WAM Bodrum, Demirbükü’nde lüksü sadelik, iyi servis ve aidiyet üzerinden yeniden yorumluyor. WAM Bodrum’un sahibi Mahmut Gökkaya ve otelin ortaklarından Sinan Hamamsarılar ile “We Are Mediterranean” yaklaşımını, değişen Bodrum misafirini ve bir oteli ikinci eve dönüştüren detayları konuştuk.
*Bu içerik WAM by Bodrum iş birliğinde hazırlanmıştır.
Bodrum’un kalabalığından uzakta, Demirbükü’nde konumlanan WAM Bodrum, adını “We Are Mediterranean” yaklaşımından alıyor. Konaklamadan gastronomiye, beach deneyiminden wellness’a uzanan farklı alanları Akdeniz’in sadelik, paylaşım ve yavaşlık fikri etrafında bir araya getiren WAM’ın hikâyesini; otelin sahibi Mahmut Gökkaya ve ortağı Sinan Hamamsarılar’dan dinledik.
☀️Bir Bakışta WAM Bodrum
- “We Are Mediterranean” yaklaşımı: WAM Bodrum, Akdeniz yaşam tarzını sadelik, samimiyet ve paylaşım üzerinden yorumluyor.
- Lüks yerine “kâfi” olma fikri: Mahmut Gökkaya’ya göre WAM’ın hedefi gösterişli bir lüks yaratmak değil; doğa, konfor, iyi yemek ve serviste misafirin ihtiyaç duyduğu doğru dengeyi sunmak.
- Bütünsel bir tatil deneyimi: Konaklama, gastronomi, beach ve wellness birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, günün doğal akışında birbirini tamamlayan deneyimler olarak kurgulanıyor.
- Görünmeyen servis anlayışı: Sinan Hamamsarılar’a göre iyi servisin ölçütü, misafirin aynı şeyi iki kez söylemek zorunda kalmaması ve ihtiyaçlarının mümkün olduğunca önceden fark edilmesi.
- Bodrum’da değişen tatil beklentisi: WAM Bodrum ekibi, misafirlerin artık yalnızca eğlence ve görünürlük değil; mahremiyet, kişisel alan, gastronomi, wellness ve iyi servis aradığını düşünüyor.
- “Already Home”: WAM’ın hedefi misafirin yeni keşfettiği bir otelden değil, alıştığı bir yaz evinden ayrılıyormuş gibi hissetmesi.
Mahmut Gökkaya ile WAM’ın Akdenizli Yaşam Anlayışı
Bugün Bodrum’da yeni bir lüks otel açmakla insanların gerçekten hatırlayacağı bir yaşam markası yaratmak arasında nasıl bir fark var? Siz WAM’ı hangi tarafta konumlandırıyorsunuz?
WAM’in konumlandığı yapıyı MESA inşa etmişti; geçen sene de başka bir grup işletiyordu. Biz bu sene alıp kendi imkânlarımız ve zevklerimiz doğrultusunda düzenlemeler yaptık. Hedefimiz lüks değil; kâfi olması. İnsanların mutlu olacağı en doğru noktada, doğru ihtiyaçlarını karşılayarak onları burada huzur içinde ikamet ettirebilmek.
MESA, yapısı gereği Bodrum’un belki en izole koylarından bir tanesi. Sağı solu, her tarafıyla kendini izole etmiş; doğanın içinde, denize kadar çam ağaçları iniyor. Burayı “lüks” diye tabir etmek yanlış olur. Burada söylenecek tek şey; “En güzel lüks bu doğadır, her şey ne istediğinize bağlıdır”. Her şeyin kâfisini vermeye çalışıyoruz; yemekte de, müzikte de, eğlencede de. Bu da sanırsam iyi kategorideki insanlar için gayet de kâfi oluyor.
WAM’ın çıkış noktası sadece bir otel yaratma arzusu muydu, yoksa önce “We Are Mediterranean” yaklaşımını mı geliştirdiniz? Hangisi önce doğdu?
Mevcuttaki oteli kendi “Biz Akdenizliyiz” anlayışımıza uydurarak misafirperver, paylaşımcı, sıcak, samimi bir ortam yaratarak; sabah sporuyla, yogasıyla, fitness’ıyla, spa’sıyla, masajıyla, beach’indeki servis hizmetiyle, güler yüzüyle, yemek ve lezzetleriyle tam anlamıyla bir bütün olarak kullanmak istedik. Herkesin ikinci evi olmasını arzu ettik. Ve gördüğümüz kadarıyla da o yolda ilerliyoruz.
Son yıllarda herkes “Akdeniz yaşam tarzı”ndan bahsediyor. Sizce bu gerçekten ne anlama geliyor?
Akdeniz yaşam tarzı bizce sadelik, samimiyet ve paylaşımcılıktır. O sebeple tüm tabaklarımız paylaşımcı; daha sade, basit, beyaz seramikler, süslemelerden uzak, tamamen lezzet üzerine odaklı, yalın tabaklar. Sahilde oturup şarabınızı içebileceğiniz, ayağınız suda güneşi batırıp akşam saatlerine kadar keyif sürebileceğiniz, “Yemekte ikinci oturuma geçilecek.” deyip sofradan kaldırılamadığınız bir mekân oluşturduk.
