sergiler

Yazı Boyutu:

2026 yazında Londra’da görülebilecek en dikkat çekici sergiler, Kına Demirel’in seçkisiyle bir araya geliyor.

Londra, 2026 yazında yine dünyanın en güçlü sanat rotalarından birini sunuyor. Mimeda Genel Müdürü ve sanat koleksiyoneri Kına Demirel, bir haftalık Londra seyahatinde ziyaret ettiği sergiler ile bir sonraki gezisi için not aldığı önemli durakları OGGUSTO okurları için derledi. Tate Modern, V&A, Barbican, Saatchi Gallery ve Royal Academy başta olmak üzere şehrin öne çıkan sergilerini, dikkat çeken eserleri ve kişisel değerlendirmelerini bu rehberde bulabilirsiniz.

Hazırlayan: Kına Demirel / Mimeda Genel Müdürü ve Sanat Koleksiyoneri

Kına Demirel’in Londra Sergileri Seçkisi

Bu yazıda, Kına Demirel’in 2026 yazında Londra’da ziyaret ettiği ve bir sonraki seyahati için not aldığı sanat sergilerini bulacaksınız. Tate Modern, Royal Academy, V&A, Barbican ve Saatchi Gallery gibi şehrin önde gelen sanat kurumlarında öne çıkan sergiler, dikkat çeken eserler ve kişisel ziyaret önerileri bu seçkide bir araya geliyor.

Londra, sanat başkentlerinden biri olmanın hakkını 2026 yazında da vermeye devam ediyor. Bir haftalık Londra tatilimde gezdiğim ve ilerisi için not aldığım sanat sergilerini OGGUSTO için yazdım.

Tate Modern: Frida Kahlo, Ana Mendieta, Tracey Emin

Frida Kahlo'nun koyu renk saçları omuzlarından aşağı dökülen, karakteristik tek kaşı ve hafif bıyıklarıyla doğrudan izleyiciye bakan otoportresinde, kırmızı bluzun üzerine sarı desenli bir şal giymiş olarak, solunda sarkan yeşil yapraklı bir bitkiyle resmedildiği bu eser, Londra'daki Tate sergisinin öne çıkan parçalarından biri.
Görsel: Frida Kahlo, Self-Portrait with Loose Hair 1946.
Private collection.
Ana Mendieta'nın Imagen de Yagul eserinden bir karede, vücudunun çoğu minik beyaz çiçekler ve yeşil saplarla örtülmüş, toprağa uzanmış bir insan figürü, çürüyen kaya ve toprakla çevrili doğal bir oyukta, bedenin doğayla bütünleşmesini çağrıştıran performans sanatı.
Ana Mendieta, Imágen de Yágul, 1973.
Görsel: © The Estate of Ana Mendieta Collection, LLC. Licensed by Artist Rights Society (ARS), New York / DACS, 2026. Courtesy Marian Goodman Gallery and Alison Jacques, London.
Tate galerisinde koyu mavi bir duvara asılı, gri, kırmızı ve pembe kumaş katmanlarından oluşan Tracey Emin'in A Second Life adlı büyük tekstil eserinin üst kısmında renkli harflerle alfabe, orta kısmında LEARNING equals SQUEAKELS ve EXPERIENCE MEEKQUALES yazıları, alt kısmında ise The Last of the Gold ifadesi, el yazısı notlar ve desenli kumaş parçaları yer alırken, iki ziyaretçi arkadan eseri dikkatle inceliyor.
Tracey Emin: A Second Life sergisinde, The Last of the Gold (2002) yerleştirmesinden bir görünüm.
Fotoğraf © Tate (Sonal Bakrania)

Bu yaz Tate Modern’i gezerseniz 20. yüzyılın en ikonik 3 çağdaş kadın sanatçısının eserlerini aynı anda görebilirsiniz: Frida Kahlo, Ana Mendieta, ve Tracey Emin. Üç sanatçı da hayatlarında yaşadıkları trajik kazaları; taciz, kürtaj gibi dramatik olayları cesurca sanat pratiklerine uygulayıo, konuşulmayanı görünür hale getirmişlerdir.

