Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası alanları; Göbeklitepe’den Kapadokya’ya, Troia’dan Pamukkale’ye uzanan kültürel ve doğal miras rotalarıyla ülkenin binlerce yıllık hafızasını görünür kılıyor. Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki 22 alanı, öne çıkan yapıları, listeye giriş yılları ve ziyaret notlarıyla birlikte derledik.
Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası alanları; Göbeklitepe’nin gizeminden Kapadokya’nın sürreal doğasına, Troia’nın destanlarından Pamukkale’nin beyaz travertenlerine uzanan benzersiz bir hafızayı görünür kılıyor. 2025’te Sardes Antik Kenti ve Bin Tepe Lidya Tümülüsleri’nin de tescillenmesiyle bu prestijli listedeki mirasımızın sayısı 22’ye ulaştı.
Türkiye UNESCO Dünya Mirası Listesi Hızlı Özeti (2026)
Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası alanları farklı dönemleri, coğrafyaları ve miras türlerini temsil ediyor. Aşağıdaki tablo, listeyi hızlıca görmek ve seyahat rotası planlamak için pratik bir özet sunuyor.
| UNESCO Alanı | Konum | Yıl |
| Sardes Antik Kenti ve Bin Tepe | Manisa | 2025 |
| Gordion Antik Kenti | Ankara | 2023 |
| Orta Çağ Ahşap Hipostil Camileri | Afyon, Ankara, Eskişehir, Konya, Kastamonu | 2023 |
| Arslantepe Höyüğü | Malatya | 2021 |
| Göbeklitepe | Şanlıurfa | 2018 |
| Aphrodisias Antik Kenti | Aydın | 2017 |
| Ani Arkeolojik Alanı | Kars | 2016 |
| Efes Antik Kenti | İzmir | 2015 |
| Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri | Diyarbakır | 2015 |
| Bergama Çok Katmanlı Peyzajı | İzmir | 2014 |
| Bursa ve Cumalıkızık | Bursa | 2014 |
| Çatalhöyük Neolitik Alanı | Konya | 2012 |
| Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi | Edirne | 2011 |
| Troia Antik Kenti | Çanakkale | 1998 |
| Safranbolu Şehri | Karabük | 1994 |
| Xanthos-Letoon | Antalya – Muğla | 1988 |
| Hierapolis-Pamukkale | Denizli | 1988 |
| Nemrut Dağı | Adıyaman | 1987 |
| Hattuşa (Hitit Başkenti) | Çorum | 1986 |
| Göreme Millî Parkı ve Kapadokya | Nevşehir | 1985 |
| İstanbul’un Tarihi Alanları | İstanbul | 1985 |
| Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası | Sivas | 1985 |
Ege ve Akdeniz UNESCO Rotaları: Antik Dünyanın İzinde
Sardes Antik Kenti ve Bin Tepe Lidya Tümülüsleri (Manisa)

- UNESCO yılı: 2025
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Salihli, Manisa
- Öne çıkanlar: Lidya başkenti Sardes, Artemis Tapınağı, sinagog, gymnasium-hamam kompleksi ve Bin Tepe tümülüsleri
- Ziyaret notu: Sardes ile Bin Tepe aynı rota içinde planlanabilir; açık alan gezisi için rahat ayakkabı ve güneş koruması iyi olur.
2025 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Sardes Antik Kenti ve Bin Tepe Lidya Tümülüsleri, Ege’nin kalbinde yer alan gerçek bir açık hava hazinesi. Salihli’deki Sardes, Lidya Krallığı’nın başkenti olarak hem paranın ilk basıldığı yerlerden biri hem de Pers’ten Bizans’a uzanan çok katmanlı tarihinin izlerini taşıyor. Artemis Tapınağı, sinagog, hamam-gymnasium kompleksi ve altın işlikleri, kentin kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor.
Sardes’in hemen karşısında yükselen Bin Tepeler ise Lidya krallarının ve soylularının mezarlarını barındıran görkemli bir nekropol. Yaklaşık 75 km²’ye yayılan 119 tümülüs, MÖ 7. yüzyıldan günümüze ulaşan şahane bir manzara sunuyor. Alyattes’in devasa tümülüsü başta olmak üzere mezarların anıtsallığı, antik çağın ihtişamını günümüze taşıyor.
UNESCO’nun bu alanı koruma altına alması, bölgedeki kültürel belleği de geleceğe aktarmayı hedefliyor. Kazılar ve restorasyon çalışmaları, Lidya medeniyetinin ekonomiden sanata uzanan etkilerini daha net ortaya koyuyor. Ziyaretçiler için yürüyüş rotaları, bilgilendirici panolar ve güncellenen altyapı sayesinde Sardes ve Bin Tepeler, artık daha konforlu ve ilham verici bir keşif noktası.
Efes Antik Kenti (İzmir / Selçuk) 



- UNESCO yılı: 2015
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Selçuk, İzmir
- Öne çıkanlar: Celsus Kütüphanesi, Büyük Tiyatro, Hadrian Tapınağı, Yamaç Evler ve Artemis Tapınağı
- Ziyaret notu: Yamaç Evler ayrı bilet gerektirebildiği için ziyaret planı yaparken kontrol etmek iyi olur.
İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan Efes Antik Kenti, 9 bin yıla yayılan yerleşim tarihiyle Akdeniz’in en büyüleyici kültürel miraslarından biri. Helenistik dönemden Roma ve Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar uzanan çok katmanlı yapısıyla Efes, insanlık tarihinin farklı dönemlerini tek bir alanda gözler önüne seriyor. 2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen kent, hem ticaretin hem de dini hayatın kalbi olarak binlerce yıl boyunca önemini korumuş.
Antik dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı, görkemli Celsus Kütüphanesi, 25 bin kişilik kapasitesiyle Büyük Tiyatro, Hadrian Tapınağı, Yamaç Evler, St. John Bazilikası ve Meryem Ana Evi, Efes’in öne çıkan yapıları arasında yer alıyor. Mermer caddeler boyunca yürürken, geçmişin ihtişamı ve günlük yaşamın izleri aynı anda hissediliyor.
Bugün Efes, arkeolojik kazılar ve titiz restorasyon çalışmaları sayesinde her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Ziyaretçi merkezleri, yürüyüş rotaları ve bilgilendirici panolar, bu antik kenti yaşayan bir tarih sahnesi haline getiriyor.
Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) 



