white banner

Kaptan Pusulasından Gökova Koylarına: Alper Deniz’in Mavi Yolculuk Sırları

29.07.2026
Kaptan Pusulasından Gökova Koylarına: Alper Deniz’in Mavi Yolculuk Sırları

Yazı Boyutu:

Filo Kaptanı Alper Deniz ile mavi yolculuk ritüellerini konuştuk. Bodrum ve Gökova koylarından Cunda ve Çökertme lezzet duraklarına tüm detaylar OGGUSTO’da.

⚓ Hızlı Bakış: Alper Deniz’in Mavi Yolculuk Tercihleri

BaşlıkKaptan Alper Deniz’in Favori Tercihi / Yanıtı
Favori Seyir RotalarıBodrum ve Gökova Koyları
Tekneyle Gidilecek Favori Restoranlar• Ortunç Hotel (Cunda / Ayvalık)
• Captain İbrahim Restaurant (Çökertme Koyu)
Teknedeki 3 Vazgeçilmezi• Ağabeyinden emanet cevşen
• Süvari Bey dedesinden miras Denizcilik İşletmeleri Kaptan Pusulası
• Kitap
Tekne Menüsü / SpesiyaliOdun kömüründe marine levrek & Karadeniz sezon balıkları
Mavi Yolculuk Kitap Tavsiyeleri• Sadun Boro – Pupa Yelken
• Halikarnas Balıkçısı – Mavi Sürgün
• Ernest Hemingway – İhtiyar Adam ve Deniz
Hayalindeki Tekne / YatlarMCE YACHTS LARİMAR & Taka Yat tasarımı ARRİVA

Deniz, bazı insanlar için bir tutku, bazıları için ise kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi. Filo Kaptanı ve MCE YACHTS İcra Direktörü Alper Deniz için de mavi yolculuk yalnızca koylar arasında yapılan bir seyir değil, doğaya duyulan saygı, denizcilik kültürü ve paylaşımın iç içe geçtiği bir deneyim. Bodrum ve Gökova’nın büyüleyici koylarından aile yadigârı seyir pusulasına, denizde kurulan dostluklardan unutulmaz gastronomi duraklarına uzanan bu sohbet, denizle kurulan bağın en samimi halini gözler önüne seriyor.

Bodrum ve Gökova'nın büyüleyici koylarını anlatan bu hava fotoğrafında, yemyeşil çam ormanlarıyla çevrili kıyının berrak turkuaz sularında ilerleyen küçük bir tekne, ardında uzun bir köpük izi bırakarak huzurlu bir mavi yolculuk anını gözler önüne seriyor.

Türkiye’de en sevdiğiniz bağlama yeri/koy neresi?

Türkiye’nin her kıyısı birbirinden değerli olsa da, benim için en özel rota hiç şüphesiz Bodrum ve Gökova koylarıdır. Her koyun kendine özgü bir karakteri, farklı bir hikâyesi ve insanı büyüleyen doğal güzellikleri var Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan sessizlik, çam ormanlarının denize karışan kokusu ve cam gibi durgun sularda yapılan bir seyir, denizciliğin bana göre en saf hâli. Yıllardır denizlerde olmama rağmen Bodrum ve Gökova, her seferinde bana ilk kez keşfediyormuşum hissini yaşatıyor. Benim için bu bölge yalnızca bir seyir rotası değil; denizin, doğanın ve yaşamın kusursuz bir uyum içinde buluştuğu, her dönüşte özlemle kavuştuğum eşsiz bir coğrafya.

İlk kez tekne kiralayacaksanız, süreç boyunca dikkat etmeniz gereken tüm detayları ele aldığımız kapsamlı tekne kiralama rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

Tekneyle gittiğiniz, en sevdiğiniz restoran neresi? Neden?

Ortunç Hotel'in berrak turkuaz sularında gün batımı ışıkları altında kayıklarla kürek çeken iki kişinin huzurlu anı, şezlonglar ve beyaz şemsiyelerle dolu sahil şeridi ve yemyeşil ağaçlarla çevrili otel binasıyla Ege'nin mavi yolculuk tutkusunu yansıtıyor.

