Mevlana’nın izlerinden Selçuklu mimarisine, etli ekmekten geleneksel çarşılara, göllerden bozkırın ortasında saklanan doğal güzelliklere… Konya, yalnızca tarihi yapılarıyla değil, kendine özgü ritmi ve köklü mutfak kültürüyle de keşfedilmeyi hak ediyor. Şehri farklı yönleriyle tanımak isteyenler için Konya’da gezilecek yerleri bir araya getirdik.
📌 Bir Bakışta Konya Gezilecek Yerler
| 🏛️ Şehrin ruhu | Selçuklu başkentliğinin izlerini Mevlevi kültürü, tarihi çarşılar ve bozkırın kendine özgü sakinliğiyle bir araya getiren Anadolu şehri |
| 💚 İkonik simge | Mevlana Müzesi. Turkuaz Kubbe-i Hadra’sı ve Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesiyle Konya’nın en tanınan yapısı |
| 🕌 Selçuklu mirası | Alaeddin Camii, Karatay Medresesi ve İnce Minareli Medrese. Çini, taş ve ahşap işçiliğinin öne çıktığı şehrin en önemli tarihi durakları |
| 🏺 Binlerce yıllık geçmiş | Çatalhöyük. Yaklaşık 9 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’daki erken yerleşik yaşamın en önemli arkeolojik alanlarından biri |
| 🏘️ En atmosferik rota | Sille. Taş evleri, dar sokakları ve Aya Elenia Kilisesi’yle Konya’nın çok kültürlü geçmişini keşfedebileceğiniz tarihi yerleşim |
| 🌿 Şehrin sakin yüzü | Meram. Tarihi köprüsü, bağları ve yeşil alanlarıyla şehir merkezinin yoğunluğundan uzaklaşabileceğiniz bölge |
| 🌅 En güzel günbatımı | Beyşehir Gölü. Göl ve dağ manzarasının günün son ışıklarıyla buluştuğu, Konya çevresindeki en özel gün batımı rotalarından |
| 🌋 Doğa rotası | Meke Gölü, Yerköprü Şelalesi, Tınaztepe Mağaraları ve Karapınar obrukları. Konya’nın bozkırın ötesine uzanan sıra dışı coğrafyası |
| 🍴 Mutlaka tadın | Etli ekmek, bıçak arası, fırın kebabı, tirit, bamya çorbası, yağ somunu, Mevlana böreği ve sac arası |
| 🛍️ Alışveriş | Bedesten ve Kadınlar Pazarı. Küflü peynirden Mevlana şekerine, baharatlardan yöresel ürünlere uzanan yerel alışveriş rotası |
| 🌀 Konya’ya özgü | Sema töreni. Mevlevi kültürünü daha yakından tanımak için Mevlana Kültür Merkezi’nin programlarını takip edin |
| 📅 En özel dönem | Şeb-i Arus. Mevlana’nın vuslat yıldönümü dolayısıyla aralık ayında düzenlenen anma törenleriyle şehrin kültürel açıdan en hareketli zamanı |
| ☀️ Gitmek için en iyi zaman | İlkbahar ve sonbahar. Tarihi merkezi yürüyerek gezmek, Sille ve Meram’ı keşfetmek ve şehir dışı rotalara çıkmak için en rahat dönemler |
| ⏳ Önerilen süre | 2 gece 3 gün. Tarihi merkez, Sille ve Meram’ın yanı sıra Çatalhöyük veya Beyşehir gibi şehir dışı bir rotayı programa eklemek için ideal |
Konya, Anadolu’nun geçmişini bugünün şehir hayatı içinde okumaya izin veren kentlerden biri. Selçuklu döneminden kalan yapılar şehrin merkezinde karşınıza çıkarken Mevlana ve çevresinde gelişen kültürel miras, Konya’nın kimliğini belirliyor. Ancak şehri yalnızca en bilinen tarihi durakları üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor.
Merkezden uzaklaştığınızda Sille’nin taş sokakları, Meram’ın daha sakin yüzü ve Konya’nın çevresindeki göller ile geniş bozkır manzaraları rotaya başka bir boyut kazandırıyor. Buna uzun geçmişi olan Konya mutfağı da eklenince şehir, birkaç saatlik ziyaretten çok daha fazlasını vadediyor. Konya’yı ilk kez ziyaret edenlerden şehre yeniden bakmak isteyenlere, tarih, doğa ve mutfağı aynı rotada buluşturan bir gezi rehberi hazırladık.
- 📌 Bir Bakışta Konya Gezilecek Yerler
- Konya’ya Nasıl Gidilir? Şehir İçi Ulaşım Nasıl?
- Konya’ya Ne Zaman Gidilir?
- Konya’dan Ne Alınır?
- Konya’da Sema Gösterisi Nerede İzlenir?
- Konya’da Gezilecek Tarihi Yerler ve Kültürel Duraklar
- Sille: Konya’nın Taş Sokaklarında Geçmişe Yolculuk
- Meram: Şehrin Daha Yeşil ve Sakin Yüzü
- Çatalhöyük: Konya’dan Binlerce Yıl Öncesine
- Konya’nın Doğal Güzellikleri: Göller, Şelaleler ve Bozkır Manzaraları
- Mevlana’nın İzinde Konya
- Konya’da Ne Yenir? Şehrin Mutfağında Denemeniz Gereken Lezzetler
- Konya Çarşılarında Kısa Bir Yürüyüş
- Konya’da Günbatımını Nerede İzlemeli?
- Konya’ya Kaç Gün Ayırmalı?
Konya’ya Nasıl Gidilir? Şehir İçi Ulaşım Nasıl?

Konya’ya uçakla gelenler ise Konya Havalimanı üzerinden şehir merkezine ulaşabilir. Şehir merkezine geldikten sonra Mevlana Müzesi, Bedesten, Aziziye Camii ve Alaeddin Tepesi çevresindeki birçok noktayı yürüyerek keşfedebilirsiniz. Daha uzak bölgeler için tramvay, otobüs veya araç kullanmak şart.
Konya’da ulaşım için bilmeniz gerekenler:
- Yüksek Hızlı Tren: Özellikle Ankara, İstanbul ve Eskişehir yönünden Konya’ya ulaşmanın en kolay alternatiflerinden biri. Tren garının merkezi konumu şehir gezisine başlamayı da kolaylaştırıyor.
- Uçak: Konya Havalimanı, şehir dışından gelen ziyaretçiler için diğer önemli ulaşım seçeneği. Havalimanından merkeze servis ve kara yolu seçenekleri var.
- Otobüs: Türkiye’nin pek çok şehrinden Konya Şehirlerarası Otobüs Terminali’ne doğrudan seferler düzenleniyor.
- Tramvay: Şehir içinde özellikle merkez ile farklı bölgeler arasında ulaşım için kullanılabilecek toplu taşıma seçeneklerinden.
- Yürüyerek: Mevlana Müzesi, Aziziye Camii, Bedesten ve çevresindeki tarihi noktalar birbirine yakın. Tarihi merkezi mümkün olduğunca yürüyerek gezin.
- Sille: Merkezin dışında kaldığı için ulaşımı toplu taşıma, taksi veya özel araçla planlamak gerek.
- Çatalhöyük: Çumra yakınlarında bulunduğu için merkez gezisinden ayrı düşünülmeli. Araçla gitmek daha esnek bir program sağlar.
- Beyşehir: Konya merkezinden ayrı bir günü hak eden Beyşehir’e kara yoluyla ulaşabilirsiniz. Göl, Eşrefoğlu Camii ve çevresini birlikte görmek için günübirlik rota oluşturabilirsiniz.
- Karapınar ve Meke Gölü: Toplu taşıma sınırlı olabileceğinden bölgedeki doğal alanları keşfetmek için özel araç daha pratik.
OGGUSTO Notu: Konya’nın tarihi merkezinde araç kullanmak çok gerekli değil. Mevlana Müzesi’nden başlayıp Aziziye Camii, Bedesten ve Alaeddin Tepesi çevresine uzanan rotayı yürüyebilirsiniz. Aracı veya taksiyi Sille, Çatalhöyük, Beyşehir ve Karapınar gibi merkez dışındaki rotalarda kullanın.
Etli ekmekten fırın kebabına, tiritten yağ somununa şehrin simge lezzetlerini nerede tadabileceğinizi keşfetmek için Konya’nın en iyi restoranları rehberimize göz atın.
Konya’ya Ne Zaman Gidilir?