- UNESCO yılı: 2014
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Bergama, İzmir
- Öne çıkanlar: Akropol, Asklepion, antik tiyatro, Trajan Tapınağı, Kybele Kutsal Alanı ve tümülüsler
- Ziyaret notu: Akropol ve Asklepion farklı noktalarda yer aldığı için Bergama gezisini yarım günün üzerine planlamak daha rahat olur.
İzmir’in Bergama ilçesinde yer alan Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, antik Pergamon’un mirasını Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı izlerini bir araya getiren şahane bir mozaik. 2014’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu alan; Akropol’den Asklepion’a, kutsal Kybele alanından tümülüs tepelerine kadar uzanan yapılarıyla, doğa ve tarihin buluşma noktasını temsil ediyor.
Kale Dağı’nda yükselen Akropol, Athena ve Trajan tapınakları, Zeus Sunağı, tiyatro ve kütüphane gibi yapılarla Helenistik şehircilik anlayışının en iyi örneklerinden birini sunuyor. Asklepion, Roma döneminin sağlık merkezi olarak hem tedavi hem de öğrenme işleviyle dönemin tıp kültürünü bugüne taşıyor. Kybele Kutsal Alanı ve çevredeki tümülüsler, kentin ritüel yaşamına ışık tutarken; Osmanlı’dan kalma camiler, hanlar ve hamamlar çok katmanlı yapıyı tamamlıyor.
Bergama’nın zengin peyzajı, antik yapılar ve doğal unsurlarla bütünleşmiş bir deneyim sunuyor. Selinos Deresi boyunca uzanan yollar, tiyatroların taş basamakları ve tümülüs tepelerinden uzanan manzaralar, ziyaretçilere hem tarih hem de doğayla buluşmanın dinginliğini yaşatıyor.
Aphrodisias Antik Kenti (Aydın) 


- UNESCO yılı: 2017
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Karacasu, Aydın
- Öne çıkanlar: Tetrapylon, Aphrodite Tapınağı, stadyum, Sebasteion ve heykeltıraşlık okulu
- Ziyaret notu: Aphrodisias Müzesi’ni antik kent gezisine dahil etmek mermer işçiliğini daha iyi okumayı sağlar.
Aydın’ın Karacasu ilçesinde, Geyre Köyü yakınlarında yer alan Aphrodisias, mermeri sanata dönüştüren eşsiz bir antik kent. MÖ 2. yüzyılda kurulan bu şehir, Roma İmparatorluğu döneminde heykeltıraşlık okulu ve zengin kültürel dokusuyla ün kazandı. 2017’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Aphrodisias, hem mimarisi hem de ürettiği sanat eserleriyle Akdeniz’in en önemli kültürel merkezlerinden biri kabul ediliyor.
Kentteki Aphrodite Tapınağı, kentin ruhunu yansıtan kutsal alan olarak öne çıkarken; görkemli Tetrapylon, ziyaretçileri antik dünyanın ihtişamına davet ediyor. Tiyatro, agora, bouleuterion, odeon ve stadyum gibi yapılar, sosyal yaşamın ve kamusal düzenin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor. Kentin yakınındaki mermer ocakları, heykeltraşların başyapıtlarını üretmelerine olanak sağlamış; burada şekillenen portreler ve mitolojik sahneler Roma dünyasında büyük yankı uyandırmış.
Bugün Aphrodisias, kazı alanları, restore edilmiş yapıları ve modern müzesiyle ziyaretçilerine taşın sanatla buluştuğu bir zaman yolculuğu sunuyor. Mermerin zarif dokusunu, tapınakların sütunları ve heykellerin ince işçiliğiyle görmek, antik dünyanın yaratıcı ruhuna dokunmanın en etkileyici yollarından biri.
Hierapolis-Pamukkale (Denizli) 


- UNESCO yılı: 1988
- Miras türü: Karma
- Konum: Pamukkale, Denizli
- Öne çıkanlar: Pamukkale travertenleri, Hierapolis Antik Tiyatrosu, nekropol ve antik havuz
- Ziyaret notu: Travertenleri korumak için belirlenen yürüyüş alanlarına uyulmalı; gün doğumu ve gün batımı saatleri görsel açıdan iyi seçeneklerdir.
Pamukkale’nin bembeyaz travertenleriyle buluşan antik Hierapolis, doğa ve tarihin el ele verdiği nadir yerlerden biri. Denizli’de yer alan bu benzersiz alan, 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil oldu ve bugün hem kültürel hem doğal miras statüsüne sahip.
Hierapolis, MÖ 2. yüzyılda Attalid Krallığı tarafından termal şifa merkezi olarak kuruldu. Roma döneminde gelişip tiyatrosu, hamamları, agora ve kutsal alanlarıyla bir sağlık ve inanç kenti hâline geldi. St. Philip’in Martyriumu ve geniş nekropolü, kentin erken Hristiyanlık dönemindeki önemini gözler önüne seriyor.
Pamukkale’nin travertenleri ise, kalsiyum karbonat zengini termal suların yamaçlardan akarken oluşturduğu katmanlarla adeta bir pamuk sarayını andırıyor. Şifalı suların oluşturduğu doğal havuzlar, yüzyıllardır hem güzelliği hem de iyileştirici etkisiyle ziyaretçileri kendine çekiyor.
Bugün, antik havuzda yüzerek Kleopatra’nın izinden gidebilir, Roma tiyatrosunun ihtişamını keşfedebilir ve traverten terasların üzerinde yürüyerek doğanın sanatını hissedebilirsiniz. Hierapolis-Pamukkale, arkeoloji tutkunlarından doğa severlere kadar herkes için zamansız bir kaçış noktası.
Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla) 


