Bir koltuğu tasarım tarihinin ikonu yapan nedir? İlk bakışta tanınan biçimi mi, üretiminde kullanılan yeni bir malzeme mi, yoksa oturduğumuzda hissettirdikleri mi? Muhtemelen hepsi. Yine de bu koltukların ortak noktası, tasarlandıkları dönemde alışılmış olanla yetinmemeleri. İkonik koltuk tasarımları, tasarımcıları ve hikâyeleri OGGUSTO’da.
Bir Bakışta İkonik Koltuk Tasarımları
- Seçki, Marcel Breuer’in 1925 tarihli Wassily Chair‘inden 1968’de ortaya çıkan Sacco‘ya uzanıyor. Çelik borudan polistiren taneciklere uzanan bu çizgi, koltuk tasarımının 40 yılı aşkın malzeme dönüşümünü gösteriyor.
- 10 koltuğun arkasında Marcel Breuer, Charlotte Perriand, Lilly Reich, Alvar Aalto, Charles ve Ray Eames gibi toplam 16 tasarımcı bulunuyor.
- Barcelona Chair, Paimio ve Egg Chair belirli mimari projeler için tasarlandı; zamanla modern tasarımın simgelerine dönüştü.
- Womb Chair ve Sacco, tek bir oturma biçimi dayatmayarak koltukla beden arasındaki ilişkiyi değiştirdi.
- Seçkideki tasarımların tamamı bugün yetkili üreticileri tarafından üretilmeye devam ediyor.
20. yüzyıl, yeniliklerin hız kazandığı bir çağdı; yüzyılın başında değişen endüstrilerle birlikte mobilyalar da evin içinde yeni bir görünüm kazanmaya başladı. Uzun hikâyenin kısası şu: Bauhaus tasarımcıları çelik boruyu atölyeden oturma odasına taşırken modernist mimarlar koltukları tasarladıkları binaların bir parçası olarak ele aldı. Ardından bükülmüş ahşap, kalıplanmış kontrplak ve fiberglas geldi. Malzemeler değiştikçe koltuğun çizgisi de, içinde oturabildiğimiz pozisyonlar da değişti. 1960’ların sonunda ise İtalyan tasarımcılar bir adım daha ileri gidip koltuğun sabit bir biçimi olması gerektiği fikrini bıraktılar.
Bu değişimi görmek için koltukları kronolojik sıralamak yeterli olabilir; anlamak içinse biraz daha yaklaşmak gerekiyor. Wassily’nin çelik iskeletinin arasından odayı görmek, Egg’in yüksek sırtlığına yaslanınca kalabalıktan birkaç dakikalığına ayrılmak ya da Sacco’ya oturup biçimini kendi ağırlığınızla değiştirmek… İşte tasarım tarihinin 10 ikonik koltuğu!
- Bir Bakışta İkonik Koltuk Tasarımları
- Wassily Chair – Marcel Breuer, 1925
- LC2 Grand Confort – Charlotte Perriand, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret, 1928-29
- Barcelona Chair – Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich, 1929
- Paimio Armchair 41 – Alvar Aalto, 1932
- Utrecht Armchair – Gerrit Rietveld, 1935
- Womb Chair – Eero Saarinen, 1948
- Diamond Chair – Harry Bertoia, 1952
- Eames Lounge Chair – Charles ve Ray Eames, 1956
- Egg Chair – Arne Jacobsen, 1958
- Sacco – Piero Gatti, Cesare Paolini ve Franco Teodoro, 1968
- Bir Koltuğu İkonik Yapan Nedir?
Wassily Chair – Marcel Breuer, 1925
- Tasarımcı: Marcel Breuer
- Tasarım Yılı: 1925–26
- Diğer Adı: Model B3
- Malzeme: Krom kaplama çelik boru iskelet, deri ya da kanvas bantlar
- Üretici: Knoll
- Çıkış Noktası: Bisiklet gidonlarındaki bükülmüş çelik boru; Bauhaus Dessau
Wassily ile ilk kez karşılaştığınızda koltuktan çok havada asılı duran çizgiler görürsünüz. Marcel Breuer, Bauhaus yıllarında bisiklet kadrolarında kullanılan çelik borudan ilham alarak klasik kulüp koltuğunu yeniden düşünerek Wassily’yi tasarladı. Ağır döşemeli gövde gitti; yerine metal bir iskelet ve ona gerilmiş oturma yüzeyleri geldi.
