Dracula efsanesinin izini süren şatolar, Orta Çağ’dan kalma kasabalar, Karpatlar’ın çevrelediği manzaralar ve son yıllarda giderek hareketlenen şehirler… Bükreş’ten Transilvanya’ya uzanan Romanya’da gezilecek en güzel yerleri, tarihi durakları ve seyahatinize eklemeniz gereken rotaları keşfedin.
Bir Bakışta: Romanya’da Gezilecek Yerler ve Seyahat İpuçları
| Romanya Seyahat Rehberi | Bilmeniz Gerekenler |
|---|---|
| Başkent | Bükreş |
| Para Birimi | Rumen leyi (RON) |
| Dil | Rumence |
| En İyi Seyahat Dönemi | Nisan–Haziran ve Eylül–Ekim |
| Kaç Gün Ayırmalı? | Bükreş için 2–3 gün; Transilvanya dahil bir rota için 5–7 gün |
| Öne Çıkan Bölgeler | Bükreş, Transilvanya, Brașov, Sibiu, Sighișoara, Sinaia |
| Görülmesi Gereken Şatolar | Bran Şatosu, Peleș Şatosu |
| Dracula Rotası | Bran ve Transilvanya; Vlad Țepeș ve Dracula efsanesiyle ilişkilendirilen duraklar |
| Doğa İçin | Karpat Dağları ve Transilvanya kırsalı |
| Orta Çağ Atmosferi İçin | Sighișoara, Brașov ve Sibiu |
| Şehir Tatili İçin | Bükreş |
| İdeal Rota | Bükreş → Sinaia → Brașov → Bran → Sighișoara → Sibiu |
Gotik şatoların sislerin arasından yükseldiği, Orta Çağ kasabalarının taş sokaklarla birbirine bağlandığı ve Karpat Dağları’nın ülkenin manzarasına yön verdiği Romanya, Avrupa’nın hâlâ sürprizlerle dolu rotalarından biri. Başkent Bükreş’in görkemli yapılarından Brașov’un renkli meydanlarına, Sibiu ve Sighișoara’nın tarihi sokaklarından Transilvanya’nın küçük köylerine kadar ülke, şehir ve doğa arasında güçlü bir seyahat rotası sunuyor.
Romanya’nın en merak uyandıran hikâyesi ise kuşkusuz Dracula efsanesi etrafında şekilleniyor. Bram Stoker’ın Kont Dracula karakteri ile sıklıkla ilişkilendirilen 15. yüzyıl hükümdarı Vlad Țepeș, Transilvanya seyahatlerinin popüler kültürdeki en güçlü figürlerinden biri. Özellikle Bran Castle, bugün “Dracula’nın Şatosu” olarak tanınsa da tarih ile efsanenin birbirine karıştığı bu hikâye, Romanya’yı keşfetmenin yalnızca bir parçası. Peleș Şatosu’nun ihtişamı, Sighișoara’nın Orta Çağ dokusu, Transilvanya’nın Sakson köyleri ve Bükreş’in yeni nesil adresleriyle Romanya’da gezilecek yerler, Dracula hikâyesinin çok daha ötesine uzanıyor.
- Bir Bakışta: Romanya’da Gezilecek Yerler ve Seyahat İpuçları
- Romanya’ya Ne Zaman Gidilir?
- Romanya’ya Nasıl Gidilir?
- Romanya’da Kaç Gün Kalınmalı?
- Romanya’da Nerede Kalınır? En İyi Oteller
- Romanya’da Ne Yenir? Denemeniz Gereken Lezzetler
- Romanya’nın En İyi Restoranları
- Romanya’da Gezilecek Yerler
- Transilvanya’nın Hikâyeleri ve Efsaneleri
- Romanya’nın En Güzel Şatoları
- Romanya’da Yapılacak En Güzel Aktiviteler
- Romanya’da Trenle Seyahat
- Romanya Seyahati İçin Bilmeniz Gerekenler
- Romanya’dan Ne Alınır? En İyi Alışveriş Durakları
Romanya’ya Ne Zaman Gidilir?

- İlkbahar (Nisan–Haziran): Romanya’da gezilecek yerleri daha sakin bir dönemde keşfetmek için en güzel zamanlardan biri. Bükreş, Brașov ve Sibiu’da şehir yürüyüşleri yapmak, Transilvanya’nın kırsalını görmek ve Karpatlar’da doğaya karışmak için özellikle mayıs ve haziran öne çıkıyor.
- Yaz (Temmuz–Ağustos): Uzun günler sayesinde şehirleri, şatoları ve Transilvanya rotalarını bir araya getirmek daha kolay. Ancak temmuz ve ağustos aynı zamanda sıcaklıkların ve turist yoğunluğunun arttığı dönem.
- Sonbahar (Eylül–Ekim): Romanya’ya gitmek için en iyi zamanlardan biri. Transilvanya’nın ormanları sonbahar renklerine bürünürken Brașov, Bran, Sighișoara ve Sibiu arasında yapılacak bir road trip çok daha etkileyici bir atmosfere sahip oluyor.
- Kış (Aralık–Şubat): Karla kaplanan Transilvanya köyleri, Karpatlar ve tarihi şehirler Romanya’nın daha masalsı yüzünü ortaya çıkarıyor. Aralık ayında Bükreş, Sibiu ve Brașov’daki Noel dönemi de seyahate ayrı bir atmosfer katıyor.
- Dracula atmosferi için: Ekim ayını tercih edin. Sonbaharın sisli ve kızıl tonları Transilvanya’nın gotik şatolarına oldukça yakışıyor. Cadılar Bayramı döneminde Bran ve çevresinin daha hareketli olabileceğini hesaba katın.
- Doğa ve yürüyüş için: Mayıs–haziran ve eylül ayları.
- Şehir gezisi için: Nisan–haziran ve eylül–ekim ayları.
- Karlı Transilvanya manzaraları için: Aralık–şubat ayları.
OGGUSTO’nun Romanya Notu: Seyahatinizi eylül sonu–ekim ortasına denk getiriyorsanız Sibiu tarihlerini kontrol edin. Sibiu Opera Festival 2026, 28 Eylül–16 Ekim arasında düzenleniyor; tarihi Transilvanya atmosferini konser ve opera programıyla birleştirmek için güzel bir fırsat. Aynı dönemde şehirde Transylvania Farmers’ Market de devam ediyor; yerel peynirler, şarküteri ürünleri ve bölgesel üreticileri görmek için rotaya eklenebilir.
Biraz daha Dracula/Transilvanya ruhuna uygun bir tarih seçmek isterseniz, seyahati ekim sonuna kaydırmanın çok daha spesifik bir nedeni var: Bran Şatosu 24 Ekim–1 Kasım 2026 arasında Halloween programı düzenliyor; 31 Ekim gecesi ise şatoda özel turlar, Royal Park’ta kostümlü parti ve sınırlı katılımlı gece etkinlikleri var.
Romanya’daki Bran, Peleș ve Corvin gibi görkemli yapılar iştahınızı kabarttıysa, rotanızı kıtanın diğer masalsı duraklarına çevirmek için Avrupa’nın En İyi Şatoları rehberimize göz atın.
Romanya’ya Nasıl Gidilir?

- Uçakla: Türkiye’den Romanya’ya ulaşmanın en pratik yolu Bükreş’e uçmak. İstanbul’dan Bükreş’e direkt uçuşlarla yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Bükreş’i başlangıç noktası yaparak seyahati Transilvanya’ya doğru devam ettirmek oldukça kolay.
- Bükreş’ten Transilvanya’ya: Bükreş’ten Sinaia ve Brașov yönüne trenle geçebilirsiniz. Özellikle ilk kez Romanya’ya gidiyorsanız Bükreş → Sinaia → Brașov hattı, şehir ve şatoları aynı rotada birleştirmek için oldukça kullanışlı.
- Arabayla: Transilvanya’nın küçük kasabalarını, köylerini ve şatolarını daha özgür keşfetmek isteyenler için araç kiralamak iyi bir alternatif. Brașov, Bran, Sighișoara ve Sibiu gibi durakları içeren birkaç günlük bir road trip planlayabilirsiniz.
- Trenle: Romanya’da şehirler arası tren ağı geniş. Bükreş’ten Brașov’a, ardından Sibiu ve diğer Transilvanya şehirlerine trenle ulaşmak mümkün. Ancak küçük köylere ve bazı şatolara ulaşmak için otobüs, taksi veya araç gerekebiliyor.
- İdeal Başlangıç Noktası: Romanya’yı ilk kez ziyaret edenler için Bükreş. Burada 1–2 gün geçirdikten sonra kuzeye doğru Sinaia ve Transilvanya rotasına devam edebilirsiniz.
- Önerilen Rota: Bükreş → Sinaia → Brașov → Bran → Sighișoara → Sibiu. Böylece Bükreş’in şehir hayatından Peleș ve Bran şatolarına, ardından Transilvanya’nın Orta Çağ kasabalarına uzanan dengeli bir rota oluşturabilirsiniz.
OGGUSTO’nun Romanya Notu: Sinaia’da Peleș’e giderken Sinaia Manastırı’nı atlamayın. Kasabanın hikâyesi aslında şatodan önce burada başlıyor: 1695’te kurulan manastır, adını Sina Dağı’ndan alıyor; daha sonra gelişen yerleşim de adını manastırdan alarak “Sinaia” oluyor. Ardından Kral I. Carol’un bölgeyi keşfedip yazlık ikametgâhı Peleș’i burada inşa ettirmesiyle küçük dağ yerleşimi Romanya kraliyet ailesinin en önemli merkezlerinden birine dönüşüyor. Yani Sinaia Manastırı → Peleș sıralamasıyla gezmek, kasabanın manastır yerleşiminden kraliyet merkezine dönüşen hikâyesini kronolojik olarak takip etmenin en güzel yolu.
Romanya’da Kaç Gün Kalınmalı?

- 2–3 gün: Yalnızca Bükreş’i keşfetmek isteyenler için yeterli. Tarihi merkez, mimari yapılar, müzeler, restoranlar ve şehrin yeni nesil adreslerini acele etmeden görebilirsiniz.
- 4–5 gün: Bükreş’in yanına Sinaia ve Brașov’u eklemek için ideal. Peleș Şatosu’nu gördükten sonra Brașov’a geçebilir, buradan Bran Şatosu’na günübirlik bir rota oluşturabilirsiniz.
- 6–7 gün: İlk Romanya seyahati için en dengeli süre. Bükreş → Sinaia → Brașov → Bran → Sighișoara → Sibiu rotasıyla ülkenin hem şehir hayatını hem de Transilvanya’nın şatolarını ve Orta Çağ kasabalarını görebilirsiniz.
- 8–10 gün: Transilvanya’yı daha yavaş keşfetmek, küçük kasaba ve köylerde durmak ve Cluj-Napoca’yı da programa eklemek isteyenler için uygun. Araç kiralayacaksanız bu süre road trip için de daha fazla özgürlük sağlıyor.
- Transilvanya için kaç gün?: Yalnızca Transilvanya’ya odaklanacaksanız en az 4–5 gün ayırın. Brașov, Bran, Sighișoara ve Sibiu’yu birkaç güne sıkıştırmak yerine her destinasyonda biraz zaman geçirmek bölgenin atmosferini çok daha iyi hissetmenizi sağlıyor.
- İlk kez gidenler için: 6–7 günlük Romanya seyahati, Bükreş ile Transilvanya arasında iyi bir denge kuruyor.
OGGUSTO’nun Romanya Notu: Romanya rotasında Brașov’u üs olarak seçmenin en büyük avantajı, ülkenin en karakteristik duraklarının ortasında kalması. Buradan Bran ve Râșnov yaklaşık yarım günlük, Sinaia ve Peleș ise günübirlik rotalara rahatça eklenebiliyor. Daha da önemlisi, Brașov’dan Sighișoara’ya devam ederken Viscri ve Saschiz’i araya ekleyerek Transilvanya’nın Sakson köylerini ayrıca bir rota yaratmadan görebilirsiniz. Bu yüzden Brașov’da tek gece yerine en az 2–3 gece kalmak, hem sürekli bavul toplamayı önlüyor hem de Transilvanya’yı şatolardan ibaret olmayan bir rota haline getiriyor.
Şatoların mimarisinden çok duvarlarının ardındaki aşk, entrika ve trajedi hikâyeleri ilginizi çekiyorsa, Dünyanın En Romantik Yapıları ve Aşk Anıtları seçkimizi keşfedin.
Romanya’da Nerede Kalınır? En İyi Oteller
Romanya’da konaklama seçimi, seyahatin karakterini tamamen değiştirebiliyor. Bükreş’in Belle Époque otellerinden Transilvanya’nın yüzyıllık malikânelerine, Bran Kalesi manzaralı odalardan Karpatlar’ın ortasındaki doğa inzivalarına uzanan seçenekler arasında yalnızca iyi bir otel değil, başlı başına bir deneyim bulmak mümkün. Dracula atmosferini hissetmek, Transilvanya’nın aristokrat geçmişine yaklaşmak ya da Bükreş’te şehirli bir lüks deneyimi yaşamak isteyenler için Romanya’nın en iyi otellerini seçtik.
Dracula Ruhunu Hissetmek İçin: Conacul Törzburg, Bran

Bran’a gelmenin en büyük nedenlerinden biri kuşkusuz Dracula efsanesiyle özdeşleşen Bran Kalesi. Conacul Törzburg ise bu atmosferi odanızdan çıkmadan hissetmenin en iyi yollarından biri. Otel, Bran Kalesi’nin tam karşısında bulunuyor ve loft dışındaki odalarının tamamı doğrudan kale manzarasına sahip.
Buradaki deneyimin asıl etkisi özellikle akşam saatlerinde ortaya çıkıyor. Gündüz kalabalıkların arasında gezdiğiniz kale, hava karardığında odanızın penceresinden Transilvanya’nın sisli ve gotik atmosferinin bir parçasına dönüşüyor. Otelin lounge-bar’ında da savaşlar arası dönemin malikâne estetiğinden ilham alan bir dekorasyon kullanılmış; büyük pencereler yine Bran Kalesi’ne açılıyor.


Dracula temalı dekorlarla hazırlanmış turistik bir otelden çok, Dracula efsanesinin doğduğu coğrafyanın atmosferini doğal biçimde yaşatan bir adres olması Conacul Törzburg’u daha özel kılıyor.
Conacul Törzburg’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Dört yıldızlı butik malikâne oteli.
- Lokasyon: Bran’ın merkezinde, Bran Kalesi’nin tam karşısında; kaleye birkaç dakikalık yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: Bran Kalesi manzaralı odaları, restore edilmiş eski malikâne karakteri, savaşlar arası dönemden esinlenen lounge-bar’ı, restoranı, bahçesi ve biri doğrudan kaleye bakan iki terası.
- Atmosfer: Dracula temalı dekorasyona yaslanmadan Transilvanya’nın tarihi ve hafif gotik ruhunu hissettiren; özellikle kale ışıklandırıldığında etkileyici hale gelen sakin ve karakterli bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Superior ve twin odaların yanı sıra Deluxe Suite ve iki katlı Törzburg Loft seçenekleri bulunan küçük ölçekli butik otel.
- Kimler için uygun: Bran Kalesi’ni keşfetmek isteyenler, Transilvanya rotası yapan çiftler ve standart bir konaklamadan ziyade destinasyonun atmosferini otelde de sürdürmek isteyenler.
- Adres: Sextil Pușcariu nr.3, 507025 Bran, Brașov, Romanya
- Telefon: +40 722 721 724
- Instagram: Conacul Törzburg
OGGUSTO Notu: Burada oda seçimi önemli. Superior Room, Superior Twin ve Deluxe Suite doğrudan Bran Kalesi manzarasına sahipken Törzburg Loft’un kaleye doğrudan manzarası bulunmuyor. Otelin kendi sitesi de kaleyi sabah, akşam ve gece odadan izlemenin deneyimin ayırt edici tarafı olduğunu özellikle vurguluyor. Bu nedenle Conacul Törzburg’u kale manzarası için seçiyorsanız rezervasyonda Loft yerine diğer oda kategorilerinden birini tercih edin.
Transilvanya’nın sisli ormanları ve Dracula efsanesi sizi biraz daha karanlık hikâyelerin peşine düşürdüyse, seyahat sonrasında atmosferi ekranda sürdürmek için En İyi Korku ve Gerilim Filmleri listemize göz atın.
Modern Transilvanya İçin: MATCA Hotel, Șimon

Bran çevresinde daha çağdaş ve rafine bir konaklama arayanların adresi MATCA. Karpat Dağları ve Transilvanya ormanlarına bakan bir tepenin üzerinde konumlanan otel, geleneksel Transilvanya mimarisini güncel lüks anlayışıyla birleştiriyor.