Karanlık bir galeride, beyaz çarşafları dağınık duran bir yatağın etrafında boş şişeler, oyuncak ayı ve kirli mendiller gibi kişisel eşyalarla çevrili Tracey Emin'in çığır açan My Bed enstalasyonu; yatağın üstündeki duvarda ise parlayan neon harflerle It's not me that's Crying It's my Soul yazısı bu sanatsal yatağı tamamlıyor.

Tracey Emin’in ikonik The Bed eserini, alamet-i farikası olan battaniyelerini ve yıllar sonra tekrar başladığı yağlı boya eserlerini görüyorsunuz.

Görsel Kaynağı

Tracey Emin: A Second Life sergisinde My Bed (1998) ile It’s Not me That’s Crying its my Soul (2001) eserlerinin yer aldığı sergi görünümü.

Frida sergisinde ise sadece 13 Frida Kahlo tablosu var. Kendi tablolarından ziyade, ondan etkilenerek yapılan eserleri ve “Fridamania” denilen ticari ürünleri inceliyorsunuz.

Yine de benim en sevdiğim eserlerinden biri olan “dikenli kuş kolyeli kişisel portresi” ve Mary McCarthy’nin Tracey Emin’in Frida kıyafetli fotoğrafını görmek anlamlıydı.

Fotoğraf Kaynağı

Eser: Mary McCartney, Being Frida, London 2000. © Mary McCartney. Courtesy the artist.

Fotoğraf: Kına Deirel

Londra sanat sergileri arasında yer alan, Mary McCartney'nin Tracey Emin'i ikonik kadın sanatçı Frida Kahlo olarak yatakta, saçında çiçekler ve parmaklarında çok sayıda gösterişli yüzüklerle tasvir ettiği çerçeveli fotoğrafı, arkasında tarihi portrelerle birlikte güçlü bir duruş sergiliyor.
Tate galerisinin mavi tonlarda aydınlatılmış geniş bir salonunda, arkası dönük şapkalı bir ziyaretçi, kumlu bir sahilde suya yansıyan, kolları açık, beyaz bir insan figürünü gösteren Ana Mendieta'nın etkileyici büyük boyutlu video eserini odaklanmış bir şekilde seyrediyor.

Ana Mendieta’nın sergisini gezme fırsatını ise ne yazık ki bulamadım. 34 yaşında trajik bir şekilde hayatını kaybeden Amerikalı-Kübalı performans sanatçısı Ana Mendieta’nın özellikle vücudunu doğanın bir parçası olarak sergilediği ikonik eserlerinin görülebileceği sergiyi gezmenizi tavsiye ederim.

Görsel Kaynağı

Ana Mendieta’nın Bird Run (1974) eserinin Tate Modern’deki 2026 sergisinden bir görünüm.
Artwork © The Estate of Ana Mendieta Collection, LLC. Licensed by Artist Rights Society (ARS), New York. DACS 2026. Fotoğraf © Tate (Yili Liu).

OGGUSTO Notu: Eğer müzeyi gezerseniz en üst kattaki teras restorandan ikonik Londra manzarasını izlemeyi unutmayın.

Paris’ten Amsterdam’a uzanan, dünyada yılın en önemli sergilerine göz atın.

Schiaparelli’ye özgü sürrealist yüz nakışı ve omuzlarda pembe çiçek aplikeleriyle tasarlanan siyah elbise; el işçiliği detaylarıyla moda ve sanat arasındaki bağı yansıtan sergi parçası.
© 2025 ADAGP DACS Comite Cocteau, Paris.
Fotoğraf © Emil Larsson
  • Ziyaret Tarihleri: 28 Mart – 8 Kasım 2026

Diğer bir ikonik kadın, Elsa Schiaparelli’nin hayatını ve yarattığı moda tasarımlarını sergileyen V&A sergisinin biletleri kısa sürede tükendi. Yaklaşık 400 farklı tasarımın yer aldığı sergi, moda evinin 1920 yılındaki kuruluşundan itibaren sizi adım adım Elsa Schiparelli ile tanıştırıyor.

