Neoklasik mimarisiyle büyüleyen Edinburgh’da zamanın ötesinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Old Town’ın tarihi dokusundan New Town’ın zarafetine, İskoç ruhunun en canlı örneklerini bulabileceğiniz bu başkentte favori durakları listeledik.
📌Bir Bakışta Edinburgh Gezilecek Yerler
| 🏰 Tarihi merkez | Edinburgh Kalesi, Royal Mile ve St Giles’ Cathedral ile şehrin Orta Çağ dokusunu tek güzergâhta keşfedebilirsiniz |
| 🎓 Kuzey’in Atina’sı | David Hume ve Adam Smith’in izinden giderek İskoç Aydınlanması’nın 18. yüzyıldaki mirasına tanıklık edin |
| ⛰️ Doğal manzara noktaları | Arthur’s Seat ve Calton Hill’den şehrin panoramik manzarasını izleyin, Pentland Hills’e kısa bir kaçamak yapın |
| 🎉 Festival şehri | Ağustos ayında Fringe ve diğer festivallerle Edinburgh, dünyanın en canlı kültür-sanat sahnelerinden birine dönüşüyor |
| 🍽️ Yerel lezzetler | Haggis, Cullen skink, Scotch pie ve shortbread ile İskoç mutfağını keşfetmeden dönmeyin |
| 🌤️ Ziyaret için ideal zaman | İlkbahar sonu ve yaz ayları yürüyüş için en uygun dönem; ağustos ise festival coşkusunu yaşamak isteyenler için |
| 🗓️ Kaç gün yeterli | Şehrin öne çıkan noktaları için 3 gün, mahalleler ve doğa rotalarıyla birlikte tam bir gezi için 4-5 gün önerilir |
| 🚋 Şehir içi ulaşım | Old Town ve New Town yürüyüş mesafesinde; uzak noktalar için otobüs, tramvay ve şehir dışı için tren tercih edilebilir |
Dünya İskoçya’yı Braveheart filminin de etkisiyle savaşçı kahramanlarıyla tanısa da başkent Edinburgh, bir felsefe ve düşünce şehri olarak biliniyor ve “Kuzey’in Atina’sı” olarak adlandırılıyor. Çünkü son 200 yıldır dünyayı değiştiren pek çok düşünce akımı, bilimsel gelişme ve siyasi fikir, bu şehirdeki üniversite sınıflarından, kafelerden, pub’lardan ve evlerden çıkrı. Şehir bu tanımlamayı yalnızca yetiştirdiği isimlerle değil, neoklasik mimarisiyle de hak ediyor.
Edinburgh yüzyıllardır süregelen viski kültürü, sokaklarda hâlâ karşımıza çıkan tartan desenleri ve özel günlerde gururla giyilen kiltleriyle İskoç geleneklerini gündelik hayatın içinde tutmayı başarıyor. Edinburgh bizce, çoğu insanın yaptığı gibi Londra’nın ardından Britanya Adaları’ndaki ikinci destinasyon olarak değil, başlı başına bir seyahat rotası olarak düşünülmesi gereken bir şehir.
Edinburgh öyle bir şehir ki tadına varmak için 3 gün az, 5 gün fazla… Hemen her mevsim ziyaretçilerine farklı deneyimler vadediyor. Edinburgh, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde birlikte yer alan Old Town ve New Town’da başlıyor.
- 📌Bir Bakışta Edinburgh
- Edinburgh’a Nasıl Gidilir?
- Edinburgh’a Ne Zaman Gidilir?
- Edinburgh Festival Fringe
- Edinburgh’da Nerede Kalınır?
- İskoçya’nın Geleneksel Giysisi Kilt Nedir?
- Edinburgh’da Gezilecek Yerler
- Edinburgh’un En Güzel Kitapçıları ve Kütüphaneleri
- Edinburgh’da Ne Yenir?
- Edinburgh’da Kaç Gün Kalınır?
Edinburgh’a Nasıl Gidilir?

İskoçya’ya gidebilmek için Birleşik Krallık vizesi almak gerek. Birleşik Krallık Standart Ziyaretçi Vizesi başvurularının sonuçlanması güncel resmi tahminlere göre yaklaşık 3 hafta sürüyor; seyahat dönemindeki yoğunluk ihtimaline karşı başvuruyu daha erken yapmakta fayda var.
- İstanbul’dan Edinburgh’a direkt uçuş var. Yaklaşık 4-4,5 saat süren bir yolculuğun ardından Edinburgh’a ulaşabilirsiniz.
- Şehirde metro hattı yok. Şehir içi ulaşımları yürüyerek rahatlıkla gerçekleştirilebilir ama yürümek istemeyenler için otobüs ve tramvay seçenekleri var. Şehir dışı geziler içinse tren iyi bir seçenek.
OGGUSTO Notu: Ağustos ayında kentte başta Fringe Festivali olmak üzere birçok festival var. Bu nedenle bilet fiyatları diğer dönemlere göre daha pahalı olabiliyor.
Edinburgh’a Ne Zaman Gidilir?

Edinburgh, aslında her mevsim ayrı bir havaya bürünen, farklı hisleri ve anıları sunan bir şehir. Yazın güneşin geç battığı günleri, Avrupa’daki diğer kentlere göre daha serin havası, özellikle ağustos ayında düzenlenen birçok festivali ile hem eğlenceli hem de rahatlatıcı bir tatil vadediyor. İlkbaharda yeşile bürünen parkları, kışın ise meydanlara kurulan Noel pazarları da cabası…
- Nisan-Mayıs: Şehri yürüyerek turlamak, Arthur’s Seat ve Holyrood Park gibi açık hava rotalarını gezmek ve yaz kalabalığı başlamadan Edinburgh’u daha sakin görmek için ideal.
- Haziran-Temmuz: Uzun günler ve nispeten ılıman hava sayesinde şehri tanımak ve her sokağını rahatça dolaşmak için güzel bir zaman aralığı. Ancak unutmamak gerek; yaz sezonunun başlamasıyla birlikte ziyaretçi sayısı artmaya, konaklama fiyatları da yükselmeye başlıyor.
- Ağustos: Edinburgh’un en hareketli zamanı. Tüm Avrupa tatildeyken, şehrin neredeyse tamamında bir festival var. Edinburgh Festival Fringe başta olmak üzere, şehrin önemli festivalleri bu dönemde gerçekleşiyor. Sokaklar, sanatçılar, gösteriler ve etkinliklerle dolup taşıyor. Yılın en kalabalık ve en pahalı dönemi.
- Eylül-Ekim: Okulların açılmasıyla birlikte Edinburgh’da da yaz kalabalığı azalmaya başlıyor. Daha sakin bir şehir ve uzun yürüyüşler için değerlendirilebilir ama yağmur ve serin hava ihtimali gezinizi zorlaştırabilir.
- Kasım-Mart: Edinburgh bu aylarda hem çok soğuk hem de günler kısa. Kasım ayından itibaren her yeri aydınlatan Noel ışıkları ve Christmas Market şehrin başka bir atmosfere bürünmesine neden oluyor. Edinburgh’un kışın karanlık ve gotik havasını görmek isteyenler için…
OGGUSTO Notu: Şehrin havası çok değişken. Yaz aylarında gitseniz de aniden bastıracak yağmurlara, düşük ısılara hazırlıklı olmanızda, yağmurluk, mont gibi kıyafetleri yanınıza almanızda fayda var. Festival yoğunluğunun yaşandığı Ağustos ayında gidenlerin ise otellere, restoranlara önceden rezervasyon yaptırmaları gerek.
Edinburgh Festival Fringe