MATCA’yı ilginç kılan, bölgenin Dracula klişesine yaslanmadan aynı gizemli coğrafyayı hissettirmesi. Ormanların ve Bucegi Dağları’nın manzarası, özellikle sisli sabahlarda Transilvanya’nın hikâyelerdeki atmosferini fazlasıyla taşıyor. Yerel ürünleri ve bölgenin gastronomik mirasını merkeze alan restoranı ile spa deneyimi de oteli yalnızca konaklama adresi olmaktan çıkarıyor.
MATCA Hotel’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Beş yıldızlı lüks doğa oteli; 2024’ten beri Relais & Châteaux üyesi.
- Lokasyon: Bran’a bağlı Șimon köyünde, Bălăban Tepesi’nde; Transilvanya ormanları ile Bucegi ve Piatra Craiului Dağları’na bakan sakin bir konumda.
- Öne çıkan yönler: Restore edilmiş geleneksel Transilvanya çiftlik evlerinde konaklama, dağ manzaralı özel villalar, NATURA Spa, panoramik kapalı havuz, açık hava saman banyosu ve bölgesel ürünlere odaklanan restoran.
- Atmosfer: Geleneksel Transilvanya mimarisini doğal malzemeler ve çağdaş lüksle birleştiren; sessiz, rafine ve tamamen doğayla ilişki kuran bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Standart ve Deluxe odalar, Junior Suite ve Suite seçeneklerinin yanı sıra yaklaşık 60 m²’lik, özel verandası ve açık hava jakuzisi bulunan yedi bağımsız villa.
- Kimler için uygun: Bran ve Transilvanya’yı keşfederken şehirden uzak, üst segment bir konaklama isteyen çiftler; spa, doğa ve gastronomiyi seyahatinin merkezine alanlar.
- Adres: Strada Bălăban, 24 Șimon, 507025 Brașov, Romanya
- Telefon: +40 757 575 777
- Instagram: MATCA Hotel
OGGUSTO Notu: MATCA’nın en karakteristik detaylarından biri açık havadaki geleneksel saman banyosu. NATURA Spa deneyimine dahil olan bu uygulamanın yanında panoramik havuz, kuru ve buhar saunaları, jakuzi ve soğuk su havuzu bulunuyor. Daha özel bir konaklama için ise açık hava jakuzili ve dağ manzaralı özel villaları tercih edin. Ayrıca “MATCA” Romence’de “arıların kraliçesi” anlamına geliyor; otel kendi arı kolonisinden elde edilen ürünleri ve arıcılık kültürünü de konseptinin bir parçası haline getiriyor.
Bir Transilvanya Şatosunda Yaşamak İçin: Zabola Estate, Covasna

Romanya seyahatinin en sıra dışı konaklamalarından biri Zabola Estate. Karpatlar’ın içinde yaklaşık 500 hektarlık bir araziye yayılan tarihi aile mülkü; şato, ormanlar, göller ve eski müştemilatlarıyla neredeyse kendi dünyasını yaratıyor.
Arazinin geçmişi aristokrat Mikes ailesine uzanıyor ve bugün de aile tarafından yaşatılıyor. Konaklama seçenekleri arasında The New Castle, Machine House, Old Saddle House ve Garden House gibi farklı karakterlere sahip yapılar bulunuyor. Özellikle New Castle, 20. yüzyılın başındaki Kont Ármin Mikes döneminin izlerini taşımasıyla Transilvanya’nın aristokrat geçmişini en güçlü hissettiren seçenek.


Burası klasik anlamda “Dracula oteli” değil; hatta tam da bu nedenle daha etkileyici. Eski bir şato, kilometrelerce uzanan Karpat ormanları ve çevredeki vahşi doğa, Bram Stoker’ın dünyasını hatırlatan atmosferi dekor kullanmadan yaratıyor.
Zabola Estate’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Tarihi aristokrat malikânesi ve doğa oteli.
- Lokasyon: Transilvanya’nın Covasna bölgesindeki Zăbala’da, Karpatlar’ın eteklerinde. Tarihi şato parkı yaklaşık 50 hektar; mülkün koruma ve yönetimindeki daha geniş doğal alan ise 500 hektarı aşıyor.
- Öne çıkan yönler: Mikes ailesinin 600 yılı aşkın geçmişi, tarihi şato yapıları, göller ve ormanlarla çevrili geniş arazi, spa, binicilik ve özel orman gözlem noktasından rehberli boz ayı izleme deneyimi.
- Atmosfer: Klasik bir lüks otelden çok yaşayan bir Transilvanya malikânesi hissinde; aristokrat geçmişi, vahşi Karpat doğası ve şehirden kopukluğu bir araya getiren sakin ve sinematik bir atmosfer.
- Konaklama tipi: The New Castle, The Machine House, The New Yard, The Old Saddle House ve The Garden House gibi farklı dönem ve karakterlere sahip yapılara yayılmış oda, süit ve bağımsız ev seçenekleri.
- Kimler için uygun: Transilvanya’nın tarihini ve doğasını birlikte deneyimlemek isteyenler, romantik seyahatler, şehirden tamamen uzaklaşmak isteyen çiftler ve standart otel deneyimi yerine karakterli konaklama arayanlar.
- Adres: Str. Principala nr. 437, 527190 Zăbala, Romanya
- Telefon: +40 724 003 658
- Instagram: Zabola Estate
OGGUSTO Notu: Zabola’da hangi yapıda kaldığınız deneyimi ciddi biçimde değiştiriyor. Malikânenin aristokrat geçmişini en güçlü şekilde yaşamak için 20. yüzyılın başında Kont Ármin Mikes döneminde inşa edilen The New Castle’ı tercih edin. Buradaki 115 m²’lik Ármin Presidential Suite, iki şöminesi, pencere önündeki küveti, kapalı verandası ve göl-bahçe manzarasıyla mülkün en özel konaklama seçeneklerinden. Daha kişisel bir tarih arıyorsanız The Garden House da dikkat çekici: Mikes ailesinin 1949’daki kamulaştırmadan önce yaşadığı son, 2002’de mülke döndüklerinde ise yeniden yerleştikleri ilk ev.
Sighișoara ve Transilvanya’nın koruma altındaki tarihi mirası ilginizi çektiyse, kıtanın hikâyesi en güçlü duraklarını bir araya getiren Avrupa’da Görmeniz Gereken UNESCO Dünya Mirasları rehberimizle rotanızı genişletebilirsiniz.
300 Yıllık Transilvanya Evlerinde Kalmak İçin: Bethlen Estates, Criș

Sighișoara yakınlarındaki küçük Criș köyünde bulunan Bethlen Estates, Romanya’daki en karakterli konaklama projelerinden biri. Aynı ailenin bölgedeki geçmişi 1305 yılına kadar uzanıyor; bugün konuklar yaklaşık 300 yıllık yapıların özenli restorasyonuyla oluşturulan evlerde kalıyor.



Caretaker’s House, Depner House ve Corner Barn gibi konaklama seçenekleri, klasik bir otel odasından çok Transilvanya köyünde birkaç gün yaşama hissi veriyor. Özellikle 18. yüzyıldan kalan Depner House, geleneksel Sakson evinin karakterini korurken çağdaş tasarım detaylarıyla tamamlanmış. Üstelik Sighișoara yalnızca yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta. Orta Çağ kasabaları, müstahkem kiliseler, Sakson köyleri ve Transilvanya kırsalını aynı seyahatte keşfetmek isteyenler için güçlü bir merkez.
Bethlen Estates’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Tarihi miras odaklı lüks kırsal konaklama.
- Lokasyon: Criș köyünde, Sighișoara’nın yaklaşık 12 km güneybatısında; Transilvanya kırsalının ve tarihi Sakson köylerinin merkezinde.
- Öne çıkan yönler: Yaklaşık 300 yıllık yapıların özgün mimari detayları korunarak restore edilmesi; Caretaker’s House, Depner House ve eski bir samanlığın dönüştürülmesiyle ortaya çıkan Corner Barn gibi birbirinden farklı konaklama seçenekleri.
- Atmosfer: Klasik bir otelden çok Transilvanya köyünde yaşama hissi veren; tarihi dokuyu çağdaş tasarım, sessizlik ve kırsal yaşamla birleştiren samimi ve rafine bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Bağımsız tarihi evler ve oda bazında ya da tamamen kiralanabilen restore edilmiş yapılar. Caretaker’s House dört, Depner House iki yatak odalı; Corner Barn’daki dört oda ise ayrı ayrı veya yapının tamamı olarak rezerve edilebiliyor.
- Kimler için uygun: Sighișoara ve çevresindeki Sakson köylerini keşfetmek isteyenler, tarihi mimariye ve tasarıma ilgi duyanlar; büyük oteller yerine yavaş ve yerel bir Transilvanya deneyimi arayan çiftler, aileler ve arkadaş grupları.
- Adres: Transylvania, 157, 547201 Criș, Romanya
- Telefon: +40 767 374 998
- Instagram: Bethlen Estates
OGGUSTO Notu: Bethlen Estates Eylül 2026’da önemli bir yenilik kazanıyor: köyün eski Alman/Sakson okulunun yıllar süren restorasyonunun ardından The Saxon School açılıyor. Altı odalı yapıda wellness alanı ve ısıtmalı açık havuzun yanı sıra Terroir 7 adlı fine dining restoran da yer alacak. Dolayısıyla sonbahar 2026 ve sonrası için rezervasyon yapıyorsanız mevcut üç tarihi eve ek olarak Saxon School’u da değerlendirin. Daha otantik bir ev deneyimi isteyenler içinse 18. yüzyıldan kalma iki odalı Depner House, geleneksel Sakson evinin özgün kirişlerini ve demir işçiliğini korumasıyla özellikle öne çıkıyor.
Bağların Arasında Romantik Bir Kaçış İçin: Casa Timiș, Dealu Mare


Romanya’nın yalnızca şatolar ve Orta Çağ kentlerinden ibaret olmadığını gösteren adreslerden biri Casa Timiș Wellness & Spa Resort. Dealu Mare bağlarının ortasında bulunan tesis, tarihi bir Romanya malikânesini şarap, gastronomi ve wellness odaklı bir konaklama deneyimine dönüştürüyor.


Malikânenin Brâncovenesc mimarisinden beslenen karakteri korunurken el boyaması mobilyalar, romantik detaylar ve bağ manzaraları daha yumuşak bir aristokrat atmosfer yaratıyor. Tesiste tarihi mansion odalarının yanı sıra daha modern ve geniş bungalow seçenekleri de bulunuyor. Şarap tadımları ve gastronomi deneyimleri ise burada konaklamanın önemli parçalarından.
Casa Timiș’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Bağ oteli, gastronomi ve wellness resort.
- Lokasyon: Dealu Mare şarap bölgesinde, Prahova’nın Chițorani köyünde; üzüm bağlarıyla çevrili kırsal bir konumda.
- Öne çıkan yönler: Tarihi malikâne ile modern lüks bungalow seçenekleri, Embrace Holistic Healing Spa, bağ manzaralı infinity pool, şarap ve yemek eşleşmeleri, Veranda dintre Vii restoranı ve 1925 English Bar.
- Atmosfer: Tarihi Romanya malikânesinin romantik karakterini bağ manzaraları ve çağdaş resort konforuyla birleştiren; sakin ve rafine bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Tarihi Mansion’da çift kişilik odalar ve süitlerin yanı sıra daha geniş Junior Suite Bungalow ve Bungalow Apartment seçenekleri.
- Kimler için uygun: Şarap rotası planlayan çiftler, gastronomi ve spa deneyimini birlikte isteyenler ve Bükreş seyahatine kırsal bir kaçamak eklemek isteyenler.
- Adres: Florica Romalo 4, 107112 Chițorani, Romanya
- Telefon: +40 723 682 568
- Instagram: Casa Timiș
OGGUSTO Notu: Casa Timiș’i yalnızca konaklama için değil, Dealu Mare şarap deneyiminin bir parçası olarak planlamak daha doğru. Tesiste yemek ve şarap eşleşmeleri düzenleniyor; mutfakta bölgenin şaraplarının yanı sıra Dealu Mare trüfü gibi yerel ürünler kullanılıyor. Spa tarafında ise aromaterapi ve haloterapili buhar saunası, Himalaya tuzlu kuru sauna, infrared dinlenme yatakları ve bağ manzarasına açılan panoramik açık hava saunası bulunuyor. Özellikle yaz aylarında bungalow tarafındaki bağ manzaralı infinity pool, tarihi mansion yerine modern resort deneyimini tercih etmek için güçlü bir neden.
Bükreş’te Belle Époque İhtişamı İçin: Corinthia Bucharest


Başkentte kalacaksanız Romanya’nın kırsal şatolarından tamamen farklı bir atmosfer sunan Corinthia Bucharest öne çıkıyor. Calea Victoriei ile Elisabeta Bulvarı’nın kesişiminde bulunan yapı, geçmişi 1873’e uzanan eski Grand Hotel du Boulevard’ın kapsamlı restorasyonuyla yeniden hayata geçirildi.