Elsa’nın ilk tasarladığı fiyonk motifli örgü kazaktan, Jean Cocteau ile birlikte tasarladığı; uzaktan bir vazo, yakından bakıldığında ise insan profilini çağrıştıran özel cekete ve imza rengi fuşyayı öne çıkaran tasarımlarına kadar birçok eseri bir arada görebiliyorsunuz.

Elsa’nın yaratıcı dehası, Salvador Dalí gibi dönemin yaratıcı isimleriyle yaptığı iş birlikleri sayesinde Istakoz Elbisesi gibi moda tarihine geçen ikonik tasarımlara dönüştü. Sergide bu eserleri, Dalí’nin ünlü Istakoz Telefonu ile birlikte görebiliyorsunuz.

Kristal bir avizenin altında, hacimli fildişi rengi, eteği koyu damla taşlarla süslü ve duvaklı başlığıyla dramatik bir Schiaparelli elbise giyen bir model, Londra'daki gösterişli bir defile podyumunda adımlar atıyor.

İkinci bölümde ise Schiaparelli’nin bugün yeniden dünya gündemine taşınmasını sağlayan kreatif direktör Daniel Roseberry’nin tasarımları yer alıyor.

Lady Gaga, Zendaya, Dua Lipa, Beyoncé, Ariana Grande ve Doja Cat gibi isimlerin tercih ettiği bu tasarımlar da serginin öne çıkan bölümleri arasında. Sergi 8 Kasım’a kadar devam ediyor.

Görsel Kaynağı

Fotoğraf © Giovanni Giannoni. Photo courtesy Patrimoine Schiaparelli, Paris

Haute couture’dan pop kültürüne uzanan moda sergilerini keşfedin.


Gülümseyen bir kadın, Anish Kapoor'un Hayward Gallery'deki sergisinde, tavandan sarkan devasa, canlı kırmızı ve dokulu bir heykelin altında duruyor; arkasında da büyük kırmızı küreler görünüyor.
Fotoğraf: Kına Demirel
  • Ziyaret Tarihleri: 16 Haziran -18 Ekim 2026

Uzun yıllar sonra tekrar Hayward Gallery’de sergi açan ünlü İngiliz- Hint asıllı sanatçı, karşımıza onunla özdeşleşen içbükey eserlerinden çok farklı bir tarzla çıkıyor. Referans aldığı dini metinlerden yola çıkarak dini ritüelleri devasa heykellerle ve kendi imzası olan kırmızı renkle temsil ediyor.

Eserlerin büyüklüğünden etkilenmeniz ama kırmızının verdiği histen ürkmeniz de olası. Ama hiç merak etmeyin; Kapoor’un mekan algısını büken, formları çarpıtan ve izleyicinin yön duygusunu sarsan ikonik heykellerini de sergide halen bulabiliyorsunuz.

OGGUSTO Notu: Teras katına yerleştirilen en son heykeli sayesinde yine çok güzel bir Londra manzarası görebilirsiniz.

Avrupa’nın en iyi müzelerini ve öne çıkan koleksiyonlarını keşfedin.

Barbican: Project a Black Planet

Barbican Sanat Galerisi'nde, beyaz duvarlara asılı kavisli üst kısımlara sahip soyut figürler ve karmaşık desenler içeren büyük renkli tablolara bakan sarışın bir kadın ve bankta oturan başka bir ziyaretçinin olduğu modern ve aydınlık bir sergi alanı görülüyor.
Fotoğraf: Thomas Adank, Barbican Art Gallery
  • Ziyaret Tarihleri: 11 Haziran – 6 Eylül 2026

Barbican’da, Afrika kıtası ile dünyanın dört bir yanındaki siyahi toplulukları ortak bir tarih ve kimlik etrafında bir araya getirmeyi hedefleyen Pan-Afrika ideolojisinden ilham alan çarpıcı bir sergiyi gezme fırsatı buldum. 250’den fazla sanatçının yağlı boya, heykel, enstalasyon, video gibi çok farklı tekniklerle ideolojinin gelişimini ve sahiplenişini anlatan eserleri arasında gezmek hem ilham verici hem de öğretici oldu.

