white banner

Bir Prensesin Evinde Yaşamak İster Misiniz? Margaret'ın Evi İlk Kez Satışta

24.07.2026
Bir Prensesin Evinde Yaşamak İster Misiniz? Margaret'ın Evi İlk Kez Satışta

Yazı Boyutu:

Britanya Kraliyet Ailesi’nin en asi prensesinin yürüdüğü koridorlarda adımlamaya hazır mısınız? Prenses Margaret’ın çalkantılı evliliğine ve sanat dünyasının unutulmaz buluşmalarına ev sahipliği yapan Old House, tarihinde ilk kez satışta. Kapıları aralıyoruz, içeri girmek ister misiniz?

Bu yazıda ne okuyacaksınız?

Old House’un 1481’e uzanan geçmişinden Prenses Margaret ve Lord Snowdon’ın çalkantılı evliliğine, kraliyet çevresinin kapalı kapılar ardındaki hafta sonlarından Snowdon’ın bahçeye, banyoya ve göle bıraktığı izlere uzanan hikâyesini okuyacaksınız. Yazıda ayrıca yaklaşık 22 dönümlük arazisi, tarihi odaları, 3,95 milyon sterlinlik satış fiyatı ve 99 yıllık National Trust kira hakkıyla bu evin bugün neden yeniden merak konusu olduğu anlatılıyor.

West Sussex kırsalında, yaşlı meşelerin ve ilkbaharda mavi çan çiçekleriyle kaplanan yolların ardında beş asırlık bir ev duruyor. Old House adıyla bilinen bu kır evi, Lord Snowdon’ın yaratıcı sığınağı, Prenses Margaret’ın evlilik hikâyesindeki en ilginç duraklardan biri ve savaş sonrası Britanya kültür çevresinin gözde buluşma noktasıydı.

3,95 milyon sterlinlik rehber fiyatla satışa çıkan evin cazibesi, kraliyet geçmişinden çok daha geniş. Snowdon’ın kendi elleriyle biçimlendirdiği göl, Ascot Hipodromu’nun Kraliyet Locası’ndan gelen balkon, karanlık odadan kütüphaneye çevrilen bölüm ve gazete kupürleriyle kaplı sıra dışı banyo hâlâ onun mizahını ve tasarım merakını taşıyor.

Bir zamanlar Aston Martin ve Bentley’lerle gelinen Old House, şimdi 545 yıllık hikâyesinin yeni sahibini arıyor.


545 Yıllık Old House’un Hikâyesi


İngiliz kır yaşamının yüzyıllar boyu tuttuğu bir günlük hissi veren Old House’un bilinen geçmişi 1481’e uzanıyor. Başlangıçta Nymans arazisine bağlı üç küçük evden oluştuğu düşünülen yapı, yaklaşık beş buçuk yüzyıl boyunca her sahibinden yeni bir iz aldı. Tudor döneminden kalan kalın ahşap kirişler, kurşunlu pencereler ve eski şömineler; sonraki yüzyıllarda eklenen Georgian paneller ve daha simetrik odalarla yan yana geldi.

Hikâyenin Messel ailesiyle kesişmesi 1890’da gerçekleşti. Almanya doğumlu finansçı ve tutkulu bahçıvan Ludwig Messel, Old House’un da içinde bulunduğu Nymans arazisini satın aldı. Egzotik bitkiler, uzun yürüyüş aksları ve romantik bahçe odalarıyla şekillenen Nymans, kısa sürede ailenin yaratıcı dünyasının merkezine yerleşti. Ludwig’in ardından oğlu Leonard bu mirası sürdürdü. Nymans, Leonard’ın 1953’teki ölümünden sonra National Trust’a geçti.

Old House’u kraliyet çevresine taşıyan isim ise Leonard’ın oğlu Oliver Messel oldu. Tiyatro ve sinema için hazırladığı görkemli dekorlarla tanınan sahne tasarımcısı, dönemin sanatçıları ve aristokratları arasında yaşayan renkli bir figürdü. Kız kardeşi Anne’in oğlu Antony Armstrong-Jones da fotoğrafçılık, tasarım ve sosyete dünyasının içindeydi.

Oliver, Old House’un kira hakkını 1958’de yeğeni Antony’ye verdiğinde eski kır evi yeni bir dönemin eşiğine geldi. İki yıl sonra Antony, Prenses Margaret’la evlenecek; Tudor kirişlerinin altındaki sessizlik, kraliyet ailesi ile savaş sonrası Britanya’nın bohem çevresini buluşturan davetlere bırakacaktı.