Konya, yıl boyunca ziyaret edilebilecek bir şehir olsa da gezi planının karakteri mevsime göre değişiyor. Tarihi merkezi yürüyerek keşfetmek, Sille ve Meram gibi açık hava rotalarına zaman ayırmak istiyorsanız ilkbahar ve sonbahar ayları daha rahat. Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesi, kışın ise karasal iklimin etkisiyle havanın soğuması nedeniyle özellikle şehir dışındaki rotaları mevsime göre planlamalısınız.
Konya seyahatinin en özel dönemlerinden biri ise her yıl aralık ayında düzenlenen Şeb-i Arus, yani Mevlana’nın Vuslat Yıldönümü Anma Törenleri. 2026 yılında törenler 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu dönemde sema programları ve farklı kültürel etkinliklerle şehir yılın en hareketli zamanlarından birini yaşıyor.
Mevsimlere göre Konya:
- İlkbahar: Şehir merkezini yürüyerek gezmek, Sille ve Meram’a zaman ayırmak ve doğa rotalarını programa eklemek için yılın en rahat dönemlerinden.
- Yaz: Gün içinde sıcaklıklar yüksek olabileceği için tarihi merkezi sabah gezip öğleden sonrayı müzelere veya daha serin rotalara ayırabilirsiniz.
- Sonbahar: Daha ılıman hava ve bozkırın değişen renkleri sayesinde hem merkez hem de Beyşehir gibi şehir dışı rotalar için iyi bir dönem.
- Kış: Konya’nın daha sakin ve farklı bir yüzünü görmek mümkün. Ancak soğuk hava nedeniyle açık hava rotalarını daha kısa tutmak gerek.
- Şeb-i Arus dönemi: Mevlana’nın vuslat yıldönümü olan 17 Aralık merkezli anma etkinlikleri, Konya’nın kültürel takvimindeki en önemli dönemlerden. Bu tarihlerde şehir daha yoğun olduğu için ulaşım ve konaklama planını önceden yapın.
OGGUSTO Notu: Konya’ya ilk kez gidiyorsanız nisan-mayıs veya eylül-ekim aylarını tercih ederek tarihi merkez, Sille, Meram ve şehir dışı rotaları daha rahat gezebilirsiniz. Mevlevi kültürünü daha yakından görmek istiyorsanız seyahatinizi Şeb-i Arus dönemine denk getirin. Yoğunluk nedeniyle rezervasyonlarınızı erkenden planlayın.
Konya’dan Ne Alınır?



Konya’dan dönerken şehrin mutfak kültürünü ve geleneksel zanaatlarını hatırlatacak pek çok alternatif bulabilirsiniz. Bunun için en iyi adreslerden biri Bedesten ve çevresindeki tarihi çarşılar. Baharatçılardan şekerlemecilere, yöresel ürün satan dükkânlardan geleneksel el sanatlarına kadar farklı seçenekleri aynı bölgede görebilirsiniz. Özellikle gastronomik ürünlere meraklıysanız yalnızca Mevlana şekeriyle yetinmeyin. Konya’nın peynirlerinden tahin ve pekmeze uzanan yerel ürünlerine de göz atın.
Konya’dan alabileceğiniz ürünler:
- Mevlana şekeri: Konya ile en çok özdeşleşen hediyeliklerden. Beyaz, sert ve yoğun şekerli yapısıyla çarşı çevresindeki şekerlemecilerde karşınıza çıkıyor.
- Konya küflü peyniri: Şehrin yerel mutfak kültürünün karakteristik ürünlerinden. Özellikle Kadınlar Pazarı ve yöresel ürün satan dükkânlarda bulabilirsiniz.
- Tulum ve yöresel peynirler: Konya ve çevresinde üretilen farklı peynir çeşitleri gastronomik alışveriş için değerlendirilebilir.
- Tahin ve pekmez: Geleneksel ürün satan dükkânlarda bulabileceğiniz, özellikle kahvaltı kültürüyle ilişkilendirilen seçeneklerden.
- Kurutulmuş ürünler ve baharatlar: Bedesten ve Kadınlar Pazarı çevresindeki aktar ve dükkânlarda farklı yerel ürünlere rastlamak mümkün.
- Selçuklu motifli objeler: Konya’nın Selçuklu geçmişinden esinlenen geometrik desenlerin kullanıldığı dekoratif ürünler, seramikler ve küçük objeler tercih edilebilir.
- Mevlevi kültürünü yansıtan ürünler: Semazen figürleri ve Mevlana temalı küçük objeler şehrin en klasik hediyelikleri.
- El işi ve geleneksel ürünler: Bedesten çevresindeki küçük dükkânlarda ahşap, tekstil ve farklı zanaat ürünlerine de göz atabilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Hediyelik alışverişini Mevlana Müzesi’nin çevresindeki ilk dükkânlarla sınırlamayın. Bedesten’den Kadınlar Pazarı’na doğru yürüyün ve özellikle yerel gıda ürünleri satan esnafa uğrayın. Konya’dan yenilebilir bir hatıra götürmek istiyorsanız Mevlana şekeri yerine küflü peynir alabilirsiniz.
Konya’da Sema Gösterisi Nerede İzlenir?

