white banner

Geçmişten Bugüne Barok: Miguel A. Rodrigues Hiperbarok’u Anlatıyor

13.04.2026
Geçmişten Bugüne Barok: Miguel A. Rodrigues Hiperbarok’u Anlatıyor

Yazı Boyutu:

Miguel A. Rodrigues, Heritage / Miras sergisi üzerinden hiperbarok kavramını, Barok estetiğin günümüzdeki karşılığını ve sanat pratiğinin temel sorularını anlatıyor.

Portekizli sanatçı Miguel A. Rodrigues’in işlerinin merkezinde “hiperbarok” var. Rodrigues, baroku geçmişte kalmış bir stil gibi ele almak yerine; bugünün dünyasında zaten var olan bir görsel dil olarak görüyor. Gösteriş, aşırılık, imge yoğunluğu… Bunların hepsi aslında hâlâ hayatımızın içinde.

Bu röportaj da tam olarak bu konuya eğiliyor. Sosyal medya, sürekli maruz kaldığımız görseller, sahnelenmiş kimlikler; hiperbarok bunların hepsini kapsayan bir çerçeve. Rodrigues’e göre, sergide kurulan kırmızı ve altın ağırlıklı atmosfer de bu etkiyi doğrudan hissettirmek için var. Röportajın sonunda, sanatçının üretim pratiğini hangi konular üzerinden geliştirdiğini ve gelecekte hangi kavramlara odaklanacağını öğrenmiş olacaksınız.

İstanbul’da ay boyunca gezebileceğiniz tüm sergilere göz atın!

MERKUR – Heritage / Miras Sergisi Hakkında Bilgiler

Miguel A. Rodrigues, Heritage Sergisi'nde sergilenen, akışkan ve buruşuk altın rengi metal formlara sahip soyut bir heykelin önünde, koyu mavi bir ceket ve açık renk bir gömlek giymiş, elleri cebinde, izleyiciye dönük sıcak bir ifadeyle gülümsüyor.

Portekizli heykel sanatçısı Miguel A. Rodrigues’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Heritage / Miras, Barok estetiği çağdaş bir heykel diliyle yeniden ele alan güçlü bir seçki sunuyor. Sanatçı, Portekiz Barok anlayışının görkemli mekânsal kurgusundan yola çıkarak mimarlık, bezeme ve simgesel anlatımı bir araya getiriyor; izleyiciyi tarihsel referanslarla örülü yoğun bir atmosferin içine davet ediyor.

Sergide Miguel A. Rodrigues, galeriyi bütüncül bir yerleştirme alanı olarak kurguluyor. Altın tonlu formlar ve oyma etkisi taşıyan yüzeyler, hayali bir kutsal mekân hissi yaratırken hareket, ritim ve birikim gibi barok prensipler çağdaş bir ifade diliyle yeniden yorumlanıyor. Bu yaklaşım, ritüel, otorite ve kültürel hafıza kavramlarını mekân üzerinden tartışmaya açan güçlü bir görsel kurgu oluşturuyor.

2026’da Türkiye’de Görmeniz Gereken Sanat Sergileri

“HERITAGE” sergisinde geçmişi temsil etmek yerine yeniden kuruyorsunuz; bu süreçte özellikle neleri dönüştürmek istediniz?

Coimbra'daki Joanina Kütüphanesi'nin zengin ve tarihi iç mekanında, altın varaklı kitap rafları ve süslü duvarların önünde, ortada büyük bir beyefendi portresi asılıyken, kırmızı halı serili zeminde, parlak siyah giysili ve elinde kırmızı bir figür tutan bir heykel, bir kuyruklu piyanonun yanında duruyor.
Miguel Rodrigues – Joanina Kütüphanesi – Coimbra

Sergimi, memleketim Coimbra’daki Joanine Kütüphanesi başta olmak üzere tüm ülkeye yayılmış olan 18. yüzyıl Portekiz Barok anlayışı üzerine temellendirdim. Amacım bunu yeniden üretmek değil, yalnızca bugün mümkün olan malzeme ve tekniklerle onun mantığını “hipermodern” bir koşula çevirmekti.