Old House’un 545 Yıllık Zaman Çizelgesi

TarihOld House’ta ne oldu?
1481Başlangıçta Nymans arazisine bağlı üç küçük evden oluştuğu düşünülen Old House’un bilinen hikâyesi başladı.
1890Ludwig Messel, Old House’un da içinde bulunduğu Nymans arazisini satın aldı.
1953Nymans, Leonard Messel’ın ölümünün ardından National Trust’a geçti.
1958Oliver Messel, Old House’un kira hakkını yeğeni Antony Armstrong-Jones’a verdi.
1960Antony Armstrong-Jones, Prenses Margaret’la evlendi. Old House kraliyet ve sanat çevresinin buluşma noktalarından biri oldu.
1978Margaret ile Snowdon’ın evliliği sona erdi. Old House, Snowdon’ın özel kır sığınağı olarak kaldı.
2003Lord Snowdon evi özel bir satışla devretti.
2005Mevcut sahipleri Old House’u açık piyasaya çıkmadan satın aldı ve yapıyı çağdaş aile yaşamına uyarladı.
2026Old House, 3,95 milyon sterlinlik rehber fiyatla tarihinde ilk kez halka açık piyasaya sunuldu.

Snowdon’ın Çocukluk Hayalinden Düğün Öncesi Hediyesine


Prenses Margaret ve Lord Snowdon, Old House'un bahçesinde kameraya bakarken Prenses Margaret açık mavi bir ceketle, Lord Snowdon ise koyu renk takımıyla, çalkantılı evliliklerinin ve sanat çevrelerinin buluşma noktası olan bu tarihi evin hikayesine sessizce eşlik ediyorlar.
Prenses Margaret ve Lord Snowdon’ın nişan fotoğraflarından biri. Fotoğraf: Hulton Archive/Getty Images

Antony Armstrong-Jones, kız kardeşi Susan’la çocukluk yıllarında Nymans’a gelir, Old House çevresinde piknik yapardı. Yıllar sonra çocukluğa açılan gizli bir kapı olan Old House’tan yana baktığında bu anıları “Marie Antoinette’i andıran bir hayal oyunu” duygusuyla hatırlayacaktı.

Prenses Margaret'ın eski evinin bahçe cephesi, beyaz pencereleri, sarmaşıklarla kaplı tuğla duvarları ve kiremit çatısıyla dikkat çekerken, önündeki düzenli bahçe bakımlı çalılıklar, konik topiaryler ve labirent benzeri yeşil alanlarla dolu, güneşli bir yaz gününde mavi gökyüzü altında huzurlu bir kır evi manzarasını sergiliyor.
Fotoğraf: John Senior

Oliver Messel, National Trust mülkiyetindeki Old House’un kullanım hakkını 1958’de yeğeni Antony’ye devretti. Bu tarih, Margaret ile Antony’nin 1960’taki düğününden iki yıl öncesine denk geliyor. Ev, yıllar içinde düğün hediyesi olarak anılsa da devir işlemi çift evlenmeden önce gerçekleşmişti.

Antony’nin önünde romantik olduğu kadar zahmetli bir proje vardı. Çatı yıpranmıştı; elektrik, ısıtma ve sıhhi tesisat gibi temel imkânlar eksikti. Fotoğrafçı, gözden uzak bu kır evinin potansiyelini hemen gördü. Onarımlar tabii ki tek seferde bitmedi ancak ev ve bahçeler onun hayatı boyunca yeni fikirleriyle gelişti.

Dramatik bulutlu gökyüzünün ve süzülen güneş ışınlarının altında, bir zamanlar Prenses Margaret'in eski evi olarak bilinen, yemyeşil bahçelere ve çevreleyen ormanlık alanlara sahip geniş mülkün havadan panoramik görüntüsü.
Fotoğraf: John Senior

Snowdon’ın kendi anlatımına göre 1960’ların Old House’u beyaz badanalı yüzeyleri, tuğla döşemeleri, Japon kâğıt lambaları ve Arne Jacobsen sandalyeleriyle daha yalın bir havaya sahipti. Prenses Margaret’la boşanmasının ardından Lucy Lindsay-Hogg’la evlenen Snowdon, evin daha sıcak ve rahat bir karakter kazanmasında Lucy’nin payını da teslim etmişti.


Old House’un Kapalı Kapılar Ardındaki Davetleri


1960’ların ortasına gelindiğinde Old House’a davet edilmek Britanya sosyetesinin arzu edilen hafta sonu ayrıcalıklarından biriydi. Londra’dan Aston Martin ve Bentley’lerle gelen konukları kokteyller, uzun sohbetler ve göl kıyısına yayılan ev partileri bekliyordu. Snowdon, burayı yıllar sonra “çılgın ama çok mutlu bir yer” diye tarif edecekti.

