Ralli pilotu Nazan Zorlu ile İstanbul’un şehir ve sayfiye ritmini, gastronomi rotalarını, ilham kaynaklarını ve yarış dünyasındaki yeni dönemini konuştuk.
Bir Bakışta Nazan Zorlu ile Şehre Dönüş
- Şehre dönüş rotaları: Suadiye-Caddebostan-Bağdat Caddesi aksından Boğaz hattına ve Adalar’a uzanan, şehir ritmiyle sayfiye dinginliğini bir araya getiren rotaları seviyor.
- İstanbul’dan aldığı ilham: Eski apartman detaylarından klasik otomobillere, Boğaz’dan çağdaş sanata kadar eskiyle yeninin yan yana geldiği şehir katmanlarından besleniyor.
- Yeni sezon ajandası: Alpine A290 Rallye ile elektrikli ralli programı ve Rallye Mont-Blanc hazırlıklarının yanında hız, seyahat, gastronomi ve şehir kültürünü bir araya getiren içeriklere odaklanıyor.
- Kişisel favorileri: Uzak, Anlat İstanbul, Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul, Küçük Prens, Sapiens, Citizen Kane ve Interstellar öne çıkıyor.
Şehre Dönüş ve İstanbul Rotaları
İstanbul’dan uzak kaldığınızda en çok özlediğiniz şey nedir?
İstanbul benim için sadece yaşadığım yer değil; kimliğimin ve aldığım nefesin ta kendisi. Uzak kaldığımda tek bir manzarayı değil, şehrin sunduğu o akışkan hayat biçimini özlüyorum. “Bir sahil kasabasına yerleşsem” hissi bende hiç olmadı çünkü benim sahil kasabam zaten İstanbul’un içinde saklı. Şile de İstanbul, motorla 20 dakikada kaçtığım Burgazada da.

Sabah Bağdat Caddesi’nden Suadiye sahile inip yelkenlilerin, denize giren insanların ve şezlongların hemen arkasında kahvemi içerken aldığım o his tam bir resort hayatı. Aynı gün içinde Boğaz hattında yürüyüp, akşam Yeniköy’de bir masaya oturabilmek ya da Burgazada’ya geçip Ergün Pastanesi’nden sıcak bir palmier ve patlıcanlı poğaça almak…
Dışarıdan çok sıradan gibi görünen ama aslında müthiş rafine lüksler bunlar. Şehir ritmiyle sayfiye dinginliğini aynı 24 saate sığdırabilmek, İstanbul’un bana verdiği en büyük özgürlük.
Şehre döndüğünüzde bir kahve molasının en keyifli adresi?
Cadde tarafında Nove ve Kronotrop elimin ilk gittiği yerler. Ama dürüst olmak gerekirse kahve benim için biraz bahane. Bardağı alıp sahile inmek, adımları yavaşlatıp denize bakmak… Mekândan ziyade, o yarım saatlik kişisel İstanbul ritüelinin peşindeyim.


Lezzet haritanızın vazgeçilmez mekânları nelerdir?
Eklektik ve katmanlı bir listem var; tıpkı bu şehir gibi. Tarihi Yarımada tarafında Pandeli benim için gerçek bir İstanbul hafızası. Deniz mahsulünde Balıkçı Kahraman ve Tunç Balık tartışmasız adreslerim.
Bebek’te Mangerie, Cadde’de Nazende, tatlı kapanışlarında Şekerci Cafer Erol’un marzipanları ve Hafız Mustafa vazgeçilmez.




Son dönemde Vakko Le Specialità da radarıma giren rafine duraklardan. Burgazada’daki Ergün Pastanesi gibi kendi mütevazı ritüelini koruyan yerlerin yeri ise apayrı. Gastronomi benim için sadece iyi bir tabak değil; bir coğrafyayı, kültürü ve insanı okuma biçimi.
Dünyayı gezerken insanlarla bağı en hızlı gastronomi ve otomobil üzerinden kuruyorum.

