preloader

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Yazı Boyutu:

aaa

Sürekli bir gelişme, değişme ve başa dönme döngüsünde olan modanın referans aldığı dönemlere yakından bakış. On dördüncü durağımız, modanın grunge’dan minimalizme kendini rahata kavuşturduğu 1990’lar.

Moda, halihazırda popüler giyim stillerini işaret eder. Her zaman gelişir ve değişir ve başa döner. Modadaki her stil ve trend mutlak bir zamandan veya dönemden geri çağırılır. O yüzdendir ki bu evrimin tarihi hakkında fikir sahibi olmak bir hayli önemli ve kıymetlidir.

Bir insan hakkında fikir edinirken onun stilini de öğrenirsiniz. İnsanlık tarihini okurken de modanın tarihine göz atmak kaçınılmazdır.

Bu yazı serisinde modanın referans olarak kullandığı dönemlere yakından bakacağız. Keyifli okumalar…

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Spice Girls, 1990’lar

1980’ler -vatkalı omuzları, pofuduk ceketleri, devasa saçları ve tasarımcı kıyafetlerine olan takıntısı ile- tamamen hacimle alakalıyken 1990’lar daha alçaktan uçmayı tercih etti ve 20. yüzyılı kapatırken, moda da olabilecek en rahat seviyesine ulaştı. Hem kadınlar hem erkekler on yılın ilk yarılarında düşük, büyük beden kıyafetler ve jean ile grunge modasını benimserken ikinci yarılarına doğru minimalizmi bir görgü kuralı haline getirdi.

20. yüzyılın son on yılında, moda giyinmenin daha rahat hallerine ve minimalizme doğru evrilmeye devam etti. Daha resmi kıyafetlerin kendilerine ait zamanları olsa da, 20. yüzyıl çoğunlukla kendini ileriye taşıyan devasa dalgalarla dönüştü ve 80’ler sona ererken bu yaklaşım ana akım haline geldi. On yılın sonunda ise kıyafete olan bu yaklaşım kalıcılaştı.

{773915}

Süpermodellerin Çağı

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Peter Lindbergh, Vogue 1990

1990’lar, Ocak sayısının kapağına Peter Lindbergh kadrajından Naomi Campbell, Linda Evangelista, Tatiana Patitz, Christy Turlington ve Cindy Crawford’u taşıyan Vogue’un adeta neferi olduğu süpermodel fenomeni ile başladı. Ve bu isimler Versace’nin 1991 Sonbahar/Kış defilesinde kol kola yürüdüklerinde, kıyafetlerden çok daha ünlülerdi.

“Bir kişinin süpermodel olması için onun aynı anda dünya üzerindeki tüm kapaklarda olması gerekiyor,” diyor örneğin dergilerin, defilelerin ve reklamların kurallarının ihtişamlı kadınlar tarafından konduğu çağda tek seferde 12 milyon dolar kazanan Claudia Schiffer.

Süpermodel kavramı literatüre 1940’larda girse de 1990’ların başına kadar popüler olmadı. Oysa 1930’lardan 1950’lere kadar Vogue dergisinin kapağına 200’den fazla kez -ki bu olağanüstü bir rakam- çıkan Lisa Fonssagrives, ilk süpermodel olarak kabul edilir.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Her modellik çağı doğasını, temsil etmeyi tercih ettiği tip üzerinden ortaya koyar. Lisa Fonssagrives’in başarılı olduğu II. Dünya Savaşı sonrası dönem, Haute Couture’nin Altın Çağı idi. Günün imza stili Christian Dior’un yeni görünümüydü ve son derece feminen güzelliğin geri dönüşü yaşanıyordu. Lisa Fonssagrive, ‘yeni ideal feminen hünerler’in mükemmel bir portresiydi. Süpermodellik 80’lerin sonunda son halini aldığında ise, kendini bir sırça fanusun içinde buldu; kozmetik markalarının eli sürekli yükselten reklam anlaşmaları, kırmızı halı ve magazin görünümleri, kitap haline getirilen hikayeleri ile ışığı hiç sönmeyen bir disko topu. Ta ki, tasarımcılar onu giyen model yerine, yeniden, kıyafetleri gösterinin yıldızı yapmaya karar verene kadar.

90’ları Tanımlayan Stiller

On yıl, 1980’lerin yüksek moda ve gerçeküstü stillerinin popülerliği ile başlamışken moda, sokaktan gelen daha az ihtişamlı ve çok daha fazla rahat kıyafetlerin çığlığına kayıtsız kalmadı.

Seksenlerin spor giyim görünümleri bisikletçi şortları, taytlar, Keds ve oversize sweatshirt’ler ile devam etti. On yılın ilk zamanları, mini etek, geniş paça ve Punk stilleri gibi 1960’ların ve 1970’lerin geri dönüşünü yaşadı.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Vintage giyime olan derin arzu, ikinci el kıyafetlerin satıldığı mağazaların yaygınlaşmasına ve grunge modası için kaynak sağlamasına olanak tanıdı. 1980’lerin sonunda Seattle’dan doğup gündelik yaşama büyük, hırpalanmış jean’ler, ekose gömlekler ve Doc Martens botlar olarak sızan grunge, 1993’te Marc Jacobs’ın Perry Ellis koleksiyonu ile podyuma taşındı. Bu defile, koleksiyona gelen vahşi eleştiriler nedeniyle işini kaybeden Jacobs -ve şüphesiz moda- için bir dönüm noktasıydı.

Süpermodellerin erken dönem popülerliğinden bir kaçış olarak grunge, Kate Moss’ta vücut bulan, yeni tip bir modelliğin de doğuşunu hazırladı. Moss, eroin bağımlıları ile özdeşleşen sıskalığın ve çukurlaşmış gözlerin çekici hale gelmesi ile, idole dönüştü. Grunge görünüm süpermodellerin ihtişamı ile bir arada çalışmazken Moss’un evsizmiş-gibi zayıflığı ve alçakgönüllülüğü onu 90’ların başında tahtına oturttu.