Güneş ışınlarının içeri girdiği aydınlık ve modern bir oturma odası, ortada beyaz minderli bir puf, karşılıklı iki açık renk kanepe ve arka planda antika ahşap bir masa üzerinde büyük bir yelkenli gemi modeliyle, şık bir havuz evi atmosferi sunuyor.
Fotoğraf: Ben Wright

Konuk listesi, dönemin kültür dünyasını küçük bir kır evinde bir araya getiriyordu. Aktör Peter Sellers, Sir John Mills, balerin Dame Margot Fonteyn, yazar Edna O’Brien ve bankacı Sir Evelyn de Rothschild evde ağırlanan tanınmış isimler arasındaydı. Old House anlatılarında Bianca Jagger, tiyatro eleştirmeni Kenneth Tynan ve tasarımcı Issey Miyake’nin adları da geçiyor. Snowdon’ın esprili hatırasına göre Bianca Jagger, burada yapılacak bir çekime üç gün geç gelen tek modeldi.


Prenses Margaret Old House’u Seviyor muydu?


Old House bugün “Prenses Margaret’ın eski evi” başlığıyla anılıyor. Yine de ilişkinin gerçek hikâyesi bu ifadeden daha karmaşık. Çiftin resmi Londra evi Kensington Sarayı’ydı. Old House ise öncelikle Antony Armstrong-Jones’ın çocukluk bağları kurduğu, tasarladığı ve arkadaş çevresini ağırladığı kır sığınağıydı.

Prenses Margaret'ın eski evinin dış cephesi, tuğla duvarları, kiremit çatısı ve sarmaşıklarla kaplı detaylarıyla dikkat çekerken, önündeki özenle budanmış topiary çitlerin oluşturduğu labirentimsi bahçe, tarihi dokusu ve zarafetiyle büyüleyici bir manzara sunuyor.

Margaret buraya geldi, fakat evi kocasının benimsediği ölçüde sahiplenmedi.Yine de evden tamamen uzak durmadı.

Lord Snowdon ve çocukları David ile Sarah’yla birlikte zaman zaman Staplefield’a geldi, aile 1971’de köyün yerel şenliğine de katıldı.

Fotoğraf: Ben Wright

Old House, Margaret için mesafeli durduğu bir kır evi, Snowdon için özgürlüğünü koruduğu yaratıcı bir sığınaktı.

Bir Kır Evi Tartışmasının Ardındaki Evlilik

Snowdon’ın biyografisini yazan Anne de Courcy’nin aktardığına göre çift, evliliklerinin başında bir kır evi istiyordu. Antony çocukluğundan beri sevdiği Old House’u seçmişti. Margaret’ın isteği ise kraliyet ailesine daha yakın olan Berkshire’daki Sunninghill çevresinde, Kraliçe’nin önerdiği bir arazide ev kurmaktı.

Yemyeşil ağaçların ve özenle budanmış çitlerin çevrelediği, eski tuğla bir evin bahçe cephesi, koyu renk kiremitli çatısı, kurşunlu pencereleri ve önündeki bakımlı çimli bahçesi ile pitoresk bir görünüm sunuyor.
Fotoğraf: Ben Wright

Prensesin itirazları ayrıntılıydı: Old House, yanında çalışan görevliler ve güvenlik için dar kalıyordu, evin yakınından geçen kamusal yol mahremiyeti azaltıyordu. Margaret’ın evin perili olduğuna inandığı da anlatılır. Antony’nin yenilemeye tek başına girişmesi, çift arasındaki anlaşmazlığı büyüttü.

Old House’u çiftin kusursuz aile yuvası şeklinde sunmak tabloyu eksik bırakır. Evin Margaret açısından mesafeli bir yeri, Snowdon açısından ise özgürlüğünü ve yaratıcı kimliğini koruduğu özel bir alanı vardı. Zamanla Antony’nin arkadaşlarının ve ilişkilerinin çevresinde şekillenen bu sığınak, evlilikteki ayrışmanın görünür simgelerinden biri oldu.


Snowdon’ın Old House’ta Bıraktığı Tasarım Mirası


Fotoğrafçı, tasarımcı ve mucit kimliklerini bir arada taşıyan Snowdon, Old House’u bitmiş bir proje gibi görmedi. Georgian kanada, Brighton’daki Charles Street pencerelerinden esinlenen kavisli pencereler ekledi. Mutfağı açtı ve üzerinde yükseltilmiş bir galeri seviyesi oluşturdu. Fotoğraflarını hazırladığı karanlık oda zamanla kütüphaneye çevrildi.

Bir Hafta Sonunda Başlayıp Kış Boyunca Süren Göl

Evin en şiirsel köşelerinden biri olan gölün başlangıcı hayli maceralıydı. Snowdon, bir iş makinesi kiralayıp kazıyı tek hafta sonunda tamamlayabileceğini düşündü. Sussex’in ağır killi toprağı bu planı bozdu; çalışma, kış boyunca uğraşan yaklaşık 12 kişinin emeğiyle tamamlandı. Göl daha sonra fotoğraf çekimlerinin, partilerin ve aile anılarının fonu oldu.

