Avrupa’nın en popüler şehirleri kalabalıklaşırken keşfin yönü değişiyor. Şimdi haritada biraz daha yakından bakmanın ve Avrupa’nın yeni favorileriyle tanışmanın zamanı.
Bir Bakışta Avrupa’da Keşfedilecek Şehirler
| Popüler Rota | Sakin Alternatif | Öne Çıkan Deneyim / Neden Gitmeli? |
| Barselona | Girona | Orta Çağ surları, Yahudi Mahallesi (El Call), dingin Katalan gastronomisi |
| Roma / Milano | Torino | Tarihi kafeler (bicerin), Po Nehri yürüyüşleri, Museo Egizio |
| Paris | Reims & Rouen | Champagne mahzenleri, Gotik katedraller ve Monet mirası |
| Amsterdam | Groningen | Bisiklet rotaları, gizli hofjes avluları ve Forum Groningen |
| Prag | Brno | Villa Tugendhat modernist mimarisi, Güney Moravya şarap rotası |
| Helsinki | Tampere | Rajaportti geleneksel Fin saunası, göl manzaraları ve coolcation |
Paris, Barselona, Roma ve Venedik… Avrupa seyahatlerinin yıllardır değişmeyen rotaları artık milyonlarca ziyaretçinin aynı anda görmek istediği şehirler. Overtourism tartışmaları büyürken seyahat dünyasında da yeni bir arayış öne çıkıyor: Daha sakin sokaklar, yerel hayatın hâlâ hissedilebildiği mahalleler ve keşfetme duygusunu kaybetmemiş şehirler.
Üstelik bunun için Avrupa’nın çok uzağına gitmek gerekmiyor. Büyük başkentlerin ve ünlü destinasyonların gölgesinde kalan pek çok şehir; mimarisi, kültürü, doğası ve kendine özgü yaşam ritmiyle yeni bir seyahat haritası çiziyor. Kalabalıkları geride bırakıp rotayı biraz değiştirmeye hazırsanız, Avrupa’da sıradaki keşfiniz bu şehirlerden biri olabilir.
- Bir Bakışta Avrupa’da Keşfedilecek Şehirler
- Avrupa’da Seyahatin Yeni Rotası
- Girona, İspanya: Barselona’dan Sonraki Durak
- Torino, İtalya: İtalya’nın Daha Sakin Şehir Kaçamağı
- Plovdiv, Bulgaristan: Avrupa’nın En Eski Şehirlerinden Birinde Yavaşlamak
- Vilnius, Litvanya: Baltıkların Yaratıcı Başkenti
- Reims ve Rouen, Fransa: Paris’ten Sonra Başka Bir Fransa
- Brescia, İtalya: Venedik ve Milano Arasında Gözden Kaçan Şehir
- Groningen, Hollanda: Amsterdam’ın Ötesine Geçmek
- Tampere, Finlandiya: Yeni Kuzey Rotası
- Brno, Çekya: Prag’dan Sonra Değil, Prag Yerine
Avrupa’da Seyahatin Yeni Rotası
Avrupa seyahatlerinin uzun yıllardır değişmeyen bir formülü vardı: Paris, Roma, Barselona, Amsterdam, Venedik ve birkaç klasik durak daha. Ancak bu şehirlerin karşı karşıya kaldığı yoğun turist baskısı, seyahat alışkanlıklarını da değiştirmeye başladı. Artık mesele yalnızca kalabalıktan kaçmak değil; daha az bilinen yerleri keşfetmek ve şehrin gündelik hayatına biraz daha yaklaşmak.
Rakamlar da bu değişimi destekliyor. European Travel Commission’ın (ETC) 2025 araştırmasına göre Avrupalı gezginlerin yüzde 55’i daha az popüler veya alışılmış rotaların dışında kalan destinasyonlara yönelmek istiyor. Booking.com’un 33 ülkeden 27 binden fazla gezginle gerçekleştirdiği Travel Predictions 2025 araştırmasında ise katılımcıların yüzde 67’si daha az kalabalık destinasyonları keşfetmek için teknolojiden yararlanmak istediğini belirtiyor. Yüzde 44’ü ise keşfettiği daha az bilinen noktaların konumunu sosyal medyada paylaşmamayı tercih ediyor.