Gwyneth Paltrow, 68. Oscar Ödülleri Töreni, 1996

Kate Moss, 1993

90’ların ortalarında stiller yeniden feminenleşmeye başladı. Minimalist görünüm, vücudun üzerinden gezinen kesimi ve spagetti askıları ile slip elbiselerde karşılığını buldu. İpek yorumları resmi etkinliklerin olmazsa olmazı iken üzerine beyaz bir tişört giyilerek günlük hayata adapte edildi.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Clueless gibi filmlerin 1990’ların ortası modasındaki belirleyiciği, seksi okul kızı tiplemesi üzerinden oldu. İkonik filmin ilk gösteriminin ardından uyumlu etek-ceket formunda tamamen-ekose trendinin kalıcı olmasına kesin gözüyle bakılmıştı; öyle de oldu. Görünüm, şüphesiz, aralarında Vivienne Westwood gibi yüksek moda tasarımcılarının çizgilerinden doğdu ve on yılın ortalarında Britney Spears’ın …Baby One More Time klibi ile zirve noktasına ulaştı; küçük trikolar, bez bebek tişörtleri ve diz hizasında çoraplar bu stili benimseyen genç kadınlar tarafından birer üniformaya dönüştü. Ekran karşısındaki stilleri ile kendilerine hayran bırakan diğer kadınlarsa Friends’ten Rachel (Jennifer Aniston) ile Sex and the City’den Carrie (Sarah Jessica Parker) idi.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Destiny Child, 1998

On yıl ilerledikçe rahat stiller her halleri ile yerleşikleşti. Kargo pantolonlar ve GAP sweatshirt’ler gibi işlevsel stiller gündelik giyimde popülerleşti. Bu süreç, Helmut Lang gibi tasarımcıların yorumları ile parkalar, dövüş pantolonları ve dış mekan maceralarında giyilen diğer parçalar gibi stillerin yüksek modaya girmesi ile paralel ilerledi. Bununla birlikte logolu kıyafetler de yeni bir yorum kazandı; marka-yoğun kullanımında mükemmelleşen isim ise Tommy Hilfiger oldu.

Yeni yüzyıl için geri sayarken kadınlar, ilhamını 1970’lerden çağırdıkları bohem stille haşır neşir olmaya başladı. İşlemeler, karma kumaşlar ve Doğu etkisi ile bohem görünüm, hemen her pazar seviyesinde, kadın giyime nüfuz etmeye başladı. Etnik işlemeleri ile Dries Van Noten, iddialı renkleri ile Matthew Williamson ve farklı kumaşları bir arada kullanma yeteneği ile Marni ile Fendi, 90’ları kapatırken yıldızı parlayan markalara dönüştü. Bir çağ kapanırken etekler daha kısa boyda ve pantolonlar daha düşük bellerde gardıroplara girmeye hazırlanıyordu.

{773979}

90’ların Erkek Modası

Tıpkı kadın giyiminde olduğu gibi, 1990’lar erkek giyimi de kendine her zamankinden daha ve daha rahat bir düstur belirledi. Grunge, hip-hop ve Britpop gibi genre’larla el ele giden stiller, on yıl boyunca erkek modasının hakim dalgası oldu.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Nirvana, 1990’lar

On yılın başlarında Nirvana ve Pearl Jam gibi grunge grupları terziliğin ilham perileriydi. Görünüm oldukça basitti; çoğu zaman tişörtün üzerine giyilen oversize ekoseli gömlek ve jean. Bere, grup tişörtleri, örgü hırkalar ve Converse ayakkabılar stili tamamlayan diğer ögelerdi. Görünümler ziyadesiyle dağınıktı ve çoğunlukla ikinci el mağazalarından alınan parçalardan hayata gelirdi. Modanın yakınından dahi geçmeme arzusu ile doğmuş olsa da, grunge stilin ana akım olmaktan başka kaçışı yoktu.

Modanın Tarihsel Evrimi: Alçaktan Uçan Tavırlarıyla 1990’lar

Wu Tang Clan, 1993

90’ların ortasından itibaren grunge popülerliğini yitirmeye başlasa da rahatlık baki kaldı. Bu dönemde başka bir genre, hip-hop, modanın radarına yakalandı. Beyzbol şapkaları ve ceketleri, basketbol şortları, tulumlar ve kapüşonlular gibi spor giyim parçaları popüler stil öznelerine dönüştü.

Dawson’s Creek

Brad Pitt, 1995

Modayı 90’lar boyunca etkisi altına alan bir diğer alt kültür, Britpop hareketi oldu. 1960’ların Mod stilinin uyanışı demek de olan bu kanalda haki pantolonlar, lacivert blazer’lar ve Oxford gömlekler başrolü üstlendi. Öyle ki on yılın sonlarına doğru haki pantolon, erkekler için jean kadar iyi bir alternatif olarak öne çıktı. Dawson’s Creek dizisinde bol yorumu ile ekrana taşınan model, kimi hallerinde sade rahatlığın yeni favorisiydi.

{773897}

1990’ların Günümüz Modasındaki Yansımaları

Versace 2018 Sonbahar/Kış

Cyclas 2019 Sonbahar/Kış

Off/White 2018 İlkbahar/Yaz

Louis Vuitton 2017 İlkbahar/Yaz

Saint Laurent 2015 Sonbahar/Kış

Mugler 2017 İlkbahar/Yaz

Rooney Mara, 2013

Harry Styles, 2021

Zendaya, 2021

Zeynep Özar Berksü

Zeynep Özar Berksü