Başkent Ankara’yı keşfederken bir yandan Anıtkabir’in manevi mirasını, Bauhaus esintileri taşıyan idealist Cumhuriyet mimarisini, bir yandan da şehrin modern yüzünü yansıtan sanat merkezlerini ve bozkırın ortasındaki doğal kaçış noktalarını keşfedebilirsiniz.
Bu rehber, Ankara’yı tüm katmanlarıyla deneyimlemeniz için size bir yol haritası sunuyor.
- Ankara’ya Neden Gidilir?
- Ankara’ya Nasıl Gidilir?
- Ankara’ya Ne Zaman Gidilir?
- Ankara’da Ulaşım Nasıl Sağlanır?
- Ankara’da Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Yerler
- Ankara’da Gezilebilecek Müzeler
- Başkentin Doğal Kaçış Noktaları
- Ankara’da Modern Yaşam ve Kültür Durakları
- Gün Gün Ankara Gezi Planları
- Ankara’ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Ankara’ya Neden Gidilir?
Ankara, popüler rotaların ötesinde, daha derinlikli ve anlamlı bir seyahat arayanlar için önemli bir lokasyon. Burası, her şeyden önce, bir ulusun doğuşuna tanıklık eden anıtsal bir mirası ve o dönemin mimari etkilerini yerinde görme ayrıcalığı sunar.

Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini barındıran ve “Avrupa’da Yılın Müzesi” gibi unvanlara layık görülmüş Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi dünya standartlarındaki hafıza mekanlarını gezme imkanı tanır.
Aynı zamanda, CerModern ve CSO Ada gibi modern mimarinin en iddialı örneklerini ve başkentin dinamik sanat sahnesini deneyimleme fırsatı verir.
Kısacası Ankara; tarihle moderni, sanatla doğayı ve anıtlarla anıları bir araya getiren özel bir kaçış noktası.
Ankara’ya Nasıl Gidilir?
Başkent Ankara, Türkiye’nin merkezinde yer alması sayesinde ulaşım açısından oldukça zengin seçenekler sunar. Size en uygun ulaşımı seçerek başkente seyahatinizi planlayabilirsiniz.
- Hava Yolu ile Ulaşım: Şehir merkezine yaklaşık 28 km uzaklıkta bulunan Esenboğa Havalimanı (ESB), yurt içi ve yurt dışından birçok direkt uçuşa ev sahipliği yapar. Havalimanından şehir merkezine (AŞTİ ve Kızılay) ulaşım için iki ana seçenek bulunmaktadır:
- HAVAŞ Otobüsleri: AŞTİ (Otogar) güzergahında düzenli seferler düzenleyen konforlu bir seçenektir.
- EGO Otobüsleri: Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı 442 numaralı otobüs hattı, 24 saat boyunca hizmet veren, daha ekonomik bir alternatiftir.
- Demir Yolu ile Ulaşım: Özellikle İstanbul, Konya ve Eskişehir gibi şehirlerden gelenler için Yüksek Hızlı Tren (YHT), Ankara’ya ulaşmak için en konforlu ve hızlı alternatiflerden biridir. Ankara Garı, şehir merkezinde oldukça kolay bir konumda yer alır.
- Kara Yolu ile Ulaşım: Ankara, Türkiye’nin karayolu ağının merkezindedir. Özel aracıyla seyahat edenler için ülkenin her yerinden otoyol bağlantıları mevcuttur. Şehirlerarası otobüsleri tercih edenler için ise ana merkez, AŞTİ (Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi)’dir.
Ankara’ya Ne Zaman Gidilir?
Ankara, karasal iklime sahip olduğu için şehri ziyaret etmek için en ideal zamanlar, ilkbahar (nisan-mayıs) ve sonbahar (eylül-ekim) ayları.
Bu aylarda Eymir Gölü, Kuğulu Park gibi doğal alanların keyfini çıkarabilirsiniz.
Kış aylarında Ankara’da olacaksanız meşhur Ankara soğuğundan korunmak için mutlaka sıkı giyinin; şehrin zengin müzelerini ve tarihi noktaları keşfedin.

Ankara’da Ulaşım Nasıl Sağlanır?