Barbican Project: A Black Planet sergisinin güçlü bir parçası olan bu geniş, kemerli duvar resmi, ortasında tahtta oturan ve elinde asa tutan siyah bir figürün çevresinde dans eden yaratıklar, enstrüman çalan zanaatkarlar, su içinde yüzen balıklar ve yerde uzanan figürler gibi 'Siyah Gezegen' temasını yansıtan zengin kültürel ve mitolojik sahneleri stilize edilmiş figürlerle tasvir ediyor.
Fotoğraf: Kına Demirel

Sergi, Hale Aspaccio Woodruff’un Afrika’nın tarihini aktaran büyük boy yağlı boya eserleriyle başlıyor ve adım adım Afrika’nın sömürgecilik, kölelik ve bağımsızlığıyla ilgili süreçlerine şahit olmanızı sağlıyor.

Bir başörtüsü ve beyaz boğazlı kazak giymiş, yeşil arka plan önünde koyu renkli bir masada oturan ve elinde kırmızı kapaklı bir kitabı dikkatle okuyan siyahi bir kadını gösteren tablo, masanın üzerindeki diğer kitaplarla birlikte entelektüel derinliği ve okuma anını vurguluyor.

Kader Attia’nın protestolara ithafen yaptığı kapıları, El Anatsui’nin Afrika köklerine selam verdiği tahta heykelleri, Samuel Fosso’nun fotoğrafları veya Simone Leigh’in Dunham heykeli, sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

Benim için en etkileyici olanı Lynette Yiadom-Boakye’nin yaptığı büyük boy portrelerdi.

The Sun and The Moon: Art Inspired by the Celestial – Saatchi Galery

  • Ziyaret Tarihleri: 5 Haziran- 8 Eylül 2026

Londra’da gezerken beni en çok etkileyen sergilerden biri, Saatchi Gallery’deki The Sun and The Moon: Art Inspired by the Celestial oldu. Her gün farkına varmadan tanıklık ettiğimiz güneşin doğuşu, batışı ve Ay’ın döngüsü; yüzyıllar boyunca sanatı, bilimi ve farklı inanç sistemlerini şekillendiren en güçlü ilham kaynakları arasında yer aldı. İki kata yayılan dokuz galeride, bu gök cisimlerinden ilham alan resimler, enstalasyonlar ve farklı dönemlere ait eserleri bir arada görebiliyorsunuz.

Saatchi galerisinde sergilenen devasa ve ışıklı bir güneş enstalasyonunun önünde duran, gülümseyen ve açık renk giysiler giymiş Kina Demirel, etrafındaki sanatseverlerle birlikte bu etkileyici sanatsal deneyimi yaşıyor.

Serginin en dikkat çekici eserlerinden biri, Luke Jerram’ın Helios adlı dev enstalasyonu. Güneş’in yaklaşık 400 bin yüksek çözünürlüklü fotoğrafından oluşturulan bu eser, tüm bir galeriyi kaplıyor ve Güneş’i en ince ayrıntısına kadar yakından inceleme fırsatı sunuyor.

Eserin çevresinde oturup onu farklı açılardan izleyebiliyorsunuz. Sergide ayrıca dünyanın en ünlü tarot desteleri arasında yer alan Rider-Waite-Smith ile Lady Frieda Harris’in tasarladığı Thoth Tarot kartları da görülebiliyor.