Başlangıçta Model B3 olarak anılan koltuk, “Wassily” adını 1960’ların başında İtalyan üretici Gavina tasarımı yeniden üretime aldığında kazandı. Ad, Breuer’in Bauhaus’taki meslektaşı Wassily Kandinsky ile kurulan bağdan geliyor.
LC2 Grand Confort – Charlotte Perriand, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret, 1928-29
- Tasarımcı: Charlotte Perriand, Le Corbusier, Pierre Jeanneret
- Tasarım Yılı: 1928
- Diğer Adı: Fauteuil Grand Confort, Petit Modèle
- Malzeme: Çelik boru dış iskelet, dolgulu deri minderler
- Üretici: Cassina
- İlk Sergilendiği Yer: Salon d’Automne, Paris (1929)
LC2’nin çelik çerçevesi gizlenmez; kalın minderleri dışarıdan sarar. Koltuğu bir arada tutan yapı, aynı zamanda onun en dikkat çekici çizgisidir. Charlotte Perriand, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret’nin birlikte geliştirdiği tasarım ilk kez 1929’da Paris’teki Salon d’Automne’da sergilendi. Fotoğraflarda oldukça ciddi görünebilir.
Yanına yaklaştığınızda ise o mimari çerçevenin içinde cömert bir oturma alanı olduğunu fark edersiniz. LC2’nin karakteri tam da bu birliktelikte: Çizgileri kesin, minderleri davetkâr. Modern ve zamansız.
Barcelona Chair – Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich, 1929
- Tasarımcı: Ludwig Mies van der Rohe, Lilly Reich
- Tasarım Yılı: 1929
- Diğer Adı: MR90
- Malzeme: Çapraz (X) formlu çelik iskelet, kapitoneli deri minderler
- Üretici: Knoll
- Tasarlandığı Mekân: Alman Pavyonu, 1929 Barselona Uluslararası Fuarı
Barcelona Chair’in hikâyesi bir oturma odasında değil, 1929 Barcelona Uluslararası Fuarı için hazırlanan Alman Pavyonu’nda başlıyor. Mies van der Rohe ve Lilly Reich’ın birlikte çalıştığı koltuk, pavyonun mimarisiyle aynı özeni taşıyordu. Çapraz metal ayaklar, deri minderler ve çevresindeki boşluk birlikte düşünülmüştü.
Bugün onu otel lobilerinde ve galerilerde sık sık görüyoruz. O kadar çok taklit edildi ki bugün orijinaliyle karşılaşmak, taklitleriyle karşılaşmaktan daha zor. Yine de Barcelona’nın etkisi, tek başına güzel bir obje olmasından fazlası. Yerleştirildiği alanla ilişki kuruyor; birkaç adım geri çekilip baktığınızda çizgisi daha iyi okunuyor.
Tasarım dünyasının güncel üretimlerini ve yeni nesil tasarımcıları takip etmek için London Design Festival rehberimize göz atın.
Paimio Armchair 41 – Alvar Aalto, 1932
- Tasarımcı: Alvar Aalto
- Tasarım Yılı: 1931–32
- Diğer Adı: Armchair 41
- Malzeme: Lamine bükülmüş huş iskelet, bükülmüş kontrplak oturma yüzeyi
- Üretici: Artek
- Tasarlandığı Mekân: Paimio Sanatoryumu, Finlandiya
Alvar Aalto’nun Paimio koltuğunda gözünüz ahşabın izlediği yolu takip eder. Huş ağacından bükülmüş çerçeve, kontrplak oturma yüzeyini taşıyor; parçalar sanki tek bir hareketle biçimlenmiş gibi görünüyor. Koltuk, Finlandiya’daki Paimio Sanatoryumu için tasarlandı.
Aalto’nun oturma açısını ve malzeme seçimini düşünürken hastaların dinlenmesini göz önünde bulundurması, tasarıma başka bir derinlik katıyor. Paimio’ya yalnızca modernizmin güzel bir örneği olarak bakmak eksik kalır; oturduğunuzda onun bütüncül tasarım anlayışını hissedersiniz.