- Ankaray ve Metro ile Ulaşım: Ankara, düzenli ve anlaşılır bir ulaşım ağına sahip olduğundan, şehrin birçok merkezi noktasına Kızılay aktarma istasyonu üzerinden hızlı ve pratik bir şekilde ulaşabilirsiniz. Gezileriniz sırasında “Ankara’da her yere Kızılay’dan gidilir.” cümlesini sık sık duyabilirsiniz. Otobüs ve dolmuş hatları ise şehrin her köşesine yayılmış durumda.
- AnkaKart: Şehirdeki tüm toplu taşıma araçlarında geçerli olan AnkaraKart’ı edinmeniz, gezilerinizi kolaylaştırır.
- Havalimanı Ulaşımı: Esenboğa Havalimanı’ndan şehir merkezine (AŞTİ ve Kızılay) ulaşım için HAVAŞ ve BelkoAir otobüsleri en pratik seçenekler.
- Araç Kiralama: Ankara’nın tarihi merkezi, toplu taşımalarla veya yürüyerek kolayca gezilebilse de şehrin çevresindeki Beypazarı, Gordion Antik Kenti veya Tuz Gölü gibi günübirlik rotaları araç kiralayarak keşfedebilirsiniz. Esenboğa Havalimanı’nda ve şehir merkezinde birçok kiralama ofisi bulunur.
Ankara’da Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Yerler
Anıtkabir’i keşfedin: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşının yer aldığı Anıtkabir, her yıl Cumhuriyet Bayramı, 10 Kasım gibi önemli ulusal günler başta olmak üzere binlerce ziyaretçi ağırlıyor.

Emin Onat ve Orhan Arda’nın tasarladığı anıt mezarı mutlaka görmüşsünüzdür. Ancak anıtmezarı henüz yerinde ziyaret etme fırsatı bulamadıysanız mutlaka gitmenizi tavsiye ederiz.
Çünkü ulusal ruhu hissedeceğiniz bu anıt mezar, aynı zamanda Hitit, Antik Yunan, Selçuklu ve Osmanlı kültüründen taşıdığı izler, Türkiye’nin dört bir yanından getirilen mermerler ve nadir ağaçlarla çevrelenmiş dev bahçesiyle gerçek bir mimari şaheser.
Ne Yapılır?: Anıtkabir, bir anıt mezar olmanın çok ötesinde, bir ulusun kurucusuna duyduğu saygının mimari bir manifestosu, modern Türkiye’nin doğuşunun sembolüdür.
Ziyaretinize 262 metre uzunluğundaki Aslanlı Yol’dan başlayarak Atatürk’ün mozolesine ulaşın ve Anıt Bloku’nun altındaki müzeyi mutlaka gezin. Müzede, Kurtuluş Savaşı’nın hikayesinin yanı sıra Atatürk’ün kişisel eşyalarını ve hayatı boyunca okuduğu kitapları da görebilirsiniz.
OGGUSTO’nun Notu: Anıtkabir gezinizi, her gün düzenlenen askerlerin nöbet değişimi törenine denk getirmenizi öneririz. Bu zarif askeri seremoni, ziyaretinize daha da anlamlı ve etkileyici bir an katacaktır.
Ankara Kalesi: Şehre hakim bir tepeye kurulan Ankara Kalesi, Galatlardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlı’ya uzanan katmanlı tarihiyle şehrin yaşayan en eski tanığı. Surların içinde, daracık sokaklardan yürürken, eski Ankara evlerini, küçük sanat atölyelerini ve butik dükkanlarını görebilirsiniz.

Hamamönü: Geleneksel Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini sunan Hamamönü, aslına uygun olarak restore edilmiş konakları, sanat sokakları, el işi pazarları ve tarihi kahvehaneleriyle sizi zamanda bir yolculuğa çıkaracak. Burası, özellikle akşamları ışıklandırmasıyla fotoğraf çekmeniz ve keyifli bir yürüyüş yapmanız için oldukça ideal.
Samanpazarı ve Çıkrıkçılar Yokuşu: Kalenin eteklerinde yer alan bu tarihi çarşılar, antikacılar, bakır ustaları, baharatçılar ve geleneksel el sanatları ürünleri satan dükkanlarıyla Ankara’nın otantik ruhunu hissetmek için doğru noktalar.