Konya’da Mevlevi kültürünü canlı olarak deneyimlemek isteyenlerin programına bir sema töreni eklemesi gerek. Semayı yalnızca bir “gösteri” olarak düşünmeyin. Mevlevilik geleneğinin önemli parçalarından olan sema, müzik, hareket ve sembolik anlamların belirli bir düzen içinde bir araya geldiği törensel bir ritüel.
Konya’da sema izlemek için başlıca adres Mevlana Kültür Merkezi. Mevlana Müzesi’ne yakın konumdaki merkez, Hazreti Mevlana’yı Anma Törenleri için de kullanılan geniş bir sema salonuna sahip. Yılın farklı dönemlerinde burada düzenlenen programlar sayesinde Şeb-i Arus haftası dışında da sema izlemek mümkün.
Konya’da sema izlemek için bilmeniz gerekenler:
- Mevlana Kültür Merkezi: Konya’da düzenli sema programlarının gerçekleştirildiği en önemli adres. Güncel program ve bilet bilgilerini seyahatten önce kontrol edin.
- Cumartesi sema programları: Mevlana Kültür Merkezi’nin güncel bilgisinde Kapalı Sema Salonu’nda cumartesi günleri saat 19.00’da sema programı düzenlendiği ve programların biletli olduğu belirtiliyor.
- Yaz dönemi: Bazı dönemlerde sema programları merkezin açık sema alanına taşınabiliyor. Bu nedenle saat ve salon bilgisini gitmeden önce kontrol edin.
- Şeb-i Arus: Mevlana’nın vuslat yıldönümü olan 17 Aralık çevresinde gerçekleştirilen törenler, Konya’da semanın en önemli dönemi. 2026 yılı anma programı 7-17 Aralık tarihleri arasında düzenleniyor.
- Mevlana Müzesi ile birlikte planlayın: Önce Mevlana Müzesi’ni ve Matbah-ı Şerif’i gezip ardından sema programına katılarak Mevlevilik kültürünü daha bütünlüklü anlayabilirsiniz.
- Tören sırasında: Semanın dini ve kültürel niteliğini göz önünde bulundurarak sessiz kalmak, telefon kullanımını minimumda tutmak ve fotoğraf-video konusundaki salon kurallarına uymak önemli.
OGGUSTO Notu: Konya seyahatinizde bir cumartesi akşamı varsa programınızı semaya göre şekillendirin. Gündüz Mevlana Müzesi ve tarihi çarşı çevresini gezip akşam Mevlana Kültür Merkezi’ndeki sema programına geçerek şehrin Mevlevi mirasını tek bir günde farklı yönleriyle yaşayabilirsiniz. Şeb-i Arus döneminde gidiyorsanız bilet ve program detaylarını çok daha erken kontrol edin.
Konya’da Gezilecek Tarihi Yerler ve Kültürel Duraklar
Konya’nın hikâyesini anlamanın en iyi yolu şehir merkezindeki tarihi yapılardan başlamak. Selçuklu başkentliğinin bıraktığı mimari miras, Mevlevilik kültürü ve farklı dönemlere ait yapılar bugün şehrin en önemli duraklarını oluşturuyor.
Mevlana Müzesi

Konya denildiğinde akla gelen ilk duraklardan biri olan Mevlana Müzesi, şehrin tarihini ve Mevlevilik kültürünü anlamak için en doğru başlangıç noktalarından biri. Mevlana Celaleddin Rumi’nin 1273’teki vefatının ardından türbesinin bulunduğu alan zamanla Mevlevi Dergâhı’na dönüşmüş; yapı 1927’den bu yana müze olarak ziyaret ediliyor. Turkuaz renkli çinileriyle dikkat çeken Kubbe-i Hadra, bugün Konya’nın en tanınan simgelerinden biri.
Müzeyi gezerken yalnızca Mevlana’nın türbesine odaklanmayın. Derviş hücreleri, semahane, mescit ve Mevlevi yaşamına ilişkin eserler, dergâhtaki gündelik hayatı ve Mevlevilik geleneğini daha yakından tanımayı sağlıyor. El yazması eserler, hat örnekleri, musiki aletleri ve farklı dönemlere ait objeler de koleksiyonun dikkat çeken parçaları arasında.
Mevlana Müzesi’nde görmeniz gerekenler:
- Mevlana’nın Türbesi: Müzenin merkezinde yer alan türbe, Mevlana Celaleddin Rumi’nin yanı sıra ailesinden ve Mevlevi geleneğinden önemli isimlerin sandukalarını da barındırıyor.
- Kubbe-i Hadra: “Yeşil Kubbe” olarak da bilinen turkuaz çinili yapı, Mevlana Müzesi’nin ve Konya’nın en karakteristik bölümü.
- Semahane: Mevlevi ayinlerinin gerçekleştirildiği tarihi alan, dergâhın geçmişteki işleyişini anlamak için görülmesi gereken bölümlerden.
- Derviş hücreleri: Mevlevi dervişlerinin yaşam alanları olan hücrelerde bugün Mevlevi kültürüne ilişkin çeşitli eserler sergileniyor.
- El yazmaları ve hat eserleri: Müzenin koleksiyonunda Mevlevilik kültürü, İslam sanatı ve dönemin yazı geleneğine ışık tutan eserler var.
- Matbah-ı Şerif: Mevlevi dergâhında mutfağın yalnızca yemek pişirilen bir alan olmadığını gösteren önemli bölümlerden. Matbah, aynı zamanda dervişlerin eğitim sürecinde önemli bir yere sahipti.
- Dergâh bahçesi: Müze ziyaretinden sonra avlu ve bahçeye de zaman ayırın; kompleksin farklı yapılarını ve turkuaz kubbeyi farklı açılardan görebilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Mevlana Müzesi ziyaretinde özellikle Matbah-ı Şerif’e dikkat edin. Mevlevilik geleneğinde mutfak, yalnızca yemek hazırlanan bir yer değil, dervişlerin eğitim aldığı ve hizmet anlayışını öğrendiği alanlardan biriydi. Konya’nın gastronomi kültürünün Mevlevi geleneğiyle kurduğu ilişkiyi anlamak için müzenin en ilgi çekici bölümlerinden biri. Müze çıkışında yürüyerek Aziziye Camii ve Bedesten’e geçerek tarihi merkez rotasına devam edebilirsiniz.
Alaeddin Tepesi ve Alaeddin Camii

Konya’nın tam merkezinde yükselen Alaeddin Tepesi, şehrin Selçuklu geçmişini keşfetmek için en önemli duraklardan biri. Aynı zamanda Konya’nın en eski yerleşim alanlarından olan tepe, bugün tarihi yapılarla yeşil alanların iç içe geçtiği, şehir içinde kısa bir yürüyüş yapabileceğiniz bir nokta. Asıl dikkat çekici yapısı ise Anadolu Selçuklu döneminin en önemli eserlerinden Alaeddin Camii.
12. ve 13. yüzyıllarda farklı Selçuklu sultanlarının dönemlerinde şekillenen Alaeddin Camii, uzun yıllar hanedanın başlıca ibadet yapılarından biri olarak kullanılmış. Gösterişli bir mimariden çok farklı dönemlerin izlerini bir araya getiren yapısıyla dikkat çeken caminin avlusunda Selçuklu sultanlarının türbeleri de var. Bu nedenle yalnızca dini bir yapı değil, Konya’nın başkent olduğu dönemin siyasi tarihini okuyabileceğiniz önemli bir durak.
Alaeddin Tepesi ve çevresinde görmeniz gerekenler:
- Alaeddin Camii: Anadolu Selçuklu mimarisinin Konya’daki en önemli örneklerinden. Yapının sütunları, taş ve ahşap işçiliği ile farklı dönemlerde yapılan eklemeleri özellikle inceleyin.
- Selçuklu Sultanları Türbesi: Caminin avlusundaki kümbette Anadolu Selçuklu hanedanından sultanların mezarları var. Alan, Konya’nın Selçuklu başkentliği dönemini anlamak açısından çok önemli.
- Kılıçarslan Köşkü kalıntıları: Alaeddin Tepesi’nde Selçuklu saray kompleksinden günümüze ulaşan sınırlı izleri görebilirsiniz.
- Alaeddin Tepesi’nin yeşil alanları: Tarihi yapıları gezdikten sonra kısa bir yürüyüş veya mola için değerlendirebilirsiniz.
- Selçuklu mimarisinin izleri: Cami çevresindeki taş işçiliği, kitabeler ve mimari detaylar, Konya’nın 12. ve 13. yüzyıllardaki önemine dair ipuçları taşıyor.
OGGUSTO Notu: Alaeddin Tepesi’ni tek başına ziyaret etmek yerine burayı Selçuklu yürüyüş rotasının başlangıç noktası yapın. Alaeddin Camii’ni gördükten sonra İnce Minareli Medrese’ye, ardından Karatay Medresesi’ne yürüyebilirsiniz. Birbirine yakın üç yapı, kısa bir rota içinde Selçuklu döneminin cami, medrese, taş ve çini işçiliğini birlikte görebilirsiniz.
Karatay Medresesi