Şehrin yeme-içme kültürüne yön veren adresleri detaylandırdığımız İstanbul’un gastronomi arşivimize göz atın.
Şehirde kendinizi en mutlu hissettiğiniz, gezmekten bıkmadığınız semt?
Doğal habitatım Suadiye–Caddebostan–Bağdat Caddesi aksı. Ama tek bir hatta çakılı kalacak biri hiç değilim. Yeniköy’ün kendine has ağırlığını ve Apartıman Yeniköy’ün enerjisini çok seviyorum. Bebek–Arnavutköy–Yeniköy hattının ritmi ayrı, oradan bir vapura atlayıp Adalar’a geçmenin dinginliği bambaşka.
Şehrin en büyüleyici tarafı da bu: Tek bir vapurla bambaşka bir zihin durumuna geçebilmek.
İlham veren isimlerle yeni sezona ve şehrin dinamiklerine dair gerçekleştirdiğimiz tüm şehre dönüş sohbetlerini keşfedin.
İstanbul’da Kültür, Sanat ve İlham
İstanbul’u beyazperdeye taşıyan en sevdiğiniz filmler nelerdir?
İstanbul’u kartpostal gibi arkaya yapıştırmayan, onu filmin ana karakteri yapan işler. Uzak; şehrin o melankolik, gri ve yalnız kışını öyle iyi geçiriyor ki… Anlat İstanbul ise şehrin o tekinsiz, masalsı ve kaotik damarını çok iyi yakalıyor. Bir de tabii Fatih Akın’ın Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul belgeseli.
İstanbul tek bir melodiyle anlatılamaz; müzikte de, tabakta da, sokakta da her an yeni bir katmanla yüzleşiyorsunuz.

Size şehirde neler ilham verir?
İlham için özel bir çabaya gerek yok; sokağa çıkıp gözünüzü açık tutmanız yeterli. Eski bir apartmanın pirinç kapı kolu, Cadde’de yıllara meydan okuyan bir dükkân, Boğaz’dan süzülen bir tekne, yanımdan geçen iyi korunmuş bir klasik, vapurda yanıma oturan şık bir İstanbullu… Hepsi birer hikâye. Eskiyle çağdaş olanın bu kadar pervasızca yan yana durmasını seviyorum.
Geleneksel bir esnaf lokantasından çıkıp birkaç saat sonra Contemporary Istanbul’da modern bir işin karşısına geçebilmek bana müthiş bir zihinsel esneklik katıyor.
Ajandanızda bu sezon gitmeyi planladığınız etkinlikler hangileridir?
Contemporary Istanbul her sonbahar ajandamın ilk satırıdır. İstanbul Modern sergileri, Filmekimi seçkisi, sezonun caz konserleri ve tiyatro prömiyerleri de her zaman listemde. Fakat plan yapıp o planı son dakikada bozmanın lüksünü de severim. İstanbul’da sonbahar öyle hızlı akar ki, en unutulmaz anlar genelde anlık kararlarla bir anda dahil olduğunuz gecelerden çıkar.
Nazan Zorlu İçin Yeni Sezon ve İş Ajandası

Şehre döndüğünüzde hayata geçireceğiniz projeleriniz nelerdir? İş ajandanızda neler öne çıkıyor?
Pist ve ralli tarafı tüm hızıyla sürüyor. Alpine A290 Rallye ile elektrikli ralli programım ve Rallye Mont-Blanc hazırlıkları ajandamın merkezinde.
Ama İstanbul’a dönüşle birlikte içerik dünyamda daha entegre bir faza geçiyorum. Nazan Zorlu kanadı sadece beygir güçlerinin konuşulduğu bir alan değil. Benim otomobille ilişkim hiçbir zaman kuru teknik verilerden ibaret olmadı. Otomobil beni yeni bir yola, bir kültüre, bir restorana, insan hikâyelerine götüren bir araç. Artık hız, yarış, seyahat, gastronomi ve şehir kültürünü tek bir potada, aynı rafine dille anlatıyorum.