- UNESCO yılı: 1988
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Antalya ve Muğla sınırı
- Öne çıkanlar: Likya mezarları, Xanthos tiyatrosu, Letoon tapınakları ve çok dilli yazıtlar
- Ziyaret notu: Kaş, Kalkan veya Fethiye rotasına kültürel bir durak olarak eklenebilir.
Likya uygarlığının kalbini yansıtan Xanthos-Letoon, Antalya ve Muğla sınırlarında yer alan iki kardeş antik kent. MÖ 8. yüzyıldan itibaren izlerine rastlanan bu alan, siyasi ve dini merkez olarak Lycia’nın belleğini bugüne taşıyor. 1988’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Xanthos ve Letoon, arkeoloji ve mitolojinin iç içe geçtiği büyülü bir rota.
Xanthos, Likya’nın başkenti olarak kaya mezarları, sütunlu anıtları ve Helenistik-Roma etkilerini yansıtan kalıntılarıyla öne çıkıyor. Nekropol alanları, tiyatro ve agora; şehrin sosyal ve politik gücünü yansıtıyor. Letoon ise Leto, Artemis ve Apollon’a adanmış tapınakları, kutsal çeşmesi ve çok dilli yazıtlarıyla dönemin dini törenlerinin kalbinde yer alıyor.
Bu iki kent; taş işçiliği, mitolojik referansları ve dilsel mirasıyla insanlığın hafızasını taşıyan kültürel bir köprü. Bugün ziyaretçiler, Xanthos’un görkemli mezarlarından Letoon’un kutsal sessizliğine uzanan bu benzersiz yolculuğu deneyimlerken Likya uygarlığının çok katmanlı tarihine dokunabiliyor.
İç Anadolu UNESCO Rotaları: Medeniyetlerin Doğuşu
Göreme Millî Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) 


- UNESCO yılı: 1985
- Miras türü: Karma
- Konum: Nevşehir ve çevresi
- Öne çıkanlar: Peri bacaları, kaya kiliseleri, vadiler, yeraltı şehirleri ve Göreme Açık Hava Müzesi
- Ziyaret notu: Sabah erken saatlerde balon manzarası, gün içinde vadi yürüyüşleri ve müze gezileriyle dengeli bir rota kurulabilir.
Nevşehir’de yer alan Göreme Millî Parkı ve Kapadokya, 1985’ten bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde hem doğal hem de kültürel miras kategorisinde yer alıyor. Erciyes, Hasan ve Göllüdağ’ın milyonlarca yıl önce püskürttüğü lavların oluşturduğu tüf katmanları, rüzgâr ve suyun yüzyıllar süren aşındırmasıyla bugün “peribacası” dediğimiz formlara dönüşmüş durumda.
Göreme, Kapadokya’nın kalbi. Kaya oyma kiliseler, şapeller ve manastırlar; Bizans döneminin freskleriyle adeta bir sanat galerisi görünümünde. Tokalı, Elmalı, Karanlık ve El Nazar kiliseleri, dini temalı duvar resimleriyle Hristiyanlığın Anadolu’daki izlerini gözler önüne seriyor.
Bölgedeki Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirleri, savaş ve baskı dönemlerinde sığınak olarak kullanılmış; çok katlı yapılarıyla mimari bir deha örneği sunuyor.
Kapadokya doğa severlerin de vazgeçilmez adresi. Ihlara Vadisi, Zelve ve Paşabağ gibi bölgeler, yürüyüş parkurları ve fotoğraf noktalarıyla keşif ruhunu harekete geçiriyor. Güneşin doğuşuyla havalanan rengârenk balonlar, bu coğrafyanın modern simgelerinden biri haline gelmiş durumda.
UNESCO statüsü, bölgenin doğal ve kültürel değerlerini korumak için büyük önem taşıyor. Ancak turizm baskısı, kontrolsüz yapılaşma ve doğal erozyon gibi tehditler alanın sürdürülebilirliğini zorlayan faktörler arasında. Ziyaretçiler için en önemli sorumluluk; bu büyülü atmosferi geleceğe taşımak adına doğaya ve tarihi yapılara saygılı davranmak.
Gordion Antik Kenti (Ankara) 


- UNESCO yılı: 2023
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Polatlı, Ankara
- Öne çıkanlar: Tümülüs MM, Frig surları, Citadel Höyüğü ve Gordion Müzesi
- Ziyaret notu: Ankara merkezden günübirlik planlanabilir; müze ve tümülüs ziyaretini aynı gün içine almak ideal.
Ankara’nın Polatlı ilçesindeki Yassıhöyük’te yer alan Gordion Antik Kenti, 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. MÖ 2500’lere kadar uzanan tarihiyle Gordion, Frig Krallığı’nın başkenti olarak antik dünyanın en önemli merkezlerinden biriydi. Kral Midas’ın efsanelerinin doğduğu bu topraklar, Hitit, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans izlerini de bünyesinde barındırıyor.
Kentteki Citadel Höyüğü, Frig surları ve kapı yapısıyla Demir Çağı şehir planlamasının canlı bir örneğini sunuyor. Tümülüs alanında yer alan ve Kral Midas’a ait olduğu düşünülen “Tümülüs MM”, anıtsal boyutlarıyla büyülüyor. Çanak çömlekten demir işçiliğine, taş kabartmalardan günlük eşyalara kadar birçok eser, Gordion Müzesi’nde sergilenerek Frig kültürünü günümüze taşıyor.
Doğal peyzajla bütünleşen bu antik kent, tarih meraklılarının yanı sıra açık hava arkeolojisi sevenler için de benzersiz. UNESCO’nun tescili sayesinde yürütülen koruma çalışmaları, Gordion’un çok katmanlı yapısını gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
Çatalhöyük Neolitik Alanı (Konya) 