Yaldızlı salonları, yüksek tavanları ve tarihi mimari detaylarıyla otel, Bükreş’in bir dönem “Doğu’nun Paris’i” olarak anılmasını sağlayan Belle Époque dünyasını günümüze taşıyor. Romanya seyahatinin Transilvanya bölümünde şato ve köy evlerinde kaldıktan sonra Bükreş’te burada konaklamak, ülkenin bambaşka bir yüzünü görmek için iyi bir final.
Corinthia Bucharest’e Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Beş yıldızlı, tamamı süitlerden oluşan ultra lüks tarihi şehir oteli. Otel yalnızca 30 süite sahip.
- Lokasyon: Bükreş’in merkezinde, Calea Victoriei ile Bulevardul Regina Elisabeta’nın kesişiminde; şehrin tarihi ve kültürel noktalarını yürüyerek keşfetmek için oldukça avantajlı.
- Öne çıkan yönler: 1873’te Grand Hotel du Boulevard olarak açılan tarihi yapısı, Belle Époque detayları, yalnızca 30 süitlik butik ölçeği, Corinthia Spa, Monaco kökenli Sass’ Restaurant & Lounge ve Heritage Bar.
- Atmosfer: Yaldızlı detaylar ve yüksek tavanlarla eski Bükreş ihtişamını yaşatırken çağdaş tasarım ve servis anlayışıyla güncellenen; gösterişli fakat butik ve sofistike bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Tamamı süitlerden oluşuyor; Junior, Superior, Deluxe, Grand Deluxe ve Signature Suite kategorileri bulunuyor. Süitlerin tasarımında Rumen şair Mihai Eminescu’nun “The Blue Flower” şiirinden ilham alınmış.
- Kimler için uygun: Bükreş’te tarihi atmosferden vazgeçmeden en üst segmentte konaklamak isteyenler, romantik şehir kaçamakları, tasarım ve mimariye ilgi duyanlar ve Romanya seyahatini gösterişli bir finalle tamamlamak isteyenler.
- Adres: Bulevardul Regina Elisabeta 21, 030167 București, Romanya
- Telefon: +40 31 405 3031
- Instagram: Corinthia Grand Hotel du Boulevard Bucharest
OGGUSTO Notu: Corinthia Bucharest’te oda kategorisini seçerken manzaraya özellikle dikkat edin. Junior Suite’ler tarihi Cercul Militar binasına, Grand Deluxe Suite’ler Bükreş’in tarihi bulvarlarına bakıyor. Otelin en özel seçeneği olan 115–116 m² Signature Suite ise tam Calea Victoriei–Regina Elisabeta kesişiminde bulunuyor ve özel kütüphane/çalışma odasına sahip. Otelin tarihindeki en ilginç detay ise 1873’te açıldığında Bükreş’te elektrikli aydınlatma ve asansöre sahip ilk otel olması. 24 Mart 2025’te Corinthia olarak yeniden açılan yapı bugün Romanya Kültür Bakanlığı tarafından ulusal anıt statüsünde korunuyor.
Eski Bir Bankanın Kasasında Kokteyl İçmek İçin: The Marmorosch Bucharest

Bükreş’in tarihi merkezinde daha dramatik ve tasarım odaklı bir seçenek isteyenler için The Marmorosch Bucharest, Autograph Collection iyi bir alternatif. Otelin bulunduğu görkemli yapı geçmişte bir banka olarak kullanılıyordu; restorasyonda binanın bu kimliği tamamen silinmek yerine yeni tasarımın parçası hâline getirilmiş.


En karakteristik detay ise eski banka kasasının bugün speakeasy tarzı bir bara dönüşmüş olması. Yüksek tavanlar, tarihi mimari ve 20. yüzyıl başlarına referans veren iç mekânlarla The Marmorosch, Bükreş’in klasik grand hotel atmosferinden biraz daha karanlık ve teatral bir çizgide duruyor.
The Marmorosch Bucharest’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Beş yıldızlı tarihi lüks otel; Marriott Autograph Collection üyesi ve 2025 Michelin One Key sahibi.
- Lokasyon: Bükreş’in Old Town bölgesinin hemen yanında, Strada Doamnei üzerinde; Calea Victoriei ve şehrin tarihi merkezini yürüyerek keşfetmek için oldukça merkezi.
- Öne çıkan yönler: Eski Marmorosch Blank Bankası binası, Belle Époque ve Art Deco etkili iç mekânları, eski banka kasasının içine yerleştirilen The Vault speakeasy bar, Balance Spa, kapalı havuz ve üst katlardan Old Town manzarası.
- Atmosfer: Corinthia’nın klasik Belle Époque ihtişamına kıyasla daha teatral ve karanlık; eski banka kimliğini çağdaş tasarım ve Art Deco detaylarla birleştiren karakterli bir atmosfer.
- Konaklama tipi: Standart odalardan süitlere uzanan 217 odalı şehir oteli. Üst katlardaki bazı oda ve süitlerde balkon ve Old Town manzarası bulunuyor.
- Kimler için uygun: Tasarım ve tarihi mimariyi önemseyen çiftler, Bükreş gece hayatına ve Old Town’a yakın olmak isteyenler ve klasik grand hotel yerine daha karakterli bir lüks otel arayanlar.
- Adres: Strada Doamnei 2, 030053 București, Romanya
- Telefon: +40 371 533 100
- Instagram: The Marmorosch Bucharest Autograph Collection
OGGUSTO Notu: The Marmorosch’ta mutlaka The Vault’a uğrayın. Burası banka temasından esinlenmiş sıradan bir bar değil; otelin geçmişinde gerçekten değerli eşyaların saklandığı orijinal banka kasasının içinde yer alan speakeasy. Bugün kasanın ağır kapıları ve tarihi atmosferi korunurken içeride özel kokteyller ve kadehte şampanyalar servis ediliyor. Otelde kalırken daha özel bir oda istiyorsanız üst katlardaki balkonlu ve Old Town manzaralı oda veya süitleri özellikle sorun.
Romanya’da Ne Yenir? Denemeniz Gereken Lezzetler



Romanya mutfağı; Balkan, Osmanlı, Macar ve Avusturya etkilerinin ülkenin kendi kırsal yemek kültürüyle buluştuğu oldukça katmanlı bir mutfak. Transilvanya’dan Moldova’ya tarifler bölgeden bölgeye değişse de lahana, mısır unu, et, peynir ve ekşi tatlar sofranın temelini oluşturuyor. Romanya seyahatinde geleneksel mutfağı tanımak için özellikle sarmale, mici, ciorbă ve mămăligă ile başlayın.
- Sarmale: Fermente lahana yaprağına sarılan kıyma, pirinç, soğan ve baharatlı harç; genellikle mămăligă, smântână ve acı biberle servis ediliyor.
- Mici (Mititei): Sarımsak ve baharatlarla hazırlanan, bağırsaksız küçük kıyma ruloları. Izgaradan sıcak çıkıp hardal ve ekmekle yeniyor.
- Ciorbă: Romanya mutfağının ekşi karakterli çorba ailesi. En ünlülerinden ciorbă de burtă; işkembe, sarımsak, sirke ve ekşi kremayla hazırlanıyor.
- Mămăligă: Mısır unundan hazırlanan, polentayı andıran geleneksel eşlikçi. Et yemekleri ve sarmalenin yanında ya da peynir ve smântână ile tüketiliyor.
- Tochitură: Özellikle Moldova bölgesiyle özdeşleşen, uzun süre pişirilmiş etlerden hazırlanan yoğun bir yahni. Mămăligă, peynir ve yumurtayla servis edilebiliyor.
- Varză à la Cluj: Lahana, kıyma ve pirincin katmanlar halinde fırınlandığı Transilvanya klasiği. Özellikle Cluj-Napoca’da denenmesi gerekenlerden.
- Bulz: Mămăligă ile brânză de burduf gibi koyun sütü peynirlerini buluşturan, fırında veya ızgarada hazırlanabilen rustik bir lezzet.
- Romanya Peynirleri: Telemea, urdă, caș ve güçlü aromasıyla öne çıkan brânză de burduf, ülkenin peynir kültürünü keşfetmek için mutlaka tadılması gerekenlerden.
- Papanași: Peynirli hamurla hazırlanan, genellikle ekşi krema ve orman meyvesi reçeliyle servis edilen Romanya’nın en sevilen tatlılarından.
- Cozonac: Özellikle Noel ve Paskalya dönemlerinde hazırlanan; ceviz, kakao, kuru üzüm, haşhaş veya lokumla doldurulabilen geleneksel mayalı tatlı ekmek.
Romanya’nın En İyi Restoranları
Romanya’nın restoran sahnesi, geleneksel tariflerin çok ötesine geçiyor. Özellikle Bükreş’te yeni nesil şefler yerel ürünleri, eski pişirme tekniklerini ve ülkenin farklı bölgelerinden gelen tarifleri çağdaş bir dille yorumlarken; tarihi restoranlar sarmale, mici ve ciorbă gibi klasiklerin peşinde olanlar için hâlâ önemli duraklar. Romanya mutfağını farklı yönleriyle keşfetmek için öne çıkan restoranları bir araya getirdik.
Çağdaş Romanya Mutfağını Keşfetmek İçin: Soro Lume

Bükreş’te yeni nesil Romanya mutfağını merak edenlerin ilk adreslerinden biri Soro Lume. Şef Mihai Toader’ın yaklaşımının merkezinde ülkenin farklı bölgelerindeki eski tarifler, yerel ürünler ve neredeyse unutulmuş pişirme yöntemleri bulunuyor.
Restoranın karakterini belirleyen en önemli unsur ateş. Geleneksel ocaklar, ızgara ve tütsüleme teknikleri mutfağın önemli bir parçası; menü ise mevsime göre değişiyor. Bu nedenle Soro Lume, Romanya yemeklerini yalnızca modern tabaklara dönüştürmek yerine mutfağın geçmişine bakarak bugünün gastronomi diliyle yeniden yorumlayan adreslerden.


- Kategori: Çağdaş / neo-Romanya mutfağı, fire dining.
- Lokasyon: Bükreş’in Sector 2 bölgesinde, Strada Fluierului üzerinde; küçük bir ev ve avluya yerleşmiş samimi bir restoran.
- Şef: Mihai Toader; Romanya’nın köylerini dolaşarak eski tarifleri, yerel malzemeleri ve geleneksel pişirme yöntemlerini araştırdığı “Fragmente” projesinden edindiği birikimi Soro Lume’nin mutfağına taşıyor.
- Öne çıkan yönler: Açık ateş, köz ve dumanın mutfağın merkezinde olması; mevsimsel ve yerel ürünler; ülkenin farklı bölgelerindeki geleneksel tariflerin çağdaş yorumları. Menü kısa tutuluyor ve yıl içinde birkaç kez değişebiliyor.
- Denemeniz Gerekenler: Menü mevsimsel olduğu için sabit bir liste yerine güncel seçkiye yönelmek daha doğru. Restoranın geçmişte en çok öne çıkan tabaklarından biri, tereyağında yakılmış balmoșu tütsülenmiş smântână ve fırınlanmış mantarla buluşturan “Balmoșul din ușa stânii”.
- Atmosfer: Küçük, samimi ve gösterişsiz; açık ateş mutfağının yarattığı duman ve köz kokularıyla gastronomi deneyimini daha teatral hale getiren bir ortam.
- Kimler için uygun: Geleneksel sarmale ve mici’nin ötesine geçerek Romanya mutfağının kökenlerini çağdaş bir şefin yorumuyla keşfetmek isteyenler.
- Rezervasyon: Kesinlikle önerilir. Restoran sınırlı günlerde hizmet veriyor; resmi sitesine göre çarşamba-cuma 18.00–23.00, cumartesi 12.00–15.00 ve 18.00–23.00 açık.
- Adres: Strada Fluierului 33, 021432 București, Romanya
- Telefon: +40 771 737 944
- Instagram: @soro.lume
- Web: Soro Lume
OGGUSTO Notu: Soro Lume’ye giderken özellikle ateşe yakın bir masa olup olmadığını sorun. Burada ateş dekoratif bir unsur değil; Şef Mihai Toader’ın “fire dining” yaklaşımında geleneksel ocaklar, odun ateşi, köz ve duman doğrudan pişirme tekniğinin parçası. Menü de mevsime ve şefin araştırmalarına göre değiştiğinden tek bir “imza yemek” peşinde koşmak yerine güncel menüyü deneyimlemek daha anlamlı. Soro Lume’yi seyahatin başına koyarsanız, sonrasında yiyeceğiniz klasik Romanya yemeklerindeki teknikleri ve tatları okumak da çok daha keyifli hale geliyor.
Romanya’yı Bir Degüstasyon Menüsünde Keşfetmek İçin: NOUA

NOUA. Bucătărie Românească, Romanya’nın farklı bölgelerinden gelen ürün ve tarifleri modern tekniklerle ele alan Bükreş restoranlarından. Şef Alex Petricean’ın mutfağında amaç yalnızca geleneksel yemekların yeni versiyonlarını hazırlamak değil; ülkenin gastronomik kimliğini daha geniş bir hikâye üzerinden anlatmak.


Degüstasyon formatı sayesinde Romanya mutfağını tek tek klasik yemeklerden ziyade bir bütün olarak keşfetmek mümkün. Geleneksel malzemelerin beklenmedik eşleşmelerle kullanılması ve tabakların bölgesel referanslar taşıması restoranı özellikle gastronomi odaklı seyahat edenler için öne çıkarıyor.
- Kategori: Çağdaş Romanya mutfağı & fine dining.
- Lokasyon: Bükreş, Popa Nan; tarihi bir evin içine yerleşmiş, şehir merkezinin turistik restoran aksından daha sakin bir konumda.
- Şef: Alex Petricean; farklı ülkelerde üst düzey restoranlarda edindiği deneyimin ardından Romanya’ya dönerek NOUA’yı 2019’da açtı.
- Öne çıkan yönler: Romanya’nın farklı bölgelerindeki tarifleri, yerel üreticileri ve mevsimsel malzemeleri merkeze alan tadım deneyimi; geleneksel tatların çağdaş tekniklerle yeniden yorumlanması. Menü doğanın sunduğu ürünlere göre sık sık değişiyor.
- Deneyim: Tadım menüsü Romanya’yı gastronomi üzerinden dolaşan bir hikâye gibi kurgulanıyor; tabakların kökeni ve ilham aldığı bölge servis sırasında anlatılıyor. Güncel deneyim yaklaşık 2–3 saat sürebiliyor.
- Atmosfer: Koyun postu, ahşap, tuğla, metal ve geleneksel çini sobalar gibi Romanya evlerine gönderme yapan detayların çağdaş tasarımla birleştiği sıcak ve karakterli bir ortam.
- Kimler için uygun: Romanya mutfağını sarmale, mici ve mămăligă gibi klasiklerin ötesinde keşfetmek isteyenler ve Bükreş seyahatini gastronomi odaklı planlayanlar.
- Rezervasyon: Kesinlikle önerilir; güncel işletme bilgilerine göre restoran yalnızca çarşamba-cumartesi akşamları hizmet veriyor.
- Adres: Str. Popa Nan 7, 030167 București, Romanya
- Telefon: +40 21 794 3294
- Instagram: NOUA
Eski Bükreş Atmosferi İçin: Caru’ cu Bere