Hacı Bayram Veli Camii ve Augustus Tapınağı yan yana: Kalenin hemen eteğinde, şehrin manevi ve tarihi kalbi yan yana atıyor. 15. yüzyılda inşa edilen Hacı Bayram Veli Camii’nin duvarına bitişik halde, Roma İmparatoru Augustus’un vasiyetnamesinin yazılı olduğu 2000 yıllık Augustus Tapınağı’nın kalıntıları bulunuyor.
Arslanhane Camii: Ankara Kalesi’nin hemen altında, Selçuklu döneminin sonlarında inşa edilmiş bu ahşap direkli cami, Anadolu’daki ahşap hipostil camilerin en özgün ve en iyi korunmuş örneklerinden biridir. 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak tescillenen bu yapı, şehrin en etkileyici ve huzurlu tarihi mekanlarından biridir.
Roma Hamamı: Ulus’ta, Hacı Bayram Veli Camii’ne yürüme mesafesinde bulunan bu antik yapı, 3. yüzyıldan kalma, iyi korunmuş bir Roma hamamı kompleksidir. Geniş bir alana yayılan bu kalıntılar, antik dönemdeki sosyal yaşam hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Roma Tiyatrosu: Ankara Kalesi’nin hemen altında, yakın zamanda yapılan kazılarla gün yüzüne çıkarılmış olan bu antik tiyatro, şehrin Roma dönemindeki (Ankyra) öneminin bir başka kanıtı. 2000 yıllık basamaklarında oturup antik tiyatronun detaylarını inceleyebilirsiniz.
Julian Sütunu: Ulus’ta, Hükümet Konağı’nın yanında yer alan ve halk arasında “Belkıs Minaresi” olarak da bilinen bu anıtsal sütun, M.S. 362 yılında Roma İmparatoru Julianus’un Ankara’yı ziyareti onuruna dikilmiştir.
Ankara’da Gezilebilecek Müzeler
Kale Bölgesindeki Müzeler

Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Ankara Kalesi’nin çevresindeki tarihi Kurşunlu Han’da yer alan ve 1997’de “Avrupa’da Yılın Müzesi” seçilen bu müze, Paleolitik Çağ’dan Hititlere, Friglerden Urartulara uzanan, paha biçilmez bir arkeolojik koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Dev bir arkeoloji müzesi olduğu için buraya vakit ayırın. Müzeyi, MüzeKart ile gezebilirsiniz.
Rahmi M. Koç Müzesi Ankara: Türkiye’nin ilk sanayi müzesi olan Rahmi Koç Müzesi, tarihi Çengelhan ve Safranhan’da, ulaşımdan endüstriye, iletişimden bilimsel aletlere uzanan zengin bir koleksiyon sunuyor. Burada göreceğiniz bazı objelere çok şaşıracaksınız. Özellikle çocuklarla gidilebilecek eğlenceli ve öğretici bir durak.
Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi: Ankara Kalesi’nin tarihi dokusu içinde yer alan bu özel müze, koleksiyoner Yüksel Erimtan’ın Hititlerden Roma ve Bizans’a uzanan paha biçilmez arkeolojik eserlerini sergiler. Müzenin en rafine özelliği ise, bu antik eserleri geçici modern sanat sergileriyle bir araya getirerek, geçmişle bugün arasında entelektüel ve estetik bir diyalog kurmasıdır.
Cumhuriyetin Doğuşuna Tanıklık Eden Müzeler

Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası): Ulus Meydanı’nda yer alan bu mütevazı bina, bir ulusun kaderinin yazıldığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk meclis binası.
Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası): İlk meclis binasının yetersiz kalması üzerine inşa edilen ve 1960’a kadar meclis olarak hizmet veren bu yapı, erken Cumhuriyet döneminin mimari zarafetini ve Atatürk’ün devrimlerinin hayata geçirildiği salonları barındırıyor.
OGGUSTO’nun Notu: Ankara’nın gerçek entelektüel derinliğini anlamak için Devlet Resim ve Heykel Müzesi’ne de mutlaka gidin. Burada Türk resim sanatının en önemli başyapıtlarını sakin bir atmosferde keşfedebilirsiniz.