- UNESCO yılı: 2012
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Çumra, Konya
- Öne çıkanlar: Kerpiç ev kalıntıları, damdan girişli yerleşim planı, duvar resimleri ve figürinler
- Ziyaret notu: Konya merkezden araçla gidildiği için ulaşım süresi hesaba katılmalı; ziyaretçi merkeziyle birlikte gezilmeli.
Konya Ovası’nda, insanlığın toprağa ilk kök saldığı yerlerden biri: Çatalhöyük. MÖ 7400’lere uzanan geçmişiyle bu Neolitik yerleşim, avcı-toplayıcılıktan tarıma geçişin izlerini taşıyor. 2012’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen alan, 18 katmanlı yerleşim düzeni, damdan girişli evleri, duvar resimleri ve figürinleriyle insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini belgeliyor.
Çatalhöyük’te evler sokaksız bir planla yan yana dizilmiş; her birine çatıdan açılan bir delikten merdivenle giriliyor. İç mekânlarda ocaklar, depolama alanları ve işlikler, dönemin gündelik yaşamına dair ayrıntılar sunuyor. Duvarlara işlenmiş hayvan sahneleri, av betimleri ve bereket simgeleri, toplumun inanç ve ritüellerinin belirgin bir yansıması. Kerpiç duvarlara asılmış boğa başları, sanat ve doğa arasındaki bağın erken örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan kadın figürinleri, bereket ve doğurganlığı simgeliyor; bu da Çatalhöyük’ün aynı zamanda toplumsal belleğin ve sembolik düşüncenin geliştiği bir merkez olduğunu gösteriyor. Alanın hem Doğu hem de Batı Höyük bölümleri, Neolitik ve Kalkolitik dönemlerin kesintisiz anlatısını günümüze taşıyor.
Hattuşa: Hitit Başkenti (Çorum) 


- UNESCO yılı: 1986
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Boğazkale, Çorum
- Öne çıkanlar: Aslanlı Kapı, Kral Kapısı, Yazılıkaya, surlar, tapınaklar ve çivi yazılı tablet mirası
- Ziyaret notu: Boğazkale Müzesi ve Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı ile birlikte gezilmesi önerilir.
Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşa, M.Ö. 17. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, Anadolu’nun en görkemli arkeolojik alanlarından biri. 1986’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu kadim şehir, surları, tapınakları ve çivi yazılı tabletleriyle uygarlık tarihinin başyapıtları arasında yer alıyor.
Hattuşa’nın ruhu, ziyaretçilerini daha girişte karşılayan devasa surları ve kapılarında saklı. Aslanlı Kapı, Kral Kapısı ve Sfenksli Kapı, dönemin mühendislik zekâsını ortaya koyarken; Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda işlenmiş tanrı ve tanrıçaların kabartmaları, Hitit panteonunun görkemini yansıtıyor.
Saray kalıntıları, ambarlar ve tapınaklar, Hititlerin yönetim, inanç ve sosyal hayatına ışık tutuyor. Çivi yazılı tabletler, Hititlerin ticaretten diplomasiye kadar geliştirdiği sistemli düzeni günümüze taşıyor. Kadeş Antlaşması gibi insanlık tarihinin ilk yazılı barış belgeleri, Hattuşa’nın önemini daha da pekiştiriyor.
Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri 


- UNESCO yılı: 2023
- Miras türü: Kültürel / Seri miras
- Konum: Afyonkarahisar, Ankara, Eskişehir, Konya ve Kastamonu
- Öne çıkanlar: Ahşap sütunlu plan, kündekâri tekniği, kalem işi süslemeler ve Selçuklu dönemi ahşap işçiliği
- Ziyaret notu: Beş farklı camiden oluştuğu için rota şehir şehir planlanmalı; özellikle Beyşehir Eşrefoğlu Camii ve Sivrihisar Ulu Camii öne çıkar.
Orta Çağ Anadolu’sunda taşla yükselen yapılara karşı ahşabın zarafetini temsil eden özgün bir mimari anlayış doğdu: Ahşap hipostil camiler. Düz tavanlarını ahşap sütunlarla taşıyan bu yapılar, Selçuklu zanaatkârlığının en nadide örneklerini günümüze taşıyor. UNESCO, 2023 yılında bu beş camiyi “Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri” adıyla Dünya Mirası Listesi’ne dahil ederek bu zenginliği tescilledi.
Bu eşsiz seri, 13. ve 14. yüzyıllar arasında inşa edilmiş: Afyonkarahisar Ulu Camii, Ankara Ahi Şerefeddin (Arslanhane) Camii, Eskişehir Sivrihisar Ulu Camii, Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camii ve Kastamonu Mahmut Bey Camii. Hepsi de ahşabın sıcaklığıyla taşın sağlamlığını buluşturan hipostil planlarıyla dikkat çekiyor. Tavan kirişlerinden sütun başlıklarına kadar her detay, kündekâri tekniği, kalem işi süslemeler ve ustalıkla oyulmuş geometrik desenlerle bezenmiş durumda.
Bu camiler toplumun buluşma noktaları, ahşap işçiliğin inceliklerini sergileyen birer kültürel sahneydi. Orijinal malzeme ve plan özelliklerini neredeyse eksiksiz koruyan yapılar, Anadolu’nun manevi ve estetik mirasını bugüne taşıyor.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) 


- UNESCO yılı: 1985
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Divriği, Sivas
- Öne çıkanlar: Taç kapılar, taş işçiliği, cami-darüşşifa planı ve Mengücek dönemi mimarisi
- Ziyaret notu: Restorasyon ve ziyaret koşulları dönemsel olarak değişebildiği için güncel durum kontrol edilmeli.
1228-29 yıllarında Mengücek Beyliği döneminde inşa edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu taş işçiliğinin zirveye ulaştığı, adeta “taştan dantel” gibi işlenmiş bir başyapıt. Ahmed Şah’ın yaptırdığı cami, eşi Turan Melek’in inşa ettirdiği darüşşifa ile aynı komplekste yer alıyor. Mimarı Ahlatlı Hürrem Şah olan yapı, aynı zamanda sosyal ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir kültür merkeziydi.
Üç anıtsal kapısı (kuzey, batı ve doğu portalleri) Selçuklu sanatının özgün yorumlarıyla bezenmiş. Her bir taş süsleme, ışığa göre şekil değiştirerek adeta farklı ruhlar kazanıyor. Darüşşifa bölümü, orta avlusu, eyvanları ve iki katlı planıyla dönemin sağlık mimarisine dair ipuçları sunuyor. Caminin iç mekânında beş nefli düzen, mihrabın üstündeki zarif kubbe ve taşın üzerinde oynayan ışık, ruhani bir atmosfer yaratıyor.
1985’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, tüm Anadolu’nun gurur kaynağı. Selçuklu ve Mengücek kültürünün buluştuğu bu yapı, yüzyıllarca taşın nasıl bir sanata dönüşebileceğini kanıtlayan eşsiz bir örnek.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu UNESCO Rotaları: Tarihin Sıfır Noktası
Göbeklitepe (Şanlıurfa) 