Bükreş’te bazı restoranlara yalnızca yemek için değil, içinde bulunduğunuz mekânı görmek için de gidiliyor. Caru’ cu Bere bunların başında geliyor. Hikâyesi 1879’a uzanan restoran, bugün şehrin tarihi merkezindeki en tanınmış adreslerden biri.
Neo-Gotik yapının içindeki vitraylar, mozaikler, ahşap işçiliği ve yüksek kemerler restoranı başlı başına görülmesi gereken bir Bükreş klasiğine dönüştürüyor. Menüde ise sarmale, mici ve farklı et yemekları gibi geleneksel Romanya mutfağından tanıdık lezzetler bulunuyor. Turistik olduğunu bilerek gitmekte fayda var; ancak ilk kez Bükreş’e geliyorsanız tarihi atmosferi nedeniyle hâlâ listenizde bulunmayı hak ediyor.
- Kategori: Tarihi Romanya restoranı & geleneksel birahane.
- Lokasyon: Bükreş Old Town’da, Stavropoleos Manastırı’nın hemen yakınında; Calea Victoriei’ye birkaç dakikalık yürüme mesafesinde.
- Öne çıkan yönler: 1879’a uzanan geçmişi, Neo-Gotik mimarisi, vitrayları, mozaikleri, oyma ahşap panelleri, geleneksel Romanya yemekleri ve 1879 tarihli reçeteye dayanan ev birası. Bugünkü ikonik yapı ise 1899’da açılmış.
- Denemeniz Gerekenler: Sarmale, mici, geleneksel et yemekleri ve Caru’ cu Bere’nin kendi birası. Menü geleneksel Romanya mutfağı üzerine kurulu.
- Atmosfer: Yüksek Neo-Gotik kemerler, vitraylar, mozaikler ve koyu ahşap detaylarla oldukça teatral; kalabalık ve turistik olmasına rağmen eski Bükreş’in görkemini hissetmek için şehrin en karakteristik adreslerinden.
- Kimler için uygun: Bükreş’e ilk kez gelenler, geleneksel Romanya yemeklerini tarihi bir atmosferde denemek isteyenler ve mimariye önem veren gezginler.
- Rezervasyon: Özellikle akşam yemeği için önerilir. Restoran rezervasyonların en az 24 saat önceden yapılmasını istiyor.
- Çalışma saatleri: Her gün 10.00–00.00.
- Adres: Strada Stavropoleos 5, 030081 București, Romanya
- Telefon: +40 726 282 373
- Web: Caru’ cu Bere
- Instagram: Caru’ cu Bere
OGGUSTO Notu: Burada yalnızca yemeğe değil, binaya da zaman ayırın. Caru’ cu Bere’nin hikâyesi 1879’da başlasa da bugün yemek yediğiniz Neo-Gotik yapı 1898’de Zigfried Kofszinsky ve Alois Pesch’in planlarıyla tasarlanıp Haziran 1899’da açıldı. Vitraylar, mozaikler, resimler ve oyma ahşap paneller hâlâ yapının en karakteristik detayları. Mümkünse ana salonun mimarisini görebileceğiniz bir masa isteyin; burayı listenize eklemenin asıl nedeni yalnızca sarmale ya da mici değil, bir öğünü Bükreş’in 19. yüzyıl sonu atmosferinin içinde geçirmek.
Tarihi Bir Hanın Avlusunda Yemek İçin: Hanu’ lui Manuc



Bükreş’in Old Town bölgesindeki Hanu’ lui Manuc, restoran deneyimini şehrin tarihiyle birleştiren adreslerden. 19. yüzyılın başlarına uzanan hanın geniş avlusu ve ahşap galerileri, modern Bükreş’in ortasında geçmişten kalan farklı bir atmosfer yaratıyor.
Menü geleneksel Romanya ve Balkan mutfaklarına odaklanıyor. Özellikle sıcak aylarda tarihi avluda oturmak, burayı yalnızca “nerede yemek yenir?” listesinden çıkarıp seyahatin parçası hâline getiriyor.
- Kategori: Tarihi han & geleneksel Romanya restoranı.
- Lokasyon: Bükreş Old Town’un girişinde, Eski Prenslik Sarayı’nın (Curtea Veche) hemen yanında; Unirii Meydanı’na birkaç adım mesafede.
- Öne çıkan yönler: 1808’den beri ayakta olan tarihi han, geniş iç avlu, ahşap galeriler, yaz bahçesi ve 200 yılı aşan geçmişi. Geleneksel Romanya ve Balkan lezzetleri tarihi han atmosferiyle birleşiyor.
- Atmosfer: Old Town’un hareketinin ortasında olmasına rağmen avluya adım attığınız anda 19. yüzyıl Bükreş’ini hissettiren; ahşap galerileri ve büyük avlusuyla canlı, tarihi ve oldukça karakterli.
- Kimler için uygun: Bükreş’e ilk kez gelenler, geleneksel yemekleri tarihi bir ortamda denemek isteyenler ve özellikle sıcak aylarda uzun bir avlu yemeği planlayanlar.
- Rezervasyon: Özellikle avluda oturmak istiyorsanız önerilir; mekânın kendi kaynakları yoğun dönemlerde rezervasyonsuz gelenlerin masa bekleyebildiğini belirtiyor.
- Adres: Str. Franceză 62-64, 030106 București, Romanya
- Telefon: +40 730 188 653
- Instagram: Hanu’ lui Manuc
OGGUSTO Notu: Hanu’ lui Manuc’u özel kılan yalnızca 1808’den beri ayakta olması değil; 1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nı sona erdiren Bükreş Antlaşması’nın barış görüşmeleri de burada yapıldı. Mimariye meraklıysanız giriş geçidinin zeminine de dikkat edin: handa 19. yüzyılın başından kalan orijinal ahşap döşeme parçaları hâlâ korunuyor. Özellikle yazın içeride yemek yerine ahşap galerilerin çevrelediği tarihi avluda masa ayırtmak, burayı tercih etmenin asıl nedenlerinden biri.
Romanya Mutfağının Daha Rustik Tarafı İçin: Vatra



Bükreş merkezindeki Vatra, fine dining restoranlarından sonra ülkenin daha geleneksel ve ev yemeğine yakın tarafını görmek isteyenler için iyi bir karşılık. Menü Romanya mutfağının klasiklerine odaklanıyor ve atmosfer de çağdaş restoranlardan ziyade geleneksel bir han hissine yakın.
Sarmale, mămăligă ve et ağırlıklı klasikler üzerinden ilerleyen bir öğün için tercih edilebilir. Özellikle Romanya seyahatinde yalnızca modern şef restoranlarına gitmek istemiyorsanız seçkiye denge katıyor.
Vatra’ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
- Kategori: Geleneksel Romanya mutfağı.
- Lokasyon: Bükreş merkezinde, Cișmigiu Parkı’na yakın Strada Ion Brezoianu üzerinde. Vatra
- Öne çıkan yönler: 2001’den beri hizmet veren restoran; geleneksel Romanya yemeklerini Transilvanya esintili rustik dekor, canlı müzik ve folklor gösterileriyle bir araya getiriyor.
- Denemeniz Gerekenler: Sarmale, mămăligă, mici ve Romanya’nın klasik et yemekleri. Tatlı için yer bırakırsanız papanași de iyi bir final.
- Atmosfer: Ahşap ağırlıklı, sıcak ve rustik; fine dining’den ziyade geleneksel bir Romanya evinde veya hanında yemek yiyormuş hissi veren samimi bir ortam.
- Kimler için uygun: NOUA ve Soro Lume gibi çağdaş şef restoranlarının ardından Romanya mutfağının daha klasik, doyurucu ve geleneksel tarafını deneyimlemek isteyenler.
- Rezervasyon: Özellikle akşam saatlerinde önerilir.
- Adres: Strada Ion Brezoianu 19, 010131 București, Romanya
- Telefon: +40 721 200 800
- Instagram: Vatra
OGGUSTO Notu: Vatra’yı diğer geleneksel Bükreş restoranlarından ayıran detaylardan biri Romanya folklorunu yemeğin bir parçasına dönüştürmesi. Restoranda geleneksel müzik ve dans gösterileri düzenleniyor; 2026 tarihli ziyaretçi deneyimlerinde de bu performansların akşam boyunca tekrarlandığı belirtiliyor. Bu nedenle daha sakin bir yemek yerine yemek + folklor deneyimi aradığınız bir akşam için tercih edin; rezervasyon sırasında gösterinin olduğu saatleri sormakta fayda var.
Romanya’nın Yeni Nesil Fine Dining Sahnesi İçin: Kane



Bükreş’in çağdaş gastronomi sahnesini takip etmek isteyenler için Kane de dikkat çeken adreslerden. Restoran, fine dining yaklaşımını yerel ürünler ve modern tekniklerle bir araya getiriyor; klasik Romanya restoranlarından daha minimal ve ürün odaklı bir çizgide ilerliyor. Burayı özellikle Soro Lume ve NOUA ile aynı seyahatte değerlendirmek ilginç: üç restoran da yerel gastronomiye bakıyor ancak bunu farklı bir mutfak diliyle yapıyor.
- Kategori: New Romanian Cuisine & çağdaş fine dining.
- Lokasyon: Bükreş merkezinde, Universitate yakınındaki Strada Dianei’de; 1910 tarihli tarihi bir evde hizmet veriyor.
- Şef: Vlad Pădurescu. Mutfağında mevsimsellik, sürdürülebilirlik ve yerel ürünler belirleyici; restoranın güncel menüsü de onun imzasını taşıyor.
- Öne çıkan yönler: Yalnızca yerel ve mevsimsel ürünleri merkeze alan “New Romanian Cuisine” yaklaşımı, farm-to-table menüsü, küçük üreticilerden gelen peynir ve ürünler, Romanya şarapları ve mevsime göre değişen tadım menüsü.
- Deneyim: À la carte seçeneklerin yanı sıra 6 tabaklı set menü ve 10 aşamalı tadım menüsü sunuluyor. Tadım deneyimi seçime ve şarap eşleşmesine göre yaklaşık 2–4 saat sürebiliyor.
- Atmosfer: Tarihi Bükreş mimarisini çağdaş tasarımla buluşturan, minimal ama karakterli. Evdeki iki ana salonun biri ünlü Voroneț mavisinden ilham alan Blue Salon, diğeri geleneksel Romanya detaylarını taşıyan Black Salon.
- Kimler için uygun: Soro Lume ve NOUA’nın ardından Bükreş’in yeni nesil gastronomi sahnesinin farklı bir yorumunu görmek isteyenler; yerel ürün, modern teknik ve uzun tadım menülerine ilgi duyanlar.
- Rezervasyon: Önerilir. Restoran çarşamba-cumartesi 18.00–23.00 arasında açık.
- Adres: Strada Dianei 9, 020971 București, Romanya
- Telefon: +40 799 008 001
- Web: Kané Restaurant
OGGUSTO Notu: Kané’de en özel deneyim Chef’s Table. Açık mutfağa doğrudan bakan bu özel alan yalnızca 2–4 kişiyi ağırlıyor ve tadım menüsü ile şarap eşleşmesi için kullanılıyor. Ancak standart şekilde rezervasyon yapılamıyor; yalnızca davet üzerine ve müsaitlik doğrultusunda restorana e-posta gönderilerek talep edilebiliyor. Deneyim yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Ayrıca Kané’nin 2025’te konseptini yenileyerek daha belirgin bir farm-to-table çizgisine geçtiğini de not edin; bu nedenle eski Kané yorumları yerine güncel menüyü baz almak daha doğru.
Romanya’da Gezilecek Yerler
Bükreş

Romanya’nın başkenti Bükreş, Belle Époque yapılarından komünist dönem mimarisine uzanan katmanlı şehir dokusuyla ülke rotasının en iyi başlangıç noktalarından. Bir yanda Calea Victoriei boyunca sıralanan tarihi yapılar ve Romanian Athenaeum, diğer yanda Çavuşesku döneminin en büyük miraslarından Parlamento Sarayı var. Lipscani olarak da bilinen Old Town ise Stavropoleos Manastırı, tarihi hanları, pasajları ve kafeleriyle şehrin yürüyerek keşfedilecek bölgesi. Bükreş’e ilk kez gidiyorsanız şehir için en az iki gün ayırmak iyi bir başlangıç.
Bükreş’te Gezilecek Yerler
- Parlamento Sarayı (Palace of Parliament): Bükreş’in komünist dönemini anlamak için şehrin en önemli duraklarından.
- Old Town – Lipscani: Tarihi sokakları, restoranları, barları ve eski hanlarıyla şehrin en hareketli bölgesi.
- Romanian Athenaeum: 19. yüzyıldan kalma konser salonu ve Bükreş’in simge yapılarından biri.
- Calea Victoriei: Tarihi otelleri, sarayları, müzeleri ve kafeleriyle Bükreş’te yürüyüş için en iyi caddelerden.
- Stavropoleos Manastırı: Old Town içinde, 18. yüzyıl Brâncovenesc mimarisinin en karakteristik örneklerinden.
- Revolution Square: 1989 Romanya Devrimi’nin önemli noktalarından; Romanian Athenaeum ve National Museum of Art ile aynı rota üzerinde.
- CEC Palace: Calea Victoriei üzerindeki kubbeli cephesiyle şehrin en fotojenik tarihi yapılarından.
- Dimitrie Gusti National Village Museum: Romanya’nın farklı bölgelerinden gelen geleneksel evlerin ve kırsal yapıların sergilendiği açık hava müzesi.
- Cișmigiu Gardens: Şehir merkezinde kısa bir mola vermek için Bükreş’in klasik yeşil alanlarından.
- Cărturești Carusel: Old Town’daki tarihi binası ve geniş iç avlusuyla şehrin en çok ziyaret edilen kitapçılarından.
OGGUSTO Notu: Calea Victoriei’de yürürken Revolution Square’daki eski Kraliyet Sarayı’nın balkonuna özellikle bakın. 21 Aralık 1989’da Nicolae Ceaușescu son halka açık konuşmasını burada yaptı; rejimi desteklemek için düzenlenen miting sırasında kalabalığın tepkisi değişince konuşma yarıda kesildi ve bu görüntüler canlı yayımlandı. Ertesi gün Ceaușescu Bükreş’ten kaçtı. Bugün Romanya Ulusal Sanat Müzesi olarak kullanılan yapının önünden geçerken, şehrin en önemli yakın tarih dönüm noktalarından birinin tam ortasında olduğunuzu bilmek Calea Victoriei yürüyüşüne bambaşka bir anlam katıyor.
Brașov

Karpat Dağları’nın çevrelediği Brașov, Transilvanya rotasının en karakteristik duraklarından. Sakson mirasını taşıyan tarihi merkezi; pastel renkli cepheleri, meydanları, gotik yapıları ve eski şehir surlarıyla yürüyerek keşfetmek için oldukça uygun. Şehrin merkezindeki Piața Sfatului ve Black Church çevresini gezdikten sonra Tâmpa Dağı’na çıkarak Brașov’un kırmızı çatılı eski şehrini yukarıdan görebilirsiniz. Konumu sayesinde Brașov aynı zamanda Bran Kalesi ve Râșnov gibi Transilvanya’nın önemli duraklarına ulaşmak için iyi bir üs.
Brașov’da Gezilecek Yerler
- Piața Sfatului (Council Square): Renkli tarihi binalarla çevrili meydan, Brașov Old Town’ın merkezi ve şehri keşfetmeye başlamak için en iyi nokta.
- Black Church (Biserica Neagră): Brașov’un simge yapılarından olan gotik kilise, 14. ve 15. yüzyıllarda inşa edildi. İçerideki Anadolu halıları koleksiyonu ve büyük orgu da görülmeye değer.
- Tâmpa Dağı: Brașov’u ve çevresindeki Karpat manzarasını yukarıdan görmek için çıkın. Zirveye yürüyerek veya teleferikle ulaşılabiliyor.
- Strada Sforii (Rope Street): Genişliği bazı noktalarda yaklaşık 1,1 metreye kadar düşen geçit, Avrupa’nın en dar sokakları arasında gösteriliyor.
- Șchei Bölgesi: Eski şehir surlarının dışında gelişen tarihi mahalle; St. Nicholas Church ve First Romanian School gibi yapılarıyla Brașov’un farklı bir yüzünü gösteriyor.
- White Tower & Black Tower: Orta Çağ savunma sisteminin parçaları olan iki kule, aynı zamanda eski şehri yukarıdan görmek için iyi seyir noktaları.
- Weavers’ Bastion: Brașov’un eski sur ve lonca sisteminden günümüze ulaşan en önemli yapılardan.
- Bran Kalesi: Brașov’a yaklaşık 25-30 kilometre uzaklıktaki Bran’da bulunan ve “Dracula’nın Şatosu” olarak tanınan kale, şehirden yapılabilecek en popüler günübirlik gezilerden biri.
- Râșnov Kalesi: Brașov ile Bran rotasına eklenebilecek Orta Çağ savunma yapılarından biri.
OGGUSTO Notu: Brașov’da Black Church’ün dış cephesindeki taş heykellerden birine dikkat edin: yapının çatısına yakın bölümünde, aşağıya doğru eğilmiş küçük bir çocuk figürü bulunuyor. Figürün kökeni kesin olarak bilinmese de yerel efsanelerden biri, kilisenin inşasında çalışan yetenekli bir çırağın kıskançlık nedeniyle çatıdan itilerek öldürüldüğünü ve heykelin onun anısına yapıldığını anlatıyor. Brașov’un en görkemli yapısının üzerinde saklanan bu küçük ve karanlık detay, kiliseyi gezerken özellikle aramaya değer.
Bran ve Bran Şatosu