İlk kez 1947 yılında, Edinburgh International Festival’e davet edilmeyen 8 tiyatro topluluğunun, kendi gösterilerini bağımsız olarak sahnelemesiyle başlayan Fringe, her yıl ağustos ayında kenti dev bir sahneye dönüştürüyor. Festival tiyatrodan stand-up gösterilerine, danstan, müziğe, kabare ve deneysel performanslara kadar geniş bir yelpazede binlerce gösterinin gerçekleştirildiği bir organizasyon. Festival boyunca pub’lar, kiliseler, küçük odalar ve şehrin sokakları bile birer sahne haline geliyor.
Fringe’de, bugüne kadar birçok ünlü isim de sahne aldı. Robin Williams, Rowan Atkinson nam-ı diğer Mr. Bean, Emma Thompson, Stephen Fry ve Hugh Laurie gibi dünyaca ünlü isimler, kariyerlerinin farklı dönemlerinde festival sahnesine yer aldı. İngiliz aktrist Phoebe Waller-Bridge ise daha sonra dünya çapında fenomene dönüşecek Fleabag’i ilk kez 2013 Edinburgh Fringe’de tek kişilik bir tiyatro oyunu olarak sahneledi.
Ağustos sonuna kadar devam edecek olan festival programında 4 binden fazla gösteri var.
Diğer Festivaller

Festival şehri Edinburgh’da her yıl gerçekleşen diğer festivaller arasında;
- Fringe’den farklı olarak küratörlü ve davetli sanatçıların yer aldığı daha klasik/prestijli festival olan Edinburgh International Festival,
- Edinburgh Kalesi’nin önünde gerçekleştirilen askeri bandolar, gaydalar, davullar ve uluslararası gösteri ekiplerinin katıldığı çok büyük bir açık hava gösterisi olan Royal Edinburgh Military Tattoo,
- Dünyanın farklı yerlerinden yazarları ve düşünürleri söyleşiler, imza günleri ve etkinliklerle buluşturan Edinburgh International Book Festival,
- Galeriler, müzeler ve farklı şehir mekânlarında sergiler, performanslar, gösterimler ve sanatçı buluşmalarının düzenlendiği Edinburgh Art Festival,
- Edinburgh Jazz & Blues Festival,
- Genellikle nisan ayında düzenlenen, bilim, teknoloji ve inovasyonu deneyler, konuşmalar ve interaktif etkinliklerle halka taşıyan Edinburgh Science Festival,
- Ekim ayında İskoçya’nın sözlü anlatı geleneğini hikâye anlatıcıları, müzik ve performanslarla yaşatan Scottish International Storytelling Festival
OGGUSTO Notu: İngilizce seviyenizin advance olduğunu düşünseniz bile, Edinburgh’da kaldığınız sürede, dil yeteneğinizden şüphe ettiğiniz durumlarla çok karşılacaksınız. Sizi bu topraklarda şaşırtacak ilk şey İskoç aksanının anlaşılmazlığı olacak. Panik yapmayın… Bu zorluğun üstesinden gelmenizi sağlayacak olan şey, benzerini ancak Akdeniz’de bulabileceğiniz İskoç yardımseverliği ve sıcaklığı olacak.
Edinburgh’da Nerede Kalınır?