Konya’nın Selçuklu mirasını yakından görmek isteyenlerin rotasına eklemesi gereken Karatay Medresesi, 13. yüzyıldan günümüze ulaşan şehrin en önemli tarihi yapılarından biri. 1251 yılında, Anadolu Selçuklu döneminin önemli devlet adamlarından Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan medrese, özellikle çini süslemeleri ve taş işçiliğiyle dikkat çekiyor. Alaeddin Tepesi’nin hemen yakınında bulunması sayesinde şehir merkezindeki Selçuklu rotasına kolayca dahil edebilirsiniz.
Günümüzde Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi olarak kullanılan yapının en etkileyici bölümü, geometrik ve yıldız biçimli çinilerle kaplı kubbesi. Turkuaz, lacivert ve siyah tonlarının öne çıktığı çini kompozisyonları, Selçuklu süsleme sanatının karakteristik örneklerini sunuyor. Müze koleksiyonunda ise Konya ve çevresindeki Selçuklu yapılarından günümüze ulaşan çiniler ve farklı arkeolojik eserler görülebiliyor.
Karatay Medresesi’nde dikkat etmeniz gerekenler:
- Çinili kubbe: Medresenin en çarpıcı bölümü. Geometrik desenlerin ve yıldız formlarının bir araya geldiği kubbeyi farklı açılardan inceleyin.
- Taç kapı: Yapıya girmeden önce anıtsal giriş cephesindeki Selçuklu taş işçiliğine dikkat edin. Geometrik ve bitkisel motifler yapının dışarıdaki en önemli detayları.
- Selçuklu çinileri: Müzenin koleksiyonunda farklı Selçuklu yapılarından getirilen çini parçaları var. Dönemin renklerini, motiflerini ve süsleme anlayışını karşılaştırmak için koleksiyona yakından bakın.
- Eyvan: Geleneksel Selçuklu medrese planının önemli bölümlerinden olan ana eyvan, yapının mimari düzenini anlamak için görülmesi gereken noktalardan.
- Celaleddin Karatay’ın türbesi: Medreseyi yaptıran Celaleddin Karatay’ın türbesi de burada.
- Mimari detaylar: Taşın daha yoğun kullanıldığı dış cepheden çinilerin hâkim olduğu iç mekâna geçiş, yapının en dikkat çekici mimari karşıtlıklarından biri.
OGGUSTO Notu: Karatay Medresesi’ne girdiğinizde doğrudan vitrinlere yönelmek yerine önce başınızı kaldırıp kubbeye bakın. Merkezden dışarı doğru yayılan geometrik çini düzeni, Selçuklu sanatının matematik ve süslemeyi nasıl bir araya getirdiğini gösteriyor. Ardından Alaeddin Tepesi üzerinden yürüyerek İnce Minareli Medrese’ye geçin; böylece Karatay’daki çini işçiliğini, İnce Minare’deki taş işçiliğiyle aynı rota üzerinde karşılaştırabilirsiniz.
İnce Minareli Medrese

Konya’nın Selçuklu mirasını keşfederken görülmesi gereken yapılardan biri olan İnce Minareli Medrese, özellikle anıtsal taş işçiliğiyle şehirdeki diğer medreselerden ayrılıyor. 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu veziri Sâhib Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere yaptırılan yapı, Alaeddin Tepesi’nin batısında bulunuyor. Medresenin mimarı ise Selçuklu döneminin önemli isimlerinden Kelük bin Abdullah.
Yapının en dikkat çekici bölümü, daha içeri girmeden karşınıza çıkan görkemli taç kapısı. Taşa işlenen geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra hat sanatının mimariyle buluştuğu detaylar, Selçuklu taş işçiliğinin en etkileyici örneklerinden birini oluşturuyor. Medrese adını ise yapının mescidine ait, bir bölümü günümüze ulaşan ince minaresinden alıyor.
Günümüzde Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak kullanılan medresede Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerine ait taş ve ahşap eserleri görebilirsiniz. Özellikle kitabeler, mezar taşları ve ahşap işçiliği örnekleri, yapının mimarisinin yanı sıra koleksiyona da zaman ayırmak için iyi bir neden.
İnce Minareli Medrese’de dikkat etmeniz gerekenler:
- Anıtsal taç kapı: Medresenin en etkileyici bölümü. Taş üzerine işlenen geometrik ve bitkisel motifleri ve yazı kuşaklarını yakından inceleyin.
- İnce minare: Yapıya adını veren minare, geçirdiği hasarlar nedeniyle özgün yüksekliğiyle günümüze ulaşmasa da medresenin karakteristik mimari unsurlarından.
- Taş işçiliği: Cephedeki detaylar, Anadolu Selçuklu mimarisinde taşın ne kadar incelikli kullanılabildiğini gösteriyor.
- Ahşap eserler: Müze koleksiyonunda Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerinden kalan ahşap işçiliği örnekleri var.
- Taş eserler ve kitabeler: Konya ve çevresindeki tarihi yapılardan günümüze ulaşan mimari parçalar, kitabeler ve mezar taşları koleksiyonun önemli bölümünü oluşturuyor.
- Medresenin iç mekânı: Taç kapının yoğun bezemeli görünümünün ardından daha sade bir iç mekânla karşılaşmak, yapının mimari karakterini daha iyi okumayı sağlıyor.
OGGUSTO Notu: İnce Minareli Medrese’de en az müze koleksiyonu kadar taç kapıya zaman ayırın. Özellikle gün ışığında taş üzerindeki kabartmalar daha belirgin hale geliyor. Karatay Medresesi’ni de aynı gün ziyaret ederek iki yapıyı karşılaştırın: Karatay Medresesi Selçuklu çini sanatını, İnce Minareli Medrese ise taş işçiliğini görmek için Konya’daki en iyi duraklardan.
Sille: Konya’nın Taş Sokaklarında Geçmişe Yolculuk