Nazan Zorlu’nun Favorileri ve İlham Kaynakları
Hayatınızda iz bırakan kitaplar?
Küçük Prens başucumdadır; her yaşta farklı bir cümlesi çarpar insanı. Halil Cibran’ın derinliği, insan doğasını ve zihnini deşen Sapiens ve Tanrılar Okulu bende derin izler bıraktı.
Kurguda ise şehir devreye girdiği an bağım güçleniyor. Ahmet Ümit ve Orhan Pamuk’un romanlarındaki o gizemli, suç ve tutku dolu İstanbul atmosferini çok seviyorum. Şehir bir dekor olmaktan çıkıp yaşayan bir karaktere dönüştüğünde kitap beni tamamen içine çekiyor.
Kütüphanenize yeni soluklar getirecek düzenli olarak güncellenen kitap önerileri listemize göz atın.
İlham aldığınız yazarlar / sanatçılar / müzisyenler?
Sezen Aksu; dünyanın neresinde olursam olayım iki notasında beni eve döndüren bir ses. Bazı seslerin net bir coğrafyası var.
Nina Simone vazgeçilmezim, Tame Impala ise tamamen başka bir zihin alanı. İstanbul ve caz ekseninde Kerem Görsev ve Ferit Odman dinlemekten müthiş keyif alırım. Edebiyatta yine Halil Cibran ve İstanbul’u sokak sokak işleten kalemler…
Beni en çok tek bir kalıba sığmayı reddeden, disiplinler arası üreten zihinler heyecanlandırıyor. Kendi dünyamda da tam olarak bunu yapıyorum; müzikten, asfalttan, mutfaktan ve mimariden eşzamanlı besleniyorum.
Takip ettiğiniz podcast serileri neler?
Sinan Canan ile AçıkBeyin; insan zihninin sınırlarını ve davranış kalıplarını anlamak açısından harika bir zemin. Ekonomi tarafında Ağır Ekonomi düzenli takibimde. Genel resmi görebilmek için Işık Ökte, Özgür Demirtaş, Atilla Yeşilada ve Mahfi Eğilmez’i farklı platformlardan dikkatle izliyorum.
Tabii bir yanda da Formula 1 ve WRC dünyasındaki en son telemetriler ve teknik analizler var. Telefonumda küresel bir piyasa analizinin hemen ardından bir WRC onboard videosunun açılması benim dünyamın en doğal özeti.
Dinleme listenize ekleyebileceğiniz podcast önerilerini keşfedin.
Vazgeçemediğiniz aplikasyonlar hangileridir?
- Instagram: İçerik üretimimin ve görsel dünyamın vitrini.
- Spotify & Shazam: Yolda, sporda, mutfakta ritmimi belirleyen ikili.
- Google Maps: Hayatımın önemli bir kısmı yollarda ve yeni rotalarda geçtiği için vazgeçilmez rotam.
- ChatGPT: Fikir geliştirme, araştırma, metin kurgulama ve seyahat planlamasında en dinamik yol arkadaşım.
Kısacası telefonum hem mobil bir ofis hem bir roadbook hem de kişisel kürasyon alanım.
Hayatınızda iz bırakan filmler?
- Citizen Kane; güç, hırs, başarı ve insanın günün sonunda elinde kalanla yüzleşmesi üzerine çekilmiş en zamansız başyapıt.
- Interstellar; zaman mefhumu, sevgi, kayıp ve boyutlar arası mesafe üzerine çok derinlikli bir görsel şiir.
- Julie & Julia; elbette gastronomiye olan tutkum sebebiyle çekici ama asıl dokunduğu yer başka: Bir insanın hayatının herhangi bir döneminde cesaretle sıfırdan bir alan açabilmesi ve tutkusunun peşinden gitmesi.
Günün sonunda beni en çok insan ruhunun dayanıklılığını ve dönüşümünü anlatan hikâyeler etkiliyor.
İzleme listenizi zenginleştirecek film ve dizi önerilerine göz atabilirsiniz.