- UNESCO yılı: 2018
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Haliliye, Şanlıurfa
- Öne çıkanlar: T biçimli dikilitaşlar, hayvan kabartmaları ve Neolitik dönemin ritüel yapıları
- Ziyaret notu: Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile birlikte gezildiğinde Göbeklitepe deneyimi daha anlamlı hale gelir.
Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde, Örencik Köyü yakınlarında yer alan Göbeklitepe, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden olan eşsiz bir arkeolojik alan. MÖ 9600–8200 yıllarına tarihlenen bu yapı kompleksi, avcı-toplayıcı toplulukların tarım öncesi dönemde anıtsal mimari inşa edebildiğini kanıtlıyor. 2018’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Göbeklitepe, “dünyanın en eski tapınağı” olarak tanınıyor ve insanlık tarihindeki sembolik düşüncenin en eski örneklerinden birini sunuyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan T-şekilli devasa dikilitaşlar, üzerlerindeki hayvan figürleri ve soyut kabartmalar, dönemin inanç sistemlerine dair ipuçları veriyor. Alanın ritüel merkez olarak kullanıldığı, toplulukların burada bir araya gelip sosyal ve dini etkinlikler düzenlediği düşünülüyor. İnşa teknikleri ve taş işçiliği, dönemin kolektif emeğini ve kültürel organizasyonunu gözler önüne seriyor.
Bugün Göbeklitepe, modern ziyaretçi merkezleri, yürüyüş platformları ve bilgilendirici panolarla tarih meraklıları için erişilebilir bir keşif noktası. Alanın küçük bir kısmının kazılmış olması, Göbeklitepe’nin hâlâ pek çok sır barındırdığını gösteriyor.
Nemrut Dağı (Adıyaman – Kahta) 


- UNESCO yılı: 1987
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Kahta, Adıyaman
- Öne çıkanlar: Kommagene Krallığı heykelleri, doğu ve batı terasları, tümülüs ve gün doğumu manzarası
- Ziyaret notu: Rakım yüksek olduğu için mevsim ve hava durumu kontrol edilmeli; gün doğumu için erken saat planı gerekir.
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, 2.150 metre yükseklikte yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılar ve atalar için yarattığı büyüleyici bir anıt kompleksi. M.Ö. 1. yüzyılda inşa edilen bu alan, Doğu’nun ve Batı’nın kültürlerini birleştirerek eşsiz bir sentez sunuyor. 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Nemrut, tarih, sanat ve mitolojinin kesiştiği bir açık hava müzesi niteliğinde.
Nemrut’un doğu ve batı teraslarında, 8-10 metre yüksekliğindeki dev tanrı heykelleri, kartal ve aslan kabartmaları ile Antiochos’un tahtı hâlâ tüm görkemiyle ayakta. Zeus-Oromasdes, Apollon-Mithras, Herakles-Artagnes gibi figürler, Grek ve Pers tanrılarının birleşimini yansıtıyor. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında bu heykellerin yüzlerinde oluşan gölge-ışık oyunları, ziyaretçilere adeta başka bir çağa geçiş hissi yaşatıyor.
145 metre çapındaki dev taş tümülüs, kralın mezarını saklayan bir anıtsal höyük. Çevresinde yer alan doğu, batı ve kuzey terasları; kabartmalar, stel (dikili taş) ve ritüel alanlarıyla kutsal bir atmosfer yaratıyor. Antiochos’un yazıtları, hem soyu hem de Kommagene Krallığı’nın tanrılarla ilişkisini anlatıyor.
Arslantepe Höyüğü (Malatya) 


- UNESCO yılı: 2021
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Battalgazi, Malatya
- Öne çıkanlar: Geç Kalkolitik saray kompleksi, mühür baskıları, kerpiç mimari ve erken devletleşme izleri
- Ziyaret notu: Kazı alanı hassas bir arkeolojik bölge olduğu için ziyaret saatleri ve erişim koşulları önceden kontrol edilmeli.
Malatya ovasında, Fırat’ın batı kıyısına yakın bir noktada yükselen Arslantepe Höyüğü, Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biri olarak insanlık tarihinin izlerini günümüze taşıyor. MÖ 6000’lere kadar uzanan geçmişiyle höyük, devlet benzeri ilk yapılanmaların, aristokrasinin ve merkezi yönetimin ortaya çıktığı alanlardan biri kabul ediliyor. 2021’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Arslantepe, binlerce yıl boyunca farklı kültürlerin ve uygarlıkların buluşma noktası olmuş.
Kazılarda ortaya çıkarılan Geç Kalkolitik Dönem saray kompleksi, kerpiçten yapılmış duvarlar üzerindeki renkli freskler ve mühür baskıları, o dönemin idari sistemlerini ve sanatsal zenginliğini gözler önüne seriyor. Erken Tunç Çağı’na ait kraliyet mezarları, silahlar, mühürler ve tören alanları ise toplumsal hiyerarşinin ve yönetim anlayışının izlerini taşıyor.
Bugün Arslantepe, geçmişi anlamak için eşsiz bir açık hava laboratuvarı. Koruma projeleri ve ziyaretçi altyapısı sayesinde höyük, tarih meraklılarına insanlığın ilk örgütlü toplumlarına dair benzersiz bir deneyim sunuyor.
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (Diyarbakır) 