Utrecht Armchair – Gerrit Rietveld, 1935
- Tasarımcı: Gerrit Rietveld
- Tasarım Yılı: 1935
- Malzeme: Döşemeli gövde, kontrast dikişli kumaş kaplama
- Üretici: Cassina
- Tasarlandığı Yer: Metz & Co. mağazası, Amsterdam (seri üretim için)
Utrecht’in kolları, koltuktan dışarı doğru çizilmiş iki kalın çizgi gibi. Sırtlığı ve oturma bölümüyle birleşince ortaya kolay kolay başka bir tasarımla karıştırılmayacak bir siluet çıkıyor. Gerrit Rietveld, koltuğu Amsterdam’daki Metz & Co. mağazası için seri üretime uygun olacak şekilde tasarladı.
Köşeli formuna rağmen bütünüyle döşemeli olması onu daha ilginç kılıyor. Uzaktan bakınca grafik bir nesne; yaklaştığınızda gerçekten içine oturabileceğiniz bir koltuk. Pek çok kişinin favorisi ve kesinlikle deneyimlenmeyi hak ediyor.
Womb Chair – Eero Saarinen, 1948
- Tasarımcı: Eero Saarinen
- Tasarım Yılı: 1946 (üretime giriş 1948)
- Diğer Adı: Model 70
- Malzeme: Fiberglas kabuk, kumaş kaplı dolgu, metal ayaklar
- Üretici: Knoll
- Çıkış Noktası: Florence Knoll’un içine kıvrılarak oturabileceği bir koltuk talebi
Florence Knoll, Eero Saarinen’den içine kıvrılarak oturabileceği bir koltuk istediğinde tasarım tarihinin en ikonik koltuklarından biri ortaya çıkar. Womb Chair, Knoll’un isteğine oldukça cömert bir cevap verirken, oturma biçimini de yeniden düşündürür. Geniş kabuğu tek bir oturuş biçimi dayatmıyor: Yan dönebilir, bacaklarınızı toplayabilir ya da geriye yaslanabilirsiniz.
Fiberglas gövdenin mümkün kıldığı kıvrımlı form, dönemin daha dik ve kurallı koltuklarından hemen ayrılıyor. Womb’a oturduğunuzda tasarımın iddiası biçiminden önce bedeninizde karşılık buluyor. Kendinize yer açmak için fazla uğraşmanız gerekmiyor.
Diamond Chair – Harry Bertoia, 1952
- Tasarımcı: Harry Bertoia
- Tasarım Yılı: 1952
- Malzeme: Kaynaklı çelik tel kafes, isteğe bağlı minder
- Üretici: Knoll
- Çıkış Noktası: Bertoia’nın heykel pratiği; ışığı ve boşluğu içine alan form
Diamond Chair’e hangi açıdan baktığınız önemli; metal teller üst üste geldikçe çizgiler değişiyor. Harry Bertoia, birbirine bağlanan çelik çubuklarla geniş bir oturma alanı kurdu ama koltuğun içini doldurmadı. Işık içinden geçiyor, arkasındaki duvar görünmeye devam ediyor.
Bu yüzden Diamond bir odada güçlü bir yer kaplarken görüntüyü ağırlaştırmıyor. Bertoia’nın heykel çalışmalarıyla kurduğu ilişkiyi burada görmek kolay. Koltuk, kullanılmadığı anlarda da bakılacak bir şey sunuyor. Modern tasarımın büyüsü de burada başlıyor.
Eames Lounge Chair – Charles ve Ray Eames, 1956
- Tasarımcı: Charles ve Ray Eames
- Tasarım Yılı: 1956
- Diğer Adı: Model 670 (puf: 671)
- Malzeme: Kalıplanmış kontrplak kabuklar, deri minderler, döner alüminyum ayak
- Üretici: Herman Miller (Kuzey Amerika), Vitra (Avrupa ve diğer pazarlar)
- Çıkış Noktası: Geleneksel İngiliz kulüp koltuğunun modern yorumu
Koltukların pop star’ı kim derseniz, cevap belli: Eames Lounge Chair! Savaş sonrası Amerikan tasarımına yön veren Charles ve Ray Eames’in imzasını taşıyan bu koltuk, geleneksel kulüp koltuğunun rahatlığını koruyup onu kalıplanmış kontrplak kabuklar, deri minderler ve döner bir ayakla yeniden kuruyor. Eşlik eden pufuyla birlikte deneyimlediğinizde, oturmayı sanatsal bir aktiviteye dönüştürdüğünü göreceksiniz.