Konya merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Sille, şehrin tarihi merkezinden farklı bir atmosfer sunuyor. Kayalık tepelerin arasına kurulan yerleşim; taş evleri, dar sokakları, kiliseleri, camileri ve farklı dönemlerden kalan yapılarıyla Konya gezisinin en karakteristik duraklarından biri. Türk ve Rum topluluklarının uzun yıllar bir arada yaşadığı Sille’de bu çok katmanlı geçmişi mimariden gündelik yaşamın izlerine kadar pek çok noktada görmek mümkün.
Sille’yi hızlıca gezip dönmek yerine birkaç saatinizi ayırın. Tarihi yapıları gördükten sonra taş sokaklarda yürüyebilir, restore edilmiş Sille evlerini inceleyebilir ve bölgedeki küçük kafelerde mola verebilirsiniz.
Sille’de görmeniz gereken yerler ve yapabilecekleriniz:
- Aya Elenia Kilisesi: Sille’nin en önemli tarihi yapılarından biri. Geçmişi 4. yüzyıla kadar uzanan kilise, bölgedeki Hristiyan kültürel mirasının dikkat çeken örneklerinden.
- Sille’nin tarihi sokakları: Taş ve kerpiç evlerin sıralandığı sokaklar, bölgenin geleneksel mimarisini görmek için başlı başına bir keşif rotası. Özellikle restore edilen tarihi evlerin bulunduğu bölümlerde yürüyüş yapabilirsiniz.
- Sille Müzesi: Bölgenin geçmişini daha yakından tanımak isteyenlerin uğrayabileceği duraklardan. Sille’nin sosyal hayatı, gelenekleri ve farklı kültürlerin bıraktığı izler hakkında fikir edinmek için gezinize buradan başlayabilirsiniz.
- Sille Barajı: Tarihi sokaklardan sonra doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin rotasına ekleyebileceği noktalardan. Özellikle günün daha sakin saatlerinde yürüyüş yapabilirsiniz.
- Tarihi camiler: Sille’nin çok kültürlü geçmişinin diğer yüzünü görmek için bölgedeki eski camileri de rotaya dahil edin. Ak Camii ve çevresindeki yapılar, yerleşimin farklı dönemlerine ait mimari izleri bir arada görme fırsatı veriyor.
- Sille evleri: Bölgenin yamaçlara uyum sağlayacak biçimde inşa edilmiş geleneksel evleri, Sille’nin karakterini belirleyen en önemli unsurlardan. Taş, kerpiç ve ahşabın kullanıldığı mimari özellikle fotoğraf çekmek isteyenler için dikkat çekici.
- Kahve molası: Restore edilmiş tarihi yapıların bir kısmı bugün kafe ve küçük işletmeler olarak kullanılıyor. Sille gezinizi aceleye getirmek yerine sokakları keşfettikten sonra bu adreslerde mola verebilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Sille’ye mümkünse öğleden sonra gidin. Rotanıza Aya Elenia Kilisesi’nden başlayıp tarihi sokaklar ve Sille evleriyle devam edin. Günün sonuna doğru ışığın taş evlerin ve kayalık yamaçların üzerine düştüğü saatler, bölgenin atmosferini görmek ve fotoğraf çekmek için en keyifli zamanlardan. Sille, birkaç saat boyunca yavaşça dolaşılacak bir mahalle.
Meram: Şehrin Daha Yeşil ve Sakin Yüzü

Konya’nın tarihi merkezinde geçen yoğun bir günün ardından şehrin daha yeşil ve sakin tarafını görmek için yönünüzü Meram’a çevirebilirsiniz. Geçmişten beri bağları, bahçeleri ve su kaynaklarıyla Konya’nın sayfiye bölgelerinden biri olarak anılan Meram, bugün de yürüyüş yapmak, tarihi yapıları görmek ve şehir temposundan uzaklaşmak isteyenlerin uğradığı yerlerden.
Meram’ı özellikle öğleden sonraya bırakabilir; tarihi köprüden başlayıp çevredeki yeşil alanlara ve seyir noktalarına uzanan daha sakin bir rota oluşturabilirsiniz.
Meram’da görebileceğiniz yerler ve yapabilecekleriniz:
- Tarihi Meram Köprüsü: Meram Deresi üzerinde bulunan tarihi taş köprü, bölgenin simge yapılarından biri. Köprü ve çevresindeki yeşil alanlar yürüyüş için rotaya eklenebilir.
- Meram Bağları: Meram’ın geçmişten beri bağ ve bahçe kültürüyle özdeşleşen tarafını keşfetmek için bölgenin yeşil alanlarına zaman ayırabilirsiniz. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında şehrin merkezine göre daha sakin bir atmosfer sunuyor.
- Tavus Baba Türbesi: Meram’ın tarihi duraklarından biri olan türbe, çevresindeki yeşil alanlarla birlikte kısa bir ziyaret için rotaya dahil edilebilir.
- Ateşbaz-ı Veli Türbesi: Mevlana’nın aşçısı olarak bilinen Ateşbaz-ı Veli’ye atfedilen türbe, özellikle Konya’nın gastronomi kültürüyle ilgilenenler için anlamlı bir durak. Ateşbaz-ı Veli’nin mutfak ve Mevlevilik kültüründeki yeri, burayı klasik bir türbe ziyaretinin ötesine taşıyor.
- Akyokuş: Konya’yı yüksekten ve daha geniş bir açıdan görmek isteyenlerin uğrayabileceği seyir noktalarından. Özellikle günün son saatlerinde değerlendirebilirsiniz.
- Yürüyüş ve mola: Meram’ı yoğun bir “görülecek yerler” listesi gibi planlamak yerine çevrede yürümek ve kısa molalar vermek için zaman ayırın. Bölgenin asıl çekiciliği, Konya merkezindeki tarihi rotaya göre daha yavaş bir tempo sunması.
OGGUSTO Notu: Gastronomiye meraklıysanız Meram rotasında Ateşbaz-ı Veli Türbesi’ni atlamayın. Mevlevi mutfağında önemli bir figür kabul edilen Ateşbaz-ı Veli, aşçılığı, Mevlevi eğitim ve sofra kültürüyle buluşturan isimlerden. Ardından Meram Köprüsü çevresinde yürüyüp günü Akyokuş’ta Konya manzarasıyla tamamlayabilirsiniz.
Çatalhöyük: Konya’dan Binlerce Yıl Öncesine