Beni her zaman asıl ilgilendiren, bu görsel dilin işleviydi: Onu dini ve kraliyet propagandasının bir aracı olmaktan çıkarıp sosyal medyada özellikle belirgin biçimde gözlemlenen gösteri, aşırılık ve kültürel temsil gibi çağdaş dinamikleri yansıtan bir sisteme dönüştürmek. Sergideki heykeller, teatrallik, birikim, hareket ve sembolik yoğunluk gibi temel barok ilkelerini özümser ve bunları hipergerçeklik koşulu içinde yeniden konumlandırır. Bu anlamda geçmiş, çağdaş dinamikleri düşünmek için bir araca dönüşür.

Hiperbarok Anlayışının Doğuşu

Kırmızı halı kaplı, tavan ve duvarları aynı tonlarda boyanmış bir sergi alanında, Miguel A. Rodrigues'in soyut, altın rengi, kıvrımlı heykelleri kırmızı kaideler üzerinde sıralanıyor, modern bir ortamda sanat ve mirası bir araya getiriyor.

“Hiperbarok” nasıl ortaya çıktı?

Hiperbarok, barok ile ilişkilendirdiğimiz şeyin geçmişe hapsedilmediğini, bugün yoğunlaşmış bir biçimde tam anlamıyla var olmaya devam ettiğini fark etmemden doğdu. Barok’un çağdaş versiyonlarını üretmek değil, aşırılık, gösteri, kitlesel katılım ve kimliğin sahnelenmesi gibi benzer koşullar içinde zaten hareket ettiğimizi kabul etmek istedim.

Barok aynı zamanda ilk gerçek anlamda küresel sanat hareketi olarak da değerlendirilebilir; baskın kültürlerin yayılması ve küreselleşmenin ilk süreçleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bugün bu dinamikler, sosyal medya, küresel dolaşım ve imge üretimi gibi hipermodern sistemler aracılığıyla genişletilerek hipergerçeklik koşulunu yaratmaktadır.

Bu anlayış, Hiperbarok’u çağdaş toplumda barok ilkelerinin bir devamı ve tırmanması olarak çerçeveleyen Ana Figueiredo’nun araştırmasından beslenmektedir. Bu anlamda Hiperbarok benim icat ettiğim bir şey değil, içinde çalıştığım ve görünür kıldığım bir koşuldur.

“Hiperbarok” olarak nitelendirdiğiniz eserlerinizde Portekiz tarihindeki din ve iktidar ilişkisini yansıtıyorsunuz. İzleyicinin büyülenmesini mi yoksa sorgulamasını mı daha önemli buluyorsunuz?

MERKUR galerisindeki Heritage sergisinden bir görünüm; Miguel A. Rodrigues'in barok estetiğini çağdaş bir dille yeniden yorumlayan, altın varaklı ve oyma detaylı klasik mobilyalarla bezeli bir salonda, merkezde yer alan, kıvrımlı metalik altın ve parlak kırmızı formlardan oluşan, Hiperbarok yaklaşımını yansıtan bir heykel.
Miguel Rodrigues – Sakıp Sabancı Müzesi – Istanbul

Her iki koşul da yapısal olarak birbirine bağlıdır. Bir hiperbarok bağlamda çekim, dikkat çeken mekanizmadır; çağdaş sistemlerin baştan çıkarma, imge ve anlık etki yoluyla nasıl işlediğini yansıtır.

Yüksek ahşap tavanlı, siyah metal kirişli ve tuğla duvarlı, vitrinli modern bir sergi salonunda, tavandan ince iplerle asılı duran Miguel Rodrigues'in Gemini adlı büyük, bakır renkli, kumaş hissi veren akışkan heykeli, çevredeki raflar ve kübik oturma düzenekleri arasında etkileyici bir görüntü sunuyor.