Edinburgh’a ilk kez gidiyor ve tarihi noktaların büyük bölümüne yürüyerek ulaşmak istiyorsanız Old Town, Edinburgh Castle, Royal Mile, Victoria Street ve Grassmarket’a yakınlığıyla en avantajlı bölgelerden biri.
Daha şık, düzenli ve nispeten sakin bir atmosfer arıyorsanız; Georgian mimarisi, restoranları, mağazaları ve Old Town’a yürüme mesafesindeki konumuyla New Town iyi bir alternatif.
Şehrin turistik merkezinden biraz uzaklaşıp daha lokal bir Edinburgh görmek isteyenler ise bağımsız kafeleri, restoranları, küçük dükkânları ve köyü andıran atmosferiyle Stockbridge’i tercih edebilir. Stockbridge, Princes Street’ten yürüyerek yaklaşık 15 dakika uzaklıkta.
Edinburgh yürüyerek keşfetmeye uygun bir şehir olduğu için merkezi bir konaklama seçtiğinizde toplu taşımaya çok ihtiyaç duymadan şehrin önemli noktalarının büyük bölümünü gezebilirsiniz.
The Edinburgh Grand
St. Andrew Square’in görkemli yapılarından birinde hizmet veren The Edinburgh Grand, geçmişte National Bank of Scotland’ın genel merkezi olarak kullanılan tarihi bir binayı çağdaş bir otele dönüştürdü. Orijinal ahşap panelleri, mermerleri ve pirinç detayları korunan yapı, klasik otel odaları yerine mutfaklı ve geniş dairelerde konaklama imkânı sunmasıyla uzun Edinburgh seyahatleri için öne çıkıyor.
The Edinburgh Grand’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Tarihi binada hizmet veren lüks bir rezidans / apart otel.
- Lokasyon: New Town’ın merkezindeki St. Andrew Square’de, Old Town ve Waverley Station’a yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: Eski banka binasının tarihi detaylarını koruyan tasarımı, geniş daireleri ve odalardaki mutfak olanaklar.
- Atmosfer: Tarihi Edinburgh ihtişamını çağdaş ve sofistike bir tasarımla buluşturan, gösterişli ancak ev hissi veren bir atmosfere sahip.
- Konaklama tipi: Stüdyolardan geniş apartman ve penthouse seçeneklerine uzanan, mutfaklı rezidans konsepti sunuyor.
- Kimler için uygun: Özellikle çiftler, aileler ve birkaç geceden uzun kalıp otel hizmetiyle apartman konforunu bir arada isteyenler için ideal.
- Adres: 42 St Andrew Sq, Edinburgh EH2 2AD, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 230 0570
Gleneagles Townhouse
St. Andrew Square’de 1851 tarihli eski British Linen Bank binasında yer alan otel; tarihi mimarisini çağdaş tasarım, gastronomi ve sosyal yaşamla buluşturuyor. Eski bankacılık salonundaki The Spence restoranı ve Edinburgh manzaralı çatı barı Lamplighters otelin en dikkat çekici noktaları.
Gleneagles Townhouse’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: 5 yıldızlı lüks butik otel ve kulüp.
- Lokasyon: New Town’da St. Andrew Square’in üzerinde, Princes Street ve Waverley Station’a birkaç dakikalık yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: 1851 tarihli eski banka binası, The Spence restoranı, yalnızca üyeler ve otel misafirlerinin erişebildiği çatı barı Lamplighters ve wellness alanları.
- Atmosfer: Tarihi banka binasının görkemini kadife, desenler ve çağdaş detaylarla buluşturan; klasik “grand hotel”den daha enerjik ve sosyal bir lüks anlayışına sahip.
- Konaklama tipi: Farklı büyüklük ve özelliklerde tasarlanmış lüks oda kategorileri sunan 33 odalı butik şehir oteli.
- Kimler için uygun: Konaklamanın da Edinburgh gezisinin bir parçası olmasını isteyen, tasarım, gastronomi ve sosyal atmosferi önemseyen çiftler ve lüks seyahat severler için.
- Adres: 39 St Andrew Sq, Edinburgh EH2 2AD, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 322 3780
Motel One Edinburgh Royal
Edinburgh’da otelden çok şehre bütçe ayırmak, ancak merkezi konumdan da vazgeçmemek isteyenler için Motel One Edinburgh Royal çok pratik bir seçenek. Waverley Station’ın yakınında bulunan otelden Royal Mile, Victoria Street ve Princes Street gibi şehrin önemli noktalarına yürüyerek ulaşılabilmesi, özellikle ilk Edinburgh seyahatinde avantaj sağlıyor.
Motel One Edinburgh Royal’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Ulaşılabilir fiyat segmentine odaklanan modern şehir oteli.
- Lokasyon: Market Street’te, Waverley Station’ın hemen yanında ve Royal Mile’a birkaç dakikalık yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: Edinburgh’yı büyük ölçüde yürüyerek gezmeye olanak veren merkezi konumu en büyük avantajı; otelin kendi misafir değerlendirmelerinde de konum 9,8/10 puana sahip.
- Atmosfer: Tarihi dış cepheyi sade ve modern iç mekânlarla birleştiren, gösterişten uzak ve rahat bir şehir oteli.
- Konaklama tipi: Kompakt ve işlevsel standart otel odaları
- Kimler için uygun: Otelde uzun zaman geçirmek yerine şehri keşfetmek isteyen ve bütçesini konumdan ödün vermeden kontrol altında tutmak isteyen gezginler için.
- Adres: 18 Market St, Edinburgh EH1 1BL, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 220 0730
Market Street Hotel
Old Town’ın tarihi atmosferinin tam ortasında konaklayıp otel seçiminde daha çağdaş bir çizgi arayanlar için Market Street Hotel öne çıkıyor. Waverley Station’ın karşısındaki merkezi konumunu modern İskoç tasarımı ve şehir manzaralarıyla birleştiren otel, Edinburgh’un tarihi ve modern yüzleri arasında güzel bir denge kuruyor.
Market Street Hotel’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Tasarım odaklı butik otel.
- Lokasyon: Old Town’daki Market Street’te; Waverley Station’a 1, Royal Mile’a yaklaşık 4, Edinburgh Kalesi’ne ise yaklaşık 7 dakikalık yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: Merkezi konumu, çağdaş İskoç tasarımı ve şehir manzaralarıyla modern Edinburgh’u görmek isteyenlere hitap ediyor.
- Atmosfer: Tarihi Old Town’ın ortasında olmasına rağmen iç mekânlarında daha çağdaş, minimal ve tasarım odaklı bir hava hâkim.
- Konaklama tipi: Klasik otel odalarını butik ve tasarım odaklı bir konaklama anlayışıyla sunuyor.
- Kimler için uygun: Old Town’a yakın olmak isteyen ancak tarihi dekor yerine daha modern ve şık bir otel tercih eden çiftler ve şehir gezginleri için.
- Adres: 6 Market St, Edinburgh EH1 1DE, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 322 9229
İskoçya’nın Geleneksel Giysisi Kilt Nedir?

Edinburgh sokaklarında gezerken vitrinlerde ve özellikle Royal Mile boyunca sık sık karşınıza çıkacak kilt, İskoçya’nın en tanınan kültürel simgelerinden biri. Bugünkü biçimi büyük ölçüde 18. yüzyılda şekillenen kilt, geleneksel olarak tartan adı verilen kareli yünlü kumaştan yapılıyor. Tartan desenleri zaman içinde farklı klanlar, aileler, bölgeler ve kurumlarla ilişkilendirilse de “her İskoç ailesinin yüzyıllardır değişmeyen kendine ait bir tartanı vardır” düşüncesi biraz romantikleştirilmiş bir anlatı. Klan-tartan ilişkilerinin büyük bölümü özellikle 19. yüzyılda sistemleşti.
Kilt bugün İskoçya’da günlük kıyafetten çok düğünler, mezuniyetler, Highland Games, resmi törenler ve kutlamalar gibi özel günlerde giyiliyor. Geleneksel Highland kıyafetinde kiltin önüne küçük çanta görünümündeki sporran takılıyor; diz hizasında çoraplar ve özel ayakkabılarla tamamlanıyor. Edinburgh’da özellikle Royal Mile’daki kilt ve tartan mağazalarında hem hazır modelleri görebilir hem de kişiye özel dikim yapan geleneksel kilt ustalarına (kiltmaker) rastlayabilirsiniz.
OGGUSTO Notu: “İskoç erkekleri kiltin altına gerçekten hiçbir şey giymiyor mu?” sorusunun kesin bir kuralı yok. “True Scotsman” olarak bilinen bu esprili gelenek, popüler kültürün sevdiği bir hikâye olsa da bugün kiltin altında ne giyileceği tamamen kişinin tercihine ve etkinliğin koşullarına bağlı.
Edinburgh’da Gezilecek Yerler
Edinburgh gezilecek yerler konusunda insanı biraz kararsız bırakan şehirlerden. Neden mi? Çünkü tarihi yapılar, müzeler, parklar, tepeler, kitapçılar ve daracık sokaklar arasında seçim yapmak kolay değil. Üstelik şehir kompakt olduğu için birçoğunu aynı gün içinde görmek mümkün. Ama sakın Edinburgh sadece kaleden veya Royale Mile’dan ibaret diye düşünmeyin. Şehirde ara sokaklara girmek, eski kitapçılarda oyalanmak, hava izin verirse Edinburgh’u kuş bakışı izleyebileceğiniz tepelerden birine çıkmak da gezinin en güzel parçalarından.
Edinburgh Kalesi