- UNESCO yılı: 2015
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Diyarbakır
- Öne çıkanlar: Diyarbakır Surları, İçkale, burçlar, Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri
- Ziyaret notu: Surlar, İçkale ve Hevsel manzarası aynı rota içinde yürüyerek keşfedilebilir.
Dicle Nehri kıyısında, surların gölgesinde uzanan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, Anadolu’nun en özgün kültürel peyzajlarından biri. Tarihi 7 bin yıl öncesine kadar giden bu alan, insan yerleşimi ile doğanın uyumunu sergiliyor. 2015’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu miras, kentin askeri savunma sistemi ve tarımsal yaşam arasındaki ilişkiyi koruyarak günümüze taşıyor.
Yaklaşık 6 kilometrelik Diyarbakır Surları, burçları, kitabeleri ve anıtsal kapılarıyla geçmişin etkileyici tanıkları. İç Kale ve Dış Kale olarak iki bölümden oluşan bu savunma yapıları, Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar pek çok uygarlığın izlerini barındırıyor. Sur diplerinden Dicle’ye uzanan Hevsel Bahçeleri ise yüzyıllarca kentin gıda kaynağı olmuş; bostanları, meyve ağaçları ve bereketli topraklarıyla bölgenin hafızasında derin bir yer edinmiş.
Bugün Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, titizlikle sürdürülen koruma çalışmaları sayesinde hem tarih meraklılarını hem de doğaseverleri cezbediyor. Taş duvarların ihtişamı ve bahçelerin yeşil dokusu, ziyaretçilere kentin geçmişini ve doğayla kurduğu kadim bağı hissettiren eşsiz bir atmosfer sunuyor.
Ani Arkeolojik Alanı (Kars) 


- UNESCO yılı: 2016
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Ocaklı Köyü, Kars
- Öne çıkanlar: Ani Katedrali, Menûçihr Camii, şehir surları, kilise kalıntıları ve İpek Yolu mirası
- Ziyaret notu: Rüzgârlı ve açık bir alanda gezildiği için özellikle kış aylarında hazırlıklı gitmek gerekir.
Kars’ın Ocaklı Köyü’nde, Arpaçay Nehri’nin kıyısında konumlanan Ani Arkeolojik Alanı, 2500 yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en etkileyici kültürel miraslarından biri. Erken Demir Çağı’ndan 16. yüzyıla kadar uzanan yerleşim izleri, Ani’yi İpek Yolu’nun stratejik bir durağı haline getirdi. 2016’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan bu antik şehir, “binbir kilise kenti” olarak anılıyor ve farklı inançların, kültürlerin bir arada yaşadığı çok katmanlı bir tarihi gözler önüne seriyor.
Kent surları ve etkileyici giriş kapıları, Orta Çağ savunma mimarisinin inceliklerini sergilerken; Ani Katedrali, mimar Trdat’ın zarif dokunuşlarıyla yükseliyor. 11. yüzyıldan kalma Menûçihr Camii, Anadolu’daki en eski Türk-İslam yapılarından biri olarak Ani’nin çok kültürlü ruhunu tamamlıyor. Manastırlar, mağara şapeller, kervansaray kalıntıları ve taş köprüler, burayı adeta açık hava müzesi haline getiriyor.
Bugün Ani, özenle yürütülen koruma çalışmaları ve bilgilendirici panolarla ziyaretçilerini karşılıyor. Surların gölgesinde, rüzgârın sesini dinleyerek yürümek; kiliseler, camiler ve anıtsal yapılar arasında geçmişin çok sesliliğini hissetmek, kültür ve tarih meraklıları için unutulmaz bir deneyim.
Marmara ve Karadeniz UNESCO Rotaları: İmparatorluklar ve Sivil Mimari
İstanbul’un Tarihi Alanları 


- UNESCO yılı: 1985
- Miras türü: Kültürel
- Konum: İstanbul Tarihi Yarımada
- Öne çıkanlar: Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Süleymaniye, Zeyrek ve kara surları
- Ziyaret notu: Tarihi Yarımada yoğun olduğu için rotayı bölgelere ayırmak ve erken saatleri değerlendirmek iyi olur.
İstanbul’un kalbinde, medeniyetlerin izlerini katman katman taşıyan Tarihi Alanlar, dünyanın en büyüleyici açık hava müzelerinden biri. Ayasofya’dan Topkapı Sarayı’na, Sultanahmet Camii’nden Hipodrom’a kadar uzanan bu alan; Bizans, Osmanlı ve Roma’nın bir arada nefes aldığı eşsiz bir zaman tüneli.
Her köşesi, imparatorlukların ihtişamını ve kentin kozmopolit ruhunu yansıtıyor. Tarihi yarımadanın taş sokaklarında yürürken, yüzyılların izlerini taşıyan bir mozaik hissi veriyor; Boğaz’ın mavisiyle buluşan bu anıtlar, İstanbul’un dünya sahnesindeki ebedi rolünü fısıldıyor.
Troia Antik Kenti (Çanakkale) 


- UNESCO yılı: 1998
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Hisarlık, Çanakkale
- Öne çıkanlar: Dokuz yerleşim katmanı, surlar, antik tiyatro, tapınak kalıntıları ve Troya Müzesi
- Ziyaret notu: Troia Antik Kenti ile Troya Müzesi aynı gün içinde birlikte planlandığında hikâye daha bütünlüklü okunur.
Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde yer alan Troia Antik Kenti, hem mitolojinin hem de arkeolojinin kalbinde duran bir zaman kapsülü. M.Ö. 3000’lere kadar uzanan dokuz yerleşim katmanı, Anadolu, Ege ve Balkan kültürlerinin buluştuğu eşsiz bir köprü oluşturuyor. 1998’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu kadim kent, Homeros’un İlyada destanına konu olan efsanevi Troya Savaşı’yla özdeşleşmiş durumda.
Kazılar, Heinrich Schliemann’la başlayan serüvenin ardından günümüze kadar sürdü; her bir katmanda farklı bir medeniyetin izine rastlanıyor. Kentin surları, anıtsal giriş kapıları, Roma dönemine ait tiyatro ve tapınak kalıntıları, ziyaretçilerine binlerce yılın hikâyesini sunuyor. Troia, destanların, kültürel etkileşimlerin ve insanlığın belleğini şekillendiren olayların canlı bir sahnesi.
Bugün Troia’da dolaşırken, efsanenin ihtişamı ile tarihin somut izleri iç içe geçiyor. Alan yönetimi, yürüyüş rotaları ve Troya Müzesi sayesinde, ziyaretçiler bu zengin mirası daha derin bir bağ kurarak deneyimleyebiliyor.
The Odyssey 17 Temmuz’da Vizyonda: Troia’dan Homeros’un Destanına Bakış
Christopher Nolan’ın Homeros’un klasik destanından uyarladığı The Odyssey, 17 Temmuz 2026’da vizyonda yerini alıyor. Truva Savaşı’nın ardından Odysseus’un Ithaka’ya dönüş yolculuğunu anlatan film, Troia Antik Kenti’nin mitolojik hafızasını güncel sinema gündemiyle yeniden buluşturuyor.
Troia’yı ziyaret ederken surlar, antik yollar, tiyatro kalıntıları ve Troya Müzesi üzerinden Homeros anlatılarının izini sürmek, The Odyssey deneyimine daha katmanlı bir bakış kazandırır. Antik dünyanın efsaneleriyle arkeolojik gerçekliğin iç içe geçtiği bu alan, filmi izlemeden önce ya da izledikten sonra Homeros’un evrenini daha yakından hissetmek isteyenler için anlamlı bir durak sunuyor.
Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 