Konya şehir merkezinin dışına çıkmaya hazırsanız rotanın en önemli duraklarından biri Çatalhöyük. Çumra ilçesi yakınlarında bulunan Neolitik yerleşim, yaklaşık 9 bin yıl öncesine uzanan geçmişiyle Anadolu’daki yerleşik yaşamın en önemli arkeolojik tanıklarından biri. 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Çatalhöyük, dönemin sosyal yaşamına ve yerleşim biçimine dair sunduğu ipuçlarıyla da dikkat çekiyor.
Çatalhöyük’ü ilginç kılan ayrıntılardan biri, günümüz şehirlerinden farklı olan yerleşim düzeni. Birbirine bitişik inşa edilen kerpiç evlerin arasında bildiğimiz anlamda sokaklar yok. Yapılara çatılardaki açıklıklardan girildiği düşünülüyor. Evlerin içinde bulunan duvar resimleri, kabartmalar, gömüler ve gündelik yaşamda kullanılan objeler ise binlerce yıl önce burada yaşayan topluluğun hayatına dair önemli bilgiler sunuyor.
9 bin yıl önce Çatalhöyük’te evlerin nasıl şekillendiğini, insanların gündelik hayatını, sanatını ve inanç dünyasını daha yakından keşfetmek için Çatalhöyük’te Günlük Yaşam Nasıldı? 8 Bin Yıl Önce Hayat içeriğimizi okuyun.
Çatalhöyük’te bilmeniz ve görmeniz gerekenler:
- Neolitik yerleşim: Çatalhöyük’te yerleşimin geçmişi MÖ 7. binyıla kadar uzanıyor ve alan, erken yerleşik toplulukları anlamak açısından dünya arkeolojisinin önemli merkezleri arasında yer alıyor.
- Bitişik kerpiç evler: Yerleşimin en karakteristik özelliklerinden biri, evlerin birbirine bitişik inşa edilmesi. Sokakların olmadığı yerleşimde hareketin büyük ölçüde çatılar üzerinden gerçekleştiği düşünülüyor.
- Evlerin içindeki yaşam: Çatalhöyük’te evler yalnızca barınmak için kullanılmıyordu. Yemek hazırlanan, uyunan ve gündelik işlerin sürdürüldüğü bu alanlarda ölülerin de tabanların altına gömüldüğü biliniyor.
- Duvar resimleri ve kabartmalar: Kazılarda geometrik desenlerden hayvan tasvirlerine kadar farklı duvar süslemeleri ortaya çıkarıldı. Bu buluntular, yerleşimin sembolik ve sosyal dünyasını anlamak açısından önemli.
- Ziyaretçi Merkezi: Ören yerini gezmeden önce Çatalhöyük’ün tarihini ve arkeolojik çalışmaların ortaya çıkardığı bulguları daha iyi anlamak için ziyaretçi merkezine zaman ayırın.
- UNESCO Dünya Mirası: Çatalhöyük, arkeolojik değeri nedeniyle 2012’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor.
OGGUSTO Notu: Çatalhöyük’ü doğrudan kazı alanından gezmeye başlamak yerine önce Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’ni ziyaret edin. Yerleşimin mimarisini ve binlerce yıl önce burada yaşamın nasıl sürdüğünü anlatan canlandırmaları gördükten sonra arkeolojik alanı gezmek, karşılaştığınız yapı izlerini çok daha anlamlı hale getirecek. Konya merkezinden ayrı bir rota gerektirdiği için ziyaretinizi mümkünse yarım gün ayırarak planlayın.
Konya’nın Doğal Güzellikleri: Göller, Şelaleler ve Bozkır Manzaraları
Meke Gölü

Karapınar’da bulunan Meke Gölü, volkanik oluşumuyla Konya’nın en sıra dışı doğal alanlarından biri. Bir volkan kraterinin içerisinde daha sonra ikinci bir volkanik oluşumun meydana gelmesiyle şekillenen göl, bu özelliği nedeniyle sıklıkla “dünyanın nazar boncuğu” olarak anılıyor. Bozkırın ortasında yükselen krater yapısı özellikle yukarıdan bakıldığında çok karakteristik bir görüntü oluşturuyor.
Meke Gölü’nü eski fotoğraflardaki su manzarasıyla görmeyi beklemeyin. Kuraklık ve yeraltı su seviyelerindeki düşüş nedeniyle göldeki su miktarı yıllar içinde ciddi biçimde azaldı. Bugün burayı özellikle bölgenin volkanik coğrafyasını ve farklı arazi yapısını görmek için rotaya eklemek daha doğru.
OGGUSTO Notu: Meke Gölü’ne gidiyorsanız Karapınar çevresindeki obrukları da aynı günün rotasına dahil edin. Böylece Konya’nın şehir merkezinden farklı olan volkanik ve jeolojik yüzünü tek bir yolculukta görebilirsiniz.
Beyşehir Gölü

Konya’nın doğal güzellikleri arasında başlı başına bir gün ayırmayı hak eden yerlerden biri Beyşehir Gölü. Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden olan Beyşehir, çevresindeki dağlar, adalar ve geniş göl manzarasıyla Konya bozkırından farklı bir coğrafya sunuyor. Göl kıyısında yürüyüş yapabilir, günün son saatlerini burada geçirebilir ve Beyşehir’in tarihi merkezini de rotanıza ekleyebilirsiniz. Özellikle gün batımında gölün üzerinde değişen ışık, Beyşehir’i Konya çevresindeki en güzel gün sonu duraklarından birine dönüştürüyor.
OGGUSTO Notu: Beyşehir’e yalnızca gölü görmek için gitmeyin. Anadolu Selçuklu ahşap cami mimarisinin en önemli örneklerinden Eşrefoğlu Camii’ni ziyaret ettikten sonra göl kıyısına geçin. Rotanızı öğleden sonraya denk getirirseniz günü Beyşehir Gölü’nde gün batımıyla tamamlayabilirsiniz.
Yerköprü Şelalesi

Hadim’de, Göksu Nehri üzerinde bulunan Yerköprü Şelalesi, Konya’nın bozkır görüntüsünün dışına çıkan doğal güzelliklerinden biri. Suyun, kayalıkların ve yoğun bitki örtüsünün bir araya geldiği bölge özellikle ilkbahar ve yaz aylarında şehirden doğaya kaçmak isteyenlerin tercih ettiği rotalardan. Konya merkezinden mesafesi nedeniyle Yerköprü’yü birkaç saatlik bir durak olarak değil, günübirlik bir doğa gezisi şeklinde planlayın. Seyir noktalarından şelaleyi izleyebilir ve çevredeki yürüyüş alanlarında zaman geçirebilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Yerköprü Şelalesi’ne giderken rahat ve kaymayan ayakkabılar tercih edin. Bölgedeki merdivenler ve yürüyüş yolları nedeniyle burayı klasik bir manzara durağından çok kısa bir doğa yürüyüşü olarak düşünün.
Tınaztepe Mağaraları

Seydişehir yakınlarındaki Tınaztepe Mağaraları, Konya çevresindeki en dikkat çekici yer altı oluşumlarından biri. Torosların karstik yapısının şekillendirdiği mağara sistemi; galerileri, sarkıt ve dikit oluşumlarıyla şehirdeki göl ve bozkır rotalarından farklı bir deneyim sunuyor. Özellikle doğa ve jeolojiyle ilgileniyorsanız Seydişehir üzerinden geçen bir rotada Tınaztepe’ye zaman ayırabilirsiniz. Mağara içerisindeki sıcaklığın dışarıya göre daha düşük olabileceğini göz önünde bulundurmakta fayda var.
Karapınar Obrukları

Konya’nın coğrafyasını farklı kılan oluşumlardan biri de Karapınar çevresindeki obruklar. Yer altındaki boşlukların zamanla çökmesiyle meydana gelen bu derin yapılar, bölgenin jeolojik özelliklerini gözler önüne seriyor. Kızören Obruğu, bölgedeki en bilinen örneklerden biri. Obrukları ziyaret ederken güvenlik uyarılarına dikkat etmek ve belirlenen seyir alanlarının dışına çıkmamak önemli.
Mevlana’nın İzinde Konya