Şehrin üzerinde yükselen volkanik Castle Rock’ın üzerine kurulu Edinburgh Kalesi, Edinburgh’un en önemli simgesi ve şehri tanımaya başlamak için en doğru noktalardan biri. Yüzyıllar boyunca kraliyet ikametgâhı, askeri garnizon, kale ve hapishane olarak kullanılan kompleksin içinde İskoç Kraliyet Mücevherleri, Great Hall, St Margaret’s Chapel ve One o’Clock Gun görülebiliyor. Özellikle St Margaret’s Chapel, kalenin ayakta kalan en eski yapısı. Kaleyi hakkıyla gezmek için en az iki saat ayırmak ve özellikle yaz aylarında bileti önceden almak gerekiyor.
- Kategori: Tarihi yapı, kale ve müze
- Lokasyon: Old Town, Castlehill
- Öne çıkan yönler: İskoç Kraliyet Mücevherleri, St Margaret’s Chapel, Great Hall ve şehir manzarası
- Atmosfer: Görkemli, tarihi ve çok turistik
- Kimler için uygun: Edinburgh’a ilk kez gelenler ve tarih meraklıları
- Adres: Castlehill, Edinburgh EH1 2NG
William Wallace ve Robert The Bruce

Braveheart filminden hatırladığımız William Wallace, Robert The Bruce gibi İskoç kahramanların İngiltere’ye karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi, 13. ve 14. yüzyıllarda İskoçya tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini oluşturuyor. Edinburgh da İngiltere ile İskoçya arasındaki yüzyıllara yayılan savaşlara, kuşatmalara ve iktidar mücadelelerine tanıklık etti. Özellikle Edinburgh Kalesi defalarca el değiştirerek bu çalkantılı tarihin merkezindeki yapılardan biri oldu. Hatta Edinburgh Kalesi’nin girişinde Wallace ve Robert the Bruce’un heykelleri bulunuyor!
Royal Mile

Edinburgh Kalesi’nden başlayıp Holyrood Sarayı’na kadar uzanan Royal Mile, aslında tek bir cadde değil; Castlehill, Lawnmarket, High Street ve Canongate’in oluşturduğu tarihi güzergâh. Edinburgh’un en turistik bölgesi olduğu için hediyelik eşya dükkânları ve kalabalık fazla gelebilir; ama St Giles’ Cathedral, tarihi pub’lar, eski evler ve close adı verilen dar geçitleriyle şehrin tarihini en yoğun hissedebileceğiniz yerlerden. Burayı hızlıca baştan sona yürümek yerine ara sokaklara girerek gezmek çok daha keyifli.
- Kategori: Tarihi cadde ve yürüyüş rotası
- Lokasyon: Old Town
- Öne çıkan yönler: Tarihi yapılar, dar geçitler ve ara soaklar, pub’lar ve Edinburgh’un başlıca turistik noktaları
- Atmosfer: Hareketli, tarihi ve kalabalık
- Kimler için uygun: İlk kez Edinburgh’a gelen herkes
- Adres: Castlehill-Canongate, Edinburgh
OGGUSTO Notu: 18. yüzyılda İskoçya, özellikle de Edinburgh, Avrupa’nın en önemli düşünce merkezlerinden biri haline geldi. “İskoç Aydınlanması” olarak anılan bu dönemde felsefeden ekonomiye, bilimden mimariye pek çok alanda bugün hâlâ etkisini sürdüren fikirler ortaya çıktı. David Hume modern felsefenin en önemli isimlerinden biri olurken, Adam Smith Ulusların Zenginliği ile modern iktisadın temellerini attı. James Hutton modern jeolojinin öncülerinden biri oldu. Joseph Black karbondioksiti keşfetti; James Watt ise buhar makinesini geliştirerek Sanayi Devrimi’nin hızlanmasına büyük katkı sağladı.
Bu isimlerin önemli bir bölümü aynı dönemde Edinburgh’da yaşıyor, üniversitelerde, evlerde, kulüplerde ve tavernalarda buluşup fikirlerini tartışıyordu. Bu nedenle Edinburgh’un “Kuzey’in Atina’sı” olarak anılması sadece mimarisinden kaynaklanmıyor.
St Giles’ Cathedral

Royal Mile boyunca yürürken karşınıza çıkan St Giles’ Cathedral, taç biçimindeki kulesiyle Edinburgh siluetinin en tanınan yapılarından. Kökenleri Orta Çağ’a uzanan kilise özellikle İskoç Reformasyonu ve John Knox ile olan bağlantısıyla önem taşıyor. İçeride vitraylara bakmayı ihmal etmeyin ama asıl görülmesi gereken yer, inanılmaz detaylı ahşap ve taş işçiliğine sahip küçük Thistle Chapel.
- Kategori: Tarihi ve dini yapı
- Lokasyon: Royal Mile, Old Town
- Öne çıkan yönler: Thistle Chapel, vitraylar, İskoç Reformasyonu tarihi
- Atmosfer: Tarihi, dingin ve etkileyici
- Kimler için uygun: Tarih, mimari ve sanat meraklıları
- Adres: High Street, Edinburgh EH1 1RE
Victoria Street