Brașov’a yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Bran, Transilvanya denince akla gelen en güçlü imgelerden birine ev sahipliği yapıyor: Bran Şatosu (Castelul Bran). Kayalık bir tepenin üzerine kurulu şato, sivri kuleleri ve Karpatlar arasındaki konumuyla Bram Stoker’ın Dracula romanıyla özdeşleşmiş durumda. Ancak hikâyenin tarihsel tarafı biraz farklı: Bram Stoker Romanya’yı hiç ziyaret etmedi ve romandaki Kont Dracula kurgusal bir karakter. Vlad Tepeș’in Bran Şatosu’yla bağlantısı ise popüler kültürde anlatılandan çok daha sınırlı. Şatonun asıl hikâyesi 14. yüzyıla, Transilvanya ile Eflak arasındaki geçişi kontrol eden bir savunma ve gümrük noktasına uzanıyor; 1920’de Romanya Kraliçesi Marie’ye verilmesinin ardından kraliyet rezidansına dönüştürülüyor.
Bran’da Gezilecek ve Görülecek Yerler
- Bran Şatosu: 14. yüzyıldan kalma şatonun odalarını, dar merdivenlerini, avlusunu ve kraliyet döneminden kalan koleksiyonlarını gezin.
- Dracula Efsanesi: Şatonun Bram Stoker ve Kont Dracula ile kurulan bağını anlatan bölümleri görün; ancak kurgu ile Vlad Tepeș’in gerçek tarihini birbirinden ayırarak değerlendirin.
- Queen Marie Odaları: Şatonun 1920-1947 arasındaki kraliyet dönemini ve Kraliçe Marie’nin Bran’ı nasıl bir yazlık rezidansa dönüştürdüğünü keşfedin.
- Royal Park: Şato ziyaretinin ardından eteklerindeki parkta yürüyün; yapıyı dışarıdan görmek ve fotoğraflamak için de iyi noktalardan biri.
- Bran Köyü: Şatonun çevresindeki küçük yerleşimde Transilvanya’nın dağ kasabası atmosferini görmek için kısa bir yürüyüş yapın.
- Moieciu ve Şimon: Bran çevresinde daha sakin bir rota arıyorsanız geleneksel evleri ve Karpat manzaralarıyla bu iki köyü de rotaya ekleyin.
OGGUSTO Notu: Bran Şatosu’nda Kraliçe Marie’nin kalbinin hikâyesini bilerek gezin. Kraliçe, 1938’de öldüğünde kalbinin çok sevdiği Karadeniz kıyısındaki Balchik’te gömülmesini vasiyet etmişti; bölge Bulgaristan’a geçince kalbi Bran’a taşındı ve şatonun karşısındaki tepede bulunan küçük şapele yerleştirildi. Daha sonra Bükreş’e nakledilen kalp, 2015’te Peleș’teki kraliyet koleksiyonuna taşındı. Bu hikâye, Bran’ın Dracula efsanesinden önce Kraliçe Marie için ne kadar kişisel ve duygusal bir yer olduğunu anlamanın en güzel yollarından biri.
Sinaia ve Peleș Şatosu

Bükreş ile Brașov arasında, Bucegi Dağları’nın eteklerinde yer alan Sinaia, Romanya’nın kraliyet geçmişini görmek için rotaya eklenmesi gereken duraklardan. 19. yüzyılda Kral I. Carol döneminde gelişen dağ kasabasının merkezinde Peleș Şatosu bulunuyor. 1873’te yapımına başlanan ve Romanya kraliyet ailesinin yazlık rezidansı olarak kullanılan şato; ahşap işçiliği, vitrayları, sanat koleksiyonları ve farklı Avrupa mimari üsluplarını bir araya getiren iç mekânlarıyla Sinaia’nın asıl ziyaret nedeni. Aynı kraliyet kompleksi içindeki Pelișor Şatosu’nu gördükten sonra Sinaia Manastırı ve kasabanın tarihi merkezine doğru devam edebilirsiniz.
Sinaia’da Gezilecek Yerler
- Peleș Şatosu (Castelul Peleș): Kral I. Carol tarafından yazlık kraliyet rezidansı olarak yaptırılan şato, 1883’te resmen açıldı. Gösterişli salonları, ahşap detayları, silah koleksiyonları ve kraliyet yaşamına ait odalarıyla Romanya’nın en önemli tarihi yapılarından.
- Pelișor Şatosu: Peleș’in hemen yanında bulunan daha küçük şato, Kral I. Carol tarafından Veliaht Prens Ferdinand ve Prenses Marie için yaptırıldı. Özellikle Kraliçe Marie ile bağlantılı iç mekânları nedeniyle Peleș ziyaretine eklemeye değer.
- Sinaia Manastırı: Kasabaya adını veren tarihi manastır, Sinaia’nın Peleș öncesindeki geçmişini görmek için rotaya eklenebilir.
- Dimitrie Ghica Park: Sinaia’nın merkezindeki park, tren istasyonundan Peleș tarafına ilerlerken kısa bir yürüyüş için iyi bir durak.
- George Enescu Memorial House: Romanya’nın en önemli bestecilerinden George Enescu’nun 1923-1926 yılları arasında yaptırdığı Luminiș Villası. Enescu’nun Romanya Kraliyet Ailesi ve özellikle Kraliçe Elisabeth ile yakın ilişkisi nedeniyle Sinaia’nın kültür tarihinin de önemli parçalarından.
- Bucegi Dağları: Sinaia’yı yalnızca tarihi yapılar için değil doğa rotaları için de değerlendirebilirsiniz. Teleferikle yüksek kesimlere çıkarak Bucegi Dağları’ndaki yürüyüş parkurlarına ulaşmak mümkün.
OGGUSTO Notu: Sinaia Manastırı’nda özellikle Eski Kilise’nin (Biserica Veche) bulunduğu 17. yüzyıl bölümüne girin. Manastır, 1695’te Prens Mihail Cantacuzino tarafından Sina Dağı’ndaki Saint Catherine Manastırı’ndan esinlenerek kuruldu ve aslında Sinaia şehri adını bu manastırdan aldı. Peleș ve Pelișor’un kraliyet ihtişamından çıktıktan sonra buraya uğramak, Sinaia’nın kraliyet merkezi olmadan önceki hikâyesini görmek için rotaya bambaşka bir katman ekliyor.
Sibiu

Transilvanya’nın en iyi korunmuş Orta Çağ şehirlerinden Sibiu, Sakson mirasını taşıyan meydanları, dar geçitleri ve yüksek çatılı tarihi evleriyle Romanya rotasının en keyifli duraklarından. 2007’de Avrupa Kültür Başkenti olan şehrin tarihi merkezi yürüyerek rahatlıkla keşfediliyor. Rotanın kalbinde Piața Mare, Piața Mică ve Huet Square bulunurken, çatılardaki göz biçimli pencereler nedeniyle “Eyes of Sibiu” olarak anılan mimari detaylar şehrin en karakteristik görüntüsünü oluşturuyor. Tarihi merkezden sonra vaktiniz varsa ASTRA Museum ve Sibiu çevresindeki Transilvanya köylerini de rotaya ekleyin.
Sibiu’da Gezilecek Yerler
- Piața Mare (Large Square): Sibiu’nun tarihi merkezinin ana meydanı. Brukenthal Palace, tarihi evler ve şehrin karakteristik çatılarındaki “Sibiu’nun Gözleri”ni görmek için iyi bir başlangıç noktası.
- Piața Mică (Small Square): Piața Mare’nin hemen arkasındaki daha küçük Orta Çağ meydanı; Bridge of Lies ve Council Tower burada bulunuyor.
- Bridge of Lies (Podul Minciunilor): 1859’da yeniden inşa edilen köprü Sibiu’nun simgelerinden. Yerel efsaneye göre üzerinde yalan söylendiğinde köprünün çökeceğine inanılıyor.
- Brukenthal National Museum: Piața Mare’deki Brukenthal Palace’ın içinde yer alan müze, Avrupa ve Romanya sanat koleksiyonlarıyla şehrin en önemli kültür duraklarından.
- Evangelical Cathedral: Huet Square’de yükselen gotik kilise, Sibiu’nun tarihi siluetini belirleyen yapılardan.
- Pasajul Scărilor (Stairs Passage): Yukarı Şehir ile Aşağı Şehir’i birbirine bağlayan taş merdivenler ve kemerli geçitler, Sibiu’nun Orta Çağ dokusunu en iyi görebileceğiniz noktalardan.
- Lower Town: Ana meydanların dışına çıkarak daha sakin sokakları, tarihi evleri ve eski şehir dokusunu keşfetmek için yürüyün.
- Cetății Street ve Savunma Kuleleri: Sibiu’nun eski surlarından ve lonca kulelerinden kalan yapıları görmek için tarihi merkez rotasına ekleyin.
- ASTRA Museum: Şehir merkezinin dışında yer alan geniş açık hava müzesi; Romanya’nın farklı bölgelerinden gelen geleneksel evleri, çiftlikleri, değirmenleri ve kırsal yapıları bir araya getiriyor.
OGGUSTO Notu: Sibiu’da yürürken çatılardaki “Eyes of Sibiu” detayına özellikle dikkat edin. İlk bakışta şehri izleyen gözler gibi görünseler de bu kaş biçimli açıklıklar aslında çatı katlarını havalandırmak için yapılmış mimari bir çözüm. Özellikle Piața Mare ve Piața Mică çevresindeki yapılarda en güzel örneklerini görebilirsiniz. Şehrin bir diğer ikonik noktası Bridge of Lies içinse yerel efsane, köprünün üzerinde yalan söylendiğinde yapının gıcırdayacağı, hatta çökeceği yönünde. Bu yüzden köprü zamanla âşıkların birbirlerine söz verdiği, Sibiu’nun en romantik ama biraz da tekinsiz duraklarından birine dönüşmüş.
Sighișoara

Transilvanya’nın Orta Çağ dokusunu en iyi koruyan şehirlerinden Sighișoara, renkli evleri, taş sokakları, savunma kuleleri ve surlarla çevrili tarihi merkeziyle Romanya rotasının öne çıkan duraklarından. Transilvanya Saksonları tarafından geliştirilen şehir, yüzyıllar boyunca önemli bir ticaret ve zanaat merkezi olmuş; tarihi merkezi 1999’dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Sighișoara’yı ayrıca Dracula efsanesinin tarihsel karakteri Vlad Țepeș ile olan bağlantısı da ilgi çekici kılıyor: Vlad’ın babası Vlad Dracul’un bir dönem burada yaşadığı ve Vlad Țepeș’in Sighișoara’da doğmuş olabileceği kabul ediliyor. Ancak şehrin asıl etkileyici tarafı Dracula hikâyesinden çok, günümüzde hâlâ yaşayan bir Orta Çağ kenti hissini koruması.
Sighișoara’da Gezilecek Yerler
- Sighișoara Citadel (Cetatea Sighișoara): Surlarla çevrili tarihi kent merkezi, renkli Sakson evleri ve dar sokaklarıyla şehrin keşfedilecek ana bölgesi.
- Clock Tower (Turnul cu Ceas): Sighișoara’nın simgesi olan Saat Kulesi, geçmişte şehrin ana girişini koruyordu. Günümüzde tarih müzesine ev sahipliği yapan kuleden eski şehrin çatılarını ve çevredeki Transilvanya manzarasını görebilirsiniz.
- Citadel Square (Piața Cetății): Tarihi merkezin kalbindeki meydan, geçmişte pazarların ve lonca faaliyetlerinin merkeziydi. Çevresindeki renkli evler Sighișoara’nın en karakteristik görüntülerinden birini oluşturuyor.
- Covered Staircase (Scara Acoperită): 17. yüzyılda öğrencilerin tepedeki okula ve kiliseye daha rahat ulaşabilmesi için üzeri kapatılan tarihi merdivenlerden yukarı çıkın.
- Church on the Hill (Biserica din Deal): Covered Staircase’in sonunda ulaşılan gotik kilise, Transilvanya’daki Sakson mimarisinin önemli örneklerinden. Tepedeki konumu nedeniyle tarihi merkezin daha sakin noktalarından biri.
- Vlad Dracul House: Vlad Țepeș’in babası Vlad II Dracul ile ilişkilendirilen sarı renkli tarihi ev, bugün Sighișoara’nın Dracula anlatısıyla bağlantılı en çok ziyaret edilen noktalarından.
- Guild Towers: Orta Çağ’da şehrin farklı zanaat loncaları tarafından korunan savunma sisteminden günümüze dokuz kule ulaşmış durumda. Tailors’ Tower, Tinsmiths’ Tower ve Ropemakers’ Tower bunların öne çıkanları arasında.
- Lower Town: Surların dışına inerek tarihi merkezin daha az turistik sokaklarını ve Târnava Mare Nehri çevresini keşfedebilirsiniz.
OGGUSTO Notu: Sighișoara’da Covered Staircase’i yalnızca fotoğraf noktası olarak görmeyin. 1642’de, kışın öğrencilerin Citadel Square’den tepedeki okula ve Church on the Hill’e daha güvenli ulaşabilmesi için üzeri kapalı olarak inşa edilmiş. Başlangıçta 300 basamaklı olan merdiven, 19. yüzyıldaki düzenlemelerden sonra bugünkü 175 basamağına indirildi. Akşama doğru merdivenleri çıkıp Church on the Hill ve çevresindeki tarihi mezarlığa ulaştığınızda, Sighișoara’nın Dracula hikâyesinden çok daha güçlü olan Sakson geçmişini hissetmek için şehrin en karakterli noktalarından birine varmış oluyorsunuz.
Cluj-Napoca