Yakın zamanda Beymen Tersane İstanbul için Gemini adlı bir eser yarattım; bu eser yaklaşımımı açıkça yansıtıyor: ölçek ve askıda kalma durumu, herhangi bir yorum gerçekleşmeden önce anında görsel bir etki yaratıyor. Eserlerimin izleyiciyi beklemesini istemiyorum; izleyiciye kendilerini dayatmalarını, onları bir tutum oluşturmaya zorlamalarını istiyorum.

Görsel: Miguel Rodrigues’in Gemini adlı eseri, Beymen Tersane

Kırmızı ve Altın: Çekicilik ile Baskı Arasındaki Gerilim

Kırmızı ve altın birlikteliği tarihsel olarak hem ihtişamı hem de şiddeti çağrıştırır; bu gerilimi izleyicinin nasıl hissetmesini istiyorsunuz?

Bu sergi için Merkur Galeri’nin tüm mekânını kırmızıya boyamaya karar verdim; amacım izleyiciyi bunaltmaktı. Kırmızının yoğunluğu baskın, neredeyse ezici bir atmosfer yaratıyor; bu sayede heykeller kendilerini öne çıkarabiliyor ve izleyiciyi tarihsel ve simgesel bir anlatı boyunca yönlendirebiliyor. Kırmızı ve altın ikili bir sistem olarak işliyor; hem otoriteyi hem de yoğunluğu yansıtıyor.

Geçmişten Bugüne Barok: Miguel A. Rodrigues Hiperbarok’u Anlatıyor

Bir hiperbarok çerçevesinde bu zıtlık büyütülüyor ve hem baştan çıkarıcı hem de dengesiz olan görsel bir aşırılık hali yaratıyor. Kırmızı ve altın gibi renklerin hâlâ içkin bir simgecilik taşıyıp taşımadığını ve bugün rengi her yere kolaylıkla uygulayabilmemize karşın bu kadim duygusal ve kültürel çağrışımların nasıl etkin kalmaya devam ettiğini merak ediyorum.

Barok’tan Günümüze: Algı Ve İktidarın Görsel İnşası

Miguel Rodrigues'in çağdaş altın rengi drape heykeli, Lizbon'daki Vaftizci Yahya Şapeli'nin detaylı Barok tarzı altın varaklı sunakları, mermer panelleri ve dini resimleriyle bezeli gösterişli tarihi iç mekanında çarpıcı bir tezat oluşturuyor.

Geçmişin siyasi ağırlığını hatırlatan bir estetikle çalışmak, kendi üretiminizde nasıl bir sorumluluk hissi yaratıyor?

Bu, yeniden üretim yerine eleştirel bir yeniden konumlanmayı gerektiriyor. HERITAGE’da bu sorulara barok bir perspektiften yaklaşıyorum; görsel dilin tarihsel olarak algıyı, inancı ve kolektif kimliği biçimlendirmek için nasıl kullanıldığına odaklanıyorum. Beni ilgilendiren şey, bir zamanlar dinî ve kraliyet bağlamlarıyla ilişkilendirilen bu mekanizmaların bugün daha dağınık biçimlerde – çoğunlukla imge, iletişim ve kültürel üretim yoluyla – nasıl var olmaya devam ettiğidir.

Görsel: Miguel A. Rodrigues, Chapel of St. John the Baptist, Lizbon’daki Barok mimari detaylardan ilhamla şekillenen referans görsel.

Bu durum, algının kolektif düzeyde nasıl şekillendirilebileceğini araştıran Edward Bernays’ın fikirleriyle örtüşmektedir. Sürükleyici ve görsel açıdan yoğun bir ortam yaratarak sergi, izleyicinin bu dinamikleri doğrudan bir eleştiri olarak konumlandırmak yerine mekânsal olarak deneyimlemesine olanak tanıyor.

Altın Bir Sembol Olarak Nasıl Çalışıyor?