Edinburgh’un fotoğraflarda en sık karşınıza çıkan kıvrımlı ve renkli sokağı Victoria Street, Royal Mile ile Grassmarket arasında uzanıyor. 19. yüzyılda inşa edilen cadde bugün rengarenk cepheleri, bağımsız dükkânları, restoranları ve Harry Potter temalı mağazalarıyla tanınıyor. Victoria Street’in Diagon Alley’e ilham verdiği sıkça anlatılsa da bunu doğrulanmış bir J.K. Rowling bilgisi gibi aktarmamak gerek. Fotoğraf için sokağın kendisinden çok üst terasına çıkmak iyi fikir.
- Kategori: Tarihi cadde, alışveriş ve fotoğraf noktası
- Lokasyon: Old Town
- Öne çıkan yönler: Renkli cepheler, bağımsız dükkânlar ve üst terastan manzara
- Atmosfer: Renkli, hareketli ve turistik
- Kimler için uygun: Fotoğraf, alışveriş ve şehir yürüyüşlerini sevenler
- Adres: Victoria Street, Edinburgh EH1
Grassmarket

Victoria Street’ten aşağı doğru yürüdüğünüzde ulaştığınız Grassmarket, bugün pub ve restoranlarla çevrili çok canlı bir meydan olsa da geçmişi biraz daha karanlık. Tarihi pazar yeri aynı zamanda halka açık idamların gerçekleştirildiği alanlardan biriydi; bugün bazı pub isimlerinde bile bu geçmişin izlerini görmek mümkün. Meydanın bir başka güzelliği ise yukarı baktığınızda karşınıza çıkan Edinburgh Kalesi manzarası.
- Kategori: Tarihi meydan ve yeme-içme bölgesi
- Lokasyon: Old Town
- Öne çıkan yönler: Edinburgh Castle manzarası, tarihi pub’lar ve geçmişteki pazar/meydan
- Atmosfer: Canlı, rahat ve tarihi
- Kimler için uygun: Pub kültürünü, tarihi mahalleleri ve fotoğraf çekmeyi sevenler
- Adres: Grassmarket, Edinburgh EH1
Holyrood Sarayı
Royal Mile’ı sonuna kadar yürüdüğünüzde karşınıza Holyrood Sarayı çıkacak. Britanya hükümdarının İskoçya’daki resmî ikametgâhı olan saray, özellikle Mary, Queen of Scots ile bağlantılı hikâyeleri nedeniyle görülmeye değer. State Apartments, Throne Room, Great Gallery ve Mary’nin odalarını gezdikten sonra sarayın yanındaki 12. yüzyıldan kalma Holyrood Abbey kalıntılarını atlamayın; en etkileyici bölümlerinden biri de burası…

- Kategori: Kraliyet sarayı ve tarihi yapı
- Lokasyon: Royal Mile’ın doğu ucu, Holyrood
- Öne çıkan yönler: Mary, Queen of Scots’un odaları, State Apartments, Great Gallery ve Holyrood Abbey
- Atmosfer: Görkemli, tarihi ve kraliyet geçmişiyle iç içe
- Kimler için uygun: Kraliyet ve İskoçya tarihiyle ilgilenenler
- Adres: Canongate, Edinburgh EH8 8DX
Arthur’s Seat ve Holyrood Park

Edinburgh’un merkezinde eski bir volkanın üzerine yürüyerek çıkmak şehrin biraz tuhaf ama en güzel sürprizlerinden biri. Arthur’s Seat, 251 metre yüksekliğiyle Edinburgh’un en güzel panoramik manzaralarından birini sunuyor. Zirveye kadar çıkmak istemeyenler için Holyrood Park ve Salisbury Crags çevresindeki daha kısa yürüyüşler de hoş. Yalnız Edinburgh havasını hafife almamak ve özellikle yağmurlu günlerde uygun ayakkabı giymek gerek.
Yüzyıllardır Arthur efsaneleriyle ilişkilendirilmiş; hatta Camelot’un olası yerlerinden biri olduğuna dair folklorik anlatılar var. Fakat bunu destekleyen sağlam tarihsel kanıt yok. Adının Kral Arthur’dan geldiği düşünülse de kökeni kesin olarak bilinmiyor
- Kategori: Doğa, yürüyüş ve manzara
- Lokasyon: Holyrood Park
- Öne çıkan yönler: Şehir manzarası, volkanik arazi ve yürüyüş rotaları
- Atmosfer: Doğal, ferah ve rüzgârlı
- Kimler için uygun: Yürüyüş ve manzara sevenler
- Adres: Holyrood Park, Queen’s Drive, Edinburgh EH8
Calton Hill

Şehri yukarıdan görmek istiyor ama Arthur’s Seat yürüyüşüne pek niyetiniz yoksa Calton Hill daha kolay bir seçenek. New Town’ın doğu ucundaki tepede National Monument, Nelson Monument ve Edinburgh fotoğraflarında sıkça gördüğümüz Dugald Stewart Monument bulunuyor. Old Town, Edinburgh Kalesi, Arthur’s Seat ve Firth of Forth’u aynı panoramada görebildiğiniz için özellikle gün batımına yakın saatlerde çok güzel.
- Kategori: Manzara, anıtlar ve açık hava
- Lokasyon: New Town’ın doğusu
- Öne çıkan yönler: Panoramik Edinburgh manzarası ve neoklasik anıtlar
- Atmosfer: Açık, sakin ve gün batımında hareketli
- Kimler için uygun: Manzara ve fotoğraf peşinde olanlar
- Adres: Calton Hill, Edinburgh EH7 5AA
İskoçya Ulusal Müzesi (National Museum of Scotland)

National Museum of Scotland için programda birkaç saat ayırın. İskoçya’nın tarihinden arkeolojiye, doğa bilimlerinden teknoloji ve dünya kültürlerine uzanan çok geniş bir koleksiyona sahip. Dünyanın klonlanan ilk memelisi olan Koyun Dolly de burada. Üstelik ana koleksiyonları ücretsiz gezilebildiği için Edinburgh’un yağmurlu günlerinden birine denk getirmek için birebir.
- Kategori: Müze
- Lokasyon: Old Town
- Öne çıkan yönler: İskoç tarihi, bilim, doğa tarihi, Dolly ve geniş koleksiyonlar
- Atmosfer: Büyük, hareketli ve keşfetmesi kolay
- Kimler için uygun: Aileler, çocuklar, tarih ve bilim meraklıları
- Adres: Chambers Street, Edinburgh EH1 1JF
İskoçya Ulusal Galerisi (Scottish National Gallery)