Tam da bu nedenle büyük başkentlerin gölgesinde kalan şehirler yeni bir keşif alanı yaratıyor. Girona, Torino ya da Vilnius gibi destinasyonların çekiciliği, ünlü komşularının daha küçük bir versiyonu olmalarında değil; kendi ritimlerini hâlâ koruyabilmelerinde.
Artık Avrupa’da yeni lüks, bazen daha fazlasını görmek değil, bir yeri acele etmeden keşfedebilmek.
Kaynak: European Travel Commission, Monitoring Sentiment for Intra-European Travel – Summer/Autumn 2025; Booking.com, Travel Predictions 2025.
Girona, İspanya: Barselona’dan Sonraki Durak

Barselona, Avrupa’nın overtourism tartışmalarının merkezindeki şehirlerden biri. Katalonya’dan vazgeçmek gerekmiyor, rotayı yaklaşık bir saat kuzeye çevirmek yeterli.
Girona, Onyar Nehri boyunca sıralanan renkli cepheleri, Orta Çağ’dan kalan surları ve dar taş sokaklarıyla ilk bakışta oldukça fotojenik. Fakat şehri cazip kılan yalnızca görünümü değil. Eski Yahudi Mahallesi El Call’da kaybolmak, Passeig de la Muralla boyunca yürümek ve küçük meydanlarda uzun molalar vermek Girona’yı klasik bir “görülecek yerler” listesinden çok şehir deneyimine dönüştürüyor.
Barselona’ya yakınlığı sayesinde iki şehri aynı seyahatte birleştirmek mümkün; ancak Girona yalnızca günübirlik bir alternatif olarak düşünülmemeli. Costa Brava ve Empordà bölgesine uzanan bir rota için de oldukça iyi bir başlangıç noktası.
Girona’da ne yapılır?
- El Call ve Barri Vell sokaklarında yürüyün.
- Passeig de la Muralla’dan şehri izleyin.
- Onyar Nehri kıyısındaki renkli evleri görün.
- Girona Katedrali ve Arap Hamamları’nı ziyaret edin.
- Seyahati Costa Brava veya Baix Empordà ile birleştirin.
OGGUSTO Notu: Girona’da tatlı bir mola için rotanıza Rocambolesc Gelateria’yı ekleyin. El Celler de Can Roca’nın pasta şefi Jordi Roca ve Alejandra Rivas’ın hayata geçirdiği Rocambolesc, klasik dondurma dükkânı fikrini daha yaratıcı ve eğlenceli bir deneyime dönüştürüyor. Şehri yürüyerek keşfederken uğramak için güzel bir adres.
Seyahatin yalnızca “nereye?” değil, “neden?” sorusuna da cevap verdiği yeni tatil anlayışını merak ediyorsanız, Whycation: Amaç Odaklı Tatil Trendi içeriğimize göz atabilirsiniz.
Torino, İtalya: İtalya’nın Daha Sakin Şehir Kaçamağı

Roma, Floransa ve Venedik arasında Torino çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Oysa geniş bulvarları, görkemli pasajları, tarihi kafeleri ve Alpler’e açılan manzaralarıyla şehir, Kuzey İtalya’nın en karakterli duraklarından biri.
Torino’nun güzelliği gösterişli ama telaşsız olmasında. Sabah tarihi bir kafede bicerin içerek başlayıp Museo Egizio’ya uğramak, öğleden sonra Po Nehri çevresinde yürümek ve günü aperitivo ile tamamlamak mümkün. Üstelik Piemonte bağları şehrin hemen dışında. Torino’yu Milano’nun “alternatifi” olarak görmek yerine kendi başına değerlendirmek daha doğru. Savoy geçmişi, otomotiv ve tasarım mirası, sinema kültürü ve Piemonte gastronomisi şehre oldukça güçlü bir kimlik kazandırıyor.
Torino’da ne yapılır?
- Museo Egizio’yu ziyaret edin.
- Mole Antonelliana ve Museo Nazionale del Cinema’ya uğrayın.
- Tarihi kafelerde bicerin deneyin.
- Quadrilatero Romano çevresinde aperitivo yapın.
- Langhe ve Piemonte bağlarına günübirlik rota planlayın.
OGGUSTO Notu: Torino’nun tarihi kafe kültürünü hissetmek için Piazza Castello’daki Caffè Mulassano’ya uğrayın. 1907’den beri aynı adreste hizmet veren Art Nouveau detaylı bu küçük kafe, tramezzino’nun doğduğu yer olarak biliniyor. Şehri keşfederken espresso ya da aperitivo için kısa bir mola vermek, Torino’nun eski dünya zarafetini yakalamanın en keyifli yollarından biri.