Konya’nın kimliğini anlamak için Mevlana Celaleddin Rumi’nin şehirde bıraktığı izleri takip etmek gerek. 13. yüzyılda Konya’da yaşayan ve eserlerini burada kaleme alan Mevlana’nın düşünce dünyası, yüzyıllar sonra bile şehrin kültüründe önemli bir yere sahip. Bu mirasın merkezinde, karakteristik turkuaz kubbesiyle Konya’nın simgelerinden biri haline gelen Mevlana Müzesi bulunuyor.
Bir dönem Mevlevi Dergâhı olarak kullanılan müze, Mevlana’nın türbesinin yanı sıra Mevlevi kültürüne ait eserleri, el yazmalarını, derviş hücrelerini ve farklı dönemlerden kalan objeleri bir araya getiriyor. Ziyareti müzeyle sınırlamamak için yakın çevredeki tarihi noktaları da yürüyerek keşfedebilirsiniz. Şems-i Tebrizi Türbesi ve Camii de Mevlana’nın hayatındaki yeri nedeniyle bu rotanın anlamlı duraklarından biri.
Mevlana rotasında görebileceğiniz yerler:
- Mevlana Müzesi: Mevlana’nın türbesinin bulunduğu, şehrin en önemli kültürel ve tarihi duraklarından biri.
- Şems-i Tebrizi Türbesi ve Camii: Mevlana’nın düşünce dünyasında önemli bir yere sahip Şems-i Tebrizi ile özdeşleşen ziyaret noktası.
- Mevlana Kültür Merkezi: Sema programlarını izlemek ve Mevlevilik geleneğini yakından tanımak isteyenlerin rotasına ekleyebileceği adreslerden.
- Üçler Mezarlığı: Mevlana Müzesi’nin yanında bulunan ve Konya’nın tarihi hafızasının bir parçasını oluşturan mezarlık.
- Mevlana Meydanı: Müze ve çevresindeki tarihi yapıları birbirine bağlayan, Konya gezisinin merkez noktalarından biri.
Konya’da Ne Yenir? Şehrin Mutfağında Denemeniz Gereken Lezzetler



Konya’yı keşfetmenin en keyifli yollarından biri şehrin mutfak kültürünü yakından tanımak. Selçuklu döneminden bugüne uzanan yemek geleneği; et yemeklerinden hamur işlerine, çorbalardan tatlılara kadar geniş bir çeşitliliğe sahip. Etli ekmek şehrin en bilinen lezzeti olsa da Konya mutfağı bunun ötesine uzanıyor. Fırın kebabı, bamya çorbası, tirit ve yağ somunu gibi tarifler, şehrin geleneksel sofralarında önemli bir yere sahip.
- Etli ekmek: İnce ve uzun açılan hamurun üzerine kıyma, domates, biber ve soğanla hazırlanan harç eklenerek taş fırında pişirilen Konya’nın en bilinen lezzetlerinden biri.
- Bıçak arası: Etli ekmeğin kıyma yerine bıçakla küçük parçalar halinde doğranmış et kullanılarak hazırlanan versiyonu.
- Mevlana böreği: İnce hamurun kıymalı iç harçla hazırlanmasıyla yapılan, Konya mutfağının geleneksel hamur işlerinden biri.
- Fırın kebabı: Genellikle kuzu veya koyun etinin taş fırında uzun süre kendi yağıyla pişirilmesiyle hazırlanan, Konya’nın en meşhur et yemeklerinden biri.
- Tirit: Ekmek veya pidenin et suyuyla ıslatılıp et ve yoğurtla tamamlandığı, Konya’nın geleneksel yemeklerinden biri.
- Bamya çorbası: Küçük kuru bamyaların et ve limonla pişirildiği, ekşili tadıyla özellikle düğün sofralarının vazgeçilmezlerinden.
- Arabaşı çorbası: Tavuk veya hindi etiyle hazırlanan acılı çorbanın, ayrı olarak pişirilen özel hamuruyla birlikte tüketildiği geleneksel kış yemeği.
- Toyga çorbası: Yoğurt, yarma ve bakliyatlarla hazırlanan, Anadolu mutfağının Konya sofralarında da karşılaşılan geleneksel çorbalarından biri.
- Yoğurt çorbası: Yoğurt ve tahıllarla hazırlanan, Konya’nın ev mutfağında yer bulan klasik çorbalardan biri.
- Yağ somunu: Sıcak somun ekmeğinin tereyağı ve peynirle buluştuğu, özellikle kahvaltıda tercih edilen Konya fırınlarının karakteristik lezzetlerinden biri.
- Peynirli pide: Konya fırın kültürünün klasiklerinden. Genellikle yerel peynirlerle hazırlanarak taş fırında pişiriliyor.
- Su böreği: İnce açılan ve haşlanan yufkaların peynirli iç harçla kat kat hazırlanmasıyla yapılan, Konya sofralarında da önemli bir yere sahip hamur işi.
- Calla: Et ve sebzelerin birlikte ağır ağır pişirilmesiyle hazırlanan, Konya’nın geleneksel yemekleri arasında yer alan bir tencere yemeği.
- Höşmerim: Un, süt, tereyağı ve şeker gibi temel malzemelerle hazırlanan, Konya mutfağının geleneksel tatlılarından biri.
- Sac arası: İnce açılan hamur katlarının kaymakla buluştuğu ve şerbetle tamamlandığı Konya’nın en karakteristik tatlılarından biri.
- Zerde: Pirinç ve şeker temelinde hazırlanan, özellikle düğün ve özel gün sofralarında servis edilen geleneksel tatlı.
- İrmik helvası: Tereyağında kavrulan irmiğin şerbetle buluşmasıyla hazırlanan ve özellikle kalabalık sofralarda karşınıza çıkan klasik tatlı.
- Pekmezli baklava: Şeker yerine veya şekerle birlikte pekmez kullanılarak hazırlanan, Konya’nın geleneksel tatlı kültüründe karşılaşılan lezzetlerden biri.
- Konya düğün pilavı: Tek bir yemekten çok başlı başına bir sofra geleneği. Konya düğünlerinde bamya çorbası, etli pilav, tatlı ve zerde gibi yemeklerin belirli bir sırayla servis edildiği geleneksel ziyafet kültürünü ifade ediyor.
- Etli pilav: Genellikle pirinç pilavının üzerine bol miktarda et eklenerek hazırlanan ve Konya’nın düğün yemeklerinin merkezinde yer alan lezzet.
- Mevlana şekeri: Yemekten ziyade Konya’yla özdeşleşmiş geleneksel bir ikram. Sert, beyaz ve yoğun şekerli yapısıyla özellikle şehirden dönerken alınan klasiklerden.
- Zerde: Pirinç, şeker ve baharatlarla hazırlanan, özellikle düğün ve özel gün sofralarında karşınıza çıkan geleneksel tatlı.
Konya Çarşılarında Kısa Bir Yürüyüş