Güneşli bir ilkbahar gününde, kıyısında sazlıklar ve otların büyüdüğü dingin bir gölü gösteren geniş açılı bir fotoğraf; sağ alt köşede yer alan eskimiş ahşap köprü, karşı kıyıdaki yemyeşil ağaçların, gölün üzerindeki ahşap köşkün ve kıyıdaki eski devrilmiş teknenin bulunduğu dinlendirici manzaraya uzanır.
Göl kenarında, yemyeşil ağaçlar ve gür bitki örtüsüyle çevrili, suya yansıyan ahşap bir ada köşkü, Lord Snowdon'a ait olduğu düşünülen bu eski ev bölgesinin doğal güzelliğini ve huzurlu atmosferini yansıtırken, sağda küçük bir ahşap köprü de manzaranın ayrılmaz bir parçasıdır.
Fotoğraflar: Ben Wright

Göl tamamlandığında Snowdon, karşı kıyıya ulaşmak için suyun üzerine basamak taşları yerleştirdi. Bu küçük tasarım ayrıntısı için alışılmadık ölçüde görkemli bir açılış düzenlendi. Kraliçe II. Elizabeth’in annesi Ana Kraliçe Elizabeth, Horsham Piskoposu’nun yönettiği törende basamak taşlarını resmen kullanıma açtı. Snowdon’ın bir hafta sonu projesi olarak başlayıp bütün kış süren göl macerası, böylece küçük bir kraliyet töreniyle tamamlandı.

Güneşli bir havada, yemyeşil bir bahçenin ortasında yer alan sakin bir göle uzanan ahşap iskele ve kameriye ile çevrili, uzakta tepedeki eski bir evin göründüğü büyüleyici ve huzurlu doğal bir manzara.
Fotoğraf: Ben Wright

Ascot’tan Gelen Balkon ve Bahçedeki Küçük Sürpriz

Ortasında, dekoratif beyaz korkuluklu bir balkona sahip, açık şeftali rengi zarif bir bahçe köşkü, önündeki dikdörtgen yansıtıcı havuzda ve yanlarında beyaz çiçekli taş vazolar ile çevrili yemyeşil çitler arasında huzurlu bir bahçe manzarası sunuyor.
Fotoğraf: Ben Wright

Bahçenin içinde saklanan küçük yapı, Snowdon’ın oyunbaz tasarım anlayışını ele veriyor. Yapıda kullanılan balkon, 1960’larda yapılan yenileme sırasında Ascot Hipodromu’nun Kraliyet Locası’ndan kurtarılan bir parçaydı. Bir kraliyet yapısından çıkarılıp kırsal bir bahçe köşküne yerleştirilen balkon, Old House’un resmi tarih ile kişisel mizah arasında gidip gelen karakterine çok yakışıyor.


Duvarlarında Modern Tarihi Saklayan Banyo


Old House’un üst katındaki banyolardan biri, evin en çok konuşulan odası. Snowdon duvarları yıllar boyunca gazete kupürleri, aile fotoğrafları, çizimler ve kişisel hatıralarla kapladı. İlk bakışta kraliyet dedikodularından oluşan bir kolaj gibi görünen yüzey, yakından bakıldığında 20. yüzyılın parçalı bir hafızasını sunuyor.

Lord Snowdon'ın eski evinin, pencereli ve ahşap kirişli odasında, II. Elizabeth'in taç giyme töreni, VIII. Edward'ın tahttan çekilmesi ve Filipinler'deki savaş gibi önemli olayların haberlerini içeren, sararmış ve tarihi gazete kupürleri duvarları tamamen kaplıyor.
Çeşitli tarihlerden eski gazete kupürlerinin bir kolajını gösteren bu detaylı görselde, Kral VIII. Edward ile Wallis Simpson'ın evlilik krizi, Churchill'in savaş duyuruları ve Adolf Hitler'le ilgili haber başlıkları gibi 20. yüzyılın önemli olayları dikkat çekiyor.
Fotoğraflar: Ben Wright

Duvarlarda iki dünya savaşından D-Day’e, ilk atom bombasından Yuri Gagarin’in uzay yolculuğuna, Everest’in fethinden VIII. Edward’ın tahttan çekilmesine uzanan başlıklar yer alıyor.

Rustik ahşap kapı ve pencereli bir köşeyle çevrili bu eski evin duvarları, yüzlerce siyah beyaz fotoğraf, çizim, harita ve gazete kupüründen oluşan yoğun bir hatıra duvarıyla kaplı olup, sağ alt kısımda beyaz bir lavabo ve yuvarlak bir ayna yer almaktadır.
Fotoğraf: Ben Wright

Aralarına aile anları da karışıyor: David’in 4 Mart 1973 tarihli bir gezisine ait fotoğraflar ve küçük notlar bu büyük olayları evin mahrem tarihiyle yan yana getiriyor. Kraliçe II. Elizabeth’in imzası da kolajın üzerinde görülüyor, imzanın hangi ziyaret sırasında ve ne zaman atıldığı bilinmiyor.