Plovdiv, Bulgaristan: Avrupa’nın En Eski Şehirlerinden Birinde Yavaşlamak

Sofya’nın yaklaşık iki saat uzağındaki Plovdiv, Avrupa’nın en eski sürekli yerleşimlerinden biri. Roma döneminden kalan tiyatrosu, Osmanlı izleri taşıyan yapıları ve renkli 19. yüzyıl evleri şehrin farklı dönemlerini birkaç sokak içerisinde yan yana getiriyor.
Ancak Plovdiv’i güncel seyahat radarına taşıyan yalnızca tarihi değil. Kapana Creative District, küçük tasarım dükkânları, galerileri, kafeleri ve barlarıyla şehrin çağdaş yüzünü oluşturuyor. Büyük Avrupa başkentlerinin yoğun temposuna alışanlar için Plovdiv’in en güzel tarafı ise hiçbir yere yetişmek zorunda hissettirmemesi.
Plovdiv’de ne yapılır?
- Antik Roma Tiyatrosu’nu görün.
- Old Town’ın taş sokaklarında yürüyün.
- Kapana Creative District’i keşfedin.
- Nebet Tepe’den gün batımını izleyin.
- Şehrin geleneksel Bulgar evlerini ziyaret edin.
OGGUSTO Notu: Plovdiv’de akşam için rotanızı Pavaj’a çevirin. Kapana Creative District’in Arnavut kaldırımlı sokakları arasında yer alan restoran, Bulgar mutfağının tanıdık lezzetlerini daha güncel bir yorumla sunuyor. Özellikle gün batımından sonra hareketlenen Kapana’yı keşfetmeden önce uzun bir akşam yemeği için listenize ekleyebileceğiniz adreslerden.
Rotanızı kimseye göre şekillendirmeden, kendi temponuzda keşfetme fikri size de cazip geliyorsa Solo Travel: Tek Başına Yolculuk Rehberi ile yalnız seyahatin yükselişini ve öne çıkan rotaları keşfedebilirsiniz.
Vilnius, Litvanya: Baltıkların Yaratıcı Başkenti

Vilnius büyük başkentlerin sahip olduğu kültürel çeşitliliği daha kompakt ölçekte sunuyor. Barok yapılarla çevrili tarihi merkez, bağımsız galeriler, yeni nesil kafeler ve geniş yeşil alanlar şehirde birkaç gün geçirmeyi son derece kolaylaştırıyor.
Şehrin en karakteristik noktalarından biri ise sanatçıların ve yaratıcı toplulukların dönüştürdüğü Užupis. Kendi anayasasına sahip bu sembolik “cumhuriyet”, Vilnius’un biraz oyuncu ve sıra dışı tarafını gösteriyor.
Baltık rotası planlayanlar Vilnius’u Riga ve Tallinn ile aynı seyahate dahil edebilir; ancak şehir tek başına bir hafta sonu kaçamağını da rahatlıkla dolduruyor.
Vilnius’ta ne yapılır?
- UNESCO listesindeki Old Town’ı yürüyerek keşfedin.
- Užupis’e geçin.
- Gediminas Kulesi’nden şehir manzarasını görün.
- Halės Market çevresini keşfedin.
- Trakai Kalesi’ne günübirlik gezi yapın.
Avrupa seyahatinizi bir iş yolculuğunun sonuna birkaç keşif günü ekleyerek planlamak isterseniz, Bleisure: İş ve Tatili Birleştiren Seyahat Trendi içeriğimiz de ilham verebilir.
Reims ve Rouen, Fransa: Paris’ten Sonra Başka Bir Fransa


Paris’i tamamen listeden çıkarmak istemeyen ama Fransa seyahatine farklı duraklar eklemek isteyenler için Reims ve Rouen, başkentin ötesine geçmenin en keyifli yollarından. Paris’ten hızlı trenle yaklaşık 45 dakikada ulaşılabilen Reims, Champagne bölgesinin kalbinde; Rouen ise yaklaşık 1,5 saatlik tren yolculuğuyla Normandiya’nın tarihi atmosferine açılıyor.