Benim en çok vakit geçirdiğim oda ise “Midnight”, yani Gece Yarısı odası oldu. Bir günün bittiği ve diğerinin başladığı o an… Odada yer alan Carolein Smit’in Hortus Conclusus eserini dakikalarca inceleyebilirsiniz. Uzun bir seramik duvar boyunca uzanan, parlak sırlı seramikten yapılmış çiçekler, kuşlar, tavşanlar ve iskeletler aynı bahçede bir araya geliyor; yaşam ile ölüm, güzellik ile çürüme arasındaki ince çizgiyi sorgulatıyor.

Sebastian Burdon’un whatshisname heykelleri, George Jardine’in yağlı boya surreal tablosu, Sam Rıley’in dışarıda bırakılan çeliğin zaman içindeki erozyonunu gösteren eseri, Hannah Frank’ın çizimleri bende iz bırakan eserler oldu. Çocuklu ailelerin özellikle çok keyif alacağını düşündüğüm bir sergi.

Kına Demirel‘in sanat yolculuğuna, koleksiyonerlik bakışına ve ilham veren görüşlerine yakından tanık olun.

Royal Academy of Arts: Summer Exhibition

Londra Royal Academy binasının heybetli ön cephesinin önünde, üzerindeki büyük RA Summer Exhibition pankartı altında, koyu renk, pembe çiçek desenli bir elbiseyle kameraya gülümseyen bir kadın duruyor; güneşli havada arka planda açık hava kafesinde oturan insanlar görülüyor.
Fotoğraf: Kına Demirel
Londra Royal Academy Sergisi'nde, sarı saçlı ve pembe hırkalı genç bir kadın, yüksek tavanlı, altın varaklı bir galeride, tavandan sarkan, koyu renk çerçeveli ve gittikçe küçülen, dışbükey aynalardan oluşan göz alıcı bir enstalasyona hayranlıkla bakıyor.
Londra’daki Royal Academy of Arts’ta düzenlenen Summer Exhibition 2025’ten sergi görünümü.
Fotoğraf: © Royal Academy of Arts, London / David Parry.
Londra Royal Academy sergisinde, çeşitli yaş gruplarından ziyaretçiler yüksek bir duvara boydan boya asılmış yüzlerce tablo ve heykelciği inceliyor; ön plandaki kıvırcık saçlı bir kadın, ilgi çekici bir esere doğru parmağıyla işaret ederek diğerlerinin de bakmasını sağlıyor.
Londra’daki Royal Academy of Arts’ta düzenlenen Summer Exhibition 2025’ten sergi görünümü.
Fotoğraf: © Royal Academy of Arts, London / David Parry.
  • Ziyaret Tarihleri: 28 Haziran – 26 Ekim 2026

Londra’da 2026 yazının yıldızı RA’nın yaz sergisi oluyor. Bu organizasyon, 1769’dan beri her sene düzenlenen dünyanın en eski açık başvurulu sanat sergisi. Özel bir jüri, 18 bin farklı eser arasından sadece 1850 eser seçiyor ve eserler o yaz sergileniyor. Yaz sergisi ilk bakışta sanki genç sanatçıları keşif sergisi gibi algılansa da aslında çok ünlü sanatçılarla genç sanatçıların aynı anda sergilendiği bir alan.

2026 edisyonunda koordinatör sanatçı Ryan Gander’ın belirlediği ana tema “Interconnectedness (Birbirine Bağlılık)” oldu. Heykel, fotoğraf, baskı, mimarlık ve enstalasyon gibi farklı disiplinlerde bir araya getirerek insanların, doğanın, teknolojinin ve fikirlerin birbirine görünmez bağlarla bağlı olduğunu sorguluyor.

Sergide hiçbir eserin yanında sanatçının ismini göremiyorsunuz bu yüzden sergiye girerken size verilen rehberle gezmeniz gerekiyor. Her bir eserin numarasıyla sanatçının ismine ve eserin fiyatına ulaşabiliyorsunuz. Benim favori odam, serginin girişinde olan Katherine Jones tarafından doğanın ön planda olduğu kısım oldu. Aynı anda doğanın bir çok renginin sergilendiği resimi görmek ruhunuza iyi geliyor.