Sanat ve Kültür Müzeleri
Etnografya Müzesi: Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan Türk sanatının ve halk kültürünün en güzel örneklerinin sergilendiği, Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e nakledilmeden önce 15 yıl boyunca ağırlandığı manevi değeri yüksek bir müze.
Ulucanlar Cezaevi Müzesi: Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin en dokunaklı hafıza mekanlarından biri olan Ulucanlar, bir zamanlar ülkenin en tanınmış gazetecilerinin, yazarlarının ve siyasetçilerinin kaldığı bir cezaeviyken, bugün o dönemin zorluklarını ve yaşanmışlıklarını sergileyen sarsıcı bir müzeye dönüştürülmüş.
Gökyay Vakfı Satranç Müzesi: Dünyanın önde gelen satranç müzelerinden biri olan bu butik ve rafine mekan, 110 ülkeden toplanmış 700’den fazla satranç takımından oluşan eşsiz bir koleksiyona ev sahipliği yapar. Sadece bir oyunun değil, aynı zamanda bir kültürün ve sanatın ne kadar çeşitli olabileceğini gösteren, ilham verici bir durak.
MTA Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi: Özellikle çocuklu aileler için harika bir seçenek olan bu müze, devasa dinozor iskeletleri, uzaydan gelen göktaşları, mineral koleksiyonları ve Türkiye’nin zengin doğa tarihini anlatan canlandırmalarıyla hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunar.
Başkentin Doğal Kaçış Noktaları



Kuğulu Park ve Seğmenler Parkı Tunalı Hilmi Caddesi’nin başındaki Kuğulu Park, başkentin en zarif simgelerinden biri; şehrin en hareketli noktasında huzurlu bir sığınak. Buradan keyifli bir yürüyüş rotasıyla ulaşabileceğiniz, daha geniş bir vadiye yayılan Seğmenler Parkı ise amfitiyatrosu ve yeşil alanlarıyla Ankaralıların bir diğer popüler kaçış noktası.
Eymir Gölü: ODTÜ arazisi içinde yer alan Eymir Gölü, Ankaralıların doğaya kaçış için ilk adresi. Göl çevresindeki yaklaşık 10 kilometrelik parkurda bisiklete binebilir, yürüyüş yapabilir, kürek takımlarını izleyebilirsiniz.
Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ): Cumhuriyetin ilk yıllarında bozkırı yeşertme idealinin bir ürünü olan AOÇ, geniş arazisi içinde hayvanat bahçesi, piknik alanları, tarihi yapılar ve meşhur ürünlerinin (dondurma, süt, yoğurt) satıldığı satış noktaları barındıran devasa bir doğa alanı.
Gençlik Parkı: Ulus’ta yer alan, havuzu, lunaparkı ve yeşil alanlarıyla Cumhuriyetin ilk yıllarından beri şehrin sosyal hayatının kalbinde yer alan nostaljik bir park.
Soğuksu Milli Parkı: Ankara’ya yaklaşık bir saat mesafedeki Kızılcahamam’da yer alan bu milli park, karaçam, sarıçam ve köknar ağaçlarıyla kaplı ormanları, termal su kaynakları, yürüyüş parkurları ve temiz havasıyla başkentlilerin en popüler hafta sonu kaçış noktası.
Gordion Antik Kenti: UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, Frigya’nın efsanevi başkenti Gordion, Ankara’ya günübirlik bir gezi mesafesinde. Büyük İskender’in o meşhur düğümü kestiği yer olarak bilinen bu antik kentte, Kral Midas’ın babasına ait olduğu düşünülen devasa Midas Tümülüsü’nü ziyaret etmek, tarihin en gizemli anlarından birine tanıklık etmek gibidir.
Tuz Gölü: Ankara’nın güneydoğusunda, yaklaşık 1.5 saatlik bir sürüş mesafesinde yer alan Tuz Gölü, özellikle yaz aylarında suların çekilmesiyle ortaya çıkan bembeyaz tuz katmanıyla adeta başka bir gezegeni andırır. Gün batımında, gölün yüzeyinin pembe ve turuncu tonlara bürünmesi, fotoğraf tutkunları için kaçırılmayacak bir manzara. Ayrıca, ilkbahar aylarında, özellikle mart sonundan itibaren, gölün sığ suları, binlerce flamingonun danslarına ve yuva yapma telaşına sahne olur; ilerleyen haftalarda ise binlerce yavrunun hayata gözlerini açtığı dev bir flamingo kreşi halini alır. Bu pembe şölen, genellikle yavruların uçmaya başladığı yaz sonuna kadar devam eder.