Reims’te Gotik Notre-Dame de Reims Katedrali başlı başına bir seyahat nedeni olsa da şehrin asıl hikâyesi yerin altında devam ediyor. Tebeşir taşına oyulmuş kilometrelerce uzunluktaki mahzenlerde bölgenin köklü Champagne evlerinin izini sürmek mümkün. Şehir merkezinden kısa sürede bağlara ulaşılabilmesi de Reims’i klasik şehir tatiliyle gastronomi ve şarap rotasının arasında konumlandırıyor.
Rouen ise bambaşka bir Fransa gösteriyor. Yarı ahşap evlerle çevrili sokakları, Gros-Horloge saat kulesi ve Claude Monet’nin defalarca resmettiği Rouen Katedrali ile şehir adeta açık hava dekoru hissi veriyor. Jeanne d’Arc’ın hikâyesinin izlerini takip etmek ve Seine kıyısında yürümek de Rouen’de birkaç güne yayılabilecek bir rota yaratıyor.
Böylece Paris seyahatini yalnızca başkentle sınırlamak yerine rotayı iki farklı yöne çevirmek mümkün: Champagne için Reims, Normandiya’nın tarihi ve mimarisi için Rouen.
Reims ve Rouen’de ne yapılır?
- Reims’te Notre-Dame Katedrali’ni ziyaret edin.
- Taittinger, Ruinart veya Veuve Clicquot’nun tarihi mahzenlerinden biri için önceden rezervasyon yapın.
- Champagne bağlarına uzanan yarım günlük bir rota planlayın.
- Rouen’de Gros-Horloge’dan tarihi merkeze doğru yürüyün.
- Rouen Katedrali’ni Monet’nin resmettiği cepheden görün.
- Rue Eau-de-Robec ve çevresindeki yarı ahşap evlerin arasında dolaşın.
- Jeanne d’Arc’ın izlerini takip ederek Place du Vieux-Marché’ye uğrayın.
OGGUSTO Notu: Reims’te Champagne evlerinden yalnızca birini ziyaret edecekseniz Ruinart’ı seçin. 1729’da kurulan Maison Ruinart’ın asıl sürprizi yerin yaklaşık 40 metre altına inen, UNESCO Dünya Mirası kapsamındaki tarihi tebeşir mahzenleri crayères. Daha lokal bir deneyim için şehir merkezinden çıkıp Montagne de Reims tarafındaki küçük üreticilerden birinde tadım planlayın; özellikle Grand Cru köyleri Verzenay ve Verzy rotaya eklenebilir. Reims’e geri döndüğünüzde akşam yemeği için Domaine Les Crayères içindeki, Philippe Mille’in ardından Christophe Moret yönetimindeki Le Parc Les Crayères’i; daha rahat bir mola için ise aynı adresin brasserie’si Le Jardin’i kaydedin.
Rouen’de ise klasik rotanın biraz dışına çıkın. Sabah Gros-Horloge’un içine girip XIV. yüzyıldan kalma saat mekanizmasını gördükten sonra kulenin tepesinden şehre bakın. Ardından Avrupa’da ayakta kalan ender Orta Çağ mezarlıklarından Aître Saint-Maclou’ya uğrayın; ahşap yapılardaki kafatası, kemik ve mezarcılık aletleri detaylarını özellikle inceleyin. Tatlı molası için Rouen Katedrali’nin hemen yanındaki Dame Cakes’i, akşam yemeği için Michelin yıldızlı L’Odas’ı kaydedin. Ancak şehirde yalnızca tek bir yemek için vaktiniz varsa tercihinizi La Couronne’dan yana kullanın: geçmişi 1345’e uzanan tarihi auberge, Julia Child’ın 1948’de Fransa’daki ilk yemeğini yediği adres olarak da gastronomi tarihinde özel bir yere sahip.
Keşfi Avrupa’yla sınırlamak istemiyorsanız, turist kalabalıklarının henüz ulaşmadığı rotaları bir araya getirdiğimiz Dünyanın Az Bilinen Tatil Yerleri seçkimize de göz atın.
Brescia, İtalya: Venedik ve Milano Arasında Gözden Kaçan Şehir

Kuzey İtalya seyahatlerinde trenler çoğunlukla Milano, Verona ve Venedik arasında ilerlerken Brescia kolayca gözden kaçabiliyor. Tam da bu nedenle şehir, klasik İtalya rotasının dışına çıkmak isteyenler için iyi bir keşif noktası.