Transilvanya’nın en canlı şehirlerinden Cluj-Napoca, Orta Çağ’dan kalan yapıları, Avusturya-Macaristan döneminin mimari izleri ve güçlü üniversite kültürüyle bölgenin daha çağdaş yüzünü gösteriyor. Şehri keşfetmeye tarihi merkezin kalbindeki Piața Unirii’den başlayın; St. Michael’s Church ve Matthias Corvinus Anıtı’nı gördükten sonra ara sokaklardan Piața Muzeului’ye geçin. Botanik Bahçesi ve Cetățuia Tepesi’ni de rotaya ekleyin. Cluj-Napoca aynı zamanda Salina Turda ve Turda Gorge gibi şehir dışındaki önemli noktaları keşfetmek için iyi bir başlangıç noktası.
Cluj-Napoca’da Gezilecek Yerler
- Piața Unirii (Union Square): Cluj-Napoca’nın tarihi merkezinin kalbi. St. Michael’s Church, Matthias Corvinus Anıtı ve Bánffy Palace gibi şehrin önemli yapılarının birçoğu meydan ve çevresinde bulunuyor.
- St. Michael’s Church: Piața Unirii’nin merkezindeki gotik kilise, Cluj’un simge yapılarından. 14. yüzyıla uzanan geçmişi ve yaklaşık 80 metrelik neo-gotik kulesiyle tarihi merkezin siluetini belirliyor.
- Matthias Corvinus Anıtı: St. Michael’s Church’ün önündeki anıt, 1443’te Cluj’da doğan Macaristan Kralı Matthias Corvinus’a adanmış.
- Matthias Corvinus House: Matthias Corvinus’un doğduğu kabul edilen 15. yüzyıldan kalma gotik yapı, şehrin günümüze ulaşan en eski yapılarından.
- Piața Muzeului (Museum Square): Piața Unirii’ye birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki daha küçük meydan; tarihi yapıları, terasları ve çevresindeki kültür duraklarıyla merkezde mola vermek için iyi bir nokta.
- Bánffy Palace & Cluj-Napoca Art Museum: Piața Unirii’deki barok Bánffy Palace, bugün şehrin sanat müzesine ev sahipliği yapıyor.
- Alexandru Borza Botanical Garden: Yaklaşık 14 hektara yayılan botanik bahçesi, şehir merkezinin kalabalığından uzaklaşmak için rotaya eklenebilir.
- Cetățuia Hill: Cluj-Napoca’nın merkezini ve çevresini yukarıdan görmek için şehrin en iyi seyir noktalarından.
- Central Park: Tarihi merkez ile Someșul Mic Nehri çevresi arasında uzanan park, özellikle uzun bir şehir yürüyüşünün ardından mola vermek için tercih edilebilir.
- Salina Turda: Cluj-Napoca’ya yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Salina Turda, Transilvanya’nın en sıra dışı duraklarından. Yüzyıllar boyunca tuz çıkarılan maden 1932’de faaliyetini durdurmuş; II. Dünya Savaşı sırasında sığınak olarak kullanıldıktan sonra 1992’de turizme açılmış. Bugün devasa yeraltı galerileri, modern ışıklandırmaları ve ölçeğiyle klasik bir maden ziyaretinden oldukça farklı bir deneyim sunuyor.
OGGUSTO Notu: Cluj-Napoca’da Matthias Corvinus House’u özellikle atlamayın. 15. yüzyıldan kalan bu Gotik yapı, 1443’te Macaristan Kralı Matthias Corvinus’un doğduğu ev olarak biliniyor ve şehrin ayakta kalan en eski yapılarından biri. Daha ilginç olanı, Matthias’ın kral olduktan sonra doğduğu eve özel bir statü tanıyarak binayı vergi ve harçlardan muaf tutması; bu ayrıcalık sonraki hükümdarlar tarafından da korunmuş. Şehri yukarıdan görmek içinse Cetățuia Hill’i gün batımına bırakın; tarihi merkezden başlayıp günü burada bitirmek Cluj’un Orta Çağ geçmişiyle bugünkü genç üniversite şehri karakterini aynı gün içinde görmenin en güzel yollarından.
Transilvanya

Karpat Dağları’nın çevrelediği Transilvanya, Romanya’nın Orta Çağ kentlerini, Sakson köylerini, şatolarını ve kırsal manzaralarını bir araya getiren en karakteristik bölgesi. Dracula efsanesi bölgenin popüler kültürdeki yüzü olsa da Transilvanya’yı asıl ilginç kılan Brașov, Sibiu ve Sighișoara gibi tarihi kentlerin ötesinde hâlâ korunmuş köy yaşamı ve müstahkem kiliseleri. Özellikle Viscri, Biertan, Prejmer ve Saschiz çevresinde Sakson mirasının izlerini görmek mümkün. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki yedi müstahkem kiliseli Transilvanya köyü, 13. ve 16. yüzyıllar arasında şekillenen bu kültürel peyzajın en iyi örneklerini oluşturuyor.
Transilvanya’da Gezilecek Yerler
- Viscri: Renkli geleneksel evleri, toprak yolları ve tepedeki müstahkem kilisesiyle Transilvanya’nın Sakson köylerini görmek için en iyi duraklardan.
- Biertan: Üç sıra savunma duvarıyla çevrili müstahkem kilisesiyle bölgenin Orta Çağ mirasının öne çıkan örneklerinden. Biertan ve kilisesi 1993’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.
- Prejmer Fortified Church: Brașov yakınındaki Prejmer, kalın savunma duvarlarıyla çevrili kilisesi ve surların içine yerleştirilen eski yaşam alanlarıyla bölgedeki en dikkat çekici müstahkem yapılardan.
- Saschiz: Sighișoara yakınındaki köy, müstahkem kilisesi ve Sakson mirasıyla Transilvanya’nın daha sakin duraklarından.
- Valea Viilor: Bağların ve tepelerin arasındaki küçük köyün merkezinde, savunma amacıyla güçlendirilmiş tarihi kilise bulunuyor.
- Transfăgărășan: Făgăraș Dağları’nın arasından geçen virajlı dağ yolu, Transilvanya’nın doğal tarafını keşfetmek isteyenler için bölgenin en bilinen rotalarından.
- Apuseni Dağları: Yürüyüş parkurları, mağaraları ve küçük dağ köyleriyle şehir ve şato rotalarından sonra Transilvanya’nın doğasına geçmek için değerlendirilebilir.
- Bran ve Peleș Şatoları: Transilvanya rotasının şato tarafını görmek için Bran’ı; Romanya kraliyet tarihini keşfetmek için Sinaia’daki Peleș’i rotaya ekleyin.
- Brașov, Sibiu ve Sighișoara: Transilvanya’nın üç temel şehir durağı. Brașov’u Bran ve Karpatlar, Sibiu’yu Sakson mirası, Sighișoara’yı ise surlarla çevrili Orta Çağ merkezi için planlayın.
OGGUSTO Notu: Transilvanya’nın Sakson köylerinde özellikle müstahkem kiliselerin neden bu kadar büyük olduğuna dikkat edin. Orta Çağ’da köylüler saldırılar sırasında yalnızca ibadet etmek için değil, aileleri ve erzaklarıyla birlikte bu yapıların surlarının arkasına sığınmak için kiliselere çekiliyordu. Biertan’daki en ilginç detaylardan biri ise “uzlaşma odası”: Rivayete göre boşanmak isteyen çiftler, karar kesinleşmeden önce burada tek yatak, tek masa ve tek sandığı paylaşarak bir süre birlikte yaşamaya zorlanıyordu. Bu küçük hikâyeleri bildiğinizde Viscri ve Biertan, güzel köylerden çok daha fazlasına dönüşüyor.
Romanya’yı Bükreş’ten Transilvanya’ya raylar üzerinde keşfetme fikri hoşunuza gittiyse, biletlerden gece trenlerine ve en güzel rotalara uzanan Avrupa’da Trenle Seyahat Rehberi içeriğimize de göz atın.
Transilvanya’nın Hikâyeleri ve Efsaneleri
Transilvanya’nın şatoları, Orta Çağ kentleri ve sisli Karpat manzaraları kadar, yüzyıllardır anlatılan hikâyeleri de bölgenin kimliğinin bir parçası. Dracula’dan yalan söyleyenleri ele verdiğine inanılan bir köprüye, saat kulelerinin üzerindeki devlerden vampir inanışlarına kadar pek çok efsane bugün hâlâ şehirlerin ve köylerin anlatılarında yaşamaya devam ediyor.
Dracula Efsanesi: Gerçek Vlad Țepeș’ten Kont Dracula’ya

Transilvanya’nın en ünlü hikâyesi kuşkusuz Dracula. Ancak gerçek ile kurgu arasındaki çizgi, popüler kültürün anlattığından biraz farklı. Bram Stoker, 1897 tarihli Dracula romanındaki Kont Dracula’yı Transilvanya’da yaşayan bir vampir olarak yarattı; fakat yazar hayatı boyunca Romanya’ya hiç gitmedi. Zaman içinde karakter, sert yönetimi ve kazığa oturtma cezaları nedeniyle “Kazıklı Voyvoda” olarak bilinen 15. yüzyıl hükümdarı Vlad Țepeș ile özdeşleştirildi. Bran Şatosu da görünümü ve Transilvanya’daki konumu nedeniyle bu anlatının merkezi haline geldi. Oysa Vlad Țepeș’in Bran Şatosu’yla güçlü bir tarihsel bağı olduğuna dair kanıt bulunmuyor. Bugün bildiğimiz “Dracula’nın Şatosu” fikri, tarih, edebiyat ve turizmin zaman içinde birbirine karışmasının sonucu.
Dracula efsanesi hakkında bilmeniz gerekenler:
- Bram Stoker’ın Dracula romanı 1897’de yayımlandı.
- Kont Dracula, kurgusal bir Transilvanyalı vampir.
- Vlad Țepeș ise 15. yüzyılda yaşamış gerçek bir Eflak hükümdarı.
- Vlad Țepeș, uyguladığı sert cezalar nedeniyle “Kazıklı Voyvoda” olarak biliniyor.
- Bram Stoker’ın Romanya’yı ziyaret ettiğine dair bir kayıt bulunmuyor.
- Vlad Țepeș ile Bran Şatosu arasındaki tarihsel bağlantı oldukça sınırlı.
- Bugünkü Dracula imgesi; Romanya tarihi, Stoker’ın romanı ve sonraki popüler kültürün birleşmesiyle şekillenmiş durumda.
Bran Şatosu: Dracula’nın Hiç Yaşamadığı “Dracula Şatosu”

Bran Şatosu’nun hikâyesindeki en ilginç detaylardan biri, dünyanın onu Dracula’nın evi olarak tanımasına rağmen Bram Stoker’ın romanındaki şatonun aslında Bran olmadığı gerçeği. Stoker, Kont Dracula’nın evini yüksek bir kayanın üzerinde, vadilere bakan karanlık bir şato olarak tarif etmişti. Bran’ın sivri kuleleri, kayalık konumu ve Karpat manzarası bu tasvire o kadar iyi uydu ki zaman içinde şato Dracula ile özdeşleşti. Gerçekte ise Bran, Orta Çağ boyunca Transilvanya ile Eflak arasındaki stratejik geçişi kontrol eden bir kale ve gümrük noktasıydı. Kısacası Bran’ın gerçek hikâyesi vampirlerden değil, tüccarlardan, askerlerden ve kraliyet ailesinden oluşuyor.
Bran Şatosu hakkında bilmeniz gerekenler:
- Bugünkü taş kalenin inşasına ilişkin önemli belge 1377 yılına tarihleniyor.
- Kale, Transilvanya ile Eflak arasındaki Bran Geçidi’ni kontrol eden stratejik bir noktada bulunuyordu.
- Yüzyıllar boyunca savunma, ticaret ve gümrük işlevleri üstlendi.
- Vlad Țepeș’in Bran tarihinde önemli bir rol oynadığına dair güçlü tarihsel kanıt bulunmuyor.
- Bran’ın görünümü, Stoker’ın romandaki şato tasvirine benzetildiği için Dracula ile özdeşleşti.
- Şato 1920’de Kraliçe Marie’ye verildi ve kraliyet rezidansına dönüştürüldü.
- Günümüzde Bran’ın hikâyesinde Dracula kadar Kraliçe Marie dönemi de önemli bir yere sahip.
Sibiu’nun Yalanlar Köprüsü

Sibiu’daki Bridge of Lies, Transilvanya’nın en eğlenceli şehir efsanelerinden birine sahip. Rivayete göre köprünün üzerinde yalan söylerseniz yapı bunu “hissediyor”; titremeye başlıyor ve bazı anlatılara göre yalancıyı üzerinden atıyor. Hikâyenin farklı versiyonlarında sevgililerine sadakat sözü verip sözünü tutmayan âşıklar ve müşterilerini kandıran tüccarlar da var. Gerçek hikâye ise muhtemelen bir kelime oyunundan doğuyor. Köprünün Almanca adlandırılmasındaki benzer kelimelerin zaman içinde “Yalanlar Köprüsü” anlatısına dönüştüğü düşünülüyor.
Yalanlar Köprüsü efsaneleri:
- Köprü 1859’da bugünkü haliyle yeniden inşa edildi.
- Romanya’nın ilk dövme demir köprüsü olarak kabul ediliyor.
- En ünlü efsaneye göre üzerinde yalan söylendiğinde köprü çöküyor ya da hareket ediyor.
- Bir başka anlatıda köprü, sevgililerine yalan söyleyen âşıkları ele veriyor.
- Tüccarların müşterilerini kandırmasıyla ilgili farklı yerel hikâyeler de bulunuyor.
- Köprünün adının ortaya çıkışının ise büyük olasılıkla Almancadaki bir kelime oyunuyla bağlantılı olduğu düşünülüyor.
Brașov, Sibiu ve Sighișoara gibi karakterli şehirler sizde Avrupa’nın daha sakin köşelerini keşfetme isteği uyandırdıysa, sıradaki seyahatiniz için Avrupa’da Sakin ve Az Bilinen Şehirler seçkimizi inceleyin.
Sighișoara Saat Kulesi’nin Devi

Sighișoara’nın Saat Kulesi’nin tepesindeki altın renkli küre de yerel bir efsanenin merkezinde. Hikâyeye göre küreyi kulenin üzerine uzak diyarlardan gelen bir dev yerleştirmiş ve giderken meydan okumuş: Ancak kendisi kadar uzun biri kuleye ulaşıp küreyi indirebilecekti. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen bunu başarabilen başka bir dev çıkmadığı için kürenin hâlâ yerinde olduğu anlatılıyor. Saat Kulesi’nin gerçek hikâyesi de en az efsanesi kadar ilginç; mekanizmasındaki ahşap figürler haftanın günlerini ve adalet gibi kavramları temsil ediyor.
Saat Kulesi’nin hikâyesinden detaylar:
- Saat Kulesi yaklaşık 64 metre yüksekliğinde.
- Efsaneye göre kulenin altın küresini uzak diyarlardan gelen bir dev yaptı.
- Dev küreyi kulenin tepesine kendisi yerleştirdi.
- Ardından yalnızca kendisi kadar uzun birinin küreyi alabileceğini söyledi.
- Rivayete göre o günden beri bunu başarabilen kimse çıkmadı.
- Kulenin saatindeki ahşap figürler haftanın günlerini temsil eden Roma tanrılarını simgeliyor.
- Diğer figürler arasında Adalet ve Doğruluk temsilleri de bulunuyor.
- Saat Kulesi bugün Sighișoara’nın en önemli simgelerinden.
Sighișoara’da Dracula’nın Doğduğu Ev