- UNESCO yılı: 2011
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Edirne
- Öne çıkanlar: Mimar Sinan’ın ustalık eseri, büyük kubbe, dört minare, İznik çinileri ve külliye yapıları
- Ziyaret notu: Restorasyon dönemleri ve ibadet saatleri ziyaret deneyimini etkileyebileceği için gitmeden kontrol edilmeli.
Osmanlı mimarisinin zirvesi olarak kabul edilen Selimiye Camii ve Külliyesi, Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği şaheseri. 1568–1575 yılları arasında Sultan II. Selim’in emriyle inşa edilen bu muazzam yapı, kubbesi, ince minareleri, çini bezemeleri ve külliye unsurlarıyla Osmanlı sanatının doruk noktasını temsil ediyor.
Caminin 31 metrelik dev kubbesi, mekânı adeta havada asılı duran bir çatı gibi örter. Dört zarif minaresi gökyüzüne uzanırken, iç mekânın ışığı bol pencerelerle doluyor; mihrap ve minberdeki ince mermer işçiliği, İznik çinilerinin zarif desenleriyle buluşuyor. Külliye; medreseler, kütüphane, arasta çarşısı ve sosyal işlevli yapılarıyla Selimiye’yi dönemin entelektüel ve toplumsal merkezi hâline getiriyor.
Selimiye Camii ve Külliyesi, Osmanlı’nın estetik gücünü ve mühendislik becerisini en saf haliyle yansıtıyor. 2011’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu başyapıt, Edirne’nin siluetine görkemli bir imza atarken, ziyaretçilerine geçmişle bugünü birleştiren eşsiz bir deneyim sunuyor.
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu (Bursa) 


- UNESCO yılı: 2014
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Bursa ve Cumalıkızık
- Öne çıkanlar: Hanlar Bölgesi, padişah külliyeleri, Osmanlı köy dokusu ve Cumalıkızık evleri
- Ziyaret notu: Bursa merkezde Hanlar Bölgesi ve külliyeler, Cumalıkızık’ta ise sabah saatleri daha sakin bir keşif sunar.
Uludağ’ın eteklerinde uzanan Bursa ve ona hayat veren Cumalıkızık Köyü, Osmanlı’nın doğuş hikâyesini anlatan canlı bir zaman kapsülü. 2014’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen bu alan; erken Osmanlı döneminin kentleşme modelini, vakıf sistemiyle bütünleşmiş sosyal yaşamını ve geleneksel köy dokusunu aynı potada buluşturuyor.
Bursa’nın merkezindeki Hanlar Bölgesi ve Orhan Gazi’den II. Murad’a uzanan padişah külliyeleri, şehrin planlı büyümesinin omurgasını oluşturuyor. Cami, medrese, hamam, imaret ve türbelerden oluşan bu külliyeler, eğitim, sağlık, ticaret ve sosyal dayanışma işlevleriyle Osmanlı şehircilik anlayışının en rafine örneklerini sunuyor.
Bursa’nın tarihsel kimliğini tamamlayan Cumalıkızık, taş ve ahşap mimarisi, kıvrımlı sokakları ve bahçeleriyle vakıf köy sisteminin özgün bir örneği. Kent ile kırın birbirini besleyen yapısı, Osmanlı’nın ilk döneminde üretim, ekonomi ve toplumsal düzenin nasıl kurgulandığını gözler önüne seriyor.
Bugün Bursa ve Cumalıkızık, titizlikle sürdürülen restorasyon çalışmaları sayesinde hem tarih meraklılarına hem de kültürel miras tutkunlarına eşsiz bir deneyim sunuyor. Çarşıların enerjisi, camilerin dinginliği ve köy sokaklarının sıcaklığı, Osmanlı’nın doğduğu topraklarda ziyaretçiyi geçmişle buluşturan benzersiz bir atmosfer yaratıyor.
Safranbolu Şehri (Karabük) 