Roma döneminden kalan arkeolojik alanlardan Piazza della Loggia’ya ve Santa Giulia kompleksine uzanan şehir merkezi oldukça katmanlı. Brescia ayrıca Garda Gölü ve Franciacorta bağlarına yakınlığı sayesinde şehir tatilini doğa ve gastronomiyle birleştirmeye izin veriyor.
Brescia’da ne yapılır?
- Capitolium ve Roma Forumu’nu görün.
- Santa Giulia Müzesi’ni ziyaret edin.
- Piazza della Loggia’da mola verin.
- Brescia Kalesi’ne çıkın.
- Franciacorta veya Garda Gölü’ne günübirlik rota oluşturun.
OGGUSTO Notu: Brescia’yı yalnızca yer üstünden keşfetmeyin. Önceden rezervasyon yaparak Brescia Underground turlarından birine katılın; tarihi merkezin altında uzanan eski kanalların ve Bova ile Celato gibi yeraltı nehirlerinin izinde şehrin görünmeyen katmanlarına inebilirsiniz. Ardından Santa Giulia Müzesi’nde, UNESCO listesindeki Roma mirasının en etkileyici parçalarından Coro delle Monache fresklerini ve Desiderius Haçı’nı özellikle görün. Akşamüstü ise Brescialılar gibi bir Pirlo söyleyin; Campari veya Aperol, beyaz şarap ve soda ile hazırlanan şehrin imza aperitivo’sunu deneyin. Yerel bir akşam yemeği için Carmine mahallesindeki I Du Dela Contrada’yı, şehirden yarım gün uzaklaşmak içinse Franciacorta bağlarını rotanıza ekleyin.
Groningen, Hollanda: Amsterdam’ın Ötesine Geçmek

Hollanda denince ilk akla gelen Amsterdam olsa da ülkenin kompakt yapısı başka şehirleri keşfetmeyi kolaylaştırıyor. Kuzeydeki Groningen ise üniversite nüfusu, bisiklet kültürü ve canlı şehir merkeziyle bunların en keyiflilerinden.
Burada kanallar yine var fakat Amsterdam’daki gibi mutlaka fotoğraf çekilecek noktalar hissi çok daha az. Şehri keşfetmenin en iyi yolu ise yerel halk gibi bisiklete binmek. Groninger Museum’un çağdaş mimarisi, Forum Groningen’in şehir manzarası ve genç nüfusun beslediği kafe-bar kültürü Groningen’i yalnızca Amsterdam’a alternatif değil, başlı başına bir hafta sonu rotası yapıyor.
Groningen’de ne yapılır?
- Bisiklet kiralayıp şehri iki tekerlek üzerinde gezin.
- Groninger Museum’u ziyaret edin.
- Forum Groningen’in terasına çıkın.
- Vismarkt ve Grote Markt çevresinde dolaşın.
- Kanallar boyunca yürüyüş yapın.
OGGUSTO Notu: Groningen’de kapalı kapıların ardına bakmayı unutmayın. Şehrin merkezine dağılmış tarihi hofjes’leri keşfetmek için özellikle Pelstergasthuis ve Pepergasthuis’i rotanıza alın; sokaktan fark edilmeyen bu avlular şehrin en sakin köşelerinden. Ardından Groningen’e özgü, haşlanmış yumurtanın raguyla kaplanıp kızartılmasıyla hazırlanan eierbal’ı deneyin. Gün batımını ise Forum Groningen’in 45 metre yüksekliğindeki terasına saklayın; açık havada görüş Schiermonnikoog Adası’na kadar uzanabiliyor. Vaktiniz varsa şehir merkezinden çıkıp Reitdiephaven’a gidin ve burada bisiklete binmek yerine küçük bir tekne kiralayarak Reitdiep üzerinden merkeze geri dönün. Renkli İskandinav tarzı evlerin arasından başlayan bu rota, Groningen’e alışılmışın dışında bir açıdan bakmanın en güzel yollarından.
Bir şehri müzelerinden ve sokaklarından olduğu kadar sofralarından da keşfetmeyi seviyorsanız, Gastro Tourism: Dünyanın Yeni Lezzet Rotaları içeriğimizle keşfe gastronomi üzerinden devam edin.