Sighișoara’nın sarı renkli tarihi evlerinden biri bugün Casa Vlad Dracul olarak biliniyor. Vlad Țepeș’in babası Vlad II Dracul’un 15. yüzyılda Sighișoara’da yaşadığı biliniyor ve Vlad Țepeș’in de burada doğmuş olabileceği kabul ediliyor. Bu nedenle yapı zaman içinde “Dracula’nın doğduğu ev” olarak ün kazandı. Ancak bunu kesinleşmiş bir tarihsel bilgi yerine güçlü bir yerel gelenek olarak okumak daha doğru. Yine de Sighișoara, Dracula anlatısında Bran’dan daha ilginç bir yere sahip; çünkü burada kurmaca Kont Dracula’dan önce gerçek Vlad ailesinin izleri bulunuyor.
Vlad Dracul Evi hakkında bilmeniz gerekenler:
- Yapı Sighișoara’nın Citadel Square bölgesinde bulunuyor.
- Vlad Țepeș’in babası Vlad II Dracul, Sighișoara ile doğrudan bağlantılı.
- Vlad Țepeș’in 1431 civarında Sighișoara’da doğduğu yaygın olarak kabul edilen anlatılardan.
- Casa Vlad Dracul, geleneksel olarak doğduğu ev olarak gösteriliyor.
- Ancak Vlad Țepeș’in tam olarak bu yapıda doğduğunu kesinleştiren tarihsel belge bulunmuyor.
- Bu nedenle “Dracula’nın doğduğu ev” ifadesini bir yerel anlatı olarak değerlendirmek daha doğru.
Transilvanya’nın Vampir İnanışları
Dracula’dan çok önce Transilvanya ve Romanya folklorunda ölülerin geri dönebileceğine ilişkin inanışlar vardı. Strigoi adı verilen doğaüstü varlıkların geceleri mezarlarından çıkabildiğine ve yaşayanların enerjisini tüketebildiğine inanılıyordu. Bu nedenle bazı köylerde sarımsak koruyucu kabul ediliyor; kapı ve pencerelere sarımsak sürmek gibi uygulamalar anlatılıyordu. Bram Stoker’ın yarattığı aristokrat ve pelerinli Kont Dracula’dan çok farklı olan bu folklor, Romanya’nın vampir hikâyelerinin edebiyattan çok daha eski olduğunu gösteriyor.
Strigoi inanışlarında öne çıkanlar:
- Strigoi, Romanya folklorunda ölümden sonra geri dönebilen ruhlarla ilişkilendiriliyor.
- Bazı inanışlarda yaşayan strigoi ile ölü strigoi arasında ayrım yapılıyor.
- Geceleri ortaya çıktıklarına ve yaşayanlara zarar verebildiklerine inanılıyordu.
- Sarımsak, kötü ruhlara karşı kullanılan en bilinen koruyuculardan biriydi.
- Bazı geleneklerde kapılara ve pencerelere sarımsak sürülüyordu.
- Bu inanışlar Bram Stoker’ın Dracula romanından çok daha eski.
- Dolayısıyla Romanya’nın vampir folkloru yalnızca Dracula karakterinden ibaret değil.
Müstahkem Kiliselerin Hikâyesi: Köyün Tamamının Sığındığı Kaleler

Transilvanya’da en etkileyici hikâyelerden bazıları vampirlerle değil, köy kiliseleriyle ilgili. Orta Çağ’da bölgedeki küçük Sakson yerleşimlerinin büyük kaleler inşa edecek kaynakları yoktu. Bunun yerine köyün merkezindeki kiliseleri kalın duvarlar, kuleler ve savunma yapılarıyla çevrelediler. Saldırı olduğunda bütün köy bu duvarların içine sığınıyor; bazı yapılarda ailelerin kendi odaları ve erzaklarını saklayabilecekleri alanları bulunuyordu. Bugün Viscri, Biertan ve Prejmer gibi yerlerde gördüğümüz müstahkem kiliseler bu nedenle yalnızca dini yapılar değil, bir zamanlar bütün bir köyün hayatta kalma planıydı.
Müstahkem kiliseler hakkında bilmeniz gerekenler:
- Yapılar özellikle Transilvanya’daki Sakson köylerinde görülüyor.
- Kiliselerin çevresi kalın savunma duvarları ve kulelerle güçlendiriliyordu.
- Tehlike anında köylüler surların içine sığınabiliyordu.
- Bazı komplekslerde erzak depoları ve yaşam alanları bulunuyordu.
- Viscri, Biertan ve Prejmer, günümüzde görülebilecek en önemli örnekler arasında.
- UNESCO’nun “Transilvanya’daki Müstahkem Kiliseli Köyler” Dünya Mirası alanı yedi köyü kapsıyor.
- Bu yapılar Transilvanya’da din, gündelik yaşam ve savunmanın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
Sibiu’nun Gözleri: Şehri İzleyen Çatılar

Sibiu sokaklarında yürürken tarihi evlerin çatılarında göz biçiminde küçük pencereler fark ediliyor. Bugün “Eyes of Sibiu” olarak bilinen bu detaylar şehrin en tanınan görüntülerinden biri. Pencereler aslında çatı katlarının havalandırılması için yapılmış olsa da zaman içinde “Sibiu’nun gözleri sizi izliyor” hikâyesine dönüşmüş. Özellikle akşam saatlerinde eski şehirde yürürken çatılardaki onlarca “gözün” sokağa bakması, Transilvanya’nın gotik atmosferine fazladan bir katman ekliyor.
Sibiu’nun Gözleri hakkında bilmeniz gerekenler:
- “Gözler” aslında tarihi evlerin çatılarındaki havalandırma pencereleri.
- Özellikle Sibiu’nun tarihi merkezindeki yapılarda sıkça görülüyor.
- Biçimleri nedeniyle uzaktan bakıldığında yarı açık insan gözlerini andırıyorlar.
- Zaman içinde “şehir sizi izliyor” şeklinde yerel ve turistik bir anlatıya dönüştüler.
- Gerçekte insanları gözetlemek amacıyla yapılmış değiller.
- Bugün “Eyes of Sibiu”, şehrin en tanınan mimari detaylarından ve fotoğraf noktalarından biri.
Romanya’nın En Güzel Şatoları
Romanya’nın şatoları, ülkenin Orta Çağ geçmişinden kraliyet dönemine uzanan farklı hikâyeleri bir araya getiriyor. Transilvanya’nın savunma kalelerinden Karpatlar’ın arasındaki gösterişli kraliyet rezidanslarına kadar her biri farklı bir dönemin izini taşıyor. Dracula efsanesiyle tanınan Bran Şatosu en popüler olanı olsa da Peleș’in gösterişli iç mekânları, Corvin’in gotik kuleleri ve Cantacuzino’nun Bucegi Dağları’na açılan manzarası en az onun kadar görülmeye değer.
Romanya Kraliyetinin En Görkemli Şatosu: Peleș Şatosu

Sinaia’da, Bucegi Dağları’nın eteklerinde bulunan Peleș Şatosu, Romanya’nın en etkileyici kraliyet yapılarından. Kral I. Carol tarafından yazlık rezidans olarak yaptırılan şatonun inşasına 1873’te başlandı; 1883’te resmi açılışı yapıldı. Dışarıdan bakıldığında Alman Neo-Rönesans etkileri öne çıkarken iç mekânlarda farklı Avrupa ve Doğu üsluplarının bir araya geldiği çok daha eklektik bir dünya görülüyor.
Peleș’i özel kılan asıl detay iç mekânları. Ahşap oymalarla kaplı salonlar, vitraylar, silah ve zırh koleksiyonları, duvar halıları ve kraliyet ailesinin yaşam alanları yapının her bölümünü farklılaştırıyor. Bu nedenle yalnızca bahçelerini ve dış cephesini görmek yerine iç mekân turuna da zaman ayırın.
Neden görülmeli?
- Romanya kraliyet tarihinin en önemli yapılarından biri.
- Bucegi Dağları’nın eteklerindeki konumu özellikle sonbaharda oldukça etkileyici.
- Şatonun iç mekânlarında farklı mimari ve dekoratif üsluplar bir arada görülüyor.
- Sinaia Manastırı ve Pelișor Şatosu ile aynı gün gezilebilir.
OGGUSTO Notu:Peleș’te yalnızca gösterişli salonlara değil, teknolojik detaylara da dikkat edin. Kral I. Carol’un yazlık sarayı olarak inşa edilen yapı, döneminin oldukça ilerisindeydi; 1883’teki açılışından itibaren elektrikle aydınlatılıyor ve elektriğini sarayın arazisindeki kendi jeneratöründen sağlıyordu. Ayrıca merkezî ısıtma, elektrikli asansör ve Büyük Silah Salonu’nun üzerindeki açılıp kapanabilen cam tavan gibi detaylar, Peleș’i yalnızca romantik bir şato değil, 19. yüzyılın teknolojik açıdan en iddialı kraliyet konutlarından biri hâline getiriyor.
Dracula Efsanesinin Peşinde: Bran Şatosu

Romanya’nın dünyada en çok tanınan şatosu Bran Şatosu. Brașov yakınlarında, Transilvanya ile Eflak arasındaki tarihi geçiş güzergâhında yükselen yapı; sivri kuleleri, taş duvarları ve kayalık tepedeki konumuyla bugün “Dracula’nın Şatosu” olarak biliniyor.
Ancak gerçek hikâye, vampir efsanesinden daha farklı. Bran yüzyıllar boyunca stratejik bir savunma ve gümrük noktası olarak kullanıldı. Bram Stoker Romanya’ya hiç gelmedi ve Vlad Țepeș’in şatoyla ilişkisi popüler kültürde anlatılandan çok daha sınırlı. Şatonun tarihindeki önemli dönemlerden biri ise 1920’de Kraliçe Marie’ye verilmesiyle başladı; Bran daha sonra kraliyet rezidansı olarak kullanıldı.
Neden görülmeli?
- Dracula efsanesinin Romanya’daki en önemli turistik adresi.
- Orta Çağ mimarisi ve dar geçitleriyle Peleș’ten tamamen farklı bir şato deneyimi sunuyor.
- Brașov’dan günübirlik ulaşılabiliyor.
- Kraliçe Marie dönemine ait hikâyesi, yapının Dracula dışındaki tarihini keşfetme fırsatı veriyor.
OGGUSTO Notu: Bran’da Dracula hikâyesinden çok Kraliçe Marie’nin izlerine dikkat edin. Şato 1920’de Brașov halkı tarafından Kraliçe’ye hediye edilmiş ve onun en sevdiği konutlardan birine dönüşmüş; Marie restorasyon sırasında üst katları birbirine bağlayan spiral merdiveni ekletmiş, yerel Sakson ve Rumen ustalara mobilyalar yaptırmış. Ziyaretin sonunda ise parkın içindeki, 1920’lerde Kraliçe Marie için Karel Liman tarafından tasarlanan Tea House’a uğrayın. Böylece Bran’ı “Dracula’nın şatosu”ndan çok, bir kraliçenin kişisel sığınağı olarak okumak çok daha ilginç hale geliyor.
Gotik Bir Orta Çağ Şatosu İçin: Corvin Şatosu

Hunedoara’daki Corvin Şatosu (Castelul Corvinilor), Romanya’nın gotik yüzünü görmek için gidilecek en etkileyici yapılardan. Kayalık bir alan üzerinde yükselen şatoya uzun bir ahşap köprüyle ulaşılıyor; sivri kuleleri, taş avluları ve yüksek surlarıyla Bran’dan çok daha güçlü bir Orta Çağ kalesi hissi veriyor.
Şatonun bugünkü karakteri büyük ölçüde 15. yüzyılda Ioan de Hunedoara (John Hunyadi) döneminde şekillendi. 1440 sonrasında eski savunma yapısı genişletilerek gösterişli bir şatoya dönüştürüldü. Şövalyeler Salonu, Diet Hall, kuleler, avlular ve taş galeriler yapının askeri işlevinin yanında aristokrat bir rezidans olarak da kullanıldığını gösteriyor.
Corvin’in çevresinde de çok sayıda efsane anlatılıyor. Bunların en ünlülerinden biri, avludaki kuyuyu kazan üç Osmanlı esirinin özgürlüklerine kavuşma umuduyla yıllarca çalıştığı hikâyesi.
Neden görülmeli?
- Romanya’nın en önemli Gotik-Rönesans şatolarından.
- Şatoya ulaşan uzun ahşap köprü yapının en karakteristik görüntülerinden biri.
- John Hunyadi ve Corvin ailesinin tarihini taşıyor.
- Bran’a kıyasla çok daha belirgin bir Orta Çağ kalesi atmosferine sahip.
- Sibiu–Hunedoara rotasına eklenebilir.
OGGUSTO Notu: OGGUSTO Notu: Corvin Kalesi’nde özellikle ahşap köprüye çıkmadan önce durup kaleye dışarıdan bakın; sivri kuleleri, taş surları ve vadiyi geçen uzun köprüyü aynı karede görebileceğiniz en etkileyici açılardan biri burada. Bir de kalenin avlusundaki yaklaşık 30 metre derinliğindeki kuyuya dikkat edin. Efsaneye göre kuyu, özgürlükleri karşılığında su bulmaları istenen üç Osmanlı esiri tarafından yaklaşık 15 yılda kazıldı; ancak söz verilen özgürlüğe kavuşamadıkları anlatılıyor. Bu hikâye, Corvin’in gotik görüntüsüne biraz daha karanlık bir katman ekliyor.
Kraliçe Marie’nin Dünyasını Görmek İçin: Pelișor Şatosu

Peleș’in hemen yanında bulunan Pelișor Şatosu, komşusunun görkeminin gölgesinde kalsa da Romanya kraliyet ailesinin özel yaşamını anlamak için en ilginç yapılardan. 19. yüzyılın sonunda Kral I. Carol tarafından geleceğin Kralı Ferdinand ve Prenses Marie için yaptırılan Pelișor, Peleș’e göre daha küçük ve daha kişisel bir rezidans.
Şatonun karakterini belirleyen isim daha sonra Romanya Kraliçesi olacak Marie. Sanat ve tasarımla yakından ilgilenen Marie, iç mekânların şekillenmesinde aktif rol oynadı. Art Nouveau etkileri ve özellikle Golden Room, Pelișor’u klasik bir kraliyet şatosundan daha kişisel bir tasarım hikâyesine dönüştürüyor.
Neden görülmeli?
- Kraliçe Marie’nin yaşamına ve tasarım anlayışına yakından bakma fırsatı sunuyor.
- Peleș’e göre daha küçük olduğu için daha samimi bir kraliyet rezidansı hissi veriyor.
- Art Nouveau etkili iç mekânlarıyla Peleș’ten ayrılıyor.
- Peleș ile aynı kompleks içinde bulunduğundan iki şato arka arkaya gezilebiliyor.
OGGUSTO Notu: Pelișor’da özellikle Kraliçe Marie’nin Altın Odası’nı (Golden Room) kaçırmayın. Kraliçenin tasarımına doğrudan müdahil olduğu odanın duvarlarında, Marie’nin İskoç köklerine gönderme yapan devedikeni motifleri kullanılmış; Pelișor’un iç mekânları genel olarak onun Art Nouveau’ya ve Rumen sanatına duyduğu ilgiyi yansıtıyor. Peleș’in daha resmi ve görkemli kraliyet atmosferinden sonra Pelișor’a geçince aradaki fark özellikle burada hissediliyor: burası adeta Kraliçe Marie’nin kişisel “rüya evi”.
Wednesday Dizisinin Şatosunu Görmek İçin: Cantacuzino Şatosu

Bușteni’deki Cantacuzino Şatosu, son yıllarda başka bir nedenle dünya çapında tanınmaya başladı: Netflix yapımı Wednesday dizisindeki Nevermore Academy’nin dış çekimlerinde kullanılan yapılardan biri olmasıyla. Ancak şatonun hikâyesi diziden çok daha eski. Yapı, dönemin en varlıklı ve etkili isimlerinden Gheorghe Grigore Cantacuzino için mimar Grigore Cerchez tarafından tasarlandı ve 1911’de tamamlandı. Neo-Romanya mimarisinin dikkat çekici örneklerinden olan kompleks; taş kemerleri, geniş terasları, bahçeleri ve aristokrat aile geçmişini anlatan heraldik koleksiyonuyla öne çıkıyor. Konumu da en az mimarisi kadar önemli. Şatonun teraslarından Bucegi Dağları ve Caraiman masifine doğru geniş bir manzara açılıyor.
Neden görülmeli?
- Wednesday dizisinin Nevermore Academy çekim noktalarından.
- Neo-Romanya mimarisinin önemli örneklerinden.
- Cantacuzino ailesinin tarihini anlatan heraldik koleksiyona ev sahipliği yapıyor.
- Bucegi Dağları manzarası nedeniyle şato kadar çevresi de görülmeye değer.
- Sinaia’ya yakın olduğu için Peleș ile aynı güne eklenebilir.
OGGUSTO Notu: Cantacuzino Kalesi’nde özellikle Balo Salonu’na dikkat edin. Burada Cantacuzino ailesinin önemli üyelerini gerçek boyutlarında gösteren Cordoba derisi üzerine yapılmış 12 portre ve ailenin akrabalık kurduğu aristokrat hanedanlara ait 27 arma bulunuyor. Daha da ilginci, kale 1948’de kamulaştırılıp sanatoryuma dönüştürüldüğünde tarihi mobilyaların büyük bölümü kaybolmuş ve bazı duvar resimleri boyayla kapatılmış. Bugün gördüğünüz iç mekân bu nedenle yalnızca aristokrat ihtişamın değil, yapının geçirdiği dönüşümün de izlerini taşıyor.
Transilvanya Aristokrasisinin İzinde: Bethlen Şatosu