Bu soruya tek bir cevap vermek benim için zor. Çünkü her yaz İstanbul’dan Ege’ye yaptığımız seyirlerde rotamızın vazgeçilmez iki durağı var. İlk durak, Ortunç Hotel. Muhteşem doğasının yanı sıra, birbirinden değerli şeflerin büyük bir özenle hazırladığı Ege mutfağının seçkin lezzetleri burada gerçek bir gastronomi deneyimine dönüşüyor. Her ziyaretimizde aynı kaliteyi, aynı zarafeti ve aynı misafirperverliği görmek, Ortunç’u bizim için gelenek haline gelmiş özel bir mola noktası yapıyor.

İkinci favorim ise Captain İbrahim Restaurant. Çökertme Koyu’nun eşsiz atmosferinde, denizin hemen kıyısında sunulan taptaze deniz ürünleri ve sıcak ev sahipliğiyle her uğradığımızda mavi yolculuğun en güzel anılarını biriktirdiğimiz çok özel bir durak. Aslında bu soruya iki farklı cevap vermek istedim. Çünkü bana göre mavi yolculuk; yalnızca denizde geçirilen zaman değil, uğradığınız koylar, tanıştığınız insanlar ve hafızanızda yer eden lezzetlerle tamamlanan eşsiz bir yaşam kültürüdür.

Mavi yolculuğa çıkarken mutlaka yanınıza aldığınız, sizin için özel olan üç şey nedir?

Yanımdan hiç ayırmadığım üç şey var. İlki, rahmetli ağabeyimden bana emanet kalan cevşen… Bana şans ve manevi güç verdiğine yürekten inanıyorum. Çıktığım hiçbir seyirde onu yanımdan ayırmadım. Benim için sadece bir hatıra değil; ağabeyimin duasını, sevgisini ve varlığını her yolculukta hissettiğim en kıymetli emanet.

Filo Kaptanı Alper Deniz, omuzlarında rütbe işaretleri olan beyaz üniformasıyla ve güneş gözlükleriyle LARİMAR yatının güvertesinde, berrak turkuaz sulara nazır, kayalık bir kıyının önünde mavi yolculuğun keyfini çıkarırken karizmatik bir şekilde poz veriyor.

İkincisi, rahmetli Süvari Bey dedemden bana miras kalan Denizcilik İşletmeleri Kaptan Pusulası. Günümüz teknolojisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, manuel seyir ekipmanlarının her zaman hazır bulunması gerektiğine inanırım. Çünkü deniz, ihmali affetmez. İyi bir kaptan; her ihtimali önceden hesaplayan, en kötü senaryoya göre hazırlığını yapan kişidir. Bu pusula benim için yalnızca bir seyir aleti değil; ailemden miras kalan denizcilik kültürünün, disiplininin ve sorumluluk anlayışının simgesidir.

Üçüncüsü ise mutlaka bir kitap… Denizin ortasında kitap okumak, insana yalnızca huzur değil; düşünmek, dinlenmek ve kendini yeniden keşfetmek için de eşsiz bir alan sunuyor.

Mavi yolculuk ekibinizde kimlerin olmasını isterdiniz?

En başta ailem… Eşim ve kızımla paylaştığım her seyir, hayatımın en kıymetli anıları arasında yer alıyor. Bunun yanında yanımda olmasını en çok isteyeceğim kişi; akıl büyüğüm, yol arkadaşım, dostum ve aynı zamanda armatörüm Mahmut Can Eğerci olurdu. Yıllar içerisinde birlikte yalnızca denizi değil, hayatı da paylaşma fırsatı bulduk. Tecrübesi, vizyonu, sakinliği ve denizciliğe bakış açısıyla her seyir bana yeni şeyler öğretmeye devam ediyor. Denizde aynı rotaya değil, aynı değerlere inandığınız insanlarla yol almak, bana göre gerçek zenginliktir.

Teknede yemek yapar mısınız?