Snowdon’ın banyosu, 20. yüzyılın büyük olaylarını kraliyet dedikoduları ve aile hatıralarıyla aynı duvarda buluşturuyor.

Old House ve The Crown Bağlantısı

Evin hikâyesi, The Crown dizisinin üçüncü sezon finali “Cri de Coeur” bölümünde yeniden yorumlandı. Bölüm, Margaret ve Snowdon evliliğinin çözülüşünü anlatırken Old House’u ve kupürlerle kaplı duvar fikrini dramatik bir simge olarak kullandı.


Old House Bugün: Yaklaşık 22 Dönümlük Bir Kraliyet Sığınağı


Güneş ışınlarının aydınlattığı, sivri kemerli, yıpranmış ahşap bir kapı; oymalı metal menteşeleri, halkalı tokmağı ve posta deliğiyle şeftali rengi duvarın ve zarif beyaz pervazların çevrelediği eski bir evin veya bahçe köşkü kapısının detaylarını sunuyor.

Eski meşe kapı açıldığında ilk hissedilen şey, evin yaşını saklamaya çalışmaması.

Soluk taş döşemeler, bal rengine yaklaşan yıpranmış kirişler ve kırık beyaz duvarlar, bahçeden süzülen ışıkla yumuşuyor.

Kapı açıkken yeşillik neredeyse giriş holünün içine kadar geliyor, gizli tavan pencereleri de yukarıdaki galeriyi gün boyu aydınlatıyor.

Fotoğraf: Ben Wright

Prenses Margaret'ın eski evinin rustik giriş holü, tavanındaki kalın ahşap kirişler, taş zemindeki desenli halı ve çiçeklerle süslü ahşap konsol masasıyla sıcak bir atmosfer sunuyor; sağdaki açık kapı yemyeşil bahçeye bakarken içeri güneş ışığı doluyor.
Bu geniş ve aydınlık oturma odasında, beyaz boyalı, ahşap Tudor kirişli tavan, mekana özgün bir karakter katarken; modern beyaz koltuklar, bej kanepe, bol tüylü ve düz yastıklar ve üzerinde beyaz güller olan zarif bir orta sehpa ile sıcak bir yaşam alanı sunuyor.
Fotoğraflar: Ben Wright

Georgian oturma odasında atmosfer bir anda koyulaşıyor. Antrasit paneller, beyaz şömine ve siyah-beyaz fotoğraflar için teatral bir fon kurarken altın renkli yuvarlak ayna odaya küçük bir saray dokunuşu katıyor. Snowdon’ın eklettiği kavisli pencere, koyu duvarların arasından bahçe ışığını içeri alıyor; siyah ve beyaz arasındaki keskin kontrast, evin bugünkü dekorasyon dilini belirliyor.

Aile mutfağı daha aydınlık ve rahat bir karaktere sahip. Koyu renk dolaplar ile krem tonlu Aga ocağı, açık taş zeminin üzerinde dengeleniyor. Geniş pencere ve bahçeye açılan kapı odayı gün ışığıyla doldururken beyaz tüylü örtülerle yumuşatılmış ahşap sandalyeler uzun kahvaltılar için davetkâr bir masa kuruyor. Bazı yatak odalarında beyaz duvarlar ile koyu ahşap karyolalar öne çıkarken daha eski odalarda kurşunlu pencerelerden gelen yumuşak ışık, çıplak kirişler ve alçak tavanlarla daha mahrem bir hava yaratıyor.

Geniş ve aydınlık bir eski ev aile mutfağında, cam bir yemek masası etrafında beyaz tüylü peluşlarla kaplı ahşap sandalyeler, arka planda çiftlik evi lavabolu siyah dolaplar, büyük bir dansçı çift fotoğrafı ve açık bir bahçe kapısı sıcak bir atmosfer yaratıyor.
Eski bir evin rustik mutfağında, duvar raflarında çeşitli tencere ve tavaların asılı olduğu, üzerinde bir demlik bulunan krem rengi klasik bir Aga ocak ve yemek masasında kürk kaplı sandalyeler görülüyor.
Fotoğraflar: Ben Wright

Ana evde altı yatak odası var. Havuz eviyle birlikte toplam yaşam alanı yaklaşık 534 metrekareye ulaşıyor. Bahçe ofisi, kütüphane, traktör hangarı, depolar ve geleneksel bir vardo karavan da mülkün parçaları arasında.