Romanya’nın daha az bilinen şatolarından Bethlen Şatosu, Mureș bölgesindeki Bahnea’da bulunuyor. Yapının geçmişi Transilvanya’nın önemli aristokrat ailelerinden Bethlen ailesine uzanıyor ve özellikle 16. yüzyılda geçirdiği dönüşüm şatonun bugünkü karakterinin şekillenmesinde etkili olmuş.
Bran veya Peleș kadar turistik olmayan Bethlen, Romanya’nın büyük kraliyet yapılarından ziyade Transilvanya’daki aristokrat malikâne kültürünü görmek isteyenler için farklı bir durak. Restore edilen yapı ve çevresindeki peyzaj, bölgenin daha sakin şato rotalarından birini oluşturuyor.
Neden görülmeli?
- Transilvanya aristokrasisinin daha az bilinen hikâyelerinden birini taşıyor.
- Bran ve Peleș gibi yoğun ziyaret edilen şatolardan farklı bir deneyim sunuyor.
- Mureș ve Sighișoara çevresinde rota yapanlar için değerlendirilebilir.
OGGUSTO Notu: Bethlen Kalesi’nin hikâyesini anlamak için avludaki Orta Çağ’dan kalma eski kuleye özellikle dikkat edin. Kulenin beşinci katına çıkan spiral ahşap merdiven tek bir meşe ağacından yapılmış ve en üst kat geçmişte gözetleme noktası olarak kullanılmış. Kalenin daha karanlık hikâyesi ise 3 Mart 1948’deki kamulaştırmaya uzanıyor: yapı yağmalanırken, aralarında Kontes Kata Bethlen’in koleksiyonunun da bulunduğu Transilvanya’nın önemli kütüphanelerinden biri avluda yakılmış. Bugün kaleyi gezerken gördüğünüz restorasyon, bu nedenle yalnızca bir Rönesans şatosunun değil, büyük ölçüde kaybolmuş bir aristokrat yaşamın izlerini de ortaya çıkarıyor.
Romanya’da Yapılacak En Güzel Aktiviteler



Romanya’da yapılacaklar Bükreş ve Transilvanya’nın şatolarıyla sınırlı değil. Karpatlar’ın dağ yollarından Tuna Deltası’nın kanallarına, Sakson köylerinden yeraltındaki tuz madenlerine uzanan deneyimler ülkenin çok daha farklı bir yüzünü gösteriyor.
- Transfăgărășan Yolu’nda road trip yapın: Făgăraș Dağları’nın virajlı yollarından Bâlea Gölü’ne çıkın, seyir noktalarında ve kısa yürüyüş rotalarında mola verin.
- Tuna Deltası’nı tekneyle keşfedin: Dar kanallarda ilerleyin, pelikanları gözlemleyin; Mila 23, Crișan ve Letea Ormanı’nı rotaya ekleyin.
- Karpat Dağları’nda yürüyüş yapın: Piatra Craiului, Bucegi ve Făgăraș rotaları arasından seviyenize uygun bir parkur seçin.
- Salina Turda’da yerin altına inin: Eski tuz madeninin dev galerilerini, Rudolf Mine’ı ve Terezia’daki yeraltı gölünü keşfedin.
- Karpatlar’da yaban hayatı gözlemine katılın: Profesyonel rehberlerle orman içindeki gözlem noktalarından boz ayıları ve bölgenin diğer yabani hayvanlarını izleyin.
- Maramureș’te köy yaşamını keşfedin: Ahşap kiliseleri, oyma kapıları, geleneksel evleri ve Săpânța’daki Merry Cemetery’yi görün.
- Transilvanya’nın Sakson köylerinde road trip yapın: Brașov’dan başlayarak Viscri, Saschiz, Sighișoara, Biertan ve Sibiu hattını takip edin.
- Mocănița buharlı trenine binin: Vișeu de Sus’tan hareket ederek Vaser Vadisi’nin ormanları arasında tarihi trenle yolculuk yapın.
- Tarihi bir Transilvanya malikânesinde kalın: Zabola Estate veya Bethlen Estates gibi adreslerde bölgenin aristokrat ve Sakson geçmişini konaklama deneyiminin parçasına dönüştürün.
- Romanya mutfağını yerinde deneyin: Sarmale, mici, mămăligă, yerel peynirler ve papanași gibi klasikleri tadın; Bükreş’te yeni nesil Romanya mutfağına da bir akşam ayırın.
OGGUSTO Notu: Bu deneyimlerin hepsini tek seyahate sıkıştırmak yerine rotanıza göre seçim yapın. Transilvanya için Brașov → Viscri → Sighișoara → Biertan → Sibiu, doğa için Transfăgărășan ve Karpatlar, kuzeyde ise Maramureș + Mocănița iyi eşleşmeler. Cluj-Napoca’ya gidiyorsanız Salina Turda’yı Cheile Turzii yürüyüşüyle, Tuna Deltası’nı ise günübirlik tur yerine en az bir gecelik konaklamayla planlayın. Transfăgărășan’ın yüksek bölümlerinin mevsimsel olarak kapanabildiğini unutmayın; yola çıkmadan önce güncel yol durumunu mutlaka kontrol edin.
Romanya’da Trenle Seyahat
Romanya’yı trenle gezmek, özellikle Bükreş, Brașov, Sinaia, Sighișoara, Sibiu ve Cluj-Napoca gibi şehirleri kapsayan bir rota planlıyorsanız oldukça kullanışlı. Ülkenin demiryolu ağı geniş; ancak mesafeler haritada kısa görünse bile yolculuk süreleri beklenenden uzun olabiliyor. Bu nedenle tren, özellikle şehir merkezleri arasında seyahat ederken iyi bir seçenekken Transilvanya’nın Viscri, Biertan gibi küçük köylerine ya da dağlık bölgelere ulaşmak için tren ve araç kombinasyonu daha rahat bir rota sunuyor.
Romanya’da Tren Sistemi Nasıl?

Romanya’daki ana demiryolu işletmecisi CFR Călători. Trenler genel olarak InterCity (IC), InterRegio (IR), InterRegio Night (IRN), Regio-Express (R-E) ve Regio (R) gibi kategorilere ayrılıyor. Uzun mesafeli yolculuklarda IC ve IR trenlerini tercih etmek daha pratik; Regio trenleri ise daha fazla durakta durduğu için kısa ve bölgesel yolculuklarda kullanılıyor. Bazı trenlerde koltuk rezervasyonu zorunlu, bazılarında ise opsiyonel ve bu bilgi bilet satın alırken gösteriliyor.
Romanya’da trenle seyahat ederken bilmeniz gerekenler:
- Biletleri online alabilirsiniz: CFR Călători’nin resmi online sistemi ve mobil uygulaması üzerinden güzergâh, saat, tren tipi ve mevcut hizmetleri kontrol etmek mümkün.
- Bükreş’in ana istasyonu București Nord: Brașov, Cluj-Napoca, Constanța ve ülkenin diğer önemli şehirlerine giden pek çok tren buradan hareket ediyor.
- Rezervasyonu kontrol edin: Özellikle IC ve uzun mesafeli trenlerde bilet alırken koltuk rezervasyonu koşullarına bakın.
- Gece trenleri var: Bükreş–Cluj-Napoca–Oradea gibi uzun güzergâhlarda yataklı ve kuşetli gece trenleri kullanılabiliyor. Romanya’dan Budapeşte ve Viyana yönüne uluslararası gece trenleri de bulunuyor.
- Her trende aynı hizmeti beklemeyin: Yataklı vagon, bisiklet alanı ya da bar-bistro gibi hizmetler yalnızca belirli seferlerde bulunuyor. CFR’nin online aramasında bunlara göre filtreleme yapılabiliyor.
- Biletinizi mümkünse trene binmeden alın: Trende bilet satışı belirli koşullara tabi; istasyonda satış imkânı bulunmasına rağmen biletsiz binip daha sonra satın almaya güvenmemek gerekiyor.
- Bisikletle seyahat mümkün: Uygun vagon bulunan bazı trenlerde bisiklet bileti alınabiliyor; katlanır bisikletler ise yer olması ve diğer yolcuları rahatsız etmemesi koşuluyla el bagajı olarak ücretsiz taşınabiliyor.
Trenle Yapılabilecek En Güzel Romanya Rotası
Romanya’yı trenle keşfetmek için en keyifli hatlardan biri Bükreş → Sinaia → Brașov → Sighișoara → Sibiu → Cluj-Napoca. Bükreş’ten başlayıp Peleș Şatosu için Sinaia’da durabilir, ardından Brașov üzerinden Transilvanya’nın Orta Çağ kentlerine ilerleyebilirsiniz. Bran, Viscri, Biertan ve Salina Turda gibi tren hattının dışında kalan noktalar içinse kısa transferler veya araç kiralama rotayı kolaylaştırıyor.
OGGUSTO Notu: Bükreş’ten Brașov’a direkt geçmek yerine Sinaia’da trenden inip Peleș Şatosu’nu araya sıkıştırın. Sinaia Tren İstasyonu’ndan Peleș’e yürüyüş yaklaşık 30 dakika sürüyor; bavulla uğraşmak istemiyorsanız istasyondan taksiyle çıkmak daha rahat. Şato ziyaretinden sonra Sinaia’ya geri dönüp aynı gün Brașov trenine binebilirsiniz. Böylece yalnızca birkaç saatlik bir durakla Romanya’nın en önemli şatolarından birini rotaya eklemiş olursunuz. Mümkünse Peleș biletinizi önceden alın ve Sinaia’ya sabah saatlerinde varın; şatonun pazartesi ve salı günleri kapalı olabildiğini de program yaparken mutlaka kontrol edin.
Romanya Seyahati İçin Bilmeniz Gerekenler

Romanya seyahati öncesinde vize, para birimi, ulaşım ve mevsim gibi birkaç temel detayı bilmek rotanızı daha rahat planlamanızı sağlar.
- Vize: Romanya, 1 Ocak 2025’ten beri Schengen Bölgesi’nin tam üyesi. Türkiye Cumhuriyeti umuma mahsus pasaport sahiplerinin kısa süreli seyahatlerde geçerli Schengen vizesine ihtiyacı bulunuyor.
- Para Birimi: Romanya euro kullanmıyor. Resmi para birimi Rumen leyi (RON). Büyük şehirlerde kart kullanımı yaygın olsa da küçük köyler için yanınızda nakit bulundurun.
- En İyi Seyahat Dönemi: Şehirler ve Transilvanya rotası için nisan–haziran ve eylül–ekim ayları öne çıkıyor. Temmuz ve ağustos dağ rotaları için uygun ancak daha kalabalık.
- Kaç Gün Ayırmalı?: Yalnızca Bükreş için 2–3 gün, Bükreş ve Transilvanya için en az 7 gün, Cluj-Napoca ve Sakson köylerini de içeren kapsamlı bir rota için 10–12 gün planlayın.
- Ulaşım: Bükreş, Sinaia, Brașov, Sibiu ve Cluj-Napoca arasında tren kullanabilirsiniz. Viscri, Biertan, Saschiz ve Transfăgărășan gibi noktalar için araç kiralamak daha pratik.
- Tren: Ana demiryolu işletmecisi CFR Călători. Bazı güzergâhlarda trenler beklenenden yavaş ilerleyebildiği için programınızı güncel seyahat sürelerine göre oluşturun.
- Dil: Resmi dil Romence. Büyük şehirlerde ve turistik bölgelerde İngilizceyle iletişim kurmak genellikle kolay.
- Saat Farkı: Türkiye UTC+3’ü yıl boyunca kullanırken Romanya yaz-kış saati uyguluyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki saat farkı yılın dönemine göre değişiyor.
- Priz: C ve F tipi, 230 V / 50 Hz prizler kullanılıyor. Türkiye’den gidenlerin genellikle adaptöre ihtiyacı olmuyor.
- İnternet: Büyük şehirlerde Wi-Fi erişimi yaygın. Türkiye’deki mobil tarifelerin AB roaming kapsamına otomatik olarak dahil olmadığını unutmayın; operatör paketi veya eSIM seçeneklerini kontrol edin.
- Bahşiş: Restoranlarda bahşiş bırakmak yaygın. Ödeme öncesinde servis ücretinin hesaba dahil olup olmadığını kontrol edin.
- Güvenlik: Turistik bölgelerde kişisel eşyalarınıza dikkat edin. Karpatlar’da ise yabani ayılara yaklaşmayın veya yiyecek vermeyin.
- Acil Durum: Polis, ambulans ve itfaiye için 112 aranıyor.
- Yanınıza Alın: Taş sokaklar, şatolar ve doğa rotaları için rahat yürüyüş ayakkabısı; değişken hava koşulları için katmanlı kıyafet tercih edin.
Romanya’dan Ne Alınır? En İyi Alışveriş Durakları
- Bükreş: Rumen tasarımı, seramik, tekstil ve gurme ürünler
- Brașov: Gurme ürünler ve çağdaş hediyelikler
- Viscri: Tekstil ve köy üretimi el işleri
- Sighișoara: Zanaat ürünleri ve geleneksel hediyelikler
- Sibiu: Zanaat pazarları ve tekstiller
- Corund: Seramik
- Maramureș: Ahşap oyma ve geleneksel tekstiller
- Bucovina: Geleneksel boyalı yumurtalar
| Ne Alınır? | Nereden Alınır? | Neden Alınır? |
|---|---|---|
| Horezu seramiği | Horezu & Olari | UNESCO mirası; horoz, spiral ve floral motifli el yapımı seramikler |
| Ie – Geleneksel Rumen bluzu | Sibiu, Cluj-Napoca, Sighișoara | Bölgelere göre değişen el işlemeleriyle Romanya’nın en karakteristik tekstillerinden |
| Corund seramiği | Corund, Brașov, Sighișoara | Renkli çiçek ve kuş motifleriyle Transilvanya’ya özgü |
| Ahşap objeler | Maramureș | El oyması kaşık, kutu ve dekoratif objeler |
| Geleneksel tekstiller | Viscri, Sibiu, Maramureș | İşlemeli masa tekstilleri, dokuma çantalar ve küçük kilimler |
| Rumen tasarımı | Bükreş | Yerel tasarımcılardan moda, takı ve çağdaş objeler |
| Bal & zacuscă | Yerel pazarlar, Transilvanya | Bavula atılabilecek en güzel yerel lezzetlerden |
| Yerel peynirler | Brașov, Sibiu, Karpatlar | Telemea ve özellikle brânză de burduf |
| Mărțișor | Şubat sonu–mart başında şehir pazarları | Baharın gelişini simgeleyen kırmızı-beyaz geleneksel süs |
| Boyalı yumurtalar | Bucovina | İnce geometrik desenleriyle bölgenin karakteristik el sanatlarından |
| Dracula hediyelikleri | Bran, Sighișoara | Eğlenceli ve kitsch bir Transilvanya hatırası |