Her şey tamamen misafir odaklı ve yalın.
Bugünün lüks anlayışının sessizlik, alan ve zaman gibi kavramlara kaydığını görüyoruz. Sizce misafirler artık bir otelden ne satın alıyor?
Odalarda verdiğiniz büyüklük her zaman onlar için ayrı bir lüks. Çünkü insanlar tatilde küçük odalardan rahatsız oluyor. Biz daha çok uzun dönem tatili odaklı olduğumuz için bütün odalarımız metrekare olarak gayet büyük. İnsanlar ne ister? Odalarında güzel müzik dinlemek ister, balkonuna çıkıp güzel manzaraya karşı denize bakarak şaraplarını yudumlamak ister.
Bunlara odaklı, odalarındaki minibar içeriklerinin de kaliteli ve kabul edilebilir fiyatlarda olmasını ister. Üst segment ya da yüksek para ödeyen bir misafir hiçbir şeyde hakkından fazlasını da ödemek istemez. İnsanlar fiyat-kaliteye odaklıdır. Biz de odalarımızda konforun yanında bunu da sunmaya çalışıyoruz.
WAM’ı tasarlarken villalar, rezidanslar ve süitler gibi farklı konaklama seçeneklerini aynı çatı altında sunmayı neden önemli gördünüz?
“We Are Mediterranean” bizim Karma’yı Bodrum’a getirmeden önce kurguladığımız isimdi. Ama Bodrum’a ilk girdiğimizde “Biz Akdenizliyiz” fikri Ege’de belki kabul görmeyebilir diye 15 yıllık markamız Karma ile devam ettik. Burada otel, restoran, beach ve doğa yani her şey bir araya geldiğinde, bu çocuğun bu sene doğması gerektiği belli oldu. “We Are Mediterranean” bunların hepsinin bir bütünü.

Demirbükü’nü tercih etmenizin nedeni neydi? WAM başka bir koyda aynı ruhu yakalayabilir miydi?
Demirbükü’nü tercih etmemizin sebebi öncelikle MESA İnşaat’ın yapmış olduğu kaliteli işler. Burası da gayet güzel bir proje; çok kaliteli yapılmış, çok samimi. Lokasyon zor olabilir ama denizi muhteşem, doğası eşsiz. Belki de Bodrum’da bu kadar her şeyin içinde olup da bu kadar soyutlanmış tek bölge.
Beş yıl sonra WAM’ın insanlar tarafından nasıl anılmasını istersiniz?
“İyi ki WAM.” demeleri bizleri çok mutlu eder.
Sinan Hamamsarılar ile Görünmeyen Servis ve Bütünsel Tatil Deneyimi
İyi bir otel deneyimini sizce en çok hangi detay belirliyor? Misafirlerin çoğu zaman fark etmediği ama bütün hissi değiştiren şey nedir?
Bence iyi bir otel deneyimini en çok görünmeyen organizasyon belirliyor. Misafir aynı şeyi iki kez söylemek zorunda kalmıyorsa, bir ihtiyacı ortaya çıkmadan fark edilebiliyorsa ve gün boyunca hiçbir aksaklığın yükünü taşımıyorsa iyi bir iş yapılmış demektir. İyi servis, kendisini sürekli gösteren değil; tam tersine, varlığını hissettirmeden hayatınızı kolaylaştıran servistir. Misafir bunun arkasındaki emeği çoğu zaman görmez ama yaşadığı rahatlığın tamamı o görünmeyen akıştan gelir.
WAM’da gastronomi günün merkezinde konumlanıyor. Bir menü oluştururken önce ürün mü geliyor, mevsim mi, yoksa yaratmak istediğiniz atmosfer mi?
Önce ürün ve lezzet geliyor. Manzara, müzik ya da iyi servis kötü bir tabağı kurtarmaz. Ürünün iyi olmadığı yerde zaten doğru bir menü kuramazsınız. Sonrasında mevsime, Bodrum’un iklimine ve insanların o masada nasıl yemek isteyeceğine bakıyoruz. Yazın öğlen saatinde ağır ve yorucu tabaklar sunmanın da, akşam uzun bir sofrada insanları sürekli saate baktırmanın da anlamı yok.
WAM’daki yemeklerin paylaşılabilir, cömert ve anlaşılır olmasını istiyoruz. Misafir tabağa baktığında ne yiyeceğini bilmeli ama ilk lokmada da beklediğinden daha fazlasını bulmalı. Bizim için asıl başarı, insanların yemek bittikten sonra hemen kalkmak istememesi.
WAM’da konaklama; gastronomi, wellness, beach ve deniz deneyimiyle iç içe kurgulanmış. Misafirlerin bu alanları günün doğal akışı içinde deneyimlemesini sağlamak için nasıl bir yaklaşım benimsediniz?