Tampere, Finlandiya: Yeni Kuzey Rotası

Helsinki’nin yaklaşık iki saat kuzeyindeki Tampere, Avrupa’da giderek güçlenen “coolcation” trendinin dikkat çekici adreslerinden biri. İki büyük gölün arasına kurulan şehir, eski endüstriyel yapılar, çağdaş kültür alanları ve Finlandiya’nın sauna geleneğini aynı rotada buluşturuyor.
Tampere’nin seyahat temposu özellikle doğa ile şehri ayırmak istemeyenler için ideal. Sabah müze gezip öğleden sonra göl kenarında yürümek, akşam ise halka açık bir saunada günü tamamlamak mümkün. Şehrin sürdürülebilirlik, erişilebilirlik, dijitalleşme ve kültürel miras alanındaki çalışmaları Tampere’ye 2026 European Capital of Smart Tourism unvanını da kazandırdı.
Tampere’de ne yapılır?
- Finlayson’ın eski endüstri bölgesini keşfedin.
- Pyynikki Observation Tower’a çıkın.
- Geleneksel Fin sauna deneyimini yaşayın.
- Näsijärvi ve Pyhäjärvi gölleri çevresinde yürüyün.
- Şehrin müze ve tasarım alanlarına zaman ayırın.
OGGUSTO Notu: Tampere’de bir öğleden sonrayı Pispala mahallesine ayırın. Eski işçi mahallesinin renkli ahşap evleri arasından Pyykkimettä’ya yürüyüp iki göl arasındaki manzarayı gördükten sonra, 1906’dan beri hizmet veren Rajaportti Sauna’ya geçin. Finlandiya’nın hâlâ kullanımda olan en eski halka açık saunasında geleneksel odun ateşinde sauna deneyimini yaşayın. Sonrasında Pyynikki Observation Tower’ın kafesinde şehrin tarçınlı, şekerli meşhur munkki’lerinden yiyin. Akşam için daha rafine bir adres arıyorsanız yerel ve mevsimsel ürünleri merkeze alan Kajo’yu kaydedin. Kışın gidiyorsanız sauna deneyimini göle girerek tamamlamak için Kaupinoja Sauna da listenizde olsun.
Brno, Çekya: Prag’dan Sonra Değil, Prag Yerine

Çekya seyahatleri uzun yıllardır neredeyse tamamen Prag merkezli ilerliyor. Ülkenin ikinci büyük şehri Brno ise farklı bir şehir: Daha genç, daha gündelik ve tasarım açısından şaşırtıcı derecede güçlü.
Şehrin en önemli duraklarından Villa Tugendhat, modern mimarlığın ikonik yapılarından biri. Bunun yanında Špilberk Kalesi, kafeler, şarap barları ve öğrenci nüfusuyla şekillenen sosyal hayat Brno’ya enerjik bir karakter kazandırıyor. Moravya’nın şarap bölgesine yakınlığı da şehri yalnızca hafta sonu kaçamağı olmaktan çıkarıp daha uzun bir rotanın başlangıç noktasına dönüştürüyor.
Brno’da ne yapılır?
- UNESCO listesindeki Villa Tugendhat’ı görün.
- Špilberk Kalesi’ni ziyaret edin.
- Zelný trh çevresinde dolaşın.
- Şehrin kafe ve bar kültürünü keşfedin.
- Güney Moravya’nın bağlarına günübirlik gezi planlayın.
OGGUSTO Notu: Brno’da önce St. James Kilisesi Ossuary’nin yeraltına inin; binlerce insanın kalıntılarının bulunduğu bu sıra dışı alan, Avrupa’nın en büyük ikinci kemik mahzenlerinden biri. Ardından Villa Tugendhat için biletinizi önceden alın ve Mies van der Rohe’nin tasarladığı evde özellikle ışığa göre renk değiştiren onyx duvara ve tamamen zeminin içine inebilen dev pencerelere dikkat edin. Akşamı ise Brno’nun kokteyl kültürüne ayırın: Dvořákova’daki The Bar That Doesn’t Exist iyi bir başlangıç. Şehirden bir gün ayırabiliyorsanız rotayı Güney Moravya’ya uzatıp Mikulov ve çevresindeki bağları keşfedin; Çekya’nın bira kadar şarapla da anılan başka bir yüzüyle tanışın.
Kapak Görsel: iStock / Gros Horloge Rouen
Görseller: iStock