Yaklaşık 22 dönümlük arazi, birbirine açılan açık hava odaları hissi veriyor. Mor salkımlarla çevrili bahçe aksı, kesilmiş çitlerin arasından uzaktaki beyaz kapıya yöneliyor.

Güneşli bir havada, turkuaz renkli yüzme havuzunun hemen önünde uzanan, geleneksel taş duvarlara ve kiremit çatıya sahip eski bir havuz evinin dış cephesi görünüyor; cam bölmeli modern ek odada beyaz yastıklı şezlonglar ve küçük bir yelkenli maketi seçiliyor.
Taş duvarlı, kiremit çatılı eski bir evin ön cephesinde uzanan geniş havuz alanı, berrak turkuaz rengindeki yüzme havuzu, ahşap oturma elemanları ve yeşil bitki örtüsüyle çevrili dinlenme noktalarıyla huzurlu bir ortam sunuyor.
Fotoğraflar: Ben Wright

Su kanalları, basamak taşları, köprüler ve adadaki köşk manzaraya masalsı bir ritim katıyor. İlkbaharda zemini kaplayan mavi çan çiçekleri, yıllar boyunca tasarlanmış bu bahçeye daha özgür bir kır havası kazandırıyor.

Mor salkım çiçekleriyle süslenmiş, yemyeşil yapraklarla kaplı, zarif bir kemer girişi oluşturan sık dalların altından geçen, özenle kesilmiş çitlerle çevrili yemyeşil bahçe yolu, eski bir evin bahçesinde uzakta beliren küçük, beyaz bir yapıya doğru dingin bir şekilde ilerliyor.
Fotoğraf: Ben Wright

Tüm bu mahremiyet hissine rağmen Old House, Londra’dan kopuk bir kır evi değil. Haywards Heath İstasyonu’ndan Londra’ya doğrudan tren yolculuğu yaklaşık 35 dakika sürüyor. Gatwick Havalimanı, Brighton ve South Downs Milli Parkı da kolayca ulaşılabilecek mesafede.


Old House Tarihinde İlk Kez Satışta


Lord Snowdon’ın Old House’la 1958’de başlayan 45 yıllık bağı, evi 2003’te özel bir satışla devretmesiyle sona erdi. Bugünkü sahipleri mülkü 2005’te açık piyasaya çıkmadan satın aldı. Böylece ev, olağan emlak ilanlarının dışında el değiştirmeyi sürdürdü. 3,95 milyon sterlinlik güncel satış, yapının halka açık pazarda ilk kez alıcı araması bakımından tarihi bir an taşıyor. Satışın konusu 99 yıllık National Trust kira hakkı.

Ön planda konik budanmış ağaçlarla çevrili, teraslı bir yolun olduğu yemyeşil bir bahçe, arkada huzurlu bir gölün üzerinde beyaz bir çardak ve onu saran ormanlık tepelerle Lord Snowdon'a ait eski bir mülkün zarif manzarasını sergiliyor.
Fotoğraf: John Senior

Evi 2005’te satın alan mevcut sahipler, tarihi dokuyu korurken yapıyı çağdaş aile hayatına uyarladı. Giriş holünü açarak Tudor pencerelerini ve eski kirişleri görünür hale getirdiler, gizlenen tavan pencereleri sayesinde evin en karanlık bölümlerine gün ışığı taşıdılar.

OGGUSTO Notu: 3,95 milyon sterlin, metrekare fiyatının ortalama 2.100 sterlin civarında olduğu Londra’nın merkezi lüks bölgelerinde yaklaşık 175 metrekarelik bir daireye karşılık geliyor. Mayfair ve St James’s gibi en pahalı adreslerde bu alan yaklaşık 150 metrekareye iniyor. Old House ise havuz eviyle yaklaşık 534 metrekarelik yaşam alanı ve 22 dönüme yaklaşan bahçeler sunuyor. Kira hakkı yapısı, tarihi evlerin bakım giderleri ve kırsal konum hesaba katılmalı, yine de ölçek ile fiyat arasındaki fark lüks emlak piyasasında dikkat çekici.

Yeni sahibi, kraliyet ailesiyle bağ kurmuş güzel bir İngiliz kır evinden fazlasını devralacak. Burada bir sahne tasarımcısının aile mirası, bir fotoğrafçının bitmeyen fikirleri, bir prensesin mesafeli hatırası ve 20. yüzyılın yaratıcı çevreleri aynı hikâyede buluşuyor. Gölün üzerindeki basamak taşlarında yürürken Ana Kraliçe’nin açılış törenini, kütüphanede Snowdon’ın karanlık odasını, banyoda ise duvarlara taşan modern tarihi hatırlamak mümkün.