WAM’ı birbirinden kopuk bölümleri olan bir tesis gibi değil, tamamı birlikte çalışan bir yaşam alanı gibi düşündük. Beach, restoran, wellness ve konaklama alanları birbirleriyle yarışmıyor; birbirlerini tamamlıyor. Kendi içinde bir akışı var. Misafire sürekli bir program dayatmak istemiyoruz. Kahvaltı biraz uzayabilir, denize girme planı öğleden sonraya kalabilir, wellness sonrası doğrudan akşam yemeğine geçilebilir.
Happy Hour’un süresini bile uzatmayı konuştuk kendi aramızda geçtiğimiz haftalarda… Tatilde insanın ihtiyacı daha fazla plan yapmak değil, biraz plansız kalabilmektir. Bizim görevimiz seçenekleri doğru şekilde hazırlamak ve misafirin bunların arasında hiçbir çaba harcamadan hareket edebilmesini sağlamak.
Bugün iyi bir beach club ile iyi bir oteli birbirinden ayıran şey sizce ne?
İyi bir beach club size çok iyi birkaç saat yaşatabilir. İyi bir otel ise sizi tanır, alışkanlıklarınızı hatırlar ve bu özeni tatilin tamamına yayar. Fark yalnızca konaklamak değil; devamlılık, mahremiyet ve servis hafızasıdır. Sabah kahvenizi nasıl içtiğinizin bilinmesi, gün içinde neye ihtiyaç duyabileceğinizin fark edilmesi ve akşam odanıza döndüğünüzde aynı özenin devam etmesi gerekir. Misafir sonuçta tek bir öğle yemeğini ya da güzel bir şezlongu değil, bütünü hatırlar.
Bodrum’a gelen misafir profili son yıllarda sizce nasıl değişti? İnsanlar bugün tatilden ne bekliyor?
Bodrum’a gelen misafir artık yalnızca kalabalığın içinde görünmek istemiyor. İyi yemek, iyi uyumak, iyi denize girmek ve gerektiğinde kalabalıktan uzaklaşabilmek istiyor.
Eskiden tatilin merkezinde daha çok eğlence ve görünürlük vardı. Bugün mahremiyet, kişisel alan, iyi servis, gastronomi ve wellness çok daha belirleyici hale geldi.
İnsanlar parasını yalnızca lükse değil, kendilerine gerçekten iyi gelen bir deneyime harcamak istiyor. Bence en önemli değişim şu: Misafir artık gösterişli olanla gerçekten iyi olan arasındaki farkı çok daha hızlı anlıyor. O yüzden bizim eğlencelerimiz daha 100 günü geçirmeden Bodrum’un adından en çok söz ettiren eğlenceleri haline geldi.
OGGUSTO okurlarından WAM’ı tek bir günde deneyimlemelerini isteseydiniz, sabah kahvaltısından geceye kadar nasıl bir program önerirdiniz?
Öncelikle alarm kurmamalarını önerirdim. WAM’da güne yetişilecek bir programla değil, uzun bir kahvaltıyla başlanmalı. Akdeniz’in ruhunu yaşamak için yavaşlık şart! Kahvaltıdan sonra Demirbükü’nün denizine girip, öğle saatlerini beach’te geçirmek en doğrusu. Öğle yemeğinde masayı ağırlaştırmadan birkaç Akdeniz tabağı paylaşabilirler.
Sonrasında tekrar denize girebilir ya da wellness’a geçip günün temposunu biraz düşürebilirler. Gün batımında beach’te bir içecek, ardından da nasıl bir akşam istediklerine göre WAM’da uzun bir Akdeniz sofrası ya da WAM Kebap’ta daha klasik ve güçlü lezzetler öneririm.
Tek tavsiyem, hiçbir bölümü aceleye getirmemeleri olur. WAM’ın tadı programı doldurarak değil, zamanı biraz uzatarak çıkıyor.
Sizi en çok mutlu eden an hangisi oluyor? Misafirin WAM’dan ayrılırken ne hissetmesini umuyorsunuz?
Beni en çok mutlu eden cümle, misafirlerin ayrılırken “Yarın-haftaya-seneye yine buradayız.” demesi. Çünkü bu, yalnızca iyi yemek yediklerini ya da iyi bir tatil geçirdiklerini değil, kendilerini buraya ait hissettiklerini gösteriyor. WAM’dan ayrılırken yeni keşfettikleri bir otelden değil, alıştıkları bir yaz evinden ayrılıyormuş gibi hissetmelerini istiyoruz.
“Already Home” sözü bizim için yalnızca bir motto değil; yaratmaya çalıştığımız duygunun tam karşılığı. Misafir birkaç ay sonra WAM’ı düşündüğünde aklına önce odasının büyüklüğü ya da kaç fotoğraf çektiği değil; deniz, sofralar, sohbetler ve burada ne kadar rahat hissettiği geliyorsa amacımıza ulaşmışız demektir.