Dikmen Vadisi: Çankaya ve Ayrancı gibi şehrin en merkezi yerleşim yerlerinin ortasında uzanan bu vadi, Ankara’nın en büyük ve en işlevsel şehir parklarından biri. Kilometrelerce uzanan yürüyüş ve bisiklet yolları, göletleri, spor alanları ve kafeleriyle, başkentin ortasında, modern binaların arasından geçen yeşil bir koridor ve nefes alma noktası.
Ankara’da Modern Yaşam ve Kültür Durakları



CerModern: Eski bir tren bakım atölyesinin, endüstriyel ruhu korunarak dönüştürülmesiyle hayata geçirilen CerModern, Türkiye’nin en önemli modern sanat merkezlerinden biridir. Burası, Ankara’nın dinamik ve entelektüel yüzünü temsil eder; uluslararası alanda tanınmış sanatçıların yanı sıra Türkiye’den önemli isimlerin de sergilerine ev sahipliği yapar. CerModern, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, düzenlediği atölyeler, film gösterimleri, festivaller ve performans sanatları gibi farklı kültürel etkinliklerle de şehrin sanat hayatına yön verir. Ziyaretiniz sırasında hangi sergiye denk gelirseniz gelin, bu etkileyici mimarinin içindeki şık kafesinde bir mola vermek ve başkentin sanatsal atmosferini solumak, başlı başına keyifli bir deneyimdir.
CSO Ada Ankara: Kale ile Gençlik Parkı arasında, eski bir endüstriyel alanın yerine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yeni konser salonu, modern mimarinin en etkileyici örneklerinden biri. İçeride opera da, çağdaş sanatçıların konserlerini de, yeni filmleri de izleyebilirsiniz.
Atakule: Şehrin modern siluetinin simgesi ve en güzel panoramik manzaralarından birini sunan nokta.
Kocatepe Camii: Cumhuriyet dönemi mimarisinin en anıtsal ve bilinen eserlerinden olan Kocatepe Camii, şehrin pek çok noktasından görülen dört zarif minaresi ve devasa kubbesiyle Ankara’nın siluetinin ayrılmaz bir parçası.
Erken Cumhuriyetin Mimari İzleri: Ankara, özellikle Ulus ve Kızılay çevresinde, bir başkentin inşasına tanıklık eden mimari bir laboratuvardır. I. ve II. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en güzel örnekleri olan eski TBMM binaları, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, İş Bankası Genel Müdürlüğü ve Etnografya Müzesi gibi yapıların cephelerini okumak, genç bir cumhuriyetin idealizmini ve estetik arayışını anlamak için eşsiz bir fırsat.
Tunalı Hilmi ve Arjantin Caddeleri: Ankara’nın sadece tarihi bir başkent değil, aynı zamanda yaşayan, modern ve şık bir şehir olduğunu en iyi hissedebileceğiniz yerler, Kavaklıdere’nin kalbindeki bu iki caddedir. Tunalı Hilmi Caddesi, kitapçıları, pasajları ve nesillerdir varlığını sürdüren mağazalarıyla şehrin sosyal hafızasıyken; ona paralel uzanan Arjantin Caddesi, büyükelçiliklere yakınlığı, rafine restoranları ve şık kafeleriyle başkentin diplomatik ve kozmopolit yüzünü temsil eder.
ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) Kampüsü: Burası sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli mimari, sosyal ve doğal miras alanlarından biridir. Behruz Çinici tarafından tasarlanan modernist ve brütalist binaları, geniş orman arazisi, içinde Eymir Gölü’nü barındırması ve kendine has entelektüel atmosferiyle ODTÜ, şehrin içinde başlı başına bir “deneyim” alanı.