- UNESCO yılı: 1994
- Miras türü: Kültürel
- Konum: Safranbolu, Karabük
- Öne çıkanlar: Osmanlı konakları, Arasta Çarşısı, hanlar, hamamlar ve geleneksel sokak dokusu
- Ziyaret notu: Konak gezileri, çarşı yürüyüşü ve yerel lezzet duraklarıyla bir gece konaklamalı rota daha keyifli olur.
Karabük’ün tarihi ruhunu taşıyan Safranbolu, Osmanlı sivil mimarisinin en iyi korunduğu yerlerden biri. MÖ 3000’lere uzanan köklü geçmişi, 17–19. yüzyıllarda ticaret yollarının parlayan durağı olmasıyla taçlanıyor. 1994’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren şehir, taş sokakları, ahşap işçiliği ve geleneksel konaklarıyla “yaşayan bir müze” kimliğine sahip.
Safranbolu’nun kalbi; Arasta çarşısı, Yemeniciler, bakırcılar ve lokum dükkânlarıyla dolup taşarken; tarihi evler sofaları, avluları ve odalarıyla Osmanlı aile yaşamının izlerini taşıyor. Çarşı bölgesindeki hanlar, hamamlar ve camiler; Kıranköy’ün eski Rum evleri ve Bağlar semtindeki yazlık konaklar, kentin çok katmanlı kültürünü sergiliyor.
Kentte yürürken, her sokak köşesinde başka bir hikâye sizi karşılıyor. Geleneksel konaklarda konaklayabilir, safran tarlalarında doğanın kokusunu hissedebilir ya da eski çarşılarda ustaların hünerli ellerinden çıkan ürünleri keşfedebilirsiniz. Safranbolu, geçmişle bugünü buluşturan özgün atmosferiyle kültür meraklıları için benzersiz bir rota.
UNESCO’nun güncel verilerine göre Türkiye’nin Dünya Mirası Geçici Listesi’nde 81 alan bulunuyor. Aşağıdaki bölüm, bu alanları seyahat ve kültürel miras rotaları için pratik bir referans olarak sunuyor.
Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi (Öne Çıkanlar)
- Karain Mağarası (Antalya) 1994
- Urartu ve Osmanlı Eski Yerleşimi Ahlat Mezar Taşları (Bitlis) 2000
- Alahan Manastırı (Mersin) 2000
- Alanya (Antalya) 2000
- Harran ve Şanlıurfa (Şanlıurfa) 2000
- İshakpaşa Sarayı (Ağrı) 2000
- Konya Selçuklu Başkenti (Konya) 2000
- Mardin Kültürel Peyzajı (Mardin) 2000
- Selçuklu Kervansarayları Denizli-Doğubayazıt Güzergâhı 2000
- St. Nicholas Kilisesi (Antalya) 2000
- St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu ve Tarihî Çevresi (Mersin) 2000
- Sümela Manastırı (Trabzon) 2000
- Likya Uygarlığı Antik Kentleri (Antalya ve Muğla) 2009
- Perge Arkeolojik Alanı (Antalya) 2009
- Sagalassos Arkeolojik Alanı (Burdur) 2009
- Hatay, St. Pierre Kilisesi (Hatay) 2011
- Aizanoi Antik Kenti (Kütahya) 2012
- Beçin Ortaçağ Kenti (Muğla) 2012
- Birgi Tarihî Kenti (İzmir) 2012
- Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Nevşehir) 2012
- Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı (Muğla) 2012
- Niğde’nin Tarihî Anıtları (Niğde) 2012
- Mamure Kalesi (Mersin) 2012
- Odunpazarı Tarihî Kent Merkezi (Eskişehir) 2012
- Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi (Gaziantep) 2012
- Zeugma Arkeolojik Alanı (Gaziantep) 2012
- Laodikeia Arkeolojik Alanı (Denizli) 2013
- Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Ceneviz Ticaret Yolu’nda Kale ve Sur Yerleşimleri 2013
- Anadolu Selçuklu Medreseleri (Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Kırşehir) 2014
- Anavarza Antik Kenti (Adana) 2014
- Kaunos Antik Kenti (Muğla) 2014
- Korykos Antik Kenti (Mersin) 2014
- Kültepe – Kanesh Arkeolojik Alanı (Kayseri) 2014
- Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savaşı Alanları (Çanakkale) 2014
- Eflatun Pınar: Hitit Kaya Anıtı (Konya) 2014
- İznik (Bursa) 2014
- Ahi Evran Türbesi (Kırşehir) 2014
- Vespasianus – Titus Tüneli (Hatay) 2014
- Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup (St. Jacob) Kilisesi (Mardin) 2014
- Akdamar Kilisesi (Van) 2015
- Aspendos Antik Kenti Tiyatrosu ve Su Kemerleri (Antalya) 2015
- Eshab-ı Kehf Külliyesi (İslami-Osmanlı Sosyal Kompleksi) (Kahramanmaraş) 2015
- Mudurnu Tarihî Ahi Kenti: Ahiliğin Tanıkları (Bolu) 2015
- Dağlık Frigya (Eskişehir, Kütahya, Afyon) 2015
- Stratonikeia Antik Kenti (Muğla) 2015
- Uzunköprü (Edirne) 2015
- İsmail Fakirullah Türbesi ve Işık Kırılma Mekanizması (Siirt) 2015
- Yıldız Sarayı Kompleksi (İstanbul) 2015
- Bodrum Kalesi (Muğla) 2016
- Hacı Bayram Camii ve Çevresindeki Tarihî Alanlar (Ankara) 2016
- Sultan II. Beyazıd Han Külliyesi (Edirne) 2016
- Nuruosmaniye Külliyesi (İstanbul) 2016
- Malabadi Köprüsü (Diyarbakır) 2016
- Tuşpa/Van Kalesi, Van Tarihî Kenti ve Höyüğü(Van) 2016
- Kibyra Antik Kenti (Burdur) 2016
- Yivli Minare Camii (Antalya) 2016
- Assos Arkeolojik Alanı (Çanakkale) 2017
- Ayvalık Endüstriyel Peyzajı (Balıkesir) 2017
- İvriz Kültürel Peyzajı (Konya) 2017
- Priene Arkeolojik Alanı (Aydın) 2018
- Gaziantep Yeraltı Suyu Yapıları: Livas ve Kasteller (Gaziantep) 2018
- Erken Dönem Anadolu Türk Mirası: Danişmend Beyliği Başkenti Niksar (Tokat) 2018
- Justinian Köprüsü (Sakarya) 2018
- Sarıkaya Roma Hamamı (Yozgat) 2018
- Harput Tarihî Kenti (Elazığ) 2018
- İzmir Tarihî Liman Şehri (İzmir) 2020
- Koramaz Vadisi (Kayseri) 2020
- Zerzevan Kalesi ve Mithraeum (Diyarbakır) 2020
- Karatepe Aslantaş Arkeolojik Alanı (Osmaniye) 2020
- Beypazarı Tarihî Kenti (Ankara) 2020
- Mardin Midyat Çevresi (Tur Abdin) Geç Antik ve Orta Çağ Kilise-Manastırları (Mardin) 2021
- Ankara: Modern Bir Cumhuriyet Başkentinin Planlanması ve İnşası (Ankara) 2025
- Harşena Dağı ve Pontus Kralları Kaya Mezarları (Amasya) 2015
- Güllük Dağı-Termessos Milli Parkı (Antalya) 2000
- Kekova (Antalya) 2000
- Kemaliye Tarihî Kenti (Erzincan) 2021
- Tuz Gölü Özel Doğa Koruma Alanı (Ankara-Konya-Aksaray) 2013
- Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti (Samsun) 2016
- Ballıca Mağarası Tabiat Parkı (Tokat) 2019