Sergide gözüme çarpan ve beni gururlandıran bir diğer detay da Türk sanatçı Güler Ateş‘in fotoğrafı oldu.

London Art Fair 2026‘dan öne çıkan detayları inceleyin.

Londra’daki Diğer Sergiler

Henry Moore Sergisi

Henry Moore’un Kew Gardens’ta sergilenen anıtsal bronz heykellerinden biri, peyzajla bütünleşen organik form
Henry Moore’un Kew Gardens’taki Monumental Nature sergisinden bir heykel
  • Ziyaret Tarihleri: 31 Ocak 2027

Gitmesem de kendime not aldığım iki sergiden biri, Londra’nın biraz dışında yer alan Kew Gardens’daki dünyaca ünlü İngiliz heykeltıraş Henry Moore sergisi. Henry Moore’un bugüne kadar düzenlenen en kapsamlı açık hava sergisi olarak gösterilen etkinlikte, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bahçelere yayılan 30 anıtsal heykelin yanı sıra Shirley Sherwood Gallery’de 90’dan fazla çizim, baskı ve küçük ölçekli eser sergileniyor. Böylece Moore’un yaklaşık 70 yıla yayılan üretimini takip etmek mümkün. Sergi 31 Ocak 2027’ye kadar devam ettiğine göre, belki bir sonraki ziyaretimde görebilirim.

David Hockney Sergisi

Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden David Hockney, kendine özgü renk paletini yansıtan kırmızı ağaçlar, yeşil bitki örtüsü ve rengarenk çiçeklerle dolu canlı bir doğa tablosunun önünde, açık yeşil hırkası, kırmızı kravatı ve beyaz şapkasıyla kameraya bakıyor.
  • Ziyaret Tarihleri: 23 Ağustos 2026

İkinci sergi ise yakın zamanda kaybettiğimiz ünlü sanatçı David Hockney‘nin Serpentine Gallery’de yer alıyor. Sergi, açıldığı dönemde kaybettiğimiz sanatçıya adeta bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Sanatçının son dönemde iPad ile ürettiği eserlerin yanı sıra bu sergi için özel olarak hazırladığı çizimler de sergileniyor. Sergi, 23 Ağustos 2026’ya kadar devam edecek.

Londra’nın öne çıkan duraklarını Saffet Emre Tonguç’un önerileriyle keşfedin.

Kapak Görseli: Tracey Emin, A Second Life enstalasyonu, Tate Modern, 2026. Fotoğraf: © Tate / Jai Monaghan

Sıkça sorulan sorular
Londra'da en çok ziyaret edilen sanat galerileri hangileri?

Londra'da Tate Modern, National Gallery, Royal Academy of Arts, Serpentine Galleries ve Victoria and Albert Museum (V&A), yıl boyunca düzenledikleri sergiler ve kalıcı koleksiyonlarıyla en çok ziyaret edilen sanat kurumları arasında yer alır.

Londra'daki sergiler için biletleri önceden almak gerekir mi?

Popüler sergilerde yoğunluk yaşanabildiği için biletleri önceden satın almak önerilir. Özellikle hafta sonları ve kapanış dönemine yaklaşan sergilerde erken rezervasyon avantaj sağlar.

Londra'da ücretsiz gezilebilecek sanat müzeleri var mı?

Evet. Tate Modern, National Gallery, British Museum ve V&A gibi birçok müzenin kalıcı koleksiyonları ücretsiz ziyaret edilebilir. Geçici sergiler ise genellikle ücretlidir.

Londra'da sanat rotası planlarken hangi bölgeler öne çıkar?

South Bank, Mayfair, Kensington, Bloomsbury ve Trafalgar Square çevresi; müzeler, galeriler ve kültür kurumlarının yoğunlaştığı başlıca bölgeler arasında yer alır.

OGGUSTO
OGGUSTO Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için