Kızılay Meydanı ve Atatürk Bulvarı: Güvenpark Anıtı gibi Erken Cumhuriyet dönemi heykeltıraşlığının en güzel örneklerini barındıran meydan, şehrin en önemli arteri olan Atatürk Bulvarı ile birleşir. Bu bulvar üzerinde yürümek, bakanlık binalarının, eski elçiliklerin ve modernist mimarinin izlerini taşıyan yapıların arasından geçerek, bir başkentin planlı ve idealist doğuşuna tanıklık eder.
Gün Gün Ankara Gezi Planları
3 Günde Ankara
1. Gün: Tarihin Kalbi Rotası (Kale & Hanlar Bölgesi)
Güne Ankara Kalesi’ne çıkarak başlayabilir; surları, dar sokakları ve panoramik şehir manzarasını keşfedebilirsiniz. Kalenin hemen içindeki Rahmi M. Koç Müzesi’ni (Çengelhan ve Safranhan) ziyaret ettikten sonra, Kaleden aşağıya doğru yürüyerek dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni gezin.
Anadolu’nun binlerce yıllık mirasına tanıklık ettikten sonra, gezinize modern ve rafine bir dokunuş katmak için, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne sadece birkaç adım mesafedeki Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’ni ziyaret edin. Bu özel müze, antik eserleri modern sanatla bir araya getiren küratöryel yaklaşımı ve zarif mimarisiyle size farklı bir bakış açısı sunacaktır.
Gününüzü, bu zengin müze deneyimlerinin ardından, Samanpazarı ve Çıkrıkçılar Yokuşu’nun otantik atmosferinde, antika ve zanaatkar dükkanları arasında dolaşarak tamamlayabilirsiniz.
Gecenizi daha da özel kılmak isterseniz, bölgedeki bazı mekanlarda sunulan geleneksel Türk müziği dinletilerini veya fasıl akşamlarını deneyimleyebilirsiniz.
2. Gün: Cumhuriyetin Doğuşu ve Sanat Rotası (Ulus & Sıhhiye)
Ulus Meydanı’nda yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası) ve hemen karşısındaki Cumhuriyet Müzesi’ni (II. TBMM Binası) ziyaret ederek güne başlayın.

Ardından, kısa bir yürüyüşle Devlet Resim ve Heykel Müzesi ile hemen yanındaki Etnografya Müzesi’ni gezin. Günün devamında Hacı Bayram Veli Camii ile Augustus Tapınağı’nı ziyaret edip, restore edilmiş konaklarıyla Hamamönü’nde bir kahve molası verebilirsiniz.
3. Gün: Anıtsal ve Modern Ankara Rotası (Anıttepe, Kavaklıdere & Çankaya)
Gününüzün önemli bir bölümünü, bir ulusun kurucusuna saygı duruşu niteliğindeki Anıtkabir’i ziyaret etmeye ayırmanızı öneririz (en az 3 saat).
Anıtkabir ziyaretinizin ardından Kavaklıdere bölgesine geçerek Kuğulu Park’ın zarif atmosferinde dinlenebilir, Tunalı Hilmi Caddesi’nde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Günü, Atakule’ye çıkarak şehri 360 derece izleyip gün batımına tanıklık ederek sonlandırabilirsiniz.

5 Günde Ankara
İlk 3 gün, yukarıdaki 3 günlük planla birebir aynı şekilde ilerler.
4. Gün: Sanat, Sosyal Yaşam ve Doğa Rotası (Sıhhiye & ODTÜ)
İlk olarak eski bir tren hangarından dönüştürülen modern sanat merkezi CerModern’i ziyaret edin. Güncel sergileri ve endüstriyel atmosferi keşfettikten sonra, öğleden sonranızı tamamen şehrin akciğerleri olan ODTÜ Ormanı ve içindeki Eymir Gölü’ne ayırabilirsiniz.
Bisiklet kiralayabilir, gölün etrafında tam bir tur atabilir ve doğanın içinde keyifli bir gün geçirebilirsiniz.
5. Gün: Günübirlik Bir Başkent Kaçamağı: Beypazarı
Tüm günü, tarihi konakları, gümüş telkari sanatı, yaşayan müzesi ve yöresel lezzetleriyle ünlü, Ankara’ya yaklaşık 1.5 saat mesafedeki Beypazarı’na ayırarak Ankara gezinizi taçlandırabilirsiniz.