Eserlerinizde altın gibi güçlü bir sembol kullanırken cazibe ile rahatsızlık arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Çarskoye Selo Sarayı'nda sergilenen, Miguel Rodrigues'e ait, pencere önündeki oymalı ve çiçek desenli krem renkli konsol üzerinde duran, bol kıvrımlı altın rengi bir heykelin turkuaz çiçeklerle süslendiği, odanın duvarlarındaki gösterişli altın varak detaylarıyla uyumlu büyüleyici bir sanat eseri.
Miguel A. Rodrigues, La Beauté, Tsarskoye Selo’daki saray mimarisinden referanslarla gelişen Barok etkili çalışma.

Altın bir hiper-gösterge olarak işlev görür. Değer, otorite ve lüksü anında iletir; ancak beni asıl ilgilendiren şey, bugün altını neredeyse hiçbir gerçek maliyet olmaksızın her şeye uygulayabilmenize karşın hâlâ aynı psikolojik etkiyi yaratmasıdır. Bu tepki içimize derinden işlemiştir. Denge, tam da bu çelişkiyle çalışmaktan doğuyor. Altın önce çeker ve baştan çıkarır; ancak ölçek, tekrar ve bağlam aracılığıyla aşırıya kaçabilir, hatta rahatsız edici hale gelebilir. Beni ilgilendiren, lüksün doygunluğa dönüştüğü, açıkça yapay olan bir şeyin hâlâ gerçek bir simgesel güç taşıdığı o nokta.

Riyad'da bir kemerli geçidin önünde yükselen, pürüzsüz metal bir kaide üzerinde yer alan, parlak altın rengi, buruşuk kumaş veya metal levhaları andıran, çevresindeki klasik mimariyle modern bir süsleme oluşturan soyut heykel.

Bu serginin ardından pratiklerinizde hangi soruların peşinden gitmeye devam edeceksiniz?

Barok mantığının küreselleşme, sanal alan ve hipergerçeklik tarafından biçimlendirilen çağdaş koşullarda nasıl işlediğini keşfetmeye devam etmek istiyorum. Özellikle simülasyonlar, simülakrlar ve imgelerin, algıyı ve kimliği şekillendirmedeki gücüyle ilgileniyorum.

Görsel: Ornamentum – Riyadh, SA

Aynı zamanda, uluslararası kariyerim boyunca kurduğum kişisel ilişkiler pratiğimde giderek daha önemli bir yer tutmaya başladı. Bu bağlantılar çalışmalarımdan ayrı değil; aksine onların yönünü, bağlamını ve anlamını etkin biçimde şekillendiriyor.

Sıkça sorulan sorular
Miguel A. Rodrigues kimdir?

Miguel A. Rodrigues, Portekizli bir heykel sanatçısı. Çalışmalarında Barok estetiği çağdaş bir bakışla ele alıyor ve “hiperbarok” kavramı üzerinden günümüz görsel kültürünü inceliyor. Altın tonlar, yoğun yüzeyler ve mekâna yayılan yerleştirmelerle tanınıyor. Uluslararası projelerde yer alan sanatçı, üretiminde tarih, iktidar ve görsel temsil ilişkisine odaklanıyor.

Heritage / Miras sergisi neyi ele alıyor?

Sergi, hiperbarok kavramı üzerinden Barok estetiğin günümüzde nasıl karşılık bulduğunu inceliyor. Gösteriş, aşırılık ve görsel yoğunluk gibi unsurlar, çağdaş kültürle ilişkilendirilerek yeniden ele alınıyor.

Heritage / Miras sergisi nerede ve ne zamana kadar görülebilir?

Miguel A. Rodrigues’in Heritage / Miras sergisi, Beyoğlu’ndaki MERKUR’da gerçekleşiyor. Sergi 2 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Ziyaret saatleri ve detaylı bilgi nereden öğrenilir?

Sergi, Salı–Cumartesi günleri 10.00–18.30 saatleri arasında açık. Güncel duyurular ve detaylı bilgiler için MERKUR’un Instagram hesabı takip edilebilir.

Özlem Güsar
Özlem Güsar Tüm Yazıları
white banner
Popüler Yazılar
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için