Princes Street Gardens’ın hemen yanında yer alan Scottish National Gallery, şehir gezisinin arasına sanat molası eklemek isteyenler için çok uygun. Koleksiyonda İskoç sanatının yanı sıra Raphael, Titian, Velázquez, Rembrandt, Vermeer, Turner, Monet ve Van Gogh gibi Avrupa sanatının önemli isimleri var. Konumu sayesinde burayı New Town ile Old Town arasındaki yürüyüşe ekleyebilirsiniz. İskoç Aydınlanması’nın da simgesi olarak kabul edilen, ülkenin en ünlü milli sanat eserlerinden biri olarak kabul edilen The Skating Minister da burada bulunuyor.
- Kategori: Sanat müzesi
- Lokasyon: The Mound, New Town-Old Town arasında
- Öne çıkan yönler: İskoç ve Avrupa sanatının önemli eserleri
- Atmosfer: Klasik, sakin ve zarif
- Kimler için uygun: Sanat meraklıları ve kısa bir müze molası isteyenler
- Adres: The Mound, Edinburgh EH2 2EL
Princes Street ve Princes Street Gardens

Edinburgh’un iki farklı yüzünü aynı anda görmek için Princes Street güzel bir referans noktası: Bir tarafta New Town, diğer tarafta parkın üzerinden yükselen Old Town ve Edinburgh Kalesi. Caddenin hemen yanındaki Princes Street Gardens ise aslında geçmişte Nor Loch adı verilen gölün bulunduğu alana kurulmuş. Burada yürürken şehrin bir başka simgesi olan, gotik yapısıyla ilk bakışta küçük bir katedrali andıran Scott Monument’ı da görebilirsiniz.
- Kategori: Cadde, park ve alışveriş bölgesi
- Lokasyon: New Town
- Öne çıkan yönler: Edinburgh Kalesi manzarası, Princes Street Gardens ve Scott Monument
- Atmosfer: Merkezi, hareketli ve şehirli
- Kimler için uygun: Şehir yürüyüşü, alışveriş ve manzara isteyenler
- Adres: Princes Street, Edinburgh EH2
Dean Village

Şehir merkezinden çok uzaklaşmadan Edinburgh’un bambaşka bir tarafını görmek için Dean Village’a gidebilirsiniz. Water of Leith kıyısındaki eski değirmencilik yerleşimi, taş evleri, köprüleri ve özellikle kırmızı detaylarıyla dikkat çeken Well Court ile şehrin en fotojenik noktalarından. Çok büyük bir bölge olmadığı için tek başına uzun saatler ayırmak yerine Stockbridge ve Water of Leith yürüyüşüyle birleştirmek daha mantıklı.
- Kategori: Tarihi mahalle ve yürüyüş
- Lokasyon: New Town’ın batısı
- Öne çıkan yönler: Water of Leith, Well Court ve tarihi evler
- Atmosfer: Sakin, romantik ve şehirden kopuk hissettiren
- Kimler için uygun: Fotoğraf ve sakin yürüyüşleri sevenler
- Adres: Dean Path, Edinburgh EH4
Edinburgh Kraliyet Botanik Bahçesi (Royal Botanic Garden Edinburgh)

Stockbridge gününe ekleyebileceğiniz Edinburgh Kraliyet Botanik Bahçesi, 17. yüzyılda kurulan ve bugün dünyanın farklı bölgelerinden bitkileri bir araya getiren önemli botanik bahçelerinden. Şehrin tarihi yapılarına birkaç gün baktıktan sonra biraz yeşile ihtiyaç duyarsanız burası iyi geliyor. Bahçenin açık alanlarına giriş ücretsiz; bazı özel alan ve sergiler için ücret uygulanabiliyor.
- Kategori: Botanik bahçesi ve doğa
- Lokasyon: Inverleith, Stockbridge yakınları
- Öne çıkan yönler: Geniş bitki koleksiyonları, peyzaj ve şehir manzaraları
- Atmosfer: Sakin, yeşil ve dinlendirici
- Kimler için uygun: Doğa, botanik ve sakin yürüyüş sevenler
- Adres: Arboretum Place, Edinburgh EH3 5NZ
Highland İnekleri

İskoçya’nın simgelerinden, uzun tüyleri ve boynuzlarıyla hemen tanınan Highland ineklerini görmek için Highlands’e kadar gitmeniz gerekmiyor. Edinburgh’un güneyinde, Pentland Hills eteklerindeki Swanston Farm küçük bir Highland sığırı sürüsüne ev sahipliği yapıyor. Burası bir hayvanat bahçesi değil, çalışan bir çiftlik; hayvanlar doğal ortamlarında… Bu nedenle inekleri beslemek veya onlara dokunmak yasak ve en az 10 metre mesafe bırakılması isteniyor.
- Kategori: Çiftlik, doğa ve hayvan gözlemi
- Lokasyon: Edinburgh’un güneyinde, Pentland Hills eteklerindeki Swanston
- Öne çıkan yönler: İskoçya’nın simgelerinden uzun tüylü Highland ineklerini doğal çiftlik ortamında görebilme, Pentland Hills manzaraları ve yürüyüş rotaları
- Atmosfer: Sakin, kırsal ve şehir merkezinden uzaklaşmış hissi veren
- Kimler için uygun: Highland ineklerini görmek isteyenler, çocuklu aileler, doğa ve fotoğraf meraklıları
- Adres: Swanston Farm, 111 Swanston Road, Edinburgh EH10 7DS
Portobello ve Portobello Beach

Edinburgh’un deniz kıyısındaki yüzünü görmek için şehir merkezinden kısa bir yolculukla Portobello’ya gidebilirsiniz. Uzun kumsalı, sahil yürüyüş yolu, kafeleri ve daha lokal atmosferiyle özellikle güzel havalarda Old Town kalabalığından uzaklaşmak için keyifli bir rota.
- Kategori: Sahil, mahalle ve yürüyüş rotası
- Lokasyon: Edinburgh merkezinin yaklaşık 5 km doğusu
- Öne çıkan yönler: Portobello Beach, sahil yürüyüş yolu, kafeler ve bağımsız dükkânlar
- Atmosfer: Sakin, lokal ve sahil kasabası havasında
- Kimler için uygun: Şehrin daha az turistik tarafını keşfetmek, sahilde yürümek ve birkaç saat merkezden uzaklaşmak isteyenler
- Adres: Portobello Beach, Edinburgh EH15
The Writers’ Museum

Ve Edinburgh’a çok yakışan bir durak: The Writers’ Museum. Royal Mile’dan Lady Stair’s Close’a girerek ulaşılan müze Robert Burns, Sir Walter Scott ve Robert Louis Stevenson gibi İskoç edebiyatının önemli isimlerinin yaşamlarına ve eserlerine odaklanıyor. Müzenin hemen dışındaki Makars’ Court’ta İskoç yazarların sözlerinin taşlara işlendiğini göreceksiniz; dolayısıyla burayı yalnızca müze değil, küçük bir edebiyat durağı gibi düşünmek daha güzel.
- Kategori: Edebiyat müzesi
- Lokasyon: Old Town, Royal Mile
- Öne çıkan yönler: Burns, Scott ve Stevenson koleksiyonları, Makars’ Court
- Atmosfer: Küçük, tarihi ve edebiyatla iç içe
- Kimler için uygun: Kitap ve edebiyat meraklıları
- Adres: Lady Stair’s Close, Lawnmarket, Edinburgh EH1 2PA
Edinburgh’un En Güzel Kitapçıları ve Kütüphaneleri

Edinburgh’un 2004 yılında UNESCO tarafından dünyanın ilk Edebiyat Şehri (City of Literature) seçilmesi tesadüf değil; kitapçılar, kütüphaneler ve yazarlarla ilişkili mekânlar bugün de şehrin karakterinin önemli bir parçası.
- Armchair Books: West Port’ta tavana kadar yükselen kitap rafları ve kitapların arasından güçlükle geçilen dar koridorlarıyla, özellikle ikinci el ve eski kitap meraklılarının Edinburgh’da görmesi gereken en karakteristik kitapçılardan.
- Topping & Company Booksellers: Picardy Place’de üç kata yayılan rafları, geniş kitap seçkisi ve yazar etkinlikleriyle saatlerin nasıl geçtiğini fark etmeyeceğiniz bağımsız kitapçılardan.
- National Library of Scotland: George IV Bridge’de bulunan İskoçya’nın ulusal kütüphanesi, milyonlarca kitap, el yazması, harita ve arşiv materyalini barındırıyor; ziyaretçiler özellikle ücretsiz sergileri için uğrayabilir.
- Scottish Poetry Library: Canongate yakınındaki küçük ve özgün kütüphane, İskoç şiirinden dünya şiirine uzanan koleksiyonuyla özellikle şiir meraklılarının rotasına ekleyebileceği bir adres.
- Edinburgh Central Library: George IV Bridge’deki 1890 tarihli tarihi kütüphane, hem mimarisi hem de şehrin günlük yaşamının bir parçası olması nedeniyle turist kalabalığından biraz uzaklaşıp “gerçek Edinburgh”a bakmak için güzel bir durak.
Edinburgh’da Ne Yenir?