Yemyeşil bahçeler ve bakımlı çitlerle çevrili, kiremit çatılı taş yapılardan oluşan geniş bir tarihi evin avlusunda, berrak turkuaz rengi suyuyla uzanan modern yüzme havuzu ve çevresindeki düzenli peyzajın huzurlu kuşbakışı görünümü.
Fotoğraf: John Senior

Bir prensesin evinde yaşamak fikri ilk anda peri masalı gibi gelebilir. Old House’un cazibesi tam da masalın kusursuz olmamasında saklı: aşk, rekabet, sanat, eğlence ve yalnızlık bu odalardan geçti. Şimdi kapı, beş asırlık hikâyenin yeni bölümünü yazacak kişiye açılıyor.

Prenses Margaret Kimdir? Yasak Bir Aşktan Çalkantılı Evliliğe

Beyaz dantelli şık elbisesi, inci kolyesi ve kürküyle ışıldayan Prenses Margaret, yanında smokinli Lord Snowdon ve bir başka beyefendi ile Royal Court Theatre'dan çıkarak merdivenlerden inerken, Britanya kraliyet çevresi ile sanat dünyasının Old House'ta sıkça buluştuğu sosyal dönemlere ait bir anı yansıtıyor.
Prenses Margaret ve eşi Antony Armstrong-Jones, Lord Snowdon, Londra’daki Royal Court Theatre’dan ayrılırken, 26 Haziran 1962. Fotoğraf: Len Trievnor/Daily Express/Hulton Archive/Getty Images

21 Ağustos 1930’da İskoçya’daki Glamis Şatosu’nda doğan Prenses Margaret, Kral VI. George ile Kraliçe Elizabeth’in küçük kızı, Kraliçe II. Elizabeth’in kız kardeşiydi. Ablasıyla birlikte sarayda eğitim gördü; ata binme, yüzme, bahçecilik, piyano ve baleyle ilgilendi.

Keskin mizahı, modaya ilgisi ve sanat çevreleriyle kurduğu yakınlık, onu kraliyet ailesinin en çok fotoğraflanan üyelerinden biri haline getirdi. Fakat Margaret’ın hayatını gazetelerin manşetlerine taşıyan asıl hikâye, saray koridorlarında başlayan yasak bir aşktı.

Peter Townsend: Bir Tüy Tanesiyle Ortaya Çıkan Aşk

Margaret, Peter Townsend’i 1947’deki Güney Afrika gezisi sırasında fark ettiğinde 17 yaşındaydı. Kral VI. George’un yaveri olan Townsend, onun neredeyse iki katı yaşında, evli ve iki çocuk babasıydı. Aralarındaki yakınlık uzun süre saray duvarlarının ardında kaldı.

İlişkiyi kamuoyunun dikkatine taşıyan an ise Kraliçe II. Elizabeth’in 1953’teki taç giyme töreninde yaşandı. Kraliyet muhabirleri için büyük bir aşk hikâyesinin ilk işareti, Margaret’ın Townsend’in ceketinden küçük bir tüy parçası alması oldu.

Townsend boşandıktan birkaç hafta sonra Margaret’a evlenme teklif etti. Sarayın çözümü ise, Townsend’i Brüksel’deki Britanya Büyükelçiliği’ne göndermek oldu. İki yıl boyunca İngiltere’den uzak kalan Townsend ile Margaret’ın ilişkisi buna rağmen devam etti, ikili ayrı kaldıkları dönemde neredeyse her gün mektuplaştı.

Margaret Gerçekten Aşkından Vazgeçmek Zorunda mıydı?

Yıllarca, Margaret’ın kraliyet unvanı ile Peter Townsend arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kaldığı anlatıldı. 2004’te açıklanan hükümet belgeleri ise hikâyenin bilinmeyen ayrıntılarını ortaya çıkardı.

Hazırlanan uzlaşma formülüne göre Prenses, taht sırasındaki yerinden vazgeçip sivil nikâhla evlenmesi halinde kraliyet unvanını ve ödeneğini koruyabilecekti. Margaret’ın dönemin başbakanı Anthony Eden’a yazdığı mektup da kararını henüz vermediğini gösteriyordu. Prenses, Townsend’i yeniden görmeden evlilik konusunda kesin bir sonuca varmak istemediğini söylüyordu.

Margaret, 31 Ekim 1955’te yayımlanan açıklamasıyla evlilik planından vazgeçtiğini duyurdu. Kararında Anglikan Kilisesi’nin evlilik anlayışına ve Commonwealth’e karşı taşıdığı sorumluluklara dikkat çekti.

Kameraların Önünde Başlayan Snowdon Evliliği

Peter Townsend hikâyesinin kapanmasının ardından Margaret’ın hayatına sosyete fotoğrafçısı Antony Armstrong-Jones, ileride alacağı unvanla Lord Snowdon, girdi. 1958’de tanışan çift, 6 Mayıs 1960’ta Westminster Abbey’de evlendi. Televizyonda yayımlanan ilk kraliyet düğünü olarak tarihe geçen töreni dünyanın dört bir yanında yüz milyonlarca kişi izledi.

