Shiva Zahed Galeri’nin kurucusu Shiva Zahed, İstanbul’daki galerisi ve “echos” sergisi üzerinden İran çağdaş sanatını, Beyoğlu’nun kültürel rolünü ve uluslararası hedeflerini OGGUSTO için anlatıyor.
Tahran merkezli Shiva Zahed Galeri, İstanbul’daki ilk mekânını Beyoğlu’nda açarak bölgedeki sanat sahnesine iddialı bir giriş yaptı. Açılış sergisi olan “echos” kapsamında Shaqayeq Arabi ve Fereydoun Ave’in işlerini bir araya getiren galeri, farklı kuşaklardan sanatçıları aynı çerçevede buluşturuyor.
Galerinin kurucusu Shiva Zahed ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, galerinin İstanbul’u seçme motivasyonundan “echos” sergisinin kavramsal çerçevesine, Beyoğlu’nun kültürel anlamından uluslararası bağlantı hedeflerine kadar birçok konuyu konuştuk. Zahed, galeriyi hem yerel bağlamla ilişki kuran hem de farklı şehirler arasında dolaşım sağlayan bir yapı olarak konumlandırırken, koleksiyonerlik geçmişinin program üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor.
Bu röportajın gerçekleşmesine katkı sunan Burcu Dimili’ye teşekkür ederiz.
“echoes” Sergisi Hakkında Bilgiler


- Yer: Shiva Zahed Galeri – Beyoğlu
- Tarih: 28 Şubat – 25 Nisan 2026
- Ziyaret Saatleri: Salı-Cumartesi 11:00-19:00, Pazar 12:00-19:00
- Instagram: shivazahedgallery
İstanbul’daki sergileri takip etmeyi unutmayın!
Shiva Zahed Galeri’yi İstanbul’da açma kararınızın arkasında hangi motivasyon vardı?

İstanbul, coğrafi, kültürel ve entelektüel olarak gerekli bir kesişim noktası gibi hissettirdi. İranlı sanatçılarla yakın çalışan biri olarak bir boşluk gördüm: bu bölgede çağdaş İranlı seslerin süreklilik taşıyan, ciddi bir temsili yoktu. Galeri, hem yerel olarak köklenen hem de uluslararası düzeyde etkileşim kuran bir platform yaratma arzusundan doğdu.
Görsel: Shiva Zahed
“echos” sergisini galerinin açılış sergisi olarak seçmenizin temel nedeni neydi?
“echos”, bir ifade sunmaktan çok bir durumu yansıtıyor. Sürekliliği, yankıyı ve hafızanın zaman içindeki kalıcılığını ima ediyor. Açılış sergisi için, hemen sonuç veren bir yapı yerine düşünmeye davet eden, hem incelikli hem de katmanlı bir sergi istedim.
2026’da Türkiye’de Görmeniz Gereken Sanat Sergileri
Fereydoun Ave ve Shaqayeq Arabi’yi aynı sergide buluşturan ortak duygu ya da düşünce sizce ne?
Kuşaksal ve biçimsel farklılıklara rağmen, her iki sanatçı da parçalanma, hafıza ve yeniden kurma kavramlarıyla derin bir şekilde ilişki kuruyor. Aralarında sessiz bir diyalog var; malzemeyi zamanın taşıyıcısı olarak görme ve yokluğu güçlü biçimde var olan bir unsur olarak ele alma anlayışı.
Görsel: Fereydoun Ave

İstanbul’daki izleyicinin bu sergide ilk olarak neyi fark etmesini istersiniz?
Önce belirli bir durgunluk hissetmelerini isterim. Yorumdan önce, bağlamdan önce, sadece kısa bir duraklama anı. İşler yüksek sesli değil; yavaş yavaş açılıyorlar ve bu yavaşlık deneyimin temel bir parçası.
İran çağdaş sanatını Beyoğlu’nda konumlandırmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor?
Bu durum hem sorumluluk hem de aciliyet taşıyor. Beyoğlu tarihsel olarak kültürel alışverişin gerçekleştiği bir alan oldu ve çağdaş İran sanatını burada konumlandırmak, bu diyaloğu yeniden harekete geçirmekle ilgili; sıklıkla yeterince temsil edilmeyen ancak son derece ilgili anlatıları sunmak.
İstanbul’un Sanat Haritasında Öne Çıkan Galeriler
Galerinin programında İstanbul ile Tahran, Paris ve Dubai arasında nasıl bir bağ kurmayı hedefliyorsunuz?

Amaç tekrar etmek değil, diyalog kurmak. Her şehrin kendine özgü bir ritmi ve izleyicisi var ve galeri bir köprü gibi işlev görecek; her mekânın kendine özgü yapısına duyarlı kalarak sanatçıları, fikirleri ve tartışmaları bu bağlamlar arasında dolaşıma sokacak.
Görsel: Shaqayeq Arabi
Koleksiyonerlik geçmişiniz galerinin sergi seçkilerine ve sanatçı yaklaşımına nasıl yansıyor?
Bir koleksiyoner olarak, her zaman kavramsal ve duygusal olarak kalıcılık taşıyan işlere yöneldim. Bu bakış açısı galerinin programına yansıyor; trendleri takip etmek yerine derinliği, tutarlılığı ve net bir dili olan sanatçılara odaklanıyoruz.
Shiva Zahed Galeri’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir sanat rotası çizmesini planlıyorsunuz?
Galerinin yalnızca sergiler sunan bir yapıdan öte, aynı zamanda söylemi şekillendiren bir platforma dönüşmesini öngörüyorum. Uluslararası fuarlara katılım, küratörlerle iş birlikleri ve hem yerleşik hem de yükselen sanatçıları desteklemek temel unsurlar olacak; her zaman güçlü ve net bir küratöryel kimlikle.
2026’da Dünyayı Gezmeye Değer Sergiler: Londra, Paris, New York ve Dahası