Restoranlar, Kafe, Bar ve Pub’lar
Edinburgh’da yeme-içme dediğinde sadece geleneksel İskoç mutfağı aklınıza gelmesin. Şehirde geleneksel yemeklerin yanı sıra yerel üreticilerle çalışan yeni nesil restoranlar, nitelikli kahve dükkânları, tarihi binaların içine yerleşmiş barlar da birçok seçeneği bir arada sunuyor. Edinburgh’u ilk kez görecekler için birkaç klasik İskoç lezzetini denemek şart ama en az bir öğünü de şehrin modern mutfağına ayırın.
Makars Mash Bar
İskoç mutfağıyla ilk tanışma için rahat ve fazla iddialı olmayan bir adres arıyorsanız Makars iyi bir başlangıç. Haggis, yavaş pişmiş kuzu ve dana eti gibi geleneksel tatları farklı patates püresi çeşitleriyle servis eden restoran, özellikle haggis’i ilk kez deneyecekler için iyi bir seçenek; vejetaryen, vegan ve glutensiz alternatifleri de var. Old Town’ın merkezindeki konumu nedeniyle turistik rotaya eklenebilir.
- Kategori: Casual restoran
- Lokasyon: Old Town, The Mound
- Mutfak: Geleneksel İskoç / comfort food
- Öne çıkan lezzetler: Haggis, yavaş pişmiş kuzu ve dana eti, farklı aromalarda patates püresi, Scotch yumurta
- Atmosfer: Samimi, rahat ve hareketli
- Kimler için uygun: İskoç mutfağını ilk kez deneyecekler, aileler ve rahat bir öğle/akşam yemeği arayanlar
- Rezervasyon durumu: Kapasitenin yarısından fazlası rezervasyonsuz misafirler için ayrılıyor, rezervasyonlar 30 gün önceden açılıyor.
- Adres: 9-12 Bank St, Edinburgh EH1 2LN, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 392 8390
- Instagram: Makars Mash Bar
The Palmerston
Geleneksel İskoç yemeklerinden sonra Edinburgh’un bugünkü gastronomi sahnesinin nasıl göründüğünü merak ediyorsanız The Palmerston’a geçebiliriz. Restoran İskoçya başta olmak üzere yerel çiftçiler, yetiştiriciler ve balıkçılarla çalışıyor; ürün mevsimselliğine göre menü günlük değişiyor, ekmek ve hamur işleri de kendi mutfaklarında hazırlanıyor. Gösterişli fine dining yerine iyi malzemeyi merkeze alan, modern bir mahalle restoranı.
- Kategori: Restoran / fırın-pastane
- Lokasyon: West End
- Mutfak: Mevsimsel modern Avrupa, İskoç ürünleri ağırlıklı
- Öne çıkan lezzetler: Günlük değişen et ve balık yemekleri, mevsim sebzeleri, ev yapımı ekmek ve hamur işleri
- Atmosfer: Modern, sıcak ve mahalle restoranı havasında
- Kimler için uygun: Edinburgh’un güncel gastronomi seçeneklerini merak edenler ve iyi ürün odaklı yemek sevenler
- Rezervasyon durumu: Rezervasyon alıyor; özellikle akşam yemeği için önceden yer ayırtmak mantıklı.
- Adres:1 Palmerston Pl, Edinburgh EH12 5AF, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 220 1794
- Instagram: The Palmerston
OGGUSTO Notu: İskoç yemekleri her ne kadar Türk damak tadına yakın olsa da bazen geleneksel mutfakta pişenler bazı ziyaretçiler için uygun olmayabiliyor. Özellikle İskoç mutfağının en ünlü yemeği olan Haggis, aslında koyun sakatatının (ciğer, yürek, akciğer gibi bölümler) soğan, yulaf ezmesi ve çeşitli baharatlarla harmanlanması ve bu karışımın koyunun midesinin içine konulması ile yapılan bir yemek. Tadı düşündüğümüz kadar “uç” bir tat değil ama gitmeden ve sipariş vermeden önce bilmekte fayda var. “Mutlaka haggis tatmak istiyorum” diyorsanız, yemeğin modern versiyonları olan haggis bonbonları, hamburger içinde haggis ve vejetaryen haggis gibi seçenekler de var.
The Milkman
Cockburn Street’teki taş cephesi ve küçücük dükkânıyla The Milkman, Edinburgh’un en bilinen kahve duraklarından. 2015’te eski bir şekerleme dükkânının dönüştürülmesiyle açılan bağımsız kafe, farklı nitelikli kahve kavurucularından seçilen çekirdeklerle hazırlanan kahvelerin yanında, yerel fırınlardan gelen kek ve hamur işleri sunuluyor. Sosyal medya sayesinde popüler hale geldiği için özellikle güzel havalarda kapısında sıra görebilirsiniz. Cockburn Street üzerinde iki şubesi var.
- Kategori: Nitelikli kahve dükkânı
- Lokasyon: Old Town, Cockburn Street
- Mutfak: Kahve, hamur işi ve tatlı
- Öne çıkan lezzetler: Nitelikli kahve çeşitleri, havuçlu cake, kurabiye ve günlük hamur işleri
- Atmosfer: Küçük, rustik, sıcak ve fotojenik
- Kimler için uygun: İyi kahve arayanlar ve Royal Mile gezisine kahve molası eklemek isteyenler
- Rezervasyon durumu: Gerekmiyor
- Adres: 7 Cockburn Street, Edinburgh EH1 1BP; ikinci şube 52 Cockburn Street
- Telefon: +44 7772 077920
- Instagram: The Milkman
The Devil’s Advocate
Royal Mile’dan Advocate’s Close’a doğru birkaç basamak indiğinizde karşınıza çıkan The Devil’s Advocate, mekânı kadar bulunduğu bina için de listeye girmeyi hak ediyor. 19. yüzyıldan kalma eski bir pompa istasyonunda yer alan bar ve restoran, 300’ün üzerinde İskoç ve dünya viskisinden oluşan koleksiyonunu kokteyller ve mevsimsel İskoç yemekleriyle birleştiriyor. Taş duvarları, ahşap detayları ve loş atmosferiyle özellikle akşam saatlerinde Old Town ruhunu yakalayan adreslerden.
- Kategori: Viski & kokteyl bar / restoran
- Lokasyon: Old Town, Royal Mile yakınları
- Mutfak: Modern İskoç
- Öne çıkan lezzetler: İskoç deniz ürünleri, kuru dinlendirilmiş İskoç bifteği, mevsimsel tabaklar, viski ve kokteyller
- Atmosfer: Loş, tarihi, karakterli ve biraz romantik
- Kimler için uygun: Viski ve kokteyl meraklıları, çiftler ve akşam yemeğinin ardından içki içmek isteyenler
- Rezervasyon durumu: Online rezervasyon kabul ediyor; özellikle akşam için rezervasyon gerekiyor.
- Adres: 9 Advocate’s Cl, Edinburgh EH1 1ND, Birleşik Krallık
- Telefon: +44 131 297 4624
- Instagram: The Devil’s Advocate
The Sheep Heid Inn
Biraz da gerçekten eski bir İskoç pub’ına gidelim. Arthur’s Seat’in arkasındaki Duddingston’da bulunan The Sheep Heid Inn’in geçmişi 14. yüzyıla kadar uzanıyor ve İskoçya’nın en eski pub’larından biri olarak kabul ediliyor; Robert Louis Stevenson ve Robert Burns gibi isimlerle de ilişkilendirilen mekânın içinde 19. yüzyıldan kalma, bowlingin atalarından skittles oyununun oynandığı tarihi bir kuka pisti de var. Şehir merkezinden biraz uzakta olması dezavantaj gibi görünse de Arthur’s Seat veya Duddingston gezisinin sonuna eklenebilir.
- Kategori: Tarihi pub / gastropub
- Lokasyon: Duddingston, Arthur’s Seat yakınları
- Mutfak: İngiliz ve İskoç pub mutfağı
- Öne çıkan lezzetler: Fish& chips, roast ve klasik pub yemekleri; bira ve viski seçenekleri
- Atmosfer: Tarihi, sıcak ve geleneksel pub havasında
- Kimler için uygun: Tarihi pub isteyenler ve Arthur’s Seat gezisini yemekle tamamlamak isteyenler
- Rezervasyon durumu: Online rezervasyon kabul ediyor ve işletme önceden rezervasyon yapılmasını tavsiye ediyor.
- Adres: 43-45 The Causeway, Edinburgh EH15 3QA, Birleşik Krallık
- Telefon:+44 131 661 7974
- Instagram: The Sheep Heid Inn
Küçük bir hatırlatma: “Edinburgh” yazıldığı gibi okunmuyor. Şehrin adını “Edinburg” şeklinde değil, kendine has telaffuzuyla “Edinbıra” şeklinde söylemek de isteyebilirsiniz. İskoçya’da “evet” anlamında kullanılan “aye” sözcüğünü sık sık duyabilirsiniz.
Edinburgh’da Kaç Gün Kalınır?

Edinburgh’un temel noktalarını görmek için 3 gün yeterli, ancak şehri yalnızca Old Town ve Royal Mile’dan ibaret bırakmamak için 4-5 gün ayırmak daha iyi bir plan sunuyor. Böylece Stockbridge ve Dean Village’da biraz oyalanabilir, Portobello’da deniz kenarına inebilir, müze ve kitapçılara zaman ayırabilir, hatta şehrin hemen dışındaki Pentland Hills eteklerinde İskoçya’nın simgelerinden Highland ineklerini görmeye gidebilirsiniz.
- 2 gece: Edinburgh Kalesi, Royal Mile, St Giles’ Cathedral, Victoria Street, Grassmarket ve Calton Hill gibi temel noktaları görmek için yeterli; ancak tempo biraz yüksek olur.
- 3 gece: Holyrood Sarayı, Arthur’s Seat, National Museum of Scotland, New Town, Dean Village ve Stockbridge’i de programa ekleyerek şehrin önemli noktalarının büyük bölümünü görebilirsiniz.
- 4-5 gece: Portobello, Leith, Royal Botanic Garden, kitapçılar ve galeriler için daha fazla zaman ayırabilir; bir yarım günü de Pentland Hills ve Highland ineklerini görmek için ayırabilirsiniz.
- 1 hafta: Edinburgh’u acele etmeden keşfetmenin yanı sıra Rosslyn Chapel, North Berwick veya günübirlik Highlands rotalarından birini programa eklemek için çok rahat bir süre.





