O kadar çok fotoğrafta, filmde ve iç mekânda karşımıza çıktı ki siluetini görmeden de tarif edebiliriz. Yine de yakından bakınca ününden bağımsız ayrıntılar öne çıkıyor: Ahşabın kıvrımı, minderlerin kabuğa oturuşu ve parçaların birbiriyle kurduğu denge.
Tasarım tarihini kitaplığınıza da taşımak isterseniz dekorasyon tutkunları için kitap önerilerimize göz atın.
Egg Chair – Arne Jacobsen, 1958
- Tasarımcı: Arne Jacobsen
- Tasarım Yılı: 1958
- Diğer Adı: Model 3316
- Malzeme: Kalıplanmış kabuk, kumaş ya da deri döşeme, döner alüminyum ayak
- Üretici: Fritz Hansen
- Tasarlandığı Mekân: SAS Royal Hotel lobisi ve resepsiyonu, Kopenhag
Arne Jacobsen, Egg Chair’i Kopenhag’daki SAS Royal Hotel’in lobisi ve resepsiyon alanı için tasarladı. Açık bir ortak alanda otururken insan bazen çevresinden biraz ayrılmak ister. Egg’in yüksek, içe dönen sırtlığı tam bu isteğe cevap veriyor: Odanın içindesiniz, ama kendinize ait küçük bir alanınız var.
Jacobsen otelin mimarisinden mobilyalarına kadar pek çok ayrıntıyı tasarlamıştı. Egg’i ilk bulunduğu yerle birlikte düşündüğünüzde biçiminin nedeni daha açık görünüyor. Yalnızca yumurtayı andırdığı için unutulmayan bir koltuk değil; kalabalık bir mekânda oturma deneyimini değiştirdiği için de akılda kalıyor.
Sacco – Piero Gatti, Cesare Paolini ve Franco Teodoro, 1968
- Tasarımcı: Piero Gatti, Cesare Paolini, Franco Teodoro
- Tasarım Yılı: 1968
- Malzeme: Polistiren tanecik dolgu, deri ya da kumaş kılıf
- Üretici: Zanotta
- Çıkış Noktası: Oturan kişinin bedenine göre biçim alan, sabit formu olmayan koltuk
Sacco’nun bir sırt açısı, ayakları ya da her seferinde aynı kalan bir silueti yok. Yere bırakırsınız, oturursunuz ve biçimi o anda oluşur. Piero Gatti, Cesare Paolini ve Franco Teodoro’nun Zanotta için geliştirdiği tasarım, koltuğun oturan kişiye uyum sağlaması fikrini sonuna kadar götürdü. 1960’ların deneysel İtalyan tasarımını tek bir oturma nesnesiyle anlatmak gerekse Sacco güçlü bir aday olurdu. Bir mobilyaya karşı takınılan ciddi tavrı da biraz dağıtıyor. İçine yerleştiğiniz anda kontrolü tasarımcıdan devralıyorsunuz.
Bauhaus’tan Eames Lounge Chair’e uzanan bir seçki için tasarım tarihini değiştiren akımlar ve ikonik mobilya tasarımları yazımıza göz atın.
Bir Koltuğu İkonik Yapan Nedir?
Charles Eames, tasarımın sanat olup olmadığı sorulduğunda onu önce bir amacın ifadesi olarak gördüğünü, yeterince iyi olduğunda sonradan sanat olarak değerlendirilebileceğini söylemişti. Bu on koltuk, o düşüncenin farklı dönemlerde verilmiş cevapları gibi. Breuer, bir koltuğun ağır bir gövdeye ihtiyacı olmadığını gösterdi. Aalto, ahşabı bükerek hem malzemeye hem oturan kişiye yeni bir hareket alanı açtı. Saarinen oturuş biçimini serbest bıraktı; Sacco’nun tasarımcıları ise koltuğun son şeklini kullanıcıya teslim etti.
Hiçbiri yalnızca dikkat çekici bir siluet yaratmak için tasarlanmadı. Her birinin arkasında bir mekân, bir üretim imkânı ya da dönemin yaşam biçimine yöneltilmiş bir soru vardı. Paimio’nun sanatoryumdan, Egg’in bir otel lobisinden doğması tesadüf değil. Bu koltukları bugün başka evlerde ve başka şehirlerde görsek de ilk tasarlandıkları yerlerin ve dönemlerin izlerini hâlâ taşıyorlar.
Kapak Görseli: Egg Chair