Konya’nın gündelik hayatını görmek için tarihi çarşıların arasına karışmak gerek. Mevlana Müzesi çevresinden başlayıp Bedesten’e doğru uzanan rota; tarihi camileri, hanları, küçük esnaf dükkânlarını ve yöresel ürünleri bir arada görme fırsatı sunuyor. Şehrin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden bugüne uzanan ticaret kültürünün izlerini taşıyan bölge, aynı zamanda Konya’dan ne alınır sorusuna cevap bulabileceğiniz en iyi adreslerden.
Mevlana Müzesi çevresindeki turistik hareketlilikten uzaklaşıp Bedesten’in ara sokaklarına yöneldiğinizde ise baharatçılar, aktarlar, şekerlemeciler ve geleneksel ürünler satan küçük dükkânlarla Konya’nın daha yerel tarafı karşınıza çıkıyor.
Konya çarşı rotasında görebileceğiniz yerler:
- Konya Bedesteni: Tarihi çarşı bölgesinin merkezinde yer alan Bedesten; küçük dükkânları, geleneksel ürünleri ve eski ticaret dokusuyla yürüyerek keşfedebileceğiniz duraklardan.
- Aziziye Camii: Bedesten çevresinde mutlaka görülmesi gereken yapılardan. 19. yüzyılda bugünkü görünümüne kavuşan cami, alışılmış Osmanlı camilerinden ayrılan mimari detaylarıyla dikkat çekiyor.
- Kapu Camii: Konya’nın tarihi çarşı dokusunun önemli parçalarından biri. Çarşı gezisi sırasında rotaya dahil edilebilir.
- Kadınlar Pazarı: Yerel peynirler, kurutulmuş ürünler, baharatlar, sebze ve meyveler için şehrin geleneksel alışveriş noktalarından biri. Konya’nın gündelik yaşamını görmek için de uğramaya değer.
- Aktarlar ve baharatçılar: Bedesten çevresindeki dükkânlarda baharatlardan kurutulmuş ürünlere kadar pek çok geleneksel ürünü bulabilirsiniz.
- Yöresel ürün dükkânları: Konya’dan dönerken küflü peynir, tahin, pekmez ve yöresel ürünler almak isteyenlerin bakabileceği adresler çarşı çevresinde yoğunlaşıyor.
- Şekerlemeciler: Konya ile özdeşleşen Mevlana şekeri başta olmak üzere lokum ve farklı geleneksel şekerlemeleri bulabileceğiniz dükkânlara uğrayabilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Çarşı gezisini yalnızca alışveriş için düşünmeyin. Rotanızı Mevlana Müzesi → Aziziye Camii → Bedesten → Kapu Camii → Kadınlar Pazarı şeklinde planlayın. Kadınlar Pazarı’na geldiğinizde özellikle Konya’nın karakteristik ürünlerinden küflü peynire göz atın. Böylece birkaç saatte şehrin en bilinen simgelerinden başlayıp yerel halkın alışveriş yaptığı sokaklara uzanan, Konya’nın iki farklı yüzünü görebileceğiniz yürüyüş rotası oluşturmuş olacaksınız.
Konya’da Günbatımını Nerede İzlemeli?

Konya’nın geniş ufku ve bozkır manzaraları, gün batımını şehir gezisinin en sakin anlarından birine dönüştürüyor. Şehir merkezinden uzaklaşmadan manzaraya karşı günü tamamlayabileceğiniz noktalar olduğu gibi, rotanızı Beyşehir’e kadar uzatıp güneşi göl kıyısında uğurlayabileceğiniz alternatifler de var. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında açık havaya denk gelirseniz günün son saatlerini bu duraklardan birine ayırabilirsiniz.
Konya’da gün batımını izleyebileceğiniz yerler:
- Beyşehir Gölü: Gün batımı için Konya çevresindeki en özel noktalardan biri. Güneşin göl ve çevresindeki dağların ardında kaybolduğu saatlerde manzara özellikle fotoğraf çekmek isteyenler için etkileyici hale geliyor. Merkezden uzak olduğu için Beyşehir’i başlı başına yarım veya tam günlük bir rota olarak planlamak daha doğru.
- Meram Bağları ve çevresi: Şehir merkezinden uzaklaşmadan daha yeşil ve sakin bir ortam arayanların tercih edebileceği bölgelerden. Günün son saatlerinde yürüyüş yapmak ve şehir kalabalığından uzaklaşmak için rotaya eklenebilir.
- Akyokuş: Konya’yı yukarıdan görmek isteyenlerin uğrayabileceği seyir noktalarından biri. Şehrin geniş ve düz coğrafyasını panoramik görebildiğiniz için özellikle gün batımına yakın saatlerde farklı bir Konya manzarası sunuyor.
- Sille: Taş evleri, yamaçları ve tarihi dokusuyla günün son ışıklarında ayrı bir atmosfere bürünen Sille, fotoğraf çekmek isteyenler için de iyi bir seçenek. Sille gezinizi öğleden sonraya bırakıp günü burada tamamlayabilirsiniz.
- Tuz Gölü: Konya gezisini şehir dışına taşıyan daha uzun rotalarda değerlendirilebilecek seçeneklerden. Ufka kadar uzanan açık manzara ve tuz yüzeyindeki renk değişimleri özellikle gün batımı saatlerinde dikkat çekiyor.
OGGUSTO Notu: Günbatımı için yalnızca bir yer seçecekseniz rotanızı Beyşehir Gölü’ne çevirin. Beyşehir’e öğleden sonra giderek önce Selçuklu döneminin en önemli yapılarından Eşrefoğlu Camii’ni görün, ardından göl kıyısına geçin. Böylece tarihi bir keşifle başlayan günü Konya’nın en sakin manzaralarından biriyle tamamlayabilirsiniz.
Konya’ya Kaç Gün Ayırmalı?

Konya’ya kaç gün ayırmanız gerektiği, şehir merkezinin dışına ne kadar çıkmak istediğinize bağlı. Mevlana Müzesi ve Selçuklu eserlerinin yoğunlaştığı merkezi yürüyerek keşfetmek mümkün olduğu için kısa bir hafta sonu gezisi bile şehri tanımaya yeter. Ancak Sille, Meram, Çatalhöyük ve Beyşehir gibi durakları da görmek istiyorsanız Konya’ya en az iki veya üç gün ayırmak daha doğru.
- Konya’da 1 gününüz varsa: Güne Mevlana Müzesi ve çevresinden başlayın. Ardından Aziziye Camii, Bedesten ve Kapu Camii üzerinden tarihi çarşıyı gezin. Öğle yemeğinde etli ekmek veya fırın kebabını deneyip rotanızı Alaeddin Tepesi, Alaeddin Camii, Karatay Medresesi ve İnce Minareli Medrese ile tamamlayın.
- Konya’da 2 gününüz varsa: İlk günü tarihi merkeze ayırdıktan sonra ikinci gün Sille’ye geçin. Sille’nin tarihi sokaklarını ve Aya Elenia Kilisesi’ni gördükten sonra Meram’a yönelin. Günün sonunda Akyokuş’tan şehir manzarasını izleyebilir veya Konya mutfağının geleneksel yemeklerini sunan bir restoranda günü tamamlayabilirsiniz.
- Konya’da 3 gününüz varsa: Üçüncü günü şehir dışındaki keşiflere ayırın. Arkeolojiyle ilgileniyorsanız Çatalhöyük’ü, doğa ve tarih rotasını bir arada istiyorsanız Beyşehir’i tercih edebilirsiniz. Beyşehir’de Eşrefoğlu Camii’ni gördükten sonra günü göl kıyısında gün batımıyla tamamlamak mümkün. Karapınar ve Meke Gölü ise Konya’nın bozkır coğrafyasının daha sıra dışı tarafını görmek isteyenler için alternatif bir rota.
OGGUSTO Notu: Konya için ideal süre iki gece, üç gün. Böylece ilk gün şehrin Selçuklu ve Mevlevi mirasına, ikinci gün Sille ve Meram’a, son gün ise Beyşehir veya Çatalhöyük gibi merkez dışındaki bir rotaya zaman ayırabilirsiniz. Özellikle Beyşehir ve Çatalhöyük’ü aynı güne sıkıştırmak yerine ilginize göre birini seçmek, geziyi daha rahat ve keyifli hale getirir.