Profesyonel şeflerle çalışıyor olsak da, fırsat buldukça mangalın başına geçmeyi büyük bir keyif olarak görüyorum. Benim için en özel lezzetlerden biri; kaliteli zeytinyağı, deniz tuzu, taze kekik ve birkaç damla limonla marine edilmiş taze levreğin odun kömüründe ağır ağır pişirilmesidir. Yanında mevsim yeşillikleriyle hazırlanan sade bir salata, bu lezzeti kusursuz şekilde tamamlar.

Bununla birlikte, MCE YACHTS ailesi olarak en büyük keyiflerimizden biri de Karadeniz’in mevsiminde çıkan balıklarını birlikte hazırlamak ve aynı sofrada paylaşmak. Bu bizim için yalnızca bir yemek değil; denize duyduğumuz saygının, dostluğun, ekip ruhunun ve paylaşmanın kutlandığı özel bir gelenek. Her sezon büyük bir heyecanla beklediğimiz bu sofralar, yıllar içerisinde şirket kültürümüzün ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Bana göre gastronominin gerçek değeri; doğru mevsimde, en kaliteli ürünü, sevdiklerinizle aynı sofrada paylaşabilmek. Gerçek lezzet de, gerçek lüks de tam olarak burada saklı.

Bodrum ve Gökova'nın büyüleyici koylarında yapılan mavi yolculukları simgeleyen bu hava fotoğrafında, yemyeşil ağaçlarla kaplı küçük bir adanın etrafında, berrak turkuazdan laciverte dönen sularda demirlemiş zarif yatlar ve denizde ilerleyip köpüklü bir iz bırakan bir tekne, deniz tutkusunun ve doğayla iç içe bir yaşam biçiminin mükemmel uyumunu sergiliyor.

Bu yaz mavi yolculuğa çıkacak kişilere kitap öneriniz ne olurdu?

Denizi gerçekten anlamak isteyen herkese üç kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. İlk sırada, Türk denizciliğinin efsane ismi Sadun Boro’nun kaleme aldığı Pupa Yelken geliyor. Bu eser yalnızca bir dünya seyahatini değil; cesareti, özgürlüğü ve denize adanmış bir yaşamı anlatıyor.

İkinci önerim Mavi Sürgün. Ege’nin ruhunu ve mavi yolculuk kültürünü en güzel anlatan eserlerden biri.

Üçüncü önerim ise İhtiyar Adam ve Deniz. İnsan ile deniz arasındaki mücadeleyi ve yaşamın özünü anlatan zamansız bir klasik. Bu üç eserin, mavi yolculuğa çıkacak herkese denizi yalnızca seyretmeyi değil, anlamayı da öğreteceğine inanıyorum.

Filo Kaptanı Alper Deniz, kaptan üniforması içinde teknenin kontrol panelinde dururken, Peninsula otelinin beyaz üniformalı güler yüzlü üç ekibiyle birlikte, Galata Kulesi'nin belirgin olduğu İstanbul denizinde keyifli bir mavi yolculuk deneyimini yansıtıyor.

Hayalinizdeki mavi yolculuk teknesi hangisi?

Benim için gerçek lüks hiçbir zaman teknenin büyüklüğü olmadı; karakteri, ruhu ve denize duyduğu saygı oldu. Bu nedenle filomuzun gözbebeği LARİMAR, klasik çizgileri, zarafeti ve zamansız tasarımıyla gönlümde her zaman çok özel bir yere sahiptir. Bunun yanında, Taka Yat imzasını taşıyan ARRİVA yatını büyük bir hayranlıkla takip ediyorum. Klasik Türk yat mimarisini çağdaş mühendislik anlayışıyla buluşturan ARRİVA; zarif hatları, dengeli oranları ve karakter sahibi duruşuyla bana göre denizcilik estetiğinin en başarılı örneklerinden biri. Gerçek lüks; teknenin boyunda değil, ustalıkla inşa edilmiş detaylarında, sessiz bir seyirde, kusursuz işçilikte ve denize duyulan saygıda saklıdır. Çünkü deniz insana her zaman tevazuyu öğretir; karakter sahibi tekneler ise bu ruhu gelecek nesillere taşır.

Pınar Tahirler
Pınar Tahirler Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için