Margaret ile Antony’nin David ve Sarah adında iki çocuğu oldu. Bale, tiyatro, sanat ve hareketli davetlerle başlayan evlilik, ilk yıllarında modern bir kraliyet masalı havası taşıyordu. Old House da bu dönemde sanatçıların, oyuncuların ve aristokratların buluştuğu gözlerden uzak bir hafta sonu sığınağı haline geldi.

Fakat çiftin bağı 1960’ların ortalarından itibaren sert tartışmalar, farklı hayat beklentileri ve karşılıklı sadakatsizlik iddialarıyla yıprandı. Margaret’ın Old House’a mesafeli yaklaşımı da evliliklerindeki ayrışmanın küçük fakat görünür işaretlerinden biriydi.

Mustique Fotoğrafları ve Evliliğin Sonu

Şubat 1976’da İngiliz gazeteleri, Margaret ile kendisinden 17 yaş küçük Roddy Llewellyn’i Mustique sahilinde gösteren fotoğrafları yayımladı. Bu kareler evli prensesin uzun süredir fısıltılarla konuşulan ilişkisini ilk kez görünür kılmıştı. Sarayın kapalı kapılar ardında tutmaya çalıştığı hikâye artık manşetlerdeydi. Fotoğrafların yarattığı fırtınadan kısa süre sonra Margaret ile Snowdon ayrılacaklarını açıkladı. Evlilikleri Mayıs 1978’de resmen sona erdi.

Margaret sonraki yıllarını Kensington Sarayı, kraliyet görevleri ve Karayipler’deki Les Jolies Eaux villası arasında geçirdi. 9 Şubat 2002’de, 71 yaşında hayatını kaybetti. Old House ise onun ihtişam, özgürlük arzusu, sanat çevreleri ve evlilik gerilimleriyle örülü hayatının en merak uyandıran tanıklarından biri olarak kaldı.

Kapak Görseli: John Senior

Sıkça sorulan sorular
Prenses Margaret’ın Old House’u nerede?

Old House, İngiltere’nin West Sussex bölgesindeki Staplefield köyünde bulunuyor. Ev, tarihi Nymans arazisinin bir parçası.

Old House gerçekten Prenses Margaret’ın evi miydi?

Old House esas olarak Lord Snowdon’ın kır eviydi. Prenses Margaret evlilik yıllarında burada zaman geçirdi ancak çiftin resmi Londra konutu Kensington Sarayı’ydı.

Old House ne zaman inşa edildi?

Old House’un bilinen geçmişi 1481’e uzanıyor. Yapı, Tudor ve Georgian dönemlerinde yapılan eklemelerle bugünkü görünümünü kazandı.

Old House kaç yıllık?

1481’e uzanan geçmişiyle Old House yaklaşık 545 yıllık bir yapı.

Old House neden satışa çıktı?

Mevcut sahipleri tarafından satışa çıkarılan Old House, tarihinde ilk kez halka açık emlak piyasasında alıcı arıyor. Ev daha önce özel ve piyasa dışı satışlarla el değiştirmişti.

Old House’un satış fiyatı ne kadar?

Old House için belirlenen rehber satış fiyatı 3,95 milyon sterlin.

Old House tamamen satın alınabiliyor mu?

Satış, tam mülkiyeti kapsamıyor. Alıcı, National Trust mülkiyetindeki ev için 99 yıllık kira hakkını devralıyor.

Old House’un öne çıkan özellikleri neler?

Evde Tudor kirişleri, Georgian paneller, kavisli pencereler, Aga ocaklı mutfak, eski karanlık odadan çevrilen kütüphane ve gazete kupürleriyle kaplı sıra dışı bir banyo bulunuyor. Arazide ayrıca göl, havuz evi, bahçe ofisi ve çeşitli ek yapılar var.

Old House’da hangi ünlüler ağırlandı?

Evin konukları arasında Peter Sellers, Sir John Mills, Dame Margot Fonteyn, Edna O’Brien, Bianca Jagger, Kenneth Tynan, Issey Miyake ve Sir Evelyn de Rothschild gibi isimler bulunuyordu.

Old House’daki “skandal duvarı” nedir?

Üst kattaki banyolardan birinin duvarları Snowdon’ın topladığı gazete kupürleri, aile fotoğrafları, çizimler ve kişisel hatıralarla kaplı. Kolajda kraliyet skandallarından dünya savaşlarına ve uzay yolculuğuna kadar 20. yüzyılın önemli olayları yer alıyor.

Ezgi Yıldırım
Ezgi Yıldırım